正在加载视频...

视频加载失败

Ümit Özdağ, partisinin Antalya mitinginde konuştu: - “Devlet Aklı” diyerek Abdullah Öcalan'ı çıkarmak için Türk milletine operasyon çekiyorlar. - Devlet aklı olsaydı 1. açılım sürecinde 794 tane şehit verir miydik. 500 şehitle Kıbrıs'ta devlet kurduk! - Devlet Aklı olsa TSK'ya Ergenekon ve Balyoz kumpası kurulur muydu! - Bu devlet...

154,877 次观看 • 1 年前 •via X (Twitter)

11 条评论

Mustafa Kemal Bozkurt 🇹🇷 的头像
Mustafa Kemal Bozkurt 🇹🇷1 年前

Ülkedeki tek muhalefet partisi Zafer Partisi.

Orkun 的头像
Orkun1 年前

Bir devlet aklı var, ama bu Türk devletinin değil, ABD'nin.

The Washington Post 的头像
The Washington Post1 年前

As he returns to the White House, Donald Trump has said he will relocate 100,000 federal workers out of Washington. He tried this before. Here’s what happened the last time Trump moved federal jobs out of D.C.

Halim Yaman 的头像
Halim Yaman1 年前

Kral Ferdi Tayfur Efsanesi 👑

mister NO 的头像
mister NO1 年前

Var ol Ümit hocam

Cem 的头像
Cem1 年前

Çok doğru

NURAY 的头像
NURAY1 年前

👌👏👏👏

🇹🇷kayra han 的头像
🇹🇷kayra han1 年前

Akp aklı abd ingiltere israil aklıdır. Türk Atatürk Cumhuriyet Laiklik Devlet düşmanı ittifakı Türkiye'yi Yugoslavya yapması için iktidara getirildi. Filistin ve ümmet devletleri akp nakşibendi tarikatçılar iktidarı döneminde yok edildi tesadüf demeyin.

wild ocean 🟥 的头像
wild ocean 🟥1 年前

Adam haklı, dağılın..

Erhan 的头像
Erhan1 年前

Çok güzel konuşmuş lan valla helal olsun.

oguzhan Türķ.i.ü.cerrahpaşa tıp fakültesi.tknsyn. 的头像
oguzhan Türķ.i.ü.cerrahpaşa tıp fakültesi.tknsyn.1 年前

👍🧿🇹🇷

相关视频

➖➖❗️OSMANLI MİLLET MODELİ❗️➖➖ 📌Aşağıda izlediğiniz folklor oyunu Yunan Milli Dansı olan Syrto'dur. Osmanlı Torunları bilmez ama aşağıda dinlediğiniz beste Sultan Abdülaziz'e aittir ve Aziziye Sirtosu (Syrtos Azizies) olarak adlandırılır. Sultan Abdülaziz, Osmanlı'dan kopan Yunanistan'ın, Osmanlı Coğrafyasında Megalo İdea/Panhelenizm faaliyetlerine engel olabilmek için Osmanlı Tebasındaki Rum Vatandaşlar için bu sirtoyu bestelemiştir. Sultan 2. Abdülhamid ise, yine Osmanlı Rumları incinmesin diye, İstanbul'un Fethi kutlamalarını yasaklamış, Girit'e Hristiyan Vali atamıştır. Ama tüm bunlar yapılırken Osmanlı Rumlarını Yunanistan'ın Panhelenizm fikrinden uzaklaştırmak mümkün olmamış, yapılan tüm açılım saçılımlar, açılıp saçıldığı ile kalmıştır. ‼️Heyhat...!!! Yunana beste, Ermeniye ihale, Arap'a hazine, Türk Milleti'ne ise sadece vergi ve askerlik...!!! Bir tek Türk olanlar için bu topraklarda bir jest göremiyoruz yöneticilerden yüzyıllardır. Türk olmak ne zor şey değil mi? Bir tek Atatürk'ümüz vardı Türklere öncelik tanıyan, Türklere Türklüğünü hissettiren, "Bu coğrafyanın sahibi Türklerdir" diye özellikle altını çizen... ‼️Abdülaziz'den bugüne 150 sene geçti. Değişen bir şey yok. Dün Ermeni'ye, Yunan'a, Bulgar'a yapılan jestler bugün Arap'a, Kürt'e, Afgan'a yapılıyor. 📌İşte ABD Büyükelçisi Thomas Barrack'ın bize tavsiye ettiği "Osmanlı Millet Modeli" budur arkadaşlar. İçinde Türk adı geçmeyen, ama Türklerin çalıştığı, Türklerin vatan için şehit olduğu ama ülkenin kaymağının başkaları tarafından yenildiği bir model. 👉Biz bu modeli 1923'te yırtıp attık, yine aynı kefeni Türk Milletine biçtirmeye tahammülümüz yok... Hani "Devlet Aklı" dedikleri şey var ya, binyılın birikimi olması lazım değil midir? Daha 150 yıl önce yapılan yanlışların neticesinde edinilen tecrübelerden bu kadar uzak mıdır bu Devlet Aklı denilen şey? 👉Kıbrıs'ı nasıl hediye paketi yapıp İngiliz'e verdik, Rus için Yeşilköy'e neden abide diktik, Girit'i Yunan'a nasıl kaptırdık, dönüp hiç okumuyor mu bu Devlet Aklını temsil edenler... Bugün kazanlarda kalaşnikof yakılmasını alkışlayarak seyredip barış naraları atanlar iyi izlesinler Aziziye Sirtosunu... Keyifli Pazarlar dilerim... #pazar #tarih #açılım #ihanetsüreci #devletaklı #TürkiyeTürklerindir AKP MHP DEM Akpkk

Volkan Giritli 🇹🇷🇦🇿

25,086 次观看 • 1 年前

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekilimiz Feti Yıldız’ın 2023 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin 5’inci maddesi üzerine MHP Grubu adına konuşması 🇹🇷Feti Yıldız : Devletin zamana ve şartlara göre değişen özel bir yapısı ile genel ve değişmeyen bir ruhu vardır; değişmeyen bu ruh devlet aklıdır. Devlet aklı, her şeyden önce siyasi davranışta yüksek bir rasyonelite ve amaca uygunluk arar ve dinamiktir, daima tecrübe aktarır. Bizim çizgimiz, duruşumuz, yolumuz bellidir; Orhun'dan seslenen Bilge Kağan, Söğüt'ten "Bismillah" diyen Ertuğrul Gazi, Bizans'ı deviren Fatih, düşmanı İzmir'de denize döken Mustafa Kemal'dir. Emperyalizm bugünkü konforunu sömürgelerden yağmaladığı ekonomik değerlere ve alın terine borçludur. Her şeyden önce şunun altını bir hukukçu olarak çizmek zorundayım: Tutuklama geçici bir araçtır ve orantılı olmak zorundadır. İnfazın temel amaçlarından biri de cezaevinde tutulan hükümlülerin bu süreçte ıslah edilmeleri ve topluma kazandırılmalıdır. Hükümlünün insan onuruna uygun şartlarda barındırılması hükümlü için bir hak olduğu kadar devlet için de bir görevdir, yükümlülüktür. Hapis cezasının infazında, mahpusların iyileştirilmesinde emniyet, güvenlik, disiplin elbette önemlidir, hasta tutuklu ve hükümlülerin kaldıkları cezaevlerinin revirleri de hastane şartlarını taşımalıdır ve hasta mahkûmlar mümkünse evlerine yakın yerlerde tutulmalıdır. Bizim inancımıza göre yaratılmışların en şereflisi insandır. Tek başına hayatını idame ettirmekten aciz hâlde bulunan yaşlı ve hasta hükümlülere örgütlerin tertip ve tuzakları da gözden kaçırılmadan Adli Tıp raporları doğrultusunda infaz ertelemesi yapılmalıdır. Türk milliyetçileri için devlet koruyucu egemenliktir. Adaleti sağlamak bir söylem değil, bir eylem meselesidir. Ülkemizin öncelikle bir darbe ürünü olan Anayasa'dan kurtulması gerekir. Bize yakışan: Sivil, katılımcı bir anayasayla demokrasimizin çıtasını daha da yükseltmek zorundayız. Ülkemizin bölgede üstlendiği rol herkes tarafından kabul edilmektedir. Mazlum milletlerin koruyucusu Türkiye'dir.

MHP TBMM Grubu #MHP

19,878 次观看 • 1 年前

Cihat Yaycı : ❗️Milliyetçilik hiç kimsenin tekelinde değildir, kimsenin tekelinde olamaz. ❗️Hele bizim gibi adamlara kimse milliyetçilik öğretemez. ❗️Sokakta öğrendiği milliyetçilikle bize kimse milliyetçilik satamaz. ❗️Milliyetçiliği bize anamız babamızdan öte, 13,5 yaşımızdan itibaren milliyetçiliği bize devlet öğretti. ❗️Hem de öyle bir milliyetçilik ki; devletin, vatanın, milletin ve bayrağın için düşünmeden canını vereceksin diye iliklerimize, beyinlerimize işledi. ❗️Bu nedenle, sadece siyaset yapıp, maddi kazançlar peşinde koşanlar, bize milliyetçilik öğretmeye kalkmasınlar. ❗️Biz, bildiğimizi söyleriz. ❗️Kimseden de milliyetçilik dersi alacak durumda değiliz. ❗️Milliyetçilik dersi almak isteyen varsa gelsin, biz ona anlatalım. ❗️Milliyetçilik dersi, Mavi Vatan haritasıyla, Libya Anlaşmasıyla, Montrö Sözleşmesi’nden elde edilen yıllık 3 milyar dolarla olur. Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’taki hak ve menfaatleri savunmakla olur. Kerkük’ü ve Musul’u savunmakla, Türkmenlere sahip çıkmakla olur. Bugün, Suriye’de Araplardan sonra ikinci büyük etnik grup olan Türkmenlerden bahsetmeyeceksiniz, onları himaye etmeye kalkışmayacaksınız, Kerkük ve Telafer’den bahsetmeyeceksiniz ve tüm bu toprakları Barzani/Talabani’ye teslim edeceksiniz. Sonra da bunu bize milliyetçilik olarak yutturmaya çalışacaksınız. ❗️Üstelik terörist başını Meclis’e çağırıp bizi dünyaya rezil edeceksiniz. Sonra da ben ve benim gibilere “milliyetçilik dersi” vermeye kalkacaksınız. ❗️Ben milliyetçi değilsem, siz hiç değilsiniz! ❗️Kafamızı kesseniz, benim gibi bir milliyetçi, terörist başını Meclis’e çağırmaz, bunu kabul etmez. ❗️Bu devletin yok olma projesidir. ❗️Eğer bu projeyi “devlet aklı” olarak savunan varsa, çıksın, bu millete anlatsın. ❓Devlet bu kadar aciz duruma nasıl düşürülür? ❓Hapisteki bir terörist başını muhatap alır hale nasıl gelirsiniz? Bu bir kabus gibi. ❗️Şimdi bana “Devlet aklı var” diyen varsa, bu milletin karşısına çıksın ve arkasındaki planı açıklasın. ❗️Eğer bu plan, 42 ve 66. maddeleri değiştirip federatif bir yapı kurmak içinse, bunun adı Büyük Ortadoğu Projesi’dir ve İsrail’e hizmet etmektir. Sonra da “Ben İsrail’e karşıyım” diyemezsiniz. ❗️Hem iktidarı hem muhalefeti kınıyorum. Hiçbiriniz devlete sahip çıkmıyorsunuz. Bu kadar asker ve polis neden şehit oldu? PKK’nın şehit ettiği öğretmenler neden öldü? ❗️Ana muhalefet partisi lideri, “Şehit ve gazi derneklerinden icazet aldım” diyor. Ama bu dernekler, kendilerinin aranmadığını söylüyor. Aranan da biz böyle şey söylemedik diyor. ❓Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır? ❗️Devlet elden gidiyor. ❗️Günlük siyaset ve koltuk uğruna ülkenin parçalanmasına göz yumuluyor. ❗️Bugün eski HDP’li bir milletvekili çıkmış,televizyonda parmak sallayarak “Rojava’yı kabul edeceksiniz” diyor. Aynı eski milletvekili çıkmış, “Silahla yapamadıklarımızı siyasetle yapacağız” diyor. ❓Daha ne desin? ❓Eğer bir siyasetçi çıkıyor, “Abdullah Öcalan Meclis’e gelip PKK’ya çağrı yapsın, serbest bırakalım” diyorsa, bu nasıl bir hukuk devletidir diye sormazlar mı? ❓40.000 kişinin katilini nasıl siyasi bir aktör haline getirirsiniz? ❗️Açılım sürecindeki tüm bölücüler ve FETÖ’cüler bugün piyasada. ‼️Eğer güçlüyüz, güçleneceğiz diyorsanız, Türkmeneli Devleti’ni kurun. ❗️Suriye’de Türkmenlerin üzerinden ekmek yediniz, şimdi onları başkalarına mı teslim edeceksiniz? Türkmenler her yerde savaştı. ❗️Suriye’nin bir kısmının ve Türk yurtlarının YPG’ye teslim edilmesine göz yuman milliyetçi parti olabilir mi? ❗️Anayasa’da, bölünmeye götürecek değişiklikler yapılması tehlikesi var. Çıkın ve deyin ki: “Türkçeden başka ana dilde eğitim olmaz. Türk vatandaşlığı tartışılmaz.” ‼️Uyan Türk milleti! Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkese sesleniyorum: Uyanın! Kardeş kavgasına dönüşmeden uyanın. Irak’ı ve Suriye’yi parçaladıkları gibi bizi de parçalamaya çalışıyorlar. Silahla yapamadıklarını şimdi siyasetle yapmaya çalışıyorlar. Yayının tümü linki 👇

