Video yükleniyor...

Video Yüklenemedi

Ana Sayfaya Dön

Zeka sorusu. Cevap basit ama kafa karıştırıcı. Cevaplar yoruma 👇

71,719 görüntüleme • 8 ay önce •via X (Twitter)

0 Yorum

Yorum bulunmuyor

Orijinal gönderinin yorumları burada görünecek

Benzer Videolar

Malumunuz 15 Temmuz Marmaris ayağının son firarisi Burkay Karatepe hakalanıp, Emre Uslu, PhD nun tabiri ile savcı “bilmem neyi” olmasıyla Marmaris olayları tekrar tartışılır oldu. (Kendisi rahat evinde bunca itirafı-ifşayı yaparken savcının karşısında neler yapabileceğini hayal dahi edemiyorum) Süreci, açık kaynakları ve de yalancı-manipülatör abilerin açıklamalarını takip ettiğinizde, darbenin arkasında cemaat olduğu çok NET! 15 temmuzla alakalı tabi ki bir çok kafa karıştırıcı bilgiler ortada dönüyor. Fakat ben şahsen hepsine kendimce cevaplar üretebiliyorum. Yani beni şüpheye sevkedecek hiç bir karanlık nokta yok açıkçası. Nitekim 10 yıl önce karanlık denilen bir çok şey bugün aydınlatılmış halde. Dolayısıyla sonradan ortaya çıkan her bilgi belge itiraf, darbenin arkasında cemaat olduğunu gösteriyor. Daha bugüne kadar aksi bir veri ortaya çıkmadı. Tartışmalı konuların da ilerleyen yıllarda netleşeceğini, cemaatin günün sonunda bu itirafı (kılıfıyla birlikte) yapacağına eminim. Gelelim Marmaris olayına; Esasında JorahM011 Marmaris ile ilgili paylaşımlara yorum yazacakken, veya kendisine sorular soracakken defalarca kısır tartışmalara girmemek için vaz geçtim(mesela kendisi sürekli “Burkay karatepenin yakalanma sonrası neden hiç resmi yok” diye sorup duruyordu. Esasında sosyal medyada çokça paylaşıldı. Böylesi açık bilgiyi bile görmeden yorum yapan biriyle nasıl tartışılır? İsterse resimleri atarım) Sonrasında Asım Yıldırım ın yayını denk geldi. Tabi konuğu, skandallarla anılan, emniyetin üst düzey mahrem abisi, soru çalma sabıkalısı(polislik net! KPSS tartışmalı) MuradKarasoy ve yancısı olunca izlemek istemedim. Hayatı yalanlarla dolu birinden gerçekleri anlatacağını sananlar bence acil doktora gitmeli! Yine önüme düşen paylaşımlara yorumlar yazacakken dayanamadım gidem programı izleyem dedim. Acaba kaçırdığım bir bilgi var mı diye. Videonun 24. Dakikasına gelince kendime kızarak izlemeyi bıraktım! Neden mi⤵️ Ben tüm bu süreçleri açık kaynaklardan takip ediyorum. Dolayısıyla tüm muhatapların iddialarına kulak verip gerçeği anlamaya çalıştığınızda esasında herşey çok net! Sorum(aynı zaman da IQ testi); darbe günü Marmaris gibi turizmin zirvesinde olan bir şehirde, 3 askeri helikopterinde içinde olduğu, gece 12-01 arası çatışmalara yönelik neden bir görüntü yok! Oysa gece 3 ten sonraki çatışmaları vatandaşın paylaşımlarından izlemek mümkün? Gidin youtube bakın onlarca video şahitlik var! Buyrun Marmaris olayı hakkında bu soruma cevap verin. Alpay Gözübüyük 3 Bugüne kadar bu soruyu sormayan insanların ya bu olayları anlama kapasiteleri yetersiz, ya da ……….. Neymiş! Olaylar saat 1 gibi olup bitmiş sonra saat 3 de insanlar, medya masum gurubu tuza düşürmüş 😏 cidden Marmaris gibi bir yerde bunun olabileceğine inananların cezai ehliyeti yoktur, ne söyleseler yeridir, bunlara inananların da bunlardanfarkı yoktur! Özetle; 15 temmuzda, öncesinde, sonrasında ne yaşandıysa gözler önünde yaşandı. Herşeyin cevabı esasında çok basit ve çok net! Ama abilerimizin, basit bir evet hayır sorusuna bile alakasız konuları karıştırıp saatlerce. “Şakirt” diye başlayan konuşmalarını göz önüne alınca, bu boş muhabbetleri hiç şaşırtmıyor!

evetoyledir

15,182 görüntüleme • 25 gün önce

“URFANIN SAHİBİYİM” Şanlıurfa’ya geldiğinde sabah patlıcan–isot sofrasında “ne kadar mütevazı” diye sunulan Sayın Ahmet Eşref Akbaba, katıldığı programda moderatörün son derece basit bir sorusuyla karşılaşıyor: “Önümüzdeki seçimlerde Büyükşehir Belediye Başkan adayı olacak mısınız?” Bu sorunun cevabı nettir: Evet, hayır ya da zamanı geldiğinde. Ama ne oluyor? Soru soruldukça cevap netleşeceğine, aksine dolanıyor, çevriliyor, uzatılıyor. Konu partiden açılıyor, Türkiye geneline geliyor, “iktidar olursa” gibi ihtimallerle dağılıyor. Ve sonunda ortaya çarpıcı bir ifade çıkıyor: “Ben Urfa’nın sahibiyim.” Pardon ama kimin sahibisiniz? Hani mütevazıydı? Hani halkın içindeydi? Bir televizyon programında dahi bu kadar kontrolsüz bir şekilde böyle bir cümle kuruluyorsa, bu sözün adı mütevazılık değil, açıkça kibirdir. Siyasette kullanılabilecek onlarca doğru ifade varken: “Urfa’ya hizmet ederim”, “Elimden geleni yaparım”, “Urfa önceliğim olur” gibi… Bunun yerine “Ben Urfa’nın sahibiyim” demek kabul edilebilir bir şey değildir. Açık söyleyeyim: Şanlıurfalı biri olarak kimse benim sahibim değil. Kimse Urfa’nın da sahibi değil. Evet, zaman zaman “siyasi boşluk var, yeni isimler lazım” diyoruz. Ama bu, kimseye gelip de “Urfa’nın sahibi olun” demek değildir, olmayacaktır da. Neyse… Siz yarın yine patlıcan–isot sofralarında, iskembede“mütevazılık” görüntüsü vermeye devam edin. Buna inanmak isteyen,ve inandırmaya hazır bir kitle nasıl olsa var. #urfa #urfahaber #şanlıurfa

Fatma Yaren Gül

38,077 görüntüleme • 4 ay önce

Aklınızdaki kişi Yengeç&Akrep&Balık etkili ise; Başlarda her şey güzel giderken zamanla yavaş yavaş araya giren kırgınlıklar, söylenilmeyenler, yanlış anlaşılan cümleler ya da üçüncü kişilerin gölgesi sizi önce sessizliğe, sonra mesafeye sürüklemiş olabilir. Belki “bir süre konuşmasak iyi olur” diye başlayan konuşmalar, takipten çıkmalar, fevrilikle atılan mesajlar günlerce süren suskunluğa dönüştü. Aslında bitirmek için değil, canı yanan kalbin kendini korumak için yaptığı hamlelerdi bunlar. Sen elinden gelen sevgiyi, anlayışı, sabrı gösterirken, o bunun ne kadar kıymetli olduğunu göremedi. “Ben haklıyım” demeyi seçti. Kalbinin sesini susturdu, gururunu öne koydu, hatta belki de çevresinden duyduğu “geri adım atma, gurur yap” gibi cümlelerle hareket etti. Sen geceleri uykusuz kalıp her şeyi defalarca düşünürken, o gidip başka insanlarla konuşmuş, takipleşmiş, görüşmüş olabilir ama içindeki boşluğu kimse dolduramamış. Şu an ise bu kişi derin bir pişmanlık enerjisinde. Geceleri yatağa uzandığında, gözlerini kapattığında aklına ilk düşen sahneler seninle yaşadıkları oluyor. “Neden bu hale geldik?” sorusu boğazında düğüm gibi kalıyor ama korkuyor. İlk adımı atmaya cesaret edemiyor. Üstelik son dönemde maddi yükler, aile içi sorumluluklar ve çevresiyle yaşadığı sorunlar onu iyice içine kapatmış durumda. Güçlü görünmeye çalışıyor ama iç dünyasında dağılmış halde. Bu kişinin adında ya da soyadında E, H, Ö, N, K, A harflerinden biri olabilir. Bir şarkıda, bir rüyada, hiç beklenmeyen bir anda aklına düşen sensin. Her seferinde senin gösterdiğin fedakarlıkları düşünüyor ve tüm bu duyguların ağırlığıyla içinden geçenleri kimseye anlatamıyor. Dışarıdan güçlü, mesafeli, hatta soğuk görünse de, iç dünyasında fırtınalar kopuyor. Bazen “yazsam mı?” diye telefonu eline alıyor, ama yazıyor siliyor. Çünkü reddedilme ihtimali ona olduğundan savunmasız hissettiriyor. Şu sıralar çok net bir farkındalık yaşıyor geçmişte basit sandığı şeylerin aslında ne kadar kıymetli olduğunu şimdi anlıyor. Senin varlığının verdiği güveni, şimdi yokluğunda çok daha iyi hissediyor. Son zamanlarda sık sık eski mesajlara, fotoğraflara, hatta birlikte dinlediğiniz şarkılara dönüp bakıyor. Kolay olmayacağını biliyor ama yine de geliyor. Önümüzdeki üç haftalık süreçte barışma enerjisi gündeme gelebilir ama bu egodan gelen bir dönüş değil. Önce bir bahaneyle yazma veya belki sadece bir hal hatır sorma gibi durumlar söz konusu olabilir ancak ardından duygusal bir yüzleşme var. Açık konuşmak gerekirse bu barışma sanki hiçbir şey olmamış gibi değil de, çok şey yaşadık ama hala birbirimizden kopamıyoruz enerjisinde olacak. 3’lü tarihler öne çıkıyor. ••Sadece etkileşim gösteren ve iz bırakan takipçilerime niyetlidir.

