Oğuz Kaan Salıcı's banner
Oğuz Kaan Salıcı's profile picture

Oğuz Kaan Salıcı

@oguzksalici208,919 subscribers

CHP İstanbul Milletvekili, TBMM Dışişleri Komisyonu üyesi, Sosyal Demokrasi Vakfı kurucusu, baba, eş, kardeş, arkadaş.

Shorts

#KılıçdaroğluNeSöyledi "Ben Kemal, geliyorum!" #GeliyorGelmekteOlan

#KılıçdaroğluNeSöyledi "Ben Kemal, geliyorum!" #GeliyorGelmekteOlan

210,115 görüntüleme

Türk Hava Kuvvetleri envanterine en son muharip uçak bundan tam 13 yıl önce girdi. Bir zamanlar program ortağı olduğumuz ve ülkemiz için üretilen ilk F-35’i parasını ödememize rağmen teslim alamayışımızın üzerinden 7 koca yıl geçti. Bu konuşmayı yaptığım gün İsveç’in NATO üyeliğini onaylayıp güya karşılığında modernize edilmiş F-16’ları alacaktık. İsveç NATO’ya girdi ancak aradan tam 600 gün geçmesine rağmen F-16’lardan henüz ses yok. Tıpkı Eurofighter’lar gibi. Bölgemiz ateş çemberi. Filomuz yaşlanıyor, teknolojinin ve çağın harp sahasının gerekliliklerinin gerisinde kalıyor. Rezalet.

Türk Hava Kuvvetleri envanterine en son muharip uçak bundan tam 13 yıl önce girdi. Bir zamanlar program ortağı olduğumuz ve ülkemiz için üretilen ilk F-35’i parasını ödememize rağmen teslim alamayışımızın üzerinden 7 koca yıl geçti. Bu konuşmayı yaptığım gün İsveç’in NATO üyeliğini onaylayıp güya karşılığında modernize edilmiş F-16’ları alacaktık. İsveç NATO’ya girdi ancak aradan tam 600 gün geçmesine rağmen F-16’lardan henüz ses yok. Tıpkı Eurofighter’lar gibi. Bölgemiz ateş çemberi. Filomuz yaşlanıyor, teknolojinin ve çağın harp sahasının gerekliliklerinin gerisinde kalıyor. Rezalet.

29,673 görüntüleme

Ali Erbaş, nasıl gidiyor İsrail boykotu? İsrail Gazze’yi bombalarken, 29 Ekim 2023’te Gazze açıklarında gaz araması için BP’ye lisans verdi. Tüm dünyada boykot çağrıları yapıldı. Siz de boykot çağrılarına katıldınız. Gördük ki BP’nin Sakarya bölge distribütörü damadınızmış. Hatta damadınız, 29 Kasım 2023’te MÜSİAD’ın Filistin paneline katılmış, orada boykotun şahsi ve kurumsal olması gerektiği konuşulmuş. Nasıl gidiyor boykot?

Ali Erbaş, nasıl gidiyor İsrail boykotu? İsrail Gazze’yi bombalarken, 29 Ekim 2023’te Gazze açıklarında gaz araması için BP’ye lisans verdi. Tüm dünyada boykot çağrıları yapıldı. Siz de boykot çağrılarına katıldınız. Gördük ki BP’nin Sakarya bölge distribütörü damadınızmış. Hatta damadınız, 29 Kasım 2023’te MÜSİAD’ın Filistin paneline katılmış, orada boykotun şahsi ve kurumsal olması gerektiği konuşulmuş. Nasıl gidiyor boykot?

45,635 görüntüleme

Hangi Devlet Bahçeli’yi ciddiye alalım?

Hangi Devlet Bahçeli’yi ciddiye alalım?

21,875 görüntüleme

Çin’de Huawei ve China Unicom, saniyede 9.8 gigabit veri aktarımı sağlayan 10G ağını kurdu. Dünyada 10G test edilirken, biz fiber ve 5G altyapısı için gereken parayı Kanal İstanbul’a gömüyoruz. Ve depremde ailemize bile ulaşamıyoruz.

