Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

Özdağ: " Devlet Bahçeli'yle Abdullah Öcalan'ın birbirlerine övgüler dizerek kol kola girmiş oldukları bir siyasi ortamda biz de Müsavat Başkanla birlikte kahve içeriz" Dervişoğlu: "Biz zaten hiç ayrılmadık"

35,741 Aufrufe • vor 10 Monaten •via X (Twitter)

0 Kommentare

Keine Kommentare verfügbar

Kommentare vom Original-Post werden hier angezeigt

Ähnliche Videos

⚠️ “Biz hiç pezevenkleri tanımıyoruz. Sen biliyorsun demek ki…” 👉🏻 CHP’li Meclis Üyesi Neslihan Özdemir Türk milletine hakaret eden AKP’li Rümeysa Eker’i kepaze etti: • Bu paylaşımı yapan kişi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Meclisi’nde görev almakta. • Utanmadan bu yazıyı yazmış. • Yetmemiş, Atatürk’ü küçültmeye çalışmış. • Onun kurduğu Cumhuriyet’in sağladığı haklardan yararlanacaksın, onun sağladığı seçme ve seçilme hakkından yararlanacaksın… • Yazının sonunda İslamiyet’ten, kul hakkından bahsetmişsin, hangi akrabanın torpiliyle, kimlerin kul hakkını yiyerek o listeye girdin bir düşün önce. • Biz hiç seks shop işleten kimseyi tanımıyoruz, kaçı Kemalist, kaçı sağcı bilmiyoruz. • Biz hiç pezevenkleri tanımıyoruz. • Sen biliyorsun demek ki, yüzdelik dilimleri bir ver. Biz de öğrenelim! • Ben hacca giden, namaz kılan, kul hakkını gözeten binlerce Cumhuriyetçi ile tanıştırabilirim seni. • Aynı şekilde sağcıyım diyen, faiz yiyen, rüşvet alan, ayaklarını sekreterlerine yıkatan insanları da söyleyebilirim ama sen zaten tanıyorsun. • Ahlakın sağcısı ve solcusu olmaz. • Yazında ‘Amerikaya’ya gidenler’ demişsin sen bu Meclis kürsüsüne ‘New York’ yazılı tişörtle geldin. Biz savunduk. • Terör örgütleri diyorsun ya, FETÖ bu ülkeye kimin zamanında sızdı, kimlerle kol kola yürüdü bir bak bakalım.