TÜRK DEGS / TURK MAGS

249,509 次观看 • 1 年前

Amerikan sömürge valisi kılıklı büyükelçi Tom Barrack, ulusal üniter devlet modeline ve laik anlayışa açıkça savaş açmış. Türk milletini uyutmak amacıyla habertürk'te düşük kaliteli piyes sahnelemiş. Türkiye'nin yeni Graham Fuller'i belli ki, birkaç hafta önce ettiği lafların yarattığı rahatsızlığın farkında. Bu nedenle durumunu düzeltmek ve milleti uyutmak için bir şeyler söyleme gereği hissetmiş. Bunun için de son derece "uysal" bir haber kanalı tercih etmiş. Tabi, gözü açık vatansever bir platformda rahat rahat zehir saçamayacaktı. Barrack'ın söylediklerine bakılacak olursa "Önceki sözleri yanlış anlaşılan Türk dostu büyükelçi" pozunda. Ama sözlerin detayları incelenirse önceki söylemlerini tasdiklediğini hatta gerçek amacını ortaya koyduğunu görüyoruz. Tom Barrack söze başlarken "Dünya çapında yeni bir strateji şekilleniyor" diyor. Zaten memlekete yeni bir Graham Fuller edasıyla gelmesi, yeni bir stratejinin varlığına işaret ediyor. Fuller de Sovyetlerin çöktüğü dönemde gelmişti. Cumhuriyet gazetesinde Türkiye'ye yeni bir rol biçmiş, Kemalizm'in bittiğini söylemiş, demokrasi ve İslamı bir arada yaşatacak "formülü" öve öve anlatarak siyasal dinciliğin işaret fişeğini vermiş, memlekete istikamet tayin etmişti. Sonrası malum, BOP tüm hızıyla devreye girmiş ve Gülen belası tüm memleketin başına bela edilmişti. Fuller yıllar içinde öyle veya böyle misyonunu tamamladı. Artık sıra Barrack'ta... O da cebinde yeni bir "formülle" geldi. Türkiye'nin devlet yapısı hakkında haddi olmayan açıklamalar yaptı, dini-etnik ayrımlı "millet sistemi" önerdi hatta açık açık Atatürk'ün kurduğu ulus devlet modeline savaş ilan etti. Barrack sözlerinin devamında "Ulus inşası bölgede aslında hiç kimse için işe yaramadı" diyor. Söze ortadoğu ülkelerini kastederek başlıyor fakat "hiç kimse" diyerek Türkiye'yi de kastetmiş oluyor. Yani "Ulus inşası Türkiye'de işe yaramadı" demek istiyor. Tam bir palavra. Tabi, Barrack bu sözü söylemek zorunda. Yeni bir model getirebilmesi için var olanı yıkılmaya layık göstermek zorunda. İşin tuhafı, bir Amerikalı, Türkiye'nin devlet sistemini açık açık eleştiriyor. Üstelik bunu bir Türk kanalında yapıyor. Fakat ağzının payını alamıyor. Tanzimat döneminin esintilerini hissetmemek mümkün değil. Sonuçta Barrack'ın cümlenin gittiği yer çok açık: Türkiye'de ulus devlet modeline karşı çıkıyor. Türkiye'de ulus devlet olmasın demek, çok milletli ve inançlı bir yapının yerleştirilmesi demek. Tabi bunun için de mevcut Türk vatandaşlığı tanımının yıkılması gerek. Farkında mısınız bilmem, Öcalan ve Barrack'ın çok fazla ortak yanı var. Tabi söyleşi yapan kişi, bu noktada devreye girip "Türkiye ulus devlet modeline göre şekillenmiş bir ülke, siz bu sözlerinizle Türkiye'nin de ulus inşasında başarısız olduğunu mu ima ediyorsunuz" diye sormalı. Ama soramıyor. Çünkü tanzimat dönemi gazetecilerinin büyükelçilere böyle bir soru sormaya hakkı yoktur. Söyleşinin devamında söyleşi yapan kişi Barrack'ın daha önceki "Türkiye, Osmanlı millet sistemine geri dönmeli" ve "Ulus devletler İsrail için tehdittir" sözlerine atıf yapıyor. "İnsanlar şüpheci bakıyorlar" anektodunu ekliyor ve "Gizli bir gündem mi var" diye soruyor. Bu ısmarlama soru Barrack'ı zor durumda bırakmak amacıyla sorulmuyor. Aksine, Barrack'ın bu sözleri daha önce tepki çektiği için ona milleti uyutmak adına yatıştırıcı sözler söyleme fırsatı veriliyor. Şayet yayının niyeti Barrack'ı sıkıştırmak olsaydı, yukarıda örnek verdiğim türden sorular sorardı. Nitekim Barrack bu asisti duyunca gülümsüyor ve "Hayır" diyerek yatıştırıcı sözlere başlıyor. Barrack, sözlerinin yanlış anlaşıldığını ve o sözleri aslında o şekilde söylemediğini söylüyor. Ne acı ki Türk milletinin bu ucuz laf oyunlarına kanacağını düşünüyor. Barrack, sözlerinin devamında geçmişten çıkarılan derslerden bahsediyor. Türkiye'nin cumhuriyet olarak yeniden şekillendiğinden söz ediyor. Halbuki Türkiye bir asır önce ulus devlet modeliyle ve Atatürk'ün dizaynıyla zaten şekillenmişti. Haliyle Barrack'ın bu konuya atıf yapması gerekirdi. Ama tabi o vakit yıkmak istediği yapıyı parmağıyla işaret etmiş olurdu... Neticede Barrack Atatürk dönemini ağzını bile almadan daha da geçmişe gidiyor. "Osmanlı millet sistemine" atıfta bulunuyor. Bu sistemi övüp mezhepsel bir düzen getirdiğini söylüyor. İşte burada zehiri adeta şekerli bir paketle sunuyor... Osmanlı millet sisteminde Türk milletine dayalı bir üst kimlik mevcut değil. Yani Barrack'ın hiç sevmediği ulus devlet modeli yok. Aksine millet sistemine göre her inanç kendi kimliğiyle tanınıyor. İşte Barrack'a göre bu dini kimlikler ve hatta etnik kimlikler yan yana yaşayabilirmiş. ABD bunun en güzel örneğiymiş. Bu "yan yana yaşamak" ifadesini hayata geçirmek için her birini ayrı ayrı tanımlamak ve anayasaya geçirmek gerekir ki bunun için Türk milleti tanımını çöpe atmak şarttır. Dahası inançları da kimlik olarak tanımak için laikliği de yok etmek icap eder. Barrack'ın bu sözlerinin anlamı açık... Türkiye, Osmanlı'nın parçalanmasına neden olan toplumsal düzeni terk edip Lozan'da ulus devlet modeline geçmişti. Türk üst kimliği altında tüm etnik grupları ortak bir millet olarak şekillendirmişti. Dini kimlikleri ise laiklik ilkesiyle insanların vicdanlarına bırakmış. Yalnızca Türk milleti tanımlaması yapılmış, etnik ve dini kimlik ayrımına gidilmemiş ve herkes eşit vatandaş olarak tanımlamıştı. Barrack bunların tamamına karşı çıkıyor ve hepsinin temelden değişmesini istiyor. Tıpkı Öcalan gibi. Nitekim Öcalan ve PKK'nın fesih açıklamalarında da bu alt metnin tamamı bire bir mevcuttu. Barrack, Öcalan ve PKK aynı şeyi konuşuyor. Buradan da anlaşıldığına göre Barrack, yeni çözüm sürecinde Öcalan ve PKK tezlerinin savunucusudur. Türkiye'de görevlendiriliş amacı ulusal üniter yapıyı ve laik düzeni yok etmektir. Barrack'a göre Türkiye yeniden millet sistemine dönmeli. Etnik ve dini kimlikleri tanımalı ve bunları bir arada yaşatan bir formül bulmalı. Mesela ABD'deki formül gibi... Yani Barrack Türkiye'deki laik üniter modelin yıkılması gerektiğini en naif ve dolaylı şekilde izah ediyor. Karşısındaki şahıs da "Efendim sizin bahsettiğiniz dini kimlikleri bir arada yaşatan formülün uygulanması Türkiye'deki laik düzene zıt düşmüyor mu, Osmanlı millet sisteminin hayata geçmesi için Türkiye'nin üniter modeli terk etmesi gerekmez mi, siz Türkiye'nin anayasasında bulunan değişmez ilkeleri askıya alan bir çözüm yolu mu sunuyorsunuz, bu sözleriniz Türkiye'nin iç işlerine doğrudan müdahale manasına gelmez mi, bu açıklamalarınız Öcalan ve PKK'nın fesih beyannameleriyle örtüşmüyor mu" gibi sorular sormuyor. Nasıl sorsun? O vakit Barrack, sunmak istediği zehirin üzerindeki şekeri çıkarmak ve maskesini düşürmek zorunda kalacak. Dediğim gibi, tanzimat devrinin babıali gazetecilerinin haşmetlü sefirlere böyle soru sorma hakkı yoktur. Soramazlar. Zaten soracak olsa orada işi ne? Tom Barrack, sözlerinin devamında ABD'nin ortadoğudaki geleneksel politikalarından söz ediyor. Demokrasi getiren, ülkelerde hegemon kuran geçmiş politikalar vs... Yani Türkiye'nin yönetim modeline yönelik sözlerle, ortadoğunun millet olamamış memleketlerinin harap halinin yan yana getirilerek anlatılması bile ülkemize hakaret. Bir gazetecinin bu konuşmaya karşı "Ortadoğu ülkeleri ile Türkiye'nin durumunu aynı ölçüde mi değerlendiriyorsunuz" diye sorması gerekirdi ama nerede... Son olarak sorulması gereken asıl soruyu soralım: Barrack'ın bu küstahlığına neden tahammül ediliyor?

