Herodot Diyor Ki's banner
Herodot Diyor Ki's profile picture

Herodot Diyor Ki

@HerodotDiyorKii18,097 subscribers

Tarihçilerin Piri Bodrumlu Herodot'un aziz hatırasına Ruhu Tanrı Dağlarında bedeni İstanbul'da bir Türk Alayına İsyan Özel sektörde bir amele

Shorts

Hangi filmin çekimi bilmiyorum ama tsunami filmleri böyle çekiliyormuş

Hangi filmin çekimi bilmiyorum ama tsunami filmleri böyle çekiliyormuş

466,746 görüntüleme

Adı Melek Çetinkaya "Fetullah Gülen'i tanımadığım için Fetullah Gülen teröristtir diyemiyorum" demişti. Önce darbeci oğlu Furkan Çetinkaya'yı yurtdışına kaçırdı ardından kendisi kaçtı. Şimdilerde Almanya'da. Fetullahçılar propagandalarını yapan militanlarını harcamıyor

Adı Melek Çetinkaya "Fetullah Gülen'i tanımadığım için Fetullah Gülen teröristtir diyemiyorum" demişti. Önce darbeci oğlu Furkan Çetinkaya'yı yurtdışına kaçırdı ardından kendisi kaçtı. Şimdilerde Almanya'da. Fetullahçılar propagandalarını yapan militanlarını harcamıyor

106,098 görüntüleme

Kadir İnanır, aparatı olduğu ilk çözüm sürecinde terörist Abdullah Öcalan için; "Abdullah Öcalan'ın bu süreçteki önemini kabul etmek zorundayız. O gerçekten halkının önderi, kendi halkının lideri" diyor.

Kadir İnanır, aparatı olduğu ilk çözüm sürecinde terörist Abdullah Öcalan için; "Abdullah Öcalan'ın bu süreçteki önemini kabul etmek zorundayız. O gerçekten halkının önderi, kendi halkının lideri" diyor.

13,388 görüntüleme

Videos

HerodotDiyorKii's profile picture

“Tarikatların hastane sahibi olması o kadar tehlikelidir” Katıldığı Halk TV yayınında konuşan yazar Sait Çamlıca; Ümraniye'de belki bilirsiniz Hisar Hastanesi var. Hisar Hastanesi'nin sahibi Süleymancılardır. Ben o bölgede otururken hatta bir çay muhabbeti esnasında bir arkadaşım o cenazenin olduğu hafta bana demişti ki morgda bekleyen polisler ceset kokusundan rahatsız olmuşlar demişti. Yani günlerce şeyde bekletildiğini ben o zamanlarda da duymuştum. Ama şimdi asıl bu günlerden sonra göreceğiniz o rapor çıkınca muhtemelen gündeme getireceksiniz bunu. O beyin kanamasından öldü raporunun imzasını atan cemaatin kurmuş olduğu Hisar Hastanesi'nin doktorlarıdır. Hisar Hastanesi'nin çalışanları ve doktorları da bu rapordan sonra muhtemelen böyle bir operasyona tabi olacaklar. Yani burada asıl dikkat çekmek istediğim şeylerden birisi şu. İşte cemaat ve tarikatların neredeyse tamamının hastanesi vardır. Yani normalde bir vakıf, cemaat, dernek, dini grup hastaneyi fakir fukarayı bedava muayene etmek için açması gerekirken İstanbul'un en pahalı hastanelerinden birisidir Hisar Hastanesi. Mesela menzilcilerin de İstanbul'da hastanesi var. Emret Seydam'ın kısaltışı olan Emse-i Hastanesi. Yine İstanbul'un en lüks ve en pahalı hastanelerinden bir tanesidir. Yani tarikatların hepsinin hastane sahibi olması bence bu cemaat-tarikat operasyonları içerisinde gündeme getirilmesi gereken şeylerden bir tanesidir. 10 yıl önceki otopsi raporunu bugün devlet ciddiye almıyorsa bunun sebeplerinden birisi de odur işte. Yani düşünün İrem Hanım, bu öyle tehlikeli ki beni öldürseler, hastanede muayene etseler, zehirlemiş olsalar bile beyin kanaması, kalp krizi diyecekler. Beni hiç kimse savunmaz ki. Tarikatların hastane sahibi olması o kadar tehlikelidir.