🎙️ Muhbir

682,029 Aufrufe • vor 2 Monaten

Çırak, Stajyer Yanında Olanı Unutmayacak...! CHP 🇹🇷 İYİ Parti Yeniden Refah Partisi Anahtar Parti Gelecek Partisi DEVA Partisi Saadet Partisi Demokratik Sol Parti Demokrat Parti Zafer Partisi Özgür Özel Müsavat Dervişoğlu Dr. Fatih Erbakan Yavuz Ağıralioğlu Ahmet Davutoğlu Ali Babacan Mahmut Arıkan Önder Aksakal Gültekin Uysal Ümit Özdağ Ömer Fethi Gürer Cemal Enginyurt Melih Meriç Prof. Dr. Mühip Kanko Av.Mahmut TANAL Dr. Erhan Usta Levent Gök Bülent Tezcan M. Akif Hamzaçebi Sezgin Tanrıkulu Ednan Arslan Ali KEVEN Süleyman Girgin Kemal Kılıçdaroğlu Nurhayat ALTACA KAYIŞOĞLU Engin ALTAY Lütfü Türkkan Turhan Çömez Dr. Ayyüce Türkeş Taş Hayati Çetin Hasan BİLİCİ Şenol Sunat Mehmet Akif Cenkci Burhanettin Kocamaz Selçuk Türkoğlu Doğan Bekin Mehmet Aşıla Suat KILIÇ Murat Şahin Biz kimseden fazla bir şey istemedik… Ne ayrıcalık, ne torpil, ne de alkış bekledik. Sadece emeğimizin hakkı verilsin istedik. Bir sabah uyandığımızda bugün de adalet sessiz dememek için, her gün biraz daha inandık, biraz daha sabrettik. Yıllardır hakkımızı anlatmaya çalışıyoruz. Belki sesimiz bazen duyulmadı, bazen duymak istemeyenler oldu. Ama biz yılmadık. Çünkü biz, yüreğiyle direnen bir topluluğuz. Birbirimize omuz olduk, teselli olduk, umut olduk. Biliyoruz… Devran bir gün dönecek. Ve o gün geldiğinde kim bizimle yürüdüyse, kim inancını yitirmediyse, kim yüreğini ortaya koyduysa, biz onu hiç unutmayacağız. Bu yol, sadece bir hak arayışı değil. Bu yol, alın terinin, emeğin, adaletin yoludur. Kimseye kızgın değiliz… Ama kırgınız — çünkü yıllar geçti, biz hâlâ aynı yerde sayıyoruz. Bizi unutanlara inat, biz birbirimizi unutmadık. Her gün biraz daha kenetlendik, biraz daha büyüdük. Biz hâlâ buradayız. Bugün sesimiz belki kısık, belki yorgunuz ama yılmadık. Çünkü biliyoruz, hak gecikir ama kaybolmaz. Bir gün bu ülke, stajyerin emeğini, çırağın hakkını teslim edecek. Ve o gün geldiğinde, biz alnımız açık, vicdanımız rahat diyeceğiz. Biz sabrettik. Biz inandık. Biz yanımızda olanı unutmadık. Adalet gecikse de gelecek. Ve geldiğinde, kimseyi dışlamadan, kimseyi suçlamadan, sadece hakkı teslim etmenin huzuruyla birbirimize sarılacağız. Çünkü biz; birbirini unutmayanların, hakkı ararken yorulsa da vazgeçmeyenlerin, ve devran dönse de kalbi temiz kalanların hikâyesiyiz. Devran Dönecek #ÇırakStajyerYanındaOlanıUnutmayacak

STAJ VE ÇIRAKLIK SİGORTASI MAĞDURLARI FEDERASYONU

30,033 Aufrufe • vor 10 Monaten

Sayın Başkanım, değerli dava arkadaşlarım, Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bugün buraya bir “yarış” tan bahsetmek için değil; bu partinin yarınki seviyesini ve istikametini hatırlatmak için geldim. Çünkü hepimiz biliyoruz: Teşkilatlar yönlendirilirse değil; yön verirlerse büyür. Ve hiçbir kongre yalnızca sandıktan ibaret değildir; kongreler bir partide çizginin inşa edildiği yerlerdir. Bu salonda oturan herkes aslında bir siyasi sorumluluk makamındadır. Koltuk yoktur belki, ama oy hakkı bir koltuktan ağırdır. Delegelik, siyasette “seyirci koltuğu” değil; tayin koltuğudur. Bu kongrelerin asıl sorusu şu olmalıdır: Artık aklı ve liyakati merkeze alacak mıyız; yoksa eksiklerimizle yüzleşmeden halı altına süpürmeye devam mı edeceğiz? Kongreler insan seçmez; zihniyet seçer. Biz de bu kongre salonlarında bir kişiye değil; bir tutuma, bir seviyeye, bir geleceğe karar veriyoruz. Bu parti kırıldı, yoruldu, hata gördü; evet. Ama bu parti pes edenlerin değil; yeniden ayağa kaldıranların omuzunda yaşayacak bir ruh olduğunu ispat etti. “İYİ Parti bitti” diyenler. Unutmamalıdır ki: Müsavat Dervişoğlu liderliğinde bu parti düşüp de kalkan, kırılıp da toparlanmasını bilen bir ruh olduğunu göstermiştir. Ve kıymetli dava arkadaşlarım; o ruhu diriltme iradesi sizdedir. Delegeler cesur olmazsa hiçbir atılım olmaz. Ve biz iktidar olmak için kurulmuş bir parti olarak Sayın Müsavat Dervişoğlu’na iktidara yürüdüğü bu yolda destek olmak için çalışma iradesi göstermeliyiz ve unutmamalıyız ki bir iktidar ateşi yanacaksa onun yeri İstanbul’dur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “geldikleri gibi giderler” diyerek emperyalizme meydan okuduğu bu topraklarda; onunla aynı yerden Balkanlardan kopup gelen bir ailenin evladı olarak şunu bilerek konuşuyorum: Bu millet düşmez, düşse de kalkar. Çünkü biz, kaybettiği topraklardan hür bir devlet, küllerinden Cumhuriyet kurmayı başaran bir iradenin torunlarıyız. Bugün de Müsavat Dervişoğlu ile beraber o iradenin adı İYİ Parti’de yeniden ayağa kalkmıştır. Şimdi; bu kongrede yeniden seçilmiş ilçe yönetimini yürekten tebrik ediyorum. Görevleri hayırlı olsun. Başarıları yalnız kendi şahıslarına değil, İYİ Parti’nin yeniden ayağa kalkışına hizmet etsin. Allah yar ve yardımcımız olsun. Hepinizi saygıyla, minnetle selamlıyorum. Var olun, sağ olun.