♃ ᎪᎽᎠᎪ 🌟

59,764 görüntüleme • 7 ay önce

“Erkeğin aldatmasının sevmesiyle bir alakası yok mu?” Tahammül edemiyorum artık bu kadına, hakkında attığım son tweet olacak. Muhtemelen, erkeğin tek cinsel stratejisinin olabildiğince spermi yaymak olduğunu düşündüğünden böyle bir şey söylüyor. Ancak erkeğin bir diğer cinsel stratejisi de kaynaklarını tek bir kadına kullanarak çocuğunun hayatta kalmasını garanti altına almaktır. Sadık erkeler olmasaydı, neslimiz bugünlere gelmezdi. Şimdi insanlar şu kısmı tam kafalarında oturtamıyorlar. “Erkekler, çok eşliliğe kadınlardan daha eğimlidir.” “Erkekler de kadınlar da tek eşliliğe daha eğilimlidir.” Bu iki ifade de aynı anda doğrudur. Ama popüler olan ve suistimal edilen bilgi ilk verdiğim bilgidir. Erkeklerin, kadınlardan “ortalamada” çok eşliliğe daha eğilimli olmasını sperm yaymanın, üreme başarısını artırmasıyla açıklayabiliriz. Erkeklerin tek eşliliğe daha eğilimli olmasını ise kaynakları tek bir kadına yatırarak çocuğunun hayatta kalmasını garanti altına alma stratejisinin, sperm yayma stratejisinden daha fazla üreme başarısını artırdığı sonucunu çıkarırız. İnsan doğası çok yönlüdür. Böyle slogan atarak açıklanacak kadar basit değildir. Erkeklerin hepsinin çok eşli olduğunu söyleyen iki kesim var: 1-aldatılma tecrübesini genelleyerek kendisini rahatlatan kadınlar. 2-aldatmasını meşrulaştırmaya çalışan erkekler. Çoğu erkeğin en büyük isteği anlaşabildiği, güvenebildiği, güzel bir kadınla, mutlu, huzurlu, tek eşli bir evlilik. Şaka yapmıyorum, sosyal medya gerçeklik algılarınızı epey bozdu, bunun farkındayım. Ama bu dediğim gerçek. Yapılan çalışmalar bize bunu söylüyor. Şimdi gelelim erkeklerde sevginin aldatma üzerinde bir etkisi olmadığı iddiasına. Yahu bu dediği gerek sosyal bilimsel, gerek nörobilimsel olarak yanlış bir kere. Ki bakın bu konulara biyolojik indirgemeci bakış pek doğru değil. Örneğin ABD’de 18-24 yaş arası kadınlar, erkeklerden daha fazla aldatıyor. Kültür vs. etkili. Nasıl bir ailede büyüdüğü, benlik saygısı, ilişki memnuniyeti, karşı tarafa duyulan sevgi, karşı tarafa duyulan saygı, toplumsal dışlanma korkusu, kültürel yapı, zeka, genetik… Listeyi uzatabilir, erkek sadakatsizliği üzerine onlarca faktör sıralayabilirim. Bu tür bilgiler kadınların, erkeklere olan güvenini zedeliyor. Bana gelen mesajlara inanamazsınız. Şu videolardan etkilenip aldatılmaktan korktuğu için ilişki yaşamayan, ilişki yaşadığı zaman da aldatılma paranoyası yüzünden ilişkiyi hiç eden kadınlarla dolu etraf.

