Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

Ulusun hayatı tehlikeye girmedikçe, savaş bir cinayettir. Türkiye ve Azerbaycan’ın oyuna gelmemesi gerekir. İran rejiminin canı cehenneme, ama İran’da 40 milyon Türk var. Onları karşımıza almayalım. Kaldı ki diğer gruplar da bizim kardeşimiz. Savaşa hayır!

49,643 Aufrufe • vor 5 Monaten •via X (Twitter)

0 Kommentare

Keine Kommentare verfügbar

Kommentare vom Original-Post werden hier angezeigt

Ähnliche Videos

İran’da işler gittikçe kötüye gidiyor. İran rejimine karşı olan insan sayısı oldukça fazla olmasına rağmen ABD-İsrail destekli bir provokasyon İran halkının geneli tarafından kabul görmüyor işin gerçeği. Ben İran’da rejimin değişmesi konusunda Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın söylediği noktadayım. “Bu dışarıdan destekli protestoların rejimi değiştireceğini beklemiyorum. Türkiye ve Katar’ın arabulucu olduğuna dair bazı kaynaklardan bilgiler var. Bu duruma rağmen Trump İran’da rejimin değişmesine ilk defa yakın olunduğu düşüncesiyle bir anlaşma olsa dahi İran’ı vurabilir. İran bu sefer Orta Doğu’daki İncirlik dahil her ABD üssüne saldırabilir. Bu bir risktir. İsrail semalarında daha şiddetli İran füzelerini de görebiliriz ancak işin sonunda zarar gören İran olur. İran’ın savaştan bu durumda kaçınması gerektiği kanaatindeyim. İran’da bir iç savaş olursa Türkiye açısından ağır sonuçları olabilir. Bunun başında göç riski ve İran’da yaşayan 30-35 milyon Türk asıllı İran vatandaşın savaşta taraf olması sebebiyle Türkiye’yi savaşa dahil etme riski bulunmakta. İran meselesinde çözüm İran yönetiminin rejim değişikliği yapmadan geri adım atması ve bölgedeki Müslüman ülkelerin Trump üzerinden bu savaş ihtimalini durdurmasıdır. Yoksa ABD “geliyorum” diyor. Alper Altun ile TGRT HABER yayınından…

Muhammed Mazhar Şahin

37,466 Aufrufe • vor 7 Monaten

🔴 Kuveytli siyaset bilimci Abdullah Nefisi: İran rejiminin devrilmesiyle ilgili olası senaryoları hayal etmeye çalışıyorum. İran içinde bir iç karışıklık başlayabilir ve bu bir iç savaşa dönüşebilir. Kirmanşah’ta Kürtler, Ahvaz bölgesinde Lurlar ve Araplar, güneyde Beluclar var... Hepsinin rejim tarafından baskı altında tutulan kendi meseleleri var. Rejim çökerse sahneye bakın ve bunun bize, Körfez ülkelerine yansımasını düşünün. Şu an İran’da muhatap olduğunuz tek bir otorite var; o da İran hükümetidir. Bir İranlı tek bir pasaportla hareket eder ve o pasaport bu hükümetin denetimindedir. Yarın rejim çöktüğünde tüm İran kıyıları kontrolden çıkar, kimse buraları denetleyemez. Bize yönelik büyük bir kaçakçılık dalgası başlar. Bu azınlıkların hepsi, bizim refahımızdan faydalanmak için sınırlarımıza dayanabilir. Yani bir iç savaş sadece İran’ı değil, bizi de beraberinde yutar ve tam bir kaos olur. İkinci senaryoya geçecek olursak; Rusya’nın müttefiki olan bu rejim çökerse, Rusya boşluğu doldurmak için güneye kayabilir. Kendi çıkarlarını korumak için müdahale eder. Hazar Denizi tamamen Ruslara açık. Tahran’dan arabayla 4-5 saat mesafedeki Ramsar gibi bölgeler üzerinden Rusların güneye sızmasını bekliyorum. Üçüncü ve son senaryo ise istikrarı korumak adına İran’da Amerika destekli bir askeri darbe olmasıdır. Ancak bu üç senaryonun hiçbiri (İç savaş, Rus müdahalesi veya Amerikan darbesi) Körfez ülkelerinin çıkarına değildir. Hepsi bizim için risklidir.

