Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

#Yeditepe Üniversitesi’nde tartışma konusu olan iftar programı İslam ve Medeniyet Topluluğu tarafından gerçekleştirilmiş. Allah razı olsun çocuklar 🌺❤️

15,325 views • 4 months ago •via X (Twitter)

0 Comments

No comments available

Comments from the original post will appear here

Related Videos

Yazıklar olsun! Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi tarafından “seçim kampanyası” kapsamında merkez Eyyübiye ilçesine bağlı Eyüpkent Mahallesi’nde vatandaşlara dağıtılan çocuk battaniyesi ve diğer çocuk malzemelerinin üzerinde UNICEF’in, diğer adıyla Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’nun etiketi bulunuyor. Kayıt amaçlı ürün künyesinden, söz konusu yardım malzemelerinin, UNICEF tarafından 6 Şubat Depremi’nin ardından Şanlıurfa’daki depremzede çocuklar için gönderildiği anlaşılıyor. Vaktinde deprem mağdurlarına ulaştırılmayıp depolarda bekletilen UNICEF yardımları, şimdi bir yıl sonra seçim sürecinde Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi’nin hazırladığı çocuk ürünleriymiş gibi dağıtılıyor. Depremin ilk haftalarında battaniye bulamayan çocuklar, soğukta titrerken siz UNICEF’in “dağıtın” diye yolladığı battaniyeleri ve diğer ürünleri sakladınız öyle mi? Sizde vicdan var mı? Bu tutum hem dinen günahtır hem de hukuken suçtur. Görevi kötüye kullanmadır. Bir de Eyüpkent’te mahalleliye dağıtım yaparken “Ak Parti’ye oy verin. Yoksa sonumuz Gazze gibi olur” dediğiniz bilgisi ulaştı bize. Hiç utanmaları da yok! AKP iktidarında İsrail’le ticaret zirveye ulaştı. Gazze saldırı altındayken dahi Türkiye’den İsrail’e domates ve diğer gıda ürünleri ihraç ediliyor. Katil İsrail askerlerinin Filistin halkına karşı kullandığı dikenli teller bile Türkiye’den gidiyor. Bu arada UNICEF, 6 Şubat Depremi nedeniyle Şanlıurfa ve diğer kentlere gönderdiği ihtiyaç malzemelerinin amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını takip etti mi acaba? UNICEF, AKP’nin arka bahçesi oldu da bizim mi haberimiz yok! UNICEF’in de bu konunun takipçisi olması gerekir. #şanlıurfa #seçim UNICEF Türkiye UNICEF

Av.Mahmut TANAL

406,130 views • 2 years ago

BAĞIMSIZ FİLİSTİN DEVLETİ Mİ? Batılı devletlerin Filistin'i Bağımsız Devlet olarak tanıma kararından sonra Gazze ve Batı Şeria dahil Filistin topraklarının %1'i daha İsrail tarafından işgal edildi. İsrail Batı Şeria'da; √ Elektrik iletim hatlarını kesiyor, √ İletişim sistemini tahrip ediyor, √ Köy yollarını Dozerle söküyor, √ Cadde ve kaldırımları söküyor, √ Hayvanlara el koyuyor, √ Zeytinlikleri ateşe veriyor, √ Kanalizasyon ağını imha ediyor, √ Sebepsiz tutuklamalar yapıyor, √ 11 yaşındaki çocukları da tutukluyor. İsrail Gazze'de; √ 721 gündür soykırım uyguluyor, √ Yaklaşık 700.000 insanı katletti, √ Yük taşımaması için Katırları, √ Doğurmaması için Kadınları, √ Tedavi yapmaması için Doktorları, √ Savaşçı olmasınlar diye Çoçukları, √ Savaşmamaları için Erkekleri katlediyor. ACI ama GERÇEK; • Yahudiler üstelik katır, kadın, doktor, çocuk ve erkekleri katlederken ibadet ettiğine inanıyor. • İnsanlık İki Devletli Çözüm yalanıyla aldatılırken Filistin adım adım tasfiye edilerek sonsuza dek haritadan siliniyor. • Silahtan İlâh devşiren ve öldürmeyi ibadete dönüştüren alçak, ahlâksız ve aşağılık bir topluluğa silahla cevap vermek yerine milyarlarca Müslüman Epstein şantajıyla Yahudilerin rehin aldığı ve Mayın Eşeği olarak kullandığı ABD Başkanı Trump'tan ve Siyonizm'in kontrol yörüngesi olan BM'den çözüm bekliyor. • Bu aşağılayıcı zillet karşısında örgütlü bir alternatif Cihad hattı kurmak yerine mezhep, mesreb, tarikat, cemaat, parti ve liderleri lehine itibara; aidiyetleri lehine iktidara ve grupları lehine çıkara tâlip olan İslam Milletleri ise acziyet içinde vakit geçiriyor. • Trump Erdoğan görüşmesi gibi BM Genel Kurulu toplantıları da bitti. Filistin'e isabet eden bir iyilik vukû bulmadığı gibi Filistin'in sözde Devlet olarak kabulü de işe yaramadı. • Bunca yalan içinde tek doğru var: Filistin adım adım yok ediliyor, Gazze tasfiye ediliyor ve masum çocuklar katlediliyor. Allah'ın lâneti İsrailoğulları üzerine olsun.

