
Serhan Baydı
@serhanbaydi • 7,289 subscribers
Founding Designer at @appgco | Launch in days, scale to millions. Ücretsiz meet oluştur 👇 Aklındaki app fikrini hayata geçirelim.
Shorts
Videos

şu app'in neden $150K revenue'da olduğunu, onboarding'ini inceleyince anlıyorsunuz.
Serhan Baydı105,132 Aufrufe • vor 1 Monat

Bu siteyi kaydedin 📌 Mikro etkileşim üretmek çoğu kişinin zorlandığı bir alan. Doğru yapılırsa app'in hissiyatını %200 yukarı taşır; yanlış yapılırsa kullanıcıyı yorar. Design Spells bu noktada altın değerinde. İçeride yüzlerce gerçek örnek var: - Page transition - Button micro animations - Gesture feedback - Loading state çözümleri - Empty state fikirleri vb. Ben genelde şu şekilde kullanıyorum: - Yeni bir proje geldiğinde moodboard hazırlarken buradan 10–15 örnek kaydediyorum. - Vaktim kısıtlıysa, "nasıl bir geçiş olmalı?" sorusunu buradaki örneklerden referans alarak çözüyorum. - Developer ekibi için motion guideline hazırlarken de yine buradaki videolar çok işime yarıyor. Mobil uygulamalarda kullanıcı ilgisini yüksek tutmak istiyorsanız, özellikle retention tarafında mikro etkileşim sizin en güçlü silahınız. Bu tarz siteler hem ilham açısından hem de "nasıl daha iyi yapabilirim?" sorusuna hızlı cevap verdiği için tarayıcımda moodboard olarak sürekli açık duruyor. Mutlaka inceleyin derim.
Serhan Baydı89,751 Aufrufe • vor 9 Monaten

App fikrini nasıl bulacağım? sorusu DM'den çok fazla geliyor. Bize hep şunlar söylendi: - yeni bir fikir bul, - kullanıcının çözülmemiş bir problemini çöz, - niş ol vb. gibi tavsiyeler verildi. Evet bunlar yanlış değil. Doğru. Peki bunları yapamıyorsak vazgeçip, aklımıza daha önce yapılmamış bir fikir gelmesini mi bekleyeceğiz? Hayır. Trend olan ve kitlesi bulunan bir kategori için app geliştirip, 50 app varsa 51. olmak gözümüzü korkutmamalı. Bu kadar app varsa kullanıcı da vardır. Daha önce bulunmayan bir şeyi arayıp ürünleştirmek yerine, trend kategorilerde bulunan app'lerin eksiklerini iyileştirip kendi app'imize eklemek her zaman daha hızlı sonuç verir. Özellikle ilk app'ini geliştirecek kişilerin bu şekilde ilk deneyimlerini kazanmasını tavsiye ederim. Mobile app sektörü, bekleyip vakit kaybetmek için çok hızlı gelişiyor. Videodaki örnekten bahsedecek olursak: 1 yıl önce yayınlanan Petfun app'inin başarısını konuşmayacağım. Bu app'in başarısında marketing'in etkisi ne kadar bilmiyorum. App'in vaad ettiği şey pet translation. Evcil hayvandan insana, insandan evcil hayvana çeviri yaptığını söylüyor. Ne kadar doğru çalıştığını anlayamadım. App'te onboarding yok direkt örnekteki translation ekranı açılıyor. Anlamak için 2. çeviriyi yapmak istediğimde paywall ile karşılaştım. Evcil hayvanım olmadığı için app'i kapattım. Fakat evcil hayvanım olsaydı, eminim 6$ verip denerdim. Petfun'da bunu biliyor olmalı ki 2. denemede paywall gösteriyor. Örneğin evcil hayvanı ile etkileşime girmek isteyen, ona çocuğu gibi davranan ve benimseyen ciddi bir kitle var. Bu bizim için pozitif bir kitle ve bu kategoride yer almak mantıklı olabilir. Belki görmüşsünüzdür, evcil hayvan dışkısını tarayarak sağlıksal bir probleminin olup olmadığını tespit eden identifier app'leri de artmaya başladı. İnsanlar çevresindeki nesneler, insanlar ve hayvanlar ile etkileşime girmek istiyor. Bundan dolayı da bazı ihtiyaçları doğuyor. Zamanla bunları farkedip ürünleştirecek bakış açısına sahip oluyorsunuz. Evet bu çok kısa sürede oluşan bir bakış açısı değil. Fakat inanın çok zor da değil.
Serhan Baydı90,713 Aufrufe • vor 11 Monaten

