正在加载视频...

视频加载失败

🥹 ‘’𝗢𝗻𝗹𝗮𝗿𝗮 𝘀𝗲𝘃𝗴𝗶𝗺𝗶 𝗴𝗼̈𝘀𝘁𝗲𝗿𝗺𝗲𝗱𝗲𝗻, 𝗼𝗻𝗹𝗮𝗿ı 𝗮𝗿𝗮𝗺𝗮𝗱𝗮𝗻 𝗱𝘂𝗿𝗮𝗺𝗮𝘇𝗱ı𝗺.’’ ÖZEL | Gabi sezon boyunca VakıfBank’taki arkadaşlarını aradığını söylerken, Haak da Guidetti’yle görüntülü konuştukları söyledi. 🗣️ Gabi: "Her zaman, nerede olursam olayım, Vakıfbank'ı desteklemeye devam edeceğim..." 🗣️ Haak: "Finallerimiz de tam aynı gündü ve şampiyonluklarımızı da o gün kazandık. Hepimiz zaferi kutluyorduk,...

39,287 次观看 • 1 年前 •via X (Twitter)

4 条评论

★ 的头像
1 年前

Niye kaptani olduğun takima ihanet ettin kes ya affetmicez

WAGMI | Crypto, DeFi & Web3 News 的头像
WAGMI | Crypto, DeFi & Web3 News2 年前

"My friends think I'm a crypto genius, (I'm not) it's because I read WAGMI’s weekly newsletter (and they have no idea it exists)" - Every Crypto Degen

Volley 的头像
Volley1 年前

Kaç tane yüzü var sayamıyorum artık

⚜️ Alihan ⚜️ 的头像
⚜️ Alihan ⚜️1 年前

Senin gibi itici birini görmedim

相关视频

🗣️ Kutlu Akpınar: "Nedense sosyal medyada en çok konuşulan konu - Göztepe, Trabzonspor maçı 11'lerini gazeteciler 1-2 gün önceden paylaşıyorlar ve bu takıma zarar veriyor, rakipler bu sebeple kazanıyor. Galatasaray Trabzonspor'a kaybediyorsa bunun sorumlusu 11'in gazeteciler tarafından bir gün önce paylaşılması mıdır? 🗣️ Hasan Şaş: "Diyelim ki Trabzonspor galibiyeti bu yüzden oldu. Bugün de paylaştılar, galibiyet geldi." 🗣️ Kutlu Akpınar: "Nedense bir aba altından sopa göstermeler, kuruma şikayet ederiz, sosyal medyada linçleriz, takip etmeyiz. Gazetecinin görevi takımı korumak değil, haber yapmak. Nasıl transfer dönemi haber yapılıyorsa, nasıl sakatlık haberi yapılıyorsa, onu izliyorsan, onu dinliyorsan. Kimsenin hedefi hiçbir takıma zarar vermek değil. Gazeteci işini yapıyor. Bir de eğer bunu Galatasaraylı gazeteci, Fenerbahçeli gazeteci, Beşiktaşlı. artık iş buna döndü hocam. Eğer takımlara göre ayırıyorsak Galatasaraylı gazeteciler doğru haber veriyor diye o zaman tarafların daha mutlu olması gerekmiyor mu?Yani gazetecinin kulübün menfaatini korumak gibi bir görevi oluşmaya başladı. Bunun çok yanlış olduğunu gazeteci olarak ifade etmiş olayım. Burada benim görevim ya da hiçbir gazetecinin görevi Galatasaray'ın âli menfaatleri değil. Galatasaray spor kulübü çalışanı değil gazeteciler. Gazetecilerin kendi şirketlerine, çalıştıkları gazetelere sorumlulukları var ve bunları yerine getiriyorlar. Ve aldıkları haberi paylaşmak zorundalar. O yüzden bir de bu anonim hesapların sürekli tehditleri gazetecilere geri adım attırmaz. Bu sağlıklı bir iletişim şekli değil. Kulübün bundan şikayetçi olma durumu ben de duyuyorum yöneticilerden. Ama yöneticilerin de istediği haberlerin dışarı çıkış şekillerini de hepimiz biliyoruz. Yani o yüzden gazeteciler bırakın işlerini yapsınlar." (SporON)

Krampon Sports

43,123 次观看 • 3 个月前

🌍 SIKÇA SORULAN SORULAR / GERÇEKLER VE BEKLENTİLER ⁉️ 👤 Niye İstanbul'da tatil ilan edildi, bizim burada kar yok? 🗣️ İstanbul artık yaşadığınız semtten çok daha büyük bir metropol. Kararlar balkon manzarasına göre değil, risk yönetimi ile alınıyor olabilir. Yılda sadece birkaç gün böyle kararlar alınması çok doğal. Yurt dışında da böyledir. 👤 Hani 3–5 cm kar yağacaktı, Başakşehir’de 10 cm oldu? 🗣️ Sakin olun ve tadını çıkarın, verilen değerler alansal ortalamadır. Lokal farklar normaldir; yüksek semtlerde 3–7 cm olarak belirtilen değerlerin daha da üzerine çıkılabilir. 👤 Hani kar yağacaktı? Kadıköy’de yağmur yağıyor. 🗣️ Rakımı düşük ve denize yakın bölgelerde yağışın kara dönmesi böyle sistemlerde gecikmeli olur. “Akşama doğru ancak yağabilir” ifadesi bu yüzden kullanıldı. 👤 Siz rakamı düşük tuttunuz ama resmi kurumlar İstanbul için 15–20 cm dedi. Sebebi nedir? 🗣️ Resmi kurumlar üst perdeden önlem alma yetkisine sahiptir; karar alma mekanizmaları farklı çalışır. Ayrıca aynı veri seti, farklı uzmanlar tarafından farklı şekillerde yorumlanabilir. -Tıpkı iki farklı doktorun aynı tetkike bakıp farklı değerlendirmeler yapabilmesi gibi... 👤 Neden her yerde aynı anda kar yağmıyor? 🗣️ Çünkü atmosfer Excel tablosu değil; parmağı şıklatınca her yerde aynı anda başlamaz. 👤 Hava 2 °C, yağmur yağıyor; 3 °C olunca kar yağıyor. Bu nasıl oluyor? 🗣️ Bu konu burada iki satırda anlatılacak kadar basit değil, bu tek başına termometreye bakarak yorumlanmaz. 👤 Hani İstanbul bembeyaz olacaktı? 🗣️ Olmayacaktı. Böyle bir ifade hiç kullanılmadı. Kaynağınızı doğru seçin. 👤 X ilçede hiç kar yok, modeller yanıldı mı? 🗣️ Hayır. İstanbul tek nokta değildir; mikroklima farkları vardır. Modeller ise tahminin kendisini değil, bu tahmini yapma yetkisine sahip kişiler için yalnızca bir kaynak sağlar. 👤 Dün başka şey diyordunuz, bugün başka şey söylüyorsunuz. 🗣️ Kim farklı şeyler söylüyor bilmiyorum ama profesyoneller tahminleri 6 saatte bir körü körüne değil; fizik bilgisi ve mühendislik disipliniyle, sınırlı ve kontrollü şekilde günceller. 👤 Radar boş gözüküyor, nerede bu kar? 🗣️ Radar anlık görüntüdür. Gün boyunca yağış kesintili ilerleyecek, tekrar başlayabilir. 👤 Sadece İstanbul mu var bu ülkede? 🗣️ Hayır. Ancak herkes kendi lokasyonunu merak ettiği için İstanbul daha çok gündeme geliyor. Bu da zaman zaman “dünya bizim etrafımızda dönüyor” hissiyatı yaratıyor. (İstanbul’da yaşadığım dönemde ben de böyle bir hisse kapılmıştım, mazur görün.) 👤 Niye başka şehirleri konuşmuyorsunuz? 🗣️ Konuşuyoruz. Zaten herkes kendi lokasyonunu görebilsin diye hava durumu uygulaması bile yaptık. 👤 Kar tutmaz dediniz, tuttu? 🗣️ “Tutmaz” demek hiç tutmaz demek değildir; her yerde ve kalıcı örtü oluşmaz anlamına gelir. Bunun için uluslararası ölçüm/gözlem standartları vardır. 👤 Kimin söylediklerine inanacağız? 🗣️ Bu işle iyi niyetle ilgilenen, değerli paylaşımlar yapan birçok kişi ve hesap var, onları takip etmenizi öneririm. Ancak kritik karar alacaksanız, nasıl sağlık konusunda sahte doktora gitmiyorsak, meteoroloji gibi teknik detay gerektiren konularda da kaynağı, yöntemi ve uzmanlığı belli olmayan hesapları referans almamak gerekir. Kritik kararlar verecekseniz bindiğiniz otobüsün şoförüne "ehliyet" sorun yani. 👤 Bu iş neden bu kadar karmaşık? 🗣️ Çünkü hava durumu bir sosyal medya başlığı değil; fizik ve matematik. 🔚

Kutay Mıhlıardıç

36,813 次观看 • 6 个月前

Tam 15 yıl önce, yine bir pazar günü, tam da bu saatlerde.. 💫 Metroda şarkı söyleyen bir grup üniversiteli genç, bir anda Türkiye'nin gündemine oturdu! 🤗 Boğaziçi Caz Korosu (henüz o zamanki adımızla, BÜMK Caz Korosu) ile Avusturya'daki Dünya Koro Şampiyonasına katılmaya hak kazanmışız, çok heyecanlıyız! Fakat ne paramız var ne de bir sponsorumuz.. Az önce baktım, altı ayda 30'dan fazla konser yapmışız.. Her konser çıkışı oturur, bu işin içinden nasıl çıkacağız diye konuşurduk. Bu konuşmaların birinde bir video fikri çıktı. Bir cumartesi, Kadıköy Evlendirme Dairesinden başlayarak gün boyu İstanbul'un her yerinde şarkı söyledik. Metro da bunlardan biriydi.. Ertesi gün yine bir konser çıkışı, bilgisayarımı açtığımda önüme çıkan şeye nasıl şaşırdığımı dün gibi hatırlıyorum.. Videoyu çeken Deniz ve arkadaşı Zeynep, bizden habersiz, bir performansı çoktan paylaşmışlar bile! 😲 Aynı gün içinde 20 bin, 50 bin, 100 bin derken, video bir anda milyonlara ulaştı. O dönemde sosyal medya böyle değil, viral videolar yeni yeni konuşuluyor. Birkaç dakikalık bir koro performansının bu kadar yayılacağını biz dahil kimse beklemiyordu. Ama videodaki samimiyet, heyecan, neşe, yani "sahicilik", bugün hala bu kadar çok paylaşılıyor olmasının da en büyük sebebi. ❤️ İki hafta boyunca, tüm ana haber bültenleri, ülkenin en çok izlenen TV şovları, canlı yayınlar, gazete, dergi röportajları.. Üniversite bünyesinden ayrılma ve bağımsız bir topluluk olarak devam etme süreci de tam o günlerde yaşanıyor. Bir yandan beklenmedik bir görünürlük ve ilgi, diğer yandan şampiyonaya bir ay kala prova yapacak yerimiz bile yok.. O sancılı sürecin sonunda sponsorumuzu bulduk ve bir ay boyunca Galata Derneğinde geceli gündüzlü çalıştıktan sonra Avusturya'ya gidebildik ve ülkemize iki dalda Dünya Şampiyonluğunu getirdik. Yaşadığımız gururu, hisleri tarif etmem imkansız.. ✨ Bu süreçte Türkiye'deki koro algısı da müthiş bir değişime uğradı. O yıllarda yalnızca belirli bir gruba hitap eden koro müziği, çok daha geniş kitlelere ulaşmaya başladı ve böylece Türkiye'de yepyeni bir sayfa açılmış oldu. Elbette bu dönüşüm bir grup insan ve tek bir videoyla olmadı. Gerek bizden önceki çok değerli hocalarımızın, gerekse sonraki yıllarda onlarca şef, binlerce korist ve sayısız kurumun emeğiyle sürdürüldü. Ama bu süreç ve sonrasındaki adanmışlık ve sıkı çalışma, şüphesiz bu dönüşümde en büyük paya sahip. 🙏🏻 Videonun ardından elbette çok şey söylendi, 15 yıl boyunca olacağı gibi.. 😊 Ama her türlü imkansızlığa, sistematik dışlama ve engellemeye rağmen, 3 kıta ve 13 ülkede ülkemizi en üst düzey platformlarda başarıyla temsil edip, bugün hala uluslararası alanda Türkiye'den kazanılan en üst düzey başarılara sahip olmanın, Türkiye'nin neredeyse tamamından ve onlarca farklı ülkeden, her yaştan beş bine yakın müziksevere, amatör koro şarkıcısına ev sahipliği yapmış olmanın, ilk günden itibaren, her türlü konuda öncülük (bazıları önce alay edilip ardından 'bire bir' taklit edilen) etmiş ve öncü projeler gerçekleştirebilmiş olmanın, sesini çıkarmaktan asla çekinmeden, halkın içinde, halkla birlikte olmayı seçip, gerçek anlamda milyonlarca kişinin sesi olabilmenin, özetle, bu ülkede koro müziği algısını değiştiren, halka koroyu tanıtan, sevdiren ve tüm bunları yaparken niteliğinden bir an bile ödün vermemiş bir topluluk olmanın, ve dahası, her türlü çabaya rağmen, Türkiye'de hala koro denince tartışmasız akla ilk gelen topluluk olabilmenin büyük gururunu yaşıyoruz. ✨ Yıllar boyu, bu korodan yetişenlerin kurduğu ya da bizden aldıkları ilhamla kurulan Türkiye'nin dört bir yanındaki, hatta yurt dışındaki koroları (Fransa'da bir koro dahil) gördükçe hissettiklerim ise çok daha farklı.. 💫 Özetle, üniversite yıllarından bugüne bu hikayenin bir parçası olmuş, emek vermiş herkese ve Yücel Kültür Vakfı başta olmak üzere bu yolculukta bizlere destek olan tüm kurumlara bir kez daha, teker teker ve sonsuz teşekkürlerimle, "iyi ki"... ❤️ Bu günler aslında koroyla ilgili bir büyük dönüm noktasının daha yıl dönümü, onu da başka zaman anlatırım artık. ☺️ Son olarak, hepimizin çok iyi bildiği o söz var ya, bu vesileyle bir kez de ben söylemiş olayım: "Güneş balçıkla sıvanmaz." ☀️ Sevgilerimle, Masis YouTube'da izlemek için: #metrodaminikonser #bogazicicazkorosu