Mustafa Doğan

31,455 views • 10 months ago

İhsan Hoca'nın "Sünnete-Sirete gidelim" çağrısına ithafen paylaşıyorum. Acaba İhsan Hoca'nın Yusuf (as) hakkındaki değerlendirmeleri mi daha bütüncül ve usule uygun, yoksa aşağıda her iki peygamberin (Muhammed sav. ve Yusuf as.) uygulamasını-sünnetini toplayan, her uygulamayı yerli-yerinde ele alan değerlendirme mi? "Kureyş, Allah Resûlü’ne (sav), başlarına yönetici olmasını veya onlarla birlikte yönetime iştirak etmesini teklif etti. Allah Resûlü (sav) bu teklifi reddetti. Teklifleri şuydu: “Ey Muhammed, biz sana haber gönderdik ki, seninle konuşa­lım. Vallahi biz Araplardan bir adam bilmiyoruz ki senin kavminin başına getirdiğin şeyi kendi kavminin başına getirmiş olsun. And ol­sun ki sen babalara hakaret ettin, dini ayıpladın, ilahlara sövdün, akılları sefihliğe nispet ettin ve toplumu dağıttın. Yapmadığın hiçbir çirkin şey kalmadı. Eğer bu yeni getirdiklerinle mal talep ediyorsan sana mallarımızdan toplarız, öyle ki bizim en zenginimiz olacaksın. Eğer onunla içimizde şeref talep etmekteysen biz seni bize efendi/başkan kılarız. Eğer onunla bir saltanat murad ediyorsan seni melikimiz yaparız. Eğer bu, gördüğün ve sana galip gelen bir cin ise tedavi olman için, sen iyileşinceye kadar mallarımızı harcarız veya seni mazur görürüz." Allah Resûlü de (sav) buyurdu ki: ‘Ben nerede, sizin dedikleriniz nerede? Kendisiyle size geldi­ğim şeyle (davetimle) mallarınızı talep etmiyorum. Ne içinizde şeref talebi için ne de sizin üzerinize meliklik için gelmedim. Fakat Allah beni size resûl/elçi ola­rak gönderdi ve bana bir kitap indirdi. Bana emretti ki, sizin için müjdeleyici ve korkutucu olayım. Böylece Rabbimin risâlâtını/gön­derdiği mesajları size tebliğ ettim. Size nasihat ettim. Eğer size getirdiğim şeyi kabul ederseniz o, sizin dünyada ve ahirette nasibinizdir. Eğer onu reddederseniz Allah’ın emri için sabrederim, tâ ki Allah benimle sizin aranızda hükmünü versin.” (Siret-i İbn-i Hişam, 1/392) Yûsuf’a (as) verilenin bir benzeri Allah Resûlü’ne verilmesine rağmen, neden kabul etmedi? Allah Resûlü’ne yapılan teklif bir bütün olarak okunduğunda şu anlaşılır: Kureyş, “Şayet bu davetten amacın yönetici olmaksa, daveti bırak seni yönetici yapalım.” demek istiyor. Aslında Kureyş, davetin tamamına değil, Allah Resûlü’nün onların dinine dil uzatmasına karşı. Diyorlar ki “Sen bize karışma; atalarımızın sapık olduğunu, ilahlarımızın batıl olduğunu söyleme, yeter.” Sırf bunun için ona yöneticilik teklif ediyorlar. Allah Resûlü şiddetle reddediyor. Neden? Çünkü ondan tevhidî ilkelerden taviz vermesini, Mekke’de var olan çoğulculuk sistemini onaylamasını istiyorlar. Allah Resûlü (sav) teklifi kabul etse İslam da Mekke’de meşru kabul edilen dinlerden olacak, sahabe eziyet görmeyecek, Allah Resûlü ve ashabı rahatça dinlerini yaşayacak… Ancak o zaman meşru kabul edilen bu din, Allah’ın indirdiği İslam olmayacak. Çünkü içinden “Lâ”sı, kötülüğü inkârı ve şirkten beraati çıkmış olacak. İslam bir bütün olarak Allah’ın dinidir. Tek bir ilkesi bile çıkarılırsa geriye kalan şey, Allah’ın indirdiği din olmaktan çıkar. Yûsuf da (as) Allah Resûlü de (sav) bizim imamımız ve en güzel örneklerimizdir. İkisinin davranışını bir araya getirince şunu anlıyoruz: Kâfirlerin teklif ettiği iktidar, taviz vermeyi gerektiriyorsa reddedilir. Şayet kâfirler mutlak iktidar teklif ediyor ve hiçbir şekilde taviz söz konusu olmayacaksa o zaman kabul edilebilir. Örneğin bugün gayri İslami bir düzen, müminlere dese ki: “Alın, eğitim bakanlığını istediğiniz gibi yönetin.” Müslimler İslami ilkelere göre bakanlığı dönüştürüp ıslah edeceklerse yapabilirler. Fakat günümüzde olduğu gibi göreve başlarken, görev esnasında ve atılan her adımda karşılarına bir yasa, tüzük, yönetmelik koyarak onlardan taviz vermeleri ve batılı onaylamaları istenirse kabul edemezler. Ederlerse ne olur? Sistemi veya bakanlığı kurtaralım derken kendi iman ve ahlaklarını kaybederler. Dünyanın hangi ülkesine bakarsanız bakın; Yûsuf’un (as) görev talebini delil alarak gayri İslami sistemlerde yer alanlar, kaybetmişlerdir. Sistem onları dönüştürmüş; inanç ve ahlaka dair hassasiyetlerini kaybetmiş, sistemin sair aparatlarından farksız hâle gelmişlerdir. Hatta bazı ülkelerde, mustazaf halk, İslamcılardan(!) önceki dönemi arzular olmuştur. Sistem onları dönüştürürken yalnızca onlara zarar vermemiştir. Onlarla birlikte, temsil ettikleri değerlere de zarar vermiştir. İnsanlar X partisini veya Y bakanını değil, onun kendini nispet ettiği dini eleştirmeye başlamıştır." 🖊️Vahyin Rehberliğinde Yusuf Suresi Tefsiri, Halis Bayancuk Hoca, s. 336-337 Şimdi, sorayım, İhsan Hoca ( İhsan Şenocak ) yaptığı değerlendirmeyle Kur'an'a, Sünnete-Sirete mi gitti, yoksa ideolojik yorumlar mı yaptı? Bir de Mahmud Efendi'den nakil yapalım:

Enes Doğan

12,302 views • 1 year ago

“Efendi Hazretlerimiz yaşıyor, onu öldürmek isteyenleri Allah kahreylesin, helak eylesin. Bu kadar basit!” (Cübbeli Ahmed / 19 Haziran 2025 / Dün) Bu sözün hakikati batıl, mecazı fitnedir. Böyle bir söz, her yönüyle merduddur. Şiddetle reddediyoruz! “Şûrâ” ismini verdikleri yapıya mensup tüm hocaların da, -hiç olmazsa- bu tür hezeyanları açık ve net bir şekilde reddetmesi zaruridir. Rasûlullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) dahi vefat ettiğine göre, hiçbir kul –isterse kutub, gavs, mürşid-i kâmil olsun– bu hakikatin dışında tutulamaz. Bu sözün hakikati Molla Cami hazretlerinin ifadesiyle; “Bu iddialar ya tenasühe inanmak ya da kıyametin gerçekleştiğini, haşr ve neşrin zamanından önce vuku bulduğunu düşünmektir. Böyle düşünenler, zamanın ulemâsı tarafından tekfir edilmiştir.” (Kemâleddin Nizâmî Baharzî, Makâmât-ı Câmî, s. 286–288) Eğer mecaz kast ediyorsa, bu da en az hakikat iddiası kadar tehlikeli bir fitneye kapı aralamaktadır. Unutmamalıdır ki: Bu tür sözler halkın zihninde nasıl bir inanç doğuruyorsa, o sözden doğan sorumluluk da o kadardır. Zira bu tür ifadeler, halk nazarında tarikatı kabir eksenli bir irşad anlayışına dönüştürmekte, yaşayan mürşide olan ihtiyacı ortadan kaldırmakta, sahih silsileyi işlevsiz hâle getirmektedir. Bu da zamanla, muhabbette gulüv dediğimiz aşırılığı, tazimde haddi aşmayı, ve meşâyıha olduğundan fazla mâna yükleyerek, şeytanın en sinsi tuzaklarından birine sürüklenmeyi netice veren tarihi bir gerçekliktir. Son olarak; yaptığı bedduaya mukabele ederek diyoruz ki: Mahmud Efendi Hazretlerimiz, tüm Evliyâ (kuddise sirruhum) ve Enbiyâ (aleyhimüsselâm) gibi vefat etmiştir. Aksini iddia ederek kendi tezgahlarını perdelemeye çalışan din tüccarlarını Allah Teâlâ’ya havale ediyoruz. "Kim Muhammed’e kulluk ediyorsa (ölmedi diyorsa), bilsin ki Muhammed ölmüştür. Kim Allah’a kulluk ediyorsa, bilsin ki Allah diridir, ölmez.” (Buhârî, Cenâiz, 3; İbn Hişâm, es-Sîre)

