正在加载视频...

视频加载失败

Çoğunlukla okullarında ortalama A (not) alan öğrenci olanlar devlette, B alan öğrenci olanlar şirketlerde çalışırken, C alan öğrenci olanlar GİRİŞİMCİ oluyor. Eğer çocuklarınızı zorla A veya B not alan öğrenci olmaya zorlarsanız onlar da ileride GİRİŞİMCİLER için çalışırlar.

1,607,795 次观看 • 2 年前 •via X (Twitter)

10 条评论

berna lacin🌟 的头像
berna lacin🌟2 年前

Vallaha dayanamadım , o öyle olmuyor pratik hayatta. O istisna bir kaç okulu terk etmiş dehayı örnek alan bir sürü tembel başka bir okula gidemediği için aile parası varsa ve zaten başkasının “altında” çalışmak istemediği için “bari” girişimci oluyor . Bir iki istisnanın hayali uğruna ne sevatler batıyor . O deha girişimcilerin Harvard’a burslu olarak girip sonra bıraktıkları ile kimse ilgilenmiyor . Etraf, aile birikimini tırpanlayan genç erkek girişimci dolu . Çalışmanın erdemini de ne olur böyle harcamayalım

Camoka78 的头像
Camoka782 年前

"C grade student"' ların, 20li 30lu yaşlarında birkaç kere batabilecek kadar aile servetleri olduğunu söylemeyi unutmuş. 20li yaşlarda ana baba parası olmadan okumuş isen işe girip çalışmak dışında bir şansın pek olmuyor maalesef. Herkes akıl veriyor.

Enis Doko 的头像
Enis Doko2 年前

Hayatta başarılı olmak kariyerde başarılı olmak mıdır peki? Başarılı girişimcilik ile mutluluk ve dolu dolu yaşanan bir hayat arasında korelasyon var mı? Yok...

berna lacin🌟 的头像
berna lacin🌟2 年前

Bu durumda tembel olup girişimci olanlar hep başarılı oluyor yani , süpermiş ; tembelliğe övgü🙈

Semper_Occultus 的头像
Semper_Occultus2 年前

Çok acayip uçuk bir genelleme olmuş! Benim tanıdığım girişimciler %90nı A tayfasından. Ha Lokmacı, Dönerci veya Çığ Köfte girisim sayılıyorsa. Haklısın

Ersu Ablak 的头像
Ersu Ablak2 年前

D alanlar da politikacı.

Caner Sağır 的头像
Caner Sağır2 年前

Hiç bir dayanağı olmayan akıl dışı cümleler. Cahil cesareti övmeyi sadece bot insta hesapları yapıyor sanıyordum.

mutlu 的头像
mutlu2 年前

Bence isabetli bir bakış değil bu A alan dünya vatandaşı olup yurtdışına çıkıyor insan gibi yaşıyor B. Alan memlekette her işi yapıyor C ve D alanlar siyaset mafya v.b hayati ve yönetimsel işleri yapıyor

Yaşar Kenan Şeftalicioğlu 的头像
Yaşar Kenan Şeftalicioğlu2 年前

A alanlar oyunu kuralına göre oynamayı bildiği için belkide girişimci olamıyorlar.

Ümit Saffet Ünsal 的头像
Ümit Saffet Ünsal2 年前

C alanlar girişimci olmuyor , girişimci olacaklar C alıyor. Önerme mantıksal olarak ters kurulunca havalı bir tespit gibi… ama doğru değil tabi…

相关视频

📢Sistem şöyle işliyor. Sofuoğlu ve Şimşirgil gibi iktidara yakın sözde akademisyenler ve partililer tarafından kurulan (birinci dereceden yakın akrabaları üzerine kurulu şirketlerle) yurtdışı öğrenci danışmanlığı şirketleri bu Hintli Pakistanlı ve Afrikalılar getiriyor. 💢Kurdukları düzen tamamen rant sistemi üzerine çalışıyor. İktidara yakın bu çevreler yurtdışı öğrenci danışmanlığı şirketleri açıp Hindistan’dan, Pakistan’dan, Afrika ülkelerinden binlerce kişiyi Türkiye’ye pazarlıyorlar. Özel üniversiteler zaten para için kontenjan peşinde olduğu için bu şirketlerle el ele çalışıyor. 💢Öğrenci başına dolar üzerinden komisyon dönüyor. Getirilen her yabancı öğrenci birileri için para demek. Üniversite kazanıyor, aracı şirket kazanıyor, bağlantılı çevreler kazanıyor. Eğitim işi ticarete dönmüş durumda. 💢Sistemin adı uluslararası eğitim ama olayın merkezinde büyük bir para trafiği var. Türkiye’nin demografisi, barınma krizi, genç işsizliği kimsenin umurunda değil... önemli olan döviz gelsin, kontenjan dolsun, yandaş şirketler para kazansın. 💢Bir yandan Türk öğrenciler yurt bulamazken, geçinemiyorken, diğer tarafta yabancı öğrenci üzerinden kurulan dev bir sektör büyütülüyor. 💢Buna itiraz edenleri ise Ümmet, ensar, muhacir lafları ile susturuyorlar. Anadolulu zaten din lafı açtın mı ağzı açık dinliyor seni. 💢Danışmanlık şirketleri kayıt parası, dosya parası, oturum işlemi, konaklama komisyonu derken her aşamadan gelir elde ediyor. Bazı üniversiteler adeta diploma marketine dönmüş durumda. 💢Kısacası eğitim sistemi değil, siyasi bağlantılarla büyütülen bir rant zinciri işletiliyor. Buna ve bununla zengin olan akademik tiplerin araştırmasına hiçbir gazeteci eğilmedi ama esas cevher burada. 💢Getirilen öğrencilerin (sözde öğrenci)!yarısı üniversite kayıt süreci esnasında yok. Çünkü Balıkesir, Çanakkale ve Bursa civarındaki tavukçuluk tesislerine gönderiliyor. Üniversite nasıl olsa o sene sınıfta kalır diğer seneye uzar. Uzamasa da wakar abdulnawaz çalışmaya başladığı için partili tavukçuluk şirketi tarafından vizeleri uzatılır. 💢90’larda Türkiye’de üniversitelerde okuyan yabancı öğrenci sayısı birkaç bin seviyesindeydi. Hepsi seçme idi. Ülkelerinde belirli bir zekâ seviyesini geçmiş olanlar geliyordu. 💢Bugün ise sadece üniversitelerde resmi rakamlara göre 350 bine yakın yabancı öğrenci var. Türkiye artık dünyada en fazla yabancı öğrenci alan ilk 10 ülke arasına sokuldu. 💢Bazı üniversitelerde tablo daha da çarpıcı. Mesela KaraÇük Üniversitesi’nde sadece 2022-2023 döneminde yaklaşık 12 bine yakın yabancı öğrenci olduğu konuşuldu. Çoğu da Afrikalı. Karabük bugün uyuşturucunun ve Afrika kaynaklı hastalıkların ve zührevi hastalıkların en fazla yayıldığı şehirlerden birisi mi gerçekten? Sadece duyuyoruz ama istatistikleri bilemiyoruz. ⁉️Şimdi soru şu: Bu kadar insan gerçekten eğitim için mi geliyor? 💢Her yıl on binlerce kişi kayıt yaptırıyor ama mezun olan sayılar aynı hızda açıklanmıyor. Kayıt yaptıranların önemli kısmı ortada yok. Sizce bu insanlar nereye gidiyor? Ben söyleyeyim mezun sayısı hala birkaç binlerde ama yarım milyona yakın yabancı öğrenci var. 💢Sistem basit Özel üniversite kontenjanı dolduruyor. Danışmanlık şirketi öğrenci başına dolar bazlı komisyon alıyor. Aracı ağlar vize, oturum, konaklama üzerinden para kazanıyor. İktidara yakın çevreler bu sektör üzerinden büyük rant elde ediyor. 💢Adına uluslararası eğitim diyorlar ama ortaya çıkan şey kontrolsüz göç, para trafiği ve rant düzeni. Kanada bu şekilde bitirdi kendisini. Pencap Kanada'ya aktı 💢Türk gençleri barınamaz, iş bulamazken kendi ülkesinde gelecek kuramaz hale gelmişken üniversiteler yabancı öğrenci ticarethanesine çevrildi. 2026'da Türkiye'ye öğrenci olarak gelip çalışma fırsatları yakalayan binlerce kişiden biri bu. Pakistanlı wakar, arkadan daha fazla hemşerisi gelsin diye kanalında her şeyi anlatıyor. Evet seni dinliyoruz wakar. kanalında fazlasını bulabilirsiniz. Üniversite süreci vize almak çalışma izni vs.

⚜️Jxlhš (Dr.Yuksel Hoš)🇹🇷

24,777 次观看 • 2 个月前

Önce videoyu sonuna kadar bir izleyiniz. Sonra analizini yapalım; bir öğretmen karne günü öğrencilerine karnelerini veriyor. Karnede çıktırname yazıyor ama siz onun gerçekte nasıl bir küfür olduğunu bilirsiniz. Düşük not alan öğrenci sinirlenip öğretmeni sınıftaki diğer öğrencilerin önünde tehdit ediyor. Okul çıkışı kapının önünde bir kız öğrenci yanında olduğu halde öğretmeni yakalayıp kafasını koparıyor. Sonra da şiddetli bir şekilde dövüp bayıltıp sokak ortasında ibret olsun diye bırakıyor. Bu video 3.1 MİLYON izlenmiş. Yani milyonlarca çocuk oturup bu videoyu seyretmiş. İzleyen yaş grubu da okul öncesi ve ilkokul çocukları. Peki kanal sahibi bunu biliyor mu, evet soyadı gibi biliyor. Peki bunu neden çekiyor, sadece izlenip para kazanmak için değil. Başka kasıtlı şeyler de var. Çünkü size bu kanalın çokça videosunu paylaşmıştım. Hatırlarsanız videolarında Türk Askerini ve Türk Polisini öldürüyordu. Çocuklar anne babalarını öldürüyordu. Yani sadece kanal sahibinin cahilliği ve paranın kölesi olmasıyla ilgili bir durum değil bu. Daha arka planı var bu işin! Bu kanalı milyonlarca çocuk her gün izliyor. Küçük çocuklar bu kanalın videolarını izleyerek büyüyor. Çocukların en çok izlediği bir numaralı oyun kanalı bu. YouTube trendlerinin birincisi. Olayın ciddiyetinin ve vardığı noktanın anlaşılması için söylüyorum bunları. Yetkililerin artık bu durumu idrak etmesi için yazıyorum. Bu videoları benim çektiğimi sanıp beni arayarak yaptırım uygulayacağını söyleyen yetkililerin, videoların gerçek sahiplerini de aramasını istiyorum. Üzülerek bir şey söyleyeyim, varsayalım ki şu paylaştığım pislik videoların yüzde birini ben çekseydim şu an herkes üstüme çullanmış, hakkımda yaptırımlar uygulanmış, rezil rüsva edilmiştim. Ama onlar yapınca hiçbir şey olmaz. Kimse sesini çıkarmaz. Kimse üstüne gitmez. Yetkimiz yok deyip oturup susarlar. Sizce neden böyle❓ Kendi kamuoyumuzu oluşturmak için sonuna kadar izleyip like atıp kaydedelim. Anne babaların önüne düşsün. Çocuklarını uzak tutsunlar. Çevremizle paylaşırsak da çok güzel olur. Ne yapalım elimizden gelen bu kadar😔

Sertaç Abi

42,114 次观看 • 2 年前

KAN UYKUSU Önce liyakatli kadrolarını biçtiniz devletin… Milli Eğitim, TSK, Diyanet, Dışişleri demediniz doldurdunuz tarikat mensuplarıyla… Devleti kolsuz, kanatsız bıraktınız. Sonra ormanları yaktınız, yıktınız, SİT alanlarını yok saydınız, her yeri betonlaştırdınız. Mesela Atatürk Orman Çiftliği diye bir yer bırakmadınız. Askeri alanları imara açtınız. Kentin nerdeyse tek nefes alanlarını da yok ettiniz. Şimdi sıra bu beton yığını arasında bizlere sığınmış köpeklere geldi öyle mi? Onları rant için çoğaltan şerefsizlere, onları dövüştürmek için hırçınlaştırıp bundan rant devşiren alçaklara engel olmadınız, 3 aylık zevk için çocuğuna, sevgilisine köpek alıp sonra sokaklara atan utanmazlara bir şey yapmadınız, yıllardır sorumluluklarını yerine getirmeyen belediyelere hesap sormadınız, şimdi sorun köpekler oldu öyle mi? Neymiş uyutulacakmış… Külahıma anlatın onu… Acılar içinde katledekcisiniz bu güzelim canları… Sokakları köpeklerden temizleyeceksiniz öyle mi? Vicdanınız varsa onu nasıl temizleyeceksiniz peki? Vicdanınız yok değil mi? Yok, evet… Olsa azıcık vicdanınız, yok edelim diye naralar atmazsınız, mecliste uyutalım kanununa el kaldırmazsınız. Bana “ama insanlara saldırıyorlar” demeyin. O kadar zavallılar ki evet tatsızlıklar oluyor. Çok üzgünüm olanlar için… Ama insanlar öldürüyor insanları en çok bayım. Her gün birçok kadının, çocuğun ırzına insanlar geçiyor. Savaşları insanlar çıkarıyor hanımefendiler, çocuklarınızı cepheye onlar yolluyor. Üstünüze bombaları insanlar atıyor çocuklar, ormanlarınızı onlar yakıyor. Geleceğinizi çalanlar da insan çocuklar, babanızı köle gibi çalıştıran da… Kızkardeşinizi kötü yola düşürüp sonra satın alan da insan, onu öldürüp varile kapatan da… Vatanınızı satan da, fabrikalarınızı gavura peşkeş çeken de, hastanelerinizi, okullarınızı özelleştirip sizin en insani haklarınızı size parayla satan da insan. Bugün açsan, kıyma yoksa sofranda, çocuğuna bir çikolata alamıyorsan, giydiğin don bile yırtıksa, ayakkabının altı delikse bayım bu da insanın suçu. Karın çocuklarını aç uyutuyorsa, ağlıyorsa geceleri yokluktan insan çıkar altından. Bayım, hanımefendi ve çocuklar insan ırzımıza geçiyor hepimizin, sizler köpekleri katletmekten bahsediyorsunuz. Öldürün bayım köpekleri, öldürün hanımefendi minicik enikleri, taşla kovalayın çocuklar o masum canlarını mahallenizin… Onlar yok olduğunda, sofranıza daha fazla kıyma konmayacak ama, çocuğunuz bedava sağlık, eğitim hizmeti de alamayacak, donundaki yırtık düzelmeyecek kendinden bayım, maaşın 10 katına çıkmayacak… Onlar yok olduğunda, insanlık adına kalan son sevgi kırıntıları da yok olacak bayım, çocuklarımız sevmeyi hepten unutacak. Onlar yok olduğunda hanımefendi, çok değil kısa zamanda vicdansızlığımızda boğulacağız. Bir düşünün bayım, bugün bu çaresiz zavallılara bunları yapan zihniyet, yarın beğenmediği için sana neler yapamaz? Uyuyun siz bayım, uyuyun hanımefendi, uyuyun zavallı çocuklar… Köpekler uyutulduğunda siz de uyanamayacaksınız, yattığınız kan uykusundan.

