Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

10,392 views • 7 months ago •via X (Twitter)

0 Comments

No comments available

Comments from the original post will appear here

Related Videos

Adalet Komisyonu'nda "Çerçeve Yasa" görüşmelerinde yaptığım konuşma: Bugün önümüzde bulunan teklif, büyük acılara sebebiyet vermiş yarım asırlık bir çatışma döneminin mutlak biçimde sonlandırılmasına kapıyı aralaması nedeniyle önemli, fakat son derece eksiktir. İpe un sermek gibi bir niyetim yok. Bu teklifi eksik buluyor, fakat destekliyorum. Destekliyorum, çünkü silahların bırakılması için hukuk bir kapı açmak zorundadır. Ben Diyarbakır’da doğdum, orada avukatlık yaptım. Diyarbakır Barosu Başkanlığı yaptım. İnsan Hakları Derneğinde, İnsan Hakları Vakfı ve Uluslararası Af Örgütünde çalıştım. Hayatımın önemli bir bölümünde faili meçhul cinayetlerin, köy boşaltmalarının, gözaltında kayıpların, işkencenin ve çatışmalarda yitirilen hayatların dosyalarıyla uğraştım. Adliye koridorlarında, Galatasaray Meydanında evlatlarının akıbetini soran anneleri gördüm. Köyünden koparılmış aileleri dinledim, davalarına baktım. Bir gece yarısı kapısı çalınanların korkusunu da cenazesi gelen evlerin sessizliğini de biliyorum. Bu çatışmanın yükünü istatistiklerden değil, insanların yüzlerinden öğrendim. Onun için şunu bütün açıklığıyla söylüyorum: Barışı desteklemek benim açımdan siyasi bir taktik değildir. Birilerine verilmiş bir taviz de değildir. Bu, yıllardır savunduğum yaşam hakkının gereğidir. Bu teklifi, partimize, arkadaşlarımıza faşizan baskılar, hukuksuz operasyonlar, iftira ve şantaja dayalı iddianamelerin gölgesinde bile destekliyorsak, herkes bunun kıymetini bilmelidir. Resul Emrah Şahan gibi arkadaşlarımız hapishaneden bile bu teklifi destekliyorsa, kıymeti bilinmelidir. Belediye başkanlarımız tutuklanırken, seçilmişlere kayyum atanırken, siyasetçiler, gazeteciler ve insan hakları savunucuları yargı baskısı altında tutulurken destekliyorum bu teklifi. Çünkü öncelikle silahlı çatışmaların ilelebet sonlanmasını, Kürt sorununun çözümünün demokratik bir zeminde mümkün olduğunu göstermek istiyorum. Teklif, silah bırakanların hukuki durumunu düzenliyor; fakat topluma dönüşünü yeterince düzenlemiyor. İnsanlar yalnızca savcılığa dilekçe vererek siyasal ve toplumsal hayata dönmüş olmayacak. “Toplumsal bütünleşme” kanunun başlığında kalmamalı, maddelerinde karşılık bulmalıdır. İkinci olarak, sürecin ağırlık merkezi Meclis değil, yürütme olarak kurulmuştur. Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığındaki Kurula geniş yetkiler verilirken Meclis İzleme Komisyonuna yalnızca izleme ve tavsiyede bulunma görevi veriliyor. Oysa bu süreç bir güvenlik bürokrasisi faaliyetine indirgenemez. Meclis düzenli olarak bilgilendirilmeli, raporlar kamuoyuna açıklanmalı ve denetim yetkisi gerçek anlamda güçlendirilmelidir. Üçüncü olarak, altı aylık başvuru süresi hayatın gerçekleri bakımından yetersiz kalabilir. Irak’ta, Suriye’de veya başka ülkelerde bulunanların durumları aynı değildir. Pek çok açıdan güvenlik sorunları yaşanacaktır. Süre uzatılabilmeli; uygulama, insanları dışarıda bırakacak katı bir takvime dönüşmemelidir. Barışın güvencesi yalnızca devletin güvenlik kurumları değil, esas olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi, hukuk ve toplumdur. Bugün burada kusursuz bir metne oy vermiyoruz. Kusurları giderilmesi gereken ama Türkiye’yi ölümden hayata, çatışmadan siyasete taşıma ihtimali bulunan bir adıma oy veriyoruz. İlk adımı, eksik de olsa atmak önemlidir. Bir tür egzersiz gibi görüyorum ben bunu. Barışmayı öğrenme egzersizi. Kürt meselesinin çözümü konusundaki güvenlikçi ezberden çıkma egzersizi. Yıllardır bu ülkede barışı savunanlar suçlandı, soruşturuldu, hedef gösterildi. Barış Akademisyenleri hâlâ “ağaç kökü” yemeye zorlanıyor. Buna rağmen barış demekten vazgeçmedik. Çünkü biliyoruz: Bir tek gencin daha yaşamını kurtarabiliyorsak, bir tek annenin daha kapısına acı haber gitmesini önleyebiliyorsak, siyaset bunun sorumluluğunu almak zorundadır. Bu teklif bir son değil, bir başlangıçtır. Biz bu başlangıca destek vereceğiz; ama bu iktidara karşı demokrasi mücadelesini de derinleştireceğiz. Çünkü bu ülkede artık gençlerin birbirine silah doğrultmadığı, hiçbir annenin çocuğunun ardından ağıt yakmadığı bir geleceği kurmak zorundayız. Mevcut iktidarın böyle bir gelecek ufku yok, biliyoruz. Fakat Türkiye'nin Kürt meselesini bir kez daha küçük hesapları için derinleştirmesine izin vermeyeceğiz.

Sezgin Tanrıkulu

119,015 views • 1 day ago