Video yükleniyor...

Video Yüklenemedi

Ana Sayfaya Dön

33,326 görüntüleme • 9 gün önce •via X (Twitter)

0 Yorum

Yorum bulunmuyor

Orijinal gönderinin yorumları burada görünecek

Benzer Videolar

Cem Akın: Zengin sandığın birçok insan aslında fakir. Hem de senden çok daha fakirler. Bak, dünyanın hep zenginlerinin olduğu yerde yaşadım. Evim New York'ta Manhattan'daydı. Los Angeles'ta Laguna Beach, eee Newport Beach'te yaşadım. Miami Beach'te denizin kenarında, kanalın kenarında yaşadım. Ve bütün arkadaşlarım milyonerdi, birçoğu da milyarderdi. Ama ben sana bir şey söyleyeyim mi? Onların hayatını görünce aslında ne kadar fakir olduklarını gördüm. Bak, bunlar bir şekilde parayı kazanmışlar, tamam mı? Sonra bu parayı kaybetmemek için şu anda stres içerisinde hâlâ paralarını yiyemiyorlar. Her sabah borsanın başındalar, bütün gün şirketteler, çalışıyorlar, yatırımlarla uğraşıyorlar, bir tane ev alıp onlarla uğraşıyorlar; daha çok büyütebilmek, daha çok para kazanabilmek için. Çünkü parayı kaybettiklerinde yaşayamayacaklarını düşünüyorlar. Ha, sen renkli hayatlarını görüyorsun; son derece sıkıcı, ben içlerinde bulundum. Tekneler biniyorlar; 60 metre teknesi olan, 62 metre teknesinde olanın altında eziliyor. Kıyafetler gösteriyorlar, rahat değiller. Hava sıcak, kan ter akıyor; onlar çantaları, işte takım elbiseleriyle dolaşıyorlar. Ya böyle bir hayat var mı? Ve paralarını emin ol yiyemiyorlar. Sen zannediyorsun iki tane lüks restorana gitmek onların paralarını yemek... Hayır, zamanları yok. Ben bunları gördükçe gerçek zenginliğin ne olduğunu gördüm. Gerçek zenginlik çocuğunla birlikte vakit geçirebilmektir. Ben de İstanbul'da yaşadığım dönemler çocuğumun büyümesini görmedim çünkü çok çalışıyordum. Ne için? Arabalar, çalışanlar, firmalar, müthiş işte şirketler... Ha, gerçek zenginlik istediğin yerde uyanabilmektir. Gerçek zenginlik yeni bir deneyimdir. Gerçek zenginlik İtalya'nın köyünde uyanıp bir insanla yeni tanışıp onunla oturup bir şey yiyip içebilmektir. Gerçek zenginlik kıyafetlerini gösterip hava atmak değil; üzerine iki dolarlık tişörtü çekip çıkıp rahat olabilmektir ve kimsenin bunu önemsememesidir, senin de bunu takmamandır. Gerçek zenginlik yaşamaktır arkadaşım, gerçek zenginlik zamandır, ailendir, gerçek zenginlik sağlığındır. Hepsi boş biliyor musun? O paranın hiç birisi seni kurtaramayacak. Şimdi sana soruyorum, zenginlik kavramını açalım: Sence gerçek zenginlik ne ve böyle mi zengin olmalıyız? Bunu yorumlara yaz, tartışalım bakalım.

risk-on 🇹🇷

55,001 görüntüleme • 1 ay önce

Mert Vidinli, Zenginliğin Yeni Tanımı: Sahip Olmak mı, Paylaşmak mı? 🔹 Sizce zenginliğin yeni tanımı ne? 🔹 Milyonlarca paran olabilir, milyon pound'luk bir evin olabilir, 40 metrelik teknein olabilir. 🔹 Tepeden tırnağa Hermès, Dior, Chanel giyebilirsin. 🔹 Gittiğin tatillere, sahip olduklarını, kazandığın parayı masalarda uzun uzun anlatabilirsin. 🔹 Ama şunu fark ettim: Tek başına yaşadığın, sadece anlattığın bir zenginlik artık bana zenginlik gibi gelmiyor ne yazık ki. 🔹 2025 Dünya Mutluluk Raporu'nun ana konularından biri zaten bu. 🔹 Önemsemek ve paylaşmak. 🔹 2025 ve 2026 raporlarına baktığımızda da sosyal bağların, paylaşmanın ve cömertliğin ve başkalarına yaşattığımız deneyimlerin iyi bir hayatın çok önemli parçaları olduğunu görüyoruz. 🔹 Yani konu biz değiliz artık, paylaşmak. 🔹 Hatta 142 ülkeden verileri incelendiğinde araştırmalar diyor ki başkalarıyla sahip olduklarını ve zenginliğini paylaşan insanların yaşam memnuniyetleri daha yüksek ve kaliteleri de ister istemez yüksek oluyor. 🔹 Neden? 🔹 Zenginlik ne kadar sahip olduğun değil, nasıl bir hayat yaşadığın ve o hayatı başkalarına yaşattığınla alakalı. 🔹 Mesela bir seyahati masada anlatıyorsunuz. 🔹 Onun yerine arkadaşlarınızı da o seyahate davet ediyorsanız kazandınız. 🔹 Kazandığın parayı yine anlatmak yerine o parayla sevdiklerine güzel bir sofra kurabiliyorsan yine harikasın. 🔹 Darda olan bir dostuna destek oldun. 🔹 Yaşadığın muhteşem bir deneyimi tek başına öve öve anlatmak yerine mümkünse anlatacağın insanları da yanında götürebildin. 🔹 İşte bu şahane bir durum. 🔹 Çünkü bence gerçek zenginlik biraz da uzun sofralar kurabilmek, o sofranın ne kadar pahalı olduğunu değil kaç kişilik olduğunu gösterebilmek. 🔹 Ve en önemlisi zenginliğini sen anlatmamalısın. 🔹 Senin zenginliğini çevrendeki insanlar anlatmalı. 🔹 Biliyor musun? 🔹 Son zamanlarda bana çok destek oldu. 🔹 Beni de davet etti, benimle de paylaştı. 🔹 Bana hayatım boyunca unutamayacağım bir deneyim yaşattı. 🔹 İşte bunlar senin sahip oldukların değil, yaşattıkların. 🔹 Bence yeni dünyada artık mesele bir insanın neye sahip olduğunu izlemek değil, o insanın sahip olduğu her neyse onu çevresiyle ne kadar paylaşabildiğini görmek. 🔹 Çünkü günün sonunda geriye kaç evin, kaç araban, kaç teknen olduğu değil, nasıl bir hayat yaşadığın, kimlere ne yaşattığın ve sahip olduklarını kaç kişiyle paylaşabildiğin kalıyor. 🔹 Sizce hangi göz? 🔹 Benim zenginlik tanımım artık çok basit. 🔹 Zenginlik sahip olmak değil. 🔹 Yaşamak, yaşatmak ve paylaşmak. 🔹 Peki sizin zenginlik tanımınız ne? 🔹 Hadi ben çıkıyorum, görüşürüz.