Çin’de Huawei ve China Unicom, saniyede 9.8 gigabit veri aktarımı sağlayan 10G ağını kurdu. Dünyada 10G test edilirken, biz fiber ve 5G altyapısı için gereken parayı Kanal İstanbul’a gömüyoruz. Ve depremde ailemize bile ulaşamıyoruz.

16,813 görüntüleme

Emekliye 12 bin 500 lirayı layık görenler bu parayla 3 gün geçinemezler. Artık işi iyice arsızlığa vurdular.

Emekliye 12 bin 500 lirayı layık görenler bu parayla 3 gün geçinemezler. Artık işi iyice arsızlığa vurdular.

14,532 görüntüleme

Bu akşam saat 21.00’de Tele 1’de gazeteci Tuncay Mollaveisoğlu’nun “Anında Manşet” programında gündemi değerlendireceğim.

Bu akşam saat 21.00’de Tele 1’de gazeteci Tuncay Mollaveisoğlu’nun “Anında Manşet” programında gündemi değerlendireceğim.

10,929 görüntüleme

Videos

oguzksalici's profile picture

PARTİMDEYİM Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşananları doğru teşhis edelim. Biraz uzun anlatacağım. Olan biten, bölünmenin ötesine geçmiştir; dağılma emareleri görülmektedir. Bunun adı, Özgür Özel’in söylediği gibi, “karpuz ile karpuz sapının ayrışması” değildir. Kaygım odur ki ortada kabuğu çatlayan bir nar vardır. Dağılma emareleri dün değil, Özgür Özel genel başkanken başlamıştır. 4-5 Kasım Kurultayı’ndan önce yazdığım yazıda Özgür Özel’e bir soru sormuştum: “Partiyi bir arada tutabilecek misin?” Maalesef olmadı. İlk işaretleri belediyelerimizde gördük. Başka bir muhalefet partisine geçmenin bile bir izahı vardır. Ama Cumhuriyet Halk Partili uyuyup, AKP’li uyanmak eşyanın tabiatına aykırıdır. Siyasette kendisini güvende hissetmeyen kişilerin, partimizden uzaklaşıp, yıllardır zulmeden AKP’ye geçmesini sadece koltuk sevdasıyla veya hapis korkusuyla açıklayamazsınız. Keçiören’e bakın. İl olsa büyükşehir olacaktı. Mesut Özarslan, genişleme politikası kapsamında partimize katıldı. AKP’ye gitti. Diyelim ki o zaten CHP’li değildi… Şehitkamil’e bakın. Büyükşehir nüfusuna sahip başka bir ilçemiz. Belediye başkanı; atadan, dededen CHP’li. AKP’ye gitti. Keşan’ı dört dönem kazanan belediye başkanı AKP’ye gitti. Aksu gitti. Serik gitti. Haymana gitti. Söke gitti. Seydişehir gitti. Altınova gitti. Hasankeyf gitti. Yahu, Türkiye’nin öbür ucundan Göle gitti. AKP, Gölesiz yapamayacak mıydı da gitti? 79 yıl sonra aldığımız Afyon gitti. Burcu Köksal, partimizin Grup Başkanvekiliydi. AKP’ye gitti. Büyükşehir belediyesi Aydın gitti. Özlem Çerçioğlu, 37. Kurultay’ın Divan Başkanıydı. AKP’ye gitti. Diyelim ki bu isimler Özgür Özel’e muhalifti… Beykoz ailenin içinden değil miydi? İmamoğlu, Özlem Vural Gürzel’in evladı gibi olduğunu söylemedi mi? O da AKP’ye gitti. İstanbul’da başka ilçeler de konuşulmuyor mu? Antalya büyükşehir… Muhittin Böcek bir anda mı “hain” oluverdi? Medya sabah akşam “Bunları Özel mi, Kılıçdaroğlu mu getirdi?” diye tartıştı. Mesele kimin getirdiği değil, anlayalım artık. Ya İzmir’e ne demeli? Partimizin kalesinde, Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay partimizden istifa etti. Nereye gideceği belli değil. Tabii gelenler de oldu. Milletvekili Nimet Özdemir geldi, sonra AKP’ye gitti. Özgür Özel’in canla başla sahip çıktığı Adnan Beker… Bir gün otobüsün üstünde, öbür gün arazi. O da istifa etti. AKP’ye gitse şaşırmam. İşte bu yüzden bunun adı dağılmadır. Tehlike, bölünmenin ötesindedir. Bu dağılmayı sadece mutlak butlan kararına bağlamak gerçeği gizlemektir. Partide fikren altı doldurulamayan bir “değişim” sonucunda merkezi otorite ve parti aidiyeti zayıflamış; bireysel pozisyonlar ön plana çıkmıştır. Bu, trollerin aklıyla veya etkisiyle konuşulacak bir sorun değildir. Sosyal medyanın esiri olmuş bir kesim şen şakrak sloganlar atarken bizim içimiz yanıyor. Giden milletvekilleri de üzgün, kalan milletvekilleri de… Ve bu ayrılık, çok önceden planlanmış bir senaryonun son perdesidir. “26 Temmuz’a kadar kurultay yapılmazsa CHP seçime giremez” yalanıyla parti tabanını paniğe sevk edenler, nerede yazıldığı belli olmayan senaryolarına gerekçe ürettiler. Çünkü ayrılığın fikir babaları, partiden kopuşu akıllarına çok önceden yerleştirmişlerdi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Ayrılmayın” çağrısı da zayıf kaldı; inandırıcı bulunmadı. Kurultay’a dair vaatler ikna edici görülmedi. Süreci rahatlatacak güvenceler verme noktasında yetersiz kalındı. Oysa siyasi bir yargı kararının Cumhuriyet Halk Partisi’nde açtığı yara aklıselimle onarılabilirdi. Kardeşlerim; Bu süreçte dilimize ve birbirimize mukayyet olalım. Onca yıl omuz omuza mücadele ettiğimiz arkadaşlarımızın kalbini kırmayalım. Dün yüz yüze bakıyorduk. Yarın yine selamlaşacağız. Türkiye’nin geleceği için, iktidar hedeflerimiz için yine aynı ortamlarda konuşacağız. Unutmayın; Cumhuriyet Halk Partisi bizden önce de vardı. Bizden sonra da var olacaktır. Bir yere gittiğimiz yok. Biz partimize rastlantı sonucu gelmedik. Biz Cumhuriyet Halk Partiliyiz.

