
Tarih Arşivi
@tariharsivi • 461,143 subscribers
Tarih, arşivde aranır. Kuruluş: 7 Mayıs 2011 iletişim: [email protected]
Shorts
Videos

Hat sanatında eski üstadlar yanlış yazdıkları kısımları bir miktar pamuğu; ahar veya tükürük ile ıslatarak silerlermiş. Hattâ bazı üstadların hatalı yerleri pamuk kullanmadan direkt olarak yalayıp temizledikleri çok görülürmüş. Çok okuyup yazmış manasındaki “çok mürekkep yalamış” deyimimiz buradan gelir 📹 hattatfurkansaka
Tarih Arşivi253,509 просмотров • 1 месяц назад

Amasya’nın simgesi Yalıboyu Evleri, antik surların sağladığı yükseklik sayesinde taşkınları sadece izliyor.
Tarih Arşivi96,454 просмотров • 5 месяцев назад

Ankara'nın Kalecik ilçesindeki Çaykaya Köyündeki zarâfet timsali bir caminin içler acısı hali 📹 hasannada
Tarih Arşivi205,876 просмотров • 1 год назад

Osmanlı’dan günümüze uzanan Amin Alayı (Bed-i Besmele) geleneği Tokat’ta yeniden yaşatıldı.
Tarih Arşivi15,267 просмотров • 24 дней назад

Türkiye'nin En Yaşlı Şemsiye Tamircisi Dursun Yıldız, Titreyen Ellerine Rağmen Zamana Meydan Okuyor. 📍Samsun
Tarih Arşivi13,738 просмотров • 24 дней назад

Melikgazi Medresesi Gün Yüzüne Çıkıyor: Anadolu’nun İlk Medresesi Olabilir
Tarih Arşivi14,240 просмотров • 1 месяц назад

Türklerin Anadolu'daki ilk camisi Büyük Selçuklu hükümdarı SultanAlparslan, Anadoluyu fethetmek için yola çıktığında ilk durağı Kars/Ani oldu. 1064 yılında burayı fethetti. Yani Malazgirt Zaferinden önce. Fetih sonrası idareyi Şedadilere bırakarak yokuna devam etti. Şedadi emiri Ebul Menuçehr, Sultan Alparslan adına bir cami yaptı ve bu camii 1072 yılında ibadete açıldı. (Kimine göre 1080'li yıllar). Böylelikle bir Türk Devleti tarafından Anadolu topraklarında yapılan ilk camii Ani Ebul Menuçehr Camii olmuştur. Bir diğer ismi Ani Ulu Camii'dir. 1230lu yıllarda Moğallar, 1329'daki büyük deprem ve nihayetinde 93 Harbi sonrası Ruslar Ani şehrinin yıkılıp kaybolmasına neden olmuşlardır. Yakın tarihte tekrar ayağa kaldırılmaya çalışıyor. Günümüzde cami restore edildi ve ibadete açıldı. 📹 anadolunun.camileri
Tarih Arşivi201,381 просмотров • 2 лет назад

İstanbul’dayken bir arkadaş, “Uhud Dağı’na gece yarısından sonra git!” diye ısrarla tembihte bulunmuştu. Ve gece yarısı Uhud’dayım... Başta Hazret-i Hamza olmak üzere, Mus’ab Bin Umeyr’i, Abdullah bin Cahş’ı ve Hanzala (Radıyallahü anhüm) olmak üzere yüzlerce Sahabe’nin medfun bulunduğu duvarla çevrili alana doğru yaklaşıyorum. Misk kokusu ortalığı kaplıyor. Aman ya Rabbi bu nasıl bir koku! Duvarın etrafında turladıkça birbirinden emsalsiz kokular alıyorum. Öyle ya niye şaşırıyorum ki, Hace-i Kâinat, ekmeli tehiyyat hazretleri, Uhud gazası sonrası şehîdlerin yanına geldiğinde; “Bunların Allah yolunda maktul olduğuna şahidim. Hak teâlâ kıyamet gününde kabrinden şu hâlde çıkarır ki yarasından al kanlar akıyor. Mis gibi kokuyor.” buyurmamışlar mı? Gün ağarmaya yakın gaza sırasında Efendimizi bağrına basan, mübârek dişlerinin kırıldığı mağaraya yöneliyorum. Mağaranın girişine iki metre kadar beton dökmüş, kapatmışlar... Buraya kadar gelip içeri girmemek, o gül kokusunu hissetmemek olur mu? Duvarı tırmanıp içeriye kafamı uzatmamla kendimi koku denizine girmiş gibi hissediyorum. Bir süre de burada kalıp otelin yolunu tutuyorum... Kahvaltı yapan meslektaşlarım etrafımı sarıyor; - Hacı abi o kokuyu nereden aldın? - Ne kokusu? - Üzerine döktüğün o kokuyu soruyoruz! Hadi ama sen de çok ketumsun söylesene nereden aldın?.. Not: Sesi, görüntüyü kaydetmeyi başaran teknoloji; Mescid-i Nebi, Cennet-ül Baki, Uhud Şehitliği ve Peygamber Efendimiz’in sığındığı mağaranın kokusunu yansıtmayı başarsa, dünyadaki herkes önce mest olur, sonra da Müslüman... Osman Sağırlı TÜRKİYE GAZETESİ 02.11.2012 📹 Ömer Faruk Aksoy
Tarih Arşivi104,683 просмотров • 1 год назад

"Dut ağacından gelen 2000 yıllık direnç! Semerkant kağıdı; yanmaya, çürümeye ve zamana meydan okuyor. Kurtların bile diş geçiremediği bu özel kağıt, tarihin en kıymetli belgelerini günümüze taşıdı. Eskiden sadece hükümdarların kullandığı bir lükstü, şimdi ise bir efsane.
Tarih Arşivi55,135 просмотров • 10 месяцев назад

Görele Kırıklı Köyü’ndeki yaklaşık 400 yıllık bu değirmenin dilden dile anlatılan hoş bir hikâyesi var… 🌿 Rivayete göre, vaktiyle kim olduğu bilinmeyen bir misafir bu değirmene uğrar ve ardından değirmenin bereketi hiç eksik olmaz. Bu gizemli misafirin Hızır Aleyhisselam olabileceğine inanılır. Gerçek mi bilinmez… Ama bu güzel hikâye, değirmenin asırlardır süren bereketine ayrı bir anlam katıyor. ❤️
Tarih Arşivi19,110 просмотров • 2 месяцев назад