App fikri bulmanın sonu yok; her şeyin bir app’i yapılabilir. "Kim kime benziyor?" gibi basit bir meraktan, ciddi gelirler üreten bir iş modeli çıkabiliyor. Karmaşık fikirler yerine insanların temel dürtülerini (merak, ego, eğlence) hedefleyen ve bunu doğru bir UX ile sunan her ürünün şansı var. Benzer niş app'lerin aylık $300K gelirlere ulaştığı bir dünyada, her fikir bir potansiyel barındırır.
Serhan Baydı44,522 Aufrufe • vor 8 Monaten

Duolingo, 2024 yılında streak yöntemini değiştirdi ve kullanıcının başarıya ulaşmasını kolaylaştırdı. Artık günlük hedefi tamamlamak yerine, günde tek bir ders bitirmek seriyi uzatmaya yetiyor. Sonuç olarak: - 7 günlük serisini sürdüren kullanıcı sayısında %40 arttı. - 14. gün etkileşimde %3,3 yükseldi. - Günlük aktif öğrenci sayısında %1 arttı. Rakip şirketler ve Silikon Vadisi'ndeki ürün ekipleri bu mekaniği kopyalamaya başladı: "Engeli azaltın, başarıyı kolaylaştırın." dediler. Ancak bu veriler aslında bir ürün paradoksuna yaratıyor. Değişiklikten sonra daha az öğrenci günlük hedeflerine ulaşıyor. Yani kullanıcılar aslında daha çok değil, daha az öğreniyorlar. Duolingo, blog yazılarında bunu açıkça dile getirdi. İnsanların uygulamada kalması, ne kadar öğrendiklerinden daha önemli. Artık mesele öğrenmek değil, kaybetmemek. Bu durum ciddi bir sorunu beraberinde getiriyor. Dünyanın en çok indirilen eğitim uygulaması, eğitimi retention'a feda ediyor. Kullanıcılar 90 saniyede tek bir ders tamamlayıp 1000 günlük seriler yakalıyor ama hedef dillerini neredeyse hiç öğrenemiyorlar. 365. güne ulaştığında o ülkeye seyahat edip tek kelime sohbet edemediğini itiraf eden binlerce kullanıcı var. Ürün tasarlarken asıl amacımız kullanıcıya gerçekten bir yetkinlik kazandırmak mı, yoksa sadece serilerini korumalarını sağlamak mı?
Serhan Baydı20,814 Aufrufe • vor 8 Monaten

App tasarlarken en çok zaman kaybettiren şey doğru kararları tekrar tekrar vermek. Bu yüzden Screendesign gibi app UI kütüphanelerini aktif kullanıyoruz. (Yorumda %50 indirim var, kullan.) Gerçek ürünlerden toplanmış, çalışan ekranları görmek, sıfırdan düşünmekten çok daha hızlı ve sağlıklı. Özellikle onboarding ve paywall gibi flow'lar için çok faydalı oluyor. – UI kararlarını hızlandırıyor. Spacing, hiyerarşi, CTA yerleşimi gibi konularda güzel referans veriyor. – User flow düşünmeyi kolaylaştırıyor. Tek ekran değil, öncesi/sonrası ile bakabiliyorsun. – Tasarım kararlarını "Ben böyle seviyorum" yerine "insanlar böyle kullanıyor" noktasına getiriyor. – Audit yaparken inanılmaz işe yarıyor. "Bu pattern burada neden çalışmıyor?" sorusunun cevabı genelde başka bir app’te zaten var. Biz App Genie’de ve Fix My Design audit’lerinde bu kütüphaneleri kopyalamak için değil, karar vermek için kullanıyoruz. Tekerleği yeniden icat etmeye çalışmak yerine, iyi çalışan şeyleri görüp üstüne düşünmek çok daha mantıklı.
Serhan Baydı16,389 Aufrufe • vor 7 Monaten

