正在加载视频...

视频加载失败

Fıkıh programında ilginç sorular... Fıkıh programına bağlanan bir vatandaş, "Oruçluyken ölmek orucu bozar mı?" “Zombileri öldürmek günah mı?” diye sordu. Hoca ise şaşkınlıkla karşılık verdi: “Zombi nedir? Bir konuşalım. Nasıl bir şeydir zombi..."

35,654 次观看 • 6 个月前 •via X (Twitter)

0 条评论

暂无评论

原始帖子的评论将显示在这里

相关视频

İş görüşmelerinde sorulan mülakat sorularına sitem eden kadın: • Şu anda bir iş arama sürecindeyim ve bazı iş görüşmeleri yapıyorum. • ⁠Arkadaşlar, bu iş görüşmelerinde sorulan soruları şikayet edebileceğimiz bir mecranın olması gerekiyor. • ⁠Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ilgili birimlerine bu durumu iletebilmemiz gerektiğini düşünüyorum. • ⁠İnsan kaynakları çalışanları ne demek istediğimi anlayacaktır. Yaptığım iş görüşmelerinden birinde bana "Eviniz kira mı, kendi eviniz mi? Başka yerden geliriniz var mı?" diye soruldu. • Benim babam 20-25 sene önce vefat etti. Bana "Babanızdan tarla ya da toprak kalmadı mı?" diye sordu. • ⁠"Hayır, kalmadı" dedim. "Neden?" dedi. Ben de "Olmadığı için kalmadı" cevabını verdim. • ⁠Adam bu sefer "Siz niye bu kadar geriliyorsunuz ki?" dedi. Arkadaşlar, burası bir AVM mağazasıydı! • ⁠Adam hala "Memleketten de toprak kalmaması çok ilginç" diyor. • ⁠Nasıl yani? Her babası ölenin memleketten toprağı mı kalıyor? Gerçekten bu ne alaka bir soru! • ⁠Ondan sonra tabii ki haliyle şu sorular geldi: "Evli misin? Hiç evlendiniz mi? Çocuğunuz var mı? Sevgiliniz var mı?" • ⁠Arkadaşlar, bu soruları artık gerçekten bir yere bildirmemiz gerekiyor bence. • ⁠”Şu firmada şu görüşmeyi yaptım, bana bu sorular soruldu" diyebileceğimiz bir şikâyet mekanizması olmalı. • ⁠Çünkü bu durum artık bence bir taciz boyutunda. Yani sana ne bizim toprağımızdan, tarlamızdan? • ⁠Bu arada yok ama olsa da sana ne? Başka yerden gelirim var mıymış, ev kira mıymış, benim miymiş? Sana ne yani?

🎙️ Muhbir

323,015 次观看 • 1 个月前

1995'te Bill Gates, David Letterman'ın programına çıkıp interneti anlatmaya çalıştı. Salondaki herkes ona güldü. O sırada 40 yaşındaydı. Serveti 15 milyar dolardı ve dünyanın en zengin insanıydı. Letterman ona sordu: “İnternet tam olarak ne işe yarıyor?” Gates şöyle cevap verdi: “İnsanlar burada yazılar yayımlayabilecek, elektronik posta gönderebilecek ve kendileriyle aynı ilgi alanlarına sahip insanları bulabilecekler.” Letterman bunu “yalnız ve sorunlu insanların sohbet odası” diye küçümsedi. Stüdyo kahkahalara boğuldu. Gates devam etti: “İsterseniz bilgisayarınızdan istediğiniz anda bir beyzbol maçını dinleyebilirsiniz.” Letterman ise alay ederek, “Radyo diye bir şey duydun mu? Ya da kasetçaları?” diye sordu. Kahkahalar yeniden yükseldi. Gates ise sadece gülümsedi ve sabırla bekledi. Çünkü o, yirmi yılını tek bir hayalin peşinden koşarak geçirmişti: “Her masada ve her evde bir bilgisayar olacak.” O dönemde bile 50 bin metrekarelik dev evinde, duvarlara yerleştirilmiş ekranlarla istediği tabloyu anında görüntüleyebiliyordu. Seyirciler ise onun anlattıklarını zengin bir eksantriğin tuhaf hayalleri sanıyordu. Oysa Gates aslında 2026'yı tarif ediyordu. Programın sonlarına doğru Letterman şu soruyu sordu: “Bundan sonra bir seviye daha var mı? İnsanların henüz hayal bile edemediği bir şey?” Gates kısa bir süre durdu ve şöyle dedi: “Belki bir gün bilgisayarlar düşünebilir. Ama bu çok zor bir problem. Şu ana kadar neredeyse hiç ilerleme kaydedilmedi. Hatta bazıları bunun hiçbir zaman mümkün olmayacağını düşünüyor.” Letterman gülümseyerek cevap verdi: “Bilgisayarların düşünmesini istemeyiz, değil mi?” O gece Bill Gates'in yanıldığı tek konu buydu. Aradan 30 yıl geçti. O videoda edilen her şaka bugün hayatımızın sıradan bir parçası oldu. İnternet kazandı. Maçlar internetten canlı izleniyor. Ve artık bilgisayarlar gerçekten düşünmeye başladı.

