Çetiner Çetin's banner
Çetiner Çetin's profile picture

Çetiner Çetin

@cetiner_cetin88,860 subscribers

Gazeteci, Journalist, صحفي, خبرنگار

Shorts

Türk askeri nakliye uçağının düşüşüne dair bazı detaylar ortaya çıktı Uçak, Gence'den kalkış yaptı ve yaklaşık 40 dakika havada kaldı. Kaza sinyali göndermeden radarların görüş alanından kayboldu. İlk raporlar, uçakta bulunan herkesin hayatını kaybettiğini gösteriyor. grafiklere göre, aynı anda birkaç başka uçak da gökyüzündeydi. Türk uçağının kaza yerinden görüntüler yayınlandı. Gürcü haber kaynakları, 10 kişinin hayatını kaybettiğine dair ön listeyi paylaştı.

Türk askeri nakliye uçağının düşüşüne dair bazı detaylar ortaya çıktı Uçak, Gence'den kalkış yaptı ve yaklaşık 40 dakika havada kaldı. Kaza sinyali göndermeden radarların görüş alanından kayboldu. İlk raporlar, uçakta bulunan herkesin hayatını kaybettiğini gösteriyor. grafiklere göre, aynı anda birkaç başka uçak da gökyüzündeydi. Türk uçağının kaza yerinden görüntüler yayınlandı. Gürcü haber kaynakları, 10 kişinin hayatını kaybettiğine dair ön listeyi paylaştı.

1,659,664 görüntüleme

BİR BARDAK SUYA SIĞAN UTANÇ: HALKINI REHİN ALAN BİR SİYASETİN ÇÖKÜŞÜ Eşrefiye ve Şeyh Maksud, Halep’te Kürt nüfusun yoğun olarak yaşadığı iki mahalleydi. Esad rejimi bu mahalleleri açık biçimde PKK’nın kontrolüne bıraktı. Rejim, Halep’in kuzeybatısını—İdlib ve Hatay hattına açılan alanları—kendi paramiliter unsurlarına, İran destekli yapılara ve Suriye ordusuna tahsis ederken; Kilis–Antep hattına açılan stratejik kapılar niteliğindeki Eşrefiye ve Şeyh Maksud’u örgüte emanet etti. Bu tercih, on dört yıl boyunca tahkimat, yığınak ve silahlanmayla pekiştirildi. Bedelini ise her zaman olduğu gibi siviller ödedi. Yaklaşık on dört ay önce ülkede rejim değişti; dengeler kökten sarsıldı. Yeni yönetim Halep’i aldı, ardından Şam’da iktidar tamamen el değiştirdi. O gün Halep’te geniş çaplı bir çatışmaya girilmemesinin nedeni açıktı: zaman kaybı. Sonrasında güvenlik ve asayişin devrine yönelik diplomasi ve müzakere yolları açıldı. Ancak PKK/YPG bu devri ısrarla reddetti, süreci uzattı ve belirsizliğe oynadı. Oysa diplomasi, sivilleri korumak içindi; silahların gölgesinde bir inat siyaseti için değil. Bugün sorulması gereken soru nettir: Dört yanı çevrili, ablukadaki iki mahallede; Fırat’ın doğusundan lojistik desteğin Amerikan onayı olmaksızın imkânsız olduğu ortadayken, ABD ve İsrail’in hiçbir siyasi ya da askeri destek vermediği görülmüşken örgüt hangi stratejiyle burada kalmayı seçti? Güvenli tahliye imkânları sunulmuşken sivilleri ateşin ortasında tutmak, strateji değil; öngörüsüzlük ve sorumluluktan kaçıştır. Daha da vahimi şudur: Geçmişte hendeklerle Kürt gençlerini ateşe atan zihniyet, bugün Halep’te yaklaşık 300 bin Kürt aileyi açlık ve susuzlukla rehin almıştır. Kadınları, çocukları ve gençleri canlı kalkan haline getiren bu anlayış; stratejisizliğin, vicdansızlığın ve siyasi körlüğün adıdır. Bedelini yine Kürtler ödedi: annelerin gözyaşıyla, çocukların korkusuyla, gençlerin yitirilen hayatlarıyla. Günlerdir süren gerilime rağmen, sivillerin mahallelerden çıkışı engellendi… evlerde su tükendi, ekmek kalmadı. Anneler çocuklarının gözlerine bakarak susuzluğu gizlemeye çalıştı. Tahliye anında ortaya çıkan manzara ise her şeyi susturdu. Otobüslerden iner inmez ağlayarak su isteyen anneler, dudakları çatlamış çocuklar, bir damla suya uzanan küçük eller… O an ne slogan kaldı ne ideoloji. Sadece çıplak bir gerçek vardı: Bu insanlar bilerek ve isteyerek bu hale getirildi. Bu tablo bir zorunluluk değildi. Güvenli çıkış yolları varken sivilleri canlı kalkan yapmak bir direniş değil, siyasi ve ahlaki bir çöküştür. Suriye’nin geleceği adil ve demokratik bir anayasa ile mümkündür. Buna karşılık, Halep’te yüz binlerce Kürdü rehin alanların yarın Kürtlerin hakkı için konuşması inandırıcı değildir. Bu utanç ve stratejik iflas, PKK’nın hanesine kara bir leke olarak yazılmalı; hafızalarda ibretlik bir tablo olarak kalmalıdır.

