Sırrı Er's banner
Sırrı Er's profile picture

Sırrı Er

@konusmasanati84,499 subscribers

TRT Spiker-686 KHK/Uluslararası Basın Kartı (IPC)  European Union Accreditation Institute https://t.co/4oeCdjjgxV

Videos

konusmasanati's profile picture

İstanbul'un Fethi'nin 573. yılı kutlu olsun! Büyük komutan Fatih Sultan Mehmet Han'ı saygı ve rahmetle anıyorum. Yüzyıllar önce Fatih Sultan Mehmet’e atfedilen bir söz bugün hâlâ zihinlerde yankılanıyor: “Akılı öldürürsen, ahlak da ölür. Akıl ve ahlak öldüğünde millet bölünür. Kadı’yı satın aldığın gün adalet ölür. Adaleti öldürdüğün gün devlet de ölür.” Bu söz yalnızca geçmişe ait bir nasihat değildir; devletin ve toplumun ayakta kalabilmesi için kurulmuş bir medeniyet ölçüsüdür. Bir ülkede insanlar düşünmekten korkuyorsa, farklı fikirler düşmanlık gibi görülüyorsa, liyâkatin yerini sadakat alıyorsa; orada önce akıl zayıflar. Akıl zayıfladığında vicdan susar. Vicdan sustuğunda ise insanlar birbirine güvenmemeye başlar. Bir devletin gerçek gücü; sert söyleminde değil, vatandaşının adalete olan inancındadır. İnsanlar mahkemeye çıktığında hakkının korunacağına inanıyorsa devlet güçlüdür. Ama "Haklı olsam bile sonuç değişmez" demeye başlamışsa, asıl tehlike işte o zaman başlar. Adalet bir ayrıcalık değildir. Adalet; iktidarda olana da, muhalif olana da, zengine de, fakire de lâzım olan ortak bir güvencedir. Adalet çökerse umut, birlik, gelecek her şey çöker. Bizlere düşen görev; öfkeyi değil vicdanı, korkuyu değil hakkaniyeti, kutuplaşmayı değil ortak aklı büyütmektir. Başını eğme, dimdik yürüyerek yaşa! #FatihSultanMehmet

Sırrı Er

10,353 Aufrufe • vor 5 Tagen

konusmasanati's profile picture

Vaktin birinde bir yolcu, Atina'dan Megara'ya gitmek için bir eşek kiralar. Eşeğin sahibi de yaya olarak onlara katılır. Yolun yarısında kavurucu bir sıcak bastırınca dinlenmek isterler; ancak etrafta ne bir ağaç ne de bir gölge vardır. Yolcu, serinlemek için eşeğin gölgesine sığınır. Bunu gören eşek sahibi itiraz eder: "Ben sana eşeği kiraladım, gölgesini değil!" der. Yolcu ise, "Eşeği kiraladıysam, ona ait olan her şeyi, dolayısıyla gölgesini de kiraladım!" diye karşılık verir. İkili, gölgenin kime ait olduğu konusunda öyle şiddetli bir kavgaya tutuşur ki, sonunda mesele mahkemeye kadar taşınır. Demosthenes bu hikâyeyi halka anlatırken tam kavga kısmında durur ve kürsüden iner. Halk merakla bağırır: "Sonra ne oldu, anlatsana!" Bunun üzerine Demosthenes geri döner ve şu unutulmaz dersi verir: "Sizin için hayâtî öneme sahip olan devlet meselelerini, özgürlüğünüzü ve geleceğinizi konuşurken beni dinlemiyorsunuz; ama bir eşeğin gölgesi üzerine olan bu saçma sapan olayı ağzınız açık dinliyorsunuz. İşte sizin hâliniz budur!" Antik Yunan'ın en büyük hatiplerinden biri olan Demostenes, MÖ 4. yüzyılda, günümüzden yaklaşık olarak 2350 yıl önce yaşamıştır. O günden bugüne değişen hiçbir şey yok. Toplum hâlâ sığ ve yapay konularla meşgul oluyor. Belki de Keçecizâde Izzet Molla'ya kulak verme vaktim gelmiştir. "Yorulmaktır cihân-ı köhneyi tamire uğraşmak" #EseginGolgesi