Mahfil

25,069 Aufrufe • vor 5 Monaten

🇹🇷 Cihat Yaycı: “Trump’ın söylediği birkaç cümle gerçekten çok dikkat çekiciydi. Diyor ki; ‘Ben araya girmeseydim Türkiye, İsrail’e karşı savaşa girecekti.’ Hatta üstü kapalı olarak, ‘İran’la birlikte hareket edecekti.’ imasında bulunuyor. Oysa Türkiye Cumhuriyeti, binlerce yıllık devlet geleneğine sahip bir devlettir. Böyle bir devlet, kişilerin birbirini sevip sevmemesine göre savaşa girmez. ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan Netanyahu’yu sevmiyor, Netanyahu da Erdoğan’ı sevmiyor; o yüzden savaş çıkacaktı.’ Böyle bir devlet anlayışı olabilir mi? Türkiye bir savaşa girecekse bunu kişisel duygularla değil, tamamen millî menfaatleri doğrultusunda değerlendirir. Devletin bütün kurumları çalışır, askerî, diplomatik, ekonomik ve siyasi sonuçlar hesaplanır. Ancak ondan sonra bir karar verilir. Türkiye bugün herhangi bir saldırıya uğramış değildir. Türk vatandaşları doğrudan hedef alınmış değildir. Gazze’de yaşanan insanlık dramı ve soykırım iddiaları elbette hepimizin vicdanını yaralamaktadır. Ancak bu durum, Türkiye’nin otomatik olarak savaşa gireceği anlamına gelmez. Zaten asıl istenen de Türkiye’nin bu çatışmanın içerisine çekilmesidir. Türkiye’nin bölgesel savaşın tarafı hâline getirilmesi hedeflenmektedir. Bir de ‘Türkiye, İran’la birlikte İsrail’e saldıracaktı.’ deniliyor. Bu da gerçekçi değildir. Türkiye ile İran’ın devlet anlayışı, yönetim sistemi, kurumsal yapısı ve millî güvenlik yaklaşımı birbirinden tamamen farklıdır. İran, Türkiye için savaşa girer mi? Girmez. O hâlde Türkiye neden İran için savaşa girsin? Kaldı ki İran’ın İsrail’e yönelik saldırılarının gerekçesi de Filistin değildir. İran; Hizbullah liderinin öldürülmesi, Şam’daki İran Büyükelçiliği yerleşkesinin hedef alınması ve kendi topraklarının doğrudan saldırıya uğraması nedeniyle karşılık vermiştir. Nitekim İran’ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi de açıkça, ‘Topraklarımıza saldırı olmadığı sürece bu çatışmaya dâhil olmayacağız.’ demiştir. Dolayısıyla, ‘Ben araya girmeseydim Türkiye, İran’la birlikte İsrail’e saldıracaktı.’ söylemi gerçekçi değildir. Bu sözlerin asıl anlamı, Türkiye’ye aba altından sopa göstermektir. Çünkü bugüne kadar hiçbir devlet başkanı çıkıp da ‘Türkiye İsrail’e savaş açacaktı.’ dememiştir. Ama şimdi bunu Amerika Birleşik Devletleri Başkanı söylüyor. ‘Türkiye İsrail’e saldıracaktı, ben engelledim.’ demek; uluslararası kamuoyuna, Türkiye ile İsrail’i birbirine düşman iki devlet olarak göstermek demektir. Üstelik İsrail’in böyle bir niyeti olmadığı, buna karşılık Türkiye’nin saldırı hazırlığında bulunduğu algısını oluşturmaktadır. Bu söylem, Türkiye’yi uluslararası kamuoyu önünde saldırgan taraf gibi göstermeye hizmet eder. Bu nedenle bu sözleri alkışlamak değil, altında yatan stratejik mesajı doğru okumak gerekir. Verilmek istenen mesaj son derece açıktır: Türkiye, Amerikan Başkanı’nın ağzından resmen İsrail’in hasmı ve potansiyel saldırganı olarak konumlandırılmaktadır. Bunun diplomatik ve stratejik sonuçları dikkatle değerlendirilmelidir.” YAYININ TÜMÜ👇

