
TÜRK DEGS / TURK MAGS
@turkdegs • 170,732 subscribers
Cihat Yaycı’nın Başkanı olduğu MAVİ VATAN Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezinin hesabıdır. Türk Devleti, Vatanı, Milleti ve Bayrağı için çalışırız.
Shorts
Videos

🇹🇷 Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Sayın Doğan Bekin, bugün TBMM’de yaptığı konuşmada: “Ülkemizin bekası için büyük mücadele veren ve başta Libya ile imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasında öncü rol oynayan, Mavi Vatan Projesi’nin mimarlarından olan; Montrö Antlaşması’nın geçiş ücretleri konusunda yetkilileri uyaran ve geçiş ücretlerinin güncellenmesini sağlayan; Orta Doğu’daki birçok alanda önemli katkılar sunan Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı Paşamızın, son günlerde siyonist mihraklar ve onların Türkiye’deki temsilcileri tarafından bir itibarsızlaştırma girişimiyle karşı karşıya bırakıldığını üzüntüyle görmekteyiz. Ülkemize önemli faydalar ve katkılar sağlayan bu önemli değerin arkasında olduğumuzu, parti olarak da her zaman yanında olduğumuzu burada ifade etmek istiyorum.” Sayın Doğan Bekin’e bu anlamlı sözleri, gösterdiği vefa ve verdiği güçlü destek için teşekkür ediyoruz. Doğan Bekin Yeniden Refah Partisi
TÜRK DEGS / TURK MAGS42,295 Aufrufe • vor 22 Stunden

‼️ Pankartta Bursa DEM Genç imzasıyla, “Em deyndare we ne” yani “Size borçluyuz” yazıyor; arkasında ise öldürülen örgüt mensuplarına ait olduğu belirtilen fotoğraflar taşınıyor. Bu, sıradan bir siyasi açıklama veya masum bir anma değildir. Terör örgütü mensuplarını yücelten, gençlere örnek gösteren ve “size borçluyuz” diyerek sahiplenen açık bir provokasyondur. Toplumsal tepki doğuracağı bilinen bu gösteri, halkı kışkırtmaya ve kamu düzenini bozmaya elverişlidir. Hukuki nitelendirmeyi savcılık yapacaktır; ancak görüntüler, terör propagandası ve ilgili diğer suçlar yönünden derhal yeri dahil soruşturulmalıdır. Siyasi parti faaliyeti, teröristi övme özgürlüğü değildir. T.C. İçişleri Bakanlığı T.C. Adalet Bakanlığı T.C. Bursa Valiliği
TÜRK DEGS / TURK MAGS412,056 Aufrufe • vor 10 Tagen

UKRAYNA YARDIMA GİDEN GEMİYİ DE VURUYOR! 🇹🇷 Cihat Yaycı: Bu olay gerçekten çok enteresan ve çok vahimdir. Son iki ayda vurulan Türk bağlantılı gemiler için 22 diyorduk; iki gemi daha eklendi, sayı 24’e çıktı. Bu son iki geminin hikayesi ise çok daha korkunç. 26 Ağustos’ta Lider Bordo Mavi isimli gemi, Rusya’nın Tuapse Limanı açıklarında Ukrayna tarafından vuruluyor. Bunun üzerine aynı şirkete bağlı Lider Kocatepe, vurulan gemiye yardım etmek ve onu çekmek üzere bölgeye gidiyor. Ne oluyor? Ukrayna, yardıma giden Lider Kocatepe’yi de vuruyor! Bunun izahı yok. Bir ticaret gemisini vuruyorsunuz. Sonra o geminin yardımına giden, onu kurtarmaya ve çekmeye çalışan diğer gemiyi de vuruyorsunuz. Bu, Türkiye’yi son derece tehlikeli bir durumun içine çekebilecek, Türkiye’nin başını belaya sokabilecek kadar ciddi bir olaydır. Üstelik Ukrayna bunu ikinci kez yapıyor. Daha önce de benzer bir olay yaşandı. Bir Türk gemisi vuruldu. Ona yardıma giden Türk gemisi de saldırıya uğradı. Şimdi Tuapse’de aynı şey tekrarlandı. Yani artık yalnız ticaret gemilerinin vurulmasından söz etmiyoruz. Vurulan ticaret gemisine yardıma giden gemi de vuruluyor. Rusya da ticaret gemilerine ve limanlara saldırıyor. Onu da söylüyoruz. Ancak bizim konuştuğumuz bu şekilde yardıma giden Türk gemisinin de ardından hedef alınmasıdır. Bunun üzerine Dışişleri Bakanımız Sayın Hakan Fidan’ın talimatıyla Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Dışişleri Bakanlığına çağrıldı. Türkiye’nin tepkisi kendisine iletildi. Bakalım bundan sonra ne olacak. Ama burada çok ciddi bir sınır aşılmıştır: TİCARET GEMİSİNİ VURUYORSUNUZ. YARDIMA GİDEN GEMİYİ DE VURUYORSUNUZ. BUNUN İZAHI OLAMAZ! 🔗 Videonun tamamı👇
TÜRK DEGS / TURK MAGS15,779 Aufrufe • vor 23 Stunden