Masis Aram Gözbek

44,245 次观看 • 1 个月前

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Muş ziyareti sırasında şehitlerimizin kıymetli aileleri ve kahraman gazilerimiz ile iftarda bir araya geldi. Kahraman gazilerimizin değerli ailelerinin de yer aldığı iftarda Bakan Yaşar Güler bir konuşma yaptı. Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: MUŞ, TARİHÎ ZAFERİN SICAKLIĞININ HİSSEDİLDİĞİ KADİM ŞEHİRLERİMİZDEN BİRİDİR Mübarek Ramazan ayının coşkusunu ve huzurunu paylaştığımız bu anlamlı iftar sofrasında güzide şehrimiz Muş’ta sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Birlik ve dayanışma ruhuyla aynı sofrada buluştuğumuz bu bereketli iftar programında Sayın Cumhurbaşkanımızın da sizlere selamını iletmek istiyorum. Muş; Malazgirt’te ortaya çıkan kahramanlık ruhunun ve Anadolu’nun kapılarını milletimize açan tarihî zaferin sıcaklığının hâlâ hissedildiği kadim şehirlerimizden biridir. Murat Nehri’nin bereketiyle yoğrulan bu topraklar tarih boyunca vatanına bağlı, cesur ve fedakâr insanların yurdu olmuştur. Muş’un bu özelliğine ilişkin şairimizin; “Malazgirt’ten yankılanır bu toprakların sesi, Asırlardır bitmez Muş’un vatan nefesi, Murat kıyısında büyür Muş’un yiğidi, Vatan sevgisiyle çarpar onun yüreği” mısralarında ifade ettiği gibi Muş’un Koçyiğit evlatları, Malazgirt’ten Yemen’e, İstiklal Harbi’nden terörle mücadeleye söz konusu vatan olduğunda daima en öne atılmış, “ben de varım” demiştir. Bu köklü emanetin taşıyıcıları olan sizler ve sizlerin şahsında tüm Muşlu kardeşlerim devletinize ve milletinize olan bağlılığınızla, aynı şekilde dayanışma ruhunuz ve samimiyetinizle gönlümüzde ayrı bir yere sahipsiniz. Hiç şüphesiz siz kıymetli şehit ve gazi ailelerimiz ile kahraman gazilerimiz de bu mirasın en önemli temsilcilerisiniz. Bu nedenle bugün sizlerle aynı sofrayı paylaşmak bizler için son derece kıymetli ve anlamlıdır. ŞEHİTLERİMİZİN VE GAZİLERİMİZİN EMANETİNE SAHİP ÇIKMAK EN ÖNEMLİ GÖREV Kahraman ordumuz; sınırlarımızın korunmasından, terörle mücadeleye, Mavi ve Gök Vatanımızın güvenliğinin sağlanmasından uluslararası görevlerin icrasına kadar çok geniş bir alanda, büyük bir özveriyle görev yapmaktadır. Özellikle terörle mücadelede son yıllarda elde edilen tarihî başarılar, ülkemizin ve milletimizin güvenliğinin temin edilmesi bakımından son derece önemli sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Bu kapsamda terör örgütlerinin hareket kabiliyeti büyük ölçüde sınırlandırılmış, hudutlarımızın emniyeti güçlü bir şekilde tesis edilmiştir. Şüphesiz bu başarıların arkasında başta aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin fedakârlığı olmak üzere yiğit Mehmetçiğimizin cesareti ve milletimizin yani sizlerin duası vardır. Aziz şehitlerimiz en kıymetli varlıkları olan canlarını vatan ve bayrak uğruna feda ederek bizlere bağımsız bir ülke, onurlu bir gelecek bırakmışlardır. Onların geride bıraktığı emanet, hepimiz için hem aziz bir hatıra hem de büyük bir sorumluluktur. Şehitlerimize yoldaş kahraman gazilerimiz ise bu milletin gurur nişanesi olarak fedakârlığın ve yurt sevgisinin yaşayan timsalleridirler. Onların emeklerine sahip çıkmak ve fedakârlıklarını daima minnetle yâd etmek de bizim için en önemli görevdir. Elbette bu büyük fedakârlığın en ağır yükünü şehitlerimizin ve gazilerimizin siz kıymetli aileleri taşımaktadır. Sizlerin sabrı, metaneti ve vakur duruşu milletimizin ortak hafızasında çok özel bir yere sahiptir. Şunu özellikle ifade etmek isterim ki siz şehit ve gazi ailelerimiz, başımızın tacısınız. Bu yüzden her zaman yanınızda durmaya ve daima sizlere destek olmaya devam edeceğiz. EN UFAK BİR TACİZE KARŞI KOYMAKTA SON DERECE MUKTEDİRİZ Yakın coğrafyamız başta olmak üzere tüm dünyada kritik gelişmelerin yaşandığı, risk ve tehditlerin arttığı karmaşık bir dönemi yaşıyoruz. Buna bağlı olarak da savunma ve güvenlik konuları her geçen gün daha fazla önem kazanıyor. Nitekim en son 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in komşumuz İran’a yönelik başlattığı kapsamlı saldırılar, buna mukabil İran’ın bölge ülkelerini hedef alan misillemeleri güney coğrafyamızı büyük bir tehlike sarmalına sürüklemiştir. Türkiye olarak çatışmaların sonlanması için diplomasi ve çözüm odaklı yaklaşımımızı sürdürürken aynı zamanda ülkemizin, hudutlarımızın ve vatandaşlarımızın güvenliği için gereken tüm tedbirleri büyük bir hassasiyetle alıyoruz. Bu çerçevede Türkiye’nin dostluğunun ve yapıcı çabalarının kıymetinin bilinmesi gerektiğini ifade ediyor, bekamıza yönelik en ufak bir tacize karşı koymakta son derece muktedir olduğumuzu da bir kez daha hatırlatıyoruz. Özellikle vurgulamalıyım ki nitelikli ve disiplinli personeli, modern silah ve teçhizatı, etkin, saygın ve caydırıcı özellikleriyle Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, bu coğrafyanın en güçlü ordularının başında gelmektedir. “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” SÜRECİNİ BAŞARIYA ULAŞTIRMA KARARLILIĞIMIZ DEVAM EDİYOR Yakın bölgemizde yaşanan bu çatışma ortamında güvenlik açısından gerekli tüm önlemleri alırken iç cephemizi tahkim etmek amacıyla da “Terörsüz Türkiye” sürecini başarıya ulaştırma kararlılığımız devam etmektedir. Başta şehit ve gazilerimizin emsalsiz fedakârlıkları olmak üzere kahraman ordumuzun ve kahraman güvenlik güçlerimizin gayretleriyle terörle mücadelede elde edilen tarihî başarılar, ülkemizin geleceği açısından yeni bir dönemin kapısını da aralamıştır. Devletimizin Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde ortaya koyduğu Terörsüz Türkiye hedefi, güvenlik ve huzurun kalıcı hâle gelmesi kadar; - Malazgirt’ten beri bu aziz topraklarda devam eden kardeşliğimizin ebedî kılınması, - Çocuklarımızın, terörün gölgesinden uzak bir ülkede büyümesi, - Ülkemizin daha fazla gelişmesi ve kalkınması, - Ve tüm vatandaşlarımızın refah payının artması anlamına da gelmektedir. Bu konuda devletimizin duruşu açıktır ve herhangi bir tereddüt söz konusu değildir. Bu kapsamda sahadaki gelişmeleri dikkatle takip ediyor, çalışmalarımızı planlı biçimde sürdürerek gerekli tedbirlerimizi her zaman ki kararlılığımızla alıyoruz. Bu süreçte güzide şehrimiz Muş’un da bin yıldır ev sahipliği yaptığı birlik-beraberlik ve kardeşlik iklimini daha pekiştireceğine yürekten inanıyorum. ŞEHİTLERİMİZİN VE GAZİLERİMİZİN ONURUNA LEKE DÜŞÜRÜLMEYECEK Altını çizmek isterim ki bu süreçte atılan ve atılacak tüm adımlar, şehitlerimizin aziz hatırasına kesinlikle leke düşürmeyecek, gazilerimizin onuruna ve emeklerine asla zarar vermeyecek niteliktedir. Hedefimiz açık ve nettir; artık tek bir evladımızı kaybetmediğimiz, huzurun kalıcı, kardeşliğin ve iç cephenin güçlü olduğu bir Türkiye. Nitekim son yıllarda terör örgütlerinin eylem kapasitesinin sonlandırılmasıyla, tehdit ortamı yerini huzura bırakmıştır. Bu sayede bölge illerimiz de hak ettiği yatırımları daha fazla ve güvenli bir şekilde almaya başlamıştır. Çok iyi biliyoruz ki güçlü bir Türkiye, her açıdan gelişmiş, imar ve bayındır hâle gelmiş şehirlerle mümkündür. Bu yüzden şehirlerimizde kalkınmanın hızlanmasını, istihdamın artmasını ve gençlerimizin geleceğe daha umutla bakabilmelerini öncelikli görüyoruz. Muş’umuz da sahip olduğu tarihî mirası, bereketli toprakları ve çalışkan insanıyla bu kalkınma yürüyüşünün önemli merkezlerinden biridir. Devletimizin yürüttüğü çalışmalarla önümüzdeki dönemde Muş’un kalkınmasına yönelik yeni projeler, yatırımlar ve hizmetler artarak devam edecektir. Sizlerin de desteğiyle bir ve beraber olarak, geleceğe emin adımlarla yürüyecek ve ülkemizin gücüne güç katacağız. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Şehitlerimizin ve gazilerimizin siz kıymetli ailelerine ve yiğit gazilerimize, sağlıklı ve huzurlu bir ömür temenni ediyorum. Katılımlarınız için her birinize canıgönülden şükranlarımı sunuyor, iftar programını organize eden başta Sayın Valimiz ve Sayın Vekilimiz olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bu vesileyle bir kez daha hayırlı Ramazanlar ve hayırlı iftarlar diliyor; önümüzdeki hafta idrak edeceğimiz mübarek Ramazan Bayramı’nızı da şimdiden kutluyor ve sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

38,662 次观看 • 4 个月前

5 aylık hamile kadının fiziği globalde viral oldu: 🔹 "Çoğunuzun bildiği gibi, neredeyse dört aylık hamileyim." 🔹 "Ne zaman belli olacak merak ediyorum." 🔹 "Çünkü doktora, yani kadın doğum uzmanına gidiyorum ve o, 'İkinci trimesterdasın, evet,' diyor. Bebeğin nerede olduğunu bilmiyorum ama bebek sağlıklı." 🔹 "Tamam, günaydın arkadaşlar. Yeni uyandım ama herkes göbek güncellemesi istiyor." 🔹 "Paylaştığım son videoda dört aylık hamileydim, şimdi ise beş aylık oldum." 🔹 "Görebilmeniz için tişörtümü yukarı çektim. Yani, belki birazcık. Bilmiyorum, evet." 🔹 "Evet, yolun yarısına geldim." 🔹 "Acaba hiç büyüyecek miyim merak ediyorum." 🔹 "Çünkü bazıları bebeklerin sırtımda olduğunu söylüyor ya da, kusura bakmayın köpeklerim havlıyor, ya da rahmim ters falan diyorlar, tam bilmiyorum ama bebek... ve işte kedim, ama bebek sağlıklı. O bir kız ve adı Isla." 🔹 "Bugün doktor randevum vardı." 🔹 "Birkaç gün içinde 38 haftalık oluyorum. Tam emin değilim ama resmen bir santim açıklığım var ve %50 silinme gerçekleşmiş." 🔹 "Bu benim için bir başarı çünkü uzun zamandır %0 açıklıktaydım." 🔹 "Şimdi kocam panik içinde ve doğuma girmek üzereymişim gibi tüm evi temizliyor." 🔹 "Yani doktor zaten şimdi ya da bir hafta içinde doğurabileceğimi söyledi, çünkü doğum tarihim çok yakın." 🔹 "Tabii ki bana kendimi yormamamı söyledi ama ben, 'Bir santim açıklık ne demek ki?' diye düşünüyorum." 🔹 "Bu konularda pek bilgim yok." 🔹 "Bunun ne anlama geldiğini bana söyleyebilir misiniz? Ve %50 silinme, Google'dan baktım ama okuduğum şeyi anlayamadım." 🔹 "Doğum yapmayı o kadar çok istiyorum ki. Bu küçük çocuğu görmeye hazırım." 🔹 "Son zamanlarda daha enerjik hissediyorum ve normalde hamileliğin bu döneminde yapmayacağım şekilde temizlik yapıyorum." 🔹 "İşte hamile bir kadın olarak hiç umurumda olmayan bazı şeyler." 🔹 "Öncelikle ne giydiğim umurumda değil. Gün boyu, her gün pijamayla gezeceğim ve umurumda değil çünkü sürekli rahatsız hissediyorum." 🔹 "Hiçbir şey eskisi gibi olmuyor, yani hamile kıyafeti almıyorum." 🔹 "Ne giydiğim umurumda değil, kusura bakmayın. Üzerinde lekeler olsa bile umurumda değil." 🔹 "Ayrıca bütün gün kanepede yattığım için tembel veya sıkıcı olduğumu düşünmeniz de umurumda değil." 🔹 "Güney Florida'da 9 ay hamileyim, sürekli 90 derece kavurucu bir sıcak var. Eğer rahat veya mutlu olmamın tek yolu buysa, bunu yapacağım. Tembel değilim, dinleniyorum. Bir çocuk büyütüyorum." 🔹 "Bir diğer konu da tam vaktinde olup olmadığım. Normalde çok dakik bir insanımdır." 🔹 "Hayır, yine 9 ay hamileyim. Oraya vardığımda varmış olacağım, tamam mı?" 🔹 "9 aylık hamileyken her şey daha zor ve insanlar her şeyin on kat daha zor olduğunu söylediğinde inanmamıştım." 🔹 "Ayrıca nasıl uyuduğum da umurumda değil. Pozisyonum. Karnının üstünde yatma, sırt üstü yatma diyorlar." 🔹 "Hiç uyumuyorum, anladınız mı?" 🔹 "Eğer uyuyabileceğim ve rahat ettiğim bir pozisyon bulursam, onu yapacağım." 🔹 "Bebeğim gayet sağlıklı ve hamileliğimin çoğunda bunu yaptım. Sadece biraz dinlenmeye çalışıyorum. Çaresizim, tamam mı?" 🔹 "Ayrıca şunu da söyleyeyim, tabii ki beslenmeme protein, sebze ve meyve eklemeye çalışıyorum ama eğer hiç istemediğim günler olursa ve sadece şeker istiyorsam, o zaman şeker yerim, tamam mı?" 🔹 "Yani o kadar da abartılacak bir durum değil. Ama herkesin kendi tercihi, bu yüzden bunlardan herhangi biri sizi tetiklediyse bana gelmeyin, çünkü bu benim hamileliğim, sizin değil. 🔹 "Hamile olmaktan çok sıkıldım." 🔹 "Hamileliğimin öyle bir noktasındayım ki, sürekli bir rahatsızlık içindeyim." 🔹 "Her 20 dakikada bir tuvalete gitmem gerekiyor, nefes nefese kalıyorum." 🔹 "Tükendim. Sabah bulaşıkları yıkıyorum ve 'Tamam, başka bir şey yapamam' diyorum." 🔹 "Sadece kendim gibi hissetmek istiyorum." 🔹 "Hamile olduğum ve bebeğimin sağlıklı olduğu için çok kutsanmış ve minnettarım, bunun hakkında şikayet etmiyorum." 🔹 "Sadece tekrar kendim gibi hissetmeye hazırım çünkü hamilelik biraz kimlik krizi gibi."

Netlog Medya

632,001 次观看 • 3 天前

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI YAŞAR GÜLER, İFTARI BAYBURT’TA MEHMETÇİKLERİMİZ, ŞEHİTLERİMİZİN AİLELERİ VE GAZİLERİMİZLE BİRLİKTE YAPTI Bayburt’ta bulunan Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, iftarı 17’nci Komando Tugay Komutan Yardımcılığımızda Mehmetçiklerimiz, şehitlerimizin kıymetli aileleri, kahraman gazilerimiz ve onların değerli aileleriyle yaptı. Bakan Yaşar Güler, beraberinde Bakan Yardımcısı Salih Ayhan ile birlikte katıldığı iftarda konuşma yaparak şunları söyledi: TARİHİ ZAFER GÜNÜMÜZÜ BÜYÜK BİR GURURLA YÂD ETTİK Mübarek Ramazan ayının bereketini ve huzurunu paylaştığımız bu anlamlı iftar sofrasında, baba ocağım Bayburt’ta sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Bu güzide iftar programında birlik ve dayanışma ruhuyla sizlerle aynı sofrada buluşurken aynı zamanda can Bayburtumuzun düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümünü de idrak etmenin heyecanını yaşıyoruz. Nitekim gün içinde icra edilen görkemli etkinliklerle bu tarihî zafer günümüzü büyük bir gururla yâd ettik. Bayburt’umuzun şanlı tarihinde müstesna bir yere sahip olan Kop savunmasında yazılan kahramanlık destanları, bu topraklarda yetişen her vatan evladı için büyük bir ilham kaynağıdır. Tarihten bugüne her daim vatanına bağlılığıyla, devletine sadakatiyle ve milletine hizmet etme azmiyle öne çıkan güzel Bayburtumuz, bu yönüyle Anadolu’nun vicdanı ve milletimizin ortak değerlerinin güçlü bir yansımasıdır. ŞEHİTLERİMİZ VE GAZİLERİMİZ MİLLETİMİZİN ONUR VE HAYSİYETİNİ TEMSİL EDİYOR İşte bu mirasın en vakur ve güçlü temsilcileri de şüphesiz ki siz şehit ve gazi ailelerimiz ile kahraman gazilerimizdir. Bu yüzden sizlerle aynı sofrayı paylaşmanın anlamı bizler için çok büyüktür. Çok iyi biliyoruz ki aziz şehitlerimiz ve kahraman gazilerimiz milletimizin onur ve haysiyetini temsil etmektedirler. Aziz şehitlerimiz ve siz kahraman gazilerimiz aynı zamanda Türk kahramanlığının ve fedakârlığının gurur timsali mazisi şan ve şerefle dolu Türk ordusunun da ilham kaynağıdırlar. Bugün bu aziz vatanda huzur içinde yaşayabiliyorsak bu sizlerin fedakârlıkları sayesindedir; hakkınızı hiçbir zaman ödeyemeyiz. Ancak başımızın tacı olan sizlerin hayatlarını kolaylaştırmak ve yaşam standartlarını yükseltmek için ilgili tüm kurumlarımızla birlikte yoğun bir gayret içindeyiz. Şanlı atalarımızdan ve aziz şehitlerimizden bizlere yadigâr olan kutsal vatanımızı daha güçlü, daha müreffeh ve daha güvenli bir geleceğe taşımak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu bilinçle Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de ülkemizin güvenliği ve asil milletimizin huzuru için azim ve kararlılıkla görev yapmaktadır. Özellikle vurgulamak isterim ki aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin silah arkadaşları yani kahraman Mehmetçikler, onların bıraktığı kutsal mirası ve şanlı sancağı gururla taşımaktadırlar. Bugün sınır ötesinde icra edilen operasyonlardan hudut güvenliğinin sağlanmasına, Mavi ve Gök Vatanımızın korunmasından uluslararası görevlere kadar başarıyla yürütülen çok yönlü faaliyetlerimiz, bu yüksek vazife şuurunun en açık göstergesidir. Bayburtumuzun medarıiftiharlarından biri olan 17’nci Komando Tugayımız bu faaliyetlerde şanlı ordumuzun önemli birliklerinden biri olarak önemli görevler üstlenmektedir. DEVLETİMİZİN DURUŞU NETTİR Kahraman ordumuz son yıllarda icra ettiği başarılı operasyonlarla terör örgütüne büyük darbeler vurmuş ve terörü bitirme noktasına getirmiştir. İçinde bulunduğumuz kaotik ortam dikkate alındığında terörün tamamen ortadan kaldırılması yalnızca güvenlik meselesi değil, tarihî bir sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır. Bu tablo karşısında yürüttüğümüz mücadeledeki kararlılıkla birlikte toplumsal dayanışmamızı ve kardeşliğimizi tahkim edecek güçlü bir iradenin ortaya konulması da her zamankinden daha önemli hâle gelmiştir. Bu çerçevede devletimiz Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde terörle mücadelede kaydedilen ciddi aşamayı dikkate alarak, millî birlik ve kardeşliğimizi güçlendirmek ve terörü tamamıyla sona erdirmek için “Terörsüz Türkiye” sürecini başlatmıştır. Özellikle belirtmeliyim ki başta aziz şehitlerimiz ve kahraman gazilerimizin emsalsiz fedakârları sayesinde terörle mücadelede elde edilen başarılar “Terörsüz Türkiye” yolculuğunu daha gerçekçi ve ulaşılabilir bir hedef kılmıştır. Bu sürecin kalıcı başarıya ulaşması ise ancak terör örgütünün silahlarını bir an önce teslim ederek tüm uzantılarıyla birlikte taahhütlere eksiksiz biçimde uymasına bağlıdır. Bu konuda devletimizin duruşu nettir ve hiçbir tereddüde yer yoktur. Bizler de bu süreci ilk günden itibaren devletimizin ve ülkemizin bekası ve çıkarları doğrultusunda samimiyetle destekledik ve desteklemeye devam ediyoruz. Ancak tüm gelişmelere karşı planlı faaliyetlerimizi sürdürüyor, tedbirlerimizi her zamanki kararlılığımızla alıyoruz ve almaya da devam edeceğiz. STEADFAST DART 2026 TATBİKATI'NDA TSK’NIN GÜCÜNÜ GÖSTERDİK Türk Silahlı Kuvvetleri olarak NATO’nun en büyük tatbikatı olan STEADFAST DART 2026 tatbikatına katıldık. Ülkemizi ve asil milletimizi en üst seviyede temsil ettik. Bir kez daha Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücünü ve kuvvetini, yerli ve millî silah sistemlerimizin kalitesini gösterdik. Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerimizin muharebeye ne denli hazır olduğunu da gözler önüne serdik. O nedenle Türk Silahlı Kuvvetleri olarak asil milletimize layık olabilmek adına var gücümüzle çalışmalarımıza devam ediyoruz. BU YOLDA TAVİZ VE PAZARLIK YOK Bu tarihî süreç bir yandan birlik ve beraberliğimizi daha da pekiştirmeyi amaçlarken aynı zamanda gelecek nesillerin güvenlik ve huzuru içindir. Şüphesiz bu süreçte atılan ve atılacak tüm adımlar şehitlerimizin aziz hatırasına kesinlikle leke düşürmeyecek, gazilerimizin onuruna ve emeklerine asla zarar vermeyecek niteliktedir. Bu yolda hiçbir taviz ve pazarlık yoktur, olmamıştır. Milletimizin birliğini, kardeşliğini ve güvenliğini zedeleyecek hiçbir adım atılmamıştır, bundan sonra da atılmayacaktır. Yegâne amacımız artık evlatlarımızı yitirmediğimiz, kanın ve gözyaşının sona erdiği, ayrılık tohumlarının kökünden söküldüğü, çocuklarımızın sadece barış ve kardeşlik ortamında büyüdüğü bir geleceği inşa etmektir. Çok şükür ülkemizin her bölgesinin kalkındığı bu güvenlik ve huzur ikliminde Bayburtumuz da yeni ve kapsamlı bir atılım dönemine girmiştir. Özellikle son yıllarda her alanda yapılan birbirinden değerli yatırımlarla Bayburtumuz, Türkiye’nin yükselen yıldızlarından biri durumundadır. Bayburtumuz artık; -Gurur kaynağı olan Üniversitesiyle, -Sayısı 12 binlere ulaşan aynı zamanda dünya ve Türkiye şampiyonlukları elde eden lisanslı sporcularıyla, -Yapılan yatırımlar ve verilen desteklerle tarımsal gelişimin ve kırsal kalkınmanın önde gelen merkezlerinden biri olmasıyla, -Her geçen gün gerçek potansiyelini ortaya koyan kültür ve turizm zenginliğiyle, -Aynı zamanda ulaştırma alanında büyük yatırımlara sahne olmasıyla anılmaktadır. İnanıyorum ki önümüzdeki yıllarda şehrimiz çok daha büyük ilerlemeler kaydedecektir. Unutmayalım ki güçlü bir toplum ancak birlik ve dayanışma ile ayakta kalır. Bayburtumuzun da en büyük gücü, birbirine kenetlenmiş insanlarıdır. Bu dayanışma ruhu geçmişte olduğu gibi bugün de en büyük güvencelerimizden biridir. Sizlerin de desteğiyle bir ve beraber olarak geleceğe emin adımlarla yürüyecek ve ülkemizin gücüne güç katacağız. Kahraman silah ve mesai arkadaşlarımın da Türkiye Yüzyılı vizyonumuz doğrultusunda kendilerine tevdi edilen görevleri en iyi şekilde, büyük bir şevk ve gayretle yerine getirmeye devam edeceğine inancım tamdır. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken; Bayburtumuzun düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümünü, bir kez daha kutluyor, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Şehitlerimizin siz kıymetli ailelerine ve yiğit gazilerimize sağlıklı ve huzurlu bir ömür temenni ediyorum. Bu vesileyle Ramazan ayının hayırlı ve bereketli geçmesini niyaz ediyor, kahraman silah ve mesai arkadaşlarıma görevlerinde üstün başarılar diliyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

