正在加载视频...

视频加载失败

🔴 Cihat Yaycı ; Soru şudur; Devlet terörü bitirmişken, Devleti yönetenler haklı olarak terörü bitirmekle övünürken, Terör örgütü inlerinden başlarını çıkartamaz hale gelmişken; Durduk yere, mahkum terör örgütü liderinin TBMM ‘ye çağrıldığı bu süreç de nereden çıktı?

229,096 次观看 • 9 个月前 •via X (Twitter)

0 条评论

暂无评论

原始帖子的评论将显示在这里

相关视频

🔴Cihat Yaycı ; ❗️“Misakı Milli sınırlarına ulaşıyoruz” kandırmacasıyla ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)’nin hayata geçirilmesine dair emareler vardır. ❗️Yapılmak istenen şey, 2005 yılında imzalanan sözde KCK sözleşmesinin aynısıdır. ❗️Yani; - Anayasa değişikliği yapılarak; Türkçe dışında anadilde eğitim yapılamayacağını belirten 42 ve Türk tanımının yapıldığı 66. maddeler kaldırılacak ya da Kürtçe ve Kürt eklenecek. - Anayasadan Türk ifadeleri kaldırılacak⁠ - ⁠Yerel özerklik ihdas olunacak - Sonunda sözde Kürdistan'ın Türkiye’deki parçası ile İran, Irak, Suriye topraklarıyla birleşmesi hedefleniyor.⁠ ❗️Peki Meclisteli siyasi partilerden 42 ve 66’ncı maddelerin değiştirilmesine karşı olduğunu beyan eden var mı? ❗️Bir gazeteci, "Misak-ı Millî'ci oldular" diyor. ❗️Türkiye'ye sunulan ABD projesinde, "Büyük Kürdistan Türkiye'nin himayesinde kurulsun, böylece Türkiye büyüyor görünsün" deniyor. ❗️Irak'ın kuzeyindeki özerk yapı ve Suriye'nin kuzeyindeki terörist özerk bölgelerle birleşilsin, anayasa değişiklikleri yapılsın, federatif yapıya geçilsin, sonra bağımsızlık ilan edilsin. ❗️Türk halkı da "Misak-ı Millî sınırlarına ulaşıldı" diyerek uyutulacak. Zira nihayetinde Türkiye parçalanacak. ❗️PKK terör örgütü kendini lağvetsin, 40.000 kişinin katili İmralı’daki terörist başı gelsin Meclise çağrı yapsın ve “umut hakkı” verilerek affedilsin demek de ne demek? ❗️Türkiye'de hukuk yok mu, kanun yok mu? Siyasiler ne zamandan beri istediklerini affedebiliyorlar? ❗️Bu tür pazarlıklar dünya tarihine rezalet olarak geçer. ❗️Muhatap alınan Katil Öcalan, şımarıkça hapisten şart koşuyor; bir garantör bir devlet talep ediyor ve bu devletin Amerika olması gerektiğini belirtiyor. Anayasa’da değişiklik istiyor. Bu durum Türkiye için çok alçaltıcıdır. ❗️Öte yandan, PKK 2002'de kendini lağvetmişti, ama isim değiştirerek "KADEK" oldu, sonra "Kongra Gel-KCK" oldu. Sürekli isim değiştirerek devam ettiler. Bu yüzden PKK’nın terör listesinde kalması için büyük gayret sarf ettik. ❗️Şu an PKK Türkiye'de ve yurt dışında eylem yapamaz hale geldi, iktidar bu konuda başarı sağladı ve biz de memnunuz. Devletin otoritesini sağladığı için teşekkür ediyoruz. ❗️Ancak, PKK’yi yeniden gündeme getirme çabası nereden çıktı? ❗️PKK uluslararası bir terör örgütü olarak tanınıyor; Avrupa Birliği, NATO ve diğer devletler tarafından bu listeye dahil edilmiş durumda. Ancak, YPG terör listesinde değil. ❗️PKK'nın genç kadroları Suriye’de yapılandı ve YPG adını aldı. İsim değişiklikleriyle terör örgütü listelerinden çıkıyorlar, başka bir terör örgütü kuruluyor ve onu terör örgütü olarak tanıtmak zorlaşıyor. ❗️Türkiye YPG'yi terör örgütü olarak tanıyor ama Suriye’ye yönelik bir kara harekâtı yapamıyor çünkü YPG, Amerika'nın müttefiki ve terör örgütü listesinde değil. ❗️Suriye’de terör örgütü YPG'ye yönelik hava harekâtı dahi yapamıyoruz çünkü Rusya ve Amerika buna izin vermiyor. Bu sebeple Suriye’ye sınırlarımız içinden top ve SİHA atışlarıyla sınırlı kalıyoruz. ❗️Amerika ve Rusya YPG’yi koruyor ve terör listesine almıyor. Bu yüzden artık sınır ötesi harekât yapmamız da iyice zorlaştı. 👇👇👇

