
Oğuz Kaan Salıcı
@oguzksalici • 209,817 subscribers
CHP İstanbul Milletvekili, TBMM Dışişleri Komisyonu üyesi, Sosyal Demokrasi Vakfı kurucusu, baba, eş, kardeş, arkadaş.
Shorts
Videos

Benim bir tarafım var. Benim tarafım Cumhuriyet Halk Partisi. Cumhuriyet Halk Partisi’nin birlik bütünlük içinde kalması, sadece Partimiz için değil, tüm muhalif kesimler için çok kıymetlidir. AKP, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iyiliğini istemez. Bölmek ister. Çok başlılık ve kardeş kavgası olsun ister. Dün de istiyordu, yarın da isteyecek. Onlar bunu kendilerine görev edinmişler. Yargı hamlelerini engelleyemeyebiliriz. Ama bunun siyasi sonuçlarını değiştirebilecek hamleler yapabiliriz. Bu sürecin çok uzamaması gerekir. Kaotik durum çok uzarsa işin tadı kaçar. Birbirimizin yüzüne bakamaz hale gelmeye başlarız. Bu, en olmayacak şeydir. Biz bütün muhalefetin amiral gemisiyiz. Partinin bölünmesi, önümüzdeki seçimde oyun kurucu olma vasfını zorlaştırır. Bu sıkıntıya girersek sıklet merkezi değişmeye başlar. Ayrışma, partimizin politikalarına yansımış değildir. Uzarsa yansır. Ve bu işten kimse avantajlı çıkmaz. O zaman da “Partide kimden yanasın?” diye sorulan sorular anlamlı olmaktan çıkar. Kimin yönettiğinin, kimin ne makamda olduğunun hiçbir anlamı kalmaz. Onun için “Ben partiliyim, partinin yanındayım” diyorum. Bugün partinin bütünlüğü, partiyi kimin yönettiğinden daha kıymetlidir.
Oğuz Kaan Salıcı257,017 views • 7 days ago

Kış lastiklerinden faiz oranlarına, üniversite rektörlerinden Devlet Su İşleri bölge müdürü atamalarına kadar her detayı şahsen belirleyen Erdoğan, Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki tartışmaların hiçbir yerinde yokmuş, öyle mi? Siyasi kariyerini rakiplerinin bölünmesine borçlu olan birisi, bu tablodan da kendisine siyasi rant devşirmek isteyecektir. Bu oyunu görmek ve bozmak gerekir.
Oğuz Kaan Salıcı65,315 views • 3 days ago

Kardeşlerim; İran Tebriz’de bir süpermarketten gelen görüntüyü paylaşıyorum. Tümen cinsinden fiyatları Türk Lirası’na çevirdiğimizde yaklaşık tablo şu: Dolma biber: Türkiye’de 155 TL. İran’da 33 TL. Sivri biber: Türkiye’de 169 TL. İran’da 27 TL. Kabak: Türkiye’de 75 TL. İran’da 25 TL. Patlıcan: Türkiye’de 69,9 TL. İran’da 6,5 TL. Portakal: Türkiye’de 49 TL. İran’da 26,8 TL. Patates: Türkiye’de 21,5 TL. İran’da 14 TL. Domatesin fiyatını da CNN Türk’ün İran haberlerinde izledik. İran’da 16 TL. Türkiye’de en az 100 TL. 200’lere kadar çıkıyor. İran’da gıda enflasyonu %57,9 (Eylül 2025). Türkiye’de TÜİK’in makyajlı hesabıyla bile %32,3 (Mart 2026). İran’da 16 liralık domates %58 artınca 25 TL olur. Türkiye’de 100 liralık domates %32 artınca 132 TL olur. İran’da asgari ücret 120 dolar, Türkiye’de 625 dolar seviyelerinde. Asgari ücretlinin satın alma gücüne baksak dahi, fiyatlar yaklaşık 5’te 1’i olmalı. Asgari ücret Türkiye’de 280 kilo, İran’da 335 kilo domates alabiliyor. İran’da 55 kilo daha fazla. İran’da ekilebilir arazi oranı %9, Türkiye’de %26. Üstelik İran; toprak çökmesi, su krizi, toz fırtınaları gibi sert iklim şokları yaşadı. Bu nedenle başkentini değiştirmeyi dahi tartıştı. Buna rağmen pek çok ürün Türkiye’de daha pahalı. Bunun sebebi “jeopolitik kriz” mi? Jeopolitik krizin daniskası İran’da. Türkiye değil, İran savaşta. Bizim soframızdaki yangın, bombalamalardan kaynaklanmıyor. Hatırlayın, tanzim satış kuyrukları savaştan önce vardı. Bunun tek sorumlusu AKP’nin tarım politikaları. Türkiye değil, İran yıllardır ağır yaptırımlar altında. İran, uluslararası finans sisteminden dışlanmış, Türkiye dünya ticaretine entegre. Demek ki kusur, her zamanki “olağan şüpheli” dış güçlerde değil. Kusur, içerideki yönetim tercihinde. Kardeşlerim; Coğrafya kaderdir ama kötü yönetim kader değildir.
Oğuz Kaan Salıcı717,563 views • 1 month ago

