Загрузка видео...

Не удалось загрузить видео

На главную

🔸“Türkiye F-35 programına 1,4 milyar dolar ödedi. Programın ortağı olmasına rağmen çıkarıldı, uçaklar teslim edilmedi ve ödenen para geri verilmedi. Öncelikle Türkiye kendi hakkı olan parayı geri almalı.” 🔸“Eğer Türkiye KAAN projesinde bu kadar ilerlememiş olsaydı ABD bugün F-35 konusunda bu kadar yumuşak davranmazdı. Önümüzdeki dönemde KAAN'a yönelik eleştirilerin...

15,210 просмотров • 1 месяц назад •via X (Twitter)

Комментарии: 0

Нет доступных комментариев

Здесь появятся комментарии из оригинального поста

Похожие видео

■ Trump: Türkiye'ye F-35 verilmesi konusunda henüz nihai bir karar vermediklerini, Türkiye'nin programdaki statüsü, geçmişte satın aldığı ancak teslim edilmeyen uçakların durumu ve CAATSA yaptırımları gibi konuların çözüm süreci devam ediyor. Kısaca F 35 vermiyoruz demiş. Anlayana tabi , ekran gülleri ne der acep !!! ANALİZ : Yıllarca daha devam eder. Bu açıklama HAVUÇ YOK , SOPA var demek ... F 35 falan hak getire . Unutun demenin diplomatik beyanı. Bakacağız,edeceğiz,vesaire vs ... ■ YUNAN eski Genel Kurmay Başkanı Hristodulu : Türkiye'nin ABD'de bekletilen kendisine ait 6 / F-35 savaş uçağını geri almak istediğini,asıl hedefin bu uçakları aktif olarak kullanmak olmadığını ve "Türkiye o F-35'leri geri istiyor çünkü tersine mühendislik yapmak istiyor. Amaçları o uçakları inceleyerek kendi yerli savaş uçakları KAAN'ın yazılımını ve sistemlerini geliştirmek" diyen Hristodulu, Türkiye'nin F-35 teknolojisini analiz ederek milli savaş uçağı programına katkı sağlamayı hedeflediğini öne sürdü. ■ ABD'li emekli Albay Douglas Macgregor: ▪︎Türklere İsrail ile savaşa girmemeleri için F-35 rüşveti veriyoruz. Onların kenarda oturmasını istiyoruz. Onları kavgaya dahil etmek istemiyoruz. ANALİZ : 6 tane F 35 verseler dahi işimizi görmez.Bu tür atışlarla yoklama çekiyorlar. ■ Türkiye'nin ham petrol davasında 1,5 milyar dolar tazminata mahkum edilmesi olayının araştırılması amacıyla verilen önerge AKP ve MHP oylarıyla reddedildi . ▪︎ Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Devlet Bahçeli'nin tıpkı Türkiye'de yaptıkları "ANAYASA MAHKEMESİ KAPATILMALI , MAHKEME KARARLARINI tanımıyoruz. " beyanlarını , FRANSIZ İSTİNAF MAHKEMESİ içinde yapabileceklerini düşünüyorum. Yazık millete,milyarlarca dolar borcun üstüne borç biniyor. Hatta diplomatik ve askeri savaş sebebi olarak görmeleri gerekiyor. Çünkü,DÜNYA LİDERİMİZ var ya !!! ▪︎ Olay : ● PARİS İSTİNAF MAHKEMESİ TÜRKİYE'Yİ MAHKUM EDEN TAHKİM KARARINI RESMEN ONADI! ▪︎ Paris'ten Dev Tazminat Onaması: Irak'ın merkezi yönetiminden izinsiz şekilde, ham petrol boru hattı üzerinden usulsüz petrol taşındığı iddiasıyla açılan davada,Paris İstinaf Mahkemesi,Türkiye'nin itirazını reddederek 1 milyar 471 milyon dolarlık dev cezayı kesin olarak onadı! ▪︎ BU BORÇ DEVLET BORCU : Tıpış tıpış vergi ve cezalarla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından alınacak ve ödenecek. Devlet uyumazdı. DEVLET AKLI vardı ???? Rant cepte, Fatura Aziz Millette. ■ Türkiye 'de : ▪︎ 44,2 milyon kişi borçlu. ▪︎ Her gün 7 bin kişiye yeni icra takibi yapılıyor. • DURUM : Bireysel tercihten çıkıp BEKA riski haline geldi. ▪︎ NÜFUSUN %51’İ BANKALARA BORÇLU ! - KİŞİ BAŞI Borç 148 BİN TL ! ▪︎PROF. DR. D.PEHLİVANLI▪︎ ■ Uluslararası Finans Enstitüsü verilerine göre: ▪︎ABD hanehalkları 21,2 trilyon dolar borçla ilk sırada, ▪︎ Çin'in hanehalkı borcu 12,3 trilyon dolarla ikinci, ▪︎ Türkiye'nin hanehalkı borcu ise 151 milyar dolar civarında . ■ UKRAYNA : Yeni pornografi başkenti oldu. Parlamento, pornografinin üretimini ve dağıtımını yasallaştırdı. Ülke savaş halinde.Erkekler cephelerde ölüyor. Zelensky ise pornografi yasaları çıkarıyor. -Diana Panchenko - Ukraynalı gazeteci ■ AKP’li Mehmet Metiner: “PKK yenildiği için silah bırakmadı.MHP’nin Bilge Lideri Sn. Bahçeli’nin çağrısına uyarak kurucu önderleri Öcalan istedi diye bıraktı.” Analiz : AKP'li Mehmet Metiner PKK terör örgütünün yenilmediğini basına açık söylemiş . TV EKRANLARINDA söz konusu dahi edilmiyor. Nasılsınız AZİZ MİLLET ! YERLİ VE MİLLİLİK durum nedir ? ■ Dünyanın telekom devi VODAFONE satıldı: Yeni sahibi, Fransız milyarder Xavier Niel, BAE merkezli e& grubunun elindeki payları devralarak Londra Borsası'nda işlem gören telekom devi Vodafone’un en büyük hissedarı oldu. ▪︎ Analiz : Fransa ile ilişkilerimiz hiç iyi değil.Fransa devlet başkanı düzeyinde Türkiye'yi EGE VE AKDENİZ'DE tehdit ediyor. ■ Piyasalar yanıyor. ABD - İran savaşı devam ediyor. #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci #OndokuzBiziz #SonDakika #UkabPartisi

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

24,602 просмотров • 1 месяц назад

■ Bakanlıklar : SEFERBERLİK VE SAVAŞ HALİ prosedürlerini uygulamaya hazırlanıyor. Türkiye'nin tüm bakanlıklarında aynı kadroya "Acil Durumlar ve Savunma Planlaması Daire Başkanı" görevlerine atamalar yapıldı. Sadece Millî Savunma Bakanlığı hariç. Bu ne anlama geliyor? 16 bakanlık !!! Adalet'ten Dışişleri'ne, Enerji'den Sağlık'a kadar her sivil bakanlığa aynı atama yapıldı. ▪︎ Her bakanlıkta AFAD ile entegre çalışacak bir Daire başkanı . ▪︎ Cumhurbaşkanlığına doğrudan bilgi akışı . ▪︎Seferberlik protokolleri. ▪︎ Savaş hali prosedürleri. Uygulanması Millî Savunma Bakanlığı bu yapının dışında.MSB zaten bu kapasiteye sahipti. Tarih: 7 Mart 2026 İran'a yönelik ABD-İsrail operasyonunun başlangıcından tam 7 gün sonra. İstihbaratta "tesadüf" diye bir şey yoktur. Türkiye, olası bir kriz için kurumsal sinir ağını bugün kurdu. 2009 yılında Sivil Savunma Genel Müdürlüğü’nü kapattıktan sonra. Soğuk Savaş bitmişti , Savaş olmayacaktı. Bölgede Türkiye'den habersiz yaprak kımıldamazdı. Cart , curt vesaire derken ortalık yanıyor... ■ KIBRIS adası ve civarına yoğun askeri yığınak devam ediyor. Fransa:Charles de Gaulle uçak gemisi ve Languedoc fırkateynini konuşlandırdı. Yunanistan: F-16 savaş uçakları ve Kimon dahil savas gemileri gönderdi. Almanya: FGS Nordrhein-Westfalen fırkateynini konuşlandırdı. İtalya: Federico Martinengo fırkateynini gönderdi. İspanya: Cristobal Colon fıkateynini gönderiyor. Hollanda : Bölgeye deniz unsurları gönderdi. İngiltere : Anti-drone füzeleri taşıyan,Wildcat helikopterleri konuşlandırdı, HMS uçak gemisini gönderdi.Dragon savaş gemisi ise bölgeye vardı. Yukarıda yer alan askeri unsurlar Kıbrıs Rum Kesimine askeri destek vermek için geldiler. Kıbrıs Rum kesimine bir saldırı olmadı. Yunan Savunma Bakanı Dendias : Türkiye 'yi Kıbrıs'tan çıkartmak için Büyük fırsat " açıklamasını yaptı. Türkiye ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin hava sahasını korumak amacıyla Ercan Havalimanı'na ALTI adet F-16 savaş uçağı konuşlandırıyor. Bilgi bu kadar !!! ■ ABD ve İsrail'in İran Çatışması bölgenin ötesine yayılıyor; Yunanistan Kıbrıs'a 'adaya F-16'larını ve deniz kuvvetlerini konuşlandırmış durumda ve Türkiye de gerilimler artarken, Kıbrıs'ı yeni bir stratejik cephe hattına dönüşürken, savaş uçaklarını kuzeye göndererek karşılık veriyor. ■ Türkiye'nin gönderdiği F-16 savaş uçakları, KKTC semalarında gövde gösterisi yaptı. ■ Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Yunanistan Başbakanı Kyriakos Miçotakis, Pazartesi günü Güney Kıbrıs'a giderek Rum yönetimivle buluşacak ve bölgesel güvenliği görüşecek. ■ Donald Trump: “Benzin fiyatları artarsa, benzin fiyatları artmış olur.” ■ HATIRLATMA : Radyasyon Acil Durumlarının Yönetimine Dair Yönetmelik- Resmi Gazete 18 Haz 2020'de Uygulama: 702 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında yayınlanmıştı . ■ İsrail'den dönen Hintli gazeteci Braj Mohan Singh: "Sığınaklar bile güvenli değil, içlerinde insanlar öldü. İran füzeleri bazen siren çalmadan isabet ediyor. İsrail hükümeti hastanelere erişimi engelliyor, kayıpları gizliyor, kayıpları hakkında yalan söylüyor ve film çekimine izin vermiyor." ■ Ünlü ABD’li yayıncı Nick Fuentes Kürtlere salladı; “Kürtler berbat insanlar, umarım onları bitiririz, hayvan gibiler. Onları bilseniz barbarlar, orta doğunun en zalim ve ilkel insanları. ” ■ Vladimir Putin: " İran'a yönelik saldırılarda ABD'yi destekleyen Avrupa ülkelerine doğalgaz tedarikini keseceğiz. " ■ İsrail hava saldırılarının başkent Tahran 'daki Şahran petrol deposunu hedef almasının ardından sokaklara büyük miktarda petrol sizıntısı sonucu Tahran sokakları alevler içinde kaldı. ■ Ukrayna konvoyu Budapeşte'de durduruldu: 40 milyon dolar, 35 milyon euro ve 9 kilo altına el konuldu. Macar güvenlik güçleri, Avusturya'dan Ukrayna'ya doğru hareket eden ve içinde 40 milyon dolar, 35 milyon euro ve 9 kilo altın bulunan bir transferi Budapeşte yakınlarında durdurdu. #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci #OndokuzBiziz #SonDakika #UkabPartisi

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

119,560 просмотров • 6 месяцев назад

■ ABD'de Gazeteci Cenk Uygur ve Ana Kasparian Netanyahu'nun Türkiye tehditlerini konuştu. "İsrail her ülkeyi ezip geçebilir. Batı, konu TÜRKİYE olduğunda 'Zor durumda kalırsak Türklere ihtiyacımız var' diyor." "Netanyahu'nun Osmanlı fantezisi uydurma; asıl Büyük İsrail şu an tüm Orta Doğu'yu ele geçirmeye çalışan bir imparatorluktur." ▪︎ ANALİZ : BU Önemli detay için bakalım DEVLET AKLI ne diyecek ? Teröristbaşı Apo'ya ÖNDER dedi. Netenyahu'ya GARDAŞIM MI diyecek. İzliyoruz müthiş akılları . Ülkenin varlıkları siyaseten yağmalandı ve tükendi. Ekonomik açıdan zayıflamış Türkiye Cumhuriyetimiz,tarihin bize verdiği bütün detaylara göre bu kaçınılmaz kapışmaya mecburen girecek .Ve çok uzak değil. Batı 'nın Türkiye ihtiyacı bir slogan. Hareketler ve yapılanlar pek bir ihtiyaç göstermiyor. ■ Kıbrıs Rumları tarafından kahin olarak bilinen Ortodoks Psikopos Neophytos: ▪︎ "RUSYA ile TÜRKİYE arasında bir savaşa tanık olacağız. Bu savaş sürerken... ▪︎ Türkiye'nin Ege'de Yunanistan'ı vurduğunu da görebiliriz. ▪︎Türkiye ile İsrail arasında da bir savaş yaşanacak. Ancak ABD, Türkiye'nin Batı kampından kopmasını istemediği için devreye girecek." Analiz : Planladıklarını KEHANET diye açıklıyorlar. ANCAK VE AMA kelimesi içeren konuşmalar ucu açık yemleme olup , BATI ve ABD 'nin Türkiye Batı'dan kopmuş,sağa savrulmuş,sola gitmiş gibi bir derdi yoktur. Türkiye'nin etrafına neden yığınak yapılıyor o halde . ANCAK VE AMA olmadan cevap verecek kimse yok. ■ Hakan Fidan: “Türkiye ile İsrail arasında açık bir çatışma yaşanması için hiçbir neden yok. Netanyahu ve çevresindekiler, seçimler yaklaştıkça yeni bir düşmana ihtiyaç duyuyor. Hamas, Hizbullah ve İran’dan sonra şimdi bunu Türkiye üzerinden yapmaya çalışıyorlar.” ANALİZ : FİDAN - NATO toplantısı öncesi SAVAŞSA SAVAŞ demişti. Şimdi " ÇATIŞMAK İÇİN HİÇ BİR NEDEN YOK. " diyor. NATO toplantısında ekranlara yansıtılan cümleler içerisinde geçen belli belirteçler. Saklanan ne ? NATO toplantısı sonrası SAVAŞMAK için nedenimiz yok diyorlar . TÜRKİYE - NATO zirvesinde BATI'DAN karışmayız mesajı veyahut Türkiye'nin yanında oluruz mesajı alamadığı için , bizzat HAKAN FİDAN bu açıklamayı yaptı . ■ TÜRKİYE - AKAPE hükümeti S- 400 hav savunma sistemlerini BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİNE sattı . Analiz : Aslında satmadı,Borçtan düşüldü. BAE : 15 Temmuz darbesini destekleyen ve finanse eden ülkeydi. BAE : Sudan ve Libya 'da Türkiye’nin desteklediği güçlerle SAVAŞAN ülkeydi . BAE : Türkiye'ye karşı İsrail ile stratejik anlaşma yapan ülkeydi. BAŞARISIZ iç ve dış politika bu .Elimizden SİLAHIMIZI alıyorlar. Bunu iyi bir şeymiş gibi sunuyorlar. S 400 alındı,geldi vesaire hikayeleri ile SOKAKLARDA TUR ATAN avarellerin bu durumda tekrar sokağa çıkıp S-400 'ler gittiği üzere ZAFER TURU atmalarının anormal olmaması gerek. HAYDİ S- 400 ü verdik , sokakta Turlamaya. ▪︎ NATO zirvesi öncesi GAZLAMA medyası ... ABD - Türkiye'ye 50 milyar dolar verecek .... ABD Başkanı TRUMP - Türkiye'ye müjde verecek .... Sonuç : S-400'LER gitti. Alınan veya gelen bir şey yok . Verilen bir taahhüt yok. ●Peki,TÜRK DIŞİŞLERİ ne diyor ? ▪︎ F-35 programına tam olarak geri dönmekten farklı olarak depoda tutulan 6 adet uçak Türkiye'ye getirilebilir . Muhteşem iç ve dış politika , üstüne ekonomi politikaları... GÖRMEK İÇİN KÖR OLMAMALI. ■ Avrupa Parlamentosu aldığı KARARDA : 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sırasında Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik Kıbrıslı kadınlar ve kız çocuklarına karşı vesaireler ekleyerek ( Tecavüz falan ), karar metni boyunca doğrudan Türk Ordusu "işgalci" güç olarak tanımlayarak,metni kabul ettirerek onaylattı . TÜRKİYE YÜZYILI ve DEVLET AKLI öyle mi ? Bu dönem kadar kimse cesaret edememişti. ■ Almanya Dışişleri Bakanlığı : AB ve Schengen Bölgesi dışındaki 62 ülkeye vizeleri kaldırdı. TÜRKİYE'YE muafiyet tanımadı. ■ NATO, ANKARA zirvesinde BATI liderleri takla atıyordu değil mi ? Haberler öyle demiyor. #Atabey19HHK #SonDakika #HüseyinHakkıKahveci

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

30,045 просмотров • 1 месяц назад

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne ilişkin düzenlediği basın toplantısında konuştu ➖ Ülkemizde 22 yıl aradan sonra ikinci, başkentimizde ise ilk defa tertiplediğimiz NATO Zirve Toplantımızı başarıyla tamamladık ➖ Avrupa Atlantik güvenliğinin sınandığı bir dönemde ev sahipliği yaptığımız bu tarihi zirve, ortak geleceğimize yön verecek nitelikte icra edilmiştir ➖ Bugün savunma harcamaları, askeri yetenekler ve buna zemin oluşturan savunma sanayimiz bakımından birçok müttefike kıyasla hayli ilerdeyiz ➖ Zirveye tüm müttefikler lider düzeyinde iştirak etti. Bunu Türkiye'ye duyulan güvenin ve diplomasimizin saygınlığının yeni bir ispatı olarak görüyoruz ➖ Avrupalı müttefiklerin sorumluluk üstleneceği, adil külfet paylaşımıyla askeri kapasitelerimizin tahkim edileceği NATO'nun temellerini Ankara'da attık ➖ NATO'nun ikinci büyük kara ordusunu sevk ve idare ediyoruz. On yıllardır NATO'nun güneydoğu kanadının güvenliği önemli ölçüde ülkemize emanet edilmiştir ➖ NATO'ya üye olmakla ittifaka yalnızca jeostratejik konumumuzu değil 2 bin yıldır cenk meydanlarında olgunlaşan savaş sanatımızı da kazandırdık ➖ (NATO) İttifak bünyesindeki görevlerini her zaman layıkıyla yerine getiren, bu uğurda elini taşın altına koyan gerektiğinde bedel ödeyen bir müttefik olduk ➖ Göz bebeğimiz olan Türk Silahlı Kuvvetleri milli güvenliğimize yönelik her türlü tehdidi kaynağında bertaraf edecek kuvvet ve kudrete sahiptir ➖ İttifak'ın kolektif savunmayı tekrar merkeze alan bu yeni döneminde, adil külfet paylaşımı konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmeye hazırız ➖ Türkiye olarak kendi savaş uçağını, kendi tankını, kendi gemilerini üreten, kendi hava savunma sistemlerini geliştiren ender müttefiklerden biriyiz ➖ Avrupa Birliği'nin savunma alanındaki girişimleri NATO'yu tamamlayıcı olmalı, gereksiz tekrarlara yol açmamalıdır ➖ Müttefikler arasında savunma sanayi ürünlerinin ticaretine yönelik bazı engellemeler devam ediyor. Bunların bir an önce kaldırılması gerekiyor ➖ Çelik Kubbe Projesi aynı zamanda NATO'nun bulunduğumuz bölgelerdeki en güçlü bilek güreşidir. Birilerinin elinde farklı kubbeler varsa bizde Çelik Kubbe var ➖ Baykar önemli bir adım. Dünyadan siparişler alıyorlar, almaya devam ediyorlar. Demek ki insansız hava araçlarımız, İHA'lar, SİHA'lar dünyada karşılık buldu ➖ (Liderlerin Mehteran Birliğince karşılanması) Hepsi övgüyle bahsetti, tokalaşırken 'muhteşemdi' dediler. Hatta bazıları 'biz yeniçerilerinizi tanırız' dedi ➖ "Mavi Vatan bizim için çok önemli bir konu. Onu sadece denizlerde değil, kendi içimizde ve kara sularımızda isim olarak da kullanmaya devam edeceğiz ➖ (NATO Zirvesi) Gazze'yi ısrarla işledim, üzerinde durdum ve Gazze'yi bir Orta Doğu felaketi olarak görüyoruz, bir an önce sulhu sükuna kavuşturmamız lazım ➖ (AB üyeliği) Türkiye'ye 53 yıllık bir beklenti, 'Artık bu zulümden Türkiye'yi kurtarın' diyeceğiz kendilerine. Temenni ederim ki artık kapıyı aralarlar F110 motoru tedariği ➖ (KAAN için F110 motoru tedariki) Konuyu Sayın Trump'la daha önce görüştüm. Kendileri olumlu bir yaklaşım sergiledi, inşallah bir sıkıntı olmayacak F-35 Tedariği ➖ (F-35) Sayın Trump Türkiye'ye yönelik olumlu yaklaşım içerisinde. F-35'lerin Türkiye'ye teslimi gerçekleştiğinde dünya 'Amerika verdiği sözü tuttu' diyecek Netanyahu ve Miçotakis'in F-35 sözleri ➖ (F-35 tedariki) İki açıklamanın da benim dünyamda yeri yok. Netanyahu'nun hangi sularda yüzdüğü belli, Miçotakis'in böyle bir yanlışa düşmemesi gerekirdi ➖ Miçotakis ile Ege Denizi sorunlarını çözme konusundaki düşünceyi paylaşıyorum. Açık ve net söyleyeyim ki sorunu çözmek birinci derecede liderlerin görevidir Rusya-Ukrayna krizi ➖ (Rusya-Ukrayna) Adil bir barışın kaybedeni olmaz. Tarafları Türkiye'de yeniden bir araya getirmeye hazır olduğumuzu tekrar ifade ediyorum İsrail'in bölgedeki saldırıları ➖ (İsrail'in bölgedeki saldırıları) Kendi güvenliğini, bölgenin istikrarsızlık içinde olmasında görenler en küçük barış ışıltısını bile söndürmeye çalışıyor ➖ Bölgemizin şu anda ne yeni bir gerilime ne yeni çatışmaya tahammülü var. İnsanlık olarak hava gibi, su gibi barışa, huzura, istikrara ihtiyaç duyuyoruz

Anadolu Ajansı

14,723 просмотров • 1 месяц назад

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Tersanesi Komutanlığımızda gerçekleştirilen “Açık Deniz Karakol Gemisi Cam Roman'ın Romanya Deniz Kuvvetleri Komutanlığına Teslimi ve Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Platformlarının Hizmete Giriş ve Bayrak Çekimi Töreni”nde konuştu. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan şunları söyledi: TÜRKİYE-ROMANYA DOSTLUĞUNUN YENİ BİR NİŞANESİ Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kıymetli komutanları, savunma sanayi ve gemicilik sektörümüzün değerli temsilcileri, saygıdeğer misafirler; sizleri en kalbi duygularımla, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Öncelikle kendilerini ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduğum değerli dostum Nicuşor Dan’la Romanya heyetinin kıymetli üyelerine ülkemize hoş geldiniz, sefalar getirdiniz demek istiyorum. Bugün dünyanın göz bebeği İstanbul'da denizciliğimizin, mühendisliğimizin ve Türkiye-Romanya dostluğunun yeni bir nişanesine tanıklık etmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Sayın Cumhurbaşkanının katılımıyla gerçekleştirdiğimiz törenimizde, tarihten süzülüp gelen Türkiye-Romanya dostluğunu bir adım daha öteye taşıyoruz. Cam Roman Korvetini, Romanya Deniz Kuvvetlerine teslim ederken Koçhisar Açık Deniz Karakol Gemimizi envantere katmanın gururunu taşıyoruz. Aynı tezgâhtan çıkan, aynı mühendislik aklının ürünü olan bu iki kardeş geminin donanmalarımıza hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Her iki platformun ülkelerimize, Karadeniz'in güvenliğine, NATO ittifakına ve bölgemizin huzuruna büyük katkılar yapacağına inanıyorum. SAHADA GÜÇLÜ OLMAYANIN MASADA YER BULAMADIĞI KAOTİK DÖNEMİN ORTASINDAYIZ Konuşmamın hemen başında bir hususun altını önemle çizmek istiyorum. Sizlerin de takip ettiği üzere, dünyamız soğuk savaştan bu yana en köklü değişimlerden birini yaşıyor. Alışıla gelmiş kalıplar yıkılırken bizim zor oyunu bozar dediğimiz yeni bir güvenlik paradigması boy veriyor. Karşılaştığımız her kriz, ulusal güvenliğin başkalarına havale edilemeyecek kadar hayati bir mesele olduğunu bizlere tekrar hatırlatıyor. Sahada güçlü olmayanın masada kendine yer bulamadığı, hatta kendini menüde bulabildiği son derece kaotik bir dönemin tam ortasındayız. Türkiye, bu yeni dönemin ruhunu çok erken fark eden ve en doğru biçimde okuyan ülkelerden biridir. Büyük ve güçlü Türkiye vizyonumuzun lokomotifini savunma sanayimiz oluşturuyordu. Savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye hedefiyle çıktığımız yolda hamdolsun 23 yılda çok ciddi mesafe aldık. Engellerle, kısıtlamalarla, gizli-açık ambargolarla karşılaşmamıza rağmen hedefimize ulaşmak için sabırla yürüdük. Kendimize inandık, savunma sektörümüze güvendik. Neticede 23 yıl önce hayal dahi edilemeyecek seviyelere ulaştık. Savunma ihracatında dünyanın 11’inci büyük ülkesi konumundayız. Geçen ay 996 milyon dolar değerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ederek tarihi bir başarıya imza attık. 23 sene evvel yılda 248 milyon dolar ihracatımız varken bugün bu rakamı sadece bir hafta içinde gerçekleştiriyoruz. Askerî gemi inşa sanayimiz 103 yıllık Cumhuriyet tarihimizin en yoğun ve en verimli günlerini yaşıyor. Bugüne kadar farklı coğrafyalara 140'ı aşkın deniz platformu ihraç ettik. En küçük bottan SİHA gemimiz TCG Anadolu'ya, muhriplerden denizaltılara, millî uçak gemimiz MUGEM'e, bütün su üstü ve su altı platformlarımızı millî imkân ve kabiliyetlerimizle inşa edebiliyoruz. Aynı anda en fazla savaş gemisi yapabilen ülkelerden biriyiz. Hâlihazırda 15'ten fazlası dost ve müttefik ülkelere ihraç edilmek üzere 50'nin üzerinde savaş gemisini imal ediyoruz. Millî uçak gemisinden hava savunma muhribine, firkateynlerden açık deniz karakol gemilerine, çıkarma gemilerinden denizaltılara kadar farklı tür ve sınıflardaki platformları yüzde 80'in üzerinde yerlilik oranı ile üretiyoruz. Aynı zamanda farklı ihtiyaçlara cevap veren insansız deniz araçlarımızın araştırma, tasarım ve üretim faaliyetlerini sürdürüyoruz. Yürüttüğümüz projelerin toplam bedeli 25 milyar avro seviyesine ulaştı. DONANMAMIZ ARTIK KÜRESEL GÜÇ AKTARIM YETENEĞİNE KAVUŞTU Şurası da ülkemiz açısından gurur vericidir: TCG Anadolu'dan önce bölgesel güç aktarım kabiliyetine sahip olan donanmamız, artık küresel güç aktarım yeteneğine kavuşmuştur. Bu kabiliyeti şimdi daha perçinliyoruz. MUGEM projemizle kendi uçak gemisini tasarlayıp üretebilen dünyadaki yedinci ülke konumuna yükseliyoruz. Tüm bu platformların kritik alt sistemleri, radarları, sonarları, savaş yönetim sistemleri yazılımları Türk mühendisleri tarafından hayata geçiriliyor. Gemilerimiz muadillerinden daha üstün niteliklerde milli mühimmatlarımız ve silah sistemlerimizle donatılıyor. Hamdolsun, her alanda kendimizle yarışıyor, kendi belirlediğimiz eşikleri aşmaya çalışıyoruz. Kıymetli dostlar; dünyanın içinde bulunduğu sancılı güvenlik ortamı, dost ve müttefiklerin iş birliklerini artırmalarını elzem kılmaktadır. Bu anlayışla, savunma sanayinde sahip olduğumuz imkan ve kabiliyetleri dost ülkelerimizle paylaşmayı kendimiz için görebiliyoruz. Romanya'nın bizim için özel önemi olduğunu vurgulamak isterim. Türkiye ile Romanya'nın müttefiklik ruhuyla olgunlaştırdığı köklü ilişkiler tarihî zirvesini yaşamaktadır. Biliyorsunuz münasebetlerimizi 2011 yılında stratejik ortaklık seviyesine yükselttik. 2024 senesinde tesis ettiğimiz Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi ile ilişkilerimize kurumsal bir boyut kazandırdık. Bugün burada icra ettiğimiz tören işte bu stratejik ortaklığımızın denizlerde vücut bulmuş halidir. TÜRKİYE İLK KEZ BİR NATO VE AB ÜYESİ ÜLKEYE SAVAŞ GEMİSİ İHRAÇ ETTİ Cam Roman Korveti, iki müttefik ülkenin Karadeniz ve bölgemizin güvenliğini birlikte inşa etme iradesinin en somut göstergesidir. Karadeniz'in güvenliği, aynı zamanda Avrupa Atlantik güvenlik mimarisinin ayrılmaz bir parçasıdır. Türkiye, Romanya ve Bulgaristan arasında deniz mayınlarıyla mücadele başta olmak üzere pek çok alanda gelişen iş birliğini bu bakımdan kıymetli buluyoruz. Önümüzdeki dönemde bu iş birliğinin daha da artmasını temenni ediyoruz. Bir başka önemli husus şudur: Bugün teslim ettiğimiz ve envantere kattığımız gemilerimizde kullanılan savaş yönetim sistemi, arama ve atış kontrol radarları, sonar sistemleri, yakın savunma silahları tamamen yerli ve millî şirketlerimize aittir. ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN, Makine Kimya ve TÜBİTAK öncülüğünde kurulan güçlü savunma altyapımız bu sistemlerin üretim ve teslimatlarının kısa sürede gerçekleşmesini sağlamıştır. Romanya ile imzaladığımız satış anlaşmasıyla, Türkiye tarihinde ilk kez bir NATO ve Avrupa Birliği üyesi ülkeye savaş gemisi ihraç etmiştir. Geminin test, eğitim ve harekât hazırlık süreçlerinde sergilediği başarı, Türk deniz platformlarının kalitesini bir kez daha bütün dünyaya kanıtlamıştır. BİZ KİMSEYLE ÇATIŞMA PEŞİNDE DEĞİLİZ Kahraman Deniz Kuvvetlerimizin gücüne güç katacak TCG Koçhisar'ı da bugün hizmete alıyoruz. Açık Deniz Karakol Gemisi projemiz kapsamında inşa ettiğimiz bu platform, istihbarat, gözetleme ve keşiften arama-kurtarmaya, deniz haydutluğuyla mücadeleden deniz denetim ve savaş dışı harekâtlara kadar pek çok görevi inşallah başarıyla yerine getirecektir. Türkiye'nin gayesi, bölgemizde gerilim üretmek değil, barışı, adaleti, huzuru ve istikrarı güçlendirmektir. Biz kimseyle kriz, kaos, kavga ve çatışma peşinde değiliz, aksine karşılıklı saygıya dayalı güçlü bir iş birliğinden yanayız. Bizim kimsenin toprağında, egemenliğinde gözümüz yoktur ve olmamıştır. Bizim kimsenin meşru hak ve çıkarlarında gözümüz yoktur ve olmamıştır. Bununla birlikte, hiç kimsenin de egemenliğimize kastetmesine, ülkemize tehdit oluşturmasına, menfaatlerine zarar vermesine müsaade etmeyiz. İlkemiz çok net, biz ne hak yeriz, ne de hakkımızı yediririz. Dost ve müttefiklerimizin güvenlik ihtiyaçlarına kendi millî kabiliyetlerimizle katkı sunmayı da bu anlayışın tabii bir gereği olarak görüyoruz. Bugün bu rıhtımda denize uğurladığımız her iki gemi de dile getirdiğim bu vizyonun, bu inancın, bu kararlılığın tecessüm etmiş hâlidir. Bu düşüncelerle, Millî Savunma Bakanlığımızı, Savunma Sanayi Başkanlığımızı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızı, İstanbul Tersanesi Komutanlığımızı, ASFAT'ı ve projede görev alan tüm firmalarımızı, kıymetli mühendislerimizi, teknisyenlerimizi ve işçilerimizi gönülden tebrik ediyorum. Romanyalı dostlarımıza Cam Roman Korvetinin hayırlı olmasını diliyor, TCG Koçhisar'ımızın da Mavi Vatan'da şanlı bayrağımızı gururla dalgalandıracağına yürekten inanıyorum. Rabbim denizcilerimizin pruvasını neta, bahtını açık eylesin diyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

