Sinan Aygül's banner
Sinan Aygül's profile picture

Sinan Aygül

@sinanaygul49,856 subscribers

Gazeteci #syndicom #IFJGlobal Siyaset Bilimci #BEU 2024-2025 Kürdoloji Öğrencisi #MAUN 2024-∞

Shorts

Ne yapıyor bunlar? Burası Tatvan-Reşadiye arasında Van Gölü kıyısında bir yer. Taş ocağı mı açılmış, taş mı kırılıyor, ocaktan gelen taş mı yıkanıyor bilmiyorum ama konkasörle bir işlem yapılıyor. Herkes #VanGölüKirlenmesin diye yırtınıyor ama bakın bunlar ne yapıyor;

Ne yapıyor bunlar? Burası Tatvan-Reşadiye arasında Van Gölü kıyısında bir yer. Taş ocağı mı açılmış, taş mı kırılıyor, ocaktan gelen taş mı yıkanıyor bilmiyorum ama konkasörle bir işlem yapılıyor. Herkes #VanGölüKirlenmesin diye yırtınıyor ama bakın bunlar ne yapıyor;

145,441 Aufrufe

Videos

sinanaygul's profile picture

"Senin kafanı çıktığın yere sokayım" "Bu gazeteci tayfası bana saygı duymak zorundadır" Bu sözler DEM Partili Tatvan belediye eş başkanının, belediyenin kar temizleme çalışmalarını eleştiren gazeteciye sarf ettiği sözler. Geçtiğimiz ay belediyenin kar temizleme konusunda yetersiz kalması üzerine sosyal medya hesabından eleştirel bir paylaşım yapan gazeteci Mücahit Tarlan'ı arayan eş başkan Mümin Erol gazeteciye hakaret edip tehdit etti. Aynı günün sabahında barışmak istediğini söyleyip aracılar vasıtasıyla belediyeye çağırdığı yüzde 64 engelli, kalp hastası gazeteci Mücahit Tarlan'a makam odasında yine hakaret ve tehdit etti. Tarlan'ın karşılık vermesi üzerine Mümin Erol, şoförü ve koruması olarak çalıştırdığı amcasının oğlu Abdullah Erol ile birlikte engelli gazeteciye saldırarak darp etti. Erol, hafif yaralanan gazeteciyi daha sonra darp raporu almaması ve şikayetçi olmaması için yeniden tehdit etti. Ekteki videoda telefon görüşmesinin ve makam odasındaki saldırı anının kayıtları ve yazışmaların ekran görüntüleri var. Gazeteci arkadaşımız can güvenliği olmadığı ve halen tehdit altında olduğu için ne şikayetçi olabiliyor ne sesini çıkarabiliyor. Bizzat kendim partinin ilgili yerlerine ilettim, tehdit edildiği için bir şey yapmaktan çekindiğini söyledim. Cinsiyetçi küfürler olduğu için kadın yapısı ayrıca bilgilendirildi. Asla kabul edilemeyeceğini gerekenin yapılacağını söylediler ancak söz konusu unsurla kirli ilişkiler içinde olan partinin yerel yönetimler komisyonu meseleyi bir şekilde örtbas etmeyi başardı. Komisyon önce aklamayı denedi ancak ısrarlı takibimiz sonucu Mümin Erol hakkında soruşturma başlatıp disipline sevk etmek zorunda kaldılar. Disiplinde 15 gün uzaklaştırma kararı alındı güya, fakat yine de yaptırım uygulanmadı. Kimseye bilgi verilmedi, sözde yaptırımda olduğu süre içinde belediyeye gidip normal işlerini yapmaya devam etti. Yani herhangi bir yaptırım uygulanmadı. Dün "Parti hukukuna tecavüz etmeyin" dediğim mesele buydu. Bir kez daha ettiniz, Allah belanızı versin ne diyeyim...

