Video yükleniyor...

Video Yüklenemedi

Ana Sayfaya Dön

Ümit Özdağ 🗣️ Prof Dr. Ümit Özdağ: “Eğer Esad devrildikten sonra yerine geçecek kişiyi Ankara biliyorsa, sorun yok. Eğer bilmiyorsa, veya Türkiye tarafından terörist kabul edilen htş ve petrolleri İsrail destekli pkk/ypg kontrol edecekse, yandaş televizyonda sevinenler neye seviniyor?”

37,248 görüntüleme • 1 yıl önce •via X (Twitter)

11 Yorum

Ümit Özdağ profil fotoğrafı
Ümit Özdağ1 yıl önce

Beşar Esad rejimi devrildi. Şimdi Suriye’yi (Nusayri bölgesi hariç) Türkiye’nin terör örgütü olarak tanımladığı iki örgüt HTŞ yani eski El Kaide ve PKK/YPG yönetiyor. 1983’de Dünya Siyonist Örgütünün dergisinde Odet Yinon’un yazdığı İsrail İçin Güvenlik Strateji Makalesinde istendiği gibi Irak 3’e, Suriye ise şimdilik 3’e bölünmüş durumda. İpek Özbey ile Nokta Atışı | Ümit Özdağ | Bahçeli, Erdoğan, CHP, Suriye'... @YouTube aracılığıyla

Mitat Örnek profil fotoğrafı
Mitat Örnek1 yıl önce

@umitozdag Katılıyorum, Türkiye, adi Siyonistlerin kuklaları ile kesinlikle o bizim olan yerleri ele geçirip meşrulaştırma çalışma çabalarına müsade vermemesi gerekiyor, zira bunun en azından iki nedeni var, biri: terör tehlikesine karşı koruma ve iki: orada yaşıyan Türk vatandaşı koruması

Ridvan Güler profil fotoğrafı
Ridvan Güler1 yıl önce

@umitozdag Bence Ümit Özdagi Suriye’ye Başbakan yapmak Lazım @umitozdag

NasılYapmalı? profil fotoğrafı
NasılYapmalı?1 yıl önce

@umitozdag Esad'ın yerine geçecek olanı iktidar biliyorsa neden sorun olmuyor?

Metin7647 profil fotoğrafı
Metin76471 yıl önce

@umitozdag Ha Soyle doğrulari soylede koyunlar uyansin ruyadan

FatihGÜLAY profil fotoğrafı
FatihGÜLAY1 yıl önce

@umitozdag Boş yapıyorsun başkanım. Herşeyi söyleyip sonunda ben haklı çıktım demekten bıkmadınız mı

NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE!! profil fotoğrafı
NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE!!1 yıl önce

@umitozdag Yahudinin çıkarlarına sevinen Yahudi kani taşıyordur başka diyecek bisey yok,

Yusuf Işık profil fotoğrafı
Yusuf Işık1 yıl önce

@umitozdag Ya bi kes sesini boş yapma.Sen adam olsan Bahçeli seni kovmazdı

yildizsakli profil fotoğrafı
yildizsakli1 yıl önce

@umitozdag canları ister, apo diyenlere kırmızı halı sererler. canları ister, sığınmacıları döverler, öldürürler. canları ister, suriyeliler dönünce de, sanki suriye sahipsizmiş gibi, ''Türkiye teröristleri sevmez,suriyeye t.istler sahip çıkacak'', derler. derler de, derler. boşverin. 🙂

yaselta profil fotoğrafı
yaselta1 yıl önce

@umitozdag Tam siyonist ağzı

erdal özer profil fotoğrafı
erdal özer1 yıl önce

@umitozdag Burası sizin ülkeniz değilki size ne... Siz gidin ümitle israili kimin yöneteceğini tartışın

Benzer Videolar

Prof Dr Ümit Özdağ: ABD, el kaide liderini Pakistan'da buldu, öldürdü ve cesedini okyanusa attı balıklara yem yaptı... İsrail ise Hamas'ın liderlerini, Hizbullah'ın liderlerini öldürdü... Cumhur ittifakı ise elindeki çıplak bir mahkumu Öç,alanı Türkiye Cumhuriyeti'nin ortağı yapmaya çalışıyor! Biz bu iha-sihaları neden yapıyoruz? Bütün PKK liderlerini neden öldürmüyoruz? Öldüemiyoruz değil öldürmüyoruz, çünkü istesek hepsini çoktan öldürdük, asala'yı bitirdiğimiz gibi, Paris'in göbeğinde PKK'lı sakine cansız'ı öldürdüğümüz gibi... PKK ile mücadele yerine müzakere yapan, Bu rezil kepazeler kılıf olarak İsrail Türkiye'yi parçalayacak diyor. Bu rezil kepazeler devrinde ırak ve Suriye parçalandı. O kadar sığınmacıları geri gönderin dedik, niye duymadılar?! Esad'ı devirmek için ABD ve İsrail ile işbirliği yapmasaydılar, İsrail Suriye'nin güneyini işgal edebilir miydi? Golan tepelerini ve hatta Şam'in tepelerini işgal edebilir miydi? Davut koridoru açabilir miydi? PKK/PYD'de devlet kurdurabilir miydi? Eğer samimi olsalardı 10 milyonun üstündeki sığınmacı ve casusları ülkelerine geri gönderir , sınırları korumaya alıp İsrail ve ABD provokasyonlarını bitirirlerdi. Ama bu rezil kepazeler tam tersini yaptı! Türkiye'de sığınmacıları gönderecek, sokakların güvenliğini sağlayacak, israfı durduracak tek parti Zafer Partisidir. Türk Milleti uyanıp kendine gelirse bu ihanet şebekesi derhal düşer. Bu konuşmanın linkini ekliyorum, lütfen tamamını izleyiniz. Çok önemli konulara vurdu yaptı Ümit hoca. Ümit Özdağ 👍🏾👏🏾👏🏾👏🏾👏🏾🧿

Sakalar İskitler(Gizlenen Eski Anadolu Halkı)

465,673 görüntüleme • 11 ay önce

Bugün Ümit Özdağ'a Özgürlük Platformu Üyesi avukatlar ve hukukun üstünlüğünü savunanlar Çağlayan Adliyesi önünde basın açıklaması yaparak, 63 gündür yazılmayan iddianamenin nerede olduğunu sordu! "Değerli Basın Mensupları, 63 gün önce burada, İstanbul Adalet Sarayı’nda, Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ tutuklandı. Şimdiye kadar iki kez yapılan tutukluluk incelemesinde, soruşturmanın sürüyor olması ve kaçma şüphesi gerekçe gösterilerek tutukluluk halinin devamına karar verildi. Ve hala iddianamesi yazılmadı. Bir soruşturmanın başlatılması için suçun işlendiğine dair basit şüphenin varlığı yeterlidir. Savcılık tarafından iddianame düzenlenerek dava açılması için ise yeterli şüphenin varlığı aranır. Şüphe oranının kuvvetli olması halinde kişi tutuklanabilir. Kelimelerin anlamından anlaşılacağı üzere, kuvvetli şüphe, yeterli şüphenin ileri safhasıdır. Yani Ümit Özdağ hakkında sözde kuvvetli şüphe bularak tutuklanmasını talep eden savcılık makamı, yeterli şüpheye ulaşamamış olacak ki hala iddianame yazamamıştır. Buradan İstanbul Savcılığı’na soruyoruz: Eğer kuvvetli şüphe varsa iddianame nerede? Eğer yeterli şüphe yoksa Prof. Dr. Ümit Özdağ neden Silivri'de? Değerli Basın Mensupları; Anayasa’nın 19’uncu maddesine göre tutuklanan kişilerin makul sürede hakim önüne çıkarılması ve makul sürede yargılanması zorunludur. Sayın Özdağ’ın 63 gündür süren iddianamesiz tutukluluğu, kişi özgürlüğü ve hukuk devleti ilkeleri açısından kabul edilemez bir durumdur. Tutuklanmasına neden olarak gösterilen suçun Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen yaptırımı 1 yıl olduğu için velev ki atılı suçu işlemiş olsa dahi alacağı cezanın infaz hukukuna göre yatarı olmayan bir Genel Başkan’ı 63 gündür hapiste tutmak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna dönüşmüştür. Israrlı şekilde sürdürülen bu hukuksuzluk hali, akıllara daha vahim sorular getirmektedir. Acaba Sayın Özdağ’a büyük bir kumpas kurma hazırlığı mı yapılmaktadır? 11 Kasım 2024 günü bir televizyon kanalında Gazeteci Barış Pehlivan, “Ümit Özdağ’ın başına bir şekilde çoraplar örülmeye çalışıldığını” ifade etmişti. 2 ay sonrasında Sayın Özdağ haksız şekilde tutuklandı. Biz de buradan İstanbul Savcılığı’nın ve Adalet Bakanlığı’nın hem dikkatini çekiyoruz hem soru soruyoruz hem uyarıda bulunuyoruz: Yatarı olmayan bir suçlamadan ötürü 63 gündür tutuklu bulunan Ümit Özdağ’ın cezaevinden çıkmasını istemeyenler aslı astarı olmayan suçlamalarla kumpas peşinde mi koşmaktadır? Bunu araştırmak ve önlemek yargının görevidir. Kumpasçılara fırsat tanımayın, Ümit Özdağ’ın iddianamesini yazın, bu haksız tutukluluğa son verin. Değerli Basın Mensupları, Açıklamamızı bitirirken sizlerin aracılığınızca kamuoyuna ifade etmek isteriz ki, Ümit Özdağ’ın yaşamakta olduğu hukuksuzluk esasında hepimize yapılmış bir haksızlıktır. Ümit Özdağ’a sahip çıkmak esasında kendi hukukumuza sahip çıkmaktır. Daha dün Yenikapı’da terörist başının görüntüsü ve sesi yayınlanırken Ümit Özdağ’ın tutuklu olması Türk Milleti’nin egemenlik hakkının kısıtlanmasıdır. Unutmayın ki, Ümit Özdağ her zaman ve her şartta Türk Milleti’ni savunmuştur. Eğer Türk Milleti’ni savunmak suçsa, hepimiz bu suçun failiyiz. Ne mutlu Türküm diyene…" #İddianameNerede Zafer Partisi Prof.Dr. Ali Şehirlioğlu @ozdagaozgurlukp

Ümit Özdağ

306,150 görüntüleme • 1 yıl önce

Ümit Özdağ: "Bir gelişme de Suriye'de devam eden YPG PKK'yla Şam hükümeti arasında Paris'te sürdürülen İsrail, Suriye görüşmelerine paralel olarak Şam'da gerçekleştirilen görüşmeler YPG'nin taleplerinden anlıyoruz ki Cumhur İttifakı'nın Öcalan ve PKK'yla müzakereleri başlattığı andan itibaren Türk milletine yapmış olduğu açıklamaların hiçbirisi gerçek değildir. YPG dağılmayacak, dağılmaya niyeti yok, silah bırakmayacak, bireysel olarak Şam rejimine katılmayacak ve üniter devlete dönüşü kabul etmiyor. Nüfusun çok küçük bir bölümünü oluşturan yani 1,5 milyonluk bir nüfusla ülkenin yüzde 35’ini kontrol ediyorlar. PKK YPG ülkenin yüzde 35’ini kontrol ederken iktidarın yüzde 40’ını talep ediyor. Hem Şam'ın kendi işgal ettiği bölgeye askeriyle, polisiyle, memuruyla girmesini engelliyor hem de PKK, YPG temsilcilerinin Şam'da, hükümette ve askeri ve sivil bürokraside üst düzeyde olmasını arzu ediyor. Bunun Türk halkına Cumhur İttifakı tarafından nasıl anlatılacağını Zafer Partisi olarak çok merak ediyoruz. Hani PKK bütün unsurlarıyla dağılacaktı. Hani KCK, YPG, PEJAK, PCDK da PKK'yla birlikte varlığına şartsız son verecekti? Durumun her geçen gün Türkiye'nin olağanüstü şekilde aleyhine geliştiğini artık vicdanlı AK Partililer bile görüyor ve ifade ediyorlar. Bunlardan bir tanesi eski milletvekili ve gazeteci Şamil Tayyar yapmış olduğu açıklamada hadisenin Türkiye'nin aleyhine geliştiğini ifade ediyor. Biz de iktidarı Zafer Partisi olarak bir kez daha uyarıyoruz. PKK'ya ve Öcalan'a güven olmaz. Terörle müzakere edilerek sonuç alınmaz. Terörle ancak mücadele edilerek sonuç alınır."

Haberiniz

45,303 görüntüleme • 7 ay önce

Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ: “TBMM’de Öcalan Komisyonu ile Türkiye’yi topyekûn teslime hazırlıyorlar!” Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, PKK’nın Suriye’nin kuzeyine kaydırılan unsurlarıyla YPG saflarına katıldığını, Irak’ın Gara bölgesinde ise savunma hatları kurup EYP tuzaklamaları yaptığını söyledi. ABD’nin YPG’yi müttefik ilan ederek koruması altına aldığını vurgulayan Özdağ, TBMM’de “Öcalan Komisyonu” adı altında yürütülen toplantılara dikkat çekerek, terörle müzakere sürecinin İsrail tehdidi üzerinden topluma meşrulaştırılmaya çalışıldığını belirtti. Özdağ, İsrail’in Lübnan ve İran karşısında başarısız olduğunu, sadece istihbarat operasyonları ve suikastlarla etkili olabildiğini ifade ederek şunları söyledi: "PKK, 30 tane keleşi mangalda yakarak adeta şov yaptı, sonra PKK’lı terörist unsurların Suriye’nin kuzeyine YPG’nin saflarına katıldığını silahlarıyla birlikte gördük. Şimdi de Irak’ın kuzeyinde kalanlar Gara’da savunma hatları oluşturuyorlar, siperler kazıyorlar, EYP tuzaklaması yapıyorlar. ABD büyükelçisi ise bırakın YPG’nin silah bırakmasını talep etmeyi, YPG’yi ABD’nin müttefiki ilan etti ve Amerikan koruması altına aldı. Ankara’da ise TBMM’de Öcalan Komisyonu toplantılarına devam ediliyor. Terörle müzakere süreci, İsrail tehdidi ile açıklamaya veya desteklemeye çalışıyorlar. PKK ile uzlaşmazsak İsrail Türkiye’de iç savaş çıkarır, şöyle yapar, böyle yapar diye korku uyandırmaya çalışılıyor. Korkuları artırmak için kaç kişinin gireceği belli olmayan 81 ilde sığınak inşa programı başlatılıyor. Tekrar gelelim İsrail’e.. İsrail 1 Ekim 2024'te Lübnan'a girdi ve 45 günde tabur taktik hedeflerini bile ele geçiremeden utanç verici bir yenilgiyle çıktı. Paramiliter Hizbullah, bir kez daha İsrail'in kara harekâtını engellemeyi başardı; o kadar ağır darbeler almış olmasına rağmen. Yani İsrail toplam 6-7 tümenle öyle büyük stratejik kara operasyonları yapabilecek güçte bir ülke değil! İran'la ancak 12 gün savaşabildi ve 3. gün Netanyahu, hava savunma konusunda acil yardım talep etti ABD’den. İsrail ne yapıyor peki? İsrail ancak etkili istihbarat operasyonları ve suikastlar yapıyor. Bu etki odaklı savaştır. 4 gün önce Yemen Başbakanı ve kabinenin yarısını toplantıdayken vurdular ve öldürdüler. Bu işte bir etki odaklı harekât. İsrail savaş yorgunu ve kaynaklarını çok tüketti. ABD de çok farklı değil. Yalan, propaganda ve psikolojik harp ile bir çıkış arıyorlar ve açılımla Türkiye çökertilirse siyasi bir zafer kazanmış olacaklar! Allah korusun Türkiye, o zaman gerçekten çok kötü bir duruma düşer. Durum böyleyken Türkiye'de etki odaklı operasyonu yalanlar ve algılarla somut bir olguya çevirmeye çalışan çevreleri görüyoruz. Federasyon, konfederasyon, PKK buna "Demokratik Konfederasyon", Öcalan ise "Demokratik Toplum" diyor. Yalan ve algılarla, Türkiye'nin büyük bir tehditle karşı karşıya olduğu ve açılım olmazsa yok olacağımız vurgusu halkın bilinçaltına işlenmeye çalışılıyor. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 19 Mayıs'ta yaptığı konuşmada bunları anlattı. İsrail özellikle Suriye saldırıları ile açılımcıları, müzakerecileri destekliyor adeta. TBMM Öcalan Komisyonu bu algı ve yalanları uzun zamana yayarak halkı siyasi bir çözüme konfederasyon, Öcalan'ın siyasete atılması, teröristlere genel af, Kürtçe'nin de resmi dil olması gibi alıştırmaya çalışıyorlar. İş adeta "Günde üç defa 8 saatte bir" yöntemiyle azar azar ve yavaş yavaş toplumu topyekun teslim olmaya ikna ve hazırlamaya çalışıyorlar. Devlette başta TSK olmak üzere kurumlar ve ekonomi enkaz hâle geldi. Geriye halkı ikna etmek kaldı. Şimdi böyle bir süreçten geçmeye çalışıyor Türkiye. Biz, Zafer Partisi olarak bu terörle müzakere süreci konusundaki itirazlarımızı her vesileyle Türk halkının gündeminde tutmaya devam edeceğiz."

