Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

𝗠𝗲𝗰𝗹𝗶𝘀𝘁𝗲𝗸𝗶 𝗶𝗹𝗸 𝘃𝗲 𝘁𝗲𝗸 𝗳𝗶𝘇𝘆𝗼𝘁𝗲𝗿𝗮𝗽𝗶𝘀𝘁 𝗠𝗶𝗹𝗹𝗲𝘁𝘃𝗲𝗸𝗶𝗹𝗶 olarak mesleğimize dair birçok konuyu Meclisimize taşımaya devam ediyorum: 👉Fizyoterapistlerin sadece ftr hekimleriyle değil yoğun bakım, ortopedi, nöroloji ve beyin cerrahisi branş hekimleriyle de çalışma gerekliliği 👉𝘚𝘦𝘳𝘣𝘦𝘴𝘵 𝘊̧𝘢𝘭ı𝘴̧𝘮𝘢 𝘠𝘰̈𝘯𝘦𝘵𝘮𝘦𝘭𝘪𝘨̆𝘪'nin çıkarılması konularında söz aldım. Fizyoterapist meslektaşlarımın ve tüm sağlık meslek mensuplarımızın her türlü talep,...

128,333 views • 2 years ago •via X (Twitter)

10 Comments

Zafer AKSUNGUR's profile picture
Zafer AKSUNGUR2 years ago

Mecliste hem fizyoterapistlerin hem de diğer sağlık profesyonellerinin sesi olduğunuz için teşekkür ediyoruz. @TFD1969 #SerbestÇalışmaYönetmeliği

Ahmet Burak SEZGİN's profile picture
Ahmet Burak SEZGİN2 years ago

🇹🇷 Sn. Vekilim @Emre_Caliskann, başta fizyoterapist meslektaşlarınız olmak üzere tüm sağlık profesyonellerinin destekçisi olduğunuz için teşekkür ediyor, duruşunuzdan dolayı sonsuz saygılarımı sunuyorum.

FizyoPlatforum's profile picture
FizyoPlatforum2 years ago

#SerbestÇalışmaYönetmeliği elzemdir. Dile getirdiğiniz için teşekkürler sayın vekilim.

Sevim Günher's profile picture
Sevim Günher2 years ago

Sayın vekilim,bu cümlelerin bir milletvekilinin ağzından mecliste dile getirilebilmesi öyle değerli ki bizler için.iyi ki varsınız,iyi ki oradasınız. 👏👏👏 #SerbestÇalışmaYönetmeliği

Fzt. Ebru Çelikok's profile picture
Fzt. Ebru Çelikok2 years ago

Yasal çerçevede, hiçbir meslek grubunun alanına girmeden, daha sağlıklı bir toplum için, binlerce Fizyoterapist yönetmelik bekliyor... #FizyoterapistlereYönetmelik #fizyoterapistlerburada #FizyoterapistlerinTalebi

Fizyohane's profile picture
Fizyohane2 years ago

Fizyoterapistiz, gururluyuz. #FizyoterapistlerinTalebi #FizyoterapistlerinSesiOl #Fizyoterapistlerİstiyor #SesimiziDuyun #SerbestÇalışmaYönetmeliği

aozlkrt's profile picture
aozlkrt2 years ago

Mecliste mesleğimizin adının geçtiğini duymak bile bize mucize geliyorken, hakkımızda yapılacak olan şeyleri görmenin bizi nasıl teşvik edeceğini düşünemiyorum. #SerbestÇalışmaYönetmeliği #fizyoterapistinsesi @Emre_Caliskann @saglikbakanligi @drfahrettinkoca @TFD1969

Aysenur Yıldız's profile picture
Aysenur Yıldız2 years ago

Sadece bizlerin değil diğer sağlık mensuplarının da sesi olmanız bunun bor çıkar değil bütüncül yarar olduğunun kanıtıdır. Teşekkür ederiz Emre bey #SerbestÇalışmaYönetmeliği

Fzt Fzç ✨'s profile picture
Fzt Fzç ✨2 years ago

Mecliste bizi temsil edip sesimiz olduğunuz için teşekkür ederiz Emre Bey #FizyoterapistlerinTalebi

Fizyohane's profile picture
Fizyohane2 years ago

Zincirleri kıracağız #FizyoterapistlerinTalebi #FizyoterapistlerinSesiOl #Fizyoterapistlerİstiyor #SesimiziDuyun #SerbestÇalışmaYönetmeliği

Related Videos

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler beraberinde; Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak ve Kuvvet Komutanları ile gittiği Şırnak’ta, 23’üncü Piyade Tümen Komutanlığında inceleme ve denetlemelerde bulundu. Sınır ötesindeki birlik komutanlarının da katılımıyla video telekonferans toplantısı gerçekleştiren Bakan Yaşar Güler, yapılacak çalışmalara ilişkin talimatlar verdi. Bakan Yaşar Güler toplantıda yaptığı konuşmada şunları söyledi: ÇATIŞMALAR, TÜRKİYE’Yİ HER AN TEYAKKUZDA OLMAYA ZORLUYOR Ordumuzun seçkin birliklerinden biri olan 23’üncü Piyade Tümen Komutanlığımızda siz değerli silah ve mesai arkadaşlarımla bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyduğumu özellikle ifade etmek istiyorum. Uluslararası ilişkilerde çok boyutlu gelişmelerin yaşandığı, artan risk ve tehditler nedeniyle güvenlik ortamının hızlı ve sürekli olarak değiştiği kritik bir süreçten geçiyoruz. Ülkemiz de jeo-stratejik konumu itibarıyla doğrudan veya dolaylı olarak karmaşık problemlerle yüzleşmek durumunda kalıyor. Başta güney bölgemiz olmak üzere komşu coğrafyalarda devam eden istikrarsızlık, sınırlarımızın ötesindeki çatışmalar ve terör örgütlerinin faaliyetleri Türkiye’yi her an teyakkuzda olmaya zorlamaktadır. Millî güvenliğimizi ve varlığımızı tehdit eden gelişmelerin ortaya çıktığı bu kaotik süreçte alışılmış metotlar yerine, etkili ve önleyici yöntemlerle gerekli tedbirleri alıyoruz. Özellikle Irak ve Suriye’deki son gelişmeler, bu görevin ne denli kritik olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Bu bağlamda Suriye’nin toprak bütünlüğü ve halkının güvenliği ve refahına yönelik başından beri kararlılıkla sürdürdüğümüz gayretlerimiz neticesinde sahadaki tüm unsurlar ve taraflar, kalıcı çözümün ancak Türkiye ile birlikte gerçekleşebileceğini idrak etmiştir. Irak’ın kuzeyinde de ülkemizin birlik ve bütünlüğüne yönelen terör tehdidine karşı mücadelemiz büyük bir başarıyla devam etmektedir. TERÖRİSTLERİN SON ZAMANLARDA TESLİM OLDUĞUNA ŞAHİT OLUYORUZ Verilen üstün gayretler neticesinde yeni bir sürecin kapısı aralanmıştır. Bu süreçte niyetimiz halis, amacımız açık ve nettir. Ülkemizin güvenlik ve istikrarı ile refah ve huzuru için her türlü aklıselim yaklaşımı takdirle, ancak ihtiyatla ve hassasiyetle ele alıyoruz. Nitekim 27 Şubat’taki paylaşımı da bu çerçevede değerlendiriyoruz. Bu yaklaşımımızın gerçek manasını idrak eden terör örgütü mensuplarının, son zamanlarda artan bir şekilde Türk adaletine teslim olduğuna, nihayetinde devletin şefkatli bağrına basıldığına şahit olmaktayız. Bir kez daha vurgulamak isterim ki teslim olan örgüt üyeleri, devletimizin şefkatli ve adaletli kollarında, hukuk sistemi içinde değerlendirilerek muamele görecektir. Bununla birlikte, her ne şekil ve yöntemle olursa olsun, sürecin istismarına ve sabote edilmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Unutulmamalıdır ki milletini ve vatanını sevmeyen, onun uğruna fedakârlık yapmayan hiçbir büyük ideali gerçekleştiremez. “Devlet ebed müddet!” şiarımız doğrultusunda, devlet olma, bir ve beraber yaşama bilinci, tarih boyunca asil milletimizin her zaman güçlü olmasına imkân vermiştir. Tüm bu yaklaşımımızın suistimal edilmesi durumunda mücadelemiz aynı azimle devam edecek ve Mehmetçiğin nefesi, her zaman olduğu gibi ülkemize ve milletimize yönelen tüm terör örgütlerinin ensesinde olacaktır. ŞEHİT VE GAZİLERİMİZİN MUKADDES HATIRALARI MUKADDES EMANETİMİZDİR Şurası muhakkaktır ki bu toprakları vatan yapan bağrında sakladıklarıdır. Vatanımızın manevi mimarları olan şehit ve gazilerimizin aziz hatıraları mukaddes emanetimizdir. Bu vesileyle vatan ve millet uğruna hayatını kaybeden aziz şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi şükranla yâd ediyorum. Şehit ve gazilerimizin yoldaşı, onların sancağını taşıyan ve emanetine sahip çıkan siz değerli silah arkadaşlarım da verdiğiniz mücadele ile asil milletimizin güven içerisinde olmasının başlıca teminatısınız. Bir yandan vazife sahanızdaki doğal ve fiziki zorluklara, diğer yandan stratejik ve psikolojik güçlüklere rağmen fedakârca görevlerinizi icra ediyorsunuz. Yüksek vazife şuuru ve sorumluluk bilinci ile ortaya koyduğunuz üstün gayretler, her türlü takdirin üzerindedir. Bugün; - Sınır hattımız emniyet altındaysa, güvenlik ve huzur ortamının tesis edildiği Şırnak’ta yatırımlar tüm hızıyla devam ediyorsa, - Türkiye’nin en büyük petrol rezervlerinden birine sahip Gabar’da, güvenli bir şekilde petrol çıkartılabiliyorsa, bunlar hep, güvenlik güçlerimizin yurt içinde ve Mehmetçiğimizin sınırlarımızın ötesindeki destansı mücadelesi sayesindedir. İnanıyorum ki bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da asil milletimizden aldığınız güçle bu kutsal vazifenizi en iyi şekilde yerine getirmeye devam edeceksiniz. ÜLKEMİZ ULUSLARARASI GÜVENLİK MİMARİSİNİN VAZGEÇİLMEZ ÜYESİ HÂLİNE GELDİ Ülkemiz, terörle mücadelenin yanı sıra, diplomatik girişimleri ve güçlü duruşuyla pek çok coğrafyada etkin ve yapıcı bir rol üstlenerek müzakere masalarının ve uluslararası güvenlik mimarisinin vazgeçilmez üyesi hâline gelmiştir. Dünyanın başat aktörleri dahi, Türkiye’nin güçlü temaslarını ve hayata geçirdiği etkin inisiyatifi, açıkça dile getirmektedirler. - Bugün Afrika’daki güvenlik ve refahın paydaşlığında, - Kafkasya’daki istikrar ve barışın sürekliliğinde, - Karadeniz’de savaşın sona erdirilmesi çabalarında, - Orta Doğu’da barış ve huzurun tesis edilmesinde, - Hatta Avrupa güvenlik mimarisinin korunmasında en güvenilir ortak olarak hep Türkiye’nin adı zikredilmektedir. Ülkemizin etki ve ilgi alanının böylesine genişlediği bir dönemde Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; Uluslararası güvenlik, barış ve istikrarın desteklenmesi için Azerbaycan’da, Libya’da, Somali’de, Katar’da, Kosova’da, Bosna-Hersek’te ve daha pek çok coğrafyada engin tecrübesiyle önemli vazifeler ifa etmektedir. DAİMA GÜÇLÜ, CAYDIRICI VE ETKİN OLMALIYIZ Ülkemiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gerek savunma ve güvenlik alanında yaptığı atılımlarla, gerekse diğer ülkelerle kurduğu çok boyutlu ilişkilerle bölgesinde ve dünyada söz sahibi olan etkin bir konuma ulaşmıştır. Bugün Türkiye olarak ulaştığımız bu üstün seviyeyi, Silahlı Kuvvetler olarak aynı anda birçok görevi başarıyla icra edebilme kabiliyetimizi çok iyi idrak etmemiz gerekiyor. Öte yandan gerek günümüz küresel güvenlik ortamının gerekse bölgedeki durumun bize verdiği mesaj gayet açık. Ülkemizin ve asil milletimizin huzuru ve güvenliği için daima güçlü, caydırıcı ve etkin olmalıyız. Bu çerçevede Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; tarih boyunca olduğu gibi bugün de ülkemizin ve asil milletimizin güvenlik ve huzuru için büyük bir kararlılıkla mücadele etmekte, kendisine verilen görevleri başarıyla yerine getirmektedir. Şu ana kadar elde ettiğimiz başarıların korunması ve daha yüksek seviyelere çıkarılması temel önceliğimizdir. Bu anlayışla; Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu dönemde, “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimiz doğrultusunda daha büyük ve daha güçlü bir Türkiye için gayret göstermeye devam edeceğiz. Bu vesileyle Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadar ki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. - Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, - Gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Bu duygu ve düşüncelerle; bugün idrak edeceğimiz Kadir Gecemizin hayırlara vesile olmasını temenni ediyor; Ramazan Bayramı’nızı şimdiden en içten dileklerimle kutluyorum. Ailelerinizle birlikte hepinize sağlık ve esenlikler diliyorum. Görevlerinizde üstün başarılar diliyor, gözlerinizden öpüyorum. Kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

66,641 views • 1 year ago

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, 18 Mart Şehitler Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen törende bir konuşma yaparak şunları söyledi: ŞEHİTLERİMİZİ VE GAZİLERİMİZİ RAHMETLE VE MİNNETLE YÂD EDİYORUM "Bu anlamlı gün vesilesiyle sizlerle bir arada bulunmaktan ve özellikle siz kıymetli ailelerimizi Bakanlığımızda ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyduğumu ifade etmek istiyorum. Sözlerimin başında Çanakkale Zaferi’ni bizlere armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman silah arkadaşlarını, vatanımız, milletimiz, istiklal ve istikbalimiz için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi ve cesaret timsali gazilerimizi rahmet, şükran ve minnetle yâd ediyorum. Siz değerli misafirlerimizin şahsında tüm şehitlerimizin ve gazilerimizin fedakâr ailelerine de buradan saygılarımı sunuyor, selamlarımı gönderiyorum. ÇANAKKALE’DEKİ RUH, 15 TEMMUZ’DA BİR KEZ DAHA KENDİNİ GÖSTERDİ Bugün 111’inci yıl dönümünü kutladığımız Çanakkale Zaferi, kahraman ordumuzun vatan savunmasındaki azim ve kararlılığının, asil milletimizin inanç ve bağımsızlık iradesinin bütün dünyaya ilan edildiği bir direniş destanıdır. Dünyanın en güçlü donanmaları ve ordularıyla ülkemizi işgal etmek isteyen müstevliler, karşılarında vatanı uğruna canını vermekten çekinmeyen kahraman Türk milletini ve onun şanlı ordusunu bulmuşlardır. Anadolu’nun ve gönül coğrafyamızın dört bir yanından gelen Mehmetçiklerimiz, Çanakkale’de sergiledikleri kahramanlıklarla asil milletimizin yüksek karakterini ve tarih boyunca taşıdığı bağımsızlık ruhunu bütün dünyaya göstermiştir. Kahramanlarımızın sevdiklerini, gençliklerini ve hayallerini hiç tereddüt etmeden vatan uğruna fedâ etmesi, cesaretin ve fedakârlığın en yüce örneklerinden biri olarak tarihimizdeki müstesna yerini almıştır. İstiklal Marşı'mızın şairi Mehmet Âkif Ersoy’un 'Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın' dizelerinde ebedîleştirdiği her bir şehidimiz, bağımsızlığımızın birlik ve beraberliğimizin en büyük timsalidir. Bugün, bizler de şehitlerimizin bıraktığı eşsiz mirası yani bu aziz vatanı koruma sorumluluğunu omuzlarımızda taşıyoruz. Şanlı ecdadımızın Çanakkale’de ortaya koymuş olduğu mücadele ruhu; ilk önce İstiklal Harbi’mizde vücut bulmuş, daha sonra da Kıbrıs’ta terörle mücadelede ve 15 Temmuz’da kendisini bir kez daha göstermiştir. Bu asil ruh şanlı milletimizin karakterinde ebediyen varlığını sürdürecek, ülkemize yönelebilecek tüm tehditler Çanakkale’den bugüne kadar olduğu gibi sarsılmaz bir direnişin pençesinde eriyecektir. GEREKLİ TÜM TEDBİRLERİ ALIYORUZ Her fırsatta ifade ettiğimiz gibi yakın coğrafyamız başta olmak üzere dünya genelinde birbiri ardına gerginlikler ve krizler çoğalıyor, bunun sonucunda risk ve tehditler de giderek artıyor. Bugün geldiğimiz noktada artık bu risklerin bir ihtimal olmaktan çıkarak fiilî çatışmalara dönüştüğünü, uluslararası hukukun çoğu zaman yok sayıldığını yakından takip ediyoruz. Önceleri vekil unsurlar üzerinden yürütülen mücadelelerin artık doğrudan devletlerin birbirini hedef aldığı daha geniş ölçekli bir rekabete dönüştüğü bir çatışma ortamını yaşıyoruz. İsrail’in önce Gazze’ye ardından Lübnan’a ve İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan kaos ortamı şimdi de ABD ve İsrail’in birlikte İran’a saldırmalarıyla ve İran’ın bölge ülkelerini hedef almasıyla daha da tehlikeli bir hâl almıştır. Türkiye olarak bölgemizde büyük bir kaos ve istikrarsızlığa sebep olan bu gelişmeyi millî bekamız ile ülkemizin menfaatleri doğrultusunda dikkatle analiz ediyoruz. Bu kapsamda çatışmaların son bulması için yoğun diplomatik çabalarımıza devam ederken askerî olarak da hiçbir ihtimali göz ardı etmeden gerekli tüm tedbirleri de alıyoruz. Son gelişmelere göre de karada, denizde, havada, sınır hattında ve siber alanlarda tedbirlerimizi artırdık. TSK, ÜSTLENDİĞİ TÜM GÖREVLERİ BAŞARIYLA YERİNE GETİRİYOR Kıymetli silah ve mesai arkadaşlarım; yakın coğrafyamızda yaşanan istikrarsızlıklar, ordumuzun imkân ve kabiliyetlerini sürekli geliştirmenin ve caydırıcı bir askerî gücü muhafaza etmenin ne denli hayati olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Bu çerçevede Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; vatanımızın ve milletimizin güvenliğini sağlamak, ülkemizin hak ve menfaatlerini kararlılıkla korumak için tüm alanlarda üstlendiği görevleri başarıyla yerine getirmektedir. Şüphesiz yaşananlar, bizlere yalnızca güvenlik bakımından değil; askerî düşünce, kapsamlı planlama ve stratejik hazırlık açısından da önemli dersler sunmaktadır. Bu noktada Millî Savunma Bakanlığımız, Genelkurmay Başkanlığımız ve Kuvvet Komutanlıkları karargâhlarımız büyük bir sorumluluk üstlenmektedirler. Unutulmamalıdır ki güçlü ordular yalnızca cephede değil, karargâhlarda üretilen stratejik akıl, sağlam planlama ve yüksek sorumluluk bilinciyle vardır. Bu yüzden çok boyutlu değerlendirme yeteneğiyle her türlü senaryoya karşı sahadaki birliklerimizi en iyi şekilde desteklemek, bugünün güvenlik ortamında en önemli görevlerimizden biridir. Sizlerin bu bilinçle görevlerinizi en iyi şekilde yerine getirdiğinizi müşahede ediyor, bundan sonra da aynı anlayışla çalışmalarınızı sürdüreceğinize yürekten inanıyorum. İÇ CEHPEMİZİ GÜÇLÜ TUTMAK DA HAYATİ ÖNEMDEDİR İçinde bulunduğumuz kritik süreçte güçlü bir savunma kapasitesine sahip olmanın yanı sıra iç cephemizi güçlü tutmak ve yerli-millî savunma sanayimizi daha ileri seviyelere taşımak da bir o kadar hayati öneme haizdir. Bu çerçevede yerli ve millî imkânlarla geliştirdiğimiz savunma sanayimiz, yüksek teknoloji ürünü sistemlerle ordumuzun gücüne güç katmakta, ülkemizin stratejik bağımsızlığını pekiştirmektedir. Bu alanda daha çok başaracağımız şeylerin olduğunun bilinciyle çalışmalarımıza artan bir şevk ve gayretle devam ediyoruz. Tüm bu gayretlerimizin temelinde ülkemizin hak ve çıkarlarını her koşulda koruma azmimiz ile aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize duyduğumuz derin vefa bulunmaktadır. Onların bize bıraktığı kutsal emanet, aynı zamanda geleceğe dair sorumluluklarımızın da en güçlü hatırlatıcısıdır. TERÖRSÜZ TÜRKİYE, GÜVENLİK VE HUZURUN KALICI HÂLE GELMESİDİR Nitekim devletimizin Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde ortaya koyduğu 'Terörsüz Türkiye' hedefi de bu çalışmalarımızın önemli bir ayağını teşkil etmektedir. Bu tarihî süreç, güvenlik ve huzurun kalıcı hâle gelmesi kadar ▪️ Kardeşliğimizin ebedî kılınması, ▪️ Çocuklarımızın, terörün gölgesinden uzak bir ülkede büyümesi, ▪️ Ülkemizin daha fazla gelişmesi ve kalkınması ▪️ Ve tüm vatandaşlarımızın refah payının artması anlamına da gelmektedir. Bu konuda devletimizin duruşu açıktır ve herhangi bir tereddüt söz konusu değildir. Şüphesiz bugün, güven ve huzur içinde yaşayabiliyorsak ve bu tarihî süreci yürütebiliyorsak bu, en başta şehit ve gazilerimizin emsalsiz fedakârlıkları sayesindedir. ŞEHİTLERİMİZ VE GAZİLERİMİZ BU MİLLETİN ONURUDUR Özellikle belirtmek isterim ki bu süreçte atılacak hiçbir adım, şehitlerimizin aziz hatırasına asla leke düşürmeyecek, gazilerimizin onuruna, asaletine ve verdikleri emeklere zarar vermeyecektir. Şehitlerimiz ve gazilerimiz, bu milletin onurudur; siz kıymetli ailelerimiz de bu onurun yaşayan emanetlerisiniz. Öyle ki sizler, tarifsiz acılarınızı yüreğinizde taşımanıza rağmen vakur duruşunuzdan asla taviz vermediniz. Sabrın, metanetin ve asaletin, ne demek olduğunu bir kez daha gösterdiniz. Dolayısıyla sizler başımızın tacısınız ve ne yaparsak yapalım fedakârlıklarınızın karşılığının olmadığının da bilincindeyiz. Haklarınızı asla ödeyemesek de başta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız olmak üzere tüm kurumlarımızla sizlerin hayatını kolaylaştırmak ve her türlü ihtiyacınızda yanınızda olmak için büyük bir gayret gösteriyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da tüm imkânlarımızla her zaman yanınızda durmaya devam edeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ederken tedavisi devam eden gazilerimize de acil şifalar diliyorum. Gazilerimize şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca; şehitlerimizin aziz hatırasına sahip çıkmak, gazilerimizin fedakârlıklarına layıkıyla karşılık verebilmek ve kıymetli ailelerinin, her daim yanlarında olmak için büyük bir özveriyle görev yapan Şehit ve Gazi İşleri Daire Başkanlığımıza, aynı şekilde başta Millî Savunma Bakanlığı Armoni Mızıkamız ve kıymetli solistlerimiz olmak üzere Kültür ve Sanat Daire Başkanlığımıza ve etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Değerli ailelerimiz ve kıymetli arkadaşlarım, mübarek Ramazan Bayramınızı da şimdiden kutluyor; sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyor ve hayırlı iftarlar diliyorum. Kalın sağlıcakla." #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

143,794 views • 4 months ago

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, 2025’in son gününde Polatlı’daki Topçu ve Füze Okulu Komutanlığımızda inceleme ve denetlemelerde bulunarak Mehmetçiklerimizle bir araya geldi. Beraberindeki Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel ile Polatlı’ya giden Bakan Yaşar Güler, kahraman Mehmetçiklerimizin yeni yılını kutlayarak onlara hitaben şunları söyledi: TSK, ÜLKEMİZİN GÜVENLİĞİNİN EN SAĞLAM TEMİNATIDIR Yılbaşı vesilesiyle Sayın Genelkurmay Başkanımız ve değerli Kuvvet Komutanlarımızla birlikte Topçu ve Füze Okulu Komutanlığımızda muharebe meydanlarının coşkun sesi siz kahraman topçularımızla bir arada bulunmaktan büyük bir mutluluk duyduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum. Ülkemizin savunma ve güvenliği için çok kapsamlı ve yoğun faaliyetler ile geçirdiğimiz 2025 yılını geride bırakıyor, aynı kararlılık ve motivasyonla 2026 yılına girmenin heyecanını yaşıyoruz. Bu vesileyle, yeni yılınızı en içten dileklerimizle kutluyoruz. Başta yakın coğrafyamız olmak üzere uluslararası güvenlik mimarisinde pek çok kritik gelişmenin yaşandığı 2025 yılında, kahraman ordumuz, asil milletimizin ve ülkemizin güvenliğini sağlamak için büyük bir özveriyle görev yapmış, üstlendiği her vazifeyi azim, kararlılık ve başarıyla yerine getirmiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; köklü tarihi, sarsılmaz disiplini ve yüksek muharebe kabiliyetiyle ülkemizin güvenliğinin en sağlam teminatıdır. Bu güçlü yapının temelinde ise nitelikli insan kaynağı, etkin eğitim anlayışı ve çağın gereklerine uygun doktrinler yer almaktadır. TOPÇU VE FÜZE SİSTEMLERİ, ORDUMUZUN GÜCÜNE GÜÇ KATMAKTADIR İşte Topçu ve Füze Okulu Komutanlığımız da bu yapının en stratejik eğitim merkezlerinden biri olarak Kara Kuvvetlerimizin ateş gücünü şekillendiren, geleceğin komutan ve uzman personelini yetiştiren müstesna bir görevi yerine getirmektedir. Modern harp ortamı, uzun menzil, yüksek hassasiyet ve süratli karar alma yeteneğini zorunlu kılmaktadır. Böyle bir ortamda topçu ve füze unsurlarımız, muharebe destek unsuru olmanın yanı sıra caydırıcılığın, operasyonel etkinliğin ve sahadaki başarının belirleyici unsurlarından biridir. Sizler burada aldığınız nitelikli eğitimle bu sorumluluğun bilincinde olarak yetişiyor, kahraman Türk ordusunun vurucu gücünü, bilgi, disiplin ve teknolojiyle buluşturuyorsunuz. Topçu ve füze sistemlerimizde elde ettiğimiz yerlilik ve teknolojik derinlik, ordumuzun gücüne güç katmaktadır. Millî Savunma Bakanlığı olarak önceliğimiz, personelimizin en iyi şartlarda yetişmesini sağlamak, eğitim altyapımızı sürekli geliştirmek ve yerli-millî savunma sanayimizin imkânlarını eğitim süreçlerine azami ölçüde entegre etmektir. İÇ CEPHEMİZİ TAHKİM ETMEK MAKSADIYLA YENİ BİR DÖNEMİN KAPISI ARALANDI Güçlü ve caydırıcı bir orduya sahip olmanın ne kadar ehemmiyetli olduğu, yaşanan hassas gelişmelerin ortaya çıkardığı tehdit ve tehlikeler karşısında daha da iyi anlaşılmaktadır. Güvenlik meselesinin bu denli ehemmiyet arz ettiği bir ortamda aldığımız askerî tedbirlerin yanı sıra birlik ve beraberliğimizi güçlendirmek ve iç cephemizi tahkim etmek maksadıyla yeni bir dönemin kapısı da aralanmıştır. Bu kapsamda dikkat çekmek isterim ki 2025 yılı Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, terörle kararlı mücadelesinin somut neticelerinin alındığı kritik bir dönüm noktası olmuştur. Yurt içinde ve sınır ötesinde icra ettiğimiz etkili operasyonlarla terör örgütlerinin hareket kabiliyetini büyük ölçüde sınırlandırırken barınma, lojistik ve insan kaynağına dayalı imkânlarını da ciddi şekilde zayıflattık. Elde ettiğimiz bu başarılar “Terörsüz Türkiye” hedefinin başlatılmasına imkân tanıyan zemini oluşturmuştur. Geldiğimiz bu aşama ağır bedeller ödenerek kazanılmış bir mücadelenin sonucudur. Şüphesiz ki bu başarının asli mimarları başta aziz şehitlerimiz ve kahraman gazilerimiz olmak üzere Türk ordusunun kıymetli tüm mensuplarıdır. Aynı şekilde kahraman istihbarat teşkilatımız ile kahraman jandarmamız ve emniyet mensuplarımızın ve kahraman korucularımızın mücadelesi ile asil milletimizin desteği ve dayanışması da bu aşamaya gelinmesinde büyük katkı sağlamıştır. HİÇBİR TERÖR ÖRGÜTÜNÜN OLDUBİTTİSİNE MÜSAADE ETMEYECEĞİZ Bu süreçte sınırlarımız boyunca terör koridoru oluşturulmasına müsaade edilmemiş, sahada sağladığımız askerî üstünlük, diplomatik iş birlikleriyle desteklenmiştir. Komşumuz Suriye’de yeni yönetimle kurduğumuz güçlü ilişkiler, aynı şekilde Irak ile tesis ettiğimiz iş birliği mekanizmaları, ortak güvenlik anlayışının güçlenmesine büyük katkı sağlamıştır. Artık SDG’nin bir an önce 10 Mart Mutabakatı’na uygun şekilde yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirmesi sürecin başarısı açısından vazgeçilmez bir gerekliliktir. Bu konuda devletimizin duruşu nettir ve hiçbir tereddüde yer yoktur. Bir kez daha hatırlatmak isterim ki başta PKK/YPG/SDG olmak üzere hiçbir terör örgütünün bölgedeki faaliyetlerini devam ettirmesine ve herhangi bir oldubitti oluşturmasına müsaade etmeyeceğiz. Hâlihazırda süreci, ilgili kurumlarımızla koordineli olarak ve Suriye yönetimiyle de yakın bir diyalog hâlinde temkinli ve akılcı bir yaklaşımla yönetiyor, çalışmalarımızı köklü devlet geleneğimizden aldığımız sorumlulukla ve hassasiyetle sürdürüyoruz. Nihai hedefimiz 86 milyon vatandaşımızın ortak temennisi olan terörün sona ermesi, terör örgütlerinin tamamen tasfiye edilmesi ve ülkemize yönelik her türlü tehdidin ortadan kaldırılmasıdır. KIBRIS’TA, EGE VE DOĞU AKDENİZ’DE HAKLARIMIZI KORUMA KARARLILIĞIMIZ TAMDIR Terörle mücadele ve hudut güvenliğindeki başarılarımızın yanı sıra Karadeniz’den Ege’ye ve Doğu Akdeniz’e uzanan geniş bir sahada da faaliyetlerimizi başarıyla sürdürmekte, Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizi azim ve kararlılıkla korumaktayız. Bu çerçevede ifade etmek isterim ki komşumuz Yunanistan’la her zaman iyi ilişkilere sahip olmayı ve “kazan-kazan” anlayışıyla sorunlarımıza çözüm bulmayı arzu ediyoruz. Bu yapıcı tavrımızı her fırsatta dile getirmekle birlikte Kıbrıs’ta, Ege ve Doğu Akdeniz’de oldubitti oluşturma çabalarına ve hukuksuz adımlara karşı haklarımızı koruma kararlılığımız ve muktedirliğimiz tamdır. “Türkiye’ye rağmen” atılacak hiçbir adıma ve oldubittiye asla müsaade edilmeyecektir. “DEVLET EBET MÜDDET” ANLAYIŞIMIZ BİZLERE KUTLU BİR SORUMLULUK YÜKLEMEKTEDİR Uluslararası hukuka her zaman saygı gösteren Türkiye, bölgesel ve küresel barışa yönelik üstlendiği bu inisiyatiflerle müzakere masalarının ve güvenlik mimarisinin aranan bir üyesi olmuştur. Ülkemizin böylesine etkin olduğu bir dönemde Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de uluslararası görev ve misyonlar çerçevesinde barış ve istikrara müstesna katkılar sunmaktadır. Bu kapsamda; - Kıbrıslı kardeşlerimizin haklı davalarına destek olmaktan can Azerbaycan’la sürdürülen güçlü iş birliğine, - Kosova’daki KFOR Komutanlığı görevimizden Katar’daki müşterek faaliyetlere, - Libya’daki askerî danışmanlık ve eğitim faaliyetlerimizden Somali’deki yoğun çabalarımıza kadar pek çok coğrafyada güven veren, dengeleyici ve istikrar sağlayıcı bir güç olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Tüm bu faaliyetlerimiz ülkemizin gücüne güç katmakta dost ve müttefik ülkelere güven telkin etmekte, mazlum coğrafyalarda denge unsuru olmaktadır. Şu bir gerçek ki “Devlet Ebet Müddet anlayışımız bizlere kutlu bir sorumluluk yüklemektedir. Bu sorumluluğun bilinciyle siz seçkin personelimizin yeni yılda da ülkemizin güvenliğine ve daha güçlü geleceğine katkılar sağlamak için azim, disiplin ve fedakârlıkla görev yapmaya devam edeceğine yürekten inanıyorum. Sözlerime son verirken Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. - Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, - Gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Bu duygu ve düşüncelerle sizlerin şahsında şu anda görevi başında olan tüm silah ve mesai arkadaşlarıma vazifelerinde üstün başarılar diliyor, her birinin gözlerinden öpüyorum. Değerli Arkadaşlarım, Yeni yılınızı bir kez daha en içten dileklerimle kutluyor, ailelerinizle birlikte hepinize sağlık ve esenlik temenni ediyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