TÜRK DEGS / TURK MAGS

53,499 Aufrufe • vor 1 Monat

Yunus Emre Erdölen, Yıldıray Oğur’a anlattı: “Amerika ile İsrail, İran’da aynı sayfada değil" 🎙️“Amerika ile İsrail, İran savaşıyla ortaya çıkan büyük bir ikilik içerisinde. Bu ikilik, Lübnan’da da var. Yani Lübnan’da Trump daha stabil bir hükümet isterken, İsrail Lübnan’ı işgal etmek istiyor. Suriye’de Trump stabil, adem-i merkeziyetçi üniter bir devlet isterken İsrail Suriye’de bütün etnik grupların yeniden bir çatışma, kaos içerisine girmesini istiyor. İran konusunda da İsrail, rejim değişikliği ve Şah'ın oğlunun gelmesinden öte bu bir büyük iç savaş ve yıllarca sürecek daha büyük bir kaosa sürüklenmesini istiyor. Böylece Batı'da destek kaybediyorken, her seçimde daha fazla İsrail karşıtı göreve geliyorken kendi varoluşunun tehlikeye gireceği sürdürülebilir bir kaos yaratmak istiyor. Trump ise bunu istemiyor. Trump, Venezuela modelini İran'da istiyor. Yani başa kendisiyle anlaşabilen biri gelsin yeterli. İnsan hakları, kadın hakları, demokrasi hiçbir şekilde Trump'ın umurunda değil. Petrol konularında büyük ihtimalle daha Amerika ile uyumlu ve Çin'e mesafeli, Çin'e daha az bağımlı bir İran rejimi istiyor. İsrail ise İran’da ılımlı olan herkesi vuruyor. Trump’ın ilk gün açıklaması da çok ilginçti: 'Bizim İran’da çalışabileceğimiz insanlar listesi vardı, operasyonlar öyle büyük olmuş ki, öyle başarılı olmuş ki onları da öldürmüşüz” dedi. İran ise Körfez'e yayarak Amerika’ya savaşın maliyetini gösterdi ve aslında Amerika’da iki sermayeyi, İsrail lobisi ile Körfez lobisini çarpıştırdı. Körfez lobisi de İsrail lobisi kadar Trump’a yatırım yapan bir lobi. İsrail bundan memnun, ama Körfez memnun değil, savaşın bitmesini istiyor. Bu da Trump için bir çıkış yolunu zaruri hale getiriyor. Ve Trump kendi seçimlerini kaybetmek istemiyorsa, kendi partisini kaybetmek istemiyorsa, bu savaştan bir noktada çıkmak zorunda kalacak.” Yunus Emre Erdölen Yıldıray Oğur

