正在加载视频...

视频加载失败

Murat Karayılan'ın ANF'de bugün yayınlanan değerlendirmesinde önemli bir kesit: FAKAT TÜRK DEVLETİ BÜTÜN BUNLARA RAĞMEN YOLA GELMEZSE, ŞİDDETTE ISRAR EDERSE, O ZAMAN ANLADIKLARI DİLDEN GEREKLİ CEVABI VERMESİNİ DE BİLİRİZ. HERKES BUNU BİLSİN.

269,869 次观看 • 1 年前 •via X (Twitter)

10 条评论

İsmail Filiz 的头像
İsmail Filiz1 年前

Mesela ne bok yiyeceksin dağamı çıkacaksın teröristmi olacaksın eşşoğlu eşşek

xarelto_25 的头像
xarelto_251 年前

Silah bırakıp dağıldıktan sonra kime saldıracak ki TC?

Tykerb 的头像
Tykerb1 年前

Apoyu haşa peygamber gibi gören müritleri, Madem türkiyeleşecektiniz onca müslümanı neden katlettiniz ? Onca genci neden surda kurban ettiniz.Onca kürdü neden infaz ettiniz.Apocu artıklarına sesleniyorum."Benim anamda türk hizmete hazırım " diyen birini nasıl kabul ediyorsunuz?

TEDİRGİN 的头像
TEDİRGİN1 年前

Ölünüzü, dirinizi her gün birinizi bir gün hepinizi ...

Koerd 的头像
Koerd1 年前

Teslim olduktan sonra kendini bile koruyamaz! Boş tehditten başka bişey değil

Kartal Şahin 的头像
Kartal Şahin1 年前

Osmanlı’dan beri bu coğrafyaya belasınız

VARTO’LU✌🏻 的头像
VARTO’LU✌🏻1 年前

HETA DAWÎYÎ EM Bİ WERE NE HER BİJÎ FERMANDAR KARAYILAN🙏🏻😂👏🏻✌🏻

İleri Demokrasi!-Ekrem İmamoğlu’nu Serbest Bırakın 的头像
İleri Demokrasi!-Ekrem İmamoğlu’nu Serbest Bırakın1 年前

Bunların hepsi avrupadan yayın yapmıyorsa bir şey bilmiyorum vallahi,

Jiyan Elma 的头像
Jiyan Elma1 年前

Ruh hastası, haber özetliyorum. Uzaydan yapsam, ankara'dan, amed'den ne farkı var. ahmak

karakoçabdulkdr 的头像
karakoçabdulkdr1 年前

Şuna çıkın birşey söyleyin Allah aşkına, açık açık tehdit ediyor, dil uzatıyor. Çapulcu örgütü ne zamandan beri Türkiye Cumhuriyeti Devletine kafa tutar oldu?? @tcsavunma @tcbestepe @TSKGnkur

相关视频

🇹🇷 Cihat Yaycı: “Joe Wilson diye bir adam var. Bir Amerikan Temsilciler Meclisi üyesi. Bugün bir açıklama yaptı. Dedi ki: ‘Bu Mekke Anlaşması’nda Amerikan Başkanı Trump’ın büyük emeği vardır.’ Zaten siz sormadan ben söyleyeyim. ‘Amerika buna nasıl bakar?’ derseniz, Suudi Arabistan, Amerika’nın ‘hayır’ dediği hiçbir anlaşmayı imzalayamaz. Neden diye sorarsanız; Suudi Arabistan’daki bütün hanedanlık, Amerika’nın desteğiyle ayakta duran bir hanedanlık. Yani kılıçları falan hatırlamıyor musunuz? Trump geldi, ‘Şu kadar milyar dolarlık şey alacaksınız.’ dedi. Bütün hava savunma sistemleri, askerler… ‘Biz Suudi Arabistan’ı İran’a karşı savunuyoruz.’ demiyorlar mı? Amerika’ya rağmen öyle bir şey asla olmaz. Ama şunu da sakın karıştırmayın: ‘Amerika istiyorsa bu kötü bir şey kardeşim.’ Öyle değil. Bu işlerde Amerika’nın istediği de olabilir, Rusya’nın istediği de olabilir, Çin’in istediği de olabilir, başka bir ülkenin istediği de olabilir. Önemli olan, Türkiye’nin istediği mi? Türkiye böyle bir şeyi istiyorsa, Türkiye’yi güçlü kılıyorsa, onlar da bunu istiyor olabilir. Bakalım, bu Türkiye’yi güçlü kılıyor mu? Şimdi böyle bir anlaşma Türkiye’yi güçlü kılar mı? Geliştirir mi? İşte bunu iyi analiz etmek lazımdır. Hemen ‘Amerika istiyor, o zaman kötüdür.’ diye bir şey yok. Rusya’yla da iş birliği yapıyoruz. Rusya istedi diye kötü mü diyeceğiz? Yani Amerika istedi diye kötü mü diyeceğiz? Önemli olan menfaatlerin ortak noktada birleşmesidir. Kendi menfaatin çerçevesinde ortak bir noktada birleştirebiliyorsan, bu iyi bir şey.” 🎥 Videonun tamamı:

TÜRK DEGS / TURK MAGS

37,720 次观看 • 10 天前

Bakın çok önemli!!!!! OHA yani ! Dinlemeyen okusun !!!! Rasim Ozan Kütahyalı'nın Murat Ongun'u ÖLÜMLE tehdit etmesinin sebebi: “Ben kimsenin özel hayatıyla ilgili hiçbir zaman burada yayın yapmadım. Yapmam. Özel hayat hiçbir zaman beni ilgilendirmez. Biliyorsunuz zaten ilkli ve prensipliyim bu konuda. Yine bu ilkemı, yine bu prensibimi koruyacağım. Yalnız işin içerisinde şöyle bir durum var. İBB Yolsuzluk Soruşturması iddianamesinde yer alan ifadeye göre sanıklardan Hüseyin Köksal’ın şoförü 2023 yılı içinde Zorlu Raffles Otel’de 2604 numaralı odayı Hüseyin Köksal adına aylık olarak kiraladığını ve gazeteci Nagehan Alçı’yı birkaç kez odaya bizzat kendisinin götürdüğünü anlattı. Şoför Köksal Yıldırım’ın ifadesi şu şekilde: 2023 yılı içerisinde Zorlu Raffles Otel’de 2604 numaralı benim adıma aylık kiralanmış olan odaya birkaç defa farklı tarihlerde gazeteci Nagehan Alçı’yı bizzat ben çıkardım. Odada Murat Ongun’la 56 saat görüşme yaptılar. Üç ayrı zaman diliminde bu şekilde görüşme sağladılar. Ya Murat Ongun, Rasim Ozan Kütahyalı, Nagehan Alçı arasındaki bu denklem bu ve Rasim Ozan Kütahyalı’nın Murat Ongun’u ölümle tehdit etmesinin altında yatan temel neden de bu görünüyor. 5–6 saat Raffles Otel’de Murat Ongun’la Nagehan Alçı görüşmesinin gerçekleştiği iddia ediliyor. Bakın tekrar söylüyorum: iddia ediliyor. O iddianamedeki şeyler doğrudur, yalandır, yanlıştır, saçmadır, savcılık uydurmuştur… Onlar ayrı. Ama bir iddia var burada. Peki ne olmuş? Murat Ongun’la diğer gazeteciler de görüşmüş. Ruşen Çakır diğerleriyle görüşmüşler. Ve bu Murat Ongun’la diğer gazetecilerin görüşmeleri iddianame içerisinde yine gündem olarak takip edilmiş ve savcı o iddianameyi devam ettirmiş. Neden? Çünkü örgütsel ilişki ağı var demiş. Fakat bu ifadeye rağmen savcılık Nagihan Alçı ile Murat Ongun arasında örgütsel ilişki ağı içinde herhangi bir dosya açmamış. O dosyaya bunu eklememiş. Nagihan Alçı’yla Murat Ongun hakkında doğrudan herhangi bir işlem yürütülmesi noktasında adım atmamış. Yani özel hayat demiş. Kendi aralarında ne varsa var demiş. Savcılık da böyle demiş. Örgütsel bir ağ için görüşmemişler. 5-6 saat odada ne görüşmüşler bilmiyorum. Herkesin özel hayatına saygım var. Bu bir iddia. Doğru da olmayabilir.” SaidSefa

