Загрузка видео...

Не удалось загрузить видео

На главную

“…ve bir devrim evvela devrimi devirecek!” Eskiden Türkiye’ye gelen devlet liderleri valsle, dansla karşılanırdı. Bugün ise 16 Türk Devleti’ni temsil eden askerler, Mehteran takımı ve Diriliş Marşı…

545,919 просмотров • 27 дней назад •via X (Twitter)

Комментарии: 0

Нет доступных комментариев

Здесь появятся комментарии из оригинального поста

Похожие видео

Rüya bile bu manzara karşısında uyanıp gerçeği izlemeye başladı.. Süper güç olduğu iddia edilen ve kendisini Mesih illan ettiren başkan Trump’ı Türkiye’ye getirdik, geldiği anda mehter marşı ile karşıladık, tüm dünyaya Osmanlı ruhunun hala hayatta ve ayakta olduğunun mesajını verdik.. Yıllardır mecliste grubu bulunan muhalefet partilerinin “saray” diyerek küçümsemeye çalıştığı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, bugün yalnızca büyük Türk milletine güven vermekle kalmadı; dünya diplomasisinin en önemli merkezi hâline geldi.. 👉Dün ulaşılması güç görülen devlet adamlarını bugün Türkiye’de ağırlıyor; küresel gündemi belirleyen liderleri Ankara’da bir araya getiriyoruz... 👉Bu tablo, Türkiye’nin uluslararası alandaki ağırlığının ve devlet geleneğinin geldiği son noktayı göstermektedir.. 👉Devletlerin büyüklüğü yalnızca ekonomik veya askerî güçle değil; kurduğu diplomatik etki, tarihi mirasına sahip çıkışı ve dünyaya verdiği mesajla da ölçülür.. 👉Mehter marşının yankılandığı bu buluşmalar, birçok kişi açısından Türk devlet geleneğinin ve tarihî hafızasının sembolik bir yansıması olarak değerlendirilmektedir.. Bu vesileyle, Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin uluslararası temsil gücüne katkı sağlayan çalışmalarını takdir ediyor, “Helal olsun.” diyoruz.. Çünkü mesele kişilerden önce, ay yıldızlı bayrağımızın itibarı; makamların ötesinde ise büyük Türk devletinin dünyadaki saygınlığıdır.. Ne mutlu, devletinin yükselişiyle gurur duyan büyük Türk milletine.. 🇹🇷 🌍 👏👏

Murat Şahin

76,148 просмотров • 26 дней назад

MİLLÎ DEĞERLER ÜZERİNDEN POLİTİK AYRIŞMA VE ERGEN DEVRİMCİLİK Özgür Özel’in Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Anıtkabir yürüyüşleri Türk siyasetinde gerilimli fay hatlarını tetikleyici bir harekete yöneliktir. Zira Gazi Meclis ve Anıtkabir, siyasetin aktüel tartışmalarının dışında, Türk milletinin birlik ve beraberliğini temsil eden millî hafıza mekânlarıdır. Türk milletinin müşterek değerlerini ifade eden millî hafıza mekânlarında yaptığı politik açıklamalarla Özel, demokrasinin, hukuk devletinin ve Atatürk mirasının yegâne temsilcisi olarak kendisini göstermeyi amaçlamaktadır. Zira bütün Türk gençliğinin kalbine nakşettiği Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini, Anıtkabir’de okutması Atatürk üzerinden toplumu ayrıştırma politikasının ve mizanseninin tehlikeli bir parçası olmuştur. Politik amaçlar uğruna millî hafıza mekanlarının ve millî kahramanların suistimali, bunlar üzerinden “ya bizdensiniz ya da onlardan” mealinde toplumu ayrıştırıcı dil ve üslup, iç cepheyi tahkim etmeye çalıştığımız bu dönemde, bölgemizdeki ülkeleri istikrarsızlaştırmaya dayalı emperyalist oyunun Türkiye’deki izdüşümünü teşkil etmektedir. Özgür Özel ayrıştırıcı dil ve üslubuyla, Türkiye’nin istikrar ve güven ortamına mugayir hareketleriyle ve saatlerce sufle aldığı odaklardan gelen istekleri sorgusuz uygulama iradesiyle ne Anıtkabir’in bekçisi, ne Atatürk’ün mirasçısı, ne de Türk gençliğinin lideri olma potansiyeline sahiptir. Bir dönem yönettiği CHP’de ortaya çıkan ve her biri ahlak ve etik sorunu olan meselelere karşı güçlü bir şekilde tavır almaktan imtina eden, partisine yönelik iddiaların üzerine gitmektense üstünü örtmeyi yeğleyen birisi Atatürk’ün mirasçısı ve Türk gençliğinin öncüsü olamaz. Milletvekilliği, grup başkan vekilliği, grup başkanlığı ve genel başkanlık yapan Özgür Özel’in; devlet adabından, CHP’nin tarihî ve kurumsal kimliğinden kopuk; Türk siyasî hayatının hafızasını doğru okuyamayan ve Türk milletini politik ajandasındaki gündem maddeleri doğrultusunda provoke eden görünüşte “ergen devrimciliği” ne CHP, ne de Türkiye için sorumlu bir siyaset anlayışını barındırmamaktadır.