Con Sinov

222,779 次观看 • 1 年前

"AK Parti gidiyor" Ümit Özdağ: "AK Parti gidiyor. İktidarı terk ederek gidiyor. Kaybedeceklerini onlar da çok net görüyorlar. Londra'da kimlerin ev satın aldığına bakın, kimlerin yurt dışında gayrimenkul aldığına bakın, kimlerin hazırlık yaptığını iktidardan gitmek için görüyorsunuz. Ancak AKP iktidarı gerisinde çok ağır bir miras bırakarak gidiyor. Bu mirası devralacak iktidarın daha 1. günden başlayarak ne yapacağını çok iyi bilmesi gerekiyor ve nasıl yapacağını ve kimlerle yapacağını da çok iyi bilmesi gerekiyor. Elinde bir yapılacak işler listesi olması lazım. Hani şöyle bir listeniz olur, yanına yapılınca çarpı atarsınız. İşte böyle bir listeye ihtiyacı var. Zafer Partisi de yapılacak işler listesini hazırlıyor şimdi. Bu çalıştay da yapılacak işler listesinin oluşturulduğu zeminlerden bir tanesi. Mesela 1. gün devlet planlama teşkilatının tekrar kurulması, Türkiye'nin stratejik aklı ve stratejik hafızası olan 5 yıllık ve 15 yıllık kalkınma planlarının devreye sokulması, ortaokuldan başlamak üzere yine 1. gün, askeri okulların Kuleli'nin, Deniz Lisesi'nin, Hava Lisesi'nin ortaokul bölümleriyle birlikte kurulması, askeri yargının kurulması, askeri sağlık sisteminin kurulması. Eğitim sisteminin derhal değiştirilerek meslek liselerine ağırlık veren bir sistemin kurulması, üniversitelerin rehabilite edilmesi ve köy okullarının tekrar açılması, köye ve tarıma dönüşün teşvik edilmesi. Tabii bunları yaparken ülkemizin ekonomisi, demografisi, kültürel yapısı ve geleceği üzerinde büyük bir yük oluşturan küresel göçün sonucu olan ve Suriye'deki stratejik göç mühendisliğinin sonucu olan büyük göçün geriye çevrilerek ülkemizdeki 13 milyon sığınmacı ve kaçağın vatanlarına döndürülmesi ve Tertemiz Türkiye Projesiyle uyuşturucu, organize suç ve sanal kumara karşı büyük bir mücadele başlatılması."

Haberiniz

303,858 次观看 • 7 个月前

Bu yazım büyük Türk Ulusuna. Ne çok SUSTUN! 2002 den bu yana parya edilmek istendin, adım adım ilerleyip Demokrasi kılıcı ile her gün bir değerin kesildi, uyuşmuş vücudun hissetmedi , " Dindar" bir adam söylemine kandın, dinden de çıktın. Neden mi? Hani " Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandı?"... Her Haksızlıkta SUSTUN! TÜRK ULUSUNUN en güvenilir kurumu TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ’NE KUMPAS DAVALARININ tarafı oldular, " Savcılık " yaptılar. Ordumuzun içine " dindar" diyerek Fetö nün teröristlerini yerleştirdiler. Soranlara " Kargalar güler" dediler. Tv lerde Askeri vesayet diyerek konuşan sözde " gasteciler" baş tacı edildiler!... Baş tacı edilenler, milyon dolara boğuldular!... Senin hakkını, bu irade yesin diye hep birlikte yol aldılar. Sonuç ; Darbe! SUSTUN!.. Daha çok " YOL" alanlar oldu... Belediyelerde yol aldılar, Tarikat ve cemaatlerin dernek ve vakıflarına SENİN hakkını aktardılar. Üstelik çocukların onların yurtlarına mahkum kalsın diye yoksul bırakıldın. Sonra... Sonra çocuklarının ırzına geçildi, beyinlerinin ırzına geçildi. Cumhuriyete, Atatürk’e akıl almaz hakaretler ettiler... SUSTUN! Hani " HUDUT NAMUSTUR " yazımız ve şiarımız vardı? Sınırlarımızda 85 yıldır bulunan mayınlar TEMİZLENDİ, neden diye sormadın!.... Sen sormadığın için ülkenin NAMUSU çiğnendi. Kaçaklar, uyuşturucu satanlar, katiller, caniler ülkeni işgale geldi. SUSTUN! Hukuk üstün müydü? Mahkeme kararlarına rağmen, kendi kararlarını üstün gören bu zihniyet, usulsüz, hukuksuz bir SARAY yaptı. SUSTUN! Üstelik günlük maliyeti ile senin hakkını yedi. Hani " KUL HAKKI" günahtı, unuttun, sustun! Ve daha nice hukuksuz inşaatlar. O her bir inşaatta senin hakkın yendi. Gösteriş için yapılan kamu binalarının " Kamu yararına" değil AKP yararına çalıştığını ya anlamadın, ya bilerek sustun! Korktun mu? Ülkenin tüm kaynakları heba edildi! Devlet şirket yönetir mi, özelleştirme iyidir dedin, özelleştirme ile AKP nin kasasına, yandaşların kasasına aktarıldı PARAN sustun! Ülkeyi " Şirket gibi yöneteceğim" dedi! Ülkenin en büyük şirketlerini VARLIK FONUNA devredip, ülkenin en büyük şirketini kurdu. Üstelik senin varlıkların ile kurdu ve ŞİRKETİN başına Sn. Erdoğan kendisini atadı. Madenlerinin işletme ruhsatlarının çoğunu YABANCILARA verdi, hem doğa katledildi hem maden kaynakların YABANCILARA aktı, SUSTUN! EĞİTİM VE SAĞLIKTA EŞİTLİK ilkesi bozuldu. Özel okullar, özel hastaneler açıldı. İyi bir şey sandın, öyle olmadığını çocuğun iyi eğitim almayınca, özel okullara paran yetmeyince anladın/mı? Şimdi parası olan ki az bir zümre , o okullara lüks araçlar ile giderken sen çocuğuna bir tost parası veremedin. Şimdi oldu mu? Dindarlar sana bunu layık gördü. Sen ya da çocuğun hasta olduğunda senden önce KAÇAKLARA öncelik verildi. Onlara poşet poşet bedava ilaç verilirken sen yıllarca prim ödemiş olmana rağmen PARA ödedin. Oldu mu? Müşteri garantili açıldı o hastaneler, Üstelik kamu arazisi bizden, teçhizat bizden, sağlık personel giderleri bizden, kuru binaya yandaşı kazansın diye MÜŞTERİ GARANTİLİ KİRA sözleşmesi yaptılar , SUSTUN! Ülkenin ortak aklı Devlet Planlama Teşkilatı kapatıldı. Arge çalışmaları kalktı. Kızılay ,Türgev'e çevrildi. Kandilli, Afad oldu! Liyakatsizlik had safhaya çıktı. Güvenlik sorunu had safhaya çıktı. ADALET!.... Büyük saraylarda , sarayların hükmü altına girdi. SUSTUN! Sen sustukça onlar güçlendi, her alanı kendilerinin malı gibi kullandılar ve devam ediyorlar... Çok SUSTUN! Çok ağladın! Çok yandın! Yine de SUSTUN! Şimdi ülkemizin kurucu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e saldıranları baş tacı yapan , O'nun makamında bu müfterileri ağırlayan ve bu zihniyetin destekleyicisi olanlara, Fatih Sultan Mehmet Han' ın sözlerini hatırlatalım! Aklı öldürürsen, ahlak ölür. Akıl ve ahlak ölürse millet bölünür. Kadı'yı satın aldığın gün adalet ölür. Adaleti öldürdüğün gün DEVLET' de ölür... Hâlâ SUSACAK MISIN?

🇹🇷Ayşe UÇAR

49,562 次观看 • 1 年前

Bu sokağa çıkanlar, Ekrem İmamoğlu için çıkmıyor! Onların derdi, devleti yönetebilecek güçlü bir lider değil; aksine, kendi istedikleri gibi bir kukla başkan getirmek! Sokakları dolduranların çoğu, 2000 yılı sonrası doğmuş ve geçmişi bilmiyor, bilmek de istemiyor. Üniversitelerde—elbette hepsi değil, ama belli başlı kökenin bize ait olmadığı yabancı fonlamalarla ayakta kalan üniversiteler—bu gençleri zehirlediler! Bugün Türkiye'ye dışarıdan bakınca aklıma Hz. Yusuf'un Firavun'un zindanından çıkıp devletin başına geçişi geliyor. O dönemde halk, rahiplere adeta öz babaları gibi bağlıydı. Rahipler ne derse kutsal kabul ediliyordu, hatta afedersiniz, biri "bu kutsaldır" dese, halk pisliği bile kutsal sayıyordu. Ama Allah, Yusuf’un aklı ve ferasetiyle onları büyük bir kıtlıkla sınadı ve gözlerini açtı! Bugün Türkiye’de olan da budur! "CHP değişti, artık eski kafa değil" diyenlere bugünkü olaylar gerçeği gösterdi! Vallahi de billahi de CHP daha tehlikeli hale gelmiş! Resmen koyun postuna bürünmüş bir çakal! Devlete karşı sokağa çıkma çağrısı yapmak, yerli ve milli Türk markalarını boykot etmeye çalışmak, 🇹🇷 devletin başındaki liderin vefat etmiş annesine küfür etmek—bunların hepsi birer ihanet! Daha sayısız örnek var! Ama bir gerçek daha var! CHP’ye karşı içinde az da olsa sempati besleyen bazı insanlar bile "Ne oluyor, biz neye destek veriyoruz?" diyerek uyandı! Hatta CHP’yi destekleyenlerin bir kısmı bile bu olaylar karşısında şok yaşadı! İnanıyorum ki bu olaylar, ya CHP’nin ölüm sancıları ya da gerçekten milliyetçi ve devletçi bir anlayışın doğuşu olacak! Büyük temizlik devam ediyor ve burada durmayacak! Ve unutmayalım! Devletin başında başka biri olsaydı, bugün sokaklar daha da terörizme esir olurdu Ama Reis, sabırla, tam bir devlet adamı gibi hareket ediyor! İlmik ilmik çalışarak gerçek teröristleri topluyor! Bugün sokaklar biraz daha sakin, çünkü aralarındaki hain unsurlar temizleniyor! İnşallah, bu işin başını çekenler de en kısa sürede hak ettikleri cezayı alacaklar! 🔥 Av.Ertuğrul Akar kardeşim çok önemli bir noktaya parmak basmış yine.. CHP'nin derdi Halk değil kardeşim, kentte deprem olmuş, 6 senedir övündükleri tek şey olan kent lokantaları o gün kapalıydı. Halkına, Açsan bok ye diyen bir zihniyet CHP.. Gerisini varın siz düşünün... Cümleten hayırlı geceler .