İmren Nilay Tüfekci

84,959 Aufrufe • vor 10 Monaten

Oğuzhan Uğur: "Farah Zeynep Abdullah, hepinizin sevdiği bir oyuncu arkadaşımız değil mi? Farah Zeynep Abdullah, kayda geçsin madem deprem özel yapıyoruz... Farah Zeynep Abdullah sabaha kadar, 5 gün boyunca çağrı merkezindeydi biliyor musunuz? 'Merhaba ben Farah Zeynep Abdullah' diye açmıyordu telefonu. 'Buyurun, nasıl yardımcı olabilirim?' diyordu. Uraz Kaygılaroğlu sabahlara kadar günlerce oradaydı. Gökhan Özoğuz... Çok yıkıldı mesela orada. Bir laf etti, 'Devlet yok' gibi bir yere çıkarttılar adamın ettiği lafı. 'Kendimi bu kadar yalnız hissettiğim olmamıştı' dedi. Hanginiz hissetmediniz efendim? Adam günlerce orada çalıştı. Daha sayamadığım adını, sayamadığım... Şu anda evinize bile giderken izleyeceğiniz, belki evinize giderken arabada, radyoda dinleyeceğiniz, şarkısını dinleyeceğiniz kadınlar, adamlar; dizisini izleyeceğiniz kadınlar, adamlar Babala TV'de sabahlara kadar çalıştılar. Starbucks kahveleri içiyorlarmış. Onu da söyleyeyim buradan, güzel olsun değil mi? Starbucks yardım etmedi depremde, linç yedi Twitter'da. Efendim günah nereden çıkartılır? Tabii ki Babala TV'den çıkartılır. Biz çalışıyoruz, koşturuyoruz, bir baktım bir anda Starbucks'çılar geldi. Ellerinde böyle koliler ama. Tuğrul geldi yönetmenimiz, öz kardeşim. Dedi ki: 'Abi' dedi, 'Çok özür diliyorum bir tık kaba konuşabilirim, günahı bana.' 'Abi' dedi, 'Bunları s*ktir edelim, bunların ne işi var burada?' dedi. 'Ya' dedim, 'Getirsinler ne oluyor, kahve, ne olacak yani?' Günah mı çıkartıyorlar? Bizim çocukların hepsi zaten sabahlara kadar çalışıyorlar, içsinler dedim. Gloria Jean's'tir, işte Kahve Dünyası'dır... Hepsi gönderdi, hepsi kahve gönderdi. Ne oldu? Bizim şirket bir anda Kahve Dünyası'na döndü hakikaten, herkesin önünde kahve. Dediler ki: 'Tabii, white mocha içip insan kurtarıyorsunuz güya.' Ya arkadaş, depremle ilgili özel bir bilgi vermek için bir video hazırladık, çocuklar o videoyu montajlıyorlar. Üç kişi laptop'ın başında. Bir adam onu paylaştı, 'Ooo film izleyin siz de bu esnada, millet depremde acı çekiyorken siz ofiste film izleyin' dedi evinden yazıp bunu. Haksızlık... Gördük, çok gördüm. Kötülük, dark side... Her zaman görüyoruz. Ama pişkinliğin bu evresini hiç görmemiştik."

