Sırrı Er's banner
Sırrı Er's profile picture

Sırrı Er

@konusmasanati • 85,724 subscribers

TRT Spiker-686 KHK/Uluslararası Basın Kartı (IPC)-(DPV), Alman Basın Birliği üyesi European Union Accreditation Institute https://t.co/4oeCdjjgxV

Videos

konusmasanati's profile picture

Hoşuma gitmiyor ama çepçevre kuşatılınca S.O.S. sinyali vermek de normal olsa gerek. X’teki görünürlük kısıtlamasını aşabilmek için videoların altına bırakacağınız her nokta, yalnızca bana verilmiş bir destek değil; sesimizin daha fazla insana ulaşmasına ve düşüncelerimizin daha geniş bir çevrede karşılık bulmasına katkıdır. Lütfen bunu, yaşanabilir bir ülkenin inşâsı için koyacağınız küçük ama değerli bir tuğla olarak düşünün. Desteğiniz için şimdiden teşekkür ediyorum. X Millî irade nedir? Millî irade, milletin sandıkta ortaya koyduğu tercihtir. Ama yalnızca sandığa gitmek değildir. Sandıktan çıkan tercihe saygı göstermek, seçilmişlerin hukuk içinde görev yapabilmesini sağlamaktır. Şimdi yeniden “vesâyet” ve “millî irade” deniliyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı da bunun için bir panel düzenledi. Peki, millî irade yalnızca darbeler söz konusu olduğunda mı hatırlanacak? Muhalefet tam da buradan itiraz ediyor. Ekrem İmamoğlu ve diğer belediye başkanları hakkında yürütülen yargı süreçlerini, 'seçmen iradesinin etkisizleştirilmesi" olarak değerlendiriyorlar. Ekrem İmamoğlu da bunu açıkça “millî iradenin yok sayılması ve gasp edilmesi” şeklinde ifade ediyor. O hâlde soralım: Sandıkta seçilen bir iradeye, sandıktan sonra da saygı göstermek millî iradenin gereği değil midir? Millî irade, işimize geldiğinde hatırlanacak bir kavram değildir. Tıpkı “bekâ” gibi... Her meseleye beka demek, kavramın kendisini de değersizleştirir. Kebapçı esnafından üç harfli marketlere, hal esnafından kabzımala kadar ekonomik meselelerin bile bekâ başlığı altında tartışıldığı günleri gördük. 2019'da Cumhurbaşkanı Erdoğan, sebze-meyve fiyatları tartışması sırasında “halde terör estirenlerin” işini bitireceklerini söyledi. Kaynak: AA 2021'de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ekonomik sıkıntılar ve işsizlik tartışılırken “teröre yardım ve yataklık yapan bölücü kebapçıların işsizlikte payı vardır” dedi. Kaynak: TBMM 2022'de ise zincir marketlerdeki fiyat artışları tartışılırken, “Sürekli zam yapan zincir marketlerin FETÖ ile irtibat ve ilişkisinin titizlikle araştırılması gerektiğine de inanıyoruz” ifadelerini kullandı. Kaynak: AA Millî irade de bekâ da bu kadar ucuzlatılmamalı. Demokrasi, yalnızca sandığa gitmek değil; sandıkta ortaya çıkan iradeye hukuk içinde saygı göstermektir. Kimseyle hısım/hasım değilim. Sadece adaletin, hukukun ve demokrasinin hâkim olduğu yaşanabilir bir ülke arzu ediyorum; ömrümün son demini de huzur içinde yaşamak istiyorum. Desteğiniz için şimdiden teşekkür ediyorum. #SOS

