
Mehmet Yildiz
@Mehmet_Stern • 11,628 subscribers
Regards croisés 🇨🇭 • East to West 🌍 • West to East Liens Est-Ouest et dynamiques culturelles.
Shorts
Videos

AFFAIRE EPSTEIN : DIEUDONNÉ PORTE PLAINTE CONTRE ARIANE DE ROTHSCHILD L’affaire Jeffrey Epstein prend des proportions inattendues en France. On apprend aujourd’hui que l’humoriste Dieudonné devait donner un spectacle à Genève, alors que se déroulait les manifestations anti-G7 avec les débordements qui ont commencé par une voiture Tesla brûlée… le spectacle a finalement eu lieu en France voisine, vers la frontière genevoise. Et c’est dans ce contexte que Dieudonné annonce porter plainte contre Ariane de Rothschild. Et pour cause. Il s’agit d’une découverte un peu spéciale… Suite à la déclassification de millions de documents du DOJ sur l’affaire Epstein, un email du 20 décembre 2013 montre Ariane de Rothschild, banquière française, exprimant son indignation après avoir visionné une vidéo de Dieudonné. Elle propose à Epstein d'en discuter lors d'un passage à New York. Quelques semaines plus tard, en janvier 2014, le ministre de l'Intérieur Manuel Valls lance une offensive administrative contre les spectacles de l'humoriste, avec des interdictions préfectorales massives. Source:
Mehmet Yildiz360,474 görüntüleme • 1 ay önce

🚨SCOOP | Dans sa révélation, l’humoriste français Dieudonné révèle que des hauts dirigeants français sont impliqués dans cette affaire. Voici ses propos : « Il y a un journaliste américain qui a eu accès à la réponse de Jeffrey Epstein au mail d'Ariane de Rothschild. Apparemment, il précise dans la communication - on va l'avoir normalement, c'est par l'intermédiaire de mon avocat, qui a été interrogé par ce journaliste américain. Donc, Jeffrey a répondu : JE M'EN OCCUPE. C'est le scoop, j'ai appris ça il y a deux jours. Et apparemment ça va bien plus loin que ça, puisque après, sur cette même boîte mail, il y a des liens avec des personnalités politiques françaises. Donc, je ne peux qu'imaginer qu'il en a parlé. Puisque moi, quinze jours plus tard, je vais me retrouver avec des arrêtés préfectoraux, une instruction ministérielle auprès de tous les préfets pour faire des arrêtés partout où je vais. Et donc c'est hallucinant, et apparemment - mais là je ne peux pas le dire, parce que je vais laisser à l'auteur de cet article qui va sortir pendant les vacances, la primeur de ce qu'il nous a dit - ça mouille l'Etat jusqu'au sommet. »
Mehmet Yildiz302,239 görüntüleme • 1 ay önce

İbrahim Halil Baran @ixbaran1 : Kürtler bir meşruiyet yaratamadılar ve bunun yerine rollerini Şara’ya kaptırdılar. Şara Şam’a gitti. Şam’dan sonrasında meşru hale geldi. Artık karşınızda Suriye hükümeti var. Fakat burada ince nokta şudur. Size ne diyorlar? Devlet istiyor musun? Yok. Suriye’yi sana teslim edelim, kabul ediyor musun? Ona da yok. Ne istiyorsunuz? Ya vallahi işte biz komünalist, kültüralist falan, bir sürü şey. Tamam o zaman diyorlar. Biz Şam’daki hükümeti bir resmi hükümet olarak tanıyacağız, o merkezle ilişki geliştireceğiz, ve bundan sonra siz sorunlarınızı onlarla gidin hal edin. Nitekim bugün, bizi Şara’ya mecbur bırakıyorlar. Kaynak:
Mehmet Yildiz407,234 görüntüleme • 6 ay önce