Netlog Medya

13,999 görüntüleme • 28 gün önce

İletişim Başkanımız Sayın Fahrettin Altun'un (Fahrettin Altun) Türkiye'nin Birikimi 30 Yaşında programındaki konuşmasından... ▪ Yeni Şafak gazetesi hakkaniyetli haber, hakkaniyetli gazetecilik anlayışıyla Türk basın tarihinde müstesna bir yere sahiptir. ▪ Kierkegaard’ın çok sevdiğim bir sözü vardır. Der ki, “Hayat geriye doğru anlaşılır, ileriye doğru yaşanır.” Geriye dönüp baktığımızda her birimiz bu 30 yılda hem içinde yaşadığımız dünyadan hem bu ülkeden hem de kendimizden izler bulabiliriz. ▪ Ben Yeni Şafak Gazetesi yayın hayatına başladığında sosyoloji tahsiline başlamıştım. Yeni Şafak Gazetesi yayın hayatına başlar başlamaz bizim jenerasyonumuz için gerçekten müstesna bir yere sahip oldu. ▪ Birincisi siyasi perspektif kazanmamızda önemli bir rol oynadı. İkincisi ise entelektüel zenginlik elde etmemize katkı sunan önemli bir mecra oldu. ▪ Yeni Şafak gazetesi yaptığı haberlerle gizlenmek isteyeni, üstü örtüleni, gösterilmek istenmeyeni, hakikatleri görünür kıldı esas itibariyle. Sesi kısılan ötekileştirilen, itilen, mazlumun, mağdurun sesi oldu. ▪ Dönemi itibariyle hem eleştirel bir çizgide yayın yaptı hem milli bir duruş sergiledi. Eleştirelliği, kronik muhaliflikten yahut devlet düşmanlığından dolayı yapmadı, hakikat perverliğinden ötürü yaptı. ▪ Milliliği ise bir şovenizmden değil, özgüvenli bir ben bilincinden, tarih bilincinden, medeniyet şuurundan ve bu ülkeye, bu topraklara olan bağlılığından yaptı. ▪ Öte yandan Yeni Şafak gazetesi köşe yazılarıyla, yorum yazılarıyla entelektüel birikimimize hatırı sayılır katkılarda bulundu. ▪ Bu yazılar sadece aktüel ve yerel olanı değil, bölgesel ve küresel olanı, tarihsel olanı işleyen, ele alan ve muhatabına, okurlarına perspektif kazandıran yazılardı. ▪ Birçok değerli isim, birçok kıymetli mütefekkir, Yeni Şafak gazetesinde Türkiye’nin meselelerini ele aldı, okurlara, bizlere istikamet verdi. ▪ Ben müsaadelerinizle bu isimler içinde birini, şu anda aramızda olmayan çok değerli bir yazarı, kıymetli Akif Emre ağabeyimi anmak istiyorum. ▪ Akif Emre, 1998 yılında Yeni Şafak gazetesinin genel yayın yönetmenliğini de üstlenmişti. Onun dış politikadan kültür-sanata, şehir sosyolojisinden gündelik hayata kadar farklı alanlarda yazdığı yazılar, matbuat tarihimizde, yazın dünyamızda güçlü izler bırakmıştır. ▪ Ben üniversiteyi bitirip de kitap yayıncılığına başladığımda Yöneliş Yayınları’nda, Akif Emre’nin iki eserinin editörlüğünü yapma imkanına erişmiştim. İz’ler ve Küreselliğin Fay Hattı! ▪Bu iki eser de Rahmetli Akif Emre’nin Yeni Şafak gazetesinde yazdığı yazılarından derlenmiş iki eserdir. Hatta İzler dolayısıyla rahmetli Akif Emre, Türkiye Yazarlar Birliğinden yılın yazarı ödülünü almıştı. Daha sonra da kaderin cilvesi yine Akif Emre ağabeyle kitap yayıncılığı alanında 3 yıl birlikte mesai yaptık. Mekanı cennet olsun. ▪ Yine Şehit Mustafa Cambaz başta olmak üzere ahirete irtihal eden bütün Yeni Şafak çalışanlarının ruhu şad olsun, mekanları cennet olsun.

Aslan Değirmenci

38,907 görüntüleme • 2 yıl önce

2024'ü gökyüzünde karşıladık, gökyüzünde uğurluyoruz! ✈️ Rakamlarla bu yil: • +50 ucak seferi • Havada +200 saat ucus ve +13 saat rotar • +25 saat harcanan taksi suresi • +127.000 km havayolu (x3.5 dunya etrafinda) • Boeing 777-300ER en cok kullanilan ucak • Turkish Airlines en cok kullanilan havayolu • Avrupa>Amerika>O.Dogu>Asya>Afrika • Tesla ile +35.000 km karayolu • 3 ayı aşkın süre yurt dışında gecti • Yüzlerce yeni insanla tanisildi • Onlarca verimli organizasyona katilindi Ancak asıl zenginlik rakamlarda değil, her uçuşta biriktirdiğim hikayelerde saklı. 20 yıl önce kendime bir hedef koymustum: "Dünyada her ülkede en az bir dostum/kapım olsun" diye. Bu hedefe her geçen gün biraz daha yaklaşmanın mutluluğunu yaşıyorum. 🌍 Her seyahat yeni bir öğreti, her tanışma yeni bir vizyon, her proje yeni bir başarı hikayesi oldu. 2025'in sizlere henüz yaşamadığınız tüm güzellikleri ve şansları getirmesini diliyorum. Sevdiklerinizle birlikte nice sağlıklı, mutlu yıllara! 🎊🎉🎈 ——- (EN) We welcomed #2024 in the sky, and we're bidding it farewell in the sky! ✈️ 2024 in numbers: • +50 flights • +200 hours in the air & +13 hours delay • +25 hours spent on taxi time • +127,000 km by air (3.5x around the Earth) • #Boeing 777-300ER most used aircraft • #TurkishAirlines #THY most used airline • Europe>America>M.East>Asia>Africa • +35,000 km by #Tesla on road • Spent over 3 months abroad • Met hundreds of new people • Attended dozens of productive events However, the real wealth isn't in the numbers, but in the stories collected during each flight. 20 years ago, I set myself a goal: "To have at least one friend/door in every country in the world." I'm experiencing the joy of getting closer to this goal with each passing day. 🌍 Each journey became a new lesson, each encounter a new vision, and each project a new success story. May 2025 bring you all the beauty and luck you haven't experienced yet. Wishing you many healthy and happy years ahead with your loved ones! 🎉🎊🎈 #yeniyil #happynewyear #flight #connecting #globallyyours Kontrolmatik Technologies Technologies #Kontrolmatik #Kontr

