
Sezgin Tanrıkulu
@MSTanrikulu • 909,481 subscribers
İnsan Hakları Aktivisti, Hukukçu, Diyarbakır Milletvekili, HR lawyer, CHP Genel Başkan Yardımcısı https://t.co/whTKYHFoBc
Shorts
Videos

KARARI 5 MART'TAN ÖNCE YAZMIŞLAR AMA YSK ÜYELERİNİN DEĞİŞMESİNİ BEKLEMİŞLER. Bu karar, 5 Mart'tan önce yazılmış ama UYAP'a yüklenmemiş. Çünkü kararda açılan ceza davalarından söz ediliyor. 15 Mayıs 2026 tarihine talik edildiği belirtiliyor. Bu ifade kararın 15. sayfasında yer alıyor. Oysa bu karar 21 Mayıs'ta verilmiş. 5 Mart'taki duruşma çoktan görülmüş ve dosya Temmuz ayına ertelenmiş. Eğer gerekçeli karar zamanında, örneğin 21 Mayıs'tan iki gün önce yazılmış olsaydı, "5 Mart 2026 tarihinde duruşmasının görüldüğü ve dosyanın Temmuz ayına ertelendiği" belirtilirdi. Dolayısıyla kararın kendisi bile 5 Mart'taki duruşmada ne yapıldığını söylemiyor. Peki neden beklemişler? Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığının değişmesini beklemişler. Oradaki seçim süreci uzamış. Eski başkan ya da eski üyeler görevde kalırsa ne olacağını kestirememişler. Oysa Yüksek Seçim Kurulu'nun İstanbul örneğinde olduğu gibi son derece açık, yerleşik ve istikrarlı kararları var. Bu içtihatlara aykırı davranılmayacağını biliyorlarmış. Neden özellikle 21 Mayıs? Çünkü hem Yüksek Seçim Kurulu'nun yeni başkan ve üyeleri göreve başlamış oluyor hem de dokuz günlük tatil dönemi yaşanıyor. Bu arkadaşlarımız bunları bilmezler mi? Elbette bilirler. En önemli kararların zamanlamasının bu tür hesaplarla belirlendiğini bilmiyorlar mı? Şimdi CHP'nin lehine verilmeyeceğinin bilindiği bir karara muhatap olunması "Bu bir mahkeme kararıdır, biz ne yapalım?" denilmesi mümkün değil. Ne yaparsın? Alırsın, yırtarsın, atarsın. Bu kadar basit. Partinin geleceği bakımından ivedi olarak yapılması gereken işler konusunda sorumluluk alınır; ancak bunun ötesinde bu karara dayanarak bir tutum almazsın.
Sezgin Tanrıkulu109,781 views • 6 days ago

BU YAŞANANLAR AKIL TUTULMASIDIR Olağanüstü zamanlardan geçiyoruz. Anlık konuşmak istemiyoruz; ancak bizzat kendimle ilgili bazı talepleri görünce sessiz kalmak, kabul etmek anlamına gelmesin. Yazının altında "CHP Genel Başkanlık" yazıyor ancak imza yok. Kime hitaben yazıldığı belli değil ve muhatapları parti meclis üyeleri; yani benim de içinde bulunduğum Parti Meclis üyeleri. Kurumsal olarak böyle bir yazı yazılamaz. Nasıl yazdınız? Kime yazdınız? Parti meclisi üyelerinin görevlendirmelerine ilişkin yazının henüz ilgili kamu kurumundan tebliğ alınmadığı gerekçesiyle Parti Meclisi toplantısının tarihinin belirlenemediği söyleniyor. Biz gidip bu tebligatı kimden alacağız? İcra dairesine mi gideceğiz? Bu mudur kurumsal anlayış? Bugüne kadar partide işler böyle mi yürüdü? Ortada hukuk dışı bir mahkeme kararı var. Yasaya ve hukuka aykırı bir süreç işletiliyor. Ancak bunun muhatabı milletvekilleri ya da parti meclisi üyeleri değildir. Bunun muhatabı CHP Genel Merkezi’dir, partinin kurumsal kimliğidir. İlgili kurum yazısını oraya gönderir, ‘4 Kasım öncesi PM üyeleri bunlardır’ der; sonrasında partinin kurulları gereğini yapar. Ben Sezgin Tanrıkulu olarak Ankara’da icra dairesine gidip ‘Buyurun, bana tebligat verir misiniz?’ mi diyeceğim. Bu yaklaşım CHP gibi köklü ve kurumsal bir partiye yakışmaz. Ayıptır; akıl tutulmasıdır. Bu yöntem de, bu dil de, bu anlayış da kabul edilemez. Kim bu aklı veriyorsa yanlıştır. Bir kurumsal partiyi bu hale düşürmeye kimsenin hakkı yoktur.
Sezgin Tanrıkulu78,252 views • 12 days ago