TÜRK DEGS / TURK MAGS

56,558 次观看 • 1 年前

🔴Cihat Yaycı : Bu tür bir sürecin benim gibi insanların tasvip edebileceği bir durum olması mümkün değil. 📌 Dünyanın hiçbir yerinde 25 yıldır hapiste tutulan bir mahkûmun siyasi muhatap alınarak, "Gel sen bu işe çözüm getir, hem de gel bizim mecliste konuş" denmesi kabul edilebilir bir şey değildir. 📌 Bu, Türk tarihinde değil, dünya tarihinde de görülmüş bir durum değildir. Bu gerçekten çok acı bir tablodur. 📌Türkiye Cumhuriyeti Devleti, şehitlerimiz ve gazilerimiz sayesinde terörü ve terör örgütünü bitirdiği bir noktadayken neden böyle bir çağrıyı yapma ihtiyacı duymuştur? 📌 Bu, kamuoyuna açıklanması gereken bir durumdur. 📌Dahası, burada ciddi bir tezat daha bulunmaktadır. Bu çağrıyı yapan heyette yer alan kişilerden biri, Mardin Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden terörle iltisaklı olduğu iddialarıyla görevden alınmış bir isimdir. ❓Peki, böyle bir şahıs, nasıl oluyor da mMecliste kapılarda karşılanıyor? Bu, devlet ciddiyetiyle bağdaşıyor mu? Asıl sorulması gereken soru budur. 📌Ben bu konuları gündeme getirdikçe, özellikle şehit aileleri ve gazilerimizin hissettiklerini dile getirdikçe, PKK'lılar ve bölücüler tarafından tehdit edilip hakarete uğramayı normal karşılıyorum. Ancak beni asıl şaşırtan, milliyetçi olduğunu iddia eden bazı kişilerin bana tehdit ve hakaret etme cüretinde bulunmalarıdır. Bu gerçekten çok enteresan bir durumdur. 📌Geldiğimiz noktada, PKK ile milliyetçi olduğu iddia edilen kişiler bir araya gelmiş görünüyor. ❗️Ancak gerçek bir milliyetçinin böyle bir durum içinde yer alması mümkün değildir. ❗️Gerçek bir milliyetçi, PKK'’lının ya da teröre yardım eden birinin elini sıkmaz. ❗️Bu tür davranışlar, "Terörsüz Türkiye" adı altında kılıf uydurularak meşrulaştırılmaya çalışılsa da, Türk Milletinin vicdanında asla kabul görmez. 📌Türk milletinin değerlerine, Atatürk'ün ilkelerine bağlı vatandaşlar için bu tür davranışlar ne kabul edilebilir, ne de sindirilebilir niteliktedir. ❓Bir milliyetçi, vatanperver bir insan, devletin polisini, askerini, öğretmenini, vatandaşını, hatta bebeğini öldüren bir terör örgütü liderinden mesaj getiren heyeti nasıl kapıda karşılayıp dinler? Bu, akıl, mantık ve vicdanla açıklanamaz. ❗️Milletin vicdanında bu tür davranışların karşılık bulması mümkün değildir. ❗️Siyasetçiler kendi koltuklarında bu tür girişimlere destek bulabilir, ancak Türk Milletinin vicdanında destek bulamazlar. 📌Türkiye Cumhuriyeti Devleti, terörü bitirmiştir. Terör örgütü liderlerinden Duran Kalkan’ın, “Biz başımızı dışarı çıkaramıyoruz, anında vuruyorlar” şeklindeki sözleri, terör örgütünün ne kadar çaresiz bir durumda olduğunu gözler önüne sermiştir. ❓Ancak ne hikmetse, terör örgütü ne zaman sıkışsa, bir "açılım" ya da "çözüm süreci" başlatılmakta ve neredeyse ölmüş olan terör örgütüne yeniden hayat verilerek güçlenmesine zemin hazırlanmaktadır. ❗️Bu durum artık kabul edilemez ve saklanamaz bir hâl almıştır.

TÜRK DEGS / TURK MAGS

11,764 次观看 • 1 年前

🚨 Cumhur İttifakı bileşeni DSP lideri Önder Aksakal, Meclis kürsüsünden Devlet Bahçeli’yi hedef aldı: Israrını anlamakta güçlük çekiyoruz! Cumhur İttifakı bileşeni DSP lideri Önder Aksakal'dan Cumhur İttifakı içindeki terör ve çözüm yöntemlerine dair görüş farklılıklarını gün yüzüne çıkaran bir açıklama geldi. 🔴 "PKK terör örgütü ile bir barışın konuşuluyor olmasın asil milletimiz ve kadim Türk devleti adına büyük bir talihsizliktir." 🔴 "Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından deklare edilen devlet yaklaşımı terör örgütü PKK ve bileşenleri tamamen silahlarını teslim etmesi, Avrupa'daki diasporası ve militanlarının da yüce Türk adaletine teslim olmasıdır." 🔴 Bir bebek katilini sürecin sözde 'baş aktörü ve müzakerecisi' konumunda tanımladıkları gibi, utanmasalar kendisine İmralı'da külliye yapılmasını bile talep edecekler. 🔴 Hadi bunların hayallerini ve çabalarını bir parça olsun anladık diyelim de, aynı frekanstan çağrılar yapmaya başlayan Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin daha bir ısrarcı olmasını anlamakta hakikaten müşkülümüz vardır. 🔴 Buradan sormak isterim milletin huzurunda; Sayın Bahçeli'nin bu ısrarlarının temelinde kendilerinin bildiği, bizim ve milletimizin bilmediği bir gelişme mi olmuştur? 🔴 Yani binlerce TIR dolusu silahları olduğu alenen bilindiği halde, PKK'lı 30 tane teröristin 30 çakaralmaz silahlarını bir teneke kazanda yakma gösterisini silahların tümünün teslim edildiği şeklinde yeterli mi kabul etmektedir? 🔴 Mesela bir tek terör örgütü mensubu, bir tek terörist gelip bağımsız Türk yargısına teslim mi olmuştur da bizim haberimiz yoktur? 🔴 Mesela sözüm ona 5 Mayıs 2025 tarihinde topladıkları sözde kongrede 'Yaşasın Apo, Yaşasın PKK' diye tempo tutarak kendilerini feshettiklerini ilan eden Kandil'deki elebaşları inlerinden çıkarıldı da biz mi duymadık? 🔴 Terör örgütünün Suriye kolu olan YPG/PYD/SDG unsurlarının Suriye'deki yeni yapılanmaya dair entegrasyonu tam olarak sağlandı da bunu sadece Sayın Bahçeli'ye mi bildirdiler?

MOD

22,271 次观看 • 4 个月前

🔴BU MİLLETİN HAYATI, SİYASETÇİLERİN YAPTIKLARI HATALARIN BEDELİNİ ÖDEMEKLE GEÇTİ.. Hiç bağırmaya, çağırmaya gerek yok. Bu mesele yüksek sesle değil, doğru zeminde ele alınması gereken bir meseledir. Asıl hata tam da burada yapılmıştır. Terör sorunu ayrıdır, Kürt meselesi ayrıdır. Bu ikisini aynı potaya koyduğunuz anda, niyetiniz ne olursa olsun sonuç değişmez. Terörle mücadeleyi Meclis kürsülerine, komisyon salonlarına taşıyıp; Abdullah Öcalan’ı, onun söylemlerini ve uzantılarını tartışma konusu haline getirdiğinizde mesele ister istemez “Kürt meselesi” başlığına evrilir. Bugün yaşanan tam olarak budur. “Terörsüz Türkiye” söylemiyle kocaman bir komisyon kurup, bu komisyonun gündemine terör örgütü liderini ve onun ideolojik çerçevesini taşırsanız; yarın birileri çıkıp yapılan her terör eylemini “Kürt isyanı” diye pazarladığında şaşırmamalısınız. O noktadan sonra ne kadar bağırırsanız bağırın, sesiniz kendi hatanızın gürültüsünde kaybolur. Üstelik komisyonun adını “Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” koymak, sorunu çözmek yerine daha da büyütmüştür. Çünkü terörle mücadele, kardeşlik kavramının arkasına gizlenerek yürütülecek bir iş değildir. Terör; istihbaratın, güvenlik kurumlarının, hukukun ve devlet aklının konusudur. Meclis kürsüsünde romantize edilecek, isimler ve vasiyetler üzerinden tartışılacak bir alan değildir. Devlet, başından beri bu meseleyi olması gerektiği gibi; yani istihbarî, güvenlik ve hukuk ekseninde, “terörle mücadele” başlığı altında yürütmüş olsaydı bugün bu kadar gürültü, bu kadar patırtı, bu kadar kafa karışıklığı yaşanmazdı. Ne toplumda ayrışma bu noktaya gelir, ne de terör propagandasına alan açılmış olurdu. Kısacası yaşananlar bir iletişim kazası değil, bir yöntem hatasıdır. Terörü siyasallaştırırsanız, terör de siyaseti rehin alır. Bugün gelinen nokta bunun açık göstergesidir.