TÜİK enflasyon rakamlarını açıkladı. Oysa gerçek ortada: Savaşın içindeki İran da bizden ucuz, dünyanın finans merkezi Londra da. Londralıdan daha çok çalışıp, daha az kazanıyoruz ama yaşamak için neredeyse aynı parayı ödüyoruz. Yıl sonu enflasyon hedefini yükselttiler. Maaşlara yapılan zam hedefi tutmadı. Beş aylık enflasyon yüzde 16,6 açıklandı. İktidar süslü yalanları bıraksın, yanıt versin: Asgari ücrete ara zam yapacak mısınız, yapmayacak mısınız?
Oğuz Kaan Salıcı26,747 views • 5 days ago

Nâzım Hikmet, eşitliğin ve hürriyetin evrensel değeridir. Türkiye ve dünya solunun mümtaz şairidir. Aynı zamanda, Türkçe düşünmenin ve hissetmenin adıdır. Nâzım Hikmet’in dostu ve çevirmeni Resul Rıza’nın oğlu Anar Rıza onu şöyle anlatır: “Türkiye’de Nâzım en çok solculuğun, komünizmin simgesi gibi algılanır. Azerbaycan’da ise Türkçülüğün simgesi gibidir. Azerbaycan’da Türkiye’nin sesini duyuran tek insan Nâzım’dı. Ben o zaman üniversitede öğrenciydim. Üniversitede Nâzım konuştu ve dedi ki ‘Ben Türküm, siz de Türksünüz. Dilimiz bir, ruhumuz bir, milletimiz bir.’ Bu sözleri o zaman Azerbaycan’da demek yasaktı. Biz kendimize Türk diyemiyorduk ama bunu Nâzım dedi ve Nâzım’ın Azerbaycan’da millî şuurun uyanışında çok büyük etkisi oldu.” Acının alkışlarına bıraktığımız 3 Haziran 1963’ün altmış üçüncü yıl dönümünde, sınırları ve yasakları aşan büyük Türk şairi Nâzım Hikmet’i saygıyla ve rahmetle anıyorum.
Oğuz Kaan Salıcı13,616 views • 7 days ago