❗Çocuğun ayağı kırılmış, 24 saat içerisinde ameliyat olması gerektiğine dair raporu var ama o halde Sulh Ceza Hakimliğine getirildi ve tutuklandı! 📌 18 yaşında, Türkiye derecesi yapmış çok başarılı bir genç, sinir krizleri geçirdi. Tüm avukatlar ağladı. Annesini, kardeşlerini bir faciada yitirmiş, sadece babası var. Bağırarak “Ben ne yaptım, bir fotoğrafım var mı, bir şey yaptığıma dair tek bir delil var mı? Hakim gerekçesini açıklasın beni neden tutukluyor?” diye haykırdı resmen, tutuklandı! 🔴 Orada bulunan polisler, İstanbul dışından görevlendirmeyle gelmiş polislerdi. 18 yaşındaki bu genç kızın haykırışına karşı içlerinde ağlayan vardı… 🔴 Ayağı kırık cezaevine gönderilemez diye dilekçe yazdı avukatlar ve 7. Kata çıktık beraber. Nöbetçi savcıyla görüşülemiyor. İstanbul Barosu Genel Sekreteri, ben ve dört avukat kendisiyle görüşemedik, ancak bankoda katibine ulaşıp onunla görüştük. Katip savcıya anlatıyor, sonra telefonla bize dönüyor. Savcıyı göremiyorsunuz, böyle bir yargı düzeni olur mu! ❗Avukatlar bu genç şu an sinir krizi geçiriyor, atak halinde bu şekilde cezaevine göndermeyin, en azından hastaneye sevk edin diyeceklerdi sadece, bunu söyleyebilecek bir makam yok! ❗Adalet Bakanı da buna “Adliye” diyor, “İşkence yok” diyor, “Yargımız bağımsızdır” diyor! ❗Bunlar bizim tanıklıklarımız. Lütfen bunları herkes dinlesin. #ÇağlayanAdliyesi SÖZCÜ Televizyonu Can Coşkun T.C. İçişleri Bakanlığı T.C. Adalet Bakanlığı
Sezgin Tanrıkulu2,218,820 views • 1 year ago

📍DEDAŞ, Dicle Elektrik Dağıtım Şirketinin hukuka aykırı, yasa tanımaz, halkımıza zulmeden uygulamaları yaz demeden kış demeden devam ediyor. 📌 Bölgeden, Diyarbakır'dan birçok ilçeden muhtarlar tarafıma ulaşıyorlar, bilgilendiriyorlar. 🔴 Hanelere giden fatura örneklerinden ve mesaj örneklerinden birçoğunu bana gönderdiler. Köyde meskenlere giden faturalardan birkaç örnek okumak istiyorum: ➡️ Sayın müşterimiz ödeme tarihi 10 Aralık 2025'tir. Ödenecek miktar 59.383 TL'dir. ➡️ Sayın müşterimiz son ödeme tarihi 10 Aralık 2025 tarihidir. 60.191 Lira ödeyeceksiniz. ➡️Sayın abonemiz, ödenecek tutar 60.434 TL'dir. ➡️ Sayın abonemiz, ödenecek tutar 108.528 TL'dir. Eminim diğer ilçelerde de yerleşim yerlerinde de DEDAŞ'ın bağlı olduğu, elektrik hizmeti vermediği veremediği ama zulmettiği Urfa'da, Mardin'de, Şırnak'ta, Batman'da, Siirt'te aynı uygulamalar var. Bununla ilgili olarak bugün soru önergesi vereceğim. ❓ DEDAŞ'ın arkasında hangi güçler var? ➡️ Bu hukuksuz uygulamalara, Anayasaya aykırı, yasaya aykırı, halkımıza zulmeden bu uygulamalara kim izin veriyor? Arkasındaki güç nedir? ❓Bu tamamen yasa tanımaz uygulamaların kaynağı nedir? 🔴 Bütün bunları soracağım ve mutlaka ama mutlaka buradan cevabını da alacağım, Bakanlığın cevabını alacağım ve yurttaşlarımızla paylaşacağım. #DEDAŞ
Sezgin Tanrıkulu680,848 views • 5 months ago

Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ve Bölge Adliye Mahkemesi’nin böyle bir davaya bakması da, bu yönde bir karar vermesi de hukuken mümkün değildir. Ortada ceza yargısını ilgilendiren bir iddia vardır. İddia şudur: Kurultay delegelerinin iradesine, seçim hukukuna aykırı biçimde müdahale edilmiş, irade fesada uğratılmıştır. Bu ise doğrudan ceza hukukunun konusudur. Nitekim 2023 yılında Ankara’da yapılan Kurultayla ilgili olarak Ankara Asliye Ceza Mahkemesi’nde devam eden bir ceza davası vardır. Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi de önüne gelen başvuruda buna bakmış ve açıkça “Bu dava benim görev alanımda değildir" diyerek davayı reddetmiştir. Bunun üzerine dosya Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşınmıştır. Buradaki temel hukuki sorun şudur; eğer ortada görülmekte olan bir ceza davası varsa, Asliye Hukuk Mahkemesi de Bölge Adliye Mahkemesi de ceza mahkemesinin yerine geçerek “Burada suç vardır, delilleri değerlendirdim” diyemez. Böyle bir yetkileri yoktur. Çünkü ceza yargılaması henüz sonuçlanmamıştır. İlk derece mahkemesinde kesinleşmiş bir karar yoktur; Bölge Adliye Mahkemesi’nde ya da Yargıtay’da verilmiş kesinleşmiş bir hüküm de yoktur. Peki yarın bu davalarda beraat kararı verilirse ne olacaktır? O zaman bugün verilen kararların hukuki dayanağı ne olacak? #MutlakButlan
Sezgin Tanrıkulu55,623 views • 18 days ago

- #Mardin'de #DEDAŞ, önce köylerin içme suyu şebekelerini besleyen trafoları jandarme eşliğinde sökmeye çalıştı; yurttaşlarımızın engellemesinin ardından tarımsal sulamayı besleyen trafoları söktüler. Günümüz koşullarında elektrik temel haktır; dolayısıyla DEDAŞ'ın uygulamaları ağır insan hakları ihlallerine yol açmaktadır. DEDAŞ, borç veya kaçak kullanımı bahane ederek kolektif cezalandırma yöntemini uyguluyor. DEDAŞ'a çağrı yapıyorum; hukuksuz uygulamalara ve yurttaşlarımızı mağdur eden kolektif cezalandırmaya son verin.
Sezgin Tanrıkulu1,866,620 views • 1 year ago

Dün konakladıkları otelde bugün müsabaka için çıktıkları futbol sahasında ırkçı saldırıların ve fiziksel şiddetin hedefi olan #Amedspor Bursaya futbol oynamaya gelmiştir.Yaşananlar spor ahlakının ve futbol kültürünün dışından odakların provokasyonlarıdır. #Amedsporyalnızdeğildir
Sezgin Tanrıkulu2,185,814 views • 3 years ago