Savcı Sayan 🇹🇷

34,399 次观看 • 7 个月前

🔴 Cihat Yaycı ; İçimizi kavuran olayın özeti şudur: PKK, bir üsteğmenimizi 2022’de şehit ediyor. Bu şehidimizin naaşını da saklıyor. Naaşın bulunduğu yere dair muhtemelen istihbarat alınıyor ve bu bilgi doğrultusunda operasyon düzenleniyor. O operasyonda da 12 askerimiz şehit oluyor. Yani şehit olan askerlerimiz, PKK tarafından şehit edilen üsteğmenimizin aziz naaşını bulmaya çalışırken şehit oluyorlar . Tabiatıyla bu olayın faili, sorumlusu tamamen PKK’dır. Başka bir gerekçe aramaya gerek yoktur. Olay bu kadar nettir. ⁉️Ancak sorular vardır; - Naaşın orada olduğu bilgisi kimlerden alınmıştır ? Kimler vermiştir? - Naaş gerçekten o mağarada bulundu mu, bulunmadı mı? - İçeride bir kimyasal tuzak mı vardı? Askerlerimiz oraya mı çekildi? 📍Devletimiz mutlaka gerekli soruşturmayı bu konularda zaten yapıyordur. ‼️ Ortada olan en basit gerçek ise şudur: PKK, hem bir subayımızı şehit ediyor hem de onun naaşını saklıyor. O naaşı ararken, başka beş askerimiz de aynı terör örgütü tarafından şehit ediliyor. ❗️Tüm bu olayların müsebbibi açıktır: PKK’dır. Olaylara düz mantık çerçevesinde bakıldığında dahi bu gerçek görülecektir. 🇹🇷 Bu noktada şunu özellikle vurgulamak isterim: Bu olaylar, terör örgütü PKK ile müzakere gibi bir ihtimalin olmadığı her seferinde ortaya çıkarıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri son derece güçlüdür. Milli Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatı, terörle mücadelede kesin bir kararlılık içindedir. 🇹🇷 Ne olursa olsun, Devletimiz güçlüdür ve Türk Milleti’nin de Devletimize güvenmesi gerekir. 🇹🇷 Binlerce yıllık bir devlet geleneğimiz var. Evelallah, Türk Milleti ayaktadır. 🇹🇷 Devletimiz büyük bir devlettir. Türk Silahlı Kuvvetleri ise son derece güçlüdür.

TÜRK DEGS / TURK MAGS

44,863 次观看 • 1 年前

Cihat Yaycı : ⁉️ BU NASIL BİR TEZATTIR? Bebek dahil 12 masum insanı yakarak katleden terör örgütü mensubu bugün meydanlarda “barış”, “demokrasi” ve “insan hakları” üzerine nutuk atabiliyor. Daha da vahimi, bunu hiçbir pişmanlık emaresi göstermeden yapıyor. Aksine, bu ve bunun gibiler “Biz pişman değiliz.” diyerek işledikleri suçları reddetmediklerini, benimsediklerini ve meşru gördüklerini açıkça ilan ediyorlar. Hakkında da hiç bir işlem yapılmıyor! Peki sormak gerekmez mi? Bebek katilleri vicdan dersi verebilir mi? Masum insanları diri diri yakanlar insan haklarından söz edebilir mi? Terörü yöntem olarak benimseyenler demokrasi adına konuşabilir mi? Silahla, bombayla, cinayetle hafızalara kazınmış bir örgütün mensupları barışın temsilcisi olabilir mi? Elbette olamaz. İşte asıl tezat budur. Bir tarafta evlatlarını kaybetmiş ailelerin hiç dinmeyen acısı, binlerce şehidimizin aziz hatırası ve gazilerimizin fedakârlığı dururken; diğer tarafta bunlardan hiçbir pişmanlık duymayan kişilerin meydanlarda kahraman gibi karşılanması ve propaganda yapabilmesi, hukuk devleti ve toplumsal vicdan açısından üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir tablodur. Hiç kimse düşüncesinden dolayı suçlanamaz. Ancak şiddeti öven, terör suçlarını meşrulaştıran veya bunları haklı göstermeye çalışan söylemler ile ifade özgürlüğü aynı şey değildir. Demokratik toplumlarda da ifade özgürlüğünün sınırları, başkalarının hakları ve kamu düzeni çerçevesinde belirlenir. Devletin görevi; şehit ailelerinin vicdanını yaralayan, terörü meşrulaştıran ve toplumsal huzuru zedeleyen söylemlere karşı hukukun gereğini kararlılıkla uygulamaktır. Çünkü terörün normalleştiği yerde ne gerçek demokrasi olur, ne gerçek özgürlük, ne de gerçek barış.

