PSİKOLOGROZA's banner
PSİKOLOGROZA's profile picture

PSİKOLOGROZA

@psikologroza4,738 subscribers

Flood yazmayı sever ✨

Shorts

Şimdi Nisan fotoğrafta sadece kendini tanıyor Dinçer’i veya babasını hatta onlarla çekildiği an’ı bile hatırlamıyor muhtemelen travmaya bağlı hafıza kaybı yaşıyor o an’a dair bütün anıları belleğinden silmiş veya bastırmış geçmişini hatırlamıyor şimdi ise geçmişimi arıyorum diyor yaşadığı travma ertelediği veya geçmişte bastırılmış travmaları geçmişi araştırdıkça ortaya çıkacaktır.. Neler yaşadın Nisan..

Şimdi Nisan fotoğrafta sadece kendini tanıyor Dinçer’i veya babasını hatta onlarla çekildiği an’ı bile hatırlamıyor muhtemelen travmaya bağlı hafıza kaybı yaşıyor o an’a dair bütün anıları belleğinden silmiş veya bastırmış geçmişini hatırlamıyor şimdi ise geçmişimi arıyorum diyor yaşadığı travma ertelediği veya geçmişte bastırılmış travmaları geçmişi araştırdıkça ortaya çıkacaktır.. Neler yaşadın Nisan..

231,779 görüntüleme

Nisan ünlü oldukça ölüme yaklaşıyordu sanki ve Eşref’te bunu fark ediyordu..

Nisan ünlü oldukça ölüme yaklaşıyordu sanki ve Eşref’te bunu fark ediyordu..

210,671 görüntüleme

Dinçer, Rüyayı unuttu diyor yani odak noktası Nisan’a kaydı ve ona aşık diyor o zaman Rüyayı hatırlatacak bir şeyler olacak ve Eşref, Rüya’yı aramaya başlayacak. Dinçer, Eşref Rüyayı öğrense olacakları bildiği için bu sırı Eşref’in bulmasını sağlayacak her am Rüya olayıda patlayabilir

Dinçer, Rüyayı unuttu diyor yani odak noktası Nisan’a kaydı ve ona aşık diyor o zaman Rüyayı hatırlatacak bir şeyler olacak ve Eşref, Rüya’yı aramaya başlayacak. Dinçer, Eşref Rüyayı öğrense olacakları bildiği için bu sırı Eşref’in bulmasını sağlayacak her am Rüya olayıda patlayabilir

128,577 görüntüleme

İstanbul’un üstünden yeraltı dünyasına geçişine bakın Eşref Rüya sen başkasın #EşrefRüya

İstanbul’un üstünden yeraltı dünyasına geçişine bakın Eşref Rüya sen başkasın #EşrefRüya

87,929 görüntüleme

Bütün bölüm Nisan’ın öfkeli tavrını izledik kiminize çok yüksek gelsede duyguları yoğun olduğu için en güçlü olan duyguya sığındı yani nefret duygusuna aşkını gizlemek için bu duygu lazımdı ona.. Yıkılmamak için bastırdığı duyguları bir anda dökmeye başladı çünkü aşkıyla öfkesi arasında sıkışıp kalmıştı.. Söylediği cümleler hepsi canı yandığı için Eşref’inde canını yakmak istemesiydi.. Evet keskin ve yüksek yazılmıştı bu bölüm Nisan ama onunda penceresinden bakmak lazım büyük bir savaşın ortasında Rüya olduğunu öğrendi fakat bunu da tek başına sırtladı. Nisan olarak aşkını yeşertmeye çalışıyor yapmadığı muhbirlik hakkında hain ilan ediliyor ve bunu en sevdiğinden duyuyor o yüzden azıcık sabredip İkisininde tekrar barışmasını bekleyeceğiz ki bu da çok uzak değil biliyorsunuz onlar birbirleri olmadan yaşayamaz. #EşrefRüya