Kumandan

57,508 次观看 • 1 年前

Geceye Notum: Devlet iki yıl önce kılıcı kından çıkardı. “Abdülhamid değil, Yavuz Selim moduna geçti.” demiştim. Hiçbir kirli ilişki, hiçbir terörist yapı, mafya örgütü, siyaset kalmayacak; alayının üstünden geçecek Erdoğan. Erdoğan temizlik yapacak, kendinden sonrasına tertemiz bırakacak ülkeyi. Erdoğan, kirli her sistemin intihar komandosu olacak. “Zerre aklı olan devlete yanlış yapmaz.” demiştim. Esed yalaması kızıl kafalar, siyasetin içinde üçkâğıtçılıkta pek mahir şahıslar, Aliler, Veliler, özgür takılan çizgi film karakterleri! Gezi finansörü otelciler, Boğaz’da viski içip halkçılık satan devşirme montaj sanayicileri... Kulağı duymaz rolü yapan sağırlar, akıllı olun! Silivri’deki piyonunuzdan ibret alın. Diz çöküp eman dileyin, biat edin. Büyük planların olduğu dünya siyasetinde devlet, sinekle öldürerek mücadele dönemini kapattı. Bataklığınızda boğacak alayınızı. Çok güvendiğiniz Chatham House kurtaramaz artık sizi. “Sen’i partimizde görmek şeref verir.” demiş hatırı sayılır zatın biri... Ben de dedim ki: “Ben Sayın Erdoğan’ın yanında olmak, destek olmak ile zaten o şerefi duymayı bırak, yaşıyorum.” dedim. “Sana her zaman kapımız açık.” diyor. Hiç bu güne kadar açık kapıdan içeri girmedim. İçeri gireceğim kapıyı hep kendim açtım. Bedeli ne ise ödedim, ödüyorum... Cumamız aşk ola. Her gün damının üstüne çıkıp Türkiye’ye bakarak, “Aha geldiii, geleceklerrr!” diyerek rahmetli olan Kerküklü Abdurrahman Amca’nın; Gözlerinin önünde yavrusunun kalbini çıkarıp anasına yedirmeye çalıştıklarında bağrı yarılıp, ölmeden son söz olarak, “Menim ve balalarımın intikamını kardaşlarım sizlere koymayacaklar.” deyip Türkiye’ye bakarak rahmetli olan Yukarı Karabağlı Şahsenem ablanın; “Bizi kimlere bırakıp gidiyorsunuz?” diye haykıran Halepli Türkmen dedenin; “Türkiye için dua etmeden seccademi kaldırmam.” diyen Bosnalı teyzenin; “İki patik ördüm, köyüme ilk gelen Türk askerlerine vereceğim.” diyen, sürgünü ve kıyımı iliklerine kadar yaşamış Ahıskalı gelinin; Ordumuza katılmak için ceketini satan Pakistanlı gencin; Şehadet parmağını İsrailli askerlere uzatarak, “Bir gün gelecekler.” diye ağlayan Gazzeli çocuğun... Baykal’ın, Hazar’ın, Tuna’nın, Fırat’ın, Nil’in ve Ötüken’in, Aras Nehri’nin, Ağrı Dağı’nın, Türkmen Dağı’nın, Tiyanşan’ın, Sehend’in, Heyder Baba’nın, Elbruz’un ve Erciyes’in... Erbil’in, Halep’in, Ahlat’ın, Urumçi’nin, Fergana’nın ve Tebriz’in... Velhasıl-ı kelam; yürek bohçasında Türk’e dair ağıt ve umut taşıyan her yerin, herkesin umududur Türkiye! Umudun adı olmak; vatan için, İslam için, dava için candan geçmektir. Rabbim birliğimize, dirliğimize ve mücadelemize kuvvet versin. Şehitlerimize rahmet eylesin. Kahhar ismiyle kahruperişan etsin bütün düşmanları ve çanak tutan fitnecileri! Âmin, âmin, âmin.

Kumandan

30,227 次观看 • 3 天前

Daha dün açılım karşıtıyken, bugün PKK’lı bebek katillerine çalışacak hastane arayan kıblesiz Özgür! Bizleri milliyetçi olmamakla itham edebilecek son kişi sensin. Hayal ürünü zırvaları bırak da, söyleyeceklerime cevap ver bakalım! Perinçek, yakın zamana kadar “Açılım yapan namerttir.” derken, bugün ne değişti de PKK’lı teröristlere iş arayıp af dilenir oldunuz? Ne oldu da kıbleniz, narko-terör örgütü PKK’ya döndü? Açılıma karşı olduğunuzda bahsettiğiniz argümanlardan vaz mı geçtiniz? O gün sizleri alkışlayan kıblesizler, bugün yine ihanetinizi alkışlıyor. Biz şaşırmadık ama yine de soruyoruz: Öldürdükleri bebeklerimiz mi geri doğdu, yaktıkları köylerimiz mi küllerinden doğdu, Bingöl’de kurşuna dizdikleri 33 silahsız erimiz mi geri dirildi? Ankara’nın göbeğinde, silah sanayimiz TUSAŞ’a saldıran narko-terör örgütü PKK, beş vatandaşımızı şehit etmedi mi? Bugün 30 tane keleş yakıp mangal yaptılar diye bu kanlı katilleri af mı edeceğiz? Bir de yalanlarınız yetmezmiş gibi, şimdi de çıkıp “PKK pazarlıksız silah bıraktı.” diyorsunuz. Yahu, yeni ittifak ortağınız terör örgütü PKK çıkıp sizi yalanladı. “Pazarlık şartımız Öcalan’ın serbest kalmasıdır.” dedi. Bu yalanları söylerken yüzünüz kızarmıyor mu? Yazıklar olsun sizin oy hevesinize! Tarihte hiçbir devlet, vatandaşını öldüren teröristlerin sözüne güvenip bir adım atmadı. Ama siz kalkıp, Türk halkının katili PKK’nın kucağına oturuyorsunuz! Tebrikler, tarihe geçtiniz — ama en kısa sürede tarih olacaksınız! Bir de utanmadan, bu ihanet sürecini süslemek için Türk tarihini propagandanıza alet ediyorsunuz. Evet, bir tarihsel yakıştırma yapılacaksa; biz Mustafa Kemal Paşa’nın Diyab Ağa’nın yanındayız. Siz ise Atatürk’ün astırdığı vatan haini Şeyh Saitlerin günümüzdeki uzantılarıyla, PKK ve elebaşı Öcalan’a af dileniyorsunuz. Biz, dün olduğu gibi bugün de Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden gidiyoruz. Ama siz, Türk milletine karşı suç işliyorsunuz! Türk milleti, ne PKK’lı teröristleri ne de onlara af dilenen siz kıblesizleri affetmeyecek! Üstelik bizleri NATO’culukla suçlayıp, İsrail ve ABD’nin bölgede Kürdistan kurma projesine ön ayak oluyorsunuz. Üstü açık ya da kapalı tüm tehditleriniz vız gelir, tırıs gider! Genel Başkanımız Sayın Ümit Özdağ’ı başkalarıyla, hele kendinizle karıştırmayın! Söz verdiğimiz gibi, Türk milletiyle birlikte topyekûn bu süreci baltalayacağız. Sizin gibi siyasetin palyaçolarını da tarihin çöplüğüne göndereceğiz! Ne mutlu Türk’üm diyene! Ümit Özdağ

Mustafa Can Küçük

15,998 次观看 • 1 年前

RUZİ NAZAR: CIA ,Türkiye şefi : MHP'nin derin aklı. " Kürdistan'ı kurmak istiyorsak, Kürtleri kışkırtmak en kolay iş.Zor olan Türk'leri uyutacak birini bulmaktır. Bize iki adam lazım. Biri dindar müslümanları uyutacak. Diğeri,milliyetçilere ninni söyleyecek." Bir gazeteci sorar . Peki, Atatürkçüleri, Solcuları ne yapacaksınız ? Ruzi NAZAR, cevap verir. " Türk Solu ve Atatürkçüler! Vatansever mi ,Devrimci mi olacağına karar verene kadar ,biz Kürdistan 'ı çoktan kurarız. " Kaynak : Slyvia NAZAR- AKIL oyunları kitabı / Ruzi Nazar'ın kızı. ● Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bahçeli, Deniz Baykal,Kemal Kılıçdaroğlu,Özgür Özel ve diğer ufak daneler ! 2002'den beri hepsi milletvekilliği ,parti liderliği yapmadı mı ? Barzanistan / Kürdistan kurulmadı mı ? Şimdi ,Suriye Kürdistan bölgesi kurulmadı mı ? Bakın ,Ruzi NAZAR 'ın dediği oldu. 23 senedir uyuyan ,uyumak için can atan HALK ne yaptı? CIA planına oylarıyla destek verdi. TBMM / TÜRK MECLİSİ değildir. Bu özelliğini çoktan kaybetmiştir. Sorumluluk ise seçim hikayeleriyle HALK'A aittir. NOTER görevi görmüştür. Dünya'nın elinde SEÇİM kağıtları vardır ve halk hala aynı yönde ilerlemektedir. Gezici araştırmanın yaptığı ankete göre halkın yani 85 milyonun % 87'si TERÖRİSTBAŞI / Pardon, APO efendinin yani Artin Agopyan'ın içeriden çıkarılmasını destekliyor. Hakikatten şunu anlamak gerek . MHP'nin Türkçülük ideolojisini PANOS DABAĞYAN'IN yazmış olması,MHP'den ayrılarak kurulmuş olan BBP,İYİP,ZP gibi parti ve liderlerin geldiği, beslendiği ideolojik kaynak yine Levon Panos Dabağyan'dır. Kürt milliyetçiliği elementini uyduranın gerçek isminin Artin Agopyan olması ne tesadüf . " Siyasi partiler ,milleti böler.Milli Birliğe muhtacız. " Amasya Kongresi 1938 kararı / Mustafa Kemal Atatürk ... Uyan Oğuz, Uyan ! Tek kurtuluş ... Kurtuluş için KURT Ulus hareketinde ,Kuvvai Türk'te toplanmaktır. "Tarihimizi inceleyiniz. Türk’ün çektiği bütün felaketler, maruz kaldığı tehlikeler ve musibetler hep kendi öz benliğini, milli varlığını ihmal ederek, nereden geldikleri ve ne oldukları, hangi nesle mensup bulundukları belirsiz birtakım kimseleri kendisine reis tanıyarak, onların şuursuz bir vasıtası olmak mevkiine düşmüş olmasındandır."MUSTAFA KEMAL ATATÜRK- Korktukları Türk'üz Biz... -Atabey 19 Türk Ocakları - Kurtuluş için KURT Ulus Hareketi - Kuvvai Türk Biz sadece Türk için yaşarız. ABD, İNGİLTERE,RUSYA,İSRAİL için değil. Biz Türk'e düşman olan her şeye karşıyız... #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci #OndokuzBiziz #SonDakika