serbestiyet

93,950 Aufrufe • vor 4 Monaten

Netanyahu Erdoğan'a:" Kudüs sizin değil, bizim şehrimiz. Kudüs her zaman bizim şehrimiz olarak kalacak, asla bölünmeyecek" demiş. Gerçek şu ki: Kudüs ve Filistin toprakları, Yahudilerin anavatanı, Yahudi ve Hristiyanların kutsal topraklarıdır. Müslümanlar için Mekke, Medine ve Hicaz bölgesi ne kadar kutsal ve vazgeçilmezse, Yahudi ve Hristiyanlar için Kudüs ve Filistin toprakları, o kadar kutsal ve vazgeçilmezdir. İslam ülkelerinin Kudüs'ü ikiye bölme, başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devleti kurma siyaseti, İsrail devleti için bekâ sorunudur. İsrail devleti yıkılmadan Kudüs ikiye bölünemez, başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devleti kurulamaz. Netenyahu'nun Erdoğan'ın şahsında İslam ülkelerine söylediği budur. İran ve Türkiye, Hamas ve Hizbullah gibi örgütler üzerinden İsrail ile vekalet savaşı yapıyor, Gazze halkını kırdırtıyor. Başta Türkiye ve İran olmak üzere, bu dinler arası savaş, katliam ve vahşetin bitmemesinden, en az İsrail kadar İslam ülkeleri de sorumlu ve suçludur. Dünya'da 7 Türk devleti, 22 Arap devleti, 57 İslam devleti ve bir buçuk milyar Müslüman var. Filistinde küçücük bir Arap devletçiği daha kurmak için savaşmaya ne gerek var? Bırakın Yahudilerin de bir devleti olsun. İsrail, Kudüs ve Filistindeki Araplar, ya İsrail'in egemenliğinde, ya da komşu Arap ülkelerinde barış içinde yaşasın. Bir kere daha ve altını çizerek söylüyorum ki, İsrail ve Filistin gibi küçücük bir coğrafyada iki devlet olmaz, olsa bile kalıcı barış olmaz, bu dinler arası savaş vahşeti bitmez. İslam ülkeleri, İsrail devletini yıkma, Kudüs'ü ikiye bölme ve başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devletçiği kurma siyasetinden vazgeçmelidir. İsrail devleti de, vâdedilmiş topraklar hâyâlinden ve siyasetinden vazgeçmelidir! Yalnız bölgemizi değil, dünyayı da yakacak olan bu dinler, mezhepler, halklar arası düşmanlık ve savaş vahşeti bitmelidir.

MESİH

152,732 Aufrufe • vor 11 Monaten

🔴 BÖYLE BİR SAVAŞ GÖRMEDİK! 1️⃣ Cihat Yaycı : Askerlik hayatımda böyle bir savaş görmedim! Harp Okulu’nda okutulmadı, NATO karargâhlarında anlatılmadı, Harp Akademisi’nde böyle bir senaryo yoktu! 2️⃣ Bir taraf füze atıyor, diğer taraf “teşekkür ederim, içini boşaltmış oldun” diyor. Saldırıdan önce karşı tarafın eşyasını taşımasına izin veriliyor! Bu savaş mı? Bu tiyatro! 3️⃣ Uçak kalkıyor bir yerden, ama “oradan değilmiş gibi” gösteriliyor. Neden? Diplomatik ayıp olmasın diye! Bu savaş mı? Bu danışıklı dövüş! 4️⃣ Karşımızda kontrollü savaş adı altında koordineli bir kurgu var. Bunun adı: Danışıklı dövüş. Planlı, senaryolu, koordineli bir çatışma modeli! 5️⃣ ABD ve İsrail’in yaptığı bu savaşı anlamak için aktörlere bakın: Michael Rubin! Kimdir bu adam? 6️⃣ Pentagon’un eski yöneticisi. 2004 Irak Geçici Hükümeti’nin baş danışmanı. Suriye’de ABD’nin fiili danışmanı. İsrail’in beyin takımı. Barzani’nin akıl hocası. Ve evet: CIA ajanı! 7️⃣ CIA ajanı bir gün ajan olup ertesi gün emekli olmaz! Ajan her zaman ajandır! Rubin dediğiniz kişi Orta Doğu’daki federatif kaosun mimarıdır! 8️⃣ Biz bu ismin uyarılarını ciddiye aldık! TÜRK DEGS olarak Türkiye’nin gündemine getirdik. Çünkü bu isim, sıradan biri değil, sistemin sesi! 9️⃣ İran bu savaştan önce malzemesini taşıdı, uranyumu nakletti. ABD ne yaptı? Takip etti, sonra vurdu. Bu kadar koordinasyon olur mu? 🔟 Şimdi soruyorum: Bu gerçekten savaş mı, yoksa kontrollü bir senaryo mu? 1️⃣1️⃣ Asıl hedef kimdi biliyor musunuz? İran’dan önce Türkiye hedefteydi! 📌 17-25 Aralık... 📌 15 Temmuz... 📌 Hendek olayları... Hepsi birer parça! 1️⃣2️⃣ Denediler ama başaramadılar. Şimdi İran’a yöneldiler. Ancak Türkiye sırasını savmış değil! Türkiye hâlâ hedefte! 1️⃣3️⃣ İran parçalanırsa, sırada kim var? Cevabı açık: Türkiye! 1️⃣4️⃣ Trump açık açık söylüyor: “Rejimle ilgilenmiyorum, biz nükleerle ilgilendik.” Ama aslında ne yapıyorlar? Bölgeyi kaosa sürüklüyorlar. 1️⃣5️⃣ Bu yüzden diyoruz ki: Türkiye hedef tahtasında. Ve bu kurgu savaşta rolünü iyi okumalıdır! ⚠️ Tetikte olmalıyız! Bu savaş sadece İran’a değil, Türkiye’ye karşı kurgulanmış çok uluslu bir senaryodur! Yayının tamamı :