BİR BARDAK SUYA SIĞAN UTANÇ: HALKINI REHİN ALAN BİR SİYASETİN ÇÖKÜŞÜ Eşrefiye ve Şeyh Maksud, Halep’te Kürt nüfusun yoğun olarak yaşadığı iki mahalleydi. Esad rejimi bu mahalleleri açık biçimde PKK’nın kontrolüne bıraktı. Rejim, Halep’in kuzeybatısını—İdlib ve Hatay hattına açılan alanları—kendi paramiliter unsurlarına, İran destekli yapılara ve Suriye ordusuna tahsis ederken; Kilis–Antep hattına açılan stratejik kapılar niteliğindeki Eşrefiye ve Şeyh Maksud’u örgüte emanet etti. Bu tercih, on dört yıl boyunca tahkimat, yığınak ve silahlanmayla pekiştirildi. Bedelini ise her zaman olduğu gibi siviller ödedi. Yaklaşık on dört ay önce ülkede rejim değişti; dengeler kökten sarsıldı. Yeni yönetim Halep’i aldı, ardından Şam’da iktidar tamamen el değiştirdi. O gün Halep’te geniş çaplı bir çatışmaya girilmemesinin nedeni açıktı: zaman kaybı. Sonrasında güvenlik ve asayişin devrine yönelik diplomasi ve müzakere yolları açıldı. Ancak PKK/YPG bu devri ısrarla reddetti, süreci uzattı ve belirsizliğe oynadı. Oysa diplomasi, sivilleri korumak içindi; silahların gölgesinde bir inat siyaseti için değil. Bugün sorulması gereken soru nettir: Dört yanı çevrili, ablukadaki iki mahallede; Fırat’ın doğusundan lojistik desteğin Amerikan onayı olmaksızın imkânsız olduğu ortadayken, ABD ve İsrail’in hiçbir siyasi ya da askeri destek vermediği görülmüşken örgüt hangi stratejiyle burada kalmayı seçti? Güvenli tahliye imkânları sunulmuşken sivilleri ateşin ortasında tutmak, strateji değil; öngörüsüzlük ve sorumluluktan kaçıştır. Daha da vahimi şudur: Geçmişte hendeklerle Kürt gençlerini ateşe atan zihniyet, bugün Halep’te yaklaşık 300 bin Kürt aileyi açlık ve susuzlukla rehin almıştır. Kadınları, çocukları ve gençleri canlı kalkan haline getiren bu anlayış; stratejisizliğin, vicdansızlığın ve siyasi körlüğün adıdır. Bedelini yine Kürtler ödedi: annelerin gözyaşıyla, çocukların korkusuyla, gençlerin yitirilen hayatlarıyla. Günlerdir süren gerilime rağmen, sivillerin mahallelerden çıkışı engellendi… evlerde su tükendi, ekmek kalmadı. Anneler çocuklarının gözlerine bakarak susuzluğu gizlemeye çalıştı. Tahliye anında ortaya çıkan manzara ise her şeyi susturdu. Otobüslerden iner inmez ağlayarak su isteyen anneler, dudakları çatlamış çocuklar, bir damla suya uzanan küçük eller… O an ne slogan kaldı ne ideoloji. Sadece çıplak bir gerçek vardı: Bu insanlar bilerek ve isteyerek bu hale getirildi. Bu tablo bir zorunluluk değildi. Güvenli çıkış yolları varken sivilleri canlı kalkan yapmak bir direniş değil, siyasi ve ahlaki bir çöküştür. Suriye’nin geleceği adil ve demokratik bir anayasa ile mümkündür. Buna karşılık, Halep’te yüz binlerce Kürdü rehin alanların yarın Kürtlerin hakkı için konuşması inandırıcı değildir. Bu utanç ve stratejik iflas, PKK’nın hanesine kara bir leke olarak yazılmalı; hafızalarda ibretlik bir tablo olarak kalmalıdır.