53,779 views • 7 months ago

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile gittiği Eğirdir Dağ, Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığındaki eğitim yılı açılış töreninde bir konuşma yaptı. Komandolarımıza seslenen Bakan Yaşar Güler, şunları söyledi: ESAS OLAN GÖREV VE SORUMLULUKLARIN LAYIKIYLA YERİNE GETİRİLMESİDİR "Değerli Silah ve Mesai Arkadaşlarım, Kahraman Komandolar; sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. 'Eğitim ve Faaliyet Yılı Açılışı' vesilesiyle siz kahraman komandolarımız ile birlikte olmaktan büyük bir memnuniyet duyduğumu özellikle belirtmek isterim. Bu vesileyle bir üst rütbeye terfi eden arkadaşlarımın yeni rütbelerinin, hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Elbette hangi rütbede olursanız olun, esas olan görev ve sorumlulukların layıkıyla yerine getirilmesidir. Bu çerçevede siz kahraman silah arkadaşlarımın, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da vazifelerinizi en iyi şekilde yapacağınıza ve görev bayrağını, kendinizden sonra gelecek olanlara gururla teslim edeceğinize yürekten inanıyorum. Asil milletimizin gururu kahraman Komandolar; malumunuz geride bıraktığımız ağustos ayı, asil milletimizin zaferler ayıdır. Bu ayda, tarihi şan ve şerefle dolu ordumuzun elde ettiği birbirinden şanlı destanlar, bugün de en büyük ilham ve motivasyon kaynağımızdır. Bu vesileyle, büyük bir gururla idrak ettiğimiz Büyük Zaferimizin 102’nci yıl dönümü ile Silahlı Kuvvetler Gününüzü bir kez daha kutluyorum. Bizlere bu zaferi armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi, kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum. TSK, DÜNYA ORDULARI ARASINDAKİ MÜSTESNA KONUMUNU PEKİŞTİRDİ Çok Kıymetli Silah ve Mesai Arkadaşlarım; tüm dünyada risk ve tehditlerin arttığı, güvenlik kaygılarının ön plana çıktığı kritik bir süreç yaşanmakta, bölgemiz de bu gelişmelerden büyük ölçüde etkilenmektedir. Dolayısıyla böylesine hassas bir ortamda, savunma ve güvenliğimizi sağlamak için ordumuzun imkân ve kabiliyetlerini mütemadiyen artırmakta, personelimizin yeteneklerini ve niteliklerini geliştirmekteyiz. Tüm bu çabalarımız neticesinde, harekât yetenekleri her geçen gün artan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; dünya orduları arasındaki müstesna konumunu pekiştirmiştir. Milletimizin göz bebeği şanlı ordumuzun bu üstün konumunu muhafaza etmek ve daha da güçlendirmek, eğitim faaliyetlerimizin doğru planlanmasına ve etkin bir şekilde uygulanmasına bağlıdır. Bu bağlamda tüm eğitim faaliyetlerimizin; - Çok boyutlu ve esnek bir bakış açısıyla ele alınması, - Analitik bir yaklaşımla geliştirilmesi ve - Teknolojik yeniliklere uyarlanması, bugünün ve geleceğin muharebe ortamına hazır olmamız için elzemdir. Temel hedefimiz; karada, denizde ve havada her türlü görevi başarıyla icra eden kahraman ordumuzun ulaştığı bu güçlü seviyeyi, her yönden daha yukarılara taşımaktır. Türk milletinin gururu siz silah ve mesai arkadaşlarımdan da beklentimiz; sürekli eğitim anlayışıyla bireysel ve mesleki olarak kendinizi geliştirmeniz, uzmanlaştığınız konularda ve üstlendiğiniz görevlerde Kara Kuvvetlerimize ve ordumuza en yüksek katkıları sunmanızdır. Şüphesiz ki yaptığınız vazifeler, bazen yüksek fedakârlık isteyen, meşakkat gerektiren süreçleri gerektirebilir. Ancak bu zorlukların üstesinden herkes değil, sizler gibi büyük bir adanmışlık duygusu ile görevlerini ifa edenler gelebilir. Unutmayın ki bir Türk komandosu; daima güçlü, dayanıklı, kararlı ve disiplinli olmalıdır. Elbette ki fedakârlık bizler için vazgeçilmezdir fakat başarı için yeterli değildir. Zira hedefe giden yolda olmazsa olmaz koşul eğitimdir, yüksek hazırlığa ve donanıma sahip olmaktır. Eğitimde hedefe ulaşmanın sırrı da faaliyetlerin, tatbikata ve harp sahasındaki dinamiklere dayalı ve gerçekçi olmasında yatmaktadır. Bu nedenle faaliyetlerinizi 'Barışta ter dökmeyen, savaşta kan döker.' anlayışıyla planlayıp icra etmelisiniz. Burada verilen eğitimler, en başta sizler için hayati önemdedir. Bunun bilinciyle eğitimlerinizi motivasyonlu, huzurlu ve yüksek bir istekle icra ediniz. Eğitim ve tatbikatlarda elde edeceğiniz her kazanım, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin etkin, caydırıcı ve saygın niteliklerini daha da pekiştirecektir. KOMANDO TUGAYLARIMIZ TÜM GÖREVLERİ BAŞARIYLA YERİNE GETİRİYOR İstiklal Harbimizden bu yana, en etkin ve en yoğun faaliyetleri icra ettiğimiz bu kritik dönemde, ordumuzun bel kemiğini oluşturan Kara Kuvvetlerimiz de aynı etkinlik ve yoğunlukta faaliyetlerini sürdürmektedir. Bu kapsamda Kara Kuvvetlerimiz; hudutlarımızı büyük bir gayret ve azimle korurken tehditleri kaynağında etkisiz hâle getirme stratejisiyle, yurt içi ve sınır ötesinde icra ettiği etkili operasyonlarla da terörle mücadelede büyük başarılar elde etmektedir. Teröristlere göz açtırmayan kahraman Mehmetçik; şu anda dahi Irak’ın kuzeyinde Pençe-Kilit Harekâtı’nda, keza Suriye harekât sahasında, emsalsiz bir kahramanlık örneği sergileyerek teröristlerin korkulu rüyası hâline gelmiştir. Bu başarılarda elbette Kara Kuvvetlerimizin en seçkin unsurlarından olan cesaretin, özverinin, gözü pekliğin temsilcisi kahraman komandolarımızın da müstesna bir katkısı vardır. Nitekim Komando Tugaylarımız; birbirinden zorlu arazi şartlarında ve harekât bölgelerinde üstlendikleri tüm görevleri, üstün bir başarıyla yerine getirmektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin en seçkin ve saygın birlikleri arasındaki Eğirdir Dağ, Komando Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığımız da vazifelerini en iyi şekilde yerine getirebilecek, daima güçlü, cesur ve hazır komandolarımızı yetiştirerek ordumuza büyük katkılar sağlamaktadır. Bu vesileyle, görevlerini başarıyla icra eden Komando Tugaylarımız ile komandolarımızın yetişmesinde emeği geçen başta Eğirdir Dağ, Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanımız olmak üzere Komutanlığımızın kıymetli öğretmenlerini ve mümtaz personelini yürekten tebrik ediyor, kendilerine teşekkür ediyorum. Tüm kahraman komandolarımızın gözlerinden öpüyorum. ŞANLI ORDUMUZU EN GELİŞMİŞ SİLAH, ARAÇ VE GEREÇLERLE DONATMAYA DEVAM EDECEĞİZ Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; hudut güvenliğini sağlama ve terörle mücadele harekâtlarının yanı sıra Libya’da, Katar’da, Somali’de, Azerbaycan’da, Kosova’da, Bosna-Hersek’te ve daha birçok coğrafyada, güvenlik ve barışın tesisine yönelik de kıymetli vazifeler üstlenmektedir. Harekât görevleriyle eş zamanlı olarak eğitim faaliyetlerine de aralıksız devam eden ordumuz, sayısı ve kapsamı her geçen gün artan tatbikatları da yüksek bir sinerjiyle icra etmektedir. Çok şükür, bu eğitim faaliyetlerinin sonuçlarını bireysel olarak da almaktayız. En son Almanya’da düzenlenen ve 19 ülkeden 36 timin katıldığı 8’inci Avrupa en iyi keskin nişancı timi yarışmasında, Kara Kuvvetleri timimizin şampiyon olması, kara birliklerimizin eğitim kalitesini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Sizlerin de yakından takip ettiği üzere savunma sanayisi, teknolojik gelişmelerin en hızlı yaşandığı alanlardan biridir. Dolayısıyla yerli ve millî savunma sanayisine sahip olmak ve Türk Silahlı Kuvvetlerimizi en iyi silah sistemleriyle donatmak, ülkemizin bekası açısından vazgeçilmez bir gereklilik hâline gelmiştir. Bu nedenle harp silah, araç ve gereçlerindeki teknolojik yenilikleri vakit kaybetmeksizin sizlerin kullanımına sunuyor, kahraman ordumuzun imkân ve kabiliyetlerini sürekli geliştiriyoruz. Bu konuda Savunma Sanayii Başkanlığımız ile değerli kurum ve kuruşlarımız da büyük bir fedakârlıkla çalışıyorlar. Yüksek özveri ve gayretleri nedeniyle kendilerine şükranlarımı sunuyorum. Sadece son yıllarda kara unsurlarımızın istifadesine sunduğumuz, yerli ve millî Piyade Tüfeğimiz, Fırtına Obüslerimiz, Çok Namlulu Roketatarlarımız, farklı çap ve özelliklerdeki yerli ve millî füzelerimiz ve modernize edilen tanklarımız, bunlardan sadece birkaçıdır. Bundan sonra da şanlı ordumuzu, en gelişmiş, en modern silah, araç ve gereçlerle donatmaya devam edeceğiz. Sonuç olarak Cumhuriyetimizin ikinci asrında ve Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda, daha büyük, daha güçlü bir Türkiye ve Türk Silahlı Kuvvetleri için şevk ve gayretle çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Ülkemizin iftihar kaynağı olan siz kahraman komandolarımızın da sahip olduğu yüksek nitelik ve tecrübe ile sorumluluklarınızı üstün bir vazife anlayışıyla icra edeceğinize yürekten inanıyor; yeni eğitim ve faaliyet yılınızın kazasız belasız, hayırlı ve başarılı olmasını diliyorum. Kahraman Komandolar !.. Yolunuz ve bahtınız açık, bileğiniz kuvvetli, Kılıcınız keskin, gücünüz daim olsun. Hoşça kalın." #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

121,359 views • 1 year ago

18 Mart Şehitler Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 110’uncu yıl dönümü dolayısıyla Millî Savunma Bakanlığı Atatürk Kültür Sitesinde tören düzenlendi. Şehitlerimizin kıymetli ailelerinin yer aldığı törene Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Bakan Yardımcıları Şuay Alpay, Alpaslan Kavaklıoğlu, Bilal Durdalı ve Musa Heybet ile birlikte katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başlayan törende şehit eşi Tuğba Bal, şehit aileleri adına bir konuşma yaptı. Daha sonra ise Görsel Yapım ve Foto Film Merkezi tarafından hazırlanan 18 Mart Şehitler Günü klibi davetlilere seyrettirildi. Törende Millî Savunma Bakanlığı Armoni Mızıkası ve Mehteran Birliği de TRT Ses Sanatçısı İlker Gökkaya ve Solist Gökçe Nur Semerci ile birlikte birbirinden güzel kahramanlık marşlarını seslendirdi. Daha sonra Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, bir konuşma yaparak şehitlerimiz kıymetli ailelerine hitaben şunları söyledi: CANINI ORTAYA KOYAN YİĞİTLER SADECE BİR SAVAŞ KAZANMADI, BİR ULUSUN ONURUNU DÜNYAYA GÖSTERDİ Bu anlamlı gün vesileyle vatanımız ve milletimiz, istiklal ve istikbalimiz için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi şükran ve minnetle yâd ediyorum. Siz değerli misafirlerimizin şahsında, şehitlerimizin ve gazilerimizin fedakâr ailelerine, buradan saygılarımı sunuyor, selamlarımı gönderiyorum. Bugün, aziz şehitlerimizi anarken aynı zamanda 110 yıl önce Çanakkale’de bir milletin kaderinin yazıldığı o muhteşem zaferin gururunu bir kez daha yaşıyoruz. Zira 18 Mart 1915’te, vatan toprağını savunmak için canını ortaya koyan yiğitler, sadece bir savaş kazanmadı; bir ulusun onurunu, direncini ve ruhunu tüm dünyaya gösterdi. O gün, Çanakkale’nin sularında dalga dalga yükselen cesaret toprağa düşen her damla mukaddes şehit ve gazi kanıyla birleşti ve bir milletin esarete direnişinin de sembolünü oluşturdu. Büyük bir adanmışlık duygusuyla cepheye koşan, iman dolu göğsünü kurşunlara siper ederek “Çanakkale geçilmez!” diyen Mehmetçiğin bu sözü, yalnızca bir slogan değil, vatan-millet-bayrak için bir yemin, bir ant oldu. Ezineli Yahya Çavuş, bir avuç yiğidiyle destan yazarken Seyit Onbaşı, omzunda taşıdığı en ağır top mermisiyle düşmana meydan okudu. Anafartalar’da Mustafa Kemal’in “Ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum.” emri, “Bağımsızlık benim karakterimdir.” diyen asil milletimizin haykırışı oldu. ASİL MİLLETİMİZ, İŞGALE BOYUN EĞMEYECEĞİNİ TÜM DÜNYAYA GÖSTERDİ Gönül coğrafyamızın her köşesinden gelerek millî ve manevi değerlerimiz uğruna şehadet şerbeti içen nice kahramanlar, kutsal vatan toprağına kök saldı. Anaların ve babaların dualarıyla büyüttüğü fidanların vatan savunması için gösterdikleri cesaret, asil milletimizin işgal ve esarete asla boyun eğmeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir. Onların kahramanlık ve fedakârlıkları, milletimizin gönlünde ve hafızasında sonsuza kadar yaşayacaktır. Bu vesileyle Çanakkale’yi Türk tarihine altın harflerle yazdıran başta Anafartalar kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere yaşadığımız toprakları bizlere vatan kılan ecdadımızı rahmet ve şükranla yâd ediyorum. BU RUH, ASİL MİLLETİMİZİN KARAKTERİNDE EBEDİYEN VARLIĞINI SÜRDÜRECEK Ezanımız dinmesin, al bayrağımız inmesin diye vatan ve millet sevdasıyla Çanakkale’de, Sarıkamış’ta, Millî Mücadele’de, Sakarya’da ortaya konan mücadele ruhu; aynı şekilde Kıbrıs’ta, terörle mücadele operasyonlarında ve 15 Temmuz’da da tezahür etmiş, şehit ve gazilerimizin kahramanlıkları tarihe nakşolunmuştur. Kimsenin şüphesi olmasın ki bu ruh, asil milletimizin karakterinde ebediyen varlığını sürdürecektir. ÜLKEMİZ, GÜVENLİK MİMARİSİNİN VAZGEÇİLMEZ BİR ÜYESİ HÂLİNE GELDİ Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihî dönemde, kahraman ecdadımızdan aldığımız ilhamla, ülkemizi daha güçlü ve aydınlık yarınlara ulaştırmak için çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Tüm dünyada jeopolitik gerginliklerin tırmandığı ve çatışmaların arttığı bir süreçte, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde yürütülen etkin diplomasiyle de ülkemiz, müzakere masalarının ve dünya güvenlik mimarisinin vazgeçilmez bir üyesi hâline gelmiştir. Türkiye olarak bölgemiz başta olmak üzere geniş bir coğrafyada barış ve istikrarın hâkim olması için yoğun gayret sarf ediyoruz. Ülkemiz, bölgesel krizleri çözmede büyük bir deneyime sahiptir. Öyle ki Ukrayna’daki savaştan Kafkasya’daki istikrasızlığa, Afrika’daki anlaşmazlıklardan Libya iç savaşının çözümüne kadar üstlendiğimiz yapıcı inisiyatif ve çatışmaları önlenme çabası, Türkiye’nin dünya barış ve istikrarına katkıda bulunma kabiliyetini açıkça ortaya koymuştur. Ülkemizin etki ve ilgi alanının böylesine genişlemesinde ve çok önemli misyonlar üstlenmesinde elbette Türk Silahlı Kuvvetlerimizin de büyük payı vardır. Kahraman ordumuz; ▪️Hudutlarımızda ve terör örgütleriyle mücadelede, ▪️Denizlerimizde ve semalarımızda, ▪️ Uluslararası güvenlik, barış ve istikrarın sağlanmasında, ▪️Ayrıca, geniş çaplı tatbikatların icrasında tüm vazifeleri layıkıyla yerine getirmekte, büyük başarılar elde etmektedir. Gazi ve muzaffer Türk ordusunun bu şekilde güçlü, etkin ve caydırıcı varlığı milletçe vatan topraklarımızda huzur ve güvenlik içerisinde yaşamamızı sağlamaktadır. Şu hususu özellikle vurgulamak isterim: Ordumuzun sahip olduğu yüksek operasyonel tecrübe, muharebe kabiliyeti ve modern teçhizat kapasitesi pek çok ülke tarafından gıpta ile takip edilmektedir. Bu da şanlı Türk Silahlı Kuvvetlerimizi pek çok coğrafyada güvenlik ve istikrar için vazgeçilmez bir aktör hâline getirmektedir. TERÖR ÖRGÜTÜ VE UZANTILARI, SİLAHLARINI TESLİM ETMELİ Sizlerin de bildiği üzere uzun yıllar gündemimizin ilk sırasında hep terörle mücadele olmuştur. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, tarih boyunca olduğu gibi ülkemizin birlik ve bütünlüğüne yönelen her türlü tehdide karşı büyük bir kararlılıkla mücadele etmiş; kendisine verilen her türlü vazifeyi başarıyla yerine getirmiştir. Güvenlik güçlerimizin topyekûn ortaya koyduğu bu mücadele ve operasyonlar sayesinde terör örgütlerinin hareket kabiliyeti büyük ölçüde sınırlandırılarak kritik bir aşamaya getirilmiştir. Bugün geldiğimiz noktada; Cumhuriyet tarihinin en uzun ve kapsamlı isyan ve şiddet hareketi olduğunu itiraf eden örgütün; terörle bir yere varılamayacağını, ömrünü tamamladığını ve kendisini feshetmekten başka çaresinin olmadığını geç de olsa anlaması kayda değerdir. Ancak, terör örgütü PKK ve farklı coğrafyalarda ve isimler altında faaliyet gösteren tüm uzantıları -nerede olduklarından bağımsız olarak- bir an önce fesih kararını almalı, derhâl ve koşulsuz olarak silahlarını teslim etmelidirler. Aksi yöndeki hiçbir açıklama ve eylemin bir karşılığı yoktur ve olmayacaktır. ATEŞKES ASLA SÖZ KONUSU DEĞİL Bu kapsamda ateşkes gibi metinde yer almayan hususlar gündeme getirilmemelidir. Zira böyle bir şey asla ve asla söz konusu değildir. Nihai hedefimiz; 85 milyon vatandaşımızın ortak temennisi olan terörün sona ermesi, terör örgütlerinin tamamen tasfiye edilmesi ve ülkemize yönelik her türlü tehdidin ortadan kaldırılmasıdır. Bu yüzden sürecin sabote ve suistimal edilmesine veya uzatılmasına müsaade edilmeyecek, temkinli ve rasyonel bir yaklaşım esas alınacaktır. Devletimizin engin tecrübesi ve basiretine hepiniz güvenin ve müsterih olun. ŞEHİT AİLELERİMİZ VE GAZİLERİMİZ MİLLETİMİZİN BAŞ TACI OLDU Malumunuz olduğu üzere ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını tüketen terör, hepimize büyük acılar yaşattı. Bu süreçte hiçbir zaman yılmadık, asla pes etmedik. Çanakkale’de yedi düvele karşı nasıl kahramanca mücadele verdiysek arkasında birçok karanlık odağın olduğu terör örgütlerine karşı da aynı kararlılıkla mücadele verdik. Bu mücadelenin kahramanı olan her bir şehidimiz, milletimizin kalbinde sonsuza dek yaşayacak birer destan, her bir gazimiz ise cesaret ve fedakârlığın timsalidir. Nitekim bugün önemli bir süreç yaşanıyorsa ve tarihî bir adım atılacaksa, anlaşmazlıkların çözümü, aldatılmış olanların kazanılması, terörü türlü bahanelerle kendi amaçları doğrultusunda kullananların emellerine bir son verilmesi durumuna gelinmişse bu ağır bir bedel karşılığında olmuştur. Bu ağır bedelin yükünü üstlenen şehit ve gazilerimiz ile yaşananların en yakın tanığı olan siz şehit ve gazi ailelerimiz de fedakârlığınız, sabrınız ve vakur duruşunuzla milletimizin baş tacı oldunuz. Acılarınızı yüreğinizde taşırken bile dimdik ayakta duran sizler, hepimize metanetin ne demek olduğunu bir kez daha gösterdiniz. Devlet ve millet olarak her zaman yanınızda olmak boynumuzun borcudur. Sizlerin ve kahraman gazilerimizin hayatını kolaylaştırmak, yaşam standartlarınızı yükseltmek için Sayın Cumhurbaşkanı’mızın ortaya koyduğu vizyon çerçevesinde devletimiz, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın koordinatörlüğünde yoğun bir gayret sarf etmektedir. Bundan sonra da devletimizin tüm kurumlarıyla yakın bir iş birliği içerisinde, sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz. DAHA GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE’Yİ HEP BİRLİKTE İNŞA EDECEĞİZ Bölgemizde haritaları değiştirmek isteyenlerin emellerini boşa çıkarmak için her zamankinden çok daha fazla birlik ve beraberliğe ihtiyacımızın olduğu bir dönemden geçtiğimizi unutmamalıyız. Kardeşliğimizi, birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirmek için elimizden gelen gayreti gösterecek, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında daha güçlü bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Türkiye; özellikle son yıllarda, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın engin vizyonu sayesinde çok daha gelişmiş; çok daha güçlü ve gıpta edilen bir ülke konumuna ulaşmıştır. Ülkemizin her alanda elde ettiği bu başarıların korunması ve daha yüksek seviyelere çıkartılması temel önceliğimizdir. Bir kez daha ifade etmek isterim ki başarıya ulaşma yolunda en büyük ilham kaynağımız; vatanı ve milleti için canını seve seve feda eden aziz şehitlerimiz ve bu uğurda gazilik mertebesine ulaşan kahraman gazilerimizdir. Asil milletimizin, söz konusu vatanı olduğunda her şeyden geçmeyi göze alabilen cesur ve yiğit evlatları var oldukça mukaddes vatanımız, ebediyen Türk yurdu olarak kalmaya devam edecektir. Bu vesileyle; ▪️Türk milletinin kutlu yürüyüşünde ordumuzun temellerini atan Mete Han’dan Malazgirt’te Anadolu’nun fetih kapısını açan Sultan Alparslan’a, ▪️Çağ kapatıp yeni bir çağı başlatan Fatih Sultan Mehmet’ten Millî Mücadele’mizin önderi ve Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadar ülkemizin, ordumuzun gücüne güç katan tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. Onların emaneti olan şanlı ordumuz; mazisinden aldığı ilhamla, ebediyete kadar bu toprakların teminatı olmaya devam edecektir. Sözlerime son verirken aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor; gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Bu duygu ve düşüncelerle gerek törenin düzenlenmesinde gerekse sahne gösterisinin icrasında başta Millî Savunma Bakanlığı Armoni Mızıkamız ve Mehteran Birliğimiz ile katkılarından dolayı değerli solistlerimize ve emeği geçenlere teşekkür ediyor; sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