İş Dünyası Kitapları

59,565 次观看 • 1 个月前

Şehit Bayram Hocamız Anlatıyor; Beni —ilmî heyete istişare için— davet ettiler. Dediler ki: “Medrese sonrası tekâmül yahut ihtisas için nasıl bir çalışma öngörüyorsun?” Ben de sözü başa aldım: “Siz nasıl bir hoca tipi özlüyorsunuz? Bir ilmî müşkille karşılaştığında âyetten, hadisten, ibarenin altından çıkacak güçte bir hoca mı istiyorsunuz; yoksa daha çok emr-i bi’l-ma‘rûf tarafıyla meşgul, sahaya koşacak bir tip mi?” Bu suale kesin bir cevap vermediler. “Şöyledir, böyledir…” diye -konuyu yuvarlayıp geçtiler-, kesin bir şey diyemediler. Ben de kırk beş dakika boyunca idealimdeki hoca modelini anlattım: -Metnin ağırlığından kaçmayan, delilsiz hükme yanaşmayan, usûl karşısında edebini takınan, ilmi şahsi meziyet değil emanet bilen hoca tipini-… Dinlediler; sonra da: “— Ohoo! O çok derin… O kadar değil Bayram Hoca.” dediler. Allah razı olsun, eyvallah. Ama sözüm şu çalışmayı küçümsemek değildi. Demek istediğim şuydu: Gerçekte yetişmesi gereken hoca tipini düşündüğümüzde, bizim buradaki iki yıllık eğitimin o büyük hedef içindeki ağırlığı nedir ki? Mesele tam burada. [Mektubat Sohbeti — Şehit Bayram Hoca, Rahmetullahi Aleyh] Hasılı; ilme bariyer olanların sığ hevesi ile, ilim yolunda can verenlerin yüksek himmeti arasında uçurum vardır. Heves sahipleri derinliği “aşırılık”, ciddiyeti “yük” zanneder; kendi kifayetsizliklerini ölçü yapar, ilmi budar, yolu daraltır. Himmet ehli ise ilmin ağırlığını omuzunda taşır; bir satır uğruna ömür tüketir; ilmi şeref bilir, emanete hıyanet etmez. Heves ilmi tüketir; himmet ilmi yaşatır. Ve bütün mesele burada düğümlenir: İlim, heves sahiplerinin değil; himmet ehlinin emanetidir.

