
İstanbul’un Sineması
@istanblsinema • 30,410 subscribers
Sinema-Kent İlişkisinde İstanbul
Shorts
Videos

Duygu Sağıroğlu’nun yönettiği Kanlı Mezar (1966), daha ilk sahnelerinde tarihi eser kaçakçılığıyla mücadele eden idealist arkeologları merkezine alır. İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin etkileyici atmosferinde çekilen bu sekansta, antik heykeller, sütun başlıkları ve lahitler arasında büyük bir özenle çalışan beyaz önlüklü arkeologlar görülür. Hareketli kamera kullanımı ve zengin kadrajlarla güçlenen bu açılış, filmin tarihi dokusunu sağlam bir şekilde kurarken, Dora Kralı'nın kayıp mezarı etrafında gelişecek tehlikeli serüvenin ilk işaretlerini verir.
İstanbul’un Sineması65,059 views • 12 days ago

Feyzi Tuna'nın yönettiği Denizciler Geliyor (1966), iki deniz subayının maceralarını anlatırken dönemin Türk bahriyesine ait askeri yaşamı da tüm ayrıntılarıyla kayıt altına alır. Filmin zorlu eğitim sahneleri, o yıllarda faaliyette olan Beykoz Çubuklu Kurtarma ve Sualtı Komutanlığı tesislerinde çekilmiştir. Komutanlığın tarihi giriş binası, dalgıç subayların fiziki yeterliliklerini kanıtlamak için karşı kıyıya kadar yüzdükleri testler ve ardından kondisyon amacıyla antrenman yaptıkları Çubuklu sahil yolu, kameraya doğal haliyle yansır. Bahriyelilerin 1960'lardaki zorlu eğitim koşullarını ve askeri disiplinini gözler önüne seren bu görüntüler, bugün hem Türk sineması hem de denizcilik tarihi için arşiv niteliği taşır.
İstanbul’un Sineması30,731 views • 10 days ago

Yönetmenliğini Aram Gülyüz’ün üstlendiği 1965 yapımı Pantolon Bankası filminin giriş sahnesi, tarihi Ataköy Baruthanesi'nin surlarını arka planına alır. Temelleri Sultan II. Mustafa döneminde (1698-1700) atılan ve Osmanlı endüstriyel mirasının en önemli simgelerinden olan Ataköy Baruthanesi, cumhuriyet döneminde askeri işlevini yitirerek önce Askeri Fabrikalar İdaresi'ne, ardından Makina ve Kimya Endüstri Kurumu’na (MKEK) devredilmiştir. 1953'teki büyük bir yangınla kullanılamaz hale gelen tarihi tesis ve çevresindeki devasa arazi, modern bir uydu kent kurmak amacıyla 27 Nisan 1955 tarihinde Türkiye Emlak Kredi Bankası tarafından satın alınmıştır. Bankanın öncülüğünde 1950'lerin sonundan itibaren Bakırköy'de yükselmeye başlayan ve Türkiye'nin ilk planlı toplu konut projesi olan Ataköy Blokları, filmde karakterlerin lüks ve modern hayata adım atışını simgeleyen, dönemin ruhuna uygun ikonik bir fon olarak kullanılmıştır.
İstanbul’un Sineması86,587 views • 1 month ago

Zeki Ökten’in Kapıcılar Kralı (1976) filmi aslında Nişantaşı’nda çekilecek gibi planlanıyor. Fakat burada filme uygun apartman bulunamayınca Zeki Ökten’in ekibine, öğrencilik yıllarında yaşadığı Beyoğlu Güneşli Sokak’ı önermesiyle ekip Cihangir’de apartman arıyor. Seçimi de senarist Umur Bugay yapıyor. Bugay, Selahattin Zeren Apartmanı yöneticisiyle kapıcı dairesini ziyaret ettikleri zaman Anadolu’nun ücra köşesinden göç etmiş kapıcı Seyid ve üç çocuğunun yaşamından etkilenerek filmdeki kapıcı karakterine Seyid adını verir. Çekimler sırasında sokağın ve apartmanın çevrede oturanlar tarafından sık sık ziyaret edilmesi nedeniyle de kimi sahneler çok erken saatlerde çekilir.
İstanbul’un Sineması1,578,395 views • 1 year ago