26,108 просмотров • 2 месяцев назад

■ İSRAİL : İSTANBUL dahil saldıracaklarını basın üzerinden söylüyor. ▪︎ SAVUNMA YAPMAYACAĞIZ , SALDIRACAĞIZ . ▪︎ Jarusalem Post: İsrail'in; Gazze, Suriye, Lübnan ve İran'da öğrendiği dersler Türkiye için de geçerli. İdlib'den İstanbul'a kadar İsrail saldırmaktan çekinmeyecek, savunma yapmayacak, saldıracak .. ■DEM PARTİ EŞ GENEL BAŞKANI TÜLAY HATİMOĞULLARINDAN İSRAİL KAFASINDA TÜRK MİLLETİNE TEHDİT !!! ▪︎ Hatimoğulları, Diyarbakır'da yaptığı bir konuşmada ve devam eden siyasi süreçlere ilişkin değerlendirmelerinde, "Süreçte negatif yönde kırılmalar gerçekleşirse Türkiye'de her yer Gazze olacak" veya "Ya barışı inşa edeceğiz ya da her yer Gazze olacak" dedi. ■ İsrailli emekli Tümgeneral Gershon Hacohen: ▪️“Yeni bir savaşa, Kudüs’un hakimiyeti savaşına giriyoruz ve karşımızda Türkiye var.” ▪️“Bu savaş, varoluşsal bir savaştır ve tehlikelerinin farkına varıp bunları bilmemiz önemli.” ▪️“Bu nedenle yeni savaşın odak noktası Kudüs olacak.” ■ İsrailli emekli Tuğgeneral Oren Solomon: ▪️“Türkiye’ye karşı çok daha net çizgiler çekilmeli.” ▪️“Eğer Türkiye buna rağmen Suriye’ye askeri olarak yerleşmeye çalışırsa onları doğrudan vurmalıyız.” ▪︎ En başından önlem için Türkiye'ye doğrudan saldırmalıyız. ■ İsrailli Emekli General "Giyora Aylend" ▪︎ Türkiye’yi İsrail’in karşısındaki "sekizinci cephe" SAVAŞILACAK ülke olarak ilan etti. ■ Emekli İsrailli General Yaakov Amidror: ▪︎ “İsrail'in Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile kurduğu ilişkiler enerji ve ticaret koridoru hedeflerinin yanı sıra "Türkiye'ye karşı bir ittifak" amacı taşıyor. ■ ABD Büyükelçisi TOM BARACK : ▪︎ İsrail-Türkiye savaşının ‘Üçüncü Dünya Savaşı’nı tetikleyebileceği konusunda uyarıda bulundu. ■ İSRAİL TÜRKİYE'YE SALDIRMAYA MI HAZIRLANIYOR? ▪︎ İsrail, Suriye'deki Türk güçlerini hedef alabileceğine inanıyor ve bu durum NATO'nun 5. Maddesi'ni tetiklemeyecek iddiasında ! ▪︎ İSRAİLLİ PLANLAYICILAR: NATO "5. Madde yalnızca egemen Türk toprağına uygulanır. Suriye içindeki operasyonlar NATO'nun kolektif savunma şemsiyesinin dışındadır!" ▪︎ TÜRKİYE: "Güçlerimize yapılacak herhangi bir saldırı anında tırmanışla karşılanacaktır. Kararlılığımızı test etmeyin!" ■ UKRAYNA , Karadeniz'de Türkiye'nin ticari gemilerini vurmaya devam ediyor. ▪︎ iki gün önce gece çift vuruş saldırısında 1 denizci öldürüldü, 8'i yaralandı ▪︎ Necibe adlı kuru yük gemisine yanaşan Kalyoncu Denizcilik'e ait Ro-Ro gemisi Ural, 18 denizciyi kurtardı. ▪︎ Ancak Ural'ın da geceyarısı Rusya'nın Novorossiysk Limanı açıklarında SİHA saldırısına uğraması sonucu mürettebattan 1 kişi öldürüldü, 8'i yaralandı.Ural, öğle saatlerinde Samsun'a ulaştı. ■ Emekli Amiral Cem Gürdeniz: ▪️İsrail, Türkiye'ye saldırmaya cüret ederse durum bambaşka bir şeye dönüşür. İşin içinde Akdeniz var, bu dediğimi unutmayın. ▪️Sadece hava kuvvetleri ve füzeler değil, işin içine donanmalar girer. ▪️Türkiye ile İsrail çatıştığı anda oluşacak blokları söyleyeyim: İsrail'in yanında Yunanistan, ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği... ▪️Bizim yanımızda ise sadece Suudi Arabistan ve Pakistan yetmez, onu hepimiz biliyoruz. Yanımızda ciddi savaş tecrübesi olan devletlerin olması lazım. ■ ANALİZ : TÜRKİYE ile SAVAŞ kararı çoktan alınmış. Savaşın adı konulmuş ve DİN eksenli olarak planlanmış. Türkiye-İsrail savaşı, Kıbrıs ve Ege'ye kadar korkuların yayıldığı büyük bir bölgesel tırmanışa yol açabilir. Eski bölgesel anlaşmazlıklar yeniden gündemin ortasına çekilirken, retorik tehlikeli derecede yoğunlaşıyor. İsrail küstahlığının arkasındaki en büyük etken; Türkiye’nin F-35’ten çıkarılmasıyla bölgede oluşan hava üstünlüğü asimetrisidir. ​Türk Hava Kuvvetleri'nin iktidarın hatalarıyla geç kalan modernizasyonu, geç kalan hava savunma sistemi İsrail'e üstünlük sağlamaktadır. İki ülke arasındaki ticaret büyük ölçüde askıya alınmış, turizm çökmüş, diplomatik temsilcilik düşürülmüş ve her iki taraftaki halk nefreti gerçekten şiddetlenmiş durumda. #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

148,325 просмотров • 12 дней назад

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, "Roketsan Üretim Tesisleri Açılışı, Seri Üretim Teslimatları ve Temel Atma Töreni"nde konuştu. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler’in de beraberinde TSK Komuta Kademesi ile katıldığı törende konuşan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan şunları söyledi: TERÖRÜN HER TÜRLÜSÜYLE MÜCADELEMİZ SÜRECEK Öncelikle bugün öğle saatlerinde İstanbul Beşiktaş'ta meydana gelen ve kahraman güvenlik güçlerimizin başarılı müdahalesiyle boşa çıkartılan kalleş saldırıyı lanetlediğimizin bilinmesini istiyorum. Menfur terör eyleminde biri ölü, ikisi yaralı olmak üzere üç terörist etkisiz hâle getirilmiş; müdahale sırasında iki kahraman polisimiz hafif yaralanmıştır. Saldırıyla ilgili hem İstanbul Başsavcılığımız hem de emniyet ve istihbarat birimlerimiz, gerekli tahkikatlarını süratle başlatmıştır. Yaralı polislerimize Cenabıallah'tan acil şifalar diliyor, İstanbul Emniyetine ve İstanbul halkına geçmiş olsun diyorum. Terörün her türlüsüyle mücadelemizi kararlılıkla sürdürecek, bugünkü gibi alçak ve zaman ayarlı provokasyonlarla Türkiye'nin güven iklimine zarar verilmesine müsaade etmeyeceğiz. Aziz kardeşlerim, bu anlamlı tören vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Sizlerin şahsında; karada, denizde, havada destan yazan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin geliştirdiği proje, ürün, sistemlerle başarılarına her gün bir yenisini ekleyen ROKETSAN ailemizin ve savunma sanayinde faaliyet gösteren 4 bin 500'ü aşkın firmamızın her bir mensubuna buradan selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. BİZ ŞEHİTLERİYLE YAŞAYAN, ŞEHİTLERİNİN DE YAŞADIĞINA İNANAN BİR MİLLETİZ Evvelemirde şu hakikati tüm kalbimle ifade etmek arzusundayım: Biz, şehitleriyle yaşayan ve şehitlerinin de yaşadığına inanan bir milletiz. Tam bin yıldır ezan-ı Muhammediler semalarda inlesin; ocaklar, haneler, ümitler sönmesin; bayrağımız gönderde şanla, şerefle, gururla dalgalansın diye, vatanımız baki, devletimiz ebedî, milletimiz özgür olsun diye canlarını feda eden tüm şehitlerimizi kemali hürmetle yâd ediyorum. Ülkemizin ve milletimizin istikbali için kahramanca mücadele eden tüm gazilerimize şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Savunma sanayinde canını dişine takarak çalışan, yalnızca elini değil gerektiğinde gövdesini de taşın altına koyarak sektörü bugünlere taşıyan tüm mühendislerimize, yazılımcılarımıza, teknisyenlerimize, işçi, yönetici ve akademisyenlerimize canıgönülden teşekkür ediyorum. Bütüncül yönetim kapasitesiyle bu çalışmaların uyum içinde yürümesini sağlayan Savunma Sanayii Başkanlığımızı da tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum; Cenabıallah sizlerden razı olsun. Türkiye'nin güçlü, müessir, muteber ve aydınlık yarınları için ortaya koyduğunuz şu emeği, harcadığınız şu çabayı inşallah hepimiz için hayırlara vesile olsun diyorum. ORDUMUZUN CAYDIRICILIĞINI ÇOK DAHA ÜST SEVİYELERE ÇIKARACAĞIZ Değerli arkadaşlar, bugün savunmada tam bağımsız Türkiye yolunda çok önemli bir eşiği daha geride bırakıyoruz. Birazdan inşallah Kırıkkale Yakıt Üretim Tesislerimizin, Lalahan Harp Başlığı Tesisimizin, İleri Teknolojiler AR-GE ve Mühendislik Merkezimizin açılışını yapacağız. Ayrıca; TAYFUN, SİPER, ATMACA, HİSAR-A, HİSAR SIFIR ve SUNGUR sistemlerimiz ile ÇAKIR, SOM, SİHA’larımızın keskin pençesi MAM-T ve MAM-L gibi birçok silah grubunu kahraman ordumuza teslim edeceğiz. Lalahan füze entegrasyon tesislerimizin de temellerini atacağız. Savunma sanayimizi daha güçlü bir kalkınma ekseni hâline getirecek ve nitelikli istihdam oranını yükseltecek bu yatırımlarla katmanlı hava savunma sistemimizi güçlendirecek, stratejik gücümüzü artıracak, seyir ve balistik füze kabiliyetlerimizi perçinleyecek, akıllı mühimmat ailemize, seri üretim hızımıza ve AR-GE kapasitemize çok önemli katkılar yapacağız. ÇELİK KUBBE'nin vurucu gücünü oluşturan bu sistemlerin daha yüksek üretim temposuna ulaşmasıyla hava savunma mimarimizi daha da tahkim etmiş olacağız. Kritik hava savunma sistemlerimiz, stratejik füze projelerimiz ve akıllı mühimmat kabiliyetlerimiz için kurulan bu yeni altyapı ile kahraman ordumuzun caydırıcılığını çok daha üst seviyelere çıkaracağız. ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEM HEDEF, DAHA HIZLI ÜRETİM Şunun altını özellikle çizmek istiyorum: Savunma sanayisinde önümüzdeki dönemin ana hedefi, yüksek teknolojili ürünleri daha hızlı, daha efektif ve daha yüksek adetlerde üretmektir. Bugün devreye aldığımız yatırımlar, belirlediğimiz hedefe giden yolda çok kritik bir merhaleyi teşkil etmektedir. Tamamlanan yatırım bedeli 1 milyar dolar, toplam yatırım ölçeği ise 3 milyar dolara ulaşan bu tesis ve sistemlerle menzile daha çabuk varacak, attığımız kararlı adımları daha da hızlandırmış olacağız. Bir kez daha hayırlı uğurlu olsun diyorum. Sektöre yeni bir ufuk çizen bu eserlerin tasarım aşamasından seri üretim sürecine emeği geçen, her türlü bu noktada adımı atan kardeşimi yürekten tebrik ediyor, ROKETSAN ailemize bir kez daha teşekkürlerimi iletiyorum. BİZ BU YENİ NİZAMIN KURUCU AKTÖRLERİNDEN BİRİYİZ Kıymetli misafirler, değerli kardeşlerim; dijitalleşme ve yapay zekâ temelli algoritmaların savunma konseptini sil baştan şekillendirdiği bir dönemi yaşıyoruz. Teknoloji ilerledikçe sahada ihtiyaç duyulan ürün ve yazılımların niteliği de günden güne değişiyor. Özellikle son dönemde yakın çevremizde patlak veren savaş, çatışma ve kriz ortamlarında buna hem de çok yakından şahitlik ediyoruz. Artık teşhis, tespit, karar alma, müdahale ve imha süreçlerinde milisaniyelerin dahi büyük bir fark oluşturduğunu en iyi sizler biliyorsunuz. Hava, kara ve deniz hâkimiyetinin iç içe geçtiği insansız teknolojilerin ve siber uzaydaki konumlanmanın tüm dengeleri değiştirdiği bir çağdayız. Bu noktada şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim: Biz, kuralların ve süreçlerin yeniden şekillendiği bu yeni nizamın kurucu aktörlerinden biriyiz. Siper savaşlarının yerini siber savaşların aldığı bu yeni sisteme ayak uydurma kaygısı taşımıyoruz, çünkü hem sahada, hem teknolojide yön ve gidişatı artık ülke olarak biz de tayin ediyoruz. Son 23 yılda geliştirdiğimiz ürün, sistem, yazılım ve platformlarla, güçlü insan kaynağımız ve kurumsal kapasitemizle bu alanda norm koyan ülkelerden biri hâline geldik. Hamdolsun bugün Türkiye; kendi semalarını koruyan, kendi platformlarını donatan, kendi mühimmatını geliştiren bir ülkedir. Dahası, tüm bunları kendi aklımız, mühendisliğimiz ve insan kaynağımızla yapabiliyoruz. Talep etmeleri durumunda dost ve müttefiklerimizin yardımına koşuyor, küresel barış ve güvenliğe en yüksek düzeyde katkı sunuyoruz. KENDİ BİLEĞİMİZİN GÜCÜNE GÜVENİYORUZ Bakınız, burada bir gerçeği sizlere ve ekranları başında bizleri izleyen vatandaşlarıma hatırlatmak durumundayım. Evet, bugün savunma sanayisi alanında dünyada parmakla gösterilen bir seviyede yer almanın haklı gururunu yaşıyoruz. Bugün etrafımızda füzeler ve dronelar uçuşurken biz kendimizi güvende hissediyor, gece yastığa başımızı gönül huzuruyla koyabiliyoruz. Bugün Allah korusun, başımıza bir şey gelse başkasına değil, her şeyden önce kendi bileğimizin gücüne güveniyoruz. Bunları sadece biz değil, rakiplerimiz ve hasımlarımız da gayet iyi biliyor. Ama şurası da bir gerçek ki savunma sanayisinde önemi bugünlerde daha iyi anlaşılan gurur verici seviyelere asla kolay gelmedik. Sınandık, oyalandık, yarı yolda bırakıldık, engellendik, tehdit edildik, hiç hak etmediğimiz kısıtlamalara maruz kaldık. Ama biz bunların hiçbirine boyun eğmedik. Aziz milletimizin duası ve desteğiyle, savunma sanayinde akıl ve alın teri döken siz kardeşlerimizin emeğiyle, kurumlarımızın eş güdümü ve devletimizin güçlü iradesiyle çok şükür bugünlere ulaştık. Tabii, bunları yaparken trajikomik manzaralara da şahitlik ettik. Hatırlayın, biz Sinop'ta füze testleri yaparken ana muhalefet partisinin Genel Başkanı, “Balıklar füze seslerinden ürküyor, yuvalarını terk ediyor.” diyordu. Biz savunma araçlarımızı çeşitlendirmeye çalışırken bu zatın timsah gözyaşlarıyla uğurladığı selefi ise "Bölgemizin yangın yerine döndüğü bir dönemde bunlara ne gerek var, bize kim saldıracak." diyordu. İktidara gelince savunma sanayisine dokunacağız, diyeninden Tank Palet Fabrikası üzerinden istismar yapanına kadar akla, vicdana, ahlaka sığmayan nice sabotaj girişimiyle karşılaştık. Değerli kardeşlerim; eğer biz bunlara kulak verseydik, savunma sanayisinde bugün geldiğimiz noktanın Allah muhafaza yakınından bile geçemezdik. Ama biz, “Bütün emelim Türk gençliğinin kanatlanmasını görmektir, bu uğurda bütün şahsi servetimi feda etmiş bulunuyorum, icap ederse sırtımdaki gömleğimi bile bu maksat uğruna satmaya hazırım.” diyen rahmetli Nuri Demirağ’ın yolundan gittik. "Biz, önüne çıkan sayısız engele rağmen biz durumdan vazife çıkardık." diyerek ömrünü büyük ve güçlü Türkiye'ye vakfeden merhum Özdemir Bayraktar ağabeyimizin mirasına sahip çıktık. Biz döktürdüğü Şahi topları dönemin savaş konseptini değiştiren, çağ açıp çağ kapatan Sultan Fatih'in emanetini omuzladık. Ve neticede Vecihi Hürkuş'un, Barbaros Hayrettin Paşa'nın, Piri Reis'in çektiği sıkıntıları, zorlukları, cefaları bugünün başarılarıyla taçlandırmayı, bunları gurur tablosuna dönüştürmeyi başardık. SAVUNMA İHRACATINDA İNŞALLAH DÜNYADA İLK 10’A GİRECEĞİZ Şu rakamlara sizlerin ve aziz milletimin dikkatini çekmek istiyorum: Savunmada dışa bağımlılık oranımızı yüzde 80’den yüzde 20’ye indirdik. Sektörel ciromuz 20 milyar doları geçti, AR-GE harcamalarımız 3,5 milyar dolar düzeyine ulaştı. Aktif proje sayımız 1.400’ü geride bırakırken proje portföyümüz 100 milyarı aştı. 2002'de sadece 248 milyon dolar olan savunma ihracatımızı geçtiğimiz sene 10 milyar doların üzerine çıkardık. 2026’nın ilk çeyreğinde savunma ve havacılık ihracatımız geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 12,1 artışla 1 milyar 910 milyon dolara ulaştı. 2028 hedefimiz olarak belirlediğimiz 11 milyar dolarlık ihracat hacmini yakalayacak, inşallah savunma ihracatında dünyada ilk 10’a gireceğiz. Yakın çevremizdeki savaşlar sona erdikten sonra milletçe başta savunma sanayisi olmak üzere her alanda büyük bir şahlanışa imza atacağız. Türkiye'nin önünü şimdiden kesmeye dönük çabalara rağmen inşallah bu büyük atılımı hep birlikte gerçekleştireceğiz. ROKETSAN, SAVUNMA SANAYİMİZİN YÜKSEK TEKNOLOJİ KARAKTERİNİ GÜÇLENDİRMEYE ÇALIŞIYOR Türkiye'nin mühendislik iddiasını, stratejik aklını, yüksek teknoloji vizyonunu temsil eden kurumlarımızdan biri olan ROKETSAN’ımız bu kutlu yürüyüşe çok önemli bir misyonu yerine getiriyor. Geliştirdiği ürünleri bugün 50’nin üzerinde ülkeye ihraç eden ROKETSAN, ülkemizin teknoloji eksenli kalkınmasına çok önemli katkılar yapıyor. ROKETSAN ailemiz 7 bini aşkın çalışanı, yürüttüğü yüzlerce proje ve derin mühendislik birikimiyle 3 binin üzerinde personelle çalışan 4 AR-GE merkezi, millî patent performansı ve yetişmiş insan kaynağı ile savunma sanayimizin yüksek teknoloji karakterini güçlendirmeye devam ediyor. Şunu da bilhassa ifade etmekte fayda görüyorum: Türkiye olarak uzaya bağımsız erişim hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Roket teknolojilerinden uydu fırlatma kabiliyetlerine varan geniş bir alanda güçlü adımlarla ilerliyoruz. Savunma ile uzayı aynı ufukta buluşturan bu vizyonun hayata geçirilmesinde ROKETSAN’ın çalışmaları inşallah gücümüzü arttıracaktır. Sektöre yaptıkları bu kritik katkılardan ötürü ROKETSAN ailemizin tüm mensuplarına şahsım ve milletim adına ayrı ayrı teşekkür ediyorum. KOBİ’lerimizden alt yüklenicilerimize, mühendislerimizden emekçilerimize, bu büyük ekosistemin tüm bileşenlerine şükranlarımı sunuyorum. Rabb'im yâr ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle açılışını gerçekleştirdiğimiz tesislerin, teslimatı yapılan sistemlerin ve temellerini attığımız yeni yatırımların ülkemiz, milletimiz ve güvenlik güçlerimiz için bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum. Millî Savunma Bakanlığımızı, Savunma Sanayii Başkanlığımızı, ROKETSAN’ımızı, bu projelerde emeği geçen tüm kurumlarımızı ve özel sektör paydaşlarımızı canıgönülden tebrik ediyorum. Sizleri bir kez daha saygıyla, sevgiyle selamlıyor, hepinizi Allah'a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