Osman Çotuker

17,559 görüntüleme • 1 yıl önce

#Pi, merkeziyetsiz ekonominin yeni dünyası! Bitcoin dünyaya merkezi olmayan para birimi için umut verdi, ancak Pi merkezi olmayan ekonomiyi gerçeğe dönüştürüyor! Sadece dijital bir para birimi değil, tamamen merkeziyetsiz bir ekonomik ekosistemdir. 1. Pi dünyanın en büyük fikir birliği ağını kuruyor Pi'nin sosyal mutabakat mekanizması onu dünyanın en hızlı büyüyen merkezi olmayan ekonomik ağlarından biri haline getiriyor! Pi, sadece birkaç yıl içinde dünya çapında 200'den fazla ülke ve bölgeyi kapsayan on milyonlarca kullanıcıyı bir araya getirerek dünyanın en kapsamlı ve etkili mutabakat ağını oluşturdu! Ve Pi'nin büyümesi hala hızlanıyor. Kısa vadeli spekülatif bir proje değil, gerçek bir merkezsiz ekonomik hareket! Pi ekosistemi tam olarak hayata geçirildiğinde dünyanın en büyük ve en özgür finansal sistemi haline gelecek ve hiçbir hükümet veya banka bu değişimi durduramayacak! 2. Pi, geleceğin finansının nihai biçimidir Geleneksel finans sistemi çöküyor, merkezi para birimleri itibar kaybediyor ve Pi yeni bir finansal düzen kuruyor! Amacı Bitcoin'in yerini almak değil, gerçek bir küresel ödeme para birimi haline gelerek herkesin gerçek dünyadaki işlemlerde Pi'yi özgürce kullanabilmesini sağlamaktır! •Pi bir abartı değil, üretkenliktir! Pi ekosistemindeki çok sayıda tüccar zaten Pi'yi bir ödeme aracı olarak kabul ediyor ve giderek daha fazla Pi dostu gerçek işlemler için Pi'yi kullanıyor. Bu eğilim geri döndürülemez! •Pi bir balon değil, ekonomik bir devrimdir! Büyümesi, sermaye piyasasındaki spekülasyonlardan ziyade, dünya çapında on milyonlarca kullanıcının gerçek ihtiyaçlarına dayanmaktadır. Pi gelecek değil, şu anda gerçekleşen finansal devrimdir! Pi dostlarına şan olsun: Biz merkeziyetsiz ekonominin öncüleriyiz! Bu devrimde her Pi dostu tarihin tanığı ve yeni ekonomik dünyanın yaratıcısıdır! Siz bir seyirci değilsiniz, merkezi olmayan ekonominin bir parçasısınız ve finans tarihinin en büyük değişimine tanıklık ediyorsunuz! Pi kullanıcıları için üç önemli ayrıcalık: 1. Siz yeni bir küresel ekonomik düzenin yaratıcısısınız - merkezi olmayan ekonomiye çoğu insandan daha erken girdiniz ve kendi finansal geleceğinizin kontrolü sizde! 2. Sosyal mutabakat mekanizmasının destekçisisiniz - sadece madencilik yapmıyorsunuz, aynı zamanda dünyanın en büyük mutabakat ekonomisini de inşa ediyorsunuz. Güven çemberiniz Pi'nin güvenliğini ve gelecekteki değerini şekillendiriyor! 3. Pi'nin küresel yükselişine tanık olacaksınız - Pi ekosistemi tam olarak uygulandığında, erken katılımcıların en büyük temettülerine sahip olacak ve gerçek zenginlik özgürlüğünün tadını çıkaracaksınız! #PiNetwork Pi Network

Pi Network (π) Türkiye Haber 🇹🇷

27,979 görüntüleme • 1 yıl önce

Bahçeli-Öcalan ikilisinin “rüzgar satan” projesini Kürtlere satmaya çalışan DEM Parti lideri Tuncer Bakırhan Türkiye Kürdistan Bölgesi’nin Diyarbakır Vilayeti’nde yaptığı bir konuşmada Öcalan’ın başka devletlerin gözlemci ve garantör olmadığı “Türkiye çözümünü” istediğini söyledikten sonra: ..:: 1. Bakın Amed’den söylüyorum. Türkiye hepimizin evidir. Türkiye hepimizindir. ..:: 2. Yine Amed’den evirmeden çevirmeden söylüyorum. Biz DEM Parti olarak hiçbir yerde hiçbir zaman Türkiye’nin hilafına olan, Türk ve Kürt halklarının aleyhinde olan bir zeminde bulunmayız. ..:: 3. Bu coğrafyada bin yıllardır Türkiye’de (?) Türk halkı ile birlikte bir dayanışma içindeyiz. ..:: 4. Türkiye Cumhuriyeti Amed’in farklılığını bir sorun olarak değil, bir zenginlik olarak gördüğü zaman demokratikleşti diyebiliriz. ..:: 5. Son demokratik toplum çağrısını Karadeniz’den Trakya’ya, Kürt illerine ve Türkiye’nin dört bir yanına, halklara götürmeye çalışıyoruz. Bahçeli-Öcalan ikilisinin süreci zaten boş bir süreç. Bugün Erdoğan da Kürtlere yeni haklar verilmeyeceğini söyledi. Devletin ve hükümetin başı Erdoğan olduğuna göre Bahçeli-Öcalan ikilisi sadece bir tiyatro oynuyorlar. İşin hazin tarafı da DEM Parti bu içi boş tiyatroyu Kürtlere anlatmayı kendine vazife yapmış. Bakırhan konuşmasında o kadar “Türkiye, Türkiye, Türkiye” tekerlemecisi olmuş ki Trakya ve Karadeniz bölgelerinin ismini söylediği halde “Kürdistan” yerine sadece “Kürt illeri” diyor. DEM Parti topluca MHP’ye geçebilir. Zaten Bahçeli ve Öcalan bir olmuşlar! Kemalist Türkiye devletinin ömrü de 100 yıllıktır. Daha önce “Türkiye” isminde bir devlet olmamıştır.

