Ömer Faruk Korkmaz's banner
Ömer Faruk Korkmaz's profile picture

Ömer Faruk Korkmaz

@OmerfarukKorkmz114,385 subscribers

Müderris | Yazar

Shorts

Az önce Han Yunus'a düşen bomba.. Filistin, ah Filistin... Onmayan yaramız, dinmeyen sızımız, gözümüzün önünde kanayan vicdanımız.. Her gün yeni bir acıyla uyanıyor, her gün yeni bir hasretle anıyoruz seni.. Fakat biliyoruz ki zulüm ne kadar uzarsa uzasın ebedî değildir; gecenin en karanlık anı, sabaha en yakın olduğu andır. Bugün gerçekleşen nice hayal gibi, senin hürriyetin de bir gün hakikat olacaktır. Zira hak gecikebilir; fakat kaybolmaz. Rabbimizden niyazımız odur ki, bugün hasretini çektiğimiz o günü bizlere de göstersin. Filistin özgür, Kudüs huzurlu, mazlumlar emin olsun... O gün gelinceye kadar dua da, söz de, mücadele de sürecektir.

Az önce Han Yunus'a düşen bomba.. Filistin, ah Filistin... Onmayan yaramız, dinmeyen sızımız, gözümüzün önünde kanayan vicdanımız.. Her gün yeni bir acıyla uyanıyor, her gün yeni bir hasretle anıyoruz seni.. Fakat biliyoruz ki zulüm ne kadar uzarsa uzasın ebedî değildir; gecenin en karanlık anı, sabaha en yakın olduğu andır. Bugün gerçekleşen nice hayal gibi, senin hürriyetin de bir gün hakikat olacaktır. Zira hak gecikebilir; fakat kaybolmaz. Rabbimizden niyazımız odur ki, bugün hasretini çektiğimiz o günü bizlere de göstersin. Filistin özgür, Kudüs huzurlu, mazlumlar emin olsun... O gün gelinceye kadar dua da, söz de, mücadele de sürecektir.

11,419 Aufrufe

Böyle diyor Şeyh Ahmed Yasin: "Hamas, (âyette bahsedilen) güzel bir kelime gibidir; kökü sağlam, dalları ise göğe uzanır. Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Hamas vardır ve ona son vermek isteyen herkese karşı direnecektir."

Sensitive content

Böyle diyor Şeyh Ahmed Yasin: "Hamas, (âyette bahsedilen) güzel bir kelime gibidir; kökü sağlam, dalları ise göğe uzanır. Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Hamas vardır ve ona son vermek isteyen herkese karşı direnecektir."

40,017 Aufrufe

Şehid Yahya Sinvar: "Bu Gazze şehri, İsraille normalleşen herkesi ifşa edecek. Ve tüm işbirlikçileri rezil edecek."

Şehid Yahya Sinvar: "Bu Gazze şehri, İsraille normalleşen herkesi ifşa edecek. Ve tüm işbirlikçileri rezil edecek."

25,611 Aufrufe

Bazıları yaşarken izzetin ne demek olduğunu gösterir. Kelimeleri vatan, simaları iman, bakışları Kudüs olur. Böyle yaşadınız siz. İzzetinizi çiğnetmemeye adadığınız ömrünüzü şehadetle taçlandırdınız. Rabbim, sizi yalnız bırakanları elbet bir gün hesaba çekecektir.

Bazıları yaşarken izzetin ne demek olduğunu gösterir. Kelimeleri vatan, simaları iman, bakışları Kudüs olur. Böyle yaşadınız siz. İzzetinizi çiğnetmemeye adadığınız ömrünüzü şehadetle taçlandırdınız. Rabbim, sizi yalnız bırakanları elbet bir gün hesaba çekecektir.