Semih Dikkatli

19,688 次观看 • 2 年前

Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu’nun (OSBÜK) 22. Olağan Genel Kurul Toplantısı’na katıldık. 🇹🇷⚙️🏭 AK Parti hükümetleri olarak, Türk sanayisinin verimli, sürdürülebilir ve rekabetçi büyümesinde öncü rol üstlenen organize sanayi bölgelerimizi ülke sathına yaydık. Son 22 yılda OSB’lerimizin sayısını 191’den 361’e, toplam alanını 51 bin hektardan 118 bin hektara çıkardık. Üretimde olan sanayi alanı sayısını 11 binden 58 bine, istihdam edilen kişi sayısını 415 binden 2,6 milyona yükselttik. Tamamlanan veya devam eden OSB projelerini 77,3 milyar lira ile destekledik. Organize Sanayi Bölgelerini yüksek teknolojiye dayalı, yenilikçi üretim yöntemlerinin benimsendiği, katma değeri yüksek ürünlerin üretildiği merkezler haline getirdik. Sanayimizin nitelikli çalışan ihtiyacını karşılamak ve gençlerimizi imalat sanayimizin ihtiyaç duyduğu becerilerle donatmak için Millî Eğitim Bakanlığımızla iş birliğine gittik. OSB’lerimizde yer alan 86 meslek lisesi ve 23 meslek yüksek okulu, nitelikli işgücü ihtiyacını karşılamakta önemli rol üstleniyor. OSB’lerimizin tamamı en az bir mesleki ve teknik anadolu lisesi ya da mesleki eğitim merkeziyle eşleşmiş durumda. Söz konusu mesleki eğitim merkezlerinde kayıtlı öğrenci sayısı 190 bine ulaştı. OSB’lerimizi “yeşil ve sürdürülebilir üretim alanlarına” dönüştürmek üzere “Yeşil OSB Sertifikasyon Sistemi”ni devreye aldık. OSB’lerimizin temel ve yeşil altyapı yatırımlarını desteklemek için 300 milyon dolar bütçeli “Türkiye Organize Sanayi Bölgeleri Projesi”ni başlattık. OSB mevzuatımızı ihtiyaçlara göre sürekli revize ederek, günün koşullarına uygun hâle getiriyoruz. Bugün ülkemiz yüzölçümünün yüzde 0,36’sına tekabül eden sanayi alanlarının büyüklüğünü önümüzdeki on yılda yüzde 1’e çıkarmayı hedefliyoruz. Finansman, yer seçimi, kamulaştırma ve altyapı çalışmalarında yenilikçi yaklaşımları devreye alarak ülkemizin son 22 yılda gerçekleştirdiği ve planlanmış tüm karayolu, liman, raylı sistem yatırımlarını dikkate alan, sektörel kümelenme odaklı sanayi alanlarını hayata geçireceğiz. Bu vizyonla, sanayimizin her alanda mükemmeliyet standardını artıracağız. Türk sanayisini dünyada daha güçlü, daha etkin bir konuma taşıyacağız.

Mehmet Fatih KACIR

11,817 次观看 • 2 年前

■ TÜRKİYE'YE KARŞI ADETA SAVAŞ İLAN ETTİLER : ▪︎ Yunan basını: "TÜRKİYE DÖNEMİ KAPANDI." "ABD askeri güçleri gizlice Yunanistan'a geliyor ve Türkiye için zor günler geliyor!" ▪︎ İSRAİL : Türkiye ile ilişkilerini sonlandırarak elçilik ve konsolosluklarını kapatacağını açıkladı. Ayrıca, İsrail bakan seviyesinde TÜRKİYE'Yİ HEDEF ALAN Açıklamalar yapıyor. ▪︎ ABD : Joe Kent (E.ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü: "Ne yazık ki NATO'dan ayrılmak yabancı karışıklıklardan kaçınmak için olmayacak, Türkiye ve İsrail çatıştığında İsrail'in tarafını tutabilmek için NATO'dan ayrılacağız . ■ NETENYAHU 'NUN DANIŞMANI SHAY GAL TÜRKİYE'Yİ hedef alan " SIRADA TÜRKİYE VAR " Paylaşımı ve saldıracakları imasında bulundu. ▪︎ İsrail'in analistlerinden Netanyahu'nun danışmanlarından olan Shay Gal, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni hedef alan provokatif bir paylaşımda bulundu: SHAY GAL , " İRAN BİR PROVAYDI , SIRADA TÜRKİYE VAR ." Paylaşımı yaparak ; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni hedef gösterip tehdit etti. Shay Gal, bu sözle paylaşırken, Akkuyu Nükleer Santrali'ne ait görüntüyü de paylaştı. ■ KIBRIS RUM KESİMİNDEN KKTC 'YE ASKERİ İŞGAL TEHDİDİ : ▪︎ Rum Milli Muhafız Ordusu (RMMO) 3'üncü Destek Tugayı Komutanı Tuğgeneral Haralambos Evgeniadis : "Yakında GİRNE , MAĞUSA ve KARPAZ ile işgal altındaki tüm vatanımızın her köşesinde Paskalya'yı kutlayabileceğiz. Bunu diler ve umarız." dedi . ■ İsrail'le savaş senaryoları konuşulurken : Milli Savunma Bakanlığı 15 yeni komando Tugayı kurulacağını açıkladı. Yaklaşık 60.000 yeni asker! ■ Cumhurbaşkanı Erdoğan : "Şahsıma ve ülkemize dil uzatan bebek katillerine bazı gerçekleri tekrar hatırlatıyorum: Türkiye Cumhuriyeti devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç Türkiye’ye ve Türkiye Cumhurbaşkanı'na parmak sallayamaz" dedi . ■ TRUMP : Önümüzdeki 2 gün boyunca inanılmaz olaylara tanık olacaksınız. ■ NAİM BABÜROĞLU : İsrail ile Suudi Arabistan, 2014'ten beri 17 ayda beş kez gizlice masaya oturmuş ve bir plan hazırlamışlardı. Suudi Arabistan'la İsrail'in anlaştıkları önemli maddeler şöyleydi: -Türkiye, Suriye, Irak ve İran'ı içine alan bağımsız bir Kürt devletinin kurulması, -Ortak bir Arap ordusunun oluşturulması , -İran'da rejim değişikliğinin yapılması, -İsrail ve Araplar arasında bir barış planının yapılması -Körfez ülkelerinin birlikte hareket etmesi. PLAN tıkır tıkır işliyor... ■ TRUMP'TAN NATO'DAN AYRILMA SİNYALİ : "NATO geçmişte bizim yanımızda değildi ve gelecekte de olmayacak!" ▪︎ ABD NATO'DAN çıkmaya hazırlanıyor. ■ KAHRAMANMARAŞ 'taki Aysel Çalık Ortaokulunda düzenlenen silahlı saldırıda, ilk belirlemelere göre 1'i öğretmen 3'ü öğrenci olmak üzere 4 kişi hayatını kaybetti, 4'ü ağır, 20 kişi yaralandı. ■ TRUMP : Hürmüz Boğazı'nı kalıcı olarak açıyor olmamdan dolayı Çin çok mutlu. Bunu onlar için, ayrıca Dünya için de yapıyorum. Bu durum bir daha asla yaşanmayacak. ▪️TRUM : Çin İran'a silah göndermemeyi kabul etti.Birkaç hafta içinde oraya gittiğimde Başkan Xi bana kocaman, içten bir sarılacak. Akıllıca ve çok iyi bir şekilde birlikte çalışıyoruz! Bu, savaşmaktan daha iyi değil mi??? AMA UNUTMAYIN, eğer mecbur kalırsak savaşmakta çok iyiyizdir; herkesten çok daha iyi!!!" ■ TÜRKİYE HANE HALKI : Gelirinin üçte birini gıdaya harcıyor. ▪︎ Toplum Çalışmaları Enstitüsü nün "Şdeal Beslenme Endeksi" raporuna göre düşük gelirli vatandaşlar kazançlarının %30,4'ünü gidaya harcıyor. ■ " İSRAİL Güney Lübnan’daki el-Hıyam kasabasını bir ay içinde tamamen yıktı." -Al Jadeed News ■ ABD'li GAZETECİ CURT MILLS : "İsrail, Türkiye'ye karşı savaşmak için ABD'den mühimmat,silah ve ABD'nin savaşa katılımını yani yardım talep edecek." ■ Ankara'ya içme suyu sağlayan Kargalı ve Kesikköprü Barajının doluluk oranı yüzde 100'e ulaştı! ■ İSRAİL BASINI : Türkiye ile ' olası bir savaşı ' masaya yatırarak 'Deniz harekatı' senaryosunu ön plana koydu. #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci #OndokuzBiziz #SonDakika #UkabPartisi

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

45,504 次观看 • 3 个月前

Samiri Yahudilerinden olan Nabluslu Nadir Sadaka son esir takasıyla serbest bırakıldı. İşgal hapishanelerinde 22 yıl tutuklu kaldıktan sonra, üçüncü Özgürlük Seli anlaşması kapsamında ömür boyu hapse mahkûm edilen ve serbest bırakılan Nabluslu Samaritan Nader Sadaqa Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin (FHKC) askeri kanadı Ebu Ali Mustafa Tugayları’nın Batı Şeria’daki komutanlarından olan Sadaka, 6 müebbet + 45 yıl hapse mahkum edilmişti. Filistin’den uzaklaştırma şartıyla serbest bırakılan esirler listesinde yer alan Sadaka, uzaklaştırılan diğer Filistinlilerle birlikte 2 gün önce Mısır’a gönderildi. Gözaltında tutulduğu süre boyunca ağır işkencelere maruz kalan Sadaka, hiçbir itirafta bulunmamasıyla biliniyor. İşgal hapishanelerindeki Filistinli esirlerin Sadaka’ya geniş kültürü ve entellektüel birikimi nedeniyle müfekkir diye hitap ettiği belirtiliyor. Nadir Sadaka, Mısır'a vardığında Gazze Şeridi'ne hitaben yaptığı konuşmada, "Hiçbir şey Gazze'nin üstünde değildir." dedi. İsrail'e karşı Birinci İntifada'da "taş atan çocuklar"dandı Sadaka, 1977 yılında Nablus'taki Gerizim Dağı eteklerinde doğdu. Eğitimini şehrin okullarında alan Sadaka, 1987'de "Taş İntifadası" başladığında İsrail ordusuna "taş atan çocuklar" arasındaydı. "Ateş Dağı" olarak da adlandırılan Nablus, 1987'deki intifada yıllarında İsrail ordusuyla yükselen tansiyona sahne oldu. "Taş atan çocuklar" ifadesi, Filistin topraklarındaki İsrail işgaline karşı Birinci İntifada'ya (1987-1993) katılan çocuk ve gençleri tanımlamak için kullanılan bir terimdir; çünkü bu çocuklar, İsrail'in son teknoloji ürünü silahlarla donatılmış güçlerine karşı taşla mücadele ediyordu. 1995 yılında Nablus'taki En-Necah Ulusal Üniversitesi'ne kaydolan Sadaka, burada tarih ve arkeoloji okudu. Eğitim hayatı sırasında Sadaka, taş atan bir çocuk olarak başlayan İsrail'e karşı direnişini daha da ileriye taşıyarak, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin (FHKC) öğrenci yapılanması olan İlerici Öğrenci Çalışma Cephesi saflarına katıldı. Sadaka üniversitede arkadaşları arasında ön plana çıkarken İsrail'e karşı direnişi örgütlemek için kürsülerden öğrencilere hitap etti. İkinci İntifada ile silahlı direnişe geçiş yaptı El-Aksa İntifadası'nın 2000 yılında patlak vermesiyle birlikte üniversiteden mezun olmaya hazırlanan Sadaka, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi'nin silahlı kanadı Ebu Ali Mustafa Tugayları'na katıldı. Sadaka ve arkadaşları, İsrailli asker ve subayların öldürüldüğü çok sayıda silahlı saldırı gerçekleştirdi. İsrail istihbaratı, Ebu Ali Mustafa Tugayları'ndan Sadaka ve arkadaşlarını takip etti ve Sadaka İsrail tarafından aranan adam haline geldi. 2003 yılında, İsrail'in orta kesimindeki Petah Tikva kentinde dört askerin öldüğü, bir kısmının yaralandığı bombalı saldırının, dönemin Tugay Komutanı Yamin Ferac ve Emced Muleytat ile birlikte katılımcılarından ve planlayıcılarından biriydi. Bu saldırı, aynı yılın Aralık ayında İsrail'in Filistin Halk Kurtuluş Cephesi'nin iki lideri Fadi Haneni ve Cibril Avad'ı öldürmesine misilleme niteliğindeydi. İsrail’in aynı yıl içinde Nablus’taki Şehit Ebu Ali Mustafa Tugayları’nın liderleri Ferac ile Muleytat’ı suikastla öldürmesinin ardından, Sadaka, tugayın komutanı oldu. İsrail ordusu 17 Ağustos 2004’te Sadaka’yı Nablus’un batısındaki Ayn Beyt el-Ma Kampı’nda düzenlediği saldırı sırasında gözaltına aldı ve hakkında 6 kez müebbet hapis cezasına hükmetti. Filistin Halk Kurtuluş Cephesi resmi internet sitesinde, Sadaka, kendini “özgürlük ve hak uğruna mücadele eden bir Arap Filistinli” olarak tanımlanıyor. Samiri Yahudileri Tevrat'ın sadece ilk 5 kitabını kabul eden Samiriler, kutsal şehir olarak Kudüs'ü değil Gerizim Dağı'nın bulunduğu Filistin'in Nablus kentini tanıyor. Yahudilerin Tevrat'ı tahrif ettiğine inanan Samiriler, kendilerinin Hazreti Yakub'un 12 oğlundan Hazreti Yusuf'un torunları olduklarını kabul ediyor. Samiriler, İsrail'in kendilerine vatandaşlık vermesine rağmen, işgal altındaki Filistin topraklarında yaşamayı tercih ediyor