KARADENİZ’DE ARTIK DENİZ TİCARETİ YAPILAMAZ HALE GELDİ! 🇹🇷 Cihat Yaycı: Savaşın başından beri Reuters’ın, Deniz Ticaret Odasının, Türk Armatörler Birliğinin ve IMO’nun raporları var. Bu raporlara baktığımızda ortaya çok çarpıcı bir tablo çıkıyor: Dört buçuk yıldır devam eden savaşta 226 sivil ticaret gemisi hedef alınmış. Bu bir savaş suçudur. Daha da çarpıcı olanı söyleyeyim: Dört buçuk yılda hedef alınan 226 geminin 163’ü yalnızca 2026’nın ilk sekiz ayında vurulmuş. Yani 2026’da iş çığırından çıktı. Karadeniz’de artık deniz ticareti yapılamaz hale geliyor. Bu durum Türkiye açısından son derece önemlidir. Türk Armatörler Birliğinin çalışmasında 146 ticaret gemisine yönelik saldırı doğrulanmış. Bunların 34’ü Türk bağlantılı gemiler. Yani yaklaşık yüzde 23’ü Türk bağlantılı; Türk bayraklı, Türk sahipli veya Türk kontrollü gemiler. Sadece son iki ayda 24 Türk bağlantılı gemi vuruldu. Açıklanan sayı 22 idi; son saldırılarla buna iki gemi daha eklendi. Bir başka korkunç tablo: Karadeniz’de 100 civarında gemi seyir yapamıyor, mal taşıyamıyor ve güvenli bölgelerde bekliyor. Bunların 35’i Samsun, 22’si Sinop civarında. Saldırıların bir de insan bilançosu var: 37 kişi hayatını kaybetmiş. Artık mesele birkaç geminin hasar görmesi değildir. İnsan hayatından, ticaretin sürdürülebilirliğinden ve Karadeniz’in seyrüsefer güvenliğinden söz ediyoruz. Türk Armatörler Birliği sektörün geldiği noktaya dikkat çekiyor. Armatörler gemilerini çalıştıramama, hatta faaliyetlerini durdurma noktasına geliyorlar. 18 yıldan beri ilk kez bazı gemilerin uzun süreli olarak hizmet dışına çıkarılması seçeneği gündeme geliyor. Çünkü bir de sigorta meselesi var. Karadeniz’de savaş riski arttıkça sigorta maliyetleri inanılmaz seviyelere çıkıyor. Örneğin bir tanker için yaklaşık 700 bin dolar olan savaş riski sigorta primi 1 milyon dolara kadar çıkabiliyor. Batılı sigorta şirketleri bu riskleri üstlenmek istemiyor. Rus sigorta şirketlerinin ağırlığı artıyor. Onlar da tabiatıyla yüksek savaş riski nedeniyle sigorta maliyetlerini artırıyorlar. Gemiler vuruluyor. Gemiler çalışamıyor. Sigorta yükseliyor. Navlun yükseliyor. Ticaret aksıyor. Denizciler hayatını kaybediyor. Ve bütün bunların ortasında Türkiye’nin Karadeniz ticareti doğrudan etkileniyor. Karadeniz’deki savaş artık yalnız Rusya ile Ukrayna arasındaki bir savaş değildir. Deniz ticaretini, enerji taşımacılığını, gıda güvenliğini, lojistiği ve üçüncü ülkeleri içine çeken bir ticaret savaşına dönüşmüştür. Ve 2026 yılında bu tehlike çok ciddi biçimde büyümüştür. 🔗 Videonun tamamı👇
TÜRK DEGS / TURK MAGS16,472 Aufrufe • vor 1 Tag

BU NORMAL BİR KAZA GİBİ GÖZÜKMÜYOR! 🇹🇷 Cihat Yaycı: “Bu, normal ve sıradan bir kaza gibi gözükmüyor. Girne’nin 34 mil açığında, fırtınalı havada seyre çıkan katamaran tipi gemi alabora oluyor. Bize intikal eden bilgilerin doğruluğu henüz teyit edilmiş değil. Mutlaka bir kaza-kırım ekibi olayı bütün ayrıntılarıyla soruşturuyordur. Ancak geminin baş kısmının koptuğu ve bu bölümün daha önce de hasarlı olduğu söyleniyor. Baş kısmının yama yapılarak geçici biçimde tutturulduğu ifade ediliyor. Bu, fiber ve polyester bir tekne. Böyle bir hasar varsa gövdenin kapsamlı şekilde onarılması gerekirdi. Gemi personelinin basına yansıyan ‘Baş koptu’ şeklinde ifadeleri de var. Baş kısmının kopmasıyla gemi dengesini kaybediyor ve alabora oluyor. Gemide 270 kişi bulunuyor. Maalesef can yeleklerini bulamayanlar var. Ya yeterli sayıda can yeleği yoktu ya da yolcular bunlara ulaşamadı. Bunların tamamının sorgulanması gerekiyor. Geminin Türk Loydundan rapor aldığı, bütün belgelerinin eksiksiz olduğu ve denize elverişlilik belgesi bulunduğu söyleniyor. Eğer durum gerçekten böyleyse bu raporları ve belgeleri düzenleyen, gemiyi denetleyen ve sefere çıkmasına izin veren bütün kişi ve kurumlar sorgulanmalıdır. Bu çok korkunç bir olaydır. İddialar doğruysa buna yalnızca ‘kaza’ denilemez. Bu, ihmalkarlığın ve ucuzculuğun insan hayatına mal olduğu bir cinayettir.” YAYININ TÜMÜ👇
TÜRK DEGS / TURK MAGS28,652 Aufrufe • vor 2 Tagen