Muhittin Ödemiş

13,122 次观看 • 9 个月前

CEHALETİN BİLGİ DİYE PAZARLANMASI Asrın ve Diamond arasındaki Şeriat tartışmasında söylenecek şeyleri söyledik. Program için genel eleştirimizi yaptık. Ancak Arda Severcan ile yaptığımız değerlendirmede kendisinin iki saatlik videoda Diamond'un bilgi diye pazarladığı şeylerin aslında cehalet ve manipülasyon malzemesi şeyler olduğunu ifade ettiği şu tespitlerini sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu arada alıntıladığım videoda Asrın kendisinin çekilmek istendiği zemini fark edip aslında üzerinde durduğu yeri vurguladığını görebiliriz. Her neyse Arda'nın durumu özetlediği değerlendirmeye geçelim: Diamond tikel uygulamaları tümel bir şeyin kendisi zannedecek kadar akılsız olduğu için, Şeriat'ın bir bölge, kültür ve tarih bağlamında uygulanma şeklini onun kendisi zannediyor. Bir şeyin yokluğuna değil varlığına delil getirmek gerekir. Dolayısıyla, el kesme uygulamasının (tümel anlamda şeriatın bir parçasıdır) bir zorunluluk sebebiyle uygulanmaması (örneğin Ömer (ra) dönemindeki kıtlık) uygulanmaması orada şeriat olmadığını göstermez {55:37}. İkincisi, kelam âlimlerinin %90 oranında öldürüldüğünü söylemek Diamond'un ne çeşit bir zır cahil olduğunu gösteriyor. Birincisi bu orana nasıl vardı? İkincisi, Hanefi alimlerin çoğu (Asrın'ın dediği gibi) Maturidi pozisyonu savunur, Şafii ve Malikiler ise Eş'ari pozisyonu. Örneğin, ahlaki olarak iyi şeyin akılla bilinip bilinmediği konusunda iki mezhep arasında köklü bir tartışma vardır. Bu tartışmalar kelâmdan usul-i fıkıh (fıkıh metodolojisi) kitaplarına geçmiş ve orada yoğun bir şekilde tartışılmıştır. Bu da elbete nasıl fıkıh yapılacağını etkiler. Yani; kelâm > usul-i fıkıh > fıkıh Üçüncüsü, "şeriatla yönetilen bir devlette tevhid bayrağı yakana ne olur?" gibi sloganik sorularla rakibini sıkıştırıp tribüne oynayan Diamond, bu durumun gerçekleştiği bağlamın ziyadesiyle farklılaşabilecek şartlarını göz önüne almıyor. Bayrağı yakan örneğin protesto için mi yaktı, yoksa eski bir bayrağı imha için mi yaktı vb. Dördüncüsü, mezheplerin farklılaşması ve muğlaklık durumu, şeriat'ın tüm toplumlara ve dönemlere uygun olmasından kaynaklanan bir durumdur. Şeriat, Afrikalı zenciler ve İskandinavyalı beyaz ırklar tarafından da uygulanması gerekmektedir. Bu sebeple, 16. yy. Ankarası şartlarında uygulanmış belli bir şeyi 21. yy. Oslo'suna kopyalayamazsınız. Esaslar kanuni olarak sabitse (örneğin kimin öldürüleceği şeriata göre ayarlanmışsa), bunun bir sebepten ötürü uygulanmaması (şahit yetersizliği) veya bir örnekte yanlış uygulanması (padişahın keyfi şekilde birini öldürmesi) o ülkede şeriat olmadığını göstermez. Bu tıpkı birinin bugün AKP'den nefret ettiği halde onu iktidara getirebilen demokrasiyi savunmak gibidir. Beşincisi, okuma-yazma becerisinin yaygınlaşması Aydınlanma sonrası dönemin ihtiyaçlarından kaynaklı bu derece önemli hale gelmiştir. Ancak kadınlara ilim öğretilmesinin yasak olduğunu iddia eden Diamond sivri zekalısına soralım: "Bana örnek ver!" Altıncısı, kadın alimler vardır ve her şeyi öğretebilirler. Örneğin Hz. Aişe bütün ümmete hadis öğretmiştir. Yine Fatıma bt. Semerkandi (A. Semerkandi'nin kızı) kendi babası ve kocasına fıkhi konularda danışmanlık vermiştir. Kadınların belli özgürlüklere sahip olduğunda açılıp saçıldığını söylemek, onlara verilen eğitimin erkekleri azdırmak için olduğunu söylemek kadın düşmanlığı değil mi? Hümanist kardeşimiz Diamomd'a kadınları cinsel obje gibi görmek yakşıyor mu? Yedincisi, 1:20:19 da dendiği gibi kadın veya atın uğursuz olması ile ilgili hadis, Hz. Âişe'nin (ra) düzelterek Rasûlullah'ın (aleyhisselam) "uğursuzluk yoktur" buyurduğunu söylüyor. Uğursuzluk varsa bile, bu hadisi atın (veya arabanın) ya da kadının erkekleri yoldan çıkaran şeyler olarak uğursuz getirdiği anlamında olamaz mı? Sekizincisi, İslam hukukuna göre nikâh bir sözleşmedir, boşanma ise bu sözleşmenin feshedilmesi/bozulmasıdır. Bu tıpkı bir ticari işlem/sözleşme yapılıp bunun bozulması gibi görülür. Bu sözleşmenin iki kişi arasında yapılması için bir yaş sınırı yoktur. ++