TÜRK DEGS / TURK MAGS

69,218 Aufrufe • vor 1 Jahr

Emeklilerimiz, dul ve yetimlerimiz açlık sınırının altında maaşlarla geçinmeye çalışıyor. 16 milyon 800 bin emekli, dul ve yetim var; bunların 5 milyondan fazlası 20 bin lira civarı maaş alıyor. Açlık sınırının 32 bin lira, yoksulluk sınırının 105 bin lira olduğu bir ülkede esnafımız da ağır bir kriz yaşıyor. Bir yanda Maliye Bakanlığı'nın cezaları, diğer yanda artan maliyetler... Ama öte yanda haksız zenginleşen bir %10'luk kesim var. Eyüp Sultan'da bir parfümeride şişesi 68 bin liraya parfüm satılıyor ve 'işlerimizde hiç düşüş yok' deniliyor. Bu adaletsizliğin, zengin daha da zenginleşirken orta sınıfın yok olmasının kanıtıdır. Daha da acısı; terör örgütü elebaşının İmralı'dan çıkarılması pazarlıklarının yapıldığını, PKK'ya bayramdan sonra af hazırlığı içinde olunduğunu görüyoruz. Türk milletinin kimliğiyle, Anayasa'nın 66. maddesiyle oynamaya çalışıyorlar. Biz parlamentoda olmasak da halkın içindeyiz ve Anadolu'yu il il, ilçe ilçe dolaşarak ne yapılmak istendiğini anlatmaya devam edeceğiz. Dış politikada da tehlike büyük. Irak ve Suriye'den sonra sıra İran'a geldi. İran'da bir iç savaş stratejisi izleniyor. Suriye'de Beşşar Esad'ın devrilmesini '2000 yıllık işgalin bitmesi' olarak gören bir zihniyet var. Bu zihniyetin asıl amacı, vadedilmiş topraklar planı çerçevesinde sularımızı ve topraklarımızı elimizden almaktır. 10 sene sonra sıranın Türkiye'ye gelmemesi için bu tehdidi berhava edecek öngörülü bir yönetime ihtiyaç var. Öfkenizi sandığa saklayın ve bu manipülasyonlara izin vermeyin. Zafer Partisi

