N’🇹🇷's banner
N’🇹🇷's profile picture

N’🇹🇷

@umayanaaa • 16,800 subscribers

Mücadelemiz tam bağımsız Türkiye için 🇹🇷 TARİHÇİ- Siyaset Danışmanı- Araştırmacı

Shorts

1993’te Öcalan’ın yaptığı bir açıklamada dikkat çekici bir vurgu vardı: “Kemalist politikalar yalnızca ulusal sorunda değil, demokrasi sorununda da kilitlenmeye yol açmıştır.” Burada hedef alınan yalnızca bir siyasi anlayış değildi. Cumhuriyet’in kurucu iradesinin ve devlet yapısının en güçlü kurumlarından biri olan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sistem içindeki konumu da tartışmanın merkezine çekiliyordu. 1993 sonrasında yaşananlara bu gözle bakmak gerekiyor. Türk ordusuna yönelik sistematik psikolojik harekât iddiaları, ardından kumpas davaları, TSK’nın kurumsal yapısındaki büyük değişimler ve 15 Temmuz 2016 sonrasında ordunun yeniden yapılandırılması… Bunların her birini birbirinden kopuk olaylar olarak okumak yerine, arşivler üzerinden, belgeler üzerinden ve kronoloji üzerinden değerlendirmek zorundayız. Çünkü tarih, bize yalnızca yaşananları değil, hangi fikrin hangi sonucu doğurduğunu da anlatır. Arşivlere bakın. Kronolojiye bakın. Belgeleri yan yana koyun. Gerçek, zaten orada duruyor.

1993’te Öcalan’ın yaptığı bir açıklamada dikkat çekici bir vurgu vardı: “Kemalist politikalar yalnızca ulusal sorunda değil, demokrasi sorununda da kilitlenmeye yol açmıştır.” Burada hedef alınan yalnızca bir siyasi anlayış değildi. Cumhuriyet’in kurucu iradesinin ve devlet yapısının en güçlü kurumlarından biri olan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sistem içindeki konumu da tartışmanın merkezine çekiliyordu. 1993 sonrasında yaşananlara bu gözle bakmak gerekiyor. Türk ordusuna yönelik sistematik psikolojik harekât iddiaları, ardından kumpas davaları, TSK’nın kurumsal yapısındaki büyük değişimler ve 15 Temmuz 2016 sonrasında ordunun yeniden yapılandırılması… Bunların her birini birbirinden kopuk olaylar olarak okumak yerine, arşivler üzerinden, belgeler üzerinden ve kronoloji üzerinden değerlendirmek zorundayız. Çünkü tarih, bize yalnızca yaşananları değil, hangi fikrin hangi sonucu doğurduğunu da anlatır. Arşivlere bakın. Kronolojiye bakın. Belgeleri yan yana koyun. Gerçek, zaten orada duruyor.

12,520 görüntüleme

Dikkat çekmek istediğim önemli bir husus var. Yıllardır PKK ve onun söylemini tekrar eden çevreler "Kürtlerin hakları" diyerek propaganda yapıyor. Peki hangi haktan söz ediliyor? Bu ülkede Kürt kökenli vatandaşlarımız cumhurbaşkanı da oldu, milletvekili de, bakan da, asker de, polis de, öğretmen de, doktor da, akademisyen de, iş insanı da... Üniversiteye girdiğinde benim aldığım bursu aldı, benim faydalandığım devlet imkânlarından faydalandı. Devletin ve toplumun her alanında yer alabildi. Ticarette, sanatta ve sporda başarılarının önünde etnik kökeninden dolayı anayasal bir engel olmadı. Bir sporcu şampiyon olduğunda, bir bilim insanı başarı kazandığında ya da bir sanatçı ödül aldığında ben hiçbir zaman "Bu Kürt mü, Türk mü?" diye düşünmedim. Umurumuzda da olmadı. Çünkü bizim için önemli olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması ve ülkesini temsil etmesiydi. Tam da bu yüzden yıllardır aklımı kurcalayan soru şu: İstenip de olmayan hangi hak vardı? Bana göre asıl hedef hiçbir zaman bireysel hak ve özgürlükler değildi. Hedef; ortak vatandaşlık bilincini zayıflatmak, dil, kimlik ve etnik aidiyet üzerinden ayrışmayı derinleştirmekti. Ulus devletlerin temel direklerinden biri ortak resmî dildir. Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasal düzeni de bunu esas alır. Bu, herhangi bir etnik kimliğin inkârı değil; devletin birliğinin, kamu düzeninin ve ortak yaşamın gereğidir. Yıllardır sürdürülen bu söylem, bir hak mücadelesinden ziyade psikolojik harekâtın ve ayrıştırma stratejisinin parçası olarak kullanıldı. Çünkü milletleri bölmek isteyenler önce ortak kimliği tartışmaya açar, ardından ortak dili hedef alır. #Nato #Ankara #pkkhaindir