Sinan Aygül

196,579 Aufrufe • vor 3 Monaten

sinanaygul's profile picture

Devlet Bahçeli, Bese Hozat özelinde tarafların söylemsel düzeyde bile olsa gerilmelerine gerek yok. Herkes diline dikkat etmek zorunda ama herkes aynı zamanda kendi kitlesini konsolide tutmak zorunda, söylemler biraz da bu kaygıdan kaynaklanıyor. Bese Hozat'ın "Suç işlemedik, af istemiyoruz..." minvalindeki sözleri ilk değil, tek değil hepimiz söylüyoruz bunu zaten, yeni duymuş da şaşırmış gibi yapmasın kimse. 13 yıl önce aşağıdaki konuşmayı yaptığımda divanda Mehmet Uçum oturuyordu, Devlet Bahçeli "çözüm" diyen herkesi asacaz diyordu, CHP bugünden daha sert şekilde "Biz oynamıyoruz" diyordu, Bese Hozat henüz KCK eş başkanı olmamıştı ama bugün ne diyorsa o gün de onu diyordu. Öcalan'ın özgürlüğü ve "yasal düzenleme" dediğim için Mehmet Uçum daha sonra bana "Örgütlü bir şekilde bunu bilerek söylüyorsunuz, halkın Öcalan gibi bir derdi yok, Öcalan muhatap olamaz" demişti, bugün Öcalan'ı muhatap alanların beyin takımında, Devlet Bahçeli bu işe bulaşan herkesi asarız diyordu, öncülüğü o yapıyor şimdi, CHP o zaman daha radikal karşı çıkıyordu bugün düne göre çok daha makul bir çizgide, O gün "Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan" dediğimde hoşuna gitmeyen, sicilimiz bozulmasın diye bozulan tipler de bugün Kürt legal siyasetinin karar alıcı aktörleri olmuş, Roller çok değişti, tavırlar duruşlar çok değişti, her şey değişti ama Öcalan'ın muhataplığı meselesi, PKK'ye yönelik yasal düzenleme zorunluluğu meselesi değişmedi, devlet de o noktaya geldi çünkü işin doğasına uygun olan bu, yenilgi ya da zafer değil, olması gereken zorunluluk buydu. Hiçbir şeyi şeffaf yürütmeyen, gizli olması gerektiğini söyleyen taraflar bu tartışmaları da illa yapacaklarsa gizli yapsınlar, halkın önünde yapmasınlar bence. Bu ülkede toplumsal kırılma falan olmaz çünkü herhangi bir şeye kırılabilecek bir toplum yok ama gereksiz gerginlik provokasyonlara zemin hazırlar, o zemini vermemek lazım, eğer gererek bitirmek istemiyorsanız tabi. Herkesin bildiği basit bir gerçek var; Abdullah Öcalan'ı kendisine lider kabul eden Kürtlerin Öcalan'ın ve siyasi tutsakların özgürlüğü, PKK'ye yönelik, asla onur kırıcı olmayacak, yasal düzenlemeler, inkar, imha ve asimilasyonun son bulması ve toplumsal barışa, demokrasinin gelişmesine hizmet edecek adımlar gibi net ve somut talepleri var, ülkenin tamamının da bunlara ihtiyacı var. Bunlar kolaylıkla yapılabilecek şeyler, farklı bir ajandanız yoksa eğer, işi yokuşa sürmeye gerek yok, germeyin birbirinizi. 13 yıl önce söylemişim yine söylüyorum hem devlet hem PKK diline dikkat etmeli, her iki halkın da ciddi travmaları var, kimse öbürünün gözüne bir şey sokmaya kalkmasın, iki taraf da zarar eder. Besê Hozat başka şekilde ifade etse daha iyi olurdu denilebilir belki ama söylediği şey çok yalın bir gerçek, aynı fikirdeyiz hepimiz. Hepimiz dediğim Öcalan'ı lider kabul eden Kürtler, bütün