Garo Paylan: Şimdi yüzbinlerce Kürt kuşatma altında ve bu haber değeri bile görmüyorsa Amerika’da, bu çok ciddi bir sorundur. Aylardır bu çağrıyı yapıyorum, çabam, çağrım, Kürt hareketi diplomasi çabasının %90’ını Aveupa’ya veriyor, Avrupa siyasi bir cücedir, Avrupa’nın maalesef hiç bir etkisi yok. Kürt hareketi diplomatik çabasının %90’ını Washington’da vermeli, Washington’da medya kuruluşlarına vermeli, Kongre’de çalışmalarını yürütmeli. Ama bu konuda ben hiç bir çaba görmüyorum. Yani inanın, ben burdayım, ama benimle bile hiç kimse “bir dakika Garo sen orda ne yapıyorsun, bizim için ne yapıyorsun?” diye aramıyor, kimse benle konuşmuyor bile. Ya bu çok ciddi bir hatadır diye düşünüyorum.
Mehmet Yildiz366,518 görüntüleme • 6 ay önce

Le modèle du rêve américain est une société entièrement shootée au sucre. Fondé en 1925 à New York, le Lexington Candy Shop sert toujours le Coca-Cola à l’ancienne. Le « soda jerk » (serveur derrière le comptoir) pompe manuellement le sirop de Coca-Cola pur depuis un distributeur à pompe ancienne. Il remplit un verre avec de la glace, ajoute de l’eau gazeuse (seltzer) directement de la fontaine à soda et mélange vigoureusement à la cuillère. Souvent, il ajoute une boule de glace sur le dessus, ce qui devient un Coke float. Résultat : un Coca un peu plus doux, un peu moins gazeux que la version bouteille/canette, avec un goût « rétro » très caractéristique. C’est exactement comme on le servait dans les soda fountains des années 1920-1950.
Mehmet Yildiz58,354 görüntüleme • 29 gün önce

Alparslan Kuytul: Ahmed Şara ne anlar orduları idare etmekten? Elinde general mi var, yani ne var, kim orduyu idare edecek? Türk devleti var arkasında ve, ancak Ahmed Şara bir taraftan Amerikan baskısı altında, bir taraftan Türkiye baskısı altında. Türkiye diyor ki SDG’ye karşı harekete geç, YPG’ye karşı harekete geç. Amerika diyor ki otur yerinde kafamı bozma. Ahmed Şara çok zor durumda. Bakalım hangi tarafı tercih edecek. Ahmed Şara şunu çok iyi biliyor: Amerika’yı tercih etmediği an da, Amerika komandoları gelir kendisini alır, Maduro’yu götürdükleri gibi Amerika’ya götürürler. Bunun çok iyi farkında. Çünkü Maduro kadar da gücü yok. Kaynak:
Mehmet Yildiz243,431 görüntüleme • 6 ay önce