Kaliteli İzleme Rehberi

871,314 Aufrufe • vor 2 Monaten

12. Yargı Paketi’nde infaz düzenlemesine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığını Adalet Bakanı da ifade etti; yani infaz düzenlemesine dair bir adım atılmadı. Belki bir ihtimal, bu düzenleme çerçeve yasayla birlikte gelebilirdi; ancak o da olmadı. Komisyonun ilk toplantısında iki konuda mutabakata varıldığı ortaya çıktı. Birincisi, gerçekten adil bir infaz yasasının hazırlanması gerektiği yönündeydi. İkincisi ise çatışma ve şiddet olaylarında şehit ve gazi olan yurttaşlarımızın özlük hakları, tedavi giderleri ve yaşamlarını zorlaştıran ekonomik koşulları nedeniyle bir düzenleme yapılması gerektiği konusunda bütün siyasi partiler görüş birliği içindeydi. Tutanaklarda da bu konuşmalar mevcut. Ben de Meclis Başkanı’na seslendim. Dedim ki: “Bakın, bu iki konuda; bir, adil bir infaz yasası —ki MHP de bunu ısrarla vurguladı, biz de ısrarla vurguladık— iki, şehit ve gazilerimizin yaşadığı zorlukları giderecek ekonomik bir düzenleme... Talimat verin, siyasi partilerle görüşün. Komisyon çalışmaları devam ederken bu yasaları çıkaralım. Hiç olmazsa toplumda bir güven oluşmuş olur. ‘Bakın komisyon toplandı, siyasi partiler uzlaştı’ denilir.” Maalesef bu gerçekleşmedi. Adalet ve Kalkınma Partisi bu konularda uzlaşmaya yanaşmadı. Elbette kamuoyunun çok tepki gösterdiği bazı suçlar bakımından ayrı değerlendirmeler yapılabilir. Ancak adil ve eşit bir infaz sistemi kurulabilirdi; infazda eşitliği sağlayabilecek, idarenin takdir yetkisini ortadan kaldıracak ve yargı güvencesi altında bir sistem oluşturulabilirdi. Öte yandan Adalet Bakanı bazı yanlış ifadelerde de bulundu. “Biz saraya gönderdik” dedi. Oysa mevcut Anayasal düzene göre yasa yapma yetkisi doğrudan parlamentoya aittir. Hükümetten gelecek bir teklif mekanizması söz konusu değildir ama fiiliyatta zaten sistemin böyle işlediğini de kendisi açıkça ifade etmiş oldu. Önceki bakanlar daha siyasi oldukları için bunu bu açıklıkla dile getirmiyorlardı. Ancak mevcut bakan yargı bürokrasisinden geldiği için bunu söylemekten çekinmedi. Açıkça, yasaların nasıl Anayasa dışı yöntemlerle hazırlandığını da ifade etmiş oldu. #İnfazYasası #YargıPaketi