47,275 次观看 • 4 个月前

Hoca iken kumar bırcunu ödemek için oyunculardan borç para alan adam Rıdvan Aksu: Hatta salladı. Peki devam edelim. Fenerbahçe, çok seviyorum adı altında Fenerbahçe'ye zarar veren insanları her fırsatta deşifre edeceğim. Biz sadece düşmanları dışarıda aramamalıyız. İçeride de aramalıyız. Benim oyuncuma böyle transfer mi olur? Bu Nevçin oynuyor dediği Yendirizli için bunu söyleyen adam, zamanında hocalık yaparken kumar borcu için oyuncularından para alan bir adam. Bakın. Ne oluyor lan? Benim oyuncuma... Böyle transfer mi olur? Bu ne biçim oynuyor dediği Genduzia için? Bunu söyleyen adam zamanında hocalık yaparken kumar borcu için oyuncularından para alan bir adam. Kim? Kim dedi ki Genduzia öyle bir şey? Bu ne biçim oynuyor? Niye desinler bu arada Genduzia'ya? Deli mi lan bunu diyen? Hayır ben kumar borcuna falan geçtim. Bir insan yani Genduzia oğlum Genduzia takımın en iyisi lan. Bu arada bunu diyebilecek bir kişi var şu an. Hocalık yaptı diyor zaten. Zaten hocalık yapan, yorumculuk yapan kim var? Çok da yok. Enteresan. Devam edelim. Bakın. Yüksek Divan Kurulu üyemesi Ahmet Bulut çok güzel konuştu. Bu insanlara prim verilmemesi lazım. Bu insanlar Fenerbahçe'de futbol oynarken ben şube sonunda bunları koruyordum yine dışarıya karşı. Bunları unuttular. İsim vermeyeyim bir tanesi ya benim sakat olduğuma inanmıyorlar dedikleri zaman ona ben sahip çıkmıştım. Ama şimdi gelip hiç utanmadan bizim oyuncularımıza bu armayı, elinden geleni evet hata yapabilirler. Ama bunlara bu kadar yüklenen insanları da önlerinde ben varım. Ben bunları yedirmem. Ne hocayı yediririm ne oyuncularımı yediririm. Bir de utanmadan bundan kariyer yediriyorlar. Fenerbahçe kimsenin kariyer basamağı değildir. Buna müsaade etmeyeceğiz. Bunlarda vicdan yok. Bunlar kötülükten beslenen insanlar. Bunlar Fenerbahçe'de kaos isteyen insanlar. Bunu herkes için söylemiyorum. Ama kim kimi kastettiğimi bilsin. Fenerbahçe tarafları da ona göre davransın. Bunlara da ona göre muamele etsin. Herkese aynı değeri gösterirsen, o değeri hak edenlere haksızlık etmiş olursun. Arada çok kıymetli gazeteciler var. Arada çok kıymetli Fenerbahçeliler var. Bunlarla neş tutmayın. Bunlar Fenerbahçe'nin kütüldü olmasından beslenen, Fenerbahçe'yi çok sevdiğini iddia eden sahtekarlar. Ve ben burada olduğum sürece bunların hepsiyle de mücadele edeceğim. Şimdi bak Tunç, bu arada şunu da söyleyeyim. Bu insanların hiçbiri beni sevmek zorunda değil. Beni eleştirin. Ben şirketlerimde de böyleyim. Yapıcı eleştiriye açığım, ben onu düşman olarak görmüyorum. Kendimi geliştirmek için fırsat gördüm hayatım boyunca. Hem sporda hem iş adamlığımda da, iş insanlığımda da. Ben başka başkanlığımda da bunu fırsat görürüm. Beni sevmek zorunda değilsiniz. Bir başka adayı destekleyebilirsiniz, onun gelmesini isteyebilirsiniz. Bunlarda hiçbir şey için sorun yok. Ama siz, yani bu insanlar, seçim günü, bu adam gelirse kayyum gelecek diyenlere rağmen bu camia beni ve arkadaşlarım seçti. Dolayısıyla sizler bu iradeye saygı göstermek zorundasınız. Aksi takdirde Fenerbahçe'ye saygısızlık yapıyorsunuz. Arkadaşlar şunu da bilsin. Biz bu camiayı, bu takımı nerede aldığımızı... Şimdi dur üst üste konulara geçti başkan.

Galatasarayultrataraftar

93,674 次观看 • 4 个月前

"Köprüden de düşmeyeceğim Bu yoldan da geçmeyeceğim" Rahmetli Özdemir Bayraktar'a ait olan bu cümle, kendisi ve ailesi ile birlikte Türkiye'nin de mücadelesinin özeti aslında. Fakat Türkiye mücadelesi vermek, öyle bir istisna zorluk içerir ki, sadece Türkiye'ye özgüdür, Çünkü, Türkiye mücadelesi veren tüm kuşaklar, enerjisinin büyük kısmını, Türkiye içinde kendileri ile düşmanca savaşanlara rağmen, Türkiye mücadelesi vermeyi gerektirir "Bu Dünyadan Bir Akıncı Geçti" belgeseli, aynı zamanda bu acı hakikatin de hikayesi 📌 Belgesel boyunca aldığım onlarca nottan biridir mesela, Özdemir Bey, bir çok sekansta farklı askerlere, kişilere bir çok şey söyler Bin türlü engelin sonunda bir gün dayanamaz ve tüm askerlerin ortasında haykırır; "Sadece kendi cebimizden yaptık her şeyi, 1 lira almadık bir yerden. Bize bin türlü engel çıkartanlar, İsrail'le 1 ayda bir daha Heron anlaşması imzaladılar Burası, nerenin, hangi ülkenin Genelkurmay Başkanlığı" Haluk Bayraktar'ın şu cümlesi de ne kadar acıdır mesela değil mi "Tam 3 yıl geciktirdiler, bu İHA'lar 3 yıl önce girebilirdi envantere..." Evet, Türkiyemiz, tam o günlerden gelmiştir bugünlere.. Teröre karşı en ağır kayıplarımızı yaşadığımız, cümle olarak yazması bile güç ama, yüzlerce şehidimizi o dağlarda toprağa verdiğimiz günlerde oluyor tüm bunlar bakınız ! KALE Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Osman Okyay'ın cümlesi de apayrı bir öneme sahiptir. "Özdemir Bey'in verdiği bu mücadele bir yerde dursa idi, Türkiye'nin İHA mücadelesi olmazdı, batardı." ** Yukarda okuduğunuz metni yazarken mahcubum açıkçası Geçtiğimiz hafta içinde bir akşam üzeri telefonum çaldı, tanımadığım bir numara, 20'li yaşların henüz başında olduğunu tahmin ettiğim genç bir ses BAYKAR'dan aradığını söylediği anda, cümlenin sonunu tahmin ettiğim ve daha önceden haberini aldığım ve katılamayacağım için, içimden öyle bir mahcup oldum ki, sadece o nezaketli sesin cümlesinin bitmesini bekleyebildim. Cumartesi günü, bugün, Özdemir Bayraktar Belgesel gösterimi için davet ediyordu kardeşim, T3'ün binlerce öncü gencinden biri olduğunu, Özdemir Bey'in kurduğu o büyük ocağın gençlerinden olduğunu tahmin ettiğim genç kardeşime, özrümü ve davet için teşekkürümü ifade edip selamlaşmış idik.. Ve bugün Yurt dışındayım maalesef Bu özel günde bu özel gösterimde orada olamadım Odamda, belgeselin bir çok bölümünü kez be kez durdurarak, belgeseli izliyorum Dışarda yağmur var, Selçuk Bayraktar Bey'in cümlesi karışıyor yağmur sesine "2005, amcam, uçağı, güneşin içine doğru attı, ışık gözümü aldı o anda" İşte o güneşe, o ışığa, kanatları ile havalanan o uçak için, sonsuz müteşekkiriz... ** (Meslekî bir not : Hamdolsun bugüne dek savunma sanayii merkezli yüzlerce portre video ile birlikte, 25'in üzerinde belgesel yapmak nasip oldu, yapımcı, yönetmen, editör, emektar olarak. Tüm o belgesellerin arasında her zaman apayrı yerde duran portre belgesellerim, Vecihi Hürkuş ve Nuri Killigil belgesellerimdi. Allah var, bir çok not ile beraber orta vadede planım mutlaka bir Özdemir Bayraktar belgeseli yapmak idi. Yıllardan bu yana, Yerli Savunma Sanayimiz için de Yeni Medya için de Türkistan kitabım için de nereye, ne zaman davet edilsem, konu ne olursa olsun her yerde mutlaka Özdemir Bayraktar ve İbrahim Bodur'un, sözlerinden, hayatlarından örnekler verir, mutlaka ama mutlaka bu öncü akıncıları her yerde kendimce kitleselleştirmeye gayret eder idim. "Bu Dünyadan Bir Akıncı Geçti" belgeseli için çok kıymetli A. Cüneyt POLAT 🇹🇷'i gönülden tebrik ediyorum, binbir emeklerine sağlık, her yönüyle güçlü, her yönüyle Akıncı bir yapıma imza atmış 🙌 Son sözüm de şu olsun 📌 Haluk Bey ve Selçuk Bey'lerle, Türkiyemiz ve dünyamız, henüz SİHA gerçeğini tam olarak keşfetmemiş iken, 2018, 2029'da, kıymetli dostum meteyarar ile her açıdan ilk olan yayınlar yapmış idik. Özdemir Bey'in, o yayınlarımız öncesinde ve sonrasında gösterdiği o büyük sevgi ve muhabbet, dün gibi hatrımdadır. Allah var, Mete Yarar'a başka bir muhabbetle sarılır ve oğullarına dönüp şöyle takılırdı.. "Bak, bizim yapıp ettiklerimiz önemli değil, bu yapılanların, milletimiz için ne anlama geldiğini anlatıyorsunuz ya her yerde, tüm mesele budur" Varolsun, rahmetli Attila Oral'ın ömrünü vererek hazırladığı, yayınlatmaya çalıştığı 900 sayfalık Nuri Killigil kitabını da Özdemir Bayraktar yayınlatmış, büyük destek vermiş ve herkese hediye etmişti. İşte o büyük eserden bana da özel olarak bir çok kitap göndermişti, hepsini izleyicilerimize hediye etmiştim yıllar evvel Bu özel günün vesilesi ile ben de kamuoyuna sizler huzurunda söz vermiş olayım Nasipse İstanbul'a döndüğümde, kitaplığımda, kendim için ayırdığım o son kitabı, buradan 1 arkadaşımıza hediye edeyim 🍀 Sonsuz minnet, hürmet ve rahmetle Özdemir Bey

İsmail Halis

20,282 次观看 • 5 个月前

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, 18 Mart Şehitler Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen törende bir konuşma yaparak şunları söyledi: ŞEHİTLERİMİZİ VE GAZİLERİMİZİ RAHMETLE VE MİNNETLE YÂD EDİYORUM "Bu anlamlı gün vesilesiyle sizlerle bir arada bulunmaktan ve özellikle siz kıymetli ailelerimizi Bakanlığımızda ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyduğumu ifade etmek istiyorum. Sözlerimin başında Çanakkale Zaferi’ni bizlere armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman silah arkadaşlarını, vatanımız, milletimiz, istiklal ve istikbalimiz için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi ve cesaret timsali gazilerimizi rahmet, şükran ve minnetle yâd ediyorum. Siz değerli misafirlerimizin şahsında tüm şehitlerimizin ve gazilerimizin fedakâr ailelerine de buradan saygılarımı sunuyor, selamlarımı gönderiyorum. ÇANAKKALE’DEKİ RUH, 15 TEMMUZ’DA BİR KEZ DAHA KENDİNİ GÖSTERDİ Bugün 111’inci yıl dönümünü kutladığımız Çanakkale Zaferi, kahraman ordumuzun vatan savunmasındaki azim ve kararlılığının, asil milletimizin inanç ve bağımsızlık iradesinin bütün dünyaya ilan edildiği bir direniş destanıdır. Dünyanın en güçlü donanmaları ve ordularıyla ülkemizi işgal etmek isteyen müstevliler, karşılarında vatanı uğruna canını vermekten çekinmeyen kahraman Türk milletini ve onun şanlı ordusunu bulmuşlardır. Anadolu’nun ve gönül coğrafyamızın dört bir yanından gelen Mehmetçiklerimiz, Çanakkale’de sergiledikleri kahramanlıklarla asil milletimizin yüksek karakterini ve tarih boyunca taşıdığı bağımsızlık ruhunu bütün dünyaya göstermiştir. Kahramanlarımızın sevdiklerini, gençliklerini ve hayallerini hiç tereddüt etmeden vatan uğruna fedâ etmesi, cesaretin ve fedakârlığın en yüce örneklerinden biri olarak tarihimizdeki müstesna yerini almıştır. İstiklal Marşı'mızın şairi Mehmet Âkif Ersoy’un 'Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın' dizelerinde ebedîleştirdiği her bir şehidimiz, bağımsızlığımızın birlik ve beraberliğimizin en büyük timsalidir. Bugün, bizler de şehitlerimizin bıraktığı eşsiz mirası yani bu aziz vatanı koruma sorumluluğunu omuzlarımızda taşıyoruz. Şanlı ecdadımızın Çanakkale’de ortaya koymuş olduğu mücadele ruhu; ilk önce İstiklal Harbi’mizde vücut bulmuş, daha sonra da Kıbrıs’ta terörle mücadelede ve 15 Temmuz’da kendisini bir kez daha göstermiştir. Bu asil ruh şanlı milletimizin karakterinde ebediyen varlığını sürdürecek, ülkemize yönelebilecek tüm tehditler Çanakkale’den bugüne kadar olduğu gibi sarsılmaz bir direnişin pençesinde eriyecektir. GEREKLİ TÜM TEDBİRLERİ ALIYORUZ Her fırsatta ifade ettiğimiz gibi yakın coğrafyamız başta olmak üzere dünya genelinde birbiri ardına gerginlikler ve krizler çoğalıyor, bunun sonucunda risk ve tehditler de giderek artıyor. Bugün geldiğimiz noktada artık bu risklerin bir ihtimal olmaktan çıkarak fiilî çatışmalara dönüştüğünü, uluslararası hukukun çoğu zaman yok sayıldığını yakından takip ediyoruz. Önceleri vekil unsurlar üzerinden yürütülen mücadelelerin artık doğrudan devletlerin birbirini hedef aldığı daha geniş ölçekli bir rekabete dönüştüğü bir çatışma ortamını yaşıyoruz. İsrail’in önce Gazze’ye ardından Lübnan’a ve İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan kaos ortamı şimdi de ABD ve İsrail’in birlikte İran’a saldırmalarıyla ve İran’ın bölge ülkelerini hedef almasıyla daha da tehlikeli bir hâl almıştır. Türkiye olarak bölgemizde büyük bir kaos ve istikrarsızlığa sebep olan bu gelişmeyi millî bekamız ile ülkemizin menfaatleri doğrultusunda dikkatle analiz ediyoruz. Bu kapsamda çatışmaların son bulması için yoğun diplomatik çabalarımıza devam ederken askerî olarak da hiçbir ihtimali göz ardı etmeden gerekli tüm tedbirleri de alıyoruz. Son gelişmelere göre de karada, denizde, havada, sınır hattında ve siber alanlarda tedbirlerimizi artırdık. TSK, ÜSTLENDİĞİ TÜM GÖREVLERİ BAŞARIYLA YERİNE GETİRİYOR Kıymetli silah ve mesai arkadaşlarım; yakın coğrafyamızda yaşanan istikrarsızlıklar, ordumuzun imkân ve kabiliyetlerini sürekli geliştirmenin ve caydırıcı bir askerî gücü muhafaza etmenin ne denli hayati olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Bu çerçevede Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; vatanımızın ve milletimizin güvenliğini sağlamak, ülkemizin hak ve menfaatlerini kararlılıkla korumak için tüm alanlarda üstlendiği görevleri başarıyla yerine getirmektedir. Şüphesiz yaşananlar, bizlere yalnızca güvenlik bakımından değil; askerî düşünce, kapsamlı planlama ve stratejik hazırlık açısından da önemli dersler sunmaktadır. Bu noktada Millî Savunma Bakanlığımız, Genelkurmay Başkanlığımız ve Kuvvet Komutanlıkları karargâhlarımız büyük bir sorumluluk üstlenmektedirler. Unutulmamalıdır ki güçlü ordular yalnızca cephede değil, karargâhlarda üretilen stratejik akıl, sağlam planlama ve yüksek sorumluluk bilinciyle vardır. Bu yüzden çok boyutlu değerlendirme yeteneğiyle her türlü senaryoya karşı sahadaki birliklerimizi en iyi şekilde desteklemek, bugünün güvenlik ortamında en önemli görevlerimizden biridir. Sizlerin bu bilinçle görevlerinizi en iyi şekilde yerine getirdiğinizi müşahede ediyor, bundan sonra da aynı anlayışla çalışmalarınızı sürdüreceğinize yürekten inanıyorum. İÇ CEHPEMİZİ GÜÇLÜ TUTMAK DA HAYATİ ÖNEMDEDİR İçinde bulunduğumuz kritik süreçte güçlü bir savunma kapasitesine sahip olmanın yanı sıra iç cephemizi güçlü tutmak ve yerli-millî savunma sanayimizi daha ileri seviyelere taşımak da bir o kadar hayati öneme haizdir. Bu çerçevede yerli ve millî imkânlarla geliştirdiğimiz savunma sanayimiz, yüksek teknoloji ürünü sistemlerle ordumuzun gücüne güç katmakta, ülkemizin stratejik bağımsızlığını pekiştirmektedir. Bu alanda daha çok başaracağımız şeylerin olduğunun bilinciyle çalışmalarımıza artan bir şevk ve gayretle devam ediyoruz. Tüm bu gayretlerimizin temelinde ülkemizin hak ve çıkarlarını her koşulda koruma azmimiz ile aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize duyduğumuz derin vefa bulunmaktadır. Onların bize bıraktığı kutsal emanet, aynı zamanda geleceğe dair sorumluluklarımızın da en güçlü hatırlatıcısıdır. TERÖRSÜZ TÜRKİYE, GÜVENLİK VE HUZURUN KALICI HÂLE GELMESİDİR Nitekim devletimizin Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde ortaya koyduğu 'Terörsüz Türkiye' hedefi de bu çalışmalarımızın önemli bir ayağını teşkil etmektedir. Bu tarihî süreç, güvenlik ve huzurun kalıcı hâle gelmesi kadar ▪️ Kardeşliğimizin ebedî kılınması, ▪️ Çocuklarımızın, terörün gölgesinden uzak bir ülkede büyümesi, ▪️ Ülkemizin daha fazla gelişmesi ve kalkınması ▪️ Ve tüm vatandaşlarımızın refah payının artması anlamına da gelmektedir. Bu konuda devletimizin duruşu açıktır ve herhangi bir tereddüt söz konusu değildir. Şüphesiz bugün, güven ve huzur içinde yaşayabiliyorsak ve bu tarihî süreci yürütebiliyorsak bu, en başta şehit ve gazilerimizin emsalsiz fedakârlıkları sayesindedir. ŞEHİTLERİMİZ VE GAZİLERİMİZ BU MİLLETİN ONURUDUR Özellikle belirtmek isterim ki bu süreçte atılacak hiçbir adım, şehitlerimizin aziz hatırasına asla leke düşürmeyecek, gazilerimizin onuruna, asaletine ve verdikleri emeklere zarar vermeyecektir. Şehitlerimiz ve gazilerimiz, bu milletin onurudur; siz kıymetli ailelerimiz de bu onurun yaşayan emanetlerisiniz. Öyle ki sizler, tarifsiz acılarınızı yüreğinizde taşımanıza rağmen vakur duruşunuzdan asla taviz vermediniz. Sabrın, metanetin ve asaletin, ne demek olduğunu bir kez daha gösterdiniz. Dolayısıyla sizler başımızın tacısınız ve ne yaparsak yapalım fedakârlıklarınızın karşılığının olmadığının da bilincindeyiz. Haklarınızı asla ödeyemesek de başta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız olmak üzere tüm kurumlarımızla sizlerin hayatını kolaylaştırmak ve her türlü ihtiyacınızda yanınızda olmak için büyük bir gayret gösteriyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da tüm imkânlarımızla her zaman yanınızda durmaya devam edeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ederken tedavisi devam eden gazilerimize de acil şifalar diliyorum. Gazilerimize şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca; şehitlerimizin aziz hatırasına sahip çıkmak, gazilerimizin fedakârlıklarına layıkıyla karşılık verebilmek ve kıymetli ailelerinin, her daim yanlarında olmak için büyük bir özveriyle görev yapan Şehit ve Gazi İşleri Daire Başkanlığımıza, aynı şekilde başta Millî Savunma Bakanlığı Armoni Mızıkamız ve kıymetli solistlerimiz olmak üzere Kültür ve Sanat Daire Başkanlığımıza ve etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Değerli ailelerimiz ve kıymetli arkadaşlarım, mübarek Ramazan Bayramınızı da şimdiden kutluyor; sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyor ve hayırlı iftarlar diliyorum. Kalın sağlıcakla." #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