13,968 Aufrufe

Yıkıntılara Bakarken.. Gazze’nin üzerine çöken bu beton yığınlarına baktım uzun uzun… Bir ev değil bu enkaz, bir çocukluğun mezarı belki, bir annenin hayali, bir babanın el emeği. Betonun arasından bir oyuncak mı sarkıyor… O oyuncak değil asıl mesele, oynanmamış bir ömrün gözyaşı gibi… İçim dondu. İnsan böyle zamanlarda kelime aramaz, kelimeden kaçar. Ama bazı suskunluklar ne de çok benziyor ihanete.. İşte tam da bu manzaraya, siyonizm “kendini savunma” diyor. Ad koyarak, kelime oyunlarıyla, dillerini yalandan inşa ederek aklamaya çalışıyorlar vahşetlerini.. Oysa bu bir savunma değil; bu bir işgal, bir soykırım, bir ahlaksızlık çağının aleni ilanıdır! Bir yanım Gazze’nin yalnızlığına ağlıyor. Zira yalnızlığın bu kadar görünür, bu kadar bağıran hâlini hiç görmedim. Ve bu yalnızlık, sadece coğrafi değil; bu, bir ümmetin vicdansızlığının aynası. Biz Gazze’yi yalnız bıraktık çünkü biz cihadı bıraktık. Hilafeti kaybettik ve gölgemizden bile korkar olduk. Kudüs düştü çünkü biz düşeli çok olmuştu zaten. Elliyi aşkın İslam ülkesi… Meydanlara değil, kürsülere çıkıyorlar. Kınama… En yüksek perdeden kınama… Ama bu kınamalar, bir çocuğun karnını doyurmuyor, bir annenin çığlığını hiç mi hiç susturmuyor. Ne bir mermi duruyor ne bir işgal çözülüyor artık bir yenisini daha duymaya tahammülümüzün kalmadığı bu kınamalarla.. Protokol adamları... Bir masada tokalaşıp öbür masada susuyorlar. Ve bu suskunluk, en gür bağırışlardan daha çok kanatıyor kalbimizi. Gazze yıkılıyor… Ama belki de Gazze’nin duvarlarından önce çöken bizim kalbimiz.. Gazze’nin altına değil, biz kendi izzetimizin altına gömüldük. Kudüs ağlıyor… Ama asıl ağlaması gereken, bu zillete razı olmuş biziz. Kardeşim, Bu yazıyı okurken bile belki sen telefonunda ekranı kaydırıyorsun. Ama o ekranın dışında bir yerde, bir çocuğun yüzü yok artık. Bir annenin göğsü, yavrusunun cesediyle sımsıkı bilmem hangi enkazın altında.. Bir babanın elinde yalnızca enkazdan çıkardığı bir battaniye… Bu enkaz sadece Filistin’in değil… Bu enkaz bizim imtihanımız. Bu enkaz ağalanası bizim pürmelal halimiz.. Gazze’nin yarasını, ümmetin kalbi saracak. Saracak belki ama Önce uyandırmamız gereken galiba bizim ölü ve taşlaşmış kalplerimiz...