Ümit Özdağ

62,388 Aufrufe • vor 5 Monaten

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, kendisine "İsrail"e yönelik açıklamalarının Almanya'da ve NATO ülkelerinde rahatsızlık oluşturduğunu ve Türkiye'nin Almanya'dan 40 adet Eurofighter (savaş uçağı) talep ettiğini hatırlatan DPA Muhabiri Michael Fischer'a (Michael Fischer) gereken cevabı veriyor: 📌Öncelikle NATO'nun önde gelen ülkelerinden bir tanesi, ilk 5'in içerisinde yer alan bir ülkeyiz Türkiye olarak. Türkiye, NATO'da sıradan bir ülke değil, ilk 5'in içinde. Şu anda NATO'nun içinde düşüncesi, kanaati ne olursa olsun, Rusya-Ukrayna arasında herkes kimin yanında yer alıyor? Ukrayna'nın yanında yer alıyor. Türkiye olarak Ukrayna ile de Rusya ile de görüşüyoruz. Ama 33 milyon ton, tahıl koridorundan bütün tahılı Avrupa'ya, Afrika'ya götüren biz olduk. 📌Şu anda diyorsunuz ki, 'yüzlerce'. Binlerce Filistinliyi İsrail öldürdü mü? Öldürdü. Hastaneleri, ibadethaneleri, kilise vuruyor mu? Vuruyor. Ben bir Müslüman olarak bundan rahatsızım. Peki sen bir Hıristiyan olarak bu kiliselerin vurulmasından rahatsız oluyor musun? Bunlara karşı niye bir tavır koymuyorsunuz? Bunlara karşı da bir tavır koyun. Bizim için Musevi, Hristiyan, Müslüman ayrımının olmaması gerekir. Antisemitizme karşı da bir mücadele verildiyse, bu mücadeleyi dünyada ilk veren lider ben oldum. Şu anda Almanya İsrail'e şu kadar maddi destek verdiğinden bahsediyor. 📌Eurofighter (savaş uçakları) konusunda da Almanya verir veya vermez. Dünyada savaş uçaklarını üreten sadece Almanya mı? Birçok yerden bunların çalışmasını yaparız, temin ederiz. Şu anda insansız savaş uçakları noktasında da Türkiye önde gelen ülkelerden biridir. 📌Bir basın mensubu olarak bizi bununla tehdit etmeyin. Bize vicdani, insani sorular sorun, cevaplarını biz size o şekilde verelim.

Aslan Değirmenci

113,377 Aufrufe • vor 2 Jahren

MHP lideri Devlet Bahçeli: “Türkiye’nin terörden arınması ve arındırılması beni alakadar etmez diyenlerin alayı birden suikastçıdır. Neymiş, bizi yargılayacaklarmış? Neymiş, bizden hesap soracaklarmış? Neymiş, anayasa ve kanunlara göre suç işliyormuşuz? Siz yargılasanız yargılasanız çantacı pespayeliğinizi ve cukka düşkünlüğünüzü yargılarsınız. Bakınız, şu yaşımda mertçe ve dürüstçe haykırıyorum, yeter ki Türkiye ve Türk milleti barış, huzur ve sükûnet bulsun, yeter ki terör hayatımızdan kalıcı olarak sökülüp atılsın; bizim sonumuz da varsın darağacı olsun. Biz korkuyu korkutalı çok oldu. Bizim sahte korkuluklara eyvallah ettiğimiz de hiç duyulmadı, hiç görülmedi. Kurt izine karışmış çakal izinin sahte meydan okumalarına aldırış etseydik ya ülkümüzden ya da ülkemizden çoktan şüpheye düşerdik. Kurdun takip edeceği yine kurttur, kimin kemik peşinde koşacağının cevabını verecek olanlar da bellidir. Şüphe istisna, güven asıldır. Bizim tarafımız asil Türk milletinin yeridir. Terörsüz Türkiye hedefinin en ciddi muhataplarından birisi İmralı’dır. TBMM’de kurulan “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi” Komisyonu’nun geçtiğimiz Cuma günü İmralı’ya gitmek üzere nitelikli çoğunlukla aldığı karar, bu karar doğrultusunda MHP, AK Parti ve DEM Parti’den birer milletvekilinin adaya gitmesi tarihi bir gelişmedir. Bu vesileyle Genel Başkan Yardımcımız ve İstanbul Milletvekilimiz Sayın Feti Yıldız ile diğer milletvekillerimize yürekten teşekkür ediyorum. CHP ve komisyonda bulunan diğer partiler İmralı’ya gitmekten sarfınazar etmişler. Varsın etsinler, hiç sorun değil, ondan bundan medet umarak “Terörsüz Türkiye” hedefini takip etmiş olsaydık, onun bunun ağzının içine bakarak izin ve icazet arasaydık böylesi ağır bir sorunu bırakınız konuşmayı, yerimizden bile kıpırdayamazdık. Korkarak yaşayanlar yalnızca hayatı seyreder. Biz seyirci değiliz, hayatın yönünü değiştirme iradesi taşıyan zamanın ve zeminin müşahidi Milliyetçi-Ülkücü Hareketiz Cesaret zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık felaket götürür.”

