
İstanbul’un Sineması
@istanblsinema • 30,814 subscribers
Sinema-Kent İlişkisinde İstanbul
Shorts
Videos

Metin Erksan’ın 1975 yapımı "Müthiş Bir Tren" filmi, çekim mekanı olarak Kızıltoprak İstasyonu seçildiği için Sansür Kurulu tarafından "Kızıl" (komünizm) propagandası yapmakla suçlanır. İşin gerçeği ise tamamen lojistik bir zorunluluktur: Erksan filmi aslında Göztepe İstasyonu'nda çekmek istemiş, ancak orada TCDD'nin bakım çalışmaları olması sebebiyle çekimler son anda mecburen en müsait yer olan Kızıltoprak'a kaydırılmıştır.
İstanbul’un Sineması142,747 views • 21 days ago

Türk sinemasının ilk bilimkurgu denemelerinden biri olan Uçan Daireler İstanbul'da (Orhan Elçin, 1955) filminde karakterlerin "hususi rasathane" (özel gözlemevi) olarak kullandığı mekan, gerçekte dünyaca ünlü Fransız mimar Robert Mallet-Stevens tarafından tasarlanan tarihi Mecidiyeköy Likör Fabrikası'dır. Erken Cumhuriyet döneminin kübik ve modernist mimari anlayışını yansıtan bu özgün yapı, yuvarlak hatları ve geniş teraslı fütüristik görünümü sayesinde filmin uzay ve bilim temalı komedi atmosferine ev sahipliği yapar.
İstanbul’un Sineması68,564 views • 19 days ago

Zeki Ökten’in Kapıcılar Kralı (1976) filmi aslında Nişantaşı’nda çekilecek gibi planlanıyor. Fakat burada filme uygun apartman bulunamayınca Zeki Ökten’in ekibine, öğrencilik yıllarında yaşadığı Beyoğlu Güneşli Sokak’ı önermesiyle ekip Cihangir’de apartman arıyor. Seçimi de senarist Umur Bugay yapıyor. Bugay, Selahattin Zeren Apartmanı yöneticisiyle kapıcı dairesini ziyaret ettikleri zaman Anadolu’nun ücra köşesinden göç etmiş kapıcı Seyid ve üç çocuğunun yaşamından etkilenerek filmdeki kapıcı karakterine Seyid adını verir. Çekimler sırasında sokağın ve apartmanın çevrede oturanlar tarafından sık sık ziyaret edilmesi nedeniyle de kimi sahneler çok erken saatlerde çekilir.
İstanbul’un Sineması1,578,848 views • 2 years ago

Orhan Aksoy’un yönettiği 1974 yapımı Almanyalı Yarim filminde Filiz Akın ve Kadir İnanır, İstanbul'da keyifli bir şehir turuna çıkarlar. Çift, tarihi yarımadada sırasıyla Sultanahmet Camii, filmle anlamlı bir bağ kuran Alman Çeşmesi ve ardından Ayasofya'nın önünden geçer. Taksim Meydanı'nda yürüyen aşıklar, sahil şeridine inerek Dolmabahçe Sarayı'nın rıhtımı boyunca ilerlerler. Boğaz sırtlarında yürüyorlarken, o dönem yeni açılan Boğaziçi Köprüsü de arka planda kendisini gösterir. İkilinin bu keyifli gezisi, ünlü Büyük Tarabya Oteli’nin de yer aldığı Tarabya Koyu'nun rıhtımında son bulur.
İstanbul’un Sineması27,612 views • 12 days ago

Metin Erksan'ın 1960 yapımı "Gecelerin Ötesi" filminin senaryosu, içinde Âlim Şerif Onaran'ın da bulunduğu sansür kurulu tarafından defalarca geri çevrilir. Filmde Suna Selen'in canlandırdığı karakter nişanlısına “Artık İstanbul’un ışıklarına yalnız bakmayacağım, sen olacaksın yanımda. Yalnız olduğum geceler bu pencerenin önünde hep bu ışıklara baktım. Onlarda sevinç, zenginlik ve mutluluk vardı. Çoğu geceler bir daha dönmemek üzere o ışıklara gitmek istedim. Biliyor musun Üsküdar’ın kızlarını pervanelere benzetirler, hani ışığa koşup sonra da ölen pervanelere.” der. Sansür kurulu, Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu'nun 6. maddesinin "e" bendini gerekçe göstererek milli rejime aykırı ideoloji propagandası ve Asya, Avrupa kıtaları arasında ayrım yapılması vs. gibi nedenlerle bu sahnenin çıkarılmasını ister. - Türk Sinemasında Sansür Ve Metin Erksan Örneği, Pelin Sönmez
İstanbul’un Sineması43,371 views • 20 days ago

