Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

Yönetimi ve Adalı'yı transferlerden dolayı tebrik ediyorum. Müthiş bir transfer daha. Daha Agbadou transferinin tadını çıkaramadan, Amir Murillo gibi üst düzey bir oyuncu daha indi. Geçen hafta takımımız, inönüde 90 dakika boyunca protestolarla ve yuhlamalarla maçı bitirdi. Beşiktaşımız gol atınca yuhlayan, oyuncularımızı sahada yuhlayan, Beşiktaş'ın kaybetmesini bekleyen rezil taraftar...

74,730 Aufrufe • vor 6 Monaten •via X (Twitter)

0 Kommentare

Keine Kommentare verfügbar

Kommentare vom Original-Post werden hier angezeigt

Ähnliche Videos

CAN UZUN HAKKINDA Can Uzun’un en önemli alameti farikası net şekilde şutları. Kaleyi zihninde çok iyi konumlandırıyor, ayak-beyin koordinasyonu üst seviye olduğu için ceza sahası içinde ve çevresinde affetmiyor. Zaten veriler de bunu destekliyor. Bitiriciliği üst düzey. Ama mesele şu. Can Uzun’u Galatasaray’a “Mertens ikamesi 10 numara” diye ve gelir gelmez 45 milyon euroluk yıldız etkisi bekleyerek alacaksanız, Okan Buruk’un bugün oynatmaya çalıştığı oyunun oyuncusu değil. Net. Çünkü Okan Buruk’un 10 numarası sadece şut atan oyuncu değil, aynı zamanda ilk pres tetikleyicisi, bağlantı istasyonu, yön değiştirici ve ön alan organizasyonunun merkezi olmak zorunda. Can’ın verilerinde ise oyun kurucu 10 profili henüz o seviyede görünmüyor. Şut ve gol tarafı elit sinyal verirken, üretim ve oyun yönlendirme tarafı daha geride. Can daha çok half-space’e kayan, ceza sahasi çevresinde bitiren, ikinci forvetimsi oynayan, golcü 10 profili. Okan Buruk oyununda o bölge için Yunus’un bile daha önde olduğunu düşünüyorum. Çünkü yetersiz bulduğumuz Yunus pres, bağlantı, dar alan dönüşü, yön değiştirme konularında Okan Buruk sistemine daha doğal oturuyor. Can Uzun büyük yetenek. Ama bugünkü Galatasaray’a 45 milyon euroluk ana transfer olarak alınırsa riskli. Zira, kalite olarak değil, zamanlama ve rol olarak Galatasaray için yanlış transfer olabilir. Ben zaten bu sezon transfer yapacağını düşünmüyorum. Onun yerinde olsam bir yıl daha Frankfurt’ta kalır, sonra kariyer planımı Serie A üzerinden yapardım. Çünkü İtalya’daki yarı saha oyunu, tempo ve alan kullanımı onun profilini daha da parlatır gibi. Bunlar benim gördüklerim. Umarım gelir ve beni yanıltır. Video: 16/05/2026 tarihinde oynanan Stuttgart maçında, Can Uzun’un sahada kaldığı 65 dakika boyunca bulunduğu tüm aksiyonlar.

Caner Anek

57,094 Aufrufe • vor 2 Monaten

Nihat Kahveci: Bir karşılaşmayız dedik. Vallahi yine rotasyon yaptı mı? Okan Hoca yaptı. Bu sefer dört. Abdülkerim, Lemina, Yakovs. Üç. Dur biri daha var. İlk on birden. Şalay. Şalay. Kadro da yok diye. Aynen evet. Dört rotasyonla bu maça çıktı. Şimdi Koya Spor deplasmanında çok kötü oyun. Ardından doksan dakika Torino'da çok kötü oyun. 5 tane gol yiyen, 1 tane gol atamayan Galatasaray. Son 180 dakika, 30 dakikalık uzatmaları ayrı bir yere koyuyorum. 10 dakika kalan Juventus çok yorulmuştu. O dakikadan sonra Osümen fişi çekti. Barış Elper Yılmaz fişi bir daha takıp bir daha çekti. Daha sayı turu geçti. Son 16'da rakibi de belli oldu Liverpool. Yakın zamanda da o 3 sahada burada 1-0 yenilen Liverpool maçı var. İnşallah da bu 2 maç sonrasında da Galatasaray turu geçen taraf olur. Kolay mı? Zor. O günkü Liverpool'dan daha iyi bir Liverpool var. Bugün de liginde 5-2'lik bir galibiyet elde etti. İç sahada 5 gol attı. Şimdi Galatasaray'daki taraftarlar lige nasıl döneceği merak konusuydu takımın. Kolay değil. Çarşamba gecesi başlayan, perşembe sabahı biten, 3-0 biten 90 dakika, uzatmalarda 3-2, 120 dakika. Maç sonunda neredeyse sevinmeyen futbolcular. Turu geçmesine rağmen üzgün olan futbolcular, maç sonunda sevinmeyen bir teknik direktörü Okan Hoca, 4 yıllık Galatasaray kariyerimdeki en kötü performansı gösterdik diyen Okan Hoca, hepsinin üzgün olduğu, seyahat ettiği, İstanbul'a geldiği ve... Oynamak zorunda oldun çünkü lig devam ediyor. Bu ligde yine şampiyon olacaksın ya da ikinci sırada olacaksın ki seneye yine şampiyonlar ligi göresin. Burayı göz ardı etmek olmaz. Taraftar merakla geldi. Biz Konya'da hiçbir şey oynamadık bugün hiç sahada ne oynayacağız dedi. Ve Galatasaray belki herkesin beklediği... Çok çok iyi futbol olmasa da bazı oyuncuların bireysel performanslarıyla bugün maçı 3-1 kazandı. Galatasaray maçı 3-1 kazandı diye maçı izlemeyen birine sorsam. O Sümen kesin atmıştır. Belki Barış bir tane. Belki Lank. Belki sana atmıştır der. Goller sağ bek Boğay'dan geldi. Orta sağ Torara'dan geldi. Ve O Sümen'den geldi. Maç 3-1. Bu arada Alanya Sporu da tebrik ediyorum. Gelip kapanmıyor. Bir oyun şekli var. Oyun kırıyor. Kuruyor. Çok iyi çıkıyor. Ön tarafta iyi oyuncuları var. Orta sahada iyi oyuncuları var. Makuta Canviye. İyi oynadılar ikisi de. Makuta ile çok iyi oynadı. Sezonun golünü atabiliyordu. Uğurcan çıkardı. Munye'yi neden oynattığını görür görmez söyledim. Çok orta kesen bir oyuncu. Munye'nin kafa topunu kullanır dedim. Kafayla gol attı Munye. Ama sonrasında Galatasaray bir birden sonra on dakika içinde verdiği reaksiyonla Torero'nun şık golüyle kazandı. Maçın hakeminin maşallahı vardı. Sarı olmayan pozisyonlarda sarı kartlar. Sarı olması gereken hatta... Turuncu, aynı bu bardak rengi, Mahmut'un rengi gibi renkli pozisyonlar da vardı. Sana göreli, bana göreli. Maçın içinde penaltı mı değil mi Osman pozisyonu vardı. Sonunda Galatasaray istediğini elde etti. Bireysel anlamdaki oyuncuları biraz sonra paylaşacağım. Şu çok önemlidir. Fenerbahçe'de, İngiltere'de çok iyi bir maç oynadı. Seyahat edecek, çok sakatlıkları var ve Antalya'ya gidiyor. Şu an 5 puan, yarın akşama... Maçın önünde. Antalya Spor, Fenerbahçe maçına kadar Galatasaray taraftalar rahat bir şekilde bir haftada garanti lideriz şeklinde maçı izleyecek. Bugün seyirci de...

Galatasarayultrataraftar

213,327 Aufrufe • vor 5 Monaten

Biz Çok Şımardık Uğur Karakullukçu: Abi niye öyle diyorsun, kimde böyle istatistik var ya? 30 şut atmışız, top bizde kalmış. Biliyorsun, en çok topla oynayana Dünya Kupası verildiği için. Iıı 30 şutumuz var, yine 30 üstü. Böyle istatistik kimse yok. Iıı ayrıca, herkesten daha Türk bir teknik direktörümüz var. Niye öyle diyorsun abi? kaptanımız var. İtalya'da fırtınalar estiriyor, Real Madrid'de estiren Galatasaray'da Fenerbahçe'de estiren oyuncularımız var. 10 kişi, 10 kişi bir takıma elendik biz bugün. 10 kişi Paraguay. Ya Paraguay'la Avustralya'ya. Amerika 6 tane attı abi. Biz 3 taneydik, bir tane golümüz yok. İlk yarı kalecinin kurtarışı yok. Avustralya maçının aynısını ilk devre biz yine oynadık. Yine oynadık yani, zorla biz ııı ikinci devreye yenik girmek için her şeyi yaptık. Kü-ııı hani gayret edersen Allah da yanında olur. kötü hazırlanırsan, kötü çalışırsan, kötü iş çıkarırsan da şans rakibinin yanında olur. tamam, çok güzel yere gitti, doğru. Ama dakika 1 ya. Uzatması osu busu 100 dakika daha maç oynandı. 100 dakika maçı yönetemeyen bir hocamız var. İlk maçtan hiçbir şey anlamamış, aynı yapıda yine 1.70'lik bir santrafor girişimiyle ııı kapalı bir savunmayı oynamaya çalışan bir takımımız var. özür diliyorum ama biz zaten bunu hak ettik, dibine kadar hak ettik. Hatta 6 kalın çizili bir şekilde elendik. Biz 10 kişiye elendik. Şu an turnuvada elenen tek takım Haiti. Evet. Haiti. Avrupa'dan gelip puan alamayan takım yok. Hepsi, hepsi ucundan kıyısından bir iddiası var. İki maçta bir puan alsan iddialı olacağın bir turnuvada biz ayın 20'sine veda ettik. İnanamıyorum. Bir ay daha var turnuvaya. Bir ay daha var. 19'unda bitiyor. Biz 30 gün daha izleyeceğiz ya elendiğimiz turnuvayı. Ya bunu, bunu biz dibine kadar hak ettik bunu. Iıı çünkü neden abi biliyor musun? Bir cümle daha söyleyeceğim. Kusura bak Veliler Vatı, kusura bakmasın. Biraz da doluyum. Ya biz kendi başarılarımızı şımarıklığa çevirmede usta olduğumuz için, kendimizi böyle kaftalarında gördüğümüz için Avusturya'nın 0.94'lük gol beklentisi bir mucize oldu Mert Günok çıkardı kendimizi Avrupa şampiyonu zannettiğimiz için. Iıı 4 yıldır Arabistan'da oynayan, üst düzey futboldan uzak adam kaptan ve çıkıyor. sakat olsa da geleceğini bilen oyuncular var. 2 yıldır üst düzey hiçbir performansı olmayan oyuncular geleceğini biliyor. Hepsi rahat. Çünkü neden? Avrupa şampiyonu olmuş gibi kredileri var. Dünya Kupası şampiyonu olmuş gibi. Kredileri var. Herkes böyle rahat olursa, herkes böyle rahat olursa ııı rahat olmayan, aç, ııı elinden geleni yapmaya çalışan, toplasan abi Paraguay'la Avustralya'nın 22 kişiden bir takım çıkarsan ya deseler ki Avrupalı 5 tane adam seçelim, Paraguay, Avustralya, Türkiye'den takım yap, yemin ediyorum birer iki tane falan oyuncu girer Avustralya Paraguay'dan. Ama biz bu yeni dibine kadar hak ettik. İnşallah da dersimizi çıkarırız. Biz şımarmakta usta olduğumuzu bir kez daha gösterdik. Iıı şımaran da çarpılır abi. Bu kadar basit.