Sırrı Er

14,056 views • 4 days ago

konusmasanati's profile picture

Manisa Turgutlu'da yaşanan elim hadiseden dolayı çok üzgünüm. 2'si ağır. Bataklığı kurutmak yerine sürekli sinek avlamak âdeti, ne yazık ki bu ülkeye çok şey kaybettirdi. Burada olduğunuzu biliyorum. Bir nokta yeter. Sesimizin daha fazla insana ulaşsın. İsmi lazım olmayan biri, kamudan ihraç edilenler için “Kimisi ayakkabı boyasın, kimisi yük taşısın, kimisi hamallık etsin. Gitsinler ağaç kökü yesinler” demişti. Aynı konuşmada, yaşanan mağduriyetlerin dile getirilmesini de “duygusal sömürü” olarak nitelendirmişti. On binlerce öğretmen eğitim alanının dışında bırakıldı. İhraç edilen 35 bin öğretmenin yanı sıra, 20 bin öğretmenin de özel okullarda mesleğini yapmasının önü kapatıldı. Yaklaşık 55 bin öğretmen, on yıldır eğitim alanından uzak. Şimdi... Manisa Turgutlu'daki okul saldırısında 11 öğrencinin yaralandığı; 2 öğrencinin durumunun ağır olduğu, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen 15 yaşındaki 9. sınıf öğrencisi H.O. yakalandığı, annesi, babası ve dedesinin de gözaltına alındığı belirtildi. Çocuklara sağlık, anne babalarına ve yakınlarına sabır diliyorum. Elbette bu olayla geçmişte yaşanan hukuksuzluklar arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurmuyor ve acıdan nemâlanmıyorum. Ancak üzerinde düşünmemiz gereken bir gerçek var: Adalet duygusunu yitiren toplumlar yalnızca hukuku değil, birbirlerine duydukları güveni ve ortak ahlâkî zemini de yitirir. Kant'ın dediği gibi: “Eğer adalet yok olursa, insanların yeryüzünde yaşıyor olmasının bir değeri kalmaz.” Temel meselemiz bilinçli, temiz bir toplum ve adalet olmalıdır. Kızanlar oluyor. Oysa görünen köy kılavuz istemez. Sükûtuhayâle uğramaktan yorulmadınız mı?

Sırrı Er

14,385 views • 6 days ago

konusmasanati's profile picture

Ha gayret! Biliyorum, siz de bıktınız. Ne yalan söyleyeyim, ben de bıktım; hatta yoruldum. Dile kolay... Çok zor şeyler yaşadık. İnsanız neticede... X’teki görünürlük kısıtlamasını aşabilmek için videoların altına bırakacağınız her nokta, yalnızca bana verilmiş bir destek değil; sesimizin daha fazla insana ulaşmasına ve düşüncelerimizin daha geniş bir çevrede karşılık bulmasına katkıdır. Lütfen bunu, yaşanabilir bir ülkenin inşâsı için koyacağınız küçük ama değerli bir tuğla olarak düşünün. Desteğiniz için şimdiden teşekkür ediyorum. X Akıl başka, zekâ başkadır. Zekâ, insanın öğrenme, kavrama, muhakeme etme, problem çözme ve yeni durumlara uyum sağlama kapasitesidir. Akıl ise bu zihinsel gücü yerinde kullanarak doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, adalet ile haksızlığı ayırt edebilme ve buna göre hüküm verebilme yetisidir. Bugün Türkiye’de yaşananlara şöyle bir bakın. Adaleti, hukuku, ekonomiyi, eğitimi, sağlığı, ifade özgürlüğünü, kadın cinayetlerini, çocuk ölümlerini, depremzedenin feryadını, cezaevlerini, yüz binlerce kamu çalışanının ihracını, askerî okul öğrencisi annelerin çığlığını duymak; çiftçinin ve hayvancının hâlini görmek için gerçekten üstün zekâya mı ihtiyaç var? Hayır! Biraz akıl, biraz vicdan yeter. Mesele sadece iktidar değil. Meclis’te “muhalifçilik” oynayanlar, dün söylediklerinin bugün tersini yapanlar, seçmenin emanetiyle başka hesapların peşine düşenler de aynı problemin parçasıdır. Siyasette fikir değişebilir ama ilke değiştiğinde insan sormadan edemiyor: Değişen fikir mi, menfaat mi? Adalet, bize lazım olduğunda adalet değildir. Hukuk, bizim hakkımızı koruduğunda hukuk değildir. Devlet, adalet, Türkiye hepimizin. Bunları görmek için olağanüstü bir zekâ gerekmiyor. Zekânın türlerine gerek yok. “Sınır zekâ olmak bile yeter” diyelim ve konuyu kapatalım. #SınırZeka

