
TÜRK DEGS / TURK MAGS
@turkdegs • 169,946 subscribers
Cihat Yaycı’nın Başkanı olduğu MAVİ VATAN Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezinin hesabıdır. Türk Devleti, Vatanı, Milleti ve Bayrağı için çalışırız.
Shorts
Videos

🇹🇷 Cihat Yaycı: “Buralar çok karışacak. Bölgede çok farklı ve son derece dikkat çekici işler oluyor. Macron, Şam’a gelmeden hemen önce, 30 Haziran’da SDG/PKK terör örgütü elebaşı Mazlum Abdi ile Paris’te görüşüyor. Şam’a gitmeden önce Mazlum Abdi ile ne konuşuluyor? Şam yönetiminden ne talep edileceği, hangi şartların ileri sürüleceği, SDG/PKK’nın geleceğinin nasıl şekillendirileceği konuşuluyor. Ardından Macron Şam’a geliyor. Yönetim değişikliğinden sonra Şam’da geceleyen ilk devlet başkanı oluyor. Burada SDG/PKK’nın özerk yönetiminin tanınması, bölgedeki enerji kaynaklarının ve gelirlerin aktarılması, örgütün siyasi ve askerî statüsünün korunması gibi talepler gündeme getiriliyor. Fransa da Suriye’nin yeniden yapılanmasında, enerji koridorlarında ve yeni güvenlik mimarisinde söz sahibi olmak istiyor. Tam Macron ayrılacağı sırada, kaldığı otelin yakınlarında bombalar patlıyor. Şimdi buna tesadüf mü diyeceğiz? Bombaların hiçbiri doğrudan Macron’u hedef almıyor. Macron zarar görmüyor. Fakat patlamaların hemen ardından Fransa’nın Suriye’de güvenlik rolü üstlenmesini meşrulaştıracak bir zemin oluşuyor. Macron ne diyor? ‘Suriye’nin güvenliğinin sağlanmasına her türlü katkıyı vermeye hazırız. Suriye’nin içinde olacağız.’ İşte asıl dikkat edilmesi gereken budur. Önce güvenlik tehdidi ortaya çıkıyor, ardından Fransa ‘Sizin güvenliğinizi biz sağlayalım’ diyor. Bu tablo, patlamaların özellikle Fransa’nın Suriye’de askerî ve siyasi varlık göstermesine gerekçe oluşturmak amacıyla düzenlenmiş bir provokasyon olabileceği yönündeki şüpheleri son derece güçlendiriyor. Üstelik Lübnan’dan getirilen askerî unsurların, Lübnanlı milislerin ve Fransa ile bağlantılı güvenlik güçlerinin Şam’da dolaşmaya başlaması da bu şüpheyi artırıyor. Bunlar sözde Macron’un güvenliğini sağlamak için getiriliyor. Fakat Macron gittikten sonra da sahada güvenlik kuvveti gibi varlık gösteriyorlar. Peki bunlar kimin askeri? Hangi hukukla Şam sokaklarında dolaşıyorlar? Kimin emrindeler? Görevleri yalnızca Macron’u korumak mıydı, yoksa Suriye’de kalıcı bir Fransız güvenlik yapılanmasının öncü unsurları mıydılar? Fransa, ‘Suriye’nin güvenliğine katkı vereceğiz’ diyerek aslında Suriye’nin içine yerleşmek istiyor. Kardeşim, size ne oluyor? Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlı Devleti’ni parçaladınız. Suriye’de manda yönetimi kurdunuz. Hatay’ı Gazi Mustafa Kemal Atatürk büyük bir mücadeleyle sizden kurtardı. Şimdi yeniden aynı coğrafyaya dönüyor, SDG/PKK üzerinden alan açıyor, güvenlik bahanesiyle askerî ve siyasi nüfuz oluşturmaya çalışıyorsunuz. Fransa’nın bu coğrafyadaki tarihi yüz yıl öncesine bile gitmez. Bizim tarihimiz ise binlerce yıl öncesine gider. Bugün Suriye’de yaşananlar yalnızca bir devlet başkanının ziyareti değildir. Bu ziyaretin arkasında SDG/PKK’nın statüsü, enerji kaynakları, güvenlik yapılanması, Fransız askerî varlığı ve Suriye’nin geleceğinin paylaşılması mücadelesi vardır. Bölgede çok ciddi bir oyun kuruluyor. Türkiye bu gelişmeleri yalnızca diplomatik ziyaretler olarak değil, doğrudan kendi millî güvenliği ve bölgesel çıkarları açısından değerlendirmek zorundadır.” YAYININ TÜMÜ👇
TÜRK DEGS / TURK MAGS272,665 views • 8 days ago