Yıkıntılara Bakarken.. Gazze’nin üzerine çöken bu beton yığınlarına baktım uzun uzun… Bir ev değil bu enkaz, bir çocukluğun mezarı belki, bir annenin hayali, bir babanın el emeği. Betonun arasından bir oyuncak mı sarkıyor… O oyuncak değil asıl mesele, oynanmamış bir ömrün gözyaşı gibi… İçim dondu. İnsan böyle zamanlarda kelime aramaz, kelimeden kaçar. Ama bazı suskunluklar ne de çok benziyor ihanete.. İşte tam da bu manzaraya, siyonizm “kendini savunma” diyor. Ad koyarak, kelime oyunlarıyla, dillerini yalandan inşa ederek aklamaya çalışıyorlar vahşetlerini.. Oysa bu bir savunma değil; bu bir işgal, bir soykırım, bir ahlaksızlık çağının aleni ilanıdır! Bir yanım Gazze’nin yalnızlığına ağlıyor. Zira yalnızlığın bu kadar görünür, bu kadar bağıran hâlini hiç görmedim. Ve bu yalnızlık, sadece coğrafi değil; bu, bir ümmetin vicdansızlığının aynası. Biz Gazze’yi yalnız bıraktık çünkü biz cihadı bıraktık. Hilafeti kaybettik ve gölgemizden bile korkar olduk. Kudüs düştü çünkü biz düşeli çok olmuştu zaten. Elliyi aşkın İslam ülkesi… Meydanlara değil, kürsülere çıkıyorlar. Kınama… En yüksek perdeden kınama… Ama bu kınamalar, bir çocuğun karnını doyurmuyor, bir annenin çığlığını hiç mi hiç susturmuyor. Ne bir mermi duruyor ne bir işgal çözülüyor artık bir yenisini daha duymaya tahammülümüzün kalmadığı bu kınamalarla.. Protokol adamları... Bir masada tokalaşıp öbür masada susuyorlar. Ve bu suskunluk, en gür bağırışlardan daha çok kanatıyor kalbimizi. Gazze yıkılıyor… Ama belki de Gazze’nin duvarlarından önce çöken bizim kalbimiz.. Gazze’nin altına değil, biz kendi izzetimizin altına gömüldük. Kudüs ağlıyor… Ama asıl ağlaması gereken, bu zillete razı olmuş biziz. Kardeşim, Bu yazıyı okurken bile belki sen telefonunda ekranı kaydırıyorsun. Ama o ekranın dışında bir yerde, bir çocuğun yüzü yok artık. Bir annenin göğsü, yavrusunun cesediyle sımsıkı bilmem hangi enkazın altında.. Bir babanın elinde yalnızca enkazdan çıkardığı bir battaniye… Bu enkaz sadece Filistin’in değil… Bu enkaz bizim imtihanımız. Bu enkaz ağalanası bizim pürmelal halimiz.. Gazze’nin yarasını, ümmetin kalbi saracak. Saracak belki ama Önce uyandırmamız gereken galiba bizim ölü ve taşlaşmış kalplerimiz...

14,928 Aufrufe

Sözün bittiği yerdeyiz desek de hiç başlamadı ki söz bizim açımızdan. Ne mücadeleye gerekli desteği verebildik ne de bu mazlumların sesi olabildik yeterince. İzledikçe içimizin burkulduğu, yaşamaktan iyice soğuduğumuz şu manzaralar, uyandığımız her bir günü gittikçe anlamsız kılıyor bizim açımızdan. "Ne yapıyoruz biz, niye yaşıyoruz?" soruları bir girdap gibi çekiyor bizi içine. Kudüs mücadelesinin sesi bile olamamak acziyeti her saniye yaşarken öldürüyor bizleri. Gelecek nesiller açısından 'aciz, suskun ve pusmuş bir jenerasyon' olarak anılacak olmamız da içine düştüğümüz rezaletin bir başka acı boyutu. Allah'ım en kısa zamanda bu ümmete bir çıkış yolu göster ve yeniden ihya olabilme fırsatları yarat.

Sözün bittiği yerdeyiz desek de hiç başlamadı ki söz bizim açımızdan. Ne mücadeleye gerekli desteği verebildik ne de bu mazlumların sesi olabildik yeterince. İzledikçe içimizin burkulduğu, yaşamaktan iyice soğuduğumuz şu manzaralar, uyandığımız her bir günü gittikçe anlamsız kılıyor bizim açımızdan. "Ne yapıyoruz biz, niye yaşıyoruz?" soruları bir girdap gibi çekiyor bizi içine. Kudüs mücadelesinin sesi bile olamamak acziyeti her saniye yaşarken öldürüyor bizleri. Gelecek nesiller açısından 'aciz, suskun ve pusmuş bir jenerasyon' olarak anılacak olmamız da içine düştüğümüz rezaletin bir başka acı boyutu. Allah'ım en kısa zamanda bu ümmete bir çıkış yolu göster ve yeniden ihya olabilme fırsatları yarat.