Herodot Diyor Ki

142,880 görüntüleme • 1 gün önce

HerodotDiyorKii's profile picture

Halk TV’de Süleymancılar hakkında konuşan araştırmacı yazar Sait Çamlıca; Milletten para toplamak dışında bir iş yapmayan, topladıkları paralara gerekçe olarak da öğrencilere yurt yapıp, yurtlarda öğrencilere Kur'an-ı Kerim öğrettiğini göstermelik eğitimleri yapan bir yapı bu aslında. Süleymancıların kurucusu aslında 2000 yılında ölmüş olan Kemal Kaçar'dır. Yani cemaati holdingleşmeye, her şehirde yurt açmaya götürecek kadar cemaati büyüten kişi Kemal Kaçar'dır. 1980 darbesinden sonra özellikle Kenan Evren, dönemin Diyanet İşleri Başkanlığı, açıktan Süleymancılara karşı mücadele etmeye çalıştı. Süleymancılar bu kendilerini saklama konusunda Türkiye'deki en profesyonel cemaatlerden bir tanesidir. Kemal Kaçar'ın bir dini liderden çok siyasetçi olarak sosyal medyada karşınıza çıkar. Çünkü Kemal Kaçar 1960'lı yıllardan 1990'lı yıllara kadar defalarca milletvekili olmuş, farklı partilerden aday olmuş. Kim kendilerine arsa tarla verirse ona oy vermiş bir yapıdır Süleymancılar. Yani Süleymancıların aslında bir partisi yoktur. Bir tane partiler var o da menfaat partisidir. Özellikle belediye seçimlerinde 90'larda da aynısını yapıyordular. Belediye seçimlerinde kapılarına gelen bütün adaylara biz sizi destekleriz ama şartımız bize filanca arsayı vereceksiniz, şu tarlayı vereceksiniz, şu binamıza ruhsat vereceksiniz şartını koşarlar. Seçime giren 5 adaydan hangisi kazanırsa kazansın yanına gidip biz desteklediğimiz için kazandınız. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra FETÖ'den atılmış olan öğretmenlerin önemli bir kısmı özellikle İstanbul'da Süleymancı yurtlarında üniversiteye hazırlık dersleri verdiler öğrencilere. Bütün cemaatlerin nihai amacı devleti. Bakın şu cümleyi ben sık kullanıyorum. Cemaat ve tarikatların amacı devleti yönetmek değil. Devleti yönetenleri yönetmek. Devleti yönetenlerin elinden kendileri için imkan devşirmek. Arsa devşirmek, bina devşirmek ve kendi adamlarını devletin önemli yerlerine yerleştirmek. Süleymancıların iyi organize olduğu yerlerde birisi diyanettir mesela. Yani diyanette birçok din görevlisi maaşını diyanetten alıp, hizmetini, emeğini, birikimini, çevresini cemaati için kullanan imam çoktur Türkiye'de. FETÖ'cü öğretmenler ya da FETÖ'cü askerler dışarıda oturup konuştuğunuz zaman sessiz, sakin, efendi insanlar olarak görünürler. Ne zaman ki putlarına dokunduğunuz zaman içlerindeki canavar ortaya çıkar, vahşi bir tarafları ortaya çıkar. Şimdi Süleymancıların da başına dokunulduğu için onlar da bu tür eylemler yapmaya devam edecekler. Ama FETÖ'den umarım ders almıştılar. Devletle, milletle savaşarak hiçbir yere gelemezler. Umarım diğer cemaatler bu süreçten ders alırlar. Çünkü farkındaysanız cemaatlerin çoğunda son yıllarda ciddi bir pasta kavgası var. Yani Anadolu insanları Avrupa'da