Muhittin Ödemiş

39,553 views • 1 year ago

SABAH NAMAZI VAKTİNİ BEKLEYEN MÜSLÜMANLAR ŞİMDİ OKUSUN... DİĞERLERİ DE UYANDIĞINDA OKUSUN AMA MUTLAKA OKUSUN !! "Kullarım sana Beni sorarlarsa, bilsinler ki Ben, şüphesiz onlara yakınım. Benden isteyenin, dua ettiğinde duasını kabul ederim. Artık onlar da davetimi kabul edip Bana inansınlar ki doğru yolda yürüyenlerden olsunlar." (Bakara/186) Yukarıdaki ayetin muhteşem kıraatini dinlerken aklıma Filistin geldi. Dua etmek istedim onlara. Allah'ın vaadi hak değil mi? Bize çok yakın nasıl olsa. Ve duamızı da kabul edeceğini söylüyor. "Allahım! Filistin'e özgürlük nasip et." dedim. Sonra düşündüm. Dünyada, Filistin'lilerden daha özgür kim var? "Allahım! Filistinleri sevdiklerinden ayırma." Sübhanallah. Allah Teâlâ da zaten onları sevdikleriyle cennette bir araya getiriyor. Çoluk çocuk maaile, el ele, koşuyorlar... "Allahım! Onlara güç kuvvet ve zafer nasip et." diyecek oldum... Onlardaki güç, dünyayı ayağa kaldırdı. Her yerden Filistin sesleri geliyor. "Allahım! Filistinli kardeşlerime yardım et." mi desem? Zaten, onlara Allah'tan başka yardım eden mi var? "Allahım, onlara yurtlarını ver." Ebedî cennet yurdu süslendi, onları bekliyor. Nutkum tutuldu. Kirli dünyanın temiz insanları, yapmışlar yapacaklarını. Kendi makbul dualarını edip çıkmışlar yola. Yara yara gidiyorlar. Kimseye minnet etmeden, başları dik. Yalnız Allah'a güvenerek. Bizi seven arkamızdan gelir mesajı veriyorlar ve, İnsanlar bir bir müslüman oluyor, Müslümanlar ise şaşkın. Filistin'li çocuklar, ne yaman mürşid çıktı. Analar evliyay-ı kiram. Babaların her birinde İbrahimî bir teslimiyet, İsmailleri kurban ediyorlar. Canlarından bir parçayı verip: "Allahım ben Senden razıyım, Sen benden razı mısın?" diye soruyorlar. Tüneldeki asker, evdeki çocuğuna Kur'an öğretiyor. Bomba patlayınca korkan ve sesi titreyen evladını görünce buğulanıyor gözleri. Acı bir gülüşle okumaya devam ediyor. İki gözü görünen bir aslan, parmak sallıyor dünyaya: "Havada, karada, denizde ne kadar ordunuz varsa gelin..." diye meydan okuyor. Nice güçlü(!) müslüman liderler de tırsak tırsak saklanıyor. Filistin sayesinde güneş batıdan doğuyor. Benim aklımdan geçen duaları yaşıyor, adam gibi adamlar. Ahh Filistin! Hepimizin maskesini düşürdün. Sizi tanımadan kendimizi matah biri sanırdık. Şimdi ne olacak? Sizi gördükten sonra, biz bile inanmayız bize. Ne diyeceğiz, nasıl mazeret sunacağız Rabbimize? Nasıl aldatacağız kendimizi? Onlara değil de, kendimize mi dua etsem acaba? "Allahım! Bize hidayet ver. Filistin'lilerin imanından nasip et! Rasülullahın çok özlediği kardeşlerinin imanından." mı desem? Gazze'nin benim için ayrı bir önemi var. Benim dedem Filistin cephesinde gazi olmuş. Hayfa'da, Yafa'da, Gazze'de üç defa yaralanmış. Kafatasının içinde bir İngiliz kurşunuyla vefat etmiş. Ben hiç görmedim ama adını ve hatırasını şerefle, gururla taşıyorum. Allah onlardan razı olsun. Ve şimdi bütün dünyaya bir kahramanlık, bir mazlum direniş destanı seyrettiren Gazzeli Müslümanların yardımcısı olsun. Zaten O'nun yardımı olmasa kim hâlâ bu kadar güçlü durabilirdi ayakta.... Rabbim bizleri de affetsin ve bir an evvel Müslümanlara ortak akıl ve şuur nasip etsin. Batı'daki uyanışı onlara nasip etsin inşallah. #Gaza_Genocide #gazze #filistin #palestine #gazaunderattack #Gaza_Holocaust Netanyahu