FETÖ Bir Deniz Kurmay Albayı Nasıl Öldürdü? 🇹🇷 Cihat Yaycı : “FETÖ’nün nasıl bir yöntem izlediğini, insanların namusunu ve şerefini nasıl hedef aldığını anlatan çok acı örnekler var. Benim bir gemi komutanım vardı. Allah rahmet eylesin. Adı Berk Erden’di. Ben binbaşıydım, o da kıdemli kurmay binbaşı olarak gemi komutanlığı yapıyordu. Son derece vatansever, dürüst ve başarılı bir subaydı. Daha sonra albay oldu ve herkes o yıl amiralliğe terfi edeceğini konuşuyordu. Çünkü bunu fazlasıyla hak ediyordu. Ancak o dönemde FETÖ mensupları liyakat sahibi subayların önünü kesmek için her yolu deniyordu. Berk Erden’in kendisi hakkında söyleyebilecekleri hiçbir şey yoktu. Bu nedenle hedef olarak eşini seçtiler. Öğretmen olan eşi hakkında tamamen asılsız, gayriahlaki iftiralar üretmeye başladılar. Hiçbir gerçekliği olmayan dedikodular, FETÖ’nün kontrolündeki internet sitelerinde günlerce yayımlandı. Kadının uzaktan çekilmiş bir fotoğrafını yayınladılar. Fotoğrafta olağan dışı hiçbir şey yoktu. Buna rağmen, ‘Şuraya gidiyor, buraya giriyor’ gibi tamamen uydurma senaryolar yazdılar. Berk Albay’ın eşine güveni tamdı. Eşinin namusundan ve şerefinden hiçbir zaman şüphe duymadı. Ancak her gün karargâha gidiyor, her gün bu iftira kampanyalarının büyüdüğünü görüyordu. İnsanların kendisine farklı gözle baktığını düşünmeye başladı. Sonunda bu ağır psikolojik baskıya dayanamadı. Karargâhta intihar etti. Onu silahla öldürmediler ama sistematik bir iftira ve psikolojik harp yöntemiyle intihara sürüklediler. Bunun gibi başka örnekler de var. Bir kurmay yarbay, 2010 veya 2011 yılında Yüksek Disiplin Kurulu’na çıkarılıyor. Kuvvet ismini özellikle söylemiyorum. Kurulda generallere bir video izletiliyor. Görüntülerde sözde başka bir kadınla uygunsuz görüntüleri olduğu söyleniyor. Bunun üzerine, ‘Bu kabul edilemez.’ denilerek Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ihraç ediliyor. 15 Temmuz’dan sonra aynı subay çıkıp, ‘Ben böyle bir şey yapmadım. Bana kurulan kumpas nedeniyle ihraç edildim.’ diyor. Dosya yeniden inceleniyor. Gerçek ortaya çıkınca anlaşılıyor ki görüntülerdeki kadın başka biri değil, kendi eşi. Üstelik görüntüler, yatak odasına gizlice yerleştirilen kamerayla kaydedilmiş. Buna rağmen, ‘başka kadın’ denilerek meslek hayatı sona erdirilmiş. Yıllar sonra gerçek ortaya çıksa da kaybettikleri geri gelmedi. O subay mesleğine dönemedi; kariyeri, itibarı ve yılları elinden alınmış oldu. Balyoz ve Ergenekon kumpas davalarında yargılanan pek çok personelin mağduriyetleri de hâlâ tam anlamıyla giderilmiş değildir. Kıdem, terfi ve özlük haklarına ilişkin önemli sorunlar devam etmektedir.”
TÜRK DEGS / TURK MAGS90,078 views • 3 days ago