Sırrı Er

17,224 views • 10 days ago

konusmasanati's profile picture

Görünürlük kısıtlaması için nokta dahi olsa yorum yazmanızı rica ediyorum. Her şeye rağmen "ayrımsız adalet" vurgusu yapmaya devam edeceğiz. Eline silah almamış; savcılar, hakimler, öğretmenler, avukatlar, doktorlar, mühendisler, akademisyenler, 15 Temmuz gecesi verilen emre uyan askerler, subaylar ve askerî öğrenciler; pasta-börek yaparak geçimini sağlayan, talebelerine burs verenler; devletin faaliyet izni verdiği bankaya parasını yatıran sıradan insanlar yıllardır mahpus. Bir ülkede suç ile fiil, delil ile kanaat birbirine karışmışsa; hukukun kendisi de mahpus demektir. Adalet, kişiye göre değişen bir ölçü değildir. Suç, failine göre suç olmaktan çıkmaz; delilin niteliği de kişiye, makama, zamana veya siyâsî şartlara göre değişmez. Mukaddime'de İbni Haldun: "Adalet, bir devletin can damarı ve medeniyetin koruyucu kalkanıdır." diyor. Hukuk herkese aynı mesafede durmadığında, adalet olmaktan çıkar ve gücün aracı hâline gelir. Bugün mesele yalnızca cezaevlerinde tutulan insanların yaşadığı mağduriyet değildir. Yarın aynı ölçünün başkaları için de kullanılabileceği endişesidir. Hukuk, herkesi koruyan ortak bir güvence olmaktan çıkıp siyasî tercihlere göre işletilen bir araca dönüşürse, hiç kimse kendisini güvende hissedemez. Bir toplumda adaletin terazisi şaşarsa, sadece masumlar ağır bedel ödemez; devletin vicdanı, toplumun güveni ve geleceğe dair umudu da yara alır. Ertuğrul Günay'ın ifadesiyle: -Bu bir af yasasıdır. -Kapsamı sorunlu ve adaletsizdir. -Silahlı bir yapı ile barışırken, silahla, şiddetle ilgisi olmayanları içerde tutmak hukuka uymaz. -Yasanın hukuka uygun hale gelmesi için AYM’ye gitmek doğru olur. Ertuğrul Günay

Sırrı Er

67,213 views • 1 month ago

konusmasanati's profile picture

Bunu istemek zorundayım. X’teki görünürlük kısıtlamasını aşabilmem için videoların altına bırakacağınız her nokta, yalnızca bana verilmiş bir destek değil; sesimizin daha fazla insana ulaşmasına ve düşüncelerimizin daha geniş bir çevrede karşılık bulmasına katkıdır. Lütfen bunu, yaşanabilir bir ülkenin inşâsı için koyacağınız küçük ama değerli bir tuğla olarak düşünün. Haksızlık ve Hukuksuzluk Karşısında Sessiz Kalmanın Bedeli! Yaklaşık 300 bin insan KHK’larla ihraç edilirken; yüzlercesi intihar etmiş, binlercesi ağır stresin ve yıkımın yol açtığı hastalıklarla mücadele etmek zorunda kalmış birçoğu hayatını kaybetmişken, toplumun büyük bir bölümü bu haksızlık ve hukuksuzluk karşısında sessizliğe bürünmüşken... Daha önce bu topraklarda haksızlık, hukuksuzluk olmadı mı? Elbette oldu. Ama böylesi yaşanmadı. Mesele mağdur edilen insanların yaşadığı acı değildir. Asıl büyük tehlike, hukuksuzluğun sıradanlaşması ve vicdanların buna alışmasıdır. “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” anlayışı, bir toplumun ahlâkî çöküşünün en açık göstergelerinden biridir. Adalet, yalnızca kendimize yapıldığında savunulacak bir değer değildir. Başkasının hakkı çiğnenirken susan, kendi hakkının çiğnenmesi için de zemin hazırlamış olur. Bugün başkasına yapılan haksızlığı alkışlayan veya görmezden gelenler, yarın aynı haksızlığın mağduru olduklarında ve adalet talep ettiklerinde, kendilerini savunacak güçlü bir vicdan bulamayacaklar. Örnek çok... Karamsarlık değil bu söylediklerim. Mevcut durumun tahlili. Bir toplum hukuksuzluk karşısında, "susma hakkımıı kullanıyorum" diyorsa sadece mağdurlar kaybetmez; topyekûn ülke kaybeder. Kaybeden, ülke olur; değerli insanlar olur. Bu ülke hepimizin. Yaşanabilir bir ülke hayâli kurmak ve onu gerçeğe dönüştürmek için el birliğiyle çalışmamız gerekiyor. Bunu yapmak zor olmasa gerek.

