
İstanbul’un Sineması
@istanblsinema • 30,106 subscribers
Sinema-Kent İlişkisinde İstanbul
Shorts
Videos

Ömer Kavur’un Gece Yolculuğu (1987) filminde yönetmen Ali, 12 Eylül darbesinin yarattığı toplumsal yıkımın gölgesinde sinema piyasasına ve kentin yozlaşmasına karşı varoluşsal bir kriz yaşarken, bu ruhsal çöküşün en net tezahürü Tarlabaşı’nda yürüdüğü ve kentin yıkımıyla yüzleştiği sahnedir. 1980’lerin ortasındaki kentsel dönüşümle kimliğini yitiren Tarlabaşı'nın tekinsiz sokakları, Ali’nin genç yaşta kaybettiği kardeşinin travmasıyla yüzleştiği hapsedici bir hafıza mekanına dönüşür. Tarlabaşı’nın somutlaştırdığı bu boğucu ve kasvetli İstanbul atmosferi, Ali için bu şehri artık içinde yaşanmaz ve kaçılması gereken bir yer haline getirir.
İstanbul’un Sineması109,983 просмотров • 5 дней назад

Memduh Ün’ün, Türk sinemasının en büyük başyapıtları arasında kabul edilen 1958 yapımı siyah-beyaz orijinal Üç Arkadaş filminde, sokak fotoğrafçısı Artin ve onun taşıdığı "İstanbul Hatırası" yazılı fon bezi, sinemamızın en ikonik görsel imgelerinden birini oluşturur. Büyük usta Salih Tozan tarafından canlandırılan Artin, İstanbul meydanlarında kurduğu seyyar alaminüt fotoğraf tezgahıyla ekmeğini kazanır. Artin'in tezgahının arkasına gururla astığı, üzerinde "İstanbul Hatırası" yazan o mütevazı fon perdesi; şehre gelen askerlerin, taşralıların ve aşıkların memleketlerine gönderecekleri somut birer anıya dönüşürken, aslında filmin geneline yayılan o naif eski İstanbul ruhunu da doğrudan sembolize eder.
İstanbul’un Sineması98,971 просмотров • 8 дней назад

Yönetmenliğini Atıf Yılmaz’ın üstlendiği, Aka Gündüz'ün eserinden sinemaya aktarılan Bir Şoförün Gizli Defteri (1958) filminde İnci Pastanesi; Çiler’in (Çolpan İlhan) arkadaşlarıyla ayakta profiterol yiyip kendi yaşadığı semt olan Kasımpaşa’yı küçümsediği sahne üzerinden, 1950'ler İstanbul'unun kozmopolit, lüks ve Batılı yaşam tarzını simgeleyen elit bir statü alanı olarak kullanılır. Atıf Yılmaz, mekanın özgün ayakta tüketim kültürünü bizzat dükkanın içinde kadraja alarak filme bir arşiv ve belgesel değeri kazandırırken; pastaneyi, yoksul şoför Erol’un (Eşref Kolçak) kapı önündeki taksisiyle temsil ettiği işçi sınıfı ile sosyete arasındaki sınıfsal uçurumu ve kültürel çatışmayı somutlaştıran dramatik bir sınır çizgisi olarak işler.
İstanbul’un Sineması103,219 просмотров • 9 дней назад

1986 yapımı Yoksul filmi, 1980’lerden itibaren serbest piyasa ekonomisine geçen Türkiye'de, paranın ve kısa yoldan zengin olma hırsının geleneksel esnaf ahlakını yok edişini İstanbul Eminönü’ndeki tarihi Büyük Abud Efendi Hanı üzerinden anlatır. Yönetmen Zeki Ökten, Kemal Sunal’ın canlandırdığı çaycı karakteriyle vahşi kapitalizmin çarkları arasında ezilen "küçük adam"ın dramını resmeder. Filmin girişindeki Ümit Besen (I Love You), Ünal Narçın (Deli Deli), Atilla Kaya (Seni Sevmeyen Ölsün) ve Orhan Gencebay (Dön) gibi arabesk-taverna şarkıları, lüks özentisi ile yoksulluk arasında sıkışan kentli kitlenin yozlaşmış ruh halini ve sosyo-ekonomik dönüşümünü simgeler.
İstanbul’un Sineması69,007 просмотров • 7 дней назад

Osman F. Seden’in senaryosunu yazdığı ve yönettiği 1979 yapımı Dokunmayın Şabanıma filminin final sahneleri, o dönem henüz restore edilmemiş olan Çırağan Sarayı'nın kalıntıları arasında çekilmiştir. 1910'daki büyük yangından sonra yaklaşık 70 yıl kaderine terk edilen saray, çekimlerin yapıldığı 1979 yılında hala metruk bir haldeydi. Bu film, sarayın 1980'lerdeki restorasyon öncesi durumunu (ot bitmiş duvarlar, yıkık dökük kemerler) belgeleyen nadir Yeşilçam kayıtlarından biri olarak kabul edilir.
İstanbul’un Sineması182,826 просмотров • 1 месяц назад