79,465 views • 1 year ago

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler’in beraberinde; Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Bakan Yardımcısı Musa Heybet, Millî Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu ve MSB Personel Genel Müdürü Tümgeneral Orhan Gürdal ile gittiği Balıkesir’de Millî Savunma Üniversitesi (MSÜ) Kara Astsubay Meslek Yüksekokulunda “Astsubay Temel Askerlik ve Astsubaylık Anlayışı Kazandırma (ASTTASAK) Eğitimi” mezuniyet törenine katıldı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan da Bakan Yaşar Güler’in telefonundan mezun olan Astsubaylarımıza seslendi. "Şüphesiz ki annelerin babaların en mutlu günü, evlatlarının böyle bir mutlu ocaktan mezuniyetini görmeleridir." diyen Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, şöyle konuştu: "Şu anda da 1200'ü aşkın astsubayımızın mezuniyet töreninde bu mutluluğu yaşamak gerçekten anne ve babalar için hele hele Türk ordusuna gönderecekleri evlatları için farklı bir mutluluk tablosudur. Bu mutluluğunuzu ben de şimdi komutanlarımla birlikte yaşıyorum. Sizleri tebrik ediyorum. Hayırlı, uğurlu olsun. Ordumuzun yeni bir güç kaynağını elde ettiği bugünde sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum." Bakan Yaşar Güler de törende Astsubaylarımıza özetle şunları söyledi: RİSK VE TEHDİTLERİN ARTTIĞI KARMAŞIK BİR DÖNEMİN İÇİNDEYİZ Türk Silahlı Kuvvetlerimize Astsubaylar yetiştiren, bu güzide ilim ve irfan yuvasında, sizlerle birlikte bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Sözlerimin başında, burada aldıkları eğitimleri başarıyla tamamlayarak mezun olan kahraman Astsubaylarımızı yürekten kutluyor; mezuniyetlerinin kendilerine, ailelerine ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum. Yakın bölgemiz başta olmak üzere birçok coğrafyada hassas gelişmelerin yaşandığı risk ve tehditlerin arttığı karmaşık bir dönemin içindeyiz. Bu kaotik ortamda süregelen çatışmalar, terörizm, siber saldırılar ve çok boyutlu tehlikeler; orduların yalnızca güçlü bir teknolojik altyapıya değil aynı zamanda iyi eğitimli personele olan ihtiyacını da artırmaktadır. Askerî sistemde bilgi ve teknoloji ne kadar önemliyse bunu bilinçli ve etkili şekilde kullanacak nitelikli personel de bir o kadar hayatidir. Bir başka ifadeyle; sürekli olarak kendini yenileyen, öğrenen, adaptasyon yeteneği yüksek, teknolojiyi etkin ve doğru şekilde kullanabilecek personelin varlığı askerî gücü belirleyen en kritik faktördür. İşte bu yüzden, eğitim faaliyetlerimizi çok yönlü ve titiz bir şekilde sürdürüyor; sizler gibi seçilmiş yeni personelimizin katılımıyla ordumuzu güçlendiriyoruz. Bu kapsamda Kara Kuvvetlerimize değerli astsubaylar yetiştiren bu köklü eğitim kurumumuz da; sizleri akademik, teknik, taktik ve fiziksel yönlerden donatıp mesleki değerler kazandırarak göreve en iyi şekilde hazırlamaktadır. Burada aldığınız eğitimlerle bireysel ve mesleki gelişimini artıran siz genç astsubaylarımızın üstleneceği görevler Türk Silahlı Kuvvetlerimizin faaliyetlerinin etkinliğine büyük katkılar sağlayacaktır. EN GÜVENİLİR ORTAK OLARAK HEP TÜRKİYE’NİN ADI ZİKREDİLİYOR Millî güvenliğimizi ve varlığımızı tehdit eden gelişmelerin ortaya çıktığı bu kaotik süreçte Türkiye, alışılmış metotlarla tedbir almak yerine, etkili ve önleyici politikalar ortaya koymaktadır. Ülkemiz, bu güçlü duruşuyla pek çok coğrafyada etkin ve yapıcı bir rol üstlenerek müzakere masalarının ve uluslararası güvenlik mimarisinin vazgeçilmez bir üyesi hâline gelmiştir. Dünyanın başat aktörleri dahi, Türkiye’nin güçlü temaslarını ve hayata geçirdiği etkin inisiyatifi, açıkça dile getirmektedirler. - Bugün Afrika’daki güvenlik ve refahın paydaşlığında, - Kafkasya’daki istikrar ve barışın sürekliliğinde, - Karadeniz’de savaşın sona erdirilmesi çabalarında, - Orta Doğu’da barış ve huzurun tesis edilmesinde, - Hatta Avrupa güvenlik mimarisinin korunmasında en güvenilir ortak olarak hep Türkiye’nin adı zikredilmektedir. Ülkemizin etki ve ilgi alanının böylesine genişlediği bir dönemde Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; Uluslararası güvenlik, barış ve istikrarın desteklenmesi için Azerbaycan’da, Libya’da, Somali’de, Katar’da, Kosova’da, Bosna-Hersek’te ve daha pek çok coğrafyada engin tecrübesiyle önemli vazifeler ifa etmektedir. Tüm bunların yanı sıra Silahlı Kuvvetlerimiz; - Sınır ötesinden başlayarak hudutlarımızın güvenliğinin sağlanması, - Tüm terör örgütleriyle etkin bir şekilde mücadele edilmesi, - Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunması, Geniş ölçekli tatbikatların icrasından yerli ve millî savunma sanayimizin geliştirilmesine kadar üstlendiği tüm vazifeleri büyük bir başarıyla yerine getirerek İstiklal Harbi’mizden bu yana en kapsamlı ve en etkin faaliyetlerini sürdürmektedir. Bu dönemde, Kara Kuvvetlerimiz de aynı etkinlik ve yoğunlukta sorumluluklarını yerine getirmektedir. KARA KUVVETLERİMİZ ÜLKEMİZİN İFTİHAR KAYNAĞIDIR Gururla ifade etmeliyim ki Kara Kuvvetlerimiz; köklü tarihi yetenekli personeli, üstün teknolojisi ve büyük başarılarıyla ülkemizin iftihar kaynağıdır. Kara Kuvvetlerimizin bulunduğu mümtaz konumunu devam ettirebilmesi için; - Bir yandan sizler gibi vatan, millet ve bayrak aşığı yiğit evlatlarımızı ordumuzun saflarına katıyor; - Diğer yandan da çağımızın en büyük kuvvet çarpanlarından biri olan teknolojik yenilikleri vakit kaybetmeksizin personelimizin kullanımına sunarak, imkân ve kabiliyetlerimizi sürekli geliştiriyoruz. Nitekim, Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik vizyonu ve liderliğinde yerli, millî ve modern savunma sanayimizin ürettiği harp araç gereçleri Silahlı Kuvvetlerimizin gücünü artırırken ülkemiz bu ürünlerin ihracatında da büyük bir sıçrama yaşıyor. Bundan sonra da en büyük gayemiz, ordumuzu; personeliyle teknolojisiyle ve harekât yetenekleriyle, dünyanın en kuvvetli kara güçlerinden biri hâline getirmektir. TERÖR ÖRGÜTÜ DERHÂL VE KOŞULSUZ OLARAK SİLAHLARI TESLİM ETMELİDİR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; tarih boyunca olduğu gibi, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne yönelen her türlü tehdide karşı büyük bir kararlılıkla mücadele etmiş, kendisine verilen görevleri başarıyla yerine getirmiştir. Bugün, ülkemizin huzurunu, güvenliğini ve geleceğini 40 yılı aşkın süredir tehdit eden, terörle mücadelede önemli bir dönüm noktasına ulaşılmıştır. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, aynı şekilde jandarma ve emniyet teşkilatımızın ve güvenlik korucularımızın büyük fedakârlık ve üstün gayretle yürüttüğü mücadele ve operasyonlar sayesinde terör örgütlerinin hareket kabiliyeti büyük ölçüde sınırlandırılarak kritik bir aşamaya gelinmiştir. Elbette ki terörle mücadele, yalnızca silahlı bir mücadele değildir. Bu, aynı zamanda milletimizin iradesini, devletimizin kararlılığını ve güvenlik güçlerimizin fedakârlığını ortaya koyan bir millî duruşun göstergesidir. Bu süreçte, gazi ve muzaffer ordumuz; gece gündüz demeden, en zorlu coğrafyalarda, en çetin şartlarda, her türlü fedakârlığı göze alarak, vatanı için canını ortaya koymuş, gerektiğinde şehit olmuş, gerektiğinde gazilik mertebesine ulaşmıştır. Başta Şehit ve Gazilerimiz olmak üzere kahraman Mehmetçiğin azmi, cesareti ve kararlılığı sayesinde ülkemizi terör belasından arındırma noktasında büyük bir mesafe katedilmiştir. Bugün geldiğimiz noktada; Cumhuriyet tarihinin en uzun ve kapsamlı isyan ve şiddet hareketi olduğunu itiraf eden örgütün; terörle bir yere varılamayacağını, ömrünü tamamladığını ve kendisini feshetmekten başka çaresinin olmadığını geç de olsa anlaması kayda değerdir. Ancak, terör örgütü PKK ve farklı coğrafyalarda ve isimler altında faaliyet gösteren tüm uzantıları (nerede olduklarından bağımsız olarak) bir an önce fesih kararını almalı, derhâl ve koşulsuz olarak silahları teslim etmelidir. Aksi yöndeki hiçbir açıklama ve eylemin bir karşılığı yoktur ve olmayacaktır. Bu kapsamda ateşkes gibi metinde yer almayan hususlar gündeme getirilmemelidir. Zira böyle bir şey asla söz konusu değildir. Nihai hedefimiz; 85 milyon vatandaşımızın ortak temennisi olan terörün sona ermesi, terör örgütlerinin tamamen tasfiye edilmesi ve ülkemize yönelik her türlü tehdidin ortadan kaldırılmasıdır. Bu yüzden sürecin sabote ve suistimal edilmesine veya uzatılmasına müsaade edilmeyecek; temkinli ve rasyonel bir yaklaşım esas alınacaktır. Devletimizin engin tecrübesi ve basiretine herkes güvensin ve vatandaşlarımız bu konuda müsterih olsun. TÜRK ASKERİNİN EN BÜYÜK ÖZELLİĞİ YÜKSEK DİSİPLİN ANLAYIŞIDIR Türk Silahlı Kuvvetleri, stratejik özellikleri nedeniyle tarih boyunca hâkim güçlerin ilgi ve etki odağındaki bu coğrafyanın en güçlü ordusudur. İşte sizler de böylesine köklü, güçlü ve etkin bir ordunun parçası olarak meslek hayatınız boyunca hayati sorumluluklar taşıyacaksınız. Mazisi şan, şeref ve kahramanlıklarla dolu Silahlı Kuvvetlerimizin, sizlerden beklentileri büyüktür. Sizler, ordumuzun bel kemiğini oluşturan Astsubaylar olarak, komuta kademesi ile Mehmetçik arasında kritik roller üstleneceksiniz. Bu kapsamda, siz değerli Astsubaylarıma bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum: - Öncelikle tüm vazifelerinizi; kural ve kaideler çerçevesinde akıl ve sağduyu ile yerine getiriniz. - Bu anlamda ferdi eğitiminiz, mesleki teknik ve taktik bilginiz ile kondisyonunuz, her daim üst düzeyde olmalıdır. - Diğer yandan yapacağınız işlerde, takım çalışmasına önem verin, iş birliği ve dayanışmayı geliştirin, farklı bakış açılarından faydalanın. - Yeri ve zamanı geldiğinde, aziz vatanımız için büyük fedakârlıklar yapmanız isteneceğinin bilincinde olun. - Hiçbir engel veya imkânsızlık, vazifenizi yapmaktan sizi alıkoymamalıdır. - Tüm bunlar için de çalışmak, hayatınızın ana felsefesi sabır ve disiplin ise bu yolda asla vazgeçmeyeceğiniz iki meziyet olmalıdır. Unutmayınız ki kahraman Türk askerinin en büyük özelliği; fedakârlık, azim ve inancının yanı sıra sahip olduğu yüksek disiplin anlayışıdır. Nitekim muzaffer ordumuz; binlerce yıllık şanlı tarihimizden süzülüp gelen ve askerliğin temeli olan kurallardan yani disiplinden ve mutlak itaat anlayışından asla taviz vermeden millî, manevi ve mesleki değerlerimiz doğrultusunda, asil milletimizin güvenine layık bir şekilde görevlerini sürdürmektedir. Bu esaslar doğrultusunda sizlerin de görevlerinizi büyük bir şevk ve heyecanla ve üstün bir disiplinle yerine getirerek Kara Kuvvetlerimize ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize önemli katkılar sağlayacağınıza yürekten inanıyorum. Kara Astsubay Meslek Yüksekokulumuzun Değerli Komutanları, Seçkin Öğretim Üyeleri ve Kıymetli Personeli; sizlerin tecrübesi, engin bilgi ve birikimiyle icra edilen eğitim-öğretim faaliyetleri; Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaç duyduğu yüksek donanımlı personelin yetişmesi açısından kritik öneme sahiptir. Yoğun gayretleriniz, heyecan ve motivasyonunuz; burada eğitim alan her bir Astsubayımıza, ordumuza en iyi katkıları vermesi ve kendi başarı hikâyesini yazabilmesi bakımından örnek teşkil etmektedir. Bu sorumluluğun bilincinde olarak sizlerin, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da Astsubaylarımızı, en iyi şekilde yetiştirmenizi beklediğimi, özellikle ifade etmek istiyorum. Çabalarınız için her birinize teşekkür ediyorum. Kahraman Astsubaylarımızın Çok Kıymetli Aileleri; en değerli hazineleriniz olan evlatlarınız, büyük bir emekle sürdürdükleri eğitimlerini başarıyla tamamlayarak mezun olmanın gururunu yaşıyorlar. Bu özel ve anlamlı günde, onların mutluluğunu paylaşırken, onlara daima rehber olan siz kıymetli ailelerimizin de bu başarıda büyük bir payı olduğunu özellikle ifade etmek isterim. Bu vesileyle, tüm annelerimizin ve kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü’nü de bir kez daha içtenlikle kutluyorum. Sevgileri, şefkatleri ve fedakârlıklarıyla hayatı güzelleştiren kadınlarımız, nice yiğit vatan evladını yetiştirerek, nice zorluklara göğüs gerip büyük başarılar elde ederek ülkemize güzide katkılar sunmaktadırlar. Varlıkları ve emekleri için hepsine minnettarız. Sonuç olarak “Türkiye Yüzyılı”nda daha büyük, daha güçlü bir Türkiye ve Türk Silahlı Kuvvetleri için çalışmalarımızı artan bir şevk ve gayretle sürdürmeye devam edeceğiz. Sözlerime son verirken; - Mete Han’dan Sultan Alparslan’a Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadar ki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. - Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, - Gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Bu duygu ve düşüncelerle, mezun olan kıymetli Astsubaylarımızı başarılarından dolayı bir kez daha kutluyor, gözlerinden öpüyor; değerli misafirlerimizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Kahraman Astsubaylarım, yolunuz ve bahtınız açık, bileğiniz kuvvetli, gücünüz daim olsun. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

68,346 views • 1 year ago

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Şırnak’ta şehitlerimizin kıymetli aileleri ve kahraman gazilerimizle iftarda bir araya geldi. Bakan Yaşar Güler, beraberinde TSK Komuta Kademesi ile katıldığı iftar yemeğinde konuşma yaparak şunları söyledi: ŞIRNAK, SAHİP OLDUĞU YÜKSEK POTANSİYELİ ORTAYA KOYMAYA BAŞLADI Birlik ve beraberliğimizin simgesi, misafirperver insanların memleketi güzel Şırnak’ımızda bu güzide iftar sofrasında sizlerle birlikte bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor; sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sizlerin şahsında, buradan tüm Şırnaklı kardeşlerime, saygılarımı sunuyor; selamlarımı gönderiyorum. Şırnak, birçok alanda sahip olduğu imkânları, yetenekleri ve zenginlikleriyle ülkemizin yükselen marka kentlerinden biridir. Son yıllarda devletimizin hemen her alanda attığı adımlarla şehrimiz, sahip olduğu yüksek potansiyeli ortaya koymaya başladı. En başta hükûmetimizin yatırımları ve belediyemizin çalışmalarıyla şehrin çehresi baştan sona değişti. GABAR’DA ÇIKARILAN PETROL, ÜLKEMİZİN ENERJİ KONUSUNDAKİ BAĞIMSIZLIĞINA KATKI SUNUYOR Şehrimiz, geniş imkân ve olanaklarının yanı sıra yapılan yatırımlarla büyük bir gelişim kaydederek cazibe merkezi haline geldi. Şırnak, en başta sahip olduğu zengin enerji kaynaklarıyla, şimdiden bölgesinde lider konumda olduğunu açıkça gösterdi. Gabar’da her geçen gün artan varil miktarıyla çıkarılan petrol, şehrin ve ülkemizin enerji konusundaki bağımsızlığına hayati bir katkı sunmaktadır. Yeni kuyular açıldıkça Şırnak daha da çok kalkınacak ve bu da şehrimizde istihdamın ve refahın artmasını sağlayacaktır. Aynı şekilde Şırnak İl Özel İdaremizin sürdürülebilir ve çevre dostu enerji kullanımına yönelik en üst seviyede gerçekleştirdiği çalışmalar, şehrimizin yenilebilir enerji alanındaki potansiyeline ciddi katkılar sağlamaktadır. Şırnak’ta sadece son bir yılda; - Ulaştırmada yeni yolların yapımı, köylere ulaşım imkânlarının geliştirilmesi, - Sağlıkta doktor atamaları ve yeni tıbbi cihazlarla sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi, - Eğitimde yeni dersliklerin yapılması ve öğrencilere yönelik özel kursların verilmesi, - Sanayi ve üretimde sanayi siteleri ve tekstil atölyelerinin kurulması gibi şehrimizin kalkınmasına yönelik pek çok icraat hayata geçirildi, geçiriliyor. Tüm bu yatırımlar ve sahip olduğu stratejik konumuyla Şırnak’ın ticaret hacminin daha fazla artmasını bekliyoruz. SPORCULARIMIZIN BAŞARILARI ŞIRNAK’IN TANITIMINA KATKI SAĞLIYOR Öte yandan Türkiye’nin en genç ikinci nüfusuna sahip Şırnak’ta sporcularımızın farklı branşlarda elde ettiği başarılar ise şehrin tanıtımına ayrı bir katkı sağlamaktadır. Bu hususta Gençlik ve Spor Bakanlığımız da geniş bir sporcu potansiyeli olan şehrimize verdiği destekler ve yaptığı birbirinden değerli icraatlarla Şırnak’ın bu alandaki yükselişine değerli katkılar sağlamaktadır. Bu nedenle; Sayın Gençlik ve Spor Bakanı’mıza, katkılarından dolayı şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca; tarım ve hayvancılık alanında da Şırnak, büyük bir sıçrama içerisinde. Tarım ve Orman Bakanlığımız, tarımsal üretimi artırmak için çok kıymetli projeler hayata geçirmekte, çiftçilerimize yönelik ciddi destekler sağlamaktadır. Bu sayede Şırnak’ın zirai verimliliği artarken kırsal kalkınma ve bölge ekonomisi de güçlenmektedir. VAKUR DURUŞUNUZLA MİLLETİMİZİN BAŞTACI OLDUNUZ Hepinizin bildiği üzere Şırnak’ımız yıllarca terörün gölgesinde kaldı. Şu an yaptığımız tüm atılımlar, işte bu kayıp yılların telafi edilmesi ve Şırnak’ın hak ettiği seviyeye bir an önce ulaşması içindir. Bugüne kadar yurt içinde ve sınır ötesinde, kahraman Mehmetçiğimiz, Güvenlik Kuvvetlerimiz, Korucularımız emsalsiz bir mücadele sergilediler. Şüphesiz bu mücadelenin baş kahramanları aziz şehitlerimiz ve cesaret timsali gazilerimizdir. Onlar vatanımız için büyük bedeller öderken onların emaneti olan siz değerli aileleri de bu bedelin yükünü üstlendiniz. Fedakârlıklarınız, sabrınız ve vakur duruşunuzla milletimizin baş tacı oldunuz. Yaptıklarınızın hiçbir karşılığı olmasa da devlet ve millet olarak her zaman yanınızda olmaya devam edeceğiz. Elbette ki bu süreçte terörle mücadelede elde edilen büyük başarılarda, siz Şırnaklı kardeşlerimin fedakârlık ve özverisini özellikle vurgulamak gerekir. Unutulmamalıdır ki milletimizin birliği ve kardeşliği, terörle mücadelede en önemli gücümüz olmuştur. TERÖR ÖRGÜTÜNÜN BASKILARINA BOYUN EĞMEYEN BÖLGE HALKINA TEŞEKKÜR EDİYORUM Eğer bugün Şırnak’ta güvenlik, istikrar ve barış hâkim olduysa işte bu kahraman ordumuz ve güvenlik güçlerimiz ile siz değerli Şırnaklı hemşehrilerimizin ve bölge halkımızın üstün dayanışması sayesindedir. Bu vesileyle terör olaylarının ülkemize verdiği zararlar karşısında sabırla devletinin yanında yer alan, terör örgütünün baskılarına boyun eğmeyen ve bu tutumu ile söz konusu girişimlerin boş bir çaba olduğunu gösteren sizlere ve cefakâr bölge halkımıza teşekkür ediyorum. TERÖR ÖRGÜTÜNÜN SİLAHLARI TESLİM ETMESİ ŞARTTIR Ortaya çıkan yeni sürecin başarısı için de birlik ve beraberliğimize yönelik kararlı tutumlarınızın büyük önem taşıdığını özellikle belirtmek istiyorum. Bunun için de silah bırakma talimatı alan terör örgütünün tüm uzantılarıyla birlikte “amasız, fakatsız” bir an önce fesih kararını alması, derhâl ve koşulsuz olarak silahları teslim etmesi şarttır. Aksi yöndeki hiçbir açıklama ve eylemin karşılığı yoktur. Bir kez daha belirtmek isterim ki, sürecin sabote edilmesine ve uzatılmasına müsaade edilmeyecektir. Nihai hedefimiz; 86 milyon vatandaşımızın ortak temennisi olan terörün sona ermesi, terör örgütlerinin tamamen tasfiye edilmesi ve ülkemize yönelik her türlü tehdidin ortadan kaldırılmasıdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde “Terörsüz bir Türkiye”ye ulaşmamız; sadece ülkemizin değil bölgemiz ile dünyanın barış, huzur ve istikrarına katkı sağlayacak yatırımların artmasıyla ekonomik büyümeyi destekleyecek ve refah seviyesini yükseltecektir. Siz Şırnaklı hemşerilerim ile beraber, geleceğe emin adımlarla yürüyecek ve hep birlikte Şırnak’ı daha da ileriye taşırken, ülkemizin gücüne de güç katacağız. Bu gece idrak edeceğimiz Mübarek Kadir Gecesi’nin hayırlara vesile olmasını diliyor, Ramazan Bayramı’nızı da şimdiden kutluyorum. Göstermiş olduğunuz sıcak ilgi ve misafirperverlik için minnettarlığımı ifade ediyor; sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

74,564 views • 1 year ago

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde TSK komuta Kademesi ile gittiği Samsun’da 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Tütün İskelesi'nde düzenlenen törene katıldı. TCG ANADOLU gemisi ile Samsun’a çıkan gençlerin karşılandığı törene, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak da katıldı. Törende konuşan Bakan Yaşar Güler gençlere hitaben şunları söyledi: 19 MAYIS, BİR KEZ DAHA ŞAHA KALKIŞIN BAŞLANGICIDIR 19 Mayıs gibi tarihî bir günde donanmamızın gözbebeği TCG ANADOLU ile kutlu bir yolculuk yapan siz kıymetli gençlerimizle Millî Mücadele’mizin ilk adımının atıldığı Samsun’da birlikte bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyduğumu özellikle ifade etmek istiyorum. Sözlerimin başında asil milletimizin bağımsızlık aşkıyla verdiği mücadelenin sembolü olan 19 Mayıs’ın 106’ncı yıl dönümünde Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nızı en içten dileklerimle kutluyorum. 19 Mayıs, asil milletimizin yüksek onur ve asaleti ile Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde tarih sahnesinde bir kez daha şaha kalkışının başlangıcıdır. Öyle ki bütün umutların tükenmeye başladığı bir dönemde Mustafa Kemal Atatürk “Türk milleti için esaretle yaşamaktansa ölmek daha iyidir.” diyerek ülkemizin bu güzide şehri Samsun’a çıkmış, bağımsızlık ve özgürlük mücadelemizin meşalesini de burada yakmıştır. Bu kutlu meşalenin ışığında kısa sürede ülkemizin dört bir yanında milletimizin topyekûn direnişi ortaya çıkmış, cesaret ve fedakârlıkla yürütülen Millî Mücadele’miz, Cumhuriyetimizin ilanıyla taçlanmıştır. ÇOK ANLAMLI VE MÜSTESNA BİR FAALİYET Böylesine eşsiz bir fedakârlığı ortaya koyan atalarımızın torunları olan siz gençlerimizin 19 Mayıs gibi kutlu bir günün yıl dönümünde İstanbul’dan Samsun’a gelmeniz de çok anlamlı ve müstesna bir faaliyettir. Zira 19 Mayıs “Bütün ümidim gençliktedir.” diyen Atatürk’ün aydınlık geleceğimiz ile Türkiye Cumhuriyeti’nin teminatı olan genç nesillere duyduğu güven ve inancın da simgesidir. Bugün bizler Samsun’da ortaya konan azim ve kararlılıktan ilham alıyor, yarınlarımızın güvencesi olan siz gençlerimizle birlikte “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimize ulaşmak için sarsılmaz bir iradeyle yolumuza devam ediyoruz. Küresel sorunların ve devletlerarası gerginliklerin had safhaya çıktığı günümüzde, her alanda büyük değişim ve dönüşümler yaşanmaktadır. Risk ve tehditlerin öngörülemez olduğu bu kaotik süreçte, özellikle savunma ve güvenlik teknolojilerinin yerli ve millî imkânlarla elde edilmesi ve geliştirilmesi, bekamız açısından bir zorunluluk hâlini almıştır. Bu stratejik yaklaşım ile ülkemiz Sayın Cumhurbaşkanı’mızın kararlı tutumu ve liderliğinde savunma sanayinde yaptığı yatırımlarla büyük bir sıçrama yakalamış, sahip olduğu imkân ve kabiliyetleriyle dünya çapında övgü ve gıptayla takip edilen bir seviyeye ulaşmıştır. SİLAH SİSTEMLERİMİZ PEK ÇOK ÜLKE TARAFINDAN TAKDİR GÖRÜYOR Nitekim bugün sizler; 19 Mayıs’ın izinde yerli ve millî savunma sanayimizin en güçlü sembollerinden biri ve millî gururumuz olan TCG ANADOLU gemisiyle bir seyahat gerçekleştirdiniz. TCG ANADOLU gibi kendi klasmanının lideri bu gemimizin yanı sıra karada, denizde ve havada ihtiyacımız olan silah sistemlerimiz operasyonel başarılarıyla pek çok ülke tarafından takdir görmekte ve satın alınmaktadır. Bu sistemlerimiz, terörle mücadele başta olmak üzere çok boyutlu tehditler karşısında ülkemizin güvenliğinin korunmasında ve ordumuzun caydırıcı gücünde çarpan etkisi sağlamaktadır. EN BÜYÜK PAY ŞEHİTLERİMİZİN VE GAZİLERİMİZİNDİR Terörle mücadelede elde ettiğimiz başarılarda ve “Terörsüz Türkiye” hedefimize doğru ilerlememizde şüphesiz en büyük pay vatan, millet ve bayrak uğruna canları pahasına mücadele eden aziz şehitlerimiz ve kahraman gazilerimiz ile onların fedakâr ve cefakâr ailelerine aittir. Bu vesileyle kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizin tüm seçkin personeline kahraman jandarma ve polis teşkilatımıza, gözü pek güvenlik korucularımıza, ülkemizin birliği ve dirliği için gösterdikleri gayretlerden dolayı teşekkür ediyorum. Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor, gazilerimize sağlık ve esenlikler diliyor kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımızı sunuyorum. Elbette ki gençlerimize de önemli görev ve sorumluluklar düşmektedir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, gençliğe hitaben söylediği “Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.” sözünden ilham alan siz gençlerimiz bilmelisiniz ki; birliğimizin özgürlüğümüzün ve geleceğimizin teminatı sizlerin bu ülkeye olan inancı ve gayretiyle mümkündür. Şurası muhakkaktır ki ülke olarak sahip olduğumuz eşsiz mirası ayrım gözetmeden, hep birlikte yaşatmak zorundayız. Sevgi, saygı, hoşgörü ve uzlaşma ortamı içinde üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir sorunumuz yoktur. Dolayısıyla artık birlik ruhuna, kardeşliğe ve aydınlık dolu ortak bir geleceğe doğru güçlü bir adım atıyoruz. Bu yolculukta siz değerli gençlerimizi ve ülkemizin her köşesinde yaşayan vatandaşlarımızı, bizi biz yapan değerler etrafında daha sıkı kenetlenmeye ve ülkemizi daha güçlü yarınlarına hep birlikte taşımaya davet ediyorum. TÜRK SAVUNMA SANAYİSİNİ DAİMA ÖNDE TUTMAYI HEDEFLİYORUZ Ülkemizin başta savunma güvenlik olmak üzere her alanda elde ettiği birbirinden kıymetli başarıların daha da geliştirilmesi ve geleceğin ihtiyaçlarına göre bu alandaki üretim imkânlarımızın en üst seviyelere çıkarılmasına yönelik çalışmalarımızı büyük bir gayretle sürdürüyoruz. Bugün ve gelecek için; uzay tabanlı teknolojilerden yapay zekâ sistemlerine sürü algoritmalarından otonom platformlara kadar pek çok alanda kapasitemizi geliştirerek ve derinleştirerek Türk savunma sanayisini daima bir adım önde tutmayı hedefliyoruz. Biliyoruz ki tüm bu çalışmaların merkezinde artık sizler varsınız ve sizler olacaksınız. Bunun için de kabiliyetlerinizi, ilgi alanlarınızı ve potansiyelinizi keşfedin. Başarıya ulaşmanızın ilk ve en önemli adımı bu olacaktır. Eğitim, sizi istediğiniz hedeflere ulaştıracak en önemli unsurdur. Çalışmak ise başarmanın yarısıdır. Çünkü başarı; her gün uygulanan birkaç basit disiplinden başka bir şey değildir. Sabırlı olun ve uzun vadeli başarı için sürekli çaba gösterin. Unutmayınız ki taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir. Size şunu da hatırlatmak isterim ki; Türkiye’nin hayalleri, sizin hayallerinizle örtüştüğü zaman ülkemiz daha da güçlü olacaktır. BİRLİKTE YÜRÜDÜĞÜNÜZDE GÜÇLÜSÜNÜZ Her birinizin farklı bir disiplinden geliyor olması, işte bu yüzden çok kıymetli. Çünkü teknoloji dediğimiz şey artık tek bir alana ait değil. Yani siz sadece alanınızda değil, birbirinizle birlikte yürüdüğünüzde güçlüsünüz. Bu yüzden farklı bakış açılarını büyük bir merakla takip edin. Şu bir gerçek ki bilim ve teknoloji ile ilgilenen ve yeni proje ve buluşlara imza atan siz gençlerimiz, her şeyin baş döndürücü bir hızla değiştiği bu teknoloji çağında, ülkemizin geleceğinin de teminatısınız. Elde edeceğiniz bilgi birikimi, enginlere ulaşacağına inandığım ufkunuz ve yeteneklerinizi birleştirdiğinizde ortaya çıkacak proje ve ürünlerin, ülkemize ve ordumuza müstesna katkılar sağlayacağından asla şüphem yok. CUMHURİYETİMİZİ DAHA DA YÜKSELTECEKSİNİZ Geçmişle gelecek arasında kurduğumuz bir hatıra mahiyetindeki bu yolculuk sırasında “ben yokum, biz varız” diyen kahraman atalarımızın fedakârlığını ve 19 Mayıs ruhunu bir kez daha anladığınıza inanıyorum. Bakın, bugün sizler ülkemizin 81 şehrinden geldiniz, ama şu anda aynı gemidesiniz ve ortak bir ülküyle hareket ediyorsunuz. Yakın bir gelecekte de ülkemizin yönetiminde söz sahibi olacak ve Cumhuriyetimizi daha da yükselteceksiniz. Asla unutmayın ki binlerce şehit ve gazi vererek türlü sıkıntı ve yokluklar içinde büyük özveriyle kurulan Türkiye Cumhuriyeti sizlere emanettir. Bu değerli emaneti yaşatarak sonsuza kadar korumak ve gelecek nesillere en iyi şekilde aktarmak en önemli görev ve sorumluluğumuzdur. Dolayısıyla bu yolculuktan sadece anılarla değil ifade etmiş olduğum esaslar çerçevesinde büyük bir sorumluluk duygusuyla döneceğinize yürekten inanıyorum. Bu vesileyle başta Millî Mücadele’mizin önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere şanlı ecdadımızı, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi bir kez daha rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum. Bu güzide projenin hayata geçirilmesi ve farklı branşlardan siz gençlerimizin bir araya getirilmesinde emeği geçen başta Sayın Gençlik ve Spor Bakanımız olmak üzere katkıda bulunan herkese teşekkür ediyor; siz kıymetli gençlerimize de sağlık, başarı ve esenlikler diliyorum. TCG ANADOLU’nun kahraman personeline de diyorum ki “Denizleriniz sakin, pruvanız neta, yolunuz ve bahtınız açık olsun.” Kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