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

19,948 次观看 • 1 年前

BUGÜN TÜRK MİLLETİNİN GÖREVİ, KORUYAMADIĞI VE SAVUNAMADIĞI BAĞIMSIZLIĞINI VE CUMHURİYET’İNİ KURTARMAKTIR. Büyük Türk Milleti, En büyük gururu, büyük Türk milletinin bir parçası olmak olan bir yurttaşınız olarak, en kıymetli hazinemiz Cumhuriyet’imizin 100. yılında size içimi dökmek istiyorum. Birinci vazifemiz olan, Türk istiklalini ve Türk Cumhuriyet’ini değil ilelebet 100. yılına kadar bile koruyamamış ve savunamamış olmanın derin acısını hissediyorum. Bunun hepimiz için çok ağır bedelleri olduğunu yaşıyorum ve daha da fazlasının olacağının kaygısını taşıyorum. Atatürk ve kahraman silah arkadaşlarının, imkânsız şartlar altında büyük fedakârlıklarla bize armağan ettiği, güzeller güzeli biricik vatanımıza ve biricik Cumhuriyet’imize sahip çıkamamış olmanın üzüntüsünü yaşıyorum. Cumhuriyet’in 100. yılını kaygılar içinde kutlamanın dayanılmaz ağırlığını taşıyorum. Bizzat Atatürk tarafından çağdaş, demokratik ve hak temelli yaşam değerleri üzerine inşa edilen ve Cumhuriyet tarihi boyunca kurumsallaşmaya çalışan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bütün kurumları bila istisna, iktidar eliyle bilinçli ve planlı bir şekilde çeşitli ölçülerde örselendi, bozuldu, işlevsizleştirildi. Kimileri kısmen, kimileri daha büyük oranlarda zayıflatıldı, yozlaştırıldı, kimileri korkunç kamu zararı göz ardı edilerek kurumsal hafızalarıyla birlikte komple tasfiye edildi. 2003’ten itibaren en az 10 yıl boyunca devletin yaptığı bütün sınavların soruları çalınarak yandaş tarikatlara ve cemaatlere verildi, fırsat eşitliği ve adil rekabet yok edildi. Devletin nitelikli ve tecrübeli insan kaynağı da ehliyetsiz ve liyakatsizlerle yer değiştirdi. Bu yasadışı, bağnaz hurafe yuvalarının içinde, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı, laiklik ve çağdaş değerlerin düşmanı olarak yetiştirilenler, devletin her kademesine yerleştirildi. Yaklaşık 500.000 tarikat mensubu, ülkenin bin bir güçlükle oluşturabildiği yetişmiş insan kaynağıyla yer değiştirildi. Ehliyet ve liyakatle birlikte devlet aklı da tabi ki yok edildi. Bugün devletin en önemli kurumları, Cumhuriyet düşmanları tarafından ve onlarla iş birliği içinde hareket eden kendi çıkarlarından başka hiçbir şeyi düşünmeyen ahlâksızlar tarafından ele geçirilmiş durumda. Bu nedenle pek çok konuda her gün korkunç bedeller ödüyoruz. Olağanüstü birikimiyle birlikte Hıfzısıhha Enstitüsü kapatıldığı için, pandemi sürecinde daha çok bedel ödedik, daha çok can kaybı verdik. Türk Hava Kurumu’nun müthiş Ateş Kuşları orman yangınları söndürme filosu adice yalanlarla dağıtıldığı için, 2021 yılında, Cumhuriyet tarihinin en büyük orman yangınlarında ormanlarımızı söndüremedik ve 140.000 hektarla, yıllık ortalamanın en az 15 katı orman kaybı ve devasa bir ekosistem kaybı yaşadık. Türk Silahlı Kuvvetleri afetlerle mücadele sisteminin dışına çıkarıldığı ve destek grubu diye arka planda bir yere konumlandırıldığı için, 6 Şubat 2023 depremlerinde normalden çok daha büyük can kaybı yaşadık, sağ kalan depremzedeler çok daha büyük sıkıntılar yaşadılar çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri’nin olağanüstü şartlar için hazırlanmış, her koşulda çalışacak iletişim, ulaşım, lojistik, insan gücü, etkin, doğru ve hızlı karar alma mekanizmaları gibi devasa imkan ve kabiliyetlerini ilk dakikalardan itibaren kullanmadığımız için, Türkiye’nin 1999’dan çok daha hazırlıklı haldeki gerçek arama kurtarma kapasitesini de ilk dakikalardan itibaren etkin ve verimli bir şekilde kullanamadık. Olan talihsiz yurttaşlarımıza ve geride kalanlarına oldu. Bugün Ege’de 20 Türk Adası ve 2 Türk Kayalığı düpedüz Yunan işgali altındadır ve bize karşı silahlandırılmıştır. Her ikisi de yasadışıdır ve uluslararası hukuka aykırıdır ama iktidar, Türk ordusunu Anayasa’ya aykırı olarak durdurmakta ve bu konuda bir şey yapılmasına müsaade etmemektedir. +++++++++

Nasuh Mahruki

80,638 次观看 • 2 年前

26′ncı Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu'nda yaptığı konuşmasında aşağıdaki sözleri sarf etmiş. Hayretler içinde kalıyor insan. Ve fakat şaşırdım mı diye soracak olursanız, aslında o kadar da değil. Nedeni, İlker Başbuğ isminin benim hafızamda nasıl yer ettiği ile ilgilidir. Bendeki bu şaşırmama hali, onun bende kalmış izlerinin eseridir. Gelin onları anlatayım size: Bu zat, 28 Ağustos 2008'de Genel Kurmay Başkanlığı makamına oturduktan sonra, Süleymaniye’de 11 Türk askerinin başına çuval geçirilmesinden sorumlu olan David Petraus’u makamında kabul etmiş biri (1 Temmuz 2009). Milletçe "Çuvalcı General" lakabı ile hafızamıza kazınmış olan Petraeus, o toplantıdan "çok verimli görüşmeler yaptıklarını" belirterek ayrılmıştı. 👉 Ve yine bu zat, Genel Kurmay Başkanlığı görevi esnasında, kamuflaj üniformasını üstüne geçirip Trabzon Limanı'nda demirli olan TCG Oruç Reis Fırkateyni'nin güvertesine çıkarak 17 Aralık 2009'da tüm ülkede ses getiren o meşhur konuşmasını yaptı: "Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı asimetrik psikolojik harekât yürütülmektedir!" O gün bu meşhur konuşmasını, Rasim Ozangiller tayfası malum TARAF sayfalarında "Devlet adamı değil, devlet memurusun İlker Paşa..." başlıklı yazılar yazıp, kendisini ve TSK'yı hedefe koymuş, tef çalarken yapmıştı. 👉 Bu konuşmada diyordu ki İlker Paşa: "Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı yürütülmekte olan asimetrik psikolojik harekâta ilişkin bazı hususlara değinmek istiyorum. Bugün, bu konulara özellikle üzerinde olduğumuz TCG Oruç Reis Firkateyni’nde değinmemin özel bir anlamı var. Herhalde herkes, açıkça ne demek istediğimi anlamaktadır. Bakınız, Türkiye’nin bulunduğu coğrafya, zor bir coğrafyadır, ülkemizin etrafı sorunlarla çevrilidir. Bu coğrafyada güçlü olmayan devletler ayakta kalamaz. Millî gücün asli unsurlarından biri de askerî güçtür. Etkin ve caydırıcı niteliklere sahip bir silahlı kuvvetlere sahip olunması hayatidir ve ülkenin beka sorunuyla doğrudan ilgilidir." O konuşmanın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz 👉 Bir kısmının videosunu da buradan izleyebilirsiniz 👉 Elbette bu konuşması çok büyük patırtı kopardı. Ne suçlamalara, ne ithamlara maruz kaldı Paşa, bilenler bilir, hatırlayanlar hatırlar, yaşı yetmeyen ama aklı kesenler de tahmin eder. O günlerde “Elinizi TSK'dan çekin!” diye ültimatomlar yağdıran, kamuflajları çekip savaş gemisinden "bu ne anlama geliyor anlarsınız" diye darbe göndermeli mesajlarını "ülkenin beka sorunuyla doğrudan ilgilidir" diyerek veren bu zat, ne hikmetse o asimetrik psikolojik harekat ülkenin Kozmik Odası'na gelip kapıları zorladığında, anahtarları veriverdi. Şimdi Fenerbahçe mikrofonunda "Fenerbahçe'ye kurulan kumpasın sonuçlarını bugünlerde alıyoruz" diyor ama iyi hoş da Kozmik Oda'yı teslim etmek bize o günden bugüne nelere mal oldu, bugünlerde onun da sonuçlarını alıyor muyuz Paşa? Hızını alamamış, utanma duygusundan da yoksun belli ki "Bu kumpaslar sürecinde tek bir kurum ayakta kaldı: Fenerbahçe Spor Kulübü" buyurmuş bir de İlker Paşa Efendi! "O kadar atıp tuttun da, neden memleketin en mahrem yerine sızma yapılırken şanlı ordunun başı olarak araziye karıştın" diye sormazlar mı? Ha, ben sormam! Dedim ya şaşırmam. Türk askerinin başına çuval geçiren Amerikalı generali makamında ağırlayan birine ne soracağım?! NATO tedrisatından geçmiş olan omzu kalabalıkların halini, ahvalini bilmiyor muyuz da şaşıralım. Atatürk diye kitap yazdı bir de bu zat. Üstünüze iyilik sağlık! Hep aynı hikâye! Gazi Paşa'mız bu tiplerin yaramaz işlerini perdelemek için kullandıkları malzeme oldu her zaman. Bilmiyoruz, görmüyoruz sanıyorlar!