🇹🇷 Cihat Yaycı: “Türk Devletleri Teşkilatı’yla ilgili çok önemli bir konu var. Bunu açık açık konuşmamız gerekiyor. Azerbaycan dışındaki Türk Devletleri Teşkilatı üyeleri, 33 yıl boyunca tanımadıkları Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni geçen yıl tanıdılar, büyükelçilik açtılar. Daha da önemlisi, Türkiye’yi Kıbrıs’ta ‘işgalci’ olarak nitelendiren Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarını kabul ettiklerini yazılı şekilde beyan ettiler. Bu, gerçekten sindirilmesi zor bir durumdur. Her şeyi pembe göstermek doğru değildir. Yanlışları da konuşacağız ki kamuoyu bilinçlensin, eksikler görülsün ve gerekli adımlar atılsın. Elbette iyi yapılan işleri de takdir ediyoruz. Bugün savunma sanayinde dünyanın 11’inci sırasındayız. Dünyanın ilk 20 ekonomisi içerisindeyiz. Türkiye’nin jeopolitik önemi her geçen gün artıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gücü ortadadır. Türkiye, kim ne derse desin, bugün bölgesel oyun kurucu, küresel oyun bozucu bir devlettir. Artık küresel oyun bozmanın ötesine geçip küresel oyun kuran bir devlet olma yolunda ilerliyoruz. Ama bunun için eksiklerimizi de konuşacağız. Sadece eleştirmek için değil, çözüm üretmek için konuşacağız. Benim yaptığım da budur. Mavi Vatan bir öneridir. Libya Deniz Yetki Alanları Mutabakatı bir öneridir. Kıbrıs konusunda da çözüm önerileri ortaya koymak gerekir. Öncelikle milletimize ve bütün dünyaya şu gerçeği anlatmalıyız: Kıbrıs hiçbir zaman bir Yunan adası olmamıştır. Biz Kıbrıs’ı hiçbir zaman Yunanistan’dan almadık. Kıbrıs’ı Venediklilerden aldık. Diğer adaları Cenevizlilerden ve Saint Jean Şövalyeleri’nden aldık. Dolayısıyla Yunanistan’ın Kıbrıs üzerinde tarihî hak iddia etmesi hem tarih bakımından hem de hukuk bakımından dayanaksızdır. Şunu herkes çok iyi bilmelidir: Kıbrıs Adası’ndan vazgeçersek Mavi Vatan’dan vazgeçeriz. Mavi Vatan’dan vazgeçersek Türk milletinin geleceğinden vazgeçeriz. Türk milletinin refahından vazgeçeriz. Türk milletinin güvenliğinden vazgeçeriz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güvenliği ve bekası, inanamayacağınız ölçüde tehlikeye girer. Onun için Kıbrıs’a sahip çıkmak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni yaşatmak ve güçlendirmek herkesin bir numaralı hedefi olmalıdır. Geçmişte Annan Planı ile önümüze getirilen anlayışın benzerlerini yeniden gündeme getirecek girişimlere karşı son derece dikkatli olmak zorundayız. Kıbrıs’ta verilecek her taviz, yalnızca Kıbrıs’ı değil, Mavi Vatan’ı; Mavi Vatan’da verilecek her taviz ise Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğini doğrudan etkileyecektir.” YAYININ TÜMÜ👇
TÜRK DEGS / TURK MAGS34,330 views • 3 days ago

🇹🇷 Cihat Yaycı: “Miçotakis ailesiyle ilgili çok önemli bir tarihî gerçeği hatırlatmak gerekir. Maalesef Yunanistan’da Türkiye’ye karşı sergilenen tutumun arkasında büyük bir nankörlük de bulunmaktadır. 1967 yılında Yunanistan’da askerî darbe gerçekleşti. O dönemde Konstantinos Miçotakis ve ailesi, henüz altı aylık olan bugünkü Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile birlikte, Millî İstihbarat Teşkilatı’nın yürüttüğü bir operasyonla Türkiye’ye getirildi. Aile, bir süre Türkiye’de güven içinde yaşadı. Miçotakis ailesi Türkiye’ye ulaştıktan sonra, Yunanistan’daki cunta yönetimi Konstantinos Miçotakis hakkında idam kararı verdi. Eğer Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu aileye kapılarını açmamış ve onları kurtarmamış olsaydı, büyük ihtimalle Konstantinos Miçotakis hayatta kalamayacak, dolayısıyla ne kendisi ilerleyen yıllarda başbakan olabilecek ne de bugün Kiryakos Miçotakis Yunanistan’ın başbakanı olabilecekti. Bu tarihî gerçeği kimse görmezden gelmemelidir. Miçotakis ailesinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne karşı tarihî bir vefa borcu vardır. Bunu inkâr etmek mümkün değildir. Ailenin daha sonra Paris’e geçiş sürecinde ise dönemin Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil’in de önemli katkıları olmuştur. Tarihî olaylar unutulmamalı, nankörlük yapılmamalıdır.” YAYININ TÜMÜ👇
TÜRK DEGS / TURK MAGS49,575 views • 7 days ago