Ömer Kavur’un Gece Yolculuğu (1987) filminde yönetmen Ali, 12 Eylül darbesinin yarattığı toplumsal yıkımın gölgesinde sinema piyasasına ve kentin yozlaşmasına karşı varoluşsal bir kriz yaşarken, bu ruhsal çöküşün en net tezahürü Tarlabaşı’nda yürüdüğü ve kentin yıkımıyla yüzleştiği sahnedir. 1980’lerin ortasındaki kentsel dönüşümle kimliğini yitiren Tarlabaşı'nın tekinsiz sokakları, Ali’nin genç yaşta kaybettiği kardeşinin travmasıyla yüzleştiği hapsedici bir hafıza mekanına dönüşür. Tarlabaşı’nın somutlaştırdığı bu boğucu ve kasvetli İstanbul atmosferi, Ali için bu şehri artık içinde yaşanmaz ve kaçılması gereken bir yer haline getirir.
İstanbul’un Sineması121,702 views • 1 month ago

Osman F. Seden’in senaryosunu yazdığı ve yönettiği 1979 yapımı Dokunmayın Şabanıma filminin final sahneleri, o dönem henüz restore edilmemiş olan Çırağan Sarayı'nın kalıntıları arasında çekilmiştir. 1910'daki büyük yangından sonra yaklaşık 70 yıl kaderine terk edilen saray, çekimlerin yapıldığı 1979 yılında hala metruk bir haldeydi. Bu film, sarayın 1980'lerdeki restorasyon öncesi durumunu (ot bitmiş duvarlar, yıkık dökük kemerler) belgeleyen nadir Yeşilçam kayıtlarından biri olarak kabul edilir.
İstanbul’un Sineması183,625 views • 2 months ago

Yönetmenliğini Atıf Yılmaz’ın üstlendiği, Aka Gündüz'ün eserinden sinemaya aktarılan Bir Şoförün Gizli Defteri (1958) filminde İnci Pastanesi; Çiler’in (Çolpan İlhan) arkadaşlarıyla ayakta profiterol yiyip kendi yaşadığı semt olan Kasımpaşa’yı küçümsediği sahne üzerinden, 1950'ler İstanbul'unun kozmopolit, lüks ve Batılı yaşam tarzını simgeleyen elit bir statü alanı olarak kullanılır. Atıf Yılmaz, mekanın özgün ayakta tüketim kültürünü bizzat dükkanın içinde kadraja alarak filme bir arşiv ve belgesel değeri kazandırırken; pastaneyi, yoksul şoför Erol’un (Eşref Kolçak) kapı önündeki taksisiyle temsil ettiği işçi sınıfı ile sosyete arasındaki sınıfsal uçurumu ve kültürel çatışmayı somutlaştıran dramatik bir sınır çizgisi olarak işler.
İstanbul’un Sineması104,088 views • 1 month ago

Memduh Ün’ün, Türk sinemasının en büyük başyapıtları arasında kabul edilen 1958 yapımı siyah-beyaz orijinal Üç Arkadaş filminde, sokak fotoğrafçısı Artin ve onun taşıdığı "İstanbul Hatırası" yazılı fon bezi, sinemamızın en ikonik görsel imgelerinden birini oluşturur. Büyük usta Salih Tozan tarafından canlandırılan Artin, İstanbul meydanlarında kurduğu seyyar alaminüt fotoğraf tezgahıyla ekmeğini kazanır. Artin'in tezgahının arkasına gururla astığı, üzerinde "İstanbul Hatırası" yazan o mütevazı fon perdesi; şehre gelen askerlerin, taşralıların ve aşıkların memleketlerine gönderecekleri somut birer anıya dönüşürken, aslında filmin geneline yayılan o naif eski İstanbul ruhunu da doğrudan sembolize eder.
İstanbul’un Sineması100,265 views • 1 month ago