TÜRK DEGS / TURK MAGS

12,013 次观看 • 1 个月前

📍Baba Şevket Altıntaş, Urfa Halfeti’den yıllar önce Gaziantep’e taşınır. 📍Biricik oğlu Müslüm burada dünyaya gelir. 📍Askerlik vakti gelince de babası oğlunu devletine emanet eder. 📍Acemi birliğindeki görevini tamamlayıp, Erzincan’daki usta birliğine teslim olmak için yola çıkan Piyade Er Müslüm, Ekim 2015’te terör örgütü PKK tarafından Tunceli Pülümür’de kaçırılır. 📍Ve Altıntaş ailesi biricik evlatlarının Kuzey Irak’ta alçak terör örgütünün elinde rehin olduğunu 2015’in son gecesinde öğrenir. 📍Müslüm tam 5.5 yıl Gara’da bir mağarada hain terör örgütünün her türlü zulmüne maruz kalır. 📍Ve Şubat 2021’de TSK’nın yaptığı kurtarma operasyonu sırasında terör örgütü tarafından alçakça katledilir. 📍Aile yıllar sonra cesedini gördükleri evlatlarını tanıyamaz bile. 📍Haklı olarak mahkemeye verirler MSB’nı. 📍Ve bakanlık 2 milyon 250 bin TL tazminat ödemeye mahkum olur. 📍Devlet bir kaç ay önce bu parayı öder. 📍Ancak bakanlık “bu para çok” der ve 1 milyon 540 bin TL’sini geri ister. 📍Bu kez mahkeme talep edilen paranın faizi ile geri ödenmesine hükmeder. 📍Şu ana kadar şehidimizin ailesinin, ana paranın yanı sıra, devlete olan birikmiş faiz borcu 60 bin TL ve buna her gün 694.16 TL ekleniyor. 📍Ailenin yıllarca çektiği acı yetmemiş gibi, bir de bu travmayı onlara yaşatmaya ne hakkınız var T.C. Millî Savunma Bakanlığı ? 👉Devlet aklınız bu mu sizin? 📍Az önce şehidimizin babası ile uzun uzun dertleştim ve bu vahim tabloyu sizinle paylaşmak için izin aldım. 📍Konuyu yarın Meclis gündemine taşıyacağım. Yeliz Koray

Turhan Çömez

317,242 次观看 • 1 年前

🔴Cihat Yaycı : Suriye'nin yaşam damarları artık Siyonistlerin ve teröristlerin kontrolünde! Bu sessiz işgalin adı: Enerji Jeopolitiği 👇 1️⃣ Suriye’nin su ve elektrik ihtiyacının %90’ı artık iki gücün elinde: 🇮🇱 İsrail ☠️ PKK/YPG Bu ne demek biliyor musunuz? Bir ülkeyi diz çöktürmenin silahsız ama etkili yolu. 2️⃣ 🔻 Güneyde İsrail kontrolünde: 📍 El-Vahda Barajı 📍 Süveyda Barajları ➡️ Suriye'nin toplam su-elektrik ihtiyacının %70’i İsrail bu bölgelere fiilen hâkim. Enerji hattını kontrol eden, ülkenin kaderini belirler! 3️⃣ 🔻 Kuzeydoğuda terör örgütü PKK/YPG kontrolünde: 📍 Tişrin Barajı ➡️ Suriye’nin elektrik-su ihtiyacının %15–20’si ABD’nin desteğiyle burada kurulan sözde yapılar, fiilen enerji işgalcisi. 4️⃣ 🔍 Toplamda ne görüyoruz? 💥 Suriye’nin elektrik ve su ihtiyacının %90’ı ya İsrail ya da terör örgütü PKK/YPG’nin elinde! Bu sadece bir enerji kontrolü değil, jeopolitik boyunduruktur! 5️⃣ Bu bölgelerin tümü, stratejik su havzalarıdır: ➡️ Su = Enerji ➡️ Enerji = Egemenlik ➡️ Egemenlik = Bağımsızlık Su kaynaklarını kaybeden devlet, bağımsızlığını kaybeder! 6️⃣ Suriye bu kuşatma altındayken, Türkiye de aynı tuzakla çevreleniyor. Gözümüzü açmazsak, sıra Fırat’a, Dicle’ye, GAP’a gelir! Suyuna, barajına, elektriğine sahip çıkmayan milletin istikbali rehin olur. Yayının tamamı :

