Video yükleniyor...

Video Yüklenemedi

Ana Sayfaya Dön

Bugün 16 Kasım 2023/ Perşembe. Hrant Dink’i öldüren tetikçi Ogün Samast tahliye edildi. #AferinOğlum diyoruz bu sabah.

66,793 görüntüleme • 2 yıl önce •via X (Twitter)

10 Yorum

Süleyman İskenderoğlu profil fotoğrafı
Süleyman İskenderoğlu2 yıl önce

İnanılır Gibi Değil Akıl Tutulması Gibi Birşey #AfernOğlum Utanç Verici Yazıklar Olsun Ülke Ne Hâle Geldi. @KucukkayaIsmail Adalet Yerlerde Sürünüyor.

Mayıs profil fotoğrafı
Mayıs2 yıl önce

Ağacı, Taşı, Toprağı, İnsanı Seversen... Sana Esaret.. .. SanaTutsaklık ve Zindanlar CAN, BARIŞ, KAVALA, ÇİĞDEM.... Tam Göğsünden Vurursan 🕊 Özgürlük Bahşedilir Sana #AferinOğlum

Kafiye profil fotoğrafı
Kafiye2 yıl önce

HIRANT DINNKIN KAYILI OGUN SAMSNY SERBEST BIRSKILMIS ADALETE SESLENELIMM EYYY ADALET HIRANT DINKIIII GERI GETIRSENE HADI GERI GETIR ADALETINIZ BATSJN SIZIN UMARIM AYNIDINI YAŞARS2NI2Z2

Leyla Tatar profil fotoğrafı
Leyla Tatar2 yıl önce

Bütün #AferinOglum diyenlere YUHHHH olsun.. Adaletiniz batsın. Neyin iyi hali?? #HrantDink Saygıyla...

İsmet7171 profil fotoğrafı
İsmet71712 yıl önce

Sözün bittiği yerdeyiz üzülmemek elde dyil

Iskender ÇINAR profil fotoğrafı
Iskender ÇINAR2 yıl önce

Memleketimden insan manzaraları ogün samast serbest ????

ozlem batur profil fotoğrafı
ozlem batur2 yıl önce

Yıllar önce bir ögrenci öğretmenini okulda öldürdü. Bunu da güya "din" adına yaptı. El birliğiyle yaşı küçültüldü, #AferinOğlum dendi. İnfaz vs 7 yılda salıverildi... O öğretmen benim babamdı. Memlekette hiçbir şeyin değişmediğini görmek her seferinde yeniden yüreğimizi yakıyor

Bayram parla (Ali Tornu) profil fotoğrafı
Bayram parla (Ali Tornu)2 yıl önce

Hünkar yeri Elazığ sün köyü Kutsal Mekan Mehdi mezarlığından biz diyoruzki az kaldı eski texsas olmaya gerçi olmuşuz da #AferinOğlum kim olursa olsun gerçek islamda kısasa kısas vardır adalet vardır öldüren ölüm cezası ile öldürülür ama bizde iyi hal ile serbest kalıyor düzen

KENDİNE VEKİL 🇹🇷 profil fotoğrafı
KENDİNE VEKİL 🇹🇷2 yıl önce

Sen gazeteciysen doğruyu yaz, provokatör isen güzel başlık.

Remziye Telli profil fotoğrafı
Remziye Telli2 yıl önce

Tuz koktu huku biti

Benzer Videolar

📌 2017’de kayyum rejimi Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından Türkiye’nin gündemine sokuldu. O günden bu yana da kayyum uygulaması bu ülkede var. En azından bunun kaldırılması gerekir. ❓Bu meselede temas kurmuş olanların meşruiyeti var da, diğerlerinin yok mu? Böyle bir soruna ilkesel bakmak gerekir. Kayyum uygulaması, açıkça Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yarattığı bir sorundur ve önemli bir hak ihlali başlığıdır. İlk yapılması gereken şey budur: Kayyumu kaldırmak. 🔴 İkinci temel mesele ise Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının uygulanmasıdır. Anayasa’ya bireysel başvuru hakkı 2012 yılında bu hükümet tarafından getirildi. Muhalefet de bu değişikliğe destek verdi. Yani bireysel başvuru yolu, bu iktidarın yaptığı anayasal değişiklikle kabul edildi. ➡️ Bunun anlamı şudur: İnsanlar iç hukuk yollarını tükettikten sonra Anayasa Mahkemesi’ne başvurur ve AYM, hak ihlali olup olmadığını bireysel başvuru yoluyla inceler. Anayasa’nın 153. maddesine göre de Anayasa Mahkemesi kararları bağlayıcıdır; yasamayı, yürütmeyi ve yargıyı bağlar. 🔴 Şimdi gelinen noktada Adalet ve Kalkınma Partisi bir yandan “Anayasa Mahkemesi’ni tanımıyorum” diyor, diğer yandan da “kararlarını tanımıyorum” diyor. Yargı da bu kararları uygulamıyor. Oysa bu mekanizmayı kuran da, bu anayasal düzenlemeyi yapan da bizzat kendisidir. Yani ortada yine iktidarın kendi yarattığı bir sorun var. 🔴 Eskiden de Kürt meselesi vardı. Ama insanlar şunu biliyordu: Aldığım cezanın dörtte üçünü yatarsam tahliye olurum. Eşitsizdi belki ama en azından ne kadar yatacağını biliyordu. Müebbet alan biri 30 yıl yattığında çıkabileceğini biliyordu. Böyle bir öngörülebilirlik vardı. 🔴 Bu durum ne zamana kadar sürdü? 2023 yılına kadar. 1 Ocak 2023’te infaz yasasında yapılan değişiklikle infaz ve gözlem kurulları devreye sokuldu. 📌 Bugün bir yurttaş, ceza almış, adil yargılanmış ya da yargılanmamış fark etmiyor; hükümlü olarak cezaevinde ama ne kadar yatacağını bilmiyor, ne zaman tahliye olacağını bilmiyor. Bu da Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yarattığı bir başka sorundur. Bu sorunlardan vazgeçmek gerekir. Çünkü bunların tamamı iktidarın kendi eliyle yaratılmıştır. 🔴 Bunların hepsi bu sürecin parçasıdır; Adalet ve Kalkınma Partisi kendi yarattığı, kendi ağırlaştırdığı bu sorunlar konusunda bile adım atmıyor; çözüm iradesi ortaya koymuyor, rıza üretmiyor.

