Загрузка видео...

Не удалось загрузить видео

На главную

Üsküdar geneli 30 bin bağımsız birimi kapsayan DEV KENTSEL DÖNÜŞÜM hamlemize bir örnek de Küçüksu Özevim Sitesi. Yavuztürk, Mehmet Akif Ersoy, Ferah, Küplüce, Güzeltepe, Burhaniye, Ünalan, Bulgurlu, Cumhuriyet, Çengelköy ve adını buraya yazamadığım diğer tüm boğaz ve merkez mahalelerimize sesleniyor, yapacaklarımızla değil, yaptıklarımızla konuşuyorum. 33 mahallemiz için imar ve...

20,930 просмотров • 2 лет назад •via X (Twitter)

Комментарии: 9

Фото профиля ZUBIZERETTA
ZUBIZERETTA2 лет назад

Başkan kendini baya öne çikariyosun ama rakip sağlam bu sefer.Sinem hanım zorlayacak seni,üsküdarda yaşayan nüfus yapısı değişti pandemi ve sonrasinda.Sen kendine yeni iş bak yavaştan.

Фото профиля Yayla Gülay
Yayla Gülay2 лет назад

Tebrikler Başkanım. Başarılar dilerim. Yolunuz açık olsun

Фото профиля Nesrin Güleryüz
Nesrin Güleryüz2 лет назад

Neden şimdi? 5 önce başlansaydı insanlar yeni evlerinde otururdu. Açıklama sadece seçim ... için

Фото профиля fatih36
fatih362 лет назад

Küçükçamlıcadan bir konut gösterin başkanım evet kemal unakıtanlara bir villa yı yikip ikitane villa yaptırdın doğru imarı çözemedin 10 yıldır milleti çürük evlere mahküm ettin

Фото профиля Pembe Bedir
Pembe Bedir2 лет назад

👏👏👏

Фото профиля Bir garip yolcu
Bir garip yolcu2 лет назад

Sayın başkanım biz garibanları unuttunuz sesimizi duyun başkanım lütfen çamaşır makinesi ve erzak ihtiyacım var Bu mübarek gün yardım edin çok borcum harcım var başkanım elimden tutun lütfen ne olursunuz sesimizi duyun 😭😔

Фото профиля mücahit
mücahit2 лет назад

sayın baskan yirmi yıldır belediyedesiniz camiden dolayı gösterdiğiniz yerler yenileniyor bakanlıgın projesi yirmi yıldır siz ne yaptınız onu anlatın küçük Çamlıca Yavuztürk merkez mahalleler külüce kirazlıte ve digerleri

Фото профиля Ndr
Ndr2 лет назад

Çok kötü görünüyor! Ne nefes alacak alan ne de deprem toplanma bölgesi var! Kendiniz yaşar mıydınız burda? Hınca hınca insan dolacak beton binalara… insanların evlerine güneş girmeyecek nedir bu beton askı?

Фото профиля CİHAN YILDIZ
CİHAN YILDIZ2 лет назад

2 gün daha başkansınız Sinem hanım gelip emaneti teslim alacak

Похожие видео

Sn. Cumhurbaşkanımız, YARISI BİZDEN diyerek kentsel dönüşümde bir milat başlattı. Şimdi, Üsküdar için bir müjde de bizden! Tüm Üsküdar'da Kentsel Dönüşüm Artık Çok Daha Kolay! Nasıl mı? YARISI DEVLETTEN YARISI İLAVE YENİ İMARDAN. Anlatalım! 👇 Müjdelerimizin ilki "kentsel dönüşümün ek maliyetini karşılamamız çok zor, ilave 1 kat imar hakkı daha verin, hemen dönüşelim" diyen 13 Merkez Mahallemizle ilgili. Şehrimizin sürdürülebilir yaşam kalitesini de koruyacak bir "artı 1 kat imar formülü" geliştirdik. Coğrafi koşullar ve maliyetlerden dolayı, her binanın altına bağımsız bir otopark yapılamıyor. Yeni imar düzenlememizle, 800 m2 birleşen parseller (2-3 apartman) altları ORTAK OTOPARK olacak şekilde dönüşebilecek. Bu birleşimden dolayı kazanılan 1 kat fazla imar kullanımı ile kentsel dönüşüm çok daha kolay hale gelirken, araç trafiğini de yoğunlaştırmadan, kaldırımlar, sosyal donati alanları ve depreme dayanıklı binaları ile Üsküdar'ın merkezi yenilenmiş olacak. Hayırlı uğurlu olsun! İkinci müjdemiz, Boğaz bölgesindeki 16 mahalllemizdeki çok ortaklı büyük parsellerin bölünmesiyle ilgili. 10 bin metrekareden büyük çok Hisseli parselleri artık belediye olarak hissedarların rızasını aramaksızın belediye olarak bölüyor, küçültüyor, kentsel dönüşüm yasasının aradığı asgari 3/2 mutabakat şartının sağlanmasını kolaylaştırıyor, dönüşümün önündeki son engeli de ortadan kaldırıyoruz. Böylelikle hissedarlar olarak yeni ve küçülmüş parsellerde hiçbir hak kaybına uğramayacak, kentsel dönüşüm sürecine girmek için çok daha az hissedarla anlaşarak bu süreci başlatabileceksiniz. Hayırlı uğurlu olsun! Üçüncü müjdemiz de, özellikle Kısıklı, Bulgurlu, Cumhuriyet ve Ünalan gibi mahallelerimizde dönüşüm bekleyen sitelerimizle ilgili. Bu mahallelerdeki 49 ayrı sitemiz ve bu sitelerin dışındaki, bölgede 1200 m2'yi toplayan herkes , %40'lık bir imar artışını elde ederek kolayca dönüşebilecek. Bu düzenlememiz ile, mevcut yerleşimde yeşilde kalan yapıları da konut alanlarına alabiliyor, dönüşüm sonrasında çok daha fazla yeşil alanı halkımızın kullanımına açmış oluyoruz. Hayırlı uğurlu olsun. Netice itibariyle Üsküdar’ın tamamı YARISI BİZDEN programından ve imar planlarındaki iyileştirmeden yararlanmak suretiyle, bir taraftan depreme dayanıklı konutlara kavuşurken diğer taraftan sosyal donatı alanlarını artırmış, daha yeşil, daha güvenli bir yaşam alanına kavuşmuş oluyor. Ne zaman? Hemen Şimdi! Hayırlı olsun…

Hilmi Türkmen

123,978 просмотров • 3 лет назад

Boğaz mahallelerimizde hızla devam eden büyük kentsel dönüşüm hamlemizi, merkez mahallelerimize de taşıyacak olan yeni imar planımız onaylandı. Daha çok otopark, daha çok sosyal donatı alanı ve “sıfıra yakın maliyet” ile onbinlerce riskli yapının hızla dönüşmesini sağlayacak yeni planımız hayırlı olsun. Gönül isterdi ki, böylesine siyaset üstü, hayati bir konu oy birliği ile meclisten geçebilseydi ama çok istediğiniz bu plan CHP’nin hayır oyuna rağmen yürürlüğe girdi, bunu da bilmenizi isteriz. Şimdi işbirliği zamanı değerli komşularım. Hem Üsküdar’ın geleneksel yapısını, mimari kimliğini koruyacak hem de depreme dayanıklı evlerimize hızla kavuşacak, var olan dönüşüm ivmemizi iyice zirveye taşıyacağız. Üzerine buyük titizlikle çalışıp, kent estetiğini, yaşam konforunu öncelediğimiz bu plan, bitişik nizam, yoğun yerleşim alanı olan her yer için örnek bir model olurken, tabiri caizse Üsküdar modeli ismiyle anılacak. Güzel olan şu ki, 2 günde 500’e yakın başvuru aldık. Bu yoğun talep ne kadar hızlı yol alacağımızı gösteriyor. Sizin için kafanızdaki tüm soruları giderecek bir video da hazırladık. Haydi değerli komşularım; bizim tecrübemiz, devletimizin varolan teşvikleri, yeni ilave imar haklarınız ve sizin gönüllü yaklaşımınızla, kentsel dönüşümde yeni bir ivmelenmeyi hep birlikte ortaya koyabiliriz.

Hilmi Türkmen

35,785 просмотров • 2 лет назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Şırnaklı STK temsilcileriyle de Öğretmenevi’nde istişare toplantısı gerçekleştirdi. Bakan Yardımcısı Şuay Alpay’ın da yer aldığı toplantıda konuşan Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: BUGÜN TABLO ARTIK ÇOK FARKLI “Türkiye Yüzyılı” buluşmaları vesilesiyle güzel Şırnak’ımızı ziyaret etmekten ve yeniden sizlerle birlikte bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Ayrıca sizlerin şahsında buradan tüm Şırnaklı hemşehrilerime, saygılarımı sunuyor, selamlarımı gönderiyorum. Sözlerimin başında Sayın Cumhurbaşkanımızın da selamlarını iletiyorum. Şırnak’ımız; Cudi’den Gabar’a uzanan engin dağlarıyla verimli ovalarıyla tarihî derinliği ve kültürel zenginliğiyle yurdumuzun en müstesna şehirlerinden biridir. Coğrafyasındaki bu ihtişam gibi Şırnak’ımızın kadirşinas insanlarının mertliği misafirperverliği ve vefası da gönüllerimizde özel bir yer tutmaktadır. Ne var ki bu kadim ve güzel şehir yıllarca terörün etkisiyle potansiyelini ortaya koymakta zorlanmış, sahip olduğu imkânlarını kullanamamıştır. Zira terör yalnızca güvenliğe değil maalesef pek çok alana ket vurmuş, Şırnaklı kardeşlerimin hayatını olumsuz etkilemiştir. Bugün ise tablo artık çok ama çok farklıdır. GÜVEN ORTAMI YENİDEN TESİS EDİLDİ Kahraman Mehmetçiğimizin, fedakâr Jandarmamızın, özverili emniyet teşkilatımızın ve yürekli Güvenlik Korucularımızla birlikte en önemlisi çok değerli Şırnaklı kardeşlerimizin ve elbette ki tüm milletimizin kararlı duruşu sayesinde, huzur ve güven ortamı yeniden tesis edilmiştir. Çok şükür terörden uzaklaşıp tehditlerin bertaraf edildiği bir ortama kavuştuk. Artık kalkınma ve refahın ivme kazandığı bir dönemin içerisindeyiz. Nitekim devletimiz tüm kurum ve kuruluşlarıyla bu eşsiz toprakları çatışmalarla değil aksine zengin petrol üretim kabiliyetiyle, yenilenebilir enerji kaynakları ve yatırımlarıyla, modern ulaşım projeleriyle, verimli tarımsal kalkınma hamleleriyle anılır kılmak için var gücüyle çalışmaktadır. Tüm bu alanlarda Şırnak son yıllarda hem merkezi hükümetimizin büyük gayretleri hem de Şırnak Belediyemizin verimli çalışmalarıyla muazzam ilerlemeler kaydetmiş, şehir bölgedeki yatırımların merkez üslerinden biri olmuştur. Yapılan her yeni yatırım, atılan her adım Şırnak’ımızın bugünlerini geliştirirken geleceğine dair umutlarını da yeşertmektedir. Ne mutlu bizlere ki Şırnak artık enerji üretiminde Türkiye’nin gururu tarımda ve seracılıkta bölgesel marka, sporda ve kültürde yükselen bir değerdir. Nitekim; - Cumhuriyet tarihimizin en büyük rezervlerine ev sahipliği yapan petrol kuyularının üretim rekorları kırdığı, - Yapılan yatırımlarla şehrin çehresinin estetik hâle geldiği, - Pek çok sektörde açılan yeni tesislerin yüzlerce kişiye istihdam sağladığı, - Sporcularımızın Türkiye çapında ve uluslararası arenada birbirinden önemli başarılar elde ettiği bu yeni dönem her bir kardeşimin umutlarını güçlendirmektedir. Şehrin her bir köşesinde heyecan ve üretim coşkusu hissedilmektedir. Ben de bugün şehrimizi ziyaret ederken bir yandan güvenliğin tesis edildiği emin bir kent görürken aynı zamanda kalkınmanın, üretimin ve müreffeh yarınlara ilerleyen bir şehrin motivasyonunu yakından ve memnuniyetle müşahede etmenin tarifsiz mutluluğunu yaşıyorum. DEVLETİMİZ BÜYÜK BİR TİTİZLİKLE ÇALIŞMALARINI SÜRDÜRÜYOR Şüphesiz bugünlere umudun hâkim olduğu bu seviyelere kolay gelinmedi. Şehitlerimizin ve gazilerimizin eşsiz kahramanlıkları ve fedakârlıkları, ailelerinin engin dirayet ve metanetleri bölge halkımızın sabrı ve direnci ile ortak gayretlerimiz sayesinde bu huzur ortamına kavuştuk. Bugün terör bitme noktasına getirilmişse, örgüt fesih kararı alarak silahlarını teslim etme aşamasına gelmişse bu toplumumuzun el birliği ile yürüttüğü kararlı mücadele ile mümkün olmuştur. Bin yıllık kardeşliğimizi daha da güçlendirecek “Terörsüz Türkiye” vizyonumuz işte bu güvenli ortamı sürekli kılmaya yönelik hedefimizin en somut yansımasıdır. Bu çerçevede devletimizin tüm ilgili kurum ve kuruluşları sürecin etkin bir şekilde işlemesi için büyük bir titizlikle çalışmalarını sürdürüyor. Gazi Meclisimizin çatısı altında teşekkül eden “Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyon”u da kendi alanında önemli kararlara öncülük etme misyonuyla çalışmalarına başladı. Şurası muhakkaktır ki sürecin başarısı oldukça önemlidir. Zira elde edilecek somut sonuçlar güvenlik, barış ve huzur iklimini pekiştirirken Şırnak’ı ve tüm bölgeyi kalkınmanın ve refahın da en güçlü merkezlerinden biri yapacaktır. Bunun için de PKK ve iltisaklı tüm grupları yapılan çağrı ve fesih kararına uygun derhâl tüm terör faaliyetlerine son vermeli, farklı coğrafyalarda ve isimler altında faaliyet gösteren tüm uzantıları -nerede olduklarından bağımsız olarak- bir an önce koşulsuz ve en hızlı şekilde silahlarını teslim etmelidir. KAYNAKLARIMIZ ARTIK DAHA ÇOK ŞEHİRLERİMİZİN VE İNSANLARIMIZIN HİZMETİNDE OLACAK Özellikle vurgulamak isterim ki terörün ülkemizin ve bölgemizin gündeminden tamamıyla çıkmasıyla kaynaklarımız artık daha çok şehirlerimizin ve insanımızın hizmetinde olacak. Bu çerçevede Şırnak’ı son zamanlarda olduğu gibi bundan sonra daha da güçlü bir şekilde; - Dağlarında ve yaylalarında festivallerin heyecanının yankılandığı, - Sahalarında spor müsabakalarının coşkusunun yaşandığı, - Ova ve bahçelerinde bereketin çoğalıp tarımsal üretimin arttığı, - Çarşılarında ve sınır kapılarında ticaretin canlı ve bereketli şekilde yürütüldüğü, - Enerji projeleriyle üretimin ve istihdamın en üst seviyelere yükseldiği, - Tüm bu katma değer özellikleriyle ülkemize güç kattığı bir şehir olarak anacağız. Yegâne hedefimiz bu gelişim ivmesini kalıcı hâle getirmek, Şırnak’ımızı Türkiye’nin marka şehirlerinden biri yapmak ve her bir Şırnaklı kardeşimin refahını güvenini ve umutlarını daha da güçlendirmektir. Bunun için de devletimizin tüm imkânlarını seferber ediyoruz. Elbette ki tüm bu kazanımların kalıcı hâle gelmesi ve daha da artarak devam etmesi için tüm vatandaşlarımıza ve özellikle de bölge insanımıza düşen en önemli görev tesis edilen güvenlik, barış ve huzur iklimini titizlikle korumak, ona sahip çıkmaktır. Zira barışa ulaşmak emek, huzurun sürekliliği de fedakârlık ister. İnanıyorum ki Şırnak’ımızı ve ülkemizi daha aydınlık yarınlara taşımak için birlik ve kardeşlik ruhuyla kenetlendiğimiz bu süreçte hiçbir engel bize ket vuramayacaktır. Hep birlikte el ele vererek bu kadim toprakları en güçlü şekilde kalkındıracak, çocuklarımıza ve torunlarımıza barış dolu müreffeh bir gelecek bırakacağız. Bu vesileyle şehrimizin kalkınması için gecesini gündüzüne katan başta Sayın Milletvekilimiz, Sayın Valimiz, Şırnak Belediye Başkanımız ile diğer ilçe ve belde belediye Başkanlarımız olmak üzere ilgili kamu kurum ve kuruluşlarımızın seçkin yönetici ve personeline teşekkür ediyorum. Ayrıca bu huzur ikliminin sürekliliği için gayret gösteren ve daima devletinin yanında yer alan tüm Şırnaklı kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Halkımızı bilgilendirmek gibi oldukça hayati bir görevi icra eden siz değerli basın mensuplarına da çalışmalarınızda üstün başarılar diliyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