Kardeşlerim; Londra’dan gelen market fiyatlarını paylaşıyorum. Temel gıda sepeti yapalım. Kıyaslamak için 1 poundu 61 lira alalım. Girelim markete… 1 kg pirinç 2.79 £, 1 kg un 1.19 £, 1 kg dana eti 10.99 £, 1 kg tavuk göğsü 4.49 £, 1 kg tam yağlı süt 1.49 £, 1 litre ayçiçek yağı 2.19 £, 1 kg toz şeker 1.49 £, 800 gr beyaz peynir 8.39 £, 500 gr makarna 1.39 £, 500 gr çay 4.99 £. 400 gr bezelye konservesi 0.99 £, 200 gram tereyağı 3.29 £, 12’li yumurta 3.79 £. Toplam: 47.47 £. Bu sepet 2 bin 896 TL. Şimdi gelelim memlekete. Tüm illerimizde olan bir zincir marketin web sitesinden aynı sepeti yapalım. Muadilleriyle kıyaslayalım. 1 kg pirinç 165 TL, 1 kg un 50 TL, 1 kg dana eti 1100 TL, 1 kg tavuk göğsü 370 TL, 1 kg tam yağlı süt 105 TL, 1 litre ayçiçek yağı 175 TL, 1 kg toz şeker 45 TL, 1 kg beyaz peynir (800 gramı) 275 TL, 500 gr makarna 35 TL, 500 gr çay 170 TL, 670 gr bezelye konservesi (400 gramı) 51 TL 200 gram tereyağı 200 TL, 2 adet 6’lı yumurta 114 TL, Toplam: 2 bin 855 TL. Bu sepet 46.8 £. Savaştaki İran’da market fiyatlarını gündeme getirdiğimde, pek çok ürün alım gücüne rağmen bile Türkiye’de daha pahalıyken satın alma paritesini öne sürenler olmuştu. Londra’da savaş yok. Alım gücü ortada. Türkiye’de haftalık 45 saat karşılığı kazanılan aylık asgari ücret 28 bin 75 TL. Londra’da saatlik asgari ücret (Londra Yaşam Ücreti) 14,8 £. Yani Londra’da asgari ücretlinin bir aylık net geliri yaklaşık 135 bin TL. Londralı 5 misli fazla kazanıyor. Ama aynı sepet için bizimle aynı parayı ödüyor. Bu işte bir terslik yok mu? Londra finansın başkenti. Yaşam maliyeti endekslerinde; dünyanın en pahalı şehirleri arasında. Buna rağmen aynı temel ihtiyaç sepeti için; Londra’da 3 saat çalışıyorsun. Türkiye’de 18 saat. Bu işte bir terslik yok mu? Un ihracatında dünya lideriyiz. Un bizde 50 lira, Londra’da 72 lira. Yumurta ihracatında dünya üçüncüsüyüz. Yumurtanın tanesi ortalama 9-10 lira, Londra’da 20-25 lira. Ayçiçek yağı ihracatında dünya dördüncüsüyüz. Ayçiçeği bizde 175 lira, Londra’da 134 lira. Çay üretiminde dünya beşincisiyiz. Çay burada 170 lira, Londra’da 304 lira. Türkiye’de tarladan çıkan ürün binlerce kilometre öteye gidiyor. Nakliyesi, gümrüğü, vergisi… Fiyatlar eklene eklene, Londra’daki rafa çıkıyor. Türkiye’deki vatandaşın kendi ülkesinde üretilen ürünü alım gücü, o ürünü ithal eden Londralıdan katbekat daha düşük. Bu işte bir terslik yok mu? Türkiye’de 17.5 milyon sığır var. Birleşik Krallık’ta 9.3 milyon. Bizde 46 milyon koyun var. Onlarda 30 milyon. Mera alanı bizde daha çok. Hayvan burada, mera burada… Ama et İngilizin tabağında. Bu işte terslik yok mu? Birleşik Krallık’ta gıda enflasyonu %3.7. Haydi, o gelişmiş ülke… Çatışma altındaki; Lübnan’da %19.4. Filistin’de %16.4. Ukrayna’da %9.5. Somali’de %7.8. Bizde, TÜİK’e göre bile, %32.3. Bu işte terslik yok mu? Kardeşlerim; Londra ile Türkiye arasında elbette fark vardır. Bu farkın adı AKP’dir. AKP iktidara dün gelmedi. 23 yıldır tarımı ve hayvancılığı yönetiyor. 23 yıldır ücretleri belirliyor. Sonunda tablo ortada… Emeğimiz ucuz. Soframız pahalı. Meksikalı gibi kazanıyor, Londralı gibi harcıyoruz. Tekrar ediyorum: Coğrafya kaderdir ama kötü yönetim kader değildir.
Oğuz Kaan Salıcı59,062 views • 1 month ago