Sezgin Tanrıkulu

23,501 görüntüleme • 5 ay önce

Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, Milli Muharip Uçak KAAN'ın ilk uçuşunu sonrası, test pilotları ve proje ekibiyle bir araya geldi SSB Başkanı Görgün: "İşimiz daha yeni başlıyor. Bugün bir milat, yeni hedeflerimizin başlangıcı" KAAN'ın Pilotu Barbaros Demirbaş: "Uçağı kaldırdıysak uçuracağız, uçurduysak indireceğiz, indirdiysek durduracağız. Emniyetle görevi yaptık." Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı tarafından Hava Kuvvetleri Komutanlığının muharip uçak ihtiyacını karşılamak amacıyla başlatılan ve Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından geliştirilen Milli Muharip Uçak KAAN Projesi kapsamında, ilk uçuş başarıyla gerçekleştirildi. Gerçekleşen ilk uçuş sonrası Test Pilotları ve Proje Ekibi ile bir araya gelen Görgün, ekibi tebrik ederek, yakalanan bu başarının daha bir başlangıç olduğunu ve hedeflerimize giden yolda önümüzde yoğun bir dönemin bulunduğunu kaydetti. Yüksek manevra, düşük radar görünürlüğü, geliştirilmeye açık aviyonik mimari, artırılmış durumsal farkındalık, hassas hedefleme, birlikte çalışabilme gibi 5. Nesil Savaş Uçaklarında olan bütün kabiliyetlere sahip olan KAAN‘ın üretim faaliyetlerine Mart 2022'de başlandı. Mayıs - Kasım 2022 tarihleri arasında komponent montajları tamamlanarak, Kasım 2022'de son montaj hattı devreye alındı. Aralık 2022 ve Ocak 2023 tarihlerinde gerçekleştirilen yoğun sistem testlerinin devamında, 10 Şubat 2023 tarihinde planlanandan önce hangardan çıkış gerçekleştirilirken, 12 Şubat 2023 tarihinde ilk motor çalıştırma faaliyeti icra edildi. 17 Mart 2023 tarihinde ise ilk yavaş taksi testleri başarı ile tamamlanarak, ilk uçuşa kadar olan dönemde gerekli güçlendirme faaliyetleri yürütülerek uçuş öncesi testler tamamlandı. İlaveten Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na teslim edilecek konfigürasyon için, hava aracı ve sistem gereksinimleri tanımlandı, hava ve sistem fonksiyonları belirlendi ve ön tasarım fazı tamamlandı. İlk uçuşunu bugün gerçekleştiren KAAN, 13 dakika havada kalarak, 8000 feet iritfa ve 230 knot hıza ulaşmayı başardı.