🇹🇷 Cihat Yaycı: “Trump’ın söylediği birkaç cümle gerçekten çok dikkat çekiciydi. Diyor ki; ‘Ben araya girmeseydim Türkiye, İsrail’e karşı savaşa girecekti.’ Hatta üstü kapalı olarak, ‘İran’la birlikte hareket edecekti.’ imasında bulunuyor. Oysa Türkiye Cumhuriyeti, binlerce yıllık devlet geleneğine sahip bir devlettir. Böyle bir devlet, kişilerin birbirini sevip sevmemesine göre savaşa girmez. ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan Netanyahu’yu sevmiyor, Netanyahu da Erdoğan’ı sevmiyor; o yüzden savaş çıkacaktı.’ Böyle bir devlet anlayışı olabilir mi? Türkiye bir savaşa girecekse bunu kişisel duygularla değil, tamamen millî menfaatleri doğrultusunda değerlendirir. Devletin bütün kurumları çalışır, askerî, diplomatik, ekonomik ve siyasi sonuçlar hesaplanır. Ancak ondan sonra bir karar verilir. Türkiye bugün herhangi bir saldırıya uğramış değildir. Türk vatandaşları doğrudan hedef alınmış değildir. Gazze’de yaşanan insanlık dramı ve soykırım iddiaları elbette hepimizin vicdanını yaralamaktadır. Ancak bu durum, Türkiye’nin otomatik olarak savaşa gireceği anlamına gelmez. Zaten asıl istenen de Türkiye’nin bu çatışmanın içerisine çekilmesidir. Türkiye’nin bölgesel savaşın tarafı hâline getirilmesi hedeflenmektedir. Bir de ‘Türkiye, İran’la birlikte İsrail’e saldıracaktı.’ deniliyor. Bu da gerçekçi değildir. Türkiye ile İran’ın devlet anlayışı, yönetim sistemi, kurumsal yapısı ve millî güvenlik yaklaşımı birbirinden tamamen farklıdır. İran, Türkiye için savaşa girer mi? Girmez. O hâlde Türkiye neden İran için savaşa girsin? Kaldı ki İran’ın İsrail’e yönelik saldırılarının gerekçesi de Filistin değildir. İran; Hizbullah liderinin öldürülmesi, Şam’daki İran Büyükelçiliği yerleşkesinin hedef alınması ve kendi topraklarının doğrudan saldırıya uğraması nedeniyle karşılık vermiştir. Nitekim İran’ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi de açıkça, ‘Topraklarımıza saldırı olmadığı sürece bu çatışmaya dâhil olmayacağız.’ demiştir. Dolayısıyla, ‘Ben araya girmeseydim Türkiye, İran’la birlikte İsrail’e saldıracaktı.’ söylemi gerçekçi değildir. Bu sözlerin asıl anlamı, Türkiye’ye aba altından sopa göstermektir. Çünkü bugüne kadar hiçbir devlet başkanı çıkıp da ‘Türkiye İsrail’e savaş açacaktı.’ dememiştir. Ama şimdi bunu Amerika Birleşik Devletleri Başkanı söylüyor. ‘Türkiye İsrail’e saldıracaktı, ben engelledim.’ demek; uluslararası kamuoyuna, Türkiye ile İsrail’i birbirine düşman iki devlet olarak göstermek demektir. Üstelik İsrail’in böyle bir niyeti olmadığı, buna karşılık Türkiye’nin saldırı hazırlığında bulunduğu algısını oluşturmaktadır. Bu söylem, Türkiye’yi uluslararası kamuoyu önünde saldırgan taraf gibi göstermeye hizmet eder. Bu nedenle bu sözleri alkışlamak değil, altında yatan stratejik mesajı doğru okumak gerekir. Verilmek istenen mesaj son derece açıktır: Türkiye, Amerikan Başkanı’nın ağzından resmen İsrail’in hasmı ve potansiyel saldırganı olarak konumlandırılmaktadır. Bunun diplomatik ve stratejik sonuçları dikkatle değerlendirilmelidir.” YAYININ TÜMÜ👇
TÜRK DEGS / TURK MAGS53,093 views • 8 days ago