📌 Kürt meselesi, öncelikle bu meselenin varlığının inkar edilmesi meselesidir. “Kürt meselesi yoktur” denildiğinde, aslında Kürtlerin yaşadığı sorunlar görünmez kılınmaktadır. 📌 Kürtler, ne ayrıcalık talep etmektedir ne de ayrımcılık. Herkes gibi eşit olmayı, kendi kimlikleriyle, onurlarıyla bu Cumhuriyetin eşit ve onurlu yurttaşları olarak yaşamayı istemektedirler. 🔴 Bu bağlamda Kürt meselesi; ➡️Anadil meselesidir, ➡️Yerel demokrasi meselesidir, ➡️Eşit yurttaşlık meselesidir. ➡️Halkın seçtiği belediye başkanlarının yerine seçilmiş irade dışında birinin atanmaması meselesidir. ➡️Geçmişten bugüne taşınan, hala aydınlatılmamış faili meçhul cinayetler ve zorla kaybedilmeler meselesidir, ➡️Bir geçmişle yüzleşme meselesidir, ➡️Yakılan, boşaltılan yerleşim yerleri meselesidir, 🔴 Bu nedenle Kürt meselesi, aynı zamanda bir onur meselesidir ve bir adalet meselesidir. 🔴 Geriden bakıldığında Kürt meselesi, yüzyılın travmasıyla yüzleşme ve bu travmayı giderme meselesidir. Bu nedenle doğru bir çerçevede ele alınmalı, bu perspektiften okunmalı ve buna uygun demokratik adımlar atılmalıdır. 🔴 Kısacası, Türkiye’nin Kürt meselesi, Türkiye’nin demokrasi meselesinin ayrılmaz bir parçasıdır ve en önemli boyutlarından biridir. Demokrasiyle, adaletle ve barışla adım atıldığında, bir arada yaşamanın zemini güçlenebilir. SÖZCÜ Televizyonu
Sezgin Tanrıkulu327,900 views • 5 months ago

📍Saraçhane’de gözaltına alınan gençlere feci şekilde işkence yapıldığını paylaşmıştım. 📌 Elimde sorgu tutanağı ve polis ifadesi var. ❗Genç bir üniversiteli kadın yurttaşımız, kendisine nasıl tacizde bulunulduğunu, nasıl işkenceye uğradığını açık biçimde kendi beyanlarıyla ortaya koymuş. ❓Sonra Sulh Ceza Hakimliği’nde beyanlarını tekrar etmiş, avukat meslektaşımız da tüm bu yaşananları zapta geçirmiş. Sulh Ceza Hakimi’nin ne yapması lazım? ❗Aynı anda suç duyurusunda bulunması lazım ama görmezden gelmiş ve başka kararlar vermiş. ❗Adalet Bakanı’na Meclis’ten sesleniyorum; 📌 “İşkence yoktur” diyorsunuz. Bizzat kendi görgüm, gözaltına alınan gençlere, gözaltı sırasında ve sonrasında İstanbul’da işkence yapılmıştır ve bunun gizlenmesi için de kolluk makamları da, savcılık makamları da, yargı makamları da sessiz kalmıştır; üstünü örtmeye çalışmıştır. 📌 İfadeyi de videoyla beraber paylaşıyorum; gencimizin ismi bende saklı. #Saraçhane #ÇağlayanAdliyesi #İşkence
Sezgin Tanrıkulu778,198 views • 1 year ago

❗Gençler gözaltına alınırken, gözaltı süresince, emniyete getirildiklerinde ve emniyette feci şekilde, düşmanca işkenceye maruz bırakılmışlar. 📌 Bu sürecin ardından ilk defa bir tanıklığımı paylaşacağım, vicdan azabı çekiyorum; genç kadın öğrencilerin bacak aralarına özellikle tekmeyle vurup kanamaya yol açmışlar… Bizzat öğrencilerden dinledim. Arkamızı dönüp ağladık, dayanamadık. 📌 Savcı orada, beyan almadan hepsini tutuklamaya sevk ediyor. Özel durumları aktarmak için avukatlar dilekçe vermek istiyorlar, soruşturma savcısı dilekçe almıyorum diyebilir mi? Bir hakim avukatlara “Çıkın dışarı, hepsini tutukladım” nasıl der? 📌Gözaltı sırasında bir doktoru alıp emniyete götürmüşler, hepsine sağlam raporu vermiş. Gözaltı uzayınca mecbur sağlık merkezine götürmüşler ve bu işkence izleri hepsi rapora yansımış. Avukatlar da bizim de olduğumuz duruşmada tüm bu işkence izlerini hakime gösterdiler, tutanak altına da alındı. 📌 Avukat Milletvekillerimiz Sibel Suiçmez ve Mahmut Tanal’la birlikte duruşmalardaydık. İstanbul Barosu insan hakları Merkezi avukatları işkence izlerinin fotoğrafını çekiyorlardı. Polis amiri gelip “Çekemezsiniz” dedi. Deliller kayıt altına alınmasın diye engellemeye çalıştı. 📌 Sen kimsin engelliyorsun, fotoğrafını çekeceğim dedim bir anda ortadan kayboldu, bir daha görünmedi. #ÇağlayanAdliyesi SÖZCÜ Televizyonu Can Coşkun
Sezgin Tanrıkulu773,600 views • 1 year ago