Bütün bölüm Nisan’ın öfkeli tavrını izledik kiminize çok yüksek gelsede duyguları yoğun olduğu için en güçlü olan duyguya sığındı yani nefret duygusuna aşkını gizlemek için bu duygu lazımdı ona.. Yıkılmamak için bastırdığı duyguları bir anda dökmeye başladı çünkü aşkıyla öfkesi arasında sıkışıp kalmıştı.. Söylediği cümleler hepsi canı yandığı için Eşref’inde canını yakmak istemesiydi.. Evet keskin ve yüksek yazılmıştı bu bölüm Nisan ama onunda penceresinden bakmak lazım büyük bir savaşın ortasında Rüya olduğunu öğrendi fakat bunu da tek başına sırtladı. Nisan olarak aşkını yeşertmeye çalışıyor yapmadığı muhbirlik hakkında hain ilan ediliyor ve bunu en sevdiğinden duyuyor o yüzden azıcık sabredip İkisininde tekrar barışmasını bekleyeceğiz ki bu da çok uzak değil biliyorsunuz onlar birbirleri olmadan yaşayamaz. #EşrefRüya

64,212 görüntüleme

Nisan Tek diyip kendine ait hissettiriyor onun bir parçası gibi.. Nisan’da duyar duymaz yüzünde bir tebessüm oluşuyor.. Eşref, Nisan’a sarılırken boynuna gömülüyor bu nasıl sahne 🥹

Nisan Tek diyip kendine ait hissettiriyor onun bir parçası gibi.. Nisan’da duyar duymaz yüzünde bir tebessüm oluşuyor.. Eşref, Nisan’a sarılırken boynuna gömülüyor bu nasıl sahne 🥹

70,425 görüntüleme

Sahte Rüya’nın gelme sebebi sadece Nisan’a olan aşkından emin Eşref Tek’i izlemek içindir. Eşref hem kalbiyle hem aklıyla gerçek Rüya olmadığını anlar Rüya’yı merak etme sebebi ise geçmişte yaşadığı hayata dahil olmasıdır ve en sonki halini merak ettiği içindir.. Daha önce bize Nisan’ın Rüya ile ilgili duymak istediği replikleri izlemek içindir Eşref için sadece Nisan’ın var olmasıdır.

Sahte Rüya’nın gelme sebebi sadece Nisan’a olan aşkından emin Eşref Tek’i izlemek içindir. Eşref hem kalbiyle hem aklıyla gerçek Rüya olmadığını anlar Rüya’yı merak etme sebebi ise geçmişte yaşadığı hayata dahil olmasıdır ve en sonki halini merak ettiği içindir.. Daha önce bize Nisan’ın Rüya ile ilgili duymak istediği replikleri izlemek içindir Eşref için sadece Nisan’ın var olmasıdır.

27,153 görüntüleme

Nisanın git gide yaşama sevincini kaybetmesi geçmişe yaklaştıkça karanlık tarafa geçmesi ve ölümü hissetmeye başlaması..

Nisanın git gide yaşama sevincini kaybetmesi geçmişe yaklaştıkça karanlık tarafa geçmesi ve ölümü hissetmeye başlaması..

29,335 görüntüleme

Nisan’ın gitmek isteyeceğini düşünüyorum çünkü Gonca’nın bebeğini kaybettiği gün hamile olduğunu öğrendi karanlık bir dünyanın içinde çocuk doğurmak imkansız ve bu sahnede boşuna yazılmadı. Kaderinin ne olacağını bile bile bebeği doğurmak isteyecek Eşref’ten kaçarak ama maalesef o bebek doğmayacak.

Nisan’ın gitmek isteyeceğini düşünüyorum çünkü Gonca’nın bebeğini kaybettiği gün hamile olduğunu öğrendi karanlık bir dünyanın içinde çocuk doğurmak imkansız ve bu sahnede boşuna yazılmadı. Kaderinin ne olacağını bile bile bebeği doğurmak isteyecek Eşref’ten kaçarak ama maalesef o bebek doğmayacak.

10,763 görüntüleme

Eşref, Nisan’ın muhbir olduğunu biliyor hatta emin sadece kalbi kabullenmiyor ondan uzak kalmamak için zaman kazanıyor fakat bu zaman Nisan’ın aleyhine işliyor..

Eşref, Nisan’ın muhbir olduğunu biliyor hatta emin sadece kalbi kabullenmiyor ondan uzak kalmamak için zaman kazanıyor fakat bu zaman Nisan’ın aleyhine işliyor..