SavunmaSanayiST.com

1,249,803 görüntüleme • 2 yıl önce

SON DAKİKA📌 #Avukat #SerdarÖktem ‘in 6 saniyede #infaz ettiler! SABAH gazetesi Serdar Öktem'e #suikast görüntülerine ulaştı. 30 Aralık 2022 tarihinde Ankara’da #sinanateş suikastinin azmettirici olarak dosyada yer alan Av Serdar ÖKTEM Ocak 2023'te tutuklanmış ve yaklaşık 18 ay tutuklu kaldıktan sonra 2 Ekim 2024 tarihinde yapılan duruşmada adli kontrol şartıyla tahliye edilmiştir. 18 ay sonra tahliye olmuştu. Dosyada tutuklandığı gün telefonu kimdeydi? Kim nereye sakladı? Sosyal medyada her kafadan bir ses çıkıyordu, komplo teorileri durmak bilmiyor, sözde gözaltına alındığı gün bilgi almış, adliye çıkışı telefonu birine vermiş, yok efendim arabanın altına atılmış. O günlerde #güllü olayını aratmayacak spekülasyonlar, komplo teorileri havada geziyordu. Öktem telefonunun şifresini Covit’ten hatırlamadığını belirtti. Mafya hesaplaşması, siyaseti kanadı arandı ve suikastin ardında siyasi değil, “ yeni nesil mafyanın “ en popüler karakterlerinin adı geçti. Av Öktem birçoğunun avukatıydı. Ve o gruplar içinde hesaplaşma başlayınca taraf seçmek zorunda kalacağını tutuklu olduğunu bilemezdi. Tahliyesinden tam 1 yıla 3 gün kala 5 Ekim Ekim 2025 tarihinde İstanbul'da düzenlenen suikastle “ Ofisinden çıktı, Ataköydeki evine giderken, Mecidiyeköy köprüsünün üstünde infaz edildi. Sabah gazetesi Avukat Serdar Öktem'in yaylım ateşine tutularak infaz edildiği anların yansıdığı görüntülere ulaştı. İnfaz 6 saniye gibi kısa bir zamanda gerçekleşmişti. Ateş ve Öktem suikastlerinin ardında alacak, verecek davası mı? Mafya hesaplaşması mı? Yoksa cezaevlerinden verilen talimatlarla infaz edildi? Gizlik tanık ifadeleri, sosyal medya ütopik senaryoları, gerçeği yansıtmayan, iftira silsileleri, tehditler, şantajlar suikastlerin önüne geçemedi, tüm bu şaibeler ortada dolaşırken, Suikast dosyasında olay gizemini koruyor, Öktem’in tutuklamadan birkaç gün öncesi, tahliye sonrası yaşadıkları kıblesi olmayan “ Gizli Tanık “ ifadeleri peki gerçek neydi? Gerçek şuydu; Karanlık dünyaya bulaşanlar, önce ödüllendirilir, sonra gayrimeşru aleminin raconlarını uygulamazlarsa gözden çıkarılır infaz edilir. Kısaca “ SU TESTİSİ, SU YOLUNDA KIRILIR “

Seyhan SOYLU (Sisi)