Oğuz Kaan Salıcı

494,854 görüntüleme • 3 gün önce

oguzksalici's profile picture

Bir hataydı, geldi geçti…

Oğuz Kaan Salıcı

218,332 görüntüleme • 21 gün önce

oguzksalici's profile picture

Kardeşlerim; İran Tebriz’de bir süpermarketten gelen görüntüyü paylaşıyorum. Tümen cinsinden fiyatları Türk Lirası’na çevirdiğimizde yaklaşık tablo şu: Dolma biber: Türkiye’de 155 TL. İran’da 33 TL. Sivri biber: Türkiye’de 169 TL. İran’da 27 TL. Kabak: Türkiye’de 75 TL. İran’da 25 TL. Patlıcan: Türkiye’de 69,9 TL. İran’da 6,5 TL. Portakal: Türkiye’de 49 TL. İran’da 26,8 TL. Patates: Türkiye’de 21,5 TL. İran’da 14 TL. Domatesin fiyatını da CNN Türk’ün İran haberlerinde izledik. İran’da 16 TL. Türkiye’de en az 100 TL. 200’lere kadar çıkıyor. İran’da gıda enflasyonu %57,9 (Eylül 2025). Türkiye’de TÜİK’in makyajlı hesabıyla bile %32,3 (Mart 2026). İran’da 16 liralık domates %58 artınca 25 TL olur. Türkiye’de 100 liralık domates %32 artınca 132 TL olur. İran’da asgari ücret 120 dolar, Türkiye’de 625 dolar seviyelerinde. Asgari ücretlinin satın alma gücüne baksak dahi, fiyatlar yaklaşık 5’te 1’i olmalı. Asgari ücret Türkiye’de 280 kilo, İran’da 335 kilo domates alabiliyor. İran’da 55 kilo daha fazla. İran’da ekilebilir arazi oranı %9, Türkiye’de %26. Üstelik İran; toprak çökmesi, su krizi, toz fırtınaları gibi sert iklim şokları yaşadı. Bu nedenle başkentini değiştirmeyi dahi tartıştı. Buna rağmen pek çok ürün Türkiye’de daha pahalı. Bunun sebebi “jeopolitik kriz” mi? Jeopolitik krizin daniskası İran’da. Türkiye değil, İran savaşta. Bizim soframızdaki yangın, bombalamalardan kaynaklanmıyor. Hatırlayın, tanzim satış kuyrukları savaştan önce vardı. Bunun tek sorumlusu AKP’nin tarım politikaları. Türkiye değil, İran yıllardır ağır yaptırımlar altında. İran, uluslararası finans sisteminden dışlanmış, Türkiye dünya ticaretine entegre. Demek ki kusur, her zamanki “olağan şüpheli” dış güçlerde değil. Kusur, içerideki yönetim tercihinde. Kardeşlerim; Coğrafya kaderdir ama kötü yönetim kader değildir.