yaşayan Türkler ve Müslümanlar dahil çocuklarına artık FETÖ yapılanmalarına göndermediği için Süleymancıların önü daha çok açıldı. Süleymancıların yurt yapmalarına, eğitim faaliyetlerine ağırlık vermelerinin önü daha fazla açıldı. Yurt dışında da 70 milyon Euro'luk bir binadan bahsediyoruz. Yani bu rakam kaçırılan rakamı düşünsenize 100 milyar Türk Lirası'nın yurt dışına kaçırıldığı masraf raporlarına düşmüş. Yani bu rakamlar korkunç rakamlar. Onun için şimdi herkes unutuyor da cemaatlerin çoğu paralel bir din değildir sadece. Aynı zamanda paralel bir devlettir. Ama Anadolu insanları olarak ben kişisel olarak da hepimiz için söylüyorum. Bu operasyonlara sevinmemiz gerektiğini düşünüyorum. Devamının gelmesi için çabalamamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bizim insan kaybetmeye daha fazla zamanımız yok. Yani çocuklarımızı 13-14 yaşındaki çocukları alıp vatana millete değil cemaatine ve cemaatin anlattığı dini yapılara hizmet eden mankurtlara dönüştüren bu yapıların bitirilmesi gerekiyor. Yani ben mesela 15 Temmuz ile ilgili hep şeyi söyledim. Çanakkale Savaşı'ndan sonra Anadolu insanının en büyük yetişmiş insan kaybıdır. FETÖ meselesi. Yani bir F-16 pilotunun yetişme maliyeti 16 milyon dolar. Bir pilot kolay yetişmiyor ama o pilot senin aldığın uçakla senin silahınla seni vurdu. Yani onun için bu tür yapılanmalara mücadele ediyor olmasına sevinmek, mücadele edenlere destek vermek gerekiyor. Tabii ki geç kalındığını düşünüyorum. Yani ben hatta Diyanet'in bu konuda hala niye konuşmadığından çok rahatsız olanlardan bir tanesiyim. Bütün mesele devleti yönetenlerin uyanık olması değil tek başına milletimizin de vatandaşın da biraz uyanık olması gerekiyor. Yani çocuğunu emanet ettiği yere niye emanet ediyor orada ne öğreniyor çocuk bunu bilmesi gerekiyor. Kurban bağışını yaptığı yere nereye kurban bağışı yaptığını oturup dikkat etmesi gerekiyor. Yani cebinizdeki parayı evladınızı emanet ettiği yere anne baba dikkat etmeyince devlet de bir yerden sonra baş edemez. Yani onun için hem devletin uyanık bilinçli olması gerekiyor hem de vatandaşımızın artık bunu öğrenmesi gerekiyor. Allah'tan kitaptan bahseden herkese çoluğunuzu çocuğunuzu emanet edemeyeceğiniz gibi paranızı da emanet edemezsiniz. Yani 3 tane oy uğruna ne olduğunu bilmediğiniz nerede bağlantılar olduğunu bilmediğiniz insanlara yüz vermenin hiçbir anlamı yok. Bütün siyasetçiler için söylüyorum sağcısı solcusu fark etmez. Cemaat ve tarikatlara muhtaç hareket eden siyasetçiler cemaat ve tarikatların elinde oyuncak olmaya mecburdurlar. Mahkum olurlar onlar. Onun için hiç kimse elini bu adamlara kaptırmasın. Biz millet olarak çocuklarımızla gençlerimizle birikimimizle çok güzel şeyler yapabilecek bir altyapıya sahibiz. İnşallah çocukların gençlerin kıymetini hep beraber bilir bilir bu tür yapılardan çocuklarımızı kurtararak yolumuza devam ederiz.

