
Oğuz Kaan Salıcı
@oguzksalici • 208,938 subscribers
CHP İstanbul Milletvekili, TBMM Dışişleri Komisyonu üyesi, Sosyal Demokrasi Vakfı kurucusu, baba, eş, kardeş, arkadaş.
Shorts
Videos

Sürecin başında, “PKK, Suriye’de SDG kılığına girecek, sürece inanmayın” şeklinde endişeler dile getiriliyordu. Kanun teklifinin birinci maddesinde yer alan “PKK/KCK terör örgütü ve bununla bağlantılı her türlü oluşum” ifadesi, meselenin bölgesel niteliğini ortaya koyuyor. Bu tanımlama, sürecin yalnızca Türkiye sınırları içine hapsedilemeyeceğini beyan ediyor. “Bağlantılı oluşumlar” dediğiniz an; Suriye, Irak ve İran’daki yapıları dahil etmiş olursunuz. Nitekim yılbaşından itibaren Suriye’deki entegrasyon arayışları da bunun bir sonucudur. Dolayısıyla Ankara’daki kanunun; Erbil’de, Süleymaniye’de, Şam’da, Bağdat’ta doğrudan bir karşılığı olmak zorundadır. Amacımız; sadece ülkemiz içinde değil, tüm bölgede kalıcı istikrarı ve güvenliği sağlayacak bütüncül bir siyasi iradeyi savunmaktır.
Oğuz Kaan Salıcı782,185 Aufrufe • vor 1 Monat

PARTİMDEYİM Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşananları doğru teşhis edelim. Biraz uzun anlatacağım. Olan biten, bölünmenin ötesine geçmiştir; dağılma emareleri görülmektedir. Bunun adı, Özgür Özel’in söylediği gibi, “karpuz ile karpuz sapının ayrışması” değildir. Kaygım odur ki ortada kabuğu çatlayan bir nar vardır. Dağılma emareleri dün değil, Özgür Özel genel başkanken başlamıştır. 4-5 Kasım Kurultayı’ndan önce yazdığım yazıda Özgür Özel’e bir soru sormuştum: “Partiyi bir arada tutabilecek misin?” Maalesef olmadı. İlk işaretleri belediyelerimizde gördük. Başka bir muhalefet partisine geçmenin bile bir izahı vardır. Ama Cumhuriyet Halk Partili uyuyup, AKP’li uyanmak eşyanın tabiatına aykırıdır. Siyasette kendisini güvende hissetmeyen kişilerin, partimizden uzaklaşıp, yıllardır zulmeden AKP’ye geçmesini sadece koltuk sevdasıyla veya hapis korkusuyla açıklayamazsınız. Keçiören’e bakın. İl olsa büyükşehir olacaktı. Mesut Özarslan, genişleme politikası kapsamında partimize katıldı. AKP’ye gitti. Diyelim ki o zaten CHP’li değildi… Şehitkamil’e bakın. Büyükşehir nüfusuna sahip başka bir ilçemiz. Belediye başkanı; atadan, dededen CHP’li. AKP’ye gitti. Keşan’ı dört dönem kazanan belediye başkanı AKP’ye gitti. Aksu gitti. Serik gitti. Haymana gitti. Söke gitti. Seydişehir gitti. Altınova gitti. Hasankeyf gitti. Yahu, Türkiye’nin öbür ucundan Göle gitti. AKP, Gölesiz yapamayacak mıydı da gitti? 79 yıl sonra aldığımız Afyon gitti. Burcu Köksal, partimizin Grup Başkanvekiliydi. AKP’ye gitti. Büyükşehir belediyesi Aydın gitti. Özlem Çerçioğlu, 37. Kurultay’ın Divan Başkanıydı. AKP’ye gitti. Diyelim ki bu isimler Özgür Özel’e muhalifti… Beykoz ailenin içinden değil miydi? İmamoğlu, Özlem Vural Gürzel’in evladı gibi olduğunu söylemedi mi? O da AKP’ye gitti. İstanbul’da başka ilçeler de konuşulmuyor mu? Antalya büyükşehir… Muhittin Böcek bir anda mı “hain” oluverdi? Medya sabah akşam “Bunları Özel mi, Kılıçdaroğlu mu getirdi?” diye tartıştı. Mesele kimin getirdiği değil, anlayalım artık. Ya İzmir’e ne demeli? Partimizin kalesinde, Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay partimizden istifa etti. Nereye gideceği belli değil. Tabii gelenler de oldu. Milletvekili Nimet Özdemir geldi, sonra AKP’ye gitti. Özgür Özel’in canla başla sahip çıktığı Adnan Beker… Bir gün otobüsün üstünde, öbür gün arazi. O da istifa etti. AKP’ye gitse şaşırmam. İşte bu yüzden bunun adı dağılmadır. Tehlike, bölünmenin ötesindedir. Bu dağılmayı sadece mutlak butlan kararına bağlamak gerçeği gizlemektir. Partide fikren altı doldurulamayan bir “değişim” sonucunda merkezi otorite ve parti aidiyeti zayıflamış; bireysel pozisyonlar ön plana çıkmıştır. Bu, trollerin aklıyla veya etkisiyle konuşulacak bir sorun değildir. Sosyal medyanın esiri olmuş bir kesim şen şakrak sloganlar atarken bizim içimiz yanıyor. Giden milletvekilleri de üzgün, kalan milletvekilleri de… Ve bu ayrılık, çok önceden planlanmış bir senaryonun son perdesidir. “26 Temmuz’a kadar kurultay yapılmazsa CHP seçime giremez” yalanıyla parti tabanını paniğe sevk edenler, nerede yazıldığı belli olmayan senaryolarına gerekçe ürettiler. Çünkü ayrılığın fikir babaları, partiden kopuşu akıllarına çok önceden yerleştirmişlerdi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Ayrılmayın” çağrısı da zayıf kaldı; inandırıcı bulunmadı. Kurultay’a dair vaatler ikna edici görülmedi. Süreci rahatlatacak güvenceler verme noktasında yetersiz kalındı. Oysa siyasi bir yargı kararının Cumhuriyet Halk Partisi’nde açtığı yara aklıselimle onarılabilirdi. Kardeşlerim; Bu süreçte dilimize ve birbirimize mukayyet olalım. Onca yıl omuz omuza mücadele ettiğimiz arkadaşlarımızın kalbini kırmayalım. Dün yüz yüze bakıyorduk. Yarın yine selamlaşacağız. Türkiye’nin geleceği için, iktidar hedeflerimiz için yine aynı ortamlarda konuşacağız. Unutmayın; Cumhuriyet Halk Partisi bizden önce de vardı. Bizden sonra da var olacaktır. Bir yere gittiğimiz yok. Biz partimize rastlantı sonucu gelmedik. Biz Cumhuriyet Halk Partiliyiz.
Oğuz Kaan Salıcı509,546 Aufrufe • vor 1 Monat

