
Mehmet Sanrı
@Mihemed • 29,612 subscribers
Em xwe naçemînin!
Shorts
Videos

Arif Güran: "Gece saat birde, karakolda üç savcı ve karakol komutanı oğlumu karşıma getirdiler ve bana dediler ki: 'Oğluna (Enes’e) Narin’i sen öldürdün diyeceksin’ ” Narin cinayetinin gerçek failini ortaya çıkarmakla görevli üç savcı ve bir karakol komutanı, neden Arif Güran’dan oğlunun cinayeti üstlenmesini isterler? Böyle bir yönlendirme niçin yapılır? Bu yönlendirme başlı başına bir soruşturma konusu olması gerek miyor mu? Baba Arif Güran bugün “Narin’e Adalet” için İstanbul Şişhane’de düzenlenen basın toplatısında konuştu…👇
Mehmet Sanrı117,854 görüntüleme • 1 ay önce

Başkan Barzani: “Particiliği Bırakın, Birliğiniz Koruyun, Kurdayeti Başlığının Altında Çalışın!” Başkan Mesud Barzani, bugün başkent Erbil’de ENKS heyetiyle yaptığı toplantıdan sonra kısa bir konuşma yaptı. Başkan Barzani şunları söyledi: — Hiçbir şekilde iç işlerinize karışmak istemiyoruz. Size yardım etmek istiyoruz o yüzden kendi ülkenizde, başketinizde kararlarınızı özgürce vermenizi ve vereceğiniz her kararı destekleyeceğimizi belirtmek istiyorum. Ancak size tavsiyem, sorunların çözümi için her türden şiddeten uzak ve diyalogu esas alan yolu seçmenizdir — Suriyenin durumu her yönüyle belirsizliğini koruyor. Tüm işaretler değişimin olacağını gösteriyor. Sizin de tüm ihtimallere hazır olmanız gerekiyor. — Size yapacağımız desteğimizin tek koşulu birliğinizi korumanızdır. Bu çok hassas bir süreçtir, bu hassas sürçete hizpçilikten, particilkten uzak durmanız gerekiyor. Geniş bir Kürdlük hatında, hepiniz Kurdayeti başlığının altında çalışın. —Tüm parti ve ögütlerinize saygı duyuyorum ancak dar grupçuluk, particilek yaparasınız önünüze gelen imkanları kaçırırsınız. Öyle bir durumda bizim da yapacağımız fazla bir şey kalmaz. Bir Kürd olarak, bir kardeşiniz olarak söylüyorum; particiliği bu sürçete bırakın, biz de sonuna kadar sizi destkleyeceğiz ve inanıyorum ki büyük kazanımlar elde edeceksiniz.
Mehmet Sanrı208,830 görüntüleme • 1 yıl önce

Kürdistan Başbakanı, Bahreyn. Oldukça şık hareketler bunlar…
Mehmet Sanrı112,588 görüntüleme • 1 yıl önce

İki tane baş-Apocu kongreye katılmamış. Kongra Gel Başkanı Remzi Kartal ve KCK Yönetim Kurulu Üyesi Zübeyir Aydar kongreye katılmadıklarını, kongreyi basından öğrendiklerini söylüyorlar. Üç tane baş-Apocu komutanın da kongreye katılmadığını başka kaynaklar söylüyor. Nasıl bir kongreymiş?
Mehmet Sanrı83,354 görüntüleme • 1 yıl önce
9:06
Sensitive content
This media may contain sensitive content.

Anne: “Oğlum, PYD/YPG ile çalışmayı kabul etmediği için katledildi.” Pêşeng Ahmed Mahmo (23) adlı genç, annesinin aktardığına göre 25 Nisan 2024’te PYD/YPG’liler tarafından Halep, Eşrefye, Şex Maqsud mahallesinde önce boğularak, ardından 7 bıçak darbesiyle öldürüldü. Ailenin tek erkek çocuğuydu. Dün, çocuğun katledilişinin ikinci yıl dönümüydü. PYD/YPG’lilerin bu hunharca cinayeti işlerken hiçbir Kürt medya yayın organında haber bile yapılmadı. Annesiyle konuştum, bana şunları söyledi: “2025’te 25 nisan gecesi, evimizin elektirğini kesip oğlumu dışarı çağırdılar. Önce boğdular, sonra bıçakladılar. Göğsünde 7 bıçak darbesi vardı ancak kan akmamıştı. Bir araçla yakın hastaneye değil, kasten uzak bir hastaneye götürürken yolda öldü. Cenazeyi de bize vermediler, kendileri gömdü. Bu konuda bize hiçbir rapor veya belge de vermediler. Oğlumun nasıl katlediliğini Rudaw ve diğer medya organlarına da anlattım ama hiçbiri haber yapmadı. Oğlum PYD/YPG’yle çalışmak istemdiği için katledildi; başka hiçbir sucu, günahı yoktu…” Cenazeyi sadece bir kamyonetin arkasında aileye gösteriyorlar.
Mehmet Sanrı20,394 görüntüleme • 2 ay önce

