Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi's banner
Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi's profile picture

Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi

@cvpgenelmerkez • 23,738 subscribers

CVP Resmi Twitter hesabıdır. Üye olmak için: https://t.co/rpbHrJ7KPF Destek için: https://t.co/tyf2ohiKpX #HalktanGelecekBirCevapVar

Shorts

Cumhuriyet savunusundayız! Dün, bugün ve daima... Genel Başkanımız Serkan Öz'ün davası 10 Mart 2026 saat 9.30'a ertelenmiştir. Katılan, destek veren tüm dostlarımıza ve partililerimize teşekkür ederiz. #CumhuriyetSavunması

Cumhuriyet savunusundayız! Dün, bugün ve daima... Genel Başkanımız Serkan Öz'ün davası 10 Mart 2026 saat 9.30'a ertelenmiştir. Katılan, destek veren tüm dostlarımıza ve partililerimize teşekkür ederiz. #CumhuriyetSavunması

11,196 görüntüleme

Nihat Genç: Her şeyden umudum kesilir; Anadolu toprağından umudum kesilmez! #HainsizTürkiye

Nihat Genç: Her şeyden umudum kesilir; Anadolu toprağından umudum kesilmez! #HainsizTürkiye

10,884 görüntüleme

Vatan yürekle savunulur!

Vatan yürekle savunulur!