90,622 görüntüleme

İsrail bayrağı “Esad Meydanı”na dikildi… Suriyelilerin onurunu hedef alan provokasyon…. İsrail askerlerinin Kuneytra kentinde İsrail’e karşı Suriye’nin bağımsızlık ve direniş sembollerinden biri olan “Esad Meydanı”na bayrak dikmesi, Suriye halkında öfke patlamasına yol açtı. Görüntülerde, İsrail askerlerinin işgalci bir edayla kendi milli marşlarını söylemeleri, yalnızca bir askeri gösteri değil; aynı zamanda tarihe ve hafızalara yönelik kasıtlı bir saldırı olarak değerlendirilmeli Görüntülerin çekildiği bölge, yıllardır savaşın yıktığı topraklardan biri. Ancak İsrail’in, Aralık ayında Beşar Esad yönetiminin devrilmesinden bu yana güneye doğru adım adım ilerlemesi, bu sembolik meydanda yeni bir askeri üs kurmasıyla gerçek amacını ortaya koyuyor. Bu, uluslararası hukuku ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü hiçe sayan açık bir meydan okuma anlamına geliyor. Özellikle, Suriyelilerin 1974’te Kuneytra’nın kurtuluşunun ardından Suriye bayrağını göndere çektiği bu meydanın seçilmesi, İsrail’in provokasyonunun ne denli hesaplı ve bilinçli olduğunu ortaya koyuyor. Bu hareket, yalnızca Suriyelilerin değil, Arap dünyasının ortak hafızasına yapılmış bir hakaret olarak görülüyor. Suriye medyası, İsrail güçlerinin “Bayrak Meydanı”na kontrol noktası kurduğunu ve sivilleri aramaya başladığını aktardı. Bu uygulama, işgalci mantığın ve baskıcı politikanın bir uzantısı olarak nitelendiriliyor. Kısacası, İsrail’in bu tavrı; işgalin sıradanlaşmadığını, aksine bölge halkının onurunu hedef alan bir saldırganlık politikasına dönüştüğünü bir kez daha gözler önüne serdi.

İsrail bayrağı “Esad Meydanı”na dikildi… Suriyelilerin onurunu hedef alan provokasyon…. İsrail askerlerinin Kuneytra kentinde İsrail’e karşı Suriye’nin bağımsızlık ve direniş sembollerinden biri olan “Esad Meydanı”na bayrak dikmesi, Suriye halkında öfke patlamasına yol açtı. Görüntülerde, İsrail askerlerinin işgalci bir edayla kendi milli marşlarını söylemeleri, yalnızca bir askeri gösteri değil; aynı zamanda tarihe ve hafızalara yönelik kasıtlı bir saldırı olarak değerlendirilmeli Görüntülerin çekildiği bölge, yıllardır savaşın yıktığı topraklardan biri. Ancak İsrail’in, Aralık ayında Beşar Esad yönetiminin devrilmesinden bu yana güneye doğru adım adım ilerlemesi, bu sembolik meydanda yeni bir askeri üs kurmasıyla gerçek amacını ortaya koyuyor. Bu, uluslararası hukuku ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü hiçe sayan açık bir meydan okuma anlamına geliyor. Özellikle, Suriyelilerin 1974’te Kuneytra’nın kurtuluşunun ardından Suriye bayrağını göndere çektiği bu meydanın seçilmesi, İsrail’in provokasyonunun ne denli hesaplı ve bilinçli olduğunu ortaya koyuyor. Bu hareket, yalnızca Suriyelilerin değil, Arap dünyasının ortak hafızasına yapılmış bir hakaret olarak görülüyor. Suriye medyası, İsrail güçlerinin “Bayrak Meydanı”na kontrol noktası kurduğunu ve sivilleri aramaya başladığını aktardı. Bu uygulama, işgalci mantığın ve baskıcı politikanın bir uzantısı olarak nitelendiriliyor. Kısacası, İsrail’in bu tavrı; işgalin sıradanlaşmadığını, aksine bölge halkının onurunu hedef alan bir saldırganlık politikasına dönüştüğünü bir kez daha gözler önüne serdi.

83,977 görüntüleme

Dubai’nin kalbinde çok büyük patlama… ABD üslerinde takviyeler başlatıldı

Dubai’nin kalbinde çok büyük patlama… ABD üslerinde takviyeler başlatıldı

32,196 görüntüleme

"Hizbullah'ın üst düzey yetkilileri, bilim kurgu filmlerini aratmayan bir olayla karşı karşıya kaldı: Taşıdıkları telsizler patlayarak onları yaraladı. Teknoloji mi devreye girdi? Gizem derinleşiyor... Lübnan'da yeni bir döneminde kimlerin telsiz taşıdığını İsrail nasıl öğrendi?

