Muhammet Topal's banner
Muhammet Topal's profile picture

Muhammet Topal

@mhmmt_tpl • 5,569 subscribers

Tarihçi – PhD (c) @UArizona MA @EPHE_PSL BA @UniBogazici | intellectual history, sociology of knowledge, global studies | Ottoman Empire, Turkey, MENA #climbing

Shorts

dayı muhabirin her kelimesiyle daha da kahroluyor bi de böyle hafiften uzak duruyor ki kendisine de sirayet etmesin

dayı muhabirin her kelimesiyle daha da kahroluyor bi de böyle hafiften uzak duruyor ki kendisine de sirayet etmesin

1,219,917 просмотров

Videos

mhmmt_tpl's profile picture

uzun versiyonu şuraya bırakıyorum

Muhammet Topal

316,261 просмотров • 10 дней назад

mhmmt_tpl's profile picture

uzun versiyonu geldi

Muhammet Topal

177,687 просмотров • 18 дней назад

mhmmt_tpl's profile picture

Son on yıldır Fransa'yı yakından takip ediyorum. Bu sürenin bir kısmında orada yaşadım da. Bu süre zarfında milyonlarca insanın katıldığı sayısız protestoya, greve, aylarca süren gösterilere tanık olduk. İş yasası reformundan emeklilik düzenlemelerine, akaryakıt vergilerinden hayat pahalılığına kadar hemen her meselede Fransızlar sokaklara döküldü. Fransa'ya dışarıdan bakanlar için bu eylemler hep merak ve hayranlık uyandırıcı oldu. Kendi ülkelerinde bu kadar rahat eylem yapamayan insanlar imreniyordu Fransızlara. Peki bütün bu eylemler gerçekte neyi değiştirdi? Evet, bazı düzenlemeler geri çekildi, bazı kararlar ertelendi, hükümetler ekonomik tavizler vermek zorunda kaldı. Fakat bütün bu toplumsal hareketlilik ülkenin siyasal ve ekonomik düzeninde hiç köklü bir değişiklik yarattı mı? Fransa'da eylemlerin bu kadar sık ve kitlesel biçimde gerçekleşebilmesinin, bir bakıma bunların sistemin izin verdiği sınırlar içerisinde kalmasıyla da ilgili olduğunu düşünüyorum. Fransa, bu açıdan belki de Batı siyasal ve ekonomik sisteminin bir tür laboratuvarı. Bunun tarihsel köklerini Fransız Devrimi'ne kadar götürmek mümkün. 1789 Devrimi'nden ve 1848 ayaklanmalarından gerekli dersleri çıkaran Fransız yöneticiler, 19. yüzyılın ikinci yarısında Paris'i baştan aşağı yeniden inşa ettiler. Seine Valisi Haussmann'ın adıyla anılan bu büyük kentsel dönüşümde dar sokakların yerini geniş bulvarlar, büyük meydanlar aldı. Amaç yalnızca şehri modernleştirmek değildi. Bu düzenlemeler, barikat kurmayı zorlaştırıyor, askerî birliklerin şehrin içinde daha rahat hareket etmesine ve muhtemel ayaklanmalara daha hızlı müdahale edilmesine de imkân tanıyordu. Ne var ki bu büyük dönüşüm bile 1871 Paris Komünü'nü engelleyemedi. Paris halkının bir bölümünün kurduğu devrimci yönetim yaklaşık iki ay boyunca şehri kontrol etti. Fransız ordusu Komün'ü ancak kanlı bir askerî müdahaleyle bastırabildi. Binlerce insan öldürüldü, çok sayıda kişi tutuklandı veya sürgüne gönderildi. Böylece Paris, yalnızca devrimlerin değil, devrimlerin nasıl bastırılacağının da deneyimlendiği bir şehir oldu. 1968 Mayıs olayları da bu tarihsel birikimin bir başka dönüm noktasıydı. Öğrencilerin başlattığı ve milyonlarca işçinin katıldığı grevlerle büyüyen hareket, önemli ekonomik ve toplumsal kazanımlar elde etmesine rağmen mevcut siyasal düzeni ortadan kaldıramadı. Yani Fransa'da toplumsal muhalefetin nasıl kontrol altında tutulabileceği meselesinin hiç de yeni olmadığı söylenebilir. Bugün de toplumsal muhalefetin ne ölçüde serbest bırakılabileceği, hangi taleplerin karşılanabileceği, ne kadar taviz verilebileceği ve bütün bunlara rağmen mevcut düzenin nasıl korunabileceği burada sürekli sınanıyor. Üstelik bu deneyimin sonuçları yalnızca Fransa'yı ilgilendirmiyor. Batı'nın merkezinde toplumsal muhalefete çizilen sınırlar, gerek diğer Batı ülkelerinde gerekse bu merkezi ekonomik ve siyasal bakımdan besleyen çevre ülkelerde neyin mümkün, neyin kabul edilebilir olduğuna ilişkin sınırların belirlenmesine de katkıda bulunuyor. Fransa'daki protestoları sadece güçlü bir demokrasi ve toplumsal muhalefet geleneğinin tezahürü olarak görmek bu yüzden bana pek ikna edici ve yeterli gelmiyor. On yıldır izlediğim manzara, milyonlarca insanın sokaklara döküldüğü, hükümetlerin zaman zaman geri adım attığı, fakat siyasal ve ekonomik düzenin bu hareketliliği büyük ölçüde kendi sınırları içerisinde tutabildiği bir ülke manzarası. Bu bakımdan Fransa'da kimin ne için sokağa çıktığından çok, sokaktan ne elde ederek dönebildiğinin, daha ziyade sistemli bir dönüşüme yol açıp açamadıklarının incelenmesi daha açıklayıcı olacaktır.

Muhammet Topal

12,181 просмотров • 8 дней назад

Больше нет контента для загрузки