11,113 görüntüleme

Videos

cvpgenelmerkez's profile picture

BASINA VE BÜYÜK TÜRK MİLLETİNE TÜRK MİLLETİ TESLİM ALINAMAZ! Türkiye sıradan bir kanun tartışmasının içinde değildir. Açıkça adını koyalım, adına Çerçeve Yasa dedikleri, aslında PKK terör örgütüne af, Bebek katili Öcalan’a statü, Cumhuriyet’e tasfiye dayatmasıdır! Türk milletinin önüne, sonucu önceden kararlaştırılmış bir teslimiyet düzeni konulmaktadır. Türk Milleti’nin, adına Terörsüz Türkiye denilen, komisyon denilen, nerede ne konuşulduğundan, 10 yıl boyunca neyin saklı tutulacağından, nelerin pazarlığının döndüğünden haberi ve bilgisi yoktur. Şehit aileleri, gaziler ve terör mağdurları dinlenmemiştir. Ama emperyalizm ödevi vermiş, İmralı konuşmuş, Kandil şartlarını sıralamış, siyasi iktidar da milletvekillerinden “eksiksiz imza” istemiştir. Ortaya çıkan utanç verici manzara şudur: Önce bebek katili Öcalan biliyor, terörist yuvası Kandil biliyor; milletvekillerinin ve egemenliğin gerçek sahibi Türk Milleti’nin haberi yok! Milletvekillerinin önüne bir kağıt konularak “Şu saate kadar imzalayacaksınız” demek, kanun yapmak değildir. Bunun adı Milli irade hiç değildir. Türk Milleti’nin adayını belirleyemediği, milletvekilinin kendisini listeye koyan parti merkezine bağlı olduğu ve okumadığı metne imza atmaya zorlandığı bir düzende Meclis, Türk milletinin iradesini üretmez, teslimiyetin ve iradeyi üretemediğinin net fotoğrafı görülmüştür. Meclis bu değildir! Türk milletinin egemenliğini, güvenliğini, bağımsızlığını, refahını, hak ve özgürlüğünü savunmakla görevli meclis, emperyalizmin teslim aldığı parti genel merkezlerinin noteri olamaz! Bağlılığı ve dayanağı Türk Milleti’ne olmayan bir meclis, eninde sonunda tasfiye olacaktır! “Suça karışmamış PKK’lı” ne demektir? Bir insan terör örgütüne piknik yapmak için mi katılır? Örgütün içinde hangi görevi üstlendiği, hangi talimatı taşıdığı, hangi suçu bildiği, hangi suçun gizlenmesine yardım ettiği araştırılmadan kim, hangi yetkiyle bu insanları topluca “suça karışmamış” ilan edecektir? Bireysel olarak teslim olmak, örgütten ayrılmak ve yargı önünde hesap vermek isteyenler için hukuk yolları zaten vardır. Çıkartılmak istenen, Türk Milleti’ne 40 yıl boyunca ağır bedeller ödetmiş olan ve Türk Milleti’nin ordusunun defalarca kez belini kırdığı, yendiği PKK terör örgütüne özel af yasasının sonucu ne olursa olsun kabul etmeyeceğiz! Bu kanun, terör örgütün kadrolarına özel ceza indirimi, sicil temizliği, siyasi hak ve toplumsal alana dönüş sistemi kurulmasıdır. Adına “genel af” denmemesi gerçeği değiştirmez. Bir terör örgütünün mensupları için özel hukuk çıkarıyorsanız, bunun adı çerçeve yasa değil, PKK’ya af yasasıdır! Terör örgütü, yurtiçi ve yurtdışı, silahlı, silahsız, siyasi, ekonomik vs. tüm unsurlarıyla tasfiye edilmediği ve silahların tamamının teslim edildiği kayıt altına alınıp, doğrulanmadığı halde özel yasa çıkarılması, bireysel teslimiyeti değil örgütsel bir dönüşümü hedeflemektedir. DEVLET FOTOĞRAFLA DEĞİL, BELGEYLE YÖNETİLİR Kameraların önünde birkaç silah yakıldı diye PKK bitmedi. Silahların tamamı yok. Kamplar dağıtılmamış ancak sınır karakollarımız boşaltıldı, Komuta zinciri çözülmemiş ancak TSK’ya durun emri