BU HUKUK DIŞI YÖNTEMLERİNİZE KARŞI YA BİR YOL BULACAĞIZ YA DA BİR YOL YAPACAĞIZ! Türkiye’de anayasada yazılı olan düzen maalesef değişti; Siyaset Bilimi literatüründe bu düzenin adı 'Seçimli Otokrasi'dir. Mantık şu; seçim olsun, ancak her zaman Adalet ve Kalkınma Partisi ve onun lideri kazansın; başka bir seçenek ortaya çıkmasın. Cumhuriyet Halk Partisi ile ilgili olarak Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği karar da bu anlayışın bir göstergesidir. Otokrasilerde siyasal iktidar ya bir kişinin ya da bir grubun elindedir. O kişi ya da grup devletin bütün kurumlarını kontrol eder. Meclis etkisiz hâle getirilir. Yargı bağımsız ve tarafsız olmaktan çıkar. Denge ve denetleme mekanizmaları ortadan kaldırılır. Bugün karşı karşıya olduğumuz karar da bu anlayışın bir ürünüdür. Neden? Çünkü 2023 seçimlerinde iktidarın sandık yoluyla değişebileceği görüldü. Seçim ikinci tura kaldı. Ancak 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi çok ağır bir yenilgi aldı. Önümüzde yeni seçimler var. Bu seçimlerin sonucunun, seçim gününe bırakılmadan garanti altına alınmak istendiğini görüyoruz. Seçimli otokrasilerde bunun yolu bellidir: Ya rakiplerinizi ve adaylarınızı devre dışı bırakırsınız ya da iktidarı değiştirme potansiyeline sahip siyasi partileri etkisiz hâle getirmeye çalışırsınız. Nitekim bunu yaptınız. Cumhurbaşkanı adayımız ve seçilmiş bir belediye başkanı olan Ekrem İmamoğlu’nu tutukladınız. Hakkında yürütülen soruşturmalar 14 aydır sürüyor. Eğer bu süreçten istediğiniz sonucu alabilseydiniz, belki de bugün Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik bu operasyonu gerçekleştirmeye ihtiyaç duymayacaktınız. Ancak sonuç alamadığınız için şimdi hukukla açıklanamayacak başka bir yola başvuruyor, rejimin temel ilkelerini ortadan kaldırıyorsunuz. Bakınız, Anayasa’ya göre siyasi partiler demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi partilerin varlığı, faaliyetleri, kongreleri ve seçimleri; herhangi bir üyenin ya da delegenin herhangi bir zamanda açacağı davalarla sürekli tehdit altında bırakılamaz. Çünkü siyasi partilerin işleyişi seçim yargısının denetimine tabidir. Bu hem Anayasa’da hem de Siyasi Partiler Kanunu’nda açıkça düzenlenmiştir. Son derece yanlış bir iş yapıyorsunuz. Üstelik yarın aynı yöntemler sizin için de kullanılabilir. Örneğin Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kuruluşundan bugüne kadar yapılan ilçe, il ve büyük kongrelerinin tamamına yakını tek adaylı gerçekleşmiştir. Bu durumda herhangi bir üye ya da delege, Türkiye’nin herhangi bir yerindeki bir mahkemeye başvurarak partinin işleyişinin demokratik esaslara uygun olmadığını ileri sürebilir. Açtığınız yolun sonucunda ortaya çıkabilecek tablo budur. “Bizim bundan haberimiz yoktu” demeyin. Kararın 15. sayfasını okumanızı tavsiye ediyorum. Karar, 5 Mart’tan önce verilmiş olmasına rağmen UYAP’a yüklenmemiş. Neden? Yüksek Seçim Kurulu’nun yapısının değişmesi beklenmiş. Bu değişiklik 6 Mayıs’ta gerçekleşmiş. Ardından bayram tatili beklenmiş ve karar daha sonra UYAP’a yüklendi.
Sezgin Tanrıkulu12,233 views • 6 days ago