Cumhurbaşkanı adayımızı üç sene önceden belirlemenin, o arkadaşımıza iyilik değil kötülük olabileceğini ifade ederek Ekrem İmamoğlu’na imza vermedim. 2024 yerel seçimlerinden hemen sonra cumhurbaşkanı adaylığı tartışmasını açmak Partimizi yanlış bir hatta sürükledi. Yerel seçimlerde elde edilen başarının ardından siyasal imkânları zamansız ve yanlış bir gündeme hapsetti. Stratejik hesap hatalarını anlayabilirim. İyi niyetle yapılmış yanlışları da anlayabilirim. Ama insanın aklında başka bir soru kalıyor. Cumhuriyet Halk Partisi’ni sisli bir tünele doğru, sonuçları öngörüle öngörüle, bir plan dahilinde yönlendirenler de var mıydı? Bu soru içimde ukdedir. Olan olmuştur. Ekrem İmamoğlu’na Cumhuriyet Halk Partisi’ne verdiği emekler için teşekkür ediyorum. Hakkındaki bütün hukuki süreçlerde masumiyet karinesi esastır. Ama bugün bir şeyi daha açık söylemek gerekir: Cumhuriyet Halk Partisi şahıslardan büyüktür.
Oğuz Kaan Salıcı264,468 Aufrufe • vor 1 Monat