15,650 görüntüleme • 6 ay önce

Bugün konuştuğumuz mesele, sadece bir “yasak” meselesi değildir. Bugün konuştuğumuz mesele, Türkiye’de hukuk devleti var mı yok mu meselesidir. İstanbul Barosu’nun açtığı dava sonucunda, 19–23 Mart 2025 tarihleri arasında uygulanan toplantı, gösteri ve basın açıklaması yasağı hukuka aykırı bulunarak iptal edildi. Bu karar; tek cümleyle şunu söylüyor: “Genel, ölçüsüz, keyfi yasaklarla temel haklar askıya alınamaz.” Bu, sıradan bir iptal kararı değildir. Bu karar, o günlerde yaşanan birçok işlemin hukuki temelinin çöktüğünü gösterir. Hukuk devleti açısından: “Hukuka aykırı yasaktan suç üretilemez” Anayasa’nın 34. maddesi toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını güvence altına alır. Bu hak “izin”le değil, hak olarak vardır. O gün İstanbul’da yaşanan, fiilen şuydu: Kent yaşamı durduruldu, ulaşım aksadı, sokaklar kapatıldı, basın açıklaması bile “yasak” denilerek engellendi. Mahkeme, bu yaklaşımı hukuka aykırı buldu. Buradan çıkan sonuç nettir: Hukuka aykırı bir yasaktan suç çıkarılamaz. Hukuka aykırı bir işlem, başka bir hukuki işlem için “dayanak” olamaz. Bu nedenle 19 Mart ve sonrasında, bu yasağa dayanılarak başlatılan gözaltılar, soruşturmalar, adli kontroller, tutuklamalar bakımından çok ciddi bir hukuki tablo ortaya çıkmıştır. “Gözaltı oldu bitti” değildir: Tazminat ve telafi sorumluluğu var Şimdi kamuoyuna açıkça anlatmak zorundayız: Gözaltı demek yalnızca birkaç saatlik özgürlük kaybı değildir. Gözaltı; • İşe gidememek, • Sınava girememek, • Hastaneye ulaşamamak, • Uçağı/otobüsü kaçırmak, • Randevusunu, ameliyatını, tedavisini aksatmak, • Çocuğunu okuldan alamamak, • Şirket toplantısını kaçırmak, • Günlük yevmiyesini kaybetmek, • Esnafın dükkanını açamaması, • İşçinin vardiyasını kaçırması, • Öğrencinin devamsızlığa düşmesi demektir. Tüm bunlar somut zarardır. Hukuk düzeni, “özgürlüğünden ettim ama gerisi beni ilgilendirmez” demez. Bu nedenle; hukuka aykırı işlemle özgürlüğü kısıtlanan yurttaşların tazminat hakları doğar. Tazminatın iki boyutu: maddi zarar ve manevi zarar Maddi tazminat : Kaybedilen ücretler, yevmiyeler, iptal edilen biletler, kaçırılan sınav/başvuru nedeniyle doğan zararlar, avukatlık giderleri, seyahat ve konaklama giderleri… Hepsi belgelendiğinde tazmin edilebilir. Manevi tazminat: İnsan onuru, itibar, psikolojik yıkım, aile içinde ve toplum içinde “suçlu muamelesi görme”, “lekelenmeme hakkı” ihlali… Bunlar da manevi tazminatın konusudur. Çünkü burada mesele sadece para değildir. Burada mesele, devletin yurttaşa haksızlık yapıp yapmadığıdır. Özellikle gençler üzerinden yürüyen baskı mekanizması çok ağır sonuçlar doğurdu. Şunu herkes bilsin: Bir öğrenci gözaltına alındı diye; • sınavı kaçırdıysa, • devamsızlık sınırını aştıysa, • bursu kesildiyse, • yurdundan çıkarıldıysa, • disiplin soruşturması açıldıysa, • uzaklaştırma verildiyse, bunların tamamı telafi edilmesi gereken işlemlerdir. Çünkü eğitim hakkı Anayasa’nın temel güvencelerindendir. Bu ülkede, gençlerin geleceği gözaltı torbasına sığmaz. Bir gencin okuldan koparılması, bir ülkenin geleceğinin koparılmasıdır. Bu nedenle açık çağrımdır: • Gözaltı nedeniyle devamsızlığa düşürülen öğrencilerin kayıtları düzeltilmelidir. • Kaçırılan sınavlar için telafi hakkı tanınmalıdır. • “Bu olaylardan dolayı” yurttan çıkarılan öğrenciler derhal geri alınmalıdır. • Disiplin soruşturmaları “yasak vardı” gerekçesine dayanıyorsa, bu gerekçe artık yoktur; dosyalar kapanmalıdır. Çünkü mahkemenin iptal kararı, o “yasak” zeminini ortadan kaldırmıştır. Tutuklu gençler meselesi: “Dayanak çöktüyse tutukluluk da çöker” Geçen hafta tutuklanan 16 TİP’li genç için de aynı şeyi söylüyoruz: Hukuka aykırı bir yasak üzerine kurulan tutuklama, özgürlüğün değil keyfiliğin ürünüdür. Tutuklama, cezaya dönüşemez. Tutuklama, bir “gözdağı” aracı olamaz. Bu gençlerin derhal tahliye edilmesi gerekir. Bu karar, baskı siyasetinin iflasıdır Bu kararla birlikte, iktidarın yıllardır sürdürdüğü bir yöntem bir kez daha açığa çıktı: Toplumsal tepki büyüyünce; yasak koy, gözaltı yap, soruşturma aç, yıldır, korkut, dağıt… Bu anlayış demokratik değildir. Bu anlayış hukuk devleti değildir. Mahkeme kararı diyor ki: Hak ve özgürlükler genel yasaklarla askıya alınamaz. Yani aslında yargı, siyaset kurumuna şunu hatırlatıyor: Yönetmek, susturmak değildir. Devlet, yurttaşın üstüne basarak büyümez. Devlet, hukukla büyür. Buradan açık çağrıda bulunuyorum: 1. Bu dönemde açılan soruşturmalar, bu yasağa dayanıyorsa kapatılmalıdır. 2. Bu dönemde yargılanan yurttaşlar hakkında beraat verilmelidir. 3. Hukuka aykırı işlem mağdurlarının tazminat ve zarar-ziyan taleplerinin önü kesilmemelidir. 4. Öğrencilerin okul, sınav, burs, yurt, disiplin işlemleri açısından doğan mağduriyetleri iade ve telafi edilmelidir. 5. Tutuklu gençler derhal tahliye edilmelidir. Bu, bir “lütuf” değildir. Bu, hukukun emridir. Bugün şunu net söyleyelim: Demokratik tepki suç değildir. Anayasal hak kullanımı suç değildir. Hukuka aykırı yasakla, hukuk kurulamaz. Bir ülkede gençler, öğrenciler, işçiler, emekliler “hak aradı” diye cezalandırılıyorsa; orada sorun gençlerde değil, yönetim anlayışındadır. Bizim mücadelemiz, kimsenin konuşmasını engelleme mücadelesi değil; tam tersine herkesin konuşabildiği, itiraz edebildiği, hakkını arayabildiği bir Türkiye mücadelesidir. Herkesi hukuk devletine, Anayasa’ya ve temel haklara sahip çıkmaya çağırıyorum.