Lütfi Akad, yönetmenliğini yaptığı Vesikalı Yarim (1968) filmindeki bir hapishane sahnesini nasıl çektiğini şöyle anlatıyor: "Sahnelerden birinde Halil (İzzet Günay) hapishanededir, Sabiha’ya mektuplar yazar. Bunun için bir yer kiralamak ve orada koğuş kurmak gerekiyor, bunun için çok zaman ve para harcanacak. Bir başka çıkış yolu ararken aklıma İnönü Stadyumu’nun dış parmaklıkları geliyor. Hemen birkaç mahkûm edinip oraya gidiyoruz. Arayınca birkaç uygun açı buluyorum, orada bir iki saatte işimi görüyorum."
İstanbul’un Sineması154,161 views • 3 months ago

Amerikalı yazar James Baldwin, New York'ta tanıştığı tiyatrocu Engin Cezzar'ın davetiyle İstanbul'a gelir. İstanbul’a hayran kalan Baldwin 1961-1971 yılları arasında İstanbul’da yaşar. Bu dönemde, kitaplar ve tiyatro oyunlarından oluşan altı eserini burada kaleme alır, Bir Başka Ülke adlı romanını İstanbul’da tamamlar. Baldwin’in Türkiye’deki en yakın dostlarından biri Yaşar Kemal olur. Baldwin, Yaşar Kemal'e "İstanbul'da özgür hissediyorum" der.
İstanbul’un Sineması890,206 views • 1 year ago

Atıf Yılmaz’ın yönettiği ve senaryosunu Ayşe Şasa’nın kaleme aldığı Balatlı Arif (1967), tıp okuyan yoksul bir gencin dünyasını şehrin köklü geçmişini yansıtan mekanlar üzerinden beyazperdeye taşır. Sahne, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi merdivenlerindeki "Yunan sanat tarihi fena halde canımı sıkıyor!" muhabbetiyle başlar. Ardından üniversitenin Nadir Eserler Kütüphanesi tarafındaki tarihi kapısında Arif ve arkadaşlarını görürüz. Arkadaşları Laleli’ye gitmeyi teklif etse de Arif, ders çalışması gerektiğini söyleyerek onlara katılmaz. Kampüs kapısını arkasında bırakıp Süleymaniye Külliyesi'nin lokma parmaklıklı pencereleri ve tarihi duvarları boyunca tek başına yürürken önce Çiğdem, ardından da onun arkadaşlarıyla karşılaşır. Süleymaniye’nin asırlık sokaklarında yaşanan bu karşılaşma, dönemin İstanbul'undaki sınıf çatışmalarını ve karakterlerin şehirdeki aidiyet arayışını görünür kılar.
İstanbul’un Sineması45,641 views • 1 month ago

1968 tarihli “İstanbul Tatili” filminde, babasıyla İstanbul’a gelen Prenses Nilgün, kaldıkları saraydan kaçarak şehri gezmeye başlar. Bu sırada fotoğrafçı Ali’yle yolları kesişir. Ali, Nilgün’ün prenses olduğundan habersizdir. İki genç, İBB Saraçhane binası önünde sigara içer; Silivrikapı’da at arabası üzerinde karpuz yiyerek şehrin tadını çıkarırlar.
İstanbul’un Sineması284,603 views • 8 months ago

Zeki Ökten’in imzasını taşıyan 1974 yapımı Pisi Pisi filminde, fotoğrafçı Sinan’ın objektifine girmesi için ikna etmeye çalıştığı Ayşin’i, o günlerin Sheraton Oteli (bugünkü InterContinental) önünde sabırla bekleyişine tanık oluruz. Sinan’ın cadde boyunca devam eden o ısrarlı takibi ve Ayşin’i ikna etme çabası, fonda yükselen Bülent Ortaçgil’in "Olmalı mı, Olmamalı mı" şarkısıyla birleşerek sahnenin dokusunu izleyiciye kusursuz bir şekilde yansıtır.
İstanbul’un Sineması101,794 views • 2 months ago