Amerikalı yazar James Baldwin, New York'ta tanıştığı tiyatrocu Engin Cezzar'ın davetiyle İstanbul'a gelir. İstanbul’a hayran kalan Baldwin 1961-1971 yılları arasında İstanbul’da yaşar. Bu dönemde, kitaplar ve tiyatro oyunlarından oluşan altı eserini burada kaleme alır, Bir Başka Ülke adlı romanını İstanbul’da tamamlar. Baldwin’in Türkiye’deki en yakın dostlarından biri Yaşar Kemal olur. Baldwin, Yaşar Kemal'e "İstanbul'da özgür hissediyorum" der.
İstanbul’un Sineması890,829 views • 1 year ago

Osman F. Seden’in senaryosunu yazdığı ve yönettiği 1979 yapımı Dokunmayın Şabanıma filminin final sahneleri, o dönem henüz restore edilmemiş olan Çırağan Sarayı'nın kalıntıları arasında çekilmiştir. 1910'daki büyük yangından sonra yaklaşık 70 yıl kaderine terk edilen saray, çekimlerin yapıldığı 1979 yılında hala metruk bir haldeydi. Bu film, sarayın 1980'lerdeki restorasyon öncesi durumunu (ot bitmiş duvarlar, yıkık dökük kemerler) belgeleyen nadir Yeşilçam kayıtlarından biri olarak kabul edilir.
İstanbul’un Sineması184,416 views • 4 months ago

At (Ali Özgentürk, 1981) filmindeki Haydarpaşa Garı sahnesi, klasik Yeşilçam filmlerindeki umut dolu İstanbul'a geliş klişelerini yıkan, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin baskıcı iklimini yansıtan tekinsiz bir ortam sunar. Trenden inen baba Hüseyin ve oğlu Ferhat, perondaki silahlı askerlerin ve güvenlik kontrollerinin ortasına düşerek şehrin otoriter yüzüyle tanışırlar. Ali Özgentürk; yoğun asker varlığı, kimlik denetimleri ve üniformalı güçlerle, Anadolu'dan gelen yoksul insanların sadece ekonomik zorluklarla değil, sıkıyönetimin yarattığı klostrofobik bir toplumsal atmosferle de kuşatılacağını izleyiciye ilan eder.
İstanbul’un Sineması20,536 views • 14 days ago

Ömer Kavur’un Gece Yolculuğu (1987) filminde yönetmen Ali, 12 Eylül darbesinin yarattığı toplumsal yıkımın gölgesinde sinema piyasasına ve kentin yozlaşmasına karşı varoluşsal bir kriz yaşarken, bu ruhsal çöküşün en net tezahürü Tarlabaşı’nda yürüdüğü ve kentin yıkımıyla yüzleştiği sahnedir. 1980’lerin ortasındaki kentsel dönüşümle kimliğini yitiren Tarlabaşı'nın tekinsiz sokakları, Ali’nin genç yaşta kaybettiği kardeşinin travmasıyla yüzleştiği hapsedici bir hafıza mekanına dönüşür. Tarlabaşı’nın somutlaştırdığı bu boğucu ve kasvetli İstanbul atmosferi, Ali için bu şehri artık içinde yaşanmaz ve kaçılması gereken bir yer haline getirir.
İstanbul’un Sineması122,632 views • 3 months ago

Lütfi Akad, yönetmenliğini yaptığı Vesikalı Yarim (1968) filmindeki bir hapishane sahnesini nasıl çektiğini şöyle anlatıyor: "Sahnelerden birinde Halil (İzzet Günay) hapishanededir, Sabiha’ya mektuplar yazar. Bunun için bir yer kiralamak ve orada koğuş kurmak gerekiyor, bunun için çok zaman ve para harcanacak. Bir başka çıkış yolu ararken aklıma İnönü Stadyumu’nun dış parmaklıkları geliyor. Hemen birkaç mahkûm edinip oraya gidiyoruz. Arayınca birkaç uygun açı buluyorum, orada bir iki saatte işimi görüyorum."
İstanbul’un Sineması154,455 views • 4 months ago

1968 tarihli “İstanbul Tatili” filminde, babasıyla İstanbul’a gelen Prenses Nilgün, kaldıkları saraydan kaçarak şehri gezmeye başlar. Bu sırada fotoğrafçı Ali’yle yolları kesişir. Ali, Nilgün’ün prenses olduğundan habersizdir. İki genç, İBB Saraçhane binası önünde sigara içer; Silivrikapı’da at arabası üzerinde karpuz yiyerek şehrin tadını çıkarırlar.
İstanbul’un Sineması284,713 views • 9 months ago