Sosyal medyada dolaşıma sokulan bir videonun tarihi, bilinçli şekilde 12 Nisan 2024 olarak servis edilmiş. Oysa 12 Nisan 2024, Kepez’de teleferik kazasının yaşandığı ve yurttaşlarımızın kurtarılmayı beklediği gündü. Sanki o akşam milletvekillerimiz, arkadaşlarımız, dostlarımız tatildeymiş ve yaşananlardan habersizmiş gibi sahte bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Gerçekte ise videonun tarihi değiştirilmiş, görüntüler Kepez teleferik kazasıyla aynı güne denk getirilerek manipülasyon yapılmıştır. Peki bu görüntüler nasıl elde edildi? Ya Genel Başkanımız ve milletvekili arkadaşlarımız sistematik biçimde takip edildi ya da gözaltına alınan ve o ortamda bulunan bir kişinin telefonuna el konularak, özel görüntüler emniyet veya savcılık kanalıyla servis edildi. Her iki ihtimal de hukuk dışıdır. Her ikisi de alçakçadır. Her ikisi de özel yaşama açık bir müdahaledir. Siyaset bu şekilde yapılmaz, yapılmamalıdır. Buna en başta bizim değil, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin karşı çıkması gerekir. Bu görüntüleri sızdıranlardan, yayanlardan ve buna aracılık edenlerden mutlaka hesap sorulmalıdır.
Sezgin Tanrıkulu66,808 views • 1 month ago

Komisyonun ikinci toplantısında uzlaştığı noktalar vardı. Bunlarla ilgili yasal düzenleme yapalım, beklemeyelim. Mesela Adil İnfaz Yasası. COVİD düzenlemesi gelecek ama bununla beraber daha eşit ve adil bir yasa çıkabilirdi. İnsanlar neden 3-4 ay içeride beklediler? #CovidYasası #CovidYasasıAfDeğil #CovidYasasıTamEsitlensin
Sezgin Tanrıkulu282,486 views • 6 months ago

📌 Bundan 18 ay önce su ücretsizdi; ne değişti de bir anda uçaklarda suyu paralı yaptınız? 🔴 Uçaklarda su zaten ücretsizdi; siz ücretli yaptınız. "İnsan sağlığı için artık ücret alınmayacak" dediniz; talimatınız 'havada' kaldı, 4 gün önce bir bardak su 40 Liraydı. ❓ 18 ay önce ne oldu da ücretli yaptınız? ❓18 ay sonra ne değişti de tekrar ücretsiz yaptınız? ❓ Bu sürede elinize geçti, ne kazandınız? ➡️"İnsanlara 18 ay bir bardak suyu parayla sattık, bu yanlıştan dönüyoruz" diyeceğinize bunu bir müjde gibi sunuyorsunuz. ➡️ Yapmanız gereken "18 ay önce bir yanlış yaptık, bu yanlıştan döndük, özür dileriz" demektir. AJet T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Abdulkadir URALOĞLU
Sezgin Tanrıkulu354,698 views • 8 months ago