Oğuz Kaan Salıcı

719,246 görüntüleme • 3 ay önce

oguzksalici's profile picture

Bu konuşmayı 38. İstanbul İl Kongresi’nde yapmıştım. Bugün bazılarının unuttuğunu gördüğüm gerçekleri hatırlatmam gerekiyor. Yoldaşlık; fikir ayrılığında birbirini suçlamak değil, birbirini yerden alıp kaldırabilmektir. Cumhuriyet Halk Partisi‘nde eleştiri sevgiden gelir; nefrete ise asla yer yoktur. Partimizin hafızasına, emekçilerine, büyüklerine, yol açmış liderlerine karşı kullanılan zehirli dili normalleştirmek imkansızdır. Sayın Kılıçdaroğlu’na yönelik çirkin ifadeler sadece haksızlık, nezaketsizlik ve saygısızlıktan ibaret değildir. Bazı hesapların Çubuk’ta yaşanan linç girişiminde yumruklu saldırıda bulunan adi provokatörü övmesi, bazılarının cinsiyetçi küfürler savurması feci bir şuursuzluktur. Aynı zamanda Sayın Kılıçdaroğlu’nu koruma refleksiyle Partimizin kurumsal kimliğini temsil eden yöneticilerimize karşı sarf edilen bazı sözlerin de kabulü mümkün değildir. Bu zihniyet, Partimize sızmasına asla izin vermememiz gereken bir irindir. Herkes kendine gelmeli ve Partimizin bölünmesi hayaliyle ellerini ovuşturanları görmelidir. Gün, toparlanma ve birlik günüdür. Cumhuriyet Halk Partisi isimlerden büyüktür. Kurultay sürecindeki tüm sözlerimin arkasındayım ve tekrar ediyorum: Altı Ok rozetini şerefiyle taşıyan hiçbir arkadaşımı, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin tepesindekilere değişmem. Değişenlerle de yol yürümem.