🇹🇷 Cihat Yaycı: “Türk Silahlı Kuvvetlerimize herkes güvensin. İsrail gelip Ebu Zuhur’u vurdu. Bunlar tek vuruşluk işlerdir. Bir defa vurur, karşı tarafın sabrını sınarsın. Sonra başka bir adım atar, yine tepkisini ölçersin. Ancak söz konusu İsrail ve Yunanistan olduğunda Türk Milleti şu köken, bu köken diye ayrılmaz; tek yumruk olur. Çocukları ve yaşlıları hariç tuttuğunuzda 30 milyon Türk erkeği gerektiğinde Türk ordusu olur. Türk Milleti böyledir. Bunu çok açık söylüyorum: 30 milyonluk Türk ordusu karşısına çıkanı böcek gibi ezer. İsrail’i de ezer, başkasını da ezer. Türk Deniz Kuvvetleri çok güçlü ve eğitimlidir. Türk Deniz Kuvvetleri uyumaz. Donanmamız Mavi Vatan’da ve Mavi Vatan’ın ilerisinde sürekli karakoldadır. Somali’de Türk Deniz Kuvvetleri vardır. Hint Okyanusu’nda, Akdeniz’de ve Karadeniz’de vardır. Türk Deniz Kuvvetleri her yerdedir. Türk Deniz Kuvvetleri için şu anda 30’dan fazla gemi kızakta inşa ediliyor. Öyle bir seviyeye geldik ki altı ay ile bir yıl arasında fırkateyn inşa edebiliyoruz. Çünkü gemilerin dizaynı bize aittir. Dizayn için ayrıca para ve zaman harcamamıza gerek kalmıyor. Tasarımlarımız hazırdır, tersanelerimiz son derece tecrübelidir. Artık aynı tip fırkateyni inşa edebilecek seviyede birden fazla tersanemiz bulunmaktadır. Üstelik artık yalnızca kendi gemilerimizi inşa etmiyor, başka ülkelere de gemi satıyoruz. Savunma sanayisinde ve askeri gemi inşa sektöründe muazzam işler yapıyoruz. Devletimize ve ordumuza güvenelim. Fakat bu güç, bizim herkese kafa tutacağımız anlamına gelmez. Bizim böyle bir niyetimiz yoktur. Türkiye’nin hiç kimsenin toprağında gözü yoktur. Ancak bizim toprağımızda gözü olanın da gözünü çıkartırız. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Devletimiz büyük devlettir. Etnik kökenine bakılmaksızın herkes devletimizin etrafında, Türk Milleti çatısı altında kenetlenmelidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve Türk Silahlı Kuvvetlerine güvenmeliyiz.” 📺 Videonun tamamı👇
TÜRK DEGS / TURK MAGS107,345 Aufrufe • vor 8 Tagen

🇹🇷 Cihat Yaycı: Yakında Diyecekler ki: “Hepimiz Romalıyız!” “Bakın, Ayvalık’a çok dikkat edin. Ayvalık’ta çok ciddi ve kapsamlı bir oyun oynanıyor. Devletimizi ve ilgili kurumlarımızı bir kez daha uyarıyorum. Ayvalık’ta son derece yoğun faaliyetler yürütülüyor. Fener Rum Kilisesi’nin en yoğun faaliyet alanlarından biri bugün Ayvalık’tır. Ayvalık’ta Ortodoks Hristiyan nüfusu yok denecek kadar azdır. Belki beş, belki on kişiden ibarettir. Buna rağmen oradaki kilisenin yeniden açılması için yoğun çaba gösterilmektedir. Midilli ile Ayvalık arasında sürekli geliş gidişler yaşanmaktadır. ABD’de Başkan Trump’a haç vererek, ‘Konstantinopolis’i fethet.’ diyen metropolit vardı ya; işte o kişi, ABD’ye gitmeden önce Ayvalık Metropoliti olarak görev yapıyordu. Aslında böyle bir atama yapma yetkisi yoktu ama buna rağmen atandı. Bu durum, devletimizin hukukuna aykırı bir faaliyettir. Bu, bir istihbarat ve casusluk faaliyetidir. Adeta casusluk üssü hâline getirilmiş bir yapıdan söz ediyoruz. Beni de sürekli dolaylı ya da doğrudan tehdit ediyorlar. Çeşitli yollarla haber gönderiyor, televizyon ekranlarında beni mahkemeye vereceklerini söylüyorlar. Ben de diyorum ki; buyurun, sonuna kadar verin. Benim için bu ancak bir şeref vesilesidir. Biz de Fener Rum Kilisesi’nin başpapazı hakkında; Anayasa’ya aykırı faaliyetlerde bulunduğu, İsviçre’deki toplantıya katıldığı, kendisini ‘Ekümenik’ ve ‘Yeni Roma Başpiskoposu’ unvanlarıyla tanıttığı gerekçeleriyle suç duyurusunda bulunduk. ‘Yeni Roma’ neresidir? Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde ‘Yeni Roma’ diye bir yer mi vardır? Elbette yoktur. Bütün bunlar belirli bir projenin parçalarıdır. ‘Yeni Roma’ projesine dikkat edin. Yakın gelecekte, ‘Biz ne Türküz, ne Kürdüz, ne Ermeniyiz, ne Süryaniyiz; hepimiz Romalıyız.’ söylemini çok daha sık duymaya başlayabilirsiniz. Bu gelişmeler karşısında Türkiye’nin sadece seyretmesi değil, gerekli diplomatik ve hukuki adımları da kararlılıkla atması gerekmektedir.” YAYININ TÜMÜNÜ İZLEMEK İÇİN👇 Ayvalık Belediyesi Balıkesir Valiliği Ayvalık Türk Ocağı 🇹🇷 Ayvalık TÜRK EĞİTİM Ayvalık Haber Ton TV Medya
TÜRK DEGS / TURK MAGS456,400 Aufrufe • vor 1 Monat