SAYIN ADALET BAKANI DİYARBAKIR'DA OLACAK, İKİ SORUM VAR: Selahattin Demirtaş Diyarbakır Barosu Üyesidir. Buradan gözaltına alındı ve tutuklandı. İlk yargılamayı siz yaptınız ve hukuka aykırı bir biçimde en ağır cezayı siz verdiniz. Selahattin Demirtaş ile ilgili olarak AHİM kararı var. Bu kararın uygulatılması konusunda Adalet Bakanı olarak bir çabanız olacak mı? Ne düşünüyorsunuz? İkinci olarak, 'ihale' konusundaki hassasiyetinizi Cumhuriyet Başsavcılığı döneminizden biliyoruz. Yarın Dicle Üniversitesini ziyaret edeceksiniz. Bu hafta içerisinde Dicle Üniversitesi Rektörlüğü ihale kanununa aykırı bir biçimde bir sözleşmeye imza attı. Kanuna aykırı, görevi kötüye kullanma niteliğinde olan bu ihale konusunu Sayın Rektöre soracak mısınız? #Diyarbakır #SelahattinDemirtaş T.C. Adalet Bakanlığı
Sezgin Tanrıkulu99,844 views • 2 months ago

FATİH ALTAYLI 'SÖZLE İŞLENMEZ BİR SUÇTAN' 4 YIL 2 AY HAPİS CEZASINA MAHKUM EDİLDİ! CUMHURBAŞKANININ ŞİKAYETÇİ OLDUĞU DAVALARDA HİÇ KİMSENİN BERAAT ETME VE TAHLİYE OLMA İHTİMALİ YOKTUR! 🔴 Gazeteci Fatih Altaylı'nın duruşmasını izledik; mahkeme hükmü açıkladı. Fatih Altaylı 4 yıl 2 ay hapis cezasına mahkum edildi ve tahliye edilmedi. 📌 TCK 106. maddesi tehdit suçunu düzenliyor; tehdit suçundan mahkeme bir hüküm kurdu. 🔴 Tehdit suçunun Cumhurbaşkanına suikast, fiili saldırı olduğu iddiasıyla TCK'nin 310. maddesi gereğince de verilecek cezanın 10 yıldan aşağı olamayacağı gerekçesiyle 5 yıl ceza verdi ve bu cezayı 4 yıl 2 aya indirdi ama tahliye etmedi. 📌 Sözle eleştiriyle Cumhurbaşkanına suikast yapılmaz, cumhurbaşkanına fiili saldırı yapılamaz. Fatih Altaylı gazeteci, kendi YouTube kanalında görüşlerini ifade etmiş, örnekler vermiş tarihten ve bu nedenle de Haziran ayından bu yana tam 148 gündür tutuklu bulunmaktaydı. 🔴 Bugün ikinci duruşmasında hüküm açıklandı. Sözle nasıl suikast yapılır? Sözle nasıl fiili saldırı yapılır; imkansız. Ancak şunu biliyoruz ki içinde bulunduğumuz dönemde Cumhurbaşkanının şikayetçi olduğu davalarda hiç kimsenin beraat etme ihtimali yoktur. ➡️ Mahkeme dedi ki, "Eğer tahliye edersem adli kontrol tedbiri yetersiz kalır. Kaçma şüphesi var. Bu nedenle tutuklu kalacak" dedi. 🔴 Fatih Ataylı üzerinden bütün basına, kamuoyuna mesaj veriliyor: "Türkiye'nin en etkili bilinen gazetecilerini bile biz istediğimiz bir şekilde alırız, tutuklarız, cezaevinde tutarız ve olmayan suçlardan da ceza veririz" deniliyor. Mesele budur. #FatihAltaylı
Sezgin Tanrıkulu250,640 views • 6 months ago