15,822 görüntüleme

Eşref’in Nisan’ın bayılmasına bile tahammülü yok ya Nisan ölürse ne yapacak iyi değilim.. #eşrefrüya

Eşref’in Nisan’ın bayılmasına bile tahammülü yok ya Nisan ölürse ne yapacak iyi değilim.. #eşrefrüya

12,627 görüntüleme

Videos

psikologroza's profile picture

“Balon gitmekle ilgiliydi. Eller ise kalmakla..” Sahilde yürüdükleri an, dışarıdan bakınca sıradan bir yürüyüştü. Ama aslında iki insanın birbirine tutunma biçimiydi. Eleni’nin Oruç’un elini tutuşunda bir sahiplenmeden çok, kaybolmaktan korkan bir çocuğun son ışığa uzanışı vardı.. O sahneyi bir aşk sahnesinden çok, kaderin iki insanı son kez sınadığı bir eşik gibi görünüyordu.. Kırmızı balon taşıyan küçük kız çocuğu, onların arasından geçerken sanki zamanın kendisi geçiyordu. Geçmişten bugüne taşıdıkları bütün yaralar, saklanan gerçekler, söylenemeyen cümleler ve yaklaşan ayrılıklar o küçücük bedenin içine sığmış gibiydi. Kırmızı balon gökyüzüne ait bir şeydi. Yeryüzünde tutulmaya çalışılan ama doğası gereği yükselmek isteyen bir şey. Tıpkı mutluluk gibi. Tıpkı aşk gibi. Tıpkı Eleni ve Oruç’un o an ellerinin arasında tutmaya çalıştıkları hayat gibi. Kırmızı balonlu kız çocuğu, sanki sahneye yanlışlıkla girmiş biri değil de kaderin kısa süreliğine görünür olmuş hali gibiydi. Bazı aşklar birbirine kavuşarak değil, araya giren her şeye rağmen tutunarak anlatılır. Sanki bölüm boyunca kurulan bütün metaforlar o birkaç saniyede düğümlendi. Deniz onları ayırmaya çalışıyordu, sırlar onları ayırmaya çalışıyordu, geçmiş onları ayırmaya çalışıyordu. Ama o an, iki avuç içi bütün dünyaya karşı küçük bir direniş ilan ediyordu. Bu yüzden teknedeki fotoğraf da, Eleni’nin gözünden düşen o tek damla yaş da, evin önünde söylediği hüzünlü “hoşça kal” da aynı hikayenin parçaları gibi duruyordu. Bazı anlar vardır; insan tam mutlu olduğu anda korkmaya başlar. En çok sahip olduğu şeyi kaybetmekten. Balon bu yüzden önemliydi. O sahnede aşkın kendisi değildi. Aşkın geçiciliği ihtimaliydi. Ama sahnenin kalbi yine ellerde atıyordu. Çünkü kader onların arasından bir işaret gönderiyor gibiydi. “Bakın,” diyordu sanki, “hayat bazen en sevdiğiniz şeyi sizden alır. Her şey elinizden kayabilir.” Ve onlar o uyarıyı görmelerine rağmen ellerini ayırmıyorlardı. Bu yüzden o sahne bana iki nehrin hikayesini hatırlatıyordu. Aralarına kayalar düşüyor, fırtınalar giriyor, yönleri değişiyor ama su yine birbirini buluyor. Çünkü bazı bağlar temasla kurulmaz; kaderin derinliklerinde zaten çoktan düğümlenmişlerdir. Kırmızı balon göğe ait bir semboldü. Ayrılmayan eller ise köklere. Biri gitmenin ihtimalini taşıyordu, diğeri kalmanın inadını. Ve o birkaç saniyelik görüntüde sanki bütün ilişkileri özetleniyordu.. Aralarından geçen şey bir çocuk değildi. Kaybolabilecek bütün ihtimallerdi. Ellerini bırakmayan şey ise aşk değildi yalnızca. Birbirlerinin kaderine dönüşmüş iki insanın, henüz kopmayı öğrenememiş ruhlarıydı. Sahnenin bütün hüznü ve güzelliği de tam bu iki şeyin arasında asılı kaldı. Kırmızı balon yukarıya doğru çekiliyordu, eller ise birbirine doğru. Sanki biri onları ayırmaya çalışan kaderdi, diğeri ise buna direnen sevgi. Dünyaları değişse de, aralarından ne geçerse geçsin, birbirlerine tutunmaya devam etme arzusu. Sahnenin en güçlü tarafı da burada. Kırmızı balon uzaklaşabilecek bir şeyi temsil ederken, birleşik kalan eller uzaklaşmak istemeyen iki insanı temsil ediyordu. Bu yüzden sahne aslında tek bir cümleye dönüşüyordu.. Kader aralarından geçiyordu; ama onlar o an için kaderden çok birbirlerini seçiyorlardı.. #orel