Kanadalı Naz

11,670 次观看 • 9 个月前

"sanırsın ki Mustafa Kemal arkadaşlarıyla İsmet İnönü'yle geldiler Kanuni Sultan Süleyman'ı darbeyle devirdiler. Her şey güllük gülistanlıkken, Osmanlı derdüstü muradüstüyken devirdiler ve Cumhuriyeti ilan ettiler. Ardından devrimler geldi" İsmet İnönü'nin dine bakışı ve Cumhuriyetin laiklik konusunda yaptıkları hakkında konuşan Tarihçi Dr. Selim Erdoğan; -Şimdi benim bugün elimde eğer yetki olsa, Kültür Turizm Bakanı olsam ya da işte Kültür Varlıkları Müzeler Genel Müdürü olsam, ilk yapacağım iş bir Osmanlı Müzesi kurmak olur. -Osmanlı derken kastettiğim Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim o yükseliş dönemi değil. Ben özellikle yakın çağdan bahsediyorum. -Osmanlı çağdaşlaşmasından bahsediyorum. 1703'den hatta 1699'dan başlarım. -Hepsi yani sırayla bütün silsileyle hangi padişah çağdaşlaşma adına ne yapmaya çalıştı. Niyazi Berkes'in kitabını herkesin okuması lazım. Onu okumayanlar için Osmanlı sanırsın ki Mustafa Kemal arkadaşlarıyla İsmet İnönü'yle geldiler Kanuni Sultan Süleyman'ı darbeyle devirdiler. Her şey güllük gülistanlıkken, Osmanlı derdüstü muradüstüyken devirdiler ve Cumhuriyeti ilan ettiler. Ardından devrimler geldi. -Bütün bu devrimlerin hepsinin bir altlığı var. Laiklik sanıyorlar mı ki yani cumhuriyetten sonra ilan edildi. Adım adım yavaş yavaş padişahlar bunu gerçekleştirmeye çalıştılar. -Şeyhülislam'ın divandan uzaklaştırılması, ulema sınıfının ödeneklerinin kesilmesi bunların hepsi adım adım yapıldı denendi. O zaman da onlara karşı çıkanlar oldu. -Çünkü hayatta din kadar kolay istismar edilen bir şey yok. Laiklik dine karşı değil laiklik dini istismar edenlere karşı bir savunma mekanizmasıdır. -Cumhuriyetin ilkesidir, temelidir. Şimdi burada en önemli husus şu herkes İsmet İnönü'ye bir şey söyleyebilir. Birey olarak dinini nasıl yaşadığı kimse ilgilendirmez. Bireyseldir. Ve İsmet İnönü mütedeyyin dinine düşkün. -Dininin gerekliliklerini yapan bir insandır. Bunu nereden biliyoruz? Bu aile dostlarının, en yakın aile dostlarının, hatta siyasi yelpazeleri daha sonra ayrıştıkları, muhalif olarak karşı kutuplara göçtükleri insanlardan duyuyoruz bunu. -Fakat laikliği özümsediği için bunu hiçbir şekilde devletin işleyişine, devlet yönetimine, o mekanizmaya yansıtmamış. Bak bugün İsmet İnönü'nün eğer hala mütedeyin mi değil mi, dini bütün bir insan mıydı değil miydi tartışılıyorsa ne kadar başarılı olduğunu gösterir. -Çünkü insan ibadetini de gizli yapar, dinini de gizli bireysel yaşar. Kimse ilgilendirmez. O bir şov yeri değildir. İsmet İnönü'nün eleştirilebilecek yerleri var mıdır? Vardır. -İsmet İnönü dediğim gibi iki kelimeyle bir tamlamayla ifade edecek olursak görev adamı. Milli mücadelenin o döneminde Mustafa Kemal Atatürk'ün sahadaki eli kolu yani en ihtiyaç duyduğu dönemde en ihtiyaç duyduğu türde bir komutana sahipti. O da İsmet İnönü'ydü.

Herodot Diyor Ki

19,317 次观看 • 1 个月前

Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ, "Size Yahudi diyorlar. Dağıstan'da Tat diye bir Yahudi grup varmış, aileniz bu gruba mensupmuş, oradan Türkiye'ye gelmişsiniz. Doğru mu?" sorusunu yanıtladı: 🎙️Yani hem Türk derin devletinin mensubu olacaksınız, hem de Yahudi olacaksınız. Bu ikisi bir arada olmaz. Üstelik yetmeyecek bir de Mossad'çı olacaksınız. Doğrusu çok eğlenceli. Bir zamanlar rahmetli İnönü'ye asker kaçağı diyen, diyebilen tipler vardı ve şimdi benzerlerinin siyasette ahlaksızca iftira attıklarını görüyoruz. Ben Hamdolsun Müslüman ve Türk'üm ve benim Müslümanlığım 22 sene önce başlamadı. Ben bin seneden beri Müslüman olan bir milletin mensubuyum. Evet, ailemin Dağıstan'dan geldiği, Kumuk olduğu bilinen bir vakadır ve önce Türkiye'ye Tokat'a gelmişlerdir, Tokat'a yerleşmişlerdir, sonra Tokat'tan İstanbul'a davet edilmişlerdir. Büyük dedemizi İstanbul'a davet eden Sultan Abdülhamid'tir. Büyük dedem Sultan Abdülhamid'in Dağıstan Alayı'nda imamlık yapmıştır. Fakat kendisine müftülük önerilmesine rağmen oldukça tutucu olduğu anlaşılıyor. Abdülhamid'in yönettiği İstanbul'da bile dinin elden gittiğini düşünerek kendisini davet eden Kayseri Uzunyayla'daki Kafkas kökenli ailelerin davetine uyarak oraya gitmiştir ve oraya yerleşmiştir. Şimdi öyle bir yalan söyleniyor ki trol orduları tarafından ve ahlaksızca bunu düzeltmek için çalışmaya gerek de yok. Neden? Çünkü bilmesi gerekenler sizin kim olduğunuzu biliyorlar. Öte yandan annemin babası da İstiklal Harbi'nde çarpışmış ve 1938'de vefat edene kadar Türk Silahlı Kuvvetleri'nde görev yapmış bir süvari subayı, üsteğmen, yüzbaşı, binbaşı olarak da vefat ediyor 1938'de. Şimdi Atatürk Türkiye'si ve Yahudi kökenli bir Türk subayı ha? Adama gülerler doğrusu. Onun için benim trollere tavsiyem, tabii trollere tavsiye de çok verilmez aslında, çünkü troll trolldür. Zeka seviyesi ve ahlak seviyesi çok düşüktür. Onların görevi zekalarına ve düşük ahlaklarına uygun olarak iftira atmaktır. Aynı şey yine bu ahlaksızca söylenen Mossad ajanlığı iddiası için hiçbir zaman ben bunu ciddiye almadım. Bakın şimdiye kadar bir kere bu iddiayla ilgili dava açtım; o da Ahmet Davutoğlu işte Mossad'dan ders aldığı mı söylediğinde açtım. Ahmet Davutoğlu'nun avukatı, 'biz Ümit Özdağ'ı kastetmedik' cevabını verdi. Ben avukatıma verdiğim dilekçede şunu söyledim: Dedim ki, bütün Türk devletinin istihbarat ve güvenlik kuruluşlarına mahkeme yazı yazsın. Ümit Özdağ'ın herhangi bir yabancı istihbarat servisiyle ilintisi, ilişiği var mı? Varsa devlet belgeleri versin getir. Ama yani trollerin ve trollerin arkasındaki psikolojik harp merkezlerinin siyasi ahlaksızlığı, siyasi rezilliği, siyasi iftiracılığı o seviyede ki bunlara cevap vermeye ben hiçbir zaman gerek hissetmedim. Tekrar ediyorum, şimdi iktidar yanlısı troller, yurt dışından benim Yahudi olduğumu veya Mossad ajanı olduğumu yazıyorlar. Türkiye'yi Zafer Partisi yönetmiyor, Türkiye'yi AK Parti yönetiyor. Türk devletinin bütün arşivleri elinde, bütün belgeleri elinde. Böyle bir şey olsaydı, iddia edildiği gibi benim bir iltisakım olsaydı, bir yakınlığım olsaydı, bir irtibatım olsaydı AK Parti bunu ortaya koymaz mıydı?