Sırrı Er

21,643 Aufrufe • vor 1 Monat

konusmasanati's profile picture

Türkiye’de bugün milyonları ilgilendiren çok önemli bir mesele var. Ama gariptir ki bu mesele, başta CHP olmak üzere, muhalif olduklarını iddia edenler tarafından bile dile getirilmiyor ve görmezden geliniyor. Oysa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Daire vermiş olduğu Yasak/Türkiye kararı yalnızca KHK mağdurlarını ilgilendiren teknik bir hukuk kararı değildir. Bu karar; hukuk güvenliğini, adil yargılanmayı, suçta ve cezada kanunilik ilkesini anlayacağınız toplumun her kesimini, hepimizi ilgilendiriyor. Bugün sustuğunuz haksızlık, yarın kapınızı çalabilir. Çalıyor da... Ama hâlâ ders almıyorsunuz. Bakın… Bir ülkede hukuk kişiye göre uygulanmaya başlarsa; artık orada kanun değil, keyfîyet vardır. Kemâl Tâhir bu durumu yıllar önce şöyle ifade etmiştir: “Kanun kişiye göre değişirse adına adalet denmez, keyfiyet denir.” Selahattin Demirtaş’tan Osman Kavala’ya, Can Atalay’dan Selçuk Kozağaçlı ve Ekrem İmamoğlu’na kadar toplumun çok farklı kesimlerini ilgilendiren ortak bir adalet meselesiyle karşı karşıyayız. Adalet; ekmek, hava, su, güven, huzur ve devlete duyulan inançtır. Adalet çökerse; ekonomi de çöker, siyaset de, vicdan da… Sonunda her şey çöker. Ülkenin en büyük ihtiyacı yeni sloganlar değil, gerçek adalettir. Adalet, bütün değerleri taşıyan lokomotiftir. Lokomotif raydan çıkarsa, hiçbir vagon insanca yaşam hedefine ulaşamaz. Esas olan; sadece yaşamak değil, insana yakışır şekilde ve onurlu yaşamaktır… #AİHM #AİHS

Sırrı Er

14,429 Aufrufe • vor 20 Tagen

konusmasanati's profile picture

#KHK ile TRT'den ihraç edilen, takipsizlik almış olmasına rağmen görevine iâde edilmeyen, başından beri "Ayrımsız Adalet" vurgusu yapan ve KHK'lı olmakla gurur duyan bir arkadaşınız olarak düşüncemi paylaşıyorum. Bülent Arınç #KHKTV’de; "KHK bir faciadır. Artık kucaklaşma olsun. Bütün bunların üstünü örtmek istiyorum; bu, genel afla olur. Genel af zarûrî hâle gelmiştir." diye bir beyânda bulundu. KHK TV 2 Bülent Arınç seversiniz/sevmezsiniz bu ayrı mesele. Geçmişte programlarıma çok konuk olmuştur. KHK ile ihraç edildikten sonra kendisi ile hiç görüşmedim. Bülent Arınç Bir anda göstermelik demokrasinin sahte muhalifleri koro halinde aynı cümleyi kurmaya başladılar: "KHK’lılar için af istedi!" İsteyebilir ne var bunda?! Bazı çevreler sûretâ Haktan görünerek bir anda hem nalına hem mıhına vurmaya başladılar sanki ülkeyi çok düşünüyor, insanını çok seviyormuş gibi. Bu tâbir için takip eden dostlar beni bağışlasınlar. Genetik mühendisliğinin çeşitli teknikler kullanarak yaptığı müdahaleyle kalıtımsal değişikliğe uğrattığı bu organizmalar utanmasalar "darbecilerin avukatı" diye manşet atacaklar. KHK ile ihraç edilen yüz binlerce insan yıllardır şunu haykırıyor: "Beni adil, bağımsız bir mahkemede yargılayın. İsnat ettiğiniz suçun kırıntısı varsa boynum kıldan ince, her türlü cezaya razıyım!" Ama yargılamıyorlar... Varsa yoksa, sendika üyeliği, Bank Asya hesabı, çocuğun okulu vs. Şimdi soruyorum: 3 milyon terörist mi olur Allah aşkına! 3 milyon insan mı darbe yaptı? Bunu sizler de sorun! Bir ailede baba KHK’lı, anne KHK’lı. Bütün apartman, mahalle, şehir terörist mi? İnsan olan erkin ağzıyla konuşup yüz binlerce insanı dört harfe mahkûm etmez! Ediyorsa insanlıktan nasibini almamış demektir. Genel af isteyen de, adil yargılanma talep eden de aynı şeyi söylüyor: "Ya masumiyetimizi iâde edin ya da suçumuzu ispat edin!" Bundan daha haklı bir talep olabilir mi? Adalet ve hakkaniyet bunu gerektirir hariçten gazel okumayı değil. Ağırlaştırımış müebbete mahkûm edilen askerî okul öğrencileri ve erlerden utanın! Yazıktır, günahtır! Meselenin özeti: "Serpuşlar değişti amma ser değişmedi" Mehmet Âkif #KHKİptalEdilsin