🇹🇷 Cihat Yaycı: “Reuters’ın bildirdiğine göre İsrail, Türkiye sınırına yaklaşık 70 kilometre uzaklıktaki Suriye’ye ait Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’nü sekiz ayrı saldırıyla vurdu. Bu hadiseyi, ‘İsrail, Türkiye’ye yakın bir Suriye üssünü vurdu.’ diyerek sıradanlaştırmak çok büyük bir hata olur. Çünkü İsrail daha önce de Türkiye’ye yakın bölgeleri defalarca vurdu. Ancak bu defa ilk kez resmi açıklamasında doğrudan Türkiye’yi hedef gösterdi. İsrail açıkça şunu söyledi: ‘Suriye yönetimi, Türk askerlerinin bu üsse konuşlanmasına izin verecekti. Bu durum, Suriye’de tesis ettiğimiz güvenlik statükosunu bozacak ve bize tehdit oluşturacaktı. Bu nedenle üssü vurduk.’ Yani İsrail, Türk askerinin Suriye’de bulunmasını açıkça tehdit olarak tanımladı ve Türk askerinin Ebu Zuhur Üssü’ne konuşlanmasına izin vermeyeceğini ilan etti. Bu, herhangi bir hava saldırısı değildir. Bu, Türkiye’ye yönelik çok ciddi ve doğrudan bir meydan okumadır! İsrail adeta şunu söylüyor: ‘Türk askerinin Suriye’de nerede bulunup bulunamayacağına ben karar veririm. Türk askerini burada konuşlandırmayacaksınız; konuşlandırmaya kalkarsanız vururum.’ Bu tavır aynı zamanda Suriye’nin egemenliğine yönelik doğrudan bir saldırıdır. İsrail, Suriye yönetimine de ‘Kiminle iş birliği yapacağına, ülkenin hangi bölgesinde hangi kuvveti konuşlandıracağına sen değil, ben karar veririm.’ demektedir. Hiçbir devlet; Türkiye’nin askerini nerede konuşlandıracağına, Suriye’nin de kendi topraklarında hangi ülkeyle iş birliği yapacağına karar verme hakkına sahip değildir. Mesele yalnızca bir üssün vurulması değildir. Mesele, İsrail’in Türkiye’ye ve Suriye’nin egemenliğine karşı açıkça meydan okumasıdır.” Yayının tümü👇
TÜRK DEGS / TURK MAGS175,291 Aufrufe • vor 14 Tagen

RUM YÖNETİMİ, KIBRIS TÜRKLERİNİ TEBAASI OLARAK GÖRÜYOR! 🇹🇷 Cihat Yaycı: “Çok enteresan bir tabloyla karşı karşıyayız. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki mülkiyetler üzerinden davalar açılıyor, Avrupa tutuklama kararları çıkarılıyor. Girne’de yapılacak basit bir uluslararası müzik festivaline dahi müdahale ediliyor, iptal ettiriliyor. Barcelona Futbol Kulübünün çocuklara yönelik futbol kampı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yapılacakken Rum tarafı İspanya Futbol Federasyonu, UEFA ve Barcelona nezdinde girişimlerde bulunuyor; sonuçta kamp programdan kaldırılıyor. Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında doğal gaz boru hattı yapılması gündeme geldiğinde de Rum yönetimi buna itiraz ediyor. Türkiye ile KKTC arasında yaklaşık 101 kilometrelik doğal gaz hattı için çalışmaların başlatıldığı açıklanmış durumda. Bütün bunların arkasındaki zihniyet nedir? Rum yönetimi diyor ki: ‘Adanın tek meşru devleti ve tek uluslararası temsilcisi benim.’ Peki bunun Kıbrıs Türkü açısından anlamı nedir? Sizi ayrı bir devlet olarak görmüyor. Sizin egemenliğinizi kabul etmiyor. Sizi kendisiyle eşit uluslararası statüde bir devlet olarak kabul etmiyor. Dolayısıyla KKTC Cumhurbaşkanıyla da bir devlet başkanı olarak değil, kendi iddia ettiği Kıbrıs Cumhuriyeti içerisindeki ‘Kıbrıs Türk toplumunun lideri’ sıfatıyla görüşmek istiyor. Ben buna itiraz ediyorum! Çünkü bu anlayışın vardığı yer şudur: ‘Devlet benim. Egemenlik benim. Ada adına karar verme yetkisi benim. Sen ise benim devletimin içerisindeki bir toplumsun.’ Yani sizi kendi egemenlik iddiasının altında görüyor. Bir başka ifadeyle, sizi adeta tebaası gibi görüyor. O halde soruyorum: KKTC’nin uluslararası faaliyetlerini engelleyen, çocukların futbol kampına dahi müdahale eden, mülkiyet üzerinden tutuklama kararları çıkartan, KKTC’nin ayrı devlet kimliğini reddeden ve kendisini adanın tek devleti olarak gören bir anlayış karşısında; hala bu kapıları aşındırmanın ne alemi var? Önce statümüzü kabul edin. Biz devletiz. Biz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’yiz. Biz sizin tebaanız değiliz. Ondan sonra iki devletin eşit temsilcileri olarak oturur, konuşuruz.” 📺 Yayının tamamı👇
TÜRK DEGS / TURK MAGS12,375 Aufrufe • vor 2 Tagen