143,140 次观看 • 3 个月前

“13 Mart 1973’te Surinam’ın Paramaribo kentinde doğdum. O zamanlar ülke hâlâ Hollanda’nın sömürgesiydi. Bir liman işçisi ile temizlik görevlisi bir kadının oğluydum. Ekonomik sebeplerle küçük yaşta Hollanda’ya taşındık. Amsterdam’ın kötü şöhretli ve pek tekin sayılmayan mahallelerinden biri olan Nieuwendam’da büyüdüm. Karanlık sokaklar ve mahalle kabadayıları arasında futbolculuktaki ilk adımlarımı attım. Her gün top oynardım. Asfalt üzerinde üçe üç maçlar yapıyorduk. Uzun mücadelelerden sonra oradaki serserilerin bile saygısını kazandım ve bana ‘Sokağın Belediye Başkanı’ lakabını taktılar. O mahallede çocuklar arasında eğlence diye bir şey yoktu, yalnızca ‘sonuna kadar’ mücadele vardı. Çoğu zaman maçlardan sonra bıçaklar çekilir ve ‘başka bir maç’ başlardı. Ben de sık sık hedef alınıyordum çünkü farklı kökenlere sahiptim ve ten rengim farklıydı. İşte orada savaşçı karakterimi geliştirdim çünkü başka seçeneğim yoktu. O mahallede yalnızca aslan gibiysen hayatta kalırsın. Belki de bu yüzden pek de yumuşak başlı ve uyumlu bir karaktere sahip değilim. 14 yaşındayken Ajax’ın gözlemcileri beni fark etti. İlk günlerden itibaren karakterime sadık kaldım ve çok sayıda top kazanmamı sağlayan agresifliğimi ortaya koydum. Beni A takıma çıkaran Louis Van Gaal oldu. Sahadaki oyunumu gördükten sonra bana ‘Pitbull’ lakabını da o taktı. Kalbimde en büyük yeri bırakan takım Juventus’tur. Juventus formasını giyen ilk Hollandalı olmak benim için büyük bir onurdu. Juventus’ta oynarken karakterimi (her zaman olmasa da) biraz geri planda tutmaya çalıştım çünkü her şeyi mahvetmek istemiyordum. O yıllarda Juventus dünyanın en winner kulüplerinden biriydi ve her futbolcunun hayalini temsil eden gerçek bir futbol cennetiydi. Böyle bir fırsatı çöpe atamazdım. Juventus’ta kazanmayı öğrendim. Bunun nasıl olduğunu tam olarak bilmiyorum. Soyunma odasının havasında hissedilen bir şey bu. Oyuncudan oyuncuya aktarılan kavramlar var. Milyonlarca taraftarın sana aktardığı bir duygu. Dünyada sana aynı hissi veren başka bir kulüp yok. Ama itiraf etmeliyim ki her zaman kusursuz bir tavır sergilediğim söylenemez. Bir pazar günü Delle Alpi’de iç sahada oynuyorduk. Sahaya çıktığımda rakibimizin kim olduğunu bile bilmiyordum çünkü teknik toplantılarda anlatılanların hiçbirini dinlememiştim. Sahaya çıktığımızda Montero’ya rakibimizin kim olduğunu sordum. Bunu da pek alçak olmayan bir ses tonuyla söyledim. Rakipler ve etraftakiler ne düşündü kim bilir. Paolo bana Piacenza ile oynadığımızı söyledi. O maçta bir gol attım ve sahanın en iyisi oldum. Sokakta göçmenlerle futbol oynadığım hikâyesi bir efsane değildir. Hatta birkaç kez Zidane’ı da benimle oynamaya zorladım. Buna bayılırdım. Çok sık yapardım. Arabaya biner, bir otoparkta insanların top oynadığını görürsem arabayı kenara çekip onlara katılırdım. Çünkü ben de onlardan biriydim. Azınlık olmanın ne demek olduğunu biliyorum. Başka bir ülkeye göç edip uyum sağlamanın ne demek olduğunu biliyorum. Onlar için oynuyordum çünkü onları temsil ettiğimi hissediyordum. O otopark maçları benim için başka her şeyden daha önemliydi. Size bir perde arkası da anlatayım. Profesyonel kariyerimdeki son takımım İngiltere’nin alt liglerinden Barnet FC oldu. Orada kaleci olmadığım hâlde 1 numaralı formayı giydim. Çünkü hayatım boyunca hep her şeyde birinci olmak için çalıştım: topa önce ulaşmakta, rakiplerin ayak bileklerinde ya da benim düşünmeyi sevdiğim gibi bu sporu seven insanların kalbinde ve özellikle de ‘göçmen kardeşlerimin’ kalbinde...” — Edgar Davids

calciolog

106,829 次观看 • 4 个月前

Levo, Jahrein hakkında açıklama yaptı. "Ahmet çıkıp ekranlarda "Levent, 'ailem bana emanet' deyip bir kere bile evimize uğramadı, "ailemi yalnız bıraktı" tarzında bir şey söylediğinden beri her yerden sabit olarak "karaktersiz, arkadaşını satan, arkadaşının ailesini yüz üstü bırakan insan" mesajları alıyorum. Benim karakterim de bu tarz söylemlerle baş edebilecek bir insan değilim." "Tamam dedim olabilir, adam çok zor bir süreç geçirdi, beni kafasında suçlu konuma koymuş olabilir. Canı sağ olsun bu kadar yıllık arkadaşlığımızın hatrına hala yayında konuşmayıp, özelden "Ahmet sen beni kafanda bir yerlere koyuyorsun ama problem nedir?" gibisinden yaklaşmaya çalıştım defalarca kez. Ahmet sağ olsun 1.5-2 saatini ayırdı ve Discord'da konuştuk. Konunun onun düşündüğü gibi olmadığını, bir sürü detayı olduğunu kendisi de dinledi hak verdi bana. Çıkıp yayında bunu anlatacağını, bu konunun düzelmesini sağlayacağını söyledi. Ben de zannettim açacak yayını diyecek ki: "Levent'e böyle bir imada bulundum, adama böyle şeyler söylüyorsunuz, böyle biri değil aslında Levent. Bir yanlış anlaşılma iletişimsizlik olmuş, gidip adama bunu yapmayın. Kendisinden de onu bu konumda bıraktığım için özür diliyorum." diyecek diye düşünmüştüm ama bu yaşanmadı. Üzerinden yine aylar geçti, ben yine çıtımı çıkarmadım. Geçtiğimiz gün patladım. Benim hatam yine, kendimi tutmam gerekiyordu. Bu tarz konularda mental olarak baş edebilen bir insan değilim. O tamamen bir rage. Onla ilgili özür diliyorum tekrardan." Ahmet kötü bir süreçle içeri girdi, bütün gün ailesinin yanındaydım. Etsu, , Yasir, PurpleBixi, hepsi şahit. Gece sosyal hizmetlerden evine gelinene kadar da oradaydım. Burhi'yle sabah akşam iletişimdeydim. Ahmet çıktığı zaman Tuğkan'a teşekkür etti ya, Elraenn'i saatlerce telefonda konuşup ikna eden kişi benim. PQueen ile ben konuştum. Haskoloğlu'yla tekzip mesajları, yapılan yalan haberlerle ilgili ne yapılabilir? Bunla ilgili ben konuştum. Swaggy'nin sağa sola saldırması ve bu konunun Ahmet'in gündemine zarar verebilmesiyle ilgili Cavs'la, Burhi'yle ben konuştum." "Ahmet çıktı dışarıya ve Ahmet hiçbir şekilde benimle konuşmadı. Beni kafasında suçlamış olabilir, 1 ay boyunca içeride kaldı. Kliplerin birinde ben de varım. Levent o espriyi yapmasa belki olmayacaktı diye beni suçlamış olabilir. Hiç sıkıntı yok. Özür dilerim. Kendisinden özelde de özür diledim böyle bir duruma sebep olduysam. Kötü bir süreç yaşandı, bunla ilgili telafi edeceğim bir şey varsa gelsin desin ki: "Levo sen de 1 ay içeriye gir" gireyim. Benim kanıma dokunan, aylardır uyku bile uyuyamama sebep olan bir şey var: Ben, Ahmet'e nerede ihanet ettiğimi, ailesini nerede yüz üstü bıraktığımı çözemiyorum. Bunu da Ahmet'e dile getirdim özelde defalarca kez. Haklısın da dedi özelde. Ama ben bu mesajları almaya devam ettikçe duramıyorum." "Burhi de bana özelden yazdı. Ona neden laf ettiğimi de ona özelden dile getirdim. Burada asla konuşamayacağım şeyler de var maalesef. Keşke konuşabilsem. Kırgın olduğumu söyleyeceğim Burhi'ye, Ahmet'le olan iletişim konusunda ciddi anlamda. Efe Aydal-Diamond Tema-Jahrein üçgenindeki problemlerden de bahsetmek istemiyorum. Kendileri isterlerse bunlardan bahsederler ama bireysel yaşadığım konularla alakalı bazı niyetler sezdim. Burada sıkıntı olduğunu da düşünüyorum ama bu konuyu uzatmayacağım." "Bunun yayına taşınmasının sebebi zaten asla ben değilim 100/100 Ahmet yine. "O da haklı bu da haklı "değil. Bu konu şuanda yayında konuşuluyorsa 100/100 Ahmet'in yüzünden. Ben bu konuyla ilgili Ahmet insanların önüne beni atana kadar hiç bir şey söylemedim. Attıktan sonra da bir şey söylemedim."