Sırrı Er

69,772 Aufrufe • vor 6 Monaten

konusmasanati's profile picture

Yakup Kadri'nin Sodom ve Gomore isimli romanı üzerinden anlatayım içinde bulunduğumuz durumu belki ders alınır. Zannediyorlar ki ilk defa ve sadece trafik polisi "dört harf"e mahkûm edildi! Nâmuslu, liyâkat sahibi, kendini değil de ülkenin âlî menfaatini önceleyen insanların işi, özgürlüğü, yaşamı "dört harf"e mahkûm edilerek ellerinden alındı! Bu en sade haliyle zırvanın zirvesidir! Önüne gelene "terörist" muamelesi yapan toplum en nihayetinde kendi kendini yok edecektir! Yakup Kadri’nin 1928’de yazdığı Sodom ve Gomore, Cumhuriyet’in ilk yıllarında, İşgal İstanbul’unda 1918-1922 Türk toplumunun yaşadığı derin ahlâkî çöküntüyü anlatır. Başkahraman Necdet, yedi yıl cephede savaşmış idealist bir subaydır. İstanbul’a döndüğünde, şehir işgâl altındadır ama asıl işgâl, insanların ruhundadır. Beyoğlu’nda balolar, randevuevleri, kokain, şampanya. Türk zenginleri ve aydınları, işgal subaylarıyla aynı masada eğlenmektedir. Vatan Anadolu kanla kurtulurken, İstanbul tam bir ahlâksızlık bataklığına dönmüştür. Necdet önce direnir, sonra o da teslim olur. Batılılaşmış, sınır tanımayan Leyla’ya âşık olur ve hızla dibe vurur. Dün "vatan için ölürüm" diyen, işgâlcilerle bir olur. Yakup Kadri’nin mesajı nettir: Körü körüne Batılılaşma ve işgâlin getirdiği konfor arzusu, bir toplumu içten çökertir. Ahlâkî işgâle boyun eğerseniz, asıl yenilgi odur. Romanın adı bile her şeyi özetliyor: Tevrat’ta ahlâksızlık yüzünden yok edilen Sodom ve Gomore! Yakup Kadri, 1920’lerin İstanbul’unu o şehirler gibi kendi kendini yok ettiğini haykırır. Sodom ve Gomore, hâlâ güçlü bir uyarıdır: En büyük düşman kendi içindeki çürümedir. Gidişat değişmezse, bu toplum kendi kendini yok edecektir. Ve... Ahmaklık Tanrı kahrıdır. Hastalık, körlük, sağırlık kahır değildir, bir iptilâdır. İptilâ acınacak bir şeydir, ona Tanrı da kul da acır. Mesnevî

Sırrı Er

67,502 Aufrufe • vor 5 Monaten

konusmasanati's profile picture

ABD Trump, Venezuela Maduro konusunda herhangi bir yorum yapmayacağım. Bildiğim tek şey; Osman Kavala'nın kayınpederi Tarık Buğra’nın 1983’te yayınlanan "Osmancık" adlı romanında Şeyh Edebâli'ye söylettiği şu cümle: "Ey oğul, milleti yaşat ki devlet yaşasın!" Şimdi gelelim Fırıldak Kubi'ye! 2 yıl içinde 6 kez parti değiştiren ve bu durum Der Spiegel dergisine dahi konu olan, hakkında 20'ye yakın dâvâ açılan ve "Fırıldak Kubi" olarak Türk siyasi tarihi'ne geçen, 2021 yılında Kubilay Uygun "Fırıldak Kubi" adlı bir belgesele konu olan ve en nihayetinde 23 Temmuz 2016 tarihinde Kemerburgaz, İstanbul'da bir otelde intihar eden fırıldak Kubi'ye rahmet okutan göstermelik demokrasinin sahte muhaliflerine yazıklar olsun! Bugün yapılan fırıldaklığın boyutları bambaşka. Dün erkin yanında durup susanlar, bugün muhalif maskesi takıp milletin önünde ahkâm kesiyor, fotoğraf çektiriyor, demokrasi havarisi gibi afra tafra yapıyor. İlke yok, vicdan yok, sadece koltuk sevdası var! Fırıldak Kubi'nin fırıldaklığı kendineydi ve en sonunda da intihar etti. Partiler arası transfer borsası hiç kapanmadı. Bugün "muhalif" geçinenler iktidar kapısında sıraya girdi. Onların derdi millet değil, kendi çıkarları. Adalet diye bağıranlar, adaletsizliğin ortağı oldu. Özgürlük diye haykıranlar, bile isteye sessiz kaldı. Kubi'nin fırıldaklığı en azından bir dönemle sınırlı kaldı. Bunlar rüzgâr nereden eserse oraya dönüyor, bindikleri kayığın küreğini çekiyorlar. Gerçek muhalefet ilke ister, cesaret ister, sadâkat ister! Üzgünüm ama bunlarda hiçbirisi yok! Bu ülke hepimizin!

Sırrı Er

56,387 Aufrufe • vor 5 Monaten