Lütfi Akad, yönetmenliğini yaptığı Vesikalı Yarim (1968) filmindeki bir hapishane sahnesini nasıl çektiğini şöyle anlatıyor: "Sahnelerden birinde Halil (İzzet Günay) hapishanededir, Sabiha’ya mektuplar yazar. Bunun için bir yer kiralamak ve orada koğuş kurmak gerekiyor, bunun için çok zaman ve para harcanacak. Bir başka çıkış yolu ararken aklıma İnönü Stadyumu’nun dış parmaklıkları geliyor. Hemen birkaç mahkûm edinip oraya gidiyoruz. Arayınca birkaç uygun açı buluyorum, orada bir iki saatte işimi görüyorum."
İstanbul’un Sineması153,717 просмотров • 1 месяц назад

Zeki Ökten’in imzasını taşıyan 1974 yapımı Pisi Pisi filminde, fotoğrafçı Sinan’ın objektifine girmesi için ikna etmeye çalıştığı Ayşin’i, o günlerin Sheraton Oteli (bugünkü InterContinental) önünde sabırla bekleyişine tanık oluruz. Sinan’ın cadde boyunca devam eden o ısrarlı takibi ve Ayşin’i ikna etme çabası, fonda yükselen Bülent Ortaçgil’in "Olmalı mı, Olmamalı mı" şarkısıyla birleşerek sahnenin dokusunu izleyiciye kusursuz bir şekilde yansıtır.
İstanbul’un Sineması101,168 просмотров • 1 месяц назад

Zeki Ökten’in Kapıcılar Kralı (1976) filmi aslında Nişantaşı’nda çekilecek gibi planlanıyor. Fakat burada filme uygun apartman bulunamayınca Zeki Ökten’in ekibine, öğrencilik yıllarında yaşadığı Beyoğlu Güneşli Sokak’ı önermesiyle ekip Cihangir’de apartman arıyor. Seçimi de senarist Umur Bugay yapıyor. Bugay, Selahattin Zeren Apartmanı yöneticisiyle kapıcı dairesini ziyaret ettikleri zaman Anadolu’nun ücra köşesinden göç etmiş kapıcı Seyid ve üç çocuğunun yaşamından etkilenerek filmdeki kapıcı karakterine Seyid adını verir. Çekimler sırasında sokağın ve apartmanın çevrede oturanlar tarafından sık sık ziyaret edilmesi nedeniyle de kimi sahneler çok erken saatlerde çekilir.
İstanbul’un Sineması1,578,395 просмотров • 1 год назад

Metin Erksan’ın 1964 tarihli "Suçlular Aramızda" filminde Hilton Oteli, sınıf çatışmasını ve burjuva yaşamını simgeleyen kilit bir mekandır. 1955 yılında açılan Hilton, Türkiye'nin ilk beş yıldızlı oteli olarak dönemin yeni zengin ve seçkin tabakasının en önemli buluşma noktasıydı. Zengin ailenin gelini Demet (Belgin Doruk), arkadaşlarıyla buluşmak üzere Hilton'da beş çayına gider. Bu sahne, yoksul hırsız Halil (Tamer Yiğit) ile zenginlerin dünyası arasındaki uçurumu göstermek için kullanılır. Metin Erksan, Hilton'un modern ve lüks atmosferini, suçun ve sahte kolyenin yarattığı ahlaki çöküntüyle karşı karşıya getirir.
İstanbul’un Sineması75,612 просмотров • 28 дней назад

Senaryosunu Vedat Türkali’nin kaleme aldığı, yönetmenliğini ise Ertem Göreç’in üstlendiği 1961 yapımı “Otobüs Yolcuları”, Türk sinemasındaki toplumsal gerçekçi filmlerden biri. Filmin bir sahnesinde, Ayhan Işık’ın hayat verdiği şoför Kemal’in eşyaları arasında Sait Faik’in "Alemdağ’da Var Bir Yılan" kitabı görülür. Kamera bu kitaba uzun bir zum yaparak izleyicinin dikkatini özellikle bu esere çeker.
İstanbul’un Sineması74,084 просмотров • 1 месяц назад

Türker İnanoğlu’nun yönetmenliğini üstlendiği 1967 tarihli "Osmanlı Kabadayısı" filminin açılış sahnesi, Fatih Çarşamba’daki Mehmet Ağa Camii’nin manzarasıyla başlar ve dış ses, semtin o dönemki toplumsal dokusunu şu sözlerle betimler: “İşte eski İstanbul’un bir mahallesi. Burası kendi halinde, kendi yağıyla kavrulan yoksul ve temiz yürekli kişilerini oturduğu bir semttir.”
İstanbul’un Sineması84,828 просмотров • 1 месяц назад