Sezgin Tanrıkulu

26,777 Aufrufe • vor 4 Monaten

Müsavat Dervişoğlu: Bu, 50 bin kişinin katili terör örgütüne tanınmış, utanç verici bir imtiyazdır. Üzülerek söylüyorum, yüreğim yanarak söylüyorum; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin önümüzde diz çöktüğü hissiyatını oluşturan, gafleti aşan bir ihanettir. Mesele silah bırakma ve örgütün kendini feshinden çıktı. Devlete dediler ki: “Siz önce yasayı çıkarın, biz silah bırakacaksak ya da örgütü feshedeceksek, bunun kararını sonra vereceğiz.” ...Bunun mücadelesini vermek gerekiyorsa, bu mücadeleyi sonuna kadar vereceğimizi söylüyorum. Bakın, “Abdullah Öcalan gelsin, bu kürsüde konuşsun, umut hakkından yararlanılsın” dediler. Ne oraya gelebildi, ne umut hakkından yararlanması konuşuluyor. Buna bizim muhalefetimiz sebep olmuştur. Buna bir “hukuki statü verilmesi gerekir” diye çıkıp söylediler. Ona bugün siyaseten devlet katından bir statü verilmediyse, bunun da müsebbibi biziz. Şimdi yeni bir cumhuriyet, demokratik cumhuriyetten bahsediyorlar. İnanıyorlar ki ya da zannediyorlar ki, numaralı yeni bir cumhuriyet inşa edecekler. Cesedimizi çiğnemeden yeni bir cumhuriyet inşa edemezler. “Cesetten bahsedip durumu ne diye dramatize ediyorsun?” diyenler de çıkıyor, özellikle genç kardeşlerimizden. Benim lafımdan muhatapları anlayacağını anlar, tanıyanlar anlar. Şaka yapmadığımı göstermek için öyle diyorum. Müsavat Dervişoğlu İYİ Parti TBMM'de iyi ki bir iyi parti grubu var. Gerçekten 29 kişiyle yaptıkları harika, keşke 150 kişi olsaydılar, o zaman Türkiye bu akıl tutulmasını yaşamazdı, bu ihanet sürecini yaşamazdı. İspanyollar ETA'yı, İngilizler İRA'yı nasıl mücadele edip , toplumdan izole edip, bitirdilerse, bizde bitirirdik, kravatlı teröriste kırmızı halı ve makam aracı vermezdik! #GazileriminYanındayım

Sakalar İskitler(Gizlenen Eski Anadolu Halkı)