Haberiniz

21,569 次观看 • 5 个月前

Karayılan kimi tehdit ediyor sanıyorsunuz? Aptal olmayın! Bakıyorum da herkes bir heyecan içinde. Manşetlerde Murat Karayılan denilen teröristin sözleri. Neymiş efendim? PKK elebaşı, CHP’yi tehdit etmiş. “CHP hata yaptı, Apo’nun sürecine destek vermedi, bunun bedelini öder” minvalinde zırvalamış. Sosyal medyada bir bayram havası... İktidar kanadı “Gördünüz mü, terör örgütü bile CHP’den şikayetçi” diye seviniyor; muhalif kanat ise “Bakın, biz Kandil’le araya mesafe koyduk, işte ispatı” diye göbek atıyor. Yahu siz gerçekten bu kadar saf mısınız?Yoksa numara mı yapıyorsunuz? Bunu anlamak için siyaset bilimci olmaya gerek yok, ortalama bir zeka yeterli ama maalesef ülkede o bile karaborsada. Gelin size işin aslını, o perdenin arkasında dönen dolabı bir anlatayım. Biyolojiden Siyasete: Simbiyotik Yaşam Biyolojide "simbiyotik yaşam" diye bir kavram vardır. İki farklı organizma, hayatta kalmak için birbirine muhtaçtır. Biri ölürse, diğeri de besinsiz kalır. Türkiye siyaseti yıllardır bu biyolojik yasa ile yönetiliyor. Bir tarafta "beka sorunu" diyerek koltuğunu koruyan bir iktidar bloğu... Diğer tarafta varlığını "çatışma ortamına" ve "devletin sertliğine" borçlu olan bir parti ve onun terör örgütü. Net iddia ediyorum; CHP, son dönemde ilk defa, ama gerçekten ilk defa "akıllı" bir iş yaptı. Halkın nabzını tuttu. "Ben bu kayıkçı kavgasına girmiyorum" dedi. İktidarın "Anayasa değişikliği" ve "Apo'yu Meclis'e getirme" oltasına gelmedi. Halkın gerçek gündemi olan yoksulluğa, sefalete odaklandı. Ve ne oldu biliyor musunuz? Sistem kilitlendi. Çünkü CHP, o denklemin dışına çıktığı an, hem Kandil'in hem de Ankara'daki şahinlerin elindeki oyuncak alındı. Karayılan Neden Şimdi Konuşuyor? Murat Karayılan aptal bir adam değil. Cani olabilir, katil olabilir ama 40 yıldır o dağda hayatta kalmayı başarmış bir organizasyonel zekaya sahip. Karayılan'ın CHP'yi tehdit etmesi, CHP'nin "yanlış" yaptığını değil, Kandil için "ölümcül" derecede doğru bir şey yaptığını gösterir. CHP; DEM çizgisine, yani Kandil'in ipoteğindeki siyasete teslim olmadığı an, PKK'nın Türkiye siyasetindeki manivelası kırılıyor. PKK, marjinalleşiyor. Sadece bir "güvenlik sorunu"na indirgeniyor. Siyasi bir aktör olma vasfını yitiriyor. Kandil'in karın ağrısı budur! Karayılan "Zarar görürler" derken, aslında CHP'ye değil, kendi örgütüne ve o örgütün varlığından beslenen siyasi statükoya verilecek zarardan bahsediyor. Tiyatro Bitti mi? Halk aylardır CHP’ye sahip çıkıyor dediniz ya... İşte bütün mesele bu. Türk halkı, Kürt'üyle Türk'üyle, Alevi'siyle Sünni'siyle ilk defa bu "terör parantezinden" bıkmış durumda. Millet ekmek derdinde, bunlar Apo derdinde. CHP bunu gördü. Ve o mayınlı tarlaya girmedi. Karayılan'ın sesi, işte o mayınlı tarlaya girmeyenlerin yarattığı sessizlikten duyulan rahatsızlığın sesidir. Ama asıl sorulması gereken soru şu: Bir terör örgütü elebaşı, ana muhalefet partisini tehdit ederken, devletin o "yerli ve milli" yetkilileri neden bıyık altından gülüyor? Neden kimse çıkıp "Sen kimsin de Türkiye'nin kurucu partisine ayar veriyorsun?" demiyor? Yoksa Karayılan'ın bu çıkışı, Ankara'da birilerinin de işine mi geliyor? Görünen o ki, CHP'nin "normalleşmesi" ve halkın gündemine dönmesi, sadece Kandil'in değil, Ankara'daki bazı koltuk sahiplerinin de uykularını kaçırıyor. Birde aklıma takılan bir şey var; Karayılan'ın o videodaki yaptığı lakırtı metnini Kandil kendi mi yazdı, yoksa o metin Kandil'e faksla mı gönderildi? Bir bilen cevaplarsa sevinirim... Hepimiz seviniriz!

SERKAN YILDIZ

63,938 次观看 • 9 个月前

📍 cüneyt özdemir 📌 Narin kaybedildikten sonra, şu an tutuklu olan şüphelilerin veya olası şüphelilerin bu kadar rahat organize olabilmeleri şaşırtıcı. 📌 Fakat küçük bir mahalle içerisinde kaybolan küçük bir çocuğun bedenine 19 günde nasıl ulaşılamaz 19 günlük süre şüphelilere, faillere organize olmaları için büyük bir zaman tanıdı. 📌 Cinayet işlendikten sonra bütün aşamalarda büyük bir işbirliği var ve kimse konuşmuyor. Bu durum hiç olağan değil. 📌 8 yaşındaki çocuk sonuçta; insan dayanamaz bilgisini, görgüsünü paylaşır insan. 📌 Ortada asılsız ihbarlar var, neden yapıldığının cevabı yok. Tamamen çalışmaları sekteye uğratmak için yapılmış. 📌 Savcılık gizlilik kararını kaldırana dek gizli kalması gereken yasak olan belgeler sızdırıldı. 📌 Diyarbakır Barosuna bağlı avukatlar da, Baro Başkanımızın doğru tutumuyla sızma ihtimalinde olağan şüpheli konumuna düşme İhtimaline karşılık o belgeleri almıyorlar. 📌 Bu belgeyi kim sızdırdı? Israrla söylüyoruz, sızdırılan ifadelerde önemli ipuçları, önemli deliller var, muhtara yönelik önemli bilgiler var. 📌 Soruyorum, Başsavcılığa, Bakanlığa soruyorum; açık bir suç var bu soruşturmada. Hepimizin böyle gözünün içine soka soka neden bununla ilgili açıklama yapmıyorsunuz. 📌 Diyarbakır’da herkes hayret içinde. Böyle bir şey nasıl olabilir, nasıl aydınlanmaz? 📌 Biri öldürüldüğü zaman, panikle bir yere atılır ama Narin’i gömmüşler, hem de derenin içine dönmüşler. 📌 Torbaya koymuşlar, bağlamışlar sonra götürüp kendi bildikleri bir bölgede bulunması zor bir şekilde gömmüşler. 📌 Bulunmasın diye organize bir şekilde arama çalışmalarını yanlış yere yönlendirmişler; dereden uzaklaştırmışlar. 📌 Her şeye rağmen kuvvetli deliller var; tanık beyanı var ortadan kaldırılamaz. DNA eşleşmesi var, bununla bile amca ağırlaştırılmış müebbet alabilir. 📌 O sebeple kim gerçeği biliyorsa gerçekten çıkıp söylesin. Gerçek failler ortaya çıksın. 📌 Diyarbakır Barosu da, avukatları da bu konularda son derece tecrübelidir. 📌 Bizler de milletvekilleri olarak, adliyeye gidip Başsavcıyla görüşebilirdik; ancak soruşturmayı etkilemiş olabiliriz diye bunu yapmayalım dedim. 📌 Bugün de bu soruşturmanın dışında kalan tek aile üyesi, Narin’in abisi Baran Güran, Diyarbakır Barosuna başvurdu ve maddi gerçeğin ortaya çıkması için hukuki destek istedi.

Sezgin Tanrıkulu

135,081 次观看 • 1 年前

🇹🇷 Cihat Yaycı: “Türk Devletleri Teşkilatı’yla ilgili çok önemli bir konu var. Bunu açık açık konuşmamız gerekiyor. Azerbaycan dışındaki Türk Devletleri Teşkilatı üyeleri, 33 yıl boyunca tanımadıkları Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni geçen yıl tanıdılar, büyükelçilik açtılar. Daha da önemlisi, Türkiye’yi Kıbrıs’ta ‘işgalci’ olarak nitelendiren Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarını kabul ettiklerini yazılı şekilde beyan ettiler. Bu, gerçekten sindirilmesi zor bir durumdur. Her şeyi pembe göstermek doğru değildir. Yanlışları da konuşacağız ki kamuoyu bilinçlensin, eksikler görülsün ve gerekli adımlar atılsın. Elbette iyi yapılan işleri de takdir ediyoruz. Bugün savunma sanayinde dünyanın 11’inci sırasındayız. Dünyanın ilk 20 ekonomisi içerisindeyiz. Türkiye’nin jeopolitik önemi her geçen gün artıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gücü ortadadır. Türkiye, kim ne derse desin, bugün bölgesel oyun kurucu, küresel oyun bozucu bir devlettir. Artık küresel oyun bozmanın ötesine geçip küresel oyun kuran bir devlet olma yolunda ilerliyoruz. Ama bunun için eksiklerimizi de konuşacağız. Sadece eleştirmek için değil, çözüm üretmek için konuşacağız. Benim yaptığım da budur. Mavi Vatan bir öneridir. Libya Deniz Yetki Alanları Mutabakatı bir öneridir. Kıbrıs konusunda da çözüm önerileri ortaya koymak gerekir. Öncelikle milletimize ve bütün dünyaya şu gerçeği anlatmalıyız: Kıbrıs hiçbir zaman bir Yunan adası olmamıştır. Biz Kıbrıs’ı hiçbir zaman Yunanistan’dan almadık. Kıbrıs’ı Venediklilerden aldık. Diğer adaları Cenevizlilerden ve Saint Jean Şövalyeleri’nden aldık. Dolayısıyla Yunanistan’ın Kıbrıs üzerinde tarihî hak iddia etmesi hem tarih bakımından hem de hukuk bakımından dayanaksızdır. Şunu herkes çok iyi bilmelidir: Kıbrıs Adası’ndan vazgeçersek Mavi Vatan’dan vazgeçeriz. Mavi Vatan’dan vazgeçersek Türk milletinin geleceğinden vazgeçeriz. Türk milletinin refahından vazgeçeriz. Türk milletinin güvenliğinden vazgeçeriz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güvenliği ve bekası, inanamayacağınız ölçüde tehlikeye girer. Onun için Kıbrıs’a sahip çıkmak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni yaşatmak ve güçlendirmek herkesin bir numaralı hedefi olmalıdır. Geçmişte Annan Planı ile önümüze getirilen anlayışın benzerlerini yeniden gündeme getirecek girişimlere karşı son derece dikkatli olmak zorundayız. Kıbrıs’ta verilecek her taviz, yalnızca Kıbrıs’ı değil, Mavi Vatan’ı; Mavi Vatan’da verilecek her taviz ise Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğini doğrudan etkileyecektir.” YAYININ TÜMÜ👇