Ya çok temel bir zeka sorunu ya da büyük bir samimiyetsizlik var. AKP, “1 Mayıs’ta Taksim yasak” diyor. Siz değil miydiniz 2010’ların başında “Tabuları yıkıyoruz” diye Taksim’i açan? Ne oldu o özgürlükçü masallarınıza? Demek ki derdiniz hak, hukuk değilmiş. Zaten hiç olmamış. Siz değil miydiniz “Yasaklar, yoksulluk, yolsuzluk” diyen? Yani o meşhur “3Y ile mücadele” vaadinde bulunan? Ülkeyi 3Y bataklığına çevirdiniz. Anayasa Mahkemesi ne dedi? “Mekan seçme serbestisi kategorik olarak yasaklanamaz.” Yani “Keyfim öyle istedi, Taksim kapalı” diyemezsin. Sizin derdiniz “güvenlik” falan değil. Tek derdiniz var. “Benim çizdiğim sınırda nefes alabilirsin” diyorsunuz. Taksim emekçinin ortak hafızasıdır. Siz emeğin hafızasını silmeye çalışıyorsunuz. Biz Taksim Meydanı’na biber gazlarının içinden geçerek girdik. Derdimiz bağcıyı dövmek değil. Biz dört mevsimi özgürlük olan bir Türkiye istiyoruz. Bakın, aşağıdaki video 2012’den. On binlerce insan Taksim’e çıktı. Şarkılar söyledi, halaylar çekti. Ne oldu, devlet mi yıkıldı? Gök mü delindi? Tam tersine… Demek ki olabiliyormuş…
Oğuz Kaan Salıcı43,276 views • 1 month ago

“Süreç”i en başından itibaren ‘Kürt meselesinin silahtan arındırılması’ olarak tanımlıyor ve bunu bir devlet politikası olarak görüyorum. Devletin çıkarı ve toplumun ortak yararı doğrultusunda; güvenlik bürokrasisinin, siyasi iktidarın ve diğer siyasi partilerin bu hedef etrafında bütünleşmesini önemli buluyorum. Türkiye’nin güvenliği ve toplumsal barışı, günlük siyasi polemiklerin çok ötesinde bir sorumluluk gerektirir. Komisyonumuzun kararı ülkemiz için, Partimizin kararı Partimiz için hayırlı olsun.
Oğuz Kaan Salıcı174,137 views • 6 months ago

Bu konuşmayı 38. İstanbul İl Kongresi’nde yapmıştım. Bugün bazılarının unuttuğunu gördüğüm gerçekleri hatırlatmam gerekiyor. Yoldaşlık; fikir ayrılığında birbirini suçlamak değil, birbirini yerden alıp kaldırabilmektir. Cumhuriyet Halk Partisi‘nde eleştiri sevgiden gelir; nefrete ise asla yer yoktur. Partimizin hafızasına, emekçilerine, büyüklerine, yol açmış liderlerine karşı kullanılan zehirli dili normalleştirmek imkansızdır. Sayın Kılıçdaroğlu’na yönelik çirkin ifadeler sadece haksızlık, nezaketsizlik ve saygısızlıktan ibaret değildir. Bazı hesapların Çubuk’ta yaşanan linç girişiminde yumruklu saldırıda bulunan adi provokatörü övmesi, bazılarının cinsiyetçi küfürler savurması feci bir şuursuzluktur. Aynı zamanda Sayın Kılıçdaroğlu’nu koruma refleksiyle Partimizin kurumsal kimliğini temsil eden yöneticilerimize karşı sarf edilen bazı sözlerin de kabulü mümkün değildir. Bu zihniyet, Partimize sızmasına asla izin vermememiz gereken bir irindir. Herkes kendine gelmeli ve Partimizin bölünmesi hayaliyle ellerini ovuşturanları görmelidir. Gün, toparlanma ve birlik günüdür. Cumhuriyet Halk Partisi isimlerden büyüktür. Kurultay sürecindeki tüm sözlerimin arkasındayım ve tekrar ediyorum: Altı Ok rozetini şerefiyle taşıyan hiçbir arkadaşımı, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin tepesindekilere değişmem. Değişenlerle de yol yürümem.
Oğuz Kaan Salıcı247,836 views • 11 months ago