Av.Mahmut TANAL

13,761 görüntüleme • 7 ay önce

📌 "Covid Affı” diye bilinen düzenleme 31 Temmuz 2023tarihinde yürürlüğe girdi; infaz yasasında bir değişiklik yapıldı. 📌 Bu değişikliğin amacı, COVİD-19 nedeniyle cezaevlerininkapasitesinin çok üzerinde tutuklu ve hükümlü barındırıyor olmasıydı. 📌 31 Temmuz 2023 tarihine kadar suç işlemiş ve yargısüreçleri tamamlanmış, hükümleri kesinleşmiş olanlar bakımından böyle bir düzenleme parlamento tarafından getirildi. 📌 31 Temmuz 2023 tarihinden önce suç işlemiş ama yargılaması devam edenler bundan yararlanamadı. 📌Yurttaşlarımız haklı olarak; “Biz bir suç iddiasıyla yargılanıyorduk ama davamızın bitmemesi bizim kusurumuz değil. Dolayısıyla zamanında davamız sonuçlanmış olsaydı, 31 Temmuz 2023 tarihinden önce biz de bu yasadan faydalanmış olacaktık” düşüncesini dile getiriyorlar. 📌 O nedenle mahkemelere başvurular yapıldı; ancak bir sonuç alınamadı. 📌 31 Temmuz 2023 tarihinden önce suç işlemiş olanları da kapsayacakbir düzenleme ihtiyacı, uzun zamandır tartışılıyor. 📌 Cezaevinde olan yurttaşlarımızın yakınlarının da bu yönde yoğun talepleri var. O nedenle böyle bir düzenleme 9’uncu veya 10’uncu Yargı Paketiparlamentoya getirilebilir, tartışılabilir, böyle bir ihtiyaç var. 🔴 İkinci olarak; önümüzdeki günlerde silah bırakma yönünde bir açıklama bekleniyor. Böyle bir açıklama yapılması halinde silahsız hale gelecek örgüt üyelerinin veyacezaevinde bulunan örgüt üyelerinin durumu ile ilgili olarak da bir çalışma mutlaka parlamento tarafından yapılacak. 🔴 Kobane ve Gezi Davasıyla ilgili süreçler henüz yargıdatamamlanmış değil. Gezi davası Anayasa Mahkemesi’nde. Anayasa Mahkemesi bugün bile toplanıp adil yargılama bakımından bir ihlal kararı verse farklı bir sonuçortaya çıkacak. 🔴 Kobane Davası, Selahattin Demirtaş ve diğer siyasetçiler bakımından süreç bir yasal düzenlemenin dışında yargının doğru işlemesiyle ilgilidir. 🔴 Birileri faydalansın, birileri faydalanmasın amacıyla yapılan düzenlemeler Anayasa bakımından her daim sorumlu alanlardır. 🔴 Geçmişte de bir vesileyle çıkan yasalar Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. 🔴 Geçmiş COVİD yasasıyla tahliye olduktan hemen sonra işlenen suçlar bakımından kamuoyunda büyük infihal de oluşmuştu. 🔴 Dolayısıyla parlamentodaböyle bir yasa çıkarsa; denetimli serbestlik süresi içerisinde yeniden suç işleyenler bakımından ek düzenlemelerin de bir denge olarak yapılması lazım. 🔴 Cezaevlerinde izleyen, takip eden yurttaşlarımız da eşitlik noktasında kamuoyunun uzlaşacağı bir düzenleme parlamentoya gelirse, mutlaka siyasi partiler arasında bir diyalog olacak ve denge sağlanarak, mağdurları da incitmeyecek bir dengeyle düzenleme yapılacak diyebiliriz; Adalet Bakanı da bunu söyledi. #CovidYasasıEşitlensin #CovidYasası #İnfazYasası #Covidİnfaz