12,598 Aufrufe

Videos

OmerfarukKorkmz's profile picture

Yalanı aktarmadaki profesyonelliğe bakın! İmamlar hakkında kaynaklarda yer alan olur olmaz rivayetleri alıp aktarmak moda oldu. Bu videoda Mustafa İslamoğlu’nun yaptığı gibi. İmam Evzaî’nin İmam Ebû Hanîfe hakkındaki sözlerinin senet kritiğini; önceki–sonraki ayrımını yapmadan uyduruk senaryolarla Tâbiînin büyük müctehidlerinden İmam Evzaî’ye hakaret etmek en açık ifadeyle ilmî ahlâkla bağdaşmaz. Ne var ki bu tür iddialar karşısında sorumluluk bilinciyle hareket edilmediği çok bâriz. İnsanda biraz vicdan olsa, böyle bir iddiayı dillendirmeden önce Mekkî’nin Menâkıb’ına, Heytemî’nin el-Hayrâtü’l-Hisân’ına bir bakma ihtiyacı duyar. Ve Kevserî merhumun Te’nîb’te belirttiği gibi, hakkında ehl-i bid‘atin yüzlerce senaryo uydurduğu İmam Ebû Hanîfe’nin vefat sebebi üzerinden bu uyduruk hikâyenin de İmam Evzaî’ye bir iftira olduğunu görür. Keza yine İbn Rızk gibi hadis uyduran yalancıların, İmam Evzaî’nin Ebû Hanîfe’nin vefatına sevindiği yönünde ciddiyetten uzak ve mesnetsiz iddialar uydurduğunu da fark eder. Merhum Kevserî, Te’nîb’te bu tür nice şehir efsanesinin ipliğini çoktan pazara çıkarmıştır. Şimdi senin ilmen içine düştüğün bu ciddiyetsiz tabloyu nasıl izah edelim? Ümmetin koca bir imamına uzattığın dilin olmasa, seni gündem bile etmemek gerektiğine dair kanaatimi eskiteli çok olmuştu doğrusu. Bu konuşma, vicdan ve insaf sınırlarının çok ötesine taşmış; Kur'an'ın tayin ettiği ahlâk esaslarından fersah fersah uzak bir tezvirat ürünü olmuş. Yine de Allah hidayet versin; tedarik nasip eylesin. Değilse sana bu yalanlara tabi olarak dil uzattığın büyük imamın haysiyetini zedelemeye çalışmanın hesabını ahirette sorsun.