MHP TBMM Grubu #MHP

14,483 просмотров • 2 месяцев назад

Başkomutan Erdoğan Liderliğinde Savunma Devrimi: Türkiye, tarihinin en güçlü ve en iddialı dönemlerinden birini yaşıyor. Bu yükselişin merkezinde ise kararlı liderliği ve büyük vizyonuyla Recep Tayyip Erdoğan bulunuyor. Onun öncülüğünde Türkiye, savunma sanayiinde adeta bir devrim gerçekleştirmiş, bağımlı bir ülkeden kendi kaderini kendi yazan küresel bir güç haline gelmiştir. Bir zamanlar dışa bağımlı olan savunma sistemi, bugün yerli ve milli projelerle dünyanın dikkatini çeken bir seviyeye ulaşmıştır. Bu başarının en çarpıcı örneklerinden biri, “Yıldırımhan” olarak anılan kıtalararası balistik füze vizyonudur. 6.000 kilometre menzil hedefiyle geliştirilen bu sistem, yalnızca bir silah değil; Türkiye’nin iradesinin, teknolojik kabiliyetinin ve bağımsızlık kararlılığının sembolüdür. Artık Türkiye, kendi caydırıcılığını kendi elleriyle inşa eden bir ülkedir. Bu atılım sadece füze teknolojileriyle sınırlı değildir. Aynı anda onlarca askeri geminin üretilebilmesi, Türkiye’nin denizlerde de güçlü bir hakimiyet kurma yolunda ilerlediğini göstermektedir. Tersanelerde yükselen her yeni gemi, Türkiye’nin küresel güç olma yolculuğunda atılmış bir adımdır. Bu tablo, geçmişin büyük imparatorluk mirasını hatırlatan bir dirilişin işaretidir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde dünya siyasetine yön veren bir milletin torunları olarak Türkiye, bugün yeniden tarih sahnesinde ağırlığını hissettirmektedir. Erdoğan liderliği, bu tarihsel özgüveni yeniden canlandırmış; millete sadece geçmişi hatırlatmakla kalmayıp geleceği inşa etme gücü de vermiştir. Savunma sanayiinde elde edilen bu başarılar, sadece askeri alanda değil, ekonomik ve teknolojik bağımsızlık açısından da büyük bir sıçramayı temsil etmektedir. Türkiye artık sadece takip eden değil, yön veren bir ülkedir. Ve bu dönüşüm, güçlü liderlik, kararlı irade ve büyük hedeflerin birleşimiyle mümkün olmuştur. Sonuç olarak, Türkiye’nin bugün ulaştığı nokta bir tesadüf değil; bilinçli bir vizyonun ve güçlü bir liderliğin ürünüdür. Erdoğan öncülüğünde şekillenen bu yeni dönem, Türkiye’yi yalnızca bölgesel bir aktör olmaktan çıkarıp küresel bir güç haline getirmektedir. Bu yükseliş durdurulamaz; çünkü arkasında sarsılmaz bir irade ve büyük bir milletin inancı vardır.