OnlyDrama

876,410 次观看 • 10 个月前

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ve beraberindeki TSK Komuta Kademesi, Cumhuriyetimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Kara Harp Okuluna girişinin 127’nci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen törene katıldı. Bakan Yaşar Güler, törende yaptığı konuşmada şunları söyledi: KARA HARP OKULUNDA, BİR MİLLETİN KADERİNE ETKİ EDECEK BÜYÜK BİR LİDERİN YOLCULUĞU BAŞLADI Cumhuriyetimizin kurucusu, büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Kara Harp Okuluna adım atışının 127’nci yıl dönümünde ilim ve irfan ocağı, şanlı yuva Harbiyede sizlerle birlikte bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu vesileyle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu kutsal çatı altında yetişerek vatan ve millet uğrunda her türlü fedakârlığı gösteren tüm kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyorum. Tarihimizin en köklü eğitim kurumlarından biri olan Kara Harp Okulu nice komutanların, devlet adamlarının ve fikir insanlarının yetiştiği, milletimizin kaderinde söz sahibi olmuş nesillerin yoğrulduğu bir ocaktır. İşte Mustafa Kemal’in de bu şanlı yuvanın kapısından içeri girdiği gün sadece bir askerî öğrencinin eğitim hayatı başlamamış, aynı zamanda bir milletin kaderine etki edecek büyük bir liderin yolculuğu da başlamıştır. Harbiyede kazandığı disiplin, düşünce derinliği ve sorumluluk bilinci; onu Millî Mücadele’yi zafere taşıyan ve Cumhuriyetimizi kuran bir önder hâline getirmiştir. Bugün, aynı kutlu mirasın taşıyıcıları olan sizlerin de Harbiyede kazandığınız bilgi ve birikim hem bir meslek yolculuğunun hem de asil milletimizin güvenliğini ve devletimizin istikbalini omuzlayacak bir komutanın yetişme sürecidir. Ben de bu sıralarda eğitim alıp 52 yıl önce mezun olmuş bir komutanınız olarak Harbiyeli ünvanı taşımaktan daima gurur duydum. İnanıyorum ki tarih boyunca buradan yetişen her Harbiyeli de aynı duygu ve düşüncelerle ülkemize ve şanlı ordumuza hizmet etmiştir ve etmeye devam etmektedir. Bu vesileyle Mekteb-i Harbiyenin bugünkü mümtaz seviyesine ulaşmasında katkısı olan herkese şükranlarımı sunuyor, ebediyete irtihal edenleri rahmetle anıyorum. ABD-İSRAİL VE İRAN ARASINDAKİ ÇATIŞMALARI BÜYÜK BİR DİKKATLE İZLİYORUZ Dünyamız yeni bir jeopolitik kırılma döneminden geçmektedir. Uluslararası sistemde dengeler hızla değişmekte, güç merkezleri arasındaki rekabet giderek sertleşmektedir. Güçlü olanın kendi çıkarlarını dayattığı bu ortamda uluslararası hukuk ihlal edilmekte, küresel nizamı sağlamak için oluşturulan kurumlar etkisini kaybetmekte, diplomasi ise giderek daha kırılgan bir zeminde yol almaktadır. Orta Doğu’dan Karadeniz’e, Doğu Akdeniz’den Kafkasya’ya uzanan geniş bir hatta savaşlar, vekâlet çatışmaları, enerji rekabeti ve jeopolitik hesaplaşmalar aynı anda yaşanmaktadır. Özellikle yakın coğrafyamızdaki gelişmeler bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır. Nitekim 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in, İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan ve İran’ın misilleme saldırılarıyla şiddetlenen çatışmalar, bölgemizi yeni bir kriz sarmalının içine sürüklemiştir. Türkiye olarak ilk günden itibaren tüm gelişmeleri büyük bir dikkatle takip etmekte, millî güvenliğimizi ilgilendiren her konuda gerekli tedbirleri kararlılıkla almaktayız. Diplomasiyi önceleyerek çatışmaların sona erdirilmesi için çaba sarf ederken bekamıza yönelebilecek ihlallere karşı koymakta son derece muktedir olduğumuzu da her fırsatta ifade ediyoruz. Çevremizdeki bu ateş çemberine rağmen ülkemiz, istikrar adası ve güvenlik merkezi olma vasfını sürdürmekte, bu konumunu korumak ve daha da güçlendirmek için Sayın Cumhurbaşkanımızın riyasetinde yoğun bir gayret göstermektedir. TSK, ÜLKEMİZİN VE MİLLETİMİZİN GÜVENLİĞİNİN EN GÜÇLÜ TEMİNATIDIR Çok iyi biliyoruz ki dünyanın en zorlu jeopolitik kuşaklarından birinde yer alan ülkemizin güvenliği, güçlü bir devlet yapısını, etkin bir diplomasiyi ve caydırıcı bir askerî kapasiteyi gerektirmektedir. Bu kapsamda binlerce yıllık köklü geleneğiyle Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; disiplinli yapısı, yüksek kabiliyetleri ve sahip olduğu saygın konumuyla ülkemizin ve milletimizin güvenliğinin en güçlü teminatıdır. Öte yandan devam eden sıcak çatışmalar dâhil yaşanan kriz ve savaşlar, askerî doktrini, savunma ve güvenlik tedbirlerini ve stratejik aklı sürekli geliştirmemiz gerektiğini de ortaya koymaktadır. Şüphesiz siz Harbiyeliler için de bu gelişmeler, yalnızca takip etmeniz gereken hadiseler değil, geleceğin komutanlarına çıkarılacak dersler sunan askerî tecrübe kaynağı mahiyetindedir. “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” HEDEFİMİZİN NE KADAR GEREKLİ OLDUĞU GÖRÜLMÜŞTÜR İçinde bulunduğumuz kritik süreçte “Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge” hedefimizin de ne kadar gerekli ve stratejik olduğu bir kez daha açıkça görülmüştür. Şu hususu özellikle vurgulamalıyım ki bugün tarihî süreç yürütülebiliyorsa bu, en başta kahraman ordumuzun yıllardır sürdürdüğü emsalsiz mücadeleler sayesinde olmuştur. Dolayısıyla gazi ve muzaffer ordumuz, kendisine tevdi edilen tüm görevleri başarıyla yerine getirdiği gibi bu mücadelede de üzerine düşeni yapmıştır ve yapmaya da azim ve kararlılıkla devam etmektedir. Binlerce yıllık engin devlet tecrübesiyle yürütülen süreç; - Bütün kirli hesapları altüst ederek asırlık oyunları bozacak, - Kalıcı güvenlik, huzur ve refah ortamı oluşturacak, Ve “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimize daha emin adımlarla ilerlememize imkân tanıyacaktır. DİSİPLİN OLMADAN BAŞARI SAĞLANAMAZ Kıymetli Harbiyeli evlatlarım; içinde bulunduğumuz bu kritik dönemde sizler milletimizin güvenliğini sağlayacak, devletimizin bekasını koruyacak, bayrağımızın hür dalgalanmasını teminat altına alacak, caydırıcı güce sahip ordumuzu yönetecek komutan adaylarısınız. Unutmayınız ki güçlü bir ordunun temeli; iyi yetişmiş, yüksek karakter sahibi ve stratejik düşünebilen subaylardır. Bu nedenle kendinizi her açıdan en iyi şekilde yetiştirmelisiniz. Şüphesiz ki bilgi sahibi olmadan güçlü olunamayacağı gibi disiplin olmadan da başarı sağlanamaz. Her zaman ifade ettiğimiz gibi kahraman ordumuzun en temel niteliği ve Türk askerini diğer ordulardan ayıran en belirgin özelliklerden biri mutlak itaat ve sarsılmaz disiplin anlayışıdır. Binlerce yıllık askerî geleneğimizden süzülüp gelen bu kültür, ordumuzun en büyük gücüdür. Disiplinle birlikte önemli bir husus da liderlik ve komutanlık özellikleridir. İyi bir lider ve gerçek komutan, öncelikle iyi bir karaktere sahip olmalıdır. Aynı zamanda en zor şartlarda dahi soğukkanlılığını koruyabilmeli, gelişmeleri neden-sonuç ilişkisi kurarak okuyabilmeli, doğru kararları verebilmeli ve astlarına güvenip onlara örnek olmalıdır. İşte şanlı yuva Harbiye de sizlere yalnızca askerî bilgiyi değil, aynı zamanda bu liderlik ruhunu da kazandırmayı amaçlamaktadır. Kıymetli Harbiyeliler, Zaman gerçekten çok çabuk geçiyor. Bu yüzden buradaki vakitlerinizi okulunuzun her türlü imkânını en iyi şekilde kullanarak verimli şekilde geçirmeye çalışın. Kendinizi ne kadar çok geliştirirseniz yarın o kadar kazançlı olursunuz. Harbiyeli için her yeni gün, kendini bir adım daha geliştirme ve milletine daha güçlü hizmet etme fırsatı olarak görülmelidir. İnançlı, planlı, çalışkan ve azimli olduğunuz sürece, başarı daima yanı başınızda olacaktır. Zira başarı tesadüf değildir, bütünleşik bir gayretin ve hedeflere inanma iradesinin sonucudur. İnanıyorum ki sizler; burada edindiğiniz millî, manevi ve mesleki değerlerinizle asil milletimize ve devletimize nice önemli hizmetlerde bulunacak, ülkemizin geleceğinin güvencesi ve kahraman ordumuzun gururu olacaksınız. ÜLKELERİNİZDE ÖNEMLİ GÖREVLER ÜSTLENECEKSİNİZ Değerli misafir Harbiyeliler; bu çatı altında edindiğiniz çağdaş eğitim ve bilgi birikiminin sizlere önemli katkılar sağlayacağına, kurduğunuz dostlukların da hayatınız boyunca büyük bir gurur ve güzel bir anı olacağına yürekten inanıyorum. Önümüzdeki yıllarda ülkelerinizde önemli askerî görevler üstleneceğinizden ve ülkelerimiz arasındaki savunma iş birliklerinin güçlenmesine büyük katkılar sunacağınızdan eminim. En büyük temennimiz burada kurduğunuz dostlukların ve aramızdaki kardeşlik bağının her şart altında yaşam boyu sürmesi ve her zaman gönlümüzde özel bir yeriniz olduğunu bilmenizdir. Kara Harp Okulumuzun değerli komutanları ve öğretim üyeleri; Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gelecekteki liderlerini yetiştirme gibi son derece önemli bir sorumluluğu üstlenmiş bulunuyorsunuz. Harbiyelilerimize kazandırdığınız her değer ordumuzun ve ülkemizin geleceğine yapılan çok değerli bir yatırımdır. Bugüne kadar gösterdiğiniz fedakârlık ve özverili çalışmalar için Kara Harp Okulunun siz kıymetli yönetici, komutan, personel ve öğretim görevlilerine teşekkür ediyor, bundan sonra da görev ve sorumluluklarınızı en iyi şekilde yerine getireceğinize yürekten inanıyorum. Bu duygu ve düşüncelerle; Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten en büyük Harbiyeli Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyor; aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum. Değerli Harbiyeli evlatlarım; eğitim hayatınızda sizlere üstün başarılar diliyor, her birinizi gözlerinizden öpüyorum. Bu vesileyle sizlerin ve kıymetli ailelerinizin Mübarek Ramazan Bayramı’nı da şimdiden en içten dileklerimle kutluyor, sizleri bir kez daha sevgiyle selamlıyorum. Ufkunuz açık, motivasyonunuz yüksek, başarılarınız daim olsun. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

47,369 次观看 • 4 个月前

Filmin sonu belli mala Anlatır gibi anlattı Gökhan Dinç: Kurmakol kendisine verilen görevi layıkıyla yaptı. Türkiye'de bir tiyatro oynanıyor. Tiyatro oyuncuları ya da tiyatro sanatçıları buna üzülmesinler. Türkiye'de bir tiyatro oynanıyor. Türkiye'de oynanan şeyin adı futbol falan değil. Artık her şeyi göz göre göre yapıyorlar. Artık her şeyi bile bile yapıyorlar. Yasin Kol'u tercih ettiklerinde ben Yasin Kol'unu çektiler demiştim. Şimdi artık... Söylem değiştiriyorum. Kurma kol. Kurma kol böyle istedi kurma kol. Birisi kolu kuruyor o kol da istediği şeyi yapıyor. Ya arkadaş nasıl bir insan evladı o kadar uzun mesafeden o kadar uzak mesafeden o pozisyonu önünde o kadar çok oyuncu varken üstelik Beşiktaşlı oyuncu nispeten senin görüş açını da kapatmışken sen bu pozisyonda ne gördün ne verdin be insan evladı. Yani maç senin çok güzel bir lafın var. Maç Kadıköy'de oynanıyor sen penaltıyı Beşiktaşlı. Ya bu kadar uzak mesafede, önünde... Bir, iki, üç, dört, beş, altı tane oyuncu var. Altı tane oyuncu var. Bir tane top var. Üç tane futbolcu. Sonrasında iki futbolcunun arasında kalıyor. Üstelik ön tarafta cephede kaleci görse anlarım. Bak Beşiktaş'ın kalecisi görse pozisyon hakem orada olsa anlarım. Gördü bir şey verdi diye. Sen kafanı yastığa nasıl koyacaksın? Ve sadece sen değil maçın var hakemi de. Yani gerçekten bu kadar iğrenç bir futbol ikleminde olduğumuz için. Kelimeleri bulamıyorum. Gerçekten bir kurma kol var. O kol kurulu geliyor istediğini yapıyor. Şimdi bana diyorlar ki bay efendim kaydı yerdeki ayağa temas etti bilmem ne. Bir pozisyon faal değil. İki pozisyon faal olsa bile pozisyon dışarıda. Bir başka versiyon. Bak çocuk dokunuyor burada. Topa dokunuyor. Kaldı ki burada bir müdahale varsa zaten o beyaz çizgi de ceza sahası çizgisi. İnsanlara anlat anlat bitmiyor. Ama şu var kardeşim sadece Yasin kol da değil iş. Yasin kol zaten belli. Türkiye'de olmamı hak etmediği ilgiyi gören bir futbol hakemi. Yani bence uzaktan yakından hakemlikle alakası yok ama çok iyi bir görev adamı. Kendisine verilen görev neyse onu net şekilde yapıyor. Ben bir gün yönetici olursam ya da herhangi bir fabrikada müdür olursam ya da bir televizyon kanalının başına geçersem kesin Yasin Kol'u alırım. Yasin Kol tam bir emir eri. Ne deniyorsa onu yapıyor. Ya şu anda Yasin Kol ve maçın var hakeminin ortaklaşa yaptığı bir tiyatro oyunu, kurduğu bir tiyatro oyunu izliyoruz. Ama onlar da sadece onlar da değil. Şimdi ilerleyen konu başlıklarında Hasan Arat'ı orada konuşacağız. Şimdi bak sevgili kardeşim burada çok net bir şey var. Ortada bir film var. Sezon başından beri bak sezon başından beri hakemlerin desteğiyle lig yarışında kalan Fenerbahçe yine hakemler tarafından kollanan Fenerbahçe yine Hakem kararlarıyla maç kazanan Fenerbahçe şu anda lig yarışının üstünde. Lig yarışının içerisinde. Dün maçı kaybetseydi Fenerbahçe yani berabere bitseydi. Bir puan alabilseydi Fenerbahçe. Bu kimin işine yaramazdı? Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı'nın işine yaramazdı. Kimin işine yaramazdı? MHK Başkanı'nın işine yaramazdı. Kimin işine yaramazdı? MHK'nin çocuklarının işine yaramazdı. Yayıncı kuruluşa yaramazdı. Bunların hepsi bir plan. Bence bir plan var ve o planda... Misler gibi işliyor. Şimdi düne kadar sadece Fenerbahçe ile Galatasaray yarışın içerisindeydi. Fenerbahçe bu hafta kaybetseydi bambaşka bir şey olacaktı. Şimdi Trabzonspor da yarışın içerisine dahil oldu. Trabzonspor, Beşiktaş dışında. Trabzonspor, Fenerbahçe, Galatasaray şampiyonluk. Mis gibi abi. Yani birisi senaryoyu yazıyor ve birileri de oynuyor. Bizler de izleyiciyiz. Her yıl aynı senaryo oynanıp duruyor Samet. İnanılır gibi değil ya. Figüranlar değişiyor, başroller değişiyor. Filmin senaryosu... Aynı ya. Aynı şey gibi. Aşkı Memnu gibi. Peki film yine aynı sonuna mı biter Gökhan abi? Abi yine aynı son belli. Filmin sonu kaçınılmaz. Bak kaçınılmaz. O yüzden Galatasaray taraftarı birazcık sakin kalmalı. Tabii ki onların böyle kımıl kımıl...

Galatasarayultrataraftar

23,277 次观看 • 3 个月前

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, iftarda bir araya geldiği şehitlerimizin kıymetli aileleri, kahraman gazilerimiz ve onların değerli ailelerine hitaben bir konuşma yaptı. Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: KAHRAMAN PİLOTUMUZA ALLAH’TAN RAHMET DİLİYORUM Bu güzel ve bereketli iftar sofrasında siz değerli ailelerimizi ve kahraman gazilerimizi ağırlamak, bizler için tarifsiz bir mutluluktur. Teşriflerinizden dolayı onur duyduk, bahtiyar olduk. Hoş geldiniz şeref verdiniz. Sözlerimin başında bu gece saat bir sularında Balıkesir 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığımızdan kalkış yaptıktan sonra kaza kırıma uğrayan F-16’mızın pilotu, Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat’a Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve asil milletimize baş sağlığı diliyorum. Hadisenin nedeni kaza kırım ekibinin yapacağı inceleme sonucunda belirlenecektir. Semalarımızın güvenliği için görev yapan kahraman şehidimiz vatan sevgisi ve aşkıyla vazifesini icra etmekteydi. Fedakârlığını daima şükran ve minnetle yâd edeceğiz. ŞEHİTLERİMİZİN VE GAZİLERİMİZİN KAHRAMANLIK DESTANLARI HİÇ BİR ZAMAN UNUTULMAYACAK Asil milletimizin en büyük özelliklerinden biri millî ve manevi değerlerine bağlılığı ve bu değerleri uğruna canlarını ortaya koyup mücadele ederek şehitlik ve gaziliği en büyük şeref nişanesi görmesidir. Bayrak şairimiz Arif Nihat Asya’nın, “Şehitler tepesi boş değil, Toprağını kahramanlar bekliyor! Ve bir bayrak dalgalanmak için; Rüzgâr bekliyor!” mısralarında da dile getirdiği gibi asil milletimizin istiklaline sevdalı nice yiğit ve kahraman evladı millî ve manevi değerlerimizi korumak uğruna kahramanlıkla mücadele ederek ya şehit ya da gazi olmuşlardır. İstiklal ve istikbalimiz uğrunda şehit ve gazilik payesine ulaşan tüm kahramanlarımız birlik ve beraberliğimizin en büyük teminatıdırlar. Vatanımız ve al bayrağımız için hayatlarını feda eden her bir şehidimiz, bugünün ve yarının güçlü Türkiye’sinin mimarlarıdırlar. Yârdan ve serden geçebilen şehitlerimize yoldaş ve şehadete âşık olan siz gazilerimizin yazdığı kahramanlık destanları da şanlı ordumuzun her zaman ilham kaynağı olmuştur. Çok iyi biliyoruz ki bugün 86 milyon, vatanımızda özgürce yaşıyorsak, bayrağımız göklerde dalgalanıyorsa bunu da aziz şehitlerimiz ile siz kahraman gazilerimize borçluyuz. Sizlerle ne kadar gurur duysak azdır. Dolayısıyla şehitlerimizin ve sizlerin yazdığı kahramanlık destanları hiçbir zaman unutulmayacak, asil milletimizin vefa dolu gönlünde sonsuza dek yaşayacaktır. Şehitlerimizin, gazilerimizin ve siz kıymetli ailelerimizin fedakârlıklarının bedeli hiçbir şeyle ölçülemez. SİZLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN BİRİCİK EMANETİSİNİZ Kıymetli Şehit ve Gazi ailelerimiz; canlarınızdan bir parça olan kıymetlileriniz, ülkemiz için emsalsiz bir mücadele ile fedakârlıklarda bulunurken sizler de bu vatan için kelimelerle tarif edilemez büyük zorluklara göğüs gerdiniz. Yaşadığınız acılar karşısında metanetinizi asla kaybetmediniz, vakur duruşunuzdan asla ödün vermediniz ve milletimizin ferasetini dosta düşmana bir kez daha gösterdiniz. Sizler, milletimizin baş tacı Türkiye Cumhuriyeti’nin manevi mimarlarının biricik emanetisiniz. Siz kıymetli ailelerimizin hakkını ne yaparsak yapalım asla ödeyemeyiz. Ancak sizlerin hayatını kolaylaştırmak, yaşam standartlarınızı yükseltmek için devletimiz, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın koordinatörlüğünde yoğun bir gayret sarf etmektedir. Şunu çok iyi biliyoruz ki acınızı paylaşmak, gözyaşlarınızı dindirmek, sizleri hiçbir zaman yalnız bırakmamak bizim en büyük sorumluluğumuzdur. Aynı şekilde şehit ve gazilerimizin uğruna mücadele ettiği değerleri koruyarak bu mirasa sahip çıkmak, hepimizin en önemli vazifesidir. Nitekim kahraman ordumuz, şehitlerimizin kanlarını yerde bırakmamak ve siz kıymetli ailelerinin gözyaşlarının hesabını sormak için bugüne kadar terör örgütlerine büyük darbeler vurmuş ve örgütün hareket kabiliyetini büyük ölçüde sınırlandırmıştır. TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ, ŞEHİTLERİMİZİN HATIRASINA LEKE DÜŞÜRMEYECEK 40 yılı aşkın süredir ülkemizin huzurunu ve güvenliğini tehdit eden terör belasından kurtulmak ve evlatlarımızın aydınlık geleceğini teminat altına almak için devletimiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde “Terörsüz Türkiye” sürecini başlatmıştır. Bu tarihî süreç kardeşliğimizi pekiştirme, milletimizi güvenli ve müreffeh yarınlara ulaştırma kararlılığımızın da en açık göstergesidir. Altını çizmek isterim ki bu süreçte atılan ve atılacak tüm adımlar şehitlerimizin aziz hatırasına kesinlikle leke düşürmeyecek, gazilerimizin onuruna ve emeklerine asla zarar vermeyecek niteliktedir. Bu yolda milletimizin birliğini, kardeşliğini ve güvenliğini zedeleyecek hiçbir adım atılmamış bundan sonra da atılmayacaktır. Süreç asırlara uzanan köklü tarihimizden ve ferasetli devlet geleneğimizden aldığımız güçle yönetilmektedir. Yegâne amacımız artık evlatlarımızı yitirmediğimiz, kanın ve gözyaşının sona erdiği, ayrılık tohumlarının kökünden söküldüğü çocuklarımızın sadece barış ve kardeşlik ortamında büyüdüğü bir geleceği inşa etmektir. Hâlihazırda sahadaki gelişmeleri dikkatle izliyor, tüm tedbirlerimizi her zamanki hassasiyetimizle almaya devam ediyoruz. TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİMİZ İÇİN ÇALIŞMALARIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ Yakın coğrafyamızda meydana gelen çok boyutlu ve aktörlü gelişmeler, ülkemizin stratejik yaklaşımlarını doğrudan etkilemektedir. Nitekim tehdit yelpazesinin her geçen gün daha da belirginleştiği bu uluslararası ortamda, askerî caydırıcılığımızın artırılması kadar iç barışın ve toplumsal kardeşliğin tahkim edilmesi de bir o kadar hayatidir. İşte bu yüzden terörün tam anlamıyla ortadan kaldırılması tarihî bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır. Şu husus unutulmamalıdır ki güvenliğini ve toplumsal bütünlüğünü aynı çizgide koruyabilen ülkeler, böylesine kaotik dönemlerde tehditleri kendinden uzakta tutarak vatandaşlarına umut verecek kudrete sahip olabilmektedirler. Türkiye de yakın coğrafyasında krizlerin, çatışmaların ve savaşların yaşanmasına rağmen; Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik liderliğinde yürütülen etkin ve kararlı diplomasi ile şanlı ordumuzun gücü ve etkinliği sayesinde istikrar adası olma vasfını sürdürmekte, böylece milletine güven vermeyi başarabilmektedir. Bu anlayışla ülkemizin hak ve menfaatlerini her koşulda kararlılıkla korumak için üzerimize düşen tüm sorumlulukları yerine getirmeye, aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin mirasına sıkı sıkıya sahip çıkmaya devam ediyoruz. “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimize emin ve kararlı adımlarla ilerlediğimiz bu süreçte; - Terörsüz Türkiye hedefimizi gerçekleştirmek için çalışmalarımızı sürdürecek, - Yerli ve millî savunma sanayimizi daha da ileri seviyelere taşımak için gayretlerimize devam edecek, - Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gücünü sürekli tahkim edeceğiz. NATO TATBİKATI’NDA ÜLKEMİZİ VE MİLLETİMİZİ EN İYİ ŞEKİLDE TEMSİL ETTİK Şu bir gerçek ki bugün, sadece sınırlarımız içinde değil, sınırlarımız dışında da barış ve istikrara katkı sağlayan bir ülke konumundayız. Nitekim en son Türk Silahlı Kuvvetleri olarak NATO’nun en büyük tatbikatı olan Steadfast Dart 2026 tatbikatına deniz, kara ve hava unsurlarımızla iştirak ederek Avrupa güvenlik mimarisine katkı sağlama kabiliyetlerimizi ortaya koyduk. Bu çerçevede Kahraman Mehmetçiğimizin gücünü disiplinini ve hazırlık seviyesini yerli ve millî silahlarımızın etkinliğini ve ileri teknolojisini de göstererek ülkemizi ve asil milletimizi en iyi şekilde temsil ettik. Özellikle belirtmeliyim ki kahraman ordumuzun yaklaşık 2 bin personelden oluşan bir kuvveti sınırlarımızdan 6 bin 450 kilometre ve 3 bin 480 deniz mili mesafeye hızlı bir şekilde ulaştırma kudreti muharebeye ne denli hazır olduğu göstermektedir. İçinde bulunduğumuz dönemde görev ve sorumluluklarımız birbirinden çeşitli ve büyük olsa da motivasyon ve inancımız da bir o kadar kuvvetlidir. Zira başta siz şehit ve gazi ailelerimiz olmak üzere asil milletimizin desteğini her an hissediyor aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin mirasından aldığımız güçle gece gündüz demeden artan bir azim ve şevkle çalışıyoruz. Çalışmaya da devam edeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal etmiş gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor; sizlerin şahsında tüm kahraman gazilerimize ve değerli şehit-gazi ailelerimize sağlıklı uzun ömürler diliyorum. Bu vesileyle mübarek Ramazan ayının hayırlı ve bereketli geçmesini niyaz ediyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