Arif Zêrevan

89,067 görüntüleme • 1 yıl önce

Kürt müziği, köklü ve zengin bir kültürel mirasa sahiptir. Binlerce yıllık geçmişiyle, farklı coğrafyalardan gelen etkileri bünyesinde barındırır ve kendine özgü bir kimlik oluşturmuştur. Bu makalede, Kürt müziğinin tarihçesi incelenerek, nasıl bir evrim sürecinden geçtiği ve günümüze nasıl yansıdığı ele alınacaktır. Eski Dönemler: Köklerin İzleriKürt müziğinin tarihi, antik çağlara kadar uzanır. Mezopotamya’nın bereketli topraklarında doğan Kürtler, bu coğrafyanın zengin kültürel dokusunu müzikleriyle de süslemişlerdir. Zamanla, Sümer, Akad, Babil gibi medeniyetlerin etkisiyle müzikleri gelişmiş ve çeşitlenmiştir. Orta Çağ: Kültürel Zenginlik ve İslam EtkisiOrta Çağ’da İslam’ın yayılmasıyla birlikte Kürt müziği, İslam kültürüyle de etkileşime girmiştir. Bu dönemdeki Kürt müziği, genellikle dini içerikli ilahiler ve meditatif öğeler içermiştir. Ayrıca, halk müziği geleneği de bu dönemde şekillenmeye başlamıştır. Modern Dönem: Küreselleşme ve Yeniden Canlanmayüzyıldan itibaren Kürt müziği, modernleşme sürecine girmiştir. Batı müziğiyle etkileşim yaşanmış, enstrümanlar ve melodilerde farklılaşmalar görülmüştür. Özellikle 20. yüzyılın başlarında, Kürt halkının kimlik mücadelesiyle birlikte müzik de güçlenmiş ve ulusal bir kimlik oluşturmada önemli bir rol oynamıştır. Günümüzde Kürt Müziği: Çeşitlilik ve YeniliklerBugün, Kürt müziği geniş bir yelpazede çeşitlilik göstermektedir. Geleneksel enstrümanlarla icra edilen eserlerin yanı sıra, modern tarzlarda da üretimler yapılmaktadır. Özellikle dijital platformların yaygınlaşmasıyla birlikte, Kürt müziği dünya çapında tanınmakta ve yeni seslerle zenginleşmektedir. Sonuç: Geçmişten Geleceğe Kültürel KöprüKürt müziği, binlerce yıllık bir tarihin izlerini taşıyarak günümüze gelmiştir. Kültürel mirasını korurken, modernleşme ve küreselleşmeyle de etkileşim içinde olmuş ve bu sayede zenginliğini arttırmıştır. Gelecekte de, Kürt müziği kültürel bir köprü olarak varlığını sürdürecektir. Kaynaklar: “Kurdish Music: An Overview” by Hasan Kamal “The Evolution of Kurdish Music” by Leyla Qasim “Modern Influences on Traditional Kurdish Music” by Dara Aziz