PSİKOLOGROZA

32,653 görüntüleme • 1 ay önce

psikologroza's profile picture

“Birbirlerinin yarasıydılar, yine de şifayı birbirlerinde aradılar..” Konuşmanın en dikkat çekici yeri başlangıç, Ben senin için dünyanın öbür ucuna gelirim. Bu cümle Harvard konuşmasının gölgesinde kalıyordu. Aslında sahnenin duygusal merkezlerinden biri bile olabilirdi. Çünkü dünyanın öbür ucu mesafe değil, fedakarlığın ölçüsü olarak kullanılıyordu. “Nereye gidersen git, gelirim” anlamı taşıyordu.. Konuşmanın görünen konusu olan Harvard’a gitme kararı ile alttaki asıl konu olan ayrılık korkusu arasındaki fark. Eleni’nin tarafında konuşma oldukça netti. “Ben kendi geleceğimi düşünmeliyim.” “Harvard’a gidiyorum ben.” “Sağlık ocağı beni kesmiyor.” Bunlar mantıklı gerekçeler gibi görünse de aslında Eleni kendini ikna etmeye çalışıyordu. Çünkü konuşmanın başında, “Ben annemi arıyordum. Biliyorsun.” diyerek hayatında yaşadığı kırılmaları hatırlatıyordu. Annesini bulma süreci, kaçırılma travması ve yaşadığı belirsizlikler onu artık kendi yolunu çizmeye itmiş gibi duruyordu. Harvard burada sadece bir okul değil; kendi hayatını sahiplenme arzusu. Oruç’un tarafı ise farklı. O, Harvard’ın kendisini tartışmıyor. Sürekli geride kalacak insanları konuşuyor. Onlar sensiz yapamaz, dayanamaz. Bu önemli. Çünkü bazen bir insan gitmesini istemediği kişiye doğrudan “Gitme” diyemez. Bunun yerine başkalarını öne sürer. Oruç’un cümlelerinde biraz bu hissediliyor. Sanki “Ben sensiz ne yaparım?” demek yerine “Onlar sensiz ne yapar?” diyordu.. Gidecek mi gitmeyecek mi?” sorusundan çok, gitme kararını ilk kiminle paylaştığıydı dikkatimi çeken. Eleni gerçek ailesini bulmuş. Bunu Oruç’a söylememiş. Ama Harvard’a gitme fikrini de anne babasına değil, Oruç’a söylemiş. Eleni ne kadar kırgın olursa olsun, hayatındaki en önemli kararları hala Oruç’un bilmesini istiyor. Çünkü insan gerçekten kopardığı kişiye önce gidip geleceğini anlatmaz. Özellikle ailesine söylemeden gidip ona söylemesi, Oruç’un hala hayatındaki en özel kişilerden biri olduğunu gösteriyordu. Ben bu köyde bir doktora aşık oldum.. Çok büyük bir an aslında. Çünkü Eleni ilk kez duygusunu saklamıyordu. Üstelik bunu bir başkasına anlatmıyor; doğrudan o duygunun sahibinin karşısında söylüyor. Oruç’un adını anmıyor ama aslında herkesin bildiği gerçeği dile getiriyor. Bu cümlede beni etkileyen şey aşkın kendisi değil, sadeliği. Sanki Eleni uzun zamandır içinde taşıdığı bir şeyi sonunda masanın üzerine bırakıyor. Ve hemen ardından o aşkın karşılık bulmayacağına inandığını söylüyor. İşte orada insanın içi burkuluyor. Çünkü Eleni’nin derdi “Acaba beni seviyor mu?” değil artık. O aşamayı geçmiş.. Sanki kendini çoktan ikna etmiş, “Ben sevdim ama o beni seçmeyecek.” Bu yüzden sözlerinde umut değil, kabulleniş vardı. Eleni’nin istediği şey küçüldükçe aslında trajedi büyüyordu.. Bir insan sevdiği adamdan ömür istemeyi bırakıp bir gün istemeye başlamışsa, umudunun ne kadar azaldığını anlarsın. Eleni o gün Oruç’tan aşk istemedi. Çünkü aşkın zaten orada olduğunu biliyordu. Sorun buydu. Oruç’un onu sevmediğinden korkmuyordu. Oruç’un onu sevip de seçmeyeceğinden korkuyordu. Ve insanın kalbini kıran şey çoğu zaman sevgisizlik değildir. Sevilip seçilmemektir.. Eleni’nin istediği şey, Bir ömür değil, bir gelecek değil, bir gün. Sadece bir gün.. Bu sahneyi izlerken insanın boğazını düğümleyen yer burası. Çünkü bir kadın sevdiği adamdan sadece bir gün istiyorsa O adamdan umudunu yavaş yavaş kesmiş demektir. Eleni’nin “bir gün” istemesi sıradan bir romantik istek gibi durmuyordu. Çünkü burada mesele sadece sevdiği adama kavuşamamak değil. Aynı zamanda sevdiği adam tarafından derinden hayal kırıklığına uğramış olmak.. #orel