Galatasarayultrataraftar

60,009 Aufrufe • vor 1 Monat

GALATASARAY VİTESİ 5’E TAKTI ! 📈 Kulübümüz, paylaşılan yeni bilgilere göre ASLANTEPE VADİ projesi ile tesisleşme konusunda çığır açacağa benziyor. 15 Ocak 2011 yılında Mecidiyeköy gibi oldukça merkezi bir lokasyonda yaklaşık 50 yıl gibi bir üst kullanım hakkını bırakıp, oldukça radikal ve taraftarını oldukça üzen bir karar ile efsane stadyum Ali Sami Yen’e veda edip, stadyumunu o dönem yeni yeni şehirleşen bir bölgeye taşımıştı. Yapılan bu değişim taraflı tarafsız herkes tarafından eleştirilirken, aslında ne kadar önemli bir vizyon ortaya konulduğu zamanla ortaya çıktı. Arka arkaya gelen başarılar ile birlikte Galatasaray’ımız futbolda rakiplerini adeta sahadan silerken, reklam - kombine - loca gelirleriyle gücünü gün geçtikçe arttırdı. Ardından geçtiğimiz sene tamamlanan proje ile futbol A takımımız, yine efsaneleşen ama artık çağa ayak uyduramayan Florya Metin Oktay tesislerini terk ederek yeni İstanbul havalimanı (gönlümde Atatürk Havalimanı) ve Ali Sami Yen stadyumunun tam ortasında konumlanan Kemerburgaz Metin Oktay tesislerine geçişini tamamladı. Her yönüyle mükemmel bir donanıma sahip olan bu tesisler tüm futbol takımımız tarafından beğeniyle karşılanırken dünyaca ünlü yıldızlar için de bir tercih sebebi oldu. Futbolda bu gibi güzel gelişmeler yaşanırken diğer branşlarda benzer yatırımlar gerçekleşmiyor ve rakiplere kıyasla daha sıkıntılı süreçler geçiriliyordu. 2012 yılında Ünal Aysal yönetiminde ilk kez yüksek sesle dillendirilen basketbol salonu projesi, geçen 14 yılın ardından adeta bir amatör sporlar kompleksine evrilerek tüm onayları alındı ve bugünlerde resmi olarak görücüye çıktı ve temelleri atıldı. Ali Sami Yen Spor Kompleksi Rams Park’ın hemen yanında yükselmesi planlanan bu devasa spor kompleksi, aslında bir tesis projesinden çok daha fazlası. Bu; altyapıya, gençliğe, sürdürülebilir başarıya atılan bir imza. Bugün izlediğimiz yıldızların yarın nereden çıkacağını düşünüyorsak, cevap tam olarak burada yatıyor. Artık mesele sadece transfer değil. Artık mesele sistem kurmak, oyuncu yetiştirmek, kulübün DNA’sını nesilden nesile aktarmak. Tüm branşlarda Avrupa ile rekabet etmek istiyorsak, bu rekabet sadece sahada değil, tesisleşmede de kazanılmalı ve kazanılıyor da.. Galatasaray’ın vizyonu büyüyor ve bu büyüme, sadece bugünü değil, yarını da kapsıyor. Bizler tribünlerde, aslanlar ise sahada bu arma için her şeyimizi vereceğiz ! Galatasaray’ımıza hayırlı uğurlu olsun ! YAŞASIN GALATASARAY !

𝓐𝓵𝓲𝓿𝓮𝓻𝓼𝓮

13,216 Aufrufe • vor 3 Monaten

Arjantin’in gol krallığı sıralamasında Lautaro tarafından yakalanmak (35 golle) Hernan Crespo’da iki zıt duyguyu aynı anda uyandırmış: “Toro”nun giderek daha acımasız ve Arjantin için vazgeçilmez hale gelmesinden duyduğu mutluluk ve bir yandan da hüzün. “Çünkü,” diyor Crespo, “zaman geçiyor, ellili yaşlarımı aştım, saçlarım beyazladı ve Sao Paulo’daki çocuklarla idman maçları yaptığımda, eskiden yaptıklarımı artık yapamıyorum. Ama artık düşünmem gereken başka şeyler var. Brezilya futbolunun büyük kulüplerinden biri olan Sao Paulo’nun başındayım ve enerjimi tamamen bu kulübü yeniden eski görkemine döndürmeye adıyorum.” Lautaro Martinez’ten ve onun golcülüğünden başlayalım. Sizce nasıl bir oyuncu? “O tam bir forvet. Bunu yıllardır hem Inter’de hem de Arjantin Milli Takımı’nda gösteriyor. Ceza sahasında ölümcül bir oyuncu, kaleyi çok az kişi onun kadar iyi görür. Takımla oynamayı biliyor, arkadaşlarıyla paslaşabiliyor ve boş alanlara çok iyi koşular yapıyor. Dribling yeteneği de güçlü. Daha ne diyebilirim? Evet, onu bir şampiyon olarak görüyorum. Bir santrfor gol atıyorsa, üzerine fazla bir şey eklemeye gerek yok: görevini yapmış demektir.” Artık gerçek bir lider haline geldi, değil mi? “Kesinlikle öyle, bunu oyun tarzından da anlıyorsunuz. Kişiliği güçlü, rakip savunmalar ondan çekiniyor, çoğu zaman üzerine iki kişiyle çıkıyorlar. Bu da olgunluğa tamamen ulaştığının göstergesi.” Biraz geçmişe gidelim: Milli takımla ilişkiniz nasıldı? “Muhteşemdi. Her gol attığımda formayı öperdim; bu, ülkem ve halkıma duyduğum sevginin bir ifadesiydi. İlk golümü 1998 Dünya Kupası elemelerinde, Buenos Aires’te Ekvador’a karşı atmıştım. O dönem çok güçlü bir kadromuz vardı. Benim dışımda Batistuta, Veron, Almeyda, Simeone, Zanetti, Sensini, Chamot, Ortega, Claudio Lopez gibi isimler vardı. Teknik direktörümüz Daniel Passarella’ydı, beni River Plate’te büyük futbola kazandıran adam. Ancak çeyrek finalde Hollanda’ya elendik; bu büyük bir hayal kırıklığıydı.” O sizin ilk Dünya Kupanızdı. Sonra 2002 ve 2006 geldi… “2002 Japonya ve Kore’de tam bir felaketti, gruptan bile çıkamadık. 2006’da ise yine çeyrek finalde, bu kez ev sahibi Almanya’ya penaltılarla elendik. Kariyerim boyunca hep o kupanın peşinden koştum. Bizim neslimiz, Maradona ve 1986’daki Dünya Kupası efsanesiyle büyüdü. O muhteşem anları Arjantinlilere yeniden yaşatmayı hayal ettik ama başaramadık. Bu, içimde hep bir ukde olarak kaldı.” Hazır konu açılmışken, başka pişmanlıklarınız var mı? “İstanbul 2005… Milan-Liverpool Şampiyonlar Ligi finali. Maldini’nin golünden sonra ben iki gol attım, ilk yarıyı 3-0 önde kapattık. Sonra İngilizler geri döndü ve penaltılarda kaybettik. İki gol attıktan sonra böyle bir yenilgiyi hazmetmek kolay değil. Yıllarca o maçı izlemeyi reddettim. Ancak son zamanlarda o lanet hikâyeyle barışabildim. Ama fazla kurcalamayalım, yoksa o öfke yeniden kabarıyor.” Kariyeriniz boyunca birlikte oynadığınız en iyi takım arkadaşı kimdi? “Sadece teknik yetenekleri değil, karakter özelliklerini de dikkate alarak söylüyorum: Paolo Maldini. Milan’da bir sezon birlikte oynadık ve bir kaptanın nasıl davranması gerektiğini ondan öğrendim.” Bugün teknik direktörsünüz. Hangisi daha kolay: futbol oynamak mı, yoksa kenarda oturmak mı? “Bir oyuncu genelde sadece kendisini ve kendi formunu düşünür. Ama bir teknik direktör, 25-30 kişilik bir grubun sorumluluğunu taşır. Sizce hangisi daha zor? Ben hep şu örneği veririm: Bir öğretmenin, bir sınıf dolusu öğrencinin eğitiminden sorumlu olması gibi. Antrenmanları yönetirken kendimi aynen böyle hissediyorum.” Örnek aldığınız isimler kimler? “Üç isim söyleyebilirim: Ancelotti, Mourinho ve Bielsa. Carlo benim için bir baba gibiydi; 1996’da İtalya’ya geldiğimde 21 yaşındaydım ve ondan her şeyi öğrendim. Mou müthiş bir motivatör; Chelsea döneminde bunu bizzat yaşadım. Oyuncuların kafasının içine onun kadar girebilen kimse yok. Bielsa ise bir vizyoner, bugünün ötesini görebiliyor ve futbolu modern bir şekilde yorumluyor. Onlardan ilham alıyorum, ama onların başarılarına ulaşabileceğimi sanmıyorum. Yine de ben de kazandım; Arjantin’de, Brezilya’da, Katar’da ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde güzel zaferlerim oldu.” Kendinizi en çok hangi takıma bağlı hissediyorsunuz? “Parma’ya. Beni henüz bir çocukken transfer ettiler ve dünya çapında bir santrfora dönüştürdüler. Orada birçok başarı kazandım. Komik ama, River Plate’e ilk seçmelere giderken futbolcu olmayı hiç düşünmüyordum; bir arkadaşıma eşlik etmek için gitmiştim. Deneme maçında fena oynamadım, beni aldılar. O dönem odamdaki duvarda Van Basten’in posteri asılıydı. Televizyonda Sacchi’nin o efsane Milan’ını izlerdim ve Hollandalı’nın hareketlerine hayran kalırdım. Onu antrenmanlarda taklit etmeye çalışırdım ama... Böyle bir fenomeni kim taklit edebilir ki? İmkânsız. Onun seviyesinde bir santrfor bir daha gelmedi. Güçlü oyuncular oldu ama Van Basten başka bir gezegendendi.” Peki “büyüyünce” ne yapmak istersiniz? “Bir Avrupa takımını, hatta mümkünse bir İtalyan kulübünü çalıştırmak isterim. Bu benim için dairenin tamamlanması olurdu. Sınır koymadan bekleyelim; şimdilik Sao Paulo’ya odaklanmam gerekiyor.”

calciolog

21,030 Aufrufe • vor 10 Monaten

Şampiyon Galatasaray Nihat Kahveci: Pardon. 2026 sezonu Süper Lig şampiyonu Galatasaray'ı tebrik ediyoruz. Bugün ta dakika 87'ye kadar hala matematik olarak şampiyon değildi. Aynen. Ama dakika 88'de Osimhen vurduğu Hüseyin'in kendi kalesine attığı golle 3-2 yaptı. O an matematik olarak artık şampiyon olmuştu. Sonrasında Belki hiç sade son maçı ki büyük ihtimal son maçı olan Icardi'nin asisti Kaan Ayhan golüyle de net bir şekilde imzaya atarak şampiyon Galatasaray dedirtti. Zorlandı mı zorlandı. Çok zorlandı. Bugüne kalmamalı mıydı? Kalmamalıydı. Ama sonuçta şu an sevişler var. Taraftar mutlu. Taraftar maçı içinde yine stres yaşadı. Galatasaray son dönemlerde iyi oynamıyordu. Bir Fenerbahçe maçındaki iyi futboldan sonra gittiği Samsun Spor Depresmanı'nda 1-0 öne geçtiğinde tamam bu hafta şampiyonuz diyen Galatasaray taraftarlar 4 gol yiyen Galatasaray takımını izledi. Kupadan elenildi. Bugün Antalya Spor kağıt üzerinde çok kolay bir maçtı. Ama Antalya Sporu'dan yenilen 2 gol. Bu arada Antalya Sporu mücadelesinden dolayı tebrik ediyorum. Sonuçta ligde kalmak için uğraşıyorlar. Şu an ligin dibindeler. Ama Soner ilk yarının sonunda bir kafa golü. Sonrasında Ferihlik'ten şık bir golle Antalya Sporu ligde tutmak için her şeyi yaptı. Ama Galatasaray İçsa'da kulübesiyle, ilk 11 ile çok daha kaliteli bir takımdı. Maçın net favorisiydi ve kazanmayı bildi. 2026 yılında 26. şampiyonluğunu... Şu an kutlamaya başladılar. Bu bakalım 2027'de 27, 2028'de 28 olur mu? Çünkü Galatasaray'ın şu an Şampiyonlar Ligi'ne direkt gittiği de tescillendi. Oradan gelecek para, kadro, kadroyu revize etme, takviyeler, yeni süperstarları düşündüğümüzde Galatasaray yeni sezona da bir adım önde başlayacak takımı üyetinde. Diğer tarafta Fenerbahçe iş matematik olarak bittiğinde...