Oğuz Kaan Salıcı

247,903 görüntüleme • 1 yıl önce

oguzksalici's profile picture

Kardeşlerim; Londra’dan gelen market fiyatlarını paylaşıyorum. Temel gıda sepeti yapalım. Kıyaslamak için 1 poundu 61 lira alalım. Girelim markete… 1 kg pirinç 2.79 £, 1 kg un 1.19 £, 1 kg dana eti 10.99 £, 1 kg tavuk göğsü 4.49 £, 1 kg tam yağlı süt 1.49 £, 1 litre ayçiçek yağı 2.19 £, 1 kg toz şeker 1.49 £, 800 gr beyaz peynir 8.39 £, 500 gr makarna 1.39 £, 500 gr çay 4.99 £. 400 gr bezelye konservesi 0.99 £, 200 gram tereyağı 3.29 £, 12’li yumurta 3.79 £. Toplam: 47.47 £. Bu sepet 2 bin 896 TL. Şimdi gelelim memlekete. Tüm illerimizde olan bir zincir marketin web sitesinden aynı sepeti yapalım. Muadilleriyle kıyaslayalım. 1 kg pirinç 165 TL, 1 kg un 50 TL, 1 kg dana eti 1100 TL, 1 kg tavuk göğsü 370 TL, 1 kg tam yağlı süt 105 TL, 1 litre ayçiçek yağı 175 TL, 1 kg toz şeker 45 TL, 1 kg beyaz peynir (800 gramı) 275 TL, 500 gr makarna 35 TL, 500 gr çay 170 TL, 670 gr bezelye konservesi (400 gramı) 51 TL 200 gram tereyağı 200 TL, 2 adet 6’lı yumurta 114 TL, Toplam: 2 bin 855 TL. Bu sepet 46.8 £. Savaştaki İran’da market fiyatlarını gündeme getirdiğimde, pek çok ürün alım gücüne rağmen bile Türkiye’de daha pahalıyken satın alma paritesini öne sürenler olmuştu. Londra’da savaş yok. Alım gücü ortada. Türkiye’de haftalık 45 saat karşılığı kazanılan aylık asgari ücret 28 bin 75 TL. Londra’da saatlik asgari ücret (Londra Yaşam Ücreti) 14,8 £. Yani Londra’da asgari ücretlinin bir aylık net geliri yaklaşık 135 bin TL. Londralı 5 misli fazla kazanıyor. Ama aynı sepet için bizimle aynı parayı ödüyor. Bu işte bir terslik yok mu? Londra finansın başkenti. Yaşam maliyeti endekslerinde; dünyanın en pahalı şehirleri arasında. Buna rağmen aynı temel ihtiyaç sepeti için; Londra’da 3 saat çalışıyorsun. Türkiye’de 18 saat. Bu işte bir terslik yok mu? Un ihracatında dünya lideriyiz. Un bizde 50 lira, Londra’da 72 lira. Yumurta ihracatında dünya üçüncüsüyüz. Yumurtanın tanesi ortalama 9-10 lira, Londra’da 20-25 lira. Ayçiçek yağı ihracatında dünya dördüncüsüyüz. Ayçiçeği bizde 175 lira, Londra’da 134 lira. Çay üretiminde dünya beşincisiyiz. Çay burada 170 lira, Londra’da 304 lira. Türkiye’de tarladan çıkan ürün binlerce kilometre öteye gidiyor. Nakliyesi, gümrüğü, vergisi… Fiyatlar eklene eklene, Londra’daki rafa çıkıyor. Türkiye’deki vatandaşın kendi ülkesinde üretilen ürünü alım gücü, o ürünü ithal eden Londralıdan katbekat daha düşük. Bu işte bir terslik yok mu? Türkiye’de 17.5 milyon sığır var. Birleşik Krallık’ta 9.3 milyon. Bizde 46 milyon koyun var. Onlarda 30 milyon. Mera alanı bizde daha çok. Hayvan burada, mera burada… Ama et İngilizin tabağında. Bu işte terslik yok mu? Birleşik Krallık’ta gıda enflasyonu %3.7. Haydi, o gelişmiş ülke… Çatışma altındaki; Lübnan’da %19.4. Filistin’de %16.4. Ukrayna’da %9.5. Somali’de %7.8. Bizde, TÜİK’e göre bile, %32.3. Bu işte terslik yok mu? Kardeşlerim; Londra ile Türkiye arasında elbette fark vardır. Bu farkın adı AKP’dir. AKP iktidara dün gelmedi. 23 yıldır tarımı ve hayvancılığı yönetiyor. 23 yıldır ücretleri belirliyor. Sonunda tablo ortada… Emeğimiz ucuz. Soframız pahalı. Meksikalı gibi kazanıyor, Londralı gibi harcıyoruz. Tekrar ediyorum: Coğrafya kaderdir ama kötü yönetim kader değildir.