JİTEM tarzı Apocu gazeteciliği, faili/failleri gizleme peşinde…
Mehmet Sanrı26,022 görüntüleme • 4 ay önce

Murat Ülgen, uzun yıllar PKK’nin içinde yer almış ve örgütün kadro yapılanması ile faaliyetlerini yakından tanıyan bir isimdir. Yazar Selim Çürükkaya ile gerçekleştirdiği çeşitli programlarda, örgüt içinde yaşanan iç infazları yer, tarih ve isim vererek açıklamıştır. Ülgen, aşağıda alıntıladığım yazısında ise münfesih PKK’nin önemli kadrolarından birisi olan Muzaffer Ayata’nın, Kürdistan’ın güneybatısında Abdullah Öcalan’ın tek tip örgütlenme anlayışına ve anti-Kürd politikalarına muhalefet eden Kürt yurtseverlerinin tutulduğu cezaevlerinde müdürlük yaptığını ileri sürmektedir. Bu iddia bana çok korkunç geldi. Eğer bu iddia doğruysa, Kürt milletine yaşatılan bu trajedinin tarihte ya da mitolojide bir benzeri yoktur. Bu durum, İbn Haldun’un tarif ettiği “mazlum–muktedir döngüsü”ne de benzemez. İbn Haldun, “Mazlum olan, iktidarı ele geçirdiğinde zalimin yöntemlerini miras alır” der. Oysa burada söz konusu olan yalnızca yöntemlerin devralınması değildir. Bu tablo, bir siyasal Oedipus kompleksi olarak da açıklanamaz; zira Oedipus babasını öldürdüğünde babaya dönüştüğünün farkında değildi. Hannah Arendt’in “kötülüğün sıradanlığı” kavramı da bu durumu açıklamakta yetersiz kalmaktadır. Böylesi bir sapkınlığı, Frantz Fanon’un analitik anti-kolonyal düşünce sistemi gerçekten çözümleyebilmiş midir, bundan da emin değilim. Ancak örgüt lideri Abdullah Öcalan, kendi içinde bulunduğu ahlaki çöküşü Kürd milletinin tamamına yansıtmaya çalışan bir zihniyete sahip olduğunu biliyoruz. Nitekim geçen yıl 25 Nisan’da kaleme alıp örgütün fesih kongresine gönderdiği “Perspektif” başlıklı metninde “Judenrat” kavramını da bu amaçla kullanmıştır. Bu bağlamda, Öcalan ve adamlarının Kürd milletine karşı tutum ve davranışlarını incelediğimizde birer “Judenrat”tan farksız olduklarını görmek mümkün. Ya da Değerli Ülgen’in ifadesiyle: Kendi halkının Gestaposu olmak. Bu, son derece tuhaf ve ürpertici bir durumdur. Umuyorum ki gerçek böyle değildir; zira bu tablo, insanın her türden sağduyusunu felç eden bir mahiyet taşımaktadır. Ancak Ayata’nın “Rojava’da cezaevi müdürü” olduğu yönündeki iddianın doğru olup olmamasından bağımsız olarak, Öcalan ve çevresinin onlarca yıl boyunca Kürd milletinin önemli bir kesimini aldatabildiği ve Kürd toplumunun tamamını büyük bir yıkımla karşı karşıya bıraktığı gerçeği ortadadır. Yazar Selim Çürükkaya da bu durumu, bir “Köse”nin bütün bir köyü defalarca kandırdıktan sonra sonunda köylülerin tamamını yok etmesini konu alan bir hikâye üzerinden anlatıyor. Çürükkaya, bu anlatıyı Öcalan ve adamlarının Kürdleri uzun yıllar boyunca aldatmasına benzeterek aktarıyor; dinlemenizi öneriyorum. Ayrıca Murat Ülgen’in alıntılanan yazısının da mutlaka okunması gerekir.
Mehmet Sanrı23,219 görüntüleme • 5 ay önce