beyza dogan ironisi

127,894 görüntüleme • 2 yıl önce

Tüm Türkiye’nin merak ettiği iki soru vardı. Narin’i kim öldürdü ve niye öldürdü. Bu soruların cevabını bulamayan savcılar, Narin’in cesedini dereye gömen Nevzat’la kafa kafaya verip bir senaryo yazmış, yazdıkları senaryoyu da iddianame diye önümüze koymuşlar. Nevzat yer göstermesi yaparken verdiği ifadede; arabamla giderken tesadüfen amca Salim’le karşılaştık, selektör yapınca durdum ve 200 bin Lira için cesedi ondan devraldım dedi. İfadeden sonra Jandarma HTS çalışması yaptı. Tesadüf dediği karşılaşma öncesi, Nevzat’la Salim’in telefon görüşmesi yaptıkları tespit edildi. Bu tespit üzerine Nevzat ikinci kez ifade verip, Narin’in kaybolduğu saatlerde amcası Salim’i telefonuna aramıştım dedi. İlk ifadesine eklediği tek bilgi buydu. Nevzat tutuklandıktan sonra ayrıntılı HTS ve baz çalışması yapıldı. Nevzat’ın olay günü saat 15:08’de amcayı aradığı ve saat 15:27’de Narin’in evine gittiği tespit edildi. Yeni bilgiler gelir gelmez, o esnada cezaevinde olan Nevzat’ın da üçüncü kez ifade vereceği tuttu. Nasıl olduysa, bir ay önce yaptığı görüşmenin tam dakikasını bile hatırlamayı başarmış, verdiği bilgi HTS kaydıyla bire bir örtüşmüştü. Savcılık tarafından alınan üçüncü ifadesinde; Olay günü saat 15:08’de Salim’i aradım. Görüşmeden bir kaç dakika sonra buluşup, Narin’in evine gittik. Salim, annesiyle ilişkisini gördüğü için kızı öldürdüğünü söyleyip, cesedi gömmemi istedi dedi. Savcılar da bu ifadeye istinaden iddianameye; Narin’in, annesi ile amcası arasındaki yasak ilişkiyi gördüğü için öldürüldüğünü yazdılar. Al gülüm, ver gülüm. Fakat aynı iddianamedeki HTS ve kamera kayıtları bakın ne söylüyor. Amca olay günü saat 15:20’de kendi evinden çıkıp Narin’in evine gidiyor. O esnada Narin, Narin’in annesi ve abisi de evdeler. Saat 15:27’de Nevzat’ta geliyor ve evde beş kişi oluyorlar. Yani savcıların analizine göre amca Salim, Narin be Narin’in abisi de evdeyken anneleriyle cinsel ilişki kuruyor. İlişkiye girmeleri, Narin’e yakalanmaları, Narin’i boğması, Nevzat’ı çağırması ve Nevzat’ın gelmesi toplam 7 dakika sürüyor. İddianamenin sonuç kısmında ise; Amca, anne, abi ve Nevzat iştirak halinde cinayetten suçlanıyor ama hangisinin öldürdüğüne dair hiçbir açıklama yok. Adalet bakanı her nasıl oluyorsa, daha tamamlanmadan okuma imkanı bulduğu iddianameyle ilgili olarak, vatandaşlarımız tüm sorularına cevap bulacak demişti ama aksine sorular daha da çoğaldı ve daha karmaşık hale geldi.

Mustafa Okumus

18,407 görüntüleme • 1 yıl önce