Sırrı Er

29,984 views • 1 month ago

konusmasanati's profile picture

Talebimi yineliyorum. Çare Sizsiniz! X’teki görünürlük kısıtlamasını aşabilmem için videoların altına bırakacağınız her nokta, yalnızca bana verilmiş bir destek değil; sesimizin daha fazla insana ulaşmasına ve düşüncelerimizin daha geniş bir çevrede karşılık bulmasına katkıdır. Lütfen bunu, yaşanabilir bir ülkenin inşâsı için koyacağınız küçük ama değerli bir tuğla olarak düşünün. X Yıllardır yaşanan hukuksuzluğun yüz binlerce insanın hak gasbından, sosyal ölüme mahkûm edilmesinden, işinin, özgürlüğünün elinden alınmasından ibaret olmadığını, hatta Kavala, Demirtaş, Atalay, Kozağaçlı, İmamoğlu, Kuytul , Kuriş ve Dedetaş’ın çok ötesinde, mahallenin bakkalını, kasabını, her bireyi yakından ilgilendirdiğini; ciddiyetini ve vahametini her şeye rağmen sürekli dile getirdik. Kaç kişiye “yaşanabilir bir ülke” hayâlimizi anlatabildik, bilmiyorum. Mehmet Uçum Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili. AİHM kararlarının esastan bağlayıcı olmadığını, ulusal mahkemelerin ihlâl kararlarına uyup uymama konusunda takdir yetkisi bulunduğunu savunuyor ve Türkiye’nin AİHS’ye taraflığının ve vatandaşın AİHM’e bireysel başvuru hakkının gözden geçirilebileceğini söylüyor. Türkiye, AİHS’ye kendi iradesiyle taraf oldu; Sözleşme’nin 46. maddesiyle kesinleşmiş AİHM kararlarına uymayı taahhüt etti. Daha da ötesi: Türkiye, 4 Kasım 1950 tarihinde Roma'da AİHS'yi imzalayan kurucu 12 ülkeden biridir. Şimdiyse hem bu yükümlülüğün hem de Sözleşme sisteminde kalmanın tartışmaya açılabileceği söyleniyor. Mesele artık yalnızca KHK’lılar, Kavala ya da bir başkası değil. Mesele çok daha ciddi: AİHS ve AİHM’den doğan güvencelerin bağlayıcılığını tartışmaya açan bir hukuk anlayışının hazırlayacağı yeni anayasaya, vatandaş kendi hak ve özgürlüklerini hangi güvenle emanet edecek? Bence işe tam da bu soruyla başlamalıyız! Ve konuşmamın sürpriz konuğu… 🐈 #Kedi

Sırrı Er

24,281 views • 1 month ago

konusmasanati's profile picture

Gönül birlikteliğimiz var. En azından benim düşüncem bu yönde. Talebimi yineliyorum. X’teki görünürlük kısıtlamasını aşabilmem için videoların altına bırakacağınız her nokta, yalnızca bana verilmiş bir destek değil; sesimizin daha fazla insana ulaşmasına ve düşüncelerimizin daha geniş bir çevrede karşılık bulmasına katkıdır. Lütfen bunu, yaşanabilir bir ülkenin inşâsı için koyacağınız küçük ama değerli bir tuğla olarak düşünün. X Size bir deyimden bahsedeceğim: "Mal bulmuş Mağribî gibi sevinmek" beklemediği bir fırsat veya kazançla karşılaşmışçasına büyük bir heyecan ve ölçüsüz bir sevinç göstermek anlamına geliyor. Son derece yanlış bir tutumla, hukuksuzluk kime yapıldığına göre değerlendiriliyor. İktidar yanlıları, muhalif bir gazeteciye, akademisyene, siyasetçiye veya kanaat önderine yapılan müdahaleyi, kendi siyasî hesapları açısından “hak edilmiş” görebiliyor. Muhalif olduğunu söyleyen kesimlerdeki karşılığı da bundan pek farklı değil. “Bizden değilse başına gelen müstahaktır” anlayışı; diğer tarafta, “Onlar zaten bizim düşmanımız” kolaycılığına dönüşüyor. Bir gazeteciye yapılan hukuksuzluğa, sırf iktidarı eleştiriyor diye sevinmek ne kadar yanlışsa; iktidara yakın bir gazeteciye, akademisyene veya siyasetçiye yapılan hukuksuzluğa “oh olsun” demek de o kadar yanlıştır. Üstelik kendisine “muhalif” diyenlerin bunu daha iyi anlaması gerekir. Bugün başkasının hukuk dışı biçimde susturulmasından “mal bulmuş Mağribî gibi” sevinirseniz, sıranın size gelmesine de rıza göstermiş olursunuz. Adalet böyle aranmaz. "Adaletin akıllılık ve erdem olduğunu söylüyorsak; adaletin bilgisizlik olan adaletsizlikten çok daha güçlü olduğunu belirtmek hiç de zor değildir." Devlet, Eflâtun