29,823 просмотров • 11 месяцев назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, 18 Mart Şehitler Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen törende bir konuşma yaparak şunları söyledi: ŞEHİTLERİMİZİ VE GAZİLERİMİZİ RAHMETLE VE MİNNETLE YÂD EDİYORUM "Bu anlamlı gün vesilesiyle sizlerle bir arada bulunmaktan ve özellikle siz kıymetli ailelerimizi Bakanlığımızda ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyduğumu ifade etmek istiyorum. Sözlerimin başında Çanakkale Zaferi’ni bizlere armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman silah arkadaşlarını, vatanımız, milletimiz, istiklal ve istikbalimiz için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi ve cesaret timsali gazilerimizi rahmet, şükran ve minnetle yâd ediyorum. Siz değerli misafirlerimizin şahsında tüm şehitlerimizin ve gazilerimizin fedakâr ailelerine de buradan saygılarımı sunuyor, selamlarımı gönderiyorum. ÇANAKKALE’DEKİ RUH, 15 TEMMUZ’DA BİR KEZ DAHA KENDİNİ GÖSTERDİ Bugün 111’inci yıl dönümünü kutladığımız Çanakkale Zaferi, kahraman ordumuzun vatan savunmasındaki azim ve kararlılığının, asil milletimizin inanç ve bağımsızlık iradesinin bütün dünyaya ilan edildiği bir direniş destanıdır. Dünyanın en güçlü donanmaları ve ordularıyla ülkemizi işgal etmek isteyen müstevliler, karşılarında vatanı uğruna canını vermekten çekinmeyen kahraman Türk milletini ve onun şanlı ordusunu bulmuşlardır. Anadolu’nun ve gönül coğrafyamızın dört bir yanından gelen Mehmetçiklerimiz, Çanakkale’de sergiledikleri kahramanlıklarla asil milletimizin yüksek karakterini ve tarih boyunca taşıdığı bağımsızlık ruhunu bütün dünyaya göstermiştir. Kahramanlarımızın sevdiklerini, gençliklerini ve hayallerini hiç tereddüt etmeden vatan uğruna fedâ etmesi, cesaretin ve fedakârlığın en yüce örneklerinden biri olarak tarihimizdeki müstesna yerini almıştır. İstiklal Marşı'mızın şairi Mehmet Âkif Ersoy’un 'Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın' dizelerinde ebedîleştirdiği her bir şehidimiz, bağımsızlığımızın birlik ve beraberliğimizin en büyük timsalidir. Bugün, bizler de şehitlerimizin bıraktığı eşsiz mirası yani bu aziz vatanı koruma sorumluluğunu omuzlarımızda taşıyoruz. Şanlı ecdadımızın Çanakkale’de ortaya koymuş olduğu mücadele ruhu; ilk önce İstiklal Harbi’mizde vücut bulmuş, daha sonra da Kıbrıs’ta terörle mücadelede ve 15 Temmuz’da kendisini bir kez daha göstermiştir. Bu asil ruh şanlı milletimizin karakterinde ebediyen varlığını sürdürecek, ülkemize yönelebilecek tüm tehditler Çanakkale’den bugüne kadar olduğu gibi sarsılmaz bir direnişin pençesinde eriyecektir. GEREKLİ TÜM TEDBİRLERİ ALIYORUZ Her fırsatta ifade ettiğimiz gibi yakın coğrafyamız başta olmak üzere dünya genelinde birbiri ardına gerginlikler ve krizler çoğalıyor, bunun sonucunda risk ve tehditler de giderek artıyor. Bugün geldiğimiz noktada artık bu risklerin bir ihtimal olmaktan çıkarak fiilî çatışmalara dönüştüğünü, uluslararası hukukun çoğu zaman yok sayıldığını yakından takip ediyoruz. Önceleri vekil unsurlar üzerinden yürütülen mücadelelerin artık doğrudan devletlerin birbirini hedef aldığı daha geniş ölçekli bir rekabete dönüştüğü bir çatışma ortamını yaşıyoruz. İsrail’in önce Gazze’ye ardından Lübnan’a ve İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan kaos ortamı şimdi de ABD ve İsrail’in birlikte İran’a saldırmalarıyla ve İran’ın bölge ülkelerini hedef almasıyla daha da tehlikeli bir hâl almıştır. Türkiye olarak bölgemizde büyük bir kaos ve istikrarsızlığa sebep olan bu gelişmeyi millî bekamız ile ülkemizin menfaatleri doğrultusunda dikkatle analiz ediyoruz. Bu kapsamda çatışmaların son bulması için yoğun diplomatik çabalarımıza devam ederken askerî olarak da hiçbir ihtimali göz ardı etmeden gerekli tüm tedbirleri de alıyoruz. Son gelişmelere göre de karada, denizde, havada, sınır hattında ve siber alanlarda tedbirlerimizi artırdık. TSK, ÜSTLENDİĞİ TÜM GÖREVLERİ BAŞARIYLA YERİNE GETİRİYOR Kıymetli silah ve mesai arkadaşlarım; yakın coğrafyamızda yaşanan istikrarsızlıklar, ordumuzun imkân ve kabiliyetlerini sürekli geliştirmenin ve caydırıcı bir askerî gücü muhafaza etmenin ne denli hayati olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Bu çerçevede Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; vatanımızın ve milletimizin güvenliğini sağlamak, ülkemizin hak ve menfaatlerini kararlılıkla korumak için tüm alanlarda üstlendiği görevleri başarıyla yerine getirmektedir. Şüphesiz yaşananlar, bizlere yalnızca güvenlik bakımından değil; askerî düşünce, kapsamlı planlama ve stratejik hazırlık açısından da önemli dersler sunmaktadır. Bu noktada Millî Savunma Bakanlığımız, Genelkurmay Başkanlığımız ve Kuvvet Komutanlıkları karargâhlarımız büyük bir sorumluluk üstlenmektedirler. Unutulmamalıdır ki güçlü ordular yalnızca cephede değil, karargâhlarda üretilen stratejik akıl, sağlam planlama ve yüksek sorumluluk bilinciyle vardır. Bu yüzden çok boyutlu değerlendirme yeteneğiyle her türlü senaryoya karşı sahadaki birliklerimizi en iyi şekilde desteklemek, bugünün güvenlik ortamında en önemli görevlerimizden biridir. Sizlerin bu bilinçle görevlerinizi en iyi şekilde yerine getirdiğinizi müşahede ediyor, bundan sonra da aynı anlayışla çalışmalarınızı sürdüreceğinize yürekten inanıyorum. İÇ CEHPEMİZİ GÜÇLÜ TUTMAK DA HAYATİ ÖNEMDEDİR İçinde bulunduğumuz kritik süreçte güçlü bir savunma kapasitesine sahip olmanın yanı sıra iç cephemizi güçlü tutmak ve yerli-millî savunma sanayimizi daha ileri seviyelere taşımak da bir o kadar hayati öneme haizdir. Bu çerçevede yerli ve millî imkânlarla geliştirdiğimiz savunma sanayimiz, yüksek teknoloji ürünü sistemlerle ordumuzun gücüne güç katmakta, ülkemizin stratejik bağımsızlığını pekiştirmektedir. Bu alanda daha çok başaracağımız şeylerin olduğunun bilinciyle çalışmalarımıza artan bir şevk ve gayretle devam ediyoruz. Tüm bu gayretlerimizin temelinde ülkemizin hak ve çıkarlarını her koşulda koruma azmimiz ile aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize duyduğumuz derin vefa bulunmaktadır. Onların bize bıraktığı kutsal emanet, aynı zamanda geleceğe dair sorumluluklarımızın da en güçlü hatırlatıcısıdır. TERÖRSÜZ TÜRKİYE, GÜVENLİK VE HUZURUN KALICI HÂLE GELMESİDİR Nitekim devletimizin Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde ortaya koyduğu 'Terörsüz Türkiye' hedefi de bu çalışmalarımızın önemli bir ayağını teşkil etmektedir. Bu tarihî süreç, güvenlik ve huzurun kalıcı hâle gelmesi kadar ▪️ Kardeşliğimizin ebedî kılınması, ▪️ Çocuklarımızın, terörün gölgesinden uzak bir ülkede büyümesi, ▪️ Ülkemizin daha fazla gelişmesi ve kalkınması ▪️ Ve tüm vatandaşlarımızın refah payının artması anlamına da gelmektedir. Bu konuda devletimizin duruşu açıktır ve herhangi bir tereddüt söz konusu değildir. Şüphesiz bugün, güven ve huzur içinde yaşayabiliyorsak ve bu tarihî süreci yürütebiliyorsak bu, en başta şehit ve gazilerimizin emsalsiz fedakârlıkları sayesindedir. ŞEHİTLERİMİZ VE GAZİLERİMİZ BU MİLLETİN ONURUDUR Özellikle belirtmek isterim ki bu süreçte atılacak hiçbir adım, şehitlerimizin aziz hatırasına asla leke düşürmeyecek, gazilerimizin onuruna, asaletine ve verdikleri emeklere zarar vermeyecektir. Şehitlerimiz ve gazilerimiz, bu milletin onurudur; siz kıymetli ailelerimiz de bu onurun yaşayan emanetlerisiniz. Öyle ki sizler, tarifsiz acılarınızı yüreğinizde taşımanıza rağmen vakur duruşunuzdan asla taviz vermediniz. Sabrın, metanetin ve asaletin, ne demek olduğunu bir kez daha gösterdiniz. Dolayısıyla sizler başımızın tacısınız ve ne yaparsak yapalım fedakârlıklarınızın karşılığının olmadığının da bilincindeyiz. Haklarınızı asla ödeyemesek de başta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız olmak üzere tüm kurumlarımızla sizlerin hayatını kolaylaştırmak ve her türlü ihtiyacınızda yanınızda olmak için büyük bir gayret gösteriyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da tüm imkânlarımızla her zaman yanınızda durmaya devam edeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ederken tedavisi devam eden gazilerimize de acil şifalar diliyorum. Gazilerimize şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca; şehitlerimizin aziz hatırasına sahip çıkmak, gazilerimizin fedakârlıklarına layıkıyla karşılık verebilmek ve kıymetli ailelerinin, her daim yanlarında olmak için büyük bir özveriyle görev yapan Şehit ve Gazi İşleri Daire Başkanlığımıza, aynı şekilde başta Millî Savunma Bakanlığı Armoni Mızıkamız ve kıymetli solistlerimiz olmak üzere Kültür ve Sanat Daire Başkanlığımıza ve etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Değerli ailelerimiz ve kıymetli arkadaşlarım, mübarek Ramazan Bayramınızı da şimdiden kutluyor; sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyor ve hayırlı iftarlar diliyorum. Kalın sağlıcakla." #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

143,794 просмотров • 4 месяцев назад

Tam 15 yıl önce, yine bir pazar günü, tam da bu saatlerde.. 💫 Metroda şarkı söyleyen bir grup üniversiteli genç, bir anda Türkiye'nin gündemine oturdu! 🤗 Boğaziçi Caz Korosu (henüz o zamanki adımızla, BÜMK Caz Korosu) ile Avusturya'daki Dünya Koro Şampiyonasına katılmaya hak kazanmışız, çok heyecanlıyız! Fakat ne paramız var ne de bir sponsorumuz.. Az önce baktım, altı ayda 30'dan fazla konser yapmışız.. Her konser çıkışı oturur, bu işin içinden nasıl çıkacağız diye konuşurduk. Bu konuşmaların birinde bir video fikri çıktı. Bir cumartesi, Kadıköy Evlendirme Dairesinden başlayarak gün boyu İstanbul'un her yerinde şarkı söyledik. Metro da bunlardan biriydi.. Ertesi gün yine bir konser çıkışı, bilgisayarımı açtığımda önüme çıkan şeye nasıl şaşırdığımı dün gibi hatırlıyorum.. Videoyu çeken Deniz ve arkadaşı Zeynep, bizden habersiz, bir performansı çoktan paylaşmışlar bile! 😲 Aynı gün içinde 20 bin, 50 bin, 100 bin derken, video bir anda milyonlara ulaştı. O dönemde sosyal medya böyle değil, viral videolar yeni yeni konuşuluyor. Birkaç dakikalık bir koro performansının bu kadar yayılacağını biz dahil kimse beklemiyordu. Ama videodaki samimiyet, heyecan, neşe, yani "sahicilik", bugün hala bu kadar çok paylaşılıyor olmasının da en büyük sebebi. ❤️ İki hafta boyunca, tüm ana haber bültenleri, ülkenin en çok izlenen TV şovları, canlı yayınlar, gazete, dergi röportajları.. Üniversite bünyesinden ayrılma ve bağımsız bir topluluk olarak devam etme süreci de tam o günlerde yaşanıyor. Bir yandan beklenmedik bir görünürlük ve ilgi, diğer yandan şampiyonaya bir ay kala prova yapacak yerimiz bile yok.. O sancılı sürecin sonunda sponsorumuzu bulduk ve bir ay boyunca Galata Derneğinde geceli gündüzlü çalıştıktan sonra Avusturya'ya gidebildik ve ülkemize iki dalda Dünya Şampiyonluğunu getirdik. Yaşadığımız gururu, hisleri tarif etmem imkansız.. ✨ Bu süreçte Türkiye'deki koro algısı da müthiş bir değişime uğradı. O yıllarda yalnızca belirli bir gruba hitap eden koro müziği, çok daha geniş kitlelere ulaşmaya başladı ve böylece Türkiye'de yepyeni bir sayfa açılmış oldu. Elbette bu dönüşüm bir grup insan ve tek bir videoyla olmadı. Gerek bizden önceki çok değerli hocalarımızın, gerekse sonraki yıllarda onlarca şef, binlerce korist ve sayısız kurumun emeğiyle sürdürüldü. Ama bu süreç ve sonrasındaki adanmışlık ve sıkı çalışma, şüphesiz bu dönüşümde en büyük paya sahip. 🙏🏻 Videonun ardından elbette çok şey söylendi, 15 yıl boyunca olacağı gibi.. 😊 Ama her türlü imkansızlığa, sistematik dışlama ve engellemeye rağmen, 3 kıta ve 13 ülkede ülkemizi en üst düzey platformlarda başarıyla temsil edip, bugün hala uluslararası alanda Türkiye'den kazanılan en üst düzey başarılara sahip olmanın, Türkiye'nin neredeyse tamamından ve onlarca farklı ülkeden, her yaştan beş bine yakın müziksevere, amatör koro şarkıcısına ev sahipliği yapmış olmanın, ilk günden itibaren, her türlü konuda öncülük (bazıları önce alay edilip ardından 'bire bir' taklit edilen) etmiş ve öncü projeler gerçekleştirebilmiş olmanın, sesini çıkarmaktan asla çekinmeden, halkın içinde, halkla birlikte olmayı seçip, gerçek anlamda milyonlarca kişinin sesi olabilmenin, özetle, bu ülkede koro müziği algısını değiştiren, halka koroyu tanıtan, sevdiren ve tüm bunları yaparken niteliğinden bir an bile ödün vermemiş bir topluluk olmanın, ve dahası, her türlü çabaya rağmen, Türkiye'de hala koro denince tartışmasız akla ilk gelen topluluk olabilmenin büyük gururunu yaşıyoruz. ✨ Yıllar boyu, bu korodan yetişenlerin kurduğu ya da bizden aldıkları ilhamla kurulan Türkiye'nin dört bir yanındaki, hatta yurt dışındaki koroları (Fransa'da bir koro dahil) gördükçe hissettiklerim ise çok daha farklı.. 💫 Özetle, üniversite yıllarından bugüne bu hikayenin bir parçası olmuş, emek vermiş herkese ve Yücel Kültür Vakfı başta olmak üzere bu yolculukta bizlere destek olan tüm kurumlara bir kez daha, teker teker ve sonsuz teşekkürlerimle, "iyi ki"... ❤️ Bu günler aslında koroyla ilgili bir büyük dönüm noktasının daha yıl dönümü, onu da başka zaman anlatırım artık. ☺️ Son olarak, hepimizin çok iyi bildiği o söz var ya, bu vesileyle bir kez de ben söylemiş olayım: "Güneş balçıkla sıvanmaz." ☀️ Sevgilerimle, Masis YouTube'da izlemek için: #metrodaminikonser #bogazicicazkorosu