Argeşizm Tarih Akademisi

13,279 görüntüleme • 1 yıl önce

Fransa'nın Pasifik'teki sömürgesi Yeni Kaledonya'da işler karıştı. Yeni Kaledonya, aslında resmi olarak sömürge değil zira hiçbir sömürge resmen sömürge değildir. Ya kolonidir, ya "deniz aşırı topraktır" ya özerk bölgedir ya da "Tam bağımsız, faizleri tavan ama parası çöp" bir ülkedir. İşte Yeni Kaledonya bu en sondaki fenafillah mertebesine henüz ulaşamamış olan "Deniz aşırı özel bölge" sıfatında bir ülkedir. Biraz tanıyalım ve meseleler ne durumda ve ne şekilde seyredecek öngörülerimizi ve yarısı ciddi yarısı hikaye bir floodu paylaşalım. Yeni Kaledonya, 18.000 km2 bir alana sahip ve Pasifik'te bu boyutta adalar azdır. Genellikle Avustralya ve ABD arasındaki bu sahada ufak adalar vardır ve çoğunda da insan yaşamaz zira yaşamaya elverişli değildir. Bu sebepten Fransa, buralardaki adaların bir kısmını nükleer deneylerde kullanmıştır. Kaledonya'yı ise deyimi yerinde ise özel tutmuş, hiçbir nükleer deneme yapmamış, hiçbir nüklleer çöpü göndermemişlerdir. Bu ise Kaledonya'daki yerlilerin değil, orada sayıları hayli önemli derecedeki (%27) fransız kolonistlerin yüzü suyu hürmetinedir. Buradaki Fransız kolonistler, Bankaların ana çalışanları, müdürleri, burada bulunan ordunun subayları, kolluk kuvvetleri, üniversitelerdeki akademisyenlerin çoğunluğunu oluşturan gruptur. Esasen bu saydığım ve toplumun kaymağını oluşturan kısım da bu %27'nin tamamıdır. Halkın etnik çoğunluğunu oluşturan ana grup ise %40 ile Kanak yerlileridir. %40 neden çoğunluk? Derseniz, etnik çoğunluktan bahsederken eğer çok etnisiteli bir ülkede sizden daha kalabalık yüzdeye sahip olan yoksa siz %20 ile bile çoğunluk olabilirsiniz. Etnik çoğunluk demek nüfusun çoğunluğu demek değildir. Hele Kıbrıs'ın iki katı kadar büyük bir adada 270 bin nüfus, gayet az bir nüfustur ve bu kadar geniş bir adada egemen olup buradan Fransız ordusunu kovmak için km2'ye en az 100 kişilik bir nüfus yoğunluğu ve genel toplamda %60'lık bir etnik çoğunlukları olmalıdır. Şu andaki durumla sadece dünya çapında haber olurlar. Daha fazlası değil. %40'lık Kanakları takip eden %8 ve diğer %1-2-3'lük pasifik yerlileri ise bu nüfus yoğunluğu düşük adalarda egemen olacak profili sunmuyor. Zira bu iklimlerde böyle ciddi bağımsızlık savaşları nadiren olur ve istisnalar (Timor ayrılık savaşçıları gibi) Avrupa'nın desteklediği gruplar olmuştur. Yeni Kaledonya aslında kötü bir ekonomiye sahip değil. Ülkede çıkarılan nikel olduğu gibi Fransa'ya veya Çin'e gider. Fransa bunu ücretsiz alırken Çin'e gönderilenlerin parası da Kaledonya'nın %27'lik kesiminin cebine girer. Demir (1,39 Milyar Dolar), Nikel Cevheri (825 Milyon Dolar), Nikel Matlar (586 Milyon Dolar), Ham Nikel (13 Milyon Dolar) ve Uçaklar, Helikopterler ve/veya Uzay Araçları (7,23 Milyon Dolar), çoğunlukla Çin'e ihraç edilirken ki bu 1,79 Milyar Dolar eder, Güney Kore'ye (403 Milyon Dolar), Japonya'ya (334 Milyon Dolar), Tayvan'a (57,1 Milyon Dolar) ve İspanya'ya (51,4 Milyon Dolar) ihracatla Kaledonya aslında Türkiye'nin KKTC'de başaramadığı bir hikayenin başarılmış versiyonudur. Bu da Türkiye'ye ders olmalıdır zira KKTC'de daha fazlası olan doğal kaynaklara rağmen şu anda orada İsrail'e emlak satarak para kazanmaktan, kumarhane ve üniversite işletmekten başka bir ekonomi yoktur. Peki insan niçin ayaklanır? Kaledonya neden ayakta? Siz eğer etnik çoğunluğunu oluşturduğunuz ülkede hapishanelerdeki tüm mahkumların %92'sini oluştursanız, Kaledonya'da yaşayan Fransız ailelerde işsizlik %5 iken sizde %40 olsa ne derdiniz? Tabii ki hoşnutsuzluk duyardınız. İşte onlar da duyuyor. Aslında bu hoşnutsuzluk Kanaklarda hep vardı. Ülke, dünyanın en zengin 25 ülkesi arasında (ülke olmasa da) yer alsa da bu aslında bir istatistiki yanılgıdır zira coğrafyadaki yırtmaç ekolünü bilenler bizi anlayacaktır. İstatistik, yırtmaç gibidir. Göstermek istediğinizi gösterir, gizlemek istediğinizi gizler. Yeni Kaledonya'da varoşlarda yaşayanlar hep Kanak yerlileridir. Evsizler Kanak'tır. Refahtan pay alamayanlar da Kanaklardır. Nüfusları artanlar da Kanaklardır ama kapital yoksa artan nüfus zafer getirmez. Yeni Kaledonya'nın bağımsız olmak için sokaklara çıktığı bu günlerde bağımsızlıklarına kavuşmalarını pek ihtimal dahilinde görmüyorum. Toprak üzerindeki demografik hakimiyetleri, nüfus yoğunluğu azlığı gibi kriterlerle bakıldığında Fransız ordusunun ezip geçeceği bir gariban halktır bunlar. Ayrıca geçtiğimiz günlerde Fransa'nın Rusya'ya karşı şahince çıkışlarına Rusya'nın bu bölgedeki bir cevabı olarak da yorumlayabiliriz ülkede olan olayları. Ancak bağımsızlık ve bağımsızlık hareketleri açısından ergenlik evresindedir bu bölge. Çünkü ateşli sokak protestoları ile başlayan hareketler, devlet kurumlarını ateşe vermek dışında bir yere varamaz. Ülkeye kaçakçılar tarafından sokulan silahlar da olmadığı için silahlı hareket çok kısıtlı kalacak ve bu da bölgedeki Fransız tugayı tarafından ezilerek etkisiz hale getirilecektir. Var sayalım bağımsız oldular yine de sömürü şekil değiştirip aynen devam edecektir. Zira bu tür ülkelerde fakir, bağımsız bile olsa zengin onu sonrasında yeniden köle etmeyi bilir. Yeryüzünde hiçbir fakir halk yoktur ki bağımsızlığını ve cehaletini aynı anda koruyabilsin. Bağımsız olan her fakir ülkenin cehaleti ile onu yeniden ve sürekli olarak ebediyen köle halinde tutabilirsin. Bu da nasıl olur? Bir bakalım. Yeni Kaledonya, sokak hareketleri, ateşli protestolar, kitlesel ayaklanma ve silahlı hareketle bağımsız oldu diyelim. Bir "milli liderleri" çıkara ve ülkeyi tıpkı şimdilerdeki Rwanda'nın idealist lideri Kagame gibi harika şekilde yönetir. Ne çıkarılan Nikel Fransa'ya gider ne de Çin ve Kore'ye satılan hammaddelerin parası Fransız bankalarına akar. Artık her şey Kaledonya içindir. Ülke kalkınır, milli bir ruh inşa edilir ama ondan sonra gelenler eski liderin mirasını eleştirip daha iyisini yapma iddiası ile ülkeye bir