var, Finans, propaganda, istihbarat ve lojistik ağları tasfiye edilmemiş, ancak Türk milletinin vergilerinden siyasi ayağına hala hazine yardımı var, Suriye’deki ve Irak’taki silahlı yapılar dağıtılmamış, KCK ve PJAK sona ermemiş, devletleşme hesapları yapmaktadırlar. Bu sorulara açık, somut ve doğrulanabilir olgular varken, Türk milletine “Terör bitti” masalı anlatılamaz! Devlet fotoğrafla, törenle değil, belgeyle ve hukukla yönetilir. Terör örgütüne silah bıraktırılmadan, tamamen çökertilmeden militanlarına siyasi ve hukuki alan açmak, terörü bitirmek değildir. Silahlı kadroyu siyasi kadroya dönüştürmektir! Bugün adli kontrolle serbest bırakılacak teröristler yarın belediyede, bürokraside veya Mecliste hangi sıfatla karşımıza çıkacağını sormak zorundayız. Türk milletinden, kendisine silah doğrultmuş kadroların “toplumsal bütünleşme” adı altında ödüllendirilmesini sessizce seyretmesi beklenemez! ÖCALAN’A STATÜ VERMEK İÇİN KANUNA “STATÜ” YAZMANIZ GEREKMİYOR “Yasada Öcalan’ın statüsü yok” diyerek kimse Türk milletinin aklıyla alay etmesin. Statü yalnızca kanuna “statü” kelimesi yazılarak verilmez. Bir hükümlünün mesajı yasa yapımına yön veriyorsa, siyasi heyetler onun kapısında sıraya giriyorsa, örgütün atacağı adımlar onun yaşam ve çalışma koşullarına bağlanıyorsa, gazeteciler ve milletvekilleri kendisini siyasi bir merkez gibi ziyaret ediyorsa orada fiilî statü çoktan oluşturulmuş demektir. Bebek katili terörist başı Öcalan’ın koşullarının “mevcut imkânlar içinde” genişletilebileceği tartışması da statünün açıkça kanuna yazılmadan idari yollarla kurulabileceği kaygısını doğurmaktadır. Şimdi asıl soruyu soruyoruz: Teröristbaşına statü aranırken Türk milletinin kendi devletindeki statüsü nedir? Yasayı önce İmralı biliyor, millet bilmiyorsa, milletvekili seçmene değil parti merkezine bağlıysa, meclis tartışmıyor, yalnızca imza atıyorsa, kendi devletinde egemenlikten uzaklaştırılan Türk milletidir. Asıl statü sorunu budur! “DEMOKRATİK CUMHURİYET” DEDİKLERİ HANGİ CUMHURİYETTİR? Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci bir kurucuya ihtiyacı yoktur. Bu Cumhuriyet’in kurucu öznesi Türk milletidir. Türk milletinin tanımı da bellidir. Kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Kurucu iradesi Kuvâ-yı Milliye’dir. İmralı’dan “Demokratik Cumhuriyet” adıyla yeni bir kuruluş tarifi kabul etmiyoruz! Demokrasi, milletvekilinin önüne okumadığı metni koyup imzalatmak değildir. Demokrasi, Türk milletinin adını silmek, vatandaşlığı etnik kimliklere ayırmak, devlet makamlarını etnik ve mezhepsel kotalara bölmek değildir. Gerçek demokrasi, seçmenin adayını belirlemesi, milletvekilinin parti başkanına değil millete hesap vermesi, yargının siyasi emir almaması ve halkın devlet yönetimine yeniden hâkim olmasıdır. Kürt kökenli yurttaşımızı Türk milletinden koparmak demokrasi değildir. Türk’ü Kürt’e, Alevi’yi Sünni’ye karşı ayrı siyasi bölmelere kapatmak kardeşlik değildir. Bizim mücadelemiz hiçbir yurttaşımıza karşı değil, yurttaşlarımızı birbirine düşman ederek milli devleti parçalayıp, emeğini ve varlıklarını sömürmek isteyen emperyalist ve bölücü siyasete karşıdır! TÜRKİYE’Yİ PKK’YA RAZI EDENLER EMPERYALİZMLE MÜCADELE ETTİKLERİNİ SÖYLEYEMEZ Bu süreç Irak’tan, Suriye’den, İran’dan, İsrail’den, ABD’den ve NATO’dan ayrı düşünülemez. Irak parçalandı. Suriye’nin kuzeyinde silahlı ve idari bir yapı kuruldu. İran kuşatıldı. Gazze yıkıldı. Doğu Akdeniz’de yeni paylaşım hesapları yapıldı. Şimdi aynı coğrafyanın ortasında Türkiye’ye “entegrasyon”, “statü”, “yerelleşme” ve “Demokratik Cumhuriyet” kavramları dayatılıyor. Başkanlar değişir. Büyükelçiler değişir. Kullanılan kelimeler değişir ama Pentagon kalır, CENTCOM kalır, NATO kalır, İsrail’in bölgesel hedefleri kalır. Türk milletinin direnme omurgasını NATO’ya bağlayıp ABD’nin bölgede oluşturduğu sonuçları Türkiye’nin hukukuna taşıyarak antiemperyalist olunamaz. Gücünü milletten alan Kuvâ-yı Milliye’nin yerine, gücünü Saray’dan, parti merkezlerinden ve dış ittifaklardan alan bir Kuvâ-yı Külliye düzeni kurulmuştur. TÜRKİYE’Yİ PKK’YA RAZI EDENLER EMPERYALİZMLE MÜCADELE ETTİKLERİNİ SÖYLEYEMEZ Türkiye Cumhuriyeti’nin görevi emperyalizmin kurduğu masada kendisine daha iyi bir sandalye aramak değildir. Türkiye’nin görevi o masayı devirmek ve kendi bağımsız masasını kurmaktır! TÜRK MİLLETİ YALNIZ BIRAKILDI; AMA SAHİPSİZ DEĞİLDİR Bugün AKP seçmeni de MHP seçmeni de CHP seçmeni de aynı soruyu soruyor: “Bize yıllarca söylenenlerin tam tersi neden yapılıyor?” Şehit annesi soruyor: “Evladımın hesabı hangi masada bırakıldı?” Gazi soruyor: “Ben kolumu, bacağımı bu devlet için verdim, devlet neden beni değil, kendisine silah çekenleri dinliyor?” Türk milleti yol haritası ve adres arıyor. Millet, Cumhuriyet’i savunacak kadroların neden bir araya gelmediğini soruyor! Türk milletinin örgütlü iradesini ayağa kaldırmadan bu oyun bozulamaz! Kurtuluşu kapalı kapılardan, saraylardan veya “devletin bir bildiği vardır” masalından beklemeyeceğiz! Cumhuriyetçi aydınları, işçileri, çiftçileri, esnafı, gençleri, kadınları, şehit ailelerini, gazileri ve bütün vatanseverleri örgütlü mücadeleye çağırıyoruz. Bu oyunu bozacak olan Türk milletinin kendi çocuklarıdır. Bugün sürece karşı çıkan herkesi mahalle mahalle, köy köy, iş yeri iş yeri, gerçekleri anlatmaya, Her milletvekilinin attığı imzayı, kullandığı oyu ve aldığı tavrı takip etmeye, Türk Milleti’nin hafızasına kaydetmek için var gücüyle çalışmaya davet ediyoruz. Verilecek hesap varsa Türk Milleti’ne verilir. Başarısız olan istifa eder. Suç işleyen, bağımsız Cumhuriyet yargısı önünde hesap verir. Biz terörün bitmesini istiyoruz ama Cumhuriyet’in tasfiyesi ve Türk Milleti’nin ve devletinin parçalanması pahasına değil. Türk Milleti kırk asırdır devletli şekilde yaşamaktadır. Bir millet böyle teslim alınamaz! Türkiye Cumhuriyeti’nin sahibi hükûmetler değildir. Parti merkezleri değildir. Washington değildir. NATO değildir. İmralı hiç değildir. SEVRİN ÇOCUKLARINA SESLENİYORUZ; TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN SAHİBİ TÜRK MİLLETİDİR! BİZLER CUMHURİYETİN ÇOCUKLARIYIZ! TÜRK MİLLETİNİ EMPERYALİZM VE TERÖR KARŞISINDA TESLİM ALAMAZSINIZ! O KURUMLAR CUMHURİYETİN ÇOCUKLARIYLA YENİDEN GERİ GELECEKTİR. TÜRK MİLLETİNİN EGEMENLİĞİNE KAST EDENLER CUMHURİYET HUKUKUNDA YARGILANACAKLARDIR! SON SÖZÜ HER ZAMAN TÜRK MİLLETİ SÖYLER! NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi

33,432 görüntüleme • 2 ay önce

cvpgenelmerkez's profile picture

Fay Hattının Üzerindeki Kanser Barajı ve Türkiye’de Tarımın Yok Olma Tehlikesi !!! Dosya Adı: Erzincan-İliç Anagold ( %80'i Rotschild - Rio Tinto'ya ait) Kanada - ABD ve (%20 ‘si Çalık Holding) Türk ortaklığı olan bir firma. Anagold, Erzincan’ın İliç ilçesinde altın arama faaliyetinde bulunmaktadır. Anagold’a ortak olmakla beraber, 2010 yılında 50 bin tl ödenmemiş sermaye ile kurdukları Lidya Madencilik, 2020 yılında sermaye artırımına giderek sadece 10 yılda 332 milyon 400 bin tl değere yükseliyor... 2015 yılında köyün tamamı madene itiraz dilekçesi veriyor! Şirket, 10 yıl boyunca siyanürle ve 10 yıldan sonra hem siyanür hem sülfürik asitle yaptıkları altın ayrıştırma işlemi için oluşturdukları atık barajı İliç ilçe merkezine sadece 650 metre mesafede. İlçenin 2 bin olan nüfusu kısa sürede 10 bine ulaşmış durumda. Madenin ömrü, 2019-2044 arası 25 yıl. Şirketin yayınladığı 2020- 2027 arası 8 yıllık bilançoya göre 86,2 ton, 25 yılda ise 269 ton altın çıkartacaklar. (ÇED Raporu sayfa 199) Çıkarılacak gümüş ve bakır bu rakama dahil olmayıp, çıkarılacak altının değeri 23 milyar dolar iken şirketin maden ömrü boyunca Türk devletine ödeyeceği miktar 198 milyon dolar gibi komik bir rakam! Ancak devlet ayrıca %40 vergi indirimi de uyguluyor ve rakam 117 milyon dolara düşüyor !!! TÜRKİYE’DE TARIM BİTEBİLİR ! Erzincan -İliç altın madeni, siyanür atık havuzu AKTİF FAY HATTI üzerinde! ÇED Raporuna göre Çöpler- Munzur Kireç Taşı doğrultusunda iki ana fay hattı tarafından sınırlanmış durumda. Sabırlı Deresi bu fay hattı boyunca akmakta ve Prof. Naci Görür burada 7,4 büyüklüğünde bir deprem beklemektedir. Prof . İsmail Duman buradaki bir yarılma bu siyanürlü atıkların Fırat Nehri’ne ulaşması ve Atatürk, Keban, Karakaya barajlarına karışarak Türkiye’nin tarımını bitirmesi 10 saniye alacaktır uyarısında bulunuyor. Atık havuzunun Fırat Nehri ile arası 350 ve İliç ile arası ise sadece 650 metre mesafededir! Mevcut siyanür havuzu 66 milyon ton kapasiteli olup 640 futbol sahası büyüklüğündedir. Fırat nehrine sıfır mesafe yeni atık havuzu yapılmakta olup yerleri belirlenen 7 tane ile siyanürlü havuzların sayısı 9’a çıkacaktır! STRATEJİK MADENLERİMİZ (TORYUM, SELENYUM, TİTANYUM...) BEDAVAYA PEŞKEŞ ÇEKİLİYOR!!! Altın elde edilirken içinde olduğu tespit edilen, ayrıştırılan soy metaller toryum, titanyum, selenyum, osmiyum gibi gramının 10 binlerce dolar olduğu bilinen stratejik metallerin nereye gittiği, kimler tarafından alındığı, nerede kullanıldığı ise belli değil!!! İliç altın madeni 39 çeşit kimyasalın kullanıldığı dünyadaki tek projedir. 23 kimyasalın akciğer, karaciğer ve cilt kanseri ile doğrudan bağlantısı vardır! Bölgede son 1,5 yıldır ölenlerin tamamı kanser hastasıdır! Devlete taahhüt olarak 122 bin ton kimyasal kullanacaklarını taahhüt etmelerine rağmen sadece sülfürik asit girişi bile günlük 300 ton olarak tespit edilmiştir. Sülfürik asit dumanını doğrudan havaya salmaktadırlar ki bu ağır kanserojen maddedir. VE EN ACISI HİÇ BİR DENETİM, HİÇ BİR KAMUOYU İTİRAZI OLMAMASIDIR! İtiraz edin! Türk milleti kanser oluyor ve daha da çok olacak! Sadece İliç halkı değil Edirne’deki insanımız da kanser olacak! Çocuğumuz da torunumuz da olacak ! Ve ne uğruna bütün bu talan ve soygun? 25 yılda 100 milyarlarca dolar, altın, gümüş, bakır, selenyum, toryum’u alıp Türkiye’ye bırakacakları sadece 117 milyon dolar uğruna! PKK’YA, FETÖ’YE GİDEN BOMBALARIN PARASINI İLİÇ ÖDÜYOR!!! NEDEN BU MADENİ BENİM DEVLETİM TEMIZ ŞEKİLDE ÇIKARMIYOR DA MİLYARLARCA DOLAR YERİNE 117 MİLYON DOLAR VE KANSER, ÖLÜM BİZE KALIYOR? UYANIN VE VATANINIZA SAHİP ÇIKIN!!! #CumhuriyetçiVatanseverlerHareketi #SedatCezayirlioğlu #İsmailHakkıAtal #Erzincan #İliç #ÖlümBarajı #YüzYılınİhaneti #altınmadeni #Toryum #TürkiyeyiÖldürecekProje #6AralıktaİliçeGel

Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi

197,415 görüntüleme • 2 yıl önce

cvpgenelmerkez's profile picture

Müsavat Dervişoğlu'na, İYİ Parti'ye ve Türk aydınına tarihi çağrı: #DüşmanKuvvetiniDağıtalım Türkiye’nin bir bölücü açılım dayatılıyor! Mesele artık günlük siyasetin, parti hesaplarının ve seçim tartışmalarının çok ötesindedir; mesele Türkiye’nin birliği, Cumhuriyet’in geleceği ve Türk milletinin istiklalidir. Böyle bir dönemde herkes safını açıkça ortaya koymak zorundadır. Genel Başkanımız Serkan Öz, Veryansın TV’de yaptığı çağrıda İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’na ve İYİ Parti’ye seslenerek, bölücü açılıma karşı sorumluluk almaya ve güçlü bir siyasi cephe oluşturmaya davet etti. Türkiye’nin birliğini savunanların birbirinden uzak durma, bekleme veya seyretme lüksü yoktur. Bugün gereken, milletin önüne açık ve kararlı bir irade koymaktır. Bu çağrımız Türk aydınlarına, yazarlara, çizerlere ve fikir insanlarına da yöneliktir. Vatanın bütünlüğü söz konusu olduğunda susmak tarafsızlık değildir. Türkiye’nin geleceğini dert eden herkes, siyasi aktörlerin sorumluluk alması için sözünü söylemeli; bölücü açılıma karşı Türk milletinin ortak iradesinin yükselmesine katkı vermelidir. Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi olarak Türkiye’yi bölmeye yönelik her projenin karşısında duracak, birliğimizi ve bağımsızlığımızı savunmaktan bir santim geri durmayacağız.

Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi

16,951 görüntüleme • 1 ay önce

cvpgenelmerkez's profile picture

Serkan Öz: Bu hendek, çukur savaşları olduğu dönemde biz; 793 şehit vermişiz, 3800 küsür de gazimiz var. Bedel ödeyen, yanında arkadaşları şehit düşen ve gazi olan Özel Kuvvetlerden adam diyor ki; biz gittik, ölmekse ölmek dedik, bombanın üstüne gittik. Buradaki PKK ve PKK unsurlarının hepsini köküne kadar temizledik geldik. Şimdi bölgeye gidiyoruz %70'le, %80'le PKK iltisaklı belediyeler geri kazanıyor! Bunu Türk devleti nasıl açıklayacak? Ben çoluk çocuğumu veriyorum, feda ediyorum dönüyor, dönüyor PKK kazanıyor burada "NORMAL OLMAYAN" birşey var! Sen işin ekonomisini, sosyolojisini, Türk milletiyle ortak kaderi kuracak ağları niye örmüyorsun? Benim bebemi sen yolda mı buldun kardeşim,toplayıp toplayıp merminin önüne süreceksin? Oradaki Kürt halkının Türk vatandaşlarıyla birebir kader birliklerimiz, dostluklarımız oldu. Kendi Türk milletinden sayan, Ne mutlu Türküm diyen arkadaşlarımızla... Türk devleti burada olmuş olsa, burada terör unsurları ayakta kalamaz! Ne yapıyorsunuz da kazanan yine terör, kazanan yine ayrılıkçı unsurlar, kazanan yine tarikat ve cemaatler oluyor? Bir şehit ailesi, bir şehidin silah arkadaşı diyor ki; ben gittim, savaştım, ateş ettim, mermi yedim ama 5 yıl sonra yine gittim hikaye aynı yerde! Bu adama Türk devleti, Türk milleti ne diyeceğiz? Yazık günah değil mi bu arkadaşlarımıza? Bunların sayesinde memlekette oturabiliyoruz, kalkabiliyoruz, gezebiliyoruz. Sen bu adamı nasıl psikolojik buhrana sokarsın? Gidiyon, gidiyon kaleyi alıyorsun, dönüyorsun bi bakıyorsun yine Amerikan bayrağı, yine PKK bayrağı! Burayı bir çalışmak ve konuşmak lazım! #SerkanÖz Dr. Abdullah Manaz Veryansın Tv #CumhuriyetçiVatanseverler

Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi

89,232 görüntüleme • 2 yıl önce