🇹🇷 Cihat Yaycı : Yunanistan Başbakanı’nın Ankara’da, Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentinde, “ittifaklar iyi komşuluk temelinde kurulmalı” diyerek ülkesinin Türkiye tarafından sözde “savaş tehdidi” altında olduğunu iddia etmesi kabul edilemez. Bir misafirin, Ankara’da Türkiye’ye iyi komşuluğu öğretmeye kalkması en hafif ifadeyle diplomatik nezaketle bağdaşmamaktadır. Her yıl milyonlarca Türk vatandaşı Yunanistan ekonomisine yaklaşık 700 milyon avro katkı sağlıyor. Daha nasıl bir komşuluk bekliyorsunuz? İyi komşuluk diyorsanız; Adaları uluslararası anlaşmalara aykırı şekilde silahlandıran kim? İstanbul’u hâlâ “Konstantinopolis” olarak nitelendiren kim? Türk milletinin Millî Mücadelesi’ni “soykırım” diye dünyaya pazarlamaya çalışan kim? Batı Trakya Türklerinin kimliğini inkâr eden, seçilmiş müftülerini tanımayan ve temel haklarını ihlal eden kim? Lozan Antlaşması’nın hükümlerini yıllardır sistematik biçimde ihlal eden kim? Önce bu soruların cevabını verin, sonra iyi komşuluktan söz edin. Pişkinliğin de bir sınırı vardır.
TÜRK DEGS / TURK MAGS62,366 views • 11 days ago

🇹🇷 Cihat Yaycı’dan KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’a Açık Soru “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Tufan Erhürman’a çok net bir soru soruyorum ve bu sorunun açık bir şekilde cevaplandırılmasını bekliyorum. Size göre Kıbrıs sorunu nedir? Bir de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne göre Kıbrıs sorunu nedir? Bunu da açıkça ortaya koyun. Önce Kıbrıs sorununu tarif edin. Çünkü bir sorunu tanımlamadan çözümünden bahsedemezsiniz. Benim görüşüm nettir: Bugün ortada bir Kıbrıs sorunu yoktur. 1974 Barış Harekâtı ile Ada’da yeni bir gerçeklik ortaya çıkmış, ardından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulmuştur. Devleti kurulmuş, halkı olan, kurumları işleyen bir ülkenin Cumhurbaşkanı olarak önce kendi devletiniz açısından Kıbrıs sorununu nasıl tanımladığınızı millete anlatmanız gerekir. Eğer “çözüm müzakerelerini biz yürütüyoruz” deniliyorsa, önce şu iki soruya cevap verilmelidir: KKTC açısından Kıbrıs sorunu nedir? Güney Kıbrıs Rum Yönetimi açısından Kıbrıs sorunu nedir? Çünkü iki tarafın “Kıbrıs sorunu” tanımı aynı değildir. Rum tarafına göre sorun; 1974 Barış Harekâtı’nın sonuçlarının ortadan kaldırılması, Türk askerinin adadan çekilmesi, Türkiye’nin garantörlüğünün sona erdirilmesi ve adanın Rum egemenliği altında yeniden tek devlet hâline getirilmesidir. Peki, KKTC açısından sorun nedir? Bu soruya açık ve net bir cevap verilmeden yürütülen hiçbir müzakerenin sağlıklı bir zemini olamaz. Benim kanaatim açıktır: 1974’te bu mesele fiilen çözülmüştür. KKTC Devleti kurulmuştur. Egemen iki ayrı halk ve iki ayrı devlet gerçeği vardır. Dolayısıyla bana göre ortada çözülememiş bir “Kıbrıs sorunu” değil, Rum tarafının Türk tarafını kendi egemenliği altına alma hedefi vardır. YAYININ TÜMÜ👇
TÜRK DEGS / TURK MAGS25,597 views • 4 days ago