TRUMP’IN SÖZLERİ İSRAİL’E GEREKÇE Mİ HAZIRLADI? 🇹🇷 Cihat Yaycı: “Ben daha önce uyarmıştım: ‘Bakın, bu mesele bambaşka bir yere gidiyor.’ demiştim. Hatırlayın, son NATO Zirvesi’nde ABD Başkanı Trump, üç aşağı beş yukarı şu anlama gelen ifadeler kullandı: ‘Ben olmasaydım Türkiye bize karşı olacaktı. Erdoğan Netanyahu’yu sevmiyor, Netanyahu da Erdoğan’ı sevmiyor. Türkiye, İran’la birlikte İsrail’e karşı hareket edecekti.’ Bu sözlerle Türkiye açıkça hedef gösterildi! Trump adeta İsrail’e şunu söyledi: ‘Türkiye sizi tehdit olarak görüyor, hatta İran’la birlikte size saldırabilirdi. Bunu ben engelledim.’ Böylece İsrail’in Türkiye’yi bir güvenlik tehdidi olarak göstermesine, hatta Türkiye’ye karşı atacağı saldırgan adımları meşrulaştırmaya çalışmasına siyasi malzeme sağlandı. Peki Türkiye’den ne yapıldı? ‘Bizim İran’la birlikte İsrail’e veya başka bir ülkeye saldırma niyetimiz yoktur. Türkiye’nin dış ve güvenlik politikasını başka bir devlet belirleyemez.’ şeklinde açık ve güçlü bir itiraz geldi mi? Gelmedi! Aksine, o günlerde bu sözler alkışlarla geçiştirildi. Oysa böyle ağır bir itham karşısında sessiz kalınmamalıydı. Çünkü uluslararası ilişkilerde cevapsız bırakılan her itham, bir süre sonra karşı tarafın gerekçesine dönüşür. Bugün İsrail çıkıp Türk askerinin Suriye’deki varlığını kendisine tehdit olarak gösteriyorsa eline verilen bu söylem malzemesini de kullanmaktadır: ‘Bunu yalnızca biz söylemiyoruz. ABD Başkanı da söyledi, Türkiye de itiraz etmedi.’ İşte tehlike budur! Türkiye’yi İsrail’e saldırmaya hazırlanan bir ülke gibi göstermek kabul edilemez. Türkiye’nin güvenlik politikasını da Türk askerinin Suriye’de nerede bulunacağını da ne Trump ne Netanyahu ne de başka bir devlet belirleyebilir!” YAYININ TAMAMI👇
TÜRK DEGS / TURK MAGS75,106 Aufrufe • vor 14 Tagen

🇹🇷 Cihat Yaycı: “Buralar çok karışacak. Bölgede çok farklı ve son derece dikkat çekici işler oluyor. Macron, Şam’a gelmeden hemen önce, 30 Haziran’da SDG/PKK terör örgütü elebaşı Mazlum Abdi ile Paris’te görüşüyor. Şam’a gitmeden önce Mazlum Abdi ile ne konuşuluyor? Şam yönetiminden ne talep edileceği, hangi şartların ileri sürüleceği, SDG/PKK’nın geleceğinin nasıl şekillendirileceği konuşuluyor. Ardından Macron Şam’a geliyor. Yönetim değişikliğinden sonra Şam’da geceleyen ilk devlet başkanı oluyor. Burada SDG/PKK’nın özerk yönetiminin tanınması, bölgedeki enerji kaynaklarının ve gelirlerin aktarılması, örgütün siyasi ve askerî statüsünün korunması gibi talepler gündeme getiriliyor. Fransa da Suriye’nin yeniden yapılanmasında, enerji koridorlarında ve yeni güvenlik mimarisinde söz sahibi olmak istiyor. Tam Macron ayrılacağı sırada, kaldığı otelin yakınlarında bombalar patlıyor. Şimdi buna tesadüf mü diyeceğiz? Bombaların hiçbiri doğrudan Macron’u hedef almıyor. Macron zarar görmüyor. Fakat patlamaların hemen ardından Fransa’nın Suriye’de güvenlik rolü üstlenmesini meşrulaştıracak bir zemin oluşuyor. Macron ne diyor? ‘Suriye’nin güvenliğinin sağlanmasına her türlü katkıyı vermeye hazırız. Suriye’nin içinde olacağız.’ İşte asıl dikkat edilmesi gereken budur. Önce güvenlik tehdidi ortaya çıkıyor, ardından Fransa ‘Sizin güvenliğinizi biz sağlayalım’ diyor. Bu tablo, patlamaların özellikle Fransa’nın Suriye’de askerî ve siyasi varlık göstermesine gerekçe oluşturmak amacıyla düzenlenmiş bir provokasyon olabileceği yönündeki şüpheleri son derece güçlendiriyor. Üstelik Lübnan’dan getirilen askerî unsurların, Lübnanlı milislerin ve Fransa ile bağlantılı güvenlik güçlerinin Şam’da dolaşmaya başlaması da bu şüpheyi artırıyor. Bunlar sözde Macron’un güvenliğini sağlamak için getiriliyor. Fakat Macron gittikten sonra da sahada güvenlik kuvveti gibi varlık gösteriyorlar. Peki bunlar kimin askeri? Hangi hukukla Şam sokaklarında dolaşıyorlar? Kimin emrindeler? Görevleri yalnızca Macron’u korumak mıydı, yoksa Suriye’de kalıcı bir Fransız güvenlik yapılanmasının öncü unsurları mıydılar? Fransa, ‘Suriye’nin güvenliğine katkı vereceğiz’ diyerek aslında Suriye’nin içine yerleşmek istiyor. Kardeşim, size ne oluyor? Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlı Devleti’ni parçaladınız. Suriye’de manda yönetimi kurdunuz. Hatay’ı Gazi Mustafa Kemal Atatürk büyük bir mücadeleyle sizden kurtardı. Şimdi yeniden aynı coğrafyaya dönüyor, SDG/PKK üzerinden alan açıyor, güvenlik bahanesiyle askerî ve siyasi nüfuz oluşturmaya çalışıyorsunuz. Fransa’nın bu coğrafyadaki tarihi yüz yıl öncesine bile gitmez. Bizim tarihimiz ise binlerce yıl öncesine gider. Bugün Suriye’de yaşananlar yalnızca bir devlet başkanının ziyareti değildir. Bu ziyaretin arkasında SDG/PKK’nın statüsü, enerji kaynakları, güvenlik yapılanması, Fransız askerî varlığı ve Suriye’nin geleceğinin paylaşılması mücadelesi vardır. Bölgede çok ciddi bir oyun kuruluyor. Türkiye bu gelişmeleri yalnızca diplomatik ziyaretler olarak değil, doğrudan kendi millî güvenliği ve bölgesel çıkarları açısından değerlendirmek zorundadır.” YAYININ TÜMÜ👇
TÜRK DEGS / TURK MAGS274,341 Aufrufe • vor 1 Monat