93,441 Aufrufe • vor 26 Tagen

Ümit Özdağ: 🎙️Ekonomik kriz, çok ağır bir şekilde ve her geçen gün daha da ağırlaşarak devam ediyor. Zenginlik el değiştiriyor. Tarım çöküyor. Kırsal alan insansızlaşıyor. Şimdi toprak da el değiştirmeye başlamış durumda. Ağır bir yoksulluk yıllardan buyana sürerken, halkın geniş kesimleri açlıkla mücadele ediyorlar. Küçük bir yandaş azınlık grup ise kamu ihalelerinden beslenmeye devam ediyor, zenginleşmeye devam ediyor. Ortak olma adı altında insanların emekleriyle üretmiş oldukları zenginliklere el konuluyor. Hukukun üstünlüğünün olmadığı bir ülkede yatırımcı kendisini güven içerisinde görmüyor ve Türkiye'den dışarıya büyük bir servet kaçışını görüyoruz. Çıkan sadece nakit sermaye değil, beşeri sermayenin de Türkiye'yi terk ettiğini ne yazık ki görüyoruz. Türkiye'nin geleceğini inşa etmesi gereken beyinler bu ülkede Erdoğan yönetimi altında gelecek görmedikleri için vatanlarını terk ediyorlar. Başka diyarlarda, başka ülkelere, başka toplumlara bilgilerini sunuyorlar ve o toplumların kendilerini geleceğe hazırlamasına, zenginleşmesine katkıda bulunuyorlar. Biraz önce partimizin Hollanda temsilcisiyle görüştüm. Siber güvenlik uzmanıymış. Türkiye'nin çok önemli firmalarının birisinde siber güvenlik uzmanı olarak çalışırken, Hollanda'ya gitmiş, şimdi Hollanda'da çalışıyor. Kendisi gibi yüzlerce siber güvenlikçi gibi… Türkiye zengin bir ülke ancak Türk halkı fakir ve fakirleşmeye devam ediyor. Biz, Zafer Partisi olarak kurulduğumuz günden buyana bu soygunun durdurulması ve zenginliklerin küçük bir azınlık grubuna değil Türk Halkı’na verilmesinin mücadelesini veriyoruz. Ancak Zafer Partisi'nin özellikle 13 milyon sığınmacı ve kaçağın vatanlarına dönmesi konusundaki politikaları ve terörizmle mücadele konusundaki politikaları ön plana çıktı geride bıraktığımız dört yıl içerisinde. Ancak partimizin ekonomiyle ilgili politikalarını da gündeme taşımak ve geniş halk kitlelerine iletebilmek amacıyla 8 ay önce yeni bir çalışma süreci daha başlattık, Küreselleşme ve Zafer Ekonomisi başlıklı raporumuzu değerli basın aracıyla kamuoyu ile paylaştık. Ve daha sonra heyetlerle Türkiye'nin değişik Ticaret ve Sanayi Odaları’nı ziyaret ederek programımızı anlatma mücadelesine başladık. Ancak bildiğiniz gibi hukuksuz bir şekilde Öcalan için rehin alınmam ve 5 ay süreliyle Silivri'de tutulmamla bu çalışmamız bir ara vermek zorunda kaldık. Şimdi “Zafer Ekonomi Konseyi” olarak ikinci bir çalışma sürecini başlatıyoruz. Bu konsey, Zafer Partisi'nde görev alan ve ekonominin akademi, özel sektör ve devlet sektöründe üst düzey yöneticilik yapmış deneyimli Zafer Partilinin olduğu bir ekipten oluşuyor. Zafer Ekonomik Konseyi, partimizin ekonomik politikalarını şekillendirecek hem de topluma büyük bir tempoyla, etkili bir tempoyla bütün Anadolu'yu dolaşarak anlatacak. Değerli arkadaşlar AK Parti iktidarı tükenmiş ve sona gelmiştir. AK Parti gidiyor. Bu gidişi, yapmış olduğu çalışmaların hiçbirisinin durduramayacağı da görülüyor. Ancak gerisinde büyük bir enkaz bırakarak gidecek ve biz şimdiden bu enkazı nasıl kaldıracağımızı planlamak ve bu planı da Türk Halkı’na anlatmak zorundayız. Konseyimizin amacı ekonomideki yeniden inşa sürecinin sürdürülebilir planlı kalkınma anlayışıyla nasıl yürütüleceğini; tarımdaki, sanayideki ekonomik kalkınmanın hangi zeminde, hangi teorik çerçevede gerçekleşeceğini; hangi adımların atılacağını Türk Halkı’na anlatmak olacak. Bugün bu amaçla bir araya geldik ve çalışmalarımıza başlıyoruz. Hayırlı olsun. “İttifak” sorusu üzerine Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ: Bakın benim söylediğim şuydu: Bahçeli'yle Öcalan'ın el ele tutuştuğu ve Erdoğan'ın da onların elinden tuttuğu bir siyasi tablo görüyoruz. 12 Temmuz'da Erdoğan yapmış olduğu konuşmada, “Biz bu yola AK Parti olarak Milliyetçi Hareket Partisi ve DEM ile çıkıyoruz” dedi. Evet. Yani bir DAM ittifakı söz konusu. Böyle bir ittifakın oluştuğu ortamda muhalefetteki partiler ‘Biz bir araya gelmeyiz’ deme şansına, lüksüne sahip değildirler diye düşünüyorum. Açıkladığımız bu. Yoksa bir görüşme yapıldı, bu görüşmede bir anlaşma sağlandı noktasından daha uzaktayız. Bir ilkeyi açıkladık. Zafer Partisi olarak biz ittifaklara kapalı değiliz. Bakın o da söylemek için erken. Cumhurbaşkanlığı yarışında kimler aday çıkar? Bunları bilmiyoruz. İki aday mı olur? Üç aday mı olur? Dört aday mı olur? Bilmiyoruz. Onun için şimdi sadece Cumhur İttifakı'nın ve DEM iş birliğinin oluşturduğu DAM İttifakı’nı aşacak her türlü modelin çalışılması gerekir kanaatindeyiz.