Sezgin Tanrıkulu

102,711 görüntüleme • 1 yıl önce

Sanırım 2021 yılı haberimdi bu lanet EPSTEİN dosyası‼️ Türkiye’de Tehlike Çanları kimin için çalıyor❓❓❓ FBI'nın Yeni Müdürü Kash Patel, Epstein'ın Adasını Ziyaret Edenlerin İsimlerini Açıklayacak‼️‼️‼️ Herkes benim düşündüğümü düşünüyor sanırım; Türkiye’den kimler var❓❓❓ #Epstein olayı neydi kısaca özetleyim: ABD'de, cezaevinde yargılanmayı beklerken intihar eden ve kız çocuklarına yönelik cinsel istismar şebekesi kurmakla suçlanan Amerikalı milyarder Jeffrey Epstein'in davasıyla ilişkili kişilerin isimleri kamuoyu ile paylaşıldı. #Epstein’ın birçok ünlü ismi barındıran bağlantıları ve cezaevindeki şüpheli ölümü pek çok spekülasyona ve söylentiye yol açmıştı. Epstein’ın ölümü hakkında yapılan resmi açıklamalardaki çelişkiler ve soruşturmalardaki eksik bilgiler de bu söylentileri güçlendirdi. Epstein’in küçük kız çocuklarını taciz ettiğine dair ilk dava 2005 yılına ait. Palm Beach’te bir kadının polise başvurarak 14 yaşındaki üvey kızının Epstein'ın malikanesine götürüldüğünü iddia etmesi, neredeyse 20 yıldır dünya kamuoyunun yakından takip ettiği bir çocuk tacizi şebekesi davasının ilk adımı oldu. FBI'ın da dahil olduğu 11 aylık bu ilk soruşturma, olayda adı geçen bazı taciz mağdurlarının 18 yaşından küçük çocuklar olduğunu gösterdi. Epstein, 2008 yılında 18 yaşından küçük bir kişiye fuhuş yaptırmak ve fuhuşa teşvik etmek suçlarını kabul etti. Temmuz 2009’da cezaevinden erken tahliye edildi. Kasım 2011’de ise New York'ta "suçun tekrarlanma riskinin yüksek olduğu ve kamu güvenliğine tehdit oluşturduğu" 3. seviye bir cinsel suçlu olarak kaydedildi. Davanın önemli isimlerinden Virginia Roberts Giuffre’nin, 2015 yılında Epstein'ın kendisini henüz 16 yaşındayken çevresindeki kişilerle seks yapmaya zorladığını belirten belgeleri sunmasıyla dava seyir değiştirdi. Yeni isimler ve tanıklıkların eklendiği dava geniş çaplı bir taciz şebekesini ortaya çıkardı. 6 Temmuz 2019’da New Jersey Teterboro Havalimanı'nda FBI-NYPD Crimes Against Children Task Force tarafından tutuklanan Epstein, 10 Ağustos 2019’da tutuklu bulunduğu Manhattan Correctional Center’da asılarak intihar etmiş şekilde ölü bulundu. Kamuoyunda “pedofili adası” olarak bilinen bölge, Amerika Virgin Adaları'nda bulunan Little Saint James ve Great Saint James adalarından oluşuyor. İddialara göre bu alan, Epstein’in uluslararası seks ticareti çetesinin merkeziydi. Hapishane hücresinde intihar etmesinin ardından, adalar Epstein’in mülkü ile ABD Virgin Adaları arasındaki yasal bir savaşın konusu haline geldi. Sonunda anlaşmaya varılarak adaların satışa çıkarılmasına karar verildi ve Mayıs 2023'te bu iki ada milyarder Stephen Deckoff tarafından 60 milyon dolara satın alındı. Deckoff, burada 25 odalı beş yıldızlı lüks bir tatil köyü inşa ediyor. Epstein’in çocuk tacizi suç şebekesinin kilit ismi, uzun yıllar ilişki yaşadığı partneri Ghislaine Maxwell'dir. İddialara göre, Maxwell Epstein adına reşit olmayan kız çocuklarını tedarik eden kişiydi. Maxwell, reşit olmayan biriyle seks ticareti yapmak da dahil olmak üzere yargılandığı altı suçlamanın beşinden suçlu bulunarak tutuklandı. Birçok Hollywood yıldızı, siyasetçi, şarkıcı, iş insanının bu 'PEDOFİLİ ADASI'nın müdavimi olması büyük infial yaratmış olsa da, bizler tabi ki hangi utanmaz bu ‘PEDOFİLİ ADASI’nın müdavimi onu merak ediyoruz…
3:21

Sensitive content

Sanırım 2021 yılı haberimdi bu lanet EPSTEİN dosyası‼️ Türkiye’de Tehlike Çanları kimin için çalıyor❓❓❓ FBI'nın Yeni Müdürü Kash Patel, Epstein'ın Adasını Ziyaret Edenlerin İsimlerini Açıklayacak‼️‼️‼️ Herkes benim düşündüğümü düşünüyor sanırım; Türkiye’den kimler var❓❓❓ #Epstein olayı neydi kısaca özetleyim: ABD'de, cezaevinde yargılanmayı beklerken intihar eden ve kız çocuklarına yönelik cinsel istismar şebekesi kurmakla suçlanan Amerikalı milyarder Jeffrey Epstein'in davasıyla ilişkili kişilerin isimleri kamuoyu ile paylaşıldı. #Epstein’ın birçok ünlü ismi barındıran bağlantıları ve cezaevindeki şüpheli ölümü pek çok spekülasyona ve söylentiye yol açmıştı. Epstein’ın ölümü hakkında yapılan resmi açıklamalardaki çelişkiler ve soruşturmalardaki eksik bilgiler de bu söylentileri güçlendirdi. Epstein’in küçük kız çocuklarını taciz ettiğine dair ilk dava 2005 yılına ait. Palm Beach’te bir kadının polise başvurarak 14 yaşındaki üvey kızının Epstein'ın malikanesine götürüldüğünü iddia etmesi, neredeyse 20 yıldır dünya kamuoyunun yakından takip ettiği bir çocuk tacizi şebekesi davasının ilk adımı oldu. FBI'ın da dahil olduğu 11 aylık bu ilk soruşturma, olayda adı geçen bazı taciz mağdurlarının 18 yaşından küçük çocuklar olduğunu gösterdi. Epstein, 2008 yılında 18 yaşından küçük bir kişiye fuhuş yaptırmak ve fuhuşa teşvik etmek suçlarını kabul etti. Temmuz 2009’da cezaevinden erken tahliye edildi. Kasım 2011’de ise New York'ta "suçun tekrarlanma riskinin yüksek olduğu ve kamu güvenliğine tehdit oluşturduğu" 3. seviye bir cinsel suçlu olarak kaydedildi. Davanın önemli isimlerinden Virginia Roberts Giuffre’nin, 2015 yılında Epstein'ın kendisini henüz 16 yaşındayken çevresindeki kişilerle seks yapmaya zorladığını belirten belgeleri sunmasıyla dava seyir değiştirdi. Yeni isimler ve tanıklıkların eklendiği dava geniş çaplı bir taciz şebekesini ortaya çıkardı. 6 Temmuz 2019’da New Jersey Teterboro Havalimanı'nda FBI-NYPD Crimes Against Children Task Force tarafından tutuklanan Epstein, 10 Ağustos 2019’da tutuklu bulunduğu Manhattan Correctional Center’da asılarak intihar etmiş şekilde ölü bulundu. Kamuoyunda “pedofili adası” olarak bilinen bölge, Amerika Virgin Adaları'nda bulunan Little Saint James ve Great Saint James adalarından oluşuyor. İddialara göre bu alan, Epstein’in uluslararası seks ticareti çetesinin merkeziydi. Hapishane hücresinde intihar etmesinin ardından, adalar Epstein’in mülkü ile ABD Virgin Adaları arasındaki yasal bir savaşın konusu haline geldi. Sonunda anlaşmaya varılarak adaların satışa çıkarılmasına karar verildi ve Mayıs 2023'te bu iki ada milyarder Stephen Deckoff tarafından 60 milyon dolara satın alındı. Deckoff, burada 25 odalı beş yıldızlı lüks bir tatil köyü inşa ediyor. Epstein’in çocuk tacizi suç şebekesinin kilit ismi, uzun yıllar ilişki yaşadığı partneri Ghislaine Maxwell'dir. İddialara göre, Maxwell Epstein adına reşit olmayan kız çocuklarını tedarik eden kişiydi. Maxwell, reşit olmayan biriyle seks ticareti yapmak da dahil olmak üzere yargılandığı altı suçlamanın beşinden suçlu bulunarak tutuklandı. Birçok Hollywood yıldızı, siyasetçi, şarkıcı, iş insanının bu 'PEDOFİLİ ADASI'nın müdavimi olması büyük infial yaratmış olsa da, bizler tabi ki hangi utanmaz bu ‘PEDOFİLİ ADASI’nın müdavimi onu merak ediyoruz…