Nevzat Çiçek

34,901 次观看 • 9 个月前

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi Gül Çiftci aleni bir şekilde gerçeğe aykırı bilgiyi, bilerek veya bilmeyerek alenen yayıyor. Kendisiyle bir akrabalığım yoktur. Parti kongre/kurultaylarinda Siyasal Partiler Kanunu'na göre seçimin devamı sırasında yapılan işlemler ile tutanakların düzenlenmesinden itibaren iki gün içinde seçim sonuçlarına yapılacak itirazlar hâkim tarafından aynı gün incelenir ve kesin olarak karara bağlanır, hükmü mevcuttur. Bu incelemede, Hâkim, seçim sonuçlarını etkileyecek ölçüde bir usulsüzlük veya kanuna aykırı uygulama nedeniyle seçimlerin iptaline karar verebilmektedir. Kritik soru şudur: Parti Kongresi’nde yapılan seçimlerde seçim sonuçlarını etkileyecek ölçüde bir usulsüzlük veya kanuna aykırı uygulama, 2 günlük itiraz süresi geçtikten sonra öğrenilirse ve somut delillerle tespit edilirse, hukuki bağlamda ne yapılacaktır? Parti Kongresi’nde yapılan seçimlerde seçim sonuçlarını etkileyecek ölçüde usulsüzlük yaparak parti genel başkanlığı ile yönetim organlarına seçilmiş olanlar için artık itiraz süresi geçmiştir, denilerek soğuk su içilmesi ve bu şekilde elde edilen seçim sonuçları kabul mü edilecektir, yoksa demokratik bir hukuk devletinin gereği olarak başvurulabilecek hukuk yolları mevcut mudur? Hem seçimlere hile karıştırılması bakımından ceza yargılamasının hem de hukuk yargilamasinin yolu vardır. 1630 sayılı Dernekler Kanunu’nun “Cemiyetler ve Dernekler kanunlarına yapılan atıflar” konulu 34. maddesi “……Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde aynı konuları düzenleyen 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ilgili hükümlerine atıf yapılmış sayılır.” denilmektedir. 4721 saylı Türk Medeni Kanunu’nun “DERNEKLER” ana başlığı altında yer alan 83. maddesi “ Genel kurul kararlarının yok veya mutlak butlanla hükümsüz sayıldığı durumlar saklıdır.” der ve süreye bağlı olmaksızın iptal davasını olanaklı hale getirir. Yine, Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli ve yetkili oldukları da yazılıdır. Hukuki işlem, kurucu unsurlarından yoksunsa, yok hükmündedir. Ahlaka, kamu düzenine, emredici hukuk kurallarına açık aykırılıklar da mutlak butlan sebebidir. Sandık kurullarının usulsüz teşkili, hileli oy kullanımı, rüşvet veya menfaat teminiyle iradenin yönlendirilmesi de, bu kapsamdadır. Bu durumlar hem ceza hukuku hem de medeni hukuk bakımından yokluk veya mutlak butlanla hükümsüzlük doğurur. Bu bağlamda, Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin yetkisiz olduğunu ifade etmek ve kararlarının yok hükmünde olduğunu söylemek, mutlak butlan verilemeyeceğini ileri sürmek halka yanıltıcı bilgiyi alenen yaymaktır. Gerek İstanbul İl Kongresi'yle ilgili dosyada gerekse de 38.Olağan Kurultay'la ilgili dosyada yer alan somut deliller sonucu etkileyecek şekilde delegelere rüşvet veya menfaat temin edildiğini ispatlıyor mu, ispatlamıyor mi? Bakılması gereken husus budur. CHP'nin şaibeli kurultay ile yönetim koltuklarında oturduklari ileri sürülen yöneticileri, yurttaşlari kör, sağır ve aptal zannediyorlar herhalde ve Türk ulusu adına yetki kullanan Mahkemelere karşı halkı, yalan bilgiyi yatarak, kin ve düşmanlığa tahrik ediyorlar, kendi hileli işlerinin üzerini örtmeye yelteniyorlar. CHP TBMM CHP 🇹🇷 T.C. Adalet Bakanlığı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı İstanbul Emniyet Müdürlüğü T. C. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Barış Yarkadaş Barış Terkoğlu Barış Pehlivan Alican Uludağ Murat Çultu @0634Journalist CHP Ayşe Korkmaz Bülent Gürsoy @_ozgedemir_ Hukuk Mücadelesi Yürütenler Grubu @Ysf34K Cengiz Sarıyer Leyla SERİN KIRIK Atakan Kaya Türkiye Barolar Birliği Halk TV Kürşad Oğuz Şaban Sevinç

Doç.Dr.Kemal Çiftçi

36,835 次观看 • 11 个月前

7. Resmî Gazeteden alıntı yaparak o günlerde alınan kararlar ile başlayalım: Kanun No: 6756 MADDE 1- (1) Bu Kanun ile 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında, darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde zaruri olan tedbirlerin alınması ve Milli Savunma Üniversitesinin kurulmasına ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi amaçlanmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri ve Jandarma personeline ilişkin tedbirler MADDE 2- (1) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen ve ekli (1) ve (2) sayılı listelerde yer alan asker kişiler Türk Silahlı Kuvvetlerinden, ekli (3) sayılı listede yer alan kişiler ise Jandarma Genel Komutanlığı teşkilatından çıkarılmıştır. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir. 👉🏻(2) Birinci fıkrada belirtilen kişilerin, mahkûmiyet kararı aranmaksızın, askeri rütbe ve memuriyetleri alınır ve bu kişiler yeniden Türk Silahlı Kuvvetlerine ve Jandarma Genel Komutanlığı teşkilatına kabul edilmezler; bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemezler, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; bunların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bunların silah ruhsatları, gemi adamlığına ilişkin belgeleri ve pilot lisansları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir. Bu kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamazlar. Bu kişiler hakkında ilgisine göre Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıkları tarafından ilgili pasaport birimine derhal bildirimde bulunulur. Bu bildirim üzerine ilgili pasaport birimlerince pasaportlar iptal edilir. Kamu görevlilerine ilişkin tedbirler… MADDE 3- (1) 15/7/2016 tarihinden sonra milli güvenlik gerekçesiyle görevden uzaklaştırılan kamu görevlileri hakkında ilgili mevzuatında öngörülen soruşturma açma süreleri olağanüstü hal süresince uygulanmaz. İflas Ettirme MADDE 4- (1) Olağanüstü halin ilanından itibaren ve devamı süresince, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 179 uncu maddesi uyarınca sermaye şirketleri ile kooperatifler tarafından iflasın ertelenmesi talebinde bulunulamaz; bu yönde yapılan talepler mahkemelerce iflasa ilişkin araştırma yapılmaksızın derhal reddedilir. (2) Olağanüstü halin ilanından önceki dönemde yapılan iflasın ertelenmesi talepleriyle ilgili olarak; a) Olağanüstü hal süresince iflasın ertelenmesine karar verilemez. b) Olağanüstü halin ilanından sonra ve devamı süresince herhangi bir tedbir kararı verilemez, verilmişse derhal kaldırılır. c) Olağanüstü halin ilanından önceki dönemde 2004 sayılı Kanunun 179/a maddesi uyarınca verilmiş olan tedbir kararları, mahkemece ivedilikle ele alınarak, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ve iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu iddiasıyla 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanan veya hakim ortakları ya da yöneticileri hakkında adli soruşturma yürütülen sermaye şirketleri ile kooperatifler lehine verildiği anlaşılan tedbir kararları derhal kaldırılır. (Bir kanun ne kadar geniş ve ne kadar acımasız olur, okuyun lütfen bu kanunun tamamını, çok uzun ve vermek istediğim mesajı biraz vurguladığım için kaynağı ekliyorum. Çok vahim ve çok acımasız hazırlanmış bir kanun. Lütfen linki tıklayıp tamamını okuyunuz: )

İlkay 🌳📚🐸

15,984 次观看 • 1 年前

📢SESLİ ANLATIM: 🚨HAYVANLARIN YARADILIŞ HAKİKATİ NEDİR? 🚨İFRİTLER NEDEN SİLÜET OLARAK HAYVAN ŞEKLİNDEDİR? Hal ilmi üzerine hocamızla istişare ettiğimizde; İnsanlardan ve cinlerden çok önce hayvanların yaratıldığı, ancak o zamanlarda bu günkü gibi et bedenlerinin olmadığı anlatıldı Bizim alemimizde melekler, hayvanlar, cinniler, insanlar ve yecüc mecüc olmak üzere beş çeşit mahlukat var. Tayyi mekan veya astral seyahat yapılıp biraz geriye gidildiğinde cinnilerle bir takım garip şekillerin, hayvanların savaştığı görüldü. Biraz daha ileri gidildiğinde; çok daha farklı olan hayvanlar var. Uçan, ağzından ateş çıkaran ejderhalar filan var. Evet bunlar gerçek, var. Dünyevi olarak da fosilleri incelediğinizde bu zaten teyit edilebilir. Bugünkü hayvanların bazısı bize yardımcı oluyor, bazısı saldırıyor. Yılan sokmaya çalışıyor, köpek bizi korumaya çalışıyor. Nasıl oluyor yani? Hepsi hizmet için sunulduysa o zaman bize saldıran hayvanlar niye var? Hepsinin bir insan oğlunu görünce "hazır ol" da beklemesi gerekmiyor mu? Gibi birçok beyin yakan sorularımız var. Astral yolculuk esnasında görülen bazı konuları anlatmak istiyoruz. Hayvanlar ve hayvanların yaratılış özellikleri hakkında bilgi sahibi olmaya çalışıyoruz, gayret ediyoruz. Bir kaynak da olmadığı için hal ilmi ile birlikte yolculuk yapıyoruz. Asıl konuya başlayalım: Cinlerden önce bir hayvanlar alemi olduğunu düşünün. Cinler yok, insanlar yok. Şu an bildiğimiz hayvan şekillerinde yaratılmış ama vücutları şimdiki gibi et değil. Suretleri şu anda gördüğünüz hayvan suretinde Kendi çeşitlerine göre birbirlerine üstünlük kurmaya çalışıyorlar Güçlü olan zayıfı eziyor. İçlerinde imanlısı var, imansızı var. Bugünkü cinler ya da insanlar nasılsa onlar da aynı şekilde. Uzun bir yaşam neticesi sonucunda cinler yaratılıyor. Rabbimiz cinleri yaratıyor ve hayvanlara üstün, halife olarak gönderiyor. Bu arada cinler yaratıldığında cinlerin vücuduyla hayvanların yani bize göre şu anda hayvan dediklerimizin vücutları aynı değil. Nasıl ki cinler bizim vücudumuza girebiliyorsa, hayvanların vücudu da cinlerin vücuduna girebiliyor o dönem. Bizim şu andaki gözümüze göre düşünmeyin. İnsan boyutundan değil Cinni boyutundan geriye bakın. İnsan boyutundan baktığınızda cinnileri göremiyorsunuz. Cinni boyutundan geriye baktığınızda şu andaki biz gibi onlar da o hayvanları göremiyorlar. Cinler yaratılmadan önce öyle bir durum yok çünkü hepsi birbirini görüyorlar İçinde imanlı olan, imansız olanlar var. Rabbimizin dini tek olduğu için Onlara bildirilen emirler de bizdeki gibi aynı fakat onlara bildirim şekli olarak yine kendi cinslerinden uyarıcı olarak gelenler var. Bize Efendimiz Aleyhisselam geldi, peygamberler geldi. Cinlerden de peygamberler geldi fakat gelen uyarıcılar herkesin kendi cinsinden geldi. Efendimiz Aleyhisselam bir kere geldi, ahir zamanda geldi. Bu şekilde düşünmeyin. İlk gelen insan sorumluydu, ilk gelen cinni de sorumluydu, tebliğciydi. Fakat cinler ve daha insanlar yokken hayvanların olduğu zaman da her çeşitten yaratılanlar varmış. Adem babamız gibi tek olarak değil. Her çeşidin bir başlangıcı yaratılmış ve her nesil çoğaldıktan sonra, kendi aralarında ciddi savaşlar olmuş. Yani şu andakinden daha karmaşık -Şu anda en azından insanlar, cinniler tek tip. Cinniler geldikten sonra bunlar cinnilerin aynı şekilde üstünlüğünü kabul etmemişler. Zaman içerisinde cinnilerin içine girerek hani nasıl cinniler, musallatlar insanların içine girebiliyor, hakimiyet altına alabiliyor Benzer şekilde onlar da cinnileri kontrol altına almışlar. Tabi bunu dünyamız olarak düşünmeyin. Başka gezegenlerde, galaksilerde de yaşandığını düşünün. Şu andaki hayvan yapısına göre de odaklanırsanız yine işin içinden çıkamazsınız. Daha bildiğiniz et bedeni yok. Zaman içinde bu “hayvanlar” cinnilerin içine girerek cinnilerin de inançlarını bozuyorlar ve zamanla vücut yapıları da o hayvanların şekillerine giriyor. Onun içindir ki ifritler değişik hayvan şekillerinde, en azgınları da yılan şeklindedir. O hayvanların zamanında yılanlar en azılılarıydı. Azılıları haline geliyor. Kime karşı? Bize göre kedi, köpek veya diğer canlılara karşı Bugünkü insanlara saldıranlarla, insanlara faydalı olanların ayrımı orada da aynı. İyi ve kötü olanlar Yani imanlılar ve imansızlar Hayvanlar, cinni ırkı bozuyor ve başka gezegenlere de gidebiliyorlar. Cinnilerin büyük bir kısmı hayvan şeklinde görünmeye başlıyor çünkü içlerine giriyorlar. İçlerine girince onların kimyasını, yapısını değiştiriyor. Bugün de bazı insanlar var ya cinnilere benzer. Yüzlerinde nur yoktur, içgüdüsel, hayvansı özellikler vardır kimi insanlarda. İşte bu hayvansı özellikler cinlere de aynı şekilde geçmiştir. Onlar da hayvansı özellikler göstermeye başlamıştır, nefislerini azdırmıştır. İnsanlar halife olarak yaratılınca bu sefer bunlar yine Rabbimize karşı çıkmıştır. Hayvanlara biz bugün hayvan diyoruz ama o zaman ki isimleri değişikti. İşte o karşı çıkmalarında onlara üstün olduğu için üstünlüğünü kaybetmek istememişlerdir. Ama ; İşledikleri günahlar ve yaptıklarından dolayı da artık Allah’u Teâlâ onların üzerine yeni bir ırk getirmiştir. Bu gelen ırk insanoğludur ve insanoğluna itaat etmemiştir. Bunlar hayvanlardan cinlere, cinlerle birleşerek de bugün insanlara musallat olmaktadır. "Hayvanların bugün et bedenleri var. O zaman ki eğer cinnilerin vücuduna girebiliyorlarsa nasıl bunlara hayvan diyemeyiz" diye sorduğumuzda; "Hayvan bugünkü adlandırmasıdır. Topraktan yaratıldınız, toprağın bir parçasından da hayvanlar yaratıldı" denildi. Cinnilerin içine girdiklerinde cinnilerin yecüc mecücü oluyorlar, şekil değiştiriyorlar. Yani iki ırk birleşiyor. Yine ölüyorlar ama o soy melez olarak devam ediyor. Bu "hayvanlar" içinde zamanında köpek tipli olanlar hala gelip insanlara yardımcı olan, insan nesline itaat edenler. İnsanlara ve cinlere saldıranlar ise o zamanda cinlerin sonra da insanların üstünlüğünü kabul etmeyenlermiş. İnsan yaratılmadan önce hayvanlar ve cinniler aralarında şu anda ki cinni ve insanlar gibi mücadeleler vardı Bir de insan ırkı üzerine gelince, hayvanlarla cinnilerin birleşmesinden oluşan yecüc mecücler insanla da birleşerek hayvani özellikler gösteren üçlü bir ırk oluşturdu Allah dostları anlatmıştır. ”Her şeyi yiyip bitirecekler”Bu hayvani özellikleri anlatılır. Bu hayvani özellikler o hayvanların yaratılışından gelip cinnilerle birleşip, döllenerek ortalama bir ırk oluşturup, o ırkın da gelip insanla birleşerek birlikte ırk oluşturması ile olur Yani yecüc mecüc sadece cinni ile insanın birleşimi değil. Hayvanla birleşen cinni ara bir ırk ve o ara ırkın da gelip yine insanla birleşmesiyle oluşuyor. Şöyle düşünün; Hayvandı, ifritler cinniler ile birleşti. Birleşmeden bir ara ırk çıktı. O ara ırk topraktan yaratılmış olan insanla da birleşince yine topraktan yaratılma özelliğini de alarak farklı bir özellik sağlamış oldu. Yani hem hayvanların özellikleri, hem de cinnilerin özellikleri var Çok hızlı hareket etmeleri ve farklı özellikleri var. Bir de üstüne cinni ifritler insanlarla birleştiğinde -ki ilk baştan beri istedikleri bu- Ne oluyor? Kendi ara ırkları devam ediyor. -Bugün nefsi biz hayvani iç güdülerle anlatıyoruz, bakın aslında olanın ve söylediğimizin farkında değiliz Hayvani o istekler, hayvanlardan cinlere, cinlerle birleşerek bize geçtiğini anlatıyor. Çok iyi düşünün. Yani burada "bunu kabul etmiyorum. Bu Hazreti Kur'an’da nerede var? Buna delil getirin" demeden önce bir düşünün. En azından bu anlatılanların olabilirliği, doğru olma imkânı var mı, yok mu? Sohbetin sesli anlatımı aşağıdadır.