anda farklı bir kimlik verme yoluna giderler. Fakir ne kadar bağımsız olsa da cehaleti ile kendisini yeniden sömürge haline getirir kuralı daima işler. Fransa bir anda ülkenin liderine gaz verir ve ona "Gel seni Büyük Pasifik projesinin eş başkanı yapalım" der. Lider gazlanır ve hayalindeki Büyük Pasifik projesinin lideri olmak için boyundan büyük işlere kalkışır. Ordusunu sağa sola olmadık yerlere yollar ve bölgedeki istikrarın dibine dinamit koyar. Bu masraflı işler ekonomiyi sallarken milli gazla büyük katedraller inşa edilip birbirinden büyük Yeni kaledonya bayrakları dikilir. Maaşları ödemek için para basılırken karşılıksız paraya karşılık bulmak için ülkeye döviz gelmelidir ve bu döviz de Fransa'dan bulunur. Fransa ülkeye dövizi babasının hayrına vermeyecektir. Onu %25 faizi ile almak için verecektir. Dolayısıyla eskiden ülke zenginliklerinin %20'sini alan Fransa, bu kez de yine %20 almaya devam eder. Kalan %5 ise ülkenin başındaki "milli lider" veyahut Yeni Kaledonya'nın "dünya lideri" olan tasfiye memurunun hakkıdır. %5 tüm dünyada simsar hakkıdır. Halk ne alırsa bu %25 faizle cebindeki paranın her ay %25'ini sömürüye vermeye devam eder. Bu sömürüyle ne kadar çalışılsa da başkent Numea'daki insanın durumu asla düzelmez. Çalışanlardan daha da ucuza çalışması için ülkeye doldurulan Jawalı işçiler ucuz endüstri kollarında çalışırken liderin emriyle Kanak halkına ateş edecek bir emir kulu kitleyi de oluşturacaktır. Diğer yandan Yeni Kaledonya'nın bağımsız ve milli lideri, pasifiğin en büyük havalimanını yapmış ve bunu da paraları yurtdışında Fransız bankalarına yatıran işadamı arkadaşlarına paslamıştır bile. Havalimanının gelmeyen yolcuları için bile devlet kesesinden paralar ödenmeye devam edecektir. Görünürde havalimanı iş adamlarına ait olsa da Kaledonya liderinin oğlu oradaki en yağlı noktaları işletmektedir. Liderin oğlu, kızı, damadı ve yanında poz verdiği herkes bir yerlerin başındadır. Kızı veya oğlu da masum görünüşlü biri veya süzme saf biri de olabilir. Misal, bir yerlerinden hasta raporu alıp Yeni Kaledonya ordusunda askerliğe gitmeyip aynı hasta yerlerini kullanarak 5-6 çocuk yapmış olabilir. Sorun yoktur. Kanak yerlileri ölmek için hep hazırdır ve Büyük pasifik projesi için top yemi olmak sorun değildir. Tüm Kanak halkı bunu sorgulamaz zira halkın arasında arada bir mikrofon tutulan Fransa'da yaşayan gurbetçi Kanaklar sıklıkla milletin fukaralık acısını sulandırırlar. Bizim Fransa'da kurulu düzenimiz olmasa vallahi gelirdik yeğenim. Bak cennette yaşıyorsunuz, kıymetini bilin. Hem millet kafeteryalarda baksanıza Numea'da kafeler dopdolu madem para yok bu ülkede hiç kafeler dolu olur mu? Var ki harcıyorlar... kıymetini bilin milli liderinizin...! diyebilir. O esnada binlerce kişinin paylaştığı katolik inancın kardinali olan Kanak piskoposu lüks aracıyla sağda solda devlete itaat ve tasarruf konulu vaazlar vermektedir ve ülkenin çoğunda halkın Katolik inancına zerre kadar itimadı, güveni ve sempatisi kalmamıştır. Papaz-hatip okulu mezunları iyi görevler alırken Kanak gençlerine intihar ya da Fransa'ya gurbet seçeneği kalmıştır. Sorun değildir. Ne kadar kişi ülkeden giderse ülkedeki zenginlik o kadar az kimseye bölüneceği için kişi başına GSMH artacaktır. İnsanların büyük kısmı fakirliği de geçtik açlık sınırının altında yaşarken o esnada Kaledonya bilge lideri, dünya lideri veya Kaledonya başkanı ekstra tasarruf mesajları vermekte ve gerek kendisinin bin araçlık konvoyları gerekse eşinin lüks yaşamı gözden kaçmamaktadır. Ama sorun yoktur. Kaledonya'nın itibarı gereği Fransa'ya inat, Kaledonya lideri, Fransız cumhurbaşkanından daha iyi yaşamalıdır. Faizleri uçmuş, parası çöpten hallice olan, insanları sokakta gülümsemeden zombi gibi yürüyen ülkedeki Kanaklar da bu israf ekonomisi içerisinde katolik kardinalin de vaazlarında altını çizdiği gibi tasarruf etmeye yönlendirilir. Zenginliğin üzerinde oturan masum bir halkın bu yeni tasarruf paketleriyle, Muz yaprağı yalayıp manyok kemirmek veya Hindistan cevizi kabuğu dişlemek dışında yapacağı bir şey kalmamıştır. Artık öyle bir noktaya gelinir ki, birileri çıkıp, Fransa gelse keşke. Fransa bile bundan iyi yönetirdi diyecek kadar bağımsızlıktan, bayraktan ve Katoliklikten soğutulmuş ve cennet Yeni Kaledonya onlar için pasifik ortasında bir cehenneme dönüşmüştür. Ülkeyi kuran ilk idealist liderin inşa ettiği milli ruh böylece tüketilip hiç edilmiştir. Bu esnada, başlarda Fransa'nın gazıyla olmadık işler yapan, israf ekonomisiyle küçük ülkenin büyük ve sarsılmaz lideri yapılan yeni ulu lider ise senelerce bayraktarlığını yaptığı dini ve milli ruhun gazıyla artık kendisini daha fazla desteklemeyen Fransa'ya posta koyan açıklamalar yapar. Artık halkın hoşnutsuzluğu barizdir ve bir başka liderin geleceği de kesindir. Fransa'nın destekleri ile Kaledonya halkına alternatif gibi sunularak Numea belediye başkanlığını alan bir ittirme şahıs ile halkın hoşnutsuzluğu, Fransa'nın seçtiği bu yeni isme yönlendirilir. Bu esnada Yeni Kaledonya'nın ulu lideri, büyük başkanı senelerden beridir çoktan yurtdışına çıkarttığı yol ve havalimanlarınca akıtılan paralar ile muhalefeti de medyayı da kontrol etmeye çalışmaktadır. Trol orduları ve besleme kıtalar ile bir yanda ülkeyi senelerce yöneten ulu lider ve diğer yanda Fransa'nın seçtiği seçilmiş Numea belediye başkanının arkasında toplanmaya başlayan kitleler... halk burada tamamen etkisiz elemandır. Halkın dilinden anlayan, ona geleceği gösteren ufak milli partilere ise sandıkta köpek muamelesi çekildiği için halk da aslında sömürüye hazır ve başta belirttiğimiz cehaleti ile bağımsızlığını taşıma kabiliyetinden uzak ve tekrar tekrar sömürü olmaya namzet bir halktır. Fransa artık ülkeyi yöneten milli liderin döneminde de kar eden, ülkedeki karışıklıklarda da kar eden (paralar zaten Fransız bankalarındadır) ve bunu da kullanarak ulu lideri hizaya çeken ülkedir. Muhalefeti de