TÜRK DEGS / TURK MAGS

63,252 次观看 • 1 年前

Bese Hozat Kimdir ve Verdiği Mesajların Anlamı Nedir? PKK’nın Kandil’deki en önemli elebaşlarından, belki de şu an en önemlisi topuklu terörist Bese Hozat: “Türkiye bu süreci geliştirmezse Türkiye’nin geleceği çok karanlıktır. PKK kadroları af maf istemiyor. Eve dönüş yasası falan da istemiyor. Af, suç işleyenler için yapılır. Biz suç işlememişiz ki af isteyelim” demiş. Şimdi kimileri bunu duymaz, duymak istemez, kulağının üstüne yatar, kimileri hafife alır, kimileri ciddiye, kimileri de örgütün siyasi uzantılarına/etki ajanlarına/milislerine ekrandan verilen bir mesaj olarak okur, bilemem, ama ben Bese Hozat kod Fatma Yıldız’ı bilir ve önemserim. Öncelikle vurgulayalım; onun bu çatallı dili, sadece ihanet, sadece vekalet, sadece tehdit, sadece ayar barındırmıyor. O hem süreç severlere/teslim olmuşlara/örgüte kanmışlara net bir mesaj ve örgüt kadrolarına net bir talimat veriyor. /// Verdiği mesajları ve süreç için anlamını yorumlamadan önce size Bese Hozat’ın örgütteki yerini ve önemini kısaca anlatayım: “O Apo’nun Kandil’deki Yankısıdır.” Bese Hozat terör örgütünün en kritik çekirdek kadrolarındandır, en tepedeki birkaç teröristten biridir ve örgütün üstyapı ideoloğudur. KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı’dır; bu pozisyon örgütte stratejik karar mekanizmasının en üst katmanında bulunmak anlamına gelir. Apo’nun ideolojik çizgisini yorumlayan, güncelleyen, söylemlerini örgüt politikalarına çeviren, yeniden kodlayan ve örgüt tabanına aktaran en etkili figürdür. Bu haliyle Bese Hozat terör örgütünün siyasal söylemlerinin, uluslararası mesajlarının, çözüm süreci dönemi analizlerinin, örgütsel stratejik kavramlaştırmalarının çoğunu Apo adına bizzat formüle eden baş teröriçedir ve Kandil’in “ideolojik beyni” olarak kabul edilir. Bu haliyle 3 tane Murat Karayılan, 5 tane Cemil Bayık, 35 tane Duran Kalkan, 75 tane Mustafa Karasu eder. Her sözü bir sinyaldir, talimattır. Açıklamaları, örgütün özellikle gençlik-milis yapılanması (YPS, YDG-H, Asayiş), kadın yapılanması, şehir hücreleri, sosyal medya operatörleri, medya yapılanmaları, Türk medyasına sızmış etki ajanları, Avrupa’daki propaganda mekanizması için operasyonel talimat niteliği taşır. O, Apo adına “Siyasi meşruiyet yaratma” sürecinin ana mimarıdır, PKK’nın kendini bir “taraf”, bir “meşru aktör”, bir “çatışma paydaşı” gibi sunma çabalarının arkasında onun söylem mühendisliği vardır. Yani Bese Hozat, İmralı’daki Apo’nun izdüşümü, dişil türevi, Apo’nun tercüme edilmiş sözüdür. Söylevleri ne kadar ciddiye alınmalıdır? Kısa ve net bir yanıt vereyim: Çok. Hatta gereğinden bile çok. Çünkü Hozat’ın sözleri açıklama değil, örgütün stratejik terör bildirisi, talimatı, mesajıdır. Ve özellikle: “Suç işlemedik” / “Af istemiyoruz” sözleri; örgütün meşruiyet alanını genişletme, devleti ise hükümranlıkta denk aktör olarak konumlandırma denemesidir. Bu nedenle çok tehlikelidir ve çok ciddiye alınmalıdır. /// Peki sözlerinin anlamı nedir? Siz benim buna terör örgütünün son dönem kodlarını okuma çabası da diyebilirsiniz. Ve gördüğümü en baştan söyleyeyim: Kod Bese Hozat’ın bu söylemi, devlet aklı için normal bir tehdidin çok ötesindedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin meşruiyetini, hukukunu, egemenliğini hedef alan temel bir meydan okumadır. Bese Hozat’ın ağzından çıkan hiçbir kelime, bir teröristin laubaliliği değildir; devletin egemenlik alanına atılmış hesaplı bir neşter cerrahisidir. PKK, Türkiye’yi kendi terör eylemlerinin muhatabı değil; kendi siyasal talebinin ‘tarafı’ olarak göstermek istiyor. Bu, klasik bir terör söylemi değil; bir devletleşme iddiasının habercisidir. Devlet bunu anında kırmazsa, bu iddia uluslararası alanda ‘zımni kabul’ üretir. Açalım: • Bu cümle/açıklama terör örgütünün sürece bakışını gösteren ve ispat eden en temel yaklaşımlarından biridir. Kesinlikle ağzı gevşek bir teröristin gevşek bir lafı değildir. Türkiye Cumhuriyeti’nin meşruiyetini, hukukunu, egemenliğini hedef alan temel bir meydan okumadır. • Bu söz, terör örgütünün 40 yıllık kanlı tarihini aklamaya çalışmasından çok daha büyük bir tehdidi içerir: Devletin meşruiyetini yok sayarak kendini devletle eşit konumda ilan etme teşebbüsü. • “Suç işlemedik” demek, aslında “devleti tanımıyoruz” demektir. Bu söylem; terörü, ihaneti, kalleşliği, kahpeliği, arkadan vurmayı, bombayı, mayını, pusuyu, hendekleri, infazları, çocukları, bebekleri katletmeyi “suç” değil “hak” gösterme çabasıdır. Bu cümlenin alt anlamı şudur: “Türk devleti bizim üzerimizde hükümran değildir.” Bu haliyle bu kaşar teröristin dedikleri devlete karşı paralel otorite ilanıdır. • “Af istemiyoruz” demekle devlete “sen üst değilsin” deme cüreti gösteriyor. Affı reddederek; “Sen bizi yargılayamazsın-sen bizi affedemezsin-sen bizim üzerimizde egemen değilsin” demeye getiriyor. • Bunlar sanki bir terör örgütü değil de kendilerini devlete denk, hatta üstün gören, statü iddiasının pratikleridir. Ve devlet için kırmızı alarm değerindedir. • PKK, bu söylemle artık suçtan değil; statüden konuşmaya başlamıştır. Ve bu çok kritiktir. Topuklu terörist Bese Hozat, “suç işlemedik” derken; “Biz terörist değiliz; tarafız”, “Biz suçlu değiliz; siyasi özneyiz”, “Siz de bize göre tarafsınız” demeye getirmektedir. • Bu, Türkiye’yi hukuki düzlemden, “iç çatışma/iki taraflı çatışma” düzlemine çekme girişimidir. Son derece sinsi bir terör yaklaşımıdır, uluslararası hukukta ‘silahlı çatışma statüsü’ arayışı ve yine uluslararası hukukta ‘iç statü bildirimi’ kurnazlığıdır. Süreç içerisinde verilen/verilecek her tavizi, uluslararası alana/hukuka taşımayı amaçlayan sinsi bir terör aklıdır. Unutulmasın: Bese Hozat, bugün PKK’nın hem stratejik kodlayıcısı hem de operasyonel tetikleyicisidir. Kandil’in teorisini, sahadaki hücrelerin eylemine bağlayan köprü Hozat’tır. O konuşur, örgüt hareket eder. O ima eder, milisler uygulamaya geçer. O çerçeve çizer, Avrupa’daki propaganda mekanizması o çerçeveyi dolaşıma sokar. Bu cümleler terör örgütü PKK’nın insanlık dışı bir terör örgütü olduğunu ve cinayetlerini normalleştirme operasyonudur. “Suç yok” demek şu anlama gelir: • Köy basmak suç değil. • Çocukları öldürmek suç değil. • Öğretmenleri katletmek, bayrak direklerine asmak suç değil. • Bebekleri, ana karnındaki çocukları kurşunlamak suç değil. • Mayın/EYP döşemek suç değil. • Masum askerleri, polisleri arkadan vurmak suç değil. • Vatanı için terörle mücadele eden korucuları hain ilan etmek suç değil. • Meskûn mahallerde hendek kazmak, tünel açmak, sivil halkı kalkan olarak kullanmak, halkın çocuklarını zorla-tehditle-şantajla ateşe sürmek suç değil. • Gençleri, çocukları kandırıp dağa çıkartmak suç değil. • Siyasi suikastlar suç değil. • Pusu, sabotaj, kundaklama, yakma, infaz suç değil. • Orman yakma; jeosit, ekosit suç değil. Topuklu terörist Bese Hozat’ın bu söylemi; Türkiye Cumhuriyetin egemenliğine karşı yapılmış en tehlikeli psikolojik operasyonlardan biridir. İşledikleri cinayetleri suç kategorisinden çıkarıp “hak verilmiş siyasal şiddet” kategorisine sokmaya çalışmaktır. Bununla; • Devletin ceza hukukunu boşa düşürmeyi hedefliyorlar. • Devletin, örgüt üzerindeki yargı otoritesini çökertmek istiyorlar. • Terörü siyasal alana taşıma çabasındalar. • “Suç değilse, terör yoktur; terör yoksa siyasi çözüm vardır” algısını oluşturmak istiyorlar. Bu söylem, Türkiye’yi terör kategorisinden ‘iç çatışma’ kategorisine çekme girişimidir. Amaç şudur: • Terörü “çatışma”ya çevirmek, • PKK’yı “örgüt”ten “taraf”a taşımak, • Devleti tek meşru otorite olmaktan çıkarmak, • Yeni süreç dayatmalarında PKK’yı “eşit aktör” konumuna oturtmak. Bu cümle, geleceğin masasına şimdiden atılmış bir statü virüsüdür. Devlet bu virüsü bugün yokedip atmazsa, yarın bu kansere dönüşür. Bütün bunlar terör örgütünü devletle denkleme stratejisinin bir parçasıdır. Terör örgütünden, silahlı örgüte, silahlı örgütten tarafa, taraftan aktörlüğe, aktörlükten statü sahipliğine geçiş stratejisidir. Becerebilirlerse sürecin en kritik sıçramalarından birine karşılık gelir. Peki bu söylem Türkiye’de neden boşluk buluyor? Çünkü: • Bazı kesimler hâlâ örgütün söylemini “kimlik politikası” sanıyor. • Bazı medya yapılarına sızılmış durumda. • Bazı aktörler siyasal çıkar için örgüt söylemine alan açıyor. • Bazı uluslararası odaklar PKK’yı zorunlu bir “müttefik” gibi görüyor. • Bazı akademik çevreler batı etkisiyle meseleyi çarpık okuyor. İşte bu yüzden Bese Hozat’ın bu cümleleri görünüşte masum, ama içerikte yıkıcı bir potansiyel taşıyor. Terör örgütünün lider kadroları; kendi adlarına süreci işletenlere, destekçilerine, etki ajanlarına ve sürece teslim olanlara şu mesajı veriyor: • “Bu kez af değil; eşit statü istiyoruz.” • “Bu kez suçtan pazarlık değil; statüden pazarlık yapacağız.” Bu, bir müzakere arayışından çok daha öte, çok daha pervasız; Türkiye Cumhuriyeti’ne bir karşı statü dayatmasıdır. Belli ki sürecin devamında masaya şunları da koyacaklar: “Terör değil, çatışma / terörist değil, taraf / ceza indirimi-af değil, siyasal çözüm.” Terörist elebaşı topuklu terörist kod Bese Hozat üzerinden terör örgütü PKK; • Devletin meşruiyet sinyallerini kesmeye, otorite düğümlerini zayıflatmaya, • Toplumsal algı akışını manipüle etmeye çalışıyor. Yani bu bir açıklama değil; devletin sinir sistemine atılmış bir “otorite virüsü”dür. “Suç işlemedik ki!” diyerek suç alanında olmadıkları devlete kabul ettirerek siyasi alan talep ettiklerini söylüyorlar. Önce statü, sonra pay, sonra kopuş, sonra diğer parçalarla bütünleşme istiyorlar. Örneğin “Güneydoğu bizim, Türkiye hepimizin!” diyorlar. Bu cümlenin hedefi, sadece Türkiye’nin egemenliğine değildir, Türkiye’nin sağılmasıdır. Kafalarında güneydoğumuzun tüm alanlarına ve kaynaklarına çökmek, geri kalan Türkiye’nin de otoritesi/egemenliğini paylaşmak, kaynaklarını ve varlığını sağmak, yağmalamak var. • Bitmez, ardı kesilmez talepler, devletten-milletten-vatandan-ordudan intikam alma hırsları var. • Bu arsız ve pervasız söylem ve arkasındaki niyet; Türkiye’nin egemenliğine, varlığına, iç düzenine yönelmiş en tehlikeli meşruiyet operasyonlarından biridir. Bese Hozat’ın söylediği söz, bir teröristin cüreti değildir; devletin meşruiyet merkezine yönelik bir sibernetik saldırıdır. Bu saldırı bugün durdurulmazsa, yarın ‘biz zaten söylemiştik’ demenin hiçbir anlamı kalmaz. Son sözüm: Terör bitmeli midir? Evet, kesinlikle evet. Türk Devleti ve Ordusunun dağda kazandığı kesin zafer çerçevesinde kesinlikle evet. Çözümün temel parametresi budur, örgütün hezeyanları, dış baskılarla/konjonktürle kabaran arsız talepleri değil. Örgüt kaybettiği bir mücadelenin sonrasında 5 alandaki (Irak-İran-Suriye-AB ve Türkiye) bütün varlığından, iddiasından, emellerinden, bağ ve bağlantılarından, vekilliklerinden kayıtsız şartsız vazgeçmelidir. Böylece af dilemelidir. O zaman --- ve sadece o zaman --- şehit ailelerinin ve gazilerin onayıyla, milletin vicdanıyla, “başka kan akmasın” diyerek devlet affı gündeme gelebilir. Kanı akan biri olarak, milleti, orduyu ve kamuyu tanıyan biri olarak gördüğüm onurlu, tutarlı, gerçekçi çıkış budur. Gerisi karanlıktır. Saygılarımla 30 Kasım 2025