21,687 просмотров • 5 месяцев назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Bakan Yardımcısı Salih Ayhan ile "NATO'nun Ankara Zamanı: Dayanıklı Bir İttifak İçin Stratejik Konumlanma" konulu konferansa katıldı. İletişim Başkanlığı ve SETA Vakfı iş birliği ile düzenlenen panelde konuşan Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: TÜRKİYE NATO’DA BELİRLEYİCİ AKTÖRLERDEN BİRİ HÂLİNE GELDİ Bugün Türkiye’nin NATO’ya katılışının 74’üncü yılı vesilesiyle düzenlenen bu anlamlı panelde sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Öncelikle nazik davetiniz için teşekkür ediyor, böylesine mühim bir organizasyonun düzenlenmesinde emeği geçen Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımıza ve SETA Vakfımıza teşekkürlerimi sunuyorum. Bu vesileyle İttifak’ın bugüne kadar geçirdiği dönüşümü, Türkiye’nin bu süreçte üstlendiği stratejik rolü ve değişen güvenlik ortamı karşısında NATO’nun gelecek dönem vizyonuna ilişkin değerlendirmelerimizi paylaşmak için kıymetli bir zeminde buluştuğumuza inanıyorum. NATO kurulduğu 1949 yılından bu yana üye ülkelerin güvenliğini korumayı hedefleyen kolektif savunma ilkesini kurumsallaştıran ve uluslararası güvenlik mimarisinin en köklü ve en uzun ömürlü ittifakı olarak varlığını sürdürmektedir. Tarih boyunca birçok ittifak kurulmuşsa da bir kısmı kısa sürede dağılmış bir kısmı ise değişen tehdit ortamı karşısında işlevsiz hâle gelmiştir. NATO ise farklı dönemlerin meydan okumalarına uyum sağlayabilen siyasi dayanışmasını koruyabilen ve askerî caydırıcılığını sürekli yeniden üretebilen yüksek kapasiteye sahip bir yapı olarak varlığını devam ettirmiştir. Bu yönüyle NATO askerî bir ittifak olmanın ötesinde değişen güvenlik ortamına hızlıca entegre olabilen dinamik ve sürdürülebilir bir güvenlik mimarisi olarak öne çıkmıştır. Türkiye ise 1952 yılında İttifak’a katıldığından bu yana bu büyük kurumsal mimarinin yalnızca bir parçası olmamış kararları etkileyen, risk üstlenen, sahada sonuç üreten ve müttefiklerin güvenliğine doğrudan katkı sağlayan belirleyici aktörlerinden biri hâline gelmiştir. Bu çerçevede ülkemiz sahip olduğu jeostratejik konumu, yüksek askerî kapasitesi ve kriz bölgelerine coğrafi yakınlığı ile NATO’nun kolektif savunma yapısının güneydoğu kanadında cephe ülkesi olarak başladığı üyelik sürecinde artık kendisini merkez ülkelerinden biri olarak konumlandırmaktadır. TÜRKİYE SAHADA BELİRLEYİCİ KATKILAR SUNDU Elbette, İttifak’ın bugüne kadar artarak gelişen güçlü yapısının nasıl şekillendiğini daha iyi anlayabilmek için NATO’nun tarihsel gelişim sürecine kısaca bakmak da yerinde olacaktır. Bu bağlamda NATO 1949 yılında imzalanan Vaşington Antlaşması’nın 5’inci maddesi çerçevesinde bölgesel ve küresel gelişmelere göre dönüşümünü sağlayarak tarihin bugüne kadar görmüş olduğu en önemli ittifak özelliğini kazanmıştır. İttifak, İkinci Dünya Savaşı’nı müteakip Soğuk Savaş’ın gerektirdiği büyük askerî kabiliyetler bu kabiliyetleri destekleyecek altyapı ve idame tesisleri ile birlikte çalışabilirliği inşa ederek ortak güvenliği sağlamıştır. Bu dönemde NATO’nun temel önceliği kolektif savunma çerçevesinde güçlü ve caydırıcı bir askerî yapı tesis etmek olmuştur. Ancak Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte uluslararası sistemde köklü bir değişim yaşanmıştır. Fukuyama’nın “Tarihin Sonu” olarak tanımladığı Berlin Duvarı’nın yıkılması ile biten Soğuk Savaş beraberinde küreselleşme ve liberalizmin yaygınlaşmasının da etkisiyle müttefiklerin askerî kabiliyetlerini önemli ölçüde azaltmasına ve NATO’nun gerekliliğinin sorgulanmasına yol açmıştır. Bununla birlikte söz konusu dönemde Balkanlardaki çatışmalar ile Avrupa-Atlantik Bölgesi’ne yönelik terör saldırıları bu tartışmaları kısa sürede sonlandırmıştır. Bu dönemde NATO; ortaklıklar mekanizması ve kapasite inşası ile barışı sağlama ve koruma harekâtlarına ağırlık verirken, müttefiklerin güvenliğini sağlayacak etkili askerî kabiliyetler ve sistemler geliştirmiştir. Konvansiyonel silahlı çatışmaların NATO coğrafyasının kapısına dayanmasıyla birlikte İttifak yeniden bir dönüşüm geçirirken 2020 yılında Savunma ve Caydırıcılık Konseptini onaylamasıyla tekrar ortak savunmayı ön plana çıkarmıştır. Bu kapsamda stratejik ve bölgesel planlar hazırlanmış, bahse konu planları uygulayacak komuta yapıları tesis edilmiş ve alarm sistemleri modernize edilmiştir. Müttefikler bahse konu planların askerî kuvvet ihtiyaçlarını geliştirmek maksadıyla yeni askerî yetenek hedeflerini onaylamış ve bu hedeflerin yakalanması için gerekli savunma bütçesini sağlamayı geçen yıl Lahey’de icra edilen Liderler Zirvesi’nde taahhüt etmişlerdir. Aynı zirve ve müteakip toplantılarda ABD’nin adil külfet paylaşımı talepleri ile Avrupalı müttefikler ve Kanada’nın NATO’da daha fazla sorumluluk alması da kabul edilmiştir. Öte yandan, ABD’nin Avrupa’ya verdiği desteği azaltmaya ilişkin sınamasıyla karşı karşıya kalan NATO’nun bu yeni şartlar altında göstereceği değişim, Avrupa’nın geleceği açısından da belirleyici olacaktır. Bu gelişmeler doğrultusunda Avrupa ülkeleri kendi savunmalarını güçlendirmek amacıyla savunma harcamalarının artırılması, savunma sanayi üretiminin geliştirilmesi, tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi ve silahlı kuvvetlerin kabiliyetlerinin pekiştirilmesine yönelik adımlar atmaktadırlar. Ayrıca hibrit tehditlere karşı koyma kapasitesinin geliştirilmesi ve silahlı kuvvetler için sürdürülebilir insan kaynağının oluşturulması gibi alanlarda çeşitli inisiyatifler, finansman modelleri ve yatırım tedbirleri hayata geçirilmektedir. Bu çabaların temelinde ise NATO’nun Avrupa güvenliğindeki merkezi rolü yatmaktadır. Nitekim bu rol sadece organizasyon yapısından değil oluşturduğu askerî kabiliyetlerden kaynaklanmakta ve Avrupa’da bu işlevi ikame edebilecek bir uluslararası yapı bulunmamaktadır. İfade etmiş olduğum bu gelişmeler, NATO’nun yalnızca kurumsal dönüşümünü değil aynı zamanda müttefik ülkelerin bu süreçte üstlendiği rollerin önemini de açıkça ortaya koymaktadır. Bu çerçevede özellikle vurgulamak gerekir ki Türkiye uzun tarihsel süreç içerisinde İttifak’ın yüzleştiği her sınamada aktif rol üstlenmiş ve sahada belirleyici katkılar sunmuştur. Şu bir gerçek ki 74 yıllık süreçte hem İttifak hem de ülkemiz çok sayıda sınamayla karşı karşıya kalmıştır. Soğuk Savaş’ın sert kutuplaşmasından Balkan krizlerine, Afganistan’dan Afrika’daki güvenlik sorunlarına, terör tehdidinden hibrit saldırılara, enerji güvensizliğinden siber risklere kadar genişleyen tehdit yelpazesiyle karşı karşıya kalınmıştır. Bu dönemde NATO proaktif bir anlayışla ve dayanışma içinde hareket ederken, tüm bu kriz ortamlarındaki tutum ve reaksiyonlarıyla dünyanın en başarılı savunma örgütü olarak da kendini açıkça kanıtlamıştır. Dolayısıyla tarihsel tecrübenin üzerine inşa edilen günümüz güvenlik ortamına bakmak, NATO’nun neden hâlen vazgeçilmez bir aktör olduğunu ve Türkiye’nin İttifak içindeki artan önemini daha net ortaya koyacaktır. GEÇİCİ ATEŞKESİ MEMNUNİYETLE KARŞILIYORUZ Sizlerin de yakından takip ettiği üzere artan risk ve tehditleri nedeniyle güvenlik paradigmalarının hızlı ve sürekli olarak değiştiği hassas bir süreçten geçilmektedir. Küresel ve bölgesel düzeyde belirsizliğin ve öngörülemezliğin hâkim olduğu bu ortamda konvansiyonel tehditler siber saldırılar ve nükleer riskte artış gözlemlenmektedir. Bölgesel çatışmalar terörizm hibrit harekât ve vekâlet savaşları yaygınlaşmaktadır. Enerji güvenliğinin çatışmaları artırma potansiyeli ticaret savaşlarının yoğun etkisi ve uzay yarışının yeni rekabet ortamı yaratma potansiyeli önümüzdeki dönemin öne çıkan güvenlik konuları arasındadır. Çin’in muhtemel bir rakip olarak ortaya çıkmasıyla başta ABD olmak üzere dünyanın dikkati büyük ölçüde Hint-Pasifik’e yönelmekte, Hindistan-Pakistan ve Pakistan-Afganistan hattında çatışma eğilimleri belirmektedir. Esasen, son 4 yıldır devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı’nın oluşturduğu çok yönlü risklerle birlikte İsrail’in son yıllarda Gazze başta olmak üzere Lübnan ve Suriye’ye yönelik saldırılarıyla bölgesel güvenliği tehdit altında bıraktığı görülmektedir. Bu kaotik ortam geçtiğimiz ay İsrail ve ABD’nin İran’a saldırıları, buna karşı İran’ın bölge ülkelerini hedef alan misillemeleri ile bölgemizi ve tüm dünyayı daha büyük güvenlik riskleriyle karşı karşıya bırakmakta ve tüm dengeleri etkileyecek bir potansiyeli de taşımaktadır. Bu yüzden dün itibarıyla ABD ve İran arasında ilan edilen geçici ateşkesi bölgenin daha büyük felaketlerle karşılaşmaması adına memnuniyetle karşılıyor, bu önemli adımın, sahada tam anlamıyla uygulanmasını ve kalıcı barışa giden yolda değerli bir başlangıç olmasını diliyoruz. MİLLÎ DAYANIKLILIĞIMIZI ARTIRACAK ÖNLEMLERİ ALMAYI ZORUNLULUK OLARAK GÖRÜYORUZ Özetle içinden geçtiğimiz dönem uluslararası güvenlik mimarisinin köklü bir dönüşüm sürecine girdiğini açıkça göstermektedir. Bu gelişmelerle ortaya çıkan değişken ve öngörülemez savunma ve güvenlik ortamında NATO’nun kritik önemi de devam etmektedir. Öte yandan içinde bulunduğumuz savunma ve güvenlik denklemi, ulusal güvenliğin ve sınırların korunmasının yanı sıra toplumların direnç kapasitesini kritik altyapıların emniyetini siber ve dijital alanın savunulmasını ve kamuoyunun manipülasyona karşı korunmasını da zorunlu kılmaktadır. Bu çerçevede NATO dâhil olmak üzere uluslararası güvenlik yapılarının makul, dengeleyici ve koruyucu bir bakış açısı benimsemesi yalnızca bölgesel istikrar için değil, küresel düzenin sürdürülebilirliği açısından da hayati önemdedir. Şu bir gerçek ki NATO’nun geleceği artık yalnızca askerî kapasitesine değil stratejik dayanıklılığına, uyum ve koordinasyon kabiliyetine ve siyasi bütünlüğüne doğrudan bağlıdır. Bu nedenle dayanıklılık kavramı İttifak’ın yalnızca askerî gücünü destekleyen bir unsur değil aynı zamanda hibrit ve çok katmanlı tehditlere karşı en kritik savunma hattı hâline gelmiştir. Dolayısıyla müttefik ülkelerin bu alanda geliştirecekleri kapasite NATO’nun bütüncül savunma yaklaşımının ayrılmaz bir parçasını teşkil etmektedir. Bu bakımdan bizler de kahraman ordumuzun ve göz bebeğimiz savunma sanayimizin güçlendirilmesi çabalarımızla millî dayanıklılığımızı daha da artıracak önlemleri almayı bir zorunluluk olarak görüyoruz. Burada temel soru şudur: “Tehdit artık yakındır ancak bu tehdide karşı koyabilecek gerçek bir ordu yapımız var mı?” Bu sorunun cevabı dünyanın pek çok ülkesinde savunma mimarisinde başta personel yetersizliği ve donanımsal eksiklikler olmak üzere ciddi bir stratejik kırılma yaşandığını da göstermektedir. Söz konusu durum aynı zamanda disiplin, tecrübe, muharebe devamlılığı ve komuta-kontrol kültürünün aşınması anlamına da gelmektedir. KAHRAMAN ORDUMUZ PROFESYONEL OMURGASIYLA GÖZ DOLDURUYOR Birçok ülkede askerî hazırlık düzeyi tartışılır hâle gelmişken Türkiye çevresindeki çatışma alanlarının sürekliliği, tehdit çeşitliliği ve çok boyutlu güvenlik baskıları sebebiyle stratejik kültürünü saha tecrübesiyle besleyen nadir devletlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Bugün kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarımızın yüksek muhariplik seviyesi, müşterek harekât kabiliyeti ve gerçek saha deneyimi sayesinde caydırıcılığını her koşulda ortaya koyabilen bütünleşik bir güç yapısına sahiptir. Nitekim kahraman ordumuz her türlü arazi ve iklim şartında meskûn mahal, özel harekât ve sınır ötesi gibi çok yönlü operasyonlarda NATO standartlarındaki ortak harekât, hızlı intikal ve lojistik destek kabiliyetleriyle personelinin eğitim sürekliliği disiplin seviyesi ve profesyonel omurgasıyla göz doldurmaktadır. Bu nitelikler dünya ordularının önemli bir bölümünün aksine hazır olma seviyemizi sürekli yüksek tutan bir kuvvet yapısının en somut göstergesidir. Bu mümtaz seviyeye stratejik öngörü, doğru personel politikaları, etkin kuvvet planlaması ve Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde yerli ve millî savunma teknolojileriyle desteklenen modernizasyon sayesinde ulaşılmıştır. Bugün yerli ve millî savunma sanayimiz; insansız sistemler, hava savunma çözümleri elektronik harp kapasitesi, mühimmat teknolojileri, deniz platformları ve komuta-kontrol altyapılarıyla sadece ulusal savunmamıza değil, NATO’nun caydırıcılık ve savunma kapasitesine de doğrudan katkı sunan stratejik bir kuvvet çarpanı hâline gelmiştir. TÜRKİYE ARTIK MERKEZÎ BİR MÜTTEFİK OLARAK KONUMLANDI NATO’nun Caydırıcılık ve Savunma Konsepti ile beraber Türkiye terör tehdidini öne çıkarmaya devam etmiş, kendi coğrafyasında sağladığı askerî etkilere ilave olarak 360 derece yaklaşımıyla geliştirdiği kabiliyetleri ile hızlı reaksiyon kuvvetlerini harekât alanı seviyesinde sevk ve idare edebilen ender müttefiklerden birisi olmuştur. Böylece ülkemiz Soğuk Savaş dönemindeki kanat ülkesi rolünden artık Avrupa coğrafyasının tamamında güvenlik sağlayabilen merkezi bir müttefik olarak konumlanmıştır. Bu stratejik rol kapsamında ülkemiz Afganistan’dan Bosna-Hersek’e ve Kosova’ya, Akdeniz’den Baltık bölgesine kadar uzanan NATO görev ve operasyonlarında etkin bir rol üstlenmiş; askerî, lojistik ve eğitim katkılarıyla her zaman güvenilir bir müttefik olmuştur. Dolayısıyla Türkiye yalnızca bulunduğu coğrafyada değil İttifak’ın tamamında güvenlik üreten, riskleri dengeleyen ve gerektiğinde sahada sonuç alan bir müttefik olarak öne çıkmaktadır. İttifakın güçlü ve saygın bir üyesi, aynı zamanda ikinci büyük ordusuna sahip ülke olarak askerî eğitim, tatbikat, harekât ve diğer sorumluluklarımızı örnek teşkil edecek şekilde büyük bir başarıyla yerine getirmekteyiz. Türkiye NATO misyonlarına yalnızca kuvvet katkısı sunan bir ülke değildir. Eğitimden müşterek planlamaya, tatbikatlardan komuta-kontrol süreçlerine kadar uzanan geniş bir alanda İttifak’ın operasyonel etkinliğini artıran başlıca müttefiklerden biridir. Bunun en yakın ve somut örneği Steadfast Dart-26 tatbikatıdır. NATO’nun bu kapsamlı tatbikatına 2 bin 67 personelden oluşan müşterek bir kuvvet ve Anadolu Deniz Görev Grubu ile katıldık. Bu unsurların ülkemizden 6 bin 450 kilometre mesafeye, Merkez Bölgesine konuşlanması bölgedeki NATO ve davet tatbikatlarında aktif rol üstlenmesi ve Esnek Caydırıcılık Seçenekleri faaliyetine iştiraki, NATO’nun birlik ve dayanışmasına desteğimizin en açık göstergesi olmuştur. Ayrıca konvansiyonel kapasitemizi artırmaya da devam ediyoruz. Komando Tugayı kapasitemizi 25’e çıkararak ve teröre karşı 6 farklı harekât bölgesinde eş zamanlı olarak doğrudan silahlı mücadeleden kapasite inşasına kadar değişik görevler icra ederek başarılı olduk. Üç yıl içerisinde ilave Komando Tugayları teşkil ederek kapasitemizi 40’lı rakamlara ulaştırmayı planlıyoruz. Bu tugaylar muharebe sahasında kendini ispatlamış olup, günümüzde önem kazanan hibrit savaş tekniklerini en iyi uygulayan birliklerdir. Ayrıca 2028’den itibaren 2 yıl süre ile NATO’nun en kritik ve stratejik kuvveti olan ve müttefiklerin en yüksek oranda kuvvet katkısı sağladığı Müttefik Reaksiyon Kuvvetinin (Allied Reaction Force) emir ve komutası görevini üstleneceğiz. Müttefik Reaksiyon Kuvveti görevi NATO’ya verdiğimiz önemi 360 derece güvenlik perspektifimizi ve Türkiye’nin Avrupa’nın güvenliğindeki merkezî rolünü bir kez daha vurgulamaktadır. Öte yandan Kosova’da da NATO Kosova Gücü yani KFOR Komutanlığı görevini ikinci kez devraldık. Operatif İhtiyat Taburumuzu dört kez Kosova’ya konuşlandırarak Türkiye’nin Balkanlar’daki barış ve istikrar bakımından ne derece güven verici bir aktör olduğunu açık şekilde ortaya koyduk. Bunun yanı sıra Akdeniz ve Ege’de faaliyet gösteren NATO Deniz Harekât ve Misyonlarının komutası ülkemiz tarafından değişik dönemlerde sürekli olarak deruhte edilmektedir. Ayrıca, bu yıl Estonya’da akabinde Romanya’da NATO Hava Polisliği görevlerini icra edeceğiz. Türkiye tüm bu faaliyet ve katkılarıyla yalnızca sahada değil NATO’nun planlama ve karar alma mekanizmalarında görev yapan yüksek profesyonellik ve sorumluluk bilincine sahip komutanlarımız ve karargâh subaylarımız ile NATO’nun güvenlik mimarisine yön veren başlıca ülkelerden biri olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. CUMHURBAŞKANIMIZIN ETKİLİ VE GÜVENİLİR LİDER DİPLOMASİSİ, ANKARA’DAKİ NATO ZİRVESİ’NDE ÖN PLANA ÇIKACAK NATO’da askerî ve operasyonel katkılarımızın ulaştığı bu seviye doğal olarak diplomatik ve stratejik ağırlığımızı da daha görünür kılmaktadır. Ülkemizin İttifak’a sağladığı katkılar ile güvenlik üretmedeki askerî ve diplomatik güç ve en önemlisi Sayın Cumhurbaşkanımızın etkili ve güvenilir lider diplomasisi 2026 yılı NATO Ankara Zirvesi’nde ön plana çıkacaktır. İttifakların yalnızca ortak tehditlere karşı değil aynı zamanda ortak değerler ve ortak akıl etrafında güçlü kaldığını tarih bize göstermektedir. Dolayısıyla ortak değerleri paylaştığımız müttefiklerimizin liderlerinin dönüşüme ilişkin ortaya koyacağı çabalar NATO’nun değişen güvenlik ortamına uyum sağlama kararlılığının somut bir göstergesi olacaktır. Bu zirvede hedefimiz ittifakın birlik ve beraberliği ile günümüz tehdit ve sınamalarına karşı Avrupa-Atlantik bölgesinin korunmasına yönelik NATO’nun kararlılığının vurgulanmasıdır. Geleceğin NATO’sunun çok boyutlu bir güvenlik ekosistemi sağlayabilmesi maksadıyla Ankara Zirvesi’nden beklentimiz öncelikle müttefiklerin 5’inci maddeye bağlılıklarını teyit etmeleridir. Buna ilave olarak; - Müttefiklerin savunma harcama taahhütleri ve kendilerine tahsis edilen askeri yetenek hedeflerinde geldikleri aşamayı somut olarak ortaya koymaları, - Savunma üretim kapasitesini artırmak, yenilikçi ve sürdürülebilir savunma sanayi ekosistemini güçlendirmek ve yeni yetenek hedeflerine ulaşmayı kolaylaştıracak iş birliği alanlarını belirlemeleri, - Liderlerimize sunulacak olan savunma ve caydırıcılık hazırlıklarını onaylamalarıdır. Ayrıca Zirvede Avrupa Birliği’nin başta ülkemiz olmak üzere AB üyesi olmayan NATO müttefiklerini dışarıda bırakan güvenlik yaklaşımlarından vazgeçmesini ve NATO’yu destekleyici pozisyonuna geri dönmesini ümit ediyoruz. Aksi takdirde Avrupa Birliği’ni bu yaklaşımının Avrupa’nın güvenliği ve dayanıklılığına, ABD’nin Avrupa’da kuvvet azaltmasından daha fazla zarar vereceğini değerlendiriyoruz. Gerçek şu ki Türkiye güçlü savunma yetenekleri ve sanayisiyle Avrupa’nın güvenliğine ve savunmasına daha da fazla katkı sağlayabilir. Avrupalı pek çok dostumuzun bunun farkında olduğunu biliyor, diğerlerinin de bunu çok iyi analiz edeceğini ve makul bir yaklaşım sergileyeceklerini düşünüyoruz. TÜRKİYE NATO’YA AKTİF KATKI SUNAN BİR MÜTTEFİK OLMAYA DEVAM EDECEK Sonuç olarak küresel güç mücadelelerinin ve buna bağlı çatışmaların daha da artmasının muhtemel olduğu önümüzdeki süreçte NATO’nun devamlılığının ülkemiz ve Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliği açısından büyük önem arz ettiği kanaatindeyim. Türkiye bu hassas süreçte karşılaştığı krizlerde gerilimi artıran değil azaltan, çatışmayı derinleştiren değil yöneten bir yaklaşımı savunmaktadır. Çevremizdeki ateş çemberine rağmen ülkemiz istikrar adası ve güvenlik merkezi olma vasfını sürdürmekte, aynı zamanda diplomasiyi önceleyerek çatışmaların sona erdirilmesi için yoğun bir çaba sarf etmektedir. Nitekim en son İran ile ABD ve İsrail arasındaki savaşta ülkemizin Sayın Cumhurbaşkanımızın riyasetindeki makul, rasyonel, yapıcı tutum ve yaklaşımı her kesimden vatandaşlarımız tarafından doğru bulunmakta ve desteklenmektedir. Aynı şekilde ülkemizin yerli ve millî savunma sanayinde gerçekleştirdiği atılımlar da takdir edilmekte ve bekamız açısından vazgeçilmez görülmektedir. Yapılan güncel anketler de bu durumu açıkça ortaya koymaktadır. Türkiye olarak bekamızın korunması, egemenlik haklarımıza saygı, uluslararası hukuka bağlılık ve müttefik güvenliğinin sağlanması temel ilkelerimizdir. Özellikle belirtmeliyim ki Türkiye’nin NATO içindeki kritik rolü bağımsız karar alma kapasitesi ile müttefiklik sorumluluklarını aynı anda yürütebilen dengeli ve ilkeli bir stratejik anlayışa dayanmaktadır. Bu yaklaşım hem millî menfaatlerimizin korunmasını hem de kolektif savunma yükümlülüklerinin güçlü şekilde yerine getirilmesini mümkün kılmaktadır. Türkiye kendi güvenliğini de içeren NATO’nun uzun vadeli güvenliği kapsamındaki ortak vizyona önemli katkılar sağlama hedefini kararlılıkla sürdürmektedir. Bundan sonra da her türlü tehdide karşı müttefikleriyle entegre bir şekilde çalışan yaklaşımını devam ettirecektir. Türkiye NATO’nun güvenilir bir ortağı, etkin bir katkı sağlayıcısı ve stratejik bir denge unsuru olma rolünü başarıyla yerine getirmeye ve ittifakın dönüşüm sürecine aktif katkı sunan bir müttefik olmaya devam edecektir. Bu çerçevede bugün gerçekleştirilen bu panelin NATO’nun dönüşen güvenlik ortamı içerisindeki rolüne dair farkındalığı artırmasını ve Türkiye’nin bu yapı içerisindeki stratejik konumuna katkı sunacak yeni değerlendirmelere vesile olmasını temenni ediyorum. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken bu anlamlı organizasyonun düzenlenmesinde emeği geçen başta Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımız ve SETA Vakfımız olmak üzere katkı sağlayan herkese bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca programımıza teşrif eden siz kıymetli katılımcılara değerli katkılarınız ve ilginiz için ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

34,388 просмотров • 4 месяцев назад

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Tersanesi Komutanlığımızda gerçekleştirilen “Deniz Platformlarının Hizmete Giriş, Bayrak Çekme ve İlk Sac Kesim Töreni”nde konuştu. Bakan Yaşar Güler’in de beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Bakan Yardımcıları Musa Heybet ve Salih Ayhan ile birlikte katıldığı törende, Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan şunları söyledi: TÜRKİYE-PAKİSTAN DOSTLUĞU, KIYAMETE KADAR DEVAM EDECEK Bugün çok özel bir program münasebetiyle dünyanın göz bebeği şehri İstanbul’da, İstanbul Tersane Komutanlığımızda sizlerle bir aradayız. Deniz platformlarımızın hizmete giriş, bayrak çekme ve ilk sac kesme töreni vesilesiyle sizlerle bir arada olmaktan memnuniyet duyuyorum. Törenimize Pakistan'dan teşrif eden kıymetli misafirlerimize, ikinci evleri olan Türkiye’ye hoş geldiniz, sefalar getirdiğiniz diyorum. Mavi Vatan'ın dört bir yanında büyük bir adanmışlıkla görev yapan tüm personelimize, Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın tüm mensuplarına ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Türkiye için çalışan, Mavi Vatan'ın muhafazası ve gerektiğinde müdafaası için gecesini gündüzüyle birleştiren herkesten Cenabıallah razı olsun. Yine bu vesileyle; asırlardır nazlı hilalin özgürce dalgalanması için toprağa düşen şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Evet, bugün Türk tersaneciliği ve donanması açısından bir gurur anına, hem de çok büyük bir gurur anına hep beraber şahitlik ediyoruz. Öncelikle bizlere bu gururu yaşatan İstanbul Tersane Komutanlığımızın işçisinden mühendisine bütün mensuplarını canıgönülden tebrik ediyor, kendilerine şahsım ve milletim adına teşekkürlerimi sunuyorum. Ülkemiz tersanelerine güvenmekte ne kadar haklı olduğumuzu bugün bir kez daha görüyoruz. Malumunuz Pakistan Deviz Kuvvetlerinin ihtiyacını karşılamak üzere Eylül 2018 tarihinde 4 adet MİLGEM inşa sözleşmesi imzalamıştık. İlk gemi PNS Babür’ü 24 Mayıs 2024 tarihinde Pakistan’a teslim ettik. Bugün de her türlü test ve tecrübe faaliyetlerini başarıyla tamamlayan PNS Hayber’in teslimini yapıyoruz. Projenin 4’üncü gemileri Karaçi Tersanesinde inşa ediliyor. 3’üncü gemi PNS Bedir’in Haziran 2026 sonunda, 4’üncü gemi PNS Tarık’ın ise 2027 yılının ilk çeyreğinde teslimi planlanıyor. En son teknolojiyle donatılmış bu gemilerin kardeş Pakistan donanmasına şimdiden hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Kökleri ortak tarihimizin derinliklerine uzanan ve asırlar boyunca sınanarak bugünlere gelen Türkiye-Pakistan dostluğu; Allah’ın izniyle kıyamete kadar devam edecek, serpilecek, güçlenecektir. Değerli arkadaşlar, çok değerli misafirler; bugün burada denize uğurladığımız ve bayrak çektiğimiz platformlar alın terinin, aklın, emeğin, cesaretin ve adanmışlığın eseridir. Bunların en başında havadan bağımsız tahrik sistemi ve gelişmiş sonar yetenekleriyle sessiz derinliklerin millî bekçisi olacak TCG Hızırreis denizaltımız vardır. Hızırreis denizaltımızı bugün hizmete veriyoruz. Hizmete aldığımız bir başka platformumuz, yeni tip çıkarma gemimiz Ç159’dur. Bu platform hem askerî harekâtlarda hem de barış dönemindeki insani yardım operasyonlarında fırtınalı sularda görev yapacaktır. Ulaq silahlı insansız deniz aracımız bir diğer kıvanç kaynağımızdır. Dijital dönüşümün, yapay zekâ tabanlı otonom sistemlerin denizlerdeki sembolü olacak Ulaq, geleceğin harekât sahasının öncülerindendir. Ulaq SİDA’nın bir başka özelliği, Türk mühendislerinin geliştirdiği yüzde 90 yerlilik oranına sahip Marin motorunu kullanmasıdır. Her 3 deniz platformunun da hayırlı olmasını temenni ediyorum. TCG KOÇHİSAR’I MAYIS SONUNDA DONANMAMIZA KATACAĞIZ TCG Koçhisar karakol gemimiz, Mavi Vatan’daki hak ve hukukumuzu koruma irademizin nişanesidir. Barış zamanında milletimize hizmet edecek, kriz zamanlarında caydırıcı gücümüz olacak Koçhisar’ı mayıs sonunda donanmamıza katacağız. Son olarak bugün ayrıca, açık deniz karakol gemimiz Seferihisar’ın sac kesimini gerçekleştireceğiz. Şimdiden hayırlı, uğurlu olsun diyorum. Türkiye olarak savunma sanayi alanında yürüttüğümüz her projede ürün geliştirmekle kalmıyor; ekosistemi, insan kaynağını ve teknoloji üretim kapasitesini de büyütmeyi hedefliyoruz. Savunma Sanayi İcra Komitesinde aldığımız kararları önce millet, önce devlet anlayışıyla ilgili kurumlarımızın koordinasyonunda tek tek hayata geçiriyoruz. Şurası bir gerçek ki savunmada başarı ancak bütüncül bir stratejiyle elde edilir. Havada güçlü olmadan, denizde etkin olmadan karada caydırıcı olamazsınız. Hamdolsun, biz tüm bu alanlarda çok güçlü bir varlık gösteriyoruz. Kapasitemizi günden güne artırıyor, imkân ve kabiliyetlerimizi aralıksız geliştiriyor, kendi teknolojimizi yine kendimiz üretiyoruz. Savunma sektöründeki 3.500’ü aşkın firmamız, 100 bini aşkın insan kaynağımız, varını yoğunu Türkiye’nin güvenli yarınlarına vakfediyor. Araştırma-geliştirme çalışmalarından tasarıma, yazılımdan seri üretime, tüm süreçleri yerli ve millî kaynaklarımızla yönetiyoruz. Şu anda savunma ihracatında dünyanın en büyük 11’inci ülkesiyiz. Son 11 aylık dönemde savunma ve havacılık ihracatımız geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 30 artarak 7 milyar 445 milyon dolara ulaştı. Sadece kasım ayı ihracatımız önceki kasım ayına kıyasla yüzde 22 artışla 742 milyon dolar oldu. Bu sabah itibarıyla, 8,6 milyar doları aşmış bulunuyoruz. Kendimize inandık, Türk savunma sanayisine güvendik, kısa sürede işte bu rakamları yakaladık. Elbette burada durmayacağız, 2028 senesi için belirlediğimiz hedef 11 milyar dolarlık ihracat rakamıyla savunma ve havacılık ihracatında dünyada ilk 10’a girmektir, bu hedefe doğru sağlam adımlarla ilerliyoruz. KENDİ SAVAŞ GEMİSİNİ DENİZE İNDİREN 10 ÜLKEDEN BİRİYİZ Şunu da burada büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim: Dünyada kendi savaş gemisini geliştirip denize indiren 10 ülkeden biri Türkiye’dir. Türk tersaneleri bugüne kadar dünyanın birçok ülkesine farklı ebatta 140’ın üzerinde deniz platformu ihraç etti. Güvenlik kuvvetlerimiz; kendi ürettiğimiz araç, ekipman ve mühimmatlarla havada, karada ve denizde âdeta destan yazıyor. Sahadan aldığımız verileri titiz bir şekilde analiz ediyor, geri bildirimler ışığında mevcut teknolojimizi daha da ileri noktalara taşıyoruz. Tüm bunları yaparken doktrin ve pratik arasındaki dengeyi birbirlerini besleyecek şekilde en verimli surette temin ediyoruz. Başkanı olduğum Savunma Sanayi İcra Komitesinde aldığımız kararlar çerçevesinde başlayan projelerimizin meyvelerini birer birer topluyoruz. Bakınız, 4 ay önce sistemler sistemi Çelik Kubbe'yi envanterimize kattık. Geçen ay insansız savaş uçağımız KIZILELMA, dünya havacılık tarihinde bir ilki başardı. Ana muhalefetin "Balıklar rahatsız oluyor." diyerek testlerimizi eleştirdiği Sinop’ta, KIZILELMA’mız jet motorlu bir hedefi görüş ötesi hava-hava füzesiyle vurarak etkisiz hâle getirdi. Bir diğer stratejik projemiz olan Bayraktar TB3 envantere girdi. TCG Anadolu’nun abisi olacak 300 metre uzunluğundaki uçak gemimizin inşa süreçlerini evet başlattık. İnsansız araçlardan fırkateyne kadar tüm deniz platformlarında hem kendi ihtiyaçlarımızı hem de dost ve müttefiklerimizin taleplerini karşılıyoruz. Savunma Sanayii Başkanlığımız, ASFAT’ımız, askerî tersanelerimiz, sivil tersanelerimiz; uyum içinde iş birliği ve güç birliği içerisinde çalışıyor, imar ve inşa ediyor, ürettikleri ürünleri dünyanın farklı ülkelerine ihraç ediyor. Buradaki başarıyı görmek için uzaklara gitmeye hiç gerek yok, Türkiye’nin savunma sanayisinde son 23 senede kat ettiği mesafeyi görmek için öyle 70’leri, 60’ları evet deşelemeye de gerek yok, bunun için geçtiğimiz haftalarda kamuoyumuzla paylaşılan projelere ve çalışmalara bakmak fazlasıyla kâfidir. Füzelerden tüfeklere, insansız araçlardan roketlere, deniz toplarından elektronik harp sistemlerine sektörün tamamında büyük bir dinamizm var, üretkenlik var, maşallah heyecan ve gayret var. Buradan kamu-özel ayrımı yapmadan Türk savunma sanayinin gelişmesi ve güçlenmesi için ter döken tüm firmalarımıza, oralarda çalışan tüm kardeşlerime ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. MORALİMİZİ BOZMAYA ÇALIŞANLARA ALDIRMAYIN Sizlerin şahsında sektördeki tüm kardeşlerimden şunu rica ediyorum: Moralimizi bozmaya çalışanlara lütfen aldırmayın. Cesaretimizi kırmak için uğraşanlara lütfen pirim vermeyin. Televizyon ekranlarında, sosyal medyada ve gazete köşelerinde sağa-sola karamsarlık aşılayan felaket tellallarına lütfen kulak asmayın. Biz bugüne kadar ne yaptıysak unutmayın, bunlara rağmen yaptık. Yüzde 20 yerli sermayeyle başlatıp şu anda yüzde 80 yerli sermayeye biz ulaştık. Eğer biz çalışırsak, biz hedeflerimizden kopmadan mücadele edersek, evvelallah bunların hiçbiri bizim önümüzü kesemez, şevkimizi kıramaz. Bizi yolumuzdan çevirmeye çalışanlara inat hep beraber omuz omuza verecek, çok daha kararlı bir şekilde hedeflerimize yürüyeceğiz. İşte bugün hem Mavi Vatanımızın güvenliği hem Pakistan’ın savunma kapasitesi açısından çok stratejik adımlar attık. Yakın gelecekte inşallah başka müjdelerimiz olacak, başarılarımıza yenilerini ekleyecek, karada, denizde, havada ve elbette siber vatanda caydırıcılığımızı artıracak projeleri tek tek devreye alacağız. Kendimizle birlikte komşularımızın, müttefiklerimizin ve kardeşlerimizin güvenliğine katkı sunmaya devam edeceğiz. Burada her fırsatta vurguladığım bir hususu tekrar hatırlatmak istiyorum. Bizim kimsenin toprağında, egemenliğinde gözümüz yok. Biz, hiçbir ülkeyle gerilim istemiyoruz, kriz, kavga, çatışma istemiyoruz. Komşularımız için huzur ve istikrardan başka bir şey murat etmiyoruz. Türkiye olarak herkesin emin olabileceği, güven duyabileceği, en zor, en sıkıntılı günlerinde sırtını yaslayabileceği bir ülke biziz. Bununla birlikte biz, hak ve hukukunun çiğnenmesine müsaade etmeyen ve asla etmeyecek olan bir ülkeyiz. Bugün burada olduğu, hayata geçirdiğimiz bütün bu yatırımlarımız savaşa hazırlanmak için değil; barışı, istiklali, istikbali korumak içindir. Rabb'im yâr ve yardımcımız olsun diyorum. Sözlerime son verirken bu önemli platformların Türk donanmasına ve Pakistan Deniz Kuvvetlerine hayırlı olmasını temenni ediyor; emeği geçen herkese, tüm kurumlarımıza, tersanelerimize şükranlarımı sunuyorum. Sizleri tekrar sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Dost ve kardeş Pakistan halkına buradan selamlarımı, muhabbetlerimi gönderiyorum. Tüm gemilerimizin denizleri sakin, pruvası inşallah neta olsun. Kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