Kumandan

91,627 views • 2 years ago

Galatasaray - Okan Buruk || İdeal İlk 11 Kurguları (9 Part) 1. PART ✍🏻Arda Anıl 🖼️ Uğur 🦁 📽️ Nìcò Tarihi bir ana şahitlik ediyoruz. Lafın gelişi olsun diye değil. Galatasaray, önce Haziran sonunda Bayern Münih'ten Leroy Sané'yi sürpriz bir şekilde transfer etti, sonra da bu uzun bekleyiş, istek ve arzunun ardından Victor Osimhen'i Temmuz sonunda tekrar renklerine bağladı. Şu üçlüyü Galatasaray formasıyla aynı karede görmek kimin aklına gelebilirdi ki? Bir de bu kadar erken bir tarihte! Bu soruyu 3-4 yıl önce sorsalar bize, gülüp geçerdik herhalde. Diyorum ya, tarihi bir an yaşıyoruz. "Kafayı yersin" derler ya, tam olarak o olaydır işte. Ama bazılarımız da neye sahip olduğumuzun tam da farkında değiller henüz. Hepsi birer süperstardır, birer asettir, güvenli birer limandır ama aynı zamanda birer patronlardır da. Açıkçası Okan Buruk'un işi hiç kolay değil, onu zor bir görev bekliyor. Neden böyle dedim? Çünkü hayal ettirdikleri kadar merak uyandırdıkları şeyler de var. Bu üçünün zaten ne kadar büyük futbolcular, ne kadar zor karakterler olduklarını ve neler yapabildiklerini biliyoruz. Fakat bazen her birçok şeyi bilmenize rağmen kafanızı kurcalayan şeyler bulabilirsiniz. Icardi döndü, Sané tamam, Osimhen geldi. Her şey iyi hoş da, bu adamlarla hangi sistemde oynayacağız biz? Az önce de belirttiğim gibi, hepsi birer patrondur. Medyada tartışma konusu olan, kafamızı kurcalayan şeylerden birisi budur. Biz de oluşacak tüm ihtimalleri göz önünde bulundurmaya çalıştım ve tabii onları teker teker değerlendirmeye karar verdim. Öncelikle sizlere değerlendirmenin hangi parçalardan oluştuğunu sizlere aktarayım. I. Tek Santraforlu Sistem II. Çift Santraforlu Sistem a) 3'lü Formasyon b) 4lü Formasyon III. Dünyadan Örnekler ve Galatasaray IV. Kapanış Her şey tamamsa fazla oyalanmayalım ve yavaş yavaş başlayalım ve sizleri daha fazla merakta bırakmayalım. 🔥 #Galatasaray #ultrAslan #SüperLig #OkanBuruk #Hedef26 #ŞampiyonGalatasaray #ŞampiyonlarLigi #5YıldızlıŞampiyon #UCL #Sane #Icardi #Osimhen #SoloilGala #GalatasarayTSL #SoloilGalaDay