Kuzgun Nogay

96,756 次观看 • 2 年前

Bese Hozat Kimdir ve Verdiği Mesajların Anlamı Nedir? PKK’nın Kandil’deki en önemli elebaşlarından, belki de şu an en önemlisi topuklu terörist Bese Hozat: “Türkiye bu süreci geliştirmezse Türkiye’nin geleceği çok karanlıktır. PKK kadroları af maf istemiyor. Eve dönüş yasası falan da istemiyor. Af, suç işleyenler için yapılır. Biz suç işlememişiz ki af isteyelim” demiş. Şimdi kimileri bunu duymaz, duymak istemez, kulağının üstüne yatar, kimileri hafife alır, kimileri ciddiye, kimileri de örgütün siyasi uzantılarına/etki ajanlarına/milislerine ekrandan verilen bir mesaj olarak okur, bilemem, ama ben Bese Hozat kod Fatma Yıldız’ı bilir ve önemserim. Öncelikle vurgulayalım; onun bu çatallı dili, sadece ihanet, sadece vekalet, sadece tehdit, sadece ayar barındırmıyor. O hem süreç severlere/teslim olmuşlara/örgüte kanmışlara net bir mesaj ve örgüt kadrolarına net bir talimat veriyor. /// Verdiği mesajları ve süreç için anlamını yorumlamadan önce size Bese Hozat’ın örgütteki yerini ve önemini kısaca anlatayım: “O Apo’nun Kandil’deki Yankısıdır.” Bese Hozat terör örgütünün en kritik çekirdek kadrolarındandır, en tepedeki birkaç teröristten biridir ve örgütün üstyapı ideoloğudur. KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı’dır; bu pozisyon örgütte stratejik karar mekanizmasının en üst katmanında bulunmak anlamına gelir. Apo’nun ideolojik çizgisini yorumlayan, güncelleyen, söylemlerini örgüt politikalarına çeviren, yeniden kodlayan ve örgüt tabanına aktaran en etkili figürdür. Bu haliyle Bese Hozat terör örgütünün siyasal söylemlerinin, uluslararası mesajlarının, çözüm süreci dönemi analizlerinin, örgütsel stratejik kavramlaştırmalarının çoğunu Apo adına bizzat formüle eden baş teröriçedir ve Kandil’in “ideolojik beyni” olarak kabul edilir. Bu haliyle 3 tane Murat Karayılan, 5 tane Cemil Bayık, 35 tane Duran Kalkan, 75 tane Mustafa Karasu eder. Her sözü bir sinyaldir, talimattır. Açıklamaları, örgütün özellikle gençlik-milis yapılanması (YPS, YDG-H, Asayiş), kadın yapılanması, şehir hücreleri, sosyal medya operatörleri, medya yapılanmaları, Türk medyasına sızmış etki ajanları, Avrupa’daki propaganda mekanizması için operasyonel talimat niteliği taşır. O, Apo adına “Siyasi meşruiyet yaratma” sürecinin ana mimarıdır, PKK’nın kendini bir “taraf”, bir “meşru aktör”, bir “çatışma paydaşı” gibi sunma çabalarının arkasında onun söylem mühendisliği vardır. Yani Bese Hozat, İmralı’daki Apo’nun izdüşümü, dişil türevi, Apo’nun tercüme edilmiş sözüdür. Söylevleri ne kadar ciddiye alınmalıdır? Kısa ve net bir yanıt vereyim: Çok. Hatta gereğinden bile çok. Çünkü Hozat’ın sözleri açıklama değil, örgütün stratejik terör bildirisi, talimatı, mesajıdır. Ve özellikle: “Suç işlemedik” / “Af istemiyoruz” sözleri; örgütün meşruiyet alanını genişletme, devleti ise hükümranlıkta denk aktör olarak konumlandırma denemesidir. Bu nedenle çok tehlikelidir ve çok ciddiye alınmalıdır. /// Peki sözlerinin anlamı nedir? Siz benim buna terör örgütünün son dönem kodlarını okuma çabası da diyebilirsiniz. Ve gördüğümü en baştan söyleyeyim: Kod Bese Hozat’ın bu söylemi, devlet aklı için normal bir tehdidin çok ötesindedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin meşruiyetini, hukukunu, egemenliğini hedef alan temel bir meydan okumadır. Bese Hozat’ın ağzından çıkan hiçbir kelime, bir teröristin laubaliliği değildir; devletin egemenlik alanına atılmış hesaplı bir neşter cerrahisidir. PKK, Türkiye’yi kendi terör eylemlerinin muhatabı değil; kendi siyasal talebinin ‘tarafı’ olarak göstermek istiyor. Bu, klasik bir terör söylemi değil; bir devletleşme iddiasının habercisidir. Devlet bunu anında kırmazsa, bu iddia uluslararası alanda ‘zımni kabul’ üretir. Açalım: • Bu cümle/açıklama terör örgütünün sürece bakışını gösteren ve ispat eden en temel yaklaşımlarından biridir. Kesinlikle ağzı gevşek bir teröristin gevşek bir lafı değildir. Türkiye Cumhuriyeti’nin meşruiyetini, hukukunu, egemenliğini hedef alan temel bir meydan okumadır. • Bu söz, terör örgütünün 40 yıllık kanlı tarihini aklamaya çalışmasından çok daha büyük bir tehdidi içerir: Devletin meşruiyetini yok sayarak kendini devletle eşit konumda ilan etme teşebbüsü. • “Suç işlemedik” demek, aslında “devleti tanımıyoruz” demektir. Bu söylem; terörü, ihaneti, kalleşliği, kahpeliği, arkadan vurmayı, bombayı, mayını, pusuyu, hendekleri, infazları, çocukları, bebekleri katletmeyi “suç” değil “hak” gösterme çabasıdır. Bu cümlenin alt anlamı şudur: “Türk devleti bizim üzerimizde hükümran değildir.” Bu haliyle bu kaşar teröristin dedikleri devlete karşı paralel otorite ilanıdır. • “Af istemiyoruz” demekle devlete “sen üst değilsin” deme cüreti gösteriyor. Affı reddederek; “Sen bizi yargılayamazsın-sen bizi affedemezsin-sen bizim üzerimizde egemen değilsin” demeye getiriyor. • Bunlar sanki bir terör örgütü değil de kendilerini devlete denk, hatta üstün gören, statü iddiasının pratikleridir. Ve devlet için kırmızı alarm değerindedir. • PKK, bu söylemle artık suçtan değil; statüden konuşmaya başlamıştır. Ve bu çok kritiktir. Topuklu terörist Bese Hozat, “suç işlemedik” derken; “Biz terörist değiliz; tarafız”, “Biz suçlu değiliz; siyasi özneyiz”, “Siz de bize göre tarafsınız” demeye getirmektedir. • Bu, Türkiye’yi hukuki düzlemden, “iç çatışma/iki taraflı çatışma” düzlemine çekme girişimidir. Son derece sinsi bir terör yaklaşımıdır, uluslararası hukukta ‘silahlı çatışma statüsü’ arayışı ve yine uluslararası hukukta ‘iç statü bildirimi’ kurnazlığıdır. Süreç içerisinde verilen/verilecek her tavizi, uluslararası alana/hukuka taşımayı amaçlayan sinsi bir terör aklıdır. Unutulmasın: Bese Hozat, bugün PKK’nın hem stratejik kodlayıcısı hem de operasyonel tetikleyicisidir. Kandil’in teorisini, sahadaki hücrelerin eylemine bağlayan köprü Hozat’tır. O konuşur, örgüt hareket eder. O ima eder, milisler uygulamaya geçer. O çerçeve çizer, Avrupa’daki propaganda mekanizması o çerçeveyi dolaşıma sokar. Bu cümleler terör örgütü PKK’nın insanlık dışı bir terör örgütü olduğunu ve cinayetlerini normalleştirme operasyonudur. “Suç yok” demek şu anlama gelir: • Köy basmak suç değil. • Çocukları öldürmek suç değil. • Öğretmenleri katletmek, bayrak direklerine asmak suç değil. • Bebekleri, ana karnındaki çocukları kurşunlamak suç değil. • Mayın/EYP döşemek suç değil. • Masum askerleri, polisleri arkadan vurmak suç değil. • Vatanı için terörle mücadele eden korucuları hain ilan etmek suç değil. • Meskûn mahallerde hendek kazmak, tünel açmak, sivil halkı kalkan olarak kullanmak, halkın çocuklarını zorla-tehditle-şantajla ateşe sürmek suç değil. • Gençleri, çocukları kandırıp dağa çıkartmak suç değil. • Siyasi suikastlar suç değil. • Pusu, sabotaj, kundaklama, yakma, infaz suç değil. • Orman yakma; jeosit, ekosit suç değil. Topuklu terörist Bese Hozat’ın bu söylemi; Türkiye Cumhuriyetin egemenliğine karşı yapılmış en tehlikeli psikolojik operasyonlardan biridir. İşledikleri cinayetleri suç kategorisinden çıkarıp “hak verilmiş siyasal şiddet” kategorisine sokmaya çalışmaktır. Bununla; • Devletin ceza hukukunu boşa düşürmeyi hedefliyorlar. • Devletin, örgüt üzerindeki yargı otoritesini çökertmek istiyorlar. • Terörü siyasal alana taşıma çabasındalar. • “Suç değilse, terör yoktur; terör yoksa siyasi çözüm vardır” algısını oluşturmak istiyorlar. Bu söylem, Türkiye’yi terör kategorisinden ‘iç çatışma’ kategorisine çekme girişimidir. Amaç şudur: • Terörü “çatışma”ya çevirmek, • PKK’yı “örgüt”ten “taraf”a taşımak, • Devleti tek meşru otorite olmaktan çıkarmak, • Yeni süreç dayatmalarında PKK’yı “eşit aktör” konumuna oturtmak. Bu cümle, geleceğin masasına şimdiden atılmış bir statü virüsüdür. Devlet bu virüsü bugün yokedip atmazsa, yarın bu kansere dönüşür. Bütün bunlar terör örgütünü devletle denkleme stratejisinin bir parçasıdır. Terör örgütünden, silahlı örgüte, silahlı örgütten tarafa, taraftan aktörlüğe, aktörlükten statü sahipliğine geçiş stratejisidir. Becerebilirlerse sürecin en kritik sıçramalarından birine karşılık gelir. Peki bu söylem Türkiye’de neden boşluk buluyor? Çünkü: • Bazı kesimler hâlâ örgütün söylemini “kimlik politikası” sanıyor. • Bazı medya yapılarına sızılmış durumda. • Bazı aktörler siyasal çıkar için örgüt söylemine alan açıyor. • Bazı uluslararası odaklar PKK’yı zorunlu bir “müttefik” gibi görüyor. • Bazı akademik çevreler batı etkisiyle meseleyi çarpık okuyor. İşte bu yüzden Bese Hozat’ın bu cümleleri görünüşte masum, ama içerikte yıkıcı bir potansiyel taşıyor. Terör örgütünün lider kadroları; kendi adlarına süreci işletenlere, destekçilerine, etki ajanlarına ve sürece teslim olanlara şu mesajı veriyor: • “Bu kez af değil; eşit statü istiyoruz.” • “Bu kez suçtan pazarlık değil; statüden pazarlık yapacağız.” Bu, bir müzakere arayışından çok daha öte, çok daha pervasız; Türkiye Cumhuriyeti’ne bir karşı statü dayatmasıdır. Belli ki sürecin devamında masaya şunları da koyacaklar: “Terör değil, çatışma / terörist değil, taraf / ceza indirimi-af değil, siyasal çözüm.” Terörist elebaşı topuklu terörist kod Bese Hozat üzerinden terör örgütü PKK; • Devletin meşruiyet sinyallerini kesmeye, otorite düğümlerini zayıflatmaya, • Toplumsal algı akışını manipüle etmeye çalışıyor. Yani bu bir açıklama değil; devletin sinir sistemine atılmış bir “otorite virüsü”dür. “Suç işlemedik ki!” diyerek suç alanında olmadıkları devlete kabul ettirerek siyasi alan talep ettiklerini söylüyorlar. Önce statü, sonra pay, sonra kopuş, sonra diğer parçalarla bütünleşme istiyorlar. Örneğin “Güneydoğu bizim, Türkiye hepimizin!” diyorlar. Bu cümlenin hedefi, sadece Türkiye’nin egemenliğine değildir, Türkiye’nin sağılmasıdır. Kafalarında güneydoğumuzun tüm alanlarına ve kaynaklarına çökmek, geri kalan Türkiye’nin de otoritesi/egemenliğini paylaşmak, kaynaklarını ve varlığını sağmak, yağmalamak var. • Bitmez, ardı kesilmez talepler, devletten-milletten-vatandan-ordudan intikam alma hırsları var. • Bu arsız ve pervasız söylem ve arkasındaki niyet; Türkiye’nin egemenliğine, varlığına, iç düzenine yönelmiş en tehlikeli meşruiyet operasyonlarından biridir. Bese Hozat’ın söylediği söz, bir teröristin cüreti değildir; devletin meşruiyet merkezine yönelik bir sibernetik saldırıdır. Bu saldırı bugün durdurulmazsa, yarın ‘biz zaten söylemiştik’ demenin hiçbir anlamı kalmaz. Son sözüm: Terör bitmeli midir? Evet, kesinlikle evet. Türk Devleti ve Ordusunun dağda kazandığı kesin zafer çerçevesinde kesinlikle evet. Çözümün temel parametresi budur, örgütün hezeyanları, dış baskılarla/konjonktürle kabaran arsız talepleri değil. Örgüt kaybettiği bir mücadelenin sonrasında 5 alandaki (Irak-İran-Suriye-AB ve Türkiye) bütün varlığından, iddiasından, emellerinden, bağ ve bağlantılarından, vekilliklerinden kayıtsız şartsız vazgeçmelidir. Böylece af dilemelidir. O zaman --- ve sadece o zaman --- şehit ailelerinin ve gazilerin onayıyla, milletin vicdanıyla, “başka kan akmasın” diyerek devlet affı gündeme gelebilir. Kanı akan biri olarak, milleti, orduyu ve kamuyu tanıyan biri olarak gördüğüm onurlu, tutarlı, gerçekçi çıkış budur. Gerisi karanlıktır. Saygılarımla 30 Kasım 2025