44,797 views • 1 year ago

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler; beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ile Bayram Namazını Çanakkale’deki Amfibi Kolordu Komutanlığında kıldı. Bayramlaşmanın ardından Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan da Bakan Yaşar Güler’in telefonuyla Amfibi Kolordu Komutanlığında görevli personele seslenerek bayramlarını tebrik etti. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan Bahriyelilerimize hitaben şunları söyledi: ORDUMUZUN HER BİR MENSUBUNUN BAYRAMINI YÜREKTEN KUTLUYORUM Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kıymetli mensupları, kahraman Bahriyelilerimiz. Sizleri en kalbi duygularla, muhabbetle selamlıyorum. Amfibi Kolordu Komutanlığımı ve Deniz Kuvvetlerimizin güzide birliklerinde vazife icra eden tüm askerlerimizin, her bir personelimizin Ramazan Bayramı’nı tebrik ediyorum. Sizlerin şahsında yurt içinde, sınırlarımızda, bölgemizde ve dünyanın farklı ülkelerinde fedakarca görev yapan ordumuzun tüm mensuplarının ve ailelerinin bayramını yürekten kutluyorum. Bin yıldır vatanımızın bekası, milletimizin istikbal ve istiklali uğrunda canlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmetle yâd ediyorum. Bu ülke için gözlerini kırpmadan nice bedeller ödeyen tüm gazilerimize şahsın ve milletim adına şükranlarımı sunuyor, kendilerine ve ailelerine aynı şekilde hayırlı bayramlar diliyorum. AMFİBİ KOMANDOLARIMIZLA KIYILARIMIZ ARTIK ÇOK DAHA GÜVENLİ Amfibi Kolordu Komutanlığımızın kıymetli mensupları; sizler her karışında bir aslanın, bir yiğidin yattığı mukaddes bir vatan toprağında, Çanakkale’de görev yapıyorsunuz. Bugüne kadar çevre denizlerimizde üstlendiğiniz görevlerin yanı sıra Arnavutluk, Afganistan, Kosova, Lübnan ve Libya’da yakın zamanda başarıyla icra ettiğiniz insani yardım, uluslararası destek, tahliye ve afet yardım harekatlarında üstün gayretler sergilediniz. Hali hazırda Suriye ve Irak’ın kuzeyinde devam eden teröristle mücadele operasyonları ile birlikte Arnavutluk, Libya, Azerbaycan ve Katar’da barış ve güvenliğin tesisine önemli katkılar sunuyorsunuz. Önümüzdeki Temmuzdan itibaren bir yıl süreyle NATO Çıkarma Kuvveti Komutanlığı görevini de inşallah yine ordumuza yakışır şekilde başarıyla deruhte edeceksiniz. İnşallah Amfibi Komandolarımızla kıyılarımız artık çok daha güvenli, çok daha istikrarlı olacak. Mavi Vatan’ın muhafazası ve müdafaasındaki üstün gayretleriniz dolayısıyla her birinizi tebrik ediyor, Bahriyelilerimizin her birinin alnından öpüyorum. Denizleriniz sakin, yolunuz ve bahtınız açık olsun diyorum. Bu düşüncelerle sizlerin ve kahraman ordumuzun tüm mensuplarının Ramazan Bayramını bir kez daha can-ı gönülden tebrik ediyorum, şehitlerimizin tekrar rahmetle anıyor, şehit ailelerimize, gazilerimize ve aziz milletimize hayırlı bayramlar diliyorum. Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun. Kalın sağlıcakla… BAKAN YAŞAR GÜLER, BAHRİYELİLERE HİTAP ETTİ Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ardından Bakan Yaşar Güler de Bahriyelilerimize hitaben şunları söyledi: MİLLETİMİZ BAYRAMLARI HUZUR İÇERİSİNDE GEÇİRMESİ İÇİN FEDAKÂRLIKLA GÖREV YAPIYORSUNUZ Ramazan Bayramı vesilesiyle Amfibi Kolordu Komutanlığımızda Sayın Genelkurmay Başkanımız ve Kuvvet Komutanlarımızla birlikte sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir mutluluk duyduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum. Bu anlamlı günün maneviyatına uygun olarak sevdiklerinizle birlikte sağlık ve mutluluk dolu nice bayramlar geçirmenizi temenni ediyor, bu vesileyle Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyorum. Bayramlar; milletimizi bir arada tutan, bizi biz yapan köklü değerlerin en güzel yansımalarıdır. Millî kimliğimizi ve karakterimizi oluşturan bu kıymetli mirası koruyarak gelecek nesillere aktarmak hepimize düşen önemli bir sorumluluktur. Aziz vatanımızın bekası ve güvenliğinin en güçlü teminatı olan sizler de asil milletimizin bayramları huzur içerisinde geçirmesi için sevdiklerinizden uzakta fedakârlıkla görev yapmaktasınız. Ortaya koyduğunuz görev ve sorumluluk bilinci ile üstün gayretleriniz, her türlü takdirin üzerindedir. Sizlerin şahsında şu anda yurt içinde ve sınır ötesinde özveriyle görev yapan tüm kahraman silah ve mesai arkadaşlarımı canı gönülden tebrik ediyor, her birinin gözlerinden öpüyorum. ÜLKEMİZİN BÖLGESİNDE VE DÜNYADAKİ ÖNEMİ ARTIYOR Yakın çevremiz başta olmak üzere dünya genelinde yaşanan gelişmeler, risk ve tehditleri de beraberinde getirirken ülkemizin bölgesinde ve dünyadaki önemini daha da artırmaktadır. Böylesine stratejik ve hassas bir coğrafyada var olabilmek, her alanda hak ve menfaatlerimizi koruyabilmek aynı zamanda dünya barış ve istikrarına katkı sunabilmek için güçlü bir orduya sahip olmak zorundayız. Bu güçlü ordu da elbette ki personeliyle, teknolojik imkân ve kabiliyetleriyle karada, denizde, havada, uzayda ve siber alanda her an harekâta hazır, etkin ve caydırıcı nitelikleri haiz olmalıdır. Ülkemizin uluslararası arenadaki etkinliğinin her geçen gün arttığı, küresel güvenlik mimarisinin ve müzakere masalarının vazgeçilmez bir aktörü haline geldiği bu hassas dönemde Bakanlık olarak gece gündüz demeden, büyük bir azim ve kararlılıkla görevlerimizi yerine getirmekteyiz. Belirlediğimiz çok yönlü savunma-güvenlik politikası çerçevesinde ve sizlerin kahramanlık ve fedakârlıklarıyla Cumhuriyet tarihimizin en yoğun ve en etkili faaliyetlerini icra eden şanlı ordumuz; - Hudutlarımızı en etkin tedbirlerle korumakta, - Terörle mücadelede büyük başarılar elde etmekte, - Mavi ve Gök Vatanımızda hak ve menfaatlerimizin muhafazasına yönelik faaliyetlerini de başarıyla sürdürmektedir. Bu faaliyetlerinin yanı sıra başta Kıbrıs olmak üzere Azerbaycan’da, Libya’da, Katar’da, Somali’de, Kosova’da, Bosna Hersek’te ve daha birçok coğrafyada kardeş, dost ve müttefik ülkelerin haklı davasına destek vermekte, küresel barış ve istikrara katkı sağlamaktadır. Ayrıca şanlı ordumuz bu faaliyetlerle eş zamanlı olarak bugüne kadarki en büyük ve en geniş katılımlı tatbikatları da gerçekleştirmektedir. Ordumuzun böylesine kritik görevleri başarıyla ifa edebilmesi, gücünü ve etkinliğini sürdürebilmesi için bizler de yerli, millî ve modern savunma sanayi ürünleriyle ordumuzun imkân ve kabiliyetlerini mütemadiyen geliştiriyoruz. KIBRIS’TA İKİ AYRI DEVLET, İKİ AYRI HALK OLDUĞU GERÇEĞİYLE HAREKET EDİLMESİ GEREKTİĞİNİ HATIRLATIYORUZ Ülkeler arasındaki kriz ve sorunların çözülmesi için uluslararası hukuku ve barışı esas aldığımızı her fırsatta dile getiriyoruz. Nitekim komşumuz Yunanistan ile aramızdaki sorunların çözümüne de bu esaslar çerçevesinde yaklaşıyor, ilişkilerimizin geliştirilmesi için önemli adımlar atıyoruz. Ancak, kimi zaman bazı Yunan yetkililerin ülkelerimiz arasındaki ilişkileri sabote edebilecek söz ve davranışlar sergilediğine şahit oluyor, bu provokatif yaklaşımları asla kabul etmeyeceğimizi ifade ediyoruz. Çözüm odaklı ve samimi bir tutumun, ülkelerimiz arasındaki sorunların giderilmesi için önemli bir adım olacağına inanıyoruz. Yine aynı şekilde bazı muhataplarımızın Kıbrıs konusunda da tarihî ve mevcut gerçeklere uygun olmayan, 50 yıl öncesinden kalma ve miadı dolmuş söylemleri bıkmadan usanmadan dile getirmelerine şahit oluyoruz. Muhataplarımızı artık konuya çözüm odaklı, makul ve mantıklı bir şekilde yaklaşmaya davet ediyoruz. Kendilerine, uluslararası kamuoyunda da açıkça dile getirilmeye başlandığı gibi tek ve kesin çözümün Ada’da iki ayrı devlet, iki ayrı halk olduğu gerçeğiyle hareket edilmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyoruz. Unutulmamalıdır ki adalet üzerinde yükselen bir iş birliğinin kaybedeni olmaz. AMFİBİ KOLORDU KOMUTANLIĞIMIZI KURARAK HAREKÂT KABİLİYETİMİZİ VE OPERASYONEL ETKİNLİĞİMİZİ DAHA DA ARTIRDIK Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin enginlere ulaşması ve hakkını hukukunu koruması için güçlü bir donanmaya sahip olmamız gerektiğinin bilincindeyiz. Deniz Kuvvetlerimiz; yüksek eğitim seviyesi teknolojik donanımı ve caydırıcılığıyla sadece bölgemizin değil dünyanın da en saygın deniz güçlerinden biridir. Donanmamızın etkinliğinde, bahriyemizin seçkin unsurlarından biri ve stratejik bir kuvvet çarpanı olan amfibi birliklerimizin müstesna bir yeri bulunmaktadır. Nitekim amfibi birliklerimize verdiğimiz önem neticesinde Amfibi Görev Grubu Komutanlığımızın yanında Amfibi Kolordu Komutanlığımızı da kurarak harekât kabiliyetimizi ve operasyonel etkinliğimizi daha da artırdık. Amfibi Kolordu Komutanlığımızın da varlığıyla Ege ve Doğu Akdeniz’deki menfaatlerimizin korunması oldubittilere asla müsaade edilmemesi noktasında artık daha güçlü, etkin ve daha caydırıcı bir seviyede olduğumuzu gururla ifade etmeliyim. Ayrıca Amfibi birliklerimiz, denizlerdeki görevlerinin yanı sıra Suriye’de ve diğer terörle mücadele bölgelerinde de kritik vazifeler üstlenmektedirler. SİZLER VARKEN DENİZLERİMİZ EMİN ELLERDE Şanlı Türk Bahriyesinin Kahraman Mensupları; mevcudiyetiniz, milletimize huzur dosta güven, düşmana korku vermektedir. Hiç şüphemiz yoktur ki sizler varken denizlerimiz emin ellerdedir. Türk Amfibi Kuvvetleri olarak üstün muharebe tecrübeniz, yüksek eğitim seviyeniz ve disiplin anlayışınız ile dünyada mümtaz bir konumdasınız. Ordumuzun her alanda etkin olduğu bu dönemde, siz kahraman denizcilerimiz üstün niteliklerinizle birbirinden kritik görevler icra etmektesiniz. Sizler gibi cesur, fedakâr ve görevlerini büyük bir kabiliyet ve kararlılıkla yerine getiren personeliyle gücüne güç katan Deniz Kuvvetlerimiz; Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihî süreçte “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimiz doğrultusunda, - Denizlerimizdeki hak ve menfaatlerimizi korumaya, - Kendisine verilen her türlü görevi büyük bir başarıyla gerçekleştirmeye, - Şanlı sancağımızı dünya denizlerinde dalgalandırmaya ve asil milletimizin gururu olmaya devam edecektir. Türk Denizlerinin Yılmaz Koruyucuları, Kahraman Bahriyeliler; Sizler, Çaka Bey’den Barbaros Hayrettin Paşa’ya, Piri Reis’ten Kılıç Ali Paşa’ya kadar büyük denizcilerimizden aldığınız ilhamla bugüne kadar üstlendiğiniz tüm görevleri başarıyla yerine getirdiniz. Bundan sonra da ülkemizin ve asil milletimizin hak ve menfaatleri için görev ve sorumluluklarınızı hakkıyla icra edeceğinize yürekten inanıyor, görevlerinizde üstün başarılar diliyorum. Bu vesileyle; Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Barbaros Hayrettin Paşa’ya, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyor; cennet vatanımızda bu mutlu bayram günlerini, huzur ve güvenlik içerisinde geçirmemizde en büyük pay sahibi olan aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum. Hayatta olan fedakâr gazilerimiz ile şehit ve gazi ailelerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Sizlerin ve aile bireylerinizin Ramazan Bayramı’nı bir kez daha kutluyor, sevdiklerinizle birlikte huzur dolu bir bayram geçirmenizi temenni ediyor, kıymetli ailelerinize selamlarımı gönderiyorum. Kahraman Bahriyeliler, Denizleriniz sakin, pruvanız neta; yolunuz ve bahtınız açık olsun. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

84,586 views • 1 year ago

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Bakan Yardımcısı Salih Ayhan ile "NATO'nun Ankara Zamanı: Dayanıklı Bir İttifak İçin Stratejik Konumlanma" konulu konferansa katıldı. İletişim Başkanlığı ve SETA Vakfı iş birliği ile düzenlenen panelde konuşan Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: TÜRKİYE NATO’DA BELİRLEYİCİ AKTÖRLERDEN BİRİ HÂLİNE GELDİ Bugün Türkiye’nin NATO’ya katılışının 74’üncü yılı vesilesiyle düzenlenen bu anlamlı panelde sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Öncelikle nazik davetiniz için teşekkür ediyor, böylesine mühim bir organizasyonun düzenlenmesinde emeği geçen Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımıza ve SETA Vakfımıza teşekkürlerimi sunuyorum. Bu vesileyle İttifak’ın bugüne kadar geçirdiği dönüşümü, Türkiye’nin bu süreçte üstlendiği stratejik rolü ve değişen güvenlik ortamı karşısında NATO’nun gelecek dönem vizyonuna ilişkin değerlendirmelerimizi paylaşmak için kıymetli bir zeminde buluştuğumuza inanıyorum. NATO kurulduğu 1949 yılından bu yana üye ülkelerin güvenliğini korumayı hedefleyen kolektif savunma ilkesini kurumsallaştıran ve uluslararası güvenlik mimarisinin en köklü ve en uzun ömürlü ittifakı olarak varlığını sürdürmektedir. Tarih boyunca birçok ittifak kurulmuşsa da bir kısmı kısa sürede dağılmış bir kısmı ise değişen tehdit ortamı karşısında işlevsiz hâle gelmiştir. NATO ise farklı dönemlerin meydan okumalarına uyum sağlayabilen siyasi dayanışmasını koruyabilen ve askerî caydırıcılığını sürekli yeniden üretebilen yüksek kapasiteye sahip bir yapı olarak varlığını devam ettirmiştir. Bu yönüyle NATO askerî bir ittifak olmanın ötesinde değişen güvenlik ortamına hızlıca entegre olabilen dinamik ve sürdürülebilir bir güvenlik mimarisi olarak öne çıkmıştır. Türkiye ise 1952 yılında İttifak’a katıldığından bu yana bu büyük kurumsal mimarinin yalnızca bir parçası olmamış kararları etkileyen, risk üstlenen, sahada sonuç üreten ve müttefiklerin güvenliğine doğrudan katkı sağlayan belirleyici aktörlerinden biri hâline gelmiştir. Bu çerçevede ülkemiz sahip olduğu jeostratejik konumu, yüksek askerî kapasitesi ve kriz bölgelerine coğrafi yakınlığı ile NATO’nun kolektif savunma yapısının güneydoğu kanadında cephe ülkesi olarak başladığı üyelik sürecinde artık kendisini merkez ülkelerinden biri olarak konumlandırmaktadır. TÜRKİYE SAHADA BELİRLEYİCİ KATKILAR SUNDU Elbette, İttifak’ın bugüne kadar artarak gelişen güçlü yapısının nasıl şekillendiğini daha iyi anlayabilmek için NATO’nun tarihsel gelişim sürecine kısaca bakmak da yerinde olacaktır. Bu bağlamda NATO 1949 yılında imzalanan Vaşington Antlaşması’nın 5’inci maddesi çerçevesinde bölgesel ve küresel gelişmelere göre dönüşümünü sağlayarak tarihin bugüne kadar görmüş olduğu en önemli ittifak özelliğini kazanmıştır. İttifak, İkinci Dünya Savaşı’nı müteakip Soğuk Savaş’ın gerektirdiği büyük askerî kabiliyetler bu kabiliyetleri destekleyecek altyapı ve idame tesisleri ile birlikte çalışabilirliği inşa ederek ortak güvenliği sağlamıştır. Bu dönemde NATO’nun temel önceliği kolektif savunma çerçevesinde güçlü ve caydırıcı bir askerî yapı tesis etmek olmuştur. Ancak Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte uluslararası sistemde köklü bir değişim yaşanmıştır. Fukuyama’nın “Tarihin Sonu” olarak tanımladığı Berlin Duvarı’nın yıkılması ile biten Soğuk Savaş beraberinde küreselleşme ve liberalizmin yaygınlaşmasının da etkisiyle müttefiklerin askerî kabiliyetlerini önemli ölçüde azaltmasına ve NATO’nun gerekliliğinin sorgulanmasına yol açmıştır. Bununla birlikte söz konusu dönemde Balkanlardaki çatışmalar ile Avrupa-Atlantik Bölgesi’ne yönelik terör saldırıları bu tartışmaları kısa sürede sonlandırmıştır. Bu dönemde NATO; ortaklıklar mekanizması ve kapasite inşası ile barışı sağlama ve koruma harekâtlarına ağırlık verirken, müttefiklerin güvenliğini sağlayacak etkili askerî kabiliyetler ve sistemler geliştirmiştir. Konvansiyonel silahlı çatışmaların NATO coğrafyasının kapısına dayanmasıyla birlikte İttifak yeniden bir dönüşüm geçirirken 2020 yılında Savunma ve Caydırıcılık Konseptini onaylamasıyla tekrar ortak savunmayı ön plana çıkarmıştır. Bu kapsamda stratejik ve bölgesel planlar hazırlanmış, bahse konu planları uygulayacak komuta yapıları tesis edilmiş ve alarm sistemleri modernize edilmiştir. Müttefikler bahse konu planların askerî kuvvet ihtiyaçlarını geliştirmek maksadıyla yeni askerî yetenek hedeflerini onaylamış ve bu hedeflerin yakalanması için gerekli savunma bütçesini sağlamayı geçen yıl Lahey’de icra edilen Liderler Zirvesi’nde taahhüt etmişlerdir. Aynı zirve ve müteakip toplantılarda ABD’nin adil külfet paylaşımı talepleri ile Avrupalı müttefikler ve Kanada’nın NATO’da daha fazla sorumluluk alması da kabul edilmiştir. Öte yandan, ABD’nin Avrupa’ya verdiği desteği azaltmaya ilişkin sınamasıyla karşı karşıya kalan NATO’nun bu yeni şartlar altında göstereceği değişim, Avrupa’nın geleceği açısından da belirleyici olacaktır. Bu gelişmeler doğrultusunda Avrupa ülkeleri kendi savunmalarını güçlendirmek amacıyla savunma harcamalarının artırılması, savunma sanayi üretiminin geliştirilmesi, tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi ve silahlı kuvvetlerin kabiliyetlerinin pekiştirilmesine yönelik adımlar atmaktadırlar. Ayrıca hibrit tehditlere karşı koyma kapasitesinin geliştirilmesi ve silahlı kuvvetler için sürdürülebilir insan kaynağının oluşturulması gibi alanlarda çeşitli inisiyatifler, finansman modelleri ve yatırım tedbirleri hayata geçirilmektedir. Bu çabaların temelinde ise NATO’nun Avrupa güvenliğindeki merkezi rolü yatmaktadır. Nitekim bu rol sadece organizasyon yapısından değil oluşturduğu askerî kabiliyetlerden kaynaklanmakta ve Avrupa’da bu işlevi ikame edebilecek bir uluslararası yapı bulunmamaktadır. İfade etmiş olduğum bu gelişmeler, NATO’nun yalnızca kurumsal dönüşümünü değil aynı zamanda müttefik ülkelerin bu süreçte üstlendiği rollerin önemini de açıkça ortaya koymaktadır. Bu çerçevede özellikle vurgulamak gerekir ki Türkiye uzun tarihsel süreç içerisinde İttifak’ın yüzleştiği her sınamada aktif rol üstlenmiş ve sahada belirleyici katkılar sunmuştur. Şu bir gerçek ki 74 yıllık süreçte hem İttifak hem de ülkemiz çok sayıda sınamayla karşı karşıya kalmıştır. Soğuk Savaş’ın sert kutuplaşmasından Balkan krizlerine, Afganistan’dan Afrika’daki güvenlik sorunlarına, terör tehdidinden hibrit saldırılara, enerji güvensizliğinden siber risklere kadar genişleyen tehdit yelpazesiyle karşı karşıya kalınmıştır. Bu dönemde NATO proaktif bir anlayışla ve dayanışma içinde hareket ederken, tüm bu kriz ortamlarındaki tutum ve reaksiyonlarıyla dünyanın en başarılı savunma örgütü olarak da kendini açıkça kanıtlamıştır. Dolayısıyla tarihsel tecrübenin üzerine inşa edilen günümüz güvenlik ortamına bakmak, NATO’nun neden hâlen vazgeçilmez bir aktör olduğunu ve Türkiye’nin İttifak içindeki artan önemini daha net ortaya koyacaktır. GEÇİCİ ATEŞKESİ MEMNUNİYETLE KARŞILIYORUZ Sizlerin de yakından takip ettiği üzere artan risk ve tehditleri nedeniyle güvenlik paradigmalarının hızlı ve sürekli olarak değiştiği hassas bir süreçten geçilmektedir. Küresel ve bölgesel düzeyde belirsizliğin ve öngörülemezliğin hâkim olduğu bu ortamda konvansiyonel tehditler siber saldırılar ve nükleer riskte artış gözlemlenmektedir. Bölgesel çatışmalar terörizm hibrit harekât ve vekâlet savaşları yaygınlaşmaktadır. Enerji güvenliğinin çatışmaları artırma potansiyeli ticaret savaşlarının yoğun etkisi ve uzay yarışının yeni rekabet ortamı yaratma potansiyeli önümüzdeki dönemin öne çıkan güvenlik konuları arasındadır. Çin’in muhtemel bir rakip olarak ortaya çıkmasıyla başta ABD olmak üzere dünyanın dikkati büyük ölçüde Hint-Pasifik’e yönelmekte, Hindistan-Pakistan ve Pakistan-Afganistan hattında çatışma eğilimleri belirmektedir. Esasen, son 4 yıldır devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı’nın oluşturduğu çok yönlü risklerle birlikte İsrail’in son yıllarda Gazze başta olmak üzere Lübnan ve Suriye’ye yönelik saldırılarıyla bölgesel güvenliği tehdit altında bıraktığı görülmektedir. Bu kaotik ortam geçtiğimiz ay İsrail ve ABD’nin İran’a saldırıları, buna karşı İran’ın bölge ülkelerini hedef alan misillemeleri ile bölgemizi ve tüm dünyayı daha büyük güvenlik riskleriyle karşı karşıya bırakmakta ve tüm dengeleri etkileyecek bir potansiyeli de taşımaktadır. Bu yüzden dün itibarıyla ABD ve İran arasında ilan edilen geçici ateşkesi bölgenin daha büyük felaketlerle karşılaşmaması adına memnuniyetle karşılıyor, bu önemli adımın, sahada tam anlamıyla uygulanmasını ve kalıcı barışa giden yolda değerli bir başlangıç olmasını diliyoruz. MİLLÎ DAYANIKLILIĞIMIZI ARTIRACAK ÖNLEMLERİ ALMAYI ZORUNLULUK OLARAK GÖRÜYORUZ Özetle içinden geçtiğimiz dönem uluslararası güvenlik mimarisinin köklü bir dönüşüm sürecine girdiğini açıkça göstermektedir. Bu gelişmelerle ortaya çıkan değişken ve öngörülemez savunma ve güvenlik ortamında NATO’nun kritik önemi de devam etmektedir. Öte yandan içinde bulunduğumuz savunma ve güvenlik denklemi, ulusal güvenliğin ve sınırların korunmasının yanı sıra toplumların direnç kapasitesini kritik altyapıların emniyetini siber ve dijital alanın savunulmasını ve kamuoyunun manipülasyona karşı korunmasını da zorunlu kılmaktadır. Bu çerçevede NATO dâhil olmak üzere uluslararası güvenlik yapılarının makul, dengeleyici ve koruyucu bir bakış açısı benimsemesi yalnızca bölgesel istikrar için değil, küresel düzenin sürdürülebilirliği açısından da hayati önemdedir. Şu bir gerçek ki NATO’nun geleceği artık yalnızca askerî kapasitesine değil stratejik dayanıklılığına, uyum ve koordinasyon kabiliyetine ve siyasi bütünlüğüne doğrudan bağlıdır. Bu nedenle dayanıklılık kavramı İttifak’ın yalnızca askerî gücünü destekleyen bir unsur değil aynı zamanda hibrit ve çok katmanlı tehditlere karşı en kritik savunma hattı hâline gelmiştir. Dolayısıyla müttefik ülkelerin bu alanda geliştirecekleri kapasite NATO’nun bütüncül savunma yaklaşımının ayrılmaz bir parçasını teşkil etmektedir. Bu bakımdan bizler de kahraman ordumuzun ve göz bebeğimiz savunma sanayimizin güçlendirilmesi çabalarımızla millî dayanıklılığımızı daha da artıracak önlemleri almayı bir zorunluluk olarak görüyoruz. Burada temel soru şudur: “Tehdit artık yakındır ancak bu tehdide karşı koyabilecek gerçek bir ordu yapımız var mı?” Bu sorunun cevabı dünyanın pek çok ülkesinde savunma mimarisinde başta personel yetersizliği ve donanımsal eksiklikler olmak üzere ciddi bir stratejik kırılma yaşandığını da göstermektedir. Söz konusu durum aynı zamanda disiplin, tecrübe, muharebe devamlılığı ve komuta-kontrol kültürünün aşınması anlamına da gelmektedir. KAHRAMAN ORDUMUZ PROFESYONEL OMURGASIYLA GÖZ DOLDURUYOR Birçok ülkede askerî hazırlık düzeyi tartışılır hâle gelmişken Türkiye çevresindeki çatışma alanlarının sürekliliği, tehdit çeşitliliği ve çok boyutlu güvenlik baskıları sebebiyle stratejik kültürünü saha tecrübesiyle besleyen nadir devletlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Bugün kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarımızın yüksek muhariplik seviyesi, müşterek harekât kabiliyeti ve gerçek saha deneyimi sayesinde caydırıcılığını her koşulda ortaya koyabilen bütünleşik bir güç yapısına sahiptir. Nitekim kahraman ordumuz her türlü arazi ve iklim şartında meskûn mahal, özel harekât ve sınır ötesi gibi çok yönlü operasyonlarda NATO standartlarındaki ortak harekât, hızlı intikal ve lojistik destek kabiliyetleriyle personelinin eğitim sürekliliği disiplin seviyesi ve profesyonel omurgasıyla göz doldurmaktadır. Bu nitelikler dünya ordularının önemli bir bölümünün aksine hazır olma seviyemizi sürekli yüksek tutan bir kuvvet yapısının en somut göstergesidir. Bu mümtaz seviyeye stratejik öngörü, doğru personel politikaları, etkin kuvvet planlaması ve Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde yerli ve millî savunma teknolojileriyle desteklenen modernizasyon sayesinde ulaşılmıştır. Bugün yerli ve millî savunma sanayimiz; insansız sistemler, hava savunma çözümleri elektronik harp kapasitesi, mühimmat teknolojileri, deniz platformları ve komuta-kontrol altyapılarıyla sadece ulusal savunmamıza değil, NATO’nun caydırıcılık ve savunma kapasitesine de doğrudan katkı sunan stratejik bir kuvvet çarpanı hâline gelmiştir. TÜRKİYE ARTIK MERKEZÎ BİR MÜTTEFİK OLARAK KONUMLANDI NATO’nun Caydırıcılık ve Savunma Konsepti ile beraber Türkiye terör tehdidini öne çıkarmaya devam etmiş, kendi coğrafyasında sağladığı askerî etkilere ilave olarak 360 derece yaklaşımıyla geliştirdiği kabiliyetleri ile hızlı reaksiyon kuvvetlerini harekât alanı seviyesinde sevk ve idare edebilen ender müttefiklerden birisi olmuştur. Böylece ülkemiz Soğuk Savaş dönemindeki kanat ülkesi rolünden artık Avrupa coğrafyasının tamamında güvenlik sağlayabilen merkezi bir müttefik olarak konumlanmıştır. Bu stratejik rol kapsamında ülkemiz Afganistan’dan Bosna-Hersek’e ve Kosova’ya, Akdeniz’den Baltık bölgesine kadar uzanan NATO görev ve operasyonlarında etkin bir rol üstlenmiş; askerî, lojistik ve eğitim katkılarıyla her zaman güvenilir bir müttefik olmuştur. Dolayısıyla Türkiye yalnızca bulunduğu coğrafyada değil İttifak’ın tamamında güvenlik üreten, riskleri dengeleyen ve gerektiğinde sahada sonuç alan bir müttefik olarak öne çıkmaktadır. İttifakın güçlü ve saygın bir üyesi, aynı zamanda ikinci büyük ordusuna sahip ülke olarak askerî eğitim, tatbikat, harekât ve diğer sorumluluklarımızı örnek teşkil edecek şekilde büyük bir başarıyla yerine getirmekteyiz. Türkiye NATO misyonlarına yalnızca kuvvet katkısı sunan bir ülke değildir. Eğitimden müşterek planlamaya, tatbikatlardan komuta-kontrol süreçlerine kadar uzanan geniş bir alanda İttifak’ın operasyonel etkinliğini artıran başlıca müttefiklerden biridir. Bunun en yakın ve somut örneği Steadfast Dart-26 tatbikatıdır. NATO’nun bu kapsamlı tatbikatına 2 bin 67 personelden oluşan müşterek bir kuvvet ve Anadolu Deniz Görev Grubu ile katıldık. Bu unsurların ülkemizden 6 bin 450 kilometre mesafeye, Merkez Bölgesine konuşlanması bölgedeki NATO ve davet tatbikatlarında aktif rol üstlenmesi ve Esnek Caydırıcılık Seçenekleri faaliyetine iştiraki, NATO’nun birlik ve dayanışmasına desteğimizin en açık göstergesi olmuştur. Ayrıca konvansiyonel kapasitemizi artırmaya da devam ediyoruz. Komando Tugayı kapasitemizi 25’e çıkararak ve teröre karşı 6 farklı harekât bölgesinde eş zamanlı olarak doğrudan silahlı mücadeleden kapasite inşasına kadar değişik görevler icra ederek başarılı olduk. Üç yıl içerisinde ilave Komando Tugayları teşkil ederek kapasitemizi 40’lı rakamlara ulaştırmayı planlıyoruz. Bu tugaylar muharebe sahasında kendini ispatlamış olup, günümüzde önem kazanan hibrit savaş tekniklerini en iyi uygulayan birliklerdir. Ayrıca 2028’den itibaren 2 yıl süre ile NATO’nun en kritik ve stratejik kuvveti olan ve müttefiklerin en yüksek oranda kuvvet katkısı sağladığı Müttefik Reaksiyon Kuvvetinin (Allied Reaction Force) emir ve komutası görevini üstleneceğiz. Müttefik Reaksiyon Kuvveti görevi NATO’ya verdiğimiz önemi 360 derece güvenlik perspektifimizi ve Türkiye’nin Avrupa’nın güvenliğindeki merkezî rolünü bir kez daha vurgulamaktadır. Öte yandan Kosova’da da NATO Kosova Gücü yani KFOR Komutanlığı görevini ikinci kez devraldık. Operatif İhtiyat Taburumuzu dört kez Kosova’ya konuşlandırarak Türkiye’nin Balkanlar’daki barış ve istikrar bakımından ne derece güven verici bir aktör olduğunu açık şekilde ortaya koyduk. Bunun yanı sıra Akdeniz ve Ege’de faaliyet gösteren NATO Deniz Harekât ve Misyonlarının komutası ülkemiz tarafından değişik dönemlerde sürekli olarak deruhte edilmektedir. Ayrıca, bu yıl Estonya’da akabinde Romanya’da NATO Hava Polisliği görevlerini icra edeceğiz. Türkiye tüm bu faaliyet ve katkılarıyla yalnızca sahada değil NATO’nun planlama ve karar alma mekanizmalarında görev yapan yüksek profesyonellik ve sorumluluk bilincine sahip komutanlarımız ve karargâh subaylarımız ile NATO’nun güvenlik mimarisine yön veren başlıca ülkelerden biri olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. CUMHURBAŞKANIMIZIN ETKİLİ VE GÜVENİLİR LİDER DİPLOMASİSİ, ANKARA’DAKİ NATO ZİRVESİ’NDE ÖN PLANA ÇIKACAK NATO’da askerî ve operasyonel katkılarımızın ulaştığı bu seviye doğal olarak diplomatik ve stratejik ağırlığımızı da daha görünür kılmaktadır. Ülkemizin İttifak’a sağladığı katkılar ile güvenlik üretmedeki askerî ve diplomatik güç ve en önemlisi Sayın Cumhurbaşkanımızın etkili ve güvenilir lider diplomasisi 2026 yılı NATO Ankara Zirvesi’nde ön plana çıkacaktır. İttifakların yalnızca ortak tehditlere karşı değil aynı zamanda ortak değerler ve ortak akıl etrafında güçlü kaldığını tarih bize göstermektedir. Dolayısıyla ortak değerleri paylaştığımız müttefiklerimizin liderlerinin dönüşüme ilişkin ortaya koyacağı çabalar NATO’nun değişen güvenlik ortamına uyum sağlama kararlılığının somut bir göstergesi olacaktır. Bu zirvede hedefimiz ittifakın birlik ve beraberliği ile günümüz tehdit ve sınamalarına karşı Avrupa-Atlantik bölgesinin korunmasına yönelik NATO’nun kararlılığının vurgulanmasıdır. Geleceğin NATO’sunun çok boyutlu bir güvenlik ekosistemi sağlayabilmesi maksadıyla Ankara Zirvesi’nden beklentimiz öncelikle müttefiklerin 5’inci maddeye bağlılıklarını teyit etmeleridir. Buna ilave olarak; - Müttefiklerin savunma harcama taahhütleri ve kendilerine tahsis edilen askeri yetenek hedeflerinde geldikleri aşamayı somut olarak ortaya koymaları, - Savunma üretim kapasitesini artırmak, yenilikçi ve sürdürülebilir savunma sanayi ekosistemini güçlendirmek ve yeni yetenek hedeflerine ulaşmayı kolaylaştıracak iş birliği alanlarını belirlemeleri, - Liderlerimize sunulacak olan savunma ve caydırıcılık hazırlıklarını onaylamalarıdır. Ayrıca Zirvede Avrupa Birliği’nin başta ülkemiz olmak üzere AB üyesi olmayan NATO müttefiklerini dışarıda bırakan güvenlik yaklaşımlarından vazgeçmesini ve NATO’yu destekleyici pozisyonuna geri dönmesini ümit ediyoruz. Aksi takdirde Avrupa Birliği’ni bu yaklaşımının Avrupa’nın güvenliği ve dayanıklılığına, ABD’nin Avrupa’da kuvvet azaltmasından daha fazla zarar vereceğini değerlendiriyoruz. Gerçek şu ki Türkiye güçlü savunma yetenekleri ve sanayisiyle Avrupa’nın güvenliğine ve savunmasına daha da fazla katkı sağlayabilir. Avrupalı pek çok dostumuzun bunun farkında olduğunu biliyor, diğerlerinin de bunu çok iyi analiz edeceğini ve makul bir yaklaşım sergileyeceklerini düşünüyoruz. TÜRKİYE NATO’YA AKTİF KATKI SUNAN BİR MÜTTEFİK OLMAYA DEVAM EDECEK Sonuç olarak küresel güç mücadelelerinin ve buna bağlı çatışmaların daha da artmasının muhtemel olduğu önümüzdeki süreçte NATO’nun devamlılığının ülkemiz ve Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliği açısından büyük önem arz ettiği kanaatindeyim. Türkiye bu hassas süreçte karşılaştığı krizlerde gerilimi artıran değil azaltan, çatışmayı derinleştiren değil yöneten bir yaklaşımı savunmaktadır. Çevremizdeki ateş çemberine rağmen ülkemiz istikrar adası ve güvenlik merkezi olma vasfını sürdürmekte, aynı zamanda diplomasiyi önceleyerek çatışmaların sona erdirilmesi için yoğun bir çaba sarf etmektedir. Nitekim en son İran ile ABD ve İsrail arasındaki savaşta ülkemizin Sayın Cumhurbaşkanımızın riyasetindeki makul, rasyonel, yapıcı tutum ve yaklaşımı her kesimden vatandaşlarımız tarafından doğru bulunmakta ve desteklenmektedir. Aynı şekilde ülkemizin yerli ve millî savunma sanayinde gerçekleştirdiği atılımlar da takdir edilmekte ve bekamız açısından vazgeçilmez görülmektedir. Yapılan güncel anketler de bu durumu açıkça ortaya koymaktadır. Türkiye olarak bekamızın korunması, egemenlik haklarımıza saygı, uluslararası hukuka bağlılık ve müttefik güvenliğinin sağlanması temel ilkelerimizdir. Özellikle belirtmeliyim ki Türkiye’nin NATO içindeki kritik rolü bağımsız karar alma kapasitesi ile müttefiklik sorumluluklarını aynı anda yürütebilen dengeli ve ilkeli bir stratejik anlayışa dayanmaktadır. Bu yaklaşım hem millî menfaatlerimizin korunmasını hem de kolektif savunma yükümlülüklerinin güçlü şekilde yerine getirilmesini mümkün kılmaktadır. Türkiye kendi güvenliğini de içeren NATO’nun uzun vadeli güvenliği kapsamındaki ortak vizyona önemli katkılar sağlama hedefini kararlılıkla sürdürmektedir. Bundan sonra da her türlü tehdide karşı müttefikleriyle entegre bir şekilde çalışan yaklaşımını devam ettirecektir. Türkiye NATO’nun güvenilir bir ortağı, etkin bir katkı sağlayıcısı ve stratejik bir denge unsuru olma rolünü başarıyla yerine getirmeye ve ittifakın dönüşüm sürecine aktif katkı sunan bir müttefik olmaya devam edecektir. Bu çerçevede bugün gerçekleştirilen bu panelin NATO’nun dönüşen güvenlik ortamı içerisindeki rolüne dair farkındalığı artırmasını ve Türkiye’nin bu yapı içerisindeki stratejik konumuna katkı sunacak yeni değerlendirmelere vesile olmasını temenni ediyorum. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken bu anlamlı organizasyonun düzenlenmesinde emeği geçen başta Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımız ve SETA Vakfımız olmak üzere katkı sağlayan herkese bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca programımıza teşrif eden siz kıymetli katılımcılara değerli katkılarınız ve ilginiz için ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