Herodot Diyor Ki

348,863 görüntüleme • 6 gün önce

HerodotDiyorKii's profile picture

İnsanı kahreden görüntüler Yıllardır haber alınamayan Türk askerleri Devlet şehit saydı Yıllardır ne aziz naaşlarına ulaşılabildi Ne de bir kabirleri var. Teröristler geri dönecek ama o askerler geri dönemeyecek 1- Jandarma Er Doğan Yaman: 20 Temmuz 1992’de, Hakkari’nin Çukurca ilçesi Sivritepe Jandarma Karakolu’nda kaçırıldı. Kendisinden bir daha haber alınmadı. Daha sonra şehit kabul edildi 2- Piyade Komando Çavuş Levent Yabangülü: 27 Kasım 1998’de Türkiye Irak sınırında görev yapan helikopter, PKK terör örgütü tarafından vuruldu. Helikopterin düştüğü yerde yapılan aramalarda 16 cenazeye ulaşıldı ancak Levent Yabangülü’nün cenazesi bulunamadı. Yabangülü’nden de o günden sonra bir daha haber alınamadı. Şehit kabul edildi. 3- Jandarma Er Engin Ekşi: Şırnak’ın Uludere ilçesinde bulunan Taşdelen Karakoluna PKK terör örgütü tarafından 16 Mayıs 1992’de düzenlenen terör saldırısında kaçırıldı. Bir daha haber alınamayan Ekşi, şehit kabul edildi. 4- Jandarma Er Aydın Şahin: Şırnak’ın Uludere ilçesinde bulunan Taşdelen Karakoluna PKK terör örgütü tarafından 16 Mayıs 1992’de düzenlenen terör saldırısında Engin Ekşi ile birlikte kaçırıldı. Bir daha haber alınamayan asker şehit kabul edildi. 5- Jandarma Er Mehmet Karaca: Van Özel Harekat Grup Başkanlığı / Jandarma Komando Tabur Komutanlığı bünyesinde vatani görevini yapmaktaydı. 7 Nisan 1995’te sınır ötesi harekat sırasında Metina Dağları eteklerinde komando bölüğüne yapılan PKK terör örgütü saldırısında kaçırıldı. Bir daha haber alınamayan asker şehit kabul edildi. 6- Jandarma Komando Er Murat Fatih Diktaş: Van Özel Harekat Grup Başkanlığı / Jandarma Komando Tabur Komutanlığı bünyesinde vatani görevini yapmaktaydı. 7 Nisan 1995’te yapılan sınır ötesi harekat sırasında Metina Dağları eteklerinde komando bölüğüne yapılan PKK terör örgütü saldırısında kaçırıldı. Bir daha haber alınamayan asker şehit kabul edildi. 7- Jandarma Er Yunus Çaça: Van Özel Harekat Grup Başkanlığı / Jandarma Komando Tabur Komutanlığı bünyesinde vatani görevini yapmaktaydı.7 Nisan 1995’te yapılan sınır ötesi harekat sırasında Metina Dağları eteklerinde komando bölüğüne yapılan PKK terör örgütü saldırısında kaçırıldı. Bir daha haber alınamayan asker şehit kabul edildi. 8- Jandarma Astsubay Kıdemli Çavuş Yaşar Gökçe: 24 Ağustos 1992’de Batman - Sason Karayolunu kesen PKK terör örgütü üyesi teröristler tarafından arabası durdurularak eşi Günnur Gökçe’nin gözleri önünde kaçırıldı. 1 yıllık evli olan Gökçe’den bir daha haber alınamadı ve şehit kabul edildi. 9- Jandarma Er İrfan Beder: 20 Temmuz 1992’de, Hakkari’nin Çukurca ilçesindeki Sivritepe Jandarma Karakolu’na yapışan PKK terör örgütü saldırısında PKK tarafından kaçırıldı. Bir daha haber alınamayan asker şehit kabul edildi. 10- Mesut Işık: Şırnak Kömür İşletmelerinde bekçi olarak çalışırken PKK terör örgütü üyesi teröristler tarafından kaçırıldı. Bir daha kendisinden haber alınmadı. 11- Jandarma Er İzzettin Açış: 8 Haziran 1992’de vatani görevini yaptığı Siirt'in Eruh ilçesine bağlı Tünekpınar köyü jandarma karakoluna düzenlenen PKK terör örgütü saldırısında çatışmada yaralandı ve sonrasında PKK terör örgütü tarafından kaçırıldı. Bir daha haber alınamayan asker şehit kabul edildi. PKK terör örgütü üyeleri Çerçeve yasa denilen ihanet düzenlemesiyle ailelerinin yanına geri dönebilecek. Ancak PKK terör örgütünün alçak saldırılarında kaçırılan ve yıllardır haber alınamayan askerlerimiz var. Yıllardır haber alınamadığı için mahkemeden gaiplik kararı çıkartılıp şehit kabul edildiler. Nasıl şehit edildikleri ve aziz bedenlerinin nerede olduğu bilinmeyen bu askerlerimiz artık geri dönemeyecek. Türk askerinin geri gelemediği bir dünyada terör örgütü militanlarına hayat hakkı tanımak, onların geri dönmelerini yasayla güvence altına almak hainliktir.