Dikkat çekmek istediğim önemli bir husus var. Yıllardır PKK ve onun söylemini tekrar eden çevreler "Kürtlerin hakları" diyerek propaganda yapıyor. Peki hangi haktan söz ediliyor? Bu ülkede Kürt kökenli vatandaşlarımız cumhurbaşkanı da oldu, milletvekili de, bakan da, asker de, polis de, öğretmen de, doktor da, akademisyen de, iş insanı da... Üniversiteye girdiğinde benim aldığım bursu aldı, benim faydalandığım devlet imkânlarından faydalandı. Devletin ve toplumun her alanında yer alabildi. Ticarette, sanatta ve sporda başarılarının önünde etnik kökeninden dolayı anayasal bir engel olmadı. Bir sporcu şampiyon olduğunda, bir bilim insanı başarı kazandığında ya da bir sanatçı ödül aldığında ben hiçbir zaman "Bu Kürt mü, Türk mü?" diye düşünmedim. Umurumuzda da olmadı. Çünkü bizim için önemli olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması ve ülkesini temsil etmesiydi. Tam da bu yüzden yıllardır aklımı kurcalayan soru şu: İstenip de olmayan hangi hak vardı? Bana göre asıl hedef hiçbir zaman bireysel hak ve özgürlükler değildi. Hedef; ortak vatandaşlık bilincini zayıflatmak, dil, kimlik ve etnik aidiyet üzerinden ayrışmayı derinleştirmekti. Ulus devletlerin temel direklerinden biri ortak resmî dildir. Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasal düzeni de bunu esas alır. Bu, herhangi bir etnik kimliğin inkârı değil; devletin birliğinin, kamu düzeninin ve ortak yaşamın gereğidir. Yıllardır sürdürülen bu söylem, bir hak mücadelesinden ziyade psikolojik harekâtın ve ayrıştırma stratejisinin parçası olarak kullanıldı. Çünkü milletleri bölmek isteyenler önce ortak kimliği tartışmaya açar, ardından ortak dili hedef alır. #Nato #Ankara #pkkhaindir

13,404 görüntüleme

Ama ben buna bir edit yaparım😆💕 saçmasapan.mp4 Ülkede PİKAÇHU bile sokağa indiyse 😆

Ama ben buna bir edit yaparım😆💕 saçmasapan.mp4 Ülkede PİKAÇHU bile sokağa indiyse 😆