Bircan YILDIRIM

295,412 görüntüleme • 5 ay önce

Dün gece TGRT'de 👇 İmamoğlu'nun Cumhurbaşkanlığı hedefi uğruna belediye başkanlarından nasıl para topladığına dikkat çekmiştim. Ve Muhittin Böcek'in İmamoğlu'na para verdiği haberi bu sabah manşet oldu... İMAMOĞLU, 15 MİLYON EURO İSTEDİ; Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında ifade veren Muhittin Böcek, Ankara’daki bir toplantının ardından Özgür Özel’in kendisine merhum Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’e maddi destek ve proje desteği verilmesi talimatında bulunduğunu, Manisa’ya giderken yanında bir çanta içerisinde yaklaşık 950 bin Euro götürdüğünü söyledi. Böcek, Zeyrek ile kısa süre baş başa kaldığını, bu sırada parayı masasının yanına bıraktığını ifade etti. Adaylığını netleştirmek amacıyla 30 Kasım 2023 tarihinde İstanbul’a gittiğini belirten Böcek, Renaissance İstanbul Polat Bosphorus Hotel’de Ekrem İmamoğlu ile yaklaşık bir saat süren bir görüşme gerçekleştirdiğini ifade etti. Böcek, görüşmeye özel kalemi Yasin Yellice’nin tanıklık ettiğini, görüşme sonrasında otelin balkonunda birlikte fotoğraf çektirdiklerini ve sosyal medya hesabında paylaştığını da beyan etti. Böcek’in ifadesine göre Ekrem İmamoğlu, bu görüşmede başka bir kişiye adaylık sözü vermediğini ve tercihini Böcek’ten yana kullanacağını söyledi. Böcek, İmamoğlu’nun kendisine seçim kampanyası için maddi kaynağa ihtiyaç olduğunu söylediğini, ayrıca ilerleyen dönemde cumhurbaşkanlığı adaylığı planladığını belirterek siyasi yol haritasına ilişkin değerlendirmelerde bulunduğunu aktardı. Muhittin Böcek, ifadesinde İmamoğlu’nun kendisinden yaklaşık 15 milyon Euro maddi kaynak desteği istediğini, ayrıca cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde Akdeniz Bölgesi harcamalarının kendisi tarafından karşılanmasını talep ettiğini öne sürdü. *BÖCEK: 5 MİLYON EURO’YU “HAVALA” SİSTEMİ İLE İLETTİM* Böcek, Antalya’ya döndükten sonra bir dostuna *5 milyon Euro* paraya ihtiyacı olduğunu ve bu parayla İstanbul’da bir ödeme yapacağını söylediğini anlattı. İfadesine göre, birkaç gün sonra görüştüğü kişi kendisine bir *100 TL banknotun fotoğrafını* çekti; ayrıca üzerinde bir isim ve telefon numarası yazılı kâğıdı zarf içinde verdi. Böcek, bu banknot ve kâğıtla birlikte ödemenin İstanbul Kapalıçarşı’da tahsil edilebileceğinin kendisine söylendiğini belirtti. Bu yöntemin “havala” adı verilen gizli bir ödeme sistemi olduğunu düşündüğünü söyleyen Böcek, paranın hangi dövizciden tahsil edildiğini bilmesinin mümkün olmadığını ifade etti. İMAMOĞLU’NA TESLİM ETTİM”* Muhittin Böcek, talep edilen paranın bir kısmını karşılamak amacıyla 16 Aralık 2023 tarihinde Ekrem İmamoğlu’nu aradığını, 17 Aralık 2023 tarihinde İstanbul’a giderek kendisiyle yeniden görüştüğünü söyledi. Böcek, İstanbul’da İmamoğlu’nun seçim ofisi olarak kullandığı bir binaya gittiğini, buranın yüksek katlı bir plazanın giriş katında bulunan bir ofis olduğunu ifade etti. Baş başa yapılan ikinci görüşmede, yanındaki banknot ve telefon yazılı kâğıdı Ekrem İmamoğlu’na teslim ettiğini beyan eden Böcek, talep edilen paranın kalanını daha sonra zaman içerisinde halledeceğini söylediğini anlattı. Böcek ayrıca, bu seçimde Antalya’nın çok sayıda ilçesini kazanacağını taahhüt ettiğini ve ilçelere ilişkin çalışmalarını da İmamoğlu’na sunduğunu belirtti. “KALAN PARAYI İMAMOĞLU TUTUKLANDIĞI İÇİN VERMEDİM”* Böcek’in ifadesinde dikkat çeken bir diğer ayrıntı da taahhüt ettiği paranın kalanına ilişkin oldu. Muhittin Böcek, Ekrem İmamoğlu’na verdiğini ileri sürdüğü desteğin kalan kısmını, İmamoğlu tutuklandığı için gerçekleştirmediğini söyledi. DĞN GECE CANLI YAYINDA PARA TOPLAMA KONUSUNU ANLATTIM... İşte TGRT'de gürkan hacır ın sunduğu Taksim Meydanı programında, imamoğlu'nun cumhurbaşkanlığı hedefi uğruna belediye başkanlarından nasıl para topladığına ilişkin açıklamalarım;👇👇👇