41,502 просмотров • 8 месяцев назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, basın ve yayın organlarının Ankara Temsilcileri ile bir araya geldi. Millî Savunma Bakanlığındaki buluşmada Bakan Yaşar Güler terörle mücadele başta olmak üzere 2024 yılında icra edilen faaliyetleri anlattı. Bakan Yaşar Güler basın mensuplarına şu bilgileri verdi: EN YOĞUN, EN KAPSAMLI VE EN ETKİLİ FAALİYETLERİ İCRA EDİYORUZ Ülkemizin savunma ve güvenliğini sağlamak için görevlerimizi en iyi şekilde yapmaya çalıştığımız yoğun ve başarılı bir yılı geride bırakmanın haklı gururunu yaşıyor, artan bir azim ve kararlılıkla yeni yıla hazırlanıyoruz. Hakiki ve güvenilir bilgiye ulaşmanın her zamankinden daha önemli hâle geldiği, dezenformasyon ile mücadelenin kritik öneme sahip olduğu günümüzde; tüm faaliyetlerimizi büyük bir şeffaflık içinde icra ediyor, kamuoyunu sizlerin aracılığıyla ilk elden bilgilendiriyoruz. Bugün de 2024 yılında gerçekleştirdiğimiz faaliyetler hakkında sizleri bilgilendirecek, değerli görüşlerinizi alacak ve sorularınızı cevaplayacağız. Stratejik önemi yüksek olan ülkemiz; aynı zamanda çatışma ve ihtilafların çevrelediği bölgenin tam kalbinde yer almaktadır. Yakın coğrafyamızdan başlamak üzere bölgesel ve küresel gerilimlerin arttığı, istikrarsızlığın ve belirsizliğin hat safhaya çıktığı bir güvenlik ortamından geçiyoruz. Bu kritik dönemde ülkemiz; güvenlik, huzur ve barışı önde tutan çok yönlü ve etkin bir savunma ve güvenlik politikası takip ediyor. Çok boyutlu ve karmaşık hâle gelen mevcut güvenlik ortamı ve bölgemizdeki kaotik gelişmeler, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin her an harekâta hazır, etkin ve caydırıcı bir güç olmasını ve bu gücünü pekiştirmesini zorunlu kılmaktadır. Böylesine hassas bir süreçte, görev ve sorumlulukları artan Millî Savunma Bakanlığımız ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - Tüm tehdit ve tehlikelere karşı ülkemizin ve asil milletimizin savunma ve güvenliğini sağlamak için aralıksız çalışmakta, - İstiklal Harbimizden bu yana en yoğun, en kapsamlı ve en etkili faaliyetlerini icra etmekte, - Terörle mücadelede, hudut güvenliğinde, yurt içi ve yurt dışında icra edilen faaliyetlerde elde edilen başarı ve etkinliğin çıtasını, her geçen gün daha da yukarılara taşımaktadır. YILBAŞINDAN BU YANA 2 BİN 939 TERÖRİSTİ ETKİSİZ HÂLE GETİRDİK Sizlerin de bildiği gibi Silahlı Kuvvetlerimizin en çok odaklandığı, enerjisini ve zamanını en çok harcadığı konu terörizmle mücadeledir. Terörle mücadelede yaptığımız konsept değişikliğiyle “terörü kaynağında yok etme” anlayışını uygulamaya koyduk. Geçmişte yürütülen “sınırlı hedefli ve süreli” askerî harekâtların yerine bugün artık, “sürekli ve kapsamlı” operasyonlarla terör örgütüne ağır darbeler vuruyoruz. Sahanın gerekliliğine uygun, alışılmadık, öngörülemez, süratli ve sürekli icra esaslarında gerçekleştirdiğimiz operasyonlarla; Irak ve Suriye’nin kuzeyi dâhil bu yılın başından itibaren 2.939 teröristi etkisiz hâle getirdik. Ayrıca, yıl içerisinde 99 terörist de teslim olmuştur. Terör örgütünün eylem ve hareket kapasitesinin sıfırlanması için gözümüzün değmediği, ayağımızın basmadığı yer bırakmıyor, alandaki hâkimiyetimizi her geçen gün geliştiriyoruz. Nihai hedefimiz; Irak ve Suriye sınırlarımız boyunca Türkiye’ye tehdit olabilecek tüm terörist faaliyetleri kaynağında yok etmek ve terör belasını milletimizin gündeminden tamamen çıkarmaktır. Bu vesileyle - Terörle mücadelede elde edilen başarılarda en büyük paya sahip olan aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor, - Bugüne kadar terörle mücadelede emeği geçen, katkı sağlayan bütün devlet büyüklerimize, komutanlarımıza, Türk Silahlı Kuvvetleri personeline teşekkür ediyor, saygı ve şükranlarımı sunuyorum. PENÇE-KİLİT OPERASYONU İLE 1.136 TERÖRİST ETKİSİZ HÂLE GETİRİLDİ 17 Nisan 2022’de Irak’ın kuzeyinde başlatılan Pençe-Kilit Operasyonu’nda kahraman ordumuzun büyük cesaret, fedakârlık ve yoğun gayretleriyle Zap’ta kilidi kapattık. Irak sınırımızın tamamının emniyetini sınır ötesinden tesis ettik. Terör örgütü tarafından önemsenen ve Suriye ile Kandil arasında kilit konumda olan bu bölgede 1.136 teröristi etkisiz hâle getirdik. Ayrıca, Pençe-Kilit Harekâtı’nda bugüne kadar toplam 3.158 Mayın ve El Yapımı Patlayıcı imha edilmiş, 1.327 mağara ve sığınak kullanılamaz hâle getirilmiş, 957’si ağır silah olmak üzere 2.421 muhtelif silah ve bu silahlara ait 910 binden fazla mühimmat ele geçirilmiştir. Bölgedeki operasyon ve faaliyetlerimiz aynı azim ve kararlılıkla devam etmektedir. Öte yandan Sayın Cumhurbaşkanımızın 22 Nisan’da Bağdat ve Erbil’e gerçekleştirdiği ziyaretlerin, Türkiye-Irak ilişkilerinde bir dönüm noktası olduğunu düşünüyoruz. Terörle mücadelede ülkelerimiz arasındaki iş birliğini kalıcı hâle getirmek için görüşmelere devam ediyoruz. Bu kapsamda ülkemiz ile Irak arasında sonuncusu Bağdat’ta düzenlenen Yüksek Düzeyli Güvenlik Mekanizması toplantılarının dördüncüsünü, 15 Ağustos’ta Ankara’da icra ettik. Irak Savunma Bakanı ile “Askerî, Güvenlik İş Birliği ve Terörle Mücadeleye Dair Mutabakat Zaptı”nı imzaladık. PKK’yı kendi problemi olarak da görmeye başlayan Irak’ın PKK terör örgütünü “yasaklı örgüt” ilan etmesi yönünde aldığı kararı memnuniyetle karşılıyor, en kısa sürede “terör örgütü” olarak da ilan etmesini bekliyoruz. SURİYE’NİN BİRLİĞİNİ VE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ DESTEKLİYORUZ Öncelikle belirtmek isterim ki, Suriye’de yaşanan olayların maddi, manevi, sosyal ve toplumsal yükünü en fazla çeken ülke Türkiye’dir. Malumunuz DEAŞ, ardından da PKK/KCK-PYD/YPG-SDG terör örgütü Suriye’deki güç boşluğundan yararlanarak bölgede terör devleti kurmaya çalıştılar. Suriye’de icra ettiğimiz harekâtlarla terör örgütünü engelledik ve sınırlarımızın güvenliğini sağladık. Bölgede yaşayan veya göç etmiş olan Suriye vatandaşları için güvenli ve istikrarlı bir yaşam alanı oluşturduk. Suriye’deki son gelişmeleri en başından itibaren bölgedeki muhataplarımızla iş birliği ve koordinasyon içerisinde yakından takip ediyoruz. Suriye’nin birliği ve toprak bütünlüğünü destekliyor, terörle mücadeleye ise büyük önem ve öncelik veriyoruz. SURİYE’DEKİ SON GELİŞMELERDE BİR DAHLİMİZ YOK Yaşanan son gelişmeler ve ortaya çıkan durum; muhalefetin talepleri ve rejimin bunları dikkate almaması, keza rejimin kendisine iyi niyetle uzatılan eli tutmaması nedeniyle uzun süredir çözülemeyen ve Suriye’nin iç dinamiklerinden kaynaklanan sorunlardı. Yerel unsurların bu faaliyetlerinin öncesinde veya herhangi bir aşamasında ülkemizin bir dahli olmamıştır. Ayrıca Suriye Millî Ordusunun Suriyeli muhaliflerden meydana geldiğini, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarında Suriye’deki ihtilafın bir tarafı olarak açıkça kabul edilen Suriye Geçici Hükümetinin bir parçası olduğunu ve bu hükümetin Savunma Bakanlığının emri altında çalıştığını da vurgulamakta yarar var. Bu kapsamda; - Suriye’nin toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve bölgemizin güvenliğine yönelik ağır tehdit oluşturan PKK/YPG terör örgütünün bölgedeki belirsizlikten faydalanmasına asla izin vermeyeceğimizi, Bölgede varlık gösteren terör örgütleriyle mücadele konusundaki tutumumuzun net olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum. SURİYE’NİN ARTIK MÜREFFEH BİR ÜLKE OLMA VAKTİ GELDİ Şimdi Suriye’de ortaya yeni bir durum ve gerçeklik çıktı. Suriye’nin artık; istikrarlı, demokratik ve siyasi açıdan birleşmiş müreffeh bir ülke olma vakti gelmiştir. Bunun için bizler de Suriye’de kapsayıcı bir anayasanın kabulü, serbest seçimlerin yapılması, tam normalleşme ve güvenlik ortamının sağlanması konusunda elimizden gelen her türlü desteği vereceğiz. Bu çerçevede Suriye’de 2254 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararı temelinde kalıcı siyasi çözüme ulaşılacağına da inanıyoruz. HUDUTLARDA 93 BİN 349 KİŞİNİN GEÇİŞİ ENGELLENDİ Hudut hattımızda dünya standartlarında ve teknoloji yoğunluklu sistemler etkin şekilde kullanılıyor. Meydana gelen teknolojik gelişmeler ile tedbirlerimizi geliştiriyoruz. Böylelikle hudutlarımızda kaçak geçişlere asla imkân tanımıyoruz. Hâlen hudutlarımızda 8 Hudut Tugayımız, 6 Hudut Alayımız olmak üzere toplam 60 bin personel de görev yapıyor. 1 Ocak 2024’ten itibaren hudutlarımızda 93 bin 349 kişinin geçişi engellenmiş, yakalanan 13 bin 551 düzensiz göçmen ile 280 terörist ve 801 kilogram uyuşturucu madde kolluk kuvvetlerine teslim edilmiştir. Tüm bunlara rağmen hudutlarımızla ilgili daha önce de karşılaştığımız gibi farklı ülke ve zamanlarda çekilmiş, eski ve benzer görüntülerle özellikle sosyal medya üzerinden kamuoyu yanıltılmaya ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz yıpratılmaya çalışılmıştır. Yakın zamanda Van-İran sınırımıza bir basın turu düzenledik. Katılan tüm basın mensupları alınan tedbirlerden çok etkilendiklerini belirttiler. TÜRKİYE İLE BİRLİKTE OLANLAR KAZANDI Türkiye; Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik öngörüsü ile son yıllarda savunma ve güvenlik alanında önemli adımlar atarak bölgesinde ve dünyada etkin bir konuma ulaştı. Bölgesel ve küresel barış için öncü bir rol üstlenen Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de birçok coğrafyada kardeş, dost ve müttefik ülkelerin haklı davalarına destek olmayı sürdürmektedir. Samimi bir yaklaşımla desteklediğimiz kardeş ve dost ülkeler, Türkiye benzeri bir silahlı kuvvetler yapısını kurmamızı talep ediyorlar. Dostlarımızın bu tutumları, güvenlik ve istikrarın tesisine yönelik küresel ölçekte ortaya koyduğumuz gayretin ne denli başarılı olduğunun da bir göstergesidir. Türkiye ile birlikte olanlar kazanacak demiştik. 2024, Türkiye ile birlikte olanların kazandığı bir yıl oldu. 2025, bu gerçeğin perçinlendiği bir yıl olacak diye düşünüyoruz. AZERBAYCAN’A HER TÜRLÜ DESTEĞİ VERİYORUZ İfade etmiş olduğum uluslararası misyonlarımız çerçevesinde en başta kederde ve kıvançta bir ve beraber olduğumuz Can Azerbaycanlı kardeşlerimizin haklı davalarına her türlü desteği verdik, veriyoruz. Bugün, Karabağ’ın tamamında şanlı Azerbaycan bayrağının dalgalanmasından büyük bir memnuniyet duyuruyoruz. “Tek Millet, İki Devlet” anlayışıyla sarsılmaz bağlara sahip ilişkilerimizi, başta savunma sanayi ve askerî iş birliği olmak üzere, daha üst seviyelere taşımak için aralıksız gayret gösteriyoruz. Öte yandan Kafkasya’da güvenlik ve huzurun tesisi, Azerbaycan ve Ermenistan arasında kapsamlı ve kalıcı bir barış antlaşmasından geçmektedir. Bu konuda iki ülkenin gösterdikleri çabayı ve son dönemde katettikleri ilerlemeyi memnuniyetle karşılıyoruz. AMACIMIZ İSTİKRAR İÇİNDE TEK BİR LİBYA’NIN OLUŞUMUNA KATKI SUNMAK Yakın bağlarımızın olduğu bir diğer ülke ise Libya’dır. Dost ve kardeş Libya ile son yıllardaki iş birliğimiz artarak devam etmektedir. Bu kapsamda askerî eğitim, yardım, iş birliği ve danışmanlık faaliyetleriyle Libyalı kardeşlerimize destek sağlıyoruz. Amacımız, toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini sağlamış; barış, huzur ve istikrar içerisinde yaşayan tek bir Libya’nın oluşumuna katkıda bulunmaktır. Tek Libya hedefine katkı sağlayan her adımı önemli ve değerli buluyoruz. Nitekim son olarak 28 Kasım’da davetimiz üzerine 5+5 Ortak Askerî Komisyonu ile Ankara’da heyetler arası bir görüşme gerçekleştirdik. SOMALİ’YE DENİZ GÜVENLİĞİ ALANINDA DA DESTEK VERECEĞİZ Türkiye olarak Afrika’nın huzur ve istikrarına büyük önem veriyor, Afrikalı dostlarımızla ilişkilerimizi daha da geliştirmeyi hedefliyoruz. Dost ve kardeş ülke olarak gördüğümüz Somali’de güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yönelik olarak eğitim, danışmanlık ve destek kapsamında icra ettiğimiz faaliyetler artarak devam ediyor. Somali ile 8 Şubat’ta imzaladığımız İş Birliği Anlaşması ile şu ana kadar yapılan faaliyetlerimizin geliştirilmesi hedeflenmektedir. Somali’nin isteği üzerine terörle mücadele konusunda kendilerine verdiğimiz desteği deniz güvenliği alanında da vermeye başlayacağız. Bu amaçla Oruç Reis Sismik Araştırma Gemimiz, donanma gemilerimizin (TCG Gökova ve TCG Gediz, TCG Ütğm. Arif Ekmekçi) refakat ve korumasında Somali’de görevlerine devam etmektedir. Öte yandan Çarşamba günü, Sayın Cumhurbaşkanımızın arabuluculuğunda Somali ve Etiyopya arasında tarihî bir uzlaşmaya da ev sahipliği yaptık. KATAR’DA DENİZ VE HAVA UNSUR KOMUTANLIKLARIMIZI TEŞKİL ETTİK Etkin bir şekilde faaliyetlerimizi yürüttüğümüz bölgelerden biri de Basra Körfezi’dir. Nitekim dost ve kardeş ülke Katar’da konuşlu Türk-Katar Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığımız vasıtasıyla Katar Silahlı Kuvvetlerinin savunma kabiliyetlerinin geliştirilmesini desteklemeye devam ediyoruz. Son olarak Katar’da Deniz ve Hava Unsur Komutanlıklarımızı teşkil ederek bölgede yeni bir sorumluluk üstlendik. Böylece birliklerimiz; bölgesel deniz ve hava güvenliği için caydırıcı bir unsur olurken, aynı zamanda dost Katar Deniz ve Hava Kuvvetlerinin imkân ve kapasitesini daha da geliştirecektir. 89 ÜLKE İLE ASKERÎ ANLAŞMALAR YAPTIK Bu çalışmalarımızın yanı sıra millî menfaatlerimiz doğrultusunda ve ikili ilişkilerimizin geliştirilmesi kapsamında çok sayıda kardeş, dost ve müttefik ülke ile askerî çerçeve, eğitim, iş birliği ve yardım anlaşmaları da imzaladık. Bu bağlamda, bugüne kadar 89 ülke ile Askerî Çerçeve Anlaşması, 65 ülke ile Askerî Eğitim İş Birliği Anlaşması, 33 ülke ile Askerî Mali İş Birliği Anlaşması ve Nakdî Yardım Uygulama Protokolü imzalanmıştır. Ayrıca, 42 ülke ile Askerî Çerçeve Anlaşması ve 13 ülke ile Askerî Eğitim İş Birliği Anlaşması ve 14 ülke ile de Askerî Mali İş Birliği Anlaşması ve Nakdî Yardım Uygulama Protokolü’nün imzalanmasına yönelik müzakere süreci devam etmektedir. Bunların yanı sıra yeni anlaşmalar imzalamaya ve eski tarihli anlaşmaları güncellemeye yönelik gayretlerimiz de devam etmektedir. 2024’TE 74 ÜLKE İLE 216 GÖRÜŞME YAPTIK Tüm bunlarla birlikte 74 ülke ile ikili ve çoklu yüz yüze ve telefon görüşmeleri olarak 216 görüşme gerçekleştirildi. 28 yurt dışı ziyaret icra edildi, 24’ü Savunma Bakanı olmak üzere 55 görüşme yapıldı. 158 yabancı zevatı kabul ettik. 3 Savunma Bakanı ile telefon görüşmesi gerçekleştirdik. Ayrıca, 3 yurt dışı, 21 yurt içi olmak üzere 24 birlik ziyareti gerçekleştirdik. YUNANİSTAN İLE İLİŞKİLERDE TANSİYONUN YÜKSELMEMESİ İÇİN GAYRET SARF EDİYORUZ Yunanistan ile ilişkilerimize baktığımızda ise son dönemde iki ülke arasındaki ilişkileri yapıcı bir yaklaşımla ilerletmeyi hedefleyen ortak bir tutum mevcuttur. Biz de bu sürecin barış ve huzur içinde devamına yönelik gerekli tedbirleri alıyor, tansiyonun yükselmemesi için gayret sarf ediyoruz. Diğer yandan, Yunanistan ile aramızdaki güveni artırmayı amaçlayan Güven Artırıcı Önlemler Toplantıları ve bunun sonucu olarak gerçekleştirilen karşılıklı üst düzey ziyaret ve faaliyetler de devam etmektedir. Akdeniz ve Ege Denizi’ni ilgili tüm tarafların meşru menfaatlerine saygı duyulan, iş birliği içerisinde bir istikrar ve refah bölgesi olarak görmek istiyoruz. Tabii barışçıl bir çözüm için çaba gösterirken millî menfaatlerimizden asla taviz vermeyeceğimizi ve bu konuda kararlılığımızın tam olduğunu da vurgulamak isterim. KIBRIS TÜRKÜ’NÜN GÜVENLİĞİ İÇİN HER TÜRLÜ TEDBİRİ ALMA KARARLILIĞIMIZ TAMDIR Millî meselemiz olan Kıbrıs konusunda ise bugüne kadar ortaya konulan çözüm yöntemlerinden, maalesef bir sonuç elde edilememiştir. Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 50’nci yıl dönümünde şunu rahatlıkla ifade edebiliriz ki, 50 yıldır Ada'ya (hem soydaşlarımıza hem de Rumlara) barış ve huzur ortamı gelmiş, akan kan durmuştur. Kıbrıs Adası’nda dengeleri bozabilecek ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğine tehdit oluşturabilecek her türlü gelişmeyi yakından takip ediyoruz. Orta Doğu’da yaşananlar sonrası Kıbrıs adasında son dönemde artan hareketlilik ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin silahlanma faaliyetleri Ada’daki hassas dengeye zarar vermektedir. Malumunuz son olarak ABD ile GKRY arasında “Savunma İş Birliğine İlişkin Yol Haritası” anlaşması yapıldı. Bu tutum ABD’nin Kıbrıs Adası’na yönelik tarafsızlığına zarar vermektedir. ABD’nin 2020 yılında aldığı, 2022’de kapsamını genişlettiği ve 2023’te uzattığı GKRY’ye yönelik silah ambargosunu kaldırma kararını, 1 Ekim 2024 itibarıyla bir yıllığına yeniden uzatacağını açıklaması da kabul edilemez bir durumdur. Ada’da tek ve kesin çözüm; Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesidir. Türkiye’nin; geçmişte olduğu gibi bugün ve yarın da Kıbrıs Türklerinin güvenliğini, huzurunu ve refahını korumak için her türlü askerî ve siyasi tedbiri alma kararlılığı tamdır. İSRAİL DEVLET TERÖRÜ UYGULUYOR Krizin en başından bugüne kadar, yalnızca bölgedeki değil dünyadaki herkesin güven ve huzuru için acil ve kalıcı ateşkes sağlanarak çatışmaların bir an önce sona erdirilmesi gerektiğini savunuyoruz. İsrail bugüne kadar alınmış kararlara rağmen, bölgede haksız ve hukuksuz uygulamalarına, masum sivilleri, özellikle çocukları hedef alan katliamlarına devam etmekte, Filistinlilere devlet terörü uygulamaktadır. Öte yandan, İsrail’in Lübnan’a yönelik son saldırıları ve İran ile yaşadığı gerginlik tüm bölgenin kaosa sürüklenme tehlikesini artırmış, İsrail saldırılarının Gazze ile sınırlı kalmayacağı, bölge geneline yayılacağı endişemizin ne kadar haklı olduğunu da göstermiştir. Zira İsrail, işgalci zihniyetini her fırsatta ve gittikçe artan bir saldırganlık ve hukuk tanımazlıkla ortaya koymaktadır. Öyle ki Suriye’de meydana gelen son gelişmeler sonrası İsrail’in Golan tepeleri bölgesindeki yeşil hattı işgali ve Şam’a yönelik saldırıları, bu konudaki haklılığımızın son göstergeleridir. Uluslararası camianın bölgeyi büyük bir tehlikeye sürükleyen bu saldırgan devlete karşı daha da somut adımları bir an önce atması gerekmektedir. Bir kez daha vurgulamak isterim ki; Orta Doğu’da kalıcı barış ve istikrar için 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan egemen, bağımsız ve coğrafya bütünlüğüne sahip bir Filistin Devleti’nin kurulması şarttır. Öte yandan İsrail’in saldırganlığı altında zor durumda kalan Gazze’ye ve Lübnan’a insani yardımlarımızı ulaştırmaya devam ediyoruz. Bu kapsamda, 19 uçak ve 11 gemi ile 275 bin ton yardım malzemesi bölgeye gönderilmiştir. Ayrıca 10 Ekim’de, çok az sayıda ülkenin yapabileceği çok önemli bir tahliye operasyonunu, Beyrut Limanı’ndan gerçekleştirdik. RUSYA-UKRAYNA SAVAŞININ SONLANDIRILMASI İÇİN ÇOK YÖNLÜ ÇABALARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ Karadeniz’de ise Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş nedeniyle hassasiyet devam etmektedir. İki komşumuz arasındaki bu savaşın sonlandırılması için Türkiye olarak en başından itibaren ortaya koyduğumuz çok yönlü çabalarımızı sürdürüyoruz. Barış olacaksa yine iki tarafla da görüşebilen tek lider olan Sayın Cumhurbaşkanımızın girişimleriyle olacaktır. Karadeniz’e en uzun kıyı şeridine sahip ülke olarak bölgesel sahiplik yaklaşımımızın her zaman altını çiziyor, bu yaklaşımımız çerçevesinde faaliyetlerimizi yürütüyoruz. Bu doğrultuda Karadeniz’de gerginliği azaltan ve dengeyi tesis eden Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni dikkatle, sorumlu, tarafsız ve tavizsiz bir biçimde uyguladık, uygulamaya devam ediyoruz. Aynı şekilde NATO Müttefiklerimiz; Bulgaristan ve Romanya ile birlikte tesis ettiğimiz Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu ile Karadeniz’deki güvenliğe katkılar sağlıyoruz. Temennimiz, tüm dünyayı etkileyen ve yaklaşık üç yıldır devam eden bu savaşın bir an önce son bulmasıdır. NATO’YA KATKI SAĞLAMAYA DEVAM EDİYORUZ Türkiye; NATO İttifakı’na katıldığı günden bu yana üstlenmiş olduğu tüm görevleri başarıyla yerine getirmeye; NATO’nun ikinci büyük ordusu olarak NATO kuvvet yapısına, misyon, operasyon ve karargâhlarına katkı sağlamaya devam etmektedir. Bu kapsamda Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - 10 Ekim 2023’te bir yıl süreyle komutasını devraldığı Kosova Barış Gücü (KFOR) Komutanlığı görevini uluslararası sorumluluğun gerektirdiği tam bir tarafsızlık ve şeffaflık içerisinde başarıyla yerine getirmiş, - 18 Ekim 2024’te üstlendiği KFOR Komutan Yardımcılığı görevini devralmış, - 1 Aralık 2024-1 Aralık 2025 tarihleri arasında 65’inci Mekanize Piyade Tugayı Komando Taburumuz ile KFOR İhtiyat Taburu görevini, - 1 Temmuz 2024’te; 4 yıl süreyle üstlendiğimiz Karadeniz Müşterek Görev Kuvveti (CTF BLACK) ile yine 1 yıl süreyle üstlendiğimiz Akdeniz Müşterek Görev Kuvveti (CTF MED) Komutanlıklarını, - 24 Temmuz 2024’te 7’nci kez devraldığı deniz haydutluğuna karşı Birleşik Görev Kuvveti (CTF-151) komutasını, - 3 Aralık 2024’te Kanada Deniz Kuvvetlerinden devraldığı NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2’nin komutasını başarıyla sürdürülmektedir. Ayrıca, NATO Daimî Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2’nin komutasını da 16 Aralık’ta, 6 aylığına devralınacaktır. Bosna Hersek’teki Avrupa Birliği Gücü Althea Harekâtı Manevra Bölüğü rotasyonu kapsamında ise bir motorlu piyade bölüğümüz 1 Ocak 2025 tarihi itibarıyla İtalya’dan görevi devralacak ve 30 Haziran 2026’ya kadar 18 ay süreyle görevini sürdürecektir. TSK 2024’TE 140 TATBİKATI BAŞARIYLA İCRA ETTİ Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, hâlihazırda yürüttüğü tüm operasyonları ve görevlerinin yanı sıra; etkinlik ve caydırıcılığını daha da artırmak için ulusal ve uluslararası eğitim ve tatbikat faaliyetlerini de aralıksız sürdürmektedir. 1 Ocak’tan itibaren 39’u NATO, 32’si Millî, 48’i Davet ve 21’i Özel olmak üzere toplam 140 tatbikat başarıyla icra edilmiştir. 2024 yılında; Kara Kuvvetlerimiz, 10 bölgede aynı anda harekât icra etmiş ve etmekte, Deniz Kuvvetlerimiz, 125 bin 766 saat seyir gerçekleştirmiş, Hava Kuvvetlerimiz, 72 bin 965 sorti, 143 bin 726 saat uçuş yapmış, Farklı coğrafyalarda 70 bin personel ile 20 görev icra edilmektedir. 35 BÜYÜK ORMAN YANGINI SÖNDÜRMEK İÇİN 114 HELİKOPTER İLE DESTEK SAĞLADIK Bakanlığımız tüm bu faaliyetlerinin yanı sıra, yaşanan afet ve acil durumlarda, diğer kamu kurum ve kuruluşlarından gelen talepler çerçevesinde arama, kurtarma, ulaştırma, güvenlik, barınma ve iaşe desteği de sağlamaktadır. 1 Mayıs-30 Kasım 2024 (yangın mevsimi) tarihleri arasında Orman Genel Müdürlüğünün talebine istinaden 35 büyük orman yangınına 114 helikopter ile 3.558 sorti ve 7 bin tondan fazla su atımı yapılarak destek sağlanmıştır. MİLLÎ TEKNOLOJİ HAMLESİ, ÜLKEMİZ İÇİN ELZEMDİR Savunma sanayii alanında güçlü ve bağımsız olmayan milletlerin geleceğe güvenle bakabilmeleri mümkün değildir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği ve teşvikiyle mütemadiyen geliştirilen yerli ve millî savunma sanayii ürünü silah sistemleriyle Türk Silahlı Kuvvetlerimizin imkân ve kabiliyetleri her geçen gün daha da artırılmaktadır. Bu anlayışla başlatılan ve üzerinde hassasiyetle durduğumuz “Millî Teknoloji Hamlesi”, egemenlik ve bağımsızlığımız için vazgeçilmez olduğu gibi ülkemizin jeopolitik ve stratejik konumu itibarıyla da elzemdir. Savunmamız ne kadar güçlü ve bağımsızsa, yarınlarımız o kadar güvenlidir. Bugün insansız kara, deniz ve hava araçlarından helikopterlere, silah ve akıllı mühimmatlardan füzelere, hava savunma ve elektronik harp sistemlerine kadar geniş bir yelpazede ihtiyacımız olan teknolojileri, yerli ve millî olarak tasarlayıp üretiyor ve çok sayıda ülkeye de ihraç ediyoruz. Tasarımdan üretime kendi imkânlarımızla geliştirdiğimiz sistemleri kardeş, dost ve müttefik ülkelere de ihraç ederek ekonomimize de önemli katkılar sağlıyoruz. Bu kapsamda büyük bir başarıyla hizmet veren ve dünya klasmanında takdir gören silahlı/silahsız insansız hava sistemlerimiz; Akıncı, TB-2,TB-3, Aksungur, Anka ve üretimi devam eden Kızılelma ve Anka-3’ün yanı sıra; - Temel eğitim ve hafif taarruz uçağımız “HÜRKUŞ”, - Jet eğitim uçağımız “HÜRJET”, - Genel maksat helikopterimiz “GÖKBEY” ve taarruz helikopterimiz ATAK, - İlk yerli ve millî savaş uçağımız KAAN, - Ana Muharebe Tankımız ALTAY, - MİLGEM projesi kapsamında üretilen korvetler, - Millî Denizaltı (MİLDEN Projesi), - İSTİF sınıfı fırkateynler ve özellikle TCG ANADOLU ülkemizin savunma sanayi atılımlarının en somut örnekleridir. Son olarak geçtiğimiz ay Bayraktar TB-3’ün, millî gururumuz ve donanmamızın amiral gemisi TCG Anadolu’dan ilk kalkış ve inişini başarıyla gerçekleştirmesi de / yerli ve millî savunma sanayindeki adımlarımızın en son örneğidir. Ayrıca, Dizayn Proje Ofisimiz tarafından, yerli ve millî olarak tasarlanan ve üretilen Ada Sınıfı korvetlerimiz ve İstanbul firkateynimizden sonra / 3’üncü proje olan TF-2000 hava savunma harbi muhribi ile 4’üncü proje olan millî uçak gemisinin tasarım faaliyetleri de başarıyla devam etmektedir. Önümüzdeki yılın ilk aylarında, bu iki proje kapsamında sac kesme faaliyetlerinin de yapılmasını planlıyoruz. Öte yandan uzun menzilli hava savunma sistemleri (SİPER), füze teknolojileri ve elektronik harp sistemleri gibi kritik savunma sanayi projelerimizde de önemli aşamalar kaydedilmiştir. Türk savunma sanayisinin önemli bir yapıtaşı olarak hayata geçirilmekte olan Çelik Kubbe; kısa, orta ve uzun menzilli hava savunma silah sistemlerimizin (KORKUT, HİSAR-A/HİSAR-O, GÖKDEMİR, SİPER) entegre biçimde görev yapmasını sağlayan, günümüzün tehditlerini bertaraf etme kabiliyetine sahip etkili ve katmanlı bir hava savunma mimarisidir. Bu “güvenlik şemsiyesi”ni inşa edecek teknolojik olgunluğa erişmiş durumdayız. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