Kardeşlerim; İran Tebriz’de bir süpermarketten gelen görüntüyü paylaşıyorum. Tümen cinsinden fiyatları Türk Lirası’na çevirdiğimizde yaklaşık tablo şu: Dolma biber: Türkiye’de 155 TL. İran’da 33 TL. Sivri biber: Türkiye’de 169 TL. İran’da 27 TL. Kabak: Türkiye’de 75 TL. İran’da 25 TL. Patlıcan: Türkiye’de 69,9 TL. İran’da 6,5 TL. Portakal: Türkiye’de 49 TL. İran’da 26,8 TL. Patates: Türkiye’de 21,5 TL. İran’da 14 TL. Domatesin fiyatını da CNN Türk’ün İran haberlerinde izledik. İran’da 16 TL. Türkiye’de en az 100 TL. 200’lere kadar çıkıyor. İran’da gıda enflasyonu %57,9 (Eylül 2025). Türkiye’de TÜİK’in makyajlı hesabıyla bile %32,3 (Mart 2026). İran’da 16 liralık domates %58 artınca 25 TL olur. Türkiye’de 100 liralık domates %32 artınca 132 TL olur. İran’da asgari ücret 120 dolar, Türkiye’de 625 dolar seviyelerinde. Asgari ücretlinin satın alma gücüne baksak dahi, fiyatlar yaklaşık 5’te 1’i olmalı. Asgari ücret Türkiye’de 280 kilo, İran’da 335 kilo domates alabiliyor. İran’da 55 kilo daha fazla. İran’da ekilebilir arazi oranı %9, Türkiye’de %26. Üstelik İran; toprak çökmesi, su krizi, toz fırtınaları gibi sert iklim şokları yaşadı. Bu nedenle başkentini değiştirmeyi dahi tartıştı. Buna rağmen pek çok ürün Türkiye’de daha pahalı. Bunun sebebi “jeopolitik kriz” mi? Jeopolitik krizin daniskası İran’da. Türkiye değil, İran savaşta. Bizim soframızdaki yangın, bombalamalardan kaynaklanmıyor. Hatırlayın, tanzim satış kuyrukları savaştan önce vardı. Bunun tek sorumlusu AKP’nin tarım politikaları. Türkiye değil, İran yıllardır ağır yaptırımlar altında. İran, uluslararası finans sisteminden dışlanmış, Türkiye dünya ticaretine entegre. Demek ki kusur, her zamanki “olağan şüpheli” dış güçlerde değil. Kusur, içerideki yönetim tercihinde. Kardeşlerim; Coğrafya kaderdir ama kötü yönetim kader değildir.
Oğuz Kaan Salıcı720,131 Aufrufe • vor 5 Monaten

Benim bir tarafım var. Benim tarafım Cumhuriyet Halk Partisi. Cumhuriyet Halk Partisi’nin birlik bütünlük içinde kalması, sadece Partimiz için değil, tüm muhalif kesimler için çok kıymetlidir. AKP, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iyiliğini istemez. Bölmek ister. Çok başlılık ve kardeş kavgası olsun ister. Dün de istiyordu, yarın da isteyecek. Onlar bunu kendilerine görev edinmişler. Yargı hamlelerini engelleyemeyebiliriz. Ama bunun siyasi sonuçlarını değiştirebilecek hamleler yapabiliriz. Bu sürecin çok uzamaması gerekir. Kaotik durum çok uzarsa işin tadı kaçar. Birbirimizin yüzüne bakamaz hale gelmeye başlarız. Bu, en olmayacak şeydir. Biz bütün muhalefetin amiral gemisiyiz. Partinin bölünmesi, önümüzdeki seçimde oyun kurucu olma vasfını zorlaştırır. Bu sıkıntıya girersek sıklet merkezi değişmeye başlar. Ayrışma, partimizin politikalarına yansımış değildir. Uzarsa yansır. Ve bu işten kimse avantajlı çıkmaz. O zaman da “Partide kimden yanasın?” diye sorulan sorular anlamlı olmaktan çıkar. Kimin yönettiğinin, kimin ne makamda olduğunun hiçbir anlamı kalmaz. Onun için “Ben partiliyim, partinin yanındayım” diyorum. Bugün partinin bütünlüğü, partiyi kimin yönettiğinden daha kıymetlidir.
Oğuz Kaan Salıcı259,993 Aufrufe • vor 3 Monaten

Atatürkçü ve sosyal demokrat değerleri benimsediğim 1980’li yıllarda siyaset sahnesinde ne Özgür Özel ne Ekrem İmamoğlu ne de Kemal Kılıçdaroğlu vardı. Şimdi bazı arkadaşlarım bana “Kavgada tarafını seç” diyor. Niye? Cumhuriyet Halk Partisi’nin bütünlüğü içinde mücadelemizi büyütmek diye bir seçenek yok mu? Partimize daha bugün “dövüş kulübü” demekten keyif alan kişinin Erdoğan olduğunu görmüyor musunuz? Benim tarafım Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Ben, Cumhuriyet Halk Partisi’nin mücadelesini gerileten bir kavganın tarafı olmam.
Oğuz Kaan Salıcı174,130 Aufrufe • vor 3 Monaten