kullanmakta, geleceğe yatırımı çoktan yapmaktadır. Bu esnada ulu lider de muhalefete bir jest yapıp gel Fransa'ya karşı birlik olalım ben iktidarı devrettiğimde beni ve avanemi yargılama benim başlattığım yatırımlara karşı devletin iptalini falan devreye sokma... iktidarı sana yavaş yavaş vereyim diyecektir. Zira bir saf oğul ve alsbergerli zehir gibi zeki ama asosyal damadın kendisini koruyacağından emin değildir. Çünkü liderin sadece bir oğlu ve bir damadı vardır. Bir rivayete göre bir diğer oğlu daha vardır ama aşırı asabi ve şiddet manyağı biri olduğu için kameralara çıkmaz işinde gücünde parasını kazanmaktadır.. (sonuçta hikaye ve faraziye yazıyoruz. Bob Ross gibi bu resme her saçmalığı ekleyebilirsiniz. Fırça sizin... dolayısıyla liderin metresleri, şusu busu her şeyi olabilir hatta kasetleri de) Nitekim bu görüşme sonrasında Yeni Kaledonya muhalefetinin de farklı olmadığı ve aslında hepsinin kuyruğundan Fransa'ya bağlı olduğu ortaya çıkacaktır. Ortaya çıkacak dedikse, de çoğu eğitimsiz ve sağ politikalarla devlet putuna tapmaya alıştırılmış Tropikal Kaledonya köylüsü ortaya çıkmış bir şeyi de anlama kabiliyetinde olmayacaktır. İşler böyle devam ederken Kanak yerlilerinin kaçının öldüğü, kaçının süründüğü önemli değildir. Numea'dan yola çıkan ve dünya ülkelerine gidip gelen gemilerde ne olduğu, ülkeye değil de kime ne zenginlikleri taşıdığını halk bilmeyecektir. Halk zaten ucuz palmiye yağı kuyruklarında liderlerine dua etmeye alıştırıldıkları için her sefalet içerisinde "vardır bir hikmet" diyerek hristiyan teolojisi gereği İncil'de yazdığı gibi "sana tokat atılırsa diğer yanağını uzat" demeye devam edecektir. Halkın kullanımına kapatılmış olan eski havalimanına da neyin girip çıktığı, o koca koca ambarlarda nelerin tutulduğunu halk yine bilmeyecektir ama artık avret mahalinde bir tek yaprak kalmış olan Kaledonya köylüsü, devasa Noumea havalimanına bakıp wargasm olacaklardır. Arada bakışlarını çevirdikleri devasa bayrak direklerine bakıp demlenecekleri, Okyanusunun dalgalarına, palmiye ağacının hışırtısına ölürüm Kaledonyam! şarkılarıyla kendilerini iyi hissedip yine WARgasm olacaklardır ve bu onların en temel hakkıdır. Komşu ülke FİJİ parayla oynarken Kanak ameleleri için ellerinde oynayacakları tek şey kalmıştır ama onda da fakirlik ve sefaletten dolayı mecal kalmamıştır. Zaten ülkeye doldurulan jawalı işçiler onların yerine de bunu hakkıyla yapmaktadır. Fransa'nın Büyük Pasifik projesi gazıyla girdikleri komşu adalardaki işgal ettikleri bölgeler ve oralardan gelen yerlilerin ise ülkedeki istilası bila istisna devam edecektir. Kanaklar için artık makul bir gelecek yoktur. Bağımsızlık akılsızlıkla birlikte gidecek bir kavram olmadığı için akıllanmadıkları ölçüde iyi de yaşayamayacaklarını öğrenene dek Kanaklara ne bağımsızlık ne de koloni hayatı yaramayacaktır. Artık Yeni Kaledonya'nın eski kralları veya kabile şeflerinin haşmetli savaş hikayelerini okumak, Diriliş Kaledonya, kuruluş Kaledonya, Büyük Pasifik Kaledonyası gibi filmleri izleyip en sonunda s...çış kaledonya gerçeğini tadacaklardır. İla nihaye, dünyanın bir yerinde bir Kanak okçusu ya da ciritçisinin fırlattığı ve madalya kazandığı başarılarla övünecek yahu en azından biz de büyük bir halkız diye teselli bulacaktır bu halklar... Dünyanın en rezil ülkelerinden gelen kimselerin caddelerinde insanını öldürdüğü Kaledonya yerlileri kendilerini önemli hissetmek için ya çocuklarını ya eşlerini dövecek ve travmatik bir halk olacaktır. Fakat eskiden ellerinde olan ve kendilerini %40'lık yekunu ile ülkedeki tüm etnik gruplardan da kalabalık yapan nüfus gücü de ellerinde değildir. Fakirlikleri sebebiyle üç kuruşa muhtaç olduklarından ülkelerinden mülk satın alıp yanına eşantiyon pasaport alan zengin ve şimarık FİJİ halkı, ta Fiji'deki sandıklardan Yeni Kaledonya'nın ulu lideri için oy vermektedir. Yeni Kaledonya lideri iktidardan düşmüş bile olsa bu sebepten Kaledonya anayasasının değiştirilmesini engelleyecek bir halk oyuna daima sahip olacaktır. Kanak yerlileri için artık yalayacak muz kabuğu ve kemirecek manyok da yoktur ve muhtemelen ülkelerine hakim olan laterit toprakları yiyecek ve ulu lidere katedrallerde dualar okuyup devletlerinin devamı için ekstra dualar edecek, inandıkları cenneti öbür dünyada göreceklerini sanacaklardır. Artık kurucu liderin hayatında inşa ettiği onca kurum 20-25 yıllık ulu lider iktidarında hovardaca tüketilmiş ve ülkenin kaderini kendi kaderine borçlarla ve elinde rehin tuttuğu ülke hazinesi ile bağlayan yüce liderden kurtarmak isteyen Kanak halkı yeni bir maceraya atılacaktır. Bu da kendilerini emanet edecekleri Noumea belediye başkanı şahsiyetten ve gelecekteki kayıtsız şartsız Fransa sömürüsünün devamından başka bir şey değildir. İşte Yeni Kaledonya'da olması muhtemel şeyleri gerçekle hiç alakası olmayan ve tamamen hayal ürünü, kurgu bir öngörüyle aktaralım dedik. Bunlar tabi kötü senaryo. Zaten böyle kötü bir senaryonun dünyanın hiçbir yerinde olması da söz konusu değildir. Burada yazılanlar da şu veya bu şekilde bir ülkede yaşanmamış ve hayal ürünü şeyler olduğu için bunları "darbı mesel" ve "faraziye" şeklinde ele aldık... Şimdi bu yazdıklarımızı okuyan sıradan bir Kanak bağımsızlık yanlısı bize "Yahu kardeşim sahi siz ne yaşadınız? Biz basit bir bağımsızlık istiyorduk" diyerek şaşırabilir ama biz yine de altındaki DeLorean ile Biff Tannen evreninden geçmişe gelen ve geleceği düzeltmeye çalışan Marty McFly gibi yazmış olalım da Kanaklara hayrımız dokunsun. Özetle, Yeni Kaledonya'da işler pis... Bağımsızlık denemeleri de uzun sürmeyecek. Bağımsız olsalar da daima bağımlı kalacaklar. Çare nedir? Derseniz, hasta olduğunu kabul etmeyen milletler için çare sadece bir hakarettir. Böyle büyük milletlere çare önerecek haddimiz yoktur. Kalplerimiz Yeni Kaledonya halkıyla beraber. :) Pasifiğinin dalgalarına ölürüm, Palmiye yaprağının hışırtısına ölürüm Yeni Kaledonyam!