Galatasarayultrataraftar

383,375 Aufrufe • vor 3 Monaten

Haysiyetsiz şerefsiz karaktersiz Ederson hakeme Fack off dedi Hakem ingilizce bilmiyor Barış gitti uyardı O şekilde Kırmızı kart gördü Emre Bol: Ben Galatasaray'ın şampiyonluğu buradan tebrik ediyorum. Zaten bu saatten sonra dönmeyeceği belliydi. Hep bir hayalin peşinde koştuk. Santaforsuz, kalecisiz ancak getirebildiğin yer buraya kadardı. Fenerbahçe'ydi. Bu hallere düşünenlere de yazıklar olsun kardeşim. Şimdi bak Gerçekten sinirliyim yani. Şimdi bizim Buğra'ya söyle. Bizim Buğra'ya söyle. O şerefsiz. Tamam mı? O şerefsiz. O ahlaksız. O hain edersonu. Bakalım otobüse bindirecekler mi? Bak bakalım otobüse bindirecekler mi onu? Ulan geçen hafta saçma sapan bir gol yiyorsun. Anasını şeyinden gol yiyorsun. Saçmasapan bir gol. Zaten geçen hafta şampiyonluğu götürüyorsun. Bugün yaptığın nedir senin lan? Ne yapıyorsun sen? Kimsin sen? Sen kendini ne zannediyorsun? Şerefsiz, ardaksız, hain. Değil miyiz ulan beni artık? Hakime göz göre göre ilk sarı kartı gördüm burada dedim ki arkadaşlar dedim. Devre arasında yayın Bak dedim biraz dikkat edeceksin. Kendine biraz şekil düzen vereceksin. Hakem zaten aranıyor her iki tarafa da aranıyor. Bir şey olursa gösterecek sana. Gidiyorsun hakemin yüzüne baka baka fuck off dedin. Barış Alper adam bilmediği için. Adam anlamıyor da anlamamazlığa geliyor. Barış diyor ki sana fuck off dedi diyor. Anlatmaya çalışıyor. Anlatmaya çalışıyor anladın mı? En sonunda geri geri çekilirken tığ diye yere tükürüyorsun hakemin suratına tükürür gibi. Hakemin suratına tükür gibi. Göz göre göre bir kırmızı kart görmüştür. Haindir. Takımını satmıştır. Bundan sonra da eğer onu Berabahçe kulübünden bir daha içeri sokarsanız o zaman size de ağır konuşurum güzel kardeşim. Kim olursa olsun konuşurum. Babamın oğlu olsa konuşurum. Bak babamın oğlu olsa. Sonra ne yapıyor biliyor musun? Oyundan çıkmıyor, çıkmıyor, çıkmıyor. Ne kadar zaman oyundan çıkmazsan senin cezan o miktarda artıyor tamam mı? Bak o miktarda senin cezan artıyor. Sonra gidiyorsun hakemi yanağına, kulağına, dudağına yapıştırıyorsun. Bazı geri zekalılarda şey yazmış. Aa hakeme bak neredeyse kafa atıyor derler sonra. Lan siz delirdiniz mi lan? Lan siz delirdiniz mi? Yasin Kol niye kafa atıyor? burasındaki adam kafasını ittiriyor. Delirdiniz mi siz? Manyak mısınız? Ve o yaptığı hareketler kaç maç kaldı? Üç maç. En az zaten üç maç cezalır. Bu sezonu burada kapatır. Bir daha da bir daha da bak Fenerbahçe yönetimini geldin gidiyorsun Fenerbahçe yönetimi. Geldin, geldin gidiyorsun. Bir tane doğru iş yaptın bak bir tane. Bir tane. Bu haine bir daha Samandıra tesislere sokmayın. Bir daha osta da giremesin bu hain. Kaç para tazminatı varsa tarafları öder gönderir kardeşim. Bu bir değil, iki değil, üç değil ya.

Galatasarayultrataraftar

45,838 Aufrufe • vor 3 Monaten

Maç Sonu Galatasaray Tribün Lideri: Daha önce de söyledik. Bu sene de olacağız. İnşallah. Sene de olacağız. Hedefimiz 5 sene üst düştü şampiyonluk. Kendine de oluruz. Aramız bozuk ama kanımız bozuk değil. Vurduğun gol olsun Liverpool diyordu. İnönü'ye gömdük. Bugün hakemi de gömdük. Sergen Yalçın gid evine oyna. Gid evine ağla kardeşim. Adamı öttürürüz. Tamam mı? Ultraslarının ayaklarına sağlık. Şu taraftarın ayağına sağlık. Mutluyuz. Mutluyuz, çok mutluyuz. Galatasaray'ımız onların psikolojisini bozdu. Niye? Çünkü bu deplasmandan bir de 10 kişiyle yorum saat çıkamayacak diyordular. Çok zor fikstürü var diyordular. Şöyle böyle diyordular ama Galatasaray'ın alnının akıyla üstüne koya koya müthiş futboluyla, müthiş mücadelesiyle savunmakta bir sanattır abi. Bugün müthiş sanatı savunu... Bugün müthiş savunarak da şampiyonluk yolunda üstüne koya koya devam etmeye gidiyor. Galibiyetlerine devam ediyor. Ve biz de bu takımdan dolayı mutluyuz. Hocamıza, oyuncularımıza ve bugün deplasman tribününe gelen tüm Galatasaray taraftarına müthiş bir ses tellerini patlatacak derecede performans verdiği için tüm Galatasaray camiasına ayrı bir teşekkür ediyorum. Başka ne diyeyim abi? Fenerbahçe'den dediğim gibi psikolojisini bozduk. Yani yarım saat 10 kişi. Çok beklediler orada bir en kötü beraberlik, en kötü beraberlik. Bana sorsan maçtan önce beraberliği okeydim. Çünkü Beşiktaş'ın açıkçası korkuyordum. Oh moh! Ohmoh falan forvetleri bayağı iyiydi. Bayağı bir kendindeydi. Korkuyordum. Ama ilk yarıda müthiş oynayan bir Galatasaray. İkinci yarıda da 10 kişi kalmasına rağmen mücadelesini müthiş yapan Galatasaray galibiyeti almaya bildi. Selam. Tabii Galatasaray olarak gerekeni yaptık. Bu ligdeki ağırlığımızı üzerine koyduk. Çok önemli bir deplasmandı. Çok önemli bir virajdı. Özellikle yani Şampiyonlar Ligi'nden önce bizim için de çok iyi bir moral oldu. Oyuncu grubundan razıyız. Ekstrem bir hakem performansı izledik bugün Galatasaray aleyhine. Ama şampiyonluğa... Ama şampiyonluğa giderken bu tip virajları en iyi şekilde dönmeniz gerekiyor. Refleks vermeniz gerekiyor. Beşiktaş nerede? Baba çok kararlılık göremiyoruz. Beşiktaş nerede? Evet çok müthiş bir galibiyet. 10 kişi kaldık ama takım ruhu ve Galatasaray'ın dinamikleri devreye girdi. Bütün takımı kutluyorum. Müthiş bir galibiyet. Şampiyon Galatasaray. Şimdi birisi bana çıkıp da Beşiktaş'ın bu maçta neden... Ne deniyordu kankana? Az önce söyledin, favori olduğunu birisi bana açıklarsa ben de ona mantıklı cevabını veririm. Şimdi Şampiyonlar Ligi'nde son 6'ya kalmışız. Aramızda Beşiktaş'ta puan farkı var. Kim, neden, hangi akla hizmet favori çıkartıyor bilmiyorum. Bunun sebebinin tek algı olduğunu düşünüyorum. Çünkü sahanın içinde yenemeyenler 10 kişi bırakmasına rağmen bu ilk devredeki maçta da böyleydi, şimdi de böyle oldu. Aynı pozisyonda bu akşam Orkun'a sarı çıktı ama. Bunu da unutmayacağız. Bizi hiçbir şey bilmiyorlar, hiçbir şeyin farkında değiliz zannediyorlar ama çok yanılıyorlar. Galatasaray'dan büyük bir kulüp, bir camia daha yok. Tek işleri yani algı, operasyon yenemezsiniz arkadaşlar. Yenemez. Çıkacaksınız 10 kişi bıraktığınız takımı 12 kişi artı bir hakem. Hakemin adına maçkolikten baktım daha önce inanın hiç görmedim adını. Kimdir nedir bilmiyorum. Egosunu tatmin etmeye gelmiş, maç yönetmeye asla gelmemiş. Bütün şeylerini Beşiktaş'tan yana kullandı.

Galatasarayultrataraftar

191,360 Aufrufe • vor 5 Monaten

Öve öve bitiremedi Nihat Kahveci: Olduğu gibi 1-0 bitti niyatım. Valla öncelikle şu an ikinci maçı çarşamba günü düşünelim. Bugünün keyfini çıkaralım. Başkanından malzemecesine, teknik direktör Okan Buruk'tan bütün futbolculara Stattaki muhteşem ambiyansı yaratan taraftarlara ekranları başında heyecanla destekleyen aman iki gelsin diyen tüm Türk futbol severlere herkesi tebrik ediyorum. Gururlu bir akşam yine bize yaşattı Galatasaray futbol takımı. 180 dakika Şampiyonlar Ligi'ni 6 kere kazanmış Liverpool'a karşı bir gol yemeden. İki gol atıyorsun, iki maçı da 1-0 ile kazanıyorsun. E arada pozisyon var. Uğurcan var orada. Koçum Uğurcan'ım dedirten pozisyon var. Ön tarafta Osman'ın mücadelesi, Barış Alper'in mücadelesi. Lemina'nın kafaya tekme koyması. Torera'nın yine atom karınca gibi koşması. Sağının bana göre... En iyisi diyebileceğim. Jacobs performansı. Davison'un Abdülkerim'in görevini yapması. Davison'un son dakikalarda gördüğü sarı kartla cezalı duruma düşmesi. Falan filan. Bugünün keyfini çıkaralım. Helal olsun Galatasaray'a. İstanbul'u seven. İstanbul'da Şampiyonlar Ligi kupasını kazanmış Liverpool'a. İstanbul'a da cehennemi hem tribünde yaşattı hem de sahanın içinde yaşattı. Şimdi Liverpool'lu taraftarlar baba 500 milyon euro para harcadık ya bu sene. İki kere gittik Galatasaray'a, Rams Park'a muhteşem atmosfere. Bir tane gol atamadık diye eleştirin diyorum. Böyle bir maç oynadık ve maçın sonlarında ya Kostop'a vururken gol mü diye biz heyecanlanıyoruz Liverpool'da. da baskı yemiyoruz. Bundan daha iyisi olur mu? Üzüldüğümüz nokta ah bir 2-0 bitseydi o pozisyonlar oldu. Hatta ikinci gol atıldı hakem iptal etti. Bir gol yenildi hakem iptal etti ki doğruydu bence eline çarptı. Net izlediğimizde gördük. Allah dedik tamam. Tamam. Ne güzel gol değil dedik. Valla sonuçta Liverpool'ı bugün 1-0 yendin. Çatır çatır mücadele ettin. Son dakikaya kadar mücadele ettin. Son dakikada gittin korneri de attın. İkinci golü atmaya heyecanı da yaşattın. Bundan iyisi can sağlığı bugün üzerinden. 1-0 yeter mi yetmez mi sonra konuşuruz. Bugün 1-0 yeter bize. Ben mutluyum. Ben mutluyum. Bir İngiliz takımı. Dünyanın en iyiliği biziz. Dünyanın en büyük takımlarından biziz. Buralara da kaç tane takım soktuk ilk 16'ya? Çelsisi. Arsenal'ı, Newcastle'ı, Tottenham'ı, Liverpool'u. 5 tane takım. Daha ne olsun ama bir Türk takımı Galatasaray. Bugün yine tarihi bir skorla son 16 turunda bana göre tarih yazdı. Emeği geçen herkese teşekkür edelim. Arkadaşlar tebrik etmemiz gerektiğinde de tebrik etmeyi bilelim, gurur duyalım. Çünkü bir Türk takımı. Şeyinde tüzüğünde Türk olmayan takımlara karşı galip gelmek maddesini bugün sahanın içinde aynen bunların birkaç ay önce gösterdiği gibi bugün gösterdiler. Nasıl mutlu olmayalım? Allah emeği geçen herkesten bu mübarek Ramazan gününde razı olsun. Gerçekten ben razıyım bu mücadele İngiltere'nin köklü takımlarından birine Liverpool'a karşı gol yemiyorsun abi. Bak bu çok önemli. Sonuçta Frankfurt'tan 5-7'in dönemler var. Şampiyonlar Ligi'ne öyle başlıyorsun. İlk 24'e giriyorsun. Çekebileceğin zor kurallardan birini çekiyorsun. Ve ilk maçı 1-0 boylamadan kazanıyorsun. Daha ne olsun? Biraz sonra daha iyi ne olabilirler?