Abdullah Ağar

1,493,229 次观看 • 8 个月前

"19 Eylül Gaziler Günü" dolayısıyla Millî Savunma Bakanlığında düzenlenen törende bir konuşma yapan Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, şunları söyledi: GAZİLERİMİZE MİNNET DUYGULARIMIZI İFADE EDİYORUZ "Gaziler Günü vesilesiyle sizlerle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyor ve bu anlamlı günü idrak etmenin gururunu paylaşıyorum. Şehit ve gazilerimiz, asil milletimizin kahramanlığının sembolüdür. Bugün, onlara istiklal ve istikbalimiz uğruna sergiledikleri cesaret ve fedakârlık için bir kez daha minnet duygularımızı ifade ediyoruz. Aynı zamanda bugün, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e, 'Gazi'lik ünvanı ve 'Mareşal' rütbesi verilişinin 104’üncü yıl dönümüdür. Millî Mücadele’mizin Başkomutanı olarak Atatürk; sergilediği liderlik, üstlendiği inisiyatif ve ortaya koyduğu dâhiyane taktik ve strateji ile Büyük Zaferi’mize giden yolu açmıştır. Bu vesileyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü de saygı ve şükranla yâd ediyorum. VATAN AŞKIYLA GÖĞSÜNÜZÜ SİPER ETTİNİZ Şehitlik ve gazilik mertebesine ulaşmış her bir yiğidimiz, milletimizin gönlünde şeref tahtında oturmaktadır. Onların yazdıkları kahramanlık destanları, bizlere ilham kaynağı olurken gelecek kuşaklara da aktarılacak en kıymetli mirasımızdır. Bu vesileyle bir kez daha vurgulamak isterim ki bugün başımız dik ve özgür olarak yaşıyorsak şüphesiz bunu kahraman şehit ve gazilerimize borçluyuz. Başımızın tacı değerli Gazilerimiz; sizler bu milletin gerçek kahramanlarısınız. Şanlı tarihimizde karşılaştığımız her zorlukta, Çanakkale’de, Millî Mücadele’de, Kıbrıs Harekâtı’nda, terörle mücadelede ve 15 Temmuz’da millî ve manevi değerlerimiz uğruna vatan aşkıyla göğsünüzü siper ettiniz. Sizler, korkusuz duruşunuzla millî birlik ve bütünlüğümüzü sağlayan kutlu bir silsilenin halkasını oluşturuyorsunuz. Her biriniz, çelikten bir irade ve imanla üstünüze düşen sorumluluğun gereğini başarıyla yaptınız ve milletimizin yüz akı olarak tarih yazdınız. Şu bir gerçek ki bedenlerinin bir parçasını kutsal vatan topraklarımıza emanet eden her bir gazimiz, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilelebet payidar olacağının teminatıdır. Sarsılmaz bağlılık ve emsalsiz bir fedakârlıkla verdiğiniz mücadele bağımsızlık meşalemizi daima canlı tutmakta, yolumuzu aydınlatmakta ve gelecek nesillerimize de yol göstermektedir. Kahramanlık ve fedakârlıklarınız, hiçbir zaman unutulmayacak, asil milletimizin vefa dolu gönlünde sonsuza dek yaşayacaktır. AZERBAYCAN’DAN GELEN GAZİLERİMİZ DE ARAMIZDA Sizler vatan ve millet için verilen kutsal mücadelenin sessiz kahramanlarısınız. Her biriniz sabrın, sevginin ve fedakârlığın en güzel sembolüsünüz. Gösterdiğiniz vakur duruş, birlik ve beraberliğimizi çok daha güçlü kılmaktadır. Sizler başımızın tacısınız. Ne yaparsak yapalım, fedakârlıklarınızın karşılığının olmadığının bilincindeyiz. Şundan emin olun ki devletimizin tüm kurumları el birliğiyle gazilerimiz ile şehit ve gazilerimizin siz değerli ailelerinin yanında olmaya devam edecektir. Bu arada aramızda can gardaşımız Azerbaycan’dan gelen kahraman gazilerimiz ile gazilerimizin aileleri de bulunmakta. Azmin, inancın, cesaretin temsilcisi ve Azerbaycan’ın gururu olan değerli gazilerimize ve ailelerine hoş geldiniz diyorum. ULUSLARARASI GÜVENLİK MİMARİSİNİN VAZGEÇİLMEZ BİR ÜYESİ DURUMUNDAYIZ Tüm dünya, güvenlik mimarisinin temellerini derinden sarsan jeopolitik gelişmelerin yaşandığı bir dönemden geçmektedir. Kurallara dayalı uluslararası düzenin zayıfladığı, güç ve nüfuz mücadelelerinin arttığı, bölgemizin ise âdeta ateş çemberine döndüğü bu süreçte Türkiye; kararlı, ilkeli ve çok boyutlu bir diplomasi ile yol almaktadır. Bir yandan sınırlarımızın güvenliği ve milletimizin huzuru için askerî caydırıcılığımızı artırırken diğer yandan bölgesel ve küresel meselelerin çözümünde yapıcı ve barıştan yana tutumumuzla müzakere masalarının ve uluslararası güvenlik mimarisinin vazgeçilmez bir üyesi durumundayız. Balkanlardan Kafkasya’ya, Karadeniz’den Orta Doğu ve Afrika’ya kadar geniş bir coğrafyada sürdürdüğümüz etkin politikalar ile kahraman ordumuzun pek çok dost ve kardeş ülkede, güvenlik ve barışın tesisine yönelik icra ettiği görevler, ülkemizin güvenlik mimarisinin başat aktörlerinden biri olmasını sağlamaktadır. Her geçen gün büyüyen ülkemizin ulaştığı bu seviyeyi korumak, uluslararası etkinliğimizi daha da artırmak, asil milletimizin huzur ve güvenliğini sağlamak için kahraman ordumuzun da daima güçlü ve etkin olması gerekmektedir. Bu bilinçle Türk Silahlı Kuvvetlerimizin üstün niteliklerini geliştirmek amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kahraman personelimizin en az riskle ve en yüksek motivasyonla görev yapabilmesi için harp silah, araç ve gereçlerindeki teknolojik yenilikleri vakit kaybetmeksizin Silahlı Kuvvetlerimizin kullanımına sunuyoruz. Böylelikle hudutlarımızın güvenliğinin sağlanmasından terörle mücadeleye, Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin kararlılıkla korunmasından uluslararası barış ve istikrara katkı sunmaya kadar İstiklal Harbi’mizden bu yana, en yoğun ve en etkili faaliyetlerimizi icra ediyoruz. PKK VE TÜM İLTİSAKLI GRUPLAR DERHÂL TÜM TERÖR FAALİYETLERİNE SON VERMELİ Özellikle yakın çevremizde cereyan eden jeopolitik gerginliklerin tüm bölgemizi tehdit ettiği bir süreçte, birlik ve beraberliğimizi güçlendirmek ve iç cephemizi tahkim etmek maksadıyla yeni bir dönemin kapısını aralamış bulunuyoruz. Bugün 40 yılı aşkın süredir ülkemizin huzurunu ve güvenliğini tehdit eden terör belasından kurtulmak, milletimizin önüne konulan engelleri ortadan kaldırmak ve evlatlarımızın geleceğini teminat altına almak için 'Terörsüz Türkiye' hedefine doğru kararlı bir yürüyüş içindeyiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen bu tarihî süreç, kardeşliğimizi pekiştirme, milletimizi güvenli ve müreffeh dolu yarınlara ulaştırma kararlılığının da en açık göstergesidir. Bunun için de PKK ve iltisaklı tüm gruplar, yapılan çağrı ve alınan fesih kararı kapsamında derhâl tüm terör faaliyetlerine son vermeli; başta Suriye olmak üzere farklı coğrafyalarda ve isimler altında faaliyet gösteren tüm uzantıları bir an önce ve koşulsuz şekilde silahlarını teslim etmelidir. Başta PKK/YPG/SDG olmak üzere hiçbir terör örgütünün bölgede kök salmasına, farklı adlar altında faaliyet yürütmesine asla izin vermeyeceğiz. BU YOLDA HİÇBİR TAVİZ VE PAZARLIK YOKTUR VE OLMAYACAKTIR Şu hususu özellikle belirtmek isterim ki bu süreçte atılacak tüm adımlar, şehitlerimizin aziz hatırasına asla leke düşürmeyecek; gazilerimizin onuruna, asaletine ve verdikleri emeklere de zarar vermeyecektir. Şundan gönül rahatlığıyla emin olunuz ki bu yolda hiçbir taviz ve pazarlık yoktur, olmamıştır ve olmayacaktır. Milletimizin birliğini, kardeşliğini ve güvenliğini zedeleyecek hiçbir adım atılmamıştır, bundan sonra da atılmayacaktır. Türkiye, asırlara uzanan derin ve köklü devlet aklı ve millî tarih şuurundan ilham alarak en kapsamlı planlamayla süreci yönetmektedir. Yegâne amacımız; artık evlatlarımızı yitirmediğimiz, kanın ve gözyaşının sona erdiği, çocuklarımızın sadece barış ve kardeşlik ortamında büyüdüğü bir geleceği inşa etmektir. Bu tarihî yolculukta aziz şehitlerimizin büyük mirasını yaşatmak, siz gazilerimize minnettarlığımızı ifade etmek ve çok kıymetli ailelerini her zaman baş tacı etmek en temel görevimizdir. Çok iyi biliyoruz ki şehit ve gazilerimizin kahramanlığı ve fedakârlığı olmasaydı, terör bitme noktasına gelmeyecek ve bugünkü sürece ilişkin kararlılık ortaya çıkmayacaktı. Bu yüzden en büyük ilham kaynağımız olan şehit ve gazilerimizin bu destansı mücadeleleri hiçbir zaman unutulmayacaktır. Bir asır önce İstiklal Harbi’mizi zafere ulaştırmak için en zor şartlar altında, gece gündüz demeden çalışan Bakanlığımız ve Genelkurmay karargâhımız, bugün de ülkemizin ulaştığı bu seviyeyi daha yukarılara taşımak için büyük bir şevk ve motivasyonla çalışmalarını sürdürmektedir. Millî Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri olarak ülkemizin her alanda elde ettiği başarıların korunması ve daha yüksek seviyelere çıkarılması için 'Türkiye Yüzyılı' hedeflerimiz doğrultusunda artan bir şevk ve gayretle faaliyetlerimizi icra etmeye devam edeceğiz. Bu konuda kahraman silah ve mesai arkadaşlarımın sahip olduğu yüksek nitelikleri, çalışma azmi, kararlılığı ve mesai mefhumu bilmeyen gayreti; en büyük dayanak noktamızdır. Bu vesileyle Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. ▪️Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi, rahmet ve minnetle yâd ederken, tedavisi devam eden gazilerimize acil şifalar diliyor, ▪️Gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Bu duygu ve düşüncelerle gerek törenin düzenlenmesinde gerekse sahne gösterisinin icrasında başta Millî Savunma Bakanlığı Armoni Mızıkamız, Mehteran Birliğimiz ve kıymetli solistlerimiz olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyor; Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla." #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