HDP İstanbul eski milletvekili Garo Paylan: Bir şey yapmayacaklar, sorun bu. Ama, siz işinizi kademeli görün diyorlar. Dikkat ederseniz, paldır küldür girmiyorlar, yani hep kademeli yürümeye… Önce Afrin yutuldu, şimdi Halep’teki Kürtlere yönelik baskı yapılıyor, Fırat’ın batısını tahkim edelim diye bakıyorlar. Sonra şu baskı gelecek, efendim sınırlardan çekilin, işte Arap bölgelerinden çekilin, petrol alanlarından çekilin. Yani Suriye yönetimi zamanın kendi lehine işlediğini görüyor, Türkiye’de zamanın kendi lehine işlediğini görüyor ve dünya düzeni « güç eşittir haktır » diyorsa… ya Amerika gidip Grönland’ı bile ele geçirmeyi bir hak olarak görüyorsa, e ben niye Halep çerçevesinde at koşturmayayım diye bakıyor. Israil’e baktığımızda… Yani Israil dikkat ederseniz Kürtler konusunda bir hassasiyeti varmış gibi, bazı Kürt halkındaki yoldaşlarımız bunu düşünüyorlar, öyle bir şey yok. Israil’in bütün derdi Suriye’nin güneyinde bir güvenlik anlaşması yapması. Dürziler’e de bunun için bir kaldıraç olarak kullanıyor. Yani, hem de Golan tepelerini efendim bana ver, ben bunun karşılığında Amerika’ya ambargoları sana kaldırtırım diyor. Ve Kürtlerle bir anlaşmanın yapılmaması Israil’in çıkarına aslında. Şu çerçevede: çünkü bunu da bir kaldıraç olarak kullanıyor. Eğer ki diyor, ey Türkiye, sen güney de at koşturmaya kalkma, kalkarsan ben Kürt meselesini kaşırım diyor, o noktada Amerika’ya hassasiyetini yükseltirim. Ama sen bu meseleye dokunmazsan, yani güney de Suriye’nin benim çıkarlarım yönünde yürümesine engel olmazsan, ben de Kürt meselesini kaşımam - tırnak içinde söylüyorum - diye bakıyor. Yani iki tane bölge devleti, iki tane ciddi meselesi olan, birisinin Filistin meselesi var, birisinin Kürt meselesi var, ikisi kötülükte anlaşmak üzereler, kötülükte anlaşıyorlar. Yani ben Filistin halkına hiç bir hak vermeyeceğim, Gazze’yi tahkimatını yapacağım, ekonomik bir tahkimat yapacağım, Suriye’de bir güvenlik anlaşması yapacağım, ve bölge de Golan bölgesini ekonomik bir zone’a çevireceğim, hatta orda bir kayak tesisi kurmaktan bile bahsediliyor biliyorsunuz, işte böyle bir ekonomik anlaşma yapacağım diyor. Türkiye’de Kürt meselesi de kademeli olarak Kürt halkını en azına razı edecek. Nasıl ki Israil’in derdi Gazze halkını, Filistin halkını Razı etmekse… Burda ortaklaşıyorlar ve Amerika’da maalesef bu çizgide. Kaynak:
Mehmet Yildiz206,179 görüntüleme • 6 ay önce

Alexandre Del Valle : « Par exemple, un Turc musulman sunnite va jouer le jeu de l’intégration économique et sociale. Il n’y a pas trop de problèmes avec les Turcs. On travaille, on bosse, on est très fiers d’être Turc, mais on emmerde personne. On n’est pas dans la délinquance, ou en tout cas c’est pas du tout visible. On n’agresse pas des gens dans la rue gratuitement, comme c’est souvent le cas avec des populations sahéliennes ou une partie des populations maghrébines. On n’a pas du tout ce qu’on appelle les racailles dans le milieu turc. Connaissez-vous des bandes de Turcs qui vont tout casser ? Ça n’existe pas. Il y a un côté discipliné chez le Turc, même s’il n’est pas du tout assimilé, même s’il est très fier d’être Turc. Donc le Turc sunnite va être communautariste, mais en jouant le jeu de l’intégration, mais sans être assimilé. Par contre on trouve des Turcs ultra-assimilés, qui, comme le premier groupe des Italiens va totalement même renier sa turcité assez rapidement. » Êtes-vous d’accord avec ces propos ? Extrait tiré de la vidéo « Immigration en France bonne ou mauvaise ? Démêler le vrai du faux, vague par vague, Bilan » :
Mehmet Yildiz24,045 görüntüleme • 25 gün önce
1:10
Sensitive content
This media may contain sensitive content.

Voici une déclaration de l'ancien président iranien Ahmadinejad, diffusée par CNN Türk le 29 mai 2021 : « Nous avons créé une unité de renseignement contre Israël, et la personne que nous avons nommée pour la diriger s’est avérée être un agent israélien. » Ahmadinejad, affirme donc, que non seulement le chef de cette unité était un agent double, mais que vingt autres membres de l'équipe iranienne chargée de surveiller les activités d'espionnage israélien avaient également trahi Téhéran. Comment un agent du Mossad a-t-il pu atteindre une position aussi élevée au sein d'une unité censée contrer les activités israéliennes ? Cela suggère soit une faille massive dans les protocoles de vérification et de contre-espionnage iranien, soit une corruption systémique au sein des élites politiques et sécuritaires. Depuis des années, des responsables iraniens, y compris l'ancien ministre du Renseignement Ali Younesi, ont averti de l'influence croissante du Mossad au sein des institutions iraniennes. Younesi avait déclaré en 2022 que le Mossad avait infiltré de nombreux départements gouvernementaux, au point que les hauts responsables iraniens devraient craindre pour leur vie. Ces affirmations, bien que souvent considérées avec scepticisme, trouvent une certaine crédibilité à présent.
Mehmet Yildiz206,928 görüntüleme • 1 yıl önce