Galatasarayultrataraftar

201,097 Aufrufe • vor 5 Monaten

🚨Beyler, bugünkü 100 milyon euroluk transferleri unutun. Bugün size gerçek bir 'gladyatörün' hikayesini anlatacağım. Galatasaray’ın Avrupa DNA'sının nasıl kodlandığını görmek isteyenler toplansın. Başlıyoruz... 💥Bugün size 2026’nın ultra lüks arenalarından, VAR kararlarından ve 4K yayınlarından çok uzak; topun ağır, sahanın çamurlu ama formanın kutsal olduğu bir geceyi anlatacağım. Kemerlerinizi bağlayın, 1969’a, Mithatpaşa’nın rüzgarlı tribünlerine gidiyoruz. 👇 💥Mevsim sonbahar... Statlarda koltuk yok, beton var. Tribünlerde fötr şapkalı beyefendiler, radyosunun başında nefesini tutmuş milyonlar. Galatasaray, Şampiyon Kulüpler Kupası’nda Waterford karşısında. Rakip sert, rakip İrlandalı, rakip "kasaba takımı" ama Galatasaray için Avrupa, namus meselesi. 💥Kadroya bak, hiza al: Nihat Akbay kalede devleşmiş, Muzaffer Sipahi arkada sigorta, ortada Talat Özkarslı maestro... Ve tabii ki en uçta, defansın kabusu, "Ayı" lakabıyla nam salmış ama sahada bale yapan Gökmen Özdenak! 🦁 💥Maç başlıyor, Mithatpaşa inliyor! Spiker "Çetin bir müsabaka" diyor ama Gökmen için o gün idman günü gibi. Dakika daha 10 olmadan ceza sahası dışından bir mermi gönderiyor, top direği dövüp geri geliyor. O gün o direk kırılmadıysa, Waterford’un şansındandır! 💥Dakika 20: Gökmen kafayı bir yapıştırıyor, top kale çizgisini geçti mi geçmedi mi derken Romen hakem santrayı gösteriyor. Waterfordlular sinirli, itiraz ediyorlar ama nafile! Cimbom, Avrupa’ya "hoş geldin" diyor. Skor 1-0! ✅ 💥Ama durun, Gökmen’in durmaya niyeti yok! İlk yarının sonunda bir korner... Gökmen öyle bir yükseliyor ki, sanırsın yerçekimi o anlık devreden çıkmış. Müthiş bir kafa vuruşu ve 2-0! Tribünlerdeki o sevincin sesi, siyah-beyaz TRT arşivlerinden bugün bile kulaklarımızı tırmalıyor. 💥İkinci yarıda Ayhan ve Uğur Köken ile farkı kaçırıyoruz. Spiker "Durumun 3-0, 4-0 olması işten bile değildi" diye hayıflanıyor. Waterford kalecisi Thomas hayatının maçını çıkarıyor ama Gökmen’in o günkü dominantlığını bitirmeye gücü yetmiyor. 💥Maç bitiyor, 2-0’ın verdiği o huzurlu gurur tüm İstanbul’a yayılıyor. Metin Oktay’ın vedasından sonra "Bayrağı kim taşıyacak?" diyenlere Gökmen Özdenak, sahada 90 dakika boyunca cevap veriyor. O gece sadece bir maç kazanılmıyor; Galatasaray’ın Avrupa geni, genetik kodlarına bir kez daha işleniyor. 💥Şimdi dönüp o görüntülere bakınca insan şunu anlıyor: Futbol sadece taktik değilmiş be abi; futbol biraz da Gökmen Özdenak gibi topa yüreğini koymak, Mithatpaşa’nın betonuna terini damlatmakmış.

𝐕𝐎𝐋𝐊𝐎𝐕

28,667 Aufrufe • vor 3 Monaten

Av. Hakan Kaplankaya'nın Tergek/Türkiye Büyük Daire Duruşmasında yaptığı savunma 💢Sayın Başkan, Mahkemenin Saygıdeğer Üyeleri, Mahkemeye davanın temel maddi vakıalarını kısaca hatırlatmak isterim. 💢Meslektaşım Sayın Mazılıgüney, bu konudaki idari uygulama eksikliğine değinecek ve Hükümet tarafından ileri sürülen belirli argümanlara yanıt verecektir. Meslektaşım Sayın Tinsley ise davanın esasına ilişkin ayrıntılı analizi sunacaktır. 💢Bu dava; fiziksel olarak yaralandığı, psikolojik olarak savunmasız olduğu ve eğitim yoluyla geleceğini yeniden inşa etmeye çabaladığı bir dönemde, tutuklu eski bir deniz astsubayına gönderilen iki mektubun alıkonulması ve bunlara el konulmasıyla ilgilidir. 💢Hükümet, başvurucunun terörle bağlantılı suçlardan tutuklu olması nedeniyle örgüt içi haberleşme gerçekleştirebileceğini ileri sürmüştür. Bu iddia tamamen spekülatiftir, herhangi bir somut delille desteklenmemektedir ve başvurucunun profilinin ve davanın bağlamının hatırlatılmasını gerektirmektedir. 💢Başvurucu, darbe teşebbüsü gecesi aktif görevdedir ve darbe teşebbüsüne katılmamıştır. Hatta bir yıl daha donanmada görev yapmaya devam etmiştir. 2 Ağustos 2017'de 11 gün boyunca gözaltında tutulmuş, daha sonra tutuklanarak Kocaeli Cezaevi'ne nakledilmiş ve burada kırk dört ay kalmıştır. Mahkemeniz, başvurucunun tutukluluğuna ilişkin olarak Sözleşme'nin 5. maddesinin ihlal edildiğine de karar vermiştir. 💢Ancak başvurucu, Hükümet tarafından "FETÖ/PDY" (yaygın adıyla Gülen Hareketi) olarak adlandırılan bir yapıya üye olmaktan suçlu bulunmuştur. Mahkumiyet kararı; herhangi bir şiddet eylemi içermediği gibi, daha da önemlisi, herhangi bir yasa dışı faaliyetle somut bir operasyonel bağ da göstermemektedir. Dolayısıyla, başvurucunun örgüt içi haberleşme gerçekleştirme konusunda özel bir risk taşıdığına dair hiçbir veri bulunmamaktadır. Mahkemeyi, bu davayı değerlendirirken bu gerçeği göz önünde bulundurmaya davet ediyoruz. Mektupların Özel Bağlamı 💢Başvurucu için okumak, çalışmak ve dış dünyayla teması sürdürmek bir lüks değildi. Bunlar hayatta kalmak, zihinsel dengeyi korumak ve cezaevi sonrası yaşam için umudu muhafaza etmek adına elzemdi. 💢[Hükümete göre başvurucu, çoğu cezaevi kütüphanesinden ödünç alınmış toplam yüzü aşkın kitap almıştır. Gerçekte, zaman zaman koğuş arkadaşlarının kotasını da kullanarak daha fazlasını ödünç almıştır. Yine Hükümete göre başvurucu, ayda yaklaşık üç gelen ve iki giden mektup olmak üzere 119 mektup almış ve 90 mektup göndermiştir. Bu yazışma düzeyi, özellikle başvurucunun profili dikkate alındığında, aşırı olarak nitelendirilemez.] 💢Tutukluyken başvurucu yükseköğretim programlarına kaydolmuştur. En önemlisi, Anadolu Üniversitesi'nde Emlak Yönetimi bölümünde eğitim görmüş ve bu programı başarıyla tamamlamıştır. 💢[Türkiye'de ihraç edilen kamu görevlileri için mesleki entegrasyon son derece zordur. Gayrimenkul danışmanlığı, mevcut birkaç gerçekçi yoldan biridir. Başvurucu bu programı başarıyla bitirmiştir. Tahliyesinin ardından mesleki sınavları geçmiş ve lisanslı, üst düzey bir gayrimenkul danışmanı olmuştur. Prestijli bir uluslararası gayrimenkul ağında dört yıl boyunca çalışmıştır.] 💢Aynı zamanda, Ekim 2018'de bir voleybol maçı sırasında başka bir mahpusla çarpışması sonucu ciddi bir ayak bileği yaralanması geçirmiştir. Kısa süreli bilinç kaybı yaşamıştır. İlk tıbbi müdahale yüzeysel kalmıştır; bunun ayrıntıları yazılı beyanlarımızda incelenmiştir. Özetle, kırıklar, bağ yırtıkları ve kemik iliği ödemi olduğunu tespit etmek 39 gün sürmüştür. Başvurucuya, tedavideki gecikme nedeniyle ağır bir depresif nöbet teşhis edilmiştir. 💢Olayın hemen ardından, bir fizyoterapist olan kız kardeşi, başvurucuya hem ayak bileği sorunu hem de dersleri konusunda yardımcı olmaya çalışmıştır. Ona ayak bileği yaralanmaları, tedavi yöntemleri ve durumuna uygun fizyoterapi egzersizleri hakkında bilimsel makaleler içeren bir mektup göndermiştir. Ayrıca gayrimenkul sektörüyle ilgili, gayrimenkul danışmanlarının başarı hikayelerini de içeren birkaç internet çıktısını mektuba eklemiştir. Bu mektup alıkonulmuş ve yaralanmadan çok sonra, ancak 11 ay sonra teslim edilmiştir. 💢Annesi tarafından gönderilen ikinci mektupta ise sektörel bir gayrimenkul dergisi ve ilave terapi egzersizleri yer almaktadır. Dergi bir ders kitabı olmasa da; kentsel gelişim projeleri, konut finansmanı ve vergilendirme hakkında, o alanda eğitim gören bir öğrenciyle doğrudan ilgili bilgiler içermektedir. Bu mektup da alıkonulmuş ve hiçbir zaman teslim edilmemiştir. Hakan Kaplankaya