TÜRK DEGS / TURK MAGS

34,940 次观看 • 1 个月前

Devlet Bahçeli, Bese Hozat özelinde tarafların söylemsel düzeyde bile olsa gerilmelerine gerek yok. Herkes diline dikkat etmek zorunda ama herkes aynı zamanda kendi kitlesini konsolide tutmak zorunda, söylemler biraz da bu kaygıdan kaynaklanıyor. Bese Hozat'ın "Suç işlemedik, af istemiyoruz..." minvalindeki sözleri ilk değil, tek değil hepimiz söylüyoruz bunu zaten, yeni duymuş da şaşırmış gibi yapmasın kimse. 13 yıl önce aşağıdaki konuşmayı yaptığımda divanda Mehmet Uçum oturuyordu, Devlet Bahçeli "çözüm" diyen herkesi asacaz diyordu, CHP bugünden daha sert şekilde "Biz oynamıyoruz" diyordu, Bese Hozat henüz KCK eş başkanı olmamıştı ama bugün ne diyorsa o gün de onu diyordu. Öcalan'ın özgürlüğü ve "yasal düzenleme" dediğim için Mehmet Uçum daha sonra bana "Örgütlü bir şekilde bunu bilerek söylüyorsunuz, halkın Öcalan gibi bir derdi yok, Öcalan muhatap olamaz" demişti, bugün Öcalan'ı muhatap alanların beyin takımında, Devlet Bahçeli bu işe bulaşan herkesi asarız diyordu, öncülüğü o yapıyor şimdi, CHP o zaman daha radikal karşı çıkıyordu bugün düne göre çok daha makul bir çizgide, O gün "Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan" dediğimde hoşuna gitmeyen, sicilimiz bozulmasın diye bozulan tipler de bugün Kürt legal siyasetinin karar alıcı aktörleri olmuş, Roller çok değişti, tavırlar duruşlar çok değişti, her şey değişti ama Öcalan'ın muhataplığı meselesi, PKK'ye yönelik yasal düzenleme zorunluluğu meselesi değişmedi, devlet de o noktaya geldi çünkü işin doğasına uygun olan bu, yenilgi ya da zafer değil, olması gereken zorunluluk buydu. Hiçbir şeyi şeffaf yürütmeyen, gizli olması gerektiğini söyleyen taraflar bu tartışmaları da illa yapacaklarsa gizli yapsınlar, halkın önünde yapmasınlar bence. Bu ülkede toplumsal kırılma falan olmaz çünkü herhangi bir şeye kırılabilecek bir toplum yok ama gereksiz gerginlik provokasyonlara zemin hazırlar, o zemini vermemek lazım, eğer gererek bitirmek istemiyorsanız tabi. Herkesin bildiği basit bir gerçek var; Abdullah Öcalan'ı kendisine lider kabul eden Kürtlerin Öcalan'ın ve siyasi tutsakların özgürlüğü, PKK'ye yönelik, asla onur kırıcı olmayacak, yasal düzenlemeler, inkar, imha ve asimilasyonun son bulması ve toplumsal barışa, demokrasinin gelişmesine hizmet edecek adımlar gibi net ve somut talepleri var, ülkenin tamamının da bunlara ihtiyacı var. Bunlar kolaylıkla yapılabilecek şeyler, farklı bir ajandanız yoksa eğer, işi yokuşa sürmeye gerek yok, germeyin birbirinizi. 13 yıl önce söylemişim yine söylüyorum hem devlet hem PKK diline dikkat etmeli, her iki halkın da ciddi travmaları var, kimse öbürünün gözüne bir şey sokmaya kalkmasın, iki taraf da zarar eder. Besê Hozat başka şekilde ifade etse daha iyi olurdu denilebilir belki ama söylediği şey çok yalın bir gerçek, aynı fikirdeyiz hepimiz. Hepimiz dediğim Öcalan'ı lider kabul eden Kürtler, bütün Kürtler değil ama bütün Kürtlerin de bütün Türklerin de ihtiyaç duyduğu şey tam olarak budur.

Sinan Aygül

56,262 次观看 • 8 个月前

Canan Karatay dün Gürkan Hacır’ın konuğuydu. Hem sağlıkla hem dava süreciyle ilgili açıklamalar yaptı. Önemli satır başlarını derledim. “- Bu pandemi çok büyük bir global senaryo. Rockfeller ve Bill Gates planladı. Bu komplo değil. Bill Gates’in bütün aşı firmalarında %60 hissesi var. - Covid’de insanlar verilen o ilaçlardan ö*düler. - Türk halkını etkilemek için o Türkleri kullandılar. (Şahin-Türeci çifti). Türkiye’ye gelmediler.. - İlaç firmaları silah firmalarından beter. Pazar ararlar. Daha fazla bir şey uydurup, insanları korkutup daha fazla satarlar. - Bütün tıp kongreleri ilaç firmaları tarafından finanse ediliyor. Seyahatler.. Niye lüks otellerde yapılıyor. Bu, kapitalizmin acı bir sonucu. Bunun insan sağlığı üzerinden yapılması kalbimi kırıyor. - Covid aşısı bağışıklık sistemini çökertti. Turbo kanserler, pıhtılar, zona, bütün cilt hastalıkları, enfarktüs arttı. - Sığınmacılar aşı oldu mu? - Enfarktüs geçirenlerin %60’ının kolesterolü normal. Bunlara bile statin veriyorlar. Anjiyo yapıyoruz, koronerler tıkalı, kolesterolü normal. Damara bakıyoruz normal, kolesterolü yüksek çünkü yüksek kolesterol damarları açıyor. - İyi-kötü kolesterol diye bir şey yok. Kolesterol hücrenin yapıtaşıdır, bütün hormonların ana maddesidir. Kolesterol ilaçlarından ilaç firmaları kazanıyor. Kalp hastalıkları arttı. İlaç firmalarının finanse ettiği çalışmalar kolesterolün kötü olduğunu gösterdi. Bilimsel değil. Ben gerçek bilimi konuşuyorum. - Türk halkının sağlığı, genleri bozulmasın diye hayatımı verdim. Ben hiç yalnız değilim. Bazı bölgelere dokunduğum için hücum ediyorlar. - Kadim tıp gerçektir. İnsan bir bütündür. Bunu göz ardı ediyorlar. - Beni sevmiyorlar çünkü haklıyım. Yumurta, tereyağı, doğal zeytinyağı yeyin dedim. - Covid aşılarından dolayı bir çok insan kalp krizi geçirdi. Pıhtı yapıyor. Sürekli ekrana çıkardıkları bir çocuk enfeksiyoncusu var, “biz görmüyoruz” diyordu. Nasıl göreceksin sen kalp doktoru musun…Aşıların pıhtı yaptığını biliyorlar. Şeker de pıhtı yapıyor. Kolestrol değil. Et değil. Amerikan Kalp Derneği, kolesterolü kalp için risk olmaktan çıkardı. - İlaç hayat boyu kullanılmaz, tedavi süresi vardır. - Yurt dışında da benim gibi karşı duran çok hekim var artık. - Covid kış gribi. Virüs enfeksiyonu. Virüsler dünya oluştuğundan beri var. Virüsler zaman zaman güçlenir zaman zaman zayıflar. Bir ilaç onları yok etmez. Temel tıp bilgisi. Bütün virologlar bunu biliyor. Biz çocukken de grip olurduk, dinlenirdik geçerdi, hastanelere koşmazdık. Bağışıklığımız güçlenince hasta etmez. Grip virüsünün aşısı olmaz. Sürekli şekil değiştirir. 1 saat önceki virüs aynı değil. - 1918’de İspanyol gribi oldu çünkü savaştan, stresten insanların bağışıklığı zayıflamıştı. - Grip virüsü ilk olarak ağızdan burundan çoğalır o nedenle gargara yapın dedim. - Vücut asidik olunca virüsler yayılır. Şeker, modern beslenme vücudu asidik yapıyor. - Maske de çok tehlikeli. - O televizyona çıkan enfeksiyoncu oğluna aşı yaptırmadı. Doktoru izin vermedi dedi. Sen niye herkese ol dedin. - (Davası hakkında) Para istiyorlar.. Hasta bana geldiğinde 30 yıldır her gün bir büyük içiyordu, günde 3 paket sigara içiyordu. Günde 26 tane hap içiyordu. Nefes alamıyordu. Değerleri çok kötüydü. (Hastanın değerlerini paylaştı). İlaçlarını azalttım. Alkolü, fruktozu bıraktırdım. Diyete başladım. Çok etkili, yan etkisi olmayan, bilinen bir ilaca düzeldi. Sonra en son 2019’da geldi alkole başlamış, dediklerimi bırakmış.”