Haydar Karataş: “Öcalan’ı İmralı’dan alıp Sincan cezaevine götüreceklerdi. Bütün PKK koğuşları ölüm oruçlarındaydı ve devletle anlaşma yaptılar, Sincan cezaevine kimler gidecek diye liste yapıldı. Ancak Yalçın Küçük avukatı Doğan Erbaş’a - halen onlar için aktif bir avukat, HDP içinde - bir not verdi, yarım sayfalık bir mektup verdi, Apo kardeşim sakın İmralı cezaevinden çıkma, orda sen Genelkurmay’ın, Cumhurbaşkanlığının, yani Türkiye Başbakanının denetimindesin, yani gizli devlet seni korumak zorundadır. Üçlü mekanizma ile seni ortadan kaldırmak zorundalar ve bu çok zor. Ancak sen bir cezaevine girersen, bir Apo manyağının onun deyimiyle, yani manyak dediği Apo’yu sevmeyen yada çok seven birisi tarafından öldürülebilirsin ve kim vurduya gidersin derdi. Ve Öcalan orda kaldı, İmralı cezaevinde kaldı ve bu Yalçın Küçük’ün söylediği şeydir.” Kaynak:
Mehmet Yildiz56,810 görüntüleme • 3 ay önce

Levent Gültekin: Bir DEM seçmeniyle - daha doğrusu yanıma geldi, sokakta yürüyordum… Geldi yanıma, çok ilginç bir şey söyledi, hani aydınlanma diye bir şey var ya, öyle bir şey yaşarsın. DEM seçmeninin bazılarının siyasi zekasına hayranım… Yıllar önce bir fuardaydım, kitap fuarında bir DEM seçmeni, hanımefendi genç bir kadın, kulağıma eğildi şöyle dedi, o zaman: « Levent bey » dedi, « ekranlarda », o zaman HDP idi, « HDP’yi çok övmezseniz sevinirim, ben DEM seçmeniyim » dedi. Niye dedim, HDP’yi niye övmeyim ekranlarda? « Ya siz çok HDP’yi överseniz » dedi, « sizi HDP’li sanmaya başlarlar » dedi, « bu seferde söylediklerinize kulak vermemeye başlarlar » dedi, « toplumun öteki kesimini ». « Halbuki bize » dedi, « toplumun öteki kesimine bizim derdimizi anlatacak insanlara ihtiyacımız var ». Şöyle baktım kadına, şapka çıkardım, dedim ki ya bu siyasi zeka, ya bu hiç birinde yok, yukarda bile yok, çünkü en fanatiği illa bizim gibi ol derler. Dün de biri geldi yanıma, çok şaşırdım yani, « abi ben DEM seçmeniyim » dedi, « biliyor musun, seni bizimkiler son bir haftadır niye çok bu kadar hedef yaptılar ? Çünkü söylediğinde o kadar, hani kızılacak, hani en fazla yani böyle yanlış yorum mu olur diyebiliriz » dedi, ama… « Bizimkiler seni niye hedef yaptılar biliyor musun? Ki Tuncer Bakırhan » dedi, « normalde çok düzgün bir adamdır, terbiyeli bir adamdır, o bile » dedi, « aptal Kürt düşmanı diyecek noktaya geldi » dedi. Niye dedim? « Çünkü sen çok fazla Demirtaş diyorsun programlarında, bu da » dedi, « bizimkileri çok fazla kızdırıyor, çünkü bizimkilerin, DEM’lilerin şu an birinci politikası Demirtaş’ı unutturmak, gündemden düşürmek. Sen » dedi, « o kadar Demirtaş diyorsun ki senden gıcık kapıyorlar » dedi, « o gıcıklığını burdan çıkarmak istemişler ». Hakkaten enteresan yani, olabilir mi? Olabilir. Çünkü anladığım kadarıyla DEM Parti, yönetim olarak, kendi tabanlarında en zorda kaldıkları kısım bu kısım, cevap veremiyorlar. Yani taban onlara Demirtaş nerde, niye çıkmıyor, niye AIHM kararı uygulanmıyor, bu nasıl Barış süreci, bu nasıl çözüm süreci, Demirtaş’ın çıkmadığı çözüm söreci mi olur tepkisi o kadar yüksek ki tabandan DEM yöneticilerine; onlar da artık il-allah etmişler, e ben de çok sıklıkla Demirtaş’ı, Demirtaş’ın aklını, DEM’deki Demirtaş yaklaşımının daha doğru olduğunu, içlerinden en samimi olanın Demirtaş olduğunu söylüyorum, meğer ordan dedi… dedim ki muhtemelen öyledir. Kaynak:
Mehmet Yildiz83,265 görüntüleme • 6 ay önce