51,702 просмотров • 1 год назад

Millî Savunma Bakanlığının faaliyetleri başta olmak üzere gündemdeki konulara ilişkin olarak Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından icra edilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı: SURİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ VE ÜNİTER YAPISI KORUNMALI Bakanlığımızın geniş bir stratejik vizyon çerçevesinde, devletimizin bekası ve milletimizin güvenliği için gerçekleştirdiği görev ve faaliyetleri başarıyla devam etmektedir. Karanlık bir dönemin ardından yeni bir sayfanın açıldığı Suriye’de barış, huzur ve istikrara yönelik adımları destekliyor, güney komşumuzun toprak bütünlüğü ve üniter yapısının korunması gerektiğini ifade ediyoruz. Bu kapsamda; - Suriye’deki yeni yönetimin tek ordu çağrısını ve çalışmalarını desteklediğimizi, - Suriye yönetimiyle terörle mücadele konusunda ortak çalışma arzusunda olduğumuzu, - Suriye’nin ve bölgemizin geleceğinde DEAŞ, PKK/YPG ve uzantıları dâhil hiçbir terör oluşumuna yer olmadığını ve bunlara izin vermeyeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz. Suriyelilerin gönüllü, güvenli ve saygın bir şekilde dönüşlerinin sağlanmasına yönelik çalışmalarımız devam edecek, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Suriye halkının yanında olmayı sürdüreceğiz. Önümüzdeki süreçte; - Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, Suriye'nin yeni yönetimiyle savunma alanında yapacağı iş birliğini, yalnızca iki ülkenin çıkarları değil aynı zamanda bölgemizin barış ve istikrarı için de önemli bir fırsat olarak görüyor, - Türkiye'nin güçlü savunma sanayi altyapısı, savunma teknolojileri alanındaki deneyimleri ve terörle mücadele tecrübesi ile birçok ülkenin örnek aldığı ordusunun, Suriye'nin güvenlik ve savunma kapasitesinin artırılmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. SON 1 HAFTADA 62 TERÖRİST ETKİSİZ HÂLE GETİRİLDİ Ülkemize yönelik terör tehdidini tamamen ortadan kaldırmak, bölgemizin güvenlik ve istikrarına katkı sağlamak için yurt içinde ve sınır ötesinde gerçekleştirdiğimiz önleyici ve yok edici operasyonlarımız kararlılıkla devam etmektedir. Son bir hafta içerisinde 17’si Irak, 55’i Suriye harekât alanlarında olmak üzere birliklerimize yönelik 72 taciz ve saldırı girişiminde bulunulmuştur. Bölgedeki sivillere de zarar veren bu taciz ve saldırılara anında ve misliyle verilen karşılık ve devam eden operasyonlarla Irak ve Suriye’nin kuzeyi dâhil son bir haftada 62 terörist etkisiz hâle getirilmiştir. Böylece yıl içerisinde etkisiz hâle getirilen terörist sayısı 3 bin 21’e ulaşmıştır. Ayrıca geçtiğimiz hafta içerisinde; - 2 PKK’lı terörist Hudut Karakollarımıza teslim olmuş, - Irak’ın kuzeyindeki arama tarama faaliyetlerinde tespit edilen bir mağarada çok sayıda silah, mühimmat ve yaşam malzemesi ele geçirilmiştir. HUDUTLARDA 85 ŞAHIS YAKALANDI Kaçakçılığın, yasa dışı geçişlerin engellenmesi ve terörle mücadele etkinliğinin artırılması kapsamında sınır güvenliğinde alınan etkili ve modern teknolojiye dayalı tedbirlerle; - Son bir hafta içerisinde 8’i terör örgütü mensubu olmak üzere 85 şahıs yakalanmış, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 13 bin 830 olmuştur. - Son bir haftada engellenen 527 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 95 bin 340’a ulaşmıştır. SN. BAKANIMIZ, SUUDİ ARABİSTAN GENELKURMAY BAŞKANI’NI KABUL EDECEK Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; uluslararası görevler ile dost ve müttefik ülkelerdeki eğitim ve danışmanlık faaliyetlerine başarıyla devam etmektedir. Bu vesileyle köklü tarihî ve kültürel ilişkilerimizin olduğu Libya’nın Millî Günü’nü (24 Aralık) bir kez daha kutluyoruz. Sayın Bakanımız, - 20 Aralık’ta “Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Yıllık Komutanlar Toplantısı”na katılmış, 21 Aralık’ta; - Komuta Kademesi ile Kilis/Çıldıroba’da bulunan 6’ncı Kolordu ve Müşterek Özel Görev Komutanlığı Esas Komuta Yerinde inceleme ve denetlemelerde bulunmuş, - Yurt içi ve sınır ötesindeki birlik komutanlarının katılımıyla video telekonferans toplantısı gerçekleştirmiş, - Ardından Gaziantep/İslahiye’de bulunan 2’nci Zırhlı Tugay Komutanlığını ziyaret ederek faaliyetlere ilişkin bilgi almıştır. - 24 Aralık’ta Balıkesir/Karesi’deki mühimmat fabrikasında meydana gelen patlama sonrası olay yerine giderek incelemelerde bulunan ve yaralıları ziyaret eden Sayın Bakanımız, aynı gün ABD Savunma Bakanı ile ikili ilişkiler ve Suriye başta olmak üzere bölgesel savunma, güvenlik konularının ele alındığı bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. - 25 Aralık’ta Irak İçişleri Bakanı ile Bakanlığımızda bir araya gelen, ardından Dışişleri Bakanımız ile görüşen Sayın Bakanımız, bugün de (26 Aralık) Genelkurmay Başkanımızın resmî davetlisi olarak ülkemize gelen Suudi Arabistan Genelkurmay Başkanını kabul edecektir. Öte yandan Sayın Genelkurmay Başkanımız, 19 Aralık’ta resmî davetlisi olarak Ankara’da bulunan Senegal Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanını makamında ağırlamış, aynı gün Birleşik Krallık Genelkurmay Başkanı ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. Sayın Genelkurmay Başkanımız bugün (26 Aralık) de Suudi Arabistan Genelkurmay Başkanı ile görüşecektir. Sayın Kara Kuvvetleri Komutanımız da, 23 Aralık’ta Azerbaycan’a resmî ziyarette bulunarak Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı ile görüşmeler gerçekleştirmiştir. Millî Savunma Bakan Yardımcımız Musa Heybet ise 19-22 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilen Vietnam Uluslararası Savunma Fuarı'na katılmış ve çeşitli temaslarda bulunmuştur. İSRAİL BİR AN EVVEL GAZZE’DE ATEŞKESİ KABUL ETMELİ İsrail’in, 13 yıldan fazla süren iç savaşın yıkıcı etkilerini atlatmaya çalıştığı bir dönemde Suriye’ye yönelik müdahalesine son vermesi, Lübnan’la imzalanan ateşkes anlaşmasına tümüyle uyması ve Gazze’de ateşkesi bir an evvel kabul etmesi gerektiğini tekrar vurguluyoruz. Bir yıldan uzun bir zamandır yoğun bombardıman altında yaşayan Filistin halkı şimdi de açlık ve bulaşıcı hastalık riskiyle karşı karşıyadır. Yaşananları uluslararası toplum artık görmezlikten gelmemelidir. Bölgemizde barış ve istikrarın hâkim olması ve Filistin halkının uğradığı mezalimin sona ermesi gerektiğini bir kez daha ifade ediyoruz. TSK EĞİTİM-TATBİKAT VE ULUSLARARASI GÖREVLERE DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimizin eğitim ve tatbikat faaliyetleri de aralıksız devam etmektedir. 17 Aralık’ta Pakistan’da başlayan Ayyıldız Türkiye-Pakistan İkili Sat Tatbikatı bugün (26 Aralık) sona erecektir. Bosna Hersek’teki Avrupa Birliği Gücü Althea Harekâtı Manevra Bölüğü rotasyonu kapsamında 1 Ocak 2025’te İtalya’dan görevi devralacak ve 30 Haziran 2026’ya kadar görev yapacak motorlu piyade bölüğümüzün intikali 20 Aralık’ta tamamlanmıştır. - 15-31 Aralık tarihleri arasında Bangladeş Deniz Kuvvetlerine ait SANGRAM gemisi tarafından Mersin’e liman ziyareti gerçekleştirilmektedir. 30 Aralık 2024-5 Ocak 2025 tarihleri arasında, - Arnavutluk Deniz Kuvvetlerine ait ORIKU gemisi tarafından İzmir’e, - Pakistan Deniz Kuvvetleri unsuru Yamama gemisi tarafından ise Gölcük’e liman ziyaretleri yapılacaktır. - 19 Aralık’ta Romanya hava sahasında icra edilen Entegre Hava ve Füze Savunma Harekâtı faaliyetine 2 adet F-16 ve tanker uçağımız ile katılım sağlanmıştır. Söz konusu görev kapsamında Romanya’ya ait 5 adet F-16 uçağına havada yakıt ikmali yapılmıştır. YENİ NESİL FIRTINA OBÜSÜ ENVANTERE ALINDI Bekamızın ayrılmaz bir parçası olan yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizin de katkısıyla Türk Silahlı Kuvvetlerimizin imkân ve kabiliyetleri her geçen gün daha da artmaktadır. Bu kapsamda Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda; - Yeni Nesil Fırtına Obüsü envantere alınmış, - 122 mm Çok Namlulu Roket Atar (ÇNRA) Fırlatma Aracının, - 40 mm Tamburalı Bombaatar ile - Sırt Tipi Karıştırma Sisteminin muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanmıştır. NATO müttefikimiz İspanya ile “Jet Eğitim Uçağı Projesi”ne yönelik Mutabakat Zaptı, Savunma Sanayii Başkanlığımız ile İspanya Savunma Bakanlığı arasında 20 Aralık’ta imzalanmıştır. Bu tarihî anlaşmadan dolayı Savunma Sanayii Başkanlığımızı ve emeği geçenleri bir kez daha kutluyoruz. PERSONEL TEMİN FAALİYETLERİ SÜRÜYOR Personel ve askerî öğrenci alım/temin faaliyetlerimiz de planlandığı şekilde devam etmektedir. 23 Aralık’ta başlayan “2024 Yılı Millî Savunma Bakanlığında İstihdam Edilmek Üzere Engelli ve Terörle Mücadelede Malul Sayılmayacak Şekilde Yaralananlardan İşçi Temini” başvuruları yarın (27 Aralık) sona erecektir. “Millî Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ve Millî Savunma Üniversitesine” personel alımı kapsamında; - 28 Kasım’da başlayan “Sözleşmeli Personel Temini” başvuruları 28 Aralık’a kadar, - 20 Aralık’ta başlayan “Memur Temini” başvuruları ise 20 Ocak 2025 tarihine kadar devam edecektir. Millî Savunma Üniversitesi Askerî Öğrenci Aday Belirleme Sınavı (2025-MSÜ) başvuruları 2-27 Ocak 2025 tarihleri arasında yapılabilecektir. Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi Başkanlığı tarafından düzenlenen Bölgesel Kariyer Fuarları kapsamında 23-24 Aralık’ta Adana’da gençlerimizle bir araya gelinmiştir. Bu çerçevede bugün ve yarın da Şanlıurfa’daki fuara iştirak edilmektedir. Millî Savunma Bakanlığı olarak Şubat ayında Çanakkale, Konya, Antalya ve Manisa’da; Nisan ayında ise Van, Samsun, Erzurum, Giresun, Malatya ve Kocaeli’de düzenlenecek Bölgesel Kariyer Fuarları’na katılım sağlanacak ve Bakanlığımızın temin faaliyetleri anlatılacaktır. Asil milletimiz ve personelimizin bağış ve katkılarıyla şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine, kahraman gazilerimiz ve silah arkadaşlarımıza destek olan Türk Silahlı Kuvvetleri Dayanışma Vakfının 25’inci (28 Aralık 1999) kuruluş yıl dönümünü kutluyor, başarılı çalışmalarının devamını diliyoruz. Sonuç olarak Millî Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri; - Cumhuriyetimizin ikinci asrında, - Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve “Türkiye Yüzyılı” hedefleri doğrultusunda, - Yeni yılda da ülkemizin ve milletimizin güvenliği ve huzuru için terörle mücadeleden sınır güvenliğine, uluslararası misyonlardan insani yardım faaliyetlerine kadar çok geniş bir alanda, üstlenmiş olduğu tüm görevleri bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da başarıyla yerine getirme azim ve kararlılığındadır. Ayrıca; - Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin 105’inci yılında, Ebedî Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, şehadetlerinin 94’üncü yıl dönümünde başta Asteğmen Kubilay, Bekçi Hasan ve Şevki Beyler olmak üzere tüm aziz şehitlerimizi; ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi bir kez daha rahmet, minnet ve saygıyla yâd ediyor; - 2025 yılının ülkemize ve milletimize sağlık, başarı ve mutluluk; bölgemize ve dünyaya ise daha fazla barış, huzur ve istikrar getirmesi temennisiyle milletimizin yeni yılını en içten dileklerimizle şimdiden kutluyoruz. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

42,586 просмотров • 1 год назад

İşte 23 yılın ağır sonuçları Dolar: 1.45 TL - 39.12 TL Euro: 1.5 TL - 45.72 TL Benzin litre: 1.48 TL - 53 TL Çeyrek Altın: 30 TL - 7.113 TL Dış borç 130 Milyar$- 515 Milyar$ (Aralık 2024 ) İç borç 200 Milyar TL- 7.5 Trilyon TL Bunun dışında olan ödemeler KKM ödemeleri ( zararı 2 yılda 1.1 Trilyon TL ) Döviz garantili ödemeleri (157 Milyar dolar 2021 ) Ve bunun yanında harcanan rakamlar Bedelli gelirleri, Özelleştirme gelirleri, Merkez Bankası Rezervi, Merkez Bankası yedek akçesi, Deprem vergisi, işsizlik sigorta fonu, 2b arazi gelirleri, gayrimenkul satışları, maden ruhsat gelirleri 30 Mayıs 2025 Sadece sizin aldığınız kararlarla onlarca trilyon TL zarardan bahsediyoruz -Dört yılda faize ödenen 4 trilyon TL İki yılda Merkez Bankası’nın 1,5 trilyon TL zarar etmesi, -Yap İşlet devlet projelerindeki zararlar -Kamu özel arasındaki mahsuplaşma da kur hesaplamalarının kamu aleyhine hesaplanması -devletin elektriği özel şirketten pahalıya alıp, özel şirkete ucuza satmasından doğan kamu zararı bu listeye dahil değil Bir ülke ekonomik krizdeyken, yurtdışından yüksek faiz ile dış politikada taviz vererek dış borç bulurken, halkı ucuz gıda kuyruğunda beklerken, döviz, enerji, gıda fiyatları çok yüksekken, halk vergi yükü altında ezilirken bir ülke yönetimi halkın parasını böyle dağıtır mı? Ve bunları yapan Erdoğan, ekonomi muhalefet yüzünden bozuldu diyor... -12 Ocak 2024 Azerbaycan'a 250 Milyon TL hibe -62.3 Milyon Dolar Kırgızistan borcunun silinmesi -kırgızistan vatandaşların Türkiye’de ücretsiz tedavi hizmeti -10 Mayıs 2024 yılda 7000 yabancının Türkiye’de tedavi edilmesi -Suriyeliler için 40 milyar $ harcadık. (Mart 2020 rakamı) -Somali’ye son 10 yılda 1 milyar doların üzerinde hibe yaptık. -9 Aralık 2020, Nijer, Nijerya, Kongo sağlık hibe yardımı -9 Aralık 2020, Tunus’a 5 Milyon dolar hibe -TİKA, Nepal ve Afganistan'da gıda kolisi dağıtması. -34 ülkeye ekipman hibe,156 ülke ve 9 kuruluşa destek." Erdoğan -Sırbıstan ve Bosna Hersek'e destek için sıfır gümrük bedelli ithalat kararları " -4 bin Suriyeli sağlık çalışanı istihdam ettik. -754 bin Suriyeli bebeğimiz doğdu. -Suriyelilere 97 milyon poliklinik hizmeti. -Suriyelilere 3 milyondan fazla yataklı tedavi. -Suriyelilere 2 milyon 600 bin ameliyat." Fahrettin Koca Mart 2022 - Hariri'ye, Türk Telekom’un özelleştirmesi için 4.75 Milyar $ bankalarımızdan kredi verdiler. ( bugünün kuruyla 185 milyar TL ) Telekom’u borçlandırdı. Telekom’un içini boşalttı aldığı krediyi de ödemeden kaçtı gitti. -Pandemi dönemi hiç kimse sokağa çıkamıyor, seyahat edemiyor, yollar bomboş ama AKP’nin döviz üzerinden gelir garantisi verdiği şirketler bomboş yollara rağmen tıkır tıkır gelirlerini alıyorlar. Dönüp diyorlar ki Pandemi var ekonomik sıkıntımız var kira borçlarımızı ödeyemeyeceğiz. AKP, merak etmeyin diyor 2036’ya kadar borçlarını erteliyor.Devletin resmi kurumu belediyelere yapmadığını yandaş ve yabancı şirketlere yapıyor hem de tıkır tıkır döviz üzerinden gelirini ödediği şirketlerin borçlarını erteliyor. Her şey yasal sonuçta. Her şey dava için sonuçta -Yine cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönetiminde olan Çaykur, dünyada yıllık kuru çay tüketimi kişi başına sadece 500 gram Türkiye’de ise bu rakam 3,5 kg. Tabii ki şaşırmıyoruz cumhurbaşkanı Erdoğan yönetiminde Çaykur zarar etmeye başlıyor. Olsun her şey yasal. Zarar ediyorsa halk ödüyor sonuçta -Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönetiminde olan varlık fonu bünyesine giren Botaş, devletten destek alıyor, yurtdışından borç alıyor, ödediği gazın parasını tahsil ediyor buna rağmen Rusya’dan aldığı gazın parasını ödeyemiyor. Devletten alınan, tahsil edilen ve borç alınan para nerede diye sormak yasa dışı faaliyet sonuçta her şey yasal Tabii ki bunlar olurken ülkemiz sürekli doğal gaz keşfediyor. Ama ne hikmetse Botaş aldığı gazın parasını ödeyemez hale geliyor. -Varlık fonu kuruluyor başkanı cumhurbaşkanı Erdoğan oluyor. Özelleştirilmeyen tüm varlıklar, varlık fonu bünyesinde toplanıyor. Varlık fonu yönetimi ayrı borçlanıyor fonun bünyesindeki tüm şirketler ayrı ayrı borçlanıyor sonuçta her şey yasal. Örneğin geçen hafta vakıfbank 555 milyon $ Çin’den borç aldı. Sonuçta her şey yasal. -Devletin tabii ki belli özel şirketlere ödediği parayı döviz ile öde, yine belli şirketlerin devlete olan ödemelerini TL’ye çevirerek tahsil et. Böylelikle kamu büyük zarara uğrasın Sorun değil her şey yasalara uygun sonuçta Biz buna dava diyoruz dava uğruna her şey mübah diyoruz. -Özel şirketten elektriği pahalıya al, yandaş ve yabancı dağıtım şirketine ucuza sat. Aradaki farkı halkın cebinden öde! sonuçta her şey yasal değil mi ? Ya halkın cebinden trilyonlar gitmiş ha bunlar ufak detaylar. Sonuçta halkın cebinden trilyonlar uçuyorsa her şey yasalara uygun olarak uçuyor. Biz buna dava diyoruz. -Tabii ki yine yandaş ve yabancı şirketler döviz ödeme garantileri var. Pandemi de dahil tıkır tıkır döviz üzerinden gelirlerini öde, bu arada tabii ki onlar için döviz kurunu 6-7 kat arttır. Ama onların vergi borçlarını ötele, borçlarını ötele, vergi borçlarını sil, verilen işletme sürelerini arttır, verilen garanti miktarlarını arttır. Böylelikle halkın trilyonları yandaş ve yabancıya uçsun gitsin ama sorun değil sonuçta her şey yasal. Biz buna dava diyoruz. -Tayyip Erdoğan olarak faizsiz ekonomi özlemimi Gürsesle haykıracağım derken, cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı 2018 yılında 70 milyar TL faiz ödeyen Türkiye 2023 yılında 600 milyar TL faiz ödedi 2024 yılında 1.2 Trilyon TL faiz ödedi 2025 yılının ilk 4 ayında 684 milyar TL faiz ödedi ( 2025 yılında 2 trilyon TL ödeyecek) Her şeyi planlı şekilde yaptılar. İç borcu döviz ile aldılar. Önce döviz kuru arttı sonra faiz arttı. 2018 yılında 1 trilyon TL olan merkezi bütçe borçu 2025 Nisan ayı itibari ile 10.7 trilyon TL’ye çıktı. Artan döviz kuru ile borç arttı. Sonra faizi arttırıp artan borç miktarına yüksek orandan faiz ödenmeye başlandı. Bu planlı bir şekilde halkın cebinden belli bir sermaye çevresine kaynak transferidir. Ortada bir ekonomik kriz yoktur. Yap İşlet devlet projeleri de düşünüldüğünde döviz üzerinden gelir garantisi verildiği düşünülürse onların Aldığı para TL bazında artmış durumda bu şekilde trilyonlarca rakam belli bir gruba aktarılıyor. Bir yıla mahsus değil yıllara mahsus şekilde bu para aktarılma devam ediyor. -Ne güzel değil mi ben faize karşıyım deyip dört yılda 4 trilyon TL faize para ödüyorlar. 86 milyonla dalga geçmek değil mi bu? Ya bu faizi alanlar kim ? İki yılda Merkez Bankası 1,5 trilyon TL zarar ediyor bu para kime gitti? Tabi burada her şey yasalara uygun değil mi? -Sokaktan geçen birisini çeviriyorsunuz bak şurada büyük bir arazim var. buraya devasa bir bina yap bana, ben de senden metrekaresini döviz üzerinden kiralıyım diyorsunuz. işte şehir hastaneleri böyle başlıyor. Şahıs diyor ki yaparım ama benim param yok. Devlet olarak alıyorsunuz bu Vatandaşı finans şirketine götürüyorsunuz, kredi buluyorsunuz. Bulduğunuz krediye kefil oluyorsunuz bir de bu şahsa gelir garantisi veriyorsunuz. Devlet olarak şahsa araziyi verdiniz. Krediyi temin ettiniz, özellikle çok çok büyük bina yaptırıp, metre karesini döviz üzerinden bu şahıstan kiralıyorsunuz. Yetmiyor, Yatakhane, görüntüleme, laboratuvar hizmetlerini ve temizlik hizmetlerini bu şahıstan satın alıyorsunuz. Yetmiyor kafeterya, lokanta, otopark ve otel işletmesini de bu şahsa veriyorsunuz İşte size şehir hastaneleri. Olsun her şey yasal. Halka diyorsunuz ki cebimizden bir kuruş çıkmadan yaptırdık. 2024 yılında 90 milyar TL’nin üzerinde rakam ödendi. Olsun her şey yasal sonuçta. Sonuçta dava meselesi. -Ne güzel değil mi biz bu ülkeyi döviz belasına sokanlara hesap sorup bu ülkeyi döviz belasından kurtaracağız deyip döviz üzerinden ödeme garantisi verip döviz üzerinden iç borç aldılar. Olsun her şey yasal sonuçta. yetmedi dövizi 6-7 katına çıkardılar halkın cebinden büyük parayı yandaş ve yabancıya akıttılar. dediler ki bu kazanç size yetmez bir de faizi arttıralım size ödediğimiz parayı faize yatırın bir de oradan kazanın dediler. Olsun biz faize karşıyız diyeceğiz nas var diyeceğiz sorun çözülecek. çözüldü de -Türk telekom, Hariri’ye Türk telekom’u sana satalım dediler.Hariri‘i param yok dedi. O zaman gel sana devletin bankalarından 4,75 milyar $ kredi verelim dediler. Parayı biz verdik Hariri Türk telekom’u satın aldı. Harari Türk Telekom’un kasasını boşalttı. Faturaları tahsil etti. Borcu ödemeden kaçtı gitti. AKP ne yaptı dersin Hariri’yi kırmızı halııyla karşıladılar. Zarar için sorun değil her şey yasal sonuçta. Halk ödüyor. -Türkiye F - 35 projesinden tek taraflı çıkarıldı. Verdiği 1.4 milyar $ parayı alamadı. Akp’li bakan Varank, ABD verdiği sözlere uymak zorunda değil diye ekranda açıklama yaptı. Çıkarıldığımız projeye geri dönebilmek için lobi faaliyetler için AKP yine para harcadı. Kendi paramızı geri alamadık. alamadıgımız paranın karşılığı F-16 alalım veya F- 16 modernizasyonu yaptıralım dendi. Bunun için dahi taviz vermeyi kabul ettiler. tavizin kabulü için bile ABD’ye üç defa heyet gönderdiler. Ne oldu ?

Nasuh Bektaş

99,046 просмотров • 1 год назад

Millî Savunma Bakanlığının faaliyetleri başta olmak üzere gündemdeki konulara ilişkin olarak Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından icra edilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı: ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLU OLSUN Öncelikle 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e “Millet Mektepleri Başöğretmenliği” ünvanı verilişinin 96’ncı yıl dönümünü şimdiden kutluyor; Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, şehit olan ve ebediyete irtihal eden tüm öğretmenlerimizi saygı, minnet ve şükranla anıyoruz. 34 TERÖRİST ETKİSİZ HÂLE GETİRİLDİ Türk Silahlı Kuvvetlerimizin; sahanın gerekliliğine uygun, alışılmadık, öngörülemez, süratli ve sürekli icra esaslarında gerçekleştirdiği kararlı operasyonlarla, Irak ve Suriye’nin kuzeyi dâhil 34’ü son bir haftada olmak üzere 1 Ocak’tan bugüne kadar 2 bin 539 terörist etkisiz hâle getirilmiştir. Terör yuvalarına kilit vurmaya devam eden Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit operasyon bölgesinde tespit ettiği teröristlere ait mağarada çok sayıda silah ve mühimmat ele geçirmiştir. Geçtiğimiz hafta içerisinde Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 2 PKK’lı terörist Habur’daki hudut karakolumuza teslim olmuştur. HUDUTLARDA 331 ŞAHIS YAKALANDI Cumhuriyet tarihimizin en yoğun ve etkin tedbirleri ile korunan hudutlarımızda; * Son bir hafta içerisinde, 3’ü terör örgütü mensubu olmak üzere 331 şahıs yakalanmış, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızı yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 12 bin 941 olmuştur. * Son bir haftada engellenen 1.934 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 89 bin 689’a ulaşmıştır. BÖLGESEL VE KÜRESEL BARIŞ VE İSTİKRARA KATKILARMIZ SÜRÜYOR Bölgesel ve küresel barış için öncü bir rol üstlenen Türk Silahlı Kuvvetlerimiz birçok coğrafyada başarıyla görev yapmaktadır. Sayın Bakanımız; * 14 Kasım’da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 41’inci yıl dönümü dolayısıyla Ankara’da düzenlenen resepsiyona katılmış, * Sayın Cumhurbaşkanımızın, Katar Emiri ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirdiği Yüksek Stratejik Komite Toplantısına iştirak etmiş ve Katarlı mevkidaşı ile teknik ve askerî iş birliği anlaşmalarını imzalamış, * 15 Kasım’da Türkiye Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Teşkilatı (AGİT) Daimî Temsilcimizi, * 19 Kasım’da ise İtalya Senatosu Dışişleri ve Savunma Komisyonu Başkanını kabul etmiştir. Diğer yandan 14 Kasım’da Mısır’a resmî ziyarette bulunan Sayın Genelkurmay Başkanımız, ikili ve heyetler arası temas ve görüşmeler gerçekleştirmiştir. Hava Kuvvetleri Komutanımız, 15 Kasım’da Almanya’da düzenlenen İkinci NATO Hava Kuvvetleri Komutanları Sempozyumu’na katılmış, Kara Kuvvetleri Komutanımız, Finlandiya Kara Kuvvetleri Komutanının resmî davetlisi olarak 18-19 Kasım’da Finlandiya’ya ziyarette bulunmuş, Deniz Kuvvetleri Komutanımız ise, resmî davetlisi olarak Türkiye’ye gelen İspanya Deniz Kuvvetleri Komutanı ve beraberindeki heyet ile 19 Kasım’da görüşmüştür. Türkiye ile Yunanistan arasında Güven Artırıcı Önlemler 2024 Yılı Uygulama Planı kapsamında; 16-18 Kasım tarihleri arasında iki ülkenin Deniz Harp Okulları arasında karma kürek yarışı, Hava Harp Okulları arasında ise karma basketbol müsabakası düzenlenmiştir. İSRAİL ULUSLARARASI HUKUKU HİÇE SAYIYOR İsrail, Filistin topraklarına yönelik işgallerine ve katliamlarına devam ederek uluslararası hukuku hiçe saymaktadır. Masum insanları katlederek ateşkesi ve iki devletli çözümü hiçe sayan İsrail, Filistin halkını hayati ihtiyaçlarından da mahrum bırakarak insani değerleri de ayaklar altına almaktadır. İsrail’in; Gazze, Batı Şeria ve Lübnan’a yönelik saldırılarının ve toplu katliamlarının cezasız kalmaması için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin ve uluslararası toplumun güçlü bir duruş sergilemesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. TSK EĞİTİM VE TATBİKATLARI SÜRDÜRÜYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; karada, denizde ve havada eğitim ve tatbikat faaliyetlerini de aralıksız sürdürmektedir. Bu kapsamda; * Almanya ve Finlandiya’da Dynamic Front, * Aksaz/Muğla’da Türkiye-Azerbaycan İkili SAT/SAS, * NATO kapsamında Ramstein Alternate Hava Savunma tatbikatları devam etmektedir. Yine NATO kapsamında İtalya’da Adaptive Interaction, Türkiye, İspanya ve Norveç’te Steadfast Dagger, Estonya’da Siber Savunma tatbikatlarının icra edilmesi planlanmaktadır. “13’üncü Türkiye-ABD Deniz Kuvvetleri İş Birliği Toplantısı” 12-14 Kasım tarihleri arasında Napoli/İtalya’da icra edilmiştir. NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2 (SNMG-2) görevi kapsamında; * 15-18 Kasım tarihleri arasında Kanada Deniz Kuvvetlerine ait CHARLETTOWN ve İspanya Deniz Kuvvetlerine ait CRISTOBAL COLON gemileri tarafından Aksaz/Muğla’ya liman ziyaretleri yapılmış, * Arnavutluk Deniz Kuvvetlerine ait ORIKU gemisi tarafından 17-24 Kasım tarihleri arasında İzmir’e liman ziyareti gerçekleştirilmekte, * Almanya Deniz Kuvvetlerine ait PLANET gemisi tarafından ise 24-27 Kasım ve 1-4 Aralık tarihleri arasında İzmir’e liman ziyareti yapılması planlanmaktadır. NATO Daimî Karşı Mayın Tedbirleri Görev Grubu-2 görevi kapsamında, TCG AKÇAKOCA mayın avlama gemimiz tarafından, 22-24 Kasım ile 29 Kasım-1 Aralık tarihleri arasında Suda/Yunanistan’a liman ziyaretleri yapılacaktır. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Kuvveti (UNIFIL) görevi kapsamında; * 14-20 Kasım tarihleri arasında Bangladeş Deniz Kuvvetlerine ait SANGRAM gemisi tarafından ziyaret gerçekleştirilen Mersin’e, 16-29 Kasım tarihleri arasında ise Endonezya Deniz Kuvvetlerine ait DIPONEGERO tarafından liman ziyareti yapılmaktadır. Ayrıca; * İtalya Deniz Kuvvetlerine ait LUIGI RIZZO tarafından 24-28 Kasım tarihleri arasında Mersin’e, * TCG İSTANBUL tarafından 26-28 Kasım tarihleri arasında Cidde’ye liman ziyaretleri gerçekleştirilecektir. 15 Kasım’da NATO Deniz Muhafızı Harekâtı kapsamında, Doğu Akdeniz’de Havadan İhbar Kontrol uçağımız tarafından uçuş görevi icra edilmiştir. Bugün de (21 Kasım) Güvence Tedbirleri kapsamında Romanya hava sahasında uçuş görevi yapılacaktır. Harita Genel Müdürlüğümüz ile Dışişleri Bakanlığı Bilgi Teknolojileri Genel Müdürlüğü arasında “Coğrafi Veri Paylaşımı ve Danışmanlık Hizmetine İlişkin İş Birliği Protokolü” yarın (22 Kasım) imzalanacaktır. Öte yandan; * 11-17 Kasım tarihleri arasında Foça Jandarma Komando Eğitim Komutanlığında düzenlenen ve 17 ülkeden 80 timin katıldığı "Boran-VI Uluslararası Keskin Nişancı Yarışması"nda birinci olan Özel Kuvvetler Komutanlığı, İkinci olan Hakkâri Jandarma Komando Tabur Komutanlığı ile üçüncü olan 1’inci Amfibi Deniz Piyade Tugay Komutanlığı timlerimizi, * Ülkemizde ilk defa 11-15 Kasım tarihleri arasında Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ev sahipliği ve TSK Spor Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığımızın organizatörlüğünde Menteş/İzmir’de düzenlenen Uluslararası Askerî Sporlar Konseyi (CISM) Açık Triatlon Şampiyonası’nda birinci olan Türk Silahlı Kuvvetleri Kadın ve Erkek triatlon takımlarımızı ve derece elde eden personelimizi bir kez daha kutluyoruz. TB3’ÜN, TCG ANADOLU’YA KALKIŞ VE İNİŞİNİ KUTLUYORUZ Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği ve teşvikiyle tam bağımsız savunma sanayi hedefi doğrultusunda geliştirilen yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizle Silahlı Kuvvetlerimiz her geçen gün daha da güçlenmekte ve caydırıcılığını artırmaktadır. Bu kapsamda, Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda; * T-70 Genel Maksat Helikopteri, * BAZNA Mühimmatlı Mini Dron, * 35 mm Modernize Çekili Top ve Ateş İdare Cihazının muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanmıştır. * 15-17 Kasım tarihleri arasında F-4E uçaklarının Hava Kuvvetlerimizin envanterine girişinin 50’nci yılı etkinlikleri kapsamında, Eskişehir 1’inci Ana Jet Üs Komutanlığında statik uçak, mühimmat ve fotoğraf sergisi, koreografi uçuşları ile fil yürüyüşü gerçekleştirilmiştir. Diğer yandan, 19 Kasım’da millî gururumuz TCG ANADOLU’dan ilk kalkış ve inişini başarıyla gerçekleştiren Bayraktar TB3'ü üreten yerli ve millî savunma sanayimizin en önemli firmalarından Baykar’ı bir kez daha kutluyor, başarılarının devamını diliyoruz. PERSONEL TEMİN FAALİYETLERİ SÜRÜYOR Personel ve askerî öğrenci alım/temin faaliyetlerimiz de planlandığı şekilde devam etmektedir. * 18 Kasım’da başlayan "Millî Savunma Bakanlığı ve Kuvvet Komutanlıklarında İstihdam Edilmek Üzere 2024 Yılı (2024/3 Dönem) Teknik Sınıflarda Uzman Erbaş Temini” başvuruları 6 Aralık’a, * "Millî Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ve Millî Savunma Üniversitesine Sözleşmeli Personel Temini" başvuruları ise 28 Kasım-28 Aralık tarihleri arasında yapılabilecektir. Sonuç olarak dünyanın en güçlü ordularından biri olan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; • Bekamıza yönelen her türlü tehdit ve tehlikeyi bertaraf etmeye, • Ülkemizin savunma ve güvenliği için var gücüyle çalışmaya, * Üstlenmiş olduğu tüm görevleri, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da başarıyla yerine getirmeye devam edecektir. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