🇹🇷 Cihat Yaycı: “Sabır, sabır, sabır… Türkiye çok büyük ve güçlü bir devlettir. Ancak sabrın da bir sınırı vardır. Türkiye’nin milli gururu ve devlet onuru vardır. Tom Barrack, ‘Türk uçakları da kalkabilirdi, radarlarında İsrail uçaklarını görmüşlerdi.’ diyor. Fakat açık kaynaklarda yer alan bilgilere göre saldırı öncesinde ABD bilgilendirilmiş, Suriye’ye de haber verilmiş. Buna karşılık Türkiye’ye bilgi verilmemiş. Bu çok enteresan değil mi? ABD’nin Ankara’da büyükelçisi yok mu? Tom Barrack aynı zamanda Suriye Özel Temsilcisi değil mi? ABD saldırıdan önceden haberdarsa Tom Barrack neden Türkiye’ye bilgi vermedi? Sonradan çıkıp, ‘Türk uçakları da kalkabilirdi.’ demek, Türkiye’ye destek vermek değildir. Bu sözün arkasına saklanarak asıl sorunun üzeri örtülemez: ABD neden Türkiye’yi önceden uyarmadı? Trump’a saldırı sorulduğunda, ‘Bu konuda konuşamam.’ dedi. Ardından saldırıyı yalnızca ‘gereksiz bir tırmanma’ olarak nitelendirdiler. İsrail’e karşı açık ve güçlü bir tepki gördünüz mü? Hayır. Söyledikleri en fazla, ‘Tırmanma oldu ama çok gerekli değildi.’ anlamına geliyor. Hepsi bu kadar. ABD’ye önceden haber verildiyse, ABD de Ankara’daki büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi vasıtasıyla Türkiye’yi bilgilendirebilirdi. Suriye’ye de gerekli uyarıyı yapabilirdi. Buna rağmen şimdi ‘Haberimiz yoktu.’ deniliyorsa, kimin neyi bildiğinin ve kimin kimden neyi sakladığının açıkça sorgulanması gerekir. Yaklaşık iki yıldır Suriye coğrafyasındaki gelişmelere dikkat çekiyoruz. Suriye’de yaşananların iyiye gitmediğini ve İsrail’e sürekli alan açıldığını defalarca anlattık. Yayınlarımızı takip edenler bu uyarılarımızı bilir. Biz müneccim değiliz. Bunları kendimizden uydurmuyoruz. Adamlar Suriye üzerindeki hesaplarını yazıyorlar. Bölgeye ilişkin planlarını açıklıyorlar. Türkiye üzerindeki niyetlerini de açıkça ortaya koyuyorlar. Yapılması gereken, açıklanan bu planları dikkatle okumak ve Türkiye’ye yönelik gelişmeleri birbirinden kopuk hadiseler gibi değerlendirmemektir.” 📹 Yayının tamamı👇
TÜRK DEGS / TURK MAGS34,206 Aufrufe • vor 10 Tagen

‼️ Kocaeli'nin Körfez ilçesinde Taywanlı şirket YANG MING'in WITNESS isimli gemisi rıhtıma aborda olma manevrası esnasında Evyapport limanı üzerindeki 3 vince çarptı. ❗️Vinçler domino etkisi gibi sırayla, büyük gürültüyle devrildi. ❗️En az 50 milyon dolarlık hasar olduğu tahmin ediliyor. ❗️3 tane SSG vinçin tümüyle kayıp, yani tamir edilme ihtimali olmadığı, 4.’nün ise durumunun sallantıda olduğu söyleniyor. ❗️Vinçlerin tanesinin 12 milyon ABD doları olduğu, ❗️Bugün sipariş verilse ancak 2 sene sonra teslim edilebileceği belirtiliyor. ❗️Bu arada yakınlardaki limanlarda da çok büyük bir yoğunluk olacağı aşikar.
TÜRK DEGS / TURK MAGS2,826,527 Aufrufe • vor 2 Jahren