SON LAİK BÜKÜCÜ 🇹🇷

30,645 просмотров • 2 месяцев назад

Kuruluş : Fenerbahçe | Bir Kulüpten Fazlası Fenerbahçe Spor Kulübü, 1907 yılında İstanbul Kadıköy’de, o dönem Osmanlı yönetimi altında spor kulübü kurmanın dahi cesaret istediği bir ortamda kuruldu. Kulübün temelleri; Ziya Songülen, Ayetullah Bey ve Necip Okaner tarafından atıldı. Kuruluş yeri, Ziya Songülen’in Kadıköy’deki evidir. Bu ev, yalnızca bir buluşma noktası değil; bir fikrin, bir duruşun ve bir kimliğin doğduğu yerdir. Kulübün adı tesadüf değildir. “Fenerbahçe”, hem Kadıköy semtini hem de yol gösteren bir ışığı temsil eder. Kurucular için bu isim, karanlıkta yön gösteren bir semboldür. Fenerbahçe, daha ismiyle bile sıradan bir spor kulübü olmayacağını ilan etmiştir. İlk yıllarda farklı renkler denenmiş, 1908 döneminde sarı-beyaz formalar kullanılmıştır. Ancak 1909–1910 yıllarında kulübün kimliğini kalıcı şekilde yansıtacak renkler belirlenmiştir. Sarı, umudu ve aydınlığı; lacivert ise asaleti, ciddiyeti ve vakar duruşu temsil eder. Bu renkler bir estetik tercih değil, bir karakter beyanıdır. Kararın öncülüğünü Ziya Songülen yapmış, kulüp bu renklerle kurumsal kimliğini tamamlamıştır. Fenerbahçe arması ise 1910 yılında Hikmet Topuzer tarafından tasarlanmıştır. Arma; kırmızı dış çemberiyle Türk milletine bağlılığı, beyaz zeminle temiz mücadeleyi, sarı-lacivert halkalarla umudu ve asaleti anlatır. Ortadaki yeşil meşe yaprağı, güç ve köklülüğü simgeler. Top figürü ise futbolu değil, sporun araca dönüşmesini temsil eder. Arma, bir süs değil; bir manifestodur. Fenerbahçe, tarih boyunca yalnızca sportif başarılarıyla değil, duruşuyla da öne çıkmıştır. 1923 yılında işgal altındaki İstanbul’da kazanılan Harrington Kupası, yalnızca bir kupa değil, bir direniş sembolüdür. Aynı yıl kulübün başkanı Galip Kulaksızoğlu’dur. 1933 yılında kulübü ziyaret eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Fenerbahçe’ye duyduğu takdiri şu sözlerle ifade etmiştir: “Fenerbahçe’ye ebedî muvaffakiyetler dilerim.” Fenerbahçe hiçbir zaman sadece kazanmak için kurulmadı. Bu kulüp; vazgeçmemeyi, dik durmayı ve temsil etmeyi seçti. Bugün bu arma, bir miras değil; bir emanettir. Ve her nesil, bu emanete yeniden layık olmak zorundadır. 🎬 Yönetmen: Sergen Şahin #fenerbahçe #kuruluş