serbestiyet

84,945 Aufrufe • vor 8 Monaten

🔴CİHAT YAYCI AYLAR ÖNCESİNDE İRAN'DA BUGÜN GELİNEN DURUMU ADIM ADIM ANALİZ ETMİŞTİ... 📌8 Ekim 2023'ten bu yana Cihat Yaycı'nın Youtube, TV ve diğer platformlardaki İran analizi; 📌İran’daki mevcut rejim artık Batı’nın kendisine biçtiği görevi tamamlamış durumdadır. Özellikle Gazze’de başlayan son süreçle birlikte, Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilme planı devreye sokulmuştur. 📌Bu planın bir parçası olarak Suriye’nin, Irak’ın parçalanması ve Lübnan’a müdahale edilmesi gibi adımlar atılmıştır. İran da bu süreçte sürekli olarak bölgedeki gelişmelerin içinde yer almış, bir anlamda bu planın uygulanmasına hizmet etmiştir. 📌Bugün geldiğimiz noktada, İran’daki rejimin sonunun yaklaştığını açıkça söyleyebiliriz. Mevcut yapı yıkılacak. İran belki üçe, belki beşe bölünecek. 📌En iyi ihtimalle ise, artık Batı’ya daha yakın, Batı tipi bir yönetim kurulacaktır. Belki eski Şah dönemindeki gibi tam anlamıyla bir monarşi değil ama benzer nitelikte, Batı’nın güdümünde bir sistem yeniden tesis edilecektir. 📌Bu rejim artık eski işlevini yitirmiştir. İran, kendisine biçilen rolü tamamlamış, şimdi sıra yeniden yapılandırılmasındadır. Bu nedenle İran’daki rejimin yıkılması artık an meselesidir. Bunu Batı da biliyor, İran’ın kendisi de biliyor. 📌İran’a yönelik bu kadar baskı yapılırken Rusya’dan ses çıkıyor mu? Aksine, Rusya ile İran arasında yeni bir anlaşma imzalandı. İran Dışişleri Bakanı Moskova’ya gitti. Bu bir destek anlamına gelmez mi? Amerika’ya karşı “Sen İran’a bir şey yapamazsın kardeşim” tarzında bir duruş var mı? 📌İsrail’e ya da İran’a karşı “bir şey yapamazsınız, siz mahalle kabadayısı değilsiniz” deniliyor mu? Hayır. Bu meseleye daha geniş ve ciddi bir çerçeveden bakmak gerekiyor. 📌İran sadece İsrail için değil, Amerika için de bir hedef konumunda. İsrail burada bir gerekçe gibi gösteriliyor ama asıl mesele, İran’ın Çin’e petrol ve doğalgaz tedarik eden bir ülke olmasıdır. Aynı zamanda ulaşım açısından da kritik bir noktada bulunuyor. Dolayısıyla İran’daki rejimin değişmesi, mevcut anlaşmaların iptali, ABD’nin ekonomik politikalarıyla doğrudan ilişkilidir. 📌İran konusu oldukça önemli. Bugünkü durumda İran rejiminin görevini tamamladığı ve miadını doldurduğu düşünülüyor. Görünen o ki rejim yıkılacak ve Orta Doğu’da daha önce defalarca dile getirildiği gibi sınırlar yeniden çizilecek. İran da bu süreçten nasibini alacak ve işgalle değil, içten parçalanarak dağılacak.

TÜRK DEGS / TURK MAGS

14,758 Aufrufe • vor 1 Jahr