Herodot Diyor Ki

499,266 görüntüleme • 9 gün önce

HerodotDiyorKii's profile picture

Süleymancıların 2016'da hayatını kaybeden lideri Ahmet Arif Denizolgun Alihan Kuriş tarafından öldürüldü mü? Mavi Takkeliler Süleymancılar belgeseli 2016'da cemaatin lideri Ahmet Arif Denizolgun sağlığı yerindeyken Beykoz'daki çiftliğinde birden ölü bulundu. Tarih 15 Temmuz darbe girişiminden 2 ay sonra. 36 saat kimse yanına girmedi. 36 saat kimse bu adama ne oldu demedi. 36 saat sonra birden yanına girme gereği hissettiler ve öldüğünü gördüler. Polis çağırdılar. Polis saatler sonra oraya geldi. Olay yeri inceleme bir takım deliller toplayarak rapor hazırladı. Bu raporu Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığına verdi. Başsavcılık bir bilgilendirme notu hazırladı. Ve bu bilgilendirme notunda Ahmet Arif Denizolgun'un şüpheli şekilde öldüğü belirtildi. Ağzından hala 36 saat sonra dahi kan gelmeye devam ediyor. Köpük geliyor. Boğazında da darp izleri var. O dönem yanında olan bazı kişiler ortada yok. Kaçmış, firar etmiş. Bu da şüpheli bir durumdur. Yani böylesine bir lider bakanlık yapmış, milletvekilliği yapmış, bütün dünyada faaliyet yürüten bir cemaatin lideri evinin çok yüksek derecede üst düzey bir güvenlikle korunması gerekirken çiftliğin kapısının anahtarı kilidin üstünde olur. Ve çok ilginç, Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığının bu şüpheli ölüm notuna rağmen adli tıp ölüm normaldir diyerek üstünü örtüyor. Ve herhangi bir soruşturma açılmıyor. İddia o ki 15 Temmuz darbe girişiminden sonra devlet, hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan, Süleymancıların lideri Ahmet Arif Denizolgun'la görüştü. Destek istedi devletin FETÖ ile etkin bir mücadele yürüteceğini. Bunun için de Süleymancıların desteğini istediğini belirtti. Ahmet Arif Denizolgun tamam dedi. Fakat bundan rahatsız olan FETÖ bağlantılı bir kesim, Ahmet Arif Denizolgun'u cemaatin liderliğinden öldürerek indirdi. Bu iddiayı bizzat Fatih Süleyman Denizolgun ortaya attı. Ve biz araştırdık, öğrendik ki Alihan Kuriş, cemaatin çeşitli hocalarıyla lider olmadan önce hem Türkiye'de hem yurt dışında özellikle de Kanada'da bazı FETÖ bağlantılı isimlerle toplantılar yaptı. Ve bu toplantılarda Alihan'ın lider olması kararlaştırıldı. Ki Alihan Kuriş kim? Aslında göz önünde olan biri değil. Hatta iddia o ki cemaatin siyasi ve ticari ilişkilerini kendi menfaatleri için kullanan ve bu yolla zenginleşen birisi olduğu için Ahmet Arif Denizolgun döneminde yasaklanmış bir kişi. Ve bu kişi yaptığı çeşitli gizli toplantıların ardından cemaatin başına şüpheli bir şekilde geçti. İşte bu toplantılarda yer alanlardan biri de AG, cemaatin merkez yurdunun en önemli hocası. Uzun yıllardır merkezde görevli, FETÖ bağlantılı, Hidayet Karaca'nın evine gidip namaz kıldıran AG, Alihan Kuriş'i lider yapan isimlerden birisi. Biz bu tarihten itibaren bakıyoruz. Siyasi olarak cemaat açıktan tavır belirtiyor. İyi Parti'ye destek veriyor. İyi Parti'ye pek çok yerde belediye kazandırıyor. İyi Parti'ye pek çok yerde milletvekili kazandırıyor. Daha sonra CHP ile iş birliği yapıyor. CHP'de özellikle Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş, Antalya'da, İstanbul'da, Beykoz'da, Üsküdar'da, Tuzla'da, Beyoğlu'nda CHP ile açıktan iş birliği yapıyor. Bunun karşılığında hem siyasi hem ticari menfaat elde ediyor. Belediyelere