34,388 views • 3 months ago

Millî Savunma Bakanlığının faaliyetlerinin anlatıldığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, İstanbul’da devam eden SAHA 2026 Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarında gerçekleştirildi. Basın Toplantısına Bakanlığımız ile TRT iş birliğinde “Operasyon Alesta” isimli dizinin değerli yapımcı ve oyuncuları da yer aldı. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından gerçekleştirilen basın toplantısında şu bilgiler paylaşıldı: SAHA 2026’DA MSB’NİN ÜRÜN VE SİSTEMLERİ DE YER ALIYOR Cumhurbaşkanlığı himayelerinde 5-9 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen “SAHA-2026 Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı” münasebetiyle İstanbul Fuar Merkezinde icra ettiğimiz Millî Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı’na hoş geldiniz. Savunma sanayimizin sahip olduğu imkân ve kabiliyetlerin dünya çapında tanıtılmasına önemli katkılar sağlayan; savunma, havacılık ve uzay sanayi alanlarında uluslararası düzeyde önemli bir tanıtım ve iş birliği platformu niteliği taşıyan ve dünyanın en etkin savunma fuarları arasında seçkin bir konumda bulunan SAHA 2026’nın savunma sanayimize değerli katkılar sağlayacağına inanıyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Yerli ve millî savunma sanayimizin ulaştığı seviye ile gelecek vizyonunun tüm dünyaya tanıtıldığı SAHA-2026’da Bakanlığımız ve bağlı kuruluşlarımızın ürün ve projeleri de yer almaktadır. Bu kapsamda; MSB AR-GE Merkezimiz tarafından Sayın Bakanımızın da ifade ettiği üzere; - Geniş bir etki ve bant kapatma kapasitesine sahip GÖLGEHAN Jammer, - İlk sıvı roket yakıtlı, hipersonik hızda seyir yapabilen ve en uzun menzile sahip YILDIRIMHAN Uzun Menzilli Füze, - Bütün kritik parçaları AR-GE’miz tarafından üretilen; GÜÇHAN Turbo-Fan Uçak Motoru ve Onur Turbo Şaft Helikopter Motoru, - Kalibresinde dünyanın en hafif silahı olma özelliğine ve maksimum 2.100 metre atış menziline sahip PNR-53 SNIPER olmak üzere çok sayıda seçkin ürünümüz sergilenmektedir. Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz tarafından; - Modern muharebe sahasına uygun olarak tasarlanan 105 mm URAN Araç Üstü Obüs, - Yüksek hareket kabiliyeti, hızlı konuşlanma ve etkin ateş desteği sağlayan ATTİLA Araç Üstü 155 mm Obüs, - Mayınlı sahalara yönelik güvenli çözüm sunan ALPAY-2 Mayın Temizleme Sistemi, - 300 kalibre Blackout Tüfeği, - 7.62 mm Anti-Dron Mühimmatı, - TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemi bünyesine dâhil edilen Akustik Sistem, Lazer Silah Sistemi ve ENFAL-17 Füzesi başta olmak üzere 50’den fazla yeni ürün ilk kez tanıtılmaktadır. Şirketimiz tarafından ayrıca; - Tedarik Hizmetleri Genel Müdürlüğümüz ile KBRN Koruyucu Malzeme Tedarik Sözleşmesi, - Bakanlığımız ile MOD184 Çok Maksatlı Topçu Tapası ve MOD135 Yaklaşım Tapası Tedarik Sözleşmesi, - ASFAT Anonim şirketimiz ile 4 adet Denizhan Millî Deniz Topu tedarikine yönelik sözleşme, - Macaristan merkezli “HT Division” şirketiyle insansız kara araçlarına Tolga Yakın Hava Savunma Sistemlerinin entegrasyonu ile - Azerbaycan’da yerleşik “Miras Military İndustrial Company” ile BMP-1 Zırhlı Araç modernizasyonuna yönelik mutabakat zaptları imzalanmıştır. Ayrıca, - ASFAT Anonim şirketimiz ile İtalyan Magnaghi Aerospace şirketi arasında SkyArrow Uçak Platformu’nun ortak üretimine yönelik “Niyet Mektubu”, - Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın ihtiyacına ilişkin 27 adet ZAHA (Zırhlı Amfibi Hücum Aracı)’nın tedariki kapsamında sözleşme imzalanmıştır. DENİZ KUVVETLERİMİZİN GEMİLERİ DE FUARA KATILIYOR Diğer yandan, - Deniz Kuvvetleri Komutanlığımıza ait TCG Anadolu ve TCG İstanbul gemileri ile TCG Piri Reis denizaltısı fuara katılmakta, - Mehteran Birlik Komutanlığımız ile bando komutanlıklarımızca konserler icra edilmektedir. 8-9 Mayıs’ta TCG Anadolu Sarayburnu’nda, TCG İstanbul ise Ataköy’de halkımızın ziyaretine açılacaktır. SAYIN BAKANIMIZ SAHA 2026’DA ÖNEMLİ GÖRÜŞMELER GERÇEKLEŞTİRDİ 5 Mayıs’ta SAHA 2026’nın açılış törenine Komuta Kademesi ve Bakan Yardımcılarımız ile katılan Sayın Bakanımız fuar kapsamında; - Somali, Kosova, Kenya, Kuveyt, Moritanya, Sudan ve Estonya Savunma Bakanları, - Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri, Azerbaycan Savunma Sanayii, Somali Limanlar ve Deniz Taşımacılığı, Kanada’nın Tedarikten Sorumlu Devlet Bakanları, - Azerbaycan, Vietnam ve Gana Savunma Bakan Yardımcıları, - Lübnan Silahlı Kuvvetleri Komutanı ve - Irak Genelkurmay Başkan Yardımcısı ile bir araya gelmiş, Kosova Savunma Bakanı ile “Askerî Mali İş Birliği”, Kenya Savunma Bakanı ile “Savunma İş Birliği” anlaşmalarını imzalamıştır. Sayın Bakanımız hafta içerisinde ayrıca; 30 Nisan’da, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımızı ağırlamış, Aynı gün (30 Nisan) Suriye Savunma Bakanı ile ikili ve bölgesel savunma ve güvenlik konularında telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. Sayın Genelkurmay Başkanımız, SAHA 2026 Fuarı kapsamında; - Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı, - Kazakistan ve Ruanda Genelkurmay Başkanları, - Lübnan Silahlı Kuvvetleri Komutanı ve - Pakistan Savunma Üretim Bakanlığı Müsteşarı ile bir araya gelmiştir. - 5 Mayıs’ta, SAHA 2026 Fuarı kapsamında İstanbul’a gelen Mısır Hava Kuvvetleri Komutanı ile görüşen Sayın Hava Kuvvetleri Komutanımız, - 11-14 Mayıs tarihleri arasında Portekiz Hava Kuvvetleri Komutanı’nın davetlisi olarak Portekiz’e resmî ziyarette bulunacaktır. 6-8 Mayıs tarihleri arasında Madrid/İspanya’da düzenlenen Avrupa Deniz Kuvvetleri Komutanları (CHENS 2026) Toplantısı’na Sayın Donanma Komutanımız tarafından iştirak edilmektedir. YENİ YENİ SİLAH SİSTEMLERİ ENVANTERE GİRDİ Türk Silahlı Kuvvetlerimizin güçlü, modern ve etkin savunma kapasitesinin yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizle geliştirilmesi çalışmaları kapsamında Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda; - OMTAS Kuleli Zırhlı Tanksavar Aracı ile - 17 Kişilik Karinalı Bot, muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanarak envantere alınmıştır. TERÖRLE MÜCADELEMİZ SÜRÜYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ülkemizin huzur, güvenlik ve istikrarı için gerçekleştirdiği görev ve faaliyetler kapsamında geride bıraktığımız hafta içerisinde; - 4 PKK’lı terörist daha teslim olmuş, - Harekât bölgelerinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir. Ayrıca, - Son bir haftada imha edilen 4 kilometre tünel ile birlikte Menbic’de tespit edilen tünel hatlarının tamamı başarıyla imha edilmiştir. - Böylece Suriye Harekât Alanlarındaki 789 kilometrelik tünellerin tamamı kullanılamaz hâle getirilmiştir. HUDUTLARDA 256 ŞAHIS YAKALANDI Kesintisiz devam eden hudut güvenliği faaliyetleri çerçevesinde son bir haftada; - Sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 5’i terör örgütü mensubu olmak üzere 256 şahıs yakalanmış, 2 bin 232 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylece, yıl içerisinde sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 2 bin 686, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 27 bin 850 olmuştur. BÖLGESEL VE KÜRESEL BARIŞ VE İSTİKRARA KATKILARIMIZ SÜRÜYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; uluslararası görevler ve ikili ilişkiler kapsamında, geniş bir coğrafyada barışın tesisi ve istikrarın sürdürülmesine katkı sunmaya devam etmektedir. Ülkemiz ile Suriye arasındaki askerî iş birliğinin geliştirilmesi ve Suriye Silahlı Kuvvetlerinin yeniden yapılandırılması maksadıyla 11 Mayıs’ta; - TCG Meltem tarafından Lazkiye/Suriye’ye ilk kez liman ziyareti yapılacak, - Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızdan bir heyet, Lazkiye’de bulunan askerî eğitim kurumlarını ziyaret edecektir. Türkiye-Yunanistan Güven Artırıcı Önlemler Uygulama Planı kapsamında; Yunanistan 3’üncü Mekanize Piyade Tugay Komutanı, 9’uncu Hudut Tugay Komutanımızı 12-13 Mayıs’ta Edirne’de ziyaret edecektir. KALICI ATEŞKES İÇİN MÜZAKERE SÜRECİNE DEVAM EDİLMELİ Ortadoğu’daki gelişmeler kapsamında; İran ve ABD’nin geçici ateşkesin kalıcı hâle getirilmesi için sağduyulu ve yapıcı davranmasını ve müzakere sürecine devam etmelerini temenni ediyoruz. Bölgede istikrar ve huzurun sağlanmasına yönelik çabalara her türlü desteği vermeye devam edeceğiz. Öte yandan; İsrail’in uluslararası hukuku ciddi şekilde ihlal ederek müzakere sürecine rağmen Lübnan’a düzenlediği saldırılara ve Gazze’de her geçen gün derinleşen insani krize karşı uluslararası toplumun sorumluluk üstlenmesi gerekliliğini yineliyoruz. TSK EĞİTİM-TATBİKAT VE ULUSLARARASI GÖREVLERE DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, eğitim ve tatbikat faaliyetleri de kesintisiz devam etmektedir. Ege Ordusu Komutanlığımızın sevk ve idaresinde, 20 Nisan-21 Mayıs tarihleri arasında icra edilen EFES-2026 Birleşik, Müşterek ve Fiilî Atışlı Arazi Tatbikatı kapsamında çok sayıda dost ve müttefik ülkenin katılımıyla, - Bahadır Adası’nda yerli ve millî Karinalı Bot (Karayel) ile bot eğitimleri gerçekleştirilmiş, - Narlıdere, Kartal/Menteş, Alankırı, Bahadır Adası ve Paşaçiftliği ordugâh bölgelerinde; Amfibi Harekât, Tank Avcılığı, Hava Savunma, KBRN, Paraşüt eğitimleri ile Havan, ZMA, Tank Topu ve Tabanca atışları icra edilmiştir. 27 Nisan’da başlayan ve İspanya ev sahipliğinde Batı Akdeniz’de icra edilen Spanish Minex Mayın Harekâtı Tatbikatı yarın (8 Mayıs) sona erecektir. 5-13 Mayıs tarihleri arasında; - Norveç’teki Steadfast Deterrence ile - Paris/Fransa’daki Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu Bilgisayarlı Destekli Komuta Yeri tatbikatlarına katılım sağlanmakta, 10- 23 Mayıs tarihleri arasında; - İsveç, Norveç, Polonya ve Baltık Denizi’nde Sword (Defender Europe), - Hollanda’da Teknik Birlikte Çalışabilirlik, - Sırbistan’da NATO-Sırbistan tatbikatlarına iştirak edilmesi, - Ülkemizde; Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan’ın Doğal Afetler Arama Kurtarma (DAK) birlikleri arasındaki dostluk, iş birliği ve birlikte çalışabilirliği geliştirmek amacıyla Doğal Afetler Arama Kurtarma tatbikatının yapılması planlanmaktadır. Spanish Minex Tatbikatı’na iştirak eden NATO Daimî Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2’de (SNMCMG-2) görevli TCG Amasra mayın avlama gemimiz, 8-10 Mayıs tarihleri arasında Mallorca/İspanya’ya liman ziyareti yapacaktır. Gemimiz müteakiben 13-22 Mayıs tarihleri arasında Batı Akdeniz’de icra edilecek Italian Minex Tatbikatı’na katılacaktır. Yabancı askerî gemilerin limanlarımızı ziyaretlerine ilişkin olarak; - İtalya Deniz Kuvvetlerine ait Alpino tarafından 6-10 Mayıs tarihleri arasında Mersin’e liman ziyareti gerçekleştirilmekte, - Arnavutluk Deniz Kuvvetleri unsuru Oriku tarafından NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2 (SNMG-2) görevi kapsamında 8-10 Mayıs tarihleri arasında İzmir’e liman ziyareti yapılması planlanmaktadır. Stratejik önemi her geçen gün artan denizlerde güvenlik ve istikrarın temel unsurlarından biri olan Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın; - Caydırıcı gücünün kamuoyuna etkin şekilde aktarılması, - Vatan savunmasındaki kritik rolüne ilişkin özellikle gençler arasında farkındalık oluşturulması, - Deniz Kuvvetlerimizin tanıtımına katkı sağlanması, - Millî savunma bilinci ve vatan sevgimizin güçlendirilmesi maksadıyla Bakanlığımız ile TRT iş birliğinde “Operasyon Alesta” isimli dizi projesi başlatılmıştır. Bu vesileyle, şu an aramızda bulunan “Operasyon Alesta” dizimizin değerli yapımcı ve oyuncularına hoş geldiniz diyor, projede emeği geçen herkese bir kez daha teşekkür ediyoruz. Hava Kuvvetleri Komutanlığımızca; - Bugün (7 Mayıs) muharip ve destek uçaklarımızın katılımıyla Karadeniz’de eğitim uçuşu yapılmakta, - “MSÜ Hava Astsubay Meslek Yüksek Okulu 100’üncü Kuruluş Yıl Dönümü” kapsamında 14 Mayıs’ta SOLOTÜRK tarafından İzmir’de gösteri uçuşu yapılması planlanmaktadır. 14-19 Mayıs tarihleri arasında Mehteran Birlik Komutanlığımızca “43’üncü Geleneksel New York Türk Günü Yürüyüşü” kapsamında konserler icra edilecektir. 3 Mayıs’ta Konya’da düzenlenen “Türkiye Yarı Maraton Ligi Finali’nde şampiyon olarak üst üste beşinci kez Türkiye Şampiyonu olan TSK Spor Gücü Kır Koşusu Takımımızı ve derece elde eden sporcularımızı bir kez daha tebrik ediyoruz. Diğer yandan Bölgesel Kariyer Fuarları kapsamında; - 7-8 Mayıs’ta Tekirdağ’da Trakya Kariyer Fuarı’na katılım sağlanmakta, - 12-13 Mayıs’ta Bursa’da Marmara Kariyer Fuarı’na iştirak edilmesi planlanmaktadır. DOĞAL AFETLERLE MÜCADELEYE KATKI SAĞLIYORUZ Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, insani yardım faaliyetleri, orman yangınları ve afetlerle mücadeleye ilgili kurumlarımızla koordinasyon içerisinde destek vermeye devam etmektedir. Bu çerçevede 2’nci Ordu İstihkâm Tugay Komutanlığımızca Hakkâri-Van kara yolunda toprak kayması nedeniyle kullanılamayan yolun yerine Zap Suyu güneyinden açılan geçici yolda 39 metrelik “Çift Kiriş, Çift Kat Takviyeli Panel Köprü“ kurulumu 6 Mayıs’ta tamamlanmıştır. SAHA 2026 Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı vesilesiyle Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında hedefimizin; savunma sanayinde tam bağımsızlık, teknolojide liderlik ve kalıcı caydırıcılık olduğunu bir kez daha vurguluyor, Son olarak Ebedî Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım ile aziz şehitlerimiz ve kahraman gazilerimizin kıymetli anneleri başta olmak üzere sevgi ve fedakârlık timsali tüm annelerimizin “Anneler Günü”nü şimdiden kutluyoruz. BASIN MENSUPLARININ GÜNDEME DAİR SORULARI CEVAPLANDIRILDI Basın Bilgilendirme Toplantısı’nın ardından basın mensuplarının gündeme dair soruları cevaplandırıldı. Sorulara verilen cevaplar şu şekilde: SAHA 2026 VE SAVUNMA SANAYİ VİZYONUMUZ Millî Savunma Bakanlığı olarak savunma sanayine yalnızca kullanıcı bakış açısıyla değil, aynı zamanda teknoloji geliştiren, yön veren, sektörün gelişimini hızlandıran ve stratejik düzeyde konsept üreten bir vizyonla yaklaşmaktayız. Ortaya koyulan bu vizyon; sektörün tüm paydaşlarını teşvik eden, teknolojik bağımsızlığı güçlendiren ve kritik alanlarda yerli kabiliyetlerin gelişimini hızlandıran stratejik bir yaklaşımın ürünüdür. Sahip olduğumuz kurumsal tecrübe, mühendislik altyapısı ve üretim kabiliyetleriyle yeni nesil savunma sistemlerinin geliştirilmesine rehberlik ediyoruz. Uzun yıllardır sürdürülen AR-GE faaliyetleri neticesinde Bakanlığımız bünyesinde kritik üretim altyapıları, ileri teknoloji laboratuvarları ve yüksek hassasiyetli üretim kabiliyetine sahip tesisler oluşturulmuştur. YILDIRIMHAN UZUN MENZİLLİ FÜZE SİSTEMİ YILDIRIMHAN füze sisteminde kullanılan Asimetrik Dimetilhidrazin (UDMH) ve azot tetra oksit türevi sıvı yakıtlar ARGE merkezimiz tarafından yerli imkânlarla üretilmektedir. Söz konusu yakıt teknolojisi; uzun süre depolanabilme, düşük sıcaklıklarda çalışabilme ve yüksek enerji üretme özellikleri sayesinde füze sistemlerine yüksek hareket kabiliyeti kazandırmaktadır. 3 ton harp başlığı taşıma kapasitesine sahip, YILDIRIMHAN Füze sistemine yönelik laboratuvar test süreçleri başarıyla tamamlanmış olup saha testlerine ilişkin çalışmalar planlanan takvim doğrultusunda sürdürülmektedir. Bakanlığımız, millî teknoloji hamlesi kapsamında savunma sanayimizin gelişimini desteklemeye, yerli ve millî sistemler geliştirmeye ve Türkiye’nin stratejik caydırıcılık kapasitesini artırmaya kararlılıkla devam edecektir. GÜÇHAN TURBOFAN JET MOTORU Bakanlığımız tarafından sıvı yakıtlı roket motoru ve uçak motoru alanındaki çalışmalar uzun yıllar önce başlamıştır. GÜÇHAN Turbofan Jet Motoru; tüm bileşenleri Millî Savunma Bakanlığı Araştırma-Geliştirme Merkezi tarafından geliştirilen ve tamamen yerli imkânlarla üretilen yüksek itki gücüne sahip millî bir jet motorudur. Motor sistemi, ülkemizin ihtiyaçlarına uygun şekilde özgün mühendislik çözümleriyle tasarlanmış olup kritik teknolojilerde dışa bağımlılığın azaltılması ve sürdürülebilir yerli kabiliyet oluşturulması hedefiyle geliştirilmiştir. Tek kristal teknolojisi sayesinde motor bileşenlerinin yüksek sıcaklık ve yoğun çalışma şartlarına karşı dayanımı artırılarak verimlilik, performans ve kullanım ömründe önemli kazanımlar elde edilmiştir. 42 bin lbf (paund kuvvet) itki gücüne sahip motordan bugüne kadar toplam 6 adet motor üretilmiş olup motorların kalifikasyon testlerinin bu yıl içerisinde gerçekleştirilmesi planlanmaktadır. Bu süreçte, ticari kaygılardan ziyade teknoloji geliştirme, millî kapasite oluşturma ve savunma sanayi firmalarımıza öncülük etmeyi hedefliyoruz. Bakanlığımız, sahip olduğu kurumsal tecrübe ve mühendislik altyapısıyla; savunma teknolojilerinde yerli, bağımsız ve sürdürülebilir çözümler geliştirmeye, araştırma-geliştirme faaliyetlerini artırmaya ve ülkemizin stratejik teknoloji vizyonuna katkı sunmaya devam edecektir. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