Uzm. Esra Güneş Kaya

504,580 次观看 • 1 年前

🔴Cihat Yaycı : Ben bunu gerçekten, binlerce yıllık Türk devlet tarihinde ilk defa yaşanan bir olay olarak görüyorum. Devlete başkaldırmış, devlete isyan etmiş, 55.600 kişinin katledilmesi emrini vermiş birinden bahsediyoruz. Onun verdiği emirler ve kurduğu örgüt neticesinde 55.600 vatandaşımız şu veya bu şekilde hayatını kaybetti. Bunun yanı sıra, bu caninin kurduğu örgütle mücadele için trilyonlarca dolar harcandı. 📌Bu örgüt tamamen Siyonist bir örgüttür, bunu çok net bir şekilde ifade etmek gerekir. Bugün PKK, bu caninin ve terörist elebaşının kurduğu bir Siyonist örgüttür. Bunu yalnızca laf olsun diye söylemiyorum. Yurt dışında gerçekleştirdikleri tüm mitinglerde bu örgütün İsrail bayrağı bulunuyor. Daha dün İsrail Başbakanı Netanyahu, Güney Suriye’de bir Dürzi-Kürt otonom yönetimi kuracaklarını ve burayı kendi kontrollerine alacaklarını açıkladı. Suriye'nin güneyinin askerden arındırılarak kendilerine teslim edilmesi gerektiğini, bunun garantörünün de İsrail olacağını belirtti. 📌Bu açıklamalar gösteriyor ki, sözde "Büyük Kürdistan Projesi" aslında "Büyük İsrail Projesi"nin bir parçasıdır. Halkımızın bu gerçeği çok iyi bilmesi gerekiyor. Bu örgütün dinle, imanla hiçbir ilgisi yoktur. Marksist-Leninist ideolojiye sahip bir yapılanmadır. Ne Kur’an’la, ne Müslümanlıkla, ne de başka bir inançla alakası vardır. Tamamen Siyonizme hizmet eden, İslam düşmanı, Türk düşmanı, Türkiye Cumhuriyeti düşmanı ve Osmanlı Devleti’ne de geçmişte düşmanlık etmiş bir yapıdır. 📌Osmanlı’nın son 150 yılında, sözde "Kürt isyanları" adı altında bu tür kalkışmalar zaten vardı. Amaç, devleti bölmekti. 250 yıldır, adı Osmanlı olsun ya da Türkiye Cumhuriyeti olsun, bu toprakları parçalamak için aynı oyunlar oynanıyor. Önceki dönemlerde bu örgütlerin yerinde şeyhler, şıhlar, eşkiyalar ve çeşitli unsurlar vardı. Bunlar, İngiliz ve Siyonist oyunlarının bir parçasıydı. Osmanlı’nın parçalanmasını istediler ki İsrail devleti kurulabilsin, Türkiye Cumhuriyeti parçalanabilsin ki "Büyük İsrail" hayali gerçekleştirilebilsin. Olayın özü budur. 📌Türkiye Cumhuriyeti, bu süreçte binlerce can verdi, kan döktü, trilyonlarca para harcadı. Ancak tüm bunlara rağmen terörle mücadelede büyük bir başarı sağladı. ❗️Bugün “terörsüz bir Türkiye” zaten var. O zaman "Terörsüz Türkiye" sloganı ise yanlış bir ifadedir. İktidar, terörü bitirdiğini ifade ederken neden "Terörsüz Türkiye" diye bir slogan kullanılıyor? Eğer terör bitti deniliyorsa, bu söylem kendi kendini inkâr etmektir. 📌Daha dün Malatya’daydım. Ne terör var, ne başka bir şey. Elazığlıyım, Diyarbakır’a gitmek artık sorun değil. Türkiye’nin her yerinde devlet otoritesi tam anlamıyla sağlanmış durumda. Peki, bu durumda 26 yıldır hapiste tutulan, millet düşmanı, devlet düşmanı ve Siyonist örgüt lideri olan birine neden hala bir anlam atfediliyor? Onunla neden görüşmeler yapılıyor? 📌Bugün onun için Van ve Diyarbakır’da dev ekranlar kurulacağı, paylaşımlar yapılacağı söyleniyor. Bu çok üzücü bir durumdur. Gerçekten akıl tutulması yaşıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, terör örgütü liderine muhtaç olur mu? Ondan medet umulur mu? 📌Dem Parti gibi yapılar, Türkiye’de ayrıştırıcı bir dil kullanıyor. Mesela "Amed" gibi ifadelerle Diyarbakır’ın adını değiştirme çabasına giriyorlar. Osmanlı döneminde bile buranın adı Diyarbakır’dı, bugün de Diyarbakır’dır. "Amed" nereden çıktı? 📌Daha da vahimi, bu terörist elebaşına "Sayın" denilmesi, onun sözlerinin "Asrın Çağrısı" olarak lanse edilmesi. Türk milleti bunu nasıl kabul edebilir? Şehitlerimizin aileleri, gazilerimiz bunu nasıl kabul edebilir? Türk tarihi bunu nasıl kabul edebilir? 📌Bu, devletin tarihinde hiç olmadığı kadar küçük düşürüldüğü bir durumdur. Osmanlı Devleti bile bu kadar küçük düşürülmemiştir. Bir milletin bağımsızlığı, şehitlerinin kanıyla ve gazilerinin fedakarlıklarıyla korunur. Ancak bugün, bu kadar mücadele verilmiş bir konuda yapılanlar, milletimizin ve devletimizin onurunu zedelemektedir. 📌Yayının tamamının linki aşağıdadır; 👇👇👇

TÜRK DEGS / TURK MAGS

288,655 次观看 • 1 年前

TİP Genel Başkanı ile alan’da NATO üzerine bir söyleşi yaptık. “NATO neden bir suç örgütüdür?” sorusunu biraz zaman ayırıp Erkan Baş’tan dinleyin. Erkan Baş: "1949'da NATO kuruluyor, Türkiye 1952'de NATO'ya dahil oluyor. Biz NATO'ya, yüzlerce bu ülke insanını, gencecik insanı haritada yerini bilmedikleri Kore'de ölüme göndererek girdik. Yani bizim NATO'ya daha girmeden önce bu ülkede atılmış ilk siyasi adım, bu ülkenin gencecik evlatlarını Amerika için ölmeye göndermek olmuştu. Bizim NATO tarihimiz budur. Şimdi bir kere herkesin bunu hatırlaması lazım. Yani Amerikalıların '35 sentlik asker' dediği bir toprağın insanlarıyız biz. Türk askeri, dünyanın en ucuz askeri, '35 sent maliyeti var' diye Amerikalılar bizden bahsediyorlar. Nazım'ın şiirine koyduğu o cümle. E şimdi ondan sonra devam edin, bakın bugün Türkiye'nin bütün temel problemlerini biz NATO üzerinden değerlendirebiliriz. Ya bugün AKP iktidarda ve biz Türkiye'de işte siyasal İslamcı, işbirlikçi bir iktidardan bahsediyoruz. E bunun tohumlarını atan ABD değil mi? NATO değil mi? Yani NATO'nun kontrgerilla örgütlenmesinin Türkiye gibi ülkeler için en önemli stratejilerinden bir tanesi neydi? Sovyetler Birliği'ni kuşatacak bir yeşil kuşak ülkeler projesi. Ben o yüzden hep söylüyorum, yani Türkiye 'Müslüman bir ülke falan' diye tartışıldığında, Türkiye nüfusunun çok büyük bir çoğunluğu Müslüman olan bir ülke ama Türkiye siyasal İslamcıların, şeriatçıların kendi doğal gelişimleriyle bu güce geldikleri, bu kadar yaygınlaştıkları, bu kadar örgütlendikleri ve devleti ele geçirdikleri bir ülke değil. Türkiye'deki bu siyasal İslamcılık, Türkiye toplumunun duygularını, Türkiye toplumunun inançlarını, Amerika Birleşik Devletleri merkezli bir emperyalist planın kullanması, yönlendirmesi, onu siyasallaştırması ve kendisine bağımlı hale getirmesi sonucunda buraya geldi. Şimdi bugün herkes atıyor tutuyor 'FETÖ, METÖ' diye bugün. Ya kardeşim, Komünizmle Mücadele Dernekleri'ni kim kurdu ya? Komünizmle Mücadele Dernekleri'ni NATO kurdu. Komünizmle Mücadele Dernekleri, NATO şemsiyesi altındaki bir örgütlenmeydi. E devam edelim, 70'lere gelelim. Türkiye'de işçi grevlerine kim saldırdı? Kemal Türkler'i, yani DİSK'in efsanevi önderini kim katletti? Türkiye'de patronların iktidarını koruyabilmek için işçiler içerisindeki her türlü direniş eğilimi hangi şiddetle bastırıldı? O komando kamplarını kimler kurdu? E şimdi bunları unutacak mıyız? Ya çok basit, bak Maraş'ı unutacak mıyız, Çorum'u unutacak mıyız? Bunların hepsi NATO'nun eserleri. Sadece Türkiye'de de değil, bu uluslararası karşı devrim çetesinin, 'Gladio' diye adlandırılan, Türkiye'deki karşılığı kontrgerilla olarak örgütlenmenin karargahı burası. Mesela AKP dediğimizde aklımıza ne geliyor bizim? İşte Kenan Evrenler geliyor, değil mi? 12 Eylül'de solu bastırıp işte Türk-İslam senteziyle, zorunlu din dersleriyle, imam hatiplerin yaygınlaştırılmasıyla, işte elde Kur'an mitingler gerçekleştirmesiyle bu tarikat örgütlenmelerinin, cemaatlerin devlet içerisine yerleştirilmesi sürecinin hızlandığı evrenin başlangıç noktalarından bir tanesi. Hızlanmanın başlangıç noktası, 12 Eylül darbesi. E 12 Eylül darbesi, NATO generallerinin 'Bizim çocuklar başardı' diye kahkahalarla, alkışlarla kutladığı bir darbe ya. Ya bugün bu ülkede '12 Eylül'e karşıyım' deyip NATO'yi savunamazsınız. Eğer 12 Eylül'e karşıysanız NATO'ya karşı olmak zorundasınız. E şimdi devam edelim. Sivas Katliamı, daha geçen gün anmaları yapıldı. E bu katliamın planlanması yine o kontrgerilla örgütlenmesinin bir projesiydi. E şimdi bütün bunlar yaşanırken, bütün bunlar yaşanırken bugün Türkiye'de açıkça NATO'yu savunmak, NATO'culuk yapmak akıl alır gibi değil”