🔴 Cihat Yaycı son videosunda harlta üzerinde anlatıyor: 🇹🇷 "Yunanistan'ı Yunanlılar kurmamıştır. Tarihte ilk defa bir Yunan devleti olmuştur. Daha önce Yunan devleti yoktur." 🇹🇷 "Yunanistan'ı kuranlar 1821-1830 arası İngiltere, Fransa ve Rusya'dır." 🇹🇷 "Artı Atina'yı da biz silahla fethetmedik. Atina bize getirip anahtarını teslim etti Fatih Sultan Mehmet Han'a." 🇹🇷 "Atina’yı Katolikler yönetiyordu. Ortodokslar Fatih Sultan Mehmet Han'dan yardım istediler. Bizi bu Katoliklerden kurtar. Biz şehrin anahtarını sana teslim ediyoruz dediler. 🇹🇷 "Yunanistan'ın ilk kralı bir Yunan da değildir. Yunanistan'ın ilk kralı Otto ve bir Alman prensidir. Bavyera prensi. 🇹🇷 "Bavyera bayrağının yani Otto'nun geldiği yerin Bavyera bayrağının aynı renkleridir." 🇹🇷 "Bayrağı kendisinin olmayan, kralı kendisinin olmayan, devleti başkasının kurduğu bir devletin milli bir devlet havasına bürünmek için aşağılık kompleksinden senelerdir, onlarca senedir kurtulamadığı bir yapıdan bahsediyoruz." 🇹🇷 "Onun için de Türkiye'ye sürekli saldıran bir yapıdır." Videonun tümünün linki 👇
TÜRK DEGS / TURK MAGS103,521 views • 25 days ago

20 adet Kaleşnikof’u kazanda yakıyorlar, ABD bunlara binlerce tır silah, mühimmat, zırhlı araçlar, topların yanısıra helikopterler, tanklar, dronlar, hava savunma füzeleri, tanksavar füzeleri vs… bir dolu silah vermişti. Sanıyoruz onları kazana sığmayacağı için getirmediler.
TÜRK DEGS / TURK MAGS1,293,649 views • 1 year ago

‼️ Kocaeli'nin Körfez ilçesinde Taywanlı şirket YANG MING'in WITNESS isimli gemisi rıhtıma aborda olma manevrası esnasında Evyapport limanı üzerindeki 3 vince çarptı. ❗️Vinçler domino etkisi gibi sırayla, büyük gürültüyle devrildi. ❗️En az 50 milyon dolarlık hasar olduğu tahmin ediliyor. ❗️3 tane SSG vinçin tümüyle kayıp, yani tamir edilme ihtimali olmadığı, 4.’nün ise durumunun sallantıda olduğu söyleniyor. ❗️Vinçlerin tanesinin 12 milyon ABD doları olduğu, ❗️Bugün sipariş verilse ancak 2 sene sonra teslim edilebileceği belirtiliyor. ❗️Bu arada yakınlardaki limanlarda da çok büyük bir yoğunluk olacağı aşikar.
TÜRK DEGS / TURK MAGS2,826,493 views • 2 years ago

‼️ Cihat Yaycı ‘dan Yunanistan ‘ı köşeye sıkıştıracak teklif; 📌 "1923 Lozan Antlaşması döneminde karasuları 3 mil esasına göre değerlendirilmiştir." 📌 Lozan Dengesine dönülmesini talep ediyoruz "Lozan dengesi barış dengesidir." 📌 "Karasuları Lozan’da belirtildiği gibi 3 mil olsun." 📌 "3 mile dönelim. Açık deniz alanlarını da birlikte kullanalım." ▶️ Yayının tamamı için:👇
TÜRK DEGS / TURK MAGS108,741 views • 1 month ago