Débat très intéressant. #Sionisme, Israël 🇮🇱 , France 🇫🇷 : Alain Soral Officiel et Serge FEDERBUSCH s'affrontent SANS FILTRE ! | GÉOPOLITIQUE PROFONDE J'ai eu l'occasion de poser une question à Serge Federbusch en direct : "Pouvons-nous dire que partout dans le monde le Juif du quotidien est mis en danger par ses propres élites ?" Je partage l'extrait ci-dessous. Et pour voir toute l'émission c'est ici 👉
Mehmet Yildiz32,444 görüntüleme • 2 ay önce

🚨 İbrahim Halil Baran’ın yıllardır internette paylaşılan bir sözü var : “Eğer benim ana dilim senin devletinin temellerini sarsıyorsa, demek ki devletini benim arsama yapmışsın...” Bu alıntı, bir çok kez Musa Anter’in sözüymüş gibi paylaşılıyor yıllardır. Oysa İbrahim Halil Baran / yeni hesap 7 Nisan 2013’te bizzat kendi paylaşmıştır Twitter’da. Bir düzeltme gereği duymaktayım çünkü bende o hataya düştüm. Bir daha alıntı paylaşırken kaynağını araştırmak önemli. Ekte göreceğiniz yayından bir kesit sunuyorum size, her şey detaylıca anlatılıyor. Yayının tümünü izlemek isteyenler şu linkten ulaşabilirler ve kesit 20. dakikadan sonra başlıyor :
Mehmet Yildiz82,494 görüntüleme • 9 ay önce

EROL MÜTERCİMLER: “İRAN PARÇALANIR, İÇ SAVAŞA GİDERSE, TÜRKİYE’NİN ÖMRÜ 60 DAKİKA” “Etnik kimliğe bakacaksınız ya… Nelerin olabileceğini. Onun için kendimi yırtıyorum ta 1995 yılından beri. Ne demişim ta o zaman bile? Ne yapsın, etsin, Türkiye bunun önüne geçecek. Cümlem neydi benim? İran parçalanır, iç savaşa giderse, Türkiye’nin ömrü 60 dakika. O zaman bana neler söylediler biliyor musun? Aklın durur.” Kaynak:
Mehmet Yildiz58,312 görüntüleme • 6 ay önce

Yalçın Küçük: "Cemal Süreya vardı, büyük şairimiz. Beni görünce koştu geldi, nasıl heyecanlıydı, bana bunun sevincini hiç anlatamazsınız. Bana ne dedi Cemal biliyor musunuz ? “Yalçın” dedi, 'Ben de Kürdüm' dedi ve sarıldı öptü. Ben sanki ona kürtlüğünü veren bir adamdım. O kadar mutluydu. O da beni de mutlu etti. Daha önce hiç kimseye... O, ilkokulda 5 yaşında Türkçe öğrenmeye başlamış biridir Cemal, bizim büyük şairimiz."
Mehmet Yildiz54,620 görüntüleme • 8 ay önce