Sensitive content

"Hizbullah'ın üst düzey yetkilileri, bilim kurgu filmlerini aratmayan bir olayla karşı karşıya kaldı: Taşıdıkları telsizler patlayarak onları yaraladı. Teknoloji mi devreye girdi? Gizem derinleşiyor... Lübnan'da yeni bir döneminde kimlerin telsiz taşıdığını İsrail nasıl öğrendi?

157,018 görüntüleme

Kudüs’te yahudi yerleşimciler Müslüman esnafın iş yerlerine saldırdı….

Kudüs’te yahudi yerleşimciler Müslüman esnafın iş yerlerine saldırdı….

49,669 görüntüleme

ABD İç Güvenlik Bakanı Christie Noam'ın bir restoranda yemek yediği sırada kişisel çantası çalındı. Çantada ehliyet, ilaçlar, ev anahtarları, çek defteri, makyaj seti ve 3 bin dolar nakit para vardı.

ABD İç Güvenlik Bakanı Christie Noam'ın bir restoranda yemek yediği sırada kişisel çantası çalındı. Çantada ehliyet, ilaçlar, ev anahtarları, çek defteri, makyaj seti ve 3 bin dolar nakit para vardı.

50,225 görüntüleme

Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanı Pete Hegseth, ordunun yeni subay kursunda yaklaşık 140 kilo (143 kg) ağırlıkla bench press yaptığı video ile sosyal medyada gündem olurken, fiziksel yeterlilik vurgusunu bir kez daha öne çıkardı; Hegseth görüntüleri sosyal medya platformlardan paylaşarak ordunun sağlıklı ve fit olması gerektiğini, “şişman subay ve generaller” istemediğini ifade etti ve askerlerin fiziksel standartların sıkı uygulanacağını belirtti. Daha önce de benzer gösteri nitelikli antrenman görüntüleri paylaşan Hegseth, UCLA ROTC kursunda sabahın erken saatlerinde genç askerlerle birlikte spor yaparken çekilen videolarıyla ve bir başka paylaşımda yaklaşık 315 pound (143 kg) bench press denemesiyle dikkat çekmiş; sık sık askerlerin ve komuta kademesinin formuna ilişkin sert eleştirilerde bulunmuştu.

Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanı Pete Hegseth, ordunun yeni subay kursunda yaklaşık 140 kilo (143 kg) ağırlıkla bench press yaptığı video ile sosyal medyada gündem olurken, fiziksel yeterlilik vurgusunu bir kez daha öne çıkardı; Hegseth görüntüleri sosyal medya platformlardan paylaşarak ordunun sağlıklı ve fit olması gerektiğini, “şişman subay ve generaller” istemediğini ifade etti ve askerlerin fiziksel standartların sıkı uygulanacağını belirtti. Daha önce de benzer gösteri nitelikli antrenman görüntüleri paylaşan Hegseth, UCLA ROTC kursunda sabahın erken saatlerinde genç askerlerle birlikte spor yaparken çekilen videolarıyla ve bir başka paylaşımda yaklaşık 315 pound (143 kg) bench press denemesiyle dikkat çekmiş; sık sık askerlerin ve komuta kademesinin formuna ilişkin sert eleştirilerde bulunmuştu.

15,816 görüntüleme

Dağıstan’ın Mahaçkale havalimanına, Tel Aviv'den kalkan bir uçağın inişinden sonra havaalanı çok büyük ayaklanma başladı. Dağıstan Güvenlik güçleri müdahalede yetersiz kalıyor.

Dağıstan’ın Mahaçkale havalimanına, Tel Aviv'den kalkan bir uçağın inişinden sonra havaalanı çok büyük ayaklanma başladı. Dağıstan Güvenlik güçleri müdahalede yetersiz kalıyor.

56,711 görüntüleme

Irak … Güçlü yağışlar, kuzey vilayetlerini Bağdat’tan ayıran yıkıcı seller bıraktı Irak’ta etkili olan şiddetli yağmur, kuzeyde ve doğuda sele yol açtı; bu da bazı vilayetleri başkent Bağdat’tan ayırdı. Yağışların, İran-Türkiye–Irak sınırları arasındaki yolları da kesintiye uğrattığı ve ulaşımı durma noktasına getirdiği bildirildi. Ülkenin meteoroloji kurumu, bu yağışlı hava durumunun başkent dahil birçok bölgede yarına, Çarşamba öğleye kadar devam etmesinin beklendiğini açıkladı.

Irak … Güçlü yağışlar, kuzey vilayetlerini Bağdat’tan ayıran yıkıcı seller bıraktı Irak’ta etkili olan şiddetli yağmur, kuzeyde ve doğuda sele yol açtı; bu da bazı vilayetleri başkent Bağdat’tan ayırdı. Yağışların, İran-Türkiye–Irak sınırları arasındaki yolları da kesintiye uğrattığı ve ulaşımı durma noktasına getirdiği bildirildi. Ülkenin meteoroloji kurumu, bu yağışlı hava durumunun başkent dahil birçok bölgede yarına, Çarşamba öğleye kadar devam etmesinin beklendiğini açıkladı.