Cihat Yaycı ; ❗️BODRUM’DA SAHİLE YANAŞMASINA RAMAK KALAN YUNAN ASKERİ, BU SEFER DATÇA’DA KARAYA ÇIKMIŞ… ❓Sözlerin yetersiz kaldığı, onurumuzun ezilmekten beter olduğu an… İstifa mı? Görevden alma mı kurtarır bunu ? T.C. Sahil Güvenlik Komutanlığı T.C. İçişleri Bakanlığı ❗️Yunan askeri bu sefer elini kolunu sallaya salaya Datça'ya gelmiş. ❗️Datça kıyısında Yunanlılar, bir göçmen kaçakçısının zodiac botunu alırken görüntülenmiş. ❗️KaryaHaber'in haberine göre; daha da endişe vericisi Yunan Sahil Güvenlik personelinin karaya çıkması oldu. Yunan askeri, botu karaya çıkıp aldı.
TÜRK DEGS / TURK MAGS1,556,939 views • 1 year ago

🔴 Cihat Yaycı ; Bize gelen bilgilere göre, bu rezaletin yaşandığı yer Türkiye Cumhuriyeti toprağı Ağrı ilinin Doğubeyazıt ilçesinde İshak Paşa yolu imiş.… Burada ellerinde BARZANİSTAN paçavrası ile yürüyenler ise Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları… ❗️MİLLİ ÇÖZÜM SÜRECİ, YİNE OLDU ÇÖZÜLME SÜRECİ… ❓TÜRK BAYRAĞI YERİNE BARZANİ BAYRAKLARI SALLAYANLAR HAKKINDA VALİ BEY NE DÜŞÜNÜYOR ACABA? 🤲 Bunların gerçek olmaması, sadece bir kabus olup, uyanmak için dua ediyorum.. @AgriValilik
TÜRK DEGS / TURK MAGS1,065,493 views • 1 year ago

Cihat Yaycı; Diyarbakır bugün… Herşey var,Türk bayrağı yok! Sürecinizin getirdiği nokta bu!!! Türk Milleti, şehitler ve gaziler huzurunda sürecin mimarlarını,destekçilerini ve sessiz kalanları; tarihe ve Allah’a havale ediyorum… Ter#ristbaşına statü vermeyi aman ha unutmayın!
TÜRK DEGS / TURK MAGS274,788 views • 3 months ago

Cihat Yaycı : 🇦🇿 "Azerbaycan çok önemli bir devlettir. 🇹🇷🇦🇿 Azerbaycan ve Türkiye iki devlet bir millet değil; Şuşa Protokolü'nden sonra tek devlet, tek millet, tek ordu olduk. 🇦🇿🇹🇷 Biz aslında tek Türk devletiyiz. Tek milletiz. Tek orduyuz. Türkiye Türk Silahlı Kuvvetleri ve Azerbaycan Türk Silahlı Kuvvetleri aslında tek ordudur. Azerbaycan demek biz demek, Türkiye demek Azerbaycan demektir." 🇦🇿 "Azerbaycan'ı bu işin içine çekmek isteyecekler demiştim. Azerbaycan'a mutlaka bir saldırı yapılacak demiştim ve saldırı yapıldı." 🇦🇿 "Bu saldırıyı İran yapmayacak, İran'ın içerisindeki siyonist ajanlar yapacak, İsrail'in ajanları yapacak demiştim. Çünkü İran'da emir komuta zinciri koptu. Kimin ne yaptığı belli değil." 🇦🇿 "İran'dan Azerbaycan'a saldırı olacak ve bu saldırıyla Azerbaycan'ın İran'a saldırması tahrik edilecek demiştik. Hakikaten de öyle oldu." YAYININ LİNKİ👇
TÜRK DEGS / TURK MAGS47,397 views • 19 days ago