Fırıldak bir belediye başkanvekilinin, “Kişisel zenginleşmeye ihtiyacım yoktur. AK Parti’ye geçişim tamamen gönüldendir” sözlerini tebessümle karşıladım. Zaten gönülden Cumhuriyet Halk Partili olsaydı, siyasetten zenginleşenlerin adresinin yeni partisi olduğunu bilirdi.
Oğuz Kaan Salıcı146,113 views • 7 months ago

Kardeşlerim, bu sözlerim bir komplo değil; hepsi veri, hepsi gerçek. Türkiye’yi, Organize Suç Endeksi’nde 193 ülke arasında ilk 10’a soktular. Eroin ticaretinde dünya 11’incisi, finansal suçlarda dünya 12’ncisiyiz. Suç ağları açısından en riskli 12’nci, mafya açısından en riskli 16’ncı ve suçta devlet bağlantılı aktörler açısından en riskli 12’nci ülkeyiz. Bataklığı kurutmak yerine sivrisinek avlayanlar, size “3985 operasyon yaptık. 1367 organize suç örgütü çökerttik. 150 milyar liralık varlığa el koyduk” diyorlar, başarısızlıklarını gizliyorlar. Gerçek ortada: Yapılan binlerce operasyonun sonucunda halimiz bu. Üstelik iki sene öncesinden bile daha kötü durumdayız. Güzel ülkemizin; uyuşturucu, sahte ürün, insan ticareti, silah kaçakçılığı, çevrimiçi yasadışı kumar, haraç, şiddet, kara para aklama, yolsuzluk, rüşvet, mafya, çete gibi suçlarla anılmasının tek siyasi sorumlusu vardır; siyasi iktidardır. Bu tablo, Türkiye’yi 23 yıldır tek başına kim yönetiyorsa, onun eseridir.
Oğuz Kaan Salıcı135,268 views • 6 months ago