Tenten İstanbul’da (1961) filminin kahvehane sahnesinde 1960’lı yılların tipik bir Türk kahvehanesini ve müdavimlerini nargile içerken, kahvelerini ve çaylarını yudumlarken, tavla oynarken seyrederiz. Haddock nargilesini tüttürürken, Tenten durum değerlendirmesi yapar. Mekanı net olarak göremesek de Haliç/Karaköy civarı olduğu hissedilir. Fonda sandalcılar görünür. Bu sahnede Haddock’a gelen telefon ifade edilirken Türkçeyi ilk kez duyarız. Haddock telefona cevap vermek için kahveye girdiğinde ise fonda nargile içen, önde ise kağıt oynayan insanlar görürüz.
İstanbul’un Sineması500,748 views • 1 year ago

Yönetmenliğini Aram Gülyüz’ün üstlendiği 1965 yapımı Pantolon Bankası filminin giriş sahnesi, tarihi Ataköy Baruthanesi'nin surlarını arka planına alır. Temelleri Sultan II. Mustafa döneminde (1698-1700) atılan ve Osmanlı endüstriyel mirasının en önemli simgelerinden olan Ataköy Baruthanesi, cumhuriyet döneminde askeri işlevini yitirerek önce Askeri Fabrikalar İdaresi'ne, ardından Makina ve Kimya Endüstri Kurumu’na (MKEK) devredilmiştir. 1953'teki büyük bir yangınla kullanılamaz hale gelen tarihi tesis ve çevresindeki devasa arazi, modern bir uydu kent kurmak amacıyla 27 Nisan 1955 tarihinde Türkiye Emlak Kredi Bankası tarafından satın alınmıştır. Bankanın öncülüğünde 1950'lerin sonundan itibaren Bakırköy'de yükselmeye başlayan ve Türkiye'nin ilk planlı toplu konut projesi olan Ataköy Blokları, filmde karakterlerin lüks ve modern hayata adım atışını simgeleyen, dönemin ruhuna uygun ikonik bir fon olarak kullanılmıştır.
İstanbul’un Sineması86,587 views • 2 months ago

Duygu Sağıroğlu’nun yönettiği Kanlı Mezar (1966), daha ilk sahnelerinde tarihi eser kaçakçılığıyla mücadele eden idealist arkeologları merkezine alır. İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin etkileyici atmosferinde çekilen bu sekansta, antik heykeller, sütun başlıkları ve lahitler arasında büyük bir özenle çalışan beyaz önlüklü arkeologlar görülür. Hareketli kamera kullanımı ve zengin kadrajlarla güçlenen bu açılış, filmin tarihi dokusunu sağlam bir şekilde kurarken, Dora Kralı'nın kayıp mezarı etrafında gelişecek tehlikeli serüvenin ilk işaretlerini verir.
İstanbul’un Sineması67,073 views • 2 months ago

Yönetmenliğini Atıf Yılmaz’ın üstlendiği, Aka Gündüz'ün eserinden sinemaya aktarılan Bir Şoförün Gizli Defteri (1958) filminde İnci Pastanesi; Çiler’in (Çolpan İlhan) arkadaşlarıyla ayakta profiterol yiyip kendi yaşadığı semt olan Kasımpaşa’yı küçümsediği sahne üzerinden, 1950'ler İstanbul'unun kozmopolit, lüks ve Batılı yaşam tarzını simgeleyen elit bir statü alanı olarak kullanılır. Atıf Yılmaz, mekanın özgün ayakta tüketim kültürünü bizzat dükkanın içinde kadraja alarak filme bir arşiv ve belgesel değeri kazandırırken; pastaneyi, yoksul şoför Erol’un (Eşref Kolçak) kapı önündeki taksisiyle temsil ettiği işçi sınıfı ile sosyete arasındaki sınıfsal uçurumu ve kültürel çatışmayı somutlaştıran dramatik bir sınır çizgisi olarak işler.
İstanbul’un Sineması104,336 views • 3 months ago

Memduh Ün’ün, Türk sinemasının en büyük başyapıtları arasında kabul edilen 1958 yapımı siyah-beyaz orijinal Üç Arkadaş filminde, sokak fotoğrafçısı Artin ve onun taşıdığı "İstanbul Hatırası" yazılı fon bezi, sinemamızın en ikonik görsel imgelerinden birini oluşturur. Büyük usta Salih Tozan tarafından canlandırılan Artin, İstanbul meydanlarında kurduğu seyyar alaminüt fotoğraf tezgahıyla ekmeğini kazanır. Artin'in tezgahının arkasına gururla astığı, üzerinde "İstanbul Hatırası" yazan o mütevazı fon perdesi; şehre gelen askerlerin, taşralıların ve aşıkların memleketlerine gönderecekleri somut birer anıya dönüşürken, aslında filmin geneline yayılan o naif eski İstanbul ruhunu da doğrudan sembolize eder.
İstanbul’un Sineması100,542 views • 3 months ago