🇹🇷 Cihat Yaycı: “Macron’un bu ziyareti son derece dikkat çekicidir. Konu kamuoyunda yeterince tartışılmadı. Önce Şam’a gitti, ardından Türkiye’ye geldi. Ancak Şam ziyaretine yalnız gitmedi; beraberinde Fransız enerji devi Total’in üst düzey yöneticileri ile çok sayıda iş insanını da götürdü. Tam da bu ziyaret öncesinde, Suriye’nin Akdeniz kıyılarındaki deniz alanlarında petrol ve doğal gaz arama-çıkarma ruhsatları Fransız Total’e, ABD’li Chevron’a ve KatarEnergy’ye verildi. Burada sorulması gereken çok açık bir soru vardır: TPAO nerededir? Bu nasıl dostluktur? Türkiye Petrolleri neden bu sahalarda yer almamaktadır? Burnumuzun dibindeki denizlerde neden Türkiye yoktur? Üstelik bu üç şirket, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin tek taraflı ilan ettiği sözde ruhsat sahalarında da yıllardır faaliyet gösteren şirketlerdir. Buna rağmen TPAO’nun dışarıda bırakılması kabul edilebilir değildir. Hatta bana ‘TPAO’yu da bu konsorsiyuma ekleyelim’ deseler, buna da hayır derim. Çünkü mesele birkaç şirkete ortak olmak değildir. Madem Türkiye ile Suriye arasında bu kadar yakın bir ilişki ve dostluk söylemi vardır, o hâlde bu bölgede faaliyet gösterecek şirket yalnızca TPAO olmalıydı. İşte bu nedenle Total’in yöneticilerinin Macron’un heyetinde yer alması sıradan bir ayrıntı değildir. Enerji, diplomasi ve jeopolitik birlikte yürütülmektedir. Bu gelişmelerin tamamı dikkatle analiz edilmesi gereken son derece önemli gelişmelerdir.” YAYININ TÜMÜ👇
TÜRK DEGS / TURK MAGS17,204 views • 7 days ago

🇹🇷 Cihat Yaycı : NATO Zirvesi esnasında Trump, Şara için, “Çok iyi iş yaptı.” diyor. Ardından, “Yaptıklarından gurur duyuyoruz.” ifadesini kullanıyor. Yetmiyor… “Suriye’yi terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkaracağız.” açıklamasını yapıyor. Şimdi burada cevaplanması gereken çok önemli sorular var. Birincisi; Şara, Amerika Birleşik Devletleri için hangi “çok iyi işi” yaptı? İkincisi; Amerika Birleşik Devletleri, Şara’nın hangi icraatlarından dolayı gurur duyuyor? Üçüncüsü; Suriye, terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkarılırsa, Suriye yönetimiyle bütünleşen PKK/YPG/SDG yapılanmasının da dolaylı biçimde meşrulaştırılması ve aklanması sonucu ortaya çıkmayacak mı? Bugün Suriye Milli Savunma Bakan Yardımcısı olarak görev yapan kişinin, Türkiye’nin kırmızı bültenle aradığı bir isim olduğu biliniyor. Yapılan anlaşmaların ardından bu göreve getirilen bu kişinin de fiilen aklanmış sayılması gibi bir sonuç doğmayacak mı? Bütün bunlar cevabı verilmesi gereken son derece ciddi sorulardır. Diğer taraftan Şara’nın, Trump’a hitaben “Suriye halkı Başkan Trump’a teşekkür ediyor.” demesi de ayrıca dikkat çekicidir. Peki, Suriye halkı Trump’a neden teşekkür ediyor? Daha düne kadar “emperyalist” olarak nitelendirilen Amerika Birleşik Devletleri’ne bugün hangi icraatları nedeniyle teşekkür ediliyor? Yoksa burada kamuoyunun bilmediği başka mutabakatlar mı vardır? Bütün bu soruların açık, net ve tatmin edici şekilde cevaplandırılması gerekir. Çünkü bunlar sadece Suriye’yi değil; Türkiye’nin güvenliğini, sınır güvenliğini ve terörle mücadelesini de doğrudan ilgilendiren meselelerdir. YAYININ TÜMÜ 👇
TÜRK DEGS / TURK MAGS18,542 views • 8 days ago

🇹🇷 Cihat Yaycı: “İstanbul Boğazı’nda bir petrol tankerine limpet mayını yerleştirilip patlatılırsa bunun hesabını kim verecek? Türkiye, Boğazlarının güvenliği için ilave tedbir almak ve milyarlarca lira harcamak zorunda kalıyorsa, bunun maliyetini tehdidi oluşturan taraf ödemelidir. Boğazlarımızın güvenliği milli güvenlik meselesidir.” 📹 Bu videoda Cihat Yaycı, Karadeniz’deki savaşın Türkiye açısından doğurabileceği riskleri ve alınması gereken tedbirleri anlatıyo. İzlemenizi ve paylaşmanızı rica ediyoruz. VİDEO LİNKİ👇
TÜRK DEGS / TURK MAGS23,988 views • 12 days ago