S-AI Media Works

29,989 просмотров • 7 месяцев назад

‼️Fener Rum Kilisesi'nin fahri basın danışmanı gibi hareket eden Hakan Çelik’ten bir Fener Rum Kilisesi reklamı daha… 📌Fener Rum Kilisesi Başpapazı’nın, adeta bağımsız bir devlet başkanıymış gibi ABD’ye gidip, doğrudan ABD Başkanı tarafından kabul edilmesini yapan isim yine Hakan Çelik oldu. 📌Asıl sorulması gereken soruları sormayıp da, ADETA BAŞPAPAZININ VE KİLİSENİN PROPAGANDASINI yapıyor. Halbuki burada asıl sorulması gereken hayati sorular vardır: ⁉️26 Ekim 2021’de Biden’a, 17 Eylül 2025’te ise Trump’a “Ekümenik Taht’a verdiğiniz daimi destek için minnettarız” diyebilen; ardından da “ABD Başkanı ile Türkiye’deki az sayıdaki Hristiyan’ın yaşadığı zulümleri konuştuk” sözlerini sarf eden Fener Rum Patriği, hangi hakla Türkiye Cumhuriyeti’ni yabancı başkanlara şikâyet edebilmiştir? ⁉️Batı Trakya’da Türk okulları kapatılırken, Fener Rum Kilisesi Başpapazı hangi hakla Türkiye’de devletin denetiminden muaf bir Ruhban Okulu açılmasını ABD Başkanından talep edip, Türkiye Cumhuriyetine baskı yapılmasını isteyebilmektedir? ⁉️Fener Rum Başpapazı, Gökçeada ve Bozcaada’nın Yunanistan ile yeniden birleşmesini çağrıştıran Pan-İmbroz Konferanslarını nasıl tertip edebilmektedir? ⁉️Neden dış seyahatlerinde Doğu Roma -sözde Bizans- bayrak ve sembollerini taşımaktadır? ⁉️Yunan Devleti neden dış seyahatleri için ona özel uçak tahsis etmektedir? ⁉️Fener Rum Kilisesi neden ısrarla Lozan Antlaşması’na, Türk Anayasası’na ve Türk hukuk sistemine aykırı bir biçimde “ekümeniklik” iddiasını sürdürmektedir? ⁉️Bu yapı neden uluslararası platformlarda Türk Devleti’nin resmî temsilcileriyle eşit statüdeymiş gibi davranmaya çalışmakta, kendini “devlet” gibi lanse etmektedir? ⁉️Fener Rum Patriği neden her fırsatta seçilen tüm ABD Başkanlarına Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ve Türk Milleti’ni şikâyet etmektedir? ⁉️ABD ve Batı başkentlerinde Fener Rum Patriği’nin önüne kırmızı halılar serilirken, Türk milletinin iradesiyle kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti’nin Lozan’dan kaynaklanan hakları neden görmezden gelinmektedir? ⁉️Yunanistan ve Rum lobileriyle birlikte hareket eden Fener Rum Kilisesi’nin, Doğu Akdeniz ve Adalar Denizi’ndeki jeopolitik emellerle nasıl bir bağlantısı vardır? ⁉️Bu PR çalışmalarının amacı, Türkiye’yi Lozan’ın temel hükümlerinden taviz vermeye zorlamak ve “sözde ekümeniklik” dayatmasını meşrulaştırmak değil midir? 📌Ancak Hakan Çelik, bütün bu kritik soruları sormayıp yaptığı tek şey; Fener Rum Kilisesi Başpapazı’nın söylemlerine mikrofon tutmak, onu bir “lider” gibi sunmak ve Türk milletinin hukukunu, tarihini, Lozan’ın maddelerini hiçe sayan iddialarına ekranlarda meşruiyet kazandırmaktır. 📌Bizim yerli ve milli bir Türk gazetecisinden beklediğimiz ; Türk Cumhuriyeti’nin egemenliğine ve Anayasamıza yönelen her türlü tehdidi sorgulamak, Lozan’ın ruhuna sahip çıkmak, devletimizin ve milletimizin haklarını savunmaktır. 📌Ama görüyoruz ki burada yapılan, tam tersi yönde, Türk kamuoyunun gözünde Fener Rum Kilisesi’ni yüceltmeye ve hukuksuz iddialarına zemin hazırlamaya dönük bir PR çalışmasıdır. 📌Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Lozan’dan beri Fener Rum Kilisesi’ni sadece Gökçeada, Bozcaada ve İstanbul’daki dini bir azınlık cemaatinin başı olarak tanımlamış ve tanımaktadır. Hiçbir devlet, hiçbir hükümet, hiçbir gazeteci bu tarihi ve yasal gerçeği değiştiremeyecektir.

TÜRK DEGS / TURK MAGS

25,714 просмотров • 10 месяцев назад