22,465 次观看 • 11 个月前

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ve beraberindeki TSK Komuta Kademesi, Cumhuriyetimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Kara Harp Okuluna girişinin 127’nci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen törene katıldı. Bakan Yaşar Güler, törende yaptığı konuşmada şunları söyledi: KARA HARP OKULUNDA, BİR MİLLETİN KADERİNE ETKİ EDECEK BÜYÜK BİR LİDERİN YOLCULUĞU BAŞLADI Cumhuriyetimizin kurucusu, büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Kara Harp Okuluna adım atışının 127’nci yıl dönümünde ilim ve irfan ocağı, şanlı yuva Harbiyede sizlerle birlikte bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu vesileyle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu kutsal çatı altında yetişerek vatan ve millet uğrunda her türlü fedakârlığı gösteren tüm kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyorum. Tarihimizin en köklü eğitim kurumlarından biri olan Kara Harp Okulu nice komutanların, devlet adamlarının ve fikir insanlarının yetiştiği, milletimizin kaderinde söz sahibi olmuş nesillerin yoğrulduğu bir ocaktır. İşte Mustafa Kemal’in de bu şanlı yuvanın kapısından içeri girdiği gün sadece bir askerî öğrencinin eğitim hayatı başlamamış, aynı zamanda bir milletin kaderine etki edecek büyük bir liderin yolculuğu da başlamıştır. Harbiyede kazandığı disiplin, düşünce derinliği ve sorumluluk bilinci; onu Millî Mücadele’yi zafere taşıyan ve Cumhuriyetimizi kuran bir önder hâline getirmiştir. Bugün, aynı kutlu mirasın taşıyıcıları olan sizlerin de Harbiyede kazandığınız bilgi ve birikim hem bir meslek yolculuğunun hem de asil milletimizin güvenliğini ve devletimizin istikbalini omuzlayacak bir komutanın yetişme sürecidir. Ben de bu sıralarda eğitim alıp 52 yıl önce mezun olmuş bir komutanınız olarak Harbiyeli ünvanı taşımaktan daima gurur duydum. İnanıyorum ki tarih boyunca buradan yetişen her Harbiyeli de aynı duygu ve düşüncelerle ülkemize ve şanlı ordumuza hizmet etmiştir ve etmeye devam etmektedir. Bu vesileyle Mekteb-i Harbiyenin bugünkü mümtaz seviyesine ulaşmasında katkısı olan herkese şükranlarımı sunuyor, ebediyete irtihal edenleri rahmetle anıyorum. ABD-İSRAİL VE İRAN ARASINDAKİ ÇATIŞMALARI BÜYÜK BİR DİKKATLE İZLİYORUZ Dünyamız yeni bir jeopolitik kırılma döneminden geçmektedir. Uluslararası sistemde dengeler hızla değişmekte, güç merkezleri arasındaki rekabet giderek sertleşmektedir. Güçlü olanın kendi çıkarlarını dayattığı bu ortamda uluslararası hukuk ihlal edilmekte, küresel nizamı sağlamak için oluşturulan kurumlar etkisini kaybetmekte, diplomasi ise giderek daha kırılgan bir zeminde yol almaktadır. Orta Doğu’dan Karadeniz’e, Doğu Akdeniz’den Kafkasya’ya uzanan geniş bir hatta savaşlar, vekâlet çatışmaları, enerji rekabeti ve jeopolitik hesaplaşmalar aynı anda yaşanmaktadır. Özellikle yakın coğrafyamızdaki gelişmeler bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır. Nitekim 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in, İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan ve İran’ın misilleme saldırılarıyla şiddetlenen çatışmalar, bölgemizi yeni bir kriz sarmalının içine sürüklemiştir. Türkiye olarak ilk günden itibaren tüm gelişmeleri büyük bir dikkatle takip etmekte, millî güvenliğimizi ilgilendiren her konuda gerekli tedbirleri kararlılıkla almaktayız. Diplomasiyi önceleyerek çatışmaların sona erdirilmesi için çaba sarf ederken bekamıza yönelebilecek ihlallere karşı koymakta son derece muktedir olduğumuzu da her fırsatta ifade ediyoruz. Çevremizdeki bu ateş çemberine rağmen ülkemiz, istikrar adası ve güvenlik merkezi olma vasfını sürdürmekte, bu konumunu korumak ve daha da güçlendirmek için Sayın Cumhurbaşkanımızın riyasetinde yoğun bir gayret göstermektedir. TSK, ÜLKEMİZİN VE MİLLETİMİZİN GÜVENLİĞİNİN EN GÜÇLÜ TEMİNATIDIR Çok iyi biliyoruz ki dünyanın en zorlu jeopolitik kuşaklarından birinde yer alan ülkemizin güvenliği, güçlü bir devlet yapısını, etkin bir diplomasiyi ve caydırıcı bir askerî kapasiteyi gerektirmektedir. Bu kapsamda binlerce yıllık köklü geleneğiyle Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; disiplinli yapısı, yüksek kabiliyetleri ve sahip olduğu saygın konumuyla ülkemizin ve milletimizin güvenliğinin en güçlü teminatıdır. Öte yandan devam eden sıcak çatışmalar dâhil yaşanan kriz ve savaşlar, askerî doktrini, savunma ve güvenlik tedbirlerini ve stratejik aklı sürekli geliştirmemiz gerektiğini de ortaya koymaktadır. Şüphesiz siz Harbiyeliler için de bu gelişmeler, yalnızca takip etmeniz gereken hadiseler değil, geleceğin komutanlarına çıkarılacak dersler sunan askerî tecrübe kaynağı mahiyetindedir. “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” HEDEFİMİZİN NE KADAR GEREKLİ OLDUĞU GÖRÜLMÜŞTÜR İçinde bulunduğumuz kritik süreçte “Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge” hedefimizin de ne kadar gerekli ve stratejik olduğu bir kez daha açıkça görülmüştür. Şu hususu özellikle vurgulamalıyım ki bugün tarihî süreç yürütülebiliyorsa bu, en başta kahraman ordumuzun yıllardır sürdürdüğü emsalsiz mücadeleler sayesinde olmuştur. Dolayısıyla gazi ve muzaffer ordumuz, kendisine tevdi edilen tüm görevleri başarıyla yerine getirdiği gibi bu mücadelede de üzerine düşeni yapmıştır ve yapmaya da azim ve kararlılıkla devam etmektedir. Binlerce yıllık engin devlet tecrübesiyle yürütülen süreç; - Bütün kirli hesapları altüst ederek asırlık oyunları bozacak, - Kalıcı güvenlik, huzur ve refah ortamı oluşturacak, Ve “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimize daha emin adımlarla ilerlememize imkân tanıyacaktır. DİSİPLİN OLMADAN BAŞARI SAĞLANAMAZ Kıymetli Harbiyeli evlatlarım; içinde bulunduğumuz bu kritik dönemde sizler milletimizin güvenliğini sağlayacak, devletimizin bekasını koruyacak, bayrağımızın hür dalgalanmasını teminat altına alacak, caydırıcı güce sahip ordumuzu yönetecek komutan adaylarısınız. Unutmayınız ki güçlü bir ordunun temeli; iyi yetişmiş, yüksek karakter sahibi ve stratejik düşünebilen subaylardır. Bu nedenle kendinizi her açıdan en iyi şekilde yetiştirmelisiniz. Şüphesiz ki bilgi sahibi olmadan güçlü olunamayacağı gibi disiplin olmadan da başarı sağlanamaz. Her zaman ifade ettiğimiz gibi kahraman ordumuzun en temel niteliği ve Türk askerini diğer ordulardan ayıran en belirgin özelliklerden biri mutlak itaat ve sarsılmaz disiplin anlayışıdır. Binlerce yıllık askerî geleneğimizden süzülüp gelen bu kültür, ordumuzun en büyük gücüdür. Disiplinle birlikte önemli bir husus da liderlik ve komutanlık özellikleridir. İyi bir lider ve gerçek komutan, öncelikle iyi bir karaktere sahip olmalıdır. Aynı zamanda en zor şartlarda dahi soğukkanlılığını koruyabilmeli, gelişmeleri neden-sonuç ilişkisi kurarak okuyabilmeli, doğru kararları verebilmeli ve astlarına güvenip onlara örnek olmalıdır. İşte şanlı yuva Harbiye de sizlere yalnızca askerî bilgiyi değil, aynı zamanda bu liderlik ruhunu da kazandırmayı amaçlamaktadır. Kıymetli Harbiyeliler, Zaman gerçekten çok çabuk geçiyor. Bu yüzden buradaki vakitlerinizi okulunuzun her türlü imkânını en iyi şekilde kullanarak verimli şekilde geçirmeye çalışın. Kendinizi ne kadar çok geliştirirseniz yarın o kadar kazançlı olursunuz. Harbiyeli için her yeni gün, kendini bir adım daha geliştirme ve milletine daha güçlü hizmet etme fırsatı olarak görülmelidir. İnançlı, planlı, çalışkan ve azimli olduğunuz sürece, başarı daima yanı başınızda olacaktır. Zira başarı tesadüf değildir, bütünleşik bir gayretin ve hedeflere inanma iradesinin sonucudur. İnanıyorum ki sizler; burada edindiğiniz millî, manevi ve mesleki değerlerinizle asil milletimize ve devletimize nice önemli hizmetlerde bulunacak, ülkemizin geleceğinin güvencesi ve kahraman ordumuzun gururu olacaksınız. ÜLKELERİNİZDE ÖNEMLİ GÖREVLER ÜSTLENECEKSİNİZ Değerli misafir Harbiyeliler; bu çatı altında edindiğiniz çağdaş eğitim ve bilgi birikiminin sizlere önemli katkılar sağlayacağına, kurduğunuz dostlukların da hayatınız boyunca büyük bir gurur ve güzel bir anı olacağına yürekten inanıyorum. Önümüzdeki yıllarda ülkelerinizde önemli askerî görevler üstleneceğinizden ve ülkelerimiz arasındaki savunma iş birliklerinin güçlenmesine büyük katkılar sunacağınızdan eminim. En büyük temennimiz burada kurduğunuz dostlukların ve aramızdaki kardeşlik bağının her şart altında yaşam boyu sürmesi ve her zaman gönlümüzde özel bir yeriniz olduğunu bilmenizdir. Kara Harp Okulumuzun değerli komutanları ve öğretim üyeleri; Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gelecekteki liderlerini yetiştirme gibi son derece önemli bir sorumluluğu üstlenmiş bulunuyorsunuz. Harbiyelilerimize kazandırdığınız her değer ordumuzun ve ülkemizin geleceğine yapılan çok değerli bir yatırımdır. Bugüne kadar gösterdiğiniz fedakârlık ve özverili çalışmalar için Kara Harp Okulunun siz kıymetli yönetici, komutan, personel ve öğretim görevlilerine teşekkür ediyor, bundan sonra da görev ve sorumluluklarınızı en iyi şekilde yerine getireceğinize yürekten inanıyorum. Bu duygu ve düşüncelerle; Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten en büyük Harbiyeli Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyor; aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum. Değerli Harbiyeli evlatlarım; eğitim hayatınızda sizlere üstün başarılar diliyor, her birinizi gözlerinizden öpüyorum. Bu vesileyle sizlerin ve kıymetli ailelerinizin Mübarek Ramazan Bayramı’nı da şimdiden en içten dileklerimle kutluyor, sizleri bir kez daha sevgiyle selamlıyorum. Ufkunuz açık, motivasyonunuz yüksek, başarılarınız daim olsun. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

47,472 次观看 • 5 个月前