İran-İsrail savaşının beş temel mesajı var. Birinci mesaj: Ülkemizin hava savunma sistemlerini hızla güçlendirmesi artık kaçınılmazdır. Çelik Kubbemiz, KORKUT’tan SİPER’e kadar tam kapasiteyle hazır olmalıdır. Savunma sanayiimizde liyakat dışında hiçbir ölçüt geçerli olmamalıdır. Ne vakıf ilişkileri, ne tarikat kadroları bu alana sızmamalıdır. Aslolan, Türkiye’nin harekat bağımsızlığıdır. Milli Muharip Uçağımız ve gururumuz KAAN’ın Hava Kuvvetlerimize 2028’de katılması hedeflenmektedir. Dolayısıyla müttefiklerimizle yürüttüğümüz ilişkiler artık somut ve kalıcı sonuçlar doğurmalıdır. Özellikle CAATSA yaptırımları sonrasında her defasında Amerika’nın tavrını Meclis kürsüsünde açıkça kınayan bir milletvekili olarak altını çiziyorum ki F-35 savaş uçakları Türkiye’nin hakkıdır. Türkiye, bu projenin yalnızca parasını ödeyen bir müşterisi değil; Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı daha yokken kurucu ortaklarından biridir. Bu zaman diliminde, hem İsrail’de bulunan hem de Yunanistan’la sözleşmesi imzalanan F-35’ler; hem hakkımız hem de ihtiyacımızdır. İkinci mesaj: Bölgesel güvenlik gerçeğidir. Kafkaslar’da, Balkanlar’da, Orta Doğu’da, Doğu Akdeniz’de; Kıbrıs’dan İran’a uzanan geniş bir coğrafyada yaşanan her sıcak gelişme doğrudan Türkiye’yi ilgilendirir. Böylesi bir ortamda Türkiye, savaş senaryolarını değil, barış vizyonunu daha yüksek sesle savunmalıdır. Bu çerçevede PKK’nın fesih ve silah bırakma sürecinin kesintiye uğramaması, demokratik siyaseti savunan herkesin ortak dileği olmalıdır. Üçüncü mesaj: Ekonomik güvenliğimizdir. Hürmüz Boğazı’nın kapatılma riski; uluslararası petrol ticaretinden ülkemizin enerji fiyatlarına kadar çok geniş bir etki zinciri yaratmaya gebedir. Güvenlik yalnızca askeri bir alan değil; esasen ekonomik dirençle şekillenen bir alandır. Türkiye’nin enerji bağımsızlığı ve enerji geçiş hatlarındaki köprü olma işlevi aynı zamanda bir ulusal güvenlik meselesidir. Dördüncü mesaj: İsrail’in sınır tanımaz pervasızlığıdır. İsrail’i dizginlememek ve nükleer müzakereleri sürdürmemek, bölgeyi bir yangın yerine çevirecek sorumsuzluklardır. Batılı liderlerin “İsrail bizim kirli işlerimizi yapıyor” sözleri, Batı’nın İsrail saldırganlığına neden göz yumduğunu göstermiştir. Bu sözler, tarih sayfalarına kara bir leke olarak şimdiden yazılmıştır. Bugünkü istikrarsızlığın başlıca sorumlusu; Benjamin Netanyahu ve onun aşırı sağcı koalisyonudur. İsrail’in “önleyici saldırı” doktrinini ahlaken de hukuken de kabul etmek imkansızdır. Bir tehdidin gerçekleşeceği kesin değilse, yapılan saldırı meşru müdafaa değildir. Beşinci mesaj: Dünyadaki silahlanma yarışıdır. Dünya genelinde 12 binden fazla nükleer başlık bulunduğu, bunların çoğunluğunun ABD ve Rusya’ya ait olduğu, İsrail’in ise yaklaşık 90 nükleer başlığa sahip olduğu ifade edilmektedir. Biz, İran rejiminin baskıcı yapısını ve ılımlı temsilcilerini dahi sistemden tasfiye etmesini eleştiriyoruz; fakat asıl hedef dünyanın nükleer silahlardan arındırılması olmalıdır. Çehov’un meşhur sözünü hatırlayalım: “Bir sahnede silah görünüyorsa, o silah mutlaka patlar.” Bu gidişat hayra alamet değildir. Unutmayalım ki dünya hepimizin ortak evidir. Bu ortak evimizde Türkiye büyük ve güçlü bir ülkedir. Laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olarak bölgemizin en kıymetli güvencesidir. Biz aklın yolundan ayrılmadıkça, iç çatışmaları değil ortak hedefleri önceledikçe, hukukun üstünlüğünü sağladıkça ülkemizin geleceği umut, barış ve güvenlik doludur.
Oğuz Kaan Salıcı208,365 views • 11 months ago

Meclis grubumuz, geçen sene, Partili Cumhurbaşkanı’nın önünde ayağa kaldırılmıştı. Bir grup milletvekili arkadaşımla Genel Kurul salonuna girmemeyi tercih etmiştik. Aynı şekilde, salona girip ayağa kalkmayan arkadaşlarımız da olmuştu. Gerekçelerimizi kamuoyuyla paylaşmıştık. Zaman, ne yazık ki, haklı olduğumuzu gösterdi. Cumhurbaşkanı o gün de taraflıydı. Bunun herkes tarafından anlaşılması için belediyelerimize kayyım atanması, Partimizin gözaltı ve tutuklama dalgalarıyla karşı karşıya kalması gerekmiyordu. Maliyeti ağır oldu. Bu hatanın bu defa tekrarlanmayacak olması önemlidir. Bu, Cumhurbaşkanlığı makamına ya da Erdoğan’a oy veren yurttaşlarımıza saygısızlık değildir. Hukuk devletine inancı olmayanlarla müzakere değil, mücadele edilir.
Oğuz Kaan Salıcı148,923 views • 8 months ago