35,361 次观看 • 4 个月前

"Marco Materazzi farklı bir vakaydı. Size zarar vermeye çalışırdı. Oyunla ilgili sebeplerin yanı sıra rakibi sinirlendirmek gibi kişisel bir stratejisi vardı. Biri futbolda yeterince yetenekli olmadığında kendini kabul ettirmek için her yola başvurur. Onun tarzı buydu. Ama bana bazı şeyler yaparsanız onları unutmam çünkü burada, göğsümde, bir şey kalır. Onu yakalamak için beş yıl bekledim. Juventus-İnter maçı, 2 Ekim 2005. Materazzi o zamanlar popüler olan ve gözlerinin rengini değiştiren özel Nike kontakt lenslerini takıyordu. Beni her yerde avlayan iki kırmızı, canavar gibi gözbebeği hatırlıyorum. Çift ayakla, makas gibi bir girişle beni yakalamayı çok iyi başarmıştı. Tedavi için sahadan ayrılmam gerekiyor. Topallıyorum. Capello beni değiştirmek istiyor ama ben ona 'Hayır, Mister. Ben idare edebilirim.' diyorum. Sadece onu aramak için geri döndüm. Bu noktada futbolun artık hiçbir önemi yok, benim için oyun çoktan bitti. Ama ağrıdan yürüyemiyorum bile, Capello bunu fark ediyor ve çıkmamı istiyor. Bekleyiş başlıyor. Benim dünyamda işler böyle yürür: Unutmazsın ve intikam almak için doğru anı beklersin. Kendi kendime defalarca söz verdim: Onu yakaladığımda canını yakacağım, çok kötü bir şekilde, böylece bana ne yaptığını hatırlayacak. Ve intikamımı saklamadan alacağım, niyetim herkes için aleni olacak. Başka maçlarda da karşılaştık ama doğru an hiç gelmedi. Sırf 'canı cehenneme' diye onu tekmeleyip çekip gitmekle ilgilenmiyordum. Hayır. Kafamdaki şey için doğru fırsatı yakalamam gerekiyordu. İnter'e transfer oluyorum. Materazzi'yle artık takım arkadaşıyız, bu yüzden planımı askıya almak zorundayım. Antrenmanda ona vuramam. Şimdi birlikte oynuyoruz ve birlikte kazanıyoruz. Takım arkadaşlarıma her zaman saygı duydum. Hatta onunla konuşuyorum, o kişiyi tanıyorum ama kafamda o anı hala duruyor, silmiyorum. Ayrıca müthiş bir hafızam var. Örnek: Bir gün bir çocuk bana imzalamam için bir forma verdi ve ben de ona 'Bunu geçen yıl Roma'da imzalamıştım.' dedim. Çok şaşırmıştı. İnter'de üç yıl oynadım, sonra Barcelona'ya Guardiola'nın yanına gittim. Zaman geçti. Milano'ya döndüm, bu sefer Milan formasıyla oynayacağım. Derbi haftası geldi, sezonun ilk derbisi. Gazeteler mücadeleye odaklanıyor. Herkes Materazzi'nin Ibra'ya karşı oynayacağını yazıyor ama ben çok sakinim. Maça odaklanmış durumdayım. Milan'ım Lazio'yu geçerek yükseldiği birinciliği korumak için mutlaka kazanmalı. Onların ev sahipliğinde oynuyoruz, bu yüzden çok daha fazla İnter taraftarı yuhalıyor, hakaret ediyor ama bu benim için sadece iyi bir şey çünkü kan dolaşımıma daha fazla adrenalin karışıyor ve kendimi daha güçlü hissediyorum. 12 Kasım 2010 Pazar: Oynuyoruz. Karşımda Lucio, Materazzi ve Cordoba var; yakından tanıdığım üç sert defans oyuncusu. İlk mücadelede bir grup halinde karşıma çıkıyorlar ve hemen beni nasıl bir oyunun beklediğini açıklıyorlar. Tamam, kartlar masada. Gözlerimi açık tutmam ve bir an bile dikkatimi dağıtmamam gerekecek. Bir top havalanıyor, zıplamaya gidiyorum ama Materazzi ve Lucio'nun biri sağdan, diğeri soldan olmak üzere beni ortada yakalamak için koştuklarını fark ediyorum. Havalanacakmış gibi yapıyorum, onun yerine yerde kalıyorum ve onları birbirlerine çarptırıyorum. Çok komik. Her top böyle olacak. Bir savaş. Ayrıca, İnter'deyken kale arkasıyla sert bir şekilde kapışmıştım. Bir golden sonra elimi cinsel organıma götürerek onlara meydan okumuştum ve şimdi beni Milan ile gören İnter taraftarları beni bir hain olarak görüyor ve infazıma tanık olmak istiyor. Maçta birkaç dakika geçti. Uzun bir top bana doğru geliyor, koşuyorum, ceza sahasına giriyorum, Materazzi beni arkadan biçiyor: penaltı. Golü atıyorum, sonra kollarımı açıyorum ve bana her türlü hakareti savuran İnter taraftarlarına bakmak için duruyorum. Adrenalin pompalanıyor. Tam sevdiğim gibi. Çok güzeldi. İkinci yarının başında, işte beş yıldır beklediğim an. Materazzi ile aramda bir top var. Bana zarar vermek için dalacağını biliyorum. Ama benim onu daha çok incitmek istediğimi bilmiyor çünkü bunca zamandır öfkem artıyor. Bir oyun anlaşmazlığı gibi görünmesi için ideal bir durumda, tam ortada olan topu alıyor. İki ayağıyla kayıyor, darbeyi önlemek için zıplıyorum. Ben de iki ayağımla dalsaydım, yarı yarıya şansımız olacaktı: Ya o bana vuracaktı ya da ben ona. Bunun yerine zıplıyorum, dizlerimi kaldırıyorum ve o altımdan kayarken kafasına dirsek atıyorum. Sert darbenin sesini ve acıyla 'Ah...' deyişini duyuyorum. Yerde yuvarlanabilir, çarpışmada ben de hasar almışım gibi davranabilirdim. Bunun yerine sakince kalkıp gidiyorum. Yerde kalıyor, sonra onu kontrol için hastaneye götürüyorlar. Şakağına iyi yapıştırdığımı biliyorum. Arkadaşım olan Stankoviç gelip bana 'Bunu neden yaptın Zlatan?' diye soruyor. Ona cevap veriyorum: 'Çünkü beş yıl bekledim. Unut bunu, Dejan. Git başımdan...' Soyunma odasındaki en coşkulu isimlerden biri de Pippo Inzaghi: 'Hayatımın en iyi derbisi: 1-0 biz kazandık, üstüne Ibra, Materazzi'yi hastaneye gönderdi!' Ayrıca Pippo ve Şeva'nın önceki derbilerde maruz kaldığı tüm faullerin intikamını da almıştım. Ertesi gün Linate'de uçağa yetişmem gerekiyordu. Bana 'Materazzi burada!' dediler. Cevap verdim: 'Güzel... Bakalım ne yapacak?' Koltuğumdan kalktım. Belki de beni hedefliyordur. Bana ne kadar erkek olduğunu göster, Matrix. Onun yerine tek kelime etmeden yanımdan geçip gidiyor. Sonra Instagram'ın arkasına saklanmak, röportajlarda kendinden bahsetmek, Şampiyonlar Ligi fotoğrafını paylaşmak ve 'Ibra, bu sende var mı?' yazmak kolay. Bu beni güldürüyor. Bu oyunlara ihtiyacım yok. Zamanı geldiğinde bir erkek gibi yapmam gerekeni yaptım. Artık onunla yarım kalmış bir meselem yok. Bir gün Capello'ya 'Mister, Juve'de bir sürü yıldız var. Herkesin saygısını nasıl kazanıyorsunuz?' diye sormuştum. 'Ben istemem, alırım!' diye cevap vermişti. Materazzi'den saygı istemedim, saygıyı aldım. Kendi yöntemlerimle..." - Zlatan

calciolog

1,348,403 次观看 • 2 年前

"Marco Materazzi farklı bir vakaydı. Size zarar vermeye çalışırdı. Oyunla ilgili sebeplerin yanı sıra rakibi sinirlendirmek gibi kişisel bir stratejisi vardı. Biri futbolda yeterince yetenekli olmadığında kendini kabul ettirmek için her yola başvurur. Onun tarzı buydu. Ama bana bazı şeyler yaparsanız onları unutmam çünkü burada, göğsümde, bir şey kalır. Onu yakalamak için beş yıl bekledim. Juventus-Inter maçı, 2 Ekim 2005. Materazzi o zamanlar popüler olan ve gözlerinin rengini değiştiren özel Nike kontakt lenslerini takıyordu. Beni her yerde avlayan iki kırmızı, canavar gibi gözbebeği hatırlıyorum. Çift ayakla, makas gibi bir girişle beni yakalamayı çok iyi başarmıştı. Tedavi için sahadan ayrılmam gerekiyor. Topallıyorum. Capello beni değiştirmek istiyor ama ben ona 'Hayır, Mister. Ben idare edebilirim.' diyorum. Sadece onu aramak için geri döndüm. Bu noktada futbolun artık hiçbir önemi yok, benim için oyun çoktan bitti. Ama ağrıdan yürüyemiyorum bile, Capello bunu fark ediyor ve çıkmamı istiyor. Bekleyiş başlıyor. Benim dünyamda işler böyle yürür: Unutmazsın ve intikam almak için doğru anı beklersin. Kendi kendime defalarca söz verdim: Onu yakaladığımda canını yakacağım, çok kötü bir şekilde, böylece bana ne yaptığını hatırlayacak. Ve intikamımı saklamadan alacağım, niyetim herkes için aleni olacak. Başka maçlarda da karşılaştık ama doğru an hiç gelmedi. Sırf 'canı cehenneme' diye onu tekmeleyip çekip gitmekle ilgilenmiyordum. Hayır. Kafamdaki şey için doğru fırsatı yakalamam gerekiyordu. Inter'e transfer oluyorum. Materazzi'yle artık takım arkadaşıyız, bu yüzden planımı askıya almak zorundayım. Antrenmanda ona vuramam. Şimdi birlikte oynuyoruz ve birlikte kazanıyoruz. Takım arkadaşlarıma her zaman saygı duydum. Hatta onunla konuşuyorum, o kişiyi tanıyorum ama kafamda o anı hala duruyor, silmiyorum. Ayrıca müthiş bir hafızam var. Örnek: Bir gün bir çocuk bana imzalamam için bir forma verdi ve ben de ona 'Bunu geçen yıl Roma'da imzalamıştım.' dedim. Çok şaşırmıştı. Inter'de üç yıl oynadım, sonra Barcelona'ya Guardiola'nın yanına gittim. Zaman geçti. Milano'ya döndüm, bu sefer Milan formasıyla oynayacağım. Derbi haftası geldi, sezonun ilk derbisi. Gazeteler mücadeleye odaklanıyor. Herkes Materazzi'nin Ibra'ya karşı oynayacağını yazıyor ama ben çok sakinim. Maça odaklanmış durumdayım. Milan'ım Lazio'yu geçerek yükseldiği birinciliği korumak için mutlaka kazanmalı. Onların ev sahipliğinde oynuyoruz, bu yüzden çok daha fazla Inter taraftarı yuhalıyor, hakaret ediyor ama bu benim için sadece iyi bir şey çünkü kan dolaşımıma daha fazla adrenalin karışıyor ve kendimi daha güçlü hissediyorum. 12 Kasım 2010 Pazar: Oynuyoruz. Karşımda Lucio, Materazzi ve Cordoba var; yakından tanıdığım üç sert defans oyuncusu. İlk mücadelede bir grup halinde karşıma çıkıyorlar ve hemen beni nasıl bir oyunun beklediğini açıklıyorlar. Tamam, kartlar masada. Gözlerimi açık tutmam ve bir an bile dikkatimi dağıtmamam gerekecek. Bir top havalanıyor, zıplamaya gidiyorum ama Materazzi ve Lucio'nun biri sağdan, diğeri soldan olmak üzere beni ortada yakalamak için koştuklarını fark ediyorum. Havalanacakmış gibi yapıyorum, onun yerine yerde kalıyorum ve onları birbirlerine çarptırıyorum. Çok komik. Her top böyle olacak. Bir savaş. Ayrıca, Inter'deyken kale arkasıyla sert bir şekilde kapışmıştım. Bir golden sonra elimi cinsel organıma götürerek onlara meydan okumuştum ve şimdi beni Milan ile gören Inter taraftarları beni bir hain olarak görüyor ve infazıma tanık olmak istiyor. Maçta birkaç dakika geçti. Uzun bir top bana doğru geliyor, koşuyorum, ceza sahasına giriyorum, Materazzi beni arkadan biçiyor: penaltı. Golü atıyorum, sonra kollarımı açıyorum ve bana her türlü hakareti savuran Inter taraftarlarına bakmak için duruyorum. Adrenalin pompalanıyor. Tam sevdiğim gibi. Çok güzeldi. İkinci yarının başında, işte beş yıldır beklediğim an. Materazzi ile aramda bir top var. Bana zarar vermek için dalacağını biliyorum. Ama benim onu daha çok incitmek istediğimi bilmiyor çünkü bunca zamandır öfkem artıyor. Bir oyun anlaşmazlığı gibi görünmesi için ideal bir durumda, tam ortada olan topu alıyor. İki ayağıyla kayıyor, darbeyi önlemek için zıplıyorum. Ben de iki ayağımla dalsaydım, yarı yarıya şansımız olacaktı: Ya o bana vuracaktı ya da ben ona. Bunun yerine zıplıyorum, dizlerimi kaldırıyorum ve o altımdan kayarken kafasına dirsek atıyorum. Sert darbenin sesini ve acıyla 'Ah...' deyişini duyuyorum. Yerde yuvarlanabilir, çarpışmada ben de hasar almışım gibi davranabilirdim. Bunun yerine sakince kalkıp gidiyorum. Yerde kalıyor, sonra onu kontrol için hastaneye götürüyorlar. Şakağına iyi yapıştırdığımı biliyorum. Arkadaşım olan Stankoviç gelip bana 'Bunu neden yaptın Zlatan?' diye soruyor. Ona cevap veriyorum: 'Çünkü beş yıl bekledim. Unut bunu, Dejan. Git başımdan...' Soyunma odasındaki en coşkulu isimlerden biri de Pippo Inzaghi: 'Hayatımın en iyi derbisi: 1-0 biz kazandık, üstüne Ibra, Materazzi'yi hastaneye gönderdi!' Ayrıca Pippo ve Şeva'nın önceki derbilerde maruz kaldığı tüm faullerin intikamını da almıştım. Ertesi gün Linate'de uçağa yetişmem gerekiyordu. Bana 'Materazzi burada!' dediler. Cevap verdim: 'Güzel... Bakalım ne yapacak?' Koltuğumdan kalktım. Belki de beni hedefliyordur. Bana ne kadar erkek olduğunu göster, Matrix. Onun yerine tek kelime etmeden yanımdan geçip gidiyor. Sonra Instagram'ın arkasına saklanmak, röportajlarda kendinden bahsetmek, Şampiyonlar Ligi fotoğrafını paylaşmak ve 'Ibra, bu sende var mı?' yazmak kolay. Bu beni güldürüyor. Bu oyunlara ihtiyacım yok. Zamanı geldiğinde bir erkek gibi yapmam gerekeni yaptım. Artık onunla yarım kalmış bir meselem yok. Bir gün Capello'ya 'Mister, Juve'de bir sürü yıldız var. Herkesin saygısını nasıl kazanıyorsunuz?' diye sormuştum. 'Ben istemem, alırım!' diye cevap vermişti. Materazzi'den saygı istemedim, saygıyı aldım. Kendi yöntemlerimle..." - Zlatan