Haberiniz

10,603 Aufrufe • vor 1 Jahr

Devlet Bahçeli, Bese Hozat özelinde tarafların söylemsel düzeyde bile olsa gerilmelerine gerek yok. Herkes diline dikkat etmek zorunda ama herkes aynı zamanda kendi kitlesini konsolide tutmak zorunda, söylemler biraz da bu kaygıdan kaynaklanıyor. Bese Hozat'ın "Suç işlemedik, af istemiyoruz..." minvalindeki sözleri ilk değil, tek değil hepimiz söylüyoruz bunu zaten, yeni duymuş da şaşırmış gibi yapmasın kimse. 13 yıl önce aşağıdaki konuşmayı yaptığımda divanda Mehmet Uçum oturuyordu, Devlet Bahçeli "çözüm" diyen herkesi asacaz diyordu, CHP bugünden daha sert şekilde "Biz oynamıyoruz" diyordu, Bese Hozat henüz KCK eş başkanı olmamıştı ama bugün ne diyorsa o gün de onu diyordu. Öcalan'ın özgürlüğü ve "yasal düzenleme" dediğim için Mehmet Uçum daha sonra bana "Örgütlü bir şekilde bunu bilerek söylüyorsunuz, halkın Öcalan gibi bir derdi yok, Öcalan muhatap olamaz" demişti, bugün Öcalan'ı muhatap alanların beyin takımında, Devlet Bahçeli bu işe bulaşan herkesi asarız diyordu, öncülüğü o yapıyor şimdi, CHP o zaman daha radikal karşı çıkıyordu bugün düne göre çok daha makul bir çizgide, O gün "Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan" dediğimde hoşuna gitmeyen, sicilimiz bozulmasın diye bozulan tipler de bugün Kürt legal siyasetinin karar alıcı aktörleri olmuş, Roller çok değişti, tavırlar duruşlar çok değişti, her şey değişti ama Öcalan'ın muhataplığı meselesi, PKK'ye yönelik yasal düzenleme zorunluluğu meselesi değişmedi, devlet de o noktaya geldi çünkü işin doğasına uygun olan bu, yenilgi ya da zafer değil, olması gereken zorunluluk buydu. Hiçbir şeyi şeffaf yürütmeyen, gizli olması gerektiğini söyleyen taraflar bu tartışmaları da illa yapacaklarsa gizli yapsınlar, halkın önünde yapmasınlar bence. Bu ülkede toplumsal kırılma falan olmaz çünkü herhangi bir şeye kırılabilecek bir toplum yok ama gereksiz gerginlik provokasyonlara zemin hazırlar, o zemini vermemek lazım, eğer gererek bitirmek istemiyorsanız tabi. Herkesin bildiği basit bir gerçek var; Abdullah Öcalan'ı kendisine lider kabul eden Kürtlerin Öcalan'ın ve siyasi tutsakların özgürlüğü, PKK'ye yönelik, asla onur kırıcı olmayacak, yasal düzenlemeler, inkar, imha ve asimilasyonun son bulması ve toplumsal barışa, demokrasinin gelişmesine hizmet edecek adımlar gibi net ve somut talepleri var, ülkenin tamamının da bunlara ihtiyacı var. Bunlar kolaylıkla yapılabilecek şeyler, farklı bir ajandanız yoksa eğer, işi yokuşa sürmeye gerek yok, germeyin birbirinizi. 13 yıl önce söylemişim yine söylüyorum hem devlet hem PKK diline dikkat etmeli, her iki halkın da ciddi travmaları var, kimse öbürünün gözüne bir şey sokmaya kalkmasın, iki taraf da zarar eder. Besê Hozat başka şekilde ifade etse daha iyi olurdu denilebilir belki ama söylediği şey çok yalın bir gerçek, aynı fikirdeyiz hepimiz. Hepimiz dediğim Öcalan'ı lider kabul eden Kürtler, bütün Kürtler değil ama bütün Kürtlerin de bütün Türklerin de ihtiyaç duyduğu şey tam olarak budur.