Topsuz Oyun

54,647 views • 1 year ago

📌Yakında yaş haddinden emekli edilmesi gereken Ankara’nın bagajlı emniyet müdürü Engin Dinç’i aşağıdaki şekilde yazmış Tolga Şardan dünkü yazısında👇🏿‼️ “Unutulmazlar arasına giren isim: Engin Dinç Asıl dikkat çekici gelişme, Ankara Emniyet Müdürü Engin Dinç’in haziranda emekli olması. Bu noktada, Dinç’le ilgili paragraf açmak gerekecek. Dinç, 19 Ocak 2007’den bu yana hem emniyet teşkilatının hem de ülke siyasetinin içinde fazlasıyla yer almış bir isim oldu. Bilindiği üzere, 19 Ocak 2007’de gazeteci Hrant Dink öldürüldü. İşte o günden itibaren neredeyse 20 yıldır Engin Dinç adı konuşuluyor. Gündemden hiç düşmedi, hep ön saflardaydı! Görev yaptığı Emniyet İstihbarat Başkanlığı sürecinde 15 Temmuz 2016 gecesi ile öncesi ve sonrasındaki rolü, ülke tarihinin en büyük terör eylemi olarak kayıtlara giren 10 Ekim katliamında dönemin Ankara Valisi Mehmet Kılıçlar’la birlikte bulunduğu konum, Eskişehir Emniyet Müdürü iken 2018’de Osmangazi Üniversitesi’nde yaşanan ve dört akademisyeni katleden ve babası istihbaratçı emekli polis olan katil zanlısına silah ruhsatı verilmesi ile emniyet istihbaratının irtibatları, 2021’de Konya Emniyet Müdürlüğü döneminde Meram’da yaşanan ve aynı aileden yedi kişinin öldürüldüğü ırkçı saldırının gerçekleşmesi akıllarda kalacak hep. Dinç’in 2023’te başladığı Ankara Emniyet Müdürlüğü sırasında yaşananlar ise henüz belleklerde tazeliğini koruyor. Ayhan Bora Kaplan’ın liderliğindeki suç örgütüyle mücadele sırasındaki gelişmeler MHP ile AKP arasında hükümet krizine neden oldu. Dinç ve ekibi, MHP tarafından hükümete darbe yapmakla suçlandı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, MHP lideri Devlet Bahçeli ile görüşerek tansiyonu düşürmeye çalışsa da kriz, halen artan şiddetiyle devam ediyor. Dolayısıyla Ankara Emniyet Müdürü Engin Dinç, arkasında epeyce olayı bırakıp emekli emniyet müdürleri kervanına katılacak büyük olasılıkla.” 📌Engin Dinç’i Engin Dinç yapan baş hasmım eski emniyetsizlik müdürü Koray Öner’dir… Kendisinden düşük kıdemde olmasına rağmen Hrant Dink davası duruşmasına giderkenki şu 👇🏿görüntüde bile elini kaldırıp ortalığı yara yara giden Koray Öner’in rahatlığı ve baskınlığı, sanık Engin Dinç’in ise tedirginliği belli olmaktadır… Koray Öner, Engin Dinç’in emekli olmasından hoşlanmayacaktır. Kendisini Siber Güvenlik Başkanı yaptırmaya bile çalıştılar (Ali Fuat Duatepe 1 yıl kadar önce bu yönde paylaşım yapmıştı) ama olmadı. Şimdi diğer alternatifler (genel bir değişiklikle emeklilik yaşı yükseltilmesi veya vali atanma gibi) söz konusu olmazsa Engin Dinç’in sonu yakında Arif Çetin gibi olacak‼️ 📌Not: Söz konusu şu video👇🏿 şürekası Koray Öner’in yönlendirmesiyle özellikle eski emniyetsizlik müdürü, Süleyman Soylu dönemi Siber Daire başkan yardımcısı Kerim Altıay tarafından hazırlanan adli kumpasla tutuklandığım dönemde engellenen 100 bine yakın takipçim bulunan Arb. Av. Dr. Dilek Ekmekçi X hesabımdaki sabitlenmiş tweette yer almaktaydı, şimdi tekrar paylaşıyorum…. Tolga Şardan Alican Uludağ Barış Terkoğlu Seyhan Avşar Timur Soykan Nedim Şener 🇹🇷 Abdurrahman Simsek Dilek Güngör