kendi kadrolarını sokuyorlar. Özellikle İBB'de, Üsküdar'da, Beykoz'da, Ankara'da, Antalya'da, Alanya'da çok fazla belediye çalışan Süleymancılardan oluşuyor. Uzun yıllar cemaatin içinde bulunmuş pek çok kişi, Alihan Kuruş hakkında suç duyurusunda bulunuyor. Hem dolandırıcılık suçu, mali suçlar, şüpheli ölüm suçları, suikast suçları, cemaat yurtlarında işkence, dayak, mobbing, baskı, tehdit, şantaj, hırsızlık, silahlı tehdit. Ortada büyük bir suç ve terör faaliyeti var. Bu terör faaliyetine destek var. Ortak olmalar, iş birliği var. Yapılan pek çok suç duyurusu var. Hem devlet içindeki kaynaklardan edindiğimiz bilgeye göre, hem cemaat içindeki önemli yöneticilerden öğrendiğimiz bilgeye göre, Alihan Kuruş ve yönetimine devlet operasyon yapmaya hazırlanıyor. Fatih Süleyman Denizolgu'nun 2021'de de bir operasyonu yapılacağı, ancak devlet içerisindeki bazı bürokratların buna engel olduğunu söylemişti. Şimdi biz yeni bir bilgiyi açıklıyoruz. Hükümete yakın üst düzey yöneticiler yeni bir talimat verdi ve yargıda şu an Süleymancılarla ilgili bir dosya hazırlanıyor. Çağlayan da özellikle örgütlü suçlar ve terörle mücadele suçlarda bir iddianame hazırlanıyor. Süleymancılara operasyon yakın. Fatih Süleyman Denizolgu'nun Alihan Kuruş'un bu durumdan haberdar olduğu, bilgisi olduğu, farkında olduğunu belirtiyor ve Alihan Kuruş'un Hollanda'ya kaçmaya hazırlandığını söylüyor. Devletin raporları Türkiye'de uyarıyor. Vatandaşları uyarıyor. Biz de uyarıyoruz. Süleymancılar cemaati Türk milletini ve Türk devletini tehdit eden bir konuma geldi. Artık bu yapıya karşı FETÖ'yle mücadele edildiği gibi etkin mücadele edilmeli. Çünkü hala bugün yargı içinde de, emniyet içinde de Süleymancılar faaliyet yürütüyor. Bunu bizzat emniyet mensuplarımız söylüyor. Mesela Adnan Oktar örgütüne operasyon yapan dönemin İstanbul Mali suçlarla mücadele şube müdürü Furkan Sezer bizzat şunu söyledi. Darbe girişiminden sonra emniyete giren rütbeli polislerin %20'si Süleymancıyım diyerek girdi. Başka bir delil, aydınlık bir fotoğraf yayınladı. O fotoğrafta dönemin Silifke Cumhuriyet Başsavcısı Selman Eskiler, cemaatin lideri Alihan Kuruş'un bir adım arkasında boynunu bükmüş, ellerini önden bağlamış şekilde ona hürmet edercesine yanında yürüyor. Bizim o fotoğrafı yayınlamamızdan sonra yargı harekete geçti ve Selman Eskiler'in görev yeri değiştirildi. Ve görevi düşürüldü. Başsavcılıktan savcılığa düşürüldü. Mersin'den Niğde'ye gönderildi. Aslında bir sürgün göreve gönderildi. Ama biz şunu görüyoruz. Süleymancılar bugün hala devlet içinde, emniyet içinde, yargı içerisinde aynı FETÖ vari taktiklerle faaliyet yürütmeye devam ediyorlar. Şırnak Üniversitesi'nde FETÖ yapılanmasını ortaya çıkardığımızda bizim karşımıza önemli bir bilgi çıkmıştı. Cemaat'in, üniversite içindeki en önemli elemanı, Bedirhan Önem'in bilgi kaynakları, en önemli yanındaki adamlar Süleymancıydı. Hem üniversitede hem emniyette. Ona bilgi aktaran kişiler Süleymancıydı. O bilgileri Almanya'da firari FETÖ'cü Cevheri Güven'e gönderen kişi Süleymancıydı. Bunların hepsini topladığımızda Süleymancıların nasıl tehlikeli bir yapı olduğunu, devlet içinde hala paralel bir faaliyet yürüttüğünü, FETÖ vari yöntemlerle çalıştığını görüyoruz. Bu tehlikeye, bu tehdide karşı Türk milletinin bilinçli olması lazım. Türk devletinin de artık etkin mücadele ederek müdahale etmesi lazım.