Dr. Ufuk YEŞİL

24,646 Aufrufe • vor 5 Monaten

Yağız Sabuncuoğlu: ...dokumak lazım bu olaylara. Benim beğendiğim bir antrenördü Trabzon Spor maçına kadar ama o dakikadan sonra ne oldu? Biz dün seninle Sayın Saadettin Saran ve Fenerbahçe Spor Kulübünün verdiği iftara gittik. Orada da ben şöyle bir soru yönelttim. Dedim ki maç bitti Kasımpaşa maçı. Fenerbahçe'nin teknik direktörü Domenico Tedesco edersen 3 hafta yok diye açıklama yaptı. Biz de dedim bunu kendimize şey aldık. Bir haber başlığı olarak aldık ve bunun üzerine konuştuk. Ardından haklı olarak İşte Galatasaraylı, Beşiktaşlı, Trabzonsporlu arkadaşlar. Hatta ve hatta Fenerbahçeli arkadaşlarımız, dostlarımız da bize 5. gün maça çıktıktan sonra eder son. Haklı olarak dediler ki e nasıl oluyor? Hani bu nasıl oluyor ya bunu açıklayın. Ben derim ki biz açıklayamadık bunu. Siz dedim açıklar mısınız bununla ilgili? İşte sakat sakat oynadılar vs. Ama ben size şunu söyleyeyim. Benim öngörüm. Yönetim kendi perspektifinden açıkladı bunu. Ama Domenico Tedesco'ya bir şey oldu abi. Fenerbahçe kaleye gidemiyordu ordurüs ya. 2 hafta üst üste Anadolu takımlarına saygısızlık etmek istemiyorum. Çünkü artık Anadolu takımları da bir mesafe kat etti ve doldur boşaltı bıraktılar artık ama Fenerbahçe geçtiğimiz 2-3 haftada geride kalan 2-3 haftada doldur boşaltla maç kazanmaya çalışan bugün dakika 30 olduğunda rakip ceza sahasında topla buluşması 1 olan ligin sonuncusuna karşı ilk 45 dakikayı sadece bir isabetli şutla tamamlayan Rakip 1.50'lerde gol beklentisindeyken 0-0-30'da devreyi kapatan. Madem Asensio, Nene, Musaba gibi üstüne gelecek Karagümrük. Karagümrük bugün bu maça 0 yazmamıştır emin olalım buna. Çünkü her maça 3 puanla çıkmak zorundalar. Sana karşı oynayacak bir takım. Tebrik ediyorum da Süleyman Başkan'a Marcel Liçka'yı da. Sana karşı oynayacak bir takım ve Fenerbahçe'ye ne dedik biz haftalarca? Kapanan takımlara karşı dar alanda maç çözme becerisi olan oyuncu sayısı az. Açık oynayan takımlar içinse Fenerbahçe her zaman daha şanslı ve maçı kazanmaya yakın taraf dedik. Bugün sana karşı oynamaya gelen, topun arkasına bilmiyorum yanılıyorsam düzeltin, 11 kişiyle geçmeyen bir takım. Hep Thiago Çukur'la ilk yarıda Larson'u öne attı. Ya Babiçka'yı aldı o bile ön alanda baskıya gidiyordu. Yani yatmadı yani şey anlamında. Skorunu aldıktan sonra Canavli ile 2-0'da yatabilirdi. Görmedi çünkü. Rakipten bir tehlike görmedi. Bir reaksiyon görmedi Fenerbahçe'den. Hem tehlike hiç yaşamadı neredeyse. Bir işte Musaba'nın girdikten sonra bir iki pozisyon.

Galatasarayultrataraftar

36,376 Aufrufe • vor 5 Monaten

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Bordo Berelilerin mezun olduğu 18’inci Dönem Özel Kuvvetler Komutanlığı İhtisas Kursu Kapanış Töreni’ne katıldı. Beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile Özel Kuvvetler Komutanlığına giden Bakan Yaşar Güler, törende bir konuşma yaparak şunları söyledi: BORDO BERELİLER, TERÖRÜN BİTME NOKTASINA GETİRİLMESİNDE ÖNEMLİ ROL OYNADI Şanlı ordumuzun en güzide birliklerinin başında gelen Özel Kuvvetlerimizin mezuniyet töreninde sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Sözlerimin başında aldıkları birbirinden zorlu eğitimleri başarıyla tamamlayarak mezun olmaya hak kazanan Bordo Berelilerimizi yürekten kutluyor; brövelerinin kendilerine, ailelerine ve Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Bölgesel ve küresel ölçekte güvenlik ortamının giderek daha karmaşık ve öngörülemez olduğu kritik bir dönemden geçiyoruz. Özellikle ABD-İran arasında yaşanan savaşın bölge geneline yayılan etkileri, İsrail’in Gazze’ye ve diğer bölge ülkelerine yönelik saldırıları, Rusya-Ukrayna Savaşı, ayrıca farklı coğrafyalarda devam eden çatışma ve krizler, tehdit dinamiklerini her zamankinden daha karmaşık ve çok boyutlu hâle getirmiştir. Böylesine hassas bir süreçte Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, yurt içinde ve sınır ötesinde tüm kuvvet unsurlarıyla birlikte etkin, caydırıcı ve saygın bir şekilde vazifelerini icra etmektedir. Şüphesiz Özel Kuvvetlerimiz de bu faaliyetlerin icrasında üstlendiği kritik görevlerle kahraman ordumuzun etkinliğinde ve başarılarında büyük pay sahibi olmaktadırlar. Bordo Berelilerimiz yıllardır sürdürdüğümüz terörle mücadelede destanlar yazmış, görevlerini kahramanca ve fedakârca icra ederek terörün bitme noktasına getirilmesinde önemli bir rol oynamıştır. Terörle mücadelenin yanı sıra üstlendiği diğer vazifelerde de üstün bir başarı gösteren Bordo Berelilerimizi yüksek azim, gayret ve cesaretlerinden ötürü tebrik ediyor, gözlerinden öpüyorum. ÖZEL KUVVETLER, YENİ SAVAŞ KONSEPTİNİN EN STRATEJİK UNSURLARINDAN BİRİDİR Günümüz harp ortamında başarı artık yalnızca sayısal üstünlükle değil çok yönlü ve donanımlı personel ile mümkündür. Özellikle hızla gelişip dönüşen teknolojiler, muharebe sahasının doğasını değiştirirken, bu değişime en hızlı şekilde uyum sağlayabilen görev alanı geniş, etkisi derin ve manevra kabiliyeti yüksek birlikler, modern orduların en kıymetli kuvvet çarpanları hâline gelmiştir. Özel Kuvvetler de bu yeni savaş konseptinin en stratejik unsurlarından biridir. Türk Özel Kuvvetleri sahip olduğu yüksek fiziki yeterlilik, zihinsel dayanıklılık, taktik derinlik ve teknik kapasite gibi çok boyutlu yetenekleriyle dünyada en elit birliklerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Sizleri farklı ve değerli kılan asıl hususiyetler, imkân ve kabiliyetlerinizin ötesinde cesaretiniz, fedakârlığınız, vatana adanmışlık duygunuz ile sarsılmaz disiplin ve mutlak görev bilincinizdir. Özel Kuvvetlerimizin taşıdığı bordo bere de bir simge olmanın ötesinde sahip olduğunuz millî ve manevi değerlerin güçlü bir sembolüdür. Şanlı tarihimizdeki nice dönüm noktası sizler gibi vatan sevdalısı nice yiğidin adanmışlıkları ve gayretleriyle şekillenmiştir. Bugün sizler de o büyük mirasın izinden giderek tarihî sorumluluğu devralan ve göreve hazır bekleyen kahraman neferlersiniz. BORDO BERELİLER, YERİ DOLDURULAMAYAN PERSONEL KONUMUNDADIR Bu çerçevede siz kıymetli silah ve mesai arkadaşlarıma bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum: Meslek hayatınızda karşınıza birbirinden zorlu ve meşakkatli vazifeler çıkacaktır. Ancak biliniz ki Özel Kuvvetler mensubu olmak her an ve her şartta vazifeye hazır ve nazır olmak demektir. Şüphesiz ki sahip olduğunuz hasletler ve kabiliyetlerinizin bilinciyle hareket ettiğinizde aşamayacağınız hiçbir engel, erişemeyeceğiniz hedef yoktur. Sizler aldığınız eğitimler neticesinde sadece mesleki birikimle değil, çelikten bir irade, vazgeçilmez disiplin anlayışı, yüksek bir özveri ile donanmış olarak bu kutsal ocağın saflarına katılıyorsunuz. Biliniz ki bir Özel Kuvvetler mensubu sadece iyi olmakla değil, her zaman en iyisi olmakla mükelleftir. Zira Bordo Bereliler boşlukları dolduran değil, yeri doldurulamayan personel konumundadır. ÜLKEMİZİN GÜVENLİK VE İSTİKBALİNİN SORUMLULUĞUNU DA SIRTINIZDA TAŞIYORSUNUZ Bunun için fiziksel gücünüz ile cesaretinizi, stratejik zekânızla harmanlamalı ve vazifelerinizi en iyi şekilde icra etmelisiniz. Sizlerden beklediğimiz yalnızca verilen emirleri uygulamanız değildir. Bunun yanında çok yönlü analitik düşünebilmeniz, öngörülü olmanız, operasyon sahasında ve görev icrasında hızlı karar verebilmeniz ve gerektiğinde tek başınıza büyük zorlukların üstesinden gelebilmenizdir. Bu çerçevede her bir arkadaşım tüm beşerî şartlara hükmedebilen, çetin koşulları dahi lehine çevirebilen ve gerektiğinde inisiyatif kullanma becerisini ustalıkla yöneten bir profile ulaşmalıdır. Diğer yandan üstleneceğiniz görevlerde hem ekip ruhunu ortaya koymalı hem de bireysel ve mesleki yeteneklerinizi en üst seviyede sergilemelisiniz. Bu yüzden bilgi düzeyinizi sürekli yenilemeli, her zaman daha iyisi için çalışmalı ve daima bir adım önde olmalısınız. Gerçek şu ki öğrenmek ve yeterlilik asla durağanlık kabul etmeyen ve sürekli geliştirilmesi gereken hususlardır. Unutmayınız ki sizler sadece bir silah veya üniforma değil aynı zamanda ülkemizin güvenlik ve istikbalinin sorumluluğunu da sırtınızda taşıyorsunuz. Bordo bereyi taşıdığınız her an hatırlamaktan gurur duyacağınız nice anı biriktireceksiniz. Dolayısıyla vazifelerinizi yüksek bir aidiyet duygusu, büyük bir motivasyon ve keyif alarak yapın. Tüm bunların bilincinde olan siz kahraman Bordo Berelilerimizin her türlü zorluğu aşabileceğine yürekten inanıyor görevlerinizde üstün başarılar diliyorum. TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİMİZE ULAŞMAYA YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATILDI Güçlü ordumuz dün olduğu gibi bugün de yarın da ülkemizin güvenliğinin, asil milletimizin huzurunun ve bölgemizde tesis etmek istediğimiz barış ve istikrar ortamının en güçlü güvencesidir. Bu amaç doğrultusunda terörle mücadelede geldiğimiz nihai nokta yaklaşık kırk yıldır büyük fedakârlıklarla sürdürülen çok boyutlu mücadelenin ve özellikle son yıllarda sahada elde edilen tarihî başarıların bir sonucudur. Sınırlarımızın güvenliğinin sağlanmasından Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyinde terör örgütlerinin hareket kabiliyetlerinin ortadan kaldırılmasına kadar elde ettiğimiz kazanımlarda kahraman personelimizin alın teri, cesareti ve fedakârlığı vardır. Bu mücadelede canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, kahraman gazilerimize bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Bugün geldiğimiz noktada Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen Terörsüz Türkiye süreci de işte bu mücadeleyle elde edilen güvenlik kazanımlarını kalıcı hâle getirmeyi, terörü bir daha geri dönmemek üzere ülkemizin ve milletimizin gündeminden tamamen çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu sürecin en büyük hedefi bin yıllık kardeşliğimizi daha da pekiştirmek, toplumsal bütünlüğümüzü güçlendirmek, huzur ve güven ortamını kalıcı kılmak ve ülkemizin bütün imkânlarını kalkınmaya, üretime ve refaha yöneltmektir. Şunu da özellikle ifade etmek isterim ki bu süreçte atılan tüm adımlar, şehitlerimizin aziz hatırasına kesinlikle leke düşürmeyecek, gazilerimizin onuruna ve emeklerine asla zarar vermeyecek niteliktedir. Bu çerçevede Gazi Meclisimiz de sürecin ihtiyaç duyduğu hukuki zeminin tesis edilmesine yönelik çalışmalarını titizlikle sürdürmüştür. Bu çalışmalarının sonucunda meclisimizin ezici bir çoğunlukla kabul ettiği ilgili kanunla, milletimizin arzu ettiği Terörsüz Türkiye hedefimize ulaşmaya yönelik tarihî bir adım atılmıştır. Böylece terör belasından tamamıyla kurtulmayı, yüzyıllara dayalı kardeşliğimizi tahkim etmeyi ve ülkemizin her alanda önünü açmayı hedefliyoruz. İçeride toplumsal barış ve huzurunu kalıcı hale getiren bir Türkiye elbette ki uluslararası alandaki güçlü etkisini daha da artıracak ve milletimize ve umudunu Türkiye’ye bağlamış mazlumlara nice gururla yaşatacaktır. MEKKE ANLAŞMASI DA ÜLKEMİZİN ULUSLARARASI ARENADAKİ ETKİSİNİ GÖSTERDİ Küresel güvenlik mimarisinin temellerinin sarsıldığı, belirsizliklerin arttığı bir ortamda benimsediğimiz çok yönlü politikalar ve üstlendiğimiz çözüm odaklı inisiyatifler sayesinde ülkemiz, müzakere masalarının ve uluslararası güvenlik mimarisinin vazgeçilmez aktörlerinden biri hâline gelmiştir. En son Mekke’de imzaladığımız Ortak Savunma Anlaşması da ülkemizin uluslararası arenadaki etkisini ve geliştirdiği güçlü iş birliklerini açık bir şekilde göstermiştir. Birbirinden kritik geniş imkân ve kabiliyetlere sahip olan ve kolektif caydırıcılığı benimseyen üç kardeş ve dost ülkenin ortaya koyduğu bu güçlü irade, bölgesel ve küresel güvenlik, barış ve istikrarın tesis edilmesi ve sürdürülmesi açısından son derece önemlidir. Attığımız tüm adımlarda ülkemizin ve milletimizin hak ve menfaatlerini en etkin şekilde korumak için büyük bir gayretle çalışıyor, Türkiye Yüzyılı hedeflerimize emin adımlarla yürüyoruz. Bu kutlu yürüyüşte Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ve elbette ki Özel Kuvvetlerimiz de daha güçlü ve daha büyük Türkiye vizyonumuzun temel dayanaklarından biri olmaya devam edecektir. Bu duygu ve düşüncelerle Özel Kuvvetler İhtisas Kursu’nu başarıyla tamamlayan Bordo Berelilerimizi, ayrıca dost ve kardeş ülkeler Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Azerbaycan ve Libya’dan gelerek mezun olma başarısı gösteren Misafir Askerî Personeli yürekten tebrik ediyor, burada kurdukları bağların ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin daha da güçlendirilmesine katkılar sağlamasını temenni ediyorum. Bu vesileyle tüm personelimizin yetişmesinde emeği geçen başta Özel Kuvvetler Komutanımız olmak üzere Komutanlığımızın tüm seçkin eğiticilerine ve personeline canı gönülden teşekkür ediyorum. Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Yiğitler Ocağının Güzide Mensupları, Kahraman Bordo Bereliler! Yolunuz ve bahtınız açık, bileğiniz kuvvetli, gücünüz daim olsun. Kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