Masis Aram Gözbek

44,245 просмотров • 1 месяц назад

"19 Eylül Gaziler Günü" dolayısıyla Millî Savunma Bakanlığında düzenlenen törende bir konuşma yapan Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, şunları söyledi: GAZİLERİMİZE MİNNET DUYGULARIMIZI İFADE EDİYORUZ "Gaziler Günü vesilesiyle sizlerle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyor ve bu anlamlı günü idrak etmenin gururunu paylaşıyorum. Şehit ve gazilerimiz, asil milletimizin kahramanlığının sembolüdür. Bugün, onlara istiklal ve istikbalimiz uğruna sergiledikleri cesaret ve fedakârlık için bir kez daha minnet duygularımızı ifade ediyoruz. Aynı zamanda bugün, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e, 'Gazi'lik ünvanı ve 'Mareşal' rütbesi verilişinin 104’üncü yıl dönümüdür. Millî Mücadele’mizin Başkomutanı olarak Atatürk; sergilediği liderlik, üstlendiği inisiyatif ve ortaya koyduğu dâhiyane taktik ve strateji ile Büyük Zaferi’mize giden yolu açmıştır. Bu vesileyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü de saygı ve şükranla yâd ediyorum. VATAN AŞKIYLA GÖĞSÜNÜZÜ SİPER ETTİNİZ Şehitlik ve gazilik mertebesine ulaşmış her bir yiğidimiz, milletimizin gönlünde şeref tahtında oturmaktadır. Onların yazdıkları kahramanlık destanları, bizlere ilham kaynağı olurken gelecek kuşaklara da aktarılacak en kıymetli mirasımızdır. Bu vesileyle bir kez daha vurgulamak isterim ki bugün başımız dik ve özgür olarak yaşıyorsak şüphesiz bunu kahraman şehit ve gazilerimize borçluyuz. Başımızın tacı değerli Gazilerimiz; sizler bu milletin gerçek kahramanlarısınız. Şanlı tarihimizde karşılaştığımız her zorlukta, Çanakkale’de, Millî Mücadele’de, Kıbrıs Harekâtı’nda, terörle mücadelede ve 15 Temmuz’da millî ve manevi değerlerimiz uğruna vatan aşkıyla göğsünüzü siper ettiniz. Sizler, korkusuz duruşunuzla millî birlik ve bütünlüğümüzü sağlayan kutlu bir silsilenin halkasını oluşturuyorsunuz. Her biriniz, çelikten bir irade ve imanla üstünüze düşen sorumluluğun gereğini başarıyla yaptınız ve milletimizin yüz akı olarak tarih yazdınız. Şu bir gerçek ki bedenlerinin bir parçasını kutsal vatan topraklarımıza emanet eden her bir gazimiz, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilelebet payidar olacağının teminatıdır. Sarsılmaz bağlılık ve emsalsiz bir fedakârlıkla verdiğiniz mücadele bağımsızlık meşalemizi daima canlı tutmakta, yolumuzu aydınlatmakta ve gelecek nesillerimize de yol göstermektedir. Kahramanlık ve fedakârlıklarınız, hiçbir zaman unutulmayacak, asil milletimizin vefa dolu gönlünde sonsuza dek yaşayacaktır. AZERBAYCAN’DAN GELEN GAZİLERİMİZ DE ARAMIZDA Sizler vatan ve millet için verilen kutsal mücadelenin sessiz kahramanlarısınız. Her biriniz sabrın, sevginin ve fedakârlığın en güzel sembolüsünüz. Gösterdiğiniz vakur duruş, birlik ve beraberliğimizi çok daha güçlü kılmaktadır. Sizler başımızın tacısınız. Ne yaparsak yapalım, fedakârlıklarınızın karşılığının olmadığının bilincindeyiz. Şundan emin olun ki devletimizin tüm kurumları el birliğiyle gazilerimiz ile şehit ve gazilerimizin siz değerli ailelerinin yanında olmaya devam edecektir. Bu arada aramızda can gardaşımız Azerbaycan’dan gelen kahraman gazilerimiz ile gazilerimizin aileleri de bulunmakta. Azmin, inancın, cesaretin temsilcisi ve Azerbaycan’ın gururu olan değerli gazilerimize ve ailelerine hoş geldiniz diyorum. ULUSLARARASI GÜVENLİK MİMARİSİNİN VAZGEÇİLMEZ BİR ÜYESİ DURUMUNDAYIZ Tüm dünya, güvenlik mimarisinin temellerini derinden sarsan jeopolitik gelişmelerin yaşandığı bir dönemden geçmektedir. Kurallara dayalı uluslararası düzenin zayıfladığı, güç ve nüfuz mücadelelerinin arttığı, bölgemizin ise âdeta ateş çemberine döndüğü bu süreçte Türkiye; kararlı, ilkeli ve çok boyutlu bir diplomasi ile yol almaktadır. Bir yandan sınırlarımızın güvenliği ve milletimizin huzuru için askerî caydırıcılığımızı artırırken diğer yandan bölgesel ve küresel meselelerin çözümünde yapıcı ve barıştan yana tutumumuzla müzakere masalarının ve uluslararası güvenlik mimarisinin vazgeçilmez bir üyesi durumundayız. Balkanlardan Kafkasya’ya, Karadeniz’den Orta Doğu ve Afrika’ya kadar geniş bir coğrafyada sürdürdüğümüz etkin politikalar ile kahraman ordumuzun pek çok dost ve kardeş ülkede, güvenlik ve barışın tesisine yönelik icra ettiği görevler, ülkemizin güvenlik mimarisinin başat aktörlerinden biri olmasını sağlamaktadır. Her geçen gün büyüyen ülkemizin ulaştığı bu seviyeyi korumak, uluslararası etkinliğimizi daha da artırmak, asil milletimizin huzur ve güvenliğini sağlamak için kahraman ordumuzun da daima güçlü ve etkin olması gerekmektedir. Bu bilinçle Türk Silahlı Kuvvetlerimizin üstün niteliklerini geliştirmek amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kahraman personelimizin en az riskle ve en yüksek motivasyonla görev yapabilmesi için harp silah, araç ve gereçlerindeki teknolojik yenilikleri vakit kaybetmeksizin Silahlı Kuvvetlerimizin kullanımına sunuyoruz. Böylelikle hudutlarımızın güvenliğinin sağlanmasından terörle mücadeleye, Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin kararlılıkla korunmasından uluslararası barış ve istikrara katkı sunmaya kadar İstiklal Harbi’mizden bu yana, en yoğun ve en etkili faaliyetlerimizi icra ediyoruz. PKK VE TÜM İLTİSAKLI GRUPLAR DERHÂL TÜM TERÖR FAALİYETLERİNE SON VERMELİ Özellikle yakın çevremizde cereyan eden jeopolitik gerginliklerin tüm bölgemizi tehdit ettiği bir süreçte, birlik ve beraberliğimizi güçlendirmek ve iç cephemizi tahkim etmek maksadıyla yeni bir dönemin kapısını aralamış bulunuyoruz. Bugün 40 yılı aşkın süredir ülkemizin huzurunu ve güvenliğini tehdit eden terör belasından kurtulmak, milletimizin önüne konulan engelleri ortadan kaldırmak ve evlatlarımızın geleceğini teminat altına almak için 'Terörsüz Türkiye' hedefine doğru kararlı bir yürüyüş içindeyiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen bu tarihî süreç, kardeşliğimizi pekiştirme, milletimizi güvenli ve müreffeh dolu yarınlara ulaştırma kararlılığının da en açık göstergesidir. Bunun için de PKK ve iltisaklı tüm gruplar, yapılan çağrı ve alınan fesih kararı kapsamında derhâl tüm terör faaliyetlerine son vermeli; başta Suriye olmak üzere farklı coğrafyalarda ve isimler altında faaliyet gösteren tüm uzantıları bir an önce ve koşulsuz şekilde silahlarını teslim etmelidir. Başta PKK/YPG/SDG olmak üzere hiçbir terör örgütünün bölgede kök salmasına, farklı adlar altında faaliyet yürütmesine asla izin vermeyeceğiz. BU YOLDA HİÇBİR TAVİZ VE PAZARLIK YOKTUR VE OLMAYACAKTIR Şu hususu özellikle belirtmek isterim ki bu süreçte atılacak tüm adımlar, şehitlerimizin aziz hatırasına asla leke düşürmeyecek; gazilerimizin onuruna, asaletine ve verdikleri emeklere de zarar vermeyecektir. Şundan gönül rahatlığıyla emin olunuz ki bu yolda hiçbir taviz ve pazarlık yoktur, olmamıştır ve olmayacaktır. Milletimizin birliğini, kardeşliğini ve güvenliğini zedeleyecek hiçbir adım atılmamıştır, bundan sonra da atılmayacaktır. Türkiye, asırlara uzanan derin ve köklü devlet aklı ve millî tarih şuurundan ilham alarak en kapsamlı planlamayla süreci yönetmektedir. Yegâne amacımız; artık evlatlarımızı yitirmediğimiz, kanın ve gözyaşının sona erdiği, çocuklarımızın sadece barış ve kardeşlik ortamında büyüdüğü bir geleceği inşa etmektir. Bu tarihî yolculukta aziz şehitlerimizin büyük mirasını yaşatmak, siz gazilerimize minnettarlığımızı ifade etmek ve çok kıymetli ailelerini her zaman baş tacı etmek en temel görevimizdir. Çok iyi biliyoruz ki şehit ve gazilerimizin kahramanlığı ve fedakârlığı olmasaydı, terör bitme noktasına gelmeyecek ve bugünkü sürece ilişkin kararlılık ortaya çıkmayacaktı. Bu yüzden en büyük ilham kaynağımız olan şehit ve gazilerimizin bu destansı mücadeleleri hiçbir zaman unutulmayacaktır. Bir asır önce İstiklal Harbi’mizi zafere ulaştırmak için en zor şartlar altında, gece gündüz demeden çalışan Bakanlığımız ve Genelkurmay karargâhımız, bugün de ülkemizin ulaştığı bu seviyeyi daha yukarılara taşımak için büyük bir şevk ve motivasyonla çalışmalarını sürdürmektedir. Millî Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri olarak ülkemizin her alanda elde ettiği başarıların korunması ve daha yüksek seviyelere çıkarılması için 'Türkiye Yüzyılı' hedeflerimiz doğrultusunda artan bir şevk ve gayretle faaliyetlerimizi icra etmeye devam edeceğiz. Bu konuda kahraman silah ve mesai arkadaşlarımın sahip olduğu yüksek nitelikleri, çalışma azmi, kararlılığı ve mesai mefhumu bilmeyen gayreti; en büyük dayanak noktamızdır. Bu vesileyle Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. ▪️Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi, rahmet ve minnetle yâd ederken, tedavisi devam eden gazilerimize acil şifalar diliyor, ▪️Gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Bu duygu ve düşüncelerle gerek törenin düzenlenmesinde gerekse sahne gösterisinin icrasında başta Millî Savunma Bakanlığı Armoni Mızıkamız, Mehteran Birliğimiz ve kıymetli solistlerimiz olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyor; Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla." #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

22,465 просмотров • 10 месяцев назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ve Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy; Bayburt Merkez Spor Salonu’nun açılışını gerçekleştirdi. Bakan Yaşar Güler, törende yaptığı konuşmada şunları söyledi: BAYBURT, YATIRIM VE KALKINMADA BÜYÜK GELİŞMELERE EV SAHİPLİĞİ YAPTI "Baba ocağım, yiğitler diyarı Bayburt’umuzda bu güzide açılış vesilesiyle bulunmaktan ve siz değerli hemşehrilerimle bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Her geçen gün gelişen Bayburt’umuzun marka yüzlerinden biri olacak bu spor merkezinin siz kıymetli hemşehrilerime, şehrimize ve ülkemize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Köklü geçmişi millî ve manevi değerlerine olan bağlılığı vatan sevgisi ve fedakârlığıyla gönlümüzde müstesna bir yere sahip olan Bayburt’umuz, Türkiye’nin en özel şehirlerinden biridir. Şehrimiz, bu güzide yönleriyle Anadolu’nun ruhunu temsil eden birlik ve kardeşliğimizin çimentosudur. Bu özelliklerinin yanı sıra Bayburt’umuz, son yıllarda ülkemizin her bölgesinde olduğu gibi yatırım ve kalkınmada da büyük gelişmelere ev sahipliği yapmıştır. Öyle ki ülkemiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği ve vizyonuyla her alanda büyük bir atılım gerçekleştirirken, şehrimiz de bu kalkınma sürecinde eğitimden kültüre ulaştırmadan spora kadar pek çok alanda ciddi yatırımlara kavuşmuştur. Mevcut ihtiyaçların tamamlanması eksiklerin giderilmesi ve Bayburt’umuzun hak ettiği konuma ulaşması için artan bir şekilde çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu kapsamda bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz ve 15 bin metrekarelik bir alana inşa edilen spor merkezimiz de bu çabalarımızın açık bir tezahürüdür. Modern teknolojiye dayalı spor kompleksimiz, 4 bin kişilik seyirci kapasitesi FIBA onaylı basketbol ve voleybol sahaları koşu salonları ve bireysel spor alanları ile başta gençlerimiz olmak üzere Bayburt’umuza ve elbette buraya gelecek tüm sporcularımıza en iyi imkânları sunacak bir merkez olacaktır. Bayburt’umuz; bu önemli yatırımla artık sadece sporcular yetiştiren bir şehir değil, aynı zamanda sporun kalbinin attığı bir merkez hâline geliyor. BAYBURT’TA 12 BİN CİVARINDA LİSANSLI SPORCU VAR Bayburt’umuzun böylesine önemli bir yatırımı almasında şehrin ihtiyacı kadar elbette ki sporcularımızın son yıllarda ulusal ve uluslararası turnuvalarda boy göstermesi ve elde ettiği başarıların da önemli bir etken olduğunu ifade etmek isterim. Bugün 12 bin civarında lisanslı sporcusuyla Bayburt, bu alanda yükselen bir etki ortaya koyuyor. Öyle ki Bayburtlu sporcularımızın sadece son bir yılda elde ettiği; ▪️Bowlingde, Türkiye şampiyonlukları; judoda, dünya ikinciliği, boks ve atletizmdeki şampiyonluklar, Ünilig şampiyonalarında elde edilen madalyalar voleybolda final gruplarında boy gösterme gibi çeşitli başarılar gençlerimizin sportif yeteneklerini gözler önüne seriyor. Paris’te rakibini nakavt ederek Dünya Boks Şampiyonu olan Elif Nur Turhan’dan Wushu Kung-fu Sanda kategorisi Gençlerde Balkan Şampiyonu olan Bedirhan Akburak’a kadar pek çok sporcumuz şehrimizin adını uluslararası arenada gururla duyuruyor. Keza cirit sporunu yaşatan sayılı şehirlerimizden biri olan Bayburt’umuzu temsil eden Bayburt Atlı Spor Kulübümüz, Sivas’ta şampiyonluğa ulaştı. Sportif başarılarıyla birlikte şehrimizin önemli organizasyonlara da ev sahipliği yapan bir merkez olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini memnuniyetle takip ediyoruz. Bu çerçevede Üniversitelerarası Boks Türkiye Şampiyonası, Üniversiteler Arası İlk Rafting Şampiyonası, Türkiye Boks Şampiyonası gibi etkinlikler Bayburt’umuzun organizasyon kabiliyetini ortaya koymuştur. Özellikle belirtmeliyim ki Bayburt Üniversitemizin de spor alanındaki girişimleri, kurduğu spor kulüpleri ve sporculara sunduğu destekler genç yeteneklerin keşfedilmesi ve şehrimizin sportif faaliyetlere ev sahipliği yapması bakımından hayati önemdedir. Aynı şekilde Gençlik ve Spor İl Müdürlüğümüz de yürüttüğü özverili çalışmalarla pek çok branşta evlatlarımızın sporla buluşmasını ve kendilerini geliştirmesine imkân sağlıyor. Elbette ki spora ilginin artması başarılı sporcularımızın yetişmesi ve şehrimizde düzenlenen organizasyonların daha da çeşitlenmesi amacıyla sportif yatırımların devam etmesi bir gerekliliktir. Bu çerçevede, Bayburt’umuzda şu ana kadar Gençlik ve Spor Bakanlığımızın değerli çalışmalarıyla spor salonlarından cirit alanına, tenis kortlarından yüzme havuzu ve futbol sahasına kadar yapılan yatırımlara bugün bir yenisini daha eklemenin haklı gururunu yaşıyoruz. İnanıyorum ki bu spor merkezi; ▪️Bir yandan gençlerimizin yeteneklerini geliştirebilecekleri bir cazibe merkezi olurken, ▪️Aynı zamanda pek çok müsabaka ve turnuvaya ev sahipliği yapacak, ▪️Böylelikle Bayburt’umuzun ulusal ve uluslararası turnuvalarda elde edeceği başarılara daha güçlü katkılar sağlayacaktır. Şu bir gerçek ki Bayburt’un gelişimi için atılan adımlardan biri olan bu tesis, aslında eser ve hizmet anlayışımızın yansımalarından sadece biridir. Zira güçlü bir Türkiye, güçlü şehirlerle mümkündür. Bayburt da bu yürüyüşte kendi potansiyelini en iyi şekilde ortaya koyma azim ve kararlılığındadır. Bizler de 'Türkiye Yüzyılı' hedefiyle başladığımız Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında Bayburt’umuzun her alanda daha güçlü bir şehir olması için el birliğiyle çalışmaya devam edeceğiz. TERÖRSÜZ TÜRKİYE, ÖNEMLİ KİLOMETRE TAŞLARINDAN BİRİ OLACAK Şüphesiz bu kutlu hedefe yürürken 'Terörsüz bir Türkiye' de önemli kilometre taşlarından biri olacaktır. Yıllardır enerjimizi ve kaynaklarımızı tüketen terör belasını bitirerek şehirlerimizi kalkındırmak, ülkemizi huzura ve refaha taşımak ve çok daha güçlü bir Türkiye’yi gençlerimize emanet etmek, en büyük arzumuzdur. Bunun için de PKK ve iltisaklı tüm gruplar, yapılan çağrı ve alınan fesih kararı kapsamında derhâl tüm terör faaliyetlerine son vermeli; başta Suriye olmak üzere farklı coğrafyalarda ve isimler altında faaliyet gösteren tüm uzantıları bir an önce ve koşulsuz şekilde silahlarını teslim etmelidir. Bir kez daha hatırlatmak isterim ki başta PKK/YPG/SDG olmak üzere hiçbir terör örgütünün bölgede kök salmasına ve farklı adlar altında faaliyet göstermesine kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken spora ve gençlerimize yönelik birbirinden kıymetli çalışmalara imza atan başta Sayın Bakanımız Osman Aşkın Bak olmak üzere Gençlik ve Spor Bakanlığımıza teşekkürlerimi sunuyorum. Aynı şekilde şehrimizin kültürel ve turizm yönünün gelişmesi için değerli çalışmalar yürüten başta Sayın Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy olmak üzere Kültür ve Turizm Bakanlığımıza da gönülden teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki Bayburt’umuz hem sporda hem de kültür ve turizmde alacağı nice güzel yatırımla daha da gelişecek, ülkemizin kalkınmasına daha fazla katkı sağlayacaktır. Bu vesileyle Spor Merkezimizin bir kez daha çok kıymetli hemşehrilerimize, şehrimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyor; yapımında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla." #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