🔴Çağlayan Adliyesi'ne getirilen gençlerle 3 gün boyunca birlikteydim ve o tabloyu görünce arkamı döndüm bir duvara uzaklaştım ve ağladım. ❗Saçından çekilmiş genç kadın; 'Saçımdan çekildim. Yerde sürüklendim. Kelepçe takmaya götürülürken -seni dövmeyeceğim tamam- deyip ambulansın arkasına götürdü. Sakallı, bıyıklı, renkli gözlü ve uzun boylu 1.85, 1.95, 1.90 boylarında olan erkek polis senin göğüslerin mi var? diyerek göğüslerime dokundu. Ben de o esnada altıma kaçırdım.' ❗Bu sözün bittiği yerdir. Biraz utanma olsa, biraz vicdan olsa Adalet Bakanı 'Böyle bir şey yoktur.' demez, İçişleri Bakanı 'Böyle bir şey yoktur.' demez. En azından şüpheyle bakar. ❓Ne diyorlar? 'İşkence yoktur. Söyleyenler vatan hainidir.' ❓Peki işkence yapan ya da kötü muamele yapan güvenlik görevlisi arkasına Bakanı almışsa bir daha yapar mı yapmaz mı? Vicdanınıza soruyorum. 🔴Adalet ve Kalkınma Partisi bu tabloyu yarattı. Olağanüstü halde, sıkı yönetimde bile kapısını çaldığımız savcılar vardı. Şimdi savcının katibiyle bile görüşemiyorsunuz. ❗Lanet olsun, işkence yapana da, izini verene de lanet olsun. #GençleriSerbestBırakın
Sezgin Tanrıkulu502,387 views • 1 year ago

Diyarbakır Havalimanı'nın Ana pistinde 2 yıl sürecek bir bakım söz konusu. Uçak iniş kalkışları yedek pistten yapılıyor ama o piste de ILS cihazı yok. ILS cihazı uçakların güvenli bir biçimde piste inmesini sağlayan ve pilota bu şekilde yardımcı olan bir cihaz. Maliyeti 1 milyon dolar civarında. 1 milyon dolar yani yaklaşık 40 milyon lira yüzünden uçuş ve buna bağlı olarak can güvenliği tehlike altında. Halk TV T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı
Sezgin Tanrıkulu160,670 views • 4 months ago

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde tarihi Palo Fırınındayız. Benim çocukluğum da bu sokaklarda geçti. Eskiden ev ekmeği yapılırdı. Annelerimiz hamur yoğurur, biz de o hamuru buraya getirirdik. Fırında pişirilip ekmek yapılırdı. Ben de çocukluğumda annemin yoğurduğu hamuru bu fırına getirip çok ekmek yaptırdım. Burada çalışan dostlarımız var. Hepsine emekleri için teşekkür ediyorum. Hayırlı Ramazanlar, iyi bayramlar diliyorum.
Sezgin Tanrıkulu102,155 views • 2 months ago

📍 Halk TV 📌 #Narin kaybolduktan sonra 20 farklı SIM kartından 59 defa sahte ihbar yapılmış. 59 kere güvenlik güçlerine yanlış ihbar yapılmasının sebebi gerçek olay yerinden uzaklaştırmaktır. 📌 Üzerinde düşünülmesi gereken, profesyonel yöntemlerden bahsediyoruz. Hiç kimse bir mahcubiyet bile yok, sürekli açıklamalar yapıyorlar. 📌 Adli tıp raporu çok yakında çıkacak; en azında ölümün nedeni, zamanı hakkında bilgi sahibi olacağız. 📌 19 gün boyunca küçük bir köyde kaybolan bir çocuğu devlet bu teknik imkanlarla bulamadı. Tüm kameralar zamanında izlenmemiş. Hem sivil uçuşlara hem de askeri uçuşlara açık olan havaalanı pistinin hemen dibindeki bir köy, çevresi yüksek güvenlikli, kameralarla izleniyor ama 16-17 gün sonra kırmızı arabanın farkına varıyorlar görüntülerde. 📌 Tarlalarda aradılar, 1-2 gün bulamadığınızda daha fazla orada aramazsınız. Ya kanalda ya da çevredeki su kaynaklarına odaklanacaksınız 📌 En önemli şüphelinin 5 sayfalık beyanını sızdırdılar. Resmen diğer şüphelilere mesaj vermek için sızdırılmış gibi. Bakana soruyorum, her konuda açıklama yapıyorsunuz da, bu konuda neden açıklama yapmadınız? Her şeye soruşturma açıyorsunuz da neden buna soruşturma açmıyorsunuz? Bu sızdırma bir suç. Cumhuriyet savcılarının altında imzası bulunan ön otopsi raporu bile sızdırıldı. Karşımıza bilinmez bir tablo çıkardılar.
Sezgin Tanrıkulu621,929 views • 1 year ago