34,369 просмотров • 1 год назад

Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan, Muğla'nın Marmaris ilçesinde, Aksaz Tersanesi Komutanlığı Açılış ve Deniz Platformları Teslim Töreni'ne teşrif etti. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ve beraberindeki Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu tarafından karşılanan Cumhurbaşkanımız Sn. Erdoğan, açılış töreninde bir konuşma yaptı. Tersane Komutanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri için kritik öneme haiz PİRİREİS denizaltısının hizmete alınacağını bildiren Cumhurbaşkanımız Sn. Erdoğan, şunları söyledi: "HIZIRREİS denizaltımıza bayrak çekiyor ve seyir testlerini başlatıyoruz. MURATREİS denizaltımızın havuz donatım faaliyetlerine başlıyor, ilaveten iki, üç, dört numaralı akaryakıt gemileri ile 3 bin tonluk denizaltı havuzunu da hizmete veriyoruz. Gemilerimizin ve denizaltımızın inşasında emeği geçen her bir kardeşime kalpten teşekkür ediyor, ülkemiz ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz için hayırlı olmasını diliyorum." Vatanın bekası, milletin istiklal ve istikbali uğrunda can veren aziz şehitleri rahmetle yâd eden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, kahraman gazilere ülke ve millet adına şükranlarını sundu. ADIMLARIMIZI DOSTLARIMIZ GIPTAYLA, MUARIZLARIMIZ KORKUYLA TAKİP EDİYOR Kahraman ecdadın emaneti olan Türkiye Cumhuriyeti'ni yüceltmek ve hak ettiği yerlere getirmek için mücadelelerini aralıksız sürdürdüklerini vurgulayan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, şunları kaydetti: "Üç tarafı denizlerle çevrili, tüm dünyanın gözü üzerinde olan bir ülkeyiz. Asırlar boyunca küresel güç mücadelelerine sahne olmuş bir coğrafyanın tam merkezinde yer alıyoruz. Bu topraklardaki bin yıllık mevcudiyetini şehitlerinin mübarek kanlarına ve fedakârlıklarına borçlu olan bir milletiz. Topraklarımızda huzur içerisinde yaşamak için hem Mavi Vatanımızda hem de uzak coğrafyalarda güçlü ve etkin bir donanmaya sahip olmamız gerektiğinin bilincindeyiz. Bu anlayışla 2002'den beri 'Güçlü Türkiye, Güçlü Ordu' şiarıyla Türk Silahlı Kuvvetlerini her alanda güçlendirmenin çabası içindeyiz. Bugün burada olduğu gibi, Türkiye'nin attığı adımları dostlarımız gıptayla, kardeşlerimiz minnet ve destek duygularıyla, muarızlarımız ise korkuyla takip etmektedir. Ordumuzu güçlendirme hedefimizin bel kemiğini ise donanmamızın kapasitesini ve caydırıcılığını artırma çalışmalarımız oluşturmaktadır. Deniz Kuvvetlerimizin ihtiyacı olan her türlü platform ve sistemin tedariki için bütün imkânlarımızı seferber etmiş durumdayız. Projesi tamamlanan, yapımına başlanan, modernize edilen veya teslim alınan her bir gemiyle donanmamızı hedeflediğimiz seviyeye bir adım daha yaklaştırıyoruz." DENİZALTILARIMIZI 2029’A KADAR HİZMETE ALACAĞIZ Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının stratejik unsurlarının başında denizaltıların geldiğini belirterek, şu bilgileri verdi: "Bugün hizmete giren TCG PİRİREİS, 6 adet havadan bağımsız tahrik sistemine sahip denizaltılarımızın ilkidir. PİRİREİS denizaltımızda şimdiye kadar 380'in üzerinde fabrika, liman ve seyir kabul testi başarıyla icra edildi. Reis sınıfı denizaltılarımız dünyadaki emsallerine kıyasla çok daha üstün özelliklerle donatılmaktadır. PİRİREİS denizaltımız uzun süre satha çıkmak zorunda kalmadan harekât icra edebilecektir. Bayrak çekme ve seyir deneyimleri başlangıcını gerçekleştirdiğimiz HIZIRREİS denizaltımızı 2025 yılında, havuz donatım faaliyetlerini başlattığımız MURATREİS denizaltını da 2026 yılında hizmete almayı planlıyoruz. Dördüncü denizaltımız AYDINREİS'in, beşinci denizaltımız SEYDİALİREİS'in ve altıncı denizaltımız SELMANREİS'in inşa faaliyetleri süratle devam ediyor. Proje dâhilindeki tüm denizaltılarımızı 2029 yılına kadar hizmete alarak donanmamızın gücüne güç katacağız." DÜNYADAKİ LİDER ÜLKELER ARASINA GİRMİŞ OLACAĞIZ Yeni tip denizaltı projesinin sözleşmenin ötesinde bir muhteviyata sahip olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, şöyle devam etti: "Bu projemiz, Silahlı Kuvvetlerimizin, kamu ve özel sektörümüzün ahenk içerisinde çalıştığı teknik personel yetiştirme, ürün yerlileştirme ve sanayileşme gibi çok boyutlu hedefleri içeren örnek bir projedir. Biliyorsunuz hâlihazırda kendi savaş gemisini tasarlayan, inşa eden ve idamesini gerçekleştirebilen sayılı ülkeler arasındayız. Tabii ki bununla yetinmiyoruz. Yaklaşık 138 yıllık hayalimiz olan kendi denizaltımızı inşa etme hedefimize MİLDEN Projemizle ulaşmayı ümit ediyoruz. Böylece kendi denizaltısını dizayn edip, inşa edebilen dünyadaki lider ülkeler arasına girmiş olacağız. MİLDEN Projemizle ilgili çalışmalarımız da kendi mecrasında ilerliyor." PİRİREİS denizaltısının inşasında birçok savunma sanayi firmasının alt yüklenici olarak görev aldığını aktaran Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Böylece MİLDEN için büyük bir birikim elde edilmiştir. PİRİREİS, kendi güdümlü mermilerimiz Atmaca ve Gezgin'in yanı sıra, kısa süre önce harp atışıyla etkisini gördüğümüz gururumuz AKYA torpidomuzu da kullanacaktır. Millî denizaltımızı, millî sistem ve cihazlarla donatıp tamamen millî silahlarla kullanmayı hedefliyoruz." diye konuştu. Deniz Kuvvetlerinin ihtiyaç duyduğu imkân ve kabiliyetlere erişebilmesi için Savunma Sanayii İcra Komitesi'nde alınan kararlarla çok önemli projeleri hayata geçirdiklerini belirten Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, millî hücum bot, yeni tip mayın avlama gemisi, İstif sınıfı fırkateyn, açık deniz karakol gemisi, yeni tip çıkarma aracı gibi önemli platformların inşasının devam ettiğini söyledi. Deniz Kuvvetlerinde çığır açacak TF-2000 Hava Savunma Harbi Muhribi, millî denizaltı ve millî uçak gemisinin dizayn çalışmalarının sürdüğünü ifade eden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "İstanbul Tersanesi Komutanlığında yakın zamanda inşasına başlanacak TF-2000 Hava Savunma Harbi Muhribi ile ülkemizin hava savunmasını denizden itibaren kademeli olarak sağlayacağız. Hava tehdidine karşı TCG Anadolu ve Millî Uçak Gemisi gibi kritik kabiliyetlerimizin korunmasını temin edeceğiz. Millî Uçak Gemimizde HÜRJET, KIZILELMA, TB3 ve ANKA-3 yerli ve millî hava araçlarımız ile deniz aşırı etki alanlarındaki hak ve menfaatlerimiz korunacaktır." diye konuştu. MAVİ VATAN’DAKİ HAKLARIMIZ ETKİN ŞEKİLDE SAVUNULACAK Millî gemileri, yerli ve millî imkânlarla geliştirilen Millî Dikey Atım Lançer Sistemi ile (MİDLAS) donattıklarını dile getiren Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Bu sayede Atmaca, Sapan ve Gezgin gibi güdümlü mermilerimizi kendi lançerlerimizden atma kabiliyeti kazanıyoruz. Deniz Kuvvetlerimizin tüm yüzer, dalar, uçar ve karada konuşlu platformlarını ADVENT Savaş Yönetim Sistemi ile teçhiz ediyoruz. Tüm bu projelerimizin devreye girmesiyle Deniz Kuvvetlerimiz çok daha üstün kabiliyetlere kavuşacak, Mavi Vatan'daki haklarımız daha etkin bir şekilde savunulacaktır." ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, sadece deniz platformlarına sahip olmanın güçlü bir donanma için yeterli olmadığına dikkati çekerek şöyle devam etti: "Gerçek bir deniz kuvveti demek, bu platformları inşa edecek, bakımını ve onarımını yapabilecek, modernizasyonlarını gerçekleştirecek tersanelere de sahip olmayı gerektirir. Şanlı tarihimizde donanmamızın en güçlü zamanları aynı zamanda güçlü bir tersanecilik kültürüne sahip olduğumuz dönemlerdir. Bugün, bu anlayışla tersane altyapımızı güçlendiren kritik bir adım daha atıyoruz. MİLGEM, korvet ve fırkateynlerimizi bağrından çıkaran İstanbul Tersanesi, REİS sınıfı denizaltıları inşa eden Gölcük Tersanesi ve Ege'deki İzmir Tersanesinden sonra hamdolsun şimdi dördüncü tersanemize kavuşuyoruz." Açılışı yapılan tersanenin 13 bin metrekaresi kapalı olmak üzere toplam 113 bin metrekare alana sahip olduğunu bildiren Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Bu tersanemiz Ege ile Akdeniz'in kesiştiği konumda bulunması, doğal yapısının elverişliliği ve korunaklı bir limana sahip oluşuyla stratejik açıdan fevkalade önemlidir. Aksaz Tersanesi, uhdesinde bulunan 11 fabrika, ambarlar, 7 bin 500 tonluk yüzer havuz, 450 tonluk çekek yeri, 100 tonluk yüzer vinç ile Deniz Kuvvetlerimize önemli onarım ve inşa kabiliyetleri sağlıyor." dedi. SAVARONA’YI BAŞTAN AŞAĞI YENİLEDİK Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, nitelikli mühendislik gücü ve tecrübeli işçiler sayesinde gemilerin burada istenilen performans ve maliyette inşa edildiğini belirterek şunları söyledi: "Ayrıca yaşanan arızalara dünyanın neresinde olursa olsun 7/24 esasına göre süratle müdahale edebiliyoruz. Buna en güzel örnek, Cumhuriyet'imizin banisi Gazi Mustafa Kemal'in emaneti olan Savarona gemimizdir. Yıllarca kaderine terkedilen, hatta bir dönem kumarhane olarak kullanılan, ismi utanç verici olaylarla gündeme gelen Savarona gemisini aslına sadık kalarak kısa sürede ve düşük maliyetle baştan aşağı yeniledik. Gazi Mustafa Kemal'in, 'bir çocuğun oyuncağını beklemesi gibi bekledim' dediği Savarona'yı bakımsızlıktan kurtarıp, Cumhuriyet tarihimizin 86 yılına şahitlik eden bir eser olarak milletimize kazandırdık. Birileri sadece Gazi'nin ismini kullanarak siyasi rant peşinde koşarken, biz, binlerce yıllık tarihimizin tamamını bir bütün olarak kucaklıyoruz." Tersane altyapısının güçlendirilmesi için çalışmaların devam edeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "İleride inşallah Mersin'de de bir tersanemiz olacak. İstanbul ve Gölcük Tersanelerimize ilaveten Ege ve Akdeniz kıyılarımızda da Mavi Vatan'ın muhafızlarının her türlü bakım, onarımını yapabileceğiz." ifadesini kullandı. "Denizlere hâkim olan cihana hâkim olur" prensibiyle bu alandaki kapasiteyi sürekli ileriye taşımayı sürdüreceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Nitekim bugün Deniz Kuvvetlerinin muharip unsurlarına harekat alanında lojistik destek sağlayacak, millî tersanelerimizde dizayn ve inşa edilen her biri 200'er tonluk 3 adet yakıt gemisini de hizmete alıyoruz. Bundan sonra Deniz Kuvvetlerimiz ile Sahil Güvenlik Komutanlıklarımıza bağlı yüzer unsurlar ve dost, müttefik unsurların lojistik ihtiyaçlarını daha rahat karşılayabileceğiz." diye konuştu. SAVUNMA SANAYİSİ PROJELERİNİN TOPLAM BÜYÜKLÜĞÜ 96 MİLYAR DOLARI AŞTI Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, savunma sanayinin asla ihmale gelmeyen, duraksamayı kabul etmeyen, sürekli ve yüksek tempolu çalışmayı gerektiren bir alan olduğuna dikkati çekerek şunları ifade etti: "Şöyle geriye doğru baktığımızda, çok kısa sürede nasıl büyük mesafeler katettiğimizi hepimiz görebiliyoruz. Son 22 yılda savunma sanayinde özellikle vakıf ve özel şirketleri, KOBİ'leri, araştırma kuruluşları, teknoloji merkezleri, askerî, özel sektör tersaneleriyle adeta bir devrim gerçekleştirdik. 2002'de ülkemizde 62 olan savunma sanayi projesi sayımız 1013'e, 56 olan savunma sanayi firmamız 2 bin 500'e çıktı. Savunma sanayisi projelerinin toplam büyüklüğü 96 milyar doları aştı. Daha önce askerî gemilerimizi yurt dışından hazır alım veya yabancı tasarımla, yurt içinde üretim yöntemiyle temin ederken bugün farklı kategorilerde pek çok ürünü tasarlıyor, üretiyor ve ihraç ediyoruz. Sadece 2023 yılı başından bu yana MİLGEM İstif Sınıfı gemilerimizin ilki olan İstanbul, çok amaçlı amfibi hücum gemimiz Anadolu, denizde ikmal muharebe destek gemimiz Derya, lojistik destek gemileri Yüzbaşı Güngör Durmuş ve Üsteğmen Arif Ekmekçi ile ilk insansız ve otonom deniz aracımız Mardin'in kabulleri yapıldı. Gemilerimiz ihtiyaç duyduğu farklı özellikteki radarların geliştirilmesi, yakın hava savunma sistemimiz GÖKDENİZ'in üretiminin tamamlanarak gemilerimize entegrasyonu, helikopter yakalama ve transfer sistemimizin yerli ve millî imkânlarla üretilerek gemilerimize entegrasyonu gibi pek çok faaliyeti aynı anda ve büyük bir kararlılıkla yürütüyoruz." TÜRKİYE YÜZYILI HEDEFLERİMİZ DOĞRULTUSUNDA EMİN ADIMLARLA YÜRÜYECEĞİZ Geçmiş yıllarda tamamlanan birçok projeye ek olarak 200 deniz platformu ile 40 su üstü ve su altı otonom ve insansız deniz aracı projesinin halen devam ettiğini belirten Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: "Hepimiz biliyoruz ki tüm bunlar sadece birer başlangıçtır. Türkiye çok daha fazlasını başaracak kapasiteye sahiptir. Yaptıklarımızı yapacaklarımızın, başardıklarımızı yeni zaferlerin birer müjdecisi olarak görüyoruz. Karşılaştığımız nice ambargoya rağmen elde ettiğimiz neticeler inancın, azmin ve gayretin neleri başarabileceğini hepimize göstermiştir. Karada, havada, denizde ve her yerde güçlü bir Türk Silahlı Kuvvetleri için gerekeni yapmaya devam edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Mavi Vatan'a masal diyen bedhahlara aldırmadan, bizi yolumuzdan çevirmeyi amaçlayan engellere takılmadan, yılmadan, yorulmadan, kesinlikle geri adım atmadan Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda emin adımlarla yürüyeceğiz." Temel hedefin güçlü ve tam bağımsız bir savunma politikası, güçlü ve tam bağımsız bir savunma sanayisi olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Ülkemizin kaynaklarını en etkin şekilde kullanarak, vakit ve nakit kaybına mahal vermeden inşallah savunma sanayisindeki hedeflerimize ulaşacağız. Rabbim, yolumuzu, bahtımızı açık etsin. Bu düşüncelerle yeni deniz platformlarının ve Aksaz Tersanesinin ülkemize ve Deniz Kuvvetlerimize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum." dedi. Savunma sanayisi alanında görev yapanları tebrik eden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, deniz platformları ve tersanede devlete sadakatle hizmet edecek tüm askerler, mühendisler ve işçilere başarılar diledi. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

53,428 просмотров • 2 лет назад

■ İsrailli gazeteci Eyal Berkovic : “Hamas’ı ve İran’ı yendik, sıra Türkiye’de .” ■ İran Ankara Büyükelçisi Habibullahzade, "Türkiye'nin İsrail tehdidi altında olduğunu" söyledi. ■ ABD Başkanı Donald Trump, " İran'a yönelik "koşulsuz teslim olma" çağrısı yaptı." ■ Trump : " Hamaney'in Oğlu Kabul Edilemez, Yeni Lideri Ben Belirlemek İstiyorum." ■ Papazlar Trump'ı Oval Ofiste kutsadı . "Orta Doğu’daki savaş sürerken, Beyaz Saray’da bir araya gelen papazlar ABD Başkanı Donald Trump için Oval Ofis’te toplu dua etti." ■ ABD Başkanı Trump, bir süredir ekonomik yaptırımları artırdığı Küba'nın "çok yakında düşeceğini" söyledi. ■ Tahran yönetimi askeri kapasitesinin en üst segmentindeki "nitelikli" silahı cepheye sürdü. Devrim Muhafızları, İsrail'in ana ulaşım merkezi olan Ben Gurion Havalimanı ve 27 Nolu Hava Üssü'nü Hürremşehr-4 füzeleriyle hedef aldığını açıkladı. ■ İran Devrim Muhafızları: Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) yetkililerini uyardı. ■ Yunan Savunma Bakanı Nikos Dendias, katıldığı canlı yayında "Kıbrıs'tan Türk askerini geri çekmek için iyi bir fırsat olabilir" ifadelerini kullandı. İran'ın Güney Kıbrıs'ta bulunan İngiliz üslerine yönelik füze saldırılarının ardından Yunanistan, bölgeye iki F-16 savaş uçağı ve iki fırkateyn gönderdiğini açıklamıştı. ■ Azerbaycan, İran'daki diplomatlarını geri çekti. ■ Rusya Avrupa'ya gaz akışını durdurmaya hazırlanıyor. Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Rus enerji şirketlerinin Avrupa'ya sevk ettiği doğalgazın bir bölümünü Asya pazarına yönlendirilmesi talimatını açıkladı. ■ ABD basını, Rusya'nın Orta Doğu’daki Amerikan savaş gemileri ve uçaklarının konumlarını içeren istihbaratı İran'a sağladığını öne sürdü. Moskova, Tahran'a doğrudan Amerikan hedeflerini vurabilmesi için “hedefleme istihbaratı” veriyor. ■ İsrail'in Lübnan'a başlattığı saldırıların ardından ülkedeki çatışmalardan kaçan 65 binden fazla sivil Suriye'ye giriş yaptı. ■ Rusya Devlet Başkanı Putin, Rus ordusundaki askeri personel sayısını 2 milyon 391 bin 770'e çıkaran kararnameyi imzaladı. ■ Almanya Federal Ordu sözcülüğü, güvenlik durumu nedeniyle İran çevresindeki bölgeden daha fazla asker çekileceği belirtildi. ■ Orta Doğu'da savaş devam ederken Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, yeni destroyer Choe Hyon üzerinden gerçekleştirilen stratejik seyir füzesi testini izledi; Pyongyang yönetimi denemenin donanmanın uzun menzilli saldırı kapasitesini güçlendirdiğini açıkladı. ■ Almanya Başbakanı Friedrich Merz, "İran devlet yapısı çökmemeli, İran topraklarında vekalet savaşları yürütülmemeli" diyerek "bölgesel bir barış düzeni" için partnerlerle çalışmaya başladıklarını duyurdu. ■ Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasıyla ilgili korkunç bir uyarıda bulundu. Vucic, "Petrol fiyatları hepimizi öldürecek. Hürmüz Boğazı'nın kapanması nedeniyle Avrupa cehenneme düşecek." dedi. ■ Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Netanyahu'ya Lübnan'a kara harekatından kaçınmasını hatırlattı. ■ Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası döviz rezervleri Mart ayının ilk üç gününde 10 Milyar Dolar eridi. Yılbaşından bu yana 20 milyar dolar MB rezervleri eridi. ■ İran Dışişleri Bakan Yardımcısı: "Trump daha kendi New York belediye başkanını, bile atayamazken, İran'ı kimin yöneteceğine karar verme haddini kendinde buluyor." ■ İran'ın 5 yıl yetecek kadar 250.000 adet füze stoğu olduğu iddia edildi. ■ Ülkemizde İKİ kişiden birinin kredi kartı borcu maaşını geçti . ■ Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Lübnan ordusuna zırhlı araç sağlandığını ve kapsamlı lojistik destek sağlandığını duyurdu. ■Kuveyt : Depolama kapasitesinin dolması nedeniyle petrol üretimini durdurma kararı aldı.. #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci #OndokuzBiziz #SonDakika #UkabPartisi