15,120 görüntüleme

ABD’yi yüzyılın kışı vurdu: “Fern” fırtınası hayatı felç etti, can kayıpları var ABD, son 100 yılın en şiddetli kış fırtınalarından biri olarak tanımlanan “Fern” adlı sistemin etkisi altına girdi. Ülkenin büyük bölümünü etkileyen şiddetli kar, tipi ve buzlanma nedeniyle ulaşım durma noktasına gelirken, ilk can kayıpları da yaşandı. Uluslararası haber ajansları Reuters ve Associated Press’in aktardığına göre, fırtına nedeniyle 13 binden fazla uçuş iptal edildi. Yetkililer, olumsuz hava koşullarının en az birkaç gün daha etkisini sürdüreceğini bildirdi. 139 binden fazla kişi elektriksiz kaldı 24 Ocak akşamı itibarıyla 139 binden fazla abone elektrik kesintilerinden etkilendi. Kesinti sayısının artmasından endişe edilirken, Teksas ve Louisiana eyaletlerinin fırtınadan en ağır etkilenen bölgeler olduğu belirtildi. New York’ta soğuk can aldı Fırtınanın etkileri büyük şehirlerde de hissedildi. New York’ta, aşırı soğuklar nedeniyle üç kişinin hayatını kaybettiği açıklandı. Sokakta bulunan cenazelerin, 67 yaşında bir erkek, yaklaşık 30 yaşlarında bir erkek ve yaşlı bir kadına ait olduğu bildirildi. 12 eyalette federal acil durum ABD Başkanı Donald Trump, Güney Karolina’dan Batı Virginia’ya kadar uzanan 12 eyalette federal acil durum ilanını onayladı. Trump, yaptığı açıklamada vatandaşlara “güvende kalmaları ve sıcak ortamlarda bulunmaları” çağrısında bulundu. Yetkililer, özellikle buzlanma ve don tehlikesine karşı sürücüleri uyarırken, zorunlu olmadıkça yola çıkılmaması istendi. ABD genelinde kriz yönetim ekipleri teyakkuz halinde çalışmalarını sürdürüyor.

ABD’yi yüzyılın kışı vurdu: “Fern” fırtınası hayatı felç etti, can kayıpları var ABD, son 100 yılın en şiddetli kış fırtınalarından biri olarak tanımlanan “Fern” adlı sistemin etkisi altına girdi. Ülkenin büyük bölümünü etkileyen şiddetli kar, tipi ve buzlanma nedeniyle ulaşım durma noktasına gelirken, ilk can kayıpları da yaşandı. Uluslararası haber ajansları Reuters ve Associated Press’in aktardığına göre, fırtına nedeniyle 13 binden fazla uçuş iptal edildi. Yetkililer, olumsuz hava koşullarının en az birkaç gün daha etkisini sürdüreceğini bildirdi. 139 binden fazla kişi elektriksiz kaldı 24 Ocak akşamı itibarıyla 139 binden fazla abone elektrik kesintilerinden etkilendi. Kesinti sayısının artmasından endişe edilirken, Teksas ve Louisiana eyaletlerinin fırtınadan en ağır etkilenen bölgeler olduğu belirtildi. New York’ta soğuk can aldı Fırtınanın etkileri büyük şehirlerde de hissedildi. New York’ta, aşırı soğuklar nedeniyle üç kişinin hayatını kaybettiği açıklandı. Sokakta bulunan cenazelerin, 67 yaşında bir erkek, yaklaşık 30 yaşlarında bir erkek ve yaşlı bir kadına ait olduğu bildirildi. 12 eyalette federal acil durum ABD Başkanı Donald Trump, Güney Karolina’dan Batı Virginia’ya kadar uzanan 12 eyalette federal acil durum ilanını onayladı. Trump, yaptığı açıklamada vatandaşlara “güvende kalmaları ve sıcak ortamlarda bulunmaları” çağrısında bulundu. Yetkililer, özellikle buzlanma ve don tehlikesine karşı sürücüleri uyarırken, zorunlu olmadıkça yola çıkılmaması istendi. ABD genelinde kriz yönetim ekipleri teyakkuz halinde çalışmalarını sürdürüyor.