Onur Öncü

15,372 次观看 • 1 个月前

Galatasaray Yedeğin yedeği ile maça çıkacak Murat Aşık: Galatasaray bütün oyuncularına izin veriyor Cuma'dan sonra. Galatasaray nasıl bir 11'le çıkacak Kasımpaşa maçında bilmiyorum. Yedek. Yedeğinde yedek diyorlar ama. Yedeğinde yedek evet gençler falan. Yani bu durumda Kasımpaşa kurtarır gibi gözüküyor. Kasımpaşa zaten yok. Ben bunun çok adilane olduğunu düşünmüyorum kendi adıma. Bana çok etik gelmiyor yani. Birilerinin kaderiyle oynuyorsun çünkü bunu yaparak. Çıkart bir maçta oynatırsın takımını. Ama abi şimdi yani. Kasımpaşa'nın düşüp düşmeme durumu için milli takıma gidecek 8-9 tane oyuncunun Kasımpaşa'yı düşünmesi, Dünya Kupası'nı düşünmemesi daha başka bir şey. İspanya Ligi'ndekiler milli oyuncu değil mi? Kendi milli takımların 2 hafta daha maç oynayacaklar. Diğerleri kazanırsa o dediği matematik olur bence. Hayır hayır şunu diyorum abi. Şimdi ben 2 hafta önce İlhan Polut çok güzel bir açıklama yaptı. Kupada finale kaldığı gün dedi ki ben kalan 2 maçımda ana kadromla oynayacağım. Kupa benim için daha önemli ama kimsenin kaderiyle oynamam dedi. O zaman Fenerbahçe'nin ikincilik durumu daha belli değildi. Ne oranın kaderıyle oynarım dedi. İkinciliğin kaderıyle. Ne de Kayserispor'un da düşme durumu belli değildi. Ne de orayla oynarım dedi. Şimdi sen Galatasaray'sın. Büyük takımsın. Şampiyonsun. Tebrik edildi zaten. En azından 11'e yakın bir şeyle çık. Herkes izinle. Bir dün idman yapmışlar. 80 dakika. Bir idman yapılmış. Bütün haftada. Tamam Kasımpaşa. Ben bu arada ligde kalsın istiyorum Kasımpaşa zaten. Davut abi'den dolayı. Davut Işık'tan dolayı. Cenk var orada. Adilhane gelmiyor bana. Vallahi herhalde şey gibi düşecek ya. Gençlerbirliği düşecek gibi me geliyor ama niye öyle geliyor bilmiyorum.

Galatasarayultrataraftar

255,797 次观看 • 3 个月前

Adalet Komisyonu'nda "Çerçeve Yasa" görüşmelerinde yaptığım konuşma: Bugün önümüzde bulunan teklif, büyük acılara sebebiyet vermiş yarım asırlık bir çatışma döneminin mutlak biçimde sonlandırılmasına kapıyı aralaması nedeniyle önemli, fakat son derece eksiktir. İpe un sermek gibi bir niyetim yok. Bu teklifi eksik buluyor, fakat destekliyorum. Destekliyorum, çünkü silahların bırakılması için hukuk bir kapı açmak zorundadır. Ben Diyarbakır’da doğdum, orada avukatlık yaptım. Diyarbakır Barosu Başkanlığı yaptım. İnsan Hakları Derneğinde, İnsan Hakları Vakfı ve Uluslararası Af Örgütünde çalıştım. Hayatımın önemli bir bölümünde faili meçhul cinayetlerin, köy boşaltmalarının, gözaltında kayıpların, işkencenin ve çatışmalarda yitirilen hayatların dosyalarıyla uğraştım. Adliye koridorlarında, Galatasaray Meydanında evlatlarının akıbetini soran anneleri gördüm. Köyünden koparılmış aileleri dinledim, davalarına baktım. Bir gece yarısı kapısı çalınanların korkusunu da cenazesi gelen evlerin sessizliğini de biliyorum. Bu çatışmanın yükünü istatistiklerden değil, insanların yüzlerinden öğrendim. Onun için şunu bütün açıklığıyla söylüyorum: Barışı desteklemek benim açımdan siyasi bir taktik değildir. Birilerine verilmiş bir taviz de değildir. Bu, yıllardır savunduğum yaşam hakkının gereğidir. Bu teklifi, partimize, arkadaşlarımıza faşizan baskılar, hukuksuz operasyonlar, iftira ve şantaja dayalı iddianamelerin gölgesinde bile destekliyorsak, herkes bunun kıymetini bilmelidir. Resul Emrah Şahan gibi arkadaşlarımız hapishaneden bile bu teklifi destekliyorsa, kıymeti bilinmelidir. Belediye başkanlarımız tutuklanırken, seçilmişlere kayyum atanırken, siyasetçiler, gazeteciler ve insan hakları savunucuları yargı baskısı altında tutulurken destekliyorum bu teklifi. Çünkü öncelikle silahlı çatışmaların ilelebet sonlanmasını, Kürt sorununun çözümünün demokratik bir zeminde mümkün olduğunu göstermek istiyorum. Teklif, silah bırakanların hukuki durumunu düzenliyor; fakat topluma dönüşünü yeterince düzenlemiyor. İnsanlar yalnızca savcılığa dilekçe vererek siyasal ve toplumsal hayata dönmüş olmayacak. “Toplumsal bütünleşme” kanunun başlığında kalmamalı, maddelerinde karşılık bulmalıdır. İkinci olarak, sürecin ağırlık merkezi Meclis değil, yürütme olarak kurulmuştur. Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığındaki Kurula geniş yetkiler verilirken Meclis İzleme Komisyonuna yalnızca izleme ve tavsiyede bulunma görevi veriliyor. Oysa bu süreç bir güvenlik bürokrasisi faaliyetine indirgenemez. Meclis düzenli olarak bilgilendirilmeli, raporlar kamuoyuna açıklanmalı ve denetim yetkisi gerçek anlamda güçlendirilmelidir. Üçüncü olarak, altı aylık başvuru süresi hayatın gerçekleri bakımından yetersiz kalabilir. Irak’ta, Suriye’de veya başka ülkelerde bulunanların durumları aynı değildir. Pek çok açıdan güvenlik sorunları yaşanacaktır. Süre uzatılabilmeli; uygulama, insanları dışarıda bırakacak katı bir takvime dönüşmemelidir. Barışın güvencesi yalnızca devletin güvenlik kurumları değil, esas olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi, hukuk ve toplumdur. Bugün burada kusursuz bir metne oy vermiyoruz. Kusurları giderilmesi gereken ama Türkiye’yi ölümden hayata, çatışmadan siyasete taşıma ihtimali bulunan bir adıma oy veriyoruz. İlk adımı, eksik de olsa atmak önemlidir. Bir tür egzersiz gibi görüyorum ben bunu. Barışmayı öğrenme egzersizi. Kürt meselesinin çözümü konusundaki güvenlikçi ezberden çıkma egzersizi. Yıllardır bu ülkede barışı savunanlar suçlandı, soruşturuldu, hedef gösterildi. Barış Akademisyenleri hâlâ “ağaç kökü” yemeye zorlanıyor. Buna rağmen barış demekten vazgeçmedik. Çünkü biliyoruz: Bir tek gencin daha yaşamını kurtarabiliyorsak, bir tek annenin daha kapısına acı haber gitmesini önleyebiliyorsak, siyaset bunun sorumluluğunu almak zorundadır. Bu teklif bir son değil, bir başlangıçtır. Biz bu başlangıca destek vereceğiz; ama bu iktidara karşı demokrasi mücadelesini de derinleştireceğiz. Çünkü bu ülkede artık gençlerin birbirine silah doğrultmadığı, hiçbir annenin çocuğunun ardından ağıt yakmadığı bir geleceği kurmak zorundayız. Mevcut iktidarın böyle bir gelecek ufku yok, biliyoruz. Fakat Türkiye'nin Kürt meselesini bir kez daha küçük hesapları için derinleştirmesine izin vermeyeceğiz.