20,491 görüntüleme

BİZ NE YAŞADIK? İktidara geldiğinde ürkekti. Ardından Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanlığını üstlendi ve bu coğrafyayı parçalamayı hedefleyen emperyal planın siyasi taşıyıcısı oldu. “Dostum” dediği aktörlerin tamamı, Ortadoğu’da aynı tuzağın içinde ya yok edildi ya da etkisizleştirildi. Bölge ateşe atılırken Türkiye, bu planın dışında tutulmadı. Bu süreçte ülkenin kurucu liderine yönelik sistemli itibarsızlaştırma başladı. Hakaret dili normalleştirildi, buna alan açıldı. Aynı dönemde Türk Silahlı Kuvvetleri, kurulmak istenen yeni düzenin önündeki engel olarak görüldü; kumpas davalarla ordunun omurgası hedef alındı. Kahramanlar, bilinçli biçimde hainlerle aynı torbaya konuldu. Yetmedi. Yeni bir meşruiyet hikâyesi gerekiyordu. 15 Temmuz, yıllarca birlikte yol yürüdükleri yapıyla yaşanan çatışmanın sonucu olarak ortaya çıktı. “Kandırıldık” söylemiyle devlet ağır bir zafiyete sürüklendi; kurumların itibarı yerle bir edildi, devlet geleneği yara aldı. Aynı süreçte terör örgütleriyle defalarca müzakere masasına oturuldu. Bu, Türk devlet geleneğine açık bir kırılmaydı. Üniter yapı ve milli duruş pazarlık konusu yapıldı. Bugün gelinen noktada; başkomutanlık, başöğretmenlik ve tüm yetkiler tek elde toplanmış durumda. Ancak asıl tehlike, bununla da yetinilmeyip Türk tarihinin kurucu iradesiyle, Mustafa Kemal Atatürk’le eşdeğer bir konuma yerleşme arzusunun açıkça görülmesidir. Devletler kişilerle değil, kurucu akılla ayakta kalır. Türkiye’nin ihtiyacı yeni bir tarih yazmak değil, yazılmış olanı tahrip etmeden korumaktır. Bugün Cumhuriyeti kuran irade tüm bu olanlara rağmen olası bir tehdide karşı daima ayaktadır. #SuriyeOrdusu #pyd #PKK #pazartesi #IranMassacre

BİZ NE YAŞADIK? İktidara geldiğinde ürkekti. Ardından Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanlığını üstlendi ve bu coğrafyayı parçalamayı hedefleyen emperyal planın siyasi taşıyıcısı oldu. “Dostum” dediği aktörlerin tamamı, Ortadoğu’da aynı tuzağın içinde ya yok edildi ya da etkisizleştirildi. Bölge ateşe atılırken Türkiye, bu planın dışında tutulmadı. Bu süreçte ülkenin kurucu liderine yönelik sistemli itibarsızlaştırma başladı. Hakaret dili normalleştirildi, buna alan açıldı. Aynı dönemde Türk Silahlı Kuvvetleri, kurulmak istenen yeni düzenin önündeki engel olarak görüldü; kumpas davalarla ordunun omurgası hedef alındı. Kahramanlar, bilinçli biçimde hainlerle aynı torbaya konuldu. Yetmedi. Yeni bir meşruiyet hikâyesi gerekiyordu. 15 Temmuz, yıllarca birlikte yol yürüdükleri yapıyla yaşanan çatışmanın sonucu olarak ortaya çıktı. “Kandırıldık” söylemiyle devlet ağır bir zafiyete sürüklendi; kurumların itibarı yerle bir edildi, devlet geleneği yara aldı. Aynı süreçte terör örgütleriyle defalarca müzakere masasına oturuldu. Bu, Türk devlet geleneğine açık bir kırılmaydı. Üniter yapı ve milli duruş pazarlık konusu yapıldı. Bugün gelinen noktada; başkomutanlık, başöğretmenlik ve tüm yetkiler tek elde toplanmış durumda. Ancak asıl tehlike, bununla da yetinilmeyip Türk tarihinin kurucu iradesiyle, Mustafa Kemal Atatürk’le eşdeğer bir konuma yerleşme arzusunun açıkça görülmesidir. Devletler kişilerle değil, kurucu akılla ayakta kalır. Türkiye’nin ihtiyacı yeni bir tarih yazmak değil, yazılmış olanı tahrip etmeden korumaktır. Bugün Cumhuriyeti kuran irade tüm bu olanlara rağmen olası bir tehdide karşı daima ayaktadır. #SuriyeOrdusu #pyd #PKK #pazartesi #IranMassacre

11,633 görüntüleme

Videos

umayanaaa's profile picture

foseptik Aç kapıyı aç DEVLET geldi.

Nurşen

42,355 görüntüleme • 5 ay önce