calciolog

169,446 次观看 • 1 年前

📢SESLİ ANLATIM: 🚨İNSAN CİNNİ MELEZLERİ NASIL VÜCUT BULUYOR? CİNNİLERİN MUTASYONLARI (YECÜC MECÜC ÇAĞI) İnsan-cinni melezlerinin nasıl vücut bulabildiği hakkında sorular soruluyor. Öncelikle cinnilerle insanların, hatta insanlardan önce cinnilerle cannların, birbirleri ile ilişkileri olabileceğini kabul edelim ➡️Cinniler insanlarla birleşir mi, birlikte olur mu? Evet, olur. Bunu yaşayan insanlar çok iyi biliyorlar ve böyle çok insanla biz görüştük. Cinniler, insanların vücuduna girer, insanların vücudundan faydalanır, insanlarla birlikte olur. ➡️Peki, bunlar nasıl oluyor? ➡️Bir de bu melezlerin nesli, doğumu nasıl oluyor? Cinniler insanların vücudundaki atıkları kullanır, çünkü cinnilerin vücut yapısı bizimki gibi değil. Biz maddenin katı haliyiz ama onlar gaz hali. Gaz hali olunca, bizdeki maddenin de gaz halini kullanarak, bizdeki DNA’ları da kullanarak o gaz halinden çocuk edinebiliyor, doğum yapabiliyorlar. Bu melezler eğer ifritlerden olursa, ifritlerden olan çocuklarda otomatikman o ifritlerin, o babaya, o babanın yaşantısına, her şeyine müdahale etme hakları oluyor -ki bunlarla da çokça karşılaştık-. Madde boyutunda, yani "maddenin katı hali"nden bahsediyoruz; anne ve baba (insan) birleşmelerinde tam birleşme anında cinniler araya karışıp kendi DNA’larından, kendi gaz hallerinden araya girebiliyorlar. Bu ayrı bir şey Kadın doğum yaptığında, çocuğu et beden doğdu, yani insan. Bunun vücudunun içine, DNA’lara girdiğinde bu insanla beraber onlar da içine giriyorlar ve içinde yaşıyorlar. Bir DNA’sından gelen etkiler var, ayrı; bu etkileri kullanarak, kendilerine bir zemin hazırladılar. Bunun üzerine de bir de bu insanın et bedeni oluştu, ruhu geldi ayrı Ayrıca o soydan gelen cinniler, onun içine girerek, ruhunu minimize edip, en düşük hale getirerek ve o bedeni ele geçirerek, çocuğu kendi örf, adet ve isteklerine göre yaşatabiliyorlar. ➡️ Peki, madde boyutuyla direk birleşme oluyor mu? Önce, cinnilerin, teknoloji olarak bizden çok ileri olduklarını bilmemiz lazım. Yani bizim şu andaki en üst seviyemiz bile onlar için çok eski bir teknoloji. 📌ANUNNAKİLER VE "CANN" LAR NEDİR? Cinnilerden bahsederken önce Anunnakiler’den ve "cann"lardan bahsetmek lazım (İLGİLİ PAYLAŞIM: ANUNNAKİLER KİMDİR, GERÇEKTE NEDİR? ) Buradaki yarı insan, yarı hayvan görüntülü ırklar tarihi eserlerin üzerinde yazıtlarda veya piramitlerde var. Bunlar, teknolojiyi öyle noktaya getirmişler ki maddenin gaz halini katı haline, katı halini de gaz haline dönüştürebiliyorlar. Bu gaz halini kendinden alıp, insan bedenine enjekte ederek bunu katı haline dönüştürecek mekanizma insan bedeninin içinde. Bir fabrika gibi düşünün, katı hale dönüştürüp sonra bu bir kadına enjekte edilirse, doğacak olan iki ırkın maddesel olarak birleşmiş hali insan olur. Peki, bu "melez" insan iman edebilir mi? İman etmek için çokça uğraşır fakat cinni tarafı onu öyle bir ele geçirir ki istediği gibi yönlendirir Peki, nasıl ele geçirebilir? O insanlar cinler alemini de olduğu gibi görür, bu âlemi de görür. İki âlemin arasında kalmaktan sıkıntıya düşer Fakat, cinniler boyutundaki teknoloji ve anlatılanlar, oradan gelenler, oradaki yaşayan cinnilerin ve bu dünyada da yaşayanların halini gördükçe, karşı taraf insanı ikna eder. Yani gözlerinde öyle bir mercek, kamera var ki iki boyutu da aynı anda görüyor. Kulaklarında öyle bir yapı var ki iki tarafı da aynı anda duyuyor. Yani tüm her taraftaki sesleri, bağlantıları, alabiliyor ki cinniler bize göre çok hızlıdır. Maddenin gaz hali olduğu ve çok hızlı oldukları için ses, görsel, işitsel iletişim de onlarda hızlı olur ama o özellikleri maddesel insan vücudunun içinde DNA’sına kodladıkları için bu defa o insan, insan olan cinnilerden olabilir Soru: Bu birleşmeden doğan insanların iman etmediğini söylediniz. İman etmeyeceğini söylediniz. ➡️Bugün burada yaşayanlar, iman etmeyen deist, ateist insanların, bu cinlerin birleşmesinden kaynaklanan doğumlardan meydana gelen insanlar olduğunu söyleyebilir miyiz? Şöyle bir ayrım yapıyorlar: Kendi nesillerini, belirli ırklara enjekte ediyorlar. Şöyle düşünün; Bundan beş, sekiz bin yıl önce bunu enjekte ettilerse -ki ettiler-. Nuh tufanına kadar teknoloji de çok yüksek, çok ilerideydi. Bu dönemden sonra da kendilerinden hayatta kalan var Kalan onlar için "safkan" yani et beden olarak kalmış. DNA dahil birçok şeyleri kendilerine uyarlayarak, onlara enjekte ederek nesli devam ettiriyorlar. Her gördüklerine rastgele seçtiklerine değil bu uygulama. Paganlar ve onlara hizmet edenler de zaten buradan gelenler Yani kendilerine seçtikleri özel bir ırk dönüştürdüler. Her insana değil, onlara bunu uyguluyorlar. Her insana cinnilerin münasebeti oluyor mu? Oluyor ama onunla, bunlar farklı şeyler. Underworld diye bir film serisi var. "Lycan" olarak adlandırdıkları, kurt adam olarak görünen bir ırktan bahsediyor ve “safkan” olarak ifade ediliyor. Bu ırk istediği zaman insan kılığında, istediği zaman kurt adam formuna dönüşerek iki tarafın da avantajlarını kullanabiliyor Kendisini hem insanlardan hem diğer bütün yaratılan varlıklardan üstün ırk olarak tanımlamış ve kendisini ırk olarak da başka hiçbir ırkla bozmak istemiyor. Yani böyle bir şey, böyle bir senaryo var bu filmde. Gerçeklik payı olabilir mi diye sorabiliriz. Şöyle, geriye dönüp filmlere bakın, paganların yaptığı bu filmler yaptıklarını anlatıyor ama biz anlayamıyoruz Aradan onlarca yıl geçince bunu anlıyoruz Kurt adam veya benzeri dönüşmüş insanlarla ilgili filmler var değil mi? İşte bunlar, onların o ırktaki değişimleri aslında subliminal anlatıyorlar. Bunlar var ama o kadar özel ve o kadar korumalı ve farklı yerde, farklı şekilde gizlenerek yaşıyorlar ki biz bunları anlayamıyoruz Özellikleri var. Bizden daha fazla görüyorlar, daha hızlılar, beyin yapıları farklı, madde boyutunu farklı inceliyorlar Bir nevi Yecüc Mecücün farklı bir versiyonu gibi ama onların çoğalıp, dağılacağı kadar yeryüzü daha hazır değil. Onlar, yecüc mecüc olarak dağıldıklarında yeryüzündeki oksijen seviyesine kadar -ki oksijen seviyesi en son noktadır-, daha birçok değişimlerin olması gerekiyor ( İLGİLİ ANLATIM: YECÜC VE MECÜC: CİNLER İLE İNSAN IRKININ KARIŞMASI ) Buna klonlama da dahil, gen çalışmaları da dahil. Tüm bu çalışmalar bunları daha fazla çoğaltmak için yapılan hazırlıklardır ama bunları daha başaramadılar. Şimdilik önceki zamanlardaki birleşmelerden olan nesli korumaya çalışarak, devam ediyorlar. Bütün bu filmlerdeki senaryoların temel içeriği DNA boyutunda mutasyonla açıklanıyor. Yani mesela Lycan dedikleri ya da diğer ırklar olarak tanımladıkları safkan ırkları, DNA ölçeğinde başka ırklarla birleştirmişler ve oradaki mutasyonlar üzerinden hareket ediyorlar Bu onların anlatımı ve delili de aynı zamanda. Bu konuları inkâr ettiğinizde o filmler bize bir hayal veya uydurma gelebilir ama kesinlikle yaptıklarını yapmak istediklerini, varacakları sonuçları birleştirerek bunları filmlerle empoze ediyorlar bizlere 2004 yapımı "I Robot" ( ben robot) adlı bir film vardı "İnsanlığın %100 kontrolü" anlamında bu bahsettiklerimizi 20 sene önce ekrana taşımışlardı. Tüm anlatılanlar aynen olacak ve bu günleri 20-30 sene önceden empoze etmeye başladılar ! (İLGİLİ SERİ: GRAPHEN, ÇİPLER VE İNSANLIĞIN KONTROLÜ) Hayal sandığınız şeylerin bir bir gerçekleştiğini gördüğünüz gün; anlamak, tanımak ve savaşmak için çok geç kaldığınız gündür... "İNSAN CİNNİ MELEZLERİ NASIL VÜCUT BULUYOR? CİNNİLERİN MUTASYONLARI" SES KAYDI

Synergy Kendiyas

31,988 次观看 • 10 个月前

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Harp Okuluna girişinin 126’ncı yıl dönümü dolayısıyla Kara Harp Okulunda düzenlenen törende konuştu. Bakan Yaşar Güler Harbiyelilere hitaben şunları söyledi: BURADA BİRBİRİNDEN DEĞERLİ PEK ÇOK ANI BİRİKTİRDİM Cumhuriyetimizin kurucusu, büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Harbiyeli olmasının 126’ncı yıl dönümünde, bu şanlı yuvada, siz değerli Harbiyelilerle bir arada bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu anlamlı gün vesilesiyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve onun gibi bu sıralarda yetişerek vatana, millete hizmet etmek için canla başla çalışan, her türlü fedakârlığı gösteren kahramanlarımızı bir kez daha saygı ve minnetle yâd ediyorum. Tarihimizin en köklü eğitim kurumlarından biri olan, sayısız komutan ve devlet adamı yetiştiren bu kutsal ocakta ben de sizler gibi eğitim aldım ve 51 yıl önce mezun oldum. Burada birbirinden değerli pek çok anı biriktirdim. Hayat yolculuğumda böyle güzide bir kurumun yer alması benim için büyük ve özel bir anlam taşımaktadır. İnanıyorum ki her bir Harbiyeli de benim gibi düşünmekte ve Harbiyeli olmaktan gurur duymaktadır. Bu vesileyle Mekteb-i Harbiyenin, bugünkü mümtaz seviyesine ulaşmasında katkısı bulunan herkese saygılarımı sunuyor, ebediyete irtihal edenleri rahmetle anıyorum. CUMHURİYETİMİZİN TEMEL TAŞLARINDAN BAZILARI DA HARBİYE’DE DÖŞENMİŞTİR Harbiye, şanlı tarihimizde modernleşmeyi temsil eden kurumların başında gelirken ülkemizin yüksek eğitimdeki öncü kurumlarından da biridir. Nitekim Cumhuriyetimizi kurarak ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarma ülküsünün mimarı olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de buradan yetişmesi, tesadüf değildir. Mustafa Kemal’in Harp Okuluna adım attığı bu anlamlı gün, sadece onun askerî eğitim yolculuğunun başlangıcını değil, aynı zamanda bir ulusun kaderini değiştiren eşsiz bir liderin ortaya çıkışının da simgesidir. Atatürk’ün bu kutsal ocakta edindiği bilgi ve beceriler, kazandığı disiplin ve zenginleşen fikir dünyası karakterini şekillendirmiş; onu asil milletimize önderlik ederek Millî Mücadele’mizi zafere ulaştıran ve Cumhuriyetimizi kuran bir lidere dönüştürmüştür. Diğer bir deyişle, ilelebet payidar kalacak Cumhuriyetimizin temel taşlarından bazıları da Harbiye’de döşenmiştir. Sizler, bu köklü kurumun mirasını devralan ve aynı ruhla yetişen gençler olarak, ülkemizin savunma ve güvenlik alanındaki geleceğini omuzlarınızda taşıyorsunuz. Bu bağlamda gücünüzün, sorumluluklarınızın ve sizlerden beklentilerimizin farkında olmanız ve bu şanlı yuvadaki her anınızı verimli geçirmeniz, ordumuzun gelecekteki etkinliği ile ülkemizin ve asil milletimizin istiklal ve istikbali için hayati önemdedir. Bu nedenle gelişiminize katkı sağlayacağını değerlendirdiğim bazı hususlardaki düşüncelerimi, sizlerle paylaşmak istiyorum. TÜRKİYE CUMHURİYETİ EŞSİZ BİR TARİHÎ MİRASIN SON HALKASIDIR Tük tarihi, binlerce yıllık köklü bir geçmişe sahiptir. Bütüncül bakış açısıyla değerlendirdiğimizde, tarih boyunca varlık gösteren birbirinden büyük Türk devletleri, bizlere şanlı bir miras bırakmıştır. Türkiye Cumhuriyeti de bu eşsiz tarihî mirasın son halkası, bu kutlu geçmişin yegâne varisidir. Sizler, Cumhuriyetimizin birinci asrını tamamlayıp ikinci asrına başladığımız bu tarihî döneme şahitlik ediyorsunuz. Tarih derslerinden bildiğiniz üzere bu binlerce yıllık serüvende büyük mücadeleler vererek pek çok badireyi atlattık. Yaşadıklarımızdan kimi zaman ibret, kimi zaman ilham aldık. Bu süreçte edindiğimiz her tecrübe, bizlere mutlaka güçlü bir devlet yapısına ve kudretli bir orduya sahip olmamız gerektiğini gösterdi. Yakından takip ettiğiniz üzere jeostratejik önemi çok yüksek olan ülkemiz, hâlâ birçok tehdit ve tehlikeyle karşı karşıya kalmaktadır. Etrafımızın adeta ateşten bir çember hâline dönüştüğü bu süreçte, artan küresel ve bölgesel risklere karşı çok yönlü ve etkin bir güvenlik politikası takip etmemiz hayati önemdedir. Bu doğrultuda Bakanlık olarak devletimizin bekası, ülkemizin ve asil milletimizin güvenliği için çalışmalarımızı tüm hızıyla, yüksek bir azim ve kararlılıkla sürdürmekteyiz. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de; - Sınır ötesinden başlayarak hudutlarımızın güvenliğinin sağlanması, - Tüm terör örgütleriyle etkin bir şekilde mücadele edilmesi, - Mavi, Gök ve Siber Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunması, - Uluslararası güvenlik, barış ve istikrarın desteklenmesi, - Geniş ölçekli tatbikatların icrasından yerli ve millî savunma sanayimizin geliştirilmesine kadar üstlendiği tüm vazifeleri büyük bir başarıyla yerine getirerek İstiklal Harbi’mizden bu yana en kapsamlı ve en etkin faaliyetlerini ifa etmektedir. TÜRKİYE’Yİ DAHA DA İLERİYE TAŞIYACAKSINIZ Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik vizyonu ve liderliğinde hayata geçirilen uygulamalarla ülkemiz güçlü bir devlet konumuna ulaşırken izlediğimiz etkin politikalarla uluslararası güvenlik mimarisinin ve müzakere masalarının vazgeçilmez bir üyesi hâline gelmiştir. Ülkemizin başat aktör haline gelmesinde elbette kahraman ordumuzun da büyük bir payı vardır. Şanlı ordumuzun imkân ve kabiliyetlerini daha üst seviyelere çıkarmak, etkin ve caydırıcı özelliklerini artırmak için eğitim faaliyetlerimizi aralıksız sürdürürken yerli, millî ve modern savunma sanayimizin ürettiği silah ve sistemleri envanterimize dâhil ediyoruz. “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimiz doğrultusunda sadece kara, deniz ve hava platformlarında değil, siber ve uzay alanlarında da birçok kritik projeyi tamamladık, yenilerini başlattık. Bu başarıların devamı sizlerin kendinizi en iyi şekilde geliştirmesine, ülke sevdasıyla ortaya koyacağınız yüksek azim ve gayrete bağlıdır. Kahraman ordumuzun lider personeli olacak sizlerden, ülkemizin ulaşmış olduğu bu üstün seviyeyi idrak etmenizi, gelişmelere en iyi şekilde vâkıf olmanızı bekliyoruz. Bu gurur verici yolculuğun birer parçası olacak ve Türkiye’yi daha da ileri taşıyacaksınız. Buna yürekten inanıyorum ve siz kıymetli evlatlarıma bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum: BÜYÜK ŞEYLERİ BAŞARMAK İÇİN BİLGİ VE CESARET GEREKLİDİR Her şeyden önce kendinizi tanımalı; kabiliyetlerinizi, ilgi alanlarınızı, yeteneklerinizi ve potansiyelinizi keşfetmelisiniz. Öz disiplinle kararlı ve inançlı olarak hedeflerinize yürüyün. Unutmayın ki büyük zaferler, sabır ve emekle kazanılır. Büyük şeyleri başarmak için bilgi ve cesaret gereklidir. Bilgi, okudukça ve gözlemledikçe cesaret ise bilgi ve tecrübe ile yoğruldukça gelişir, güçlenir. Zaman gerçekten çok çabuk geçiyor. Buradaki vakitlerinizi verimli geçirmeye çalışın. Kendinizi ne kadar çok geliştirirseniz, unutmayınız ki yarın o kadar kazançlı olursunuz. İnançlı, planlı, çalışkan ve azimli olduğunuz sürece, başarı daima yanı başınızda olacaktır. Hiçbir engel veya imkânsızlık, vazifenizi yapmaktan sizleri alıkoyamamalıdır. Yapacağınız işlerde, takım çalışmasına önem verin, farklı bakış açılarından faydalanırken aranızdaki iş birliği ve dayanışmayı geliştirin. Emin olunuz ki birlikte çalışarak daha büyük başarılara imza atabilirsiniz. Bu yüzden çalışmak hayatınızın ana felsefesi, sabır ve disiplin ise bu yolda asla vazgeçmeyeceğiniz iki meziyet olmalıdır. ASKERLİKTE DİSİPLİN VE MUTLAK İTAAT BAŞARININ VAZGEÇİLMEZ ANAHTARIDIR Unutmayın ki taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir. Askerlik mesleğinin özü olan disiplin ve mutlak itaat de başarının vazgeçilmez anahtarıdır. Disiplin; Türk askerini, diğer ordulardan ayıran en bariz özelliklerin başında gelmektedir. Nitekim kahraman ordumuz; binlerce yıllık köklü tarihimizden süzülüp gelen ve askerliğin temeli olan kurallardan yani disiplinden ve mutlak itaat anlayışından asla taviz vermeden millî, manevi ve mesleki değerlerimiz doğrultusunda, asil milletimizin güvenine layık bir şekilde görevlerini sürdürmektedir. İnanıyorum ki sizler burada edineceğiniz millî, manevi ve mesleki değerlerinizle asil milletimize ve devletimize hizmet edecek subaylar olarak ülkemizin geleceğinin güvencesi ve kahraman ordumuzun gururu olacaksınız. Sonuç olarak sizlerin, bu esaslar çerçevesinde ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller” veciz sözünden hareketle aklın ve bilimin ışığında muhakeme ve analiz ilkesini daima rehber edinerek kendinizi en iyi şekilde yetiştirmenizi bekliyoruz. Değerli Misafir Harbiyeliler; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” anlayışını ilke edinmiş bir ordunun mensupları olarak sizleri burada ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Bu kutsal çatı altında edindiğiniz çağdaş eğitim ve bilgi birikiminin sizlere önemli katkılar sağlayacağına ayrıca kurduğunuz dostlukların, hayatınızın her döneminde sizler için büyük bir gurur ve güzel bir anı olacağına yürekten inanıyorum. Önümüzdeki yıllarda ülkelerinizde önemli askerî görevler üstleneceğinizden ve ülkelerimiz arasındaki savunma iş birliklerinin güçlenmesine büyük katkılar sunacağınızdan eminim. Bizler için en büyük temenni, burada kurduğunuz dostlukların ve aramızdaki kardeşlik bağının yaşam boyu sürmesi ve her zaman gönlümüzde özel bir yeriniz olduğunu bilmenizdir. TSK’NIN GELECEKTEKİ LİDERLERİNİ YETİŞTİRME SORUMLULUĞUNU OMUZLARINIZDA TAŞIYORSUNUZ Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gelecekteki liderlerini yetiştirme gibi önemli bir sorumluluğu omuzlarınızda taşıyorsunuz. Harbiyelilerin ileride üstleneceği görevleri göz önünde bulundurarak onları en donanımlı şekilde hazırlamak ve yarınlara güçlü adımlarla ilerlemelerini sağlamak adına büyük bir azimle çalışmaya devam ediniz. Sarf ettiğiniz her sözün, sergilediğiniz her tutumun birer örnek teşkil ettiğini ve bu kıymetli gençlerin başarı yolculuğunda önemli bir iz bıraktığınızı unutmayınız. Bu anlayışla çalışmalarınıza devam etmeniz, ordumuzun geleceği olan genç subaylarımızın en iyi şekilde yetiştirilmesi bakımından hayati önemdedir. Bugüne kadar sergilediğiniz fedakârlık ve özverili çalışmalar nedeniyle Kara Harp Okulunun siz kıymetli yönetici, komutan, personel ve öğretim görevlilerine teşekkür ediyor; bundan sonra da görev ve sorumluluklarınızı en iyi şekilde yerine getireceğinize yürekten inanıyorum. Bu duygu ve düşüncelerle; - Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyor; - Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum. Çok Değerli Harbiyeli Evlatlarım, eğitim hayatınızda sizlere üstün başarılar diliyor, her birinizi gözlerinizden öpüyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