20 adet Kaleşnikof’u kazanda yakıyorlar, ABD bunlara binlerce tır silah, mühimmat, zırhlı araçlar, topların yanısıra helikopterler, tanklar, dronlar, hava savunma füzeleri, tanksavar füzeleri vs… bir dolu silah vermişti. Sanıyoruz onları kazana sığmayacağı için getirmediler.
TÜRK DEGS / TURK MAGS1,293,702 Aufrufe • vor 1 Jahr

🇹🇷 Cihat Yaycı: “Şimdi Irak’ın kuzeyinde bir bölgesel yönetim var. ‘Kürdistan’ diyorlar. Ben demiyorum. Neden Türkiye’ye ‘Türkiye’ denmesine karşı çıkanlar, bu bölgede Türkler ve Araplar da yaşadığı halde buraya ısrarla ‘Kürdistan’ diyorlar? Sen Türkiye’ye ‘Türkiye’ demediğin sürece, ben de oraya ‘Kürdistan’ demem. Çünkü bu bölgede Türkler var. Erbil’de var, Süleymaniye’de var. Buralar Türklerin asırlardır yaşadığı topraklardır. Şimdi çok önemli bir soru soruyorum: Türkçe nerede? Türkçe ana dilde eğitim nerede? Türklerin yoğun olarak yaşadığı yerlerde hangi devlet dairesinde Türkçe hizmet veriliyor? Üstelik bunlar benim ortaya attığım talepler değil. Irak Anayasası’nın bizzat tanıdığı haklardır. Irak Anayasası’nın 4. maddesi, Türklerin çocuklarına devlet eğitim kurumlarında kendi ana dillerinde eğitim alma hakkını açıkça güvence altına alıyor. Aynı madde, Türklerin nüfus yoğunluğu oluşturduğu idari birimlerde Türkçeyi resmi dil olarak kabul ediyor. Anayasa’nın 125. maddesi de Türklerin idari, siyasi, kültürel ve eğitim haklarını anayasal güvenceye bağlıyor. O halde soruyorum: Anayasanızda Türkçe ana dilde eğitim hakkı varsa neden uygulanmıyor? Türklerin yoğun yaşadığı idari birimlerde Türkçe resmi dil statüsündeyse, kamu hizmetlerinde Türkçe nerede? Kral çıplak! Hiç kimse bu meseleyi yeterince konuşmuyor. Ben konuşayım: Irak’ın kuzeyinde Türkler yok sayılıyor. Türklerin dili, kimliği, anayasal hakları ve tarihi varlığı görmezden geliniyor; sonra da bu coğrafyanın tamamına ‘Kürdistan’ deniliyor. Erbil’de, Süleymaniye’de Türkler var. Bu coğrafyada asırlardır Türk varlığı var. Türkiye’de sürekli ‘ana dilde eğitim’ ve ‘ana dilde kamu hizmeti’ isteyenlere de soruyorum: Irak Anayasası’nın Türklere açıkça tanıdığı bu hakların uygulanmasını neden istemiyorsunuz? Önce oradaki Türklerin anayasal haklarını savunun. Bu da size ders olsun!” 📺 Yayının tamamı👇
TÜRK DEGS / TURK MAGS68,672 Aufrufe • vor 21 Tagen

🔴 Cihat Yaycı : KKTC’nin Metehan Sınır Kapısının Rum tarafında dün bütün gün şu sloganlar atıldı: ▪️ “Türkler dışarı!” ▪️ “Yunan toprağında öleceksiniz Türkler!” ▪️ “Kıbrıs Yunan’dır!” Buna rağmen hâlâ “Biz Kıbrıslıyız, Rum-Türk fark etmez, hepimiz adalıyız.” diyenlere söyleyecek söz bulamıyorum. Rum tarafının zihniyeti ortadadır. Onlar için Kıbrıs bir Yunan adasıdır; Türkler ise yok edilmesi veya adadan çıkarılması gereken bir topluluktur. İşte KKTC bu yüzden yaşamalı, güçlenmeli ve uluslararası alanda tanınmalıdır. KKTC’nin varlığı, Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin, hürriyetinin ve egemenliğinin teminatıdır. Türkiye’nin etkin ve fiilî garantörlüğü ile adadaki askerî varlığı ise bu teminatın vazgeçilmez güvencesidir. Bütün bunlara rağmen hâlâ “federasyon”, “ortak devlet” ve “müzakerelere kaldığı yerden devam edelim” diyenlerin, önce Rum tarafının dün attığı sloganlara bakmaları gerekir. Türkleri adadan kovmayı hedefleyen bir zihniyetle egemenliği paylaşabileceğini düşünenler, gerçekleri görmek zorundadır. Gerçekçi çözüm federasyon değildir. Tek gerçekçi çözüm, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığının ve Kıbrıs Adası’nda egemen bir Türk devleti olduğunun kabul edilmesidir. Türkler açısından Kıbrıs sorunu diye bir sorun yoktur. Kıbrıs sorunu, 1974 Barış Harekâtı ile Kıbrıs Türklerine yönelik soykırımın durdurulması ve KKTC’nin doğuşuna giden sürecin başlamasıyla fiilen çözülmüştür. Bugün çözülmesi gereken bir sorun varsa, o da Rum tarafının bu gerçeği kabul etmemesidir. Kıbrıs Postası Haber Kıbrıs Bugün Kıbrıs Gündem Kıbrıs Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) Kıbrıs Medya KKTC Cumhurbaşkanlığı KKTC BAŞBAKANLIK Dışişleri Bakanlığı Yeni Şafak Yeni Akit Gazetesi GZT Haber365 Haber 7 Demirören Haber Ajansı Millî Gazete Sözcü Cumhuriyet
TÜRK DEGS / TURK MAGS139,930 Aufrufe • vor 1 Monat