Ambargo TV

145,958 görüntüleme • 11 ay önce

SURİYE’DE YAŞANANLARIN ÖZETİ: 1-Türkiye temel 2 amacı olan PKK/YPG terör örgütü ile mücadele ve ülkedeki milyonlarca sığınmacının güvenli geri dönüşü için Esad ile görüşmek istedi. Esad Türkiye’nin Suriye’deki askerlerini geri çekme şartını koştuğu için bu mümkün olmadı. 2-Türkiye, dünyada yaşanan gelişmeler nedeniyle bütün ülkeler başka bir ülkeyle uğraşıyorken Suriye’de oluşmuş güç boşluğunu da fırsat bilerek muhalif güçlere Esad’ı devirmek amacıyla harekete geçmek için onay verdi. HTŞ bu sefer SMO ile iş birliği yapıp Türkiye’nin de etkisiyle daha ılımlı bir güce dönüştü. Yabancı kaynaklar da HTŞ’yi artık terör örgütü olarak tanımlamıyor. 3-Suriye’deki olaylar yaşanmadan önce, Türkiye’nin iç ve dış siyasetinde bir hazırlık olduğunun sinyalini veren birçok gelişme yaşandı. Bunlardan en önemlileri Sayın Devlet Bahçeli’nin sürpriz açıklamaları, MHP resmi hesabından yapılan “vakit tamamdır, söz konusu vatandır” paylaşımlarıydı. Ancak bütün süreç, istihbari ve diplomatik zekanın da yönlendirmesiyle çok sessizce ve temkinli bir şekilde yürütüldü. 4-Yaşanan süreçte ne yerli ne de yabancı medyada kimsenin ama kimsenin değinmediği (veya değinmekten çekindiği) çok önemli bir amaç daha vardı: İSRAİL TEHDİDİNİ YOK ETMEK. İsrail bariz bir şekilde Lübnan’dan sonra Suriye’de cephe açmaya hazırlanıyordu. ABD de yıllardır YPG’ye silah taşıyarak aslında bugünlerin zeminini hazırlıyordu. Satrançta olduğu gibi eğer ilk şahı Türkiye çekmeseydi, İsrail Esad ile de anlaşarak Suriye’ye girecek, YPG ile birleşerek Türkiye için varoluşsal bir tehdit oluşturacaktı. Bu önemli detayın kimse tarafından konuşulmamasını hayretle karşılıyorum. Halbuki son aylardaki bütün resmi açıklamalar bariz bir şekilde bunu gösteriyordu. Netanyahu Lübnan’da ateşkes yapıldığı gün “Esad ateşle oynuyor” dediği anda bunun sinyali verilmişti. Benim son aylardaki bütün paylaşımlarım da “yanıbaşımıza, sınırlarımıza yaklaşmakta olan İsrail tehdidi” üzerine. SURİYE’DE OLUŞACAK YENİ DENKLEM HAKKINDA: 1-Suriye’de Rusya ve İran’ın ön planda olduğu güç dengeleri kalıcı olarak Türkiye’nin lehine değişti. 2-ABD ve İsrail, Esad gibi bir piyonun devrildiği bir denklemde, artık ülkede “işgalci” konumundalar. İsrail basını şunu yazıyor: “Zayıf bir Esad İsrail’in işine geliyordu ama devrilmiş bir Esad değil”. İsrail zaten Suriye’de BM tarafından işgalci olarak tanınıyor ve BM Genel Kurulu daha birkaç gün önce İsrail’e Golan Tepeleri’ni terk etme çağrısında bulundu. ABD ise Suriye’de “YPG’li ortaklarla DEAŞ ile mücadele ediyoruz” argümanıyla bulunuyordu. Oluşan yeni denklemde bu retoriği sürdürmesi zor gözüküyor. 20 Ocak’a kadar Türkiye sahada ve masada elini daha da güçlendirirse, Trump ile oturulacak masada Trump’ın Project 2025’te de kendisine tavsiye edildiği gibi YPG’ye sırt çevirme ve Suriye’den askerleri çekme kararı alması çok olası gözüküyor. 3-İsrail, Hamas ve Hizbullah ile karşı karşıya geldikten sonra ilk defa Suriye’de mevcut bulunan TSK yani düzenli bir ordu ve NATO üyesi bir ülke ile karşı karşıya gelmiş olacak. İşgal ettiği bir ülkede “meşru müdafaa hakkını” savunması veya doğrudan Türkiye ile savaşması mümkün değil. Suriye’de bariz şekilde köşeye sıkışmış durumda. 4-Suriye’de ilk başta kurulacak geçici hükümet de, seçimle başa gelecek yeni hükümet de Türkiye ile ekonomik, ticari ve askeri açıdan çok yakın olacak. Türkiye, Suriye’nin yeniden inşasında aktif rol oynayacak. Hakan Fidan’ın da açıkladığı gibi PKK/YPG ile hiçbir masaya oturulmayacak. Tıpkı Irak’ta olduğu gibi, zaten Suriyeli olmayan bu örgüt “yasaklı örgüt” listesine alınacak. 5-Türkiye’de hiç Suriye’yi görmeden doğmuş büyümüş Suriyeli çocuklar, aileleriyle birlikte yeniden hayatlarını inşa edebilme fırsatı bulmuş, Türkçe öğrenmiş milyonlarca Suriyeli Suriye’ye dönerek Suriye’nin yeniden inşa edilmesinde aktif rol oynayacaklar. Bu insanlar Türkiye ile “komşu ülkenin” ötesinde özel bağlar kuracaklar. İleriki süreçlerde “referandum” opsiyonu bile gündeme gelebilir. Ancak henüz şu aşamada amaç bu değil. 6-Suriye’de yaşananlar bir domino etkisi yaparak bütün bölgeye yayılacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en son yaptığı açıklamada “Lübnan’a destek verileceği” ifadesini de önemli buluyorum. Suriye’den sonra Lübnan gibi başka ülkelerde de Türk varlığı, gücü ve etkisinin artacağı aşikar. 7-Yaşanan her şey şunu da açıkça gösteriyor ki Netanyahu hükümeti için de tıpkı Esad rejiminde olduğu gibi sonun başlangıcı gözükmüş oldu. Trump döneminde Esad gibi Netanyahu’nun da uluslararası mahkemelerce yargılandığına şahit olabiliriz. Çok büyük ihtimalle İsrail’de yeni bir hükümet kurulacak ve bu hükümetle Filistin devletinin kuruluşuna şahit olacağız. Bu süreçte de Türkiye aktif rol oynayacak.

Öznur Küçüker Sirene

488,466 görüntüleme • 1 yıl önce

Türkiye'ye TUZAĞA DİKKAT… 2025'e girerken Youtube: Hepinize sağlıklı, huzurlu bir yıl diliyorum. *** Bir ateş çemberi içindeyiz; hem bireysel hem ülke hem de bölge olarak. 2024, bölgemizde bir kırılma yılı olarak tarihe geçecek. Art arda birçok katliama tanık olduk. Gazze medeni dünyanın gözü önünde neredeyse yok edildi. İran Cumhurbaşkanı Reisi bir suikaste kurban gitti! Lübnan’da Hizbullah’ın lideri Nasrallah katledildi. Suriye’de Esad devrildi. Yerine eski El-Kaide elemanı El-Golani geldi. Bölgede şimdilik direniş cephesi kaybetmiş görünüyor. Rusya ve İran geri çekildi. İsrail ve Amerika kazandı. Durum bu! Türkiye de Suriye topraklarında nüfuz sahibi görünüyor. Şam’da koltuğa oturan Eş-Şara Türkiye himayesinde… Ayrıca tüm Atlantikçi güçlerle temasta. Suriye’nin kuzey doğusunda hâkim olan güç ABD desteğindeki PKK. Demek ki Türkiye’nin güney sınırındaki yeni komşuları El-Kaide ve PKK… Onların patronları Amerika! Esad devrilene kadar yakın ilişki içinde olduğumuz Rusya ve İran’la artık o kadar da yakın değiliz. ABD ve en yakın müttefiki İsrail’le bilfiil beraberiz. En büyük katil dediğimiz İsrail ile Suriye’de bir anlamda müttefikiz. Amerikan istihbaratının üst düzey isimleri, “bölgede Amerika’nın iki vekili Türkiye ve İsrail” diyorlar. Hudson Enstitüsü Kıdemli Uzmanlarından Eski Beyaz Saray Danışmanı Mike Doran, İsrail basınına verdiği mülakatta; Suriye’de İsrail ve Türkiye kol kola iş yapacak, dedi. Doran, herhangi bir uzman değil. Trump ile birlikte çalışacağı kesin gibi. Amerika, İsrail ve Türkiye’yi PKK ve HTŞ’yi kontrol etmekle görevlendirdi. Hem Kürdistan’ın hem Sünnista’nın ipleri ABD’nin elinde… Amerika’nın nihai hedefi; Irak Kürdistan’ı modelini Suriye’de uygulamak. Bunu SDG ile yapacak. SDG’nin açılımı: Suriye Demokratik Güçleri. Tercümesi PKK’nın Suriye kolu… Kafa karıştıracak birçok adı var bunların YPG, PYD, SDG vs. o nedenle ben PKK adı altında kullanmayı daha doğru buluyorum. Birileri kafamız karışsın diye farklı isimler ortaya atıyorsa tam tersini yapmak daha akıllıca! Suriye PKK’sı Amerika ve İsrail desteğiyle büyüdü, ordu kurdu yani şu anda bilfiil özerk bir eyalet formatında! Ve bu oluşum, Türkiye sınırında . Başsız bir ülke Suriye’de at oynatmaktalar. Münbiç’teki hareketlilik ortada. Gelen haberler etnik ve mezhepsel çatışmaların büyüyeceğini gösteriyor. Şam ayakta, Tartus yanıyor. Silahlı alevi gruplar katliamdan korunmak için dağlara çıkıyor. Kurulan oyun bol tuzaklı. Türkiye’ye kurulan bu tuzak, Trump çevresindeki isimlerin ağzından yankılanıyor. Mesela Trump’ın Ulusal İstihbarat Direktörü olarak seçtiği eski asker Tulsi Gabbard adlı hanım açıkça tehdit ediyor: “Türkiye’nin İslamcı Diktatörü El-Kaide’yle işbirliği yapıyor.” diyor. “Suriye’de El-Kaide’yi kullanarak bir halifelik kurmak istiyor.” diyor. “El-Kaide ordumuzun katilidir. Bu işbirliklerini affetmeyiz!” diyor. O da gayet iyi biliyor ki El-Kaide de IŞİD de HTŞ de ABD yapımıdır. Bunu Trump zaten kaç kere söyledi. Bunları hem terör örgütü ilan edip hem CIA tarafından eğiten de ABD’dir.Hem Erdoğan’ı övüp hem adamlarına tehdit ettirmek de Trump’ın yoğurt yiyişidir. Malum 2019 yılında Barış Harekâtı başladığında Erdoğan’a ‘aptal olma’diyen Trump, bugün Erdoğan’a övgüler düzüyor. Amerika her zamanki gibi iyi polis kötü polis oynuyor. Türkiye oyunun sonunu görmek zorunda… Sonunda Libya’da da olduğu gibi kullanılıp kenara atılma tehlikesi büyük! Amerikan planının ilk aşaması, Türkiye destekli HTŞ ile ülkenin batısında bir Sünnistan kurdurmaktı. İkinci aşamada,Suriye Kürdistan’ın kurulması var. 15 Temmuzun geleceğini üç ay önce söyleyen Amerikalı ‘uzman’lardan Michael Rubin bugünlerde Suriye PKK’sının olduğu bölge için “no flyzone/ uçuşa yasak bölge” istiyor! Irak’ta yapılanın aynısı… Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Kürtler de bizim himayemizde” diyor. DEM Partiyle İmralı’yı buluşturma fikri de Fırat’ın doğusundaki planla ilgili gibi! Acaba Irak modelini Suriye’de uygulayacak olan biz miyiz? Yeni anayasa federal bir Türkiye için mi kurgulanıyor? Bunları 1 Eylül 2016’da Cerablus Harekâtı başladığında HaberTürk’teki mülakatımızda söylemiştik. ( İsrail’in Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar, “Kürtler dört ülkeye bölünmüştür. Kürtler, İran ve Türkiye’nin baskı ve saldırganlığının kurbanıdır. Irak’ta özerkliğe sahiptirler. Suriye’de ise fiilen özerktirler. Kürtlerle bağlarımızı güçlendirmek çıkarlarımız gereğidir.” diyor. Ruslar, Suriye’de büyük bir savaşın yaklaştığını yazıyor. “Kitlesel katliamların, dini ve etnik azınlıklara karşı şiddet olaylarının yaşanacağını ve Türkiye'nin istikrar ve güvenliğinin bunlardan çok etkileneceğini” söylüyorlar. Biz, “Türkiye’nin düşmanı değiliz ama Türkiye bir kez daha Batıdan büyük düşmanlık görecek” diyorlar. 2025’in başında Türkiye ekonomik, sosyal, kültürel ve demografik zorluklarla yüz yüze. Ve Türk milleti yorgun ve bezgin… Aydınlar, hepsi birbirine benzer partiler arasında. A’dan B partisine oradan C partisine geçişler yapan seçim zamanı birbirine kükreyip diğer zamanlarda aynı parasal işlerde ortaklaşan vekillerle dolu ortalık! Fakirlik çöktü milletin üzerine… On yıllardır sürüleştirme operasyonuna maruz kaldık. Emir almaya alıştık. Beynimiztembelleşti. Sandıklar önünde sıraya girmeyi demokrasi zannetmeye başladık. Yaşamımız alışveriş merkezleri, güvencesiz iş ve ağır zehir işlevi gören aptal kutusu arasında kilitlendi. Artık ‘sandık kafa’lılıktan vazgeçip ufkun ötesine bakma zamanı… Artık bu bir tercih değil bir şart olarak önümüzde. Kuzeyimizde düşman var, güneyde komşumuz ABD ve İSRAİL. Ege’de Yunan savaş hazırlığında. Bütün adalar Amerikan birlikleriyle kaplı, Ege ise açık ABD üssü durumunda! Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Güney Kıbrıs Rum kesimiemperyalistlerin üsleriyle donandı. Ve doğuda parçalanmış bir Irak ve hedefe konmuş bir İran var. Borç seviyemiz dünya sıralamasında en başlarda. Ordumuz Ergenekon, Balyoz kumpaslarından geçti. Genç teğmenler disiplin cezalarıyla bezdirilmekte. 20 yıldır tekrarladığım ve hayata geçirmeye çalıştığım önerim: Geniş tabanda yerel demokratik örgütlenmelerin gerçekleştirilmesidir. Bunun aydınlar birliği olarak değil, halkın içinden filizlenerek hayata geçmesi önemlidir. Bu yolla her şehirde, partiler üstü/kongre’lerin toplanması ve vatansever unsurların tartışması sağlanabilir. Dileklerimizi gerçekleştirebileceğimiz bir yıl diliyorum. Milletimizin insanca yaşayabileceği şartlara kavuşmasını diliyorum. Saygı ve sevgilerimi iletiyorum. 2025’de daha sık buluşacağız. Banu AVAR, 30 Aralık 2024