36,099 Aufrufe • vor 6 Stunden

Teknik Direktörlük Farklı birşey detaylı anlattı 🗣Levent Tüzemen: Bizim çocuklar falan deme ya, bırak. Bu kadar aşağı çekmeyelim. 🗣Konuşmacı: Abi, o kadar da yapmayalım yani. Ama bir, ya bir şey sana söyleyeyim abi. Şimdi maç sonlarını izledim, işte maçı izledim. Çok yüklenmiyor muyuz? Yani sonuçta Dünya Kupası'na kadar gittik abi. 🗣Levent Tüzemen: Ya biz rakibi Dünya Kupası'na gittik. Bu bir başarılı bir maç. Ya Erdem, biz seninle sanki burada bir program yapmamış gibi, birdenbire bir şey yapıyorsun yani. Acıtasyon yapıyorsun. Allah'ını seversen, bu takım gitmeden uyarı yaptık. Dedik ki Bosna'yı zor geçtiniz, Roma'yı zor yendiniz. 1-0, 1-0 nasıl bir maç olduğuna tanık olduk. Sakat oyuncular var. 4 tane burada Makedonya'ya atmak marifet değil. Hazırlık maçı. Evet, hazırlık maçı. Venezuela'yı yendin ama Venezuela'ya verdiğin pozisyonlar var. Sıcakmış, uyuyamadık, şusu busu. O zaman erken gitseydiniz. Lig erken bitti, erken gitseydiniz. Daha erken İstanbul'a çalışacağınıza daha erken gidebilirdiniz. Şunu söylemeye çalışıyorum; bir kaybetmenin de bir adabı vardır diye düşünüyorum. Ya rakip 2. dakikada gol atmış sana. 88 dakika atamamışsın. 1. yarı 6, 2. yarı 7 dakika uzatmış. 13 dakika, 88, 13 daha yaparsan ne olur? 98, 105 dakika gol atamamışsın ya. Affedersin yani, bu nasıl bir şey burada? Çıkıp da şimdi Montella'nın konuşmalarını dinledim. Abi, bize dalga mı geçiyorsun ya? Allah aşkına, dalga mı geçiyorsun ya? Seni uyardık, burada takım yaptık. Ne dedim takıma sana? Kalede Uğurcan olmazsa Altay, olabilir ikisi de. Ama Uğurcan oynayan kaleci olduğu için. 1, 2. Sağ bek Mert Müldür, sol bek Ferdi. Ne dedik orada? Ozan Kabakoyunç, çabuk oyuncu. Evet. İkisi olmuyor. Abdülkerim'le beraber oynasın, Meri oynamasın dedik. Orta sahayı kimden yaptım? İsmail Orkun. Gene aldı Hakan'ı. Bir dakika, İsmail Orkun 10 numara Arda. Sağ açık Barış, sol açık Kenan Yıldız. Center forward'a Deniz Gül. Bu kadar basit ya. Ya bunu, şunu anlamıyorum ben ya. Bunun neden bu şekilde bu işlerin yapıldığını anlamıyorum. Bak, ben sana bir şey söyleyeceğim. Ya bu Kerem Aktürkoğlu 2 yıl Galatasaray takımında oynadı. Bir kez yeni değiştirdi Zaha yüzünden. Sol açıktan alıp forvet arkasına koydu. Eleştiriyorsun sen, biz de eleştirecek yönleri olabilir belki. Şeyi, Icardi'yi gol kralı yaptı kenarda. Ya sol açıktan center forward yaratmaya çalışıyorsun. Geniş alan seven, rakibi geçen bir oyuncudan center forward yaratmaya çalışıyorsun. Bu nedir biliyor musun? Herkes oynasın, kimse darılmasın. Bunlar benim oyuncularım demek yok. Bu Dünya Kupası. Çünkü bunun rövanşları yok. Öyle maçlar oynuyorsun. Barış'ın sahada ne kadar etkili olduğunu görüyoruz mesela. Barışsız başladı abi, çok eleştirildi. Tamam, bir dakika, tamam. Başladı. Ama bu neye göre? Kimle inatlaşıyorsun ya? Bizle mi inatlaşıyorsun? Ben senden daha fazla Türküm diyorsun. Teşekkür ederiz Türklere gösterdiğin ilgiye ama bizden daha iyi Türk olamazsın ya. İtalyansın. Biz saygı duyuyoruz sana yaptığın hocalığından dolayı. Ben bir şey demiyorum. Asla asıp kesenlerden bir tanesi değilim. Ama bir insan bir hatayı yapar da aynı hatayı iki defa yapar mı ya? Ya bitti Roma'da, iki maçta da aynı hatalar olur mu? Aynı goller yenir mi? Defansif zafiyet yok mu? Bak, Galatasaray takımında Sanchez'le Abdülkerim Lemine oynamadığı zaman saçmalıyorlar. Çünkü Lemine oradan topla çıkıyor. Kim çıkar bu topu oradan? Orkun çıkar. Beşiktaş'la da o çıkıyor. İyi iken. Neden oynamış? Ne suçu var adamın? Sezon formda geçirmiş, bir sezonu var. Hakan sakat gelmedi mi kardeşim? Evet. Kerem son idmanda sakatlanmadı mı? Evet. Evet. Kenan Yıldız sakat gelmedi mi? Evet. Arda sakat değil miydi? Evet. Ferdi sakat değil miydi? Evet. E peki kalan sağlam niye oynatıyorsun abi bunu? Orada yok mu abi adamlar yerinde? Adam var. Ve rakip üstelik 10 kişi kalıyor, sana davetiye çıkarmış ya. Sen Kenan Yıldız'ın yerine Can Uzun'u alıyorsun, aynı yerde oynuyorlar. Birbirlerine mi çalım atacaklar? Ben, bak bir teknik direktör farkı şu; beğenirsin beğenmezsin. İstersen Meri'yi oynatıyorsan, 10 kişi kalmışsa git önce center forward at Meri'ye ya. Önce center forward at. Değil mi? Kafa vuruyor. Bak, ben maçı izledim. Abdülkerim şut atıyor. Bir tanesine Meri vuruyor kafayı, şut atıyor. Forvetler atmıyor ya. Abi, ne iş bu? Ben anlamadım. Mumi takımı hükmetmek yok. Oyun planı yok. Oyuncu tercihleri yanlış, değişiklikler ondan daha yanlış.