Herodot Diyor Ki

312,309 görüntüleme • 7 gün önce

HerodotDiyorKii's profile picture

Dönemin I. Ordu Komutanı Orgeneral Ümit Dündar İstanbul’da Zekai Aksakallı Ankara’da darbenin seyrini değiştiren iki kilit isim oldu. Ümit Dündar, darbe girişiminin sabahında böyle konuşmuştu; Ben Orgeneral Ümit Dündar. Son gelişmelerle ilgili olarak sizlere bazı bilgileri ifade edeceğim. 15 Temmuz 2016 tarihinde saat 22.00 sıralarından itibaren İstanbul ve Ankara başta olmak üzere Türkiye'nin muhtelif şehirlerinde emir komuta zinciri dışında bir askeri hareketlik başlamıştır. Kısa sürede yapılan bir değerlendirme sonucunda bu hareketliliğin Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yuvalanmış olan çeşitli rütbelerden bir grup asker tarafından başlatılan bir darbe girişimi olduğu anlaşılmıştır. Genelkurmay Karargahı'nda ve diğer görevlerdeki çok sayıda komutan darbe teşebbüsünde bulunan kişiler tarafından ele geçirilerek ilk anda bilinmeyen yerlere götürülmüşlerdir. Ankara ve İstanbul yanında çeşitli şehirlerimizde de devlet kurumlarını ve yönetimi ele geçirmeye yönelik faaliyetler tespih edilmiştir. Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve bazı zırhlı birlik unsurlarının ağırlıklı olarak içerisinde yer aldığı görülen darbe teşebbüsü Türk Silahlı Kuvvetleri emir ve komuta zinciri tarafından ilk andan itibaren reddedilmiştir. Bu durum darbecilerin medya ve internet gibi informasyon araçlarıyla giriştikleri algı operasyonunu kısa sürede çökertmiştir. Cumhurbaşkanımız ve Başkomutanımız, Başbakanımız, Bakanlarımız, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerimiz Türk Silahlı Kuvvetleri ile tam bir dayanışma içerisinde demokrasinin ve hukuk devletinin yanında yer alarak bu darbe girişimini önlemişlerdir. Darbe teşebbüsünün anlaşılmasına itibaren milletimiz sokaklara inerek, tanklarının önüne geçerek, meydanı darbecilere bırakmayarak demokrasimize ve cumhuriyetimize sahip çıkmışlardır. Gerek emniyet teşkilatımız, gerekse savcılarımız darbe teşebbüsü karşısında gereken tedbirleri süratle alarak sürecin önünü kesmişlerdir. Devleti ve milletiyle el ele veren, tarihi bir dayanışma örneği sergileyen Türkiye bu darbe girişimini akamete uğratmıştır. Ancak bu girişim sırasında Türkiye maalesef kendi meclisini, kendi kurumlarını bombalayan, kendi vatandaşına kurşun sıkan bir grubun cinnetine şahit olmuştur. Ülkesini koruması için kendisine emanet edilen silahları, kendisine çevirenlerin sergiledikleri alçaklığı bu millet asla unutmayacaktır. Azim ve kararlılıkla devletine sahip çıkan milletimizin her bir ferdine şükranlarımızı sunuyoruz. Milletimizin asla endişesi olmasın ki Türkiye darbeler ve cuntalar dönemini bir daha açılmamak üzere kapatmıştır. Şu ana kadar darbe teşebbüsüne karıştığı tespit edilen Ankara'da Jandarma Okullar Komutanlığı görevini yürüten Tuğgeneral Sadık Köroğlu ve İstanbul'da 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı görevini yürüten Tuğgeneral Özkan Aydoğdu başta olmak üzere toplam 1563 asker tutuklanmıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri olarak darbeye karışan herkesle birlikte paralel devlet yapılanması mensuplarının tamamını ordumuzdan temizlenmesi konusunda kararlı olduğumuzu açıklıkla ifade etmek isterim. Devletine ve milletine ihanet eden hiç kimse cezasız kalmayacaktır. Türk Silahlı Kuvvetleri demokratik hukuk devletinde olması gerektiği gibi milletinin emrinde bir kurum olarak çalışmaya devam edecektir.