PSİKOLOGROZA

28,832 görüntüleme • 1 ay önce

İzetti öldürdüğünü söylediği ses kaydıysa otelde olmuştu olay tekrar fragmanda otelde yakalanıyor #eşrefrüya
1:11

Sensitive content

This media may contain sensitive content.

psikologroza's profile picture

Oruç.. “Sana iyi bir hikaye veremem ama acında yanında olurum.” Suçluluk, bağımlılık ve kendini inkâr etme döngüsü.. “Duygu yokluğu” değil, duygunun var olup da yönetilememesi sahnesi.. Oruç’un durduğu yer çok net bir iç çatışma sahnesiyle başlıyor.. Bir yanda Eleni’ye karşı bastırdığı ama sürekli içinde büyüyen durduramadığı hisleri.. Eleni’ye yönelmek onun için sadece sevgi değil aynı zamanda geçmişte yaşanan zararların da yüzeye çıkması demek. Yani Eleni, Oruç için hem çekim hem de hesaplaşma alanı. Eleni Oruc’un düşmanının kızı. Yani ilişki baştan itibaren “temiz” bir yerden başlamıyor. Eleni’nin gelişi bir tesadüf değil, bir geçmişin devamı gibi. Eleni’nin düşmanın kızı olması da bu aşkı daha da sıkıştırıyor. Çünkü Oruc’un aşkı sadece duygusal değil aynı zamanda yasak, yüklenmiş ve geçmişle bağlı bir şey. Bu yüzden her yakınlık anında araya geçmiş giriyor. Oruc’un içindeki en sessiz çöküşün sevdiği kızı seçemiyor olması oluyor. Oruc’un Eleni’ye karşı duruşu bu sahnede sadece sevgi gibi görünmüyor daha çok yarım kalmış bir duygunun sürekli geri çekilmesi gibi duruyor. Eleni’yi biliyor ne hissettiğini biliyor hatta yaşanan zararın da farkında. Ama buna rağmen içinde net bir yönelme yok. Çünkü Oruc’un Eleni’ye karşı hissettiği şey sadece çekim değildi aynı zamanda hesaplaşma korkusuydu. Eleni onun için yaklaşmak istediği biri değil sadece aynı zamanda kaçtığı gerçekle yüzleşme noktası. Bu yüzden her adımında bir geri çekilme var. Yakınlaşma anında bile zihni onu durdurmaya başlıyor. En belirgin bastırma şuradan geliyor Oruç duyguyu kabul ederse bunun geri dönüşü olmayacağını düşünüyor. Yani Eleni’ye yönelmek, sadece bir seçim değil eski düzenin tamamen dağılması gibi algılanıyor. Bu yüzden Eleni’ye karşı tutumu net değil ne sahiplenebiliyor, ne de tamamen bırakabiliyor hep bir Araf’ta. Bakışlarında bile bir kararlılık yok daha çok içeride süren ama dışarıya sızmayan bir çatışma var. Konuşmaları eksik, davranışları gecikmeli, tepkileri yarım. Ve en önemli şey Oruç Eleni’yi reddetmiyor, ama kabul etmeyi de başaramıyor. Bu da onu bir noktada “araf”ta bırakıyor. Ne içinde olduğu duygudan çıkabiliyor, ne de tam olarak içine girebiliyor. Sahnenin ağırlığı da buradan geliyor zaten bir seçim yapılmıyor, ama seçimsizlik de artık bir kaçış gibi durmuyor. Oruç, Eleni’ye karşı hissettiği şeyi inkar etmiyor ama onu tam yaşarsa kaybedeceğini düşünüyor. Oruç içten içe Eleni’yi hayatına alırsa bir gün ayrılırız korkusuyla tamamen kaybetmek istemiyor.. Bu yüzden duyguyu doğrudan yaşamak yerine koşullara bağlamaya çalışıyor. Ama aşkın en kırılgan noktası burada Duygu pazarlıkla yönetilmeye çalışıldığında, karşı tarafta sevgi değil değerinin ölçüldüğü hissi oluşuyor. Eleni’nin öfkesi de bundan çıkıyor Oruc’un onu sevip sevmediğinden çok onu hangi şartla seveceğini tartmasıyla başlıyor. O aslında Eleni’yi kaybetmek istemiyor. Ama kaybetmemek için seçtiği yöntem onu daha hızlı uzaklaştırıyor. Bu sahne o yüzden bir aşk tartışması değil duygunun kontrol edilmeye çalışıldığı anda kırılması gibi.. #taşacakbudeniz #OrEl