55,451 views • 2 months ago

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Millî Savunma Üniversitesinde gerçekleşen 14'üncü Dönem Müşterek Komuta ve Kurmay Eğitimi ile Kuvvet Harp Enstitüleri 7'nci Dönem Komuta ve Kurmay Eğitimi Mezuniyet Töreni'ne teşrif ederek bir konuşma yaptı. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler’in de beraberinde TSK Komuta Kademesi ve Bakan Yardımcıları ile katıldığı törende konuşan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, Kurmaylık Eğitimlerini başarıyla tamamlayan subayları tebrik etti. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, bugün 80'i dost ve kardeş ülkelerden gelen askerî misafir personel olmak üzere toplam 241 subayın mezuniyet heyecanına şahitlik ettiklerini kaydederek 14'üncü Dönem Müşterek Komuta ve Kurmay Eğitimi ile 7'nci Dönem Kuvvet Harp Enstitüleri Komuta ve Kurmay Eğitimlerini alınlarının akıyla nihayete erdiren her bir subayı yürekten tebrik etti. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Ordumuzun farklı kademelerinde kurmay unvanıyla üstlenecekleri yeni vazifelerinde kendilerine şimdiden başarılar diliyorum. Peygamber ocağı olarak gördüğümüz silahlı kuvvetlerimizin istisnasız her bir ferdi milletimizin göz bebeği, umudu, kıvanç kaynağı ve iftihar beratıdır. Rabb'im sizleri her türlü tehlikeden, beladan, musibetten korusun, yolunuzu da bahtınızı da açık eylesin diyorum." ifadelerini kullandı. HER İHTİYACINDA ÜNİVERSİTEMİZİN YANINDA OLDUK Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan; Azerbaycan, Bosna Hersek, Endonezya, Gambiya, Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan, Kuzey Kıbrıs, Kuzey Makedonya, Mali, Moğolistan, Pakistan, Somali, Suudi Arabistan ve Ürdün'den gelerek burada eğitim alan misafir subayları da yürekten tebrik ettiğini belirtti. Sahip oldukları mesleki donanımı, yüksek bir vazife şuuruyla perçinleyen subayları eğiten komutanlara ve hocalara da milleti adına teşekkür eden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, emekleri ve gayretleri için takdirlerini iletti. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, 2016'da kurdukları Millî Savunma Üniversitesinin kendi alanında dünyanın önde gelen eğitim kurumlarından biri olma özelliğini sürdürdüğünü belirterek "Silahlı Kuvvetlerimizin geleceğini şekillendirecek, savunma stratejimize yön verecek, kahraman ordumuzu daha ileri noktalara taşıyacak kurmay kadrolarımız bu ocakta yetişiyor. Üniversitemiz bilhassa güvenlik, strateji ve savunma gibi disiplinlerde yüksek düzeyli eğitim, yayın ve araştırma faaliyetleriyle askerî çalışmalar noktasında dünya çapında ses getiren işlere imza atıyor. Üstlendiği misyon ve sahip olduğu vizyonla sivil asker iş birliğine çok kıymetli katkılar yapan üniversitemiz, başarı çıtasını her geçen gün daha yükseğe taşıyor." değerlendirmesinde bulundu. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bünyesindeki harp enstitüleri, harp okulları ve meslek yüksek okulları ile ordumuza bilgili, ahlaklı, vatanına, milletine, millî iradeye bağlı subay ve astsubaylar kazandıran üniversitemize Sayın Rektör ve yöneticilerimize, üniversitemizin sivil asker eğitimci kadrosuna teşekkür ediyorum. Kuruluşundan itibaren Millî Savunma Üniversitemize daima destek verdik. Her ihtiyacında üniversitemizin yanında olduk. İnşallah bundan sonra da tüm imkânlarımızla bu güzide kurumun yanında olmaya devam edeceğiz. Değerli arkadaşlarım şu hakikati burada evvel emirde ifade etmek durumundayım. İkinci Cihan Harbi'nden sonra tesis edilen uluslararası sistemin askerî, siyasi ve iktisadi kırılmalar yaşadığı zorlu bir dönemden geçiyoruz. Ticaret, teknoloji, enerji ve kültür savaşları, askerî ve siyasi rekabetin dozunu günden güne artırıyor." KÜRESEL PLANDA ADINDAN SÖZ ETTİREN ÜLKELER ARASINDAYIZ Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan; yapay zeka, insansız teknolojiler, yarı iletkenler ve nadir toprak elementleri gibi yeni değişkenlerin, konvansiyonel stratejilerin dönüşümünü de zaruri hâle getirdiğini söyledi. Geçmişin siper savaşlarının yerini bugün artık siber savaşlarını aldığını ifade eden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, hem bölgede hem dünyada yeni denklemler kurulurken jeopolitik dinamiklerin de büyük oranda değişim ve dönüşüme uğradığını belirtti. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, post liberal dönem olarak da adlandırılan bu yeni gerçeklikte, Türkiye'nin güçlü bir şekilde var olması ve yeni sistemde kutup başı olarak yerini alması için ellerinden gelen her türlü çabayı gösterdiklerini vurgulayarak şunları söyledi: "Bilhassa yerli ve millî yüksek teknoloji yatırımlarımızla, savunma sanayisindeki hamlelerimizle küresel planda adından söz ettiren ülkeler arasındayız. Millî Savunma Üniversitemiz burada da hayati sorumluluk üstlenmektedir. Bir yandan ülkemizin caydırıcı gücünü oluşturan kahraman askerlerimizi yetiştirirken diğer yandan stratejik imkân ve kabiliyetlerimizin tekâmülü noktasında önemli adımlar atıyoruz. Buradan yetişen vatan evlatları bölgemizde ve dünyanın farklı ülkelerinde üstlendiği misyonlarla, küresel barış ve güvenliğin tesisine çok mühim katkılar yapıyor. Bu vesileyle tüm komutanlarımıza, tüm hocalarımıza, milletimizin istiklal ve istikbali, devletimizin bekası için fedakârca görev yapan tüm askerlerimize ve elbette Türk Silahlı Kuvvetlerimizin komuta kademesine bir kez daha tebriklerimi iletiyorum." SAVAŞ HUKUKUNUN, SAVAŞ AHLAKININ TEMEL İLKELERİNE HER ŞARTTA RİAYET ETTİK Mezuniyet töreninin yanı sıra bugün Millî Savunma Üniversitesi ve bağlı birimlerinde yapımı tamamlanan 6 yeni caminin ibadete açıldığını anımsatan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, rektörlük camisiyle birlikte açılışı yapılan diğer camilerin de üniversiteye hayırlı olması temennisinde bulundu. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, geçmişi şanla, şerefle, sayısız zaferlerle dolu bir ordu millet olarak, tıpkı diğer alanlar gibi dünya askerî müktesebatına da çok önemli katkılarda bulunulduğuna dikkati çekerek şöyle devam etti: "Kurmaylık zekamızı yalnızca harp sahalarında değil, cephe gerisindeki çalışmalarımızda da dost, düşman herkese gösterdik. Tarih boyunca atalarımız, bir yandan yeryüzünde iyiliği, adaleti, huzur ve emniyeti hakim kılmak için çabalarken diğer yandan dünya tarihine geçen önemli başarılara imza attılar. Savaş hukukunun, savaş ahlakının temel ilkelerine her şartta riayet ettik. Bu noktadaki hassasiyetimizi her seferinde vurguladık. Akıncılarımızın 'Allah Allah' nidaları cenk meydanlarından hiç eksik olmadı. Sayıca bizden katbekat nice orduyla karşı karşıya geldik. Ancak tarihimizin hiçbir döneminde en kanlı muharebe koşullarında dahi kadınlara çocuklara, yaşlılara, masum ve sivillere dokunmadık." Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Farklı kıtalara nizam veren idari ve siyasi teşkilatlanma kabiliyetimizi askerî taktik ve stratejilerimizle besledik, zenginleştirdik. İlk düzenli ve disiplinli ordumuzu bundan tam 2 bin 234 yıl evvel milattan önce 209'da kurduk. Modern ordularla uygulanan 10'lu sistemi dünya askerî literatürüne 2 bin yıl önce biz hediye ettik. Alplerimizle, erenlerimizle, gazilerimizle, fetih ve gaza ruhunu gönül coğrafyamızın dört bir yanına yayarken istimalet anlayışımızla aynı zamanda kalpleri de fethettik. Bugün sert ve yumuşak gücün mükemmel terkibini ifade eden akil güç, ecdadımız tarafından istimalet politikası olarak yıllarca uygulandı. Sultan Fatih'in liderliğinde 1453'te topları etkin bir şekilde kullanarak yalnızca İstanbul'u fethetmekle kalmadık, aynı zamanda savaş konseptini de baştan aşağı değiştirdik. Lojistik yapılanmadan sefer planlamasına, haritacılıktan haber alma operasyonlarına harp sahasına yeni bir ufuk kazandırdık." BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE’Yİ İNŞA ETMEK BİZİM EN TEMEL VAZİFEMİZDİR Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, muharip unsurların sevk ve idaresinde, taktik ve manevra kabiliyetinin geliştirilmesinde dünyada eşi benzeri olmayan yeniliklere imza atıldığını dile getirerek şöyle konuştu: "Bakınız şu örneği özellikle sizlerle paylaşmak istiyorum; Hadimü'l Harameyn-i Şerifeyn Yavuz Sultan Selim Han, Mısır seferi sırasında geçilmez denilen Sina Çölü'nü sadece 13 günde geçti. Kendisinden üç asır sonra Napolyon ordularının dahi geçemediği bu çölü üstün bir askerî zekayla, tasarladığı ikmal ve su tedarik sistemiyle neredeyse hiçbir zayiat vermeden aşmayı başarmıştır. Aynı şekilde Malazgirt Savaşı'nda Sultan Alparslan Türk askerî dehasının bir başka örneği olan hilal taktiğini son derece başarılı şekilde uygulayarak Anadolu'nun kapılarını ardına kadar açmıştır. Hayat ve haysiyetimiz için çarpıştığımız yedi düvele meydan okuduğumuz İstiklal Mücadelesi de hiç şüphesiz milletimizin iman ve cesaretinin yanı sıra subaylarımızın feraset ve dehasıyla zafere ulaşmıştır." Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, bu zaferlerden birinin de 26 Ağustos 1922'de Gazi Mustafa Kemal'in büyük taarruzla başlayan ve 30 Ağustos'ta Başkomutan Meydan Muharebesi'yle taçlanan harekâtı olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti: "Subaylarımızı 'ordunun ruhu' olarak tanımlayan Gazi Mustafa Kemal, bu harekâta ilişkin şu değerlendirmeyi yapmıştır: 'Her safhasıyla düşünülmüş, hazırlanmış, idare edilmiş ve zaferle sonuçlandırılmış olan bu harekât; Türk ordusunun, Türk subay ve komuta heyetinin yüksek kudret ve kahramanlığını tarihe bir kere daha geçiren muazzam bir eserdir.' Her sayfasını zaferle, erdemle hakkaniyetle süslediğimiz köklü tarihimiz, askerî deha ve kabiliyet anlamında daha nice başarılarla doludur. Şehit ve gazilerimizden emanet aldığımız bu toprakları çok daha güçlü bir şekilde geleceğe taşımak büyük ve güçlü Türkiye'yi inşa etmek bizim en temel vazifemizdir. Çalışmalarımızı şanlı mazimizden aldığımız güç ve cesaretle milletimize duyduğumuz sarsılmaz güvenle işte bu istikamette sürdürüyoruz." BUGÜNÜN SAVAŞ KONSEPTİNİ DE YİNE BİZ BELİRLİYORUZ Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "İHA'larımızla, SİHA'larımızla, son teknoloji ürünü kara, hava, deniz ve haberleşme araçlarımızla bugünün savaş konseptini de yine biz belirliyoruz. Diğer taraftan iç cephemizi de tahkim ediyor; birliğimizi, dirliğimizi, kavlimizi güçlendirmek için tarihî nitelikte adımlar atıyoruz. Bu adımlarla 'Terörsüz Türkiye' ve terörsüz bölge hedeflerimize doğru kararlı, ümitli ve dikkatli bir şekilde ilerliyoruz. Bu menzile vardığımızda inşallah çok daha güçlü, çok daha müessir, çok daha muteber bir Türkiye'yi hep birlikte hayata geçirmiş olacağız." ifadelerini kullandı. Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin "Söz tirendazın çektiği oka benzer." sözünü anımsatan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Tüm dünya bilsin ki bizim birlik ve kardeşliğimiz de gerilmiş bir yay gibidir. Bu yaydan çıkan her ok, milletimizin bekasına kasteden düşman her kimse ona yönelmiştir. Okun er ya da geç hedefi tam isabetle vuracağına, kirli kuşatmaları yarıp geçeceğine, Allah'ın izniyle emperyalist planları yırtıp atacağına biz tüm kalbimizle inanıyoruz. Bundan hiçbir şüphe duymuyoruz." diye konuştu. ZÜMRÜDÜANKA GİBİ HER SEFERİNDE KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞDUK Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan; tüm dost, kardeş ve soydaşlarına seslendiğini belirterek şöyle devam etti: "Gazze ve Suriye başta olmak üzere bölgemizdeki kardeşlerimizin yaşadığı ağır imtihanlar kimseyi endişeye sevk etmesin. Coğrafyamızı kana, katliama, vahşete ve gözyaşına boğmak isteyenlerin pervasızlıkları kimseyi karamsarlığa sürüklemesin. Bin yıldır yaşadığımız bu topraklarda biz nice imtihanlarla karşılaştık, nice badireler atlattık, nice musibetlere göğüs gerdik. İçeriden ve dışarıdan nice ihanete muhatap olduk. Hepsinin de üstesinden gelmeyi hamdolsun başardık. Zümrüdüanka gibi her seferinde küllerinden yeniden doğduk. Zalimler karşısında diz çökmedik, müstevliler karşısında boyun eğmedik, zorbalar karşısında teslim olmadık. Can verdik, canımızdan aziz bildiklerimizi kara toprağa verdik fakat istiklal ve istikbal sevdamızdan asla taviz vermedik." Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, Türk milletinin mücadele azmine işaret ederek "Bize ömür biçenler oldu. Bize kefen biçenler oldu. 'Hasta adam.' dediler, 'Bu sefer tamam.' dediler. 'Türkler yok olacak, esir olacak.' dediler. Her defasında Türk'ün sarsılmaz imanına ve çelikten iradesine çarptılar. Her defasında Türk milletinin mücadele azmi, sabrı, cesareti karşısında kaybettiler. Bize ömür biçenlerin çoğu tarih oldu, çoğu unutulup gitti, şimdi onları kimse hatırlamıyor ama Türk milleti olarak biz hamdolsun dimdik ayaktayız, tarih yazmaya devam ediyoruz. Değerli kardeşlerim, dün vardık, bugün varız. İnşallah kıyamete kadar da var olacağız." dedi. Her karışı şehit kanlarıyla mühürlenmiş kutsal vatan topraklarında özgürce yaşamaya, zalime kabus, mazlum ve mahzun gönüllere umut ışığı olmaya ebediyen devam edeceklerini kaydeden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Unutulmasın ki karanlığın en koyu olduğu an, aydınlığın en yakın olduğu andır. Etrafımızdaki karanlık kimseyi ürkütmesin, kimsenin umutlarını kırmasın. Allah'ın izniyle bölgemizin üzerine barış güneşinin doğmasına kimse engel olamayacak. Coğrafyamızın her köşesinde, huzurun hâkim olmasına kimse set çekemeyecek." diye konuştu. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Karanlıktan beslenenler, kandan ve kaostan beslenenler eninde sonunda kaybedecek. Kazanan kardeşlik olacak, insanlık olacak. Türk'üyle, Kürt'üyle, Arap'ıyla geniş coğrafyamızda merkezinde zulmün ve çatışmanın değil, inşallah istikrarın, adaletin, özgürlüğün ve işbirliğinin olduğu yepyeni bir sayfa açacağız. Bu coğrafyanın ebedi sakinleri olarak sırt sırta verecek, kenetlenecek, fitne tüccarlarına aldanmayacak, kurulan tuzaklara düşmeyecek, hep beraber bölgemize yönelik kirli senaryoları inşallah yırtıp atacağız." ifadelerini kullandı. Kurmaylık eğitimlerini tamamlayan 241 subayı tebrik eden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, Türk Silahlı Kuvvetlerinin farklı kademelerinde üstlenecekleri vazifelerde her bir subaya üstün başarılar diledi. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan; misafir subayların da ülkeleri, orduları ve milletleri için hayırlı görevler icra etmelerini, alacakları yeni vazifelerle aradaki gönül bağını daha da güçlendirmelerini temenni etti. Vatan, bayrak, milletin istiklal ve istikbali için toprağa düşen tüm şehitleri rahmetle yâd eden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, gazilere de hayırlı ve bereketli ömür diledi. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

54,033 views • 1 year ago

Millî Savunma Bakanlığının faaliyetleri başta olmak üzere gündemdeki konulara ilişkin olarak Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından icra edilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı: ŞEHİTLERİMİZE ALLAH’TAN RAHMET DİLİYORUZ Millî Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı’na hoş geldiniz. 21 Mart’ta, Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı bünyesinde eğitim faaliyetleri yürüten Katar Silahlı Kuvvetlerine ait helikopterin kaza kırıma uğraması sonucu şehit olan kahraman silah arkadaşımız Hava Savunma Binbaşı Sinan Taştekin’e, ASELSAN teknisyenlerimiz Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can ile Katar Silahlı Kuvvetleri personeline bir kez daha Allah’tan rahmet; asil milletimize ve kardeş Katar halkına başsağlığı ve sabır diliyoruz. İlk belirlemelere göre teknik bir arıza nedeniyle gerçekleştiği değerlendirilen olayın meydana geliş nedeni Katar makamlarınca yapılacak inceleme sonucunda kesinleşecektir. Yine, 24 Mart’ta Doğubayazıt/Ağrı’da meydana gelen askerî araç kazasında şehit olan kahraman silah arkadaşlarımız Piyade Uzman Çavuş Yusuf Açay ile Ulaştırma Uzman Çavuş Selman Akarsel’e bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz. 2 PKK’LI TERÖRİST DAHA TESLİM OLDU Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ülkemizin beka ve güvenliğine yönelen her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini sınırlarımızda ve ötesinde kesintisiz ve kararlı şekilde sürdürmektedir. Kalıcı güvenliği tesis etmek amacıyla yürütülen operasyon, arama tarama ve hudut güvenliği faaliyetleri kapsamında son bir hafta içerisinde; - 2 PKK’lı terörist daha teslim olmuş, - Harekât bölgelerinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir. HUDUTLARDA MÜCADELE SÜRÜYOR Hudutlarımızda ise; - Yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 2’si terör örgütü mensubu olmak üzere 107 şahıs yakalanmış, 950 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. - Böylece 1 Ocak’tan bugüne kadar, sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 1.524, engellenen kişi sayısı da 16 bin 929 olmuştur. BÖLGESEL VE KÜRESEL BARIŞ VE İSTİKRARA KATKILARIMIZ SÜRÜYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; uluslararası görevler ve ikili ilişkiler kapsamında, geniş bir coğrafyada barışın tesisi ve istikrarın sürdürülmesine katkı sunmaya devam etmektedir. NATO makamları tarafından bölgemizde son dönemde meydana gelen gelişmeler kapsamında, “NATO Irak Misyonu”nun çekilmesi kararlaştırılmıştır. Bu karar doğrultusunda Irak’ın başkenti Bağdat’ta görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri personelimizin ülkemize tahliyesi başarıyla gerçekleştirilmiştir. NATO tarafından yürütülen çekilme planı kapsamında müttefik ülke personelinin tahliye faaliyetlerine de ülkemiz tarafından destek sağlanmıştır. ÇATIŞMALAR ORTA DOĞU’DAKİ BARIŞ VE İSTİRARI TEHDİT EDİYOR Ortadoğu’daki gelişmeler kapsamında; ABD/İsrail ile İran arasındaki çatışmalar ve İsrail’in devam eden saldırganlığı Orta Doğu’daki barış ve istikrarı tehdit etmeye devam etmektedir. Türkiye; tüm tarafların itidal göstermesi ve ihtilafların uluslararası hukuk temelinde, diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiği yönündeki kararlı tutumunu sürdürmektedir. Diğer yandan İsrail’in; Lübnan’da altyapı, sivil tesisler ve yerleşim alanlarını hedef alan saldırıları, siviller üzerinde ağır sonuçlar doğurmakta olup uluslararası insancıl hukukun ihlali niteliği taşımakta; Litani Nehri güneyine yaptığı kara harekâtı ve nehir üzerindeki köprüleri imha etmesi, önümüzdeki dönemde Lübnan’a yönelik yürüteceği işgal politikasını da göstermektedir. Ayrıca İsrail’in, Suriye’nin güneyinde sürdürdüğü faaliyetler, ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünü ihlal etmekte; Batı Şeria’da artan yasa dışı yerleşim faaliyetleri ve şiddet olayları bölgedeki kırılganlığı daha da artırmaktadır. Kalıcı barışın tesisi için iki devletli çözümün hayata geçirilmesi ve Filistinlilerin temel haklarının korunması elzemdir. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası toplumu, bölgede artan ihlallerin önlenmesi ve uluslararası hukukun etkin şekilde uygulanması için sorumluluk almaya davet ediyoruz. SAYIN BAKANIMIZ BİRLEŞİK KRALLIK’TAKİ TEMASLARA DEVAM EDİYOR 18 Mart’ta, Katar Başbakan Yardımcısı ve Savunma İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı, 19 Mart’ta, Polonya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı ile ikili ve bölgesel savunma ve güvenlik konularında telefon görüşmeleri gerçekleştiren Sayın Bakanımız, Aynı gün (19 Mart), Komuta Kademesiyle Hatay’a giderek çeşitli temas ve ziyaretlerde bulunmuş, Ramazan ayının son iftarını kahraman gazilerimiz ile şehit ve gazilerimizin kıymetli aileleriyle yapmıştır. 20 Mart’ta, Hatay’da vatandaşlarımızla bayramlaşan Sayın Bakanımız, müteakiben İskenderun’a geçerek Deniz Er Eğitim Alay Komutanlığında inceleme ve denetlemelerde bulunmuş ve Bahriyelilerle bayramlaşmıştır. 2’nci Amfibi Deniz Piyade Tugay Komutanlığı, İskenderun Deniz Üs Komutanlığı ve 39’uncu Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı personelinin de yer aldığı bayramlaşmada Sayın Bakanımızla telefonda görüşen Sayın Cumhurbaşkanımız da Mehmetçiklerimizin bayramını tebrik etmiştir. Sayın Bakanımız 23 Mart’ta; - Katar Silahlı Kuvvetlerine ait helikopterin kaza kırıma uğraması sonucu şehit olan ASELSAN teknisyenleri için Ankara’da düzenlenen cenaze törenine Komuta Kademesi ile katılmış, - Şehitlerimizin aziz naaşlarının ülkemize getirilmesine refakat eden Katar’ın Ankara Büyükelçisi, Uluslararası Askerî İş Birliği Otoritesi Başkanı ile Askerî Ataşesini kabul etmiş, - BAYKAR Genel Müdürü Haluk Bayraktar ile Bakanlığımızda bir araya gelmiştir. 24 Mart’ta Birleşik Krallık Savunma Bakanı’nın resmî davetlisi olarak İngiltere’ye giden Sayın Bakanımız, mevkidaşıyla baş başa ve heyetler arası görüşmeler gerçekleştirmiş, Eurofighter Typhoon uçağı tedariki kapsamında uçakların idame ve işletmesine yönelik teknik ve lojistik destek sözleşmesini imzalamıştır. - Sayın Genelkurmay Başkanımız 23 Mart’ta, aziz şehitlerimizin naaşlarının ülkemize getirilmesine refakat eden Katar heyeti ile görüşmüş, - 24 Mart’ta, söz konusu kazada şehit olan kahraman silah arkadaşımız Hava Savunma Binbaşı Sinan Taştekin için Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesinde düzenlenen uğurlama törenine katılmıştır. Sayın Kara Kuvvetleri Komutanımız, 22-24 Mart tarihleri arasında Roma/İtalya'da düzenlenen “14’üncü Afrika Kara Kuvvetleri Komutanları Zirvesi”ne katılmış, çeşitli temas ve ziyaretler gerçekleştirmiştir. Diğer yandan, Türkiye-Yunanistan Güven Artırıcı Önlemler Uygulama Planı kapsamında; Yunanistan Donanma Komutanı’nın, 31 Mart-2 Nisan tarihleri arasında Gölcük/Kocaeli’de Donanma Komutanımızı ziyaret etmesi planlanmaktadır. TSK EĞİTİM VE TATBİKATLAR İLE ULUSLARARASI GÖREVLERE DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, her şartta göreve hazır olma anlayışıyla eğitim ve tatbikat faaliyetlerine aralıksız devam etmektedir. Bugün (26 Mart) başlayan ve Sarıkamış/Kars’ta icra edilen Türkiye-Azerbaycan Sarsılmaz Kardeşlik-2026 Bilgisayar Destekli Komuta Yeri Tatbikatı 1 Nisan’da tamamlanacaktır. - 29 Mart-10 Nisan tarihleri arasında Isparta ve Ankara’da Türkiye-Pakistan Ortak Komando ve Özel Kuvvet (Cinnah-13), - 2-22 Nisan tarihleri arasında Kars’ta Türkiye ve Azerbaycan arasında Haydar Aliyev Fiilî Atışlı Müşterek Tabur Görev Kuvveti tatbikatlarının icra edilmesi planlanmaktadır. Kuzey Avrupa konuşlanması çerçevesinde; 60 günlük görev süresince 5 tatbikat, 4 ülkeye 5 liman ziyareti, 2 ülke ile ikili eğitim ve 1 Artırılmış Teyakkuz Faaliyeti icra eden Anadolu Türk Deniz Görev Kuvvetimizin dönüş seyri 24 Mart’ta tamamlanmıştır. Ülkemizin öncülüğünde, Karadeniz’deki mayın tehlikesine karşı oluşturulan Mayın Karşı Tedbirleri Karadeniz (MCM BLACK SEA) Görev Grubunun 9’uncu aktivasyon faaliyeti TCG Ütğm. Arif Ekmekçi, TCG Ayvalık gemilerimiz ile Bulgaristan Deniz Kuvvetleri unsuru Priboy ve Romanya Deniz Kuvvetlerine ait Gikulesku’nun katılımıyla 24 Mart-4 Nisan tarihleri arasında Karadeniz’de icra edilmektedir. 23 Mart-3 Nisan tarihleri arasında Romanya’da gerçekleştirilen Sea Shield Deniz Harekâtı Davet Tatbikatı’na katılan Görev Grubu unsurlarımız; 28-29 Mart’ta Köstence/Romanya’ya liman ziyareti yapacaktır. NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2 (SNMG-2) görevi kapsamında 24-29 Mart tarihleri arasında; - Almanya Deniz Kuvvetlerine ait Elbe ile - Arnavutluk Deniz Kuvvetleri unsuru Oriku tarafından İzmir’e liman ziyaretleri yapılmakta, - Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) görevi kapsamında, Bangladeş Deniz Kuvvetlerine ait Sangram tarafından 29 Mart-4 Nisan tarihleri arasında Mersin’e liman ziyareti gerçekleştirilmesi planlanmaktadır. TCG Gaziantep, TCG Bayraktar, TCG Bartın ve TCG Yzb.Güngör Durmuş gemilerimiz; Somali Deniz Görev Grubu faaliyetleri kapsamında dün (25 Mart) Doğu Akdeniz’den başladığı Somali intikaline devam etmektedir. Deniz Kuvvetleri İş Birliği Toplantıları kapsamında; - 24 Mart’ta Brezilya’da başlayan Türkiye-Brezilya toplantısı 28 Mart’ta tamamlanacak, - Türkiye-İtalya toplantısı ise 1-2 Nisan’da ülkemizde icra edilecektir. “Balkan Şehitleri Anma Günü Etkinlikleri” kapsamında bugün (26 Mart) Edirne’de, - 3 adet F-16 uçağımız tarafından Muharip Uçak Geçişi yapılmakta, - Mehteran Birlik Komutanlığımızca konser icra edilmektedir. YENİ SİLAH SİSTEMLERİ HAVA KUVVETLERİMİZİN ENVANTERİNE GİRDİ Türk Silahlı Kuvvetlerimizin modern ve caydırıcı yapısının güçlendirilmesine yönelik çalışmalar yerli ve millî savunma sanayi imkânlarıyla kararlılıkla sürdürülmektedir. Bu kapsamda Hava Kuvvetleri Komutanlığımızca; - Bir Orta Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi SİPER-1 Bataryası daha envantere alınmış, - Muhtelif miktarda Aksungur İHA ile CATS Elektro-Optik/Kızılötesi Kamera Sistemi’nin muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanmıştır. Diğer yandan, hafta içerisinde başta Türk Silahlı Kuvvetlerimiz olmak üzere dost ve müttefik ülkeler ile uluslararası iş ortaklarına çeşitli adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatını tamamlayan Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz (MKE); havacılık, uzay ve savunma alanlarında küresel kalite yapılanmasının önemli oluşumlarından biri olan Uluslararası Havacılık Kalite Grubu (IAQG) Europe üyeliğine kabul edilmiştir. Söz konusu üyelik ile uluslararası havacılık, uzay ve savunma ekosistemi içerisindeki konumunu güçlendiren şirketimiz, sektörün önde gelen küresel paydaşları ile birlikte kalite standartlarının geliştirilmesine katkı sağlayan kuruluşlar arasında yerini almıştır. ÖĞRENCİ VE PERSONEL TEMİNİ FAALİYETLERİMİZ SÜRÜYOR Personel ve askerî öğrenci alım/temin işlemleri, planlanan takvime uygun şekilde devam etmektedir. - 2026 Yılı Millî Savunma Üniversitesi Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksekokulları Askerî Öğrenci Aday Tercih İşlemleri 25 Mart-24 Nisan tarihleri arasında yapılabilecek, - 2026 yılında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü koordinesinde düzenlenecek Bölgesel Kariyer Fuarları kapsamında, 26-27 Mart’ta Gaziantep (İpek Yolu Kariyer Fuarı), 30-31 Mart’ta Adana’daki (Doğu Akdeniz Kariyer Fuarı) fuarlara katılım sağlanacaktır. Sonuç itibarıyla değişen güvenlik ortamının gerektirdiği yüksek hazırlık seviyesi, yerli ve millî savunma sanayimizin sağladığı imkânlar ve nitelikli personelimizin üstün gayretleriyle Bakanlığımız ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ülkemizin savunma ve güvenliğinin teminatı olmaya, bölgesel ve küresel barış ve istikrara katkı sunmaya kararlılıkla devam edecektir. BASIN MENSUPLARININ GÜNDEME DAİR SORULARI CEVAPLANDIRILDI Basın Bilgilendirme Toplantısı’nın ardından basın mensuplarının gündeme dair soruları cevaplandırıldı. Sorulara verilen cevaplar şu şekilde: EUROFIGHTER TEKNİK VE LOJİSTİK DESTEK SÖZLEŞMESİ Eurofighter Typhoon Projesi kapsamında 20 adet Eurofighter Typhoon uçağı, ekipman ve mühimmat alımına ilişkin sözleşme 2025 yılı Ekim ayında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Birleşik Krallık Başbakanı Sayın Keir Starmer tarafından imzalanmıştı. Millî Savunma Bakanımız Sayın Yaşar Güler ve Birleşik Krallık Savunma Bakanı Sayın John Healey tarafından dün Londra’da Eurofighter Typhoon Projesi kapsamında uçakların idame ve işletmesine yönelik teknik ve lojistik destek sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşme; pilot ve öğretmen pilot, uçak bakım teknisyeni, elektronik harp ve sistem yöneticisi eğitimleri ile yedek parça, simülatörler, test ekipmanları ve yer destek cihazlarını kapsamaktadır. Üretici firma tarafından ayrıca, uçakların hizmete girmesinden itibaren ilk üç yıllık süre boyunca teknik destek hizmetleri sağlanacaktır. ORDU SAHİLİNDE BULUNAN İNSANSIZ DENİZ ARACI (İDA) 21 Mart 2026’da Ordu’nun Ünye ilçesi açıklarında, motorunun arızalanması sonucu akıntıyla kıyıya sürüklendiği değerlendirilen ABD menşeli bir İnsansız Deniz Aracı (İDA), SAS Komutanlığı ekiplerince güvenli şekilde imha edilmiştir. Rusya Ukrayna arasında devam eden savaşta yoğun olarak kullanılan İDA ve İHA’ların kontrolünü kaybetmesi veya hareket kabiliyetini yitirmesi sonucu Karadeniz’de oluşturduğu riskler yakından takip edilmektedir. Bu durum, deniz güvenliği açısından dikkat ve tedbir gerektirmektedir. Bu kapsamda, denizde faaliyet gösteren, başta balıkçılarımız ve denizcilerimiz olmak üzere tüm vatandaşlarımızın azami dikkat göstermesi önem arz etmektedir. Şüpheli bir cisim veya sahile vurmuş bir İDA/İHA tespit edilmesi hâlinde, kesinlikle müdahale edilmemeli ve vakit kaybetmeden güvenlik birimlerimize bilgi verilmelidir. Deniz Kuvvetleri Komutanlığımıza bağlı unsurlar, Karadeniz’de deniz yetki alanlarımızın korunması amacıyla 7 gün 24 saat esasına göre keşif, gözetleme ve karakol faaliyetlerine devam etmektedir. Karadeniz’de seyrüsefer güvenliğinin tehlikeye atılmaması konusunda muhataplarımızla görüşülmekte ve gerekli uyarılar yapılmaktadır. KATAR'DA KAZA KIRIMA UĞRAYAN HELİKOPTER Katar Silahlı Kuvvetlerine ait helikopter ilk belirlemelere göre teknik bir arıza nedeniyle kaza kırıma uğramıştır. Kaza kırımın kesin nedeni Katar makamlarınca yürütülen inceleme sonucunda belirlenecektir. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, üretilen yerli ve millî savunma sanayi ürünlerinin sahada performanslarını deneme, geliştirme ve eğitim faaliyetlerini yurtiçi ve yurtdışında mühendis ve teknisyenlerimizle omuz omuza birlikte yapmaktadır. Bu durum dünyanın hiçbir ülkesinde örneği olmayan ve yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizin gelişmesine çok büyük katkı sağlayan bir uygulamadır. KATAR'DAKİ UNSURLARIMIZIN EMNİYETİ Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı ve orada görev yapan personelimizin güvenliği, mevcut bölgesel gelişmeler ve artan güvenlik hassasiyeti gözetilerek, Katar makamları ile tam bir eş güdüm içerisinde alınan ilave tedbirlerle en üst düzeyde sağlanmaktadır. Şuana kadar olumsuz bir durum yaşanmamıştır. KURULMASI PLANLANAN NATO ÇOK ULUSLU KOLORDU KARARGÂHI Bakanlığımız tarafından, 2023 yılında NATO Güneydoğu Bölgesel Planı kapsamında bir Kolordu Karargâhı kurulmasına yönelik çalışmaların başlatılması emredilmiş ve bu niyetimiz 2024 yılında NATO’ya beyan edilmiştir. Bu kapsamda, bir Türk general komutasında kurulması planlanan karargâhın ihtiyaçlarını karşılamak üzere 6’ncı Kolordu Komutanlığı görevlendirilmiş, millî çekirdek kadrolara gerekli atamalar yapılmıştır. Karargâhın çok uluslu bir yapıya dönüştürülmesine yönelik çalışmalar NATO makamlarıyla koordineli şekilde sürdürülmekte olup NATO prosedürleri henüz tamamlanmadığından onay süreci devam etmektedir. Karargâhın onaylanmış bir logosu da bulunmamaktadır. Bahse konu Kolordu Karargâhının görevi, Bölgesel Planlar kapsamında, kendisine tahsis edilecek kuvvetlerin entegrasyonunu sağlayarak sorumluluk sahasında caydırıcılık ve savunma faaliyetlerini desteklemektir. Öte yandan, tehdit değerlendirmesi kapsamında hazırlanan NATO Güneydoğu Bölgesel Planı Müttefiklerce daha önceden onaylandığından, kurulması planlanan söz konusu Çok Uluslu Kolordu Karargâhının bölgemizde meydana gelen son gelişmelerle bir ilgisi bulunmamaktadır. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