Synergy Kendiyas

11,152 次观看 • 10 个月前

Herşey aslına döner. Nasıl başladıysa öyle sonlanır. "Yüzyıllar sonra yeşil gözleri ile dünyanın gerçek yüzünü görebilen seçilmiş bir adam gelecek.Sizi yaşamakta olduğunuz rüyadan uyandırmak için gerçeğe çağıracak. Onu düşmanlardan kollamalısınız. Bu seçilmişe yaşayacağı çağ ona kim olduğunu unutturabilir. Hatırlatmanız gerek. Bu hatırlatma bilgeliğin uzun yıllar boyunca kuşaktan kuşağa aktarılmasıyla sağlanmış olacak. O zaten uyandırılmış olacak ." Kırmızı Kitap--- Yıl 1934 - Londra .. Winston Churchill !!! " Atatürk dünyanın farkına erken varanlardan. Atatürk'ten sonra bir lider daha gelecek,dünyanın onun için hazırlanması ve çevresinin ona kendi özgür iradesi ile neler döndüğünü anlatması ve anlaması gerekiyor. Kendisinin hizmet mi edeceği yoksa hüküm mü süreceğine kararını vermesi gerekli. Tabi bu yüzyıl değil. Yeni yüz yılda gerçekleşecek ." ● Yıl 1934 - Dolmabahçe sarayı! Ahmet Esat çok önemli bilgilerle Türkiye 'ye dönmüş ve ivedilikle Dolmabahçe sarayında Mustafa Kemal Atatürk ile görüşmek için randevu istemişti. Beklenen randevu gelmişti. Ahmet Esat , Atatürk 'ün huzuruna çıkmıştı . Atatürk,Ahmet' e dönerek. " Ahmet Esat çok yol katettik .Ülkeyi yeniden inşa ettik, ama bunlar sonsuzluğun yanında değerli hiçler sadece.Büyük ve ulvi bir görev için burada olduğumuzu anlasak,her şeyi baştan yazma dirayetini göstereceğiz. Şimdilik sadece yapabileceğimiz kadarını yapıyoruz, gelecek olanlar için, onların içerisinde bir tanesi çok değerli. " Ve Ahmet Esat , Atatürk 'e doğru adım atarak ceketine gizlediği çok önemli emaneti yani kriptolu bilginin yer aldığı kutuyu teslim etti. Kriptolu bilgiyi alan Atatürk heyecanlanmıştı. Atatürk avuç içi kadar olan bir silindir kutuya heyecanla bakarken , kutunun üzerinde japonca harfler yazıyordu. Atatürk, daha önce kendisine bildirilen harfleri doğru kombinasyonla bir araya getirince kutucuğun kapağı açılmıştı.Kutudan iki adet pusula çıkmıştı. Birincisini pencereye doğru kaldırdığında üzerinde bir yıldız haritası ve altında Ahmet Esat'in bile dünya üzerinde görmediği, bilmediği bir dille yazılmış şifre ve Atatürk 'e iletilen bir not vardı .. Atatürk 'ün pencereye yapıştırarak bıraktığı ilk kâğıtta gelecek olanı bildiren bir yıldız haritası ve beklenen kişinin geleceği yer ve tarih bildirilmişti. Pusulada yazan tarihi sadece Atatürk okuyabilirdi. Dünya üzerinde çok az kişiye bu hediye verilmişti.(Güneş Dili) Mesaj pusulasında yazanları okuduktan sonra, Ahmet Esat Tomruk 'a dönerek... "Bilgileri sır taşıyıcılarına aktaracaksın . " Bir adam gelecek .Hepimizin özelliklerini almış.Öğrenme ve öğretme kabiliyeti en üst seviyede .Onu bulup,ona doğru yolu göstermelisiniz. Düşman güçlü ve onu bulduktan sonra korumalısınız. " Dünyayı karanlık günlerin beklediği önümüzde ki yüzyılda eğer ki seçilmiş olan kendini inkar etmezse çok büyük bir lider olacak .Bilmeden yoluna girerse daha başarılı olacaktır. " #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci #OndokuzBiziz #SonDakika

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

15,609 次观看 • 1 年前

YEDIGIMIZ GIDALARLA ZEHIRLENIYORUZ GIDA GÜVENLIĞI GELECEĞIMIZ VE ÇOCUKLARIMIZ IÇIN ÖNEMLI BIR TEHDITTIR SPREYLEMLER, PEPSISTLER, INSEKTİSİTLER, KIMYASAL ZEHIRLER,EMİLGATÖRLER, ÇIN TUZU, EBTER TOHUMLAR .. Mısır şurubu.. Vs zehirleniyor uyanın UYANIN UYANIN ! Yarın geç olacak !! Zeytinyağı,inek yağı, alkali su sizi hayata bağlayabilir deneyin gerçeği görün ! BU BIR TEBLIĞIDIR birtanede elin Müslümanı çıkıp şöyle bir video çekmiyor doğruları dile getiremiyormu? bilim adamları tam aksine doğrudur diyor! üçbeş kuruş dünya menfaati ve makamı için! mevki makam korkusundan siyaset adamları susuyor! konuşma yetileri elinden alınmış gibi duruyor..! Hiçbir İslam ülkesinde ve mazlumların ve mağdurların ülkesi diye bilinen Türk dünyasının merkezi 200 tane üniversitenin bilim adamından bir tanesine çıkıp bu Pepsistler insektisitler havadan spreylemler kimyasal ilaçlamalar havanın suyun toprağın kirletilmesi flor fauna‘nın yok edilmesi abitımızın ortadan kaldırılma amaçları gıdadaki zehirlenme geri dönen gıdalardaki zehir olanları ve en tehlikeli alan sağlık bakanlığı bilim kurulunun da yayınladığı kanser ve bütün hastalıkların ana sebebi olan mısır şuurunun ekimi ne zaman bu ülkede duracak Diye onlarca makale yüzlerce sanal medyada paylaşım yaptık bir tane de Müslüman çıksın ki grupta yorum yapsın evet ya ne yapalım kime diyelim bazıları diyor ki moralimizi bozuyorsunuz hoca yazma bunları diyor diğerleri de diyor bunları buraya niye yazıyorsun yetkililere yazsana diyor ben de diyorum ki ey Müslüman seni uyandırmaya uyku uyuduğun uyuduğun uykudan Uyandırmaya çalışıyorum farkındalığı olmaya düşünmeye akıl etmeye Kur’an ‘ a davet ediyorum diyorum bakıyor öyle hani trene bakıyorlar ya öyle bakıyorlar zaten elinde ilaç torbası kalbinde stent erkeklik bitmiş beli bükülmüş saçı ağırmış parayı bulmuş ama şeker tansiyon kolestrol eklem kas agrilari bunu derken Allahın sopası yok sevdiği kullarına EVET BÜYÜKLERIMIZ DIYOR KI SEVDIĞIM KULLARIMA ŞEFKAT TOKATI ATAR KI UYAN AKLINI BAŞINA AL DEĞIŞ DEĞIŞ ARTIK FARKLI BIR INSAN OL GELDIĞIN GIBI KALMA MEVLÂNÂ BILE NE DEMIŞ GEL GEL GEL NE OLURSAN OL GEL PUTPEREST HRISTIYAN NE OLUR SONRA DEMIŞ KI BUNLARI SÖYLEMIYORLAR SAKIN GELDIĞIN GIBI KALMA DEMIŞ BIR ŞEYLER ÖĞREN IKI GÜNÜ AYNI OLAN ZIYANDADIR MÜSLÜMAN EY INSAN UYAN ARTIK UÇAKLARLA ZEHIRLIYORLAR GIDALARLA ZEHIRLIYORLAR FLORÜR‘LA ZEHIRLIYORLAR KIMYASALLARLA ZEHIRLIYORLAR GIDA GÜVENLIĞI TÜRKIYE’NIN EN BÜYÜK GÜVENLIK SORUNUDUR GAZZE’DE 100.000 KIŞI ÖLDÜRÜLDÜ IKI YIL IÇINDE DÜNYADA 100 MILYON KIŞI ÖLDÜRÜLDÜ GIDA TERÖRÜ ILE BUNLARIN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU DA MÜSLÜMANLAR GARIP GURABA HER GÜN BEYAZ EKMEK GLUTEN YIYIP ÇÖLYAK OLANLAR MISIR HEPTER DOLSÜZ ÇIÇEK YAĞI MISIR YAĞI YIYIP KANSER OLANLAR UYANIN ARTIK!!! Sızma zeytinyagı dışında hiçbir yağ inek yağı dışında hiçbir yağ kullanmayın yağ yemekten korkmayın yağlarınızı yakmayın Ahmet Maranki Instagram Facebook TikTok sayfalarımızdaki zeytin dünyası zeytinyagı dünyası sayfalarımızı okuyun okutun İslami Tebliği yapın bedeni korumak farzdır farzı tebliğ etmek farzdır alın bu kitapları okutun okuyun dinleyin dinletin beşincisi olmayın !! Hala rafine tuz yemeyin kristal tuz yiyin karbonat kullanın kristal tuz kullanın alkali su için hayatınız tamamen değişecektir... Mutlaka çörek otu yağı keten tohumu yagini mutlaka her gün tüketin... Mutlaka sarımsak hayatınıza katın... Tiroitleriniz için ceviz sirkesi, karaciğer temizlemek için enginar sirkesi, bağırsaklarınızı temizlemek için alkali su ve detoks sirkesi ve Moringa çay ve zencefil ve zerdeçalı Kur’an da ve sünnetullah’ta bütün mistik inançlarda geçen bu bitkileri mutlaka kullanın sahtelerinden sakının konuyla ilgili bilgi almak için Maranki alışveriş sitelerimize ve 0530200 00 96 no telefonlardan helal Gimdes ve koşar belgeli ürünlerimizden organik sertifikalı ürünlerimizden istifade edin .. ucuz etin yahnisi yavan olur yarın geç olur bir kere daha uyarıyorum biri de çıkıp bu ülkede bir bilim adamı yok mu demesin diye bunları değerli dostlarımla paylaşıyorum vesselam