Abdullah Ağar

1,493,229 次观看 • 8 个月前

🔴 Cihat Yaycı : Gerçekten çok acı bir durumdayız. Sanki bu projenin bir parçası gibi gözüküyoruz. Ortadoğu dediğimiz yer bizim yanı başımızda ve her şey burada, gözümüzün önünde gerçekleşiyor. 📌Bakın, terör örgütü liderinden mesaj gelecek mi diye bekleyenler var. Ve televizyonlarda “Öcalan mesajını şu tarihte yayınlayacak vs” diye alt yazıyla geçiyor. 📌Yani, terörist başından mesaj beklemek normalleştiriliyor, 📌Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti terörist başından mesaj bekliyor! 📌Teröristbaşının ulakları Gazi Meclis’te Partilerin Genel Başkanları tarafından karşılanıyor. Halbuki ortada bir parti heyeti yok! Zira bir partinin genel başkanı heyette yokken, diğer partilerin genel başkanları, İmralı’daki terörist başının mesajını getirenleri nasıl kapılarda karşılıyor? Bir Bu durumun siyasi usul ve adaba ve mütekabiliyete nasıl uyduğunu anlamakta zorlanıyorum. Gelen iki milletvekili ve terör örgütü ile iltisakı nedeniyle yerine kayyum atanan eski belediye başkanı, terör örgütü liderinin mesajını getirmek için Genel Başkanlar tarafından kapılarda karşılanıyor. "Acaba ne dedi?" diye bekliyorlar. Ben bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bunu kabul etmiyorum! 📌Bu gerçekten utanç verici bir durum 📌Şu anda Kandil’deki Murat Karayılan gibi eşkıyalar, "Türk Devletini dize getirdik, hapisteki Öcalan’a muhtaç olduklarını kabul ediyorlar" diyor. Bu inanılmaz bir şey! 📌Bu olay Türkiye’nin iç meselesi değil, bir projenin parçası. Belli ki birileri bu süreci bastırıyor. Bunu nereden anlıyoruz? 📌Çünkü bu heyet, bu caninin heyeti nereye gidiyormuş? Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne... Barzani’ye, Neçirvan Barzani’ye... Talabani’ye.. Ve biliyorsunuz Barzani ve Talabani ABD ve İngiltere tarafından geçen ay Mazlum Abdi ile bir araya getirildiler. 📌 Şimdi bu heyet de oraya gidiyor. Türkiye’deki milletvekilleri, nasıl olur da Barzani’ye, Talabani’ye gider? Bunlar caninin elçileri olarak hangi mesajları götürüyorlar? Dört parça sözde Kürdistan’ı kurmak mı amaç? Bundan nasıl bir hayır beklenebilir? 📌Peki bizim Barzani ile ne alakamız var? Ne işi var bu kişilerin orada? Eğer öyleyse, Irak merkezi yönetimine de gitsinler. Böyle bir şey olabilir mi? Bu durum gösteriyor ki, bu kişiler Türkiye’nin dışında bir araya geliyor ve organize ediliyor. Ve hapisteki adam, bu sürecin lideri gibi kabul ediliyor. 📌Ortada büyük bir Kürdistan projesi var. Bunlar onunla koordine, bununla koordine için gidiyorlar... Yarın Mazlum Abdi ile de görüşürler. 📌 Artık böyle bir şeyi kabul etmek, gözümüzün önünde olanları sindirmek mümkün mü? 📌Bu olanlar Büyük İsrail Projesi’nin bir parçası! Türk milleti, uyan! Gör bu oyunu! 📌 Bu sadece Türkiye’nin iç meselesi değil. Barzani, Talabani ve terör örgütlerini destekleyen gruplar artık Türkiye’nin iç işlerine karışabilecek noktaya geldi. 📌 Adalet Bakanı bir açıklama yaptı: "Bizim af planımız yok ama yaşlı mahkumlar için 65-70-75 yaş üstüne evde ceza çekme uygulaması düşünüyoruz." Yani yakında bebek katili eve mi çıkacak? Hatta evlendirilir mi? Düğün mü yapılır? Artık bilemiyorum.