PSİKOLOGROZA

23,305 görüntüleme • 2 ay önce

psikologroza's profile picture

Eleni.. “Hayatıma girdiğin gün her şeyin değişeceğini anlamıştım..” Bu sahnenin özü Oruç ile Eleni artık “birbirlerini sevip sevmediklerini” değil, birbirlerinin hayatında neye dönüştüklerini konuşuyorlar. Eleni’nin yurtdışına gitmem lazım, kendimi geliştirmem lazım demesi aslında bir kaçış planı gibi görünse de, daha derininde bu bir kendini geri kazanma refleksi. Çünkü Eleni’nin Oruc’a karşı hissettiği şey artık saf bir aşk değil içinde kırılma, güvensizlik ve sürekli tetikte olma hali var. Ve insan bir ilişkide sürekli kendini savunmak zorunda kalıyorsa, orada “gitmek” bir seçenek değil, bir zorunluluk gibi doğar. Oruc’un Trabzon’a dön demesi burada çok kritik. Çünkü bu cümle romantik bir çağrı gibi duruyor ama alt metinde şu var Benden uzaklaşma, aynı yerde kalalım. Yani Oruç çözüm önermiyor, yön öneriyor. Ama bu yön Eleni’nin özgürleşme yönü değil, Oruç’un kontrol edebildiği bir alan. Eleni’nin buna karşı verdiği sen de varsın ve Oruc’un varım demesi, ilk bakışta karşılıklı bir kabul gibi görünür. Ama burada aslında iki farklı gerçeklik çarpışıyor. Oruç “varım” derken ilişkiyi sürdürülebilir bir şey olarak düşünüyor, Eleni ise “varım”ı artık güvene çeviremiyor. Yani aynı kelime, iki farklı dünyada iki farklı anlam taşıyor. Ve Eleni’nin “olmaman lazım” demesi, sahnenin duygusal kırılma noktası. Bu cümle basit bir reddediş değil. Bu, duyguyu kabul edip sonucu reddetme hali. Eleni şunu söylüyor Seni hissediyorum ama senin hayatımdaki yerin beni yıkıyor Burada aşk ilk defa romantik olmaktan çıkıyor ve bir seçim problemi haline geliyor. Oruc’un sebep demesi ise onun hala çözüm mantığında kaldığını gösteriyor. O, her şeyin bir açıklaması varsa düzeltilebileceğine inanıyor. Yani Oruc’un dünyasında ilişki hala tamir edilebilir bir sistem gibi çalışıyor. Ama Eleni artık sistemde değil sonuçta. Ve Eleni’nin en sert cümlesi sahneyi tamamen yere indiriyor. Annemi bile pazarlık konusu yapan, beni sırtımdan vuran bir adama aşık olmamam lazım.. Sahnenin en ağır çelişkisi burada başlıyor. Oruç hala olabilir tarafında Eleni olsa bile doğru değil tarafında. Bu yüzden bu konuşma bir ayrılık sahnesi değil, bir gerçeklik çatışması.. #taşacakbudeniz #OrEl

PSİKOLOGROZA

20,992 görüntüleme • 2 ay önce