Amerikalı yazar James Baldwin, New York'ta tanıştığı tiyatrocu Engin Cezzar'ın davetiyle İstanbul'a gelir. İstanbul’a hayran kalan Baldwin 1961-1971 yılları arasında İstanbul’da yaşar. Bu dönemde, kitaplar ve tiyatro oyunlarından oluşan altı eserini burada kaleme alır, Bir Başka Ülke adlı romanını İstanbul’da tamamlar. Baldwin’in Türkiye’deki en yakın dostlarından biri Yaşar Kemal olur. Baldwin, Yaşar Kemal'e "İstanbul'da özgür hissediyorum" der.
İstanbul’un Sineması889,879 просмотров • 1 год назад

1968 tarihli “İstanbul Tatili” filminde, babasıyla İstanbul’a gelen Prenses Nilgün, kaldıkları saraydan kaçarak şehri gezmeye başlar. Bu sırada fotoğrafçı Ali’yle yolları kesişir. Ali, Nilgün’ün prenses olduğundan habersizdir. İki genç, İBB Saraçhane binası önünde sigara içer; Silivrikapı’da at arabası üzerinde karpuz yiyerek şehrin tadını çıkarırlar.
İstanbul’un Sineması283,820 просмотров • 6 месяцев назад

Halide Edip Adıvar’ın aynı adlı romanından uyarlanan ve Mehmet Dinler tarafından sinemaya aktarılan 1967 yapımı "Sinekli Bakkal" filminde, Ediz Hun’un canlandırdığı Peregrini karakterinin İspanya’da bir kilisede olduğu sahneler aslında Beyoğlu’ndaki Sent Antuan Kilisesi'nde çekilmiştir. Muhtemelen dönemin kısıtlı imkanları ve yüksek yurt dışı maliyetleri nedeniyle tercih edilen İstiklal Caddesi’ndeki bu tarihi kilise; Neo-Gotik mimarisi ve kendine has dokusuyla, yönetmen Mehmet Dinler'in İstanbul’un kalbinde aradığı "yurt dışı" havasını başarıyla kurmasını sağlamıştır.
İstanbul’un Sineması47,671 просмотров • 29 дней назад

Tenten İstanbul’da (1961) filminin kahvehane sahnesinde 1960’lı yılların tipik bir Türk kahvehanesini ve müdavimlerini nargile içerken, kahvelerini ve çaylarını yudumlarken, tavla oynarken seyrederiz. Haddock nargilesini tüttürürken, Tenten durum değerlendirmesi yapar. Mekanı net olarak göremesek de Haliç/Karaköy civarı olduğu hissedilir. Fonda sandalcılar görünür. Bu sahnede Haddock’a gelen telefon ifade edilirken Türkçeyi ilk kez duyarız. Haddock telefona cevap vermek için kahveye girdiğinde ise fonda nargile içen, önde ise kağıt oynayan insanlar görürüz.
İstanbul’un Sineması500,436 просмотров • 1 год назад

Osman F. Seden, yönetmenliğini yaptığı 1958 yapımı "Altın Kafes" filminin meşhur araba sahnesinde çekimi ön taraftan yapar. Biz Zeki Müren’i direksiyon başında tam karşıdan izlerken, araba ilerledikçe arkada akan o dönemin İstanbul sokaklarını onunla birlikte seyrederiz. Bu güzel sahneye Zeki Müren’in sesinden "Aksaray'dan Taksim'e, Fatih'ten Beşiktaş'a" sözlerinin de geçtiği şarkı eşlik eder.
İstanbul’un Sineması118,906 просмотров • 3 месяцев назад

“Baldwin şehri seviyordu. Kapalıçarşı çevresindeki sokakları saran ikinci el kitapçıları ve sahafları dolaşmayı, Yeni Cami’de oturmayı, lale şeklindeki bardaklardan çay içmeyi, çay içerken tavla oynamayı, balıkçıların ahşap teknelerinin Haliç’in kirli sularında gezinmesini seviyordu.” - James Baldwin: Başka Bir Yerden, 1973, Sedat Pakay
İstanbul’un Sineması174,288 просмотров • 4 месяцев назад

Türker İnanoğlu’nun yönetmenliğini yaptığı 1963 yapımı Bahriyeli Ahmet filminden, Cankurtaran’daki Erol Taş Kahvehanesi.
İstanbul’un Sineması155,677 просмотров • 4 месяцев назад

Sırrı Gültekin’in 1971 yapımı Yırtık Niyazi: Cımbız Ali filmi, izleyiciyi şahane İstanbul manzaralarıyla karşılıyor. Niyazi ve Sansar’ı Balat’ta, Yavuz Sultan Selim Camii’nin önünde yürürken izlediğimiz o anlar ise tam bir görsel ziyafet. Sinemamızın usta görüntü yönetmeni Ali Uğur, her zaman olduğu gibi yine mükemmel kareler yakalamış.
İstanbul’un Sineması59,791 просмотров • 1 месяц назад