TÜRK DEGS / TURK MAGS

15,049 次观看 • 1 年前

Bahçeli'e soruyorum, terörist başı Öcalan sizden PKK’yı dağıtmak için ne istedi, siz ne verdiniz? MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bugün MHP Grup Toplantısında yaptığı konuşmada terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan’ın umut hakkı çerçevesinde affını istemiş ve TBMM’de DEM grubuna hitap ederek PKK’nın lağv edilmesini istemesini tekrar gündeme getirmiştir. Bahçeli, Abdullah Öcalan’ın serbest kalması için çalışmaktadır. Türkiye Yüzyılı, süper güç, gibi süslü lafların arkasına saklanarak terör örgütü elebaşısı Öcalan’ı İmralı’dan çıkarmak için mücadele etmektedir. Bahçeli, ‘Tabular kalktıkça, ezberler bozuldukça statüko delindikçe, insanlar birbirine dürüst davrandıkça içlerinden geçeni özgürce söyledikçe bir anlaşma ve mutabakat noktasından diğerine küçük adımlar ile ilerlemek daha kolaydır.’ Diyerek açıkça Öcalan ve PKK terör örgütü ile müzakereleri savunmaktadır. Öcalan’a umut hakkı vermek, Türk Milletinin gelecek umudunu elinden almaktır. Öcalan’a umut hakkı vermek binlerce asker, polis, jandarma, öğretmen, savcı, hakim, korucu şehidinin ailelerinin adalet umudunu ellerinden almaktır. Öcalan’a umut hakkı vermek, bacağını, kolunu gözünü bazen hepsini kaybetmiş şehitlerimizin gazilerimizin adalet umutlarını ellerinden almaktır. Bahçeli Türk Milletini Öcalan’ın serbest bırakılmasının ile terörün biteceği konusunda aldatmaktadır. Öcalan’ı ‘TBMM’ye gelse ve PKK’yı lağvettim, terörü lanetliyorum’ dese de PKK içinde birçok grup bu açıklamayı reddedecek, PYD Suriye’de, PJAK İran’da varlığını ve terör eylemlerini sürdürecek, Türkiye için tehdit olmaya devam edecektir. Devlet Bahçeli, terörist başının ‘TBMM DEM parti grubuna gelmesine itiraz ediyor da İmralı’da kalmasına niye tepki göstermiyor? Bu ne yaman çelişkidir’ diyor. İnanılır gibi değil. TBMM Gazi, İstiklal Harbi vermiş milli mabettir. İmralı ise Türk adaletinin terörist başını yolladığı hapishane. Nasıl bir akıl bahçelinin söylediğini söyleyebilir. Bunu Türk Milletinin sağ duyusuna bırakıyorum. Öcalan’ı TBMM’de konuşmaya davet etmek, Türkiye Cumhuriyeti’ni terör örgütü karşısında mağlup etmek demektir. Bahçeli, Atatürk’ün Şeyh Sait’i TBMM’de konuşmaya davet ettiğini duymuş mu? Bahçeli, Atatürk’ün Seyyit Rıza’yı TBMM’de konuşma yapmaya davet ettiğini duymuş mu? Türk Milleti hiç böyle rezil bir teklif ile karşı karşıya gelmedi. Bahçeli, ‘Zaman Türk ve Türkiye yüzyılı zamanıdır’ diyor. Biz de Bahçeli’ ye soruyoruz, Türk ve Türkiye yüzyılını Öcalan’ı TBMM de konuşturarak mı kuracaksınız? Bahçeli, ‘Osmanlı İmparatorluğu yerel kültürleri ve etnik toplulukları bünyesinde nasıl bir arada tutup barış ve sükunet ortamına tesis etmişse, ecdadımızın ayak izlerini takip ederek Türk barışı devrinde aynısını yaşatabilecektir ’diyor. Türkiye Cumhuriyeti milli-üniter-laik devletinin 101. yılında Bahçeli’nin kafasında gelmiş olduğu yer burası mıdır? Üstelik Osmanlı yerel kültür ve etnik toplulukları bünyesinde tutamadığı için parçalanmıştır Şimdi, Türk Milleti önünde ve Türk tarihi önünde Devlet Bahçeli’ye şu soruları soruyorum: Mayıs 2023 de ‘önümüzdeki günlerde çok şey değişecek, inşallah Türkiye değişmez’ dediniz. Türkiye’yi nasıl bir badireye sürükleyeceksiniz ki inşallah Türkiye değişmez diyorsunuz? Yapacaklarınız Türkiye’nin parçalanmasına neden olabilir mi? Mayıs 2024’te TBMM’de ‘Türkiye Milleti’ dediniz. Milletimizin adını bu şekilde mi değiştireceksiniz? Öcalan sizden PKK’yı dağıtmak için ne istedi, siz ne verdiniz? Osmanlı Devleti’nin verdiği hakları mevcut Anayasamızın ilk dört maddesini değiştirmeden nasıl vereceksiniz? Erdoğan ve Bahçeli’nin temel amacı Erdoğan’ın ölene değin cumhurbaşkanlığı yapacak bir düzenleme için Türk Devleti ve Türk Milletini bir tehdit ile karşı karşıya getiriyorlar. Bahçeli basın toplantısında ‘Sefaletin doruk noktası bir başkasının iradesine bağımlı olmaktır.’ diyor. Evet, gerçekten de bu sefaletin doruk noktasıdır. Son olarak size İmralı’da ilçe başkanlığı açmanızı öneririm. Bir oy bir oydur. Türk milliyetçilerinden alamadığınız oyu Öcalan’dan alın.