Galatasarayultrataraftar

59,665 Aufrufe • vor 1 Monat

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, HAVELSAN Sancar Silahlı İnsansız Deniz Aracı Hizmete Alma, Tesisler Temel Atma ve Açılış Töreni’nde konuştu. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler’in beraberinde TSK Komuta Kademesi ile katıldığı törende Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan şunları söyledi: RABBİM AYAĞINIZA TAŞ DEĞDİRMESİN Türk Silahlı Kuvvetlerimizin değerli mensupları, HAVELSAN'ınımızın değerli yöneticileri ve çalışanları, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin değerli temsilcileri, kıymetli misafirler; sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Öncelikle her birinizin Ramazan-ı Şerifini ayrı ayrı tebrik ediyorum. Bu mübarek günlerin ülkemiz, milletimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Sizlerin şahsında HAVELSAN’ımızın, savunma sanayi sektörümüzün ve Türk Silahlı Kuvvetlerimizin tüm mensuplarına buradan selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Ay yıldızlı al bayrağımızın gökte gururla dalgalanması için, devletimizin bekası, milletimizin yarınları, vatanımızın bağımsızlığı için canlarını feda eden tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Aynı şekilde bin yıldır kendimize yurt kıldığımız, etrafımıza barış ve güven yaydığımız bu topraklar için bedel ödeyen tüm gazilerimize şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Son olarak savunma sanayiinde gecesini gündüzüne katarak bugünlere gelmemizi sağlayan tüm mühendislerimize, teknisyenlerimize, yazılımcılarımıza, akademisyenlerimiz ve tabii ki sahada kahramanca görev yapan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin mensuplarını gönülden tebrik ediyorum. Bu çalışmaları etkin bir koordinasyon içinde yürüten Savunma Sanayii Başkanlığımızı ve sektördeki 3 bin 500’ü aşkın firmamızı başarılarından ötürü yürekten kutluyorum. Rabbim ayağınıza taş değdirmesin. Sizlerin bu emeğini, bu gayretini daha güçlü bir geleceğin, daha müreffeh yarınların teminatı eylesin diyorum. DENİZLERDEKİ İNSANSIZ KABİLİYETLERİMİZİ GÜÇLENDİRİYORUZ Bugün Türkiye’nin mühendislik aklına, savunma alanındaki imkân ve kabiliyetlerine, yerli ve milli teknolojiyle şekillenen istikbal yürüyüşüne bir kez daha şahitlik edeceğiz. Birazdan inşallah Sancar Silahlı İnsansız Deniz Aracımızı hizmete alacak, Simülatör Üretim ve Entegrasyon tesisinin temellerini atacak, Kaan Teknoloji Tesisi ile Deniz Savaş Yönetim Sistem Merkezinin de açılışını yapacağız. Envanterimize katacağımız Sancar SİDA ile denizlerdeki insansız kabiliyetlerimizi güçlendiriyor, güvenliğimizi, etkinliğimizi ve gözetim kapasitemizi arttırıyoruz. Simülatör üretim ve entegrasyon tesisiyle eğitim, hazırlık ve sürdürülebilir operasyon altyapımızı büyütüyor, insan kaynağımızı daha nitelikli hâle getiriyoruz. Bu kompleks tamamlandığında simülasyon teknolojilerinde Avrupa’nın en büyük üretim ve entegrasyon tesisi olacak. Kaan Teknoloji Tesisi ve Deniz Savaş Yönetim Sistem Merkezi ile hava ve deniz platformlarımızın kritik teknoloji omurgasını inşallah daha da sağlamlaştırıyoruz. Bu gurur verici sistem, tesis ve platformları bizlere kazandıran HAVELSAN’ımızı yürekten tebrik ediyor, kendilerine şahsım ve milletim adına şükranlarımı iletiyorum. Türkiye’nin hem Gök Vatan'da hem de Mavi Vatan'daki savunma gücünü, kapasitesini, caydırıcılığını bir üst seviyeye taşıyacak bu eserlerin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. TÜM DÜNYAYA PARMAK ISIRTAN SEVİYEYE ULAŞTIK Şunu evvelemirde açık açık ifade etmek isterim: Caydırıcılık yalnızca sahip olduğumuz sistem ve platformların sayısıyla ölçülemez. Günümüzde caydırıcılığın belirleyici faktörleri, platformlara akıl veren yazılım, güvenli veri akışı, kesintisiz haberleşme ve siber dayanıklılıktır. Bunun için Türkiye olarak savunma alanında dijital egemenliği millî güvenliğimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Bugün hizmete alacağımız, açılışını gerçekleştireceğimiz ve temellerini atacağımız bu yatırımlar, savunma ekosistemimizin bütüncül kapasitesini ve tesirini artıracak stratejik hamlelerin devamıdır. Bu tesis ve platformlarla birlikte mühendislik süreçlerimiz daha da hızlanacak. Test ve doğrulama disiplinimiz güçlenecek. Eğitim ve simülasyon kabiliyetlerimiz genişleyecek. Deniz ve hava unsurlarımızın yazılım temelli yetenekleri inşallah daha da yukarılara taşınacak. Şu hakikati en iyi sizler biliyorsunuz: Güvenlik ve savunma asla tek boyutlu değildir. Güçlü bir savunma mimarisi denizin derinliklerinden uzaya, karadan siber güvenliğe kadar her alanı kapsamak mecburiyetindedir. Biz hamdolsun özellikle insansız teknolojilerde son 23 yılda yaptığımız atılımla bugün artık tüm dünyaya parmak ısırtan bir seviyeye eriştik. Bu seviyeye dost ve müttefik bildiklerimizin önümüze çıkardığı engellere rağmen sabırla ulaştık, azimle ulaştık. Her hamlemizi en ince ayrıntısına kadar titizlikle planlayarak ulaştık. Bir zamanlar yüzde 80 düzeyinde olan dışa bağımlılık seviyesini yüzde 20'ye indirdik. Mühendislerimiz, teknisyenlerimiz, firmalarımız, tersanelerimiz havada, karada ve denizde tarihi bir başarı hikâyesi yazdı. Cenab-ı Allah'a hamdolsun ki artık kendi teknolojisini tasarlayan, kendi yazılımını üreten ve ürettiklerini tüm dünyaya ihraç eden bir Türkiye var. Artık yalnızca kendi ordusunun değil, talep edilmesi hâlinde dost, kardeş ve müttefiklerinin de güvenlik ihtiyaçlarını karşılayan bir Türkiye var. Artık 3T modelini, yani tespit, teşhis ve taarruz süreçlerini yerli ve millî teknolojisiyle tatbik eden, dünyada yıldızı giderek yükselen bir Türkiye var. Büyük bir gururla ifade etmek isterim ki, bugün Türkiye dünyada kendi savaş gemisini geliştirip denize indiren 10 ülkeden biridir. HER GEÇEN YIL YENİ REKORLAR KIRIYORUZ Savunma ve havacılık ihracatında her geçen yıl yeni rekorlar kırıyoruz. Bakınız sadece geçtiğimiz sene savunma ihracatımız bir önceki yıla kıyasla yüzde 48 oranında artarak 10 milyar doları geride bıraktı. Bu rakam -dikkatinizi çekerim- 2002'de yalnızca 248 milyon dolardı. Hâlihazırda savunma ihracatında dünyanın en büyük 11. ülkesiyiz. 2028'de 11 milyar dolarlık ihracat hedefimize ulaşarak savunma ve havacılık ihracatında inşallah dünyada ilk 10 ülke arasına gireceğiz. 2025 sonu itibariyle savunma sanayindeki proje hacmimiz 100 milyar doların, proje sayımız ise 1.400'ün üzerine çıktı. Değerli kardeşlerim; peki, biz bu başarıları nasıl elde ettik? Her şeyden önce kendimize inandık. Aziz milletimize güvendik. Bu ülkenin gençlerine yatırım yaptık ve onların önünü açtık. Diğerleri yapabiliyorsa biz neden yapamayalım diyerek bu yola çıktık. Tam bağımsız Türkiye idealini savunma alanında kararlı bir devlet politikası olarak benimsedik ve uyguladık. Kritik teknolojiler başta olmak üzere sistemlerimizi, platformlarımızı, altyapımızı, sürekli gelişen, sürekli yenilenen bir teknoloji ekosistemine dönüştürdük. Bundan 22 sene önce HAVELSAN’a geldiğimde yabancı hava platformlarının simülatörlerini tecrübe ettiğimiz, dışa bağımlılığın sınırlarını her alanda hissettiğimiz o eski günleri çok iyi hatırlıyorum. Bugün ise yerli ve millî platformlarımızı kendimiz simüle edebiliyor, kritik süreçleri kendi yazılımımızla, kendi mühendisliğimizle yönetebiliyoruz. Bu büyük dönüşümde diğer kurumlarımız gibi HAVELSAN’ımızın da çok büyük bir payı ve emeği vardır. Şunu büyük bir kıvançla ve memnuniyetle ifade etmek isterim: Yürüttüğü projeler, gerçekleştirdiği çalışmalarla HAVELSAN, komuta kontrol, simülasyon, eğitim, siber güvenlik ve otonom kabiliyetler gibi alanlarda savunma gücümüzün dijital omurgasını teşkil eden yüz akı kurumlarımızın biridir HAVELSAN. Türkiye'nin savunma gücünü yazılımla büyüten, akılla derinleştiren, entegrasyonla hızlandıran stratejik bir kuvvet Çarpanıdır HAVELSAN. Bakın HAVELSAN’ımız şu anda çok önemli projeler yürütüyor. Türkiye'nin geleceği adına hayati bir misyonu icra ediyor. Bulut bilişim sistemi projesi bunlardan biridir. Bu proje nihayete erdiğinde Türk Silahlı Kuvvetlerimizin karargâhlarındaki operasyonlar, insanlı ve insansız sistemler HAVELSAN’ımızın komuta kontrol yazılımlarıyla gerçek zamanlı olarak yönetilecek. Yine HAVELSAN’ımızın geliştireceği yerli siber kalkanla korunacak bu sistemle stratejik, operatif ve taktiksel kabiliyetlerimizi tahkim edeceğiz. Şurası da mühimdir: Eğer bir ülkenin yazılımları millî değilse o ülkede güvenli bir gelecekten söz edilemez. Dolayısıyla tam bağımsızlık teknolojik bağımsızlıktan ayrı düşünülemez. İşte bu anlayışla Türkiye’nin verileri Türkiye’de kalmalı diyerek millî teknoloji hamlemizi yazılım sektöründe de devreye aldık. Türkiye’nin en kritik verileri HAVELSAN gibi millî ve güvenilir kurumlarımızın yazılımlarıyla kodladık. Kurumlarımızın altyapılarını HAVELSAN’ın millî mühendislik ürünü Kovan yeni nesil iş yönetim sistemiyle koruyor ve güçlendiriyoruz. Savunma ve bilişim sistemlerimize yaptıkları bu önemli katkılardan ötürü HAVELSAN ailesinin tüm mensuplarına bir kez daha şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. HAYALLERİ GERÇEĞE DÖNÜŞTÜRMEK İÇİN CANIMIZI DİŞİMİZE TAKTIK Şunu da ayrıca sizlere ve milletimizin dikkatine getirmek arzusundayım: Uzun olduğu kadar dikenli de olan bu yolda önümüzü kesmek, ümidimizi yıkmak, cesaretimizi kırmak isteyenler oldu. Biz neden kendimiz üretelim, neden bunca sıkıntıya girelim? Hazır yapılmış var, onları alalım diyen vizyonsuzlar oldu. Biz her alanda tam bağımsız Türkiye ülküsüyle ilerlerken, bunlar bizim başımıza iş açacak, bu yoldan dönün diyen kifayetsizler oldu. Bunların hiçbirini aldırmadık, öğrenilmiş çaresizliklerin girdabına kapılmadık. Bizi kendi seviyelerine çekmek isteyenlere kulak asmadık. Vecihi Hürkuş'ların, Piri Reis’lerin, Barbaros Hayrettin Paşa’ların hayallerini gerçeğe dönüştürmek için canımızı dişimize taktık. 1940'lı yılların ilk yarısında kendi tasarlayıp geliştirdiği altı kişilik çift motorlu Nut-38 yolcu uçağını İstanbul'dan Ankara'ya 90 dakikada uçuran Nuri Demirağ'ın yarım kalan hikâyesini tamamlamak için uğraştık. Merhum Özdemir Bayraktar ağabeyimizin davasını, mefkûresini kuvveden fiile çıkarmak, onun gibi nice akıncının, nice kahramanın ektiği tohumları yeşertmek için durmaksızın çalıştık. Yüzyıldan beri bir toplu iğne yapmaktan bile aciz bu milleti, radyosunu, otomobilini, traktörünü, dikiş makinesini yapmaya zorlayacak bir nizam, istersen bunları tenekeden yap fakat kendin yap diyecek bir nizam. İşte üstat Necip Fazıl'ın bu sözlerle resmettiği o muhteşem nizamı Allah'a hamdolsun savunma sanayinde kurmayı başardık. İnşallah bundan sonra da aynı azimle, aynı iştiyakla, aynı şevk ve kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Kıymetli misafirler; şu nokta da dünyada çoğu zaman göz ardı ediliyor: Bir şeyi nasıl yapacağını bilmek elbette önemlidir. Fakat bundan da önemlisi, o şeyi ne için yaptığını bilmektir. Biz tüm bu teknolojileri bir amacımız, bir hedefimiz, bir davamız olduğu için, millet olarak asra mührümüzü vuracağımız Türkiye yüzyılını inşa etmek için geliştiriyoruz. Farklı vesilelerle dile getirdiğim bir hususu bugün tekrar sizlerle paylaşmak isterim. Bizim kimsenin bir avuç toprağında gözümüz yoktur. Tahakküme dayalı bir güç ve nüfus peşinde asla değiliz. Tek derdimiz, bölgemizle birlikte küresel barış ve güvenliğe, huzur ve istikrara en yüksek düzeyde katkı sunan bir Türkiye inşa etmektir. Dost-düşman herkesin ilkeli duruşundan emin olduğu, sözünü, tavrını ve eylemlerini tüm dünyanın pür dikkat takip ettiği bir Türkiye inşa etmektir. Elimizi ve gerektiğinde gövdemizi taşın altına işte bunun için koyuyoruz. Tarihimize ve değerlerimize yakışır şekilde büyük millet olmanın hakkını vererek yolumuza inşallah bu şekilde devam edeceğiz. İşte sizler de gördünüz, NATO'nun Almanya'da düzenlenen tatbikatında ordumuz Bayraktar TB3 ve TCG Anadolu gemimizle birlikte adeta destan yazdık. Bu önemli tatbikatta Bayraktar TB3, Baltık Denizi'nin zorlu hava koşullarında atışlı görev icra edip, TCG Anadolu'ya emniyetli iniş yaparak NATO'nun en dikkat çekici performanslarından birine imza attı. Eurofighter savaş uçaklarıyla koordineli bir şekilde 8 saat havada kalan Bayraktar TB3 toplamda 1700 kilometrelik mesafe kat ederek üstün yeteneklerini tek tek sergiledi. Donanma havacılığı konseptine yeni bir soluk getiren bu başarılarda emeği geçen her bir kardeşimi yürekten tebrik ediyorum. Rabbim daha nice başarıları, nice eserleri bu aziz millete kazandırmayı sizlere, bizlere, hepinize inşallah nasip eylesin diyorum. Bu düşüncelerle bugün hizmete alacağımız, açılışını yapacağımız ve temellerini atacağımız sistem, tesis ve platformlarımızın bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum. Millî Savunma Bakanlığımıza, Savunma Sanayii Başkanlığımıza, Türk Silahlı Kuvvetlerimize, HAVELSAN ailesine ve sektöre emek veren tüm paydaşlarımıza canıgönülden şükranlarımı iletiyorum. Bu sistemleri tasarlayıp geliştiren mühendislerimize, teknisyenlerimize, katkı sunan herkese yürekten teşekkür ediyorum. Sizleri bir kez daha saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Sağ olun, var olun, Allah'a emanet olun. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