28,415 просмотров • 10 месяцев назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Savunma Sanayisi Başkanı Haluk Görgün’ün birlikte katıldığı 8’inci Konya Savunma Sanayisi Tedarikçi Buluşmaları’nda Bakan Yaşar Güler bir konuşma yaptı. Bakan Yardımcısı Musa Heybet’in de hazır bulunduğu programda Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: KONYA, ÜRETİM VE KALKINMA YOLCULUĞUMUZDA ÖNCÜ ROL OYNUYOR Huzurun ve hoşgörünün şehri, Mevlana ile gönüllere damga vuran güzel insanların diyarı, güzide şehrimiz Konya’da böylesine önemli bir organizasyon vesilesiyle sizlerle birlikte bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu önemli fuarın Konyamıza, ülkemize ve savunma sanayimizin tüm paydaşlarına hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Anadolu’nun en köklü ve büyük şehirlerinden biri olan Konyamız; sanayiden tarıma, ulaştırmadan kültür ve turizme kadar pek çok alanda sahip olduğu yetenekleri ve ülkemize sağladığı katma değerler ile Türkiye’nin göz bebeği şehirlerindendir. Konya, kadim tarihiyle bugünkü dinamizm ve gücünü birleştirerek üretim ve kalkınma yolculuğumuzda da öncü bir rol oynamaktadır. Savunma sanayisi de Konyamızın büyük katkılar sunduğu alanlardan biridir. Kamu kurumlarımızın gayretleriyle birlikte başta Sanayi Odamız olmak üzere ilgili odalarımızın ve şirketlerimizin kapsamlı çalışmalarıyla şehrin bu alandaki etkinliği ve marka değeri her geçen gün artmaktadır. Ülkemiz savunma sanayisinde, yerlilik ve millîlik ilkeleri doğrultusunda büyük aşamalar katederken Konya da kendi üzerine düşeni yaparak bu ekosistemin güçlü bir parçası olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Konya Savunma Sanayi Tedarikçi Buluşmaları’nın 8’incisini icra etme başarısının gösterilmesi de Konya’nın bu alandaki yetkinliğinin en somut göstergelerinden biridir. Memnuniyetle müşahede ediyoruz ki Konya Sanayi Odamızın öncülüğünde düzenlenen bu fuar, sanayicilerimizi, yatırımcılarımızı, şirket temsilcilerimizi ve mühendislerimizi aynı hedef etrafında buluşturmuştur. Bu çerçevede faaliyetin sektörde yeni iş birliklerini geliştirmeye imkân tanıması bakımından önemli ve faydalı olduğunu değerlendiriyor, yerli üretim, inovasyon ve teknoloji tabanlı büyüme hedeflerimize yeni bir ivme kazandıracağına da yürekten inanıyorum. SAVUNMA SANAYİ YATIRIMLARIYLA CİDDİ İLERLEME KAYDETTİK Türkiye olarak son yıllarda Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde kapsamlı sanayileşme hamleleri ve birbirinden değerli savunma sanayi yatırımlarıyla ciddi bir ilerleme kaydettik. Gururla ifade etmeliyim ki savunma sanayindeki güçlü kapasitemiz, zengin birikimimiz ve kabiliyetlerimiz sayesinde pek çok ülkeyle ikili iş birliğimizi üst düzeyde geliştiriyor, ülkemizin dünyadaki imajını yükseltiyor ve ekonomimize de katkılar sağlıyoruz. Şüphesiz bir asır, hatta yarım asır önce hayal dahi edilmeyen bu noktalara gelmemizde yerli ve millî bir irade, yüksek bir azim ve kararlılık ile kamu, vakıf ve özel sektörümüz arasındaki yakın koordinasyon ve verimli iş birliği belirleyici olmuştur. Üretimden tasarıma, tedarikten ihracata kadar her aşamada oluşturulan bu sinerji Türkiye’yi savunma teknolojilerinde dışa bağımlılıktan kurtarmış, özgün ve rekabetçi bir savunma ekosisteminin gelişimini sağlamıştır. Bugün Türk savunma sanayisi kara, deniz ve hava platformlarıyla siber alanda geliştirdiği kritik sistemlerle dünyada söz sahibi bir konumdadır. Artık sadece ithal eden değil ihraç edebilen, teknolojiyi yalnızca takip etmekle yetinen değil üreten ve paylaşan, dahası geleceğin teknolojilerine yoğunlaşan bir seviyeye gelmenin haklı gururunu yaşıyoruz. Elbette bu noktada savunma sanayimizin üretim üslerinden biri olan Konya’nın ve Konyalı sanayicilerimizin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da üstleneceği stratejik rol daha da önemli olacaktır. Türkiye yerli-millî savunma sanayisinin artan etkinliğiyle birlikte köklü tarihî birikimi, stratejik coğrafyası, etkin caydırıcı ve saygın ordusuyla bölgesinde ana aktör dünyada ise prestij sahibi bir ülke hâline gelmiştir. Tüm bu özellikleriyle Türkiye kendi güvenliğini teminat altına alma kudretinin yanında, stratejik dış politikası ikili askerî ilişkileri, krizleri yöneten ve çözüm üreten akılcı ve barış odaklı hamleleriyle pek çok bölgede güvenlik, barış ve istikrara katkı sağlayan bir ülke konumundadır. Bu etkinlik ve gücümüzü muhafaza edebilmek ve daha da artırmak maksadıyla içerideki birlik ve beraberliğimizi tahkim etme ve pekiştirme gayretlerimizi de sürdürüyoruz. TERÖRSÜZ TÜRKİYE, AR-GE VE İNOVASYONA DAHA FAZLA YATIRIMIN YAPILDIĞI SÜRECİN ADIDIR Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koydukları devlet iradesiyle yürütülen Terörsüz Türkiye süreci bu politikamızın en somut yansımasıdır. Hedefimiz yıllardır ülkemizin daha fazla ilerlemesine engel teşkil eden ve millî kaynaklarımızın boş yere harcanmasına sebep olan terör belasından tamamıyla kurtulmaktır. Terörsüz bir Türkiye, savunma sanayine teknolojiye, AR-GE ve inovasyona daha fazla yatırımın yapıldığı, milletimizin alın terinin büyük kalkınma yatırımlarıyla karşılık bulduğu bir sürecin adıdır. Nitekim terör örgütünün aldığı fesih kararı kapsamında 26 Ekim’de yaptığı açıklamayla ülkemizden tamamen çekilme kararını, sürecin işlerliği ve hızlanması adına kayda değer ve önemli buluyoruz. Ancak bir kez daha vurgulamak isterim ki PKK ile diğer isimlerdeki uzantıları ve iltisaklı tüm gruplar yurt içinde ve sınırlarımızın ötesinde derhâl tüm terör faaliyetlerine son vermeli, koşulsuz ve en hızlı şekilde silahlarını tamamıyla teslim etmelidirler. Hâlihazırda sahadaki gelişmeleri büyük bir hassasiyetle yakından takip ediyor, ülkemizin ve asil milletimizin bekası için gereken ne varsa kararlılıkla uyguluyoruz. Şu bir gerçek ki kim ne derse desin, Türkiye Yüzyılı vizyonumuz doğrultusunda ve sizlerden de aldığımız destekle ülkemizi en üst düzeyde kalkındıracak aydınlık ve müreffeh bir Türkiye’yi birlikte inşa edeceğiz. Bu noktada “güçlü savunma sanayii eşittir güçlü ve tam bağımsız Türkiye” şiarıyla ülkemizi daha muteber kılmak aynı zamanda bağımsız ve caydırıcı savunma kapasitemizi geliştirmek için her birimize hayati görevler düşüyor. Boşa geçirecek tek bir dakikamızın olmadığının bilinci ve başarının bir varış değil yolculuk olduğu anlayışıyla artan bir şevk ve gayretle çalışmalıyız. Dolayısıyla sizlerin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da yapacağı katkıların çok değerli olduğunu belirtiyor, tüm paydaşlarımızla eş güdüm içerisinde kararlılıkla çalışmaya devam edeceğimizi vurgulamak istiyorum. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken 8’inci Konya Savunma Sanayi Tedarikçi Buluşmaları’nın bir kez daha güzel Konyamıza ülkemize ve savunma sanayindeki tüm paydaşlarımıza hayırlı olmasını diliyorum. Organizasyonda emeği geçen başta Konya Sanayi Odamız olmak üzere tüm paydaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Bu vesileyle Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, hayatta olan gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