42,097 views • 4 months ago

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Millî Savunma Üniversitesinde gerçekleşen 16’ncı Dönem Müşterek Komuta ve Kurmay Eğitimi ile 8’inci Dönem Kuvvet Harp Enstitüleri Komuta ve Kurmay Eğitimi Mezuniyet Töreni'ne teşrif ederek bir konuşma yaptı. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Azerbaycan Savunma Bakanı Orgeneral Zakir Hasanov, TSK Komuta Kademesi ve Bakan Yardımcılarının katıldığı törende konuşan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, Kurmaylık Eğitimlerini başarıyla tamamlayan subayları tebrik etti. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasında şunları söyledi: Millî Savunma Üniversitemizin kıymetli Rektörü, şanlı ordumuzun kahraman subayları, kıymetli hocalarımız, saygıdeğer misafirler; sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Kurmaylık eğitimini başarıyla tamamlayan subaylarımızın mezuniyet merasimlerinde sizlerle beraber olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Bugün 125'i dost ve kardeş ülkelerden gelen misafir askeri personel olmak üzere toplam 301 subayımızın gurur gününe iştirak ediyor, mezuniyet sevinçlerini paylaşıyoruz. Dereceye girenlerle birlikte 16’ncı Dönem Müşterek Komuta ve Kurmay Eğitimi ile 8’inci Dönem Kuvvet Harp Enstitüleri Komuta ve Kurmay eğitimlerini neticelendiren tüm subaylarımızı ayrı ayrı tebrik ediyorum. Biraz önce diplomalarını alan subaylarımız kurmay ünvanıyla farklı kademelerde Türk Silahlı Kuvvetlerimize, devletimize ve milletimize yüksek bir vazife şuuruyla inşallah hizmet edecekler. Türk ordusunun tarih boyunca dünya ölçeğinde temayüz etmiş en güçlü vasıflarından biri olan kurmay akla; bilgi ve kabiliyetleriyle öyle inanıyorum ki en güçlü katkıları yapacaklar. Kurmay subaylarımıza yeni vazifelerinde şimdiden üstün muvaffakiyetler temenni ediyor, Cenabıallah ayağınıza taş değdirmesin, sizleri her türlü tehdit ve tehlikeden emin ve muhafaza eylesin diyorum. 26 farklı ülkeden gelerek burada modern, kapsamlı ve nitelikli eğitimler alan misafir askerlerimizi de aynı şekilde canıgönülden kutluyor, üstlenecekleri görevlerle ülkelerimiz arasındaki dostluk, dayanışma ve iş birliklerini daha da geliştireceklerine yürekten inanıyorum. Son olarak subaylarımızı hem kuramsal çerçevede hem de uygulama zemininde titizlikle eğiten, bilgi ve deneyimleriyle genç kurmaylarımızı teçhiz eden komutan ve hocalarımıza da takdir ve tebriklerimi iletiyorum. Bu vesileyle devletimizin bekası, ülkemizin güvenliği, milletimizin huzur ve selameti için can veren şehitlerimizin tamamını rahmetle yâd ediyorum. Merhum Nurettin Topçu'nun ifadesiyle “Şehit bir fertte barınan milletin ruhu bir millet iradesidir ki, bir vücudun gömüldüğü yerden bize ebedi hayat gönderir, bize ebediyeti kazandırır.” Türk milletine ebediyeti kazandıran milletimizin hürriyet abideleri, devletimizin ebet müddet nişaneleri olan aziz şehitlerimiz destanlaşan mücadeleleri ve hatıralarıyla yolumuzu aydınlatmaya devam edecektir. Ay yıldızlı al bayrağımızda temerküz eden millî ve mukaddes değerlerimiz uğruna canlarını ortaya koyan gazilerimize şükranlarımı sunuyor, hepsine hayırlı ve bereketli ömürler diliyorum. Bugün mezun ettiğimiz kurmay subaylarımızın ülkemizde bölgemizde ve sınırlarımızın ötesinde ifa edecekleri görevlerle şehit ve gazilerimizin emanetini layıkıyla taşıyacaklarından hiçbir şüphe duymuyorum. MİLLÎ SAVUNMA ÜNİVERSİTEMİZ KÜRESEL ÖLÇEKTE YILDIZI PARLAYAN EN SEÇKİN EĞİTİM KURUMLARIMIZDAN BİRİ HÂLİNE GELDİ Değerli arkadaşlar; 31 Temmuz'da, yani 20 gün sonra Millî Savunma Üniversitemizin 10. kuruluş yıl dönümünü idrak edeceğiz. Şunu en başında ve özellikle ifade etmek isterim: 10 yıl gibi kısa sürede Millî Savunma Üniversitemiz küresel ölçekte yıldızı parlayan en seçkin eğitim kurumlarımızdan biri hâline gelmiştir. Vatanına, milletine, devletine aşkla bağlı, donanımlı, vicdanlı, özgüven ve sorumluluk sahibi subay ve astsubayların yetiştiği bu ocak milletimizin iftihar kaynağıdır. Savunma, güvenlik ve strateji gibi alanlarda yürüttüğü araştırmalarla, ulusal ve uluslararası yayın, rapor ve danışmanlık faaliyetleriyle askerî harekât ortamı ve askerî kültürün gelişimine yönelik doktriner çözümleriyle üniversitemiz hayati bir misyonu yerine getirmektedir. Millî Savunma Üniversitemiz bünyesindeki 7 enstitü, 3 harp okulu, 4 astsubay meslek yüksekokulu ve yabancı diller yüksekokulu ile bir yandan millî iradeyi hareket noktası olarak belirleyen vatan ve millet sevdalısı genç yürekleri ülkemize kazandırırken, diğer yandan askerî bilimler müktesebatımızın daha da derinleşmesinde başrolü üstleniyor. Bunun için değerli rektörümüzün ve yöneticilerimizin şahsında Millî Savunma Üniversitemizin sivil, asker, eğitimci kadrosunu, bu ailenin tüm mensuplarını tebrik ediyor, başarılarının daim olmasını diliyorum. Hükûmet olarak kurulduğu günden beri üniversitemizin yanında olduk. Subay ve astsubaylarımızın daha yüksek standartlarda, daha iyi şartlarda eğitim alabilmeleri için fiziki ve teknik altyapı başta olmak üzere ihtiyaçları karşılama noktasında ayrı bir hassasiyet taşıdık. Bundan sonra da Millî Savunma Üniversitemizin daha da güçlenmesi için ne gerekiyorsa yapacağız. Rabbim yâr ve yardımcımız olsun diyor, üniversitemizin 10. kuruluş yıl dönümünün Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ve aziz milletimiz için şimdiden hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. SAVUNMA SANAYİNDE YÜZDE 82 YERLİLİK ORANINA ULAŞTIK Kıymetli misafirler; keskin değişimlerin istisna olmaktan çıkıp sıradanlaştığı bir dönemi yaşıyoruz. Yapay zekâ ve yeni teknolojiler eğitimden sağlık ve finansa ulaştırmadan kamu hizmetlerine hayatın her alanını hem de çok derinden etkiliyor. Savunma ve güvenlikte ise bu dönüşümün tezahürlerini çok daha net bir şekilde gözlemliyoruz. Şu gerçeği en iyi sizler biliyorsunuz: Klasik harp ortamlarında belirleyici faktörler kuvvet yoğunluğu ve platform sayısıydı. Günümüzde bunlara teknolojinin, enformasyonun, insansız sistemlerin, hızlı karar destek mekanizmalarının da eklendiğini görüyoruz. Savaşlar artık sadece cephelerde verilmiyor, siber saldırılar ve dezenformasyon kampanyalarıyla birlikte yürütülüyor. Kamikaze dronelarla kritik altyapılar, enerji nakil hatları, ticaret güzergâhları hedef alınıyor. İnsansız hava ve deniz araçlarının sonuca doğrudan etki ettiği yapay zekâ merkezli yazılımların harekâtın seyrini değiştirdiği yeni bir denklemle karşı karşıyayız. Keşif ve gerçek zamanlı haber almanın vazgeçilmez birer kuvvet çarpanı olduğu bu yeni ortam planlamayla birlikte sevk ve idareyi de her zamankinden daha kritik hale getirmiştir. Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek isterim: Millî Savunma Üniversitemizde yetişen subaylarımız hem planlama hem de sevk ve idare noktasında eşsiz bir performans ortaya koyuyorlar. Gazi Mustafa Kemal tuttuğu notlardan birinde “Komutanlık çare aramaktan ibarettir, bunu da harp tarihi öğretir.” diyordu. Farklı misyonlarda görüyoruz ki komutanlarımız eşsiz zaferlerle dolu olan tarihimizden aldıkları ilhamla, harp tarihinden edindikleri bilgilerle hamdolsun yeni destanlar yazmaya devam ediyorlar. Biz de devlet olarak uluslararası güvenlik paradigmasının radikal bir dönüşüme uğradığı bu dönemde, yeni sistemin kutup başlarından biri olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Savunma sanayinde yüzde 82 yerlilik oranına ulaştık. Geliştirdiğimiz ürünleri doğrudan sahada test ediyor, geri bildirimler ışığında sürekli yeniliyor, güncelliyoruz. Mühendislerimiz, yazılımcılarımız, teknisyenlerimiz, sektörde faaliyet gösteren 4 bine yakın firmamız başarılarına her gün yenilerini etkiliyor. Bu eklemeyle birlikte güvenlik birimlerimizi yerli ve millî ekipmanlarımızla son teknolojiye sahip teçhizatlarımızla donatıyoruz. Bilhassa ihracatta çıtayı her geçen gün daha da yükseltiyoruz. Son 12 ayda 11 milyar doların üzerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ederek yeni bir rekora İmza attık. Ocak-Haziran dönemi ihracatımız geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 30’a yakın artışla 4 milyar 665 milyon dolara ulaştı. Sadece geçtiğimiz ay 803 milyon dolar değerinde ürün ihraç ettik. Tabii şurası da mühimdir: Risk ve tehditleri doğru okuyabilen, bu sistem ve teknolojileri etkin kullanabilen, farklı platformlardan gelen verileri uygulamaya döken subaylarımız ve askerlerimiz de savunma sanayinde yakaladığımız bu ivmeyi sahada millî kazanımlara dönüştürmektedir. Kurmay aklın üretim merkezi olan Millî Savunma Üniversitemiz ise yetiştirdiği vatan evlatlarıyla bu kazanımları sürdürülebilir kılmaktadır. KÖKLÜ VE ZENGİN BİR ASKERÎ BİRİKİME SAHİBİZ Değerli arkadaşlar; Türk milleti olarak dünyada başka hiçbir milletle mukayese edilemeyecek ölçüde köklü ve zengin bir askerî birikime sahibiz. Kara Kuvvetlerimiz iki hafta önce 2235’inci yaşını kutladı. Dünyanın en eski askerî müzesi olan Harbiye Askerî Müzesi'ni 1453'te kurmuş bir milletiz. Şunun altını özellikle çizmek durumundayım: Bakın biz yalnızca bugünkü orduların temelini teşkil eden onlu sistemi kuran değil, aynı zamanda hilal taktiğine asıl derinliğini veren yontma keser taktiğini ve örtme harekâtını da dünya savaş literatürüne kazandıran bir milletiz. Evcilleştirdiğimiz atları cenk meydanlarında fırtına gibi kullanarak piyade ağırlıklı savaşın konseptini biliyorsunuz biz değiştirdik. Süvariye 360 derecelik manevra imkânı sunan üzengiyi ordu millet olarak biz icat ettik. İstanbul'un fethiyle bir çağı kapatıp diğerini açarken Sultan Fatih'in döktürdüğü Şahi toplarıyla, karadan yürüttüğümüz gemilerle, askerî dehamızın ışıltısıyla yeni bir destan kaleme aldık. Mehteri savaş alanında birlikleri yönlendiren bir orkestra olarak yine biz kullandık. Daha burada saymayacağımız birçok yeniliği harp sahasına ve sanatına biz kazandırdık. Tüm bunları yaparken toprakla birlikte gönüller de fethettik. Gücümüzü iyilik ve adaletle, zekâmızı erdem ve merhametle taçlandırdık. NATO LİDERLER ZİRVESİ’NE ANKARA'DA BAŞARIYLA EV SAHİPLİĞİ YAPTIK Değerli arkadaşlarım; bugün de aynı çizgide ilerliyor, ecdadın mirasına en güzel şekilde sahip çıkıyoruz. Gönül coğrafyamızda kanayan yaraları biz sarıyor, diyalog kanallarının açık tutulmasında öncü roller üstleniyoruz. Balkanlardan Kafkasya'ya, Ortadoğu'dan Afrika'ya barışın ve huzurun kalıcı hale gelebilmesi için her türlü kapıyı zorluyoruz. Aynı şekilde mensubu olduğumuz uluslararası ittifaklarda çok güçlü varlık gösteriyoruz. Biliyorsunuz iki gün önce NATO Liderler Zirvesi’ne Ankara'da başarıyla ev sahipliği yaptık. Değişen güvenlik koşulları ekseninde ittifakın geleceğini Türkiye'de ele aldık. NATO'nun Güneydoğu kanadının emanet edildiği bir ülke olarak mevcut gündeme dair değerlendirmelerimizi müttefiklerimizle paylaştık. Ankara Zirvesi’nin bölgemizde ve dünyada barış ve istikrarın tesisine katkı sağlamasını temenni ediyorum. Son olarak burada şu hususun da altına çizmek istiyorum: Hangi teşkilata üye olursak olalım, içinde bulunduğumuz zorlu coğrafyada alnımız ak, başımız dik, bu şekilde yaşamak için güçlü olmak zorundayız. Türkiye'nin güvenliğini kimseye emanet edemez, millî güvenliğimizden asla taviz veremeyiz. Dolayısıyla hem millî güvenliğimizi eksiksiz biçimde tahkim etmek, hem de bunu hukuk, meşruiyet ve demokrasi içinde yapmak mecburiyetindeyiz. Bunun için her fırsatta söylediğim gibi iç kalemizi sağlam tutacağız. Türkiye yüzyılı hedeflerimize doğru yol alırken 86 milyon olarak kardeş ve kaderdaş olduğumuzu hiçbir zaman unutmayacağız. Özellikle ülkemizi yaklaşık yarım asırlık bir sorundan kurtarmak amacıyla yürüttüğümüz terörsüz Türkiye sürecimizin başarıya ulaşmasıyla inşallah içeride ve dışarıda yeni bir hikâye yazmaya başlayacağız. Rabbim yâr ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle eğitimlerini başarıyla tamamlayan subaylarımızı tekrar tekrar tebrik ediyor, üstlenecekleri görevlerinde her birine başarılar diliyorum. Aynı samimi duygularla misafir subaylarımızı da kutluyor, ülkelerindeki dostlarımıza bizlerden selam götürmelerini bilhassa rica ediyorum. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Mezuniyetiniz hayırlı olsun, kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

42,197 views • 20 days ago

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Millî Savunma Üniversitesi Kara, Deniz ve Harp Okullarından mezun olan Teğmenlerimiz için düzenlenen “MSÜ Harp Okulları Diploma Alma ve Sancak Devir-Teslim Töreni”nde konuştu. Kara Harp Okulundaki törende Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberindeki TSK Komuta Kademesi ve Bakan Yardımcıları ile karşıladı. Törende dereceye giren Teğmenlerimize diplomaları Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, Bakan Yaşar Güler, TSK Komuta Kademesi ve Bakan Yardımcıları tarafından verildi. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan törendeki konuşmasında şunları söyledi: İŞGAL VE İSTİLA ORDULARI TEK TEK BOZGUNA UĞRATILDI Harp Okullarımızın Diploma ve Sancak Teslim Töreni vesilesiyle sizlerle bir arada olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. Kara, Deniz ve Hava Harp Okullarımızdaki eğitimlerini başarıyla nihayete erdiren tüm öğrencilerimizi canı gönülden tebrik ediyorum. Mezuniyet törenimizi çok anlamlı bir tarihte gerçekleştiriyoruz. Türk milletinin özgürlük ve bağımsızlık düşüncesinin ölümsüz anıtı olarak tarif edilen Büyük Zafer’in 103’üncü yıl dönümünü idrak ediyoruz. Öncelikle sizlerin şahsında aziz milletimizin, Kıbrıs Türk halkının ve yurt dışındaki 7 milyonu aşkın vatandaşımızın her birinin 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı içtenlikle tebrik ediyorum. Kahraman ordumuzun necip milletimizle yekvücut olup adeta devleşerek yazdığı büyük zaferin 103’üncü yılı kutlu olsun. Sizlerle birlikte ordumuzun tüm mensuplarının Türk Silahlı Kuvvetler Günü’nü de aynı şekilde kutluyorum. 26 Ağustos’ta vatanına, bayrağına, devletine, istiklal ve istikbaline sahip çıkarak Büyük Taarruz Harekâtı’nı başlatan o güçlü irade, 30 Ağustos’ta kazanılan Başkomutan Meydan Muharebesiyle zirvesine ulaşmıştır. İşgal ve istila orduları tek tek bozguna uğratılmış, Anadolu’ya göz diken emperyalist güçler makûs kaderleriyle yeniden tanışmış, kirli ve sinsi senaryoların sefih figüranları bu topraklardan ebediyen kazanmıştır. 30 Ağustos’ta milletimiz zillet ve zulmete asla rıza göstermeyeceğini, esarete boğun eğmeyeceğini, hürriyetinden ödün vermeyeceğini bir kez daha ispatlamış, bu hakikati tüm dünyaya gür bir sedayla ilan etmiştir. Milletimize bu zaferi armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, Büyük Millet Meclisimizin muhterem üyelerini, ordumuzun tüm neferlerini, tüm askerlerini minnetle yâd ediyorum. Kanlarıyla, canlarıyla tam bin yıldır nazlı hilale gölge düşürmeyen şehit ve gazilerimize Cenabı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Rabbim ruhlarını şad, mekânlarını inşallah cennet eylesin diyorum. EĞİTİMLERİNİ BAŞARIYLA TAMAMLAYAN 1405 TEĞMENİMİZİ TEBRİK EDİYORUM Değerli misafirler; Millî Savunma Üniversitemize bağlı harp okullarımızdan mezun olan öğrencilerimizin sevinç ve heyecanına hep beraber iştirak ediyoruz. Kara Harp Okulumuzdan 928, Deniz Harp Okulumuzdan 278, Hava Harp Okulumuzdan 199 olmak üzere eğitimlerini başarıyla tamamlayan 1405 teğmenimizin tamamını şahsım ve milletim adına tebrik ediyorum. Harp okullarımızda öğrenim gören 106 misafir öğrencimizi de aynı şekilde kutluyorum. Böylelikle 2016’dan bugüne Kara Harp Okulumuz bünyesinde 754’ü misafir 15 bin 755, Deniz Harp Okulumuzun çatısı altında 100’ü misafir 2 bin 167, Hava Harp Okulumuzda ise 148’i misafir 1793 öğrencimizle birlikte harp okullarımızdaki toplam mezun sayımızı 19 bin 735’e çıkarıyoruz. Ordumuzun farklı kademelerinde üstlenecekleri görevlerle denizde, havada ve karada gücümüze güç katacak, sahip oldukları bilgi, yetenek ve kabiliyetlerle ülkemizde sınırlarımızda ve bölgemizde caydırıcılığımıza çok önemli katkılar yapacak, kalplerinde taşıdıkları vatan, millet, ezan ve devlet aşkıyla tarihimizden ve ecdadımızdan devraldıkları o kutlu mirası yarınlara aktaracak, erdemleriyle, ahlaklarıyla, vizyonlarıyla, şahsiyetleriyle, imanlarıyla, Peygamber ocağımızın sancağını yurt içinde ve yurt dışında iftiharla dalgalandıracak bu evlatlarımıza şimdiden muvaffakiyetler diliyorum. Rabbim ayağınıza taş değdirmesin, sizleri her türlü tehlikeden müberra ve muhafaza eylesin. Gözlerinde kıvılcımlar çakan bu genç kardeşlerimizi yetiştiren anne ve babalarımızın tamamına ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Aynı şekilde teğmenlerimize modern, güçlü ve nitelikli bir eğitim vererek onları hayat ve mesleğe hazırlayan tüm hocalarımıza, komutanlarımıza, üniversitemizin her bir mensubuna teşekkür ediyorum. Gönül elçilerimiz olarak telakki ettiğimiz misafir öğrencilerimize de kendi ordularında üstlenecekleri vazifelerde başarılar temenni ediyorum. FETÖ İHANET ÇETESİNİN SEBEP OLDUĞU TAHRİBATI ZİYADESİYLE TELAFİ ETTİK Dost ve kardeş ülkelerin Millî Savunma Üniversitemize her yıl artan ilgisini çok kıymetli buluyoruz. 9 sene önce 27 olan ülke sayısının bu yıl 48’e ulaşması, Türkiye’nin askeri alanda yükselen itibarının da bir nişanesidir. Devrimden sonra komşumuz Suriye’yle iş birliğimizi askerî eğitim dâhil geniş bir yelpazede ilerletiyoruz. Misafir askerî personellerimizin ülkemizle ve milletimizle kurdukları güçlü bağların ortak geleceğimizde önemli bir yer tutacağını düşünüyorum. Biz de kendileriyle irtibatımızı daima koruyacağız. İnşallah gelecekte ülkelerine hizmet ettikleri farklı görevlerde kendileriyle tekrar mülaki olacak, ortak çalışmalara beraber imza atacağız. Kıymetli dostlar, çok değerli teğmenlerimiz; bu sabah Bando Astsubay Meslek Yüksek Okulumuzdan 38’i Türk, 2’si yabancı olmak üzere toplam 40 öğrencimiz mezun oldu. Yarın da inşallah Kara, Hava, Deniz Meslek Yüksek Okullarımızda öğrenim gören 68’i misafir 2041 öğrencimiz diplomalarını alacak. Bu evlatlarımızı da şimdiden tebrik ediyor, hayırlı hizmetler diliyorum. Rabbim yollarını da, bahtlarını da hep açık etsin. Elhamdülillah, 9 yıl gibi kısa bir sürede imkânsız denileni başardık. FETÖ ihanet çetesinin askerî eğitim sistemimizde sebep olduğu tahribatı ziyadesiyle telafi ettik. Bakınız, bugün Kara Kuvvetlerimizde görev yapan subayların yüzde 76’sı, Deniz Kuvvetlerimizin yüzde 45’i, Hava Kuvvetlerimizin ise yüzde 31’i üniversitelerimizden mezun oldu. Yine Kara Kuvvetlerimizin mevcut astsubaylarının yüzde 59’u, Deniz Kuvvetlerimizin yüzde 32’si, Hava Kuvvetlerimizin ise yüzde 24’ü Millî Savunma Üniversitemiz mezunlarından oluşuyor. Sadece eğitim ve personel boyutunda kalmadık, sınır ötesi harekâtlardan diğer operasyonlara kritik birçok adım attık. Hatırlarsanız, 15 Temmuz sonrası ellerini ovuşturanlar peyda olmuştu, Türk Silahlı Kuvvetlerinde zafiyet bekleyenlerin hepsini hüsrana uğrattık. Millî Savunma Üniversitemizin de güçlü desteğiyle ordumuz dimdik ayakta olduğunu dost-düşman herkese ispat etti. TSK BUGÜN, 9 SENE ÖNCESİNE GÖRE ÇOK DAHA GÜÇLÜ Türkiye üzerine sinsi hesap yapanlar 15 Temmuz’da kolumuzu kestiklerini zannediyorlardı, kesilenin sadece sakalımız olduğunu çok kısa sürede onlar da gördüler. Biz ise onların 40 yıldır besleyip büyüttükleri yılanlarının başını kopardık. 40 yıllık planı, 40 yıllık hesabı Allah’ın yardımı ve milletimizin kahramanca direnişi sayesinde bir gecede darmadağın ettik. Şer gibi görünen bu badireden Rabbimize sonsuz hamdolsun ülkemizi, milletimizi ve demokrasimizi daha da güçlendirerek çıkmayı başardık. Şunu gönül huzuruyla rahatça söyleyebiliyoruz: Türk Silahlı Kuvvetlerimiz bugün 9 sene öncesine göre daha güçlüdür, daha caydırıcıdır, insicamı daha kavidir, kapasitesi çok daha ileridedir, gelecekte inşallah çok daha iyi olacağız. Personel, eğitim, donanım ve teknolojik kabiliyetler noktasında ordumuzu tüm imkânlarıyla desteklemeye devam edeceğiz. İşte bu hafta ASELSAN’da çok önemli teslimatlar yaptık. 47 araçtan oluşan çelik kubbe sistemlerini ordumuza kazandırdık. TEKNOFEST Mavi Vatan’da denizlerdeki gücümüzü yakından gördük. Burada şunu da söylemek isterim: Önümüzdeki dönemde hepimizi gururlandıracak başka programlarımız, müjdelerimiz, teslimatlarımız olacak. Güçlü Türkiye, güçlü ordu şiarımızı inşallah tüm katmanlarıyla adım adım hayata geçireceğiz. ŞEHİTLERİMİZİN VE GAZİLERİMİZİN EMANETİ OLAN ŞEREFLİ BİR ÜNİFORMAYI KUŞANDINIZ Değerli gençler, sevgili mezunlarımız; bugünden itibaren teğmen olarak ordumuzun saflarına katılıyorsunuz, bunun için ne kadar gururlansanız, ne kadar övünseniz elbette yeridir. Şurası bir gerçek ki, hepiniz ülkemizin en seçkin eğitim kurumlarından biri olan Millî Savunma Üniversitemizde eğitim aldınız. Mesleğinizi icra ederken ihtiyaç duyacağınız her konuda yoğun ve yorucu olduğu kadar kaliteli ve içerikli süreçlerden geçtiniz. Sevgili evlatlarım; artık yeni bir yolculuğa başlıyorsunuz, şehit ve gazilerimizin emaneti olan şerefli bir üniformayı kuşandınız, Peygamber ocağının onurlu bir neferi olarak birbirinden önemli vazifeleri inşallah anlınızın akıyla yerine getireceksiniz. İşte bu yüzden sizlerden omuzladığınız sorumluluğun ne kadar ağır, ne kadar kutsal olduğunu daima aklınızda tutmanızı rica ediyorum. Sizler, vatanımızın, milletimizin, hürriyetimizin, bin yıldır bu topraklarda aralıksız devam eden zafer yürüyüşümüzün teminatısınız. Şunu da hiç ama hiç unutmayın: Tarih boyunca olduğu gibi bugün de milletimiz size güveniyor. İnsanımızın size olan itimadını ve inancını lütfen boşa çıkarmayın. Ailelerinizin ve komutanlarınızın size olan güvenine lütfen halel getirmeyin. Mensubu olduğunuz bu millet, binlerce yılı bulan tarihinde hiçbir kara leke olmayan necip bir millettir. Ne zulüm, ne soykırım, ne katliam, ne de sömürgecilik, bunların hiçbirine meyletmemiş, masumlara hiçbir zaman dokunmamış, insani değerleri savaşta olsa bile her zaman gözetmiş müşfik bir milletin efradısınız. Gazze’de yaşanan vahşeti görüyorsunuz, Filistin’de yapılan katliamları görüyorsunuz. Gözünü kin, kan ve nefret bürümüş bir cinayet şebekesinin neler yaptığını inanıyorum ki sizler de esefle takip ediyorsunuz. Biz onlar gibi hiçbir zaman olmadık ve olmayacağız, adaletten, merhametten, şefkatten asla taviz vermeyeceğiz. Türkiye Cumhurbaşkanı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanı olarak her birinizden bu hassasiyetle hareket etmenizi bekliyorum. SİZDEN BEKLENTİM, DİSİPLİN BAŞTA OLMAK ÜZERE TSK’NIN TEMEL PRENSİPLERİNE SIKI SIKIYA SARILMANIZDIR Sevgili evlatlarım; şunu özellikle sizlere hatırlatmak istiyorum: Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, vazife şuuru, vatan sevgisi ve millet sevdasıyla birlikte üstün disipliniyle de temayüz etmiş köklü bir kurumumuzdur. İcra ettiğiniz meslekte disiplinin ve cesaretin yerini hiçbir şey tutmaz. Ömrünün önemli bir kısmı savaş meydanlarında geçmiş Gazi Mustafa Kemal bu gerçeği bakınız nasıl ifade ediyor: “Disiplini mükemmel olan bir ordunun muharebenin en buhranlı devirlerinde, geri çekilmenin en elim safhalarında bile manevi kuvveti sarsılmaz. Lakin disiplinsiz bir ordu ilk geri çekilmede dağılır ve artık ondan başka bir vazife talep etmek mümkün olmaz.” Evet, bütün mesele budur, ordumuzun milletimize karşı görevlerini layıkıyla yapabilmesi ancak ve ancak disiplinini her zaman en ileri düzeyde muhafaza etmesine bağlıdır. Allah korusun bu hususta gösterilecek en küçük bir rehavetin hem ordumuza, hem de devletimize ağır bedelleri olur. Sizden beklentim, meslek hayatınız boyunca disiplin başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinin temel prensiplerine sıkı sıkıya sarılmanızdır. Komutanlarınızın engin tecrübelerinden istifade ederek harp okullarında aldığınız kaliteli eğitimin yol göstericiliğinde Türkiye yüzyılının inşası için fedakârca çalışacağınızdan hiç şüphem yoktur. Şunu da kendinize daima rehber edinmenizi istiyorum: Unvanımız, rütbemiz, konumumuz ne olursa olsun hepimiz milletimizin hizmetkârıyız. Aynı şekilde askeri, polisi, jandarması, sahil güvenliği ve istihbaratçısıyla tüm birimlerimiz aziz milletimizin hizmetinde ve emrindedir. Hiçbir ayrım yapmadan 86 milyonu kucaklamakla mükellefiz. Her birinizin anayasamız ve yasalarımızın çizdiği sınırlar içerisinde, milli iradenin riyasetinde, demokratik kurum ve kurallar dâhilinde ülkeye ve millete karşı mesuliyetlerinizi en güzel şekilde yerine getireceğinize inanıyorum. Bu süreçte sizi siyasi tartışmalara çekmek isteyenler olabilir, sizin üzerinizden siyasi prim kazanmak isteyen simsarlar çıkabilir, bunları asla dikkate almayın, moralinizi bozmalarına izin vermeyin. Sizi ve kahraman ordumuzu yıpratmaya çalışanlar, unutmayın herkesten önce karşılarında bizi bulacaklardır. Sizin hakkınızı, hukukunuzu kimseye çiğnetmeyiz, kimseye yedirmeyiz. İşte bu özgüvenle mesleğinize dört elle sarılmanızı sizlerden özellikle rica ediyorum. Rabbim yar ve yardımcınız diyorum. Sözlerime bu düşüncelerle son verirken her birinizi tebrik ediyor, tek tek alınlarınızdan öpüyor, Cenabı Allah’tan başarılar niyaz ediyorum. Sizleri yetiştiren ailelerinize, hocalarımıza, komutanlarımıza şahsım ve milletim adına tekrar teşekkür ediyorum. Misafir öğrencilerimize de başarılar diliyor, ülkelerine bizlerden selam götürmelerini istirham ediyorum. Millî Savunma Üniversitemizin değerli yönetimini ve kadrosunu yaptıkları hizmetler, verdikleri emekler dolayısıyla ayrıca kutluyorum. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin her bir mensubuna buradan en kalbi selam ve muhabbetlerimi gönderiyorum. Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