Sırrı Er

26,376 views • 1 month ago

konusmasanati's profile picture

Adalet Bakanı Akın Gürlek, TRT Haber'de katıldığı programda "genel af" tartışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Gürlek, hükümetin gündeminde genel af çalışmasının bulunmadığını, hazırlanan 15 maddelik düzenleme taslağının yalnızca PKK mensuplarına yönelik hükümler içerdiğini ve düzenleme taslağının gelecek hafta TBMM Adalet Komisyonu'nda, ardından da Genel Kurul'da ele alınmasının beklendiğini ifade etti. "Terörsüz Türkiye süreci güzel bir aşamaya geldi." diyen Gürlek, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'un da sürece ilişkin açıklama yaptığını hatırlatarak, teknik destek dışında Adalet Bakanlığı'nın yasa hazırlık sürecinde doğrudan yer almadığını, yalnızca talep edilmesi hâlinde görüş ve öneri sunduklarını belirtti. "Genel af" iddialarına da açıklık getiren Gürlek, "Bu pakette genel af düzenlemesi yok. Şu an böyle bir çalışma da bulunmuyor. Hazırlanan düzenleme sadece PKK silahlı terör örgütü mensuplarına ilişkin hükümler içeriyor." dedi. Ayrıca, yeni bir yasal düzenleme yapılıp yapılmayacağının ise gelecekte tamamen TBMM'nin takdirinde olduğunu söyledi. Netice: Sokrates'in Savunması'ndan Hâlide Edib'in Ateşten Gömlek'ine uzanan ortak bir çizgi var: Adalet, vicdana göre değerlendirilmelidir. "Gece en karanlık ve ebedî göründüğü zaman gün ışığı en yakındır. Her gecenin bir sabahı vardır." Hâlide Edib Adıvar, 23 Mayıs 1919 Sultanahmet Mitingi.

Sırrı Er

39,939 views • 2 months ago

konusmasanati's profile picture

Görünürlük kısıtlaması için nokta dahi olsa yorum yazmanızı rica ediyorum. Algoritmaya galip gelmek, sesimizi daha fazla duyurabilmek ve insana yaraşır bir yaşamı inşâ edebilmek için. Şimdiden hepinize teşekkür ediyorum. Ortak değerimiz; ayrımsız adalet ile insan onur ve haysiyetini koruma altına almak olmalıdır. Başka bir şeye de gerek yoktur. Seçmenden ütülen oylarla siyâsî hesap yapan birçok vekil ve belediye başkanı parti değiştiriyor. Bu şartlar altında, TBMM’de bulunan 15 siyasi partiden medet ummak, sukûtuhayâle uğramaktan başka bir şey değildir. "AKP 25'inci yılını üç milletvekili ve yedi belediye başkanının transferiyle kutladı" Milletvekilleri ve belediye başkanları arasında hiçbir fark yok.Tek dertleri kendi siyâsî ikballeri. Bu siyâsî anlayış halkın derdine çare olmuyor. Mesele seçmende bitiyor. "Hangi ilke, düşünce değişti ve bundan sonra hangi değerleri savunacaksınız?" diye sandıkta sorması gerekiyor. Mesele makam, mevki, siyâsî güç veya gelecek hesabıysa, demokrasiden çok siyasi yararcılığın güçlendiğini düşünmek gerekiyor. Meclis’te çok sayıda siyasi parti var. Ama vatandaşın derdi bitmiyor: Adalet bekleyen milyonlar, işsiz gençler, geçim sıkıntısı çeken aileler, emekli, işçi, çiftçi, devlet kurumlarına güvenini kaybeden yurttaş ne olacak? Siyasetin ölçüsü kaç kişinin hangi partiye geçtiği değil, milletin hayatına ne kattığıdır. Türkiye’nin topyekûn ahlâka ihtiyacı var. Siyâset, siyasetçinin kendisini kurtarma kıvraklığı değil; milletin geleceğini güvence altına alma sorumluluğudur. Koltuklar, partiler ve ittifaklar değişir. Tarih, yapılanı da yapılmayanı da yazar ve kesinlikle notunu alır. #PolitkAhlak