29,229 просмотров • 9 месяцев назад

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI YAŞAR GÜLER, TUSAŞ YÖNETİM ZİRVESİ’NDE KONUŞTU Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Bakan Yardımcısı Şuay Alpay ile katıldığı Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ) Yönetim Zirvesi’nde konuştu. “Dönüşümün Liderleri: Geleceği Yeniden Şekillendiriyoruz” temasıyla düzenlenen zirvede Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, TUSAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Cihad Vardan ve TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu ile pek çok davetli yer aldı. Bakan Yaşar Güler konuşmasında şunları söyledi: PİLOTLAR GÜNÜ’NÜ KUTLUYORUM Türk savunma sanayinin öncü kuruluşlarından biri olan TUSAŞ’ımızın yönetim zirvesi münasebetiyle sizlerle bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyduğumu özellikle belirtmek istiyorum. Sözlerimin başında, “26 Nisan Dünya Pilotlar Günü” vesilesiyle gök vatanımızın güvenliği, asil milletimizin huzuru için mesai mefhumu gözetmeden görev yapan başta kahraman pilotlarımız olmak üzere tüm pilotlarımızın “Pilotlar Günü”nü en içten duygularımla kutluyorum. BU ZİRVENİN YENİ BİR FARKINDALIK OLUŞTURACAĞINA İNANIYORUM “Dönüşümün Liderleri: Geleceği Yeniden Şekillendiriyoruz” temasıyla düzenlenen Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Yönetim Zirvesi’nin; sahip olduğumuz stratejik vizyon ile millî iradeyi içinde barındıran güçlü duruşumuzu bir kez daha ortaya koyacağına, ülkemizin yaşadığı teknolojik gelişim ile birlikte zihniyet dönüşümüne ilişkin yeni bir farkındalık oluşturacağına inanıyorum. Bu vesileyle düzenlenen zirvenin; ülkemize, asil milletimize ve TUSAŞ’ımıza hayırlı uğurlu olmasını ve geleceğimize ışık tutacak nice güzide fikirlere katkı sağlamasını diliyorum. Savunma ve güvenlik konusu, bireyler, toplumlar ve ülkeler için her zaman büyük önem arz etmiştir. Özellikle dünya savaşlarından ve soğuk savaş olarak adlandırılan dönemden sonra yaşanan çok boyutlu gelişmeler ile artan risk ve tehditler, günümüz güvenlik ortamını daha karmaşık ve kritik bir hâle getirmiştir. Böylesine hassas bir dönemde ulusal güvenlik konusu ile onun ayrılmaz parçası olan yerli ve millî savunma sanayinin önemi de her geçen gün daha fazla artmaktadır. Uzun yıllar savunma sanayinde büyük ölçüde tedarikçi olan Türkiye, hayal dahi edilemeyen büyük projeleri Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde tam bağımsızlık ülküsüyle hayata geçirmiştir. Bu kapsamda atılan isabetli adımlar ve yapılan kapsamlı yatırımlarla ülkemiz, savunma sanayi alanında dünyanın önde gelen ülkelerinden biri hâline gelmiştir. Yaşadığımız bu değişim ve gelişim ülkemizin: - Yeni nesil harp konseptleri üreten bir strateji merkezine, - Ekonomi ve diplomasiyi maharetle meczeden küresel düzeyde sinerjik bir etki gücüne, - Nihayetinde bir üretim hattından, millî gururumuza ilham veren Türk mühendisliği gerçeğine dönüşümünün simgesi olmuştur. Zira gelinen aşamada şu net bir şekilde ortaya çıkmıştır ki teknoloji üretiminin en stratejik girdisi artık ham madde değil, insan kaynağıdır. Tam da bu yüzden, bu dönüşümün merkezinde teknoloji kadar vizyoner bir perspektif, genç akıl ve millî bir heyecan bulunmaktadır. SAVUNMA SANAYİMİZ, TERÖRLE MÜCADELEDE MÜSTESNA KATKILAR SAĞLADI Bugün ülkemiz insansız kara, deniz ve hava araçlarından helikopterlere, silah ve mühimmattan füzelere, hava savunma sistemlerinden elektronik harp sistemlerine kadar çok geniş bir yelpazede ihtiyacımız olan sistemleri kendi imkânlarımızla tasarlayıp geliştiriyor, hatta ihraç ediyor. Nitekim yerli ve millî savunma sanayimiz; en başta yurt içinde ve sınır ötesinde büyük bir başarı ile icra edilen terörle mücadele harekâtlarında ordumuza müstesna katkılar sağlamıştır. Personelimizin kahramanlığı ve savunma sanayimizin sağladığı teknolojik kabiliyetlerin bir araya gelmesiyle kahraman ordumuz, harekât sahasında büyük bir üstünlük sağlamış ve terör örgütüne ağır darbeler vurmuştur. Bugün PKK / PYD/YPG/SDG terör örgütünün hareket kabiliyetinin bitme noktasına getirilmesinde de bu durum açıkça görülmektedir. Savunma sanayimiz terörle mücadelenin yanında; - Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin kararlılıkla korunmasında, - Başta dost ve kardeşlerimizin haklı davalarına verilen destek olmak üzere birçok coğrafyada Türk Silahlı Kuvvetlerimizin üstlendiği görevleri başarıyla yerine getirmesinde yerli ve millî imkânlar ile üretilen savunma sanayi ürünlerimizin katkısı açıkça görülmektedir. Öyle ki; - Azerbaycan’dan Endonezya’ya, Katar’dan Polonya’ya kadar uzanan dünyanın hemen her coğrafyasında Türk savunma sanayi ürünleri hem etkin bir şekilde kullanılıyor hem de ortak projelerin bir parçası hâline geliyor. - Aynı şekilde NATO ve diğer platformlarda edindiğimiz tecrübeler sayesinde, standardizasyon ve entegrasyon yetkinliğimiz sürekli gelişiyor. - Öte yandan Avrupa ülkelerinin artan savunma yatırımı ve güvenlik kaygıları çerçevesinde tedarik zincirlerini çeşitlendirme ve dışa bağımlılığı azaltma yönündeki eğilimleri Türk firmalarına ortak üretim teknoloji transferi ve ihracat imkânı hususlarında zemin hazırlıyor. Bu sayede ülkemiz; ekonomik kazançla birlikte teknolojik ilerleme elde ederken, kurduğu diplomatik derin bağlarla dünya güvenlik mimarisi içinde yerini ve jeopolitik pozisyonunu da güçlendiriyor. Çok şükür ki dünya çapında talep gören gelişmiş silah sistemlerimizin kardeş, dost ve müttefik ülkelere ihracıyla Türk savunma sanayi uluslararası ekosistemin de başat tedarikçilerinden biri hâline gelmiştir. Savunma sanayinde ulaştığımız bu üstün seviye, bizler için bir gurur kaynağıdır. Elbette ki bu seviyeye gelmemizin ana aktörleri; Savunma Sanayii Başkanlığımız ile hemen her platformda en gelişmiş yerli ve millî ürünleri tasarlayıp üreten ve sürekli olarak kendilerini yenileri ile geliştiren birbirinden değerli firmalarımızdır. TUSAŞ EN KRİTİK PAYDAŞLARDAN OLDU Türkiye’nin bağımsızlığına katkı sunan savunma sanayimiz güçlü altyapısı, sürdürülebilir ekosistemi, kalifiye personeli, geniş istihdam olanakları ve büyük projeleri ile bölgesinde ve dünyada rol model durumundadır. Ülkemizin yükselen markası, tam bağımsızlık ülkümüzün lokomotifi, yerli-millî savunma sanayimizin güzide temsilcisi TUSAŞ’ımız da bu sürecin en kritik paydaşlarından biri olmuştur. Nitekim TUSAŞ’ımız, başta millî muharip uçağımız KAAN olmak üzere, Hürjet, Hürkuş, Aksungur ve Anka İHA’larımız gibi savunma sanayimizin gözbebeği birbirinden değerli sistemleri üretmektedir. Bu çabalarıyla TUSAŞ’ın; Aselsan, Roketsan, MKE ve Asfat’la birlikte dünyanın en iyi savunma sanayi şirketlerinin yer aldığı “Defence News Top 100” listesine girmesi bizleri gururlandırmıştır. Tüm bu başarılar göstermektedir ki artık Türk savunma sanayii, dünyadaki stratejik dengeleri etkileyen ve buna yön veren bir güç hâline gelmiştir. BU VİZYONUN ADI TÜRKİYE YÜZYILI’DIR Günümüz dünyasında dengeler; yaşanan jeopolitik gelişmeler ve teknolojik yenilikler nedeniyle sürekli değişiyor. Bu süreçte artan tehdit türleri ve konjonktürel paradigma bizlere sadece olup biteni izleyen değil, değişime hızlıca uyum sağlayan, hatta öncü bir şekilde yön veren bir duruş benimsememiz gerektiğini gösteriyor. Bunun bilincinde olarak benimsediğimiz vizyonun adı; Kaan’dır, Altay’dır, Kızılelma’dır, Göktürk’tür, Anka’dır, Siper’dir, Sungur’dur, Korkut’tur, Milgem’dir, Milden’dir. Esasen bu vizyonun adı Türkiye Yüzyılı’dır. Cumhuriyetimizin ikinci asrında bu kutlu hedeflerimize ulaşmak istiyorsak hayallerimizi ve buna bağlı olarak çabalarımızı en üst seviyede tutmak, kararlılıkla ve inançla yolumuza devam etmek zorundayız. İşte tam da bu yüzden ülkemizin teknoloji ve savunma sanayide kendini sürekli yenilemesi, kahraman ordumuzun değişen harp teknolojisine adapte olması ve bu süreci stratejik bir vizyonla yönetmesi hayati önem taşıyor. GELECEĞİN TEKNOLOJİLERİNİ ÖNGÖRMEK ÜLKEMİZİ BİR ADIM ÖNDE TUTACAKTIR Burada özellikle TUSAŞ’ımızın ana faaliyet sahası olan havacılık ve uzay sanayine dikkat çekmek isterim. Malumlarınız olduğu üzere içinde bulunduğumuz süreçte ülkelerin hava gücü, savunma kabiliyeti ve etkinliği açısından çarpan etkisi yaratan en önemli unsurlardan biridir. Hava üstünlüğünü sağlayan ülkeler; sadece muharebe sahasında değil aynı zamanda diplomasi masasında da söz sahibi olabilmektedirler. Nitekim Türk Hava Kuvvetlerimiz, köklü tarihi ve başarılarıyla gurur duyduğumuz bir geçmişe sahiptir. Bugün de Hava Kuvvetlerimizin sahip olduğu bu eşsiz mirası TUSAŞ gibi güzide kuruluşlarımızın öncülüğünde modern hava teknolojileri ve savunma sanayindeki yerli ve millî atılımlarımızla taçlandırıyoruz. Elbette ki katetmemiz gereken daha çok mesafeler olduğunun bilincindeyiz ve bu konuda proaktif bir anlayışla hareket ediyoruz. Bu alanda yaşanan baş döndürücü gelişmeler, bizlere çok açık bir mesaj veriyor: Günümüzün icap ettirdiği sistemleri üretirken geleceğin teknolojilerini öngörüp buna şimdiden vakıf olmak, ülkemizi daima bir adım önde tutacaktır. Bu çerçevede teknoloji alanındaki değişim ve dönüşüme ayak uydurmak, ilgili konseptlere yön vermek ve geleceğimizi buna göre en üst seviyede hazırlamak için derinlikli bir vizyona sahip olmalıyız. Başarının bir varış değil bir yolculuk olduğunun bilinciyle savunma sanayinde ulaştığımız bu seviyeyi, en yukarılara taşımak, yegâne hedefimizdir. Bu anlayışla, başta Savunma Sanayii Başkanlığımız olmak üzere tüm paydaşlarımızla tam bir uyum içerisinde, etkin, verimli ve iş birliğine dayalı olarak faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Güçlü bir Türkiye ve aydınlık bir gelecek için hep birlikte aynı vizyonla ve ideallerimize yürekten bir bağlılıkla daha çok çalışacağız. Bu konuda sarsılmaz bir irade ile gayret gösteren kamu ve vakıf kuruluşlarımıza, üniversitelerimize, firmalarımıza, üstün yeteneklere sahip ve yenilikçi girişimleri benimsemiş Türk mühendislerine, kısacası yerli ve millî tüm kaynaklarımıza inanıyor ve güveniyoruz. TUSAŞ’IN, ASİL MİLLETİMİZİN GURURU OLMAYA DEVAM EDECEĞİNE EMİNİM İfade etmiş olduğum bu hususlar doğrultusunda tüm savunma sanayi paydaşlarımız gibi TUSAŞ’ımızın birbirinden değerli personelinin de bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da elde edeceği başarılarla asil milletimizin gururu olmaya devam edeceğine eminim. Savunma sanayimizin tüm seçkin mensuplarının her zaman yanındayız ve yanında olmaya devam edeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle bu zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen, katkıda bulunan tüm paydaşlara teşekkür ediyor, zirvenin bir kez daha hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Sözlerime son verirken, ülkemizin geleceğini yeniden şekillendirme yolculuğunda katkı sunan tüm kurum ve kuruluşlarımıza, mühendislerimize, girişimcilerimize ve liderlerimize şükranlarımı sunuyor, çalışmalarında üstün başarılar diliyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

39,103 просмотров • 1 год назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Kuvvet Komutanları ile gittiği Osmaniye’de Mehmetçiklerle bir araya geldi. 12’nci Komando Tugay Komutanlığında inceleme ve denetlemelerde bulunan Bakan Yaşar Güler, öğle yemeğini Mehmetçiklerle yedi. Bakan Yaşar Güler, komandolarımıza hitaben bir konuşma yaparak şunları söyledi: TSK, 6 ŞUBAT DEPREMLERİNDE İLK ANDAN İTİBAREN VATANDAŞININ YANINDA YER ALDI Osmaniye’de 12’nci Komando Tugay Komutanlığımızda Sayın Genelkurmay Başkanımız ve Kuvvet Komutanlarımızla birlikte siz kahraman silah arkadaşlarımla bir arada bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor, sizleri sevgiyle selamlıyorum. Sözlerimin başında üç yıl önce, 6 Şubat tarihinde meydana gelen deprem felaketinde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. 11 ilimizi etkileyen ve asrın felaketi olarak nitelendirilen bu büyük afete Osmaniye’miz de maruz kaldı. Ne yazık ki can kayıplarımız oldu, evlerimiz, iş yerlerimiz yıkıldı. Depremin ortaya çıkardığı tüm zorluklara rağmen devletimiz, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde tüm kurumları ile depremzede kardeşlerimizin yardımına koştu. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin bölgedeki unsurları da depremin yıkıcı etkisine uğramasına rağmen ilk andan itibaren vatandaşlarımızın yanında yer aldı. Ayrıca ülkemizin dört bir köşesinden unsurlarımız da süratle bölgeye intikal ettirildi. Bu kapsamda kahraman ordumuz; - Başta arama kurtarma faaliyetleri olmak üzere iaşe, barınma, sağlık gibi ihtiyaçların karşılanması için kahramanca ve fedakârca görev yaptı. - Üstlendiği tüm sorumlulukları, ilgili kurum ve kuruluşlarımız ile tam bir koordinasyon ve uyum içinde icra etti. OSMANİYE’DE 12 BİN 557 KONUT VE İŞ YERİ TESLİM EDİLDİ Birçok ülkenin nüfusundan çok daha fazla insanımızı etkileyen böylesine büyük bir afet, ancak ve ancak çok güçlü bir dayanışma ile aşılabilirdi. Çok şükür ki bizler de bir ve beraber olarak depremin yaralarını sardık, sarmaya devam ediyoruz. Yıkılan şehirlerimizin yeniden inşası için başlatılan büyük konut seferberliği, devletimizin bu konudaki çabalarının en önemli yansımasıdır. Nitekim şu ana kadar Osmaniye’de afetzede vatandaşlarımıza teslim edilen 12 bin 557 konut ve iş yerine ilave olarak 13 bin 573 bağımsız bölümün yapım ihalesi de tamamlanmıştır. Ayrıca bugün Sayın Cumhurbaşkanımızın iştirakleriyle “Yüzyılın Konut Seferberliği” kapsamında Osmaniye için planlanan 2 bin 990 konutun kura çekimine de şahitlik edeceğiz. BUGÜN HUZUR VE GÜVENLİK ORTAMI HÂKİMSE BU SİZLERİN SAYESİNDE Yakın coğrafyamız başta olmak üzere dünya genelinde, birbiri ardına gerginlikler ve krizler yaşanıyor, çatışmalar ve savaşlar ortaya çıkıyor. Risk ve tehditlerin çok boyutlu hâle geldiği böylesine hassas bir ortamda, Millî Savunma Bakanlığı olarak ülkemizin ve asil milletimizin güvenlik ve huzuru için gece gündüz demeden azim ve kararlılıkla çalışıyoruz. Şanlı ordumuz da son bir asrın en kapsamlı, en yoğun ve en etkili faaliyetlerini gerçekleştirmektedir. En başta terörle mücadele kapsamında hem yurt içinde hem de tehdidi kaynağında yok etme stratejisi doğrultusunda Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyinde terör örgütlerine yönelik başarılı operasyonlar icra ettik. Bugün sınır şehirlerimizde huzur ve güvenlik ortamı hâkimse, Suriye’den sınırlarımıza önceden olduğu gibi roketler düşmüyorsa bunlar hep sizlerin, kahraman Mehmetçiğin hudutlarımızın ötesindeki mücadelesi sayesindedir. Nitekim 12’nci Komando Tugayımız da; - Kasım 2023’ten itibaren iki yıl boyunca Bahar Kalkanı Harekât Bölgesinde görev icra etmiş olup, - Ekim 2025’ten bu yana da Fırat Kalkanı Harekât Bölgesinde yüksek vazife şuuru ve sorumluluk bilinci ile görev yapmaktadır. Hâlihazırda Tugayımıza bağlı taburlarımızın, bölgedeki faaliyetlerini başarıyla sürdürdüğünü memnuniyetle müşahede ediyorum. Başta sizler olmak üzere Tugayımızın tüm personelini gayretleri nedeniyle yürekten tebrik ediyor, her birinizin gözlerinden öpüyorum. “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” SÜRECİ, DEVLET AKLIYLA YÜRÜTÜLÜYOR Gerçekleştirdiğimiz operasyonların başarısı neticesinde ülkemizin terörle mücadelesinde önemli bir aşamaya geçilmiştir. Devletimiz, terörü tamamıyla sona erdirmek için Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde “Terörsüz Türkiye” sürecini başlatmıştır. Bu tarihî proje kahraman ordumuzun sahadaki emsalsiz gayretleriyle birlikte asil milletimizin ortak iradesi, toplumsal dayanışmamız ve rasyonel devlet aklıyla yürütülmektedir. Sürecin başarısı için PKK ve iltisaklı grupların başta Suriye olmak üzere tüm bölgelerde terörist faaliyetlerine son vermeleri ve silahlarını en hızlı şekilde koşulsuz teslim etmeleri için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu konuda komşumuz Suriye yönetimi ile de yakın bir koordinasyon içerisindeyiz. Hem sınırlarımızın güvenliği hem de Suriye’nin kalıcı istikrarı ve siyasi birliği için YPG-SDG unsurları 10 Mart ve 18 Ocak mutabakatlarının gerekliliklerini hızlı bir şekilde yerine getirmelidirler. Terör örgütünün ülkemize tehdit oluşturmayacağından emin oluncaya ve gerekli emniyet seviyesine ulaşıncaya kadar planlı faaliyetlerimizi kesintisiz olarak icra etmeye devam edeceğiz. HAK VE MENFAATLERİMİZİ KARARLILIKLA KORUYORUZ Teröre karşı verdiğimiz başarılı mücadelenin yanı sıra hudutlarımızın güvenliğini, personel sayısı ve teknoloji bakımından en güçlü ve en kapsamlı tedbirlerle sağlamaktayız. Aynı şekilde Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizi de kararlılıkla korumaktayız. Ayrıca pek çok coğrafyada uluslararası barış ve istikrarın tesisine müstesna katkılar sunmaktayız. Bu faaliyetlerimizle eş zamanlı olarak karada, denizde ve havada büyük ölçekli eğitim ve tatbikatlar icra ediyoruz. Böylesine geniş kapsamlı görevlerin aynı anda ve üstün bir başarıyla yürütmesinde eğitimli, disiplinli nitelikli personel ile yerli, millî ve modern savunma sanayi ürünlerine sahip olmamız en büyük etkendir. TÜRK KOMANDOSU DAİMA GÜÇLÜ, CESUR, HAZIR VE DAYANIKLI OLMALI Bilmelisiniz ki köklü bir tarihî mirasla bugünlere gelen ordumuzun gücü, etkinliği ve caydırıcılığı artık sizlerin omuzlarında temsil edilmektedir. Bu nedenle sizlerden beklentimiz; eğitimlerinize özen göstermeniz, aynı zamanda fiziksel kondisyonunuzu, bireysel gelişiminizi ve mesleki niteliklerinizi daha da ileri taşımak için çaba sarf etmenizdir. Unutmayınız ki bir Türk Komandosu daima güçlü, cesur, hazır ve dayanıklı olmalıdır. Bu esasları rehber edineceğine inandığım siz kahraman komandolarımızın; - Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da görev ve sorumluluklarınızı üstün bir gayretle yerine getireceğinize, - Böylece Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gücüne güç katacağınıza yürekten inanıyorum. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında Türkiye Yüzyılı hedeflerimize emin adımlarla yürüyoruz. Savunma ve güvenlik alanında da temel önceliğimiz elde ettiğimiz başarıların korunması ve daha yüksek seviyelere çıkarılmasıdır. Bu vesileyle Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyor; - Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle selamlıyor, görevlerinizde üstün başarılar diliyorum. Azminiz ve gayretiniz daim olsun. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