78,294 views • 11 months ago

Süleyman Seba’nın 13 Şubat 2000 Tarihli Veda Konuşması Yönetim kurulu arkadaşlarımın çalışma programlarını takdiminden sonra sizlere hitap etmek için söz almış bulunuyorum. Hepinizi şahsım ve yönetim kurulu arkadaşlarım adına selamlıyorum. Ülkemizin karşılaştığı deprem felaketi ile hayatını kaybedenlere rahmet, hastalarımıza şifa diliyorum. Böylesi bir felaketi bir daha vatandaşlarımıza göstermemesini ulu Tanrı’dan niyaz ediyorum. 2000'lı yılların ülkemize, ulusumuza ve Beşiktaş camiasına sağlık, mutluluk ve başarı getirmesini diliyorum. Beşiktaş kulübünde hak ve söz sahibi olan ve hesap verilecek tek organ durumunda bulunan siz değerli genel kurul üyelerine hesap verebilmek amacı ile söz almış bulunuyorum. Ayrıca son 2 yıllık yönetim döneminde göreve geldiğimiz günden başlayarak bugüne dek, gerek şahsıma ve gerek yönetimdeki arkadaşlarıma reva görülen ağır hakaretlere cevabın ancak kurulunuzda verilebileceğinin bilincinde bulunmaktayım. Bütün bu saldırı ve hakaretlere cevap vermekten aciz değildik. Ancak şahsımı ve yönetim kurulumuzu rencide edecek boyutlara ulaşan beyanlar karşısında koyacağımız tepkinin, Beşiktaş için hayırlı olmayacağı görüşü ile içimize sindirememekle beraber sessiz kalmayı tercih ettik. Ancak, her hesabın görüleceği bu genel kurulda, o günlerde duyduğum üzüntüyü sizlerle paylaşma isteğimi de normal karşılayacağınızı tahmin ediyorum. Beşiktaş kulübünün hiç kimsenin tasarrufunda olmadığı, kulübün tek sahibinin siz değerli genel kurul üyeleri olduğu, malumunuzdur. Kulüp idaresinin ise prensipler manzumesi çerçevesinde, kulübümüzün tüm manevi değerlerini göz önüne alarak yapılması gerektiğine inanmaktayız. Aslında kulübümüzün kamuoyundaki saygınlığı buradan kaynaklanmaktadır. Her zaman temel kural olan “usül, esastan önce gelir “ prensibine bağlı kalarak üyelerin üretici, yapıcı ve kulüplerine faydalı olabilmeleri için söylemek istediklerini yönetimin içinde usul ve esaslara uygun, Beşiktaşlılık nezaketi ve asaleti içinde söylemeleri beklenen temel konudur. Görev alan başkan ve yönetim kurulları 2 yıl çalışıp yeniden genel kurulun önüne gelirler ve hesap verirler. yüce kurulunuz bana 8 kere başkanlık görevini vermiştir. Hatalarımıza anlayış gösterdiniz, sevaplarımıza destek verdiniz, hoşgörülü davrandınız, sabır gösterdiniz, sizlere teşekkür borçluyum. Bana 16 sene tahammül eden sizlere su andaki samimi hislerimi anlatmak isterim. 1943 yılında Beşiktaş kulübüne geldim. 1945'de A takımında oynamaya başladım. Mütevazı futbol yaşantımdan sonra, 1954'de futbolu bıraktım ve çeşitli dönemlerde değerli başkanlarla çalışma onurunu elde ettim. Hayatta olmayanlara Tanrı’dan rahmet diliyorum. 1984 yılında sayın Mehmet Üstünkaya ile girdiğimiz centilmence bir yarışta tensiplerinizle kulüp başkanlığına getirildim. 16 yıl geçti. 8 kongre geçirdik. İtimat ettiniz, göreve devam ettim. Kısaca anlatmaya çalıştığım şu üç cümle, 97 yıllık kulübümüzün 57 yılında var olduğumu ifade etmektedir. Hepiniz biliyorsunuz, tüzüğümüzde de belirtildiği gibi, bizim düşüncelerimiz ve hedefimiz sporu desteklemek ve geliştirmek, ülkeye başarılı sporcular yetiştirmek, başarılı olmanın anahtarlarını gençlere sunmak, geleceklerini hazırlamak, sosyal ortamlarını ve iletişimlerini, kültür, sanat ve sporla geliştirmek ve kulübümüzü, ulu önder Atatürk’ün ifade ettiği gibi “ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklı olanını severim.” düsturunu ilke edinerek BJK’nın vizyonundan ödün vermeden yolumuza devam etmek idi. Hiç hata yapmadık mı? Hata insanlar içindir. Zaman zaman hatalar yaptık. Bugünkü kulübümüz, kısır döngüden çıkmış, sağlıklı yapıya kavuşarak her geçen gün daha da güçlenmektedir. Bugünün Beşiktaş’ı artık ne dedikodulardan medet umacak kadar güçsüz ne de gerçek dışı bazı şeyleri Beşiktaşlılık diye etrafa empoze etmeye çalışanların himayesine muhtaç olacak kadar sahipsizdir. Daha önce de ifade ettiğim gibi, kulübümüzün hakiki sahipleri sizlersiniz. bu noktalara beraberce vardık. Geriye dönmekte artık fayda yoktur. Yönetimde bulunanlar veya yönetime talip olanlar: talip olmak için kurulan gruplar, siz kongre üyelerine inandırmanın yollarını aramalı ve icraatları ile ispatlamalıdırlar. Geleceğimiz için yeni ufuklar açmalıdırlar. Her zaman söyledik, kişilerin tek tek birçok problemi halletmesine imkân yoktur. Hepimiz, dönmesi gittikçe hızlanan bu çarkın birer unsurlarıyız. Bu unsurlar eğer Beşiktaşlılık felsefesinin temel tarifinde birleşmiş, anlaşmış ise, çarkın teklemesi artık mümkün değildir. Bu düşüncelerden hareketle, 16 sene içinde gerçekleştirdiğimiz tapuları kulübümüze ait, bugünkü ekspertiz değeri 125 milyon dolar olan Fulya tesisleri, BJK plazamız ve modern kulüp binamız var. Bu arada BJK’nın geleceği için çok önemli olacağına inandığımız ve tüm Beşiktaşlıların duyarlı olması gereken Fulya projesi önemli gelişmeler göstermektedir. Bu proje benim en büyük hayallerimden birisidir. Gerçekleştiğini görmek tüm Beşiktaş camiasını mutlu edecektir. Ayrıca 49 yıllığına devletten kiraladığımız Ümraniye’de 145 dönüm BJK’nın geleceğini hazırlayacak olan ve öncelikle çim saha yapımına başlanılan tesislerimiz var. Zamanında asla alınamaz diye dedikodular çıkartılan, açılışında ilk golü atmak bana nasip olan, isimleri, zaman zaman Mithat Paşa, Dolmabahçe, İnönü stadı olarak anılan stadın, seneler sonra yine bizim dönemimizde, büyük mücadelelerle camiamıza BJK İnönü stadı olarak mal edilmesi, benim ve hepimiz için en büyük gurur ve prestij kaynaklarından biridir. Rahmetli Hakkı Yeten stadımızın hemen üstünde açtığımız kapalı spor salonumuz, tüm salon sporlarına hizmet vermektedir ve gelecekte başarılı sporcularımızın yetiştiği yuva olacaktır. Yıllarca kulübümüze kazandırılması için uğraşılan Akatlar tesislerindeki hukuki davalar, kulübümüz lehine sonuçlanmıştır. bu konuda büyük emekler veren, sayın Erdoğan Tuncer’e teşekkür ediyorum. Yine çeşitli vesilelerle zaman zaman aralarında bulunmaktan mutluluk duyduğum, temelinde eğitim, kültür ve spor yatan, ülkemizin gurur kaynağı eğitim kurumlarından birisi olmaya aday hayata geçirdiğimiz BJK Koleji var. BJK akaryakıt istasyonu, Mart ayında faaliyete geçecektir. Beşiktaş Belediyesinden kiraladığımız, üyelerimizin ayrıca sosyal ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik Çilekli tesislerimiz sosyal yaşantımızın bir parçasıdır. Bu ara gerçekleştirdiğimiz projelerden birisi olup, büyük üzüntülere sebebiyet veren Yeşilköy projesi hazine ve varisler arasında bizim de müdahil olduğumuz dava uzun yıllar devam etmiş, mahkemenin varisler lehine karar vermesi dolayısıyla tarafımızdan kullanılamaz hale gelmiştir ancak 2007 yılına kadar kullanma hakkı bize ait olduğu için yeni mal sahipleri ile görüşmelerimiz devam etmektedir. Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğünden 49 yıllığına kiraladığımız Pendik kürek tesislerimizin önündeki denizin doldurularak sahil yolu geçmesi dolayısıyla kürek sporu fevkalade zorluklarla yapılmaktadır. Üyelerimizden gelen önerileri dikkate alarak çözümü için kartal belediyesi ile temaslar sürdürülmektedir. futbol alt yapımız özünde söylenenlerin aksine en fazla dikkat ettiğimiz bir husustur. Neticeleri ortadadır. “Dünya karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getirmediğin ile ilgilenir.” Bütün bu gelişmelere rağmen tesisleşmeyi bir yana bırakıp, başarıyı sadece profesyonel futbolla ölçenlere sesleniyorum: 16 senelik dönemimizde kulübümüz profesyonel futbol takımına yapılan haksız eleştirilere rağmen, aralıksız her sezon şampiyon kulüpler, şampiyonlar ligi, kupa galipleri ya da UEFA kupasına katılma başarısı göstermiştir. Hizmet dönemimizde profesyonel futbol takımımızın kazandığı toplam 9 lig şampiyonluğunun 5'ini, toplam 5 kez kazandığımız Türkiye Kupası’nın 4'ünü, toplam 7 kez kazandığımız Cumhurbaşkanlığı Kupası’nın 5'ini, toplam 6 kez kazandığımız Başbakanlık Kupası’nın 2'sini ve toplam 11 kez kazandığımız TSYD kupasının 6'sını müzemize götürdük. Toplamı 22 kupadır. Üzülerek ifade etmek isterim ki, 16 yıllık bu bilanço ortada iken, bu başarıları birlikte yaşadığımız ve birlikte yönetimde yaşanan güzelliklerin kararlarına imza atan ve yine BJK sayesinde toplumda yer tutan, meslek edinen, ayrıca futbol oynadıkları dönemde emeklerinin karşılığı BJK tarafından en iyi şekilde verilen bazı kişilerin basın kanalıyla kulüplerini, şahsımı ve şahsımda yönetim kurulu arkadaşlarımı suçlaması nankörlük değil de nedir? “İnsanlarla yaşadım, insanı öğrendim insanlarla yaşadım, insanlığı öğrendim insanlarla yaşadım, insanlardan nankörlüğü gördüm. dostlarım, dostlarım… ama ben dostlarımdan çok korkarım” diyen düşünürlere hak vermemek elde değil. Sayın üyeler; Bizler de muhalefette bulunduk. Kulübe hizmeti geçen hiçbir kimseye hakaret etmedik. Dolayısıyla camiayı yıpratmadık. Kendi futbolcularımıza sahada arkamızı dönmedik. Böyle çirkin organizasyonları muhalefetin bir yolu olarak görmedik. Bizim camiamız farklı dedik. Vefa hislerinin maddi değerlerden çok önde olduğunu her zaman belirttik. Şimdi bu kazandığımız mal varlıklarını, kulübümüzün eriştiği noktaları bir kenara bırakıyorsanız, 16 sene zarfında kulübün ne kadar büyüdüğünü görmek istemiyorsanız, 55 milyon dolarlık bütçeye erişmeyi görmezlikten geliyorsanız, hizmetimizin karşılığını sadece profesyonel futbol takımı başarı veya başarısızlıklarıyla ölçüyorsanız; yapılaşmayı, kurumsallaşmayı bir kenara bırakıyorsanız, o zaman sizlere tamamlanması gereken hizmetleri de hatırlatmak isterim: Eğitim faaliyetlerine ağırlık verip bir an önce vakıf kurma çalışmaları BJK’nın lehine olacak şekilde tamamlanmalıdır. Kulübümüzün 100. yıl kutlamaları için acilen genel kurulca tasvip edilen bir komisyon kurulup çalışmalarına başlamaları lazımdır. Modern çağın şartları altında kulübümüzün tüm menfaatlerine zarar gelmeyecek şekilde şeffaf, adil, dünyadaki örneklerinde olduğu gibi şirketleşmesinin gerekli olduğu da bir gerçektir. Sevgili Beşiktaşlılar; Bu kongreyi ben herhangi bir kulübün kongresi havası içinde düşünmüyorum. Kulübümüz bizim yuvamız. hepimiz gözümüzü bu kulüpte açtık. Belki de çoğunuzun çocukları sizlerin sayesinde gözlerini dünyaya Beşiktaşlı açtı. Büyüdüler, büyümekteler. Sizlerin görevi bu noktadan sonra kulübümüze sahip çıkmaktır. Kulübümüz yeni yüzyılda geçmişimizden elde ettiği güçle yeni adımlar atmak zorundadır. Değerli Genel Kurul Üyeleri; Kulübümüzün vizyonunu, bu vizyondan hiçbir taviz vermediğini, bu vizyona yabancı hiçbir oluşumun maskesi olma durumuna düşmediğimizi ifade ettim. Beşiktaş’ın saygınlığının temel taşları bunlardır. Bu şartlar olmazsa olmaz şartlardır. Bu vizyona yabancı oluşumların zırhı durumuna gelmenin Beşiktaşımızın saygınlığına büyük darbe vuracağı kuşkusuzdur. Ben geçen dönem Beşiktaş’ın bu niteliklerinden asla taviz verilmeyeceği inancı ile konuştum. Bu eğilimlere girme tehlikesine karşı konulması, bunun için her türlü fedakarlığın yapılması hepimizin vazgeçilmeyecek görevidir. Biz bugün bize karşı yapılan, organize edilen saldırı ve hareketlerin hırçın ve saygıdan yoksun tutumların temelinde yukarıdaki tehlikenin yattığını düşünüyoruz. Değerli üyeler, On altı yıl boyunca üzerime gelen okyanus dalgalarının bende yaratmış olduğu hüznü, genel kurulunuzun sessiz ve sakin sahilinde sizlerle paylaşmaya çalıştım. Bunca seneler boyunca bana göstermiş olduğunuz sabır, anlayış, hoşgörü ve desteğe tekrar tekrar teşekkür ediyorum. 1984 yılında, ilk defa huzurlarınıza çıktığımda, kongre konuşmamın basında söylemiş olduğum sözleri hatırlatmak istiyorum: “Herkesi bir zaman için aldatabilirsiniz, bazı kişileri her zaman aldatabilirsiniz, ama herkesi her zaman aldatamazsınız!” ben kimseyi hayatım boyunca aldatmadım! 1984 yılında huzurlarınıza hangi heyecan ve duygularla gelmişsem, bugün de huzurlarınızda, aynı heyecan ve duygularla başım dik gönlüm rahat ve huzur içerisinde sizlere veda ediyorum!

Beşiktaş Iğdır

86,260 views • 2 years ago

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da düzenlenen 17’nci Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nın (IDEF 2025) açılış törenine teşrif etti. Açılış törenine Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler de beraberindeki Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Kuvvet Komutanları ve Bakan Yardımcıları ile katıldı. Törende bir konuşma yapan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan konuşmasında şunları söyledi: BİR MİLLETİN BAĞIMSIZLIK YÜRÜYÜŞÜNE ŞAHİTLİK EDİYORUZ Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı IDEF 2025’in açılış merasiminde sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet ve heyecan duyuyorum. Türkiye’nin yanı sıra dünyanın farklı ülkelerinden fuarımızı teşrif eden her bir misafirimize kültür, medeniyet ve teknolojinin buluştuğu şehir olan İstanbul’umuza hoş geldiniz diyorum. Fuar kapsamında yapacağınız görüşmelerin, varacağınız anlaşmaların, kuracağınız ortaklıkların şimdiden ülkelerimiz, firmalarımız, sektörlerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Küresel bir marka haline gelen bu organizasyonu başarıyla organize eden Millî Savuma Bakanlığımızı, Savunma Sanayii Başkanlığımızı ve Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfımızı yürekten tebrik ediyorum. Aynı şekilde ileri teknolojiye sahip savunma ürünleriyle fuarda boy gösteren firmalarımıza teşekkür ediyorum. Kendi alanında dünyanın en büyük ve en etkili ilk 3 fuarından biri olan Uluslararası Savunma Sanayii Fuarının bu yıl 17’ncisini düzenliyoruz. Bugün burada sadece Türk savunma sanayisinin gelişimine değil, aynı zamanda bir milletin bağımsızlık yürüyüşüne de şahitlik ediyor, kendi gök kubbesinde kendi kanatlarıyla yükselen bir ülkenin hikâyesini görüyoruz. 120 BİN ZİYARETÇİNİN FUARA KATILIMI BEKLENİYOR Fuarımıza olan ilginin her geçen yıl artmasından büyük bir kıvanç ve onur duyduğumuzu burada öncelikle vurgulamak istiyorum. Bu yılki organizasyonda 99 ülke ve uluslararası kuruluştan 219 heyeti temsilen 937 heyet üyesini misafir etmenin bahtiyarlığını yaşıyoruz. Bine yakın yerli ve 400’ün üzerinde yabancı firma kara, hava, deniz, uzay ve siber güvenlik alanlarında geliştirdikleri ürünleri 6 gün boyunca burada sergileme imkânı bulacak. Pazar gününe kadar 120 bini aşkın profesyonel ziyaretçinin fuara katılımı bekleniyor. Bu değerli buluşmayı salt ticari bir faaliyet, savunma sanayi alanındaki ürünlerin tanıtım ve satışının yapıldığı uluslararası çapta bir pazar olarak görmediğimizi özellikle bilmenizi rica ediyorum. Hep söylediğim gibi mesele alışveriş yapmak değildir, asıl mesele kazan-kazan temelinde uzun vadeli ortaklıklar tesis edebilmektir. Mesele, ticaretle birlikte kalıcı iş birlikleri geliştirebilmektir. Türkiye olarak biz buna hazırız ve çok yönlü iş birliklerine açığız. IDEF 2025’te ürün ve ekipmanlarıyla yer alan firmalarımızın tamamına başarılar diliyor, misafir heyetlerimizin her birine şükranlarımı iletiyorum. Savunma alanı başta olmak üzere IDEF 2025’in sektör ve firmalarımız arasındaki ilişkilere önemli katkılar yapmasını, yeni iş birliklerine kapı aralamasını, dostluk ve kardeşliğimizi güçlendirmesini temenni ediyorum. GAZZE’DE AÇLIKTAN BİR DERİ BİR KEMİK KALMIŞ ÇOCUKLARIN DERDİ, BİZİM DERDİMİZDİR Değerli misafirler, evvela şu hususu altını çizerek ifade etmek istiyorum: Güç dengelerinin yeniden belirlendiği, küresel ağırlık merkezlerinin yer değiştirdiği, uluslararası rekabetin giderek kızıştığı bir süreçten geçiyoruz. Sizlerin de takip ettiği üzere her gün yeni bir krize uyanıyoruz, yarın ne olacağını kimse bilmiyor, kimse tahmin edemiyor. İkinci Cihan Harbi sonrası kurulan kural temelli uluslararası sistemin yerini kimin gücü kime yeterse diyeceğimiz yeni bir düzen alıyor. Haklının güçlü olduğu değil, güçlünün haklı olduğu bir anlayış tarzı hızla kanıksanıyor. Haklının hakkını arayacağı uluslararası mekanizmalar ise kendilerinden beklenen görevi icra edemiyor. Türkiye, gerek coğrafi konumu, gerekse tarihi, beşeri, kültürel bağları itibarıyla bu yeni statükonun etkilerini en çok hisseden ülkelerden biridir. Gazze’de 22 aydır katmerlenerek devam eden soykırımın İsrail’in coğrafyamızı istikrarsızlaştırmaya dönük saldırılarının, Rusya ile Ukrayna arasında 3,5 yılı geride bırakan savaşın, Güney Asya’dan Kuzey Afrika’ya, Balkanlar’dan Günel Kafkasya’ya kadar geniş bir bölgede nükseden sıcak gerilimlerin tamamını bir şekilde bizi ilgilendirmekte, tedbir almamızı, müdahil olmamızı gerektirmektedir. Etrafımız ateş çemberiyle kuşatılmış derken, bunu hamaset olsun diye söylemiyoruz, aksine her gün yaşadığımız bir gerçeği ifade ediyoruz. Şunu bir defa açık ve net söylemek isterim: Gazze’de insani yardım malzemesi girişine izin verilmediği için açlıktan bir deri bir kemik kalmış çocukların derdi bizim derdimizdir. 13,5 yıllık zulmün ardından 8 Aralık devrimiyle umutların yeniden yeşerdiği Suriye’ye yönelik saldırılar bizim sorunumuzdur. Karadeniz’in güvenliğini tehlikeye atan sıcak çatışmalar aynı şekilde bizim için büyük bir endişe kaynağıdır. Libya’dan Sudan’a, Pakistan’dan Afganistan’a nerede bir sıkıntı, çatışma, istikrarsızlık varsa tamamı ülkemiz için dikkatle takip edilmesi gereken hassas konulardır. TÜM KALBİMİZLE BÖLGEMİZDE HUZUR, BARIŞ VE DAYANIŞMA İSTİYORUZ Türk dış politikası barış, adalet, uluslararası hukuk, egemenliğe saygı, hakkaniyet ve dayanışma ilkeleri üzerine kuruludur. Nüfuz peşinde değiliz, tahakküm peşinde değiliz, hiç kimsenin içişlerine karışmak niyetinde asla ve asla değiliz. Tüm kalbimizle bölgemizde huzur, barış, dayanışma istiyoruz, elbette bunu isterken gereklerini de yerine getirmekten çekinmiyoruz. Nerede bir haksızlık, adaletsizlik ve zulüm görsek sesimizi de, tepkimizi de belli bir üslup içinde açıkça ortaya koyuyoruz. Bu anlayışla İsrail’in Gazze halkına yönelik Nazileri fersah fersah aşan soykırımını tüm insanlığın gündeminde tutmaya devam ediyoruz. İnsani yardımlarımızla birlikte Gazze’deki vahşeti sona erdirmeye dönük diplomatik temaslarımızı da artırmış durumdayız. Gayemiz, bir an önce ateşkesin tesis edilmesidir. Gazze’ye insani yardımların girişine izin verilmesi bir başka önceliğimizdir. Maalesef Kızılhaç’ın bile girişine izin verilmediği gerçekten korkunç bir durum söz konusudur. Daha önce de söyledim, Netanyahu ve katliam şebekesi barbarlıkta Hitler’i çoktan geride bıraktı. Avrupa’daki Holokost sürecinde dahi Gazze’deki kadar insanlık dışı görüntüler ortaya çıkmadı. Her gün onlarca masumun bir lokma ekmek, bir yudum su bulamadığı için can verdiği bir acımasızlığı, zerre kadar insanlık onuru taşıyan hiç kimse kabul edemez, buna sessiz kalamaz, bu cinnet haline rıza gösteremez. Her kim Gazze’deki soykırıma sessiz kalıyorsa, İsrail’in işlediği insanlık suçlarına ortak oluyor demektir. Gazze’de insanlık ölürken, bebekler, çocuklar ölürken, insanlar bir çuval un alabilmek için ölürken, hiçbirimiz buna sessiz kalamayız ve kalmayacağız. O masum bebeklerin kopmuş kafalarını, o çocukların kopmuş ellerini, bacaklarını, affedersiniz köpeklerin açlıktan yemeye başladığı gömülmemiş cesetleri, o açlığı, o feryadı, annelerin yüreklerimizi yakan o çığlıklarını hiçbirimiz unutamayız, hiçbirimiz unutmayacağız. ULUSLARARASI TOPLUMU İNSANLIK CEPHESİNDE BİRLEŞMEYE DAVET EDİYORUM Açlıktan kitlesel ölümlerin başladığı bu kara günlerde tüm uluslararası toplumu insanlık cephesinde birleşmeye davet ediyorum. Gelin bu caniliğe hep birlikte tepki verelim. Gelin bu zulme, bu vahşete artık yeter diyelim. Gelin gözünü iktidar hırsı bürümüş bir avuç insanlık düşmanının insanlığın adını daha fazla lekelemesine müsaade etmeyelim. Diğer türlü bu kan lekesi sadece Netanyahu’nun ve cinayet şebekesinin eline değil, Gazze’deki soykırıma susan, tepkisiz kalan herkesin eline, anlına, şayet kaldıysa vicdanına bulaşacaktır. Türkiye olarak en başından beri adil ve sürdürülebilir bir dünya nizamı için dostlarımızla birlikte her platformda gayret sarf ediyoruz. Küresel barış ve güvenlini tesisi için her türlü adımı atarken, daha fazla trajedinin yaşanmaması için tüm imkânlarımızı seferber ediyoruz. Bu süreçte şu ilkeyi kendimize rehber edindik: Bin akçalık sulh, bin akçalık nizadan iyidir. Evet, barış diplomasisi adına ne yapıyorsak, bu hikmetli sözün ışığında yapıyoruz. Yine bu süreçte, hiçbir zaman unutmadığımız bir başka prensibimiz şudur: "Hazır ol cenge, eğer istersen sulh-u salah." Yani, eğer barış, huzur, güvenlik, dirlik ve refah istiyorsan, caydırıcılığını en üst düzeyde tutmak zorundasın. Eğer kendi vatanında onurunla, şerefinle, başın dik, alnın ak yaşamak istiyorsan, savunma yeteneklerini güçlendirmek mecburiyetindesin. Şüphesiz, bunun yolu da yerli ve millî savunma sanayiden geçiyor. Türkiye, yakın tarihinde savunma alanında ciddi sınamalarla karşılaşmış bir ülkedir. Dışa bağımlı olmanın sonuçlarını pek çok kez tecrübe ettik. 1960'lı yıllarda Kıbrıs hadiselerinde ve 1990'lı yıllarda terörle mücadelede, maalesef dost ve müttefik bu ülkelerden yeterli desteği alamadık. Kıbrıs Türkü’nün hak ve hukukunu korumak amacıyla gerçekleştirdiğimiz 1974 Barış Harekâtı sonrasında ambargolar adeta zirveye çıktı. Bakım için gönderdiğimiz uçaklar alıkonuldu. Hatta bunun için ülkemize hangarda saklama borcu çıkartıldı. Telsiz gibi en temel iletişim araçları dahi bir süre ülkemize verilmedi. Esad rejimiyle yaşadığımız gerilimde yine aynı ahde vefasızlığı gördük. Hava savunma kapasitemizi güçlendirme arayışlarımızda, karşımızda hep kapı duvar bulduk. Öyle ki, hava sahamızın sürekli ihlal edildiği günlerde, yangından mal kaçırırcasına hava savunma sistemleri ülkemizden sökülüp götürüldü. Libya’dan Karabağ’daki işgalin sonlandırılmasına kadar pek çok yerde benzer uygulamalar devam ettirildi. TÜRKİYE BUGÜN SAVUNMA SANAYİ ÜRÜNLERİYLE DÜNYA PİYASALARINA MÜHRÜNÜ VURAN BİR KONUMA ULAŞTI Atalarımızın bir sözü var, kötü komşu adamı mal sahibi yaparmış. Bizi de dost ve müttefiklerimiz savunma sanayinde mal sahibi yaptı. Her ambargo, her baskı, her haksızlık bize yeni bir kapı araladı. Biz de tüm gücümüzü kullanarak bu kapılardan içeri girmeyi başardık. Dün ambargolara, çifte standartlara ve diplomatik baskılara maruz kalan Türkiye, bugün savunma sanayi ürünleriyle dünya piyasalarına mührünü vuran bir konuma ulaştı. Kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz dedik ve öz kaynaklarımızı harekete geçirerek bu alanda kısa sürede ciddi mesafe kat ettik. Bu arka plan temelinde bir yandan insani ve proaktif bir dış politika izlerken, diğer yandan savunma ve güvenlik yatırımlarımıza hız verdik. Tasarımdan seri üretime, ar-ge çalışmalarından ve inovasyon sürecine Türk savunma sanayine çağ atlattık. Bir dönem temel sıkıntımız olan dışa bağımlılığımızı ciddi ölçüde atlattık. Göreve geldiğimizde yüzde 20 seviyesinde olan savunma sanayimizin yerlilik oranı bugün yüzde 80’lerin üzerine çıktı. Sektördeki 3 bin 500’ü aşkın firmamız, 100 bin kişilik nitelikli personel kadrosuyla çalışmalarını başarılı bir şekilde sürdürüyor. Türk savunma sanayi bugün 1.380’in üzerinde proje sayısıyla, 20 milyar doları aşan cirosuyla, geniş ürün yelpazesiyle adeta destan yazıyor. Güvenlik birimlerimizin neredeyse tüm ihtiyaçlarını kendi kaynaklarımızla en etkin şekilde karşılıyoruz. Yerli ürünlerimiz güvenlik güçlerimizin terörle mücadele operasyonlarında, yurt içi ve yurt dışındaki harekâtlarımızda etkin rol oynuyor. İHA ve SİHA teknolojisinde dünyanın önde gelen 3 ülkesinden biriyiz. Geçen sene dünyada satılan her 100 İHA’dan 65’ini Türk firmaları tedarik etti. Özellikle SİHA’larımızın oyun değiştiren konsepti küresel ölçekte büyük yankı uyandırıyor. Geleneksel taktik ve stratejileri dönüştürüyor. Aynı şekilde dünyada kendi savaş gemisini tasarlayan, geliştiren, üreten 10 ülkeden biri şu anda Türkiye’dir. Ana yüklenicilerimiz, alt yüklenicilerimiz, KOBİ’lerimiz, araştırma kuruluşlarımız ve üniversitelerimiz, geliştirdikleri özgün ürünlerle ihracat hanemizi yeni yıldızlarla süslüyor. Şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim: Türkiye, bugün dünyadaki en büyük 11’inci savunma ihracatçısı durumuna gelmiştir. İnsansız hava araçlarımız, millî gemi projelerimiz, elektronik sistemlerimiz, kara araçlarımız, silah ve mühimmatlarımız gıptayla takip ve talep ediliyor. Savunma sanayi şirketlerimiz geçtiğimiz sene tam 180 farklı ülkeye ürün ihraç ederek ciddi bir başarıya imza attı. Şu rakam da dikkat çekicidir: 2024 yılında savunma ve havacılık alanındaki ihracatımız, NATO ve hizmet ihracatları da dâhil olmak üzere yüzde 29’luk artışla 7 milyar 154 milyon dolara ulaşarak yeni bir rekor kırmıştır. Böylece 2024 hedefimiz olan 6,5 milyar doların yüzde 11 üzerine çıktık. 2025 Haziran ayı ihracatımız bir önceki yıla oranla yüzde 10,4 artarak 623 milyon dolara ulaştı. Son 12 aydaki ihracatımız ise geçtiğimiz yıla göre yüzde 23,1 düzeyinde artışla 7,5 milyar dolar seviyesini gördü. Lazer ve elektromanyetik silah sistemleri, otonom sistemler, siber güvenlik, kuantum teknolojisi ve yapay zekâ gibi alanlarda izleyeceğimiz doğru stratejilerle yakın gelecekte rekabet gücümüzü inşallah daha da arttıracağız. EN ÖNEMLİ AVANTAJLARIMIZDAN BİRİ DE NİTELİKLİ VE DİNAMİK İNSAN GÜCÜMÜZ Şunu da belirtmekte fayda görüyorum: Ülke olarak en önemli avantajlarımızdan biri de nitelikli ve dinamik insan gücümüzdür. Savunma sanayi başta olmak üzere her alanda teknolojik atılımımızı çok daha ilerilere taşıyacak yetişmiş insan gücüne sahibiz. Özellikle bunu daha da geliştirmekte kararlıyız. Bu vesileyle Savunma Sanayii Başkanlığımız başta olmak üzere bütün bu başarılarda pay sahibi olan tüm kurum ve kuruluşlarımızı, firmalarımızı, emek veren her bir kardeşimi bir kez daha canı gönülden tebrik ediyorum. Türk savunma sektörüyle gurur duyuyoruz. İnşallah gelecekte çok daha iyi seviyelerde olacağımıza yürekten inanıyoruz. Küresel güç Türkiye vizyonu ile savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye yolunda kararlı adımlarla ilerliyoruz. Savunma sanayinde millî yetkinlik hamlesi adını verdiğimiz büyük bir dönüşüm başlattık. Onay ve talimatını bizzat verdiğim millî yetkinlik hamlesi ile savunma sanayi ekosistemi içerisinde sistematik bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Bu alandaki çalışmalarımızla, savunma ve güvenlik yatırımlarımızla dosta güven, düşmana korku veren çok daha büyük ve güçlü bir Türkiye’yi inşa etmek için mücadele edeceğiz. Birlikte çalışacağız, birlikte üreteceğiz, geleceğe birlikte yürüyeceğiz. Rabbim hepimizin yar ve yardımcısı olsun diyorum. Bu düşüncelerle 17'nci Uluslararası Savunma Sanayii Fuarımızın ülkelerimiz, sektörlerimiz, firmalarımız için hayırlar getirmesini diliyorum. Fuara teşrif eden tüm dostlarımıza, tüm kardeşlerimize tekrar teşekkür ediyorum. Fuar kapsamında atılacak imzaların, yeni anlaşma ve iş birliklerinin aramızdaki ilişkilere somut katkılar yapmasını temenni ediyorum. Millî Savunma Bakanlığımıza, Savunma Sanayii Başkanlığımıza, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfımıza ve fuara katkı veren her bir kardeşime, her bir şirketimize tekrar teşekkür ediyorum. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

39,340 views • 1 year ago