Hafız Esad’ın ölümünden sonra, Suriye anayasasında cumhurbaşkanı seçilmek için 40 olan yaş sınırı 34’e düşürüldü, çünkü Beşar Esad 34 yaşındaydı. Türkiye, Suriye olamaz; Türkiye’de bir kişiye özel anayasa yapılamaz. Devlette devamlılık, “kişiye bağımlılık” anlamına gelmez.
Oğuz Kaan Salıcı266,461 views • 1 year ago

FATİH ALTAYLI’YA AÇIK MEKTUP Sayın Fatih Altaylı, Saçmalama hakkına saygı duyuyorum ama hakaretlerine göz yummayacağım. Seviyemi senin yanına düşürmeyeceğim. “Cumhuriyet Halk Partisi’nde Kurultay tartışması” hakkındaki sözlerimi çarpıtmışsın. Dediklerinin hepsi iftira ve gerçek dışıdır. Ben söylediklerimi aşağıdaki videoda bizzat paylaşıyorum. Gerçekte ne dediğimi senin araştırman gerekirdi. Okuduğunu ve izlediğini anlaman gerekirdi. “Tehdit” ile “tespit” arasındaki farkı bilmen gerekirdi. Gazeteci olduğunu iddia eden sensin. Ama sen de haklısın, kulağına üflenenleri araştırmana gerek yok. Çünkü sen fevkalade bir tetikçisin. Sen bir jetonlu küfür makinesisin. Kraldan çok kralcı olmak, paralı askerlerin tutumudur. Ben bir hakikat eriyim, hakaret ve iftiradan uzak dururum. Bir gün gelir fon musluklarından akan su kesilir veya kaynaklar el değiştirir. Paralı askerlerin bunları da dikkate alması gerekir. Saray’ın ajanı olduğumu iddia etmişsin. Ajanların bir kod adı olur. Benim bugüne kadar hiç kod adım olmadı. Senin kod adın var mı Fatih Altaylı? Tüm Türkiye seni neden “Alo Fatih” diye biliyor? Sen bu ülkenin siyahlarından değilsin, cümle alem sana niye “siyah” diyor? Gezi Parkı Direnişi’nde ben Partimin İstanbul İl Başkanı olarak sokaktayken, sen AKP İstanbul İl Başkanlığı’ndan yaptığın canlı yayında Saray’a çanak tutuyordun. İyi bir gazeteci olmadığın gibi, makyajı dökülen bir kanaat teknisyenisin. Kötü bir kanaat teknisyeni olduğun gibi, vasatın altında bir yorumcusun. Cumhuriyet Halk Partisi örgütünü ve seçmenini dizayn etmeye kalkarak haddini aşıyorsun. Cumhuriyet Halk Partisi’nin neden 100 yıldır yaşadığını sen bilemezsin. Ben bilirim. Çünkü ben sosyal demokratım, sen değilsin. Cumhuriyet Halk Partisi; Türkiye’nin en demokratik partisi olduğu için, 100 yıldır ulusal ve küresel gelişmelere ayak uydurabilme esnekliğine sahip olduğu için, halkla arasına sarsılmaz bir güven bağı kurabildiği için, kendi içinde yoldaşça tartışmayı bildiği için bir asırdır ayaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi ayakta, sen yerdesin. İftira ve hakaretlerin için yargıya gitmeyeceğim çünkü sen buna değmezsin.
Oğuz Kaan Salıcı217,530 views • 1 year ago

Kurultay’a dair çarşaf liste ve blok liste tartışması çok sık soruluyor. Ben, oldum olası çarşaf listeyi savundum. Çarşaf liste, Cumhuriyet Halk Partisi’nin sadece geçmişi değil, aynı zamanda geleceği açısından da son derece kıymetli. Delegeye genel başkan yarışında güvenip, Parti Meclisi yarışında güvenmemek tutarlı bir bakış açısı olmaz. Bu yöndeki görüşleri, parti içi demokrasi açısından sakıncalı buluyorum.
Oğuz Kaan Salıcı146,149 views • 1 year ago

Erdoğan’ın Meclis açılışındaki konuşmasına niçin katılmadım?
Oğuz Kaan Salıcı195,742 views • 1 year ago