11,444 görüntüleme

Venezuela’da Asker ve Paramiliter güçler sokağa indi

Venezuela’da Asker ve Paramiliter güçler sokağa indi

12,222 görüntüleme

HTŞ’nin Halep’e Doğru İlerleyişi Sürüyor 🔴Son 24 Saatte Stratejik İlerleyiş Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ), son 24 saat içinde İdlib kırsalından Halep’e doğru kayda değer bir ilerleme kaydetti. Özellikle rejim güçlerinin kontrol ettiği bazı noktalara yönelik saldırılar düzenleyen HTŞ, stratejik geçiş yollarını hedef aldı. Yerel kaynaklara göre, M5 otoyolu çevresinde bazı noktalarda kontrol değişimi yaşandı. 🔴Sahadaki Durum ve Çatışmalar Bu ilerleyiş, bölgedeki çatışmaların şiddetini artırırken, sivillerin güvenliği konusunda ciddi endişelere yol açtı. HTŞ, Halep kırsalına doğru genişlemeye çalışırken, rejim güçleri hava saldırıları ve topçu atışlarıyla karşılık veriyor. Çatışmaların bu şekilde sürmesi, bölgedeki insani krizi daha da derinleştirebilir. Sahadan gelen bilgiler, durumun giderek kritikleştiğini gösteriyor.

HTŞ’nin Halep’e Doğru İlerleyişi Sürüyor 🔴Son 24 Saatte Stratejik İlerleyiş Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ), son 24 saat içinde İdlib kırsalından Halep’e doğru kayda değer bir ilerleme kaydetti. Özellikle rejim güçlerinin kontrol ettiği bazı noktalara yönelik saldırılar düzenleyen HTŞ, stratejik geçiş yollarını hedef aldı. Yerel kaynaklara göre, M5 otoyolu çevresinde bazı noktalarda kontrol değişimi yaşandı. 🔴Sahadaki Durum ve Çatışmalar Bu ilerleyiş, bölgedeki çatışmaların şiddetini artırırken, sivillerin güvenliği konusunda ciddi endişelere yol açtı. HTŞ, Halep kırsalına doğru genişlemeye çalışırken, rejim güçleri hava saldırıları ve topçu atışlarıyla karşılık veriyor. Çatışmaların bu şekilde sürmesi, bölgedeki insani krizi daha da derinleştirebilir. Sahadan gelen bilgiler, durumun giderek kritikleştiğini gösteriyor.

29,692 görüntüleme

İsrail'in Güney Lübnan'a düzenlediği hava harekatları, binlerce insanı evlerinden ayrılmak zorunda bıraktı. 38 bin sivil, bombaların hedefi olmamak için yerini yurdunu terk etti, ve ne yazık ki bu sayı her geçen saat artıyor. Lübnan’ın bu güzel köşesinde, tarih boyunca çok şey yaşamış halkı şimdi yine mülteci konumuna düşüyor. Amin Maalouf, memleketinden deniz yoluyla kaçışları anlatır; bu topraklarda acı ve çaresizlik ne yazık ki yabancı değil. Fairuz’un "Li Beirut" şarkısı hala kulaklarımızda çınlarken, bir zamanlar barış ve güzellikle anılan bu ülkenin insanları, evlerinden uzakta, bilinmeze doğru yola çıkıyor. Gece karanlığında devam eden bu kaçışlar, sadece Lübnan’ın değil, insanlığın da trajedisidir. Bu topraklar, yüzyıllardır savaşın ve barışın, umudun ve hayal kırıklığının iç içe geçtiği bir yer. Ancak hiçbir halk, bu acıları tekrar tekrar yaşamayı hak etmiyor. Barışın hakim olduğu, insanların evlerinde huzur içinde yaşadığı günleri görmek umuduyla... #Libanon

İsrail'in Güney Lübnan'a düzenlediği hava harekatları, binlerce insanı evlerinden ayrılmak zorunda bıraktı. 38 bin sivil, bombaların hedefi olmamak için yerini yurdunu terk etti, ve ne yazık ki bu sayı her geçen saat artıyor. Lübnan’ın bu güzel köşesinde, tarih boyunca çok şey yaşamış halkı şimdi yine mülteci konumuna düşüyor. Amin Maalouf, memleketinden deniz yoluyla kaçışları anlatır; bu topraklarda acı ve çaresizlik ne yazık ki yabancı değil. Fairuz’un "Li Beirut" şarkısı hala kulaklarımızda çınlarken, bir zamanlar barış ve güzellikle anılan bu ülkenin insanları, evlerinden uzakta, bilinmeze doğru yola çıkıyor. Gece karanlığında devam eden bu kaçışlar, sadece Lübnan’ın değil, insanlığın da trajedisidir. Bu topraklar, yüzyıllardır savaşın ve barışın, umudun ve hayal kırıklığının iç içe geçtiği bir yer. Ancak hiçbir halk, bu acıları tekrar tekrar yaşamayı hak etmiyor. Barışın hakim olduğu, insanların evlerinde huzur içinde yaşadığı günleri görmek umuduyla... #Libanon

31,119 görüntüleme

Güney Gazze Şeridi’nde etkili olan şiddetli yağışlar, bölgeden paylaşılan görüntülere yansıdı. Sosyal medyada yayılan görüntülerde, Gazze Şeridi’nin güneyinde sokakların ve yerinden edilmiş sivillerin kurduğu çadırların yoğun yağış nedeniyle sular altında kaldığı görülüyor.