Ahmet Maranki

13,073 次观看 • 1 年前

Formül Plastik Halka Arz Analizi: Yatırım Planı, Finansal Okuma ve Riskler #FRMPL Formül Plastik’i bu halka arzda ilgi çekici yapan şey, “yeni bir hikaye” değil; mevcut üretim altyapısının üzerine kurulan büyüme ve entegrasyon planıdır. Şirketin odağı net; temiz su (sıcak/soğuk) boruları ve ek parçaları ile atık su boruları ve ek parçaları üretimi. Bu iş kolunda değer; sadece üretmekten değil, doğru kapasiteyi doğru kanala (bayi ağına) bağlayıp, maliyet oynaklığını ve nakit döngüsünü disiplinle yönetebilmekten doğar. Bu nedenle bu şirkette okunması gereken ana tez şudur: Yatırımla ölçek büyütme planı doğru çalışırsa yukarı potansiyel var; ancak finansman giderlerindeki yükseliş ve işletme sermayesi baskısı nedeniyle temkinli okuma da şart. Operasyonun coğrafyası, şirketin “sahada” olduğunu gösteriyor. Genel merkez İstanbul (Büyükçekmece) tarafında; üretim omurgası Tekirdağ/Çerkezköy–Veliköy OSB bandında konumlanmış. Mevcut yerleşimde merkez fabrikanın yaklaşık 20.000 m² arsa ve 14.000 m² kapalı alan ölçeği; metal üretim tarafının 9.000 m² arsa ve 5.000 m² kapalı alan; PVC tarafının ise 15.000 m² açık alan ve 7.000 m² kapalı alan olarak tarif edilmesi, belirli bir üretim platformu ölçeğine işaret ediyor. Bu ölçek, verimlilik ve lojistik açısından avantaj yaratabilir; ancak aynı zamanda “tesis yoğunlaşması” riskini de beraberinde getirir. Olası bir arıza, yangın, doğal afet ya da lojistik kesinti senaryosunda iş sürekliliği planlarının gücü bu noktada daha kritik hale gelir. Satış modeli ağırlıkla bayiler üzerinden ilerliyor. Bayi ağı; pazara yayılma ve hacim yaratma açısından güçlü bir kaldıraçtır, fakat büyüme dönemlerinde iki başlığı büyütür: tahsilat riski ve işletme sermayesi ihtiyacı. İşte bu yüzden FRMPL’de yalnızca ciroyu değil, alacak tahsilat kalitesini, stok–alacak–vade dengesini ve finansman maliyetinin kârlılık üzerindeki etkisini birlikte okumak gerekir. Halka arz gelir kullanımında işletme sermayesine pay ayrılması, bu gerçeğin şirket tarafında da dikkate alındığını gösteriyor. Halka arzın mekaniği net ve matematik olarak temiz: toplam 40.000.000 lot arz ediliyor, fiyat 30,24 ₺. Bu da 1.209.600.000 ₺ brüt arz büyüklüğüne karşılık geliyor. Halka arz sonrasında sermaye 160.000.000 pay olacağı için, aynı fiyattan teorik piyasa değeri 4.838.400.000 ₺. Halka açıklık oranı %25. Bu üç kalem (arz büyüklüğü, piyasa değeri, halka açıklık) birbirini tamamlarken bir uyumsuzluk üretmiyor. Yapının en kritik yanı, arz edilen payların kaynağı: 40 milyon lotun 30 milyonu sermaye artırımı, 10 milyonu ortak satışı. Yani yatırımcının koyduğu kaynağın bir kısmı şirket kasasına girip yatırım ve işletme sermayesi için yakıt olurken, bir kısmı satıcı ortağa gidiyor. Burada ortak satışı var diye otomatik olumsuz okumak doğru değil; asıl önemli olan, ortak satışının kontrolü değiştiren bir büyüklükte olmaması ve şirketin kasasına giren net kaynağın “yatırım hikayesini” finanse edecek düzeyde kalması. İzahnamede net tutarlar açık: toplam halka arz maliyeti 57.386.200 ₺. Şirketin eline geçecek net gelir 859.820.350 ₺. Ortak satışından satıcının net geliri 292.393.450 ₺. Bu netler ve maliyet bir araya geldiğinde brüt arz büyüklüğü olan 1.209.600.000 ₺’ye tam kapanıyor; yani hesaplar teknik olarak tutarlı. Dağıtım tarafında duyurulan tahsisat yapısı, bireysel yatırımcı için okunabilir: %65 yurt içi bireysel (26.000.000 lot), %25 yurt içi kurumsal (10.000.000 lot), %10 yüksek başvurulu (4.000.000 lot). Ayrıca 4.001 lot ve üzeri talepler “yüksek başvurulu” kategorisine giriyor; bu eşik, büyük tekil taleplerin bireysel havuz üzerindeki etkisini sınırlamaya yönelik bir tasarım olarak okunabilir. Teknik bir başka detay da talep davranışını etkiler: T1 + T2 bakiye kullanılamaz notu (bu tip bilgi genelde aracı kurum/bilgilendirme duyurularında yer alır). Bu, katılımı nakit blokajına daha fazla bağlar; talebi azaltabilir veya talebin niteliğini değiştirebilir, ama tek başına fiyat davranışı için garanti vermez. Halka arz gelir kullanımı, FRMPL’de yatırım tezinin omurgası. Net gelirin %75’i yatırımlar, %25’i işletme sermayesi. Şirket kasasına girecek 859,8 milyon ₺ üzerinden kabaca düşündüğünüzde, yatırımlara ayrılabilecek kaynak yaklaşık 645 milyon ₺, işletme sermayesine ayrılabilecek kaynak yaklaşık 215 milyon ₺ mertebesinde okunur (kalemler arası esneklik olduğu da belirtiliyor). Buradaki mantık, yalnızca kapasite artırmak değil; üretim yerleşimini daha entegre hale getirip operasyonel verimlilik ve sevkiyat akışını güçlendirmek. Veliköy OSB civarında daha büyük arsa ölçeği, yeni kapalı alan kurgusu, mevcut hatların taşınması ve ilave hat/makine yatırımları gibi adımlar doğru uygulanırsa marjlara ve nakit döngüsüne olumlu yansıma potansiyeli taşır. Metal tarafında da taşınma ve kapasite artışı motivasyonu var; bu tip yatırımlarda kritik soru “yatırım yapıldı mı” değil, “kapasite ne hızla doldu ve kârlılığa ne hızla yansıdı” sorusudur. Finansallara geldiğinizde resim iki katmanlı. Ölçek var, ancak karlılık tarafında dalgalanma belirgin. Hasılat 2022’de 3,934 milyar ₺, 2023’te 3,494 milyar ₺, 2024’te 3,539 milyar ₺. Ara dönemde 9A24’te 2,524 milyar ₺, 9A25’te 2,449 milyar ₺. Ciro ölçeği korunuyor; fakat 9A25’te yıllık bazda sınırlı gerileme var. Daha öğretici olan brüt kar trendi: 2022’de 1,105 milyar ₺, 2023’te 1,093 milyar ₺, 2024’te 925 milyon ₺; 9A24’te 791 milyon ₺, 9A25’te 664 milyon ₺. Brüt karın zayıflaması, bu iş kolunda genelde maliyet baskısı (hammadde/kur/enerji) veya rekabet kaynaklı fiyatlama sınırı ile birlikte okunur. Operasyonel karlılığı temsil eden “finansman geliri/gideri öncesi faaliyet karı” kalemi (FAVÖK’e yakın bir operasyonel gösterge gibi düşünülebilir) 2022’de 1,033 milyar ₺, 2023’te 1,014 milyar ₺ iken 2024’te 637 milyon ₺’ye geriliyor; 9A24’te 584 milyon ₺, 9A25’te 529 milyon ₺. Bu, 2024’te belirgin bir zayıflama olduğunu gösteriyor. Net kar tarafında da benzer bir görünüm var: 2022’de 296,8 milyon ₺, 2023’te 295,5 milyon ₺, 2024’te 159,8 milyon ₺; 9A24’te 85,9 milyon ₺, 9A25’te 117,1 milyon ₺. 9A25’te toparlanma var; ancak burada ana sinyal finansman giderleri: 9A24’te -204,1 milyon ₺ olan finansman gideri, 9A25’te -405,2 milyon ₺’ye çıkıyor. Finansman giderindeki bu sıçrama, net karda toparlanma olsa bile karlılığı baskılayabilecek bir faktör. Dolayısıyla FRMPL’de yatırımcı için kritik izleme sorusu şu: yatırımlar devreye girerken, finansman maliyeti ve işletme sermayesi ihtiyacı ne kadar kontrol altında tutulabilecek? Varlık tarafında şirketin “elle tutulur” bir üretim tabanı olduğu da görülüyor. 30.09.2025 itibarıyla brüt maddi duran varlık 1.497.073.610 ₺, birikmiş amortisman 714.774.710 ₺; net seviyede yaklaşık 782 milyon ₺ bandında bir maddi duran varlık ölçeği okunuyor. Bu taban uzun vadeli üretim platformu okumasını destekler; fakat yatırımcı açısından asıl mesele, bu varlıkların marj ve nakit üretimine ne kadar etkin dönüştüğüdür. Kurumsal yapı tarafında da bilerek pozisyon almayı gerektiren bir unsur var: A/B pay yapısı ve oy imtiyazı. A grubu 5 oy, B grubu 1 oy. Halka arz edilen paylar B grubudur. Bu, halka açıklık %25 olsa bile yönetim kontrolünün aynı oranda dağılmasını beklememeniz gerektiği anlamına gelir. Bu tür yapılar stratejik süreklilik sağlayabilir; ancak azınlık yatırımcı açısından kurumsal yönetim hassasiyetlerini daha önemli hale getirir. Yani otomatik olumsuz değil; fakat bilmeden alınacak risk de değil. Risk setini yatırımcı diliyle sadeleştirirsek; hammadde maliyet oynaklığı, rekabetin fiyatlama gücünü sınırlaması, bayi kanalı ve tahsilat disiplini, büyüme döneminde işletme sermayesinin pahalı finansmanla taşınması ve yatırımların zamanlama riski en kritik başlıklar. Özellikle finansman gideri trendi, bu halka arzda fiyat ve iskonto ile birlikte en önemli izleme parametrelerinden biridir. Dağıtımın ~60 lot (yaklaşık 1.815 ₺) civarında olabileceğini düşünerek, nakit blokajını gereksiz büyütmeden 100 lot (3.024 ₺) ile temkinli katılım sağlanabilir. 📌 HALKA ARZ BAŞVURU TEKNİK BİLGİLERİ 🏷️ İşlem Kodu: #FRMPL 📅 Talep Tarihi: 7–8–9 Ocak (Çarş.–Perş.–Cuma) ⏰ Saat: 09:00 – 17:00 💵 Halka Arz Fiyatı: 30,24 ₺ 🔄 Toplam Lot: 40.000.000 💰 Arz Büyüklüğü: 1.209.600.000 ₺ 🏦 Halka Arz Sonrası Piyasa Değeri: 4.838.400.000 ₺ 👥 Halka Açıklık: %25,00 🧾 İskonto Oranı: %28,98 🕌 Katılım Endeksine Uygun ❌ T1 + T2 Bakiye Kullanılamaz 🧾 DAĞITIM BİLGİLERİ 💎 %65 Yurt İçi Bireysel • 26.000.000 lot – 786.240.000 ₺ 💎 %25 Yurt İçi Kurumsal • 10.000.000 lot – 302.400.000 ₺ 💎 %10 Yüksek Başvurulu Yatırımcı • 4.000.000 lot – 120.960.000 ₺ ⚠️ 4.001 lot ve üzeri talepler yüksek başvurulu kategorisine girer. (+120.990,24 ₺) 📊 ARZ GELİRİ KULLANIMI • %75 Yatırımlar • %25 İşletme Sermayesi 💬 Benim beklentim: ~60 lot (≈1.815 ₺) ➡️ Tedbiren: 100 lot (3.024 ₺) ile katılacağım. Umarım bu analiz sizin için faydalı olmuştur. Buraya kadar değer verip okuduğunuz için teşekkür ederim...