“Türkiye, F-35’i satın alan bir müşteriden daha fazlasıydı, konsorsiyumun ortağıydı. Çünkü kapasitemiz buna imkan tanıyordu. Eğer programda kalsaydık Eskişehir, dünya çapında bir F-35 bakım üssü olacaktı. ROKETSAN, ürettiği mühimmatları F-35 sistemine entegre ederek dünyaya teknoloji satacaktı. Nasıl ki F-16 üretiminde 1987’den itibaren yüzde 80’e varan gövde üretimi TAI tarafından gerçekleştirildiyse, TUSAŞ da beşinci nesil uçak teknolojisinin üretim algoritmasını bizzat tecrübe edecekti. Her şeyden önemlisi; Türk Hava Kuvvetleri envanteri beşinci nesil bir muharip uçak filosuna kavuşacaktı. Dönemin Savunma Sanayi Başkanı, ‘Yalvarsalar da F-35 alma taraftarı değilim’ diyerek gerçeklikten kopuk bir rest çekti…”
Oğuz Kaan Salıcı123,122 Aufrufe • vor 2 Monaten

Türkiye’nin ağır sorunları vardır. “Bu sorunlar çözülene kadar PKK silah bırakmasın” pozisyonuna düşmek ise hiç normal değildir. Her şeyden önemlisi; bu, bölgesel bir meseledir. Orta Doğu’da dengelerin yarın nasıl değişeceğini biliyor musunuz da çözümü erteliyorsunuz? Önümüzde bir imkan varken, bunu değerlendirmemiz gerekir. Farklı meselelerin çözümünü birbirine endekslediğinizde, günün sonunda hiçbirini çözemezsiniz.
Oğuz Kaan Salıcı48,879 Aufrufe • vor 1 Monat

“ARINMA” 1- Siyasi partilerin kirlilik içinde olmasını, ahlaki dejenerasyonu, kamu kaynaklarının çarçur edilmesini kimse savunmaz. Allah’tan, kimse kirliliği kamuoyunun önünde savunacak kadar yüzsüzleşmedi. O kadar da değil. 2- Kirlilik siyasette var da yargıda yok mu? Bürokraside yok mu? Birçok yerde var. Bizim farkımız şu: Bir yanlış varsa, Beytülmala el uzatılıyorsa; onu sırf bizim partimizden diye savunmayız, örtbas etmeyiz. 3- Belediye başkanlarından hangisinin suçu vardır, hangisinin suçu yoktur? Keşke Türkiye'de bir bağımsız yargı olsa da, biz de gönül rızasıyla “Bağımsız yargı gerçekleri ortaya çıkaracaktır” desek. Bütün hakim ve savcıları kastetmiyorum ama yargı siyasetin etkisi altında. Eğer gerçekten suç ortada varsa ve açıklıkla görünüyorsa yapacak bir şey yok. Ama “Sadece Cumhuriyet Halk Partililerde veya muhalefet partilerinde problem var” anlamına gelen operasyonlara karşı çıkarız. 4- Madem “arınma” deniliyor. Türkiye’nin siyasi dalkavuklardan da arınması lazım. Siyasetin her köşesindeler. Meselelerin açık, içerikli, soğukkanlı bir şekilde konuşulmasını engelliyorlar.
Oğuz Kaan Salıcı48,102 Aufrufe • vor 1 Monat

Siyasette sık yapılan hatalardan birisi; dönemleri ya tamamen kötü ya da tamamen kusursuz olarak kodlamaktır. Oysa hiçbir başarı boşlukta, durup dururken ortaya çıkmaz. Çok net ifade ediyorum: 2019 yerel seçim başarısı olmasaydı, 2024 yerel seçim başarısı olmazdı. Dolayısıyla, “Bir kişi değişti, her şey değişti” kolaycılığı bizi sadece siyasi bir hataya sürükler. Kendi dönemlerinde öncülük eden, emek veren, omuz veren herkesi, büyük yürüyüşümüzün ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin başarılarının doğal paydaşı olarak kabul etmek zorundayız. Aksi halde tarafgir duyguların esareti altında akla, bilime, mantığa savaş açmış oluruz. Önümüzdeki zorlukların, omuzlarımızdaki yükün farkındayım. Bu yolu yürürken kimseyi dışlamamaya, kimseyi incitmemeye, kurumsal hafızamızı ve örgütsel iradeyi korumaya azami özen gösterilmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü gerçek ve kalıcı başarı; emekle, zamanla ve fikirsel taşıyıcılıkla inşa edilir.
Oğuz Kaan Salıcı82,303 Aufrufe • vor 3 Monaten