Güney Gazze Şeridi’nde etkili olan şiddetli yağışlar, bölgeden paylaşılan görüntülere yansıdı. Sosyal medyada yayılan görüntülerde, Gazze Şeridi’nin güneyinde sokakların ve yerinden edilmiş sivillerin kurduğu çadırların yoğun yağış nedeniyle sular altında kaldığı görülüyor.

11,593 görüntüleme

Kabile güçleri tarafından #Süveyda kırsalındaki El-Mazerah köyü kontrol altına alındı belirtiliyor

Kabile güçleri tarafından #Süveyda kırsalındaki El-Mazerah köyü kontrol altına alındı belirtiliyor

17,765 görüntüleme

Askerimiz, Jandarmamız polisimiz tüm sert doğa koşullarına rağmen, ABD, Rusya, Fransa ve İran’ın terör örgütüne verdiği desteğe rağmen, mücadele azminden asla vazgeçmiyor. Bizler sıcacık evlerimizde huzur içinde yaşarken Güvenlik personelimiz hudut boyunda ve sınır ötesinde eksi 20 derecede canını ortaya koyarak vatan savunmasını sürdürüyor.

Askerimiz, Jandarmamız polisimiz tüm sert doğa koşullarına rağmen, ABD, Rusya, Fransa ve İran’ın terör örgütüne verdiği desteğe rağmen, mücadele azminden asla vazgeçmiyor. Bizler sıcacık evlerimizde huzur içinde yaşarken Güvenlik personelimiz hudut boyunda ve sınır ötesinde eksi 20 derecede canını ortaya koyarak vatan savunmasını sürdürüyor.

32,997 görüntüleme

Irak İçişleri Bakanlığı, Kerkük, Erbil ve Duhok'ta son zamanlarda meydana gelen yangınların faillerinin terör örgütü PKK üyeleri olduğunu açıkladı

Irak İçişleri Bakanlığı, Kerkük, Erbil ve Duhok'ta son zamanlarda meydana gelen yangınların faillerinin terör örgütü PKK üyeleri olduğunu açıkladı

26,850 görüntüleme

Günlerdir Suriye medyasına çıkarak Suriyeli muhaliflere meydan okuyan Suriye Genelkurmay Başkanı’nın makam odası artık muhaliflerin kontrolünde. Kendisi Lübnan’a kaçtı, ancak geride bıraktığı makam odası Suriyeli muhaliflerin eline geçti.

Günlerdir Suriye medyasına çıkarak Suriyeli muhaliflere meydan okuyan Suriye Genelkurmay Başkanı’nın makam odası artık muhaliflerin kontrolünde. Kendisi Lübnan’a kaçtı, ancak geride bıraktığı makam odası Suriyeli muhaliflerin eline geçti.

20,591 görüntüleme

Türkiye, tarih boyunca mazlumların yanında durmayı görev bilmiş bir ülke olarak, her zaman beklenen ve gerektiğinde harekete geçendir. Bugün, Lübnan’da yaşanan insani krize dünyanın sessiz kaldığı bir dönemde, Türk Hava Kuvvetleri'nin kahraman pilotları tüm riskleri göze alarak Lübnan halkına ilaç ulaştırdı. Büyük devlet olmak sadece ekonomik veya askeri güçle değil, aynı zamanda zor zamanlarda dost bir el uzatmakla da ilgilidir. Türkiye'nin bu cesur adımı, insanlığın ve vicdanın sesi olma sorumluluğunu bir kez daha gösterdi. Bu gururu bize yaşatan ve Türkiye’nin yardım elini ihtiyaç sahiplerine ulaştıran tüm yöneticilerimize ve kahraman pilotlarımıza sonsuz teşekkürler. Türkiye, sadece bir ülke değil, aynı zamanda umudun ve dayanışmanın da adıdır. TÜRKİYE BEKLENEN VE GELENDİR #Türkiye #Lübnan #BüyükDevletOlmak