1986 yapımı Yoksul filmi, 1980’lerden itibaren serbest piyasa ekonomisine geçen Türkiye'de, paranın ve kısa yoldan zengin olma hırsının geleneksel esnaf ahlakını yok edişini İstanbul Eminönü’ndeki tarihi Büyük Abud Efendi Hanı üzerinden anlatır. Yönetmen Zeki Ökten, Kemal Sunal’ın canlandırdığı çaycı karakteriyle vahşi kapitalizmin çarkları arasında ezilen "küçük adam"ın dramını resmeder. Filmin girişindeki Ümit Besen (I Love You), Ünal Narçın (Deli Deli), Atilla Kaya (Seni Sevmeyen Ölsün) ve Orhan Gencebay (Dön) gibi arabesk-taverna şarkıları, lüks özentisi ile yoksulluk arasında sıkışan kentli kitlenin yozlaşmış ruh halini ve sosyo-ekonomik dönüşümünü simgeler.
İstanbul’un Sineması70,081 views • 1 month ago

Orhan Aksoy'un yönettiği İstanbul 79, askeri darbe öncesindeki İstanbul'un toplumsal çöküşünü ve günlük yaşamını çarpıcı bir dille yansıtır. Filmde, adalet duygusunun zayıfladığı, güçlünün sözünün geçtiği bir düzen hakimdir. Tüp gaz, et ve margarin kuyrukları hayatın sıradan bir parçası olmuş; rüşvet ve karaborsa ise gündelik yaşamın olağan uygulamalarına dönüşmüştür. Bu ortamda tüp gaz bayisinde çalışan Ömer (Kadir İnanır), doğruluktan ve hukuktan ödün vermeyen bir karakter olarak öne çıkar. Ömer, patronunun karaborsa düzenine uymayı reddeder. Tüpleri hak sahiplerine ulaştırmaya çalışınca patronu onu kapının önüne koyar.
İstanbul’un Sineması36,865 views • 27 days ago

Tenten İstanbul’da (1961) filminin kahvehane sahnesinde 1960’lı yılların tipik bir Türk kahvehanesini ve müdavimlerini nargile içerken, kahvelerini ve çaylarını yudumlarken, tavla oynarken seyrederiz. Haddock nargilesini tüttürürken, Tenten durum değerlendirmesi yapar. Mekanı net olarak göremesek de Haliç/Karaköy civarı olduğu hissedilir. Fonda sandalcılar görünür. Bu sahnede Haddock’a gelen telefon ifade edilirken Türkçeyi ilk kez duyarız. Haddock telefona cevap vermek için kahveye girdiğinde ise fonda nargile içen, önde ise kağıt oynayan insanlar görürüz.
İstanbul’un Sineması500,436 views • 1 year ago

Türker İnanoğlu’nun yönetmenliğini üstlendiği 1967 tarihli "Osmanlı Kabadayısı" filminin açılış sahnesi, Fatih Çarşamba’daki Mehmet Ağa Camii’nin manzarasıyla başlar ve dış ses, semtin o dönemki toplumsal dokusunu şu sözlerle betimler: “İşte eski İstanbul’un bir mahallesi. Burası kendi halinde, kendi yağıyla kavrulan yoksul ve temiz yürekli kişilerini oturduğu bir semttir.”
İstanbul’un Sineması85,284 views • 2 months ago

Metin Erksan’ın 1964 tarihli "Suçlular Aramızda" filminde Hilton Oteli, sınıf çatışmasını ve burjuva yaşamını simgeleyen kilit bir mekandır. 1955 yılında açılan Hilton, Türkiye'nin ilk beş yıldızlı oteli olarak dönemin yeni zengin ve seçkin tabakasının en önemli buluşma noktasıydı. Zengin ailenin gelini Demet (Belgin Doruk), arkadaşlarıyla buluşmak üzere Hilton'da beş çayına gider. Bu sahne, yoksul hırsız Halil (Tamer Yiğit) ile zenginlerin dünyası arasındaki uçurumu göstermek için kullanılır. Metin Erksan, Hilton'un modern ve lüks atmosferini, suçun ve sahte kolyenin yarattığı ahlaki çöküntüyle karşı karşıya getirir.
İstanbul’un Sineması75,826 views • 2 months ago