Sinan Aygül

56,262 Aufrufe • vor 9 Monaten

Zafer, Zafer benimdir diyebilenindir. Başarı ise, Başaracağım diye başlayarak sonunda Başardım diyebilenindir...! Recep Tayyip Erdoğan Prof. Dr. Vedat Işıkhan Yusuf Tekin Yılmaz TUNÇ Cevdet Yılmaz Mehmet Simsek Ali Yerlikaya Av. M.Emin AKBAŞOĞLU 🇹🇷 Doç. Dr. Resul Kurt Prof.Dr.Kürşad ZORLU Hasan Turan 🇹🇷🇵🇸 Devlet Bahçeli Muhammed Levent BÜLBÜL Prof.Dr.Kamil Aydın Erkan Akçay E. Semih Yalçın Mustafa Kalaycı Dr.İzzet Ulvi YÖNTER Hilmi DURGUN Mustafa Destici Özgür Özel Melih Meriç Cemal Enginyurt Ömer Fethi Gürer Av.Mahmut TANAL Dr. Erhan Usta Müsavat Dervişoğlu Ahmet Davutoğlu Ali Babacan Gültekin Uysal Selçuk Türkoğlu Dr. Fatih Erbakan Suat KILIÇ Remzi Çayır Murat Şahin SGK MESLEK-DER İSİG Meclisi Arzu A. Çerkezoğlu Rifat Hisarcıklıoğlu TÜRK-İŞ HAKİŞ KONFEDERASYONU DİSK TİSK Bendevi Palandöken TÜSİAD TOBB ILO Türkiye BİRLEŞİK METAL-İŞ Her zafer, inançla ve sabırla kazanılır. Her umut, karanlığın içinden doğan bir ışıkla büyür. 30 Ağustos bize öğretti ki; hiçbir engel, inanan bir milletin yürüyüşünü durduramaz! O gün, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, yokluğun içinden bir milletin onurunu, bağımsızlığını ve geleceğini inşa etti. Onların azmi, onların cesareti, onların mücadelesi sayesinde bugün biz bu topraklarda özgürce nefes alıyoruz. Ve biz biliyoruz: Atatürk’ün dediği gibi, Zafer, ‘zafer benimdir’ diyebilenindir. Bizler de alın teriyle yoğrulmuş stajyerler ve çıraklarız. Çocuk yaşta işin yükünü omuzladık, sigortamız yarım kaldı ama umutlarımız hiç yarım kalmadı. Emeğimiz küçümsendi ama direncimiz hiç eksilmedi. 30 Ağustos’un ışığında haykırıyoruz: Zafer, hakkını arayanındır! Zafer, sabredenindir! Zafer, Benim emeğim kutsaldır! diyebilenindir! Bizim yolumuz da uzun, yükümüz de ağırdır. Ama Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının azminden ilham alıyoruz. Nasıl ki onlar imkânsızı mümkün kıldı, biz de bir gün hakkımızı tarihe kazıyacağız. Ve o gün geldiğinde, bizim zaferimiz şu cümleyle anılacak: Stajyer Çırağın Zaferi Tam Sigorta Olacak! Unutulmasın: Kimi zaferler toprak kazandırır, kimi zaferler bağımsızlık getirir, bizim zaferimiz ise; emeğin onurunu, gençliğin hakkını ve adaletin ışığını geleceğe taşıyacak. 30 Ağustos’un aziz kahramanlarını, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve tüm silah arkadaşlarını minnetle, şükranla, rahmetle anıyoruz. Onların mirası bize yol gösteriyor, ve biz biliyoruz ki bir gün, bizim de zaferimiz yazılacak! 30 Ağustos #StajyerÇırağınZaferiTamSigortaOlacak

STAJ VE ÇIRAKLIK SİGORTASI MAĞDURLARI FEDERASYONU

15,351 Aufrufe • vor 1 Jahr