Av. Dr. Dilek Ekmekçi

47,575 views • 6 months ago

"Peygamberler, kabrinde diridirler hatta cima ediyorlar.." Yazarken bile tüylerimin ürperdiği bu cümleyi en başta yazmam, konudan rahatsızlığımı belirtmek içindir. Bu sözler Cübbeli Ahmet Hoca'ya ait. Geçtiğimiz günlerde sohbet videosuna denk geldim. Gündem olmadı pek, ben de hayatın telaşında kaçırdım. Allah, bizi affetsin. Bugüne kadar platformda bulunduğumuz tüm yıllar, günler süresince gözümüzün nuru Hz Muhammed Mustafa'ya tek bir kötü sözü kabul etmedik. Hassasiyetimizi hepiniz uygulamalı gördünüz, malum zatların başına gelenlerden. Bugün ise farklı bir durumla karşı karşıyayız. Bu sözü, geçtiğimiz yıllarda destek olduğumuz ve ülkede en çok tanınan Hocalardan biri söyledi. Ve konu bizi de aşar. Çünkü iddia karşısında cevap vermek, ilim istiyor. Öyle ki, bu yazıyı yazmadan önce çok farklı mecralardan çok sayıda hocaefendi ile görüştüm. Bunların içinde İsmailağası, Kadirisi, Hüdayisi ve tarikat dışında İlahiyatcı, Profesörü olmak üzere birçok gruptan hoca ve profu vardı. Konu şu ki: Cübbeli Ahmet Hoca, bir kaynağa dayandırdığı rivayete göre "Peygamberlerin kabrinde diri olduğunu ve hatta cima ettiğini" iddia ediyor. Yukarıda yol ve sınıfını belirttiğim tüm grup ve şahıslar bu iddiayı ve rivayeti reddetti. Akılcı ve belgeli bir şekilde. Hatta ağır konuşanlarda oldu. Doğru ve yanlışlığı bir kenara bırakılıp, böyle bir yorumun dine ve özellikle tarikat yoluna vereceği zararların hesaplanmasi gerektiğini, bilhassa gençlerin tasavvuf yolundan nefret ettirilmeye çalışıldığı şu süreçte verdiği zararı konuştular. Medyaya, yazan çizene, gençlerin tepkisine bakıldığında da haklılardı da. Sözün özü. Cübbeli Ahmet Hoca'yı, en stresli döneminde, herkesin medyada yalnız bıraktığı süreçte fotoğrafını paylaşıp destek olan biri olarak bunları konuşmak en önce bana düşerdi. Nitekim bu açıklamasına açıklık getirmediği sürece benim için artık yok hükmündedir. Kimi ne kadar sevdiğinizin, öncesinde desteklediğizin önemi yok. Söz konusu gözümüzün nuru Peygamberimiz ise babam dahi herkes boş, anlamsızdır. Bugün bu sözler, Peygamberimize iftira olarak düşmüştür. Kitabın ortasından konuşalım. Ve tövbesi gerekir. İsteriz ki bu söz özürle telafi edilsin ve bu tarz faydası zararından çok alanlara girilmesin. Biz zaten birçok şeyin sıkıntısını yıllardır hala çekiyoruz. Örneğin? Sahabe, peygamberin idrarını içerdi gibi beyanlar. Fazlasına girmiyorum. Bakın bunlara gerek yok. Kurtarmamız gereken nice kalp varken hazırki insanları kaybediyoruz. Zarar büyük. Farkında değilsiniz. Millet abdest almayı bilmiyor cunup geziyor siz kalkmış ne anlatıyorsunuz. En başta edebe yakışmaz. Lütfen. Bir durup düşünelim. Bu cümleyi Cübbeli Ahmet hoca değil de bir İslam düşmanından duysaydık bu ülkede ne olurdu? Nasıl karşılardık? Bir düşünün. Neyse. Ben, mesul olduğum yerden üzerime düşeni yaptım ve Gizli Servis'i elimde tuttuğum her an boyunca Peygamberimin müdaafisi olacağım akdime sadık kaldım. Söyleyenler, mesuliyetini bilir. Dinleyip ilminin hakkını vermeyen, susanlar da mesuliyetini bilir. Herkes adalet terazisine tek çıkacak.