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

1,099,056 просмотров • 6 месяцев назад

Millî Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, MKE’nin Ankara’da bulunan Gazi Fişek Fabrikası’nda gerçekleştirildi. Millî Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından gerçekleştirilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı: MKE, SAVUNMA SANAYİMİZİN TAM BAĞIMSIZLIK HEDEFLERİNE ÖNEMLİ KATKILAR SUNUYOR Temelleri 1453 yılında Tophane-i Âmire ile atılan bu yıl 573’üncü kuruluş yıl dönümünü kutladığımız MKE’nin Ankara’da bulunan Gazi Fişek Fabrikasında gerçekleştirdiğimiz Millî Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı’na hoş geldiniz. Güçlü üretim ve teknoloji altyapısı, yüksek mühendislik kabiliyeti ile mühimmat ve bunlara ait silah sistemlerini tek çatı altında geliştirme ve üretme yetkinliğine sahip olan MKE, dünyanın sayılı savunma sanayi kuruluşları arasında yer almakta, “Türkiye Yüzyılı” vizyonu doğrultusunda savunma sanayimizde tam bağımsızlık hedeflerine önemli katkılar sunmaktadır. Bu güçlü altyapısını yüksek üretim kapasitesiyle birleştiren MKE, başta Cumhuriyetimizin ilk savunma sanayi tesisleri arasında yer alan Gazi Fişek Fabrikası olmak üzere ülkemizin farklı bölgelerinde faaliyet gösteren fabrika ve işletmeleriyle Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyaç duyduğu kritik sistemleri yerli ve millî imkânlarla üreterek ordumuzun caydırıcılığına önemli katkılar sağlamaktadır. MKE, 2023-2027 yılları arasını kapsayan 1,5 milyar dolarlık yatırım programı çerçevesinde mevcut üretim hatlarını modernize etmenin yanı sıra Kırıkkale, Samsun ve Kırşehir’de üç yeni fabrikayı daha ülkemize kazandıracak, bu yatırımlarla kritik silah, mühimmat ve kimyasalların üretim kapasitesini önemli ölçüde artıracaktır. MKE tarafından, başta Gazi Fişek Fabrikamızda üretilen çeşitli kalibrelerde hafif silah mühimmatı olmak üzere; - Kamikaze ve sürü dron saldırıları ile sabit kanatlı İHA tehditlerine yönelik TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemi ve uçaksavar sistemleri, - Topçu birliklerimizin uzun menzilli ve yüksek hassasiyetli ateş destek kabiliyetini güçlendiren BORAN, GÜRHAN ve FIRTINA obüsleri ile yüksek tahrip gücüne sahip topçu mühimmatı, - Piyade birliklerimizin farklı harekât ortamlarındaki ateş gücü ve harekât kabiliyetini artıran PMT-76, MAM-15, KNT-76, MP5 ile MPT-55, MPT-76 ve farklı çaplarda hafif silah sistemleri, - Zırhlı birliklerimizin ateş gücünü destekleyen tank topu ve tank mühimmatı, - PİRANA Kamikaze İnsansız Deniz Aracı (KİDA), - Deniz Kuvvetlerimizin ateş gücünü ve su üstü harp etkinliğini artıran Millî Deniz Topu Denizhan-76, - Hava platformlarının görev etkinliğini artıran uçak bombaları ile havadan atılan mühimmat çeşitleri, - Gömülü hedeflerin yüksek hassasiyetle etkisiz hâle getirilmesine imkân sağlayan çeşitli roket ve füze sistemleri, - Muharebe sahasında lojistik sürekliliği ve harekâtın idamesini destekleyen çeşitli kalibrelerde mühimmat ve patlayıcı sistemleri ile Türk Silahlı Kuvvetlerimizin harekât ihtiyaçlarına yönelik çok sayıda stratejik silah sistemi yerli ve millî imkânlarla geliştirilmekte ve üretilmektedir. Savunma sanayisindeki üretim faaliyetlerinin yanı sıra Millî Eğitim Bakanlığı ile MKE arasında imzalanan protokol çerçevesinde hayata geçirilen “MKE Dersliksiz Okul” uygulaması, insan kaynakları alanında dünyanın en prestijli uluslararası ödül programlarından biri olan “Stevie Awards for Great Employers” programında “Bronz” ödülü kazanarak uluslararası düzeyde önemli bir başarı elde etmiştir. Bu vesileyle, başta Gazi Fişek Fabrikamızın fedakâr çalışanları olmak üzere, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyacı olan silah, mühimmat ve savunma sistemlerini millî imkânlar ve en yüksek kalite anlayışıyla geliştiren ve üreten MKE’nin tüm yönetici ve çalışanlarına, ülkemizin savunma gücüne sundukları kıymetli katkılar için teşekkür ediyoruz. 4 PKK’LI TERÖRİST DAHA TESLİM OLDU Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, ülkemizin ve milletimizin güvenliği ile devletimizin bekası için terör başta olmak üzere her türlü tehdit ve tehlikeye karşı sürdürdüğü mücadele kapsamında son bir hafta içerisinde; - 4 PKK’lı terörist daha teslim olmuş, - Harekât bölgelerinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir. HUDUTLARDA 468 ŞAHIS YAKALANDI Kesintisiz devam eden hudut güvenliği faaliyetleri kapsamında hafta boyunca; - 4’ü terör örgütü mensubu olmak üzere sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 468 şahıs yakalanmış, 1.102 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. - Böylece 1 Ocak’tan bugüne kadar, sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 6 bin 953, engellenen kişi sayısı da 43 bin 878 olmuştur. KKTC TOPLUMSAL DİRENİŞ VE SİLAHLI KUVVETLER GÜNÜ KUTLU OLSUN Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ikili ilişkiler ve uluslararası görevler kapsamında, başta Kıbrıs, Azerbaycan, Libya, Kosova, Bosna-Hersek ve Katar olmak üzere kardeş, dost ve müttefik ülkelere destek vermeyi sürdürerek geniş bir coğrafyada dünya güvenliği, barışı ve istikrarına önemli katkılar sağlamaktadır. Bu vesileyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin “Toplumsal Direniş Bayramı ve Silahlı Kuvvetler Günü”nü şimdiden (1 Ağustos) kutluyor; Garanti ve İttifak Antlaşmaları’ndan kaynaklanan hak ve sorumluluklarımız çerçevesinde, Kıbrıs Türkü’nün güvenliği, huzuru ve refahı ile meşru hak ve menfaatlerini desteklemeyi kararlılıkla sürdüreceğimizi, Ada’da kalıcı, adil ve sürdürülebilir bir çözümün ancak egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelinde iki devletli çözüm modeliyle mümkün olduğunu bir kez daha vurguluyoruz. 5 ADET F-16 UÇAĞIMIZ ESTONYA’YA İNTİKAL ETTİ Diğer yandan, NATO Geliştirilmiş Hava Polisliği görevi kapsamında, 1 Ağustos-30 Kasım 2026 tarihleri arasında Estonya’daki Amari Hava Üssünde konuşlandırılacak 5 adet F-16 uçağımız ile görevli personelimizin Estonya’ya intikali tamamlanmıştır. Görev süresince unsurlarımız, NATO’nun müşterek hava savunma faaliyetleri çerçevesinde Baltık hava sahasının emniyetine katkı sağlayacak, 7 gün 24 saat esasına göre alarm reaksiyon görevi icra ederek NATO hava sahasının güvenliğinin teminine destek verecektir. Ülkemiz, NATO Geliştirilmiş Hava Polisliği görevini yarın (31 Temmuz) düzenlenecek Devir Teslim Töreniyle Portekiz’den devralacaktır. KUDÜS’TEKİ KUTSAL MEKÂNLARA YÖNELİK PROVOKATİF GİRİŞİMLER KABUL EDİLEMEZ Orta Doğu’daki gelişmeler kapsamında; Bölgede istikrarsızlığın sorumlusu İsrail, ateşkes hükümlerini ihlal etmeyi sürdürerek Lübnan ve Filistin’e saldırılarına devam etmektedir. Filistin halkının yaşam şartlarının iyice zorlaştığı bu dönemde İsrailli yetkililerin kışkırtıcı açıklama ve eylemlerinden kaçınması gerekmektedir. Ayrıca tarihî ve hukuki statüsü bulunan Kudüs’teki kutsal mekânlara yönelik provokatif girişimlerin kabul edilemez olduğunu bir kez daha vurguluyoruz. İsrail’in uluslararası hukuku ve ateşkes hükümlerini ihlal eden eylemlerine son vermesi, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi ve bölgesel barış ile istikrarı zedeleyen tutumundan vazgeçmesi gerekmektedir. SAYIN BAKANIMIZ, MOLDOVA BAŞBAKAN YARDIMCISI İLE BİR ARAYA GELECEK - Sayın Bakanımız 25 Temmuz’da Suudi Arabistan Savunma Bakanı, 27 Temmuz’da Nijer Savunma Bakanı ile ikili ve bölgesel savunma ile güvenlik konularını ele aldığı telefon görüşmeleri gerçekleştirmiş; yine 27 Temmuz’da Dışişleri Bakanımız ile bir araya gelmiştir. - Sayın Bakanımız 28 Temmuz’da, veda ziyaretinde bulunan Birleşik Krallık Ankara Büyükelçisini kabul etmiş, ardından Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen “2’nci İletişim Şûrası”na katılmıştır. - Sayın Bakanımız, bugün (30 Temmuz) Moldova Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı ile bir araya gelecek, müteakiben Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) “İnebolu’ya İstiklal Madalyası Takdim Töreni”ne iştirak edecektir. Sayın Genelkurmay Başkanımız, - 23 Temmuz’da Avrupa Müttefik Yüksek Komutanı (SACEUR) ile video konferans yöntemiyle bölgesel savunma ve güvenlik konularının ele alındığı bir görüşme gerçekleştirmiş, - Aynı gün Millî Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreterliğince düzenlenen Millî Güvenlik Konferansları kapsamında “Geleceğin askerî harekât ortamına yönelik değerlendirmeler, askerî doktrinlerin dönüşümü ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin gelecek vizyonu” konulu konferans vermiş, - 26 Temmuz’da Suudi Arabistan Genelkurmay Başkanı ile ikili ilişkiler ve bölgesel konuların ele alındığı bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. TSK EĞİTİM VE TATBİKATLAR İLE ULUSLARARASI GÖREVLERE DEVAM EDİYOR Daha etkin, daha caydırıcı ve daha hazır bir Türk Silahlı Kuvvetleri için eğitim ve tatbikat faaliyetleri de kesintisiz olarak sürdürülmektedir. Bu kapsamda; - 13-24 Temmuz tarihleri arasında Birleşik Krallık’ta düzenlenen Sea Breeze II Tatbikatı başarıyla tamamlanmıştır. - 20 Temmuz’da Slovakya’da başlayan Joint Fire Tatbikatı 7 Ağustos’a kadar devam edecek, - 3 Ağustos’ta Letonya’da başlayacak Baltic Trust Karşı Dron Tatbikatı 14 Ağustos’ta sona erecektir. Diğer yandan; Somali Deniz Görev Grubu faaliyetlerine destek sağlanması ve Somali’ye lojistik nakliyat görevinin icrası kapsamında görev yapan TCG Gaziantep ile TCG Bafra 27 Temmuz’da, TCG Sancaktar ile TCG Yzb. Güngör Durmuş ise 29 Temmuz’da görevlerini başarıyla tamamlayarak bağlı bulundukları limanlara avdet etmişlerdir. - NATO Daimî Deniz Görev Grubu-1 (SNMG-1) görevi hitamında TCG Oruçreis tarafından 31 Temmuz-3 Ağustos tarihleri arasında Lizbon/Portekiz’e, - Millî Savunma Üniversitesi Deniz Harp Okulu öğrencilerimizin Açık Deniz Eğitimleri kapsamında TCG Osmangazi tarafından; - 31 Temmuz-2 Ağustos tarih aralığında Tunus’a, - 5-7 Ağustos tarihleri arasında Livorno/İtalya’ya, - Öğrenci eğitim faaliyetleri kapsamında İtalya Deniz Kuvvetleri unsuru San Marco tarafından 2-6 Ağustos tarih aralığında Antalya’ya, - NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2 (SNMG-2) kapsamında Yunanistan Deniz Kuvvetlerine ait Kountouriotis ve İtalya Deniz Kuvvetleri unsuru Montecuccoli tarafından 4-6 Ağustos tarihleri arasında Aksaz’a liman ziyaretleri gerçekleştirilecektir. Hava Kuvvetleri Komutanlığımızca; 29 Temmuz’da muharip ve destek uçaklarımızın katılımıyla Doğu Karadeniz’de eğitim uçuşu yapılmıştır. Diğer yandan Milletler Ligi’nde ikinci kez şampiyonluğa ulaşarak dünyanın en büyüğü ünvanını bir kez daha kazanan A Millî Kadın Voleybol Takımımızı, ülkemize yaşattığı büyük gurur ve mutluluk dolayısıyla tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz. ÖĞRENCİ VE PERSONEL TEMİN FAALİYETLERİ SÜRÜYOR Personel ve askerî öğrenci alım/temin işlemleri kapsamında; 14 Temmuz’da başlayan Millî Savunma Üniversitesi “2026 Yılı Askerî Öğrenci Temini Seçim Aşaması Faaliyetleri” 7 Ağustos’a kadar devam edecektir. Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarında İstihdam Edilmek Üzere 2026 Yılı, - “3’üncü Dönem Uzman Erbaş Temini”, - “4’üncü Dönem Teknik Sınıf Uzman Erbaş Temini ile” - “2’nci Dönem Sözleşmeli Er Temini” başvuruları 24 Temmuz-9 Ağustos tarihleri arasında yapılabilecektir. Ağustos, Eylül ve Ekim 2026 dönemlerinde silahaltına alınacak yedek subay/astsubay adayları ile erlerin sınıflandırma sonuçları bugün (30 Temmuz) açıklanmıştır. Sonuçlar; e-Devlet kapısı, askerlik şubeleri ve MSB Mobil uygulamasından öğrenilebilecektir. YÜKSEK ASKERÎ ŞÛRA TOPLANTISI ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA GERÇEKLEŞTİRİLECEK Türk Silahlı Kuvvetlerimizin Komuta Kademesi’nin şekilleneceği 2026 yılı Yüksek Askerî Şûra toplantısı önümüzdeki hafta Sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde icra edilecektir. Sayın Cumhurbaşkanımızın onayını müteakip açıklanacak Yüksek Askerî Şûra kararlarının şimdiden devletimize, milletimize ve Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı olmasını diliyoruz. Sonuç olarak Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - Sahip olduğu güçlü imkân kabiliyetleri ve nitelikli personeliyle her türlü tehdit ve tehlikeyi yok etmeye, - Ülkemizin güvenlik ve huzuru için gece gündüz demeden çalışmaya, - Nitelik ve nicelik olarak her geçen gün daha da güçlenerek üstlenmiş olduğu tüm görevleri büyük bir azim, kararlılık ve başarıyla yerine getirmeye devam edecektir. BASIN MENSUPLARININ GÜNDEME DAİR SORULARI CEVAPLANDIRILDI Basın Bilgilendirme Toplantısı’nın ardından basın mensuplarının gündeme dair soruları cevaplandırıldı. Sorulara verilen cevaplar şu şekilde: Irak Başbakanının ülkemizi ziyareti ve Sayın Cumhurbaşkanımızın ev sahipliğinde gerçekleşen görüşmeler ile müteakiben imzalanan anlaşmalar, bölgesel istikrar ve güven açısından önem taşımaktadır. Türkiye ile Irak arasında son yıllarda geliştirilen iş birliği, terörle mücadelede elde edilen başarının önemli unsurlarından biri olmuştur. Irak ile güvenlik alanındaki iş birliği kesintisiz şekilde devam etmektedir. Ortak mekanizmalar işletilmekte, sınır güvenliği ve terörle mücadeleye yönelik koordinasyon kararlılıkla sürdürülmektedir. Daha önce de iki ülke arasında gerçekleştirilen toplantılarda; sınır güvenliği, terörle mücadele, savunma sanayi alanlarında eş güdüm ve iş birliğinin arttırılması konularında mutabık kalınmıştır. Son dönemde gerçekleştirilen temaslarda ekonomi ve enerji alanındaki iş birliği ön plana çıkarken, güvenlik alanında daha önce oluşturulan mekanizmalar etkin şekilde işlemeye devam etmektedir. Türkiye ile Irak arasındaki iş birliğinin güçlenmesi, bölgesel istikrarın yanı sıra Irak Türkmenlerinin güvenliği ve refahı açısından da büyük önem taşımaktadır. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

107,548 просмотров • 1 месяц назад

Millî Savunma Bakanlığının faaliyetlerinin anlatılarak gündemdeki soruların cevaplandırıldığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, İstanbul’da konuşlu olan Millî Savunma Üniversitesi Rektörlük Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından gerçekleştirilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı: EĞİTİM CAMİAMIZIN BAŞI SAĞ OLSUN Dün (15 Nisan) Kahramanmaraş’ta gerçekleşen ve ülkemizi derin bir acıya boğan menfur saldırıda hayatını kaybeden evlatlarımız ile fedakâr öğretmenimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyor; kederli ailelerimize, eğitim camiamıza ve milletimize başsağlığı ve sabır diliyoruz. MİLLÎ SAVUNMA ÜNİVERSİTESİ, TSK’NIN GÜCÜNE GÜÇ KATIYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan gücünü; - Millî değerler ve çağın gereklerini esas alan eğitim anlayışıyla, - Akademik yetkinlik ile askerî disiplini, fiziki dayanıklılık ile liderlik vasıflarını, sportif ve kültürel gelişim ile yüksek ahlaki değerler ve sorumluluk bilincini bir arada kazandırarak yetiştiren, - Savunma, güvenlik ve strateji alanlarında sunduğu katkılarla ulusal ve uluslararası düzeyde temayüz eden Millî Savunma Üniversitemizin İstanbul’daki Rektörlük Yerleşkesi’nde icra ettiğimiz Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısına hoş geldiniz. Üniversitemiz bünyesinde yer alan; - Kara, Deniz, Hava Harp Okulları ve Harp Enstitüleri aracılığıyla Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli subaylar yetiştirilirken, - Araştırma enstitüleri vasıtasıyla savunma ve güvenlik alanında bilimsel çalışmalar yürütülmekte, bilgi üretimi ve doktriner gelişime katkı sağlanmakta, - Yabancı Diller Yüksekokulu ile personelin dil yetkinliği geliştirilirken, - Astsubay meslek yüksekokulları aracılığıyla teknik bilgi ve beceriye sahip, görev bilinci yüksek astsubaylar yetiştirilmekte; bu kapsamlı ve bütüncül yapı, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin etkinliğini artıran nitelikli insan kaynağının sürekliliğini temin etmektedir. Geçmişimizin köklerinden beslenerek geleceğe ilham veren bir değer olan Millî Savunma Üniversitemiz; yerli ve millî savunma sanayimizin ileri teknoloji sistemlerini etkin şekilde kullanacak kara, deniz ve hava kuvvetlerimizin lider personelini yetiştirerek, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gücüne güç katmakta, bu onurlu yürüyüşe katılmak isteyen tüm gençlerimizi bünyesine davet etmektedir. ÜÇ HAFTADA 84 BİN ADAY MSÜ’YÜ TERCİH ETTİ 25 Mart’ta başlayan 2026 Yılı Millî Savunma Üniversitesi Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksekokulları Askerî Öğrenci Aday Tercih İşlemleri kapsamında üç haftalık süreçte yaklaşık 84 bin aday tercihlerini tamamlamıştır. Millî Savunma Üniversitemize gösterilen yoğun ilgi, milletimizin Türk Silahlı Kuvvetlerimize duyduğu güvenin en somut göstergelerinden biridir. Bu vesileyle tüm adaylarımıza ve kıymetli ailelerine teşekkür ediyor, tercih işlemlerinin 24 Nisan’da tamamlanacağını hatırlatıyoruz. Diğer yandan, 2026 Yılı Millî Savunma Bakanlığına Sözleşmeli Bilişim Personeli Temini başvuruları yarın (17 Nisan) başlayacak, 4 Mayıs’ta sona erecektir. Bölgesel Kariyer Fuarları kapsamında; - 15-16 Nisan’da Aydın’daki Ege Kariyer Fuarı’na katılım sağlanmakta, - 21-22 Nisan’da ise Trabzon’da Doğu Karadeniz Kariyer Fuarı’na iştirak edilmesi planlanmaktadır. Nisan, Haziran ve Temmuz 2026 dönemlerinde silahaltına alınacak yedek subay/astsubay adayları ile erlerin sınıflandırma sonuçları yarından (17 Nisan) itibaren e-Devlet kapısından, askerlik şubelerinden ve MSB Mobil uygulamasından öğrenilebilecektir. TSK, EĞİTİM VE TATBİKATLAR İLE ULUSLARARASI GÖREVLERE DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ulusal ve uluslararası eğitim ve tatbikat faaliyetleriyle harekât kabiliyetini geliştirmeye, modern harp yeteneklerini ileri seviyeye taşıyarak etkinlik ve caydırıcılığını artırmaya devam etmektedir. - 3-9 Nisan tarihleri arasında Karadeniz, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’de gerçekleştirilen Mavi Vatan-2026 ile - 29 Mart-9 Nisan tarihleri arasında Isparta ve Ankara’da icra edilen Türkiye-Pakistan Ortak Komando ve Özel Kuvvet (Cinnah-13) tatbikatları başarıyla tamamlanmıştır. - 2 Nisan’da başlayan Türkiye-Azerbaycan Haydar Aliyev Fiilî Atışlı Müşterek Tabur Görev Kuvveti Tatbikatı Kars’ta 22 Nisan’a kadar devam edecek, - 4 ülkenin fiilî, 14 ülkenin gözlemci olarak katıldığı Konya’da icra edilen Uluslararası Anadolu Ankası Tatbikatı yarın (17 Nisan) tamamlanacaktır. Sayın Genelkurmay Başkanımız, beraberinde kuvvet komutanları ile Mavi Vatan Tatbikatı’nın 9 Nisan’daki Fiilî Atış Safhası’na, Uluslararası Anadolu Ankası Tatbikatı’nın 14 Nisan’daki Seçkin Gözlemci Günü’ne iştirak etmiştir. Ege Ordusu Komutanlığı koordinatörlüğünde icra edilen EFES-2026 Birleşik Müşterek Harekât Tatbikatı’nın 11-17 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen Bilgisayar Destekli Komuta Yeri Safhası’nın Seçkin Gözlemci Günü faaliyetleri dün (15 Nisan) İstanbul’da yapılmış, bugün de İzmir’de icra edilmektedir. EFES Tatbikatı’nın fiilî safhası 20 Nisan-21 Mayıs tarihleri arasında İzmir’de gerçekleştirilecektir. Dynamic Minotaur/Kurtaran Denizaltı Arama-Kurtarma Tatbikatı ülkemizin ev sahipliğinde, 15-21 Nisan tarihleri arasında, 20 ülkenin katılımıyla Doğu Akdeniz’de gerçekleştirilmektedir. Tatbikatın Seçkin Gözlemci Günü 20 Nisan’da TCG Alemdar’da icra edilecektir. Ayrıca, - 13 Nisan-1 Mayıs tarih aralığında Libya ve Fildişi Sahili’nde düzenlenen Flintlock Tatbikatı’na katılım sağlanmakta, - 20-24 Nisan tarihleri arasında yerinden katılımla icra edilecek Kilitli Kalkan (Locked Shields) Tatbikatı’na iştirak edilmesi planlanmaktadır. Yabancı askerî gemilerin limanlarımızı ziyaretlerine ilişkin olarak; - 13-17 Nisan tarihleri arasında Fransa Deniz Kuvvetleri unsuru Provence tarafından Antalya’ya, - Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) görevi kapsamında, Bangladeş Deniz Kuvvetlerine ait Sangram tarafından 14 Nisan-5 Mayıs tarihleri arasında Mersin’e, - NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2 (SNMG-2) görevi kapsamında 16-19 Nisan tarihleri arasında Arnavutluk Deniz Kuvvetleri unsuru Oriku tarafından İzmir’e, liman ziyaretleri yapılmaktadır. TCG Gaziantep, TCG Bayraktar, TCG Bartın ve TCG Yzb.Güngör Durmuş ile Çağrı Bey sondaj gemisi ve beraberindeki destek gemileri 9-10 Nisan’daMogadişu/Somali’ye ulaşmıştır. TCG Gaziantep fırkateynimiz ve TCG Yzb.Güngör Durmuş akaryakıt gemimiz Somali açıklarında Çağrı Bey sondaj gemisine refakat ve koruma görevine devam etmektedir. Viyana Belgesi kapsamında Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatına üye ülke temsilcileri tarafından 6-10 Nisan tarihleri arasında, Eskişehir’de konuşlu 1’inci Ana Jet Üs Komutanlığımız ile Ankara/Polatlı’da bulunan Topçu ve Füze Okul Komutanlığımıza ziyaret gerçekleştirilmiştir. Hava Kuvvetleri Komutanlığımızca, - 13-16 Nisan tarihleri arasında ABD’de düzenlenen Uzay Sempozyumu ile - 14-17 Nisan tarihleri arasında Çekya’da gerçekleştirilen Hava Savunma Konferansı’na iştirak edilmektedir. - 10-12 Nisan tarihleri arasında Antalya’da düzenlenen Serik Triatlonu Türkiye Kupası müsabakasına TSK Spor Gücü adına katılan ve derece elde eden Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksekokulları öğrencilerimiz ile - Mersin’de 7-12 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen Muaythai (Muaytay)Türkiye Şampiyonası’nda 57 kilo elit kadınlar kategorisinde birinci, Mae Muay kategorisinde Türkiye Şampiyonu olan sporcularımızı bir kez daha tebrik ediyoruz. YILBAŞINDAN BU YANA 75 PKK’LI TERÖRİST TESLİM OLDU Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; terörle mücadelesine, sınırlarımızı korumaya; karada, denizde ve havada ülkemizin savunma ve güvenliğini sağlamaya azim ve kararlılıkla devam etmektedir. Bu kapsamda geçtiğimiz hafta içerisinde; - 8 PKK’lı terörist daha teslim olmuş, böylece, 1 Ocak’tan bugüne kadar teslim olan terörist sayısı 75’e ulaşmış, - Sınırlarımızda ve ötesinde arazi arama tarama; mağara, sığınak, barınak ile mayın ve el yapımı patlayıcı tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir. Ayrıca, Menbic’de imha edilen 4 kilometre tünel ile birlikte Suriye Harekât Alanlarında imha edilen tünel uzunluğu 772 kilometre olmuştur. HUDUTLARDA MÜCADELE SÜRÜYOR Güvenliğin 7 gün 24 saat esasıyla en üst seviyede tesis edildiği hudutlarımızda son bir haftada; - 17’si terör örgütü mensubu olmak üzere 270 şahıs yakalanmış, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 2 bin 92 olmuş, - Engellenen 2 bin 625 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 22 bin 617’ye ulaşmıştır. Ayrıca hafta içerisinde; Hakkâri, Van ve Iğdır hudut hatlarında yapılan arama tarama faaliyetlerinde toplam 167 kilogram uyuşturucu madde ele geçirilmiştir. SOMALİ ULUSAL ORDUSUNUN 66’NCI KURULUŞ YIL DÖNÜMÜNÜ KUTLUYORUZ İkili ilişkiler ve uluslararası görevler kapsamında, geniş bir coğrafyada etkin şekilde görev yapan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; bölgesel ve küresel barış, güvenlik ve istikrara güçlü ve sürdürülebilir katkılar sunmaya devam etmektedir. “Savunma ve Ekonomik İş Birliği Çerçeve Anlaşması” kapsamında, Somali’ye konuşlandırdığımız F-16 savaş uçakları ile ATAK ve Cougar helikopterlerimiz, Somali Ulusal Ordusunun kuruluş yıl dönümü münasebetiyle 12 Nisan’da Mogadişu’da gerçekleştirilen törende selamlama uçuşu yapmıştır. Bu vesileyle dost ve kardeş ülke Somali’nin Ulusal Ordusunun 66’ncı kuruluş yıl dönümünü bir kez daha kutluyoruz. İSRAİL-ABD VE İRAN ARASINDAKİ SAVAŞTA KALICI ATEŞKES İÇİN DESTEK VERMEYE DEVAM EDECEĞİZ Ortadoğu’daki gelişmeler kapsamında; Devam eden geçici ateşkesin, daha karmaşık ve yönetilmesi zor bir hâle gelmeden kalıcı ateşkese dönüşmesi ve nihayetinde kalıcı barışa ulaşılması amacıyla elimizden gelen desteği vermeye devam edeceğiz. Bölgesel etkilerinin yanı sıra küresel etkileri de her geçen gün daha fazla hissedilen bu savaşın bir an önce sonlandırılmasını ve devam eden müzakere sürecinde tarafların yapıcı olmasını temenni ediyoruz. Öte yandan, İsrail’in bölgesel yayılmacılığının bir parçası olan saldırıları da devam etmektedir. Lübnan’daki saldırılar, sadece Lübnan’ın toprak bütünlüğüne değil, aynı zamanda bölgenin istikrar ve huzuruna zarar veren, devam eden müzakere sürecini de sekteye uğratan saldırılardır. İsrail ile Lübnan arasında Vaşington’da müzakerelerin başlatılmasını memnuniyetle karşılamakla birlikte İsrail’in, müzakere ruhuyla bağdaşmayan saldırılarının olumlu sonuç alınmasının önündeki en büyük engel olduğunu ifade ediyoruz. SAYIN BAKANIMIZ ANTALYA DİPLOMASİ FUARI’NA İŞTİRAK EDECEK 11 Nisan’da, beraberinde Komuta Kademesi ile Kara Kuvvetleri Komutanlığımızda icra edilen “Değerlendirme Toplantısı”na iştirak eden Sayın Bakanımız, 13 Nisan’da, Ankara Ticaret Odasını ziyaret ederek Başkan ve Yönetim Kurulu Üyeleriyle görüşmüş, aynı gün (13 Nisan) resmî ziyaret kapsamında Katar’a giderek Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığında inceleme ve denetlemelerde bulunmuş, akşam yemeğinde Mehmetçiklerimizle bir araya gelmiştir. 14 Nisan’da, Katar programına devam eden Sayın Bakanımız; Evkaf ve Şeriye, Dışişleri ve Savunma Bakanları ile görüşmüş, Katar Emiri tarafından kabul edilmiştir. 15 Nisan’da, Uluslararası Askerî Sporlar Konseyi (CISM) müsabakalarında başarılı olan sporcularımız ile konsey tarafından 2025 yılının kadın sporcusu seçilen İlke Özyüksel Mihrioğlu’nu kabul eden Sayın Bakanımız, Bugün (16 Nisan), Ankara’da düzenlenen “Verimlilik ve Teknoloji Fuarı”na, 17-19 Nisan tarihleri arasında ise Antalya Diplomasi Forumu’na iştirak edecektir. Sayın Genelkurmay Başkanımız, 15-17 Nisan tarihleri arasında Almanya Genelkurmay Başkanı’nın resmî davetlisi olarak Almanya’ya ziyaret gerçekleştirmektedir. Donanma Komutanımız Oramiral Kadir Yıldız, NATO Müttefik Deniz Komutanlığı tarafından, 15-17 Nisan tarihleri arasında Birleşik Krallık’ta düzenlenen “11’inci NATO Deniz Harekât Komutanları Konferansı”na katılmaktadır. AKINCI TİHA, KARA KUVVETLERİMİZİN ENVANTERİNE GİRDİ Yerli ve millî savunma sanayimizin sunduğu imkânlarla savunma kabiliyetlerini modernize etmeyi sürdüren Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ileri teknoloji donanımı ve caydırıcı gücünü daha da artırma çalışmaları kapsamında; Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda; - Fırtına-2 obüsü, - Akıncı Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA), muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanarak envantere alınmıştır. Yine, ASELSAN tarafından muhtelif miktarda ACAR 300-G Kara ve İHA Gözetleme Radarı Kara Kuvvetlerimize teslim edilmiştir. Bakanlığımıza bağlı ASFAT ile Makine ve Kimya Endüstrisi anonim şirketlerimiz, 16-19 Nisan tarihleri arasında Ankara’da düzenlenen “Verimlilik ve Teknoloji Fuarı”na katılmaktadır. MKE’NİN YATIRIMLARI İLE PATLAYICI HAM MADDE KONUSUNDA DIŞA BAĞIMLILIK SONA ERECEK 2023-2027 dönemini kapsayan toplam 1,5 milyar dolarlık yatırım programını hayata geçiren Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz, kapsamlı yatırım programı ile; - 155 mm obüs mühimmatı, 76 mm Denizhan Millî Deniz Topu, topçu ve 2.75 inç roketi; 60, 81 ve 120 mm havan mühimmatları, tank ve obüs silah sistemleri, keskin nişancı fişekleri ve hafif kalibre silah üretim kapasitesini önemli ölçüde artıracak, - 2026 yılında üretime başlaması planlanan Kırıkkale’deki Hüseyin Kahya Enerjik Malzemeler Fabrikası’nda nitroselüloz, barut ve roket yakıtları başta olmak üzere birçok stratejik patlayıcının üretimi gerçekleştirilecek, ayrıca Derişik Nitrik Asit ve Katı TNT gibi enerjik malzemelerin üretimi ilk kez hayata geçirilecek, böylece Türkiye’nin patlayıcı ham madde konusunda dışa bağımlılığı tamamen sona erdirilmiş olacaktır. Sonuç olarak Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - Hudut güvenliğinden terörle mücadeleye, - Mavi ve Gök Vatan’daki hak ve menfaatlerimizin korunmasına kadar her alanda etkin, caydırıcı ve hazır olmaya, - Tevdi edilen görev ve sorumlulukları azim, kararlılık ve başarıyla yerine getirmeye devam edecektir. BASIN MENSUPLARININ GÜNDEME DAİR SORULARI CEVAPLANDIRILDI Basın Bilgilendirme Toplantısı’nın ardından basın mensuplarının gündeme dair soruları cevaplandırıldı. Sorulara verilen cevaplar şu şekilde: MİLLÎ SAVUNMA BAKANI YAŞAR GÜLER’İN KATAR ZİYARETİ Sayın Bakanımız Yaşar Güler, Katarlı mevkidaşının daveti üzerine 13-14 Nisan 2026 tarihlerinde Doha’ya resmî bir ziyaret gerçekleştirmiştir. Ziyaret kapsamında Katar Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığında inceleme ve denetlemelerde bulunan Sayın Bakanımız, Katar’da görevli Mehmetçiklerimizle de bir araya gelmiştir. Sayın Bakanımız ayrıca Katar Emiri, Katar Başbakanı ve Katar Savunma Bakanı ile ikili ve bölgesel konuların ele alındığı görüşmeler de gerçekleştirmiştir. Görüşmelerde, İsrail-ABD ile İran arasında yaşanan savaşın bölgeye etkileri değerlendirilmiş; iki ülke arasında başta savunma sanayii olmak üzere iş birliği imkânları ele alınmıştır. Ayrıca, Katar’dan tedarik edilmesi planlanan Eurofighter uçaklarına ilişkin son durum gözden geçirilmiştir. KOMANDO TUGAY SAYILARININ ARTIRILMASI Bakanlığımız, harbin doğasında ve teknolojide meydana gelen değişimleri yakından takip etmektedir. Bu kapsamda Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; Rusya-Ukrayna çatışması ile ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrasında elde edilen tecrübeler ve ihtiyaçlar doğrultusunda teşkilat yapısını sürekli olarak güncellemektedir. Bu çerçevede, komando tugaylarının sayısının artırılmasına yönelik çalışmalar başlatılmıştır. Kurulacak yeni komando tugaylarının; mevcut teşkilat yapılarından farklı olarak, güncel tehdit değerlendirmeleri ve harekât konseptlerine uygun şekilde, modern bir anlayışla teşkil edilmesi planlanmaktadır. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