Türkiye, tarih boyunca mazlumların yanında durmayı görev bilmiş bir ülke olarak, her zaman beklenen ve gerektiğinde harekete geçendir. Bugün, Lübnan’da yaşanan insani krize dünyanın sessiz kaldığı bir dönemde, Türk Hava Kuvvetleri'nin kahraman pilotları tüm riskleri göze alarak Lübnan halkına ilaç ulaştırdı. Büyük devlet olmak sadece ekonomik veya askeri güçle değil, aynı zamanda zor zamanlarda dost bir el uzatmakla da ilgilidir. Türkiye'nin bu cesur adımı, insanlığın ve vicdanın sesi olma sorumluluğunu bir kez daha gösterdi. Bu gururu bize yaşatan ve Türkiye’nin yardım elini ihtiyaç sahiplerine ulaştıran tüm yöneticilerimize ve kahraman pilotlarımıza sonsuz teşekkürler. Türkiye, sadece bir ülke değil, aynı zamanda umudun ve dayanışmanın da adıdır. TÜRKİYE BEKLENEN VE GELENDİR #Türkiye #Lübnan #BüyükDevletOlmak

20,200 görüntüleme

Videos

cetiner_cetin's profile picture

BİR BARDAK SUYA SIĞAN UTANÇ: HALKINI REHİN ALAN BİR SİYASETİN ÇÖKÜŞÜ Eşrefiye ve Şeyh Maksud, Halep’te Kürt nüfusun yoğun olarak yaşadığı iki mahalleydi. Esad rejimi bu mahalleleri açık biçimde PKK’nın kontrolüne bıraktı. Rejim, Halep’in kuzeybatısını—İdlib ve Hatay hattına açılan alanları—kendi paramiliter unsurlarına, İran destekli yapılara ve Suriye ordusuna tahsis ederken; Kilis–Antep hattına açılan stratejik kapılar niteliğindeki Eşrefiye ve Şeyh Maksud’u örgüte emanet etti. Bu tercih, on dört yıl boyunca tahkimat, yığınak ve silahlanmayla pekiştirildi. Bedelini ise her zaman olduğu gibi siviller ödedi. Yaklaşık on dört ay önce ülkede rejim değişti; dengeler kökten sarsıldı. Yeni yönetim Halep’i aldı, ardından Şam’da iktidar tamamen el değiştirdi. O gün Halep’te geniş çaplı bir çatışmaya girilmemesinin nedeni açıktı: zaman kaybı. Sonrasında güvenlik ve asayişin devrine yönelik diplomasi ve müzakere yolları açıldı. Ancak PKK/YPG bu devri ısrarla reddetti, süreci uzattı ve belirsizliğe oynadı. Oysa diplomasi, sivilleri korumak içindi; silahların gölgesinde bir inat siyaseti için değil. Bugün sorulması gereken soru nettir: Dört yanı çevrili, ablukadaki iki mahallede; Fırat’ın doğusundan lojistik desteğin Amerikan onayı olmaksızın imkânsız olduğu ortadayken, ABD ve İsrail’in hiçbir siyasi ya da askeri destek vermediği görülmüşken örgüt hangi stratejiyle burada kalmayı seçti? Güvenli tahliye imkânları sunulmuşken sivilleri ateşin ortasında tutmak, strateji değil; öngörüsüzlük ve sorumluluktan kaçıştır. Daha da vahimi şudur: Geçmişte hendeklerle Kürt gençlerini ateşe atan zihniyet, bugün Halep’te yaklaşık 300 bin Kürt aileyi açlık ve susuzlukla rehin almıştır. Kadınları, çocukları ve gençleri canlı kalkan haline getiren bu anlayış; stratejisizliğin, vicdansızlığın ve siyasi körlüğün adıdır. Bedelini yine Kürtler ödedi: annelerin gözyaşıyla, çocukların korkusuyla, gençlerin yitirilen hayatlarıyla. Günlerdir süren gerilime rağmen, sivillerin mahallelerden çıkışı engellendi… evlerde su tükendi, ekmek kalmadı. Anneler çocuklarının gözlerine bakarak susuzluğu gizlemeye çalıştı. Tahliye anında ortaya çıkan manzara ise her şeyi susturdu. Otobüslerden iner inmez ağlayarak su isteyen anneler, dudakları çatlamış çocuklar, bir damla suya uzanan küçük eller… O an ne slogan kaldı ne ideoloji. Sadece çıplak bir gerçek vardı: Bu insanlar bilerek ve isteyerek bu hale getirildi. Bu tablo bir zorunluluk değildi. Güvenli çıkış yolları varken sivilleri canlı kalkan yapmak bir direniş değil, siyasi ve ahlaki bir çöküştür. Suriye’nin geleceği adil ve demokratik bir anayasa ile mümkündür. Buna karşılık, Halep’te yüz binlerce Kürdü rehin alanların yarın Kürtlerin hakkı için konuşması inandırıcı değildir. Bu utanç ve stratejik iflas, PKK’nın hanesine kara bir leke olarak yazılmalı; hafızalarda ibretlik bir tablo olarak kalmalıdır.

Çetiner Çetin

90,622 görüntüleme • 5 ay önce