Oğuz Kaan Salıcı

59,215 görüntüleme • 2 ay önce

oguzksalici's profile picture

İran-İsrail savaşının beş temel mesajı var. Birinci mesaj: Ülkemizin hava savunma sistemlerini hızla güçlendirmesi artık kaçınılmazdır. Çelik Kubbemiz, KORKUT’tan SİPER’e kadar tam kapasiteyle hazır olmalıdır. Savunma sanayiimizde liyakat dışında hiçbir ölçüt geçerli olmamalıdır. Ne vakıf ilişkileri, ne tarikat kadroları bu alana sızmamalıdır. Aslolan, Türkiye’nin harekat bağımsızlığıdır. Milli Muharip Uçağımız ve gururumuz KAAN’ın Hava Kuvvetlerimize 2028’de katılması hedeflenmektedir. Dolayısıyla müttefiklerimizle yürüttüğümüz ilişkiler artık somut ve kalıcı sonuçlar doğurmalıdır. Özellikle CAATSA yaptırımları sonrasında her defasında Amerika’nın tavrını Meclis kürsüsünde açıkça kınayan bir milletvekili olarak altını çiziyorum ki F-35 savaş uçakları Türkiye’nin hakkıdır. Türkiye, bu projenin yalnızca parasını ödeyen bir müşterisi değil; Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı daha yokken kurucu ortaklarından biridir. Bu zaman diliminde, hem İsrail’de bulunan hem de Yunanistan’la sözleşmesi imzalanan F-35’ler; hem hakkımız hem de ihtiyacımızdır. İkinci mesaj: Bölgesel güvenlik gerçeğidir. Kafkaslar’da, Balkanlar’da, Orta Doğu’da, Doğu Akdeniz’de; Kıbrıs’dan İran’a uzanan geniş bir coğrafyada yaşanan her sıcak gelişme doğrudan Türkiye’yi ilgilendirir. Böylesi bir ortamda Türkiye, savaş senaryolarını değil, barış vizyonunu daha yüksek sesle savunmalıdır. Bu çerçevede PKK’nın fesih ve silah bırakma sürecinin kesintiye uğramaması, demokratik siyaseti savunan herkesin ortak dileği olmalıdır. Üçüncü mesaj: Ekonomik güvenliğimizdir. Hürmüz Boğazı’nın kapatılma riski; uluslararası petrol ticaretinden ülkemizin enerji fiyatlarına kadar çok geniş bir etki zinciri yaratmaya gebedir. Güvenlik yalnızca askeri bir alan değil; esasen ekonomik dirençle şekillenen bir alandır. Türkiye’nin enerji bağımsızlığı ve enerji geçiş hatlarındaki köprü olma işlevi aynı zamanda bir ulusal güvenlik meselesidir. Dördüncü mesaj: İsrail’in sınır tanımaz pervasızlığıdır. İsrail’i dizginlememek ve nükleer müzakereleri sürdürmemek, bölgeyi bir yangın yerine çevirecek sorumsuzluklardır. Batılı liderlerin “İsrail bizim kirli işlerimizi yapıyor” sözleri, Batı’nın İsrail saldırganlığına neden göz yumduğunu göstermiştir. Bu sözler, tarih sayfalarına kara bir leke olarak şimdiden yazılmıştır. Bugünkü istikrarsızlığın başlıca sorumlusu; Benjamin Netanyahu ve onun aşırı sağcı koalisyonudur. İsrail’in “önleyici saldırı” doktrinini ahlaken de hukuken de kabul etmek imkansızdır. Bir tehdidin gerçekleşeceği kesin değilse, yapılan saldırı meşru müdafaa değildir. Beşinci mesaj: Dünyadaki silahlanma yarışıdır. Dünya genelinde 12 binden fazla nükleer başlık bulunduğu, bunların çoğunluğunun ABD ve Rusya’ya ait olduğu, İsrail’in ise yaklaşık 90 nükleer başlığa sahip olduğu ifade edilmektedir. Biz, İran rejiminin baskıcı yapısını ve ılımlı temsilcilerini dahi sistemden tasfiye etmesini eleştiriyoruz; fakat asıl hedef dünyanın nükleer silahlardan arındırılması olmalıdır. Çehov’un meşhur sözünü hatırlayalım: “Bir sahnede silah görünüyorsa, o silah mutlaka patlar.” Bu gidişat hayra alamet değildir. Unutmayalım ki dünya hepimizin ortak evidir. Bu ortak evimizde Türkiye büyük ve güçlü bir ülkedir. Laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olarak bölgemizin en kıymetli güvencesidir. Biz aklın yolundan ayrılmadıkça, iç çatışmaları değil ortak hedefleri önceledikçe, hukukun üstünlüğünü sağladıkça ülkemizin geleceği umut, barış ve güvenlik doludur.

Oğuz Kaan Salıcı

217,710 görüntüleme • 1 yıl önce