GİZLİ SERVİS

221,729 views • 1 year ago

Bu gün doğum günü: 19 Nisan 1939 85 yaşındadır... Meşhed doğumludur. Babası Tebriz'li Türk, Annesi Yezd'li Fars'tır. Sekiz kardeşin ikincisidir. Necef'te eğitim gördü, sonrasında Meşhed'de. İhvan Hareketi Önderlerinden Seyyid Kutub'un Fizlal'il Kur'an adlı tefsirini taa 1969'da İran'a taşıyandır kendisi. Tercüme eden... Vahdet onun için, bağlı olduğu mektep için, bir taktik değil stratejidir. Ve Vahdet'e dair geçmişi İnkılapla başlamayan, hatta İnkılaba ilham olan... Gençlik dönemleri Ali Şeriati'ye denk gelmiştir. Onun fikirlerine dikkatle yaklaşmıştır. Önemsemiştir, derdini anlamıştır onun. Cahillerden, taş kafalı, mürteci tiplerin Şeriati'ye dair yaklaşımından ayrışmıştır. İslam düşünce biçiminin topluma tesisi için mücadele eden bir kişisel tarihi vardır. Edebiyat düşkünüdür... Vıctor Hugo, Tolstoy ve Mihail Şolohov okudu. Özellikle Tolstoy'u hep tavsiye ettiğini biliriz. Ülke içinde hâlâ Şiir ve Edebiyat oturumları yapar. Şehriyar'a özel saygısı vardır. Cezaevleri, onu değişik ideolojik guruplarla tanıştırdı. Onlarla derin tartışmaları yürüttü. İslam Yönetim Sistemi üzerine çokça Cezaevi oturumları oldu. Devrim öncesi altı kere hapsi, bundan çok fazla tutukluluğu oldu. O tam bir Devrimci... Devrim öncesinde de, Devrim esnasında da, Devrim sonrasında da... 1981 yılında savaş, tüm yoğunluğuyla İran'ın sırtına yüklenmiş, kendisi de cephe cephe askerlerin içinde dolaşıyordu. Bir cepheden yeni dönmüş ve Ebuzer Camii'nde konuşma yapıyordu ki, ses kayıt cihazını kürsüye koyan Halkın Münafıkları Örgütüne mensup gazeteci görünümlü teröristin bu eylemi, onu hayattan koparmak içindi. Vücudu ağır tahribat aldı. Şimdi sağ elini kullanamıyor ve vücudunda hâlâ ağır hasar var. Onca cezaevi, onca suikast, onca mücadelede görmediğimiz yüz ifadesi, İmam Humeyni'den sonra ikinci kez Hacı Kasım'ın şehadetinde belirdi... Sakalından süzülen gözyaşı, "kuyulara konuşan"ı anlatıyordu sanki... Devrimin, İmam Humeyni'den sonraki Lideri'dir. Velayet-i Fakih Makamının Temsilcisidir. Diğer Müçtehitlerden ayrılan yanı, Direnişe ettiği Önderliktir. Halkçıdır. Dünyayı okuma potansiyeline sahiptir. Geleceği imar etmeyi merkeze koyan Mehdevi Öğreti'yi kıt'a'lar ötesine taşıyandır. Putin'in, Dugin'in, dikkatidir... Emperyal Batılı düşman güçlere karşı verdiği mücadele kadar dahili unsurlarla da mücadele etmektedir. İhanet, Yumuşak Savaş, Renkli Devrim, onun döneminde yaşandı. 1989'dan beri devam eden yönetim dönemi, İslam tarihi içinde İmam Ali(as) dönemine dair benzerlikler taşıyor. Bu süreçte Cemel, Sıffin, Nehravan ile benzerlik taşıyan hadiselere de muhatap oldu çünkü. Geçmişte şahsına uygulanan terörizm, bu dönemde şahsiyetine de uygulandı. Kurmay kadrosu içinde saf değiştirenler oldu. Devrim dinamikleri içinde önemli yer tutan şahsiyetlerin çocukları "kan bağından dolayı" imtiyazlı oldukları hissine kapıldılar. Hatta bazı yüksek yerlerde mealen "Sen İmamsın ama bize değil..."i çağrıştırıyordu hadiseler. Çok çetin günlerdir fırtınalı, toz dumanlı günler. O günlerin gümanı oldu. Sabırla, bilge anlayışla, "imha değil ihya ile" yaklaşımı sayesinde çoğu zaman haklılığının halk tarafından anlaşılması yılları aldı. Muktedirdi ama kırık gözlük, yırtık terlik hiç sorunu olmadı. Oğullarını kimse tanımadı. 35 yıldıŕ düşmanlarının üzerinden ayırmadığı mercek, atmaya müsait en ufak bir çamur tespit edemedi. Ziynet oldu isimsizlere. Dağlarda taşlarda ter akıtanlara. Topukları üzerinde dönmeyenlere... O, "Size kalan, sabah namazına ait vaktidir bu keşmekeş ortamda. Onu önemseyin, kendinizi eğitin" öğütünü veren bir Arif, O, "Ben Diplomat değil, Devrimciyim!" diyecek denli Antiemperyalist... Allah cc Ömrüne bereket versin İnşallah...💖🌹💖🌹💖🌹💖🌹💖

Ali Yılmaz

10,799 views • 2 years ago