Hisse PhD

70,768 次观看 • 7 个月前

Fransa'nın Pasifik'teki sömürgesi Yeni Kaledonya'da işler karıştı. Yeni Kaledonya, aslında resmi olarak sömürge değil zira hiçbir sömürge resmen sömürge değildir. Ya kolonidir, ya "deniz aşırı topraktır" ya özerk bölgedir ya da "Tam bağımsız, faizleri tavan ama parası çöp" bir ülkedir. İşte Yeni Kaledonya bu en sondaki fenafillah mertebesine henüz ulaşamamış olan "Deniz aşırı özel bölge" sıfatında bir ülkedir. Biraz tanıyalım ve meseleler ne durumda ve ne şekilde seyredecek öngörülerimizi ve yarısı ciddi yarısı hikaye bir floodu paylaşalım. Yeni Kaledonya, 18.000 km2 bir alana sahip ve Pasifik'te bu boyutta adalar azdır. Genellikle Avustralya ve ABD arasındaki bu sahada ufak adalar vardır ve çoğunda da insan yaşamaz zira yaşamaya elverişli değildir. Bu sebepten Fransa, buralardaki adaların bir kısmını nükleer deneylerde kullanmıştır. Kaledonya'yı ise deyimi yerinde ise özel tutmuş, hiçbir nükleer deneme yapmamış, hiçbir nüklleer çöpü göndermemişlerdir. Bu ise Kaledonya'daki yerlilerin değil, orada sayıları hayli önemli derecedeki (%27) fransız kolonistlerin yüzü suyu hürmetinedir. Buradaki Fransız kolonistler, Bankaların ana çalışanları, müdürleri, burada bulunan ordunun subayları, kolluk kuvvetleri, üniversitelerdeki akademisyenlerin çoğunluğunu oluşturan gruptur. Esasen bu saydığım ve toplumun kaymağını oluşturan kısım da bu %27'nin tamamıdır. Halkın etnik çoğunluğunu oluşturan ana grup ise %40 ile Kanak yerlileridir. %40 neden çoğunluk? Derseniz, etnik çoğunluktan bahsederken eğer çok etnisiteli bir ülkede sizden daha kalabalık yüzdeye sahip olan yoksa siz %20 ile bile çoğunluk olabilirsiniz. Etnik çoğunluk demek nüfusun çoğunluğu demek değildir. Hele Kıbrıs'ın iki katı kadar büyük bir adada 270 bin nüfus, gayet az bir nüfustur ve bu kadar geniş bir adada egemen olup buradan Fransız ordusunu kovmak için km2'ye en az 100 kişilik bir nüfus yoğunluğu ve genel toplamda %60'lık bir etnik çoğunlukları olmalıdır. Şu andaki durumla sadece dünya çapında haber olurlar. Daha fazlası değil. %40'lık Kanakları takip eden %8 ve diğer %1-2-3'lük pasifik yerlileri ise bu nüfus yoğunluğu düşük adalarda egemen olacak profili sunmuyor. Zira bu iklimlerde böyle ciddi bağımsızlık savaşları nadiren olur ve istisnalar (Timor ayrılık savaşçıları gibi) Avrupa'nın desteklediği gruplar olmuştur. Yeni Kaledonya aslında kötü bir ekonomiye sahip değil. Ülkede çıkarılan nikel olduğu gibi Fransa'ya veya Çin'e gider. Fransa bunu ücretsiz alırken Çin'e gönderilenlerin parası da Kaledonya'nın %27'lik kesiminin cebine girer. Demir (1,39 Milyar Dolar), Nikel Cevheri (825 Milyon Dolar), Nikel Matlar (586 Milyon Dolar), Ham Nikel (13 Milyon Dolar) ve Uçaklar, Helikopterler ve/veya Uzay Araçları (7,23 Milyon Dolar), çoğunlukla Çin'e ihraç edilirken ki bu 1,79 Milyar Dolar eder, Güney Kore'ye (403 Milyon Dolar), Japonya'ya (334 Milyon Dolar), Tayvan'a (57,1 Milyon Dolar) ve İspanya'ya (51,4 Milyon Dolar) ihracatla Kaledonya aslında Türkiye'nin KKTC'de başaramadığı bir hikayenin başarılmış versiyonudur. Bu da Türkiye'ye ders olmalıdır zira KKTC'de daha fazlası olan doğal kaynaklara rağmen şu anda orada İsrail'e emlak satarak para kazanmaktan, kumarhane ve üniversite işletmekten başka bir ekonomi yoktur. Peki insan niçin ayaklanır? Kaledonya neden ayakta? Siz eğer etnik çoğunluğunu oluşturduğunuz ülkede hapishanelerdeki tüm mahkumların %92'sini oluştursanız, Kaledonya'da yaşayan Fransız ailelerde işsizlik %5 iken sizde %40 olsa ne derdiniz? Tabii ki hoşnutsuzluk duyardınız. İşte onlar da duyuyor. Aslında bu hoşnutsuzluk Kanaklarda hep vardı. Ülke, dünyanın en zengin 25 ülkesi arasında (ülke olmasa da) yer alsa da bu aslında bir istatistiki yanılgıdır zira coğrafyadaki yırtmaç ekolünü bilenler bizi anlayacaktır. İstatistik, yırtmaç gibidir. Göstermek istediğinizi gösterir, gizlemek istediğinizi gizler. Yeni Kaledonya'da varoşlarda yaşayanlar hep Kanak yerlileridir. Evsizler Kanak'tır. Refahtan pay alamayanlar da Kanaklardır. Nüfusları artanlar da Kanaklardır ama kapital yoksa artan nüfus zafer getirmez. Yeni Kaledonya'nın bağımsız olmak için sokaklara çıktığı bu günlerde bağımsızlıklarına kavuşmalarını pek ihtimal dahilinde görmüyorum. Toprak üzerindeki demografik hakimiyetleri, nüfus yoğunluğu azlığı gibi kriterlerle bakıldığında Fransız ordusunun ezip geçeceği bir gariban halktır bunlar. Ayrıca geçtiğimiz günlerde Fransa'nın Rusya'ya karşı şahince çıkışlarına Rusya'nın bu bölgedeki bir cevabı olarak da yorumlayabiliriz ülkede olan olayları. Ancak bağımsızlık ve bağımsızlık hareketleri açısından ergenlik evresindedir bu bölge. Çünkü ateşli sokak protestoları ile başlayan hareketler, devlet kurumlarını ateşe vermek dışında bir yere varamaz. Ülkeye kaçakçılar tarafından sokulan silahlar da olmadığı için silahlı hareket çok kısıtlı kalacak ve bu da bölgedeki Fransız tugayı tarafından ezilerek etkisiz hale getirilecektir. Var sayalım bağımsız oldular yine de sömürü şekil değiştirip aynen devam edecektir. Zira bu tür ülkelerde fakir, bağımsız bile olsa zengin onu sonrasında yeniden köle etmeyi bilir. Yeryüzünde hiçbir fakir halk yoktur ki bağımsızlığını ve cehaletini aynı anda koruyabilsin. Bağımsız olan her fakir ülkenin cehaleti ile onu yeniden ve sürekli olarak ebediyen köle halinde tutabilirsin. Bu da nasıl olur? Bir bakalım. Yeni Kaledonya, sokak hareketleri, ateşli protestolar, kitlesel ayaklanma ve silahlı hareketle bağımsız oldu diyelim. Bir "milli liderleri" çıkara ve ülkeyi tıpkı şimdilerdeki Rwanda'nın idealist lideri Kagame gibi harika şekilde yönetir. Ne çıkarılan Nikel Fransa'ya gider ne de Çin ve Kore'ye satılan hammaddelerin parası Fransız bankalarına akar. Artık her şey Kaledonya içindir. Ülke kalkınır, milli bir ruh inşa edilir ama ondan sonra gelenler eski liderin mirasını eleştirip daha iyisini yapma iddiası ile ülkeye bir anda farklı bir kimlik verme yoluna giderler. Fakir ne kadar bağımsız olsa da cehaleti ile kendisini yeniden sömürge haline getirir kuralı daima işler. Fransa bir anda ülkenin liderine gaz verir ve ona "Gel seni Büyük Pasifik projesinin eş başkanı yapalım" der. Lider gazlanır ve hayalindeki Büyük Pasifik projesinin lideri olmak için boyundan büyük işlere kalkışır. Ordusunu sağa sola olmadık yerlere yollar ve bölgedeki istikrarın dibine dinamit koyar. Bu masraflı işler ekonomiyi sallarken milli gazla büyük katedraller inşa edilip birbirinden büyük Yeni kaledonya bayrakları dikilir. Maaşları ödemek için para basılırken karşılıksız paraya karşılık bulmak için ülkeye döviz gelmelidir ve bu döviz de Fransa'dan bulunur. Fransa ülkeye dövizi babasının hayrına vermeyecektir. Onu %25 faizi ile almak için verecektir. Dolayısıyla eskiden ülke zenginliklerinin %20'sini alan Fransa, bu kez de yine %20 almaya devam eder. Kalan %5 ise ülkenin başındaki "milli lider" veyahut Yeni Kaledonya'nın "dünya lideri" olan tasfiye memurunun hakkıdır. %5 tüm dünyada simsar hakkıdır. Halk ne alırsa bu %25 faizle cebindeki paranın her ay %25'ini sömürüye vermeye devam eder. Bu sömürüyle ne kadar çalışılsa da başkent Numea'daki insanın durumu asla düzelmez. Çalışanlardan daha da ucuza çalışması için ülkeye doldurulan Jawalı işçiler ucuz endüstri kollarında çalışırken liderin emriyle Kanak halkına ateş edecek bir emir kulu kitleyi de oluşturacaktır. Diğer yandan Yeni Kaledonya'nın bağımsız ve milli lideri, pasifiğin en büyük havalimanını yapmış ve bunu da paraları yurtdışında Fransız bankalarına yatıran işadamı arkadaşlarına paslamıştır bile. Havalimanının gelmeyen yolcuları için bile devlet kesesinden paralar ödenmeye devam edecektir. Görünürde havalimanı iş adamlarına ait olsa da Kaledonya liderinin oğlu oradaki en yağlı noktaları işletmektedir. Liderin oğlu, kızı, damadı ve yanında poz verdiği herkes bir yerlerin başındadır. Kızı veya oğlu da masum görünüşlü biri veya süzme saf biri de olabilir. Misal, bir yerlerinden hasta raporu alıp Yeni Kaledonya ordusunda askerliğe gitmeyip aynı hasta yerlerini kullanarak 5-6 çocuk yapmış olabilir. Sorun yoktur. Kanak yerlileri ölmek için hep hazırdır ve Büyük pasifik projesi için top yemi olmak sorun değildir. Tüm Kanak halkı bunu sorgulamaz zira halkın arasında arada bir mikrofon tutulan Fransa'da yaşayan gurbetçi Kanaklar sıklıkla milletin fukaralık acısını sulandırırlar. Bizim Fransa'da kurulu düzenimiz olmasa vallahi gelirdik yeğenim. Bak cennette yaşıyorsunuz, kıymetini bilin. Hem millet kafeteryalarda baksanıza Numea'da kafeler dopdolu madem para yok bu ülkede hiç kafeler dolu olur mu? Var ki harcıyorlar... kıymetini bilin milli liderinizin...! diyebilir. O esnada binlerce kişinin paylaştığı katolik inancın kardinali olan Kanak piskoposu lüks aracıyla sağda solda devlete itaat ve tasarruf konulu vaazlar vermektedir ve ülkenin çoğunda halkın Katolik inancına zerre kadar itimadı, güveni ve sempatisi kalmamıştır. Papaz-hatip okulu mezunları iyi görevler alırken Kanak gençlerine intihar ya da Fransa'ya gurbet seçeneği kalmıştır. Sorun değildir. Ne kadar kişi ülkeden giderse ülkedeki zenginlik o kadar az kimseye bölüneceği için kişi başına GSMH artacaktır. İnsanların büyük kısmı fakirliği de geçtik açlık sınırının altında yaşarken o esnada Kaledonya bilge lideri, dünya lideri veya Kaledonya başkanı ekstra tasarruf mesajları vermekte ve gerek kendisinin bin araçlık konvoyları gerekse eşinin lüks yaşamı gözden kaçmamaktadır. Ama sorun yoktur. Kaledonya'nın itibarı gereği Fransa'ya inat, Kaledonya lideri, Fransız cumhurbaşkanından daha iyi yaşamalıdır. Faizleri uçmuş, parası çöpten hallice olan, insanları sokakta gülümsemeden zombi gibi yürüyen ülkedeki Kanaklar da bu israf ekonomisi içerisinde katolik kardinalin de vaazlarında altını çizdiği gibi tasarruf etmeye yönlendirilir. Zenginliğin üzerinde oturan masum bir halkın bu yeni tasarruf paketleriyle, Muz yaprağı yalayıp manyok kemirmek veya Hindistan cevizi kabuğu dişlemek dışında yapacağı bir şey kalmamıştır. Artık öyle bir noktaya gelinir ki, birileri çıkıp, Fransa gelse keşke. Fransa bile bundan iyi yönetirdi diyecek kadar bağımsızlıktan, bayraktan ve Katoliklikten soğutulmuş ve cennet Yeni Kaledonya onlar için pasifik ortasında bir cehenneme dönüşmüştür. Ülkeyi kuran ilk idealist liderin inşa ettiği milli ruh böylece tüketilip hiç edilmiştir. Bu esnada, başlarda Fransa'nın gazıyla olmadık işler yapan, israf ekonomisiyle küçük ülkenin büyük ve sarsılmaz lideri yapılan yeni ulu lider ise senelerce bayraktarlığını yaptığı dini ve milli ruhun gazıyla artık kendisini daha fazla desteklemeyen Fransa'ya posta koyan açıklamalar yapar. Artık halkın hoşnutsuzluğu barizdir ve bir başka liderin geleceği de kesindir. Fransa'nın destekleri ile Kaledonya halkına alternatif gibi sunularak Numea belediye başkanlığını alan bir ittirme şahıs ile halkın hoşnutsuzluğu, Fransa'nın seçtiği bu yeni isme yönlendirilir. Bu esnada Yeni Kaledonya'nın ulu lideri, büyük başkanı senelerden beridir çoktan yurtdışına çıkarttığı yol ve havalimanlarınca akıtılan paralar ile muhalefeti de medyayı da kontrol etmeye çalışmaktadır. Trol orduları ve besleme kıtalar ile bir yanda ülkeyi senelerce yöneten ulu lider ve diğer yanda Fransa'nın seçtiği seçilmiş Numea belediye başkanının arkasında toplanmaya başlayan kitleler... halk burada tamamen etkisiz elemandır. Halkın dilinden anlayan, ona geleceği gösteren ufak milli partilere ise sandıkta köpek muamelesi çekildiği için halk da aslında sömürüye hazır ve başta belirttiğimiz cehaleti ile bağımsızlığını taşıma kabiliyetinden uzak ve tekrar tekrar sömürü olmaya namzet bir halktır. Fransa artık ülkeyi yöneten milli liderin döneminde de kar eden, ülkedeki karışıklıklarda da kar eden (paralar zaten Fransız bankalarındadır) ve bunu da kullanarak ulu lideri hizaya çeken ülkedir. Muhalefeti de kullanmakta, geleceğe yatırımı çoktan yapmaktadır. Bu esnada ulu lider de muhalefete bir jest yapıp gel Fransa'ya karşı birlik olalım ben iktidarı devrettiğimde beni ve avanemi yargılama benim başlattığım yatırımlara karşı devletin iptalini falan devreye sokma... iktidarı sana yavaş yavaş vereyim diyecektir. Zira bir saf oğul ve alsbergerli zehir gibi zeki ama asosyal damadın kendisini koruyacağından emin değildir. Çünkü liderin sadece bir oğlu ve bir damadı vardır. Bir rivayete göre bir diğer oğlu daha vardır ama aşırı asabi ve şiddet manyağı biri olduğu için kameralara çıkmaz işinde gücünde parasını kazanmaktadır.. (sonuçta hikaye ve faraziye yazıyoruz. Bob Ross gibi bu resme her saçmalığı ekleyebilirsiniz. Fırça sizin... dolayısıyla liderin metresleri, şusu busu her şeyi olabilir hatta kasetleri de) Nitekim bu görüşme sonrasında Yeni Kaledonya muhalefetinin de farklı olmadığı ve aslında hepsinin kuyruğundan Fransa'ya bağlı olduğu ortaya çıkacaktır. Ortaya çıkacak dedikse, de çoğu eğitimsiz ve sağ politikalarla devlet putuna tapmaya alıştırılmış Tropikal Kaledonya köylüsü ortaya çıkmış bir şeyi de anlama kabiliyetinde olmayacaktır. İşler böyle devam ederken Kanak yerlilerinin kaçının öldüğü, kaçının süründüğü önemli değildir. Numea'dan yola çıkan ve dünya ülkelerine gidip gelen gemilerde ne olduğu, ülkeye değil de kime ne zenginlikleri taşıdığını halk bilmeyecektir. Halk zaten ucuz palmiye yağı kuyruklarında liderlerine dua etmeye alıştırıldıkları için her sefalet içerisinde "vardır bir hikmet" diyerek hristiyan teolojisi gereği İncil'de yazdığı gibi "sana tokat atılırsa diğer yanağını uzat" demeye devam edecektir. Halkın kullanımına kapatılmış olan eski havalimanına da neyin girip çıktığı, o koca koca ambarlarda nelerin tutulduğunu halk yine bilmeyecektir ama artık avret mahalinde bir tek yaprak kalmış olan Kaledonya köylüsü, devasa Noumea havalimanına bakıp wargasm olacaklardır. Arada bakışlarını çevirdikleri devasa bayrak direklerine bakıp demlenecekleri, Okyanusunun dalgalarına, palmiye ağacının hışırtısına ölürüm Kaledonyam! şarkılarıyla kendilerini iyi hissedip yine WARgasm olacaklardır ve bu onların en temel hakkıdır. Komşu ülke FİJİ parayla oynarken Kanak ameleleri için ellerinde oynayacakları tek şey kalmıştır ama onda da fakirlik ve sefaletten dolayı mecal kalmamıştır. Zaten ülkeye doldurulan jawalı işçiler onların yerine de bunu hakkıyla yapmaktadır. Fransa'nın Büyük Pasifik projesi gazıyla girdikleri komşu adalardaki işgal ettikleri bölgeler ve oralardan gelen yerlilerin ise ülkedeki istilası bila istisna devam edecektir. Kanaklar için artık makul bir gelecek yoktur. Bağımsızlık akılsızlıkla birlikte gidecek bir kavram olmadığı için akıllanmadıkları ölçüde iyi de yaşayamayacaklarını öğrenene dek Kanaklara ne bağımsızlık ne de koloni hayatı yaramayacaktır. Artık Yeni Kaledonya'nın eski kralları veya kabile şeflerinin haşmetli savaş hikayelerini okumak, Diriliş Kaledonya, kuruluş Kaledonya, Büyük Pasifik Kaledonyası gibi filmleri izleyip en sonunda s...çış kaledonya gerçeğini tadacaklardır. İla nihaye, dünyanın bir yerinde bir Kanak okçusu ya da ciritçisinin fırlattığı ve madalya kazandığı başarılarla övünecek yahu en azından biz de büyük bir halkız diye teselli bulacaktır bu halklar... Dünyanın en rezil ülkelerinden gelen kimselerin caddelerinde insanını öldürdüğü Kaledonya yerlileri kendilerini önemli hissetmek için ya çocuklarını ya eşlerini dövecek ve travmatik bir halk olacaktır. Fakat eskiden ellerinde olan ve kendilerini %40'lık yekunu ile ülkedeki tüm etnik gruplardan da kalabalık yapan nüfus gücü de ellerinde değildir. Fakirlikleri sebebiyle üç kuruşa muhtaç olduklarından ülkelerinden mülk satın alıp yanına eşantiyon pasaport alan zengin ve şimarık FİJİ halkı, ta Fiji'deki sandıklardan Yeni Kaledonya'nın ulu lideri için oy vermektedir. Yeni Kaledonya lideri iktidardan düşmüş bile olsa bu sebepten Kaledonya anayasasının değiştirilmesini engelleyecek bir halk oyuna daima sahip olacaktır. Kanak yerlileri için artık yalayacak muz kabuğu ve kemirecek manyok da yoktur ve muhtemelen ülkelerine hakim olan laterit toprakları yiyecek ve ulu lidere katedrallerde dualar okuyup devletlerinin devamı için ekstra dualar edecek, inandıkları cenneti öbür dünyada göreceklerini sanacaklardır. Artık kurucu liderin hayatında inşa ettiği onca kurum 20-25 yıllık ulu lider iktidarında hovardaca tüketilmiş ve ülkenin kaderini kendi kaderine borçlarla ve elinde rehin tuttuğu ülke hazinesi ile bağlayan yüce liderden kurtarmak isteyen Kanak halkı yeni bir maceraya atılacaktır. Bu da kendilerini emanet edecekleri Noumea belediye başkanı şahsiyetten ve gelecekteki kayıtsız şartsız Fransa sömürüsünün devamından başka bir şey değildir. İşte Yeni Kaledonya'da olması muhtemel şeyleri gerçekle hiç alakası olmayan ve tamamen hayal ürünü, kurgu bir öngörüyle aktaralım dedik. Bunlar tabi kötü senaryo. Zaten böyle kötü bir senaryonun dünyanın hiçbir yerinde olması da söz konusu değildir. Burada yazılanlar da şu veya bu şekilde bir ülkede yaşanmamış ve hayal ürünü şeyler olduğu için bunları "darbı mesel" ve "faraziye" şeklinde ele aldık... Şimdi bu yazdıklarımızı okuyan sıradan bir Kanak bağımsızlık yanlısı bize "Yahu kardeşim sahi siz ne yaşadınız? Biz basit bir bağımsızlık istiyorduk" diyerek şaşırabilir ama biz yine de altındaki DeLorean ile Biff Tannen evreninden geçmişe gelen ve geleceği düzeltmeye çalışan Marty McFly gibi yazmış olalım da Kanaklara hayrımız dokunsun. Özetle, Yeni Kaledonya'da işler pis... Bağımsızlık denemeleri de uzun sürmeyecek. Bağımsız olsalar da daima bağımlı kalacaklar. Çare nedir? Derseniz, hasta olduğunu kabul etmeyen milletler için çare sadece bir hakarettir. Böyle büyük milletlere çare önerecek haddimiz yoktur. Kalplerimiz Yeni Kaledonya halkıyla beraber. :) Pasifiğinin dalgalarına ölürüm, Palmiye yaprağının hışırtısına ölürüm Yeni Kaledonyam!