🇹🇷🇳🇴Dr.Yüksel Hoš PhD🇧🇦

268,073 görüntüleme • 2 yıl önce

Hayırlı Sabahlar İstiklal Marşı’nı sadece marş olarak okumayalım birlikte okuyup üzerinde anlam çalışması yapalım ve bir kez daha olmasını istemediğimiz ama mutlaka konvansiyonel bir hesaplaşma ile karşı karşıya kalma ihtimalimiz çok yüksek gözüküyor DİKKAT VE DE ÇOK DİKKAT Özellikle kirli bilgilerle ülkemizi sosyolojik olarak paramparça etmek isteyen siyasal bütün hatları çatışma alanına dönüştürmek isteyen Devlet ve millet aklımın müştereken yönettiği süreçleri sabote etmek için bizdenmiş gibi gözükenlerin operasyonel hamleleri karşısında önce durup düşünmek ve bu yapılan kime hizmet ediyor? bu ülkenin bu milletin bu devletin işine yarar mı? sorusunu sorarak hareket etmeyi başarmalıyız Çünkü küresel evangelist siyonizm Hristiyan ve Yahudi boyutuyla Türkiye’yi teslim almak için Anadolu’yu işgal etmek için çok ciddi hazırlık içersinde. HEDEF BİZİZ Eğer son derece stratejik akıl ve zeka ile düşünüp içeride sosyolojik toparlamayı bir an evvel gerçekleştirip siber alan üzerinden ülkemize yönelik kirli sosyolojik saldırıları tasfiye edecek ve bu toprakların değerleri üzerinden yeni zamanı anlamlandıracak bütünlüğü güçlü bir şekilde çok hızlı sağladığımızda, ifade edelim ki biz küresel ölçekte bir büyük güç ve dahi doğuyu batıyı Dengeleyecek en stratejik merkez ve dahi zenginlik ve refahın çok daha güçlü hale geldiği bir ülke olacağız EVET HANİF TÜRK YÜZYILI BAŞLAMIŞTIR Ancak bunu başarmak için içeride birlik ve beraberliğimizi çok daha güçlü hale getirip bütün farklılıklarınızı bir kılacak birbirimizle bütünleşecek bir dil üretmek zorundayız Siyasetin sahne önünde kavga odaklı gerçekleşmesinden ve de yaşadığımız ekonomik zorluklardan dolayı toplumun ümitleri zarar gördüğü gibi beraberinde özellikle ekonomik zorluklarla dijital alan üzerinden karşı karşıya kaldığımız sosyolojik savaş içeride çok ciddi erime tehlikesi riskini taşımaktadır Siyaset ağırlık merkezine artık sosyoloji odaklı yönetmek zorundadır O HALDE; Biz en çok attığımız slogan “Zincirler kırılsın, Ayasofya açılsın.” Erbakan Hoca’nın, merhum Necip Fazıl Üstad’ın bize kazandırdığı en önemli değerlerinden birisi Abdülhamid’i öğrenmektir. Bize kazandırdığı en önemli değerlerden birisi de İstiklal Marşı’nın ruhudur ki bugün İstiklal Marşı’nı daha çok marş olarak yüksek sesle söyleyelim. Ama beraberinde İstiklal Marşı dersleri başlatalım; beraberinde Çanakkale dersleri başlatalım. Milli Eğitim Bakanlığı’na bu bir teklifimdir: İlkokul dörtten lise bitinceye kadar öğrencilerimiz, Türkiye’deki bütün okullardaki öğrencilerimiz, Çanakkale Savaşları’nın o büyük mücadelelerini öğrenmelidir. “Asla büyük Anadolu topraklarını size teslim etmeyeceğiz!” mücadelesinin, ölümün öldürüldüğü; şehadetin aşk ile istendiği; kendi cenaze namazını kılarak şehadete “Hoş geldin!” dediği Çanakkale ruhunu anlamalıdırlar. Çanakkale’de bin kişilik, iki bin kişilik konaklama alanı yapmalıyız. Türkiye’deki bütün okullar bu çalışmaya dahil olmalıdır. Çünkü önümüzdeki süreçte, bu topraklarda devletimizin çatısının güçlü bir şekilde varlığının devam etmesi, temel şartlarından birisi insan ve nesil yetiştirmektir. ANADOLU ANATOLIA OLMAYACAKTIR

Metin KÜLÜNK

110,945 görüntüleme • 1 yıl önce