Sezgin Tanrıkulu

125,917 次观看 • 13 天前

Son zamanlarda böyle bir video meydana çıkarmışlar. Güya bununla Risale-i Nur'a ve talebelerine zarar verecekler. Bu vesileyle mühim bir kaç noktayı izah edeceğim. Biraz uzun olacak, fakat inşallah istifadeye medar olur. 1- Burası Çanakkale mevlidi, ben de oradaydım. Hatta bir iki kelam edeyim deyip başladım, videoyu orada kesmişler her ne ise. Üstadımızın vekil ve varislerinden o zaman hayatta olan, Hüsnü Bayram, Abdullah Yeğin, Ahmet Aytimur, Said Özdemir ve Salih Özcan Ağabeylerin hepsi oradaydı. Bu ağabeyler, kimi Üstadın hizmetinde, kimi de, Risale-i Nur'a ait neşriyatta, beraber ve birbiriyle daima irtibat halinde hizmet etmişler. Eğer bazılarının zannettiği gibi aralarında bir ihtilaf olsaydı, o zaman bir araya gelmeleri zaten mümkün olmazdı. Öyle ise neden böyle oluyor? Çünkü onlar, herbirisi bizzat Üstada muhatap oldukları için, Üstadımız her birisine, gerek Risale-i Nur'un basım ve neşrine, gerekse hizmeti nuriyenin muhtelif safhalarına ve sıhhatle devamına dair ayrı ayrı vazifeler vermiş. Onlar da Üstaddan sonra bu vazifeyi omuzlarında gördüler ve aynen devam ettirmek için de, ciddi bir gayret ve heyecana geldiler. İşte ihtilaf gibi görünen bütün bu gibi haller, hep bu mana içindir. Yoksa gaye ve maksatta daima bir ve beraber olup, ihlas, sadakat, fedakarlık, hizmet ve istikametleriyle, umum nur dairesine, daima örnek ve rehber olmuşlar. Allah hepsinden ebediyyen razı olsun. Amin. Risale-i Nur'u okuyanlar, bu meseleleri zaten bildikleri için ayrıca bir izaha ihtiyaç kalmıyor. Fakat Risale-i Nur'u bilmeyenler için, bu hakikatı bir derece izah etmek lazımdır ki, zihinleri bulanmasın. 2- Bütün Risale-i Nur eserleri, Bediüzzaman hazretleri hayatta iken, hem eski, hem de yeni yazıyla basılmış ve neşredilmiş. Isparta'daki Üstadımızın evinde ve başka bir çok yerde mevcuttur. İsteyen herkes görebilir. 3- Burada bahsedilen mektuplar, yine bizzat Hazreti Üstadımızın yazdığı lahika mektupları olup, bir kısmı yine Üstadımızın zaman ve mekan itibariyle, neşrini münasip görmediği ve vekil ve varislerine, ileride neşredersiniz dediği mektuplardır. Bir kısmını da, yine eski yazı ile aynen bırakmış ve zamanı gelince, yeni yazıyla neşredilsin, buyurduğu bazı mektuplardır. Vehhabiler bahsi veya sırrı inna a'tayna veya münafıklar ile alakalı. vesaire gibi kısımlar.. Hatta bizzat Salih Özcan ağabeyden duymuştum: Vehhabiler bahsini yeni yazıyla neşredelim diye Üstada söyledim. Şimdi olmaz deyip izin vermedi. Israr ettim, üç kör var, onlar gittikten sonra, dedi. Bu üstadın bir kerametiydi. Çünkü o zaman Arabistan'daki şeyhulislamın gözleri görmüyordu. Ondan sonra sırasıyla gelen ikisinin de gözleri görmüyordu. Üçü ölünce, Suud hükümeti, bundan sonra gelecekler kör olmasın diye karar aldılar. Bir kısmı da hususi şahıslara yazdığı mektuplardır ki, içinde mühim ve umuma faydası olacak bazı bahisler bulunduğundan, daha sonraki zamanlarda, onların da lahikaya girmesini yine bizzat Hazreti Üstadımız istemiş ve Barla lahikasında bunu şöyle ifade etmiş: "Re'fet kardeş! Sen de çok safalar geldin... Senin yanında bulunan ve risalelerde kaydedilmeyen ilmî parçaları münasip yerlerde veya Lâhika'da yazarsınız." Yoksa kat'iyyen Risale-i Nur'un içine haricen girmiş hiçbir mektup ve cümle yoktur ve olamaz ve olması da mümkün değildir. Hayatı pahasına nurları müdafa eden talebeleri buna asla müsaade etmez. Zaten yukarıda belirttiğimiz gibi Üstadımız hayatta iken bütün kitaplar basılmış ve aynı nüshalar mevcuttur. Şimdi hakikat böyle olduğu halde, yine çeşitli iftiralar ile Risale-i Nur'un te'sirini kırmak ve okunmasına mani olmak ve talebelerini kıymetten düşürmek için bunu yapıyorlar. Risale-i Nur hakikatları güneş gibi parlıyor. Milyonlar onunla imanını kurtarmış meydandadır. Dünyanın her tarafında bulunan Nur medreseleri ve dersler, kıyamete kadar devam edecektir. İnşallah. Risale-i Nur ve talebeleri ile uğraşanlar, hep rezil ve zelil oldular. Bizim vazifemiz ise, onların kurtuluş ve hidayeti için dua etmektir.

sabri okur

16,646 次观看 • 3 个月前

Ahmet Çakar'dan Halil Umut Meler’e de soruyorum: Sen adam mısın? Biraz haysiyetin, karakterin varsa… Gerçekten yapılan iş evrensel futbol kurallarına aykırı. Evrensel futbol teamüllerine, uygulamalarına aykırı. Yani yüz yıllık dünya futbol tarihine bak; bunun içinde Uruguay, Türkiye Ligi, İngiltere, Tanganyika, Gabon, Zaire… Bir numara, dünyadaki bütün ülkelere bak. Yüz yıllık tarihinde o ülkenin derbi diye mütalaa edilen, değerlendirilen üç büyük takımın kendi arasında yaptığı sekiz maçın altı tanesini aynı hakemin yönetmesi rastlanamaz. Daha kötüsü şu: Bundan sonra her kim diyorsa ki “Türk hakemleri Avrupa’da güvenilir, saygın ve önemli maçları görev alıyor ve almaya da devam edecek” diyorsa bil ki yalan söylüyor. Türkiye Dünya Kupası’na hakem gitmediği de hakkımız yendi, politika, haçlı saldırıları falan… hepsi boş. Çünkü Türk hakemlerinin güvenilmez, kapasiteleri çok düşük, belki de ahlaki sorun işaretleri olduğunu bizzat Türkiye Futbol Federasyonu bu atamayla itiraf etti. Niye? Türkiye’de yedi tane FIFA kokartlı hakem var. FIFA kokartlı hakem ne demek? Federasyon der ki “ülkemin en iyi yedi hakemi bunlar.” FIFA bunu kabul eder. İngiltere’den 10 kişi, Türkiye’den 7 kişi, İtalya’dan 9 kişi… ülkeden ülkeye değişir. Bunlara yavaş yavaş Avrupa’da maç verilir. Önce U18, iyi not alırsa U21, sonra UEFA veya Konferans Ligi ön eleme… yavaş yavaş yükselir. Avrupa’nın elit kategorisi dediğimiz 25 civarında hakem vardır, içinde Halil Umut Meler de var. Şimdi sorarım: Sen bir yıl içinde en önemli derbi diye telakki edilen maçların 6 tanesini Yasin Kol’a verirsen, diğer 2’sini FIFA hakemlerine vermezsen, bu ne demektir? Bu demektir ki sen Türkiye Futbol Federasyonu olarak kendi FIFA hakemlerine güvenmiyorsun. Ne kapasite olarak, ne teknik kapasite olarak, ne kabiliyet olarak, ne form olarak, belki de ne ahlaken güvenmiyorsun. O zaman FIFA da der ki “ben niye güveneyim?” Halil Umut Meler’e de soruyorum: Sen adam mısın? Biraz haysiyetin, karakterin varsa… biz eşek başı mıyız dersin, biz zurnanın son deliği miyiz dersin? Avrupa’da maç yönetiyorsun, hatta 3 gün önce Atina derbisinde maç yönettin. Bu çok önemli bir güven göstergesi. Ama kendi ülkende bir tane derbi yönetmiyorsun. Türk hakemleri her şeye müsait. Niye? Çünkü 3 sene önce Halil Umut Meler’e Ankaragücü Başkanı maç bitiminde sahada yumruk attı. Bir hafta sonra hakemler yine maçlara çıktı. Orada zaten sarı öküzü verdiniz.