🇹🇷🇳🇴Dr.Yüksel Hoš PhD🇧🇦

268,073 次观看 • 2 年前

Mehmet Okuyan’a Mehmet Okuyan Açık Çağrı! Böyle diyorsunuz 'Hz. Peygamber Hüküm Koyabilir Mi?' ismini verdiğiniz bu konuşmanızda ve okuduğunuz ayet üzerinden Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in hüküm koyma yetkisinin olmadığını ispat etmeye çalışıyorsunuz. Oysa ilimden birazcık behresi olanlar, nassları anlamada bağlamın ne kadar önemli olduğunu iyi bilirler. Zira bağlam yok olduğunda sizin gibiler âyetleri dahi diledikleri anlam kisvesine büründürebiliyorlar. Tüm bunları siz de biliyorsunuz muhtemelen.. Bilerek saptırıyor, çarpıtıyor ve meselelere vâkıf olmayan nice insanı Sünnet karşısında sapkın bir anlayışa sürükleyerek altından kalkamayacağınız bir vebâle giriyorsunuz. Dilerseniz tüm bu sözlerimizin bir itham olmadığını; genel olarak bu çarpıtmaları birçok konuşmanızda nasıl ustalıkla sergilediğinizi bu konuşmanız üzerinden kısaca ortaya koyalım: Ayet okuyorsunuz. Peki, tamam… Okuduğunuz ayetin bağlamı nedir? Bunu bilmiyor musunuz? Dinleyin o halde: Mekke müşrikleri, Allah'ın haram veya helâl kılmadığı bazı hayvanları veya ürünleri kendi kafalarına göre “bu helâldir, bu haramdır” diye ayırıyorlardı. Örneğin, bazı hayvanları sadece erkeklerin yemesine müsaade ederken, bazılarını kadınlara yasaklıyorlardı (bkz. En‘âm 138-139). Bunu yaparken de “Bunları Allah yasakladı” diyerek Allah’a iftira atıyorlardı. İşte bu ayet, onların bu tutarsız ve uydurma helal-haram anlayışını reddetmek üzere indirilmiştir. Kur’an’da bu bağlamda bahsettiğimiz manayı vurgulayan ayet sadece bu okuduğunuz mudur? Elbette ki hayır! Nitekim, müşriklerin kendi kafalarına göre helâl-haram belirlemeleriyle ilgili benzer ayetler şöyledir: a. En'âm 138: ”Bu hayvanlar ve bu ekinler dokunulmazdır. Onları dilediğimizden başkası yiyemez” dediler. Bu, kendi uydurmalarıdır.” b. En'âm 139: “Bu hayvanların karınlarındakiler (yavruları/sütü) yalnız erkeklerimize aittir, kadınlarımıza ise haramdır” dediler.” c. Nahl 116: “Dillerinizin yalan yere nitelediği şeylere bakarak “Bu helâldir, bu haramdır” demeyin. Bu şekilde Allah’a yalan iftira etmiş olursunuz.” e. Şûrâ 21: “Yoksa onların Allah’ın izin vermediği şeyleri din kılarak kendilerine meşru gören ortakları mı var?” İmdi, bu ayetler Allah’tan bağımsız şekilde, şirk anlayışlarına tabi olarak kafalarına göre istediklerini haram veya helal kılan müşriklere ret bağlamında gelmişken ve bu manayı vurguluyorken siz nasıl kalkar da aynı ayetleri Allah’ın izniyle; vahyiyle; emriyle bazı şeyleri haram veya helal kılan Hz. Peygamber’in bu yetkisine ret olarak kullanırsınız? Gerçekten merak ediyorum: Ayetlerle -ideolojik saplantılarınıza göre- adeta oynadığınızın farkında değil misiniz? Hiç mi Allah’tan korkmuyorsunuz? Müşriklerle ilgili inen ayetleri Hz. Peygamber’in mecazi anlamdaki teşri (hüküm koyma yetkisini) iptal bağlamında nasıl kullanırsınız? Oysa tevil etmek için kırk takla attığınız şu ayetler bunu çok net şekilde ispat etmektedir: 1. A‘râf Suresi, 157. Ayet "Yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılı buldukları o elçiye, o ümmi peygambere uyanlar... O onlara iyiliği emreder, kötülüğü yasaklar; temiz şeyleri helâl kılar, pis şeyleri haram kılar..." 2. Tevbe Suresi, 29. Ayet "Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve Resûlü’nün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini din edinmeyen kimselerle, küçülerek elleriyle cizye verinceye kadar savaşın." Bu ayetler, Resûlullah’ın (aleyhisselâm) Allah’ın vahyi doğrultusunda bazı şeyleri haram ve helal kılma konusunda yetkili olduğunu çok net şekilde göstermektedir. Hiç mi düşünmüyorsunuz? Daha nice konularda yaptığınız bu gibi saptırmalarla birçok insanın itikadını bozarak bunca vebal ile nasıl gireceksiniz kabre? Nasıl çıkacaksınız Allah’ın huzuruna? Vakit henüz yüne de erken sayılabilecekken gel dön bu rotası belirsiz; menzili karanlık yoldan! Yoksa ulemayı itham ettiğin ' Allah Te'âlâ'ya iftira' yaftası senin boynuna dolanacaktır!