Ümit Özdağ

518,515 次观看 • 1 年前

🔴Cihat Yaycı : Ben bunu gerçekten, binlerce yıllık Türk devlet tarihinde ilk defa yaşanan bir olay olarak görüyorum. Devlete başkaldırmış, devlete isyan etmiş, 55.600 kişinin katledilmesi emrini vermiş birinden bahsediyoruz. Onun verdiği emirler ve kurduğu örgüt neticesinde 55.600 vatandaşımız şu veya bu şekilde hayatını kaybetti. Bunun yanı sıra, bu caninin kurduğu örgütle mücadele için trilyonlarca dolar harcandı. 📌Bu örgüt tamamen Siyonist bir örgüttür, bunu çok net bir şekilde ifade etmek gerekir. Bugün PKK, bu caninin ve terörist elebaşının kurduğu bir Siyonist örgüttür. Bunu yalnızca laf olsun diye söylemiyorum. Yurt dışında gerçekleştirdikleri tüm mitinglerde bu örgütün İsrail bayrağı bulunuyor. Daha dün İsrail Başbakanı Netanyahu, Güney Suriye’de bir Dürzi-Kürt otonom yönetimi kuracaklarını ve burayı kendi kontrollerine alacaklarını açıkladı. Suriye'nin güneyinin askerden arındırılarak kendilerine teslim edilmesi gerektiğini, bunun garantörünün de İsrail olacağını belirtti. 📌Bu açıklamalar gösteriyor ki, sözde "Büyük Kürdistan Projesi" aslında "Büyük İsrail Projesi"nin bir parçasıdır. Halkımızın bu gerçeği çok iyi bilmesi gerekiyor. Bu örgütün dinle, imanla hiçbir ilgisi yoktur. Marksist-Leninist ideolojiye sahip bir yapılanmadır. Ne Kur’an’la, ne Müslümanlıkla, ne de başka bir inançla alakası vardır. Tamamen Siyonizme hizmet eden, İslam düşmanı, Türk düşmanı, Türkiye Cumhuriyeti düşmanı ve Osmanlı Devleti’ne de geçmişte düşmanlık etmiş bir yapıdır. 📌Osmanlı’nın son 150 yılında, sözde "Kürt isyanları" adı altında bu tür kalkışmalar zaten vardı. Amaç, devleti bölmekti. 250 yıldır, adı Osmanlı olsun ya da Türkiye Cumhuriyeti olsun, bu toprakları parçalamak için aynı oyunlar oynanıyor. Önceki dönemlerde bu örgütlerin yerinde şeyhler, şıhlar, eşkiyalar ve çeşitli unsurlar vardı. Bunlar, İngiliz ve Siyonist oyunlarının bir parçasıydı. Osmanlı’nın parçalanmasını istediler ki İsrail devleti kurulabilsin, Türkiye Cumhuriyeti parçalanabilsin ki "Büyük İsrail" hayali gerçekleştirilebilsin. Olayın özü budur. 📌Türkiye Cumhuriyeti, bu süreçte binlerce can verdi, kan döktü, trilyonlarca para harcadı. Ancak tüm bunlara rağmen terörle mücadelede büyük bir başarı sağladı. ❗️Bugün “terörsüz bir Türkiye” zaten var. O zaman "Terörsüz Türkiye" sloganı ise yanlış bir ifadedir. İktidar, terörü bitirdiğini ifade ederken neden "Terörsüz Türkiye" diye bir slogan kullanılıyor? Eğer terör bitti deniliyorsa, bu söylem kendi kendini inkâr etmektir. 📌Daha dün Malatya’daydım. Ne terör var, ne başka bir şey. Elazığlıyım, Diyarbakır’a gitmek artık sorun değil. Türkiye’nin her yerinde devlet otoritesi tam anlamıyla sağlanmış durumda. Peki, bu durumda 26 yıldır hapiste tutulan, millet düşmanı, devlet düşmanı ve Siyonist örgüt lideri olan birine neden hala bir anlam atfediliyor? Onunla neden görüşmeler yapılıyor? 📌Bugün onun için Van ve Diyarbakır’da dev ekranlar kurulacağı, paylaşımlar yapılacağı söyleniyor. Bu çok üzücü bir durumdur. Gerçekten akıl tutulması yaşıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, terör örgütü liderine muhtaç olur mu? Ondan medet umulur mu? 📌Dem Parti gibi yapılar, Türkiye’de ayrıştırıcı bir dil kullanıyor. Mesela "Amed" gibi ifadelerle Diyarbakır’ın adını değiştirme çabasına giriyorlar. Osmanlı döneminde bile buranın adı Diyarbakır’dı, bugün de Diyarbakır’dır. "Amed" nereden çıktı? 📌Daha da vahimi, bu terörist elebaşına "Sayın" denilmesi, onun sözlerinin "Asrın Çağrısı" olarak lanse edilmesi. Türk milleti bunu nasıl kabul edebilir? Şehitlerimizin aileleri, gazilerimiz bunu nasıl kabul edebilir? Türk tarihi bunu nasıl kabul edebilir? 📌Bu, devletin tarihinde hiç olmadığı kadar küçük düşürüldüğü bir durumdur. Osmanlı Devleti bile bu kadar küçük düşürülmemiştir. Bir milletin bağımsızlığı, şehitlerinin kanıyla ve gazilerinin fedakarlıklarıyla korunur. Ancak bugün, bu kadar mücadele verilmiş bir konuda yapılanlar, milletimizin ve devletimizin onurunu zedelemektedir. 📌Yayının tamamının linki aşağıdadır; 👇👇👇

TÜRK DEGS / TURK MAGS

288,622 次观看 • 1 年前