Harrry Kewelll 10 🇳🇬

11,194 次观看 • 3 个月前

Cihat Yaycı ; Mecliste temsil edilen siyasi partilere sesleniyorum. Demokrasiye inanıyor, halka güveniyorsanız: ‼️ İlk önce Anayasanın 175. Maddesinde değişiklik yapar ve Anayasayla ilgili her türlü değişikliği halk oyuna sunarsınız. EGEMENLİK KAYITSIZ, ŞARTSIZ MİLLETİNDİR! Biliyorsunuz, Anayasa’nın ilk dört maddesinin değiştirilmemesi Türkiye Cumhuriyeti'nin ulus kimliğini yani milli kimliğini korumaya yetmiyor. Anayasa’nın 42. ve 66. maddelerinin değiştirilmesi durumunda, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin milli kimliği, ulus kimliği ortadan kaldırılabilir. Yani; ana dilde eğitimin sadece Türkçe yapılabileceği ibaresinin değiştirilmesi ya da kaldırılması, Anayasa’nın 42. maddesindeki bu değişiklikler ve iptaller; ve 66. Maddesindeki; “Türk devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türktür” ifadesinin “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır”, “Türkiyelidir” gibi değiştirilmesi, Türk devleti ve Türk ifadelerinin kaldırılması durumunda, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ulus kimliği, milli kimlik çatısı ortadan kalkacaktır. Yani, Türk milleti çatısı altında bütün etnik grupların kendine yer bulabildiği bu anayasal yapı, maalesef 42. ve 66. maddelerin değiştirilmesiyle her etnik grubun ayrı ayrı tanımlanabileceği bir duruma gelecek ve Türk milleti parçalanacaktır. Bu, faşizmdir. Bu, etnisizmdir. Bu, ırkçılıktır. Çünkü “Türk” ve “Türk milleti” tanımı, ırktan ve etnik yapıdan ayrı, milli bir kimliktir. Aynen Fransız gibi, Amerikan gibi, Alman gibi, Yunan gibi, Rus gibi. O yüzden bu maddelerin değiştirilmemesi, dokunulmaması, kaldırılmaması gerekmektedir. Ancak milletvekillerinin bir partiden diğerine geçmesi, transfer edilmesi, uzun zamandır – hatta onlarca yıldır – bilinen bir gerçektir. Bugüne kadar anayasa değişiklikleri mutlaka referanduma götürülüyordu. Fakat son yapılan değişiklikle, 400 milletvekili bulunduğu takdirde, referanduma götürülmeden Cumhurbaşkanının onayıyla yürürlüğe girebiliyor. Cumhurbaşkanı arzu ederse referanduma gönderebiliyor. Halbuki Anayasa’nın 175. maddesi, en antidemokratik madde gibi görünmektedir. Bir anayasanın değiştirilmesi, millete sorulmadan sadece milletvekilleri üzerinden kararlaştırılması, demokrasiye aykırıdır. Devletin düzenine aykırıdır. Devletin kuruluş ilkelerine aykırıdır. Yani, anayasada her türlü değişikliği yapabilirsiniz ama Türk Milletinin doğrudan onayını almalısınız. Demokrasinin en ideali, doğrudan demokrasidir. Şimdi buradan bütün siyasi partilere ve liderlerine sesleniyorum: Eğer demokrasiye inanıyor, Millete güveniyorsanız, ilk yapacağınız değişiklik, 175. maddede yer alan “400 milletvekili bulununca anayasa değişikliği millete sorulmadan yürürlüğe girebilir” düzenlemesini kaldırmak olmalıdır. “360 ve üzeri milletvekili bulunduğu takdirde anayasa değişikliği halkoyuna sunulur” ifadesini anayasaya koydurun. Bütün partiler demokrasiye gerçekten inanıyorlarsa, halka da gerçekten güveniyorlarsa, bu maddeyi bu şekilde değiştirsinler. Bu değişikliği 400 milletvekili ile, hatta oy birliğiyle yapsınlar. Ondan sonra da eğer Millete güveniyorlarsa, diğer anayasa değişikliklerini de halkoyuna sunsunlar. Halka inanıyor, demokrasiye inanıyorsanız, bunu yapmalısınız. Bu değişikliği yaptıktan sonra, istediğiniz değişiklikleri halkoyuna sunmaktan da çekinmemelisiniz. 🇹🇷 EGEMENLİK KAYITSIZ, ŞARTSIZ MİLLETİNDİR!

TÜRK DEGS / TURK MAGS

19,156 次观看 • 1 年前

Son Dakika Artık Kürtler kandıramazsınız. Bugün eski Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ahmet Türk, bir televizyon kanalında yaptığı açıklamada Türkiye Cumhuriyeti’nin topraklarına “Kürdistan” deyip duruyor. Mardin’i, Şırnak’ı, Hakkâri’yi, Van’ı, Diyarbakır’ı, Muş’u sayıyor ve buraların Kürdistan olduğunu iddia ediyor. Haydi oradan Sayın Ahmet Türk! Ben yaşadığım sürece gerçekleri anlatacağım anlatmaya da devam edeceğim. Ahmet Türk TBMM Erkan başı hangi oyla meclise girdi kimin oylarıyla girdi. Önce Kürt halkına bir cevap verin. Şaşkın pişkin demogoji yapmayın  Sayın Ahmet Türk, Terör örgütü PKK’nın olmadığı her yerde huzur vardır, güven vardır, kardeşlik vardır, kalkınma vardır. İnsanlar korkmadan yaşar, çocuklar umutla büyür, esnaf huzur içinde çalışır, millet geleceğe güvenle bakar. Bunu en iyi bilenlerden biri de sizsiniz.  Sayın Ahmet Türk, benim de size bir cevabım vardır. Siz ne kadar Kürtseniz ben de o kadar Kürdüm. Kürt olmaktan da gurur duyuyorum. Ancak sizin gibi düşünen zihniyetten her zaman uzak durmuşumdur, uzak durmaya da devam edeceğim. Sayın Ahmet Türk, peki Erkan Baş’ı Meclis’e taşıyan kimdir? Kimlerin oylarıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girmiştir? Kürt milletinin oylarıyla girmiştir. Şimdi ise Kürt kökenli bir cumhurbaşkanı adayı olsa desteklemeyeceklerini söylüyorlar. Bu konuya Kürt halkına nasıl bir cevap vereceksiniz? Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz Bingöllü bir Kürttür. Cevdet Yılmaz Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan Vanlıdır. Hakan Fidan Kürt milletvekili var mı? Var. Arslan Tatar Kürt komutan var mı? Var. TSK Kürt jandarma komutanı var mı? Var. T.C. Jandarma Gn. K Kürt alay komutanı var mı? Var. Kürt istihbaratçı var mı? Var. İbrahim Kalın Kürtler devletin her kurumunda çalışabiliyor mu? Çalışabiliyor. Kürdün tek devleti vardır; o da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir, Sayın Ahmet Türk. Ahmet Türk Ahmet Türk Türkler bu memlekette ne kadar hak sahibi ise Kürtler de o kadar hak sahibidir. Sayın Ahmet Türk, siz Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görev yapmış bir milletvekilisiniz. Orası Türkiye Cumhuriyeti’nin Büyük Millet Meclisi’dir. Sizin dediğiniz gibi bir “Kürdistan Meclisi” değildir. TBMM Numan Kurtulmuş Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni kurmak için milyonlarca Kürt, Türk, Laz, Arap ve Çerkez şehit olmuştur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları Çanakkale’de, İzmir’de, Trabzon’da ve Anadolu’nun dört bir yanında omuz omuza mücadele ederek Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurmuşlardır. Şimdi çıkmışsınız; yok efendim Mardin, yok efendim Şırnak, yok efendim Hakkâri, yok efendim Van, yok efendim Diyarbakır, yok efendim Muş… Bu coğrafyaya sürekli “Kürdistan” deyip duruyorsunuz. Sayın Ahmet Türk, iyi dinle Bir Kürt olarak Kürt kardeşlerimizin Türk Kardeşlerimizin canı sağ olsun istiyoruz. Demem o ki Ayrımcılık yapmak isteyene net cevabımız”dır canı cehenneme. Yapmış olduğunuz açıklamalara istinaden ben de bir Kürt olarak düşüncelerimi ifade etmek istiyorum. Saydığınız bütün topraklar Türkiye Cumhuriyeti’nin toprağıdır. Ya çok yaşlanmışsınız ve artık ne dediğinizi bilmiyorsunuz ya da gerçekleri görmek istemiyorsunuz. Bence artık Kürt halkını kandırmaya çalışmayın. Kürt halkı sizin oyunlarınıza gelmeyecektir. Bunu bilmenizi isterim. Bizim gücümüz birliktedir. Bizim gücümüz kardeşliktedir. Bizim gücümüz ay yıldızlı al bayraktadır. Kürt ile Türk’ün arasına fitne sokmak isteyenler bugüne kadar başarılı olamadılar, bundan sonra da olamayacaklardır. Rabbim devletimizi, milletimizi, güvenlik güçlerimizi ve aziz vatanımızı korusun. Kürt Türk milleti birdirbir kalacaktır Sloganımız nedir. Bir daha söylüyorum. Baş koymuşum Türkiyem ölürüm Türkiyem NE MUTLU TÜRKÜM DIYENE.🇹🇷  Ne mutlu Kürt doğdum. Ne mutlu Müslüman oldum. Ne mutlu Türküm diyene. Recep Tayyip Erdoğan Devlet Bahçeli Mustafa Destici MHP Habertürk Mustafa ÇİFTÇİ Dr. M. Hidayet VAHAPOĞLU 🇹🇷 Akın Gürlek Ali Yerlikaya Ali Fidan Birol Ekici Murat Zorluoğlu MHP ABDURRAHİM AVCIOĞLU

Abdurrahim Avcıoğlu

32,001 次观看 • 2 个月前