Ömer Faruk Korkmaz

61,034 次观看 • 1 年前

Millî Savunma Bakanlığının faaliyetlerine ilişkin Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda şu bilgiler paylaşıldı: 59 TERÖRİST ETKİSİZ HÂLE GETİRİLDİ Gücünü bağrından çıktığı asil Türk milletinin sevgisi ve güveninden alan; vatan, millet ve bayrak sevgisini en büyük faziletlerden en mukaddes vazifelerden bilerek canını seve seve feda eden kahraman Mehmetçiklerimiz, 22-23 Aralık 2023 tarihlerinde bölücü terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen sızma girişimi ve hain saldırılarda bir kez daha göğsünü siper etmiş, bekamıza kasteden hainlere geçit vermemiştir. Bu saldırılarda şehit olan kahraman silah arkadaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet; kederli ailelerine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile asil milletimize başsağlığı ve sabır diliyoruz. Hain terör saldırıları sonrası Irak ve Suriye’nin kuzeyinde bulunan terör hedeflerine yönelik icra edilen hava harekâtlarıyla içerisinde sorumlu düzeyde teröristlerin de bulunduğu değerlendirilen mağara, sığınak, barınak, petrol tesisi ve depolardan oluşan toplam 71 hedef başarıyla imha edilmiştir. Şehitlerimizin kanını yerde bırakmayan Kahraman Mehmetçik; çatışmalar, ateş destek vasıtaları ve hava harekâtları ile bölgede toplam 59 teröristi etkisiz hâle getirmiştir. Hedeflerdeki etki kıymetlendirmesi devam etmektedir. Böylece 81’i son bir haftada olmak üzere yıl içerisinde etkisiz hâle getirilen terörist sayısı 2.201’e ulaşmıştır. SN. BAKANIMIZ HAVA HAREKÂTLARINI HAVA KUVVETLERİ HAREKÂT MERKEZİNDEN SEVK VE İDARE ETTİ Sayın Bakanımız beraberinde Türk Silahlı Kuvvetleri Komuta Kademesi ile - 22-23 Aralık’ta teröristler tarafından gerçekleştirilen hain saldırılar sonrası düzenlenen hava harekâtlarını Hava Kuvvetleri Harekât Merkezinden sevk ve idare etmiş, - Ardından bölgeye giderek şehitlerimiz için Şırnak ve Hakkâri’de düzenlenen uğurlama törenlerine katılmış ve menfur terör saldırılarında yaralanan personelimizi hastanede ziyaret etmiştir. Ziyaretleri çerçevesinde Şırnak’taki 23’üncü Piyade Tümen Komutanlığı ile Hakkâri’deki Dağ ve Komando Tugay Komutanlığında inceleme ve denetlemelerde bulunarak devam eden operasyonlara ilişkin talimatlar veren Sayın Bakanımız, - Hâlihazırda üs bölgelerinde ve hudutlarımızda zorlu iklim/arazi şartlarında kahramanlık ve fedakârlıkla görev yapan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin terörle mücadelesine tüm terör inleri yıkılıp tek bir terörist kalmayıncaya ve eli kanlı teröristler, bu coğrafyadan yok olup gidinceye kadar aynı kararlılıkla devam edeceğini vurgulamıştır. PENÇE OPERASYONLARI İLE TERÖRİST SALDIRILARI ENGELLENDİ Tehditleri sınırlarımıza dayanmadan kaynağında bertaraf etmeyi öngören “Terörle Mücadelede Yeni Güvenlik Konsepti” kapsamında Irak’ın kuzeyinde 2019 yılında başlatılan “Pençe Serisi” operasyonlar ile çok sayıda terörist etkisiz hâle getirilirken yine çok sayıda mağara, sığınak, barınak, silah ve mühimmat ele geçirilmiş, terör örgütüne ağır darbe indirilmiştir. Böylece yurt içinde bitme noktasına gelen bölücü terör örgütünün Irak’ın kuzeyinden ülkemize yönelik saldırıları engellenmiştir. PKK/KCK terör örgütünün kullandığı sığınak/barınak ve lojistik tesisleri imha etmek, teröristleri etkisiz hâle getirmek ve bölgede alan hâkimiyeti tesis ederek hudut emniyetini ileriden sağlamak maksadıyla icra edilen Pençe Operasyonları kapsamında; - 27 Mayıs 2019’da Hakurk'a başlatılan Pençe-1, 12 Temmuz 2019’da Pençe-2 ile genişletilmiş, - Sağlanan alan hâkimiyetinin artırılması maksadıyla Haftanin'e 23 Ağustos 2019’da Pençe-3 ve 16 Haziran 2020’de Pençe-Kaplan, - 23 Nisan 2021’de Avaşin-Basyan ve Metina bölgelerine yönelik eş zamanlı olarak başlatılan Pençe-Şimşek ve Pençe-Yıldırım ile terör örgütü üzerindeki baskı daha da artırılmış, - 17 Nisan 2022’de Zap, Metina ve Avaşin bölgelerine başlatılan Pençe Kilit Operasyonu ile toplamda 2.453 kilometrekarelik alan kontrol edilerek kilit kapatılmış ve Irak hududumuzun ileriden kontrolü tamamen sağlanmış, alan hâkimiyeti genişletilmiş ve terör örgütünün hareket serbestisi ile eylem kabiliyeti büyük ölçüde engellenmiştir. Bahse konu operasyon serisi ile “girilemez” denilen yerlere girilmiş, “ulaşılamaz” denen yerlere ulaşılarak toplam; - 1.655 bölücü terör örgütü mensubu etkisiz hâle getirilmiş, - 4 bin 999 mayın ve el yapımı patlayıcı imha edilmiş, - 2 bin 472 mağara ve sığınak kullanılamaz hâle getirilmiş, - 2 bin 934 silah ve yaklaşık 1 milyon 377 bin mühimmat ele geçirilmiştir. Bu operasyonlara ilave olarak planlı ve ani hava harekâtları ile gece, gündüz ve her türlü hava şartında sınırlarımızdan yaklaşık 150 km derinlikte bulunan Asos ve Kandil gibi terör yuvalarına harekât icra edilmekte ve teröristlerin barınakları yerle bir edilmektedir. Böylece teröristlere ağır bir darbe indirilerek sınırlarımızın ve vatandaşlarımızın güvenliği sağlanmış, bir gece ansızın terör inlerini yerle bir etme kararlılığımız gösterilmiştir. Bir kez daha hatırlatıyoruz ki Suriye ve Irak’taki tüm operasyonlarımız; - Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın 51’inci maddesinden doğan meşru müdafaa haklarımız doğrultusunda, - Komşularımızın egemenlik haklarına ve toprak bütünlüğüne saygılı olarak, - Masum sivillerin, dost unsurların, tarihî ve kültürel varlıklar ile çevrenin zarar görmemesi için her türlü tedbir alınarak icra edilmektedir. Tek hedefimiz teröristlerdir ve PKK/KCK, PYD/YPG ve DEAŞ’ın Suriye ve Irak’taki tüm unsurları, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da meşru hedefimizdir. RESMÎ AÇIKLAMA YAPILMADAN ŞEHİT HABERLERİ PAYLAŞILMAMALI Son dönemde, bazı basın-yayın organları ve sosyal medyada yapılan haber ve paylaşımlarda yaşanan olaylarla ilgili bilgilerin resmî açıklama yapılmadan, bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde, eksik veya yanlış paylaşıldığı ve yayıldığı gözlemlenmektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, şehit ve yaralı personel olması durumunda olay ve durumun tüm boyutlarını dikkate alarak ve yürürlükteki mevzuat kapsamında hareket etmektedir. Bu kapsamda aileler, olay hakkında sağlıklı bilgilendirme yapmak ve ailenin içinde bulunacağı ruhsal durum sonucu ortaya çıkabilecek olumsuzlukları engellemek adına içerisinde sağlık personelinin de bulunduğu bir heyet tarafından bilgilendirilmektedir. Şehit yakınlarının, haberi bu amaçla kurulan heyetten öğrenmesi, haberin farklı adreslerde veya illerde ikamet eden yakınlarına aynı anda ve mutlaka ailenin evinde yüz yüze görüşülerek verilmesi, ailesine haber verilene kadar şehidin kimlik bilgileri ve olay içeriği hakkındaki bilgilerin basın veya ilgisi olmayan kişi ve kurumlarla paylaşılmaması esastır. Olayın meydana gelişi, değerlendirilmesi, otopsi işlemleri ve ailelerin bilgilendirilmesi dâhil tüm süreç tamamlandıktan sonra kamuoyuna resmî açıklama yapılmaktadır. Dolayısıyla, başta asker ailelerimiz olmak üzere milletimiz için oldukça önemli, hayati ve hassas olan bu konuda henüz ailelere haber verilmeden ve resmî açıklama yapılmadan bilgi, haber ve görsel paylaşılmamalıdır. Millî birlik ve beraberliğimiz ile bekamıza yönelik terör tehdidinin bir diğer boyutu da bilgi kirliliği oluşturarak kara propaganda ile başta Türk Silahlı Kuvvetlerimiz olmak üzere güvenlik güçlerimizin ve halkımızın moral ve motivasyonunu olumsuz etkilemeye yöneliktir. Bazı yorum, paylaşım ve değerlendirmelerle terör örgütünün kara propagandasına ve dezenformasyonuna alet olunduğu gözlenmektedir. Bu konuda tüm kesimler; bilinçli ve sorumlu hareket etmeli, teröristlere ve teröre müzahir gruplara fayda sağlayacak tutum ve davranışlardan uzak durmalı ve yalnızca resmî açıklamalara itibar etmelidir. SURİYE’DE 27 TERÖRİST ETKİSİZ HÂLE GETİRİLDİ Suriye’de, harekât alanlarımızda oluşturulan güvenlik ve huzur ortamını bozmaya yönelik taciz ve saldırı girişimleri de devam etmektedir. Nitekim yıl içerisinde birliklerimize yönelik gerçekleştirilen 496 taciz ve saldırıya gerekli karşılık verilerek 27’si son bir haftada olmak üzere 1.502 terörist etkisiz hâle getirilmiştir. Bölgede; - Güvenlik ve istikrarın sürdürülmesi için gerekli tüm tedbirler alınmakta, - Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşlerinin sağlanmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir. HUDUTLARDA 138 ŞAHIS YAKALANDI Cumhuriyet tarihimizin en yoğun ve etkin tedbirleri ile korunan hudutlarımızda; - Son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 138 şahıs yakalanmıştır. Bu şahıslardan 5’i FETÖ, 1’i PKK/YPG ve 1’i DEAŞ’lı olmak üzere, 7’si terör örgütü mensubudur. 3 bin 321 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. - Böylece yıl içerisinde hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 13 bin 640’a yükselmiştir. Bu şahıslardan 420’si FETÖ mensubu olmak üzere toplam 605 terör örgütü mensubu kolluk kuvvetlerine teslim edilmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 207 bin 289 olmuştur. Yine son bir hafta içerisinde yapılan operasyonlarda yaklaşık 34 kilogram uyuşturucu ele geçirilmiştir. BÖLGESEL VE KÜRESEL BARIŞ VE İSTİKRARA KATKILARIMIZ SÜRÜYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; terörle mücadele ve hudut güvenliği ile mavi ve gök vatanımızda hak ve menfaatlerimizi korumanın yanı sıra; - Millî meselemiz olan Kıbrıs, - “İki devlet, tek millet” anlayışı ile bir ve beraber olduğumuz Azerbaycan, - Tarihî ve kültürel bağlarımız olan Balkanlar, - 500 yıllık dostluk ve kardeşlik ilişkilerimiz bulunan Libya başta olmak üzere birçok coğrafyada kardeş, dost ve müttefik ülkelerin haklı davalarına destek olmayı sürdürmektedir. Bu vesileyle köklü tarihî ve kültürel ilişkilerimizin olduğu Libya’nın Bağımsızlık Günü’nü bir kez daha kutluyoruz. 21 Aralık’ta Bakanlığımız ve Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı heyetlerinin katılımıyla Washington’da “Türkiye Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Düzeyli Savunma Grubu Toplantısı” icra edilmiştir. Toplantıda ikili savunma, askerî eğitim ve savunma sanayi iş birliğinin yanı sıra bölgesel ve uluslararası güvenlik meseleleri üzerine müzakereler ve görüş alışverişinde bulunulmuştur. Bir sonraki toplantının önümüzdeki yıl Türkiye’de yapılması planlanmaktadır. Diğer yandan Sayın Bakanımız tarafından 25 Aralık’ta Sayın Genelkurmay Başkanımızın resmî davetlisi olarak Türkiye’ye gelen Suudi Arabistan Genelkurmay Başkanı makamında kabul edilmiştir. Gazze ile ilgili ilk günden bu yana sergilediğimiz insani ve adaletli tutumumuzu bugün de sürdürüyoruz. Filistinli kardeşlerimizin daima yanlarında olduk, önümüzdeki dönemde de yanlarında olmaya devam edeceğiz. En kısa zamanda kalıcı bir ateşkes ilan edilmesi temennisiyle Filistin meselesi adil bir sonuca kavuşturulmadan bölgemizde kalıcı bir barışın mümkün olmayacağını bir kez daha vurguluyoruz. İsrail’in işgali son bulmadan sorunun çözülemeyeceğini; egemen ve bağımsız Filistin devletinin bir an önce kurulması gerektiğini tekrar ifade ediyoruz. TSK EĞİTİM-TATBİKAT FAALİYETLERİNE DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimizin harbe hazırlığının en üst seviyede tutulması maksadıyla ulusal ve uluslararası eğitim ve tatbikat faaliyetlerine de aralıksız devam edilmektedir. Bu çerçevede, -19-25 Aralık 2023 tarihleri arasında NATO Güvence Tedbirleri çerçevesinde Havadan İhbar Kontrol uçağımız tarafından Romanya hava sahasında uçuş görevi, - 27 Aralık’ta ise TCG PREVEZE denizaltımız tarafından Doğu Akdeniz’de ilk millî ağır torpidomuz AKYA ile harp atışı başarıyla gerçekleştirilmiştir. - 26-28 Aralık 2023 tarihleri arasında ise Azerbaycan’da Hibrit Tehditlere Mukabele Tatbikatı icra edilmektedir. Diğer taraftan; - NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2 görevi kapsamında Arnavutluk Deniz Kuvvetlerine ait ALS BUTRINTI tarafından İzmir’e, - Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Kuvveti görevi kapsamında Almanya Deniz Kuvvetlerine ait FGS BADEN WUERTTEMBERG tarafından ise Mersin’e liman ziyaretleri gerçekleştirilmektedir. ÖĞRENCİ VE PERSONEL TEMİN FAALİYETLERİ SÜRÜYOR Personel ve askerî öğrenci alım/temin faaliyetlerimiz planlandığı şekilde devam etmektedir. Asil milletimizin desteğiyle şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine, kahraman gazilerimiz ve silah arkadaşlarımıza destek olan Türk Silahlı Kuvvetleri Dayanışma Vakfının kuruluşunun 24’üncü yıl dönümünü kutluyor, başarılı çalışmalarının devamını diliyoruz. Sonuç olarak Millî Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri; - Cumhuriyetimizin ikinci asrında, - Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve “Türkiye Yüzyılı” hedefleri doğrultusunda, - Yeni yılda da ülkemizin ve milletimizin güvenliği ve huzuru için terörle mücadeleden sınır güvenliğine, uluslararası misyonlardan insani yardım faaliyetlerine kadar çok geniş bir alanda, üstlenmiş olduğu tüm görevleri bugüne kadar olduğu gibi başarıyla yerine getirme azim ve kararlılığındadır. Ayrıca; - Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin 104’üncü yılında Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, şehadetlerinin 93’üncü yıl dönümünde başta Asteğmen Kubilay, Bekçi Hasan ve Şevki Beyler olmak üzere tüm aziz şehitlerimizi; ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi bir kez daha rahmet, minnet ve saygıyla yâd ediyor; - 2024 yılının ülkemize ve milletimize sağlık, başarı ve mutluluk; bölgemize ve dünyaya ise daha fazla barış, huzur ve istikrar getirmesi temennisiyle asil milletimizin yeni yılını en içten dileklerimizle şimdiden kutluyoruz. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

105,369 次观看 • 2 年前