Hüseyin Kılıç

131,023 次观看 • 2 年前

Özgür Özel mahkemeye baya tepkili. Duruşma sonrası sert konuştu. Özgür Özel: Yargılamada oyuncu değişikliği varsa, yargılama kurgu demektir. Tiyatro demektir, tekst demektir, hazırlanmış senaryoyu oynatıyorsunuz demektir. Ama bizim annelerimizin gözyaşı gerçek. Çünkü Tayyip Erdoğan'ın iktidarını sürdürmesi üzerine kurgulanmış bir şeyden bahsetmiyoruz. Annelerin gözyaşlarından, eşlerin gözyaşlarından bahsediyoruz. Evlatların anne hasretinden bahsediyoruz. 26 yaşında rahatsız çocukların 40 kişilik koğuşta gün saymasından, annelerin ızdırap çekmesinden bahsediyoruz. Şaka mı yapıyorsunuz ya? Oyun mu oynuyorsunuz? Dalga mı geçiyorsunuz? İktidar oyunu başka bir şeydir, o siyasette oynanır. Gelin oynayalım! Gelin orada her şeyi yapalım. Ama burası onun yeri değil, mahkemeyi buna alet edemezsiniz. Edemezsiniz! Yapılan işin tamamı, artık bugün buradan namusum var, vicdanım var, ahlakım var diyen AK Parti'nin, MHP'nin milletvekillerine sesleniyorum: Gelin yarın izleyin şu duruşmayı. 'Ben bir sevdiğimi bu hakimin adaletine emanet ederim' derlerse, ben bir daha bu mahkemeye gelmeyeceğim. Gelsinler bir baksınlar şuraya ya. Adam böyle dünyanın en büyük tırını kullanacak, bisiklet sürmeyi bilmiyor herif. Dünyanın en büyük uçağını indirecek, daha uçurtma uçurtmamış adam. Dalga mı geçiyorsunuz? Böyle saçmalık olur mu? Kendinize gelin! AK Parti, sizi ciddiyete davet ediyorum, ahlaka davet ediyorum. Bu kadar utanmazlığın dibine vurulmaz. Rakip yeneceğim diye bu kadar haksızlık yapılmaz. Bu vakitten sonra nasıl yapacak? Geldik biz, dünden beri diyoruz. Geldik sessizce izleyeceğiz. Oturduk, izledik. Milletvekili ve aileler dışında -ve birkaç sığabildiği kadarıyla il başkanımız dışında- kimse yok içeride. Belediye başkanları var mı? Yok. Milleti, on binlerce kişiyi bambaşka bir yerde tutuyoruz. Hadi yap yargılamayı! Yoklama yapmaktan aciz. Soruyor ya 'Bu mahkeme başladı mı?' sorusuna cevap verin der mi ya? 30 tane avukat aynı soruyu sordu. Bu vakitten sonra vicdanı olan herkes dönsün de şu tarafa bir baksın. Dönsün bir şu tarafa baksın. Hadi bir yıl boyunca bekleyin mahkeme gelecek, bekleyin mahkeme... Ne diyeceğim şimdi ben bu eşlere, annelere, çocuklara? E geldi mahkeme...

Onur Öncü

24,150 次观看 • 5 个月前

🎙️ Ergün Penbe : 🔸 Hatırla, bir maç oyundan çıkarttırdık Hagi'yi Hakan Ünsal'la. Hakan'la bir operasyon çektik Hagi'ye. Anlatayım mı? Anlatacaklarım kesinlikle gerçek olaylardan... ▪️ Kesinlikle kurgu yoktur, algı yoktur. Kesinlikle hiçbir canlıya zarar... Şimdi Trabzon maçı oynuyoruz. O arada işte goller kaçıyor, iyi oynuyoruz falan. Hagi de kötü oynuyor. 🔸 Ama nasıl bir kötü oynuyor! Kötü oynuyor, inanılmaz. Devre arası girdik, konuşuyoruz Hakan Ünsal'la; Hagi'yi oyundan çıkarmamız lazım, ne yapalım ne edelim? Dedim ki buna: "Hakan Ünsal, sen topu at bana, gerisine karışma." dedim. İkinci yarıya çıktık mı? Maç başladı. Bir pozisyon Hakan bana verdi topu, Hagi iki kişinin arasında, araya bıraktım, saldım leşi. İki kişi buna bir atladı, Hagi yerde tabii. Hemen aldılar oyun kenarına sağlık görevlileriyle. Biz o ara kenara "değişiklik" işareti yaptık. 🔸 Daha Hagi yerde yuvarlanırken biz böyle yapıyoruz. (Değişiklik işareti yapar) Hoca oyundan aldı Hagi'yi. O çıkmış, "Beni kim çıkardı?" diye bağırıyor. Haberi yok niye çıktığından, bilmiyor. Biz kaldık sahada, orada oynuyoruz. 🔸 Soyunma odasında söyleniyor yani? Tabii tabii, çok bağırıyor. Ama tabii söyler miyiz ya biz yaptık diye. Teknik direktör Lucescu... Yıllarca öğrenmedi. ▪️ Ama Lucescu etkisi mi? Fatih Hoca olsa yapar mıydınız? Fatih Hoca olsa da yapardık canım. Fatih Hoca da sever öyle şeyleri. Yani sen ona bir şey yaptığın zaman, sen ona cevap verdiğin zaman falan hoşuna gider. 🔸 Sorumluluk aldınız saha içinde. Kesinlikle. Sorumluluk alan oyuncuyu çok sever. Meğerse zaten Lucescu da çıkarmak istiyormuş, o da yakalamış fırsatı. ▪️ KAYNAK : NowSpor

𝐒𝐄𝐑𝐇𝐀𝐓 𝟏𝟗𝟎𝟓

1,051,149 次观看 • 1 个月前