MEHMET FARAÇ

35,773 görüntüleme • 18 gün önce

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı: ▪️23'ü ormanlık alanda, 21'i de orman dışı alanda olmak üzere toplam 44 yangına müdahale ettik. Bugün çıkan yangınların tamamı kontrol altına alınmış oldu. Devam eden yangınlarda ise son durum şu şekilde; Antalya Gazipaşa ve Uşak Sivaslı'daki ikinci yangın büyük ölçüde kontrol altına alındı demiştim ancak malumunuz havanın çok aşırı sıcak olması sebebiyle en ufak rüzgarda bile yeniden alevlenmelerin yaşanması sebebiyle soğutma çalışmalarını bitirene kadar burada tam kontrolü vermeyeceğiz. Dolayısıyla bu konunun kamuoyumuz tarafından bilinmesini istirham ediyoruz. ▪️Halihazırda 3 ilimizde 4 yangın var. Bursa Kestel, Bursa Harmancık, Karabük Safranbolu ve Kahramanmaraş Onikişubat. ▪️Bursa'da iki ayrı ilçede yangın çıkmıştı. Öğlen yaptığımız açıklamada Harmancık Orhaneli yangınıyla ilgili büyük ölçüde kontrol altına aldığımızı, soğutma çalışmalarına devam ettiğimizi, tedbiri elden bırakmak istemediğimizi şöylemiştik. Tam da biraz önce söylediğim sebeple gün içerisinde maalesef burada aşırı bir rüzgar oluştu ve yeniden alevlenmelere sebep oldu. Şimdi yeniden oraya odaklanmış bulunmaktayız. ▪️Gündüz daha fazla yoğunlaştığımız ve artık bitirmekle ilgili sonlara geldiğimizi düşündüğümüz Kestel yangınında her geçen dakika daha iyiye gidiyoruz. Gün içerisinde 2'si ağır sınıf 6 uçak, yine 2'si ağır sınıf 4 helikopter, 855 kara aracı ve 2 bin 300 personel ile bu iki yangına müdahil olduk. Hava karardıktan sonra da her zaman olduğu gibi gecenin verdiği o dinginlikle arkadaşlarımız daha fazla yere ulaşarak soğutma ve o tütmelerin sebeplerini ortadan kaldırmakla ilgili çalışmalarına devam edecekler. ▪️Toplam 3 bin 15 vatandaşımız tahliye edildi, güvenli yerlere alındı. ▪️Karabük Safranbolu, burada durumun iyi gittiğini söyleyebilirim ancak arkadaşlarımız sahada kontrollerine devam ettiği sırada yeni bir alevlenme oldu. Yani en son alana bile ulaşmadan biz tam burayı kontrol ettik demeyeceğiz. Gün boyu buraya da yine 3 uçak, 16 helikopter, 389 araç ve bin 286 personelle müdahale ettik, gece boyunca da arkadaşlarımız bütün alanlara ulaşmakla ilgili çalışmalarına devam edecekler. ▪️Dünden bu yana canla başla çalışan, yangınların söndürülmesiyle ilgili fedakarca çalışmalara katılan, destek veren bütün çalışanlarımıza, bütün bakanlıklarımıza, bütün ilgili kurumlarımıza canıgönülden teşekkür ediyorum.

T.C. İletişim Başkanlığı

50,828 görüntüleme • 11 ay önce