62,651 просмотров • 5 месяцев назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde TSK Komuta Kademesi ve Bakan Yardımcıları ile katıldığı SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nın açılış töreninde konuştu. Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: SAHA EXPO, MÜSTESNA BİR PLATFORM Sözlerimin başında dost ve müttefik ülkelerden gelerek uluslararası ölçekteki bu büyük fuarımıza iştirak eden misafirlerimize ve bütün katılımcılara hoş geldiniz diyorum. Bu önemli organizasyonunun açılış töreni vesilesiyle sizlerle birlikte bulunmaktan duyduğum memnuniyeti özellikle ifade ediyor bu güzide etkinliğin ülkemize ve tüm paydaşlara hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Cumhurbaşkanlığımızın himayeleri ile Millî Savunma Bakanlığımız, ilgili bakanlıklarımız ve kurumlarımızın katkılarıyla düzenlenen SAHA EXPO Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük sanayi kümelenmelerinden biri olarak savunma sanayimizin ulaştığı mümtaz seviyeyi açıkça ortaya koymaktadır. Bu yönüyle SAHA EXPO; nitelikli görüşmeleri, uluslararası panelleri ve vizyoner ürün lansmanlarıyla savunma sanayisi ekosistemindeki stratejik iş birliğini pekiştiren son derece müstesna bir platformdur. Bu kapsamda fuarda kurulacak temasların, imzalanacak anlaşma ve mutabakatların sadece ticari birer adım değil, aynı zamanda yeni ve güçlü ortaklıklara zemin hazırlayacak tarihî birer milat olacağına inanıyorum. BÖLGEMİZDEKİ SAVAŞ, SORUMLULUKLARIMIZI ARTIRDI Küresel güvenlik ortamının belirsizleştiği çatışma ve savaşların pek çok coğrafyada aynı anda vuku bulduğu hassas bir dönemden geçiyoruz. Özellikle son dönemde tanıklık ettiğimiz ve bölgemizi doğrudan etkileyen Rusya-Ukrayna Savaşı ile ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan savaş, bölgesel ve küresel güvenlik mimarisini derinden etkilemiştir. Yakın dönemde meydana gelen bu çatışma ve savaşlar güvenlik doktrininde bizlere çok kritik veriler sunarken sorumluluklarımızı da bir o kadar artırmıştır. Bu kaotik ortamda kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - Tüm gelişmeleri yakından ve çok boyutlu bir şekilde takip etmekte, - Savunma ve güvenliğimizi sağlamak için hiçbir ihtimali göz ardı etmeden gerekli tüm önlemleri kararlılıkla almaktadır. Bu kritik dönemde şu gerçek artık net bir şekilde görülmüştür: Yalnızca güncel askerî hareketliliğe odaklanmak yeterli değildir. Karşı karşıya olduğumuz tablo, dünya güvenlik mimarisini caydırıcılık dengesini ve askerî doktrinleri yeniden şekillendirme potansiyeline sahiptir. Modern savaş doktrininin en gelişmiş harp teknolojileriyle harmanlandığı bu yeni nesil konsept; bizlere her zaman “hazır ve etkin” bir orduya sahip olmanın yanı sıra bu orduyu destekleyecek güçlü ve sürdürülebilir bir savunma sanayisi ekosisteminin varlığının da ne denli hayati olduğunu kanıtlamıştır. İHA, SİHA, TİHA TEKNOLOJİSİ İLE TÜRK MÜHENDİSLERİNİN NELER BAŞARABİLECEĞİNİ DÜNYAYA GÖSTERDİK Malumunuz olduğu üzere; 1980’li yıllara kadar savunma sanayisi alanında büyük ölçüde tedarikçi olan ülkemiz Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde ortaya konulan kararlı politikalar ve doğru yatırımlar sayesinde artık kendi sistemlerini tasarlayan, üreten ve ihraç eden bir ülke olmuştur. Bu gelişim vizyonuyla; - Kara platformlarımızda modern teknolojileriyle donatılmış araçlarımız sahada yüksek hareket kabiliyeti sergilerken, - Denizlerimizde ise millî gemilerimiz ve insansız deniz araçlarımızla hak ve menfaatlerimiz kararlılıkta korunmaktadır. - Tüm bunların yanında Türk savunma sanayinin asıl büyük devrimi, dünyada harp doktrinlerini yeniden yazdıran, gökyüzünün yeni hâkimleri olan insansız hava araçlarımızla gerçekleşmiştir. Bugün İHA, SİHA ve stratejik seviyedeki TİHA teknolojilerimiz; sahip oldukları yapay zekâ hassas vuruş gücü ve yüksek irtifa kabiliyetleriyle küresel ölçekte etkiler oluşturmuş özellikle de Türk mühendisliğinin neleri başarabileceğini tüm dünyaya en çarpıcı şekilde göstermiştir. İnsansız sistemlerde ulaştığımız bu mümtaz seviye hava savunma stratejilerimizde de bizi çok daha ileri bir safhaya taşıma yoluna sokmuştur. Gök Vatanımızı koruma irademizin en somut yansıması olan “Çelik Kubbe” bütünleşik hava savunma sistemimiz de bu stratejik aklı yansıtmaktadır. Hava savunma sistemlerimizin birbirleriyle tam bir uyum içinde çalışacağı bu yapı Türkiye’nin teknolojiye istikamet veren bir aktör hâline gelme yolunda emin adımlarla ilerlediğinin de ispatıdır. TÜRKİYE MÜTTEFİKLERİNE TEKNOLOJİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR GÜVENLİK EKONOMİSİ DE SUNUYOR Türk savunma sanayisi ürünleri, bugün sadece kataloglarda değil, dünyanın en zorlu çatışma bölgelerinde de kendini ispat etmiş sistemlerdir. NATO standartlarında geliştirdiğimiz millî hassas güdümlü mühimmatlarımız, yabancı muadillerine göre sunduğu düşük maliyet avantajıyla orduların askerî kabiliyetlerini doğrudan artırmaktadır. Ekonomik maliyetin asimetrik bir silah hâline geldiği bu çağda Türkiye; müttefiklerine silah sistemleriyle birlikte teknoloji ve sürdürülebilir bir güvenlik ekonomisi de sunmaktadır. Gururla söylemeliyim ki bu büyük dönüşüm Türkiye’nin yeni nesil harp anlayışlarını şekillendiren bir stratejik merkez hâline gelmesini sağlamıştır. Bir zamanlar sınırlı ölçüde takip edebildiğimiz teknolojilerde bugün fikrî mülkiyeti bize ait özgün ve yüksek katma değerli çözümler ortaya koymaktayız. SAHA EXPO gibi platformlar bu özgün çözümlerin uluslararası pazarda hak ettiği yeri bulması ve stratejik ortaklıkların kurulması için benzersiz bir zemin teşkil etmektedir. Tüm dünyanın gıpta ile baktığı bu seviyeye ulaşılması birbirinden değerli savunma sanayisi firmalarımızın çalışmalarıyla bir diğer deyişle yöneticisinden işçisine, mühendisinden teknisyenine kadar bir bütün hâlinde Türk savunma sanayisi ailesinin büyük gayretleriyle mümkün olmuştur. BU ÇAĞDA YERİNDE SAYMAK, GERİDE KALMAKTIR Özellikle belirtmeliyim ki ileri teknolojilerin kullanıldığı bu alandaki Ar-Ge faaliyetlerimiz yerli üretim ve nitelikli iş gücü yatırımlarımız bizleri daha yukarı seviyelere taşırken ekonomik kalkınmamızı da perçinlemektedir. Savunma alanında elde ettiğimiz yüksek teknoloji birikimi kahraman ordumuzu ve ülkemizin savunmasına olan eşsiz katkılarının yanı sıra ulaştırmadan enerjiye sağlıktan siber güvenliğe kadar pek çok alanda da millî kabiliyetlerimizi yukarı taşımaktadır. Ulaştığımız bu mümtaz seviye gurur verici olsa da elbette ki yeterli değildir. Zira rekabet çağındayız ve bu durum gelişen teknolojilere bağlı olarak sürekli artmakta ihtiyaçlar çeşitlenmektedir. Bu bilinçle kendimizi daima geliştirmeli ve daha ileriye ulaşma hedefiyle çalışmalarımıza artan bir tempoda devam etmeliyiz. Sürdürülebilir bir savunma gücü; sadece teknolojiye sahip olmak değil, o teknolojiyi ihtiyaç anında kitleler hâlinde sahaya sürebilmektir. Bu yüzden Türk savunma sanayisi; “seri üretim” kapasitesini hem dostlarına yetebilecek seviyede korumalı hem de “seferberlik” esnekliğiyle birleştirme çalışmalarına hız katmalıdır. Unutulmamalıdır ki bu çağda yerinde saymak, geride kalmaktır. Dolayısıyla asimetrik tehditlere karşı hazırlıklı olmak adına İHA ve SİHA teknolojileri, otonom deniz ve kara platformları ile uzay ve siber savaş elektronik harp alanlarındaki imkân ve kabiliyetlerimizi daha üst seviyelere en hızlı şekilde taşıma gayretlerimizi artırmalıyız. Gerçek şu ki bugünün ve geleceğin dünyasında güç merkezi teknolojiyi öncü bir şekilde üretip daha yeni buluşlara imza atanlarda olacaktır. Bu bilinçle bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da başta Savunma Sanayii Başkanlığımız olmak üzere tüm paydaşlarımızla uyum içerisinde, etkin, verimli ve koordinasyona dayalı çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Çok iyi biliyoruz ki Türkiye; ordusu ve savunma sanayisi ile ne kadar güçlü olursa yarınlarımız da bir o kadar güvenli olacaktır. Diplomasi ve güvenlik politikalarımızı askerî yeteneklerle entegre ederek uluslararası iş birliklerimizi de güçlendirmeye devam edeceğiz. Böylece Türkiye sadece kendi sınırlarında değil bölgesel ve küresel barışı da tahkim eden en önemli unsurlardan biri olmayı sürdürecektir. Tam bu noktada SAHA EXPO; ülkemizin bu artan etkinliğini ve savunma sanayindeki teknolojik gelişimini başta kardeş, dost ve müttefik ülkelere olmak üzere uluslararası ortaklarımızla aynı zeminde buluşturarak bu büyük vizyona önemli katkılar sunmaktadır. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken; - Savunma sanayisi firmalarımızın kıymetli yönetici ve çalışanlarına, - Ayrıca bu güzide organizasyonun düzenlenmesinde başta SAHA İstanbul Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Haluk BAYRAKTAR olmak üzere emeği geçen ve katkıda bulunan herkese şükranlarımı sunuyorum. Burada yapılacak görüşme ve anlaşmaların, hayırlı uğurlu olması dileğiyle sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