45,504 Aufrufe • vor 5 Monaten

Çok Sağlam Konuştu Helal Olsun Haluk Yürekli: Ben bugün eğer Fenerbahçe şampiyonluk yarışındaysa, Tedesco hala Fenerbahçe'nin teknik direktörü ise, Ertan Torunoğulları maçtan sonra biz şampiyon olacağız, olacağız, Olazaz mı diyordu? Olazaz diyordu herhalde yani. Yatsın, kalksın, yalsın, kola dua etsin bugün. Fenerbahçe bugün maçı kazanmayı hak eden futbolu oynadı bence ama skoru alamadı. Yani skoru neden alamadı? Kendi hatalarından dolayı alamadı. Bir tane Kerem'in karşı karşıyası var, iki tane Sidiki Şerifi'nin karşı karşıyası var. Yani bir tane Genduzi'nin cezası dışından ikinci yarıyı söylüyorum. İlk yarı bence kafa kafaya bir maç. Ama iki kırk beş dakika da farklı iki maç. Hatta Beşiktaş'ın ilk yarı da daha net pozisyonları var. Yani ben bir tane Oğuz'un vurduğu kafa var dönüşünde. Çerni'nin tamamlayamadığı bir tane Orkun Kökçü'nün. ceza sahası üstünden şutu var. İlk kursu olayten 3'e 2'de vermediği var. Yani maçın aslında golden önce, penaltıdan önce bir tane Mustafa'nın gittiği var. Kante'nin araya girdiği. Gidemediği de işte. Biraz hızlı bir oyuncuya denk gelseydi Beşiktaş orada skoru da alabilirdi. Bunların hepsi var. Yani oyunda gittiri geldiği bir oyun. Ama şunu söylüyorsun değil mi Haluk? Araya giriyorum. Özür dilerim. Yani mesela bu Hani güreşte boksta falan olur ya hakem kararına kalır bazen. Böyle bir şey olsa hakem kararı olsa Fenerbahçe'ye galibiyeti verirdi. Ben de bugün 90 dakikaya baktığım zaman Fenerbahçe daha çok kazanmayı isteyen taraftı. Daha çok pozisyon üreten. Ama futbol böyle bir oyun değil. Sonuçta Beşiktaş belli bir yerden sonra dediğim gibi yedek kulübesine döndüğünde Gökhan Sazdağ bugün Beşiktaş'ın oyuna girdikten sonra ben oyunu alıyor zannettim. Yaşit Say'ı çağırınca. 10 dakikada. Öyle amatör futbolcu hataları yaptı ki. Bir dakika, beş dakika. Oradan Gökhan Sazlağ hatası ile golü yiyeceği belli. Bağıra bağıra geliyor orada. Öyle güzel bir pas veriyorsun ki. Önüne de Cengiz'i koydu. Cengiz'i koydu. Baba dört karşı karşıya. İkisi Cengiz, ikisi Gökhan Sazlağ. Böyle bir değişiklik olur mu ya? Cengiz Ünder bugün. Bence karmaşık duygular içindeydi. Biliyorsunuz sezonda Fenerbahçe ile başladı. Fenerbahçe'de mi oynuyorum? Beşiktaş'ta mı oynuyorum? Karmaşasını yaşadı bence. Tabii ki latife ediyorum ama iki tane. Bir tanesi Kerem'in karşı karşıya kaldığı pozisyon. Bir tanesinde yine Kerem'in sidikeye çevirdiği pozisyonda iki tane takım yerleşmişken al. Sanki Fenerbahçe'nin oyuncusu gibi pası verdi. Yani çıkarken. Yani böylesine amatörce maçın çok ayrıntılarına gireriz. Çok detay var maçta. Bugün Kante ile Yenidozi müthiş oynadılar. Ben Beşiktaş'ın orta sahasında Endidi de oyunda kaldığı süreçte çok iyi mücadele etti. Beşiktaş adını onu da söylerim. Beşiktaş'ın Agboda değil de diğer stoperi. Udokai bugün belki de Beşiktaş'ta en iyi maçlarından mini oynadı. Udokai'ye ne kadar verdi Beşiktaş? Öbürüne 18. Bugün Yani 18 milyon euroluk değil. Yani 18 bin euroluk oyuncu kadar oynamadı bugün. Onu söyleyeyim. Bugün felaket kötü üper bulmaz sergiledi bence. Beşiktaş'ın sağ Beki Gökhan, sol Beki Rıdvan. Bugün Beşiktaş yani neden aslında ne kadar transfer yaparsan yap. Yedek kulübesine döndüğünde problem yaşıyorsan neden buralarda olduğunun net göstergesi. Ha şimdi gelelim bu oyun. Oyunun dışında oyuna müdahale eden bir tane hakem vardı bugün Yasin Kol. Var hakemi o. Ben şimdi İbrahim abi biraz daha işin teknik kısmına giriyor. Yani o hoca dokundu da tam dokunamadı. Oradan yan yaptı. Abi işimize geldi mi? Hayır şöyle. Ben fikri söyleyeyim abi. Yani Bünyamin Gezer fikrini böyle söylüyor bir de. Hakemlik tekniği açısından bir şey söylüyor olabilir. Bünyamin Gezer'in 30 kere izlediği şeyi 50 metreden Yasin Kol göremez. Bana kimse anlatmasın. Yasin Kol bugün yani Fenerbahçe'nin 3 puan almasının bir numara sorumlusudur. Bak ne Kerem Aktürkoğlu'dur ne Tedesco'dur ne 50 bin Fenerbahçe taraftarıdır. Bugün eğer Fenerbahçe sahadan 3 puanla ayrıldıysa şampiyonluk yarışına ya da ikincilik yarışına hala tutunuyorsa bunun bir numaralı müsebbibi Yasin Kol ve Vardaki Abdullah Buğra Taşkınsoy'dur. Bunu açarım ilerleyen.

Galatasarayultrataraftar

60,350 Aufrufe • vor 4 Monaten

Kerem'de Montella'nın Kasedi var heralde Nasıl Oyundan Çıkmaz Gökhan Dinç: Abi burada konuşulacak çok şey var. İlk turnuva, ilk maçı kaybetseler de sosyal medyada özellikle linç etmeyin dedik, sahip çıkın bu çocuklara dedik. Çünkü buraya getirenler de onlar ama bugün turnuvanın hakkını verebilecek bir futbol ortaya koymadı. Bireysel yeteneklerimiz hiç ortada yoktu, özellikle oyuncu değişiklikleri konusunda Montailla'nın ne yapmaya çalıştığını anlamak mümkün değil. Eee, peşi sıra sorulabilecek sayısız sorular var. Birkaç tanesini yazdım. Kerem neden bu kadar uzun süre oyunda kaldı? Barış neden çıktı? Orkun neden çıkmadı? Deniz neden geç girdi? Can neden oyuna sokulmadı? Arda, Hakan neden bireysel yeteneklerini ön plana çıkartabilecek bir pozisyonda oynatılmadı? Bunun ve benzeri bir sürü soruyu beraberinde getirecek bir 90 dakika yaşadık. Ben kısa bir cümle söyleyeceğim. Ben Kerem Aktürkoğlu'nu A milli futbol takımımızda 9 numara görmek istemiyorum. Kerem'i görmek istiyor muyum onu da bilmiyorum. Ama şunu net söyleyebilirim ki ben Kerem Aktürkoğlu'nu A milli futbol takımımızda 9 numara görmek istemiyorum. Bir kez daha söyleyeyim, Kerem'i görmek istiyor muyum, istemiyor muyum onu da bilmiyorum. Sadece Kerem üzerinden görmeyeceğim ama Kerem'in neden 9 oynatıldığını ve neden 9'da bu kadar ısrarcı olunduğu? Ya muhtemelen Kerem'de ya şöyle bir espri bile yaptım maç sırasında. Ya acaba kaset mi var? Vardır yani öyle bir tabir. Acaba Montailla ile ilgili bir kaset mi var Kerem Aktürkoğlu'nda? Yoksa başka türlü oynatmazsın abi. Babası olsa bu kadar oynatmazsın yani. Babası olsa bu kadar süre oyunda tutmazsın. Ve Deniz'i niye almazsın? Senin. 85 dakika oyunda kaldı Kerem. Ya maç 2-0 oldu, sen Deniz'i oyuna alıyorsun. Ya bu Kerem Aktürkoğlu eleştirisi değil sadece. Sesi de bir kontrol edelim. Kerem Aktürkoğlu ile birlikte aslında Montailla'yı eleştirirsin. Ya bu kadar uzun süre olmuyor kardeşim. Yani olmuyor belli. Hadi Barış'ı niye çıkartıyorsun abi? Barış'ı niye çıkartıyorsun? Kenan'ı al. Evet, eyvallah. Abi çıkart Kerem'i. Al Kenan'ı. Al Barış'ı ön tarafa. İş bitsin. İş bitsin. Zaten sen bundan daha kötü bir 9'lu oynayamazsın yani. Daha kötü bir santrafor yok. Turnuvanın en kötü santraforu bizde. Oo. Bak, turnuvanın en kötü. Çünkü santrafor değil herif. Çünkü turnuvanın en kötü santraforu bizde abi. Övündüğümüz Arda'mız ortada yok. Övündüğümüz Hakan'ımız ortada yok. Merih Demiral. Ya kardeşim, ya bu stoper tandem'in derhal değişmesi lazım abi. Abdul, ben olsam ikinci maça ki bak tekrar söylüyorum, yenilmiş olmamız hiç önemli değil demeyeceğim. Önemli ama kardeşim bir tane gol bul da bari -1 yapar ama averajı. Çünkü en iyi üçüncü olacaksın. Şimdi Paraguay'a, Paraguay'ı yenmen de yetmiyor senin. Sen bu oyun sistemiyle bu kadar kötü 9, bu kadar kötü hücum ederken, tamam kardeşim, adamlar çok iyi savunma yapmış olabilir. E sen zaten bunu yapmayacak mısın? Abi bu tip turnuvalarda baba 3 tane maç oynuyorsun. 2 galibiyet seni çıkartır. Bak, 2 galibiyet seni çıkartır. 2 galibiyet, 1 beraberlikle grup lideri olabilirsin. 9'da zaten lidersin. Kesin. Evet. Yani sen bu turnuvayı uzun bir turnuvaymış gibi oynadın. Ya sanki bizim 6 tane maçımız var. Biz ilk maçı kaybettik, bir şey yok. Hayır abi. Sen ilk maçı da sanki son maçın gibi oynayacaksın. Ama bizim çocuklarımız ilk maçı son maç gibi oynamadılar.

Galatasarayultrataraftar

30,273 Aufrufe • vor 2 Monaten