21,197 просмотров • 4 месяцев назад

Millî Savunma Bakanlığının faaliyetleri başta olmak üzere gündemdeki konulara ilişkin olarak Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından icra edilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı: KAHRAMAN SİLAH ARKADAŞIMIZA ALLAH’TAN RAHMET DİLİYORUZ 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığı/Balıkesir’den kalkan bir F-16 savaş uçağımız dün (25 Şubat) kaza kırıma uğramıştır. Olayın meydana geliş sebebi, kaza kırım ekibinin incelemesi sonrası açıklığa kavuşacaktır. Elim kazada şehit olan kahraman silah arkadaşımız Pilot Binbaşı İbrahim Bolat’a bir kez daha Allah’tan rahmet; ailesine, Türk Silahlı Kuvvetlerimize ve asil milletimize başsağlığı dileriz. 5 PKK’LI TERÖRİST DAHA TESLİM OLDU Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; terörle mücadelesine, sınırlarımızı korumaya; karada, denizde ve havada ülkemizin savunma ve güvenliğini sağlamaya azim ve kararlılıkla devam etmektedir. Bu kapsamda geçtiğimiz hafta içerisinde; - 5 PKK’lı terörist daha teslim olmuş, - Kalıcı güvenliği tesis etmek amacıyla sınırlarımızda ve ötesinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir. Bu vesileyle Suriye’nin kuzeyinde icra ettiğimiz Bahar Kalkanı Harekâtı’nın 6’ncı yıl dönümünde (27 Şubat 2020), aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle yâd ediyor; gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımızı sunuyoruz. HUDUTLARDA 108 ŞAHIS YAKALANDI Kesintisiz devam eden hudut güvenliği faaliyetleri çerçevesinde son bir haftada; - Sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 3’ü terör örgütü mensubu olmak üzere 108 şahıs yakalanmış, 551 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. - Böylece, yıl içerisinde sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 1.074, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 10 bin 265 olmuştur. HOCALI’DA KATLEDİLEN SOYDAŞLARIMIZI RAHMETLE ANIYORUZ Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; millî güvenliğimizin yanı sıra pek çok bölgede güvenlik, barış ve istikrara etkin katkılar sunmaya da devam etmektedir. - 26 Şubat 1992’de Hocalı’da acımasızca katledilen soydaşlarımızı, katliamın 34’üncü yıl dönümünde rahmet ve saygıyla anıyor, Azerbaycan Türkü kardeşlerimizin acısını yürekten paylaştığımızı ve her daim yanlarında olduğumuzu ifade ediyor, - Dost ve kardeş ülke Bosna Hersek’in Bağımsızlık Günü’nü (1 Mart 1992) ise şimdiden kutluyoruz. İSRAİL’İN ATEŞKES İHLALLERİ SÜRÜYOR Gazze’de, Barış Kurulu’nun faaliyete geçmiş olmasına rağmen İsrail’in ateşkes ihlalleri sürmekte, insani kriz devam etmektedir. Gazze’nin yeniden inşası ile insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasının hayati önem taşıdığını bir kez daha vurguluyoruz. Ayrıca, İsrail’in ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları hilafına Batı Şeria’da yasa dışı yerleşimleri genişletme çabaları, barış ve istikrarın tesisine zarar vermektedir. Tüm aktörleri, yapıcı bir dil kullanmaya ve sağduyulu hareket ederek iki devletli çözüm hedefine bağlı kalmaya davet ediyoruz. SAYIN BAKANIMIZ TÜRKİYE-ABD İŞ KONSEYİ ÜYELERİNİ KABUL ETTİ 21 Şubat’ta Bayburt’a giden Sayın Bakanımız, Kurtuluş Günü Törenlerine katılmış, 17’nci Komando Tugay Komutan Yardımcılığında inceleme ve denetlemelerde bulunmuş, ardından Mehmetçiklerimizle birlikte, şehitlerimizin kıymetli aileleri, kahraman gazilerimiz ve aileleri ile iftar yapmıştır. 24 Şubat’ta Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle gerçekleştirilen “HAVELSAN Sancar Silahlı İnsansız Deniz Aracı Hizmete Alma, Tesisler Temel Atma ve Açılış Töreni”ne Komuta Kademesiyle katılan Sayın Bakanımız, 25 Şubat’ta Türkiye-ABD İş Konseyi üyeleri ile Japonya’nın Ankara Büyükelçisini kabul etmiş, müteakiben kahraman gazilerimiz ile şehit ve gazilerimizin kıymetli aileleriyle Ankara’da düzenlenen iftar yemeğinde bir araya gelmiştir. 20 Şubat’ta Steadfast Dart Tatbikatı’nın Seçkin Gözlemci Günü’ne Kara Kuvvetleri Komutanımızla birlikte katılan Sayın Genelkurmay Başkanımız ise tatbikat kapsamında Almanya ve Letonya Genelkurmay Başkanları ve NATO Brunssum Müşterek Kuvvet Komutanıyla ikili görüşmeler gerçekleştirmiştir. STEADFAST DART 2026 TATBİKATI BAŞARIYLA TAMAMLANDI Türk Silahlı Kuvvetlerimizin; ulusal ve uluslararası eğitim ve tatbikat faaliyetleri de kesintisiz bir şekilde sürmektedir. Bu kapsamda; NATO’nun 2026 yılı içerisindeki en geniş kapsamlı ve en yüksek katılımlı fiilî tatbikatı olan Steadfast Dart 2026 başarıyla tamamlanmıştır. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, yaklaşık 2 bin personel ile iştirak ettiği tatbikatta; stratejik intikal, süratli kuvvet konuşlandırma ve sürdürülebilir lojistik idame kabiliyetini yüksek hazırlık seviyesiyle icra ederek ittifakın kolektif savunma yapısına etkin katkı sağlamıştır. Tatbikat süresince kara ve deniz unsurlarımız müşterek harekât anlayışıyla görev yapmış; hava savunma, topçu atışları, amfibi ve deniz harekâtı ile komuta-kontrol faaliyetleri başarıyla icra edilmiştir. TCG Anadolu’dan kalkan Bayraktar TB-3 Silahlı İnsansız Hava Aracımızın gerçekleştirdiği başarılı atış faaliyeti başta olmak üzere, yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizin sahadaki etkin kullanımı, teknolojik yetkinliğimizin ve operasyonel kabiliyetimizin ulaştığı seviyeyi NATO ortamında bir kez daha ortaya koymuştur. Tatbikata katılan kara unsurlarımız, bugün (26 Şubat) itibarıyla hava ve deniz yoluyla ülkemize geri intikal etmektedir. Anadolu Türk Deniz Görev Kuvvetimiz ise, 5-20 Mart tarihleri arasında Norveç’te temel deniz harekâtı eğitimlerine yönelik icra edilecek Dynamic Mariner/Joint Warrior/Cold Response-2026 Tatbikatı’na; TCG Anadolu, TCG Derya, TCG İstanbul, TCG Oruçreis, 1 Amfibi Deniz Piyade Taburu, SAT/SAS timlerimiz, 3 adet Bayraktar TB-3 Silahlı İnsansız Hava Aracı, helikopterler ve çıkarma araçları ile iştirak edecektir. Tatbikat kapsamında 26 Şubat-1 Mart tarihleri arasında Rotterdam/Hollanda’ya liman ziyareti yapan Görev Kuvvetimiz, 3-8 Mart tarihleri arasında Southtampton/İngiltere’ye liman ziyareti gerçekleştirecektir. 23 Şubat-6 Mart tarihleri arasında İtalya’da düzenlenen Dynamic Manta Denizaltı Savunma Tatbikatı’na TCG I. İnönü denizaltımız ve bir deniz karakol uçağımız ile katılım sağlanmaktadır. 28 Şubat-13 Mart tarihleri arasında, - Konya’da Şehit Hava Pilot Yarbay Gökhan Korkmaz Millî Anadolu Kartalı Eğitimi icra edilecek, - İspanya ve Almanya’da Ramstein Ambition Hava Savunma Harbi, - Kenya’da Justified Accord tatbikatlarına katılım sağlanacaktır. - 3-13 Mart tarihleri arasında Suda/Yunanistan’da mayın harekâtına yönelik eğitimlerin icra edileceği Ariadne-2026 Davet Tatbikatı’na, NATO Daimî Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2 (SNMCMG-2)’de görevli TCG Anamur gemimiz katılacaktır. Aden Körfezi, Somali açıkları ve Arap Denizi’nde görevlendirilen TCG Sancaktar ve TCG Gökova tarafından 28 Şubat-1 Mart tarihlerinde Cibuti’ye, 3-5 Mart tarihleri arasında Cidde/Suudi Arabistan’a liman ziyaretleri yapılması planlanmaktadır. Yabancı askerî gemilerin limanlarımızı ziyaretlerine ilişkin olarak NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2 (SNMG-2) görevi kapsamında; - Arnavutluk Deniz Kuvvetlerine ait Oriku tarafından 25-28 Şubat tarihleri arasında İzmir’e, - Almanya Deniz Kuvvetleri unsuru Elbe tarafından 26 Şubat-3 Mart tarihleri arasında İstanbul’a liman ziyareti gerçekleştirilmektedir. Türkiye-Suudi Arabistan Deniz Kuvvetleri İş Birliği Toplantısı, 2-6 Mart tarihleri arasında ülkemizde gerçekleştirilecektir. Hava Kuvvetleri Komutanlığımızca; - İlk hava şehidimiz Yüzbaşı Fethi Bey’in şehadetinin 112’nci Yılı Anma Töreni kapsamında 27 Şubat’ta, Fethiye’de muharip uçak geçişi, - 27 Şubat ile 4 ve 6 Mart’ta, tanker uçağımız tarafından NATO AWACS uçağına hava sahamızda havada yakıt ikmali yapılacak, - NATO Müttefik Hava Komutanlığı tarafından Artırılmış Teyakkuz Faaliyetleri bünyesinde yürütülmekte olan Esnek Caydırıcılık Seçenekleri kapsamında Polonya hava sahasında 5 Mart’ta icra edilmesi planlanan “Dinamik Hedefleme Görevi”ne tanker ve Havadan İhbar Kontrol uçaklarımızla katılım sağlanacaktır. Diğer yandan, Bakanlığımız ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında yapılan protokol kapsamında 28 Şubat’ta, Harbiye Askerî Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığımızda Devlet Opera ve Balesi tarafından Tarihin İzinde “Anadolu Ezgileri” adlı müze konseri icra edilecektir. HELİKOPTER YAKALAMA VE TRANSFER SİSTEMİNİN KALİFİKASYON SÜRECİ TAMAMLANDI Türk Silahlı Kuvvetlerimizin güçlü, modern ve etkin savunma kapasitesinin yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizle geliştirilmesi çalışmalarına da devam edilmektedir. Geçtiğimiz hafta içerisinde muhtelif adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatını tamamlayan Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz (MKE) tarafından 23-25 Şubat tarihleri arasında Almanya’da düzenlenen savunma ve güvenlik fuarı “Enforce Tac 2026”ya katılım sağlanmıştır. Bakanlığımıza bağlı ASFAT ile Sonitus şirketi iş birliğinde yerli ve millî imkânlarla geliştirilen “Helikopter Yakalama ve Transfer Sistemi”, Açık Deniz Karakol Gemimizde icra edilen helikopter harekâtında başarıyla test edilmiş, sistemin kalifikasyon süreci tamamlanmıştır. Kuruluşundan bu yana ülkemizin ekonomik gücüne ve Türk Silahlı Kuvvetlerimizin imkân ve kabiliyetlerine önemli katkılar sunan OYAK’ın kuruluş yıl dönümünü (1 Mart 1961) şimdiden kutluyor, başarılarının artarak devam etmesini temenni ediyoruz. MSÜ ASKERÎ ÖĞRENCİ TEMİNİ ADAY BELİRLEME SINAVI 1 MART’TA GERÇEKLEŞTİRİLECEK Personel ve askerî öğrenci alım/temin faaliyetlerimiz de planlandığı şekilde devam etmektedir. 25 Şubat’ta başlayan “Kuvvet Komutanlıklarında İstihdam Edilmek Üzere 2026 Yılı Teknik Sınıflarda Uzman Erbaş Temini” başvuruları 9 Mart’a kadar yapılabilecektir. Millî Savunma Üniversitesine askerî öğrenci temini kapsamında; 340 bin 513’ü kadın olmak üzere 645 bin 402 başvurunun yapıldığı aday belirleme sınavı 1 Mart’ta gerçekleştirilecektir. Önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl yapılacak sınava da müracaat eden kadın aday sayısının erkek aday sayısından fazla olmasından memnuniyet duyuyor, öğrenci adaylarımıza ve ailelerimize teşekkür ediyor, sınava girecek gençlerimize başarılar diliyoruz. Sonuç olarak Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - Bekamıza yönelen her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürmeye, - Ülkemizin caydırıcı gücü olarak bağımsızlığımızın, vatanımızın bölünmez bütünlüğü ile millî birlik ve beraberliğimizin güvencesi olmaya devam edecektir. BASIN MENSUPLARININ GÜNDEME DAİR SORULARI CEVAPLANDIRILDI Basın Bilgilendirme Toplantısı’nın ardından basın mensuplarının gündeme dair soruları cevaplandırıldı. Sorulara verilen cevaplar şu şekilde: DÜŞEN F-16 UÇAĞIMIZ Hava sahamızın kontrolü ve güvenliği; radar, erken ihbar, elektronik harp ve önleme unsurlarını kapsayan, katmanlı ve entegre bir mimariyle büyük bir fedakârlıkla 7 gün 24 saat esasına göre sağlanmaktadır. Radarlarımızda tanımlanan veya tanımlanamayan hava izlerinin teşhis ve takibine yönelik uçaklarımızla alarm reaksiyon görevleri icra edilmektedir. 25 Şubat’ta Bulgaristan sınırımızda tanımlanamayan bir radar izi tespit edilmesi üzerine, alarm reaksiyon görevi kapsamında 2 adet F-16 savaş uçağımız 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığı-Balıkesir’den aynı anda kalkış yapmıştır. Savaş uçağımızın biri ile 00.56’dan itibaren telsiz irtibatı ve radar iz bilgisi kesilmiştir. Derhâl başlatılan arama kurtarma çalışmaları sonucu kaza kırıma uğrayan uçağımızın enkazına ulaşılmıştır. Kahraman pilotumuzun uçağı terk etmek için fırlatma sistemini son anda çalıştırdığı tespit edilmiştir. Meydana gelen kazada kahraman pilotumuz şehit olmuştur. Olayın meydana geliş sebebi, kaza kırım ekibinin detaylı incelemesi sonrası açıklığa kavuşacaktır. Bu konuda yapılacak resmî açıklamalarımız dışında iddia ve yorumlara itibar edilmemesi önem arz etmektedir. Bizleri derin bir acı ve üzüntüye boğan bu olayda hayatını kaybeden aziz şehidimize bir kez daha Allah’tan rahmet; kederli ailesine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile asil milletimize başsağlığı ve sabır diliyoruz. İRAN’DAKİ GELİŞMELER VE HUDUTTA ALINAN TEDBİRLER Türkiye olarak bölgemizdeki tüm ihtilafların barışçıl yollarla çözülmesi ve kalıcı istikrarın tesis edilmesi yönündeki çabalarımız devam etmektedir. Öte yandan, doğabilecek risklere karşı devletimizin ilgili kurumlarıyla koordineli olarak gerekli önlemler alınmaktadır. Bazı basın ve sosyal medya yayınlarında yer alan “ABD’nin İran’a saldırması durumunda Türkiye’nin de güvenlik gerekçesiyle İran topraklarına girmeyi planladığı” yönündeki iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. ABD’NIN SURİYE’DEN ÇEKİLMESİ Suriye’nin DEAŞ ile Mücadele Koalisyonuna 90’ıncı üye olarak katılması ve hükûmetin ülkede otoritesini her geçen gün daha da artırmasının; ABD’nin Suriye’de bulunan askerî varlığını yeniden gözden geçirmesinde etkili olduğu değerlendirilmektedir. ABD’nin Suriye ve Irak’taki faaliyetleri bölgedeki tüm gelişmeler gibi devletimizin ilgili birimleri ile koordineli bir şekilde yakından takip edilmektedir. S-400’LERİN SOMALİ’YE GÖNDERİLECEĞİNE DAİR İDDİALAR Somali ile ülkemiz arasında imzalanan anlaşmalar çerçevesinde; Somali Silahlı Kuvvetlerinin teşkilatlanmasına ve terörle mücadelesine destek sağlamak, Somali’nin ekonomik kaynaklarının güvenliğini ve ülkemizin millî çıkarlarını korumak amacıyla yürüttüğümüz faaliyetler kararlılıkla sürdürülmektedir. Daha önce açıkladığımız üzere, S-400 hava savunma sistemleri Türk Silahlı Kuvvetlerimizin harekât ihtiyaçları doğrultusunda alınmış olup göreve hazır durumdadır. S-400 hava savunma sistemlerinin Somali’de kullanılması yönünde herhangi bir planlama bulunmamaktadır. S-400’lerle ilgili bazı basın yayın organları ile sosyal medyada dönem dönem spekülasyonlar yapılmaktadır. Bu konuda açıklamalarımız dışındaki iddia ve yorumlara itibar edilmemesi önem arz etmektedir. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

17,440 просмотров • 6 месяцев назад

Sayın ÖZDİL'in Konuşması... Türkiye’yi, adında adalet olan bir parti yönetiyor 23 yıldır; ama Türkiye’de hukuk adına tirajı komik örnekler yaşanmaya devam ediyor. Bakın bununa ilgili çarpıcı bir örnek var. Emekli Astsubaylarım… Emekli Astsubaylarım… Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği, bugün hem kuruluş yıl dönümleri hem de Astsubaylar Günü vesilesiyle—evet, bugün Astsubaylar Günü—saat 11’de Anıtkabir’de buluşacaklar. İki yıldır mitinglerle, çalıştaylarla ve basın duyurularıyla haykırdıkları şikâyetlerini, taleplerini bu defa Atatürk’ün huzurunda bir kez daha dile getirecekler Emekli Astsubaylar. Ne istiyor Emekli Astsubaylar ? Aslına bakarsanız maaşlarına zam istemiyorlar; maaşlarında adalet istiyorlar. Bakın, zam farklı bir şeydir; adalet ve hakkaniyet farklıdır. Çünkü gerçekten çok ağır haksızlığa uğruyorlar. Mesela Emekli Albaylar, en alt düzeydeki muvazzaf Subay olan Teğmenlerin maaşından daha fazla emekli maaşı alıyor. Doğrusu da bu zaten. Ama Emekli Kıdemli Başçavuşlar, şu an görev yapan en alt düzey Astsubay Çavuşun ancak yarısı kadar maaş alıyor. Hatta tezkere bırakan Uzman Çavuşların maaşı bile Emekli Astsubayların maaşını geçmiş durumda. Bakın, yanlış anlaşılmasın; özellikle altını çiziyorlar, dertlerini anlatmaya çalışıyorlar. Emekli Astsubaylar “Emekli Subaylar niye bu kadar maaş alıyor?” demiyorlar. “Uzman Çavuşlar niye bu kadar maaş alıyor?” da demiyorlar; böyle bir itirazları yok. Tam tersine, “Daha fazlasını hak ediyorlar; daha fazlasını alsınlar” diyorlar. Hiyerarşik yapının bozulmasını istemiyorlar; “Subaylarla aynı statüde olalım” falan demiyorlar—kesinlikle böyle bir talepleri yok. Ama duygusal isyanları şu: “Emekli Astsubaylara niye haksızlık yapılıyor kardeşim?” Bunu soruyorlar; devlete ve topluma bunu duyurmaya çalışıyorlar. Mitingleri bu yüzden yapıyorlar; çalıştayları bu yüzden yapıyorlar; basın duyurularını bu yüzden yapıyorlar. İşte bugün Anıtkabir’e de bunun için gidiyorlar. Emekli Albayların maaşı kabaca görevdeki Teğmen maaşı kadar; hatta Üsteğmen maaşına yakın. Emekli Kıdemli Başçavuşlar da aynı oransal talepte bulunuyor: “Görevdeki Astsubay Çavuş kadar maaş almak istiyorlar; hepsi bu.” Subaylarımız, Teğmenlikten Albaylığa kadar çeşitli vesilelerle altı defa görev ve makam tazminatı alabiliyorlar. Çok güzel; helal-i hoş olsun, kimsenin itirazı yok. O tazminatlar kazanılmış hak olduğu için emekli olduklarında maaşlarına da yansıyor. Ama Astsubaylara görevdeyken bile tazminat verilmiyor ya dolayısı ile emekli maaşlarına yansıtılmıyor. Bu adalet mi? Bakınız, altını özellikle çiziyorlar: “Subaylar almasın” demiyorlar; tam tersine “Daha fazlasını alsınlar.” Ama “Astsubaylara niye haksızlık yapılıyor?” diye soruyorlar. Hazin bir kıyaslama: Farz edelim, bir şehrin Valisi güvenlik konusunda toplantı yapıyor; İlçe Jandarma Komutanlarının tamamı toplantıya katılıyor. Subay olan İlçe Jandarma Komutanları bu toplantıya katıldığı için tazminat alıyor; Astsubay olan komutanlar alamıyor. Halbuki makam, yetki, sorumluluk aynı. Makam da yetki de sorumluluk da aynıyken Subaylara tazminat verilip Astsubaylara verilmemesi nedir? Eğitim statüsü açısından bir başka trajikomik kıyaslama: Türkiye’nin hâli… NATO standartlarının çok üzerinde eğitim alan—Türk Hava Kuvvetleri’nde 30 yıl görev yapmış—F-16 savaş uçaklarının bakım teknisyeni Astsubaylar düşünün. NATO standartlarının çok üzerinde eğitimleri var ama sahip oldukları belgeler sivil havacılık kurumlarında geçerli kabul edilmiyor. Buna mukabil, herhangi bir üniversitede dört yıllık fakülte okuyan herkes sivil havacılıkta uçak bakım teknisyeni olabiliyor. Böyle saçmalık olur mu? diyorsunuz değil mi duyar gibiyim. Astsubaylar, işte böyle saçmalıkların daniskasını yaşıyor. “30 yıl F-16 bakım teknisyeni olmaz” diyorlar; “dört yıl okuyorsun, senden şahane olur” diyorlar. Nedir ya? Astsubaylar olmasa savaş uçakları uçamaz, tanklar yürümez, donanma yüzemez; radarda anca “babayı” görürsün; mühimmatı hazır vaziyette tutamazsın. Türk ordusunun omurgasıdır Astsubaylar. Ama sivil hayatta kaportacı muamelesi bile göremiyorlar; olur mu böyle şey? Yıllardır bu özlük haklarının teslim edileceğine dair sözler veriliyor; artık bu sözlerin tutulmasını istiyorlar. Şu an Millî Savunma Bakanı olan Yaşar Güler, Genelkurmay İkinci Başkanı iken bu meseleyle ilgili röportaj vermiş ve “Emekli Astsubayların tazminat taleplerini haklı buluyoruz ama bunun muhatabı biz değiliz” demişti; yani hükümeti adres göstermişti. Haklıydı; bu işin muhatabı hükümet. Bu açıklamayı yaptığı sırada Hulusi Akar Genelkurmay Başkanıydı. E şimdi, Yaşar Güler adres gösterdiği hükümette Millî Savunma Bakanı değil mi kardeşim? Bu işin muhatabı kendisi değil mi? Bu işin kendisinden önceki muhatabı Hulusi Akar değil miydi? Niye hiç seslerini çıkarmıyorlar? “Bu işin muhatabı hükümet” diyordun; işte hükümetsin. Bakın, şu an Dışişleri Bakanı olan Hakan Fidan… Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı’na atandığı dönemde—Sözcü Gazetesi’ndeydim o zaman da—bir yazı yazdım. Hakan Fidan’ın özgeçmişinden bahsederken “Başçavuş” dedim. “Abi, vay sen misin bunu diyen!” Yandaş medya ve iktidar trolleri tarafından anında linç kampanyası başladı. Öyle böyle değil; fotokopi gibi aynı merkezden çıktığı bariz olan hakaret cümlelerini servis ettiler. “Astsubay düşmanı” olduğumu söylediler. Hakan Fidan’a “Başçavuş” diyerek Astsubaylara hakaret ettiğimi iddia ettiler. Yandaş televizyonlarda saatlerce benim aleyhimde program yaptılar; ekranda hedef tahtasına montajlanmış fotoğraflarımı yayınladılar. “Astsubaylara küfür etti” dediler; “vatan haini” olduğumu söylediler; vatandaşlıktan atılmam gerektiğini bile söylediler. Ev adresimi, evimin giriş-çıkış görüntülerini, drone görüntülerini; otomobilimi ve plakasını yayınladılar. Beni, alışkın oldukları “dengesi bozuk” tiplere benzetip korkacağımı sanarak mermi fotoğrafları yolladılar. Benim bu konularda doğuştan biraz “arıza” olduğumu bilmiyorlar tabii; “tırsarım belki” diye e-posta adresime tabanca fotoğrafları gönderdiler. Bu çirkin kampanyayla Astsubay derneklerini maalesef harekete geçirdiler; bazı şehit ailelerini de aleyhimde konuşturdular. Çünkü gidip diyorlar ki: “Yılmaz Özdil, Astsubaylara küfür etti; ne diyorsunuz?” “Oğlum, bu büyük terbiyesizlik” dersin… Adamın çocuğu mesela Astsubay; şehit olmuş. Ona mikrofon uzatıyorlar: “Yılmaz Özdil, Astsubaylara küfür etti; vatan haini dedi.” Şehit ailesi de “Bu Yılmaz Özdil şerefsiz herhalde” diyor. Bu kadar korkunç işler yaptılar. Emekli Astsubaylar kışkırtıldı; hakkımda Türkiye’nin dört bir yanında savcılıklara suç duyurularında bulunuldu. İstanbul’dan Adana’ya, Erzurum’dan Trabzon’a, Bursa’dan Malatya’ya; hatta benim İzmir’imden ve askerliğimi yaptığım Isparta’dan… Sağanak gibi suç duyuruları yaptılar; hapis cezaları istediler. Türkiye’yi sevmek gerçekten zordur; meslek hayatım boyunca memleketi sevmenin bedelini ödemek zorunda kaldım. Bu da öyle bir şey. “Hamama giren terler” misali; alışığız. Bütün bu suç duyuruları İstanbul’da tek merkezde toplandı. Neticede savcılıktan çağırdılar; “hay hay” deyip derhal gittim. Savcı beyin karşısına oturdum, çay ikram etti; sağ olsun. Önündeki kalın dosyaya baktı: “MİT Müsteşarına ‘Başçavuş’ demişsiniz.” “Evet efendim.” “Niye ‘Başçavuş’ dediniz?” diye sordu. “Efendim, kendisi Emekli Başçavuş” dedim. “Amiral mi diyim?” Savcı bey gülmekten çayını üstüne döktü. Neredeyse Cumhuriyet Savcısını çayla boğarak öldürmekten suç alacaktım. Elbette takipsizlik kararı verildi. Şimdi bakıyoruz: Emekli Astsubay Hakan Fidan—tıpkı Yaşar Güler gibi—hükûmette yer almasına, “sarayın bakanı” olmasına rağmen, Emekli Astsubayların haklı talepleri konusunda niye ağzını açıp tek kelime etmedi? İktidar güdümündeki Astsubay kampanyasını yürüten; hakkımdaki karalama kampanyasını yürüten; yalanlarla, iftiralarla köpürtmeye çalışan “tetikçi medya”ya bakıyoruz: Emekli Astsubayların uğradığı bu ağır maddi haksızlık hakkında tek satır yazmıyorlar, tek kelime etmiyorlar. Emekli Astsubaylar miting yapıyor, çalıştay yapıyor; işte bugün olduğu gibi Anıtkabir’e topluca ziyarette bulunuyorlar. Sorunlarını dile getirip farkındalık yaratmaya, seslerini duyurmaya çalışıyorlar; “sayın haysiyetsiz medyamız” ise duymazdan, görmezden geliyor. Şüphesiz emeklilerimizin hepsi darda; her meslekten Emeklinin maaşı bugün insan onurunun altında. Ama Emekli Astsubaylar eşitler arasında birinciliği hak ediyor. Çünkü Emekli Astsubay dediğimiz insanlar, bizler güvende olalım diye Türk Silahlı Kuvvetlerine ömürlerini veriyorlar. Bizim kahramanlarımız onlar. Özellikle terör bölgelerinde kelle koltukta görev yaptılar; devleti ve milleti koruyabilmek için hayatlarını ortaya koydular; Şehit olmayı, Gazi olmayı göze aldılar. Yurt içinde veya yurt dışında; eksi 40 derecede karda tipide, 50 derecede güneşte; şarapnel gibi yağan sağanak altında; kuş uçmaz, kervan geçmez dağlarda; haritada yerini bile bilmediğimiz ücralarda vuruştular, çarpıştılar. Hem kendi hayatlarını hem ailelerini hiçe saydılar; yüksek riskli görevlerin bedelini aileleriyle birlikte ödediler. Çoğu kirada; kendilerine reva görülen bu emekli maaşıyla geçinmeleri mümkün değil. Terörle mücadelenin bir türevi gibi bugün ekonomik terörle mücadele ediyorlar; hayat pahalılığı içinde yaşam mücadelesi veriyorlar; yoksulluk sınırının altında yaşıyorlar. Mecburen ek işlerde çalışıyorlar; madalyalı kahramanlarımız Astsubaylar, AVM’lerde ve otellerde güvenlik görevlisi olarak çalışıyor. Bakın, bu konuyu burada anlatabilmem için derneğin duyurularından beni düzenli haberdar eden—varlığıyla onur duyduğum—bir arkadaşım var: Mehmet Görmüş. Emekli Kıdemli Başçavuş. Ağrı’da, Tunceli’de, Van’da, Hakkâri’de, Kıbrıs’ta görev yaptı; özel harekât operasyonlarında defalarca çatışmaya girdi. Neticede 25 yıllık görev süresinin sonunda emekli oldu; çocukları için ek işlerde çalışmaya devam ediyor. Emekli olduktan sonra çocuklarının birbirinden şahane üniversitelerden mezun olmalarını sağladı; hâlâ çalışıyor. Çalışmak elbette ayıp değildir; namusuyla ekmek parası kazanılan her iş kutsaldır. Ama yahu, bu insanlar bizim kahramanlarımız; bu vatanın yurtsever evlatları. Bütün ömürleri tehlike içinde, namlunun ucunda geçti; emekli olduktan sonra bile gün yüzü göremiyorlar. Ve bugün saat 11’de Anıtkabir’e gidiyorlar. İmkânı olan herkesi oraya davet ediyorlar. Bizzat gelemeyenler bile manen, ruhen; Türk halkının Aslanlı Yol’da onlarla birlikte yürümesini rica ediyorum. Anıtkabir’e birlikte gitmek istiyorlar; kalabalığın içinde yalnız olmadıklarını hissetmek istiyorlar. Eğer gerçekten milletsek, kuru kalabalık olmadığımızı göstermemiz gerek. Kuru kalabalık olmadığımızı göstermemiz gerek. Yahu, terörist başına bile “umut hakkı” tanınan bu ülkede; geleceğe dair umutla bakabilmeleri için—aileleri, çocukları için—bir ömür boyu fedakârlıklarına karşılık bir nebze olsun teşekkür edebilmek adına Emekli Astsubaylarımızın yanında olmamız gerek. Bugün saat 11, Anıtkabir’deyiz. Bizzat oraya giderek veya ruhen, manen, sosyal medyada destekleyerek Emekli Astsubaylarımızın yanında olmalıyız. Abonelerim arasında çekiliş yapacağım. Mail adresimi not edin lütfen: [email protected]. Emekli Astsubaylarımızın bugünkü Anıtkabir’deki buluşmasına katılan ve katıldığına dair bana fotoğraf gönderen dört talihli izleyicime, sevgili arkadaşım Korcan Karar’ın 27 Ekim’de İzmir’de açacağı Anıtkabir konulu fotoğraf sergisinden birer olağanüstü fotoğraf hediye edeceğim. Korcan fotoğrafları sizin için imzalayacak; ben de çerçeveletip göndereceğim. Korcan’ın 27 Ekim’de İzmir’de açacağı bu sergi hakikaten muazzam—yani muazzam. Onu günü geldiğinde hem görsel olarak hem de bilgilerle detaylı anlatacağım. Korcan, Anıtkabir’de olağanüstü bir iş yaptı; onun sergisi… Dört talihli izleyicime işte Korcan’ın Anıtkabir sergisinden birer fotoğraf hediye edeceğim; Korcan imzalı. Cümleten sağlıklı, huzurlu; namuslu ve yurtsever insanların daima dayanışma hâlinde olacağı bir hafta sonu dilerim. #17EkimDünyaAstsubaylarGünü Nevzat Yüksel Yalçın TUNÇBİLEK Büyük Astsubay Platformu @karahoroz2 @_ozgedemir_ ZaFeR KıRaBaL EsraEsigil💙 Assubay İnisiyatif EfeTürk NECMİ TENĞİLİMOĞLU Özkan Güçlüer 🫡ZARGANA (CW5) Fatih Kozan Cafer DEMİR Kadıköy Bekir Aksu Sabahattin ÜNAL Osman KÖSA TEMAD Genel Başkanlığı Asb78 #gramaltın

Askeri Personel .Com

14,337 просмотров • 10 месяцев назад