sabri okur's banner
sabri okur's profile picture

sabri okur

@sabri_okur10,264 subscribers

Sabri Okur resmî twitter hesabıdır.

Shorts

Bu nasıl bir zihniyet yahu Biraz önce Risale-i Nur dersi için Soyak sitesinde bir medreseye gittim Baktım garip sesler geliyor Dikkat ettim tencere tava çalıyorlar Daha yeni deprem olmuş millet can derdinde evine giremiyor Bunların yaptığı şeye bak Ne diyelim Allah ıslah etsin.

Bu nasıl bir zihniyet yahu Biraz önce Risale-i Nur dersi için Soyak sitesinde bir medreseye gittim Baktım garip sesler geliyor Dikkat ettim tencere tava çalıyorlar Daha yeni deprem olmuş millet can derdinde evine giremiyor Bunların yaptığı şeye bak Ne diyelim Allah ıslah etsin.

67,284 Aufrufe

Elazığ’da, Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin talebelerinden Albay Hulusi Ağabey için yapılan mevlid programı, bu sene de çok feyizli ve bereketli oldu. Elhamdülillah. Kur’an’dan aşirler, Risale-i Nur’dan dersler okundu. Millet ve memleketimizin selameti için dualar edildi.

Elazığ’da, Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin talebelerinden Albay Hulusi Ağabey için yapılan mevlid programı, bu sene de çok feyizli ve bereketli oldu. Elhamdülillah. Kur’an’dan aşirler, Risale-i Nur’dan dersler okundu. Millet ve memleketimizin selameti için dualar edildi.

13,258 Aufrufe

Videos

sabri_okur's profile picture

Son zamanlarda böyle bir video meydana çıkarmışlar. Güya bununla Risale-i Nur'a ve talebelerine zarar verecekler. Bu vesileyle mühim bir kaç noktayı izah edeceğim. Biraz uzun olacak, fakat inşallah istifadeye medar olur. 1- Burası Çanakkale mevlidi, ben de oradaydım. Hatta bir iki kelam edeyim deyip başladım, videoyu orada kesmişler her ne ise. Üstadımızın vekil ve varislerinden o zaman hayatta olan, Hüsnü Bayram, Abdullah Yeğin, Ahmet Aytimur, Said Özdemir ve Salih Özcan Ağabeylerin hepsi oradaydı. Bu ağabeyler, kimi Üstadın hizmetinde, kimi de, Risale-i Nur'a ait neşriyatta, beraber ve birbiriyle daima irtibat halinde hizmet etmişler. Eğer bazılarının zannettiği gibi aralarında bir ihtilaf olsaydı, o zaman bir araya gelmeleri zaten mümkün olmazdı. Öyle ise neden böyle oluyor? Çünkü onlar, herbirisi bizzat Üstada muhatap oldukları için, Üstadımız her birisine, gerek Risale-i Nur'un basım ve neşrine, gerekse hizmeti nuriyenin muhtelif safhalarına ve sıhhatle devamına dair ayrı ayrı vazifeler vermiş. Onlar da Üstaddan sonra bu vazifeyi omuzlarında gördüler ve aynen devam ettirmek için de, ciddi bir gayret ve heyecana geldiler. İşte ihtilaf gibi görünen bütün bu gibi haller, hep bu mana içindir. Yoksa gaye ve maksatta daima bir ve beraber olup, ihlas, sadakat, fedakarlık, hizmet ve istikametleriyle, umum nur dairesine, daima örnek ve rehber olmuşlar. Allah hepsinden ebediyyen razı olsun. Amin. Risale-i Nur'u okuyanlar, bu meseleleri zaten bildikleri için ayrıca bir izaha ihtiyaç kalmıyor. Fakat Risale-i Nur'u bilmeyenler için, bu hakikatı bir derece izah etmek lazımdır ki, zihinleri bulanmasın. 2- Bütün Risale-i Nur eserleri, Bediüzzaman hazretleri hayatta iken, hem eski, hem de yeni yazıyla basılmış ve neşredilmiş. Isparta'daki Üstadımızın evinde ve başka bir çok yerde mevcuttur. İsteyen herkes görebilir. 3- Burada bahsedilen mektuplar, yine bizzat Hazreti Üstadımızın yazdığı lahika mektupları olup, bir kısmı yine Üstadımızın zaman ve mekan itibariyle, neşrini münasip görmediği ve vekil ve varislerine, ileride neşredersiniz dediği mektuplardır. Bir kısmını da, yine eski yazı ile aynen bırakmış ve zamanı gelince, yeni yazıyla neşredilsin, buyurduğu bazı mektuplardır. Vehhabiler bahsi veya sırrı inna a'tayna veya münafıklar ile alakalı. vesaire gibi kısımlar.. Hatta bizzat Salih Özcan ağabeyden duymuştum: Vehhabiler bahsini yeni yazıyla neşredelim diye Üstada söyledim. Şimdi olmaz deyip izin vermedi. Israr ettim, üç kör var, onlar gittikten sonra, dedi. Bu üstadın bir kerametiydi. Çünkü o zaman Arabistan'daki şeyhulislamın gözleri görmüyordu. Ondan sonra sırasıyla gelen ikisinin de gözleri görmüyordu. Üçü ölünce, Suud hükümeti, bundan sonra gelecekler kör olmasın diye karar aldılar. Bir kısmı da hususi şahıslara yazdığı mektuplardır ki, içinde mühim ve umuma faydası olacak bazı bahisler bulunduğundan, daha sonraki zamanlarda, onların da lahikaya girmesini yine bizzat Hazreti Üstadımız istemiş ve Barla lahikasında bunu şöyle ifade etmiş: "Re'fet kardeş! Sen de çok safalar geldin... Senin yanında bulunan ve risalelerde kaydedilmeyen ilmî parçaları münasip yerlerde veya Lâhika'da yazarsınız." Yoksa kat'iyyen Risale-i Nur'un içine haricen girmiş hiçbir mektup ve cümle yoktur ve olamaz ve olması da mümkün değildir. Hayatı pahasına nurları müdafa eden talebeleri buna asla müsaade etmez. Zaten yukarıda belirttiğimiz gibi Üstadımız hayatta iken bütün kitaplar basılmış ve aynı nüshalar mevcuttur. Şimdi hakikat böyle olduğu halde, yine çeşitli iftiralar ile Risale-i Nur'un te'sirini kırmak ve okunmasına mani olmak ve talebelerini kıymetten düşürmek için bunu yapıyorlar. Risale-i Nur hakikatları güneş gibi parlıyor. Milyonlar onunla imanını kurtarmış meydandadır. Dünyanın her tarafında bulunan Nur medreseleri ve dersler, kıyamete kadar devam edecektir. İnşallah. Risale-i Nur ve talebeleri ile uğraşanlar, hep rezil ve zelil oldular. Bizim vazifemiz ise, onların kurtuluş ve hidayeti için dua etmektir.

sabri okur

16,353 Aufrufe • vor 1 Monat