Melih Gökçek’in elini kolunu sallayarak dolaştığı bir düzende, bazı belediye başkanlarını sırf rozeti nedeniyle çorabının rengine kadar inceleyip cezalandırırsanız kimseye adaleti inandıramazsınız. Bazı dosyalarda ortaya çıkanlardan utanç duyuyorum. Bazı dosyalarda isnat edilen suçları işlemediğini düşündüğüm insanlar var. Ama kimse bana bu sürecin siyasi vasfının olmadığını anlatmasın.
Oğuz Kaan Salıcı19,869 Aufrufe • vor 19 Tagen

Kış lastiklerinden faiz oranlarına, üniversite rektörlerinden Devlet Su İşleri bölge müdürü atamalarına kadar her detayı şahsen belirleyen Erdoğan, Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki tartışmaların hiçbir yerinde yokmuş, öyle mi? Siyasi kariyerini rakiplerinin bölünmesine borçlu olan birisi, bu tablodan da kendisine siyasi rant devşirmek isteyecektir. Bu oyunu görmek ve bozmak gerekir.
Oğuz Kaan Salıcı67,018 Aufrufe • vor 3 Monaten

“Süreç”i en başından itibaren ‘Kürt meselesinin silahtan arındırılması’ olarak tanımlıyor ve bunu bir devlet politikası olarak görüyorum. Devletin çıkarı ve toplumun ortak yararı doğrultusunda; güvenlik bürokrasisinin, siyasi iktidarın ve diğer siyasi partilerin bu hedef etrafında bütünleşmesini önemli buluyorum. Türkiye’nin güvenliği ve toplumsal barışı, günlük siyasi polemiklerin çok ötesinde bir sorumluluk gerektirir. Komisyonumuzun kararı ülkemiz için, Partimizin kararı Partimiz için hayırlı olsun.
Oğuz Kaan Salıcı174,177 Aufrufe • vor 9 Monaten

Bu konuşmayı 38. İstanbul İl Kongresi’nde yapmıştım. Bugün bazılarının unuttuğunu gördüğüm gerçekleri hatırlatmam gerekiyor. Yoldaşlık; fikir ayrılığında birbirini suçlamak değil, birbirini yerden alıp kaldırabilmektir. Cumhuriyet Halk Partisi‘nde eleştiri sevgiden gelir; nefrete ise asla yer yoktur. Partimizin hafızasına, emekçilerine, büyüklerine, yol açmış liderlerine karşı kullanılan zehirli dili normalleştirmek imkansızdır. Sayın Kılıçdaroğlu’na yönelik çirkin ifadeler sadece haksızlık, nezaketsizlik ve saygısızlıktan ibaret değildir. Bazı hesapların Çubuk’ta yaşanan linç girişiminde yumruklu saldırıda bulunan adi provokatörü övmesi, bazılarının cinsiyetçi küfürler savurması feci bir şuursuzluktur. Aynı zamanda Sayın Kılıçdaroğlu’nu koruma refleksiyle Partimizin kurumsal kimliğini temsil eden yöneticilerimize karşı sarf edilen bazı sözlerin de kabulü mümkün değildir. Bu zihniyet, Partimize sızmasına asla izin vermememiz gereken bir irindir. Herkes kendine gelmeli ve Partimizin bölünmesi hayaliyle ellerini ovuşturanları görmelidir. Gün, toparlanma ve birlik günüdür. Cumhuriyet Halk Partisi isimlerden büyüktür. Kurultay sürecindeki tüm sözlerimin arkasındayım ve tekrar ediyorum: Altı Ok rozetini şerefiyle taşıyan hiçbir arkadaşımı, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin tepesindekilere değişmem. Değişenlerle de yol yürümem.
Oğuz Kaan Salıcı247,918 Aufrufe • vor 1 Jahr