Banu AVAR

239,095 görüntüleme • 1 yıl önce

Mezhepler, Müttefiklikler ve Müdahaleler Arasında Yeni Suriye İbrahim Halil Baran 2 Mayıs 2025 Dürzi toplumu, Suriye’deki siyasi ve mezhepsel dinamiklerin kesişim noktasında, uluslararası gerginliklerin, İran’ın zayıflamasıyla birlikte başlayan Türkiye-İsrail çekişmesinin ve Ortadoğu’daki diğer gelişmelerin önemli bir aktörü haline geldi. 1 milyon civarındaki nüfuslarıyla Dürziler, özellikle Şam’ın güney banliyöleri olan Cermana, Sahnaya, Suveyde, Deraa ve Kuneytra bölgelerinde yoğunlaşmış durumda. Dürziler’in Suriye’nin HTŞ liderliğindeki yeni geçiş hükümeti ile ilişkileri, İsrail’in koruması ve Türkiye’nin bölgesel nüfuz mücadelesi arasında sıkışmış bir pozisyonda. Dürziler, Suriye nüfusunun yaklaşık %3’ünü oluşturuyor ve Şii İslam’ın bir kolu olarak kabul edilen monoteistik bir inanca sahip. Suveyde, Dürziler’in dini ve siyasi merkeziyken, Şam banliyöleri, Dürziler ile Sünnilerin ortak yaşadığı ve mezhepsel gerilimlerin yoğunlaştığı alanlar oldu. Cermana’da bir Dürzi din adamının, Hz. Muhammed’e hakaret ettiği iddia edilen bir ses kaydının yayılmasıyla, Sünni silahlı gruplar ile Dürzi milisler arasında çatışmalar patlak verdi. Çatışmalar Sahnaya’ya sıçradı ve yirmiden fazla kişi öldürüldü. Suriye İçişleri Bakanlığı, ses kaydının sahte olduğunu belirtse de gerilim azalmadı. İsrail, Sahnaya’da Dürzilere saldıran HTŞ’li aşırılıkçı grupları hedef aldığını açıklayarak hava saldırıları düzenledi ve yaralı Dürzileri tedavi için tahliye etti. Bu, İsrail’in Dürzileri koruma politikası çerçevesinde ilk açık askeri müdahalesi olarak kayıtlara geçti. Bununla da kalmadı ve HTŞ'nin Dürzilere saldırıya devam etmesi üzerine hükümet sarayına yakın bölgeleri vurdu. Suveyde’deki Dürzi lider Şeyh Hammud Hannavi, yeni Suriye hükümetini desteklediğini ve Suriye’nin bütünlüğünü savunduğunu açıklamıştı. Ancak, Dürzi toplumu içinde birlik yok; Şeyh Carbuva gibi bazı liderler Şam’a bağlı kalırken, Şeyh Hikmet Hicri ve beraberindeki şeyhler adem-i merkeziyetçi bir Suriye’yi savunuyor. Ayrıca Lübnan Dürzilerinin sosyalist Kürt lideri Velid Canpolat, İsrail’e karşı katı bir tutum içerisinde. Bu durum, aslında Dürzi toplumunun akıl şeyhleri olan ukkalar, ecevitler ve aristokratlar arasındaki bir çatlağa da işaret ediyor. Suriye’de Türkiye ve İsrail arasındaki rekabet, Dürzi meselesini de doğrudan etkiliyor. Beşar Esad’ın devrilmesinden sonra Türkiye, HTŞ lideri Colani’yi destekleyerek kuzey ve orta Suriye’de askeri üsler kurmaya başladı. İsrail ise güneyde bir steril savunma bölgesi oluşturdu ve Dürzileri koruma stratejisiyle bölgesel müdahalesini artırdı. Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve HTŞ liderliğindeki yeni hükümetin otoritesini savunuyor. Böylece hem Yeni Suriye’yi hem de Kürtleri kontrol altında tutmak istiyor. Eğer fırsat bulursa da Osmanlı hayallerini, o da olmazsa Misâk-ı Milli'yi gerçekleştirmek istiyor. Fakat İsrail’in, Hama ve T4 hava üslerini vurması, Türkiye’nin bu üslerde jet ve hava savunma sistemleri konuşlandırma planlarını hedef aldı. Türkiye Dışişleri, İsrail’i bölgeyi istikrarsızlaştırmakla suçlarken aynı zamanda Rojava’yı da işgale hazırlanıyordu. Şam yönetimi ise merkezi hükümet kurmakta ısrarcı ve diğer taraftan ülkenin diğer bileşenlerini saf dışı bırakmaya çabalıyor. Kürtler, Aleviler, Mesihiler ve Dürziler, Esad’ın devrilmesinden bu yana oluşturulan yapının dışında bırakılmış durumda. Kürtlerin federasyon talepleri, Alevilerin katliama uğraması ve Dürzilerin silahlı direnişi, Colani’nin tüm silahlı grupları merkezi otoriteye bağlama çabasını imkânsız hale getiriyor. İsrail, HTŞ’yi Sünni İslamcı bir tehdit olarak görüyor ve güney Suriye’nin tamamen silahsızlandırılmasını talep ediyor. Netanyahu, sık sık Dürzileri koruma taahhüdünü yineliyor ve nitekim Sahnaya operasyonları bu politikayı somutlaştırdı. Ancak, İsrail’in Dürzilerle ilişkisi eklektik bir politikaya dayanıyor. Dürzi bölgeleri yekpare değil ve örneğin Suveyde’deki Sünni Arap nüfusu görmezden geliniyor. Bu da önümüzdeki günlerde DAEŞ gibi yapıların da müdahil olabileceği bir iç çatışma riskini artırıyor. Buna karşılık Türkiye de Şam’ın, İsrail tarafından sıkıştırıldığı bu ortamda kendi kartını oynuyor ve Tişrin ve Münbiç gibi alanlarda bir süredir kestiği İHA faaliyetlerini yeniden başlatıyor. Bu da İsrail’e açık bir mesaj: “Sen Dürziler üzerinden HTŞ’ye vurursan, ben de Kürtleri hedef alırım…” İran’ın bölgede zayıflamasıyla karşı karşıya gelen Türkiye ve İsrail, bir çatışmasızlık hattı kurmak için İlham Aliyev’in arabuluculuğunda Azerbaycan’da görüşmelere başlamıştı. Her iki taraf da Suriye’de doğrudan çatışmadan kaçındığını belirtiyor. Ancak, İsrail’in T4 ve Hama üslerini vurması, Dürzilere doğrudan sahip çıkması ve sık sık Kürtlere yönelik destekleyici ifadeler kullanması bu kırılgan diyaloğu test ediyor. Dürzi meselesi diğer taraftan uluslararası gerginliklerin bir yansıması olarak çeşitli dinamiklerle öne çıkıyor. ABD, Türkiye ve İsrail’in Suriye’deki çekişmesini dengelemeye çalışıyor. ABD, Suriye’de kesinlikle nihai hakemdir ve Washington elbette gerilimi düşürmek istiyor. Ancak, ABD’nin Suriye’den çekilme ihtimali, İran operasyonu, Çin meselesiyle ilgili ABD’nin bölgeden uzaklaşan dikkati gibi konular, Türkiye ve İsrail’e hareket alanı bırakıyor. Keşmir saldırısı sonrası tırmanan Hindistan-Pakistan krizi, Ortadoğu’daki gerginlikleri dolaylı etkiliyor. Pakistan’ın Çin’le yakınlığı ve Hindistan’ın ABD-İsrail eksenine kayması, Suriye’deki güç dengelerini karmaşıklaştırıyor. Tıpkı Belucistan ve Keşmir meselesi gibi, Dürzi meselesi de bu küresel rekabetin bir alt cephesi olarak görülüyor. İran, Esad sonrası Suriye’de etkisini kaybetti, ancak Alevistan, Suveyde ve Dera’daki eski rejim yanlısı milisleri desteklemeye devam ediyor. Lazkiye ve Tartus’taki saldırılar, İran’ın hâlâ elinin ulaşabildiği alanlarda istikrarsızlığı körüklediği iddialarını güçlendiriyor. Öte yandan Suudi Arabistan ve Katar, Suriye’nin Dünya Bankası’na 15 milyon dolarlık borcunu ödedi. Bu, yeniden inşa için umut olsa da, neredeyse ülkenin tamamına yayılan yoksulluk ve altyapı eksikliği gerilimleri körüklüyor. Birkaç gün önce Kamışlo’da düzenlenen ve tüm Kürt kesimlerini bir araya getiren Birlik ve Ortak Tutum Konferansı, Kürtlerin ülke içindeki konumuna yeni bir ivme kattı ve Kürtlerin federalizm taleplerini yükseltti. Şam, bu talepleri bölücülük olarak gördüğünü sert bir açıklamayla duyurdu. Türkiye’nin hoşuna giden bu açıklama, bir süredir ilişkilerini güçlendirme eğiliminde olan Kürtler ile Şam arasındaki bağları biraz daha zayıflatmışa benziyor. Buna rağmen diğer taraftan Kürtlerin elini güçlendirmiş durumda. Zira ABD ve İsrail başta olmak üzere büyük aktörler, Kürtlere Rojava’dan daha çok Şam’da ihtiyaç duyacak ve ABD’nin küresel politikalarıyla çelişmeyecek bir Suriye’de en önemli kart, Kürtlerin Şam’daki varlıkları olacaktır. Bunun bir benzeri daha önce Erbil ve Bağdat’ta görülmüştü. Saddam sonrası oluşan Irak’ta Kürtler, ABD’nin desteğiyle yeni yapılandırmanın başat aktörüydüler. Tam da bu noktada Aleviler, Mesihiler ve Dürziler, Kürtlerin özerklik taleplerinden ilham alabilir, bu da Şam’ın merkezi otoritesini yerle bir edecektir. Bu durumda ortada iki seçenek var: İlki, Colani yönetiminin gitmesi ve yerine diğer bileşenlerle ortak bir Şam kurmayı hedefleyecek bir yönetimin gelmesi. İkincisi, Suriye’nin artık gerçekten bölünmesi ve Balkanize olması. Özetle İsrail, kendisine tehdit yaratmayacak güçsüz bir Suriye istiyor ama onu Türkiye’nin de etki alanından çıkarmak zorunda. Kürtleri, federe bölgeye sahip olmak istiyor ama Türkiye bunun tam karşısında. Aleviler katliama uğramak istemiyor ama İsrail ve ABD ile ilişki geliştirmenin çok uzağında. Dürziler hükümetle çatışmak istemiyor ama namlunun tam ucunda. Türkiye, Suriye’yi işgal etmek istiyor ama ekonomik olarak batmış durumda. Daha önemlisi, her ne kadar Suriye bölünmeye doğru gidiyor görünse de aslında uluslararası aktörlerin tercihi bu yönde değil ve tarafları birbirini idare edecek bir pozisyona taşıyacaklar. Eski Suriye bitmişti, şimdi Yeni Suriye de bitecek, sonra belki yeni bir Yeni Suriye inşa edilir.

ibrahim halil baran

39,864 görüntüleme • 1 yıl önce

■ Rusya Devlet Başkanı Putin; "Eğer Rusya, İsrail'in Gazze'de yaptıklarının %10'unu bile yapmış olsaydı, , NATO şu anda Moskova'nın kapısına dayanmış olurdu." Batı bize İnsan Haklarının İsrail'in çıkarlarının sınırlarında başlayıp bittiğini öğretti.” ■ Çin : ABD’nin SWIFT sistemine alternatif para transfer sistemi devreye aldı.İlk 48 saatte 34 ülke 89 milyar dolarlık işlem yaptı. ■ Suriye devlet televizyonu El-İhbariyye, Suriye ordusunu kaynak gösterdiği haberinde, terör örgütü PKK elebaşlarından "Bahoz Erdal" kod adlı Fehman Hüseyin'in Fırat'ın batısında terör örgütü YPG/SDG'nin işgal ettiği bölgedeki Tabka kentine geldiğini belirtti.Terörist elebaşı Hüseyin'in "YPG/SDG'li teröristleri Suriye halkı ve ordusuna yönelik saldırılarda yönettiği" kaydedilen haberde, terörist Mihraç Ural'ın da aynı kente geldiği ve örgüte katıldığını söyledi . ■ Toyota, Alman hükümetinin isteği üzerine araçlarında olan "ön ısıtma" özelliğini uzaktan yazılım müdahalesi ile kapatmış. Yani artık aracınıza binmeden 10 dakika önce arabayı ısıtan özelliği para vererek satın aldığınız halde kullanamayacaksınız. ■ ABD'nin 3 Ocak 2026'te Venezuela'da düzenlediği operasyonda ölen 32 Kübalı askerin kalıntıları, saldırının şiddeti nedeniyle parçalanmış veya yakılmış haldeydi. Bu yüzden küçük urnlar/kutular kullanıldı. ■ Suriye’deki SDG/YPG/PKK’nın Fırat’ın doğusuna çekilmesinin stratejik bir planı var. -Şam yönetimi, Fırat’ın doğusunun SDG/PKK’ya ait olduğunu fiilen kabul etmiştir.ABD’nin de istediği buydu. -Suriye enerji kaynaklarının %85’i, su kaynaklarının %80’den fazlası ve verimli toprakların büyük bölümü Fırat’ın doğusunda. -Şam yönetimi mi istediğini elde etti yoksa SDG/PKK mı? Günlük düşünülürse Şam, ama stratejik tabloya bakılırsa SDG/PKK. -Unutulmasın, Fırat ve Dicle nihai hedefti. SDG / PKK 'YA müdahale edemiyen TSK 'nın ,İSRAİL VE ABD müsade ederse SURİYE yönetimi ile yeni bir ADANA MUTABAKATI BENZERİ anlaşma imzalaması gerekiyor. Esad yönetimi ile yapılmış anlaşmayı ,AKAPE döneminde işlevsiz hale getirdi ,YENİ DEVLET masalları ile ortadan kaldırmayı başardık. Şayet ,Türkiye müdahale edemezse , SURİYE KÜRDİSTAN 'I kurulmuş olur ,ve Fırat/ Dicle havzası elden çıkar. ■ Netenyahu'nun planı devrede . ABD uçak gemisi tam dolu olarak BASRA KÖRFEZİNE doğru ilerliyor. ■ İspanya Donanması’nın yaptığı operasyonda yakalanan 10 ton kokainin sahibi Türk baron Çetin Gören, 2020'de “cumhuriyet tarihinin en büyüğü” olarak duyurulan "Bataklık" operasyonunda tutuklandıktan bir süre sonra beraat ettirilmiş. ■ SİLİVRİ 'de mahkeme önünde ,Halka saldıran Jandarma Teğmenin Menzil tarikatından olduğu ortaya çıktı. Kaynak: Erdem Atay- Veryansın TV. ■ Urfalı bir kadın,Cumhurbaşkanı’ndan yasa çıkarmasını istedi:“Burada ‘Süt parası’ adı altında kızlarını satan insanlara yasa çıkarın.Kızlarını 1-1.5 trilyona satıp o paraları ceplerine atıyorlar. Damat da borcunu ödeyebilmek için kızı alıp çadırda yaşatıyor.” ■ ABD’de patlama! Ülkenin orta batısının en büyük eyaleti olan Minnesota’nın Willow River nehri yakınlarında iki farklı noktada patlama meydana geldi.Patlamaların ilki gaz boru hattında meydana geldiği belirtiliyor. Bu bölge, ICE yani sınır güvenlik polislerine karşı protestoların olduğu bölge! ■Trump, Epstein Dosyalarının tamamının yayınlanmasını engellemek için ABD ekonomisini çökertmeye ve 3. Dünya Savaşı'nı başlatma çalışmalarına hız verdikçe gaz veriyor. ■ Yunan Prof. Dimitri Kitsikis : "Turgut Özal'ın babası Hrıstiyan Ermeni, annesi Nakşibendi Kürdü'dür. " Turgut Özal'la başlayan ve "Çağ atlamak için özelleştirme şart!" yalanlarıyla kandırılan milletimizin bilgisine . Özal, "Türk yoktur! Türkiye, Anadolu Cumhuriyeti olmalıdır." demişti. ■MHP Genel Merkezi önündeki Ceyhun Atuf Kansu Caddesi'nin adı ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ tarafından,"Sinan Ateş Caddesi" olarak değiştirildi. ■ Şu sıralar: ST.PİER ! Yani VATİKAN'IN Ülkücüleri o günden bugüne bakıyoruz. Uyandırmak için ... #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci #OndokuzBiziz #SonDakika

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

17,157 görüntüleme • 7 ay önce

■ YUNANİSTAN :' Hazırlıklar başladı, mesajımız net' diyerek duyurdu! Türkiye sınırına İsrail füzesi : ▪︎ Yunan Ordusu : İsrail yapımı uzun menzilli Spike NLOS füze sistemlerini Türkiye sınırına konuşlandırmaya hazırlanıyor. ■ YUNAN SAVUNMA BAKANI DENDİAS TÜRKİYE 'Yİ TEHDİT ETTİ. Dendias, Türkiye'yi "tehdit" ilan edip Ege'deki adalara füze konuşlandırma planını açıkladı. ■ YUNAN CUMHURBAŞKANI, TÜRKİYE SINIRINA YÜRÜDÜ ... Son günlerde Mavi Vatan ile ilgili yaşanan gelişmeler sonrasında, Yunanistan Cumhurbaşkanı Tasulas, Türk - Yunan sınır hattında görev yapan askerlerle görüştü. Sınır hattındaki ileri karakolları gezerek askeri yetkililerden bilgi alan TASULAS ! ' Yunan ordusunun SINIRLARI SARSILMAZ bir kararlılıkla koruduğunu söyleyerek,' "Bu sınırlar geçmişte kazanıldı, bugün ise görevlerini kararlılıkla yerine getiren genç, Yunan askerleri tarafından korunuyor" dedi. ■ Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron : " Türkiye'den gelebilecek olası bir tehdit durumunda Yunanistan'ın yanında olacaklarını ve Fransa'nın Yunanistan'ın egemenliğini savunacağını belirtti. " ■ FRANSA İSİM VERMEDEN TÜRKİYE'Yİ TEHDİT EDİYOR. MACRON : " Kıbrıs’a ( GÜNEY KIBRIS RUM YÖNETİMİNE ) yönelik bir saldırının Avrupa’ya yapılmış sayılacağını söyledi. ■ TÜRKİYE İÇİN İSRAİL ARTIK BİRİNCİ TEHDİT: İsrail’in Türkiye’yi artık örtülü değil açık biçimde bir stratejik tehdit olarak konumlandırdığı, Doğu Akdeniz’de Yunanistan ve Rum Kesimi ile kurulan ittifaklar ve Suriye sahasında SDG/YPG / PKK terör gurupları üzerinden yürütülen hamlelerle netleşti. Türk milleti uyanmalı. Bu hükümet ve bu siyasi liderlerle bu işler çözülmez . ■ RUM ENERJİ UZMANI Charles Ellinas : "Kıbrıs sorununda bir ilerleme kaydedilmezse, enerji sorunları nedeniyle ABD Başkanı Donald Trump'ın Kıbrıs'a müdahale edebileceğini söyledi." ■ KIBRIS 'A , ABD müdahalesi söz konusu : Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin (GKRY) Politis gazetesi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze ve Ukrayna'dan sonra Doğu Akdeniz'de Yunanistan, Türkiye ve Kıbrıs sorununa odaklanabileceğini gündeme getirdi, Uzmanlar, olası "Trump Plan!" için bölge aktörlerinin hazırlıklı olması gerektiğini vurguladı. Politis'in "Gazze ve Ukrayna'dan sonra Trump, Yunanistan-Türkiye-Kıbrıs düğümünü çözmeye mi hazırlanıyor" başlıklı haberi dikkat çekici... ABD Başkanı Trump'ın şu ana kadar görüşmeler yoluyla çözdüğü bir sorun yok . ■ ABD'NİN 2023 'TE yaptığı tatbikat KIBRIS veyahut EGE adaları ile ilgili olmalı: ▪︎ ABD Deniz Piyadeleri tarafından Kaliforniya'da gerçekleştirilen Steel Knight (Çelik Şövalye) tatbikatlarında, deniz aşırı adalara çıkarma yapma ve adaların savunulmasını içeren "Ada Dövüşü" senaryoları icra edilmiştir. Çelik Şövalye-2023 Tatbikatı: Yaklaşık 10 bin personelin katılımıyla ABD'nin güneybatı kıyılarında ve San Clemente Adası'nda gerçekleştirilmiştir. ABD Donanması ve Deniz Piyadeleri'nin deniz geçişlerini kontrol altında tutma, adalara amfibi harekât yapma, dar geçitleri savunma ve UZAK ADALARDAKİ kilit noktaları ele geçirme yeteneklerinin geliştirilmesi hedeflenmiştir. Küresel tehdit ortamına karşı, özellikle Pasifik ve Uzak Doğu sularına hazırlık amacıyla stratejik su yollarını ve adaları koruma üzerine tasarlanmıştır. ■ KÜRDİSTANCI söylemleriyle bilinen AKP eski milletvekili Mehmet Metiner'in KKTC VATANDAŞLIĞINI aldığı açıklandı. Yandaş olarak bilinen METE YARAR: KKTC vatandaşı olmuş . ■ Türkiye'nin Ege Denizi'nde egemenliği anlaşmalarla Yunanistan'a devredilmemiş 152 ada, adacık ve kayalık üzerinde Kurban Bayramı sonrasında hukuki ve idari adımlar atarak "hakimiyet alanı" ilan ederek, hukuki süreçlerin başlatılacağı kulislerde konuşuluyor. ■ MSB : Vatandaşlara seferberlik emri gönderildiği yönündeki paylaşımlara ilişkin, "2026 Yıldırım Serisi seferberlik tatbikatları toplam 7 bin 686 yedek personelin katılımı ile eylül-ekim ayları içerisinde icra edilecektir. " AÇIKLAMASI yaptı. #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci #OndokuzBiziz #SonDakika #UkabPartisi