Herodot Diyor Ki

149,569 görüntüleme • 5 gün önce

HerodotDiyorKii's profile picture

Fetullahçıların 11 yıldır sığındığı keskin nişancı yalanı 15 Temmuz 2016’daki Fetullahçı darbe girişimi sonrasında Fetullahçı teröristler, Boğaziçi Köprüsü’nde 34 kişinin darbecilerce canice katledilmesini örtbas etmek ve yaşananlara gölge düşürmek için köprü ayaklarının tepesinde keskin nişancı olduğu yalanına sığındı. Fetullahçı teröristlerin ne kadar korkunç katliamlar yaptığını göstermek için iktidara yakın basın kuruluşları da köprüde Fetullahçı keskin nişancı vardı diye haber yaptı. Fetullahçıların zaten yaptığı yüzlerce korkunç ve canice olay varken bir de keskin nişancı masalı uydurdular. Allah’tan dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, meclis darbeyi araştırma komisyona verdiği ifadede köprü ayaklarında keskin nişancı olmadığını söyledi. Ayrıca köprü davasının iddianamesinde de keskin nişancı olmadığı net bir şekilde anlatıldı da iktidar kanadı bu yalanı bıraktı. Ancak Fetullahçı teröristler ısrarla o dönemki adıyla Boğaziçi Köprüsü şimdiki adı 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde keskin nişancı vardı yalanını sürdürmeye devam ediyor. Ayrıca Köprüyü Fetullahçı teröristler kapatmışken herhangi bir keskin nişancının oraya nasıl çıkacağını bile düşünemiyorlar. Köprünün işgaliyle ilgili hazırlanan iddianamede köprü üzerinde keskin nişancı olduğu iddialarına da son nokta koyuldu. Keskin nişancı olduğu iddia edilen nesnenin aslında kuleye ait üzeri branda ile kapatılmış vinç olduğu belirtildi. Fotoğrafa da yer verilen iddianamede şu bilgilere yer aldı: “Bazı medya ve vatandaşlar tarafından köprünün Beylerbeyi Kulelerinin üst tarafından keskin nişancı tarafından ateş edildiği söylenmesi üzerine köprü kulesine çıkılarak kontrol edilmiş, aşağıdan bakılınca insan gibi görünen nesnenin üzeri branda ile kapatılmış kuleye ait vinç olduğu tespit edilmiştir” denildi. 16 Temmuz 2026 tarihinde çekilen bu kısa görüntü de köprüde keskin nişancı olmadığını net bir şekilde gösteriyor. Ama don koklamayı, Fetullah Gülen adlı teröristin artık çayını içmeyi marifet sanan Fetullahçılar mankurtlaştıkları için kafaları bir halt almıyor.

Herodot Diyor Ki

129,079 görüntüleme • 11 gün önce

HerodotDiyorKii's profile picture

15 Temmuz'u nasıl da eniklerine müjdeliyor 14 Haziran 2016'dan hemen sonra Kanada'ya kaçan Fetullahçı terörist Prof. Dr. Osman Özsoy, 15 Temmuz 2016'daki Fetullahçı darbe girişiminden önce terör örgütünün yayın organlarında 14 Haziran 2016'da "Profesör olacağıma keşke albay olsaydım diyerek darbenin mesajını Fetullahçılara veriyor. Fetullahçı terörist Osman Özsoy, "Bakın bu süreci 3-5 tane yiğit adam sona erdirir. Biraz daha gitsin böyle, onda problem yok. Zaten AK Parti seçiminde yüzde 60 da oy alsa, bu dönem ve bu süreç bitmiştir. Herkes bunu bir defa bilsin. Yaşadığımız şeylerin oyla, sepetle, sandıkla bir alakası yok. Bakın bu süreçlerini tamamen bitirmek çok kolay. Yani bu çok kolay bir şey bu. Bu süreç çok yakın sürede Allah'ın izniyle sona erecek. Ben profesör olacağıma keşke bir albay olsaymışım mesela, bu süreçte daha fazla katkım olurdu. Bir albay olacaktım ben. Bu ülkeye daha fazla hizmet ederdim şu an. Bakın bu iş böyle gitmeyecek. Bak ben siyaset bilim profesörüyüm ya. Bu %50 destek yarın öbür gün hemen tersine döner. Ya alt yazı geçin televizyon kanallarından Yarın sokağa çıkma yasağı var diye. Bakın sokağa çıkıyorlar mı? Bütün darbeler cuma günü oluyor. Hocaların evleri cami avlusundadır. Namaza bile geçmezler korkularında. Türkiye'de insanların demokrasi sayesinde çıkmak gibi bir hassasiyeti bir şey yok. Bunlar kuru kalabalıklar. Bir tane sağcı aydın bile çıkmayacaktır yine bakın. Buna itiraz etmeyecektir.

Herodot Diyor Ki

103,037 görüntüleme • 13 gün önce