39,453 次观看 • 1 年前

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Millî Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu ile Balıkesir’e gitti. Astsubay Meslek Yüksekokulu’ndaki “Astsubay Temel Askerlik ve Astsubaylık Anlayışı Kazandırma (ASTTASAK) Kursu’nu tamamlayan personelin mezuniyet törenine katılan Bakan Yaşar Güler, personele hitap ederek dereceye giren personele mezuniyet belgelerini verdi. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler törendeki konuşmasında şunları söyledi: RİSK VE TEHDİTLERİN ARTTIĞI KARMAŞIK BİR DÖNEMİ YAŞIYORUZ “Türk Silahlı Kuvvetlerimize Astsubaylar yetiştiren, bu güzide ilim ve irfan yuvasında, sizlerle birlikte bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Sözlerimin başında, burada aldıkları eğitimleri başarıyla tamamlayarak mezun olan kahraman Astsubaylarımızı yürekten kutluyor; mezuniyetlerinin kendilerine, ailelerine ve Türk Silahlı Kuvvetlerine hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum. Yakın coğrafyamız başta olmak üzere birçok coğrafyada hassas gelişmelerin yaşandığı, risk ve tehditlerin arttığı karmaşık bir dönemi yaşıyoruz. Buna bağlı olarak da savunma ve güvenlik konuları, her geçen gün daha fazla önem kazanıyor. Yaşanan bu asimetrik gelişmelerden ve jeopolitik çekişmelerden maalesef bölgemiz ve ülkemiz de etkileniyor. Millî Savunma Bakanlığı olarak tüm bu gelişmeleri yakından takip ediyor; ülkemizin ve asil milletimizin güvenlik ve huzuru için büyük bir şevk ve gayretle çalışıyoruz. Bu kapsamda şanlı ordumuz; son bir asrın en yoğun ve en etkili faaliyetlerini gerçekleştirmektedir. Kahraman Silahlı Kuvvetlerimiz, bir yandan hudutlarımızın güvenliğini en üst seviyede sağlarken; aynı zamanda terörle mücadelede büyük başarılar elde etmektedir. Yurt içinde ve sınır ötesinde icra edilen etkili operasyonlar ile örgütün hareket kabiliyeti bitme noktasına getirilmiştir. TERÖR ÖRGÜTLERİNE BÜYÜK DARBE VURUYORUZ Geçmişte yürütülen “sınırlı hedefli ve süreli” askerî harekâtların yerine, bugün artık, “sürekli ve kapsamlı” operasyonlar gerçekleştirerek terör örgütlerine büyük darbeler vuruyoruz. Sınır ötesi harekâtlarımızın etkinlik ve başarısı sayesinde, artık ülkemize ve asil milletimize yönelen tehdit ve tehlikeler, sınırlarımızın ötesinde karşılanmakta; kaynağında bertaraf edilmektedir. Elde edilen bu başarılarda en büyük pay, başta aziz şehitlerimiz ve gazilerimiz olmak üzere kahraman Mehmetçiğimize aittir. Terörle mücadelenin yanı sıra Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizi de azim ve kararlılıkla koruyoruz. Bu faaliyetlerimizin yanı sıra başta Kıbrıs ve Azerbaycan olmak üzere kardeş, dost ve müttefik ülkelerin haklı davasına destek veriyor; uluslararası barış ve istikrara katkı sağlıyoruz. Ayrıca; karada, denizde ve havada büyük ve etkili tatbikatları icra ederek personelimizin harbe hazırlık seviyesini daima diri tutuyoruz. Her geçen gün yenilerini envanterimize kazandırdığımız yerli ve millî savunma sanayi ürünleriyle de, şanlı ordumuzun imkân ve kabiliyetlerini daha üst seviyelere çıkartıyoruz. ORDUMUZUN DAİMA GÜÇLÜ VE ETKİN OLMASI HAYATİ ÖNEMDEDİR Türkiye; köklü tarihi, stratejik konumu, büyük ve güçlü ordusu, her alanda sahip olduğu imkân ve yeteneklerle, dünyada söz sahibi ülkelerden biridir. Son yıllarda, uluslararası arenada müzakere masalarının ve güvenlik mimarisinin vazgeçilmez bir üyesi haline gelen ülkemiz, geleceğe daha büyük hedeflerle ve emin adımlarla yürümektedir. Dolayısıyla ülkemizin huzur ve güvenliği için, kahraman ordumuzun da daima güçlü ve etkin olması hayati önemdedir. Bu bilinçle, eğitim faaliyetlerimizi çok yönlü ve titiz bir şekilde sürdürüyor; sizler gibi birçok kişi arasından seçilmiş yeni personelimizin katılımıyla ordumuzu güçlendiriyoruz. Astsubay okullarımız da millî ve manevi değerlerine bağlı olan sizleri; akademik, teknik, taktik ve fiziksel yönlerden donatıp mesleki değerler kazandırarak göreve en iyi şekilde hazırlamaktadır. Bizler de sizler gibi nice kahramanlarımızın en iyi şekilde yetişmesi için her türlü olanağı sağlamaya, sizleri desteklemeye devam ediyoruz. SİLAHLI KUVVETLERİMİZİN SİZLERDEN BEKLENTİSİ BÜYÜK Türk Silahlı Kuvvetleri; tarih boyunca medeniyetin kaynağı olduğu kadar, her çağın hâkim güçlerinin ilgi ve etki odağındaki bu coğrafyanın en güçlü ordusudur. Sizler de artık bu büyük ordunun seçkin bir üyesi olarak etkin ve önemli görevler üstleneceksiniz. Zira mazisi şan, şeref ve kahramanlıklarla dolu Silahlı Kuvvetlerimizin sizlerden beklentileri büyüktür. Çünkü sizler, ordumuzun bel kemiğini oluşturan Astsubaylar olarak, komuta kademesi ile Mehmetçik arasında kritik roller üstleneceksiniz. Bu kapsamda, siz değerli Astsubaylarıma bazı tavsiyelerde bulunmak isterim: Nerede olursanız olun, hangi görevi üstlenirseniz üstlenin, elinizden gelenin en iyisini yapma gayret ve çabası içinde olun. Tüm vazifelerinizi; kural ve kaideler ile aynı zamanda akıl ve sağduyu ile yerine getirin. Bu anlamda eğitim ve bilgi sahibi olmak, görevlerinizi daima en iyi şekilde yapmanızı sağlayacak ve istediğiniz hedeflere sizi ulaştıracak en önemli unsurdur. Dolayısıyla ferdi eğitiminiz, mesleki teknik ve taktik bilginiz ile kondisyonunuz, her daim üst düzeyde olmalıdır. Bedenen ve fiziken güçlü olabilirsiniz, ancak güç sizi tedbirsiz bırakmasın. Zor durumda kalmamak için sürekli yenilenmeyi ve gelişmeyi ilke edinin. Burada aldığınız eğitimlerle asla yetinmeyin. Mekteb-i aslî olan kıtalarınızda kazanacağınız uygulamalı tecrübelerin yanı sıra daha iyisini yapabilmek için öğrenmeye açık olun, kendinizi ve yeteneklerinizi daha fazla geliştirin. Çünkü bilgi çağında yaşıyoruz ve mevcut bilgiler sürekli bir devinim içerisindedir. “İlim; ilim bilmektir / İlim; kendin bilmektir / Sen kendini bilmezsen / Ya nice okumaktır.” dizelerinde de ifade edildiği gibi, her şeyden önce kendinizi tanıyın; kabiliyetlerinizi, ilgi alanlarınızı ve potansiyelinizi keşfedin. Kendinize anlamlı amaçlar oluşturun ve gelişim hedeflerinizi belirleyin. Buna yönelik çalışmalarınızı planlayın ve bu plana ne derece uyduğunuzu kontrol edin. DİSİPLİN, BAŞARININ VAZGEÇİLMEZ ANAHTARIDIR Kendinizi, hedefinize adayın ve başladığınız çalışmaları bitirin. Çünkü size kıymet kazandıracak yaptığınız işlerdir. Bunun için öz disiplininizi güçlendirin. Kararlı ve inançlı olun. Büyük şeyleri başarmak için bilgi ve cesaret gereklidir. Bilgi okudukça ve gözlemledikçe; cesaret ise bilgi ve tecrübe ile yoğruldukça gelişir, güçlenir. Nitekim Konfüçyüs başarının temel esaslarını şöyle açıklamıştır: “- Etraflıca çalış, - Doğru şekilde araştır, - Dikkatlice düşün, - Düşündüklerini gözden geçir, - Ciddi ve samimi şekilde uygula” Bu bakımdan inançlı, planlı, çalışkan ve azimli olduğunuz sürece, başarı daima yanı başınızda olacaktır. Bu yüzden çalışmak, hayatınızın ana felsefesi; sabır ve disiplin ise bu yolda asla vazgeçmeyeceğiniz iki meziyet olmalıdır. Unutmayın ki taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir. Askerlik mesleğinin özü olan disiplin de başarının vazgeçilmez anahtarıdır. Diğer yandan yapacağınız işlerde takım çalışmasına önem verin, iş birliği ve dayanışmayı geliştirin, farklı bakış açılarından faydalanın. Emin olunuz ki birlikte çalışarak daha büyük başarılara imza atabilirsiniz. Tüm bunların yanı sıra sağlıklı ve zinde olmak için sporu bir yaşam tarzı, alışkanlık haline getirin. Yabancı dil öğrenmeniz de bir o kadar önemlidir. Zira dil zenginliği, vizyonunuzu geliştirecek, dünyadaki gelişmeleri çok yönlü takip edebilmenize imkân verecektir. Sonuç olarak sizlerin, bu esaslar çerçevesinde ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “En hakiki mürşit ilimdir, fendir” sözünden hareketle çok okumanızı, çok çalışmanızı ve alanınızda, kendinizi en iyi şekilde yetiştirmenizi bekliyoruz. Yeri ve zamanı geldiğinde, vatan için büyük fedakârlıklar yapmanız isteneceğinin bilincinde olun. Hiçbir engel ya da imkânsızlık, vazifenizi yapmaktan sizleri alıkoyamamalıdır. Bir Türk askerinin en önemli özelliklerinden biri de, karşılaştığı türlü zorluklara göğüs germesini bilmesi ve yüksek bir sebat gösterebilmesidir. Bu bağlamda inancınız, yüksek azminiz ve gayretiniz ile en çetin zorlukların üstesinden gelebilir; yolunuza en güçlü şekilde devam edebilirsiniz. Asla unutmayın ki kahraman ordumuzun geleceği ve gücü sizler olacaksınız. Burada aldığınız kapsamlı askerî ve bilimsel eğitimler ile uygulamalarda göstereceğiniz üstün gayret ve çalışmalarınız sayesinde Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gücüne güç katacağınıza yürekten inanıyorum. Kara Astsubay Meslek Yüksek Okulumuzun Değerli Komutanları, Seçkin Öğretim Üyeleri ve Kıymetli Personeli; Sizlerin tecrübesi, engin bilgi ve birikimiyle icra edilen eğitim-öğretim faaliyetleri; Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaç duyduğu yüksek donanımlı personelin yetişmesi açısından kritik öneme sahiptir. Yoğun gayretleriniz, heyecan ve motivasyonunuz; burada eğitim alan her bir Astsubayımıza, ordumuza en iyi katkıları vermesi ve kendi başarı hikâyesini yazabilmesi bakımından örnek teşkil etmektedir. Bu sorumluluğun bilincinde olarak sizlerin, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da Astsubaylarımızı en iyi şekilde yetiştirmenizi beklediğimi, özellikle ifade etmek istiyorum. Değerli Evlatlarımızın Kıymetli Aileleri; Ne mutlu sizlere ki; desteğinizi hiçbir zaman esirgemediğiniz evlatlarınızın, bugün bu güzide yuvadan mezun olmasının haklı gururunu yaşıyorsunuz. Onlarla ne kadar övünseniz azdır. Başarılarında siz kıymetli ailelerimizin de önemli bir payı bulunmaktadır. Destekleriniz için sizlere teşekkür ediyor, hepinize saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca dost ve kardeş Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden gelerek burada eğitim gören ve bugün mezun olan genç kardeşlerimizin de mezuniyetlerini kutluyorum. Burada aldığınız eğitimler ve kazandığınız üstün niteliklerle, kardeş vatanımızda başarıyla hizmet edeceğinize yürekten inanıyor; görevlerinizde başarılar diliyorum. Millî Savunma Bakanlığı olarak; - Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihi dönemde, “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimiz doğrultusunda; - Daha büyük, daha güçlü bir Türkiye için azim ve kararlılıkla çalışmaktayız. Gücünü bağrından çıktığı asil Türk milletinin sevgi ve güveninden alan kahraman ordumuz da - Anayasa’ya ve Kanunlara bağlı olarak, - Millî, manevi ve mesleki değerlerimiz çerçevesinde, - Atatürk ilke ve inkılapları ile aklın ve bilimin rehberliğinde, - Kendisine verilecek her türlü görevi başarıyla yerine getirecek ve asil milletimizin gurur kaynağı olmaya devam edecektir. Bu vesileyle; - Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. - Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, - Gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Bu duygu ve düşüncelerle, mezun olan kıymetli Astsubaylarımızı başarılarından dolayı bir kez daha kutluyor, gözlerinizden öpüyor; sizleri ve değerli misafirlerimizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Kahraman Astsubaylarım, Yolunuz ve bahtınız açık olsun.” #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

159,123 次观看 • 2 年前