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

91,173 görüntüleme • 3 ay önce

Millî Savunma Bakanlığının faaliyetleri başta olmak üzere gündemdeki konulara ilişkin olarak Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından icra edilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı: SARIKAMIŞ ŞEHİTLERİMİZİ VE ŞEHİT KIBRIS TÜRKÜ KARDEŞLERİMİZİ RAHMETLE ANIYORUZ 110 yıl önce (22 Aralık 1914), kahraman Türk askerinin eşsiz vatan sevgisi ve üstün disiplin anlayışının simgesi Sarıkamış Harekâtı’na başlayan ve cesaretle ebediyete yürüyen aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz. Ayrıca, 61 yıl önce (21 Aralık 1963) “Kanlı Noel” olarak anılan olaylarda Rum terör örgütü EOKA tarafından acımasızca şehit edilen Kıbrıs Türkü kardeşlerimizi rahmetle anıyor, barbarca ve vahşice cinayetlerle insanlık suçu işleyenleri bir kez daha lanetliyoruz. SON 1 HAFTADA 41 TERÖRİST ETKİSİZ HÂLE GETİRİLDİ PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ terör örgütleri başta olmak üzere her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve sınır ötesinde kesintisiz bir şekilde ve başarıyla icra edilen operasyonlarla; ▪️ Son bir haftada 41, ▪️ 1 Ocak’tan bugüne kadar ise 1.438’i Irak’ın, 1.521’i Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 2 bin 959 terörist etkisiz hâle getirilmiştir. Geçtiğimiz hafta içerisinde barınma alanlarından kaçan 3 PKK’lı terörist daha Hudut Karakollarımıza teslim olmuştur. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Irak’ın kuzeyindeki harekât alanlarımızda arama ve tarama faaliyetlerine devam etmektedir. Hafta içerisinde tespit edilen mağaralarda çok sayıda silah, mühimmat ve yaşam malzemesi ele geçirilmiştir. SURİYE’DE TERÖR ÖRGÜTLERİNE KARŞI ÖNLEYİCİ VE YOK EDİCİ TEDBİRLER ALMAYA DEVAM EDECEĞİZ Yeni bir dönemin başladığı Suriye’de mevcut durum ve tüm gelişmeler yakından takip edilmekte; Suriyelilerin gönüllü, güvenli ve saygın bir şekilde dönüşlerinin sağlanmasına yönelik çalışmalara da devam edilmektedir. Bu kapsamda; ▪️ Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü desteklediğimizi, ▪️ Önceliğimizin ülkemizin ve Suriye’nin güvenliğine tehdit oluşturan PKK/YPG terör örgütünün tasfiyesi olduğunu, ▪️ Terör örgütlerine karşı önleyici ve yok edici tedbirler almaya devam edeceğimizi, ▪️ Suriye’deki yeni yönetimle terörle mücadele konusunda iş birliği içinde olunacağını bir kez daha vurguluyoruz. HUDUTLARDA 218 ŞAHIS YAKALANDI Teknolojik vasıtalarla desteklenmiş fiziki güvenlik tedbirleri ve tesis edilen çok katmanlı emniyet sistemi ile dünya standartlarında güvenliği sağlanan hudutlarımızda; ▪️ Son bir haftada 3’ü terör örgütü mensubu olmak üzere yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 218 şahıs yakalanmış, 1.487 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. ▪️ Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 13 bin 745’e, engellenen kişi sayısı da 94 bin 813’e yükselmiştir. KAZAKİSTAN VE KATAR’IN BAĞIMSIZLIK GÜNLERİNİ KUTLUYORUZ Dünyanın en aktif ve en güçlü ordularından biri olan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ikili ilişkiler ve uluslararası görevler kapsamında, birçok harekât alanında aynı anda görev yapmakta geniş bir coğrafyada dünya güvenliği, barışı ve istikrarına önemli katkılar sağlamayı sürdürmektedir. Bu vesileyle dost ve kardeş ülkeler Kazakistan (16 Aralık) ve Katar’ın bağımsızlık günlerini (18 Aralık) buradan bir kez daha kutluyoruz. Sayın Bakanımız; ▪️ 12 Aralık’ta Azerbaycan Serhat Hizmetleri Komutanı ile ABD Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşler Müsteşar Vekili'ni kabul etmiş, ▪️ 13 Aralık’ta Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda yapılan Bakanlığımızın 2025 yılı bütçe görüşmelerine katılmış, ▪️ 14 Aralık’ta Birleşik Krallık Savunma Bakanı ile Suriye’deki son gelişmeler başta olmak üzere ikili ve bölgesel savunma ve güvenlik konularının ele alındığı telefon görüşmesi gerçekleştirmiş, aynı gün Irak Savunma Bakanı ile Bakanlığımızda bir araya gelmiştir. ▪️ 16 Aralık’ta resmî davetlisi olarak Ankara’ya gelen Nijer Savunma Bakanı ile görüşen Sayın Bakanımız, ▪️ 17 Aralık’ta Darüsselam Büyükelçimizi, ▪️ 18 Aralık’ta Birleşik Krallık Savunma Tedarik ve Sanayi Devlet Bakanı'nı ve Azerbaycan’ın Savunma Bakan Yardımcısı'nı kabul etmiş, ardından Sayın Cumhurbaşkanımızın Lübnan Başbakanı ile gerçekleştirdiği görüşmeye refakat etmiştir. Sayın Genelkurmay Başkanımız; ▪️ 16 Aralık’ta resmî davetlisi olarak Ankara’da bulunan Kuveyt Genelkurmay Başkanı Vekili'ni makamında ağırlamış, 17 Aralık’ta NATO Askerî Komite Başkanı ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiş, 18 Aralık’ta 16’ncı Türkiye-Azerbaycan Üst Düzey Askerî Diyalog Toplantısı kapsamında Azerbaycan Savunma Bakan Yardımcısı ile bir araya gelmiştir. Kara Kuvvetleri Komutanımız, 13 Aralık’ta Nahçıvan Müstakil Karma Ordu Komutanı'nı kabul etmiş; Hava Kuvvetleri Komutanımız, 10-13 Aralık tarihleri arasında Azerbaycan’a resmî ziyarette bulunmuştur. İSRAİL’İN YASA DIŞI YERLEŞİMLERİNİ GENİŞLETME KARARINI ŞİDDETLE KINIYORUZ İsrail’in, 1967 yılından bu yana işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri’nde yasa dışı yerleşimleri genişletme kararı almasını şiddetle kınıyoruz. Gazze ve Batı Şeria’da uluslararası hukuku hiçe sayan İsrail, şimdi de Suriye’de hukuksuzluğuna devam etmekte ve toprak işgallerini sürdürmektedir. En kısa zamanda ateşkesin ilan edilmesi ve bölgesel istikrarın sağlanması şarttır. Suriye’deki son gelişmeler, İsrail’in Gazze’de kadınları ve çocukları öldürmeye devam ederek katliamlarını sürdürdüğü gerçeğini perdelememelidir. TSK EĞİTİM, TATBİKAT VE ULUSLARARASI GÖREVLERİNE DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimizin harbe hazırlığının en üst seviyede tutulması maksadıyla ulusal ve uluslararası eğitim ve tatbikat faaliyetlerine de aralıksız devam edilmektedir. 17 Aralık’ta Pakistan’da başlayan Ay Yıldız Türkiye-Pakistan İkili Sat Tatbikatı, 26 Aralık’a kadar devam edecektir. NATO Daimî Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2’nin komutası, 16 Aralık’ta Erdek/Balıkesir’de icra edilen törenle Romanya’dan devralınmıştır. Bosna Hersek’teki Avrupa Birliği Gücü Althea Harekâtı Manevra Bölüğü rotasyonu kapsamında, 1 Ocak 2025’te İtalya’dan görevi devralacak motorlu piyade bölüğümüz dün (18 Aralık) Bosna-Hersek’e intikale başlamıştır. Birliğimiz söz konusu görevi 30 Haziran 2026’ya kadar 18 ay süreyle üstlenecektir. ▪️ 12-18 Aralık tarihleri arasında Romanya Deniz Kuvvetlerine ait BALESCU tarafından Erdek’e liman ziyareti yapılmıştır. ▪️ 15-31 Aralık tarihleri arasında Bangladeş Deniz Kuvvetlerine ait SANGRAM gemisi tarafından Mersin’e liman ziyareti gerçekleştirilmektedir. ▪️ 23-26 Aralık tarihleri arasında Arnavutluk Deniz Kuvvetlerine ait ORIKU gemisi tarafından İzmir’e liman ziyareti yapılacaktır. ▪️ 17 Aralık’ta NATO Güvence Tedbirleri kapsamında Romanya hava sahasında Havadan İhbar Kontrol uçağımız tarafından uçuş görevi yapılmıştır. ▪️ Bugün (19 Aralık) Romanya hava sahasında icra edilen Entegre Hava ve Füze Savunma Harekâtı faaliyetine ise 2 adet F-16 uçağımız ile katılım sağlanmaktadır. Katar’da gerçekleştirilen tatbikata katılan ve dönüş yolunda Ankara’daki Mürted Hava Üs Komutanlığımıza dün (18 Aralık) inen Birleşik Krallığa ait 2 adet Eurofighter bugün (19 Aralık) ülkemizden ayrılacaktır. DRAGONEYE-2 TERMAL KAMERANIN MUAYENE VE KABUL FAALİYETİ TAMAMLANDI Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kapsamlı ve büyük adımların atıldığı yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizin katkısıyla Türk Silahlı Kuvvetlerimizin etkinliği ve caydırıcılığı her geçen gün daha da artmaktadır. Bu kapsamda Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda “Dragoneye-2 Termal Kamera”nın muayene ve kabul faaliyeti tamamlanmıştır. İstanbul Tersanesi Komutanlığımız ile ASFAT ana yükleniciliğinde inşa edilen Hisar Sınıfı Açık Deniz Karakol Gemilerinden ilki olan ve şu ana dek en yüksek yerlilik oranına erişilerek üretilen AKHİSAR’ın deniz kabul testlerine 12 Aralık’ta başlanmıştır. 16 Aralık’ta Bakanlığımıza bağlı Makine Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi tarafından dost ve kardeş ülke Kosova’da NATO standartlarında mühimmat üretecek modern bir fabrika inşası için imza töreni gerçekleştirilmiştir. 12-18 Aralık tarihleri arasında “Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası” kapsamında, Bakanlığımıza bağlı Makine Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi, ASFAT, Askerî Tersanelerimiz ve Fabrikalarımızın bulunduğu 15 ilde yerli ve millî silah sergileri ve tanıtım faaliyetleri yapılarak öğrencilerimizle bir araya gelinmiştir. PERSONEL TEMİN FAALİYETLERİ SÜRÜYOR Personel ve askerî öğrenci alım/temin faaliyetlerimiz de planlandığı şekilde devam etmektedir. “Millî Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ve Millî Savunma Üniversitesine” personel alımı kapsamında; ▪️ 28 Kasım’da başlayan “Sözleşmeli Personel Temini” başvuruları 28 Aralık’a kadar ▪️ “Memur Temini” başvuruları ise 20 Aralık 2024-20 Ocak 2025 tarihleri arasında yapılabilecektir. Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi Başkanlığı tarafından düzenlenen Bölgesel Kariyer Fuarları kapsamında, 16-17 Aralık tarihlerinde Bolu’da Bakanlığımızın temin faaliyetleri anlatılarak ülkemizin savunma ve güvenliğinde yer almak isteyen gençlerimizle bir araya gelinmiştir. Sonuç olarak gücünü bağrından çıktığı asil Türk milletinin sevgisi ve güveninden alan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; kendisine tevdi edilen tüm görevleri, dün ve bugün olduğu gibi bundan sonra da başarıyla yerine getirme azim ve kararlılığındadır. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

35,580 görüntüleme • 1 yıl önce

Millî Savunma Bakanlığının faaliyetleri başta olmak üzere gündemdeki konulara ilişkin olarak Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından icra edilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı: SON 1 HAFTADA 49 TERÖRİST ETKİSİZ HÂLE GETİRİLDİ Öncelikle 2025 yılının ülkemize ve milletimize sağlık, mutluluk ve huzur getirmesi temennisiyle asil Türk milletinin yeni yılını bir kez daha kutluyoruz. Bakanlığımızın tüm birlik ve kurumları; proaktif savunma ve güvenlik politikamız doğrultusunda, millî güvenliğimizi ve çıkarlarımızı teminat altında tutmaya, bölgesel ve küresel güvenlik ve istikrara artan ölçüde katkı sağlamaya devam etmektedir. Terörle mücadele operasyonları kapsamında son bir haftada 49 terörist etkisiz hâle getirilmiştir. Sahanın gerekliliğine uygun, alışılmadık, öngörülemez, süratli ve sürekli icra esaslarında gerçekleştirilen kararlı operasyonlarla 2024 yılında; - Suriye’nin kuzeyinde 1.579 terörist, - Irak’ın kuzeyinde ise 1.491 terörist olmak üzere toplam 3.070 terörist etkisiz hâle getirilmiştir. Ayrıca, yıl boyunca toplam 107 terörist teslim olmuştur. Son terörist de ülkemiz için bir tehdit unsuru olmaktan çıkarılıncaya kadar mücadelemiz kesintisiz bir şekilde devam edecektir. Diğer taraftan terör yuvalarına kilit vurmaya devam eden Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; geçtiğimiz hafta Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde teröristlere ait birçok bölümü bulunan mağara ile yine içerisinde çok sayıda silah, mühimmat ve yaşam malzemesi bulunan bir mağarayı tespit etmiştir. HUDUTLARDA 109 ŞAHIS YAKALANDI - Son bir haftada hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 1’i terör örgütü mensubu olmak üzere 109 şahıs yakalanmış, 2.016 şahıs ise engellenmiştir. 7 gün 24 saat esasıyla çok yönlü ve etkin tedbirlerinin alındığı hudutlarımızdaki başarı rakamlara da yansımış; - 2024 yılında hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 13.939, - Engellenen kişi sayısı da 97.356 olmuştur. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; terörle mücadele ve hudut güvenliğinde elde edilen başarı ve etkinliğin çıtasını 2025 yılında daha da yukarılara taşıma azim ve kararlılığındadır. SURİYE’DEKİ GELİŞMELER YAKINDAN TAKİP EDİLİYOR Bölgesel ve küresel barış için öncü bir rol üstlenen Türk Silahlı Kuvvetlerimiz birçok coğrafyada başarıyla görev yapmaya devam etmektedir. 13 yıllık iç savaşın ardından tarihî bir dönemden geçen komşumuz Suriye’de; - Mevcut durum ve gelişmeler yeni yönetim ile iş birliği ve koordinasyon içerisinde yakından takip edilmekte, - Suriye’nin birliği ve toprak bütünlüğü ile terörle mücadeleye verdiğimiz önem ve öncelik kapsamında Suriye'nin güvenlik ve savunma kapasitesinin artırılmasına yönelik hazırlıklara devam edilmektedir. Ayrıca, - Birliklerimiz tarafından bölgede istikrarın sürdürülmesine yönelik gerekli tüm tedbirler alınmakta, - Suriyelilerin gönüllü, güvenli ve saygın bir şekilde dönüşlerinin sağlanmasına yönelik çalışmalar sürdürülmektedir. Bu vesileyle, - DEAŞ ve PKK/PYD/YPG/SDG başta olmak üzere hangi isim adı altında olursa olsun ülkemizin ve Suriye’nin bekasına kasteden terör örgütleri ile mücadele konusunda kararlı olduğumuzu, - Bugüne kadar terör örgütlerine karşı alınan önleyici ve yok edici tedbirlere devam edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz. Öte yandan, Orta Doğu’da güvenlik ve istikrara karşı tehdit oluşturan İsrail, hukuksuz saldırılarını ve işgallerini sürdürmektedir. İsrail’in bu zamana kadar Gazze’de yaptığı soykırım, Batı Şeria’daki ilhak girişimleri, Suriye ve Yemen’e gerçekleştirdiği saldırılar, İsrailli yetkililerinin Mescid-i Aksa’ya yönelik kışkırtıcı eylemleri karşısında uluslararası toplumun sessizliğini sonlandırmasını bekliyoruz. Temennimiz, yeni yılda uluslararası toplumun; Filistin halkının insanca yaşama kavuşması, bölgede barış ve huzurun sağlanması için üzerine düşeni yapmasıdır. SN. BAKANIMIZIN FAALİYETLERİ - 26 Aralık’ta Suudi Arabistan Genelkurmay Başkanını kabul eden Sayın Bakanımız; - 27 Aralık’ta komuta kademesiyle birlikte, Azerbaycan Hava Yollarına ait uçağın Kazakistan’da düşmesi dolayısıyla Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçiliğine taziye ziyaretinde bulunmuş, - Aynı gün Almanya’nın Ankara Büyükelçisini kabul etmiştir. Sayın Bakanımız yılın son gününde; beraberinde Türk Silahlı Kuvvetleri Komuta Kademesi ile 5’inci Hudut Tugay Komutanlığı/Iğdır’da ve 14’üncü İnsansız Uçak Sistemleri Üs Komutanlığı/Batman’da inceleme, denetleme ve ziyaretlerde bulunarak halkımızın ve Mehmetçiklerimizin yeni yılını kutlamıştır. TSK EĞİTİM-TATBİKAT FAALİYETLERİ / ULUSLARARASI GÖREVLER Türk Silahlı Kuvvetlerimizin harbe hazırlığının en üst seviyede tutulması maksadıyla ulusal ve uluslararası görev, eğitim ve tatbikat faaliyetlerine de aralıksız devam edilmektedir. 17-26 Aralık tarihleri arasında Pakistan’da icra edilen Ayyıldız Türkiye-Pakistan İkili Sat Tatbikatı başarıyla tamamlanmıştır. Karadeniz, Ege Denizi ile Akdeniz’de Deniz Kuvvetlerimizin harekâta hazırlık eğitimlerinin icrası, sevk ve idare etkinliğinin gözlenmesi, müşterek çalışabilirliğin geliştirilmesi amacıyla 7-16 Ocak tarihleri arasında Mavi Vatan-2025 Tatbikatı’nın yapılması planlanmaktadır. Tatbikatta; Deniz Kuvvetlerimizin yanı sıra Kara ve Hava Kuvvetlerimiz ile Sahil Güvenlik Komutanlığından müteşekkil toplam 87 suüstü gemisi, 7 denizaltı, 7 insansız deniz aracı, 31 uçak, 17 helikopter, 28 SİHA/İHA ile SAT ve SAS timleri dâhil 20 bin personel yer alacaktır. Söz konusu tatbikatın Seçkin Gözlemci Günü faaliyetleri ise 9 Ocak’ta Aksaz’da icra edilecektir. Terörizmle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi Komutanlığımız, NATO Müttefik Dönüşüm Komutanlığı tarafından gerçekleştirilen “NATO Kalite Güvence Kurumsal Akreditasyonu Denetlemesi” sonucunda, 1 Ocak 2025-31 Aralık 2030 tarihlerini kapsayan, koşulsuz ve 6 yıl geçerli NATO Kalite Güvence Kurumsal Akreditasyonunu almaya hak kazanmıştır. - 15-31 Aralık tarihleri arasında Bangladeş Deniz Kuvvetlerine ait SANGRAM gemisi tarafından Mersin’e liman ziyareti gerçekleştirilmiştir. - Pakistan Deniz Kuvvetleri unsuru Yamama gemisi tarafından 30 Aralık 2024 - 5 Ocak 2025 tarihleri arasında Gölcük’e liman ziyareti yapılmaktadır. - Arnavutluk Deniz Kuvvetlerine ait ORIKU gemisi tarafından 6-9 Ocak tarihleri arasında İzmir’e, - Fransa Deniz Kuvvetleri unsuru COURBET gemisi tarafından 9-14 Ocak tarihleri arasında Antalya’ya liman ziyaretleri yapılması planlanmaktadır. Sarıkamış Harekâtı’nın 110'uncu yılı dolayısıyla düzenlenen "Türkiye Şehitlerine Yürüyor" anma etkinliği kapsamında Sarıkamış/Kars’ta 3 adet F-16’mız ile 5 Ocak’ta muharip uçak geçişi icra edilecektir. Bu vesileyle başta Sarıkamış şehitlerimiz olmak üzere tüm şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle yâd ediyoruz. Öte yandan, Ankara’da icra edilen “89’uncu Büyük Atatürk Koşusu"nda şampiyon olan Türk Silahlı Kuvvetleri Spor Gücü Kır Koşusu Takımımızı ve derece elde eden sporcularımızı bir kez daha kutluyoruz. 2024 yılı Türk Silahlı Kuvvetleri Spor Gücü Komutanlığımız açısından çok başarılı bir yıl olmuştur. Uluslararası müsabakalarda 2023 yılında 10 kupa ve 18 madalya alan sporcularımız, 2024 yılında 20 kupa ve 93 madalya kazanmıştır. SAVUNMA SANAYİ / ENVANTERE GİREN YENİ SİLAH SİSTEMLERİ Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde güçlü ve tam bağımsız bir savunma sanayi hedefi doğrultusunda geliştirilen yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizle Silahlı Kuvvetlerimiz her geçen gün daha da güçlenmekte ve caydırıcılığını artırmaktadır. Bu kapsamda Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda; - Yeni Nesil Fırtına obüsünün, - NEFER Kuleli Zırhlı Muharebe aracının ve, - MİLKED Elektronik Destek Sistemi’nin muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanmıştır. Mavi Vatanımız ve çevre denizlerin yanı sıra, ilgi alanımız olan tüm deniz ve okyanuslarda şanlı bayrağımızı dalgalandıran donanmamızın yeteneklerini küresel ölçekte genişleterek daha modern, daha etkin ve daha güçlü hâle getirilmesi amacıyla aynı anda 31 geminin inşası ülkemizin tersanelerinde başarıyla devam etmektedir. Bu çerçevede “Millî Denizaltı”mızın (MİLDEN) ilk kaynağı Gölcük Tersanesi Komutanlığımızda, “TF-2000 Hava Savunma Harbi Muhribi” ve “Millî Uçak Gemisi”nin ilk sac kesimleri ise İstanbul Tersanesi Komutanlığımızda yapılarak inşalarına başlanmıştır. ÖĞRENCİ VE PERSONEL TEMİNİ FAALİYETLERİ SÜRÜYOR Personel ve askerî öğrenci alım/temin faaliyetlerimiz de planlandığı şekilde devam etmektedir. - “Millî Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ve Millî Savunma Üniversitesine” personel alımı kapsamında 20 Aralık’ta başlayan “Memur Temini” başvuruları 20 Ocak’a, - Bugün (2 Ocak) başlayan Millî Savunma Üniversitesi Askerî Öğrenci Aday Belirleme Sınavı başvuruları 27 Ocak’a kadar yapılabilecektir. Sonuç olarak bağımsızlığımızın, bölünmez bütünlüğümüz ile millî birlik ve beraberliğimizin güvencesi olan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; karada, denizde ve havada ülkemizin savunma ve güvenliğini sağlamaya ve kendisine tevdi edilen tüm görevleri başarı ile yerine getirmeye devam edecektir. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