Ömer Faruk Korkmaz

52,552 Aufrufe • vor 5 Monaten

OmerfarukKorkmz's profile picture

Mehmet Okuyan’a Mehmet Okuyan Açık Çağrı! Böyle diyorsunuz 'Hz. Peygamber Hüküm Koyabilir Mi?' ismini verdiğiniz bu konuşmanızda ve okuduğunuz ayet üzerinden Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in hüküm koyma yetkisinin olmadığını ispat etmeye çalışıyorsunuz. Oysa ilimden birazcık behresi olanlar, nassları anlamada bağlamın ne kadar önemli olduğunu iyi bilirler. Zira bağlam yok olduğunda sizin gibiler âyetleri dahi diledikleri anlam kisvesine büründürebiliyorlar. Tüm bunları siz de biliyorsunuz muhtemelen.. Bilerek saptırıyor, çarpıtıyor ve meselelere vâkıf olmayan nice insanı Sünnet karşısında sapkın bir anlayışa sürükleyerek altından kalkamayacağınız bir vebâle giriyorsunuz. Dilerseniz tüm bu sözlerimizin bir itham olmadığını; genel olarak bu çarpıtmaları birçok konuşmanızda nasıl ustalıkla sergilediğinizi bu konuşmanız üzerinden kısaca ortaya koyalım: Ayet okuyorsunuz. Peki, tamam… Okuduğunuz ayetin bağlamı nedir? Bunu bilmiyor musunuz? Dinleyin o halde: Mekke müşrikleri, Allah'ın haram veya helâl kılmadığı bazı hayvanları veya ürünleri kendi kafalarına göre “bu helâldir, bu haramdır” diye ayırıyorlardı. Örneğin, bazı hayvanları sadece erkeklerin yemesine müsaade ederken, bazılarını kadınlara yasaklıyorlardı (bkz. En‘âm 138-139). Bunu yaparken de “Bunları Allah yasakladı” diyerek Allah’a iftira atıyorlardı. İşte bu ayet, onların bu tutarsız ve uydurma helal-haram anlayışını reddetmek üzere indirilmiştir. Kur’an’da bu bağlamda bahsettiğimiz manayı vurgulayan ayet sadece bu okuduğunuz mudur? Elbette ki hayır! Nitekim, müşriklerin kendi kafalarına göre helâl-haram belirlemeleriyle ilgili benzer ayetler şöyledir: a. En'âm 138: ”Bu hayvanlar ve bu ekinler dokunulmazdır. Onları dilediğimizden başkası yiyemez” dediler. Bu, kendi uydurmalarıdır.” b. En'âm 139: “Bu hayvanların karınlarındakiler (yavruları/sütü) yalnız erkeklerimize aittir, kadınlarımıza ise haramdır” dediler.” c. Nahl 116: “Dillerinizin yalan yere nitelediği şeylere bakarak “Bu helâldir, bu haramdır” demeyin. Bu şekilde Allah’a yalan iftira etmiş olursunuz.” e. Şûrâ 21: “Yoksa onların Allah’ın izin vermediği şeyleri din kılarak kendilerine meşru gören ortakları mı var?” İmdi, bu ayetler Allah’tan bağımsız şekilde, şirk anlayışlarına tabi olarak kafalarına göre istediklerini haram veya helal kılan müşriklere ret bağlamında gelmişken ve bu manayı vurguluyorken siz nasıl kalkar da aynı ayetleri Allah’ın izniyle; vahyiyle; emriyle bazı şeyleri haram veya helal kılan Hz. Peygamber’in bu yetkisine ret olarak kullanırsınız? Gerçekten merak ediyorum: Ayetlerle -ideolojik saplantılarınıza göre- adeta oynadığınızın farkında değil misiniz? Hiç mi Allah’tan korkmuyorsunuz? Müşriklerle ilgili inen ayetleri Hz. Peygamber’in mecazi anlamdaki teşri (hüküm koyma yetkisini) iptal bağlamında nasıl kullanırsınız? Oysa tevil etmek için kırk takla attığınız şu ayetler bunu çok net şekilde ispat etmektedir: 1. A‘râf Suresi, 157. Ayet "Yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılı buldukları o elçiye, o ümmi peygambere uyanlar... O onlara iyiliği emreder, kötülüğü yasaklar; temiz şeyleri helâl kılar, pis şeyleri haram kılar..." 2. Tevbe Suresi, 29. Ayet "Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve Resûlü’nün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini din edinmeyen kimselerle, küçülerek elleriyle cizye verinceye kadar savaşın." Bu ayetler, Resûlullah’ın (aleyhisselâm) Allah’ın vahyi doğrultusunda bazı şeyleri haram ve helal kılma konusunda yetkili olduğunu çok net şekilde göstermektedir. Hiç mi düşünmüyorsunuz? Daha nice konularda yaptığınız bu gibi saptırmalarla birçok insanın itikadını bozarak bunca vebal ile nasıl gireceksiniz kabre? Nasıl çıkacaksınız Allah’ın huzuruna? Vakit henüz yüne de erken sayılabilecekken gel dön bu rotası belirsiz; menzili karanlık yoldan! Yoksa ulemayı itham ettiğin ' Allah Te'âlâ'ya iftira' yaftası senin boynuna dolanacaktır!

Ömer Faruk Korkmaz

60,974 Aufrufe • vor 1 Jahr

"Açım" diye ağlıyor bu Gazze'li çocuk. Bir çuval unu sınırdan içeriye sokamayan 50 küsür İslam ülkesi...
0:24

Sensitive content

This media may contain sensitive content.