‼️ TERÖRİSTBAŞININ SAKLANAN VİDEOSU Apo 1999’da itiraf ediyor: “Kürtler için anayasal haklar istemenin ne kadar anlamı olabilir? İsteyeceğin siyasi hak zaten var. Örgütlenebilir. Vatandaşlık hakkı var. Başlangıçta asli unsur olarak katılmış. Bu ayrım düşünülmemiş, ‘Sen bunun dışındasın’ denilmemiştir. 1924’te bile belirlenirken içerisinde Kürtlerin aleyhinde herhangi bir şey yoktur.” Şimdi ise bazıları ; olmayan bir anayasal ayrımcılığı varmış gibi göstererek Anayasa’nın 42’nci ve 66’ncı maddelerini değiştirmeye, Türk Milleti’nin birliğini ve üniter devlet yapısını tartışmaya açmaya çalışıyorlar. Terörist başı bile 1999’da anayasal hakların ve vatandaşlık hakkının varlığını, Kürtlerin dışlanmadığını itiraf etmişti. Öyleyse bugün neyin hakkını değil, neyin tasfiyesini istiyorlar?
TÜRK DEGS / TURK MAGS55,631 Aufrufe • vor 20 Tagen

İSRAİL’İN AÇIK TEHDİDİNDEN SONRA S-400’LER NEDEN AKTİF EDİLMİYOR? 🇹🇷 Cihat Yaycı: “Suriye’nin önemli bir bölümü artık merkezi hükümetin denetimi dışında bırakılmıştır. Ülkenin yaklaşık yüzde 20’si PKK/YPG’nin kontrolündedir. Güneyde ise İsrail’in işgal ettiği ve Suriye ordusunun giremediği alanlar bulunmaktadır. PKK/YPG kuzeydoğudan aşağıya doğru yayılmaya çalışırken İsrail de güneyde yeni bir tampon bölge oluşturuyor. Yaklaşık iki yıldır yaşanan bütün gelişmeler aynı hedefe işaret ediyor: Suriye’nin parçalı, savunmasız ve İsrail karşısında güçsüz bırakılması! İsrail, Suriye’ye adeta şunu söylüyor: ‘Askeri üs yok. Hava kuvvetlerini unut. Donanmayı unut. Hava savunma sistemlerini unut. Benim dışımda hiçbir devlet burada askeri varlık gösteremez.’ Peki İsrail, Türkiye’nin Suriye’de bulunma ihtimalinden neden bu kadar rahatsız oluyor? Çünkü Suriye’yi kendi denetim alanı olarak görüyor ve ‘Burası benim, başka hiç kimse bulunmayacak.’ diyor. İsrail, yeniden yapılandırılmış, güçlü bir orduya ve etkili hava savunma sistemlerine sahip egemen bir Suriye’yi kesinlikle istemiyor. Diğer taraftan ABD tarafından PKK/YPG’ye verilen ağır silahlar nerede? Tanklar nerede? Helikopterler nerede? Hava savunma füzeleri nerede? Bunların hangisi Suriye merkezi hükümetine teslim edildi? Hiçbiri! Türkiye’ye ise sürekli ‘S-400’leri elinizden çıkarın.’ deniliyor. İşte bu talep tam da bugün yeniden değerlendirilmelidir. S-400’ler Türkiye’nin güneyindeki bu bölgede aktif ve operasyonel olsaydı İsrail uçakları Türkiye sınırına 70 kilometre mesafedeki bir üsse bu kadar rahat yaklaşabilir miydi? İsrail, Türkiye’yi açıkça güvenlik tehdidi olarak gösteriyor; Türk askerinin Suriye’de nerede bulunabileceğine karar vermeye kalkıyor ve Türkiye ihtimalini gerekçe göstererek sınırımızın hemen yakınındaki bir üssü bombalıyor. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır! Türkiye’nin, kendi hava savunma sistemlerini başka devletlerin baskısına göre değil, karşı karşıya bulunduğu gerçek tehditlere göre değerlendirmesi gerekir. İsrail tehdidi açıkça ortaya çıkmışken Türkiye: ‘S-400’ler benim milli hava savunma sistemimdir. Ülkeme ve sınırlarıma yönelen tehditlere karşı gerektiğinde aktive eder ve kullanırım.’ diyebilmelidir. Bu bir saldırı çağrısı değil, egemenlik ve caydırıcılık meselesidir. Çünkü kullanılmayacak bir savunma sistemi caydırıcılık üretmez.” 📹 Yayının tamamı:
TÜRK DEGS / TURK MAGS31,842 Aufrufe • vor 11 Tagen