126,421 görüntüleme • 1 yıl önce

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ile gittiği Kilis/Çıldıroba’da video telekonferans toplantısı gerçekleştirdi. Suriye sınır bölgesindeki 6’ncı Kolordu ve Müşterek Özel Görev Komutanlığı Esas Komuta Yerinde inceleme ve denetlemelerde bulunan Bakan Yaşar Güler, yurt içindeki ve sınır ötesindeki birlik komutanlarının katılımıyla gerçekleşen video telekonferans toplantısında şunları söyledi: SAHADA IŞİD İLE GÖĞÜS GÖĞÜSE MÜCADELE EDEN TEK ORDU TÜRK ORDUSUDUR Suriye’de 2011 yılında başlayan kriz ve devamında ortaya çıkan istikrarsız ortam, PKK-YPG ve IŞİD terör örgütlerinin Suriye’de alan kazanmalarına fırsat vermiş ve sınır güvenliğimizi tehdit eder duruma gelmiştir. Tekrar hatırlatmak gerekirse, Suriye’deki operasyonlarımız öncesinde PKK/PYD ile IŞİD terör örgütünün yurt içinde saldırıları ve eylemleri olmuştu. Bu saldırılar ve eylemler sonucunda; Reyhanlı’da 50, Suruç’ta 34, Ankara’da 109, İstanbul’da 45, Gaziantep’te 59, Kilis’te 22 olmak üzere 600’den fazla vatandaşımız hayatını kaybetmiş ve 1.000’den fazla vatandaşımız yaralanmıştır. Ayrıca sınır ötesi harekâtlarımız öncesinde, Suriye topraklarından il ve ilçelerimiz ile yerleşim yerlerimize yönelik çok sayıda saldırı gerçekleştirilmiştir. - Fırat Kalkanı Harekâtı öncesinde Kilis’e toplam 95 adet; - Zeytin Dalı Harekâtı öncesinde Kilis’e 53, Hatay’a 109 adet; - Barış Pınarı Harekâtı öncesinde ise Mardin’e 407, Şanlıurfa’ya 632, Şırnak’a 241, Gaziantep’e de 9 olmak üzere toplamda 1.546 adet füze ve havan saldırısı yapılmıştır. Görüldüğü gibi Türkiye, Suriye’ye girmeden önce büyük bir bedel ödemiş, buna karşı terör örgütlerine bedel ödetmek, sınırlarımızın ve asil milletimizin güvenliğini sağlamak için Fırat Kalkanı Harekâtı ile başlayan sınır ötesi operasyonlarını icra etmiştir. Bu kapsamda IŞİD ile sahada göğüs göğüse mücadele eden tek ordu Türk Ordusudur. Fırat Kalkanı Harekâtında 67 kahraman silah arkadaşımız şehit olmuştur. Ordumuz icra ettiği başarılı operasyonlarla oluşturulmak istenen terör koridorunu parçalamış, harekât alanlarında bulunan halkın hayatının normalleşmesi için de büyük çaba sarf etmiştir. SURİYE MİLLÎ ORDUSU’NUN, TOPRAKLARININ TAMAMINI KURTARACAĞINA İNANIYORUZ Malumunuz olduğu üzere Suriye’deki eli kanlı rejim devrilmiş ve artık yeni bir döneme girilmiştir. Suriye’de asıl söz sahibi artık Suriye halkıdır. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da biz yine Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğiz. Bu kapsamda; Suriye’nin toprak bütünlüğü, siyasi birliği, güvenlik ve istikrarının sağlanması için yeni yönetimle yakın iş birliği ve koordinasyon içerisinde olacağız. Suriye’de 27 Kasım’da başlayan süreç neticesinde 2 Aralık tarihinde Tel Rıfat, 9 Aralık tarihinde ise Menbic, Suriye Millî Ordusu tarafından, YPG / PKK’lı terörist unsurlardan temizlenmiştir. Suriye’deki yeni yönetim ve onun ordusunun önemli bir parçası olan Suriye Millî Ordusunun, Suriye halkı ile birlikte terör örgütleri tarafından işgal edilen toprakların tamamını kurtaracağına inanıyoruz. Biz de hudutlarımız ötesindeki terörist unsurların tamamı temizlenene kadar, aynı kararlıkla icap eden tüm tedbirleri alacağız. Şu hususa dikkat çekmek isterim ki; bugün Suriye’de yaşananlar, sadece “son bir ayın gelişmeleri” olarak görülmemelidir. Yıllarca kendi halkına zulmeden rejimin yaptıkları ve buna “artık dur” diyen Suriye’nin “gerçek sahiplerinin büyük çabaları”, güzel günleri getirmiştir. Aynı zamanda elde edilen başarı, vatanımızın hudut ötesinden itibaren korunması maksadıyla Ağustos 2016’da başlayan ve başta şehit ve gazilerimiz olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahramanca mücadelesi ile asil milletimizin milyonlarca sığınmacıya kucak açarak gösterdiği dayanışma ve fedakârlığının da bir sonucudur. TÜM AKTÖRLERİN TÜRKİYE İLE İŞ BİRLİĞİ YAPMASI BÜYÜK ÖNEM TAŞIMAKTADIR Dolayısıyla, sahadaki tüm aktörler ülkemizin yaptığı fedakârlık ve üstlendiği inisiyatifleri atılacak adımlarda göz önünde bulundurmalı; adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm için, ülkemizin hassasiyetlerine saygı gösterilmelidir. Bugün yapılan her açıklama ve atılan her adım, yerel halkın beklentilerini ve bu uğurda ödenen bedellere de saygı göstermek zorundadır. Gelinen aşamada Türkiye; Suriye’de istikrarın tesisi ve sığınmacıların onurlu bir şekilde geri dönüşlerinin sağlanması için, üzerine düşenleri yapmaya devam edecektir. Esasen bölgede etkin olan tüm aktörler ve müttefiklerimiz de Türkiye’nin çözümün bir anahtarı olduğu gerçeğini artık kabul etmektedirler. Bu bağlamda; tüm aktörlerin kapsayıcı bir çözüm için, yeni yönetimi desteklemesi ve Türkiye ile iş birliği yapması büyük önem taşımaktadır. Yıllardır süren çatışmaların yarattığı insani dramlar sebebiyle acı çeken yerel halkın taleplerine kulak vermek, demografik yapıyı koruyacak adımlar atmak ve uzun vadeli bir barış inşa etmek için kapsamlı bir yaklaşım benimsemek elzemdir. Diğer yandan Suriye’nin kuzeydoğusunda terörist grupların varlığı devam etmektedir. Bir kez daha vurgulamak isterim ki, Suriye’nin geleceğinde PKK/YPG, IŞİD gibi terör örgütlerinin yeri yoktur. PKK/YPG terör örgütü, kontrol ettiği bölgelerde terör ve baskı yoluyla demografik yapıyı değiştirmiştir. Ülkemizin ve Suriye’nin güvenliğine tehdit oluşturan bu grupların, sahada attığı her adım takip edilmekte, bunlara karşı önleyici tedbirler alınmaktadır. PKK/YPG TERÖR ÖRGÜTÜNÜN TASFİYESİ ÖNCELİĞİMİZDİR Şu iyi bilinmelidir ki; terör örgütünün baskısı kalktığında ve yerinden edilen bölge halkı evlerine döndüğünde, Suriye’nin gerçek demografik yapısı da ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla demografik testten geçemeyen her girişim, başarısız olmaya mahkûmdur. Suriye’nin toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve bölgemizin güvenliğine yönelik büyük tehdit oluşturan PKK/YPG terör örgütünün sahadaki istikrarsızlıktan faydalanmasına asla izin vermeyeceğiz. Bölgede varlık gösteren terör örgütleriyle mücadele konusundaki tutumumuz, açık ve nettir. PKK/YPG terör örgütünün bir an önce tasfiye edilmesi ve Suriye’nin siyasi ve idari bütünlük temelinde geçiş sürecinin gerçekleştirilmesi önceliğimizdir. Bunu muhataplarımıza da ifade ettik, ediyoruz. Suriye’deki yeni yönetim de terör örgütünün tasfiyesi hususundaki tutumunu açıkça belirtmiştir. Asil milletimiz müsterih olsun ki aziz vatanımıza, vatandaşlarımızın güvenlik ve huzuruna tehdit oluşturan tüm şer odaklarını yerle bir edecek, teröristleri ait oldukları karanlık çukurlara gömmeye devam edeceğiz. İcra ettiğimiz sınır ötesi operasyonlarımız planlandığı şekilde ve artan bir baskıyla sürdürülecektir. Aynı şekilde, Irak’ın kuzeyinde de teröristlere göz açtırmıyoruz, açtırmayacağız. Nitekim Pençe-Kilit Operasyonu ile Zap’ta kilit kapatılmış Irak sınırımızın tamamının emniyeti ileriden sağlanmıştır. Irak’ın kuzeyinde hareket alanı kalmayarak mağaralara sıkışan teröristleri etkisiz hâle getirmeye; onları bulundukları sığınaklarda yok etmeye devam edeceğiz. Artık, teröristler için yüce Türk adaletine teslim olmak tek çıkış yoludur. Aksi halde onları bekleyen yegâne son, yok olmaktır. Teröristlerin bulunduğu her yer, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin meşru hedefidir. ÜLKEMİZ DÜNYA SİYASETİNDE KİLİT BİR AKTÖR KONUMUNDADIR Tarih boyunca önemli güç mücadelelerinin yaşandığı bir coğrafyanın tam merkezinde yer alan ülkemiz; jeopolitik konumu, stratejik önemi ve kurduğu çok boyutlu ilişkilerle dünya siyasetinde kilit bir aktör konumundadır. Savunma ve güvenlik alanında hızla değişen dinamikler karşısında köklü devlet geleneğimizden aldığımız mirasla ürettiğimiz politikalar ülkemizi, müzakere masalarının vazgeçilmez bir üyesi haline getirmiştir. Öte yandan her geçen gün daha da karmaşıklaşan dünya politiği dost ve müttefik ülkelerle yakın temas ve iş birliği halinde olunmasını ve savunma sanayii başta olmak üzere çeşitli alanlarda birlikte çalışmayı gerekli kılmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde ortaya konulan çok boyutlu diplomasi sayesinde dost ve müttefiklerimizle iş birliği derinleşmiş ülkemizin uluslararası camiadaki aktif rolü daha da artmıştır. Bu durum, dünya basınında sıklıkla yer bulmakta ve çeşitli liderler tarafından da ifade edilmektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, dünyanın birçok bölgesinde barış ve istikrarın tesisine yönelik üstlendiği inisiyatifler; ülkemizin gücüne güç katmakta, dost ve müttefik ülkelere güven telkin etmekte, mazlum coğrafyalarda denge unsuru olmaktadır. Bu başarı hikâyesinde, siz kahraman ve fedakâr silah arkadaşlarım da çok mühim roller üstlenmektesiniz. Gayretlerinizle şu ana kadar her alanda elde ettiğimiz başarıların korunması ve daha yüksek seviyelere çıkarılması temel önceliğimizdir. Şanlı ordumuzun siz değerli mensuplarının, dün olduğu gibi bugün de yüksek vazife şuuru ve sorumluluk bilinci ile üzerine düşen görevleri eksiksiz bir şekilde yerine getireceğine olan inancım tamdır. 2025 yılına yeni umutlar ve güçlü hedeflerle girerken faaliyetlerimizi en iyi şekilde yerine getirme azim ve kararlılığında olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Bu vesileyle, tüm silah ve mesai arkadaşlarım ile değerli ailelerinin yeni yılını kutluyor, kahraman arkadaşlarıma görevlerinde üstün başarılar diliyorum. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

155,511 görüntüleme • 1 yıl önce

Bu bir; “Ya kaza değilse” analizidir. Jeopolitik Fırtınanın Tam Ortasında: “Cephe Suriye, Araç Libya, Mesaj Ankara.” Genkur. Baş. Org. Selçuk Bayraktaroğlu’nun davetlisi olarak Ankara’ya gelen Libya Genkur. Baş. Org. Muhammed Ali Al-Haddad, MSB Bakanı Yaşar Güler ve diğer üst düzey Türk askeri yetkililerle görüştükten sonra ülkesine dönerken, uçağı Ankara yakınlarında düştü. / Libya Genelkurmay Başkanı uçağının Ankara semalarında düşmesi ve yakın geçmişte yaşanan (havada olanlar dahil) ardışık olaylar birer kaza ve tesadüften mi ibaret? En baştan söylemek zorundayız. Evet, mümkün? Ama biz bunların sadece birer kaza ve tesadüften ibaret olmadığını da düşünmek zorundayız. Çünkü dizilim son derece sıra dışı ve tam bir jeopolitik mücadelenin ortasında yaşanıyor. Bütün bunların raslantısal olduğunu düşünüyorsanız, bu yazıyı okumanıza gerek yok. Ama raslantısal olmadığını düşünüyor ve ne olduğuna dair muhakemenizi-bakış açılarınızı geliştirmek istiyorsanız; biraz zihniniz yorulacak, ama eminim okumanıza da değecek. / Hadi başlayalım: - Türk C-130’unun Azerbaycan’dan dönerken Gürcistan üzerinde düşmesi. - Türkiye 4 savaşın ortasında kalmış, merkezde ve kenar kuşakta doludizgin yaşanan doğrusal etkiler, asimetri ve manipülasyonlar. - Karadeniz başta denizlerde yaşanan istikrarsızlığın/ardışık olayların havada da gözükmesi. - En son Türk Hava Sahasında görülen menşei belirsiz S(İHA)lar. - Ve son olay: Libya Genel Kurmay Başkanının uçağının Ankara semalarında düşmesi… Benzeşen bağlam; yakın geçmişte İran Cumhurbaşkanının helikopterinin Güney Kafkaslarda düşmesi. /// Bütün bu olaylar raslantısal mı, komplo mu, bir etki/mücadele biçimi mi? Tekil olarak mı okunmalı, bağıl mı? Gerçekte nedir; bir baskı/manipülasyon mimarisinin katmanları mı? /// Libya’da 3 günlük yas ilan eden Libyalı yetkililer olayın ilk saatlerinde ‘uçağın bir kaza kırıma uğradığı’ açıklaması yaptı. Oysa bu dakikada olayın bir kaza kırım olduğunu tespit etmek mümkün değildi. Bu açıklama/ön alma çabası, durumun Libya için de kadar hassas olduğunu gösteriyor. TC. İletişim Başkanlığı ise; “Bu süreçte kamuoyunun sadece resmi makamlar tarafından yapılan açıklamalara itibar etmesi; bunun haricinde sosyal medyadaki teyitsiz bilgi, spekülasyon ve komplo teorilerini dikkate almaması, dezenformasyon girişimlerine prim verilmemesi adına oldukça önemlidir” açıklaması yaptı. Bu açıklama da Türkiye’nin; ‘daha kontrollü, daha az konuşur, daha az görünür’ bir yaklaşımla, daha kapalı, daha sert, daha sıkı bir faza geçtiğini gösterir. /// Olayın değdiği noktalar: - Akdeniz, MEB-deniz yetki alanları, kaynak ve alan mücadelesi, - Gazze savaşının başlangıcından beri Türkiye-İsrail arasında başgösteren gerginliğin bölgesel ve teopolitik rekabete, sürtüşmeye dönüşmesi, - İsrail-GKRK-Yunanistan yakınlaşması, - İsrail-YPG/PYD yakınlaşması, - Suriye’nin üniterleşme arayışı ve Türkiye’nin olası Suriye Harekatı, - Libya iç dengeleri, Afrika geçidi, enerji ve üsler, - Kafkaslarda Orta Koridor mücadelesi, - Türkiye yaşanan operasyon ve güç kavgalarının temas ettiği uluslararası ayaklar. /// Bu olay bir kaza değilse, Yüksek Düzey Askeri-Diplomatik Güvenlik Olayı (High-Level Military-Diplomatic Security Incident) sınıfa girmiştir: Bu sınıfın özellikleri: - VIP askeri hedef, - Devlet merkezinde gerçekleşme, - Kritik görüşme sonrası zamanlama, - Alınan kararları manipüle etme potansiyeli, - Ve çoklu aktörü; devleti/alanı/güç odağını etkileme potansiyeli. Bu tür olaylar kazayla başlar, ama kazayla bitmez. /// Kim kazandı sorusu en önemli ipucu: Stratejik analizde ilk soru “kim yaptı?” değil, “kimin işine yaradı”dır. Peki bu olay kimin işine yarar? /// Türkiye-Libya hattından rahatsız olanlar: - Doğu Akdeniz’de Türkiye-Libya deniz yetki alanları, - Trablus merkezli meşru askeri yapı, - Türkiye’nin Akdeniz’de kalıcı askerî varlığı, Bu hatta istikrar değil, belirsizlik isteyen herkes için bu olay kazançtır. /// Libya’da “komuta boşluğu” isteyen aktörler: Libya’da hala ciddi bir komuta boşluğu var. Ülke, siyasi olarak parçalanmış ve askeri yapılar arasındaki bütünlük hem iki başlı ve hem de eksenler içi bağlar oldukça zayıf. Libya Genelkurmay Başkanı Muhammed Ali Al-Haddad, yalnızca bir asker değil, aynı zamanda Libya'da dengeyi sağlayan önemli bir figürdü. Bu tür kritik bir liderin kaybı, iç politikada gerginlikleri artırabilir ve dış müdahalelere zemin hazırlayabilir. /// Türkiye’de iç güç mücadelelerini uluslararası zeminlerde nasıl kullanıldığı, örnekleriyle tarihsel olarak bilinir. Bu konuda hiç polemik yapmayacağım, hiç de girmeyeceğim. Sadece şunu vurgulayacağım: Yakın dönemde kamuoyunun da yakından ilgilendiği sansasyonel medya-fuhuş-uyuşturucu operasyonlarında, iç siyasi rekabet ve eksen içi güç mücadelelerinde ayak izi görülen uluslararası bağ nedir? Olan ve olası iç operasyonlar ile olası Suriye harekatının etkilenme potansiyeli nedir? Bu tür olayların caydırıcılığa psikolojik saldırı modu vardır. Algı artık harp unsurudur, sessiz ama derin etkilidir. /// Şimdi en hayati, en dikkat çekmek istediğim nokta: Ya da en tehlikeli senaryo: Yanlış okuma: Bu tür olayların en tehlikeli sonucu, yanlış aktöre yanlış anlam yüklenmesidir. Yanlış bir okuma: - Yanlış diplomatik tepkiyi, - Yanlış askeri pozisyonu, - Yanlış cepheleşmeyi, - Yanlış geri dönüşsüz tırmanmayı getirir. Yani “Yanlış savaş/yanlış mücadele ihtimali” tam da bu eşikte doğar. Bu tür durumlarda devlet, aceleci kararlar almaktan kaçınarak, “Ya Sabır” çekip stratejik sabra yönelir. “Aceleyle alınan kararlar, yanlış sonuçlar doğurabilir” diye düşünür. Ancak bu stratejik sabır da kendi içinde büyük bir risk taşır. Çünkü bu süreçte de; - 2014 Kobani olayları merkezli 2013-2015 yanlış odaklanma, - “2019’dan beri olduğu gibi” durağanlık ve zaman tuzağına düşme olasılığı vardır. Yavaş ilerlemek, bazen gereksiz yere duraklamaya ve fırsatları kaçırmaya yol açabilir. /// Bu olayın Libya üzerinden görünmesi ama Ankara’da olması, bana şunu söylüyor: Hedef coğrafya başka, mesaj verilen merkez Türkiye. Suriye dosyası şu an Türkiye’nin askeri olarak en sıcak, diplomatik olarak en kırılgan ve uluslararası alanda en ağır baskıyla karşılaştığı dosya. Ve bütün şu başlıklar aynı anda masada: - Türkiye’nin “bekle-gör”den çıkma hazırlığı, - Suriye’nin kuzeyinde yeni bir askeri harekat, - YPG/PKK terör örgütünün varlığı, statüsü, - Suriye (YPG/PKK-HTŞ-Dürziler-Nusayriler) + Gazze üzerinden yeniden şekillenen Türk-ABD-İsrail-Rusya-İran-Arap denklemi, Bu ortamda Türkiye’nin karar eşiklerini etkilemek isteyen biri, doğrudan Suriye hattına dokunur. Ama doğrudan vurmak pahalıdır, o yüzden dolaylı vurur. Libya bu denklemde kullanılıyor olabilir mi? Evet, hem de sadece bir tek mermiyle birkaç kuşu vurabileceği için tekrar tekrar evet. Son sözü Türkiye’nin aklı, caydırıcılığı ve caydırıcılığını kullanma iradesinin belirleyeceğini çok iyi biliyorlar. O yüzden bütün oyun da; Türkiye’nin stratejik aklı ile caydırıcılığını kullanma iradesini etkileme üzerine dönüyor.” /// Libya Özeli: Libya, Türkiye için meşru ve savunulabilir bir angajman alanı. Türkiye'nin Libya'ya müdahalesi, meşru hükümeti destekleyerek dengeleri lehine değiştirti. Ayrıca, Türkiye'nin Libya'daki rolü, Hafter ekseniyle kurulan ve gelişen ilişkiler de, Libya'nın üniter yapısının korunması açısından da çok önemli. Türkiye, burada açık bir siyasi ve askeri inisiyatif kullanıyor, ancak bu durum bazı dış aktörler tarafından hazmedilemiyor. Özellikle AB-Yunan-İsrail-BAE hattında. Yani Libya’ya dokunmak, Türkiye’ye önce “başka dosyalar da yanar” mesajı veriyor. Bu aslında çapraz bir baskı tekniği: Suriye’de hamle yaparsan, bedelini Libya’da, Akdeniz’de, hatta merkezinde üretsin demek istiyor. /// Ankara’da olması: Karar merkezine, karar merkezinde mesaj: Bu çok kritik. Eğer konu sadece Libya olsaydı: olay ya Libya’da olurdu ya Akdeniz üzerinde ve gelirken. Ama olay Ankara kalkışlı, Ankara yakınında, stratejik kararların alındığı bir görüşme sonrasında yaşandı. Bu; “Tek mermiyle çoklu atış yapıyorum: Sahada değil, masada verilen kararlara mesaj veriyorum” demektir. Bu, Türkiye’nin geliştirdiği/geliştireceği inisiyatifleri, özellikle de harekâtı önlemek isteyen irade(lere) ait bir sinyaldir. /// Bütün bu yaşadıklarımızda 2013-2015 terör kuşağında olduğu gibi ve/veya 2019’dan beri yaşanan jeopolitik engelleme-zaman kazanma süreçlerinde olduğu gibi, benzer şeyler görüyorum. Ama koca bir fark eşliğinde. O zaman Karabağ Savaşı, Ukrayna savaşı, küresel-teopolitik Gazze manipülasyonu ve İsrail karşı katliamları ile İran-ABD/İsrail savaşları yaşanmamıştı. Bütün bu olaylar dizisi, bu mücadelelerin bağlamında yaşanıyor. O zaman yeni durumu kavramsallaştırmaya çalışalım: 2013-2015 terör saldırı kuşağının çok daha gelişmişi; - Çok eksenli, - Çok aktörlü, - Çok devletli, - Çok alanlı, - Çok zamanlı, - Çok daha tehlikeli, karar mekanizmalarını ve sosyolojik fay hatlarını hedef alma potansiyeli son derece yüksek bir asimetrik saldırı ve maniplasyon kuşağının içindeyiz. /// Bu tür olaylar birkaç sonucu tekil ya da çoklu üretmek ister: - Türkiye’nin kararlarını etkilemek, - Türkiye’yi durdurmak, - Durduramıyorsa oyalamak, zaman tuzağına düşürmek, - Türkiye’yi yanlış yere savurmak. /// Peki ben neden hala ısrarla olası Suriye harekatının peşinde koşuyorum? - Türkiye’de Suriye ön koşullu “Terörsüz Türkiye süreci” çöker. YPG/PKK terör örgütünün Türkiye’ye bir tuzak kurduğu, oyun oynadığı, zaman kazanmaya çalıştığı ortaya çıkar. - Türkiye Suriye harekatına hazırlandığını gösterir. - Türk karar verici heyet (Fidan-Güler-Kalın) Şam’a gider. - Bunlar bazı aktörlerin kırmızı çizgisine girer. - Bu karar verici ziyaretle eş zamanlı Suriye’de çatışmalar çıkar, YPG/PKK ekseninden iddialı, yüksek perdeden tehditler ve mesajlar gelir. - Türkiye’de YPG/PKK paydaşı açık ve kapalı bazı aktörler aktifleşir. - Siyasetteki (iktidar kanadı içindekiler dahil); İran ve ABD eksenlerindeki Kürtçülerin ayrışması ve rekabeti ayak izleri kendini göstermeye başlar. - Ve diğer İrancı ve Atlantikçiler devrededir. - FETÖ devrededir. - Dışarıdaki angajeler maliyetli olduğu için doğrudan karşı çıkamazlar. - O nedenle dış kaynaklı dolaylı, flu, inkâr edilebilir olay-olaylar üremeye başlar. - Bunlar peşi sıra olaylar dizisi şeklinde gelişir. - Diğer radikaller (IŞİD vb) fonda rol alma peşindedir. - Kimi yüksek profilli, merkezde, belirsizken, kimi kenar kuşaktadır. Sonuçta; Türkiye bir karar verirken “arka planda başka dosyalar da açılır” duygusu üretilir. Konsantrasyonu bozulmak istenir, “özellikle zafiyeti olanlar başta” kişisel mesajlar ve etkiler üretilir. Bu tam olarak: çok alanlı caydırma, çok dosyalı baskıdır. Bugün güney merkezli yaşanan olayların kaynak kodunda bir terör devletinin inşaşı ve Türkiye’nin bunu engelleme iradesini kırma çabası vardır. Kuzey merkezli olayların kaynak kodunda da Türkiye’yi savaşta taraf etme çabası. /// Kaza değilse (-ki kaza olsa bile durum okuması çok değişmiyor) bu olay, Libya’dan çok “Suriye karar dosyasını” etkilemeyi amaçlamış bir ön-alıcı baskı ve uyarı hamlesidir. Bunu başarırlarsa amaca ulaşmış olurlar. Libya gibi görünen bu olay Ankara’da yaşanıyor, ama sadece Libya’yı değil Akdeniz’i, Gazze’yi, Suriye’yi, Suriye Harekatını ilgilendiriyor. O yüzden bu mesajın bir özeli bir de geneli var: Özeli: Cephe Suriye, mesaj Ankara, araç Libya. Geneli: Cephe Türkiye’nin stratejik özerkliği, mesaj Ankara, araç Libya. /// Türkiye için aşırı sert tepki de risktir, ama geri çekilme de risktir. Bence doğru olan kararı bozmayıp, yöntemi sertleştirmektir. Bu yoğun asimetri, manipülasyon ve baskı ortamında Türkiye’nin hareket ekseni aslında çok belirgin ve masumdur. İster İran; “Türkiye’yi İsrail’le savaştırmak/karşıtlaştırmak istesin”, ister İsrail/ABD; “Türkiye’yi İranla savaştırmak/karşıtlaştırmak istesin.” İster AB-İngiltere Akdeniz denklemini bozmak, Karadeniz’i ısıtmak, ister Rusya Türkiye’yi karşısında değil yanında-yakınında görmek istesin. Türkiye’nin geleceği yakın tehdidini yok etmekten geçer. Çünkü en büyük tehdit, en yakın tehdittir. Bütün bu olaylar, en büyük yani en yakın tehdidi, uzak ve küçük bir tehdit olarak gösterme çabasının bir parçasıdır. Hançer El bu Kemal-El Kaim hattına değdiği an… Türkiye sadece çoklu cepheleri değil, çoklu ihtiras ve dogmaları da çökertmiş olur. Aynı IŞİD ve dogmasını Dabık’ta çökerttiği gibi. Bir ömür öğrenilenle-bir gece sabahlayarak yazılan yazılardan biri oldu. Saygılarımla… Abdullah Ağar 24 Aralık 2025

Abdullah Ağar

143,146 görüntüleme • 7 ay önce

Millî Savunma Bakanlığının faaliyetleri başta olmak üzere gündemdeki konulara ilişkin olarak Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından icra edilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı: SİVAS KONGRESİ’NİN 105’İNCİ YILI KUTLU OLSUN Birçok anlamlı ve özel etkinlikle kutladığımız 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü ile - Vatanımızın istiklali için topyekûn mücadele kararının alındığı ve Cumhuriyetimizin temellerinin atıldığı Sivas Kongresi’nin 105’inci yılını bir kez daha, - İzmir’in düşman işgalinden kurtuluşunun 102’nci yılını ise şimdiden kutluyor, başta Cumhuriyetimizin kurucusu Ebedî Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz. 40 TERÖRİST ETKİSİZ HÂLE GETİRİLDİ Başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ terör örgütleri olmak üzere her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini kesintisiz olarak sürdüren Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Irak ve Suriye’nin kuzeyi dâhil; - Son bir haftada 40, - Bu yılın başından itibaren 1.868 teröristi etkisiz hâle getirmiştir. Ayrıca, Irak’ın kuzeyindeki Metina, Zap, Gara, Hakurk, Kandil ve Asos’ta bulunan terör hedeflerine yönelik 2 Eylül’de icra edilen hava harekâtıyla içerisinde sorumlu düzeyde teröristlerin de bulunduğu değerlendirilen mağara, sığınak, barınak, depo ve terör örgütünün kullandığı tesislerden oluşan 20 hedef başarıyla imha edilmiştir. İcra edilen hava harekâtında azami oranda yerli ve millî mühimmat kullanılarak çok sayıda terörist etkisiz hâle getirilmiştir. Hedeflerdeki etki kıymetlendirmesi devam etmektedir. Etkin ve kararlı operasyonlarımız neticesinde Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 1 PKK’lı terörist daha Habur’daki Hudut Karakolumuza teslim olmuştur. 4 Eylül’de Pençe operasyonu bölgesinde rahatsızlanarak şehit olan kahraman silah arkadaşımız Piyade Binbaşı Osman Ayan’a bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz. HUDUTLARDA 531 ŞAHIS YAKALANDI Birliklerimizin imkân ve kabiliyetlerinin sürekli olarak geliştirildiği, teknoloji yoğunluklu sistemlerle korunan hudutlarımızda; Son bir hafta içerisinde, 4’ü terör örgütü mensubu olmak üzere 531 şahıs yakalanmış, 1 Ocak’tan bugüne kadar yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 9 bin 598 olmuştur. - Son bir haftada engellenen 1.370 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 73 bin 787’ye ulaşmıştır. PROPAGANDA AMAÇLI BİR DİZİ KİMSEYE YARAR SAĞLAMAZ Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ikili ilişkiler ve uluslararası misyonlar kapsamında uluslararası güvenlik, barış ve istikrara katkıda bulunmaya devam etmektedir. Tarihî gerçekleri çarpıtarak Rum çeteler tarafından acımasızca katledilen Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin aziz hatıralarına büyük saygısızlık içeren ve dijital bir platformda yayınlanacağı duyurulan kara propaganda amaçlı “Famagusta” adlı dizi ve benzeri provokatif girişimlerin Rum tarafı dâhil kimseye bir yarar sağlamayacağı açıktır. Her iki tarafa barış ve huzur getiren Kıbrıs Barış Harekâtı’nı karalayan, çözümsüzlüğe hizmet eden bu tarz beyhude çabalar; Ada’da sağlanan güvenlik ortamına zarar vermektedir. YUNAN MEZALİMİNİ ANLATAN “ERTESİ GÜN” ADLI BELGESEL YAYIMLANACAK Öte yandan, Bakanlığımız tarafından hazırlanan Kıbrıs Barış Harekâtı’na giden süreçte uydurma senaryoların değil, yaşanan gerçeklerin anlatıldığı “50’nci Yıl Belgeseli” İngilizce alt yazılı olarak çeşitli platformlarda yayımlanacaktır. Millî Davamız Kıbrıs konusunda bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Kıbrıslı kardeşlerimizin yanlarında olmaya devam edeceğiz. Ayrıca Millî Mücadele döneminde Yunan ordusunun halkımıza yaptığı zulüm ve yaşattığı acıların objektif ve tarihsel dokümanlara dayanarak anlatıldığı "Ertesi Gün" adlı belgesel 9 Eylül’de TRT Belgesel’de yayımlanacaktır. SN. BAKANIMIZ, KUVEYT’İN ANKARA BÜYÜKELÇİSİ’Nİ KABUL EDECEK Sayın Bakanımız, - 29 Ağustos’ta Bakanlığımızda düzenlenen Rütbe Terfi Törenine, - 30 Ağustos’ta; Anıtkabir’de düzenlenen törene, Cumhurbaşkanlığı Külliyesindeki tebrikata, Devlet Mezarlığındaki Anma Töreni ile Kara Harp Okulundaki Sancak Devir Teslim ve Mezuniyet törenine, - 31 Ağustos’ta Deniz ve Hava Harp Okulları ile Deniz Astsubay Meslek Yüksekokulundaki mezuniyet törenlerine katılmıştır. - 2 Eylül’de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız ile birlikte Somali Savunma Bakanını ağırlayan Sayın Bakanımız; - 3 Eylül’de Eğirdir/Isparta’daki Dağ, Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığında gerçekleştirilen eğitim yılı açılış törenine katılmış, - Pakistan Hava Kuvvetleri Komutanı ile görüşmüştür. Sayın Bakanımız, bugün de (5 Eylül) Kuveyt’in Ankara Büyükelçisi’ni kabul edecektir. Türkiye ile Yunanistan arasında “Güven Artırıcı Önlemler 2024 Yılı Uygulama Planı” kapsamında 1’inci Ordu Komutanımızın 11-12 Eylül’de Yunanistan 1’inci Ordu Komutanı’nı (Larissa/Yunanistan) ziyaret etmesi planlanmaktadır. İSRAİLLİ YETKİLİLERİN KUTSAL MEKÂNLARI KULLANMALARI SON DERECE TEHLİKELİ İsrail, Gazze’den sonra Batı Şeria’ya yönelik başlattığı saldırılar ve Filistin halkına yönelik katliamlarla uluslararası güvenliği, küresel ve bölgesel istikrarı tehdit etmeye devam etmektedir. İsrailli yetkililerin gerginliği artırıcı söylemleri ve kutsal mekânları da kullanmaları son derece tehlikelidir. Uluslararası toplumu ve kendi kamuoyundan yükselen sesleri duymazlıktan gelen; hukuku, insanlık vicdanını ve tüm değerleri kenara iten İsrail karşısında zorlayıcı tedbirlerin alınması şarttır. Saldırıların bir an önce sona erdirilmesi ve yayılmasının önlenmesi için acil, koşulsuz ve kalıcı ateşkes sağlanmalıdır. Bölgemizde barış ve istikrarın önündeki sorunun kapsamlı çözümü ancak 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin Devleti’nin kurulması ile mümkündür. TSK, EĞİTİM VE TATBİKATLARA DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimizin eğitim ve tatbikat faaliyetleri de aralıksız devam etmektedir. Bu kapsamda, - 2-6 Eylül tarihleri arasında Yunanistan ev sahipliğinde gerçekleştirilen DYNAMIC GUARD-II/2024 tatbikatına NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2’de görevli TCG YILDIRIM gemimiz tarafından katılım sağlanmaktadır. - 2-13 Eylül tarihleri arasında İtalya’da DYNAMIC MOVE-II tatbikatı icra edilmektedir. - 10-19 Eylül tarihleri arasında Almanya’da STEADFAST FOXTROT-24 tatbikatına katılım sağlanacaktır. Endonezya Deniz Kuvvetlerine ait DIPONEGORO korveti tarafından 16 Ağustos-3 Eylül, Fransa Deniz Kuvvetlerine ait LANGUEDOC fırkateyni tarafından 31 Ağustos-4 Eylül tarihleri arasında Mersin’e, Arnavutluk Deniz Kuvvetlerine ait ORIKU gemisi tarafından 30 Ağustos-2 Eylül, ABD Donanmasına ait USS WASP amfibi gemisi tarafından 1-5 Eylül tarihleri arasında İzmir’e liman ziyaretleri gerçekleştirilmiştir. 4 Eylül’de Doğu Akdeniz’de; TCG GELİBOLU, TCG BAFRA ve TCG DOĞANAY gemilerimiz ile Fransa Deniz Kuvvetlerine ait LANGUEDOC gemisi tarafından geçiş ve 2 adet F-16 uçağımızın katılımıyla hava savunma eğitimleri icra edilmiştir. NATO’nun en donanımlı denizaltıdan personel kurtarma gemisi olan TCG ALEMDAR gemimiz, 8-20 Eylül tarihleri arasında Arendal/Norveç’te gerçekleştirilecek DYNAMIC MONARCH-2024 tatbikatı kapsamında 2-4 Eylül tarihleri arasında Plymouth/İngiltere’ye liman ziyareti gerçekleştirmiştir. Deniz Harp Okulu İleri Deniz Eğitimleri kapsamında, 4-6 Eylül tarihleri arasında Foça/İzmir’e liman ziyaretinde bulunan TCG İSKENDERUN tarafından 9-12 Eylül tarihleri arasında Gazimağusa/KKTC’ye, 15-17 Eylül tarihleri arasında ise Aksaz’a liman ziyaretleri yapılacaktır. - NATO Müttefik Hava Komutanlığınca Artırılmış Teyakkuz Faaliyetleri bünyesinde yürütülmekte olan Esnek Caydırıcılık Seçenekleri kapsamında, Romanya hava sahasında icra edilen Mukabil Hava Harekâtı eğitimlerine bugün (5 Eylül) 4 adet F-16 ve tanker uçağımız ile - 3-5 Eylül tarihleri arasında Mısır’da düzenlenen Uluslararası Havacılık Fuarı’na 2 adet F-16 uçağımız ile katılım sağlanmaktadır. - 6-7 Eylül’de Zeltweg/Avusturya’da düzenlenecek “Airpower 2024” faaliyetine de 2 adet F-16 uçağımızın katılması planlanmaktadır. OMTAS’IN KABUL FAALİYETLERİ TAMAMLANDI Yerli ve millî savunma sanayimizin yüksek teknoloji ürünleriyle donatılan Silahlı Kuvvetlerimizin imkân ve kabiliyetleri her geçen gün daha da artmaktadır. Bu kapsamda, Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca, muhtelif miktarda OMTAS Kuleli Zırhlı Tanksavar Aracının muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanmıştır. SÖZLEŞMELİ BİLİŞİM PERSONELİ TEMİNİ İÇİN BAŞVURULAR DEVAM EDİYOR Personel ve askerî öğrenci alım/temin faaliyetlerimiz de planlandığı şekilde devam etmektedir. 3 Eylül’de başlayan Millî Savunma Bakanlığına Sözleşmeli Bilişim Personeli Temini kapsamındaki başvurular 3 Ekim’e kadar devam edecektir. Sonuç olarak Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - Sınır ötesinden başlayarak hudutlarımızın güvenliğinin sağlanmasına, - Tüm terör örgütleriyle etkin ve kararlı bir şekilde mücadeleye, - Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunmasına, - Uluslararası güvenlik, barış ve istikrarın desteklenmesine, - Geniş ölçekli tatbikatların icrasından yerli ve millî savunma sanayimizin geliştirilmesine kadar üstlendiği tüm görevleri başarıyla yerine getirmeye devam edecektir. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

50,074 görüntüleme • 1 yıl önce

Millî Savunma Bakanlığının faaliyetleri başta olmak üzere gündemdeki konulara ilişkin olarak Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından icra edilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı: 57 TERÖRİST ETKİSİZ HÂLE GETİRİLDİ Bakanlığımızın tüm birlik ve kurumları; devletimizin bekası, halkımızın huzur ve güvenliği için gerçekleştirdiği görev ve faaliyetlerine başarıyla devam etmektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, ülkemiz ve bölgemizin güvenlik ve istikrarına yönelik terör tehdidini tamamen ortadan kaldırmak için “kaynağında, sürekli ve kapsamlı” olarak Irak ve Suriye’nin kuzeyinde gerçekleştirdiği terörle mücadele operasyonlarıyla; ▪️Son bir haftada 57 terörist etkisiz hâle getirilmiştir. ▪️Böylece bu yıl içerisinde etkisiz hâle getirilen terörist sayısı 278 olmuştur. Yine geçtiğimiz hafta içerisinde 3 PKK’lı terörist daha teslim olmuştur. Teröristler için tek çıkış yolunun Türk adaletine teslim olmak olduğunu bir kez daha vurguluyoruz. Ayrıca, Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde devam eden arama tarama faaliyetleri kapsamında teröristlerin kullandığı çok sayıda bölümü bulunan bir mağara tespit edilmiş, ele geçirilen muhtelif malzeme kullanılamaz hâle getirilmiştir. Bu vesileyle 23 Ocak’ta Pençe-Kaplan Operasyonu bölgesinde şehit olan kahraman silah arkadaşımız İstihkâm Astsubay Üstçavuş Ufuk Akıncı’ya bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz. HUDUTLARDA MÜCADELE SÜRÜYOR Kaçakçılığın, yasa dışı geçişlerin engellenmesi ve terörle mücadele etkinliğinin artırılması kapsamında alınan etkin ve yüksek emniyet tedbirleri ile en üst seviyede güvenliğin tesis edildiği hudutlarımızda; ▪️Son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 1’i terör örgütü mensubu olmak üzere 95 şahıs yakalanmış, 817 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. ▪️Böylelikle 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 415, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 5 bin 947 olmuştur. BATI TRAKYA TÜRKLERİNİN MİLLÎ DİRENİŞ VE TOPLUMSAL DAYANIŞMA GÜNÜ KUTLU OLSUN Birçok coğrafyada başarıyla görev yapan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; dünya güvenliği, barışı ve istikrarına önemli katkılar sağlamayı da sürdürmektedir. Bu vesileyle; ▪️Türk askerinin Kore Savaşı’nda elde ettiği zaferin 74’üncü yıl dönümünde aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle yâd ediyor, hayattaki gazilerimize sağlıklı, uzun ömürler diliyoruz. ▪️Yine “29 Ocak Millî Direniş ve Toplumsal Dayanışma Günü” dolayısıyla Batı Trakya Türkü soydaşlarımızın haklı mücadelelerinde daima yanlarında olduğumuzu vurguluyor, mücadelenin öncü ismi Dr. Sadık Ahmet’i bir kez daha rahmet ve saygıyla anıyoruz. BAKANLIĞIMIZDAN BİR HEYET, SURİYE’Yİ ZİYARET ETTİ Uzun yıllar baskı ve zulüm yönetimi altında kalan ve hâlen topraklarının bir kısmı terör örgütleri tarafından işgal edilmiş durumda olan Suriye’de; ▪️Suriye’nin idari ve coğrafi bütünlüğü ile ülkemiz ve bölgemizin barış ve huzuruna kasteden başta PKK/PYD/YPG/SDG ve DEAŞ olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı önleyici ve yok edici tedbirler almaya devam edeceğimizi, ▪️Bölgede hiçbir terör oluşumuna ve oldubittiye izin vermeyeceğimizi, ▪️Suriye'nin savunma ve güvenlik kapasitesinin artırılması ile Suriyelilerin gönüllü, güvenli ve saygın bir şekilde dönüşlerinin sağlanmasına yönelik çalışmalarımızı yeni yönetimle yakın iş birliği içerisinde sürdüreceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz. Bu kapsamda Bakanlığımızdan bir heyet, dün (29 Ocak) teknik görüşmelerde bulunmak üzere Suriye’ye ziyaret gerçekleştirmiştir. Türkiye olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğiz. İSRAİL, ATEŞKES KAPSAMINDA SORUMLULUKLARINI YERİNE GETİRMELİ Lübnan’da ateşkesin uzatılmasından memnuniyet duyuyor, ateşkesin uygulanmasını ve İsrail’in ateşkes kapsamında sorumluluklarını yerine getirmesini bekliyoruz. Ayrıca Hamas ile İsrail arasında varılan ateşkesin tüm aşamalarının hayata geçirilmesi, Gazze halkının evlerine rahat ve güvenli bir şekilde dönüşlerinin sağlanması ve insani yardımların Gazze’ye kesintisiz olarak ulaştırılması gerekmektedir. Her fırsatta vurguladığımız gibi bölge istikrarı için ateşkesin kalıcı hâle gelmesi ve 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan egemen, bağımsız ve coğrafya bütünlüğüne sahip Filistin Devleti’nin kurulması şarttır. SN. BAKANIMIZ, AZERBAYCAN KARA KUVVETLERİ KOMUTANI’NI KABUL ETTİ Sayın Bakanımız; ▪️23 Ocak’ta, Sayın Genelkurmay Başkanımızın resmî davetlisi olarak Türkiye’ye gelen Libya Genelkurmay Başkanı’nı ve IKBY Peşmerge Özel Kuvvetler Komutanı’nı, ▪️24 Ocak’ta Pakistan’ın Ankara Savunma ve Hava Ataşesi ile Umman’ın Ankara Büyükelçisi’ni, ▪️25 Ocak’ta ise Kara Kuvvetleri Komutanımızın resmî davetlisi olarak Ankara’ya gelen Azerbaycan Kara Kuvvetleri Komutanı’nı kabul etmiştir. ▪️27 Ocak’ta Jandarma Genel Komutanımızı ve Jandarma Genel Komutan Yardımcımızı ziyaret eden Sayın Bakanımız, dün de (29 Ocak) Mozambik Büyükelçimizi kabul etmiştir. Sayın Genelkurmay Başkanımız; ▪️23 Ocak’ta Libya Genelkurmay Başkanı ve beraberindeki heyet ile görüşme gerçekleştirmiş, ▪️24 Ocak’ta Azerbaycan Kara Kuvvetleri Komutanı’nı kabul etmiştir. 23 Ocak’ta resmî davetlisi olarak ülkemizde bulunan Azerbaycan Kara Kuvvetleri Komutanı’nı ağırlayan Sayın Kara Kuvvetleri Komutanımız; ▪️Mevkidaşı ile birlikte askerî iş birliği ve koordinasyonun artırılması kapsamında 24 Ocak’ta Kilis Çıldıroba’daki 6’ncı Kolordu ve Müşterek Özel Görev Kuvvet Komutanlığı ile Şehit Mehmet Hudut Karakolunda incelemelerde bulunmuş, ▪️28 Ocak’ta Japonya Kara Öz Savunma Kuvvetleri Komutanı ve beraberindeki heyeti ağırlamıştır. Millî Savunma Bakan Yardımcımız Musa Heybet ise 23 Ocak’ta, Bakanlığımıza bağlı ASFAT’ın Kazakistan’daki faaliyetlerinin geliştirilmesi amacıyla İstanbul’da Kazakistan Başbakan Yardımcısı, Ulaştırma Bakanı ve Ulaştırma Bakan Yardımcısı ile bir araya gelmiştir. ODAK HAREKÂTI 6 ŞUBAT’A KADAR DEVAM EDECEK Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, hâlihazırda yürüttüğü tüm operasyonları ve görevleri ile eş zamanlı olarak eğitim ve tatbikat faaliyetlerini de aralıksız sürdürmektedir. Bu kapsamda; Birleşik ve müşterek fiilî atışlı tatbikat olarak birliklerin derin kar ve şiddetli soğuklarda muharebe imkân ve kabiliyetlerini denemek ve eğitim seviyelerini geliştirmek amacıyla 20 Ocak’ta Kars’ta başlayan, dost ve müttefik ülke unsurlarının da katıldığı Kış-2025 Tatbikatı başarıyla icra edilmektedir. Söz konusu tatbikatın Seçkin Gözlemci Günü 5 Şubat’ta gerçekleştirilecektir. Almanya’da düzenlenen Dynamic Mirage-2025 NATO Deniz Eğitimi Simülasyon Tatbikatı devam etmektedir. 31 Ocak - 4 Şubat tarihleri arasında; ▪️Arnavutluk Deniz Kuvvetlerine ait BUTRUNTİ ile Fransa Deniz Kuvvetlerine ait CAPRICORNE gemileri tarafından İzmir’e, ▪️Fransa Deniz Kuvvetleri unsuru COMMANDANT BIROT tarafından Antalya’ya liman ziyaretleri yapılması planlanmaktadır. TCG KEMALREİS tarafından ise NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2 görevi kapsamında 6-9 Şubat tarihleri arasında Selanik/Yunanistan’a liman ziyareti gerçekleştirilecektir. Somali Deniz Görev Grubunda yer alan TCG GÖKOVA fırkateynimiz ve TCG ÜTĞM. ARİF EKMEKÇİ akaryakıt gemimiz ile İspanya fırkateyni SANTA MARIA’nın katılımıyla 26 Ocak’ta Hint Okyanusu’nda fiilî eğitimler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, Somali Deniz Görev Grubunda yer alan TCG GEDİZ yerine TCG GİRESUN gemimiz görev alacak, görev değişimi 3-5 Şubat tarihleri arasında yapılacaktır. Doğu Akdeniz’de 22 Ocak’ta başlayan ve komutasını devraldığımız NATO Deniz Muhafızı 2025 yılı 1’inci Odak Harekâtı (FOCOPS 2025/1) 6 Şubat’a kadar devam edecektir. Denizde Durumsal Farkındalık, Denizde Terörizmle Mücadelenin Desteklenmesi ve Denizde Bölgesel Güvenlik Kapasite İnşasına Katkı Sağlanması görevlerinin icra edildiği NATO Deniz Muhafızı Odak Harekâtı’na TCG SALİHREİS fırkateyni, TCG PİRİREİS denizaltımız ve bir deniz karakol uçağımız ile katılım sağlanmaktadır. PİRİREİS denizaltımız, ilk defa NATO faaliyetine iştirak etmektedir. NATO Müttefik Hava Komutanlığınca, Artırılmış Teyakkuz Faaliyetleri bünyesinde yürütülmekte olan Esnek Caydırıcılık Seçenekleri kapsamında, 28 Ocak’ta Romanya hava sahasında icra edilen Entegre Hava ve Füze Savunma Harekâtı faaliyetine 2 adet F-16 uçağımız ile katılım sağlanmıştır. SARP KULELİ GELİŞTİRİLMİŞ ZIRHLI PERSONEL TAŞIYICININ KABUL FAALİYETİ TAMAMLANDI Yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizle Türk Silahlı Kuvvetlerimizin imkân ve kabiliyetlerinin artırılmasına yönelik faaliyetlere de devam edilmektedir. Bu kapsamda Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca, muhtelif miktarda Sarp Kuleli Geliştirilmiş Zırhlı Personel Taşıyıcının muayene ve kabul faaliyeti tamamlanmıştır. ÖĞRENCİ TEMİN FAALİYETLERİ SÜRÜYOR Personel ve askerî öğrenci alım/temin faaliyetlerimiz de planlandığı şekilde devam etmektedir. Millî Savunma Üniversitesi Askerî Öğrenci Aday Belirleme Sınavı (2025-MSÜ) geç başvuruları bugün (30 Ocak 2025) sona erecektir. Dün (29 Ocak) itibarıyla açıklanan; Şubat, Mart ve Nisan 2025 dönemlerinde silahaltına alınacak yedek subay/astsubay adayları ile erlerin sınıflandırma sonuçları e-Devlet kapısından, askerlik şubelerinden ve MSB Mobil uygulamasından öğrenilebilecektir. Sonuç olarak Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ▪️Sınır ötesinden başlayarak hudutlarımızın güvenliğinin sağlanmasına, ▪️Tüm terör örgütleriyle etkin ve kararlı bir şekilde mücadeleye, ▪️Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunmasına, ▪️Uluslararası güvenlik, barış ve istikrarın desteklenmesine, ▪️Geniş ölçekli tatbikatların icrasından yerli ve millî savunma sanayimizin geliştirilmesine kadar üstlendiği tüm görevleri başarıyla yerine getirmeye devam edecektir. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

35,305 görüntüleme • 1 yıl önce

Millî Savunma Bakanlığının faaliyetleri başta olmak üzere gündemdeki konulara ilişkin olarak Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından icra edilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı: SON 1 HAFTADA 53 TERÖRİST ETKİSİZ HÂLE GETİRİLDİ Bakanlığımızın tüm birlik ve kurumları; ülkemizin savunması, halkımızın huzur ve güvenliği için büyük bir şevk ve gayretle çalışmalarına devam etmektedir. Zap’ta kilidi kapatan ve terörle mücadelesini kesintisiz bir şekilde sürdüren Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - Son bir haftada 53, - 1 Ocak’tan bugüne kadar 1.392’si Irak’ın, 1.272’si Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 2 bin 664 teröristi etkisiz hâle getirmiş, - Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde devam eden arama tarama faaliyetleri kapsamında teröristlere ait çok sayıda silah, mühimmat ve teçhizat ele geçirmiştir. Yine, geçtiğimiz hafta içerisinde Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 2 PKK’lı terörist daha Habur’daki Hudut Karakolumuza teslim olmuştur. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ülkemizin ve milletimizin beka ve güvenliği için terörle mücadelesine tek bir terörist kalmayıncaya kadar azim ve kararlılıkla devam edecektir. Bu vesileyle, Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde yaralanan ve tedavi gördüğü Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 2 Aralık’ta şehit olan kahraman silah arkadaşımız Muhabere Uzman Çavuş Eren Kızıldağ’a bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz. SURİYE’DEKİ GELİŞMELERİ YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ Suriye’de; - Muhalif grupların Halep bölgesinde başlattığı faaliyetler ve buna bağlı gelişmeler Suriye’nin birliği ve toprak bütünlüğü ile terörle mücadeleye verdiğimiz önem ve öncelik kapsamında yakından takip edilmekte, - Bölgede istikrarın sürdürülmesine yönelik birliklerimiz tarafından gerekli tüm tedbirler alınmakta, - Sürecin en başından itibaren bölgedeki muhataplarımızla yakın iş birliği ve koordinasyona devam edilmektedir. Yaşanan son gelişmeler ve ortaya çıkan durum; muhalefetin talepleri ve rejimin bunları dikkate almaması nedeniyle uzun süredir çözülemeyen ve Suriye’nin iç dinamiklerinden kaynaklanan sorunlardır. Bu kapsamda; - Suriye’nin kuzeyindeki harekât bölgelerinde yapmış olduğumuz mutabakatlara uyduğumuzu, muhataplarımızdan da uymalarını beklediğimizi, - Suriye’nin toprak bütünlüğünü desteklediğimizi, - Suriye’nin toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve bölgemizin güvenliğine yönelik ağır tehdit oluşturan PKK/YPG terör örgütünün bölgedeki istikrarsızlıktan faydalanmasına izin vermeyeceğimizi ve bölgede varlık gösteren terör örgütleriyle mücadele konusundaki tutumumuzun net olduğunu bir kez daha vurguluyoruz. HUDUTLARDA 177 ŞAHIS YAKALANDI Alınan etkin ve yüksek emniyet tedbirleri ile en üst seviyede güvenliğin tesis edildiği hudutlarımızda; - Son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 9’u terör örgütü mensubu olmak üzere 177 şahıs yakalanmış, 2.251 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. - Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 13.304’e, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 92.730’a yükselmiştir. İHTİYAT TABURUMUZ KOSOVA’YA İNTİKAL ETTİ Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; uluslararası görevler ile dost ve müttefik ülkelerdeki eğitim ve danışmanlık faaliyetlerine başarıyla devam etmektedir. - 28 Kasım’da; Libya’nın barış, istikrar ve güvenliği için atılabilecek adımları ele almak üzere Bakanlığımızda ağırladığımız 5+5 Ortak Askerî Komisyon heyetiyle bir araya gelen Sayın Bakanımız; ardından Singapur Ulusal Güvenlikten Sorumlu Kıdemli Bakanı ile görüşmüş, aynı gün Sayın Cumhurbaşkanımızın Umman Sultanı ile gerçekleştirdiği görüşmeye refakat etmiş, - 29 Kasım’da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanı ile Kültür ve Turizm Bakanımızın da katıldığı Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 50’nci Yılı dolayısıyla Harbiye Askerî Müzesinde düzenlenen serginin açılış törenine katılmış, - 2 Aralık’ta Fas’ın Ankara Büyükelçisini kabul etmiştir. - NATO Kosova Gücü (KFOR) ihtiyat birliği rotasyon planlanması kapsamında, İhtiyat Taburumuz 26-27 Kasım’da Kosova’ya intikal etmiştir. Görevi 1 Aralık’ta İtalya’dan devralan birliğimiz 1 Haziran 2025’e kadar 6 ay süreyle görev yapacaktır. - Türkiye ile Yunanistan arasında Güven Artırıcı Önlemler 2024 Yılı Uygulama Planı kapsamında Yunanistan Taktik Hava Kuvveti Komutanı ve beraberindeki heyet 2-3 Aralık tarihlerinde Eskişehir’deki Muharip Hava Kuvveti Komutanlığımıza ziyaret gerçekleştirmiştir. İSRAİL HAKSIZ VE HUKUKSUZ İŞGALLERİNE DEVAM EDİYOR Her ne kadar gündemimiz Suriye’deki gelişmelere yoğunlaşsa da İsrail; bölgemizin güvenliği ve istikrarını tehdit etmeye, Filistin halkını her türlü insani koşullardan mahrum bırakmaya, Gazze’ye ve Batı Şeria’ya yönelik haksız ve hukuksuz saldırı ve işgallerine devam etmektedir. Bölgede istikrarın, huzurun ve güven ortamının tesisi için acil ve kalıcı ateşkesin Gazze’de de bir an evvel sağlanması gerektiğini bir kez daha vurguluyor, uluslararası toplumu hukuki ve vicdani sorumluluk almaya davet ediyoruz. TSK EĞİTİM VE TATBİKATLARA DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; karada, denizde ve havada eğitim ve tatbikat faaliyetlerini de aralıksız sürdürmektedir. NATO kapsamında; - İtalya’da Adaptive Interaction, - Türkiye, İspanya ve Norveç’te Steadfast Dagger, - Ülkemiz ve Estonya’da Siber Savunma, - İstanbul’da On Guard Bilgisayar Destekli Komuta Yeri tatbikatları devam etmektedir. Somali Deniz Görev Grubumuz, Somali Federal Cumhuriyeti deniz yetki alanlarında araştırma faaliyetine devam eden Oruç Reis araştırma gemimize refakat ve koruma görevini sürdürmektedir. Diğer yandan 3 Aralık’ta Aksaz’da gerçekleştirilen törenle Kanada Deniz Kuvvetlerinden devralınan NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2’nin komutasını 5’inci kez üstlenen Deniz Kuvvetlerimiz, söz konusu görevi 4 Temmuz 2025’e kadar deruhte edecektir. TCG AKÇAKOCA mayın avlama gemimiz NATO Daimî Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2 görevi kapsamında 29 Kasım-1 Aralık tarihleri arasında Suda/Yunanistan’a liman ziyareti yapmıştır. Söz konusu gemimiz tarafından 7-9 Aralık tarihleri arasında Selanik/Yunanistan’a liman ziyareti yapılması planlanmaktadır. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Kuvveti (UNIFIL) görevi kapsamında; - Endonezya Deniz Kuvvetleri unsuru DIPONEGERO gemisi tarafından 16-29 Kasım, - İtalya Deniz Kuvvetlerine ait LUIGI RIZZO tarafından ise 24-28 Kasım tarihleri arasında Mersin’e liman ziyaretleri gerçekleştirilmiştir. NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2 (SNMG-2) görevi kapsamında: 30 Kasım-4 Aralık tarihleri arasında; - Arnavutluk Deniz Kuvvetlerine ait ORIKU tarafından İzmir’e, - Kanada Deniz Kuvvetlerine ait CHARLOTTETOWN tarafından Aksaz’a liman ziyaretleri yapılmıştır. 8-11 Aralık tarihleri arasında ise Arnavutluk Deniz Kuvvetlerine ait ORIKU ile Almanya Deniz Kuvvetleri unsuru PLANET gemileri tarafından İzmir’e liman ziyaretleri gerçekleştirilmesi planlanmaktadır. AFAD Başkanlığının talebi üzerine 23 Kasım’da Beşiktaş/İstanbul’da denize düşen vatandaşlarımızı arama çalışmalarına 2 Arama Timi, Dalgıç-2 Gemisi ve 2 adet su altı arama robotu ile destek sağlanmaktadır. NATO Müttefik Hava Komutanlığınca Artırılmış Teyakkuz Faaliyetleri kapsamında 29 Kasım’da Romanya hava sahasında icra edilen Mukabil Hava Harekâtı faaliyetine 2 adet F-16 uçağımız ile katılım sağlanmış, uçaklarımız Fransa Hava Kuvvetlerine ait tanker uçağından havada yakıt ikmali gerçekleştirmiştir. 4 Aralık’ta NATO Güvence Tedbirleri kapsamında Romanya hava sahasında Havadan İhbar Kontrol uçağımız tarafından uçuş görevi yapılmıştır. Bugün (5 Aralık) Romanya hava sahasında icra edilen Entegre Hava ve Füze Savunma Harekâtı faaliyetine 2 adet F-16 uçağımız ile katılım sağlanmaktadır. T-70 HELİKOPTERİ İLE BARKAN-3 İKA’NIN KABUL FAALİYETLERİ TAMAMLANDI Yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizle Türk Silahlı Kuvvetlerimizin etkinlik ve caydırıcılığının artırılması faaliyetlerine de devam edilmektedir. Bu kapsamda, Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda; - T-70 Genel Maksat Helikopteri ile - İnsansız Kara Aracının (Barkan-3 İKA) muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanmıştır. Ayrıca, 4 Aralık’ta Savunma Sanayi Başkanlığında Sayın Genelkurmay Başkanımız ve Savunma Sanayii Başkanımızın katılımı ile Türk Silahlı Kuvvetlerimizin dijital dönüşümü için büyük önem taşıyan “TSK Bulut Bilişim Sistemi Projesi Sözleşme İmza Töreni” gerçekleştirilmiştir. PERSONEL TEMİN FAALİYETLERİMİZ DEVAM EDİYOR Personel ve askerî öğrenci alım/temin faaliyetlerimiz de planlandığı şekilde devam etmektedir. - 18 Kasım’da başlayan “Millî Savunma Bakanlığı ve Kuvvet Komutanlıklarında İstihdam Edilmek Üzere 2024 Yılı Teknik Sınıflarda Uzman Erbaş Temini” başvuruları ile - 26 Kasım’da başlayan Türk Silahlı Kuvvetlerine “Muvazzaf Astsubay Adayı Temini” ve “Bando Sınıfı Muvazzaf Astsubay Adayı Temini” başvuruları 15 Aralık’a, - 28 Kasım’da başlayan “Millî Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ve Millî Savunma Üniversitesine Sözleşmeli Personel Temini” başvuruları 28 Aralık’a kadar yapılabilecektir. Sonuç olarak Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - Bekamıza yönelen tüm tehdit ve tehlikeleri bertaraf etmeye, - Ülkemizin güvenlik ve huzuru için gece gündüz demeden çalışmaya kararlılıkla devam edecektir. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

41,203 görüntüleme • 1 yıl önce

🌽Mısır ithalatı son 9 ayda 3 milyon ton gerçekleşti. Üstelik gümrüksüz! Şimdi 500 bin ton mısır ithalatı daha gerçekleşecek. Bu resmen vatana ihanettir! Eğer vatansever bir Türk iseniz şu kısa açıklamamı okuyun ve paylaşın lütfen: 🔹Tarım, milli güvenlik meselesidir. Çünkü milleti sağlıklı, kaliteli ve ucuz fiyatla besleyemezseniz hem hastalıklar hem de ekonomik sorunlar yaşanır. Sonunda da devletin bağımsızlığı tehlikeye düşer. 🔹TBMM'nin Sürdürülebilir Tarım Komisyonu için 2020 yılında bir sunum gerçekleştirdim. Bu sunumda Sürdürülebilir Tarım Modeli hakkında bilgi verdim. İsviçre Tarım Üniversitesi'nin geliştirdiği bu bilimsel model Almanya tarafından devlet politikası olarak uygulanmaktadır. Bu sayede çevre, toplum ve ekonomi boyutlarında sürdürülebilir kalkınma sağlanmaktadır. 🔹Ancak bu sunumum iktidar veya muhalefet olsun tüm siyasi partiler tarafından reddedildi! Çünkü bu çalışmalarım için hiçbir ücret istemedim ve kimse için haksız kazanç da yok! Bu proje yalnızca Türk Milletinin refahını sağladığı için reddedildi! Bugün hiçbir siyasi partinin politikaları arasında tarım veya diğer alanlarda bunun gibi bilimsel model, proje, sistem, süreç veya strateji yok. Yönetim bilimlerinin bu kavramları sadece boş laflar olarak halkı kandırmak için kullanılmaktadır. 🔹Türkiye'de tarım ve hayvancılık sektörü kasten yok ediliyor. Çiftçiye maliyetin altında fiyat veriyorlar. Bunu kabul etmeyen çiftçi zarar ediyor ve üretimi terk ediyor. Sonrada "iç talebi karşılamamız lazım" diyerek bu soruna yol açan siyasetçiler gümrüksüz ithalatla haksız kazanç sağlıyorlar. Bunları denetleyen ve yargılayan yok! 🔹Bazı utanmazlar çıkıyor "Kayıt dışı çalışıyorlar ama Afganlar ve Suriyeliler olmasa tarım ve hayvancılık biter ve millet aç kalır." diyorlar. Bu siyasetçiler alenen hukuk kurallarını çiğniyor. Ayrıca, önce halkı cahilleştirip sonra da dini inançlarını istismar ediyorlar. Bu şekilde büyük bir servet kazanıyorlar. 🔹Oysaki bu videoda paylaştığım ileri teknoloji tarım makinası sayesinde çok yüksek verimlilik sağlanabilir. Üniversitelerin bu alanlarda araştırma yapması, devletin bu projelere finansman desteği vermesi, halka arz olan şirketlerin bu şekilde gerçekçi faaliyetler ortaya koyması ve sonunda milletin refahının yükseltilmesi gerekir. Bu gördüğünüz makine milyon dolar değerinde! Sanayi şirketlerimiz bu makineleri üretmelidir. Çiftçilerimiz bu makineleri kullanmalıdır. 🔹Bütün bunlar yerine Türk Milleti nelerle kandırılıyor? SİHA, KAAN, TOGG vb. ürettik diye reklam yapılıyor ama millet Kurtuluş Savaşı döneminden farksız açlık ve sefalete mahkum edilmiş haldedir. Atatürk'ün TBMM'de konuşma yaptırdığı çiftçinin şikayeti üzerine "çiftçinin üretim için kullandığı malları haciz edilemez" şeklindeki yasal düzenleme çoktan çiğnenip geçilmiştir. 🔹Bugün üniversitelerden mezun olanlar yalnızca maaşlı bir işe girmek ya da yurt dışına kaçmak arasına sıkıştırılmıştır. Bu kasten yapıldı! 25 yılda böyle bir toplum yaratıldı. Bu sayede bütün bu gerçekler anlaşılmayacak ve bazı siyasetçiler ve iş dünyasındaki işbirlikçileri zengin olabilecekti. Oysaki Fransa, İsviçre, Hollanda, İsrail, Almanya, Amerika gibi ülkelerin tarım, hayvancılık, sanayi, ticaret vb. alanlardaki başarılarını yalnız milletin menfaatleri için yakalamak istiyorsak onların yaptığı gibi yapmalıyız. Onlar ne yapıyor? Yalnız mühendislik ile yüksek teknolojiye kavuşma çabasında değiller; finans, sürdürülebilirlik ve yönetim bilimleri alanlarında liyakatli yönetim danışmanlarının desteğine başvuruyorlar. Borsalarında bu alanlarda faaliyet gösteren şirketlere finansman desteği sunuyorlar. Bu şirketler gerçekten üretim verimliliği sağladığı için piyasa değerleri yani hisseleri yükseliyor. Türkiye'deki gibi manipülasyonla ve tamamen sanal şekilde değil!!! 🔹Ayrıca, Türkiye'de öne çıkarılan, özendirilen ve gençler için en iyi kariyer fırsatı olarak gösterilen şey nedir? Dijital seks içerikleri üretilen uygulama Onlyfans aracılığıyla ayda 200 bin Dolar kazandığından övgüyle bahsedilen kadınlar sosyal medya yayınlarında öve öve bitirilemiyor. Buna benzer şekilde yanlış bir mantıkla "üniversite okumayın, musluk tamircisi olun ve çok para kazanın" diyenler de var. Bütün bunlar kasten yapılıyor! 🔹Şimdi sizin için hazırladığım bu videodaki genç ve güzel kıza bakın! Onlyfans ile değil, milyon dolarlık makinede mısır hasadını anlatıyor. Ben Türk gençlerini böyle görmek istiyorum. Türkiye'de bunların haber yapılmasını istiyorum. İşletme, ziraat mühendisliği, makine mühendisliği vb. alanlardan mezun olan Atatürkçü gençlerin birleşip yapay zeka destekli böyle makineler üretmesini ve bunun için girişimci olup şirket kurmasını istiyorum. Bu şirketlere finans ve yönetim danışmanlığı sunmak, yatırımcı olmak ve yabancı yatırımcı finansman desteği sağlamak istiyorum. Herkese ve her şeye rağmen bunların başarılmasını istiyorum. 🔹Türk Milletine yüzlerce kez çağrıda bulundum. Gezi Parkı veya Saraçhane protestolarında sokağa dökülmek belki gerekli ama asla ve kesinlikle yeterli değildir! Pikachu paylaşımı her seferinde 50 bin beğeni getirdi. Şimdi benim bu paylaşımım yine 50 beğeni bile almayacak! Erdoğan'ın gitmesi hiçbir şeyi değiştirmeyecek. İmamoğlu'nun hapisten çıkması da öyle!!! Anlamanız gereken tek bir şey var: Bu konu partiler, siyasetçiler ve diğer her şeyin üzerinde Türk Milleti ile ilgilidir! Burada anlattıklarımı bütünsel olarak anlamadığınız ve yalnızca günü kurtarmaya çalıştığınız kişisel menfaatlerinizin peşine düştüğünüz sürece ne Türkiye ne de sizin için "daha iyi" bir gelecek olmayacak. Daha uzun yazmak istemiyorum çünkü 10 yıldır hiçbir faydası olmadı. Türkiye işgal altındadır. Vatan satılıyor. Millet köledir. Daha ötesi var mı? Çözümleri de sundum. Kitabımda, web sitemde, yayınlarımda, konferanslarımda... Lütfen bunları anlayın ve seçimleri beklemeden eyleme geçin.

Dr. İbrahim Can, CPA

21,665 görüntüleme • 1 yıl önce