Bildiğim her şeyi paylaşmaya ant içtim :) Uygulamanı premium hissettirmek istiyorsan, bunu mutlaka kaydet ve ilk fırsatta uygula. Rage click'lerin %80'i sabırsızlık değil, belirsizlik yüzünden olur. Kullanıcı bir butona bastığında ort. 100 milisaniye içinde bir yanıt almazsa, beyni işlemin başarısız olduğunu düşünür. Sonuç olarak ekrana defalarca basar ve churn oluşur. Bunu önlemek için micro feedback kullanımı büyük önem taşır. Çoğu kişi bunu loading bar kullanımı sanıyor. Fakat bu konu biraz daha detaylı. Bu yüzden şunları uygulamayı ihmal etmeyin: 1) Pressed state Bir butona dokunulduğunda mutlaka görsel bir tepki ver. Renk tonunun koyulaşması, hafif bir küçülme, gölge değişimi gibi mikro bir animasyon bile beynin işlem başladı sinyalini almasını sağlar. Özellikle IOS’ta 80–120ms arası bir press animasyonu en ideal hissi verir. 2) Haptic feedback Haptic, mobil uygulamalarda kullanıcıyla kurduğun fiziksel iletişimdir. – Başarılı işlemlerde hafif, temiz bir titreşim – Hatalarda biraz daha belirgin bir uyarı İşlemin sonucunu saniyesinde ileten bu mikro tepki, kullanıcıdaki belirsizliği ortadan kaldırır. 3) Click sesi Özellikle oyunlarda veya interaktif uygulamalarda hafif bir click sesi, dokunuşun algılandığını çok net hissettirir. İnsan beyni dokunuş + ses + hareket üçlüsünü bir arada görünce işlemin başladığından %100 emin olur. 4) Ripple / touch highlight effect Android tarafında klasik ripple effect, IOS’ta ise dokunulan alanın hafif highlight alması çok önemlidir. Kullanıcı dokunduğu yerle UI arasında bir ilişki kuramazsa rage click ortaya çıkar. 5) Input validation feedback Bir form doldururken: – Hata olduğunda anında kırmızı mesaj – Doğru olduğunda yeşil bir tik Bu küçük bildirimler, formu terk etme oranlarını ciddi şekilde azaltır. Kullanıcı her adımda güvende olduğunu hisseder. 6) Smooth sayfa geçişleri Sayfa geçişlerinde sert efektler yerine hafif slide veya fade animasyonları kullanmak, beynin bağlam değiştirmesini kolaylaştırır. Ani geçişler kullanıcıda güvensiz hissi yaratır. Bu yüzden bunu olabildiğince smooth hale getirmek önemlidir. Kullanıcıya seni duydum, işlem yapıyorum demeyen bir arayüz, dilsiz bir garson gibidir. Mikro etkileşim yoksa kullanıcı kendini boşlukla konuşuyormuş gibi hisseder. Mikro etkileşim varsa, kullanıcı evet, uygulama beni dinliyor der. Bu da premium bir deneyimin temelidir. Örnek olarak aşağıdaki videoda paylaştığım Gentler app'ini indirip kullanın. Bahsettiğim faktörlerin bazılarını ne kadar doğru kullandıklarını göreceksiniz. Kullanır kullanmaz buradaki ufak etkileşimlerin deneyimi nasıl yukarı taşıdığını fark edeceksiniz.
Serhan Baydı11,546 Aufrufe • vor 10 Monaten
Keine weiteren Inhalte verfügbar