Sırrı Er

25,015 views • 1 month ago

konusmasanati's profile picture

Dostlar, bir haftadır hesap kısıtlanıyor, görünürlük engelleniyor. Destek rica ediyorum. Türk toplumunda dolayısıyla siyâsetinde hafıza bazen şaşırtıcı derecede kopuk ve dağınık olabiliyor. Düne kadar PKK/KCK konusunda en sert açıklamaları yapan, örgütün bütün unsurlarının adım adım takip edildiğini, mensuplarının "ayakkabı numarasına kadar" bilindiğini söyleyenler, "terörle müzakere değil mücadele edilir" anlayışını kararlılıkla savunanlar, bugün bambaşka bir anlayışın öncülüğünü yapıyorlar. Elbette fikirler değişebilir, siyâset anlayışı değişebilir, yöntemler değişebilir, yeni arayışlar ortaya çıkabilir. Ancak değişmemesi gereken tek ilke adalettir. Gerçekten toplumda barışın tesis edilmesi hedefleniyorsa, bunun yolu hukuk önünde eşitliği tavizsiz biçimde sağlamak ve savunmaktır. Bakınız, Cumhuriyet dönemi Türk edebîyâtının kıymetli kadın yazarlarından, felsefe ve edebîyât alanında önemli isimlerden biri olan Safiye Erol; "İstisnâlar kâideyi bozmaz." Yeryüzünde istisnâ yoktur. Ancak kâide vardır. İstisnâ gibi görünen haller, kâidenin henüz anlaşılmamış derinliklerinden başka bir şey değildir. diyor. Kâidenin derinliği ya hiç anlaşılmamış ya da işlerine geldiği gibi "istisnâ" ve "müstesnâ" kavramları istismar edilerek kavram kargaşası oluşturulmuş, hatta bu kavramların içi bile isteye boşaltılmıştır. Gerçekten adalet, barış ve huzur arzu ediliyorsa bunun yolunu ve metodunu tekrar gözden geçirmek gerekiyor. #KısıtlamaX

Sırrı Er

27,036 views • 1 month ago

konusmasanati's profile picture

Rahatsızlık vermediğim müddetçe talebimi yinelemeye devam edeceğim. X’teki görünürlük kısıtlamasını aşabilmem için videoların altına bırakacağınız her nokta, yalnızca bana verilmiş bir destek değil; sesimizin daha fazla insana ulaşmasına ve düşüncelerimizin daha geniş bir çevrede karşılık bulmasına katkıdır. Lütfen bunu, yaşanabilir bir ülkenin inşâsı için koyacağınız küçük ama değerli bir tuğla olarak düşünün. X Bu ne yaman çelişki! Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin dokuz yıldır özgürlüğünden mahrum bırakılan Osman Kavala’nın ikinci başvurusuna ilişkin dün açıkladığı karar oldukça dikkat çekici. #AİHM Büyük Dairesi, 17 yargıçtan oluşan heyetiyle Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin altı maddesini 3, 5, 6, 10, 11, 18. ihlâl ettiğine hükmetti ve Kavala’nın en kısa sürede serbest bırakılmasının sağlanmasının zorunlu olduğu belirtildi. #OsmanKavala Ayrıca Türkiye’nin, tutukluluk ve mahkûmiyet sürecinin ortaya çıkardığı sonuçları ortadan kaldırmak ve tespit edilen ihlâlleri etkin biçimde gidermesi, tüm önlemleri alması gerektiği vurgulandı ve AYM kararlarına tam saygı gösterilmesinin hukukun üstünlüğünün korunması bakımından şart olduğu özellikle belirtildi. Özetle, AYM kararlarının uygulanmamasının bireysel başvurunun etkinliğini tehlikeye atacağını ve kişileri tanınan hakların somut faydasından mahrum bırakacağı ifade edilmiş ayrıca Kavala'ya 70 bin euro mânevî tazminat ödenmesine, 43 bin euroluk yargılama masraflarının da Türkiye tarafından karşılanmasına hükmetmişti. Rağmen... Mehmet Uçum'un; "AİHM de, Amor da haddini bilsin. Belli ki Türkiye AİHS’e taraf olma durumunu ve AİHM’e bireysel başvuru imkanını gözden geçirmeye zorlanıyor" sözlerinin yorumunu sizlere bırakıyorum. #AltınCag

Sırrı Er

16,221 views • 1 month ago