17,307 просмотров • 2 месяцев назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ve beraberindeki TSK Komuta Kademesi, Ramazan ayının son iftarını Hatay’da şehitlerimizin kıymetli aileleri, kahraman gazilerimiz ve onların değerli aileleri ile yaptı. Hataylı kanaat önderlerinin, sporcuların, öksüz ve yetim evlatlarımızın, yaşlı vatandaşlarımız ile engelli vatandaşlarımızın da yer aldığı iftarda bir konuşma yapan Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: MÜBAREK RAMAZAN BAYRAMINIZI EN İÇTEN DİLEKLERİMLE KUTLUYORUM Medeniyetlerin buluşma noktası, hoşgörünün, sevginin ve saygının şehri Hatay’ımızda huzur ve bereketle geçen mübarek Ramazan ayının bu son iftarında sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Sözlerimin başında yarın idrak edeceğimiz mübarek Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyor, bu vesileyle Sayın Cumhurbaşkanımızın selamlarını da sizlere iletmek istiyorum. Hatay’ımız tarih boyunca kardeşlik ikliminin egemen olduğu, çeşitli inanç ve kültürler ile toplumsal unsurların yan yana ve huzur içinde yaşadığı müstesna bir ilimizdir. Bu yönüyle Hatay’ımız Türkiye’nin mozaiğini en zarif biçimde yansıtan şehirlerimizin başında gelmektedir. Hatay’ımız Anavatan’a katılma mücadelesinde de devletiyle ve milletiyle kader birliği yaparak millî bütünlüğümüzün tamamlandığı bir yer olmuştur. HATAY, 6 ŞUBAT DEPREMLERİNDE AĞIR BİR İMTİHANDAN GEÇTİ Ne yazık ki Hatay’ımız yaklaşık 3 yıl önce, 6 Şubat’ta meydana gelen büyük deprem felaketinde ağır bir imtihandan geçmiştir. Hatay’ımız tarifsiz acılar yaşasa da mayasındaki birlik ve beraberlik ruhuyla ve Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde devletimizin tüm imkânlarının seferber edilmesiyle, yaralarını hızlı bir şekilde sarmaya başlamıştır. Şehrin sahip olduğu eşsiz mirası çok iyi bilen devletimiz, bir dünya şehri olan Hatay’ımızı tarihî ve kültürel zenginliklerine yakışır şekilde yeniden inşa etmiştir. Bu kapsamda başta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız ile Kültür ve Turizm Bakanlığımız olmak üzere Valiliğimiz, Büyükşehir Belediyemiz, ilçe belediyelerimiz ve ilgili kamu kurum ve kuruluşlarımız şehrin imarı ve ihyası için emsalsiz gayretler ortaya koymuşlardır. Hatay’ımızın ayrılmaz parçası olan değerli kanaat önderlerimiz ve sivil toplum kuruluşlarımız da Hatay’ın kadim ruhunun korunması, yaraların sarılması ve sağduyu içinde zorlukların üstesinden gelinmesi için büyük bir sorumluluk üstlenmişlerdir. Bu vesileyle Hatay’ın yeniden mamur hâle gelmesi için gayret gösteren Bakanlıklarımıza, Valiliğimize, Belediyelerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza, kanaat önderlerimize ve tüm Hataylı kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. MİLLET OLMANIN GEREKLİLİĞİNİ EN GÜÇLÜ ŞEKİLDE ORTAYA KOYDUK Bugün geldiğimiz noktada Hatay’ın; hafızası olan tarihî mimarisinin ayağa kalktığını ve eskisinden daha güvenli ve modern bir yerleşim merkezi hüviyetiyle geleceğe emin adımlarla ilerlediğini, memnuniyetle takip ediyoruz. Esasen bu zorlu süreçte Hataylı kardeşlerimizin sergilediği yüksek dirayet, devletine olan inanç ve dayanışma ruhu, milletimizin en zor zamanlarda dahi nasıl kenetlenebildiğinin en güçlü göstergelerinden biridir. Bir olmanın ne demek olduğunu ve millet olmanın gerekliliğini en güçlü şekilde ortaya koyduk. Hataylı kardeşlerim şundan emin olmalıdır ki Hatay asla yalnız değildir ve olmayacaktır. Yılmadan, pes etmeden hep birlikte Hatay’ımızı daha güzel günlere kavuşturacağız. Attığımız tüm bu adımlar ve yapılan çalışmalar da bunu temin etmek içindir. Bizler; Hatay’ın kardeşliği esas alan manevi iklimine, siz değerli Hataylı kardeşlerimin yüksek ferasetine ve çalışkanlığına inanıyoruz, güveniyoruz. ŞEHİTLERİMİZİN VE GAZİLERİMİZİN HAKKINI ÖDEYEMEYİZ Çok kıymetli şehit ve gazi ailelerimiz, kahraman gazilerimiz; bugün burada sizlerle aynı sofrayı paylaşmanın anlamı bizim için çok büyüktür. Aziz şehitlerimiz, canlarını vatan uğruna feda ederek kahraman gazilerimiz, cesaret ve fedakârlıklarıyla bizlere bağımsız bir ülke, onurlu bir istikbal, şerefli bir bayrak bırakmışlardır. Onlar yiğitliğin ve vazife aşkının yaşayan nişaneleri olarak milletimizin gönlünde her daim müstesna bir yere sahip olacaklardır. Şair Mithat Cemal Kuntay’ın dediği gibi; “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” Şehitlerimizin aziz hatırası, gazilerimizin fedakârlığı bizim için sadece bir minnet konusu değil aynı zamanda büyük bir emanet ve sorumluluktur. Siz değerli ailelerimiz de yaşadığınız acılara rağmen metanetin ve vakur duruşun en güzel örneğini gösterdiniz. Sizler başımızın tacısınız ve asil milletimizin ortak vicdanında ve gönlünde çok özel bir yere sahipsiniz. Dolayısıyla ne yaparsak yapalım aziz şehitlerimizin, kahraman gazilerimizin ve siz değerli ailelerimizin fedakârlıklarının karşılığını ve haklarınızı asla ödeyemeyiz. Ancak yine de sizlerin hayatını kolaylaştırmak, yaşam standartlarını yükseltmek için ilgili tüm kurumlarımızla birlikte yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Her daim yanınızda durmaya ve sizlere destek olmaya devam edeceğiz. TERÖR TEHDİDİ SINIRLARIMIZDAN UZAKLAŞTIRILDI Aziz şehitlerimizin kutsal emanetinin ve kahraman gazilerimizin onurlu hatırasının sarsılmaz taşıyıcısı olan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; hudutlarımızın korunmasından terörle mücadeleye, Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin muhafazasından uluslararası görevlerin icrasına kadar çok geniş bir alanda büyük bir başarıyla vazifesini sürdürmektedir. Özellikle terörle mücadelede son yıllarda yurt içinde ve sınır ötesinde icra edilen operasyonlarla terör örgütlerinin hareket kabiliyeti büyük ölçüde sınırlandırılmış, terör tehdidi sınırlarımızdan uzaklaştırılmıştır. Bu destansı başarının arkasında aziz şehitlerimizin fedakârlığı, kahraman gazilerimizin cesareti, yiğit Mehmetçiğimizin azim ve kararlılığı, kahraman güvenlik güçlerimizin ve kahraman güvenlik korucularımızın gayretleri ve elbette aziz milletimizin desteği vardır. Bugün gelinen noktada terörle mücadelede sağlanan bu önemli seviye, ülkemiz için yeni bir fırsat penceresi oluşturmuştur. İşte Terörsüz Türkiye süreci, tam da bu tarihî zeminde yükselmektedir. “TERÖRSÜZ TÜRKİYE”, İÇ CEPHEMİZİN TAHKİMİ ANLAMINA GELİYOR Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen bu süreç güvenliğin kalıcı hâle gelmesiyle birlikte iç cephemizin tahkimi, kardeşliğimizin güçlenmesi ve çocuklarımızın terörün gölgesinden uzak bir geleceğe kavuşması anlamına da gelmektedir. Son dönemde bölgemizde yaşanan kaotik gelişmeler de bu hedefin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha teyit etmektedir. Çevremizde krizler büyüyüp çatışma alanları genişlerken Türkiye’nin içeride birliğini sağlam tutması, kardeşliğini daha da güçlendirmesi bir tercih değil, tarihî bir sorumluluktur. Bu meselede devletimizin duruşu açıktır ve herhangi bir tereddüde yer yoktur. Şüphesiz bu süreçte atılan ve atılacak tüm adımlar şehitlerimizin aziz hatırasına kesinlikle leke düşürmeyecek, gazilerimizin onuruna ve emeklerine asla zarar vermeyecek niteliktedir. Hedefimiz açık ve nettir; artık tek bir evladımızı kaybetmediğimiz, huzurun kalıcı, kardeşliğin ve iç cephenin güçlü olduğu bir Türkiye. TÜRKİYE, SAVAŞIN GENİŞLEMEMESİ İÇİN YOĞUN VE YAPICI ÇABALARINI SÜRDÜRÜYOR Yakın coğrafyamız, gerçekten hassas bir dönemden geçmektedir. İran ile İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri arasında yaşanan şiddetli çatışmalar ve bölge ülkelerine sirayet eden saldırılar, Orta Doğu’daki kırılganlığı daha da artırmıştır. Türkiye, böylesine ateş çemberine dönen bu ortamda savaşın genişlememesi ve diplomasinin yeniden işletilmesi için yoğun ve yapıcı çabalarını sürdürmektedir. Bununla birlikte her ihtimale karşı hazırlıklı hareket ediyor, tüm risk ve tehditleri bertaraf edebilecek tedbirleri, büyük bir azim ve kararlılıkla alıyoruz. Bu konuda en büyük dayanağımız olan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, sahip olduğu nitelikli ve disiplinli personeli, modern silah ve teçhizatı, etkin sevk ve idare kabiliyetiyle bu coğrafyanın en güçlü ordularından biridir ve ülkemizin ve milletimizin güvenliği için üstlendiği görevleri başarıyla yerine getirmektedir. Özellikle belirtmeliyim ki ülkemiz; jeopolitik konumunun getirdiği sorumluluğun farkında olan, barışın yanında duran, ancak kendi güvenliği söz konusu olduğunda da gerekli tüm adımları atmaktan asla tereddüt etmeyen güçlü bir devlettir. Bundan sonra da köklü ve güçlü devlet geleneğimiz etkin, caydırıcı ve saygın ordumuz ve sarsılmaz millî birlik-beraberliğimizle bu coğrafyada barışın teminatı, güvenliğin de en sağlam dayanaklarından biri olmaya devam edeceğiz. GENÇLERİMİZİN SPORLA BULUŞMASINI SAĞLAYACAK YATIRIMLARI KIYMETLİ GÖRÜYORUZ Şüphesiz güçlü bir devlet yalnızca güvenliğini sağlamaz; aynı zamanda geleceğini de inşa eder. Geleceğin en sağlam temeli ise iyi yetişmiş, sağlıklı ve yarınlara umutla bakan gençlerdir. Bu nedenle şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırırken gençlerimizin sporla buluşmasını sağlayacak yatırımlara da büyük önem veriyoruz. Bugün Hatay’ımız yaralarını sarmış, daha güvenli, daha dirençli bir şehir olarak geleceğe yürürken bu inşa sürecinde gençlerimizin sporla buluşmasını sağlayacak yatırımları da son derece kıymetli görüyoruz. Başta Gençlik ve Spor Bakanlığımızın güzide çalışmalarıyla yapılan spor yatırımları, Hatay’ın yalnızca konutlarla değil sosyal ve sportif altyapısıyla da yeniden ayağa kalktığını göstermektedir. Bu çalışmalar aynı zamanda gençlerimizin sporla daha fazla buluşmasına, sağlıklı bir hayat sürmesine ve şehir hayatının yeniden canlanmasına önemli katkılar sağlayacak olması bakımından bizleri ziyadesiyle mutlu etmektedir. Bir kısmı aramızda bulunan Hataylı gençlerimizin de son dönemde elde ettiği sportif başarılar da hepimiz için ayrı bir gurur vesilesidir. Bu noktada anne ve babasını kaybetmiş kıymetli evlatlarımız başta olmak üzere bütün çocuklarımızın ve gençlerimizin en iyi şekilde yetişmesini, eğitimle, kültürle, sporla geleceğe hazırlanmasını oldukça önemli görüyoruz. Gençlerimizin olduğu gibi başımızın tacı olan yaşlılarımız, engelli veya bakıma ihtiyaç duyan vatandaşlarımızın da yanındayız. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın bu konuda yürüttüğü çalışmalarla vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştıran hizmetler sunulması da sosyal devlet anlayışımızın güçlü bir yansımasıdır. NİCE GURUR VERİCİ HİZMETLERE İMZA ATACAĞIZ Türkiye Yüzyılı vizyonumuz doğrultusunda attığımız tüm bu adımlar ve yaptığımız çok yönlü çalışmalar; hem ülkemizi, hem de Hatay’ımızı çok daha güçlü ve çok daha gelişmiş kılmak içindir. İnşallah hep birlikte geleceğe güvenle yürüyecek, ülkemizin yükselişine imkân tanıyacak nice gurur verici hizmetlere imza atacağız. Bu konuda Hatay’ımızın kardeşliği esas alan manevi iklimi, siz değerli Hataylı kardeşlerimin yüksek feraseti ve çalışkanlığı, bu kutlu yolculuktaki en önemli güvencelerimizden biridir. Bu duygu ve düşüncelerle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden gazilerimizi, şükran ve minnetle yâd ediyor, depremde hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza da bir kez daha Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve sabırlar diliyorum. Şehitlerimizin ve gazilerimizin siz kıymetli ailelerine ve yiğit gazilerimize de sağlıklı ve huzurlu bir ömür temennisiyle her birinizin mübarek Ramazan Bayramı’nızı bir kez daha kutluyor; sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Afiyet olsun. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

30,846 просмотров • 4 месяцев назад

Erdoğan dün kentsel dönüşüm ve yeni yasa değişikliklerini anlattı. İstanbul’da pazartesi günü olan 5.1 depreminden yola çıkarak kentsel dönüşüme acilen ve hızla gidileceğine, bu yeni yasa değişikliklerinin de bu nedenle çıktığını söyledi. Evet haklı, deprem ülkesiyiz ve herkes bu konuda tedirgin. Lakin ‘rezerv alan’ hakkında bir laf dahi etmemiş, sadece deprem ve riskli yapı, riskli alan ve kentsel dönüşümden bahsetmiş. Yasayı eleştirenlere çok kızmış. Şimdi yasaya itiraz ve sorularımızı dile getirelim. - madde 3/1’de yer alan riskli yapılarda tespitin bedelini vatandaşın ödemesi, bu tespitin bağımsız/akredite bir şirketçe yapılmaması - ⁠madde 3/1’de tespite polisle ve çilingirle gelinmesi - ⁠madde 3/4’e göre tescil dışı alanlar idareye bedelsiz olarak devredilmesi - ⁠madde 3/7’ye göre rezerv talebinde bulunan vatandaşın (eğer öyle bir varandaş olursa) arsa mülkiyetinin %30’unu idareye vermesi - ⁠madde 4/3’te idarenin tahliye/yıkım için elektrik, doğalgaz ve suyun kesilmesi - ⁠madde 5/1’de geçen kira yardımı ve yapım bedelini devlet kesinlikle vatandaşa ödememesi ve kira geliri alan vatandaşlara da kira yardımı kesinlikle yapılmaması - ⁠madde 5/4’e göre riskli ve devamı yerlerdeki tespit, yıkım, tahliye bedellerini de vatandaşın ödemesi ve yıkım yapıldığında vatandaş karşı çıkarsa polisin getirilmesi - ⁠madde 6/1’e göre vatandaşa sadece arsa payı verilmesi, ayrıca yıkılan bina bedeli de (risksiz hali hesaplanarak) verilmemesi - ⁠madde 6/1’de dendiği üzere anlaşamayan vatandaşların payları sattırılması, vatandaşın satış bedeli eksikliği nedeniyle dava kazanması halinde malını geri alamaması ve satış bedeli haricinde iptal kararını alırsa da payın satıldığı malı geri alamaması - ⁠madde 6/2’deki idarenin kamulaştırma hakkı - ⁠madde 6/3’te oturma hakkının çocuklara miras kalmaması - ⁠madde 6/5’te bulunan riskli alan ve rezerv yapı alanlarında devletin toplulaştırma, satma, ön alım, trampa, taşınmaz mülkiyetini veya imar haklarını başka bir alana aktarma (anladığım kadarıyla rezervle yapılacak imar transferi), menkul değere dönüştürme, inşaat yaptırmaya, arsa paylarını keyfiyeten belirlemeye, payları ayırma/birleştirme, sınırlı ayni hak tesis etme, gelir ve hasılat getirecek her türlü uygulama yapma, ortaklık payı kesintisi yapma haklarının olması, özellikle imar transferi hakkının (vatandaşı toprağından sürmek) ne şekilde ve hangi sınırlamayla yapılacağının açıklanmaması - ⁠madde 6/6’da bulunan devletin kentsel dönüşüm projeleri yapma hakkı (vatandaşın onayı olmadan yapılması) - ⁠madde 6/11’de geçen yeni taşınmazın vatandaşa devrinde idarenin isteği zorunluluğunun olması - ⁠madde 6/A’da geçen: ‘ağır hasar görme riski bulunan yapılar’ ibaresinin geniş anlamlı olması, bu tahliye kararının acilen 2 günlük sürede verilmesi, vatandaş karşı çıkarsa polisin gelmesi - ⁠madde 6/A’daki: tespitin, tahliyenin, yıkımın toplamda aşağı yukarı 7 günde devlet tarafından yapılması, tahliye kararının sadece yapı üzerine 2 günlük süreyle asılması ve muhtarlıkta ilanla yapılması, buradaki tüm müteahhitlerin sözleşmelerinin otomatik şekilde feshedilmesi - ⁠madde 6/A/7’de geçen yapılacak konut ve işyerlerinin niteliği ve büyüklüğünün devlet tarafından tekel şekilde belirlenmesi, değerlemelerin bağımsız bir kuruluş tarafından yaptırılmaması - madde 8/3’te açıkça riskli yapı tespiti, tahliye ve yıkıma karşı çıkan vatandaş hakkında cezai soruşturmanın başlatılacağı - ⁠Ek madde 1’de geçen kamu düzenini bozan olaylar neticesinde planlama veya altyapı hizmetlerinin kesintiye uğranılan yer, imar mevzuatına aykırı ve sonradan yapım/iskan ruhsatı alan yerlerin riskli alan sayılması, - ⁠Ek madde 1’in 2. Fıkrasında riskli alanlardaki yıkımdan sonra bu karara karşı dava açılamayacağıdır. Sonuç olarak bu gibi önemli maddelerin yürürlükten kaldırılması veya vatandaş lehine değiştirilmesi gerektiyor. Zafer Partisi

Ümit Özdağ

628,825 просмотров • 2 лет назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, bayram namazını beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ile gittiği Hakkâri Çukurca’daki 2’nci Hudut Tugay Komutanlığında kıldı. Kurban kesiminin ardından Mehmetçiklerin bayramını tebrik ederek onlara seslenen Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: SİZ GÖREVDEYKEN VATANIMIZIN EMNİYETİ VE GÜVENLİĞİ EMİN ELLERDE Kahraman Silah ve Mesai Arkadaşlarım, Sizleri sevgiyle selamlıyorum. Bu güzide bayram gününde, Genelkurmay Başkanımız ve Kuvvet Komutanlarımızla birlikte, aziz vatanımızın güvenliği için görev yapan siz değerli arkadaşlarımla bir arada bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyduğumu özellikle ifade etmek istiyorum. Bugün, birlik ve beraberliğimizin güçlendiği, kardeşlik ve dostluk duygularının pekiştiği, örf ve adetlerimizin yaşatıldığı müstesna günlerden biri olan Kurban Bayramı’nı idrak etmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bu vesileyle, Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyor; sağlık, huzur ve neşe dolu nice bayramlar geçirmenizi temenni ediyorum. Bayramların getirmiş olduğu dayanışma, hoşgörü, sevgi, saygı ve kardeşlik ikliminden ilham alan asil milletimiz, iyi günde ve kötü günde ortak hareket ederek bin yıldır millî ve manevi değerlerimiz etrafında birleşmiş ve ayrılmaz bir bütün olmuştur. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de bu birlik ve beraberliğimizden aldığı güçle asil milletimizin nice bayramları huzur içerisinde yaşayabilmesi için her türlü çabayı göstermektedir. Bu gayretlerle sağlanan güvenlik ve huzur ikliminin mimarları, bayram günlerinde dahi sevdiklerinden uzakta, büyük bir vazife şuuruyla görev yapan siz fedakâr silah arkadaşlarımdır. İcra ettiğiniz bu kutsal görevde; sahip olduğunuz üstün sorumluluk bilinci ve ortaya koyduğunuz büyük emek, her türlü takdirin üzerindedir. Şüphemiz yoktur ki sizler bu kutsal görevinizin başındayken, vatanımızın güvenliği ve huzuru emin ellerdedir. Ve unutmayınız ki yaptığınız görev ne kadar zor olursa olsun, sizler Türk milletinin kahraman evlatlarısınız. Omuzlarına yüklenen bu sorumluluğu yüksek bir motivasyonla yerine getiren sizleri ve sizlerin şahsında tüm silah ve mesai arkadaşlarımı tebrik ediyor; gözlerinizden öpüyorum. ORDUMUZ, İSTİKLAL HARBİNDEN BU YANA EN YOĞUN VE EN ETKİLİ FAALİYETLERİNİ İCRA EDİYOR Yakın coğrafyamızda ve dünya genelinde ardı ardına yaşanan gerginlikler, krizler, çatışmalar ve savaşlar; Türk Silahlı Kuvvetlerimizin her an harekâta hazır, etkin ve caydırıcı bir güç olmasını ve bu gücünü pekiştirmesini zorunlu kılmaktadır. Belirsizlik ve tehditlerin asimetrik ve öngörülemez hale geldiği bu hassas dönemde, Millî Savunma Bakanlığı olarak aziz milletimizin güvenliği ve huzuru için gece gündüz demeden, büyük bir azim ve kararlılıkla görevlerimizi ifa etmekteyiz. Belirlediğimiz çok yönlü savunma-güvenlik politikası çerçevesinde şanlı ordumuz, sizlerin özverisi ve fedakârlıklarıyla İstiklal Harbimizden bu yana en yoğun ve en etkili faaliyetlerini icra etmektedir. Bu kapsamda özellikle yurt içinde ve sınır ötesinde terörle mücadelede elde ettiğimiz tarihi başarılar, ordumuzun harekât kabiliyetini ve gücünü açıkça ortaya koymaktadır. Son yıllarda, terör tehdidinin kaynağında yok edilmesi stratejisi ile Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyindeki terör unsurlarını hedef alan başarılı operasyonlarımızı icra ettik ve terör koridorunu parçaladık. Şu an, eğer oralarda olmasaydık; örgütün sınırlarımıza yönelik saldırıları, daha önce olduğu gibi devam edecekti ve yurt içinde daha büyük bedeller ödeyecektik. Bugün, güvenlik ve huzur ortamının tesis edildiği Hakkâri’de; - Şehrin güzel yaylaları yerli ve yabancı turistleri ağırlıyor, - Bölge, spor organizasyonlarına ve festivallere ev sahipliği yapıyorsa; - Bunlar hep kahraman Mehmetçiğimizin, sınırlarımızın ötesindeki mücadelesi sayesindedir. Terörle mücadelemiz; etkin ve kararlı adımlarla, örgütün hareket kabiliyetini bitirinceye kadar devam edecek; kim destek verirse versin, oldubittilere asla müsamaha gösterilmeyecektir. MİLLETİMİZİN GURUR KAYNAĞISINIZ Kahraman ordumuz, terör örgütlerine karşı büyük bir cesaretle mücadele ederken, aynı zamanda sınırlarımızın emniyetini de en üst düzeyde sağlamaktadır. Birçok ülkeye de örnek teşkil eden, en gelişmiş teknolojik imkân ve kabiliyetleri haiz hudut emniyet sistemlerimiz, ortaya çıkan ihtiyaçlar ile risk ve tehditlere göre sürekli geliştirilmektedir. 2’nci Hudut Tugayımız ve onun siz değerli mensuplarının, yüksek vazife şuuru ve sorumluluk bilinci ile ortaya koyduğu üstün gayretler, her türlü takdirin üzerindedir. Sizler, buradaki varlığınızla hudutlarımızın ve kutsal vatan topraklarının en önemli güvencesi ve milletimizin gurur kaynağısınız. Tüm bu görevlerimizle birlikte, Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizi de tavizsiz bir şekilde koruyoruz. Eş zamanlı olarak; - Millî ve uluslararası ölçekte büyük ve etkili tatbikatları icra ediyor; - Her geçen gün, en yenilerini envantere kazandırdığımız yerli ve millî savunma sanayii ürünü silah sistemleriyle, şanlı ordumuzun gücüne güç katıyoruz. Tüm bunların yanı sıra, millî politikamız gereği; - Başta Kıbrıs ve Azerbaycan olmak üzere Libya, Katar, Bosna Hersek, Kosova ve Somali gibi köklü tarihî bağlarımız ile dostluk ve kardeşlik ilişkilerimizin olduğu ülkelere destek veriyoruz. Bu ülkelerin barış, huzur ve istikrarına yönelik sağladığımız katkılar kapsamında eğitim, yardım ve danışmanlık faaliyetlerimizi başarıyla sürdürüyoruz. ASKERÎ AÇIDAN GÜÇLÜ OLMAK ZORUNDAYIZ Ülkemizin jeopolitik konumu, bölgesinde ve dünyadaki önemini daha da artırırken, risk ve tehditleri de beraberinde getirmektedir. Böyle kritik bir coğrafyada var olabilmek, her alanda hak ve menfaatlerimizi koruyabilmek, aynı zamanda dünya barış ve istikrarına katkı sunabilmek için en başta askerî açıdan güçlü olmak zorundayız. Çok şükür Türkiye, bu hassas güvenlik ortamında, uluslararası arenadaki etkinliğini her geçen gün artırarak güvenlik mimarisinin ve müzakere masalarının vazgeçilmez bir aktörü haline gelmiştir. Bugün, ülkemizin ulaştığı bu üstün seviye ile Türk Silahlı Kuvvetleri olarak aynı anda birçok görevi başarıyla icra edebilme kabiliyetimizi, çok iyi idrak etmemiz gerekiyor. Tüm bu geniş yelpazedeki görevleri aynı anda büyük bir uyum, düzen ve başarıyla icra etmemizde ordumuzun her bir ferdi önemli bir rol oynamaktadır. Bu durum şüphesiz, müteakip daha nice kritik görevleri yerine getirme azim ve kararlılığımızı pekiştirmektedir. Bu inanç ve motivasyonla Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına başladığımız bu tarihi süreçte “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimize emin adımlarla yürüyoruz. Belirlediğimiz millî savunma ve güvenlik stratejilerimiz çerçevesinde; - Bekamıza yönelen her türlü tehdit ve tehlikeyi bertaraf etmeye devam edecek, - Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada güvenlik ve istikrar sağlayan bir güç olma konumunu pekiştirecek, - Dost ve müttefiklerimizle ikili askerî ilişkiler ile savunma sanayi iş birliklerimizi geliştirecek yeni adımları kararlılıkla atacağız. BİRLİK VE BERABERLİĞİN EN GÜZEL ÖRNEĞİNİ SERGİLİYORSUNUZ Kurban Bayramı’nın bizlere hatırlattığı en önemli değerlerden biri de paylaşmaktır. Sizler, sadece bu bayramda değil, her zaman birliğin ve beraberliğin en güzel örneğini sergiliyorsunuz. Silah arkadaşlığı, birbirinize duyduğunuz güven ve sevgi, en zor anlarda bile sizleri güçlü kılmaktadır. Bugün bizler ve komutanlarınız da sizlerle birlikte olmak, her zaman yanınızda olduğumuzu bir kez daha ifade etmek üzere buradayız. Unutmayın ki, gösterdiğiniz cesaret ve özveri, milletimizin her bir ferdinin gönlünde derin bir saygı ve minnet duygusuna mazhar olmaktadır. Tüm bunların bilinciyle sizlerin, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da görevlerinizi en iyi şekilde yerine getireceğinize yürekten inanıyor; vazifelerinizde üstün başarılar diliyorum. Sözlerime son vermeden önce bugünün aynı zamanda babalar günü olduğunu hatırlatmak isterim. Bu vesileyle fedakârlıkları, sevgi dolu kalpleri, engin ve sağlam duruşlarıyla hayatımıza ışık tutan, gönüllerimizin kahramanı, saygıdeğer babalarımızın “Babalar Günü”nü en içten dileklerimle kutluyorum. Ayrıca Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyor; - Cennet vatanımızda bu mutlu bayram günlerini, huzur ve güvenlik içerisinde geçirmemizde en büyük pay sahibi aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum. - Hayatta olan fedakâr gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygılarımı sunuyorum. Bayramınızı bir kez daha en içten dileklerimle kutluyor, değerli ailelerinize de selamlarımı gönderiyor, saygılarımı sunuyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

73,187 просмотров • 2 лет назад

6 Şubat deprem felaketinin üzerinden üç yıl geçti. Resmî kayıtlara göre 53 binden fazla yurttaşımız yaşamını yitirdi; binlerce yurttaşımız yaralandı ve çok ağır mağduriyetler yaşandı. Bu mağduriyetler ne yazık ki hâlâ devam ediyor. Diyarbakır da depremin doğrudan etkilendiği illerden biriydi. Kentimizde 414 yurttaşımız hayatını kaybetti, 912 yurttaşımız yaralandı. Deprem sırasında 26 bina yıkıldı, 4 bin 612 bina ağır hasar gördü; 3 bin 428 bina orta hasarlı, 46 binden fazla bina ise az hasarlı olarak tespit edildi. Şu anda bulunduğumuz yer, Diyarbakır’ın merkezi sayılabilecek Dağkapı’ya çok yakın bir noktada yer alan Diyar Galeria binasının bulunduğu alan. Bu binada da 89 yurttaşımız yaşamını yitirdi. Evet, hükümet üç yıl içinde konutlar yapıldığını, yardımların ulaştırıldığını açıklıyor. Yapılanlar elbette vardır; bunları yok saymıyoruz. Ancak biliyoruz ki Türkiye bir deprem coğrafyasında yer alıyor ve olası depremler her an yaşanabilir. Depremi önleyebilir miyiz? Hayır ama depremin yol açacağı ağır sonuçları önleyebilirdik. Bu kadar büyük kayıpların yaşanmadığı, bu denli yıkımın olmadığı bir Türkiye mümkündü. Dirençli kentler yaratabilirdik. Ancak bu yapılmadı. Yurttaşlarımız 1999’dan bu yana telefon, elektrik ve benzeri faturalar üzerinden her ay düzenli olarak deprem vergisi ödedi. Bugüne kadar bu kalemden 40 milyar dolardan fazla kaynak toplandı. O yasa açıkça şunu söylüyordu: Toplanan bu paralar genel bütçe giderleri için değil, olası depremlerin risklerini azaltmak için kullanılacaktı. Peki ne oldu? Adalet ve Kalkınma Partisi 23 yıldır bu ülkeyi kesintisiz yönetiyor. Toplanan deprem vergileri, depremin kalıcı etkilerini azaltmak için kullanılmadı. Başka alanlara harcandı. Ben Diyarbakır milletvekili olarak bu durumu geçmişte de sordum. O dönem Maliye Bakanı olan, bugün de aynı görevi yürüten Sayın Mehmet Şimşek’e 2011 yılında şu soruyu yönelttim: “Toplanan deprem vergileri ne oldu? Deprem için mi harcandı, nereye harcandı?” Verilen cevap çok açıktı. Denildi ki: 5018 sayılı Kanun kapsamında bütçe geliri olarak kaydedilen bu tutarlar, deprem dâhil olmak üzere planlanan ve ihtiyaç duyulan kamu giderleri için harcanmıştır. Yani deprem için toplanan paralar, başka kamu harcamalarına aktarılmıştır. O dönemde “yol yaptık, duble yol yaptık, havalimanı yaptık” denildi. Açık söylüyorum: Bu, görevi kötüye kullanmadır. Deprem vergilerinin deprem için harcanması gerekiyordu. Bununla da yetinilmedi. AKP döneminde tam 8 imar affı çıkarıldı. Bu imar aflarından yaklaşık 26 milyar dolar gelir elde edildi. Bu paraların da dirençli kentler, güvenli konutlar ve kentsel dönüşüm için kullanılması gerekiyordu. Ancak maalesef bu kaynaklar da amacına uygun kullanılmadı. Peki Diyarbakır’da ne oldu? Evet, Oğlaklı’da 16–17 bin konut yapıldığı ifade ediliyor. Yaklaşık 6 bin yurttaşımız bu konutlara taşındı. Eksikleri var; bunları da dile getiriyoruz. Yapılanları inkâr etmiyoruz. Ancak kentin içinde, özellikle Bağlar’daki üç mahallede neredeyse yüzde 90 oranında hasar alan binalarla ilgili ne yapıldı? Kentin diğer bölgelerinde durum nedir? Bunlara ilişkin net bir planlama ve kamuoyuna yapılmış bir bilgilendirme yok. En azından bugün, valiliğin Büyükşehir Belediyesi ile birlikte bu konularda bir açıklama yapması gerekir. Hangi planlama yapıldı, yol haritası nedir, bunlar kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Bir diğer önemli konu da şudur: Diyarbakır’ın da içinde bulunduğu bölge için yerinde dönüşüm ve kentsel dönüşüm amacıyla hibe ve kredi desteği sağlanmıştı. 750 bin lira hibe, 750 bin lira kredi öngörülmüştü. Ancak bu desteğin süresi sona erdirildi. Bu uygulamanın yeniden hayata geçirilmesi şarttır. Ben Diyarbakır’dan bir kez daha depremde yaşamını yitiren bütün yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Acıyı hâlâ yüreğinde taşıyan yurttaşlarımıza sabır diliyorum. #6subat2023 #6subat #6subatdepremi #Maraş #Hatay #Adıyaman #Malatya

Sezgin Tanrıkulu

20,153 просмотров • 5 месяцев назад

İBB AK Parti Grup Başkanvekili Sayın Zeynel Abidin Okul, bugünkü İBB Meclis toplantısı konuşmanızda bana da yer vermişsiniz❗️ Evet, 5 yıllık dönemde binlerce bağımsız birim yıktık, temeller attık, teslimler yaptık. "Nerede o konutlar?" diyorsunuz. Anlatayım👇 ▪️5 yıllık dönemde KİPTAŞ olarak 20 farklı bölgede (10 ilçede), 2.410 bağımsız birim yıktık. Deprem dirençli yapılar yaptık, anahtarlarını teslim ettik. Vatandaşlarımız adına bile emeğinize sağlık demediniz, canınız sağ olsun. Size bu rakamlar küçük geliyor olabilir ama ne kadar önemli olduğunu anlamanız için bir karşılaştırma yapayım; geçmiş 25 yılda KİPTAŞ'ı sizler yönetirken sadece 2 bölgede 1.632 bağımsız birim yıkılmış. Biz 5 yılda, 25 yılın üstüne çıktık❗️ ‼️Üstelik tüm engellemelere, manipülasyonlara ve KİPTAŞ'ın mülklerini plansız hale getirdiğiniz Meclis oylamalarına rağmen bunu yaptık❗️ ▪️"Bir protokol imzalamışsınız hayırlı olsun" dediniz. Oysa İBB ile KİPTAŞ arasında imzalanan Kentsel Dönüşüm Mali Destek Paketi, İBB Meclisi’ne geldi, oy birliği ile kabul edildi. Siz de el kaldıranlardan biriydiniz. Desteğiniz için teşekkür ederiz, şimdi sanki haberiniz yokmuş gibi söz ettiniz. Garipsedik. ▪️ Konuşmanızda Bakanlığın Yarısı Bizden Kampanyası’nı övdünüz. Kağıttan okudunuz ama içeriği hatalı okudunuz maalesef. Yarısı Bizden Kampanyası, KİPTAŞ'ın 3 yıl önce başlattığı İstanbul Yenileniyor projesinin birebir uyarlamasıdır. Örnek alınmak ve rol model olmak güzel tabi❗️ ▪️Yarısı Bizden Kampanyası, inşaat maliyetinin ne olacağı bilinmeden, ortada bir proje olmadan açıklanmış bir kampanyadır. 700 bin lira hibe, 700 bin lira kredi deniyor, o inşaat kaça mal olacak belli değil. Neyin hesabını yapabiliyorsunuz bu ekonomik ortamda, merak ediyoruz. İstanbul Yenileniyor ile vatandaşa vereceğimiz destek, inşaat maliyetinin %40 ile %65 oranında sağlanacak. Üstelik, Yarısı Bizden gibi kriter olmadan dağıtılacak bir hibe değil, gerçek ihtiyaç sahibi olan, evini yenilemek isteyen dar gelirli vatandaşlarımız ve emeklilerimize verilecek. Kaynaklar verimli kullanılacak. İşin doğrusu budur❗️ ▪️5 yılda yıkıp yapılan tüm yapıların yerini, temel atılan ilçeleri, sizin belediye başkanlarınızın da törenlerine katıldıklarını detaylı olarak anlatabilirim. İster sahada tek tek gezdiririz, isterseniz Meclis’e geliriz, isterseniz de KİPTAŞ Genel Müdürlüğü'müzde ağırlarız. "Yarısı Bizden" ile "İstanbul Yenileniyor" nasıl bu kadar benziyor? Farkları neler? Hangisi gerçekçi? Onları da size bir sunumla anlatabilirim. ▪️Madem KİPTAŞ yapamıyor, Bakanlıkla çalışın demişsiniz. Ezbere konuştuğunuzu gösteren bir diğer cümleniz de bu. ‼️Aylardır ısrarla ve defalarca anlattım. Elimizde uzlaşısı alınmış 27 bin bağımsız birim var. Bu, 100 bin vatandaş demek; gelin bu yapıda yaşayanlara uygun kredi, düşük faiz sağlayalım diye kamu bankalarına, elinizdeki kampanyadan KİPTAŞ ile uzlaşanlar da yararlansın diye katıldığım her TV yayınında, konuştuğum her törende Merkezi Yönetime çağrı yaptım. Böyle bir iş birliği çağrısını neden yok sayıyorsunuz❓ ▪️Bizim tavrımız da sözümüz de net, kentsel dönüşümün rekabeti olmaz, iş birliği olur❗️ Tabi hiçbir şey yapılmıyor gibi davranmak, kentsel dönüşümü siyasete alet etmiyorum diyerek, aslında tam da göbeğine oturtarak, gerçekleri saklamak ve algı yönetmek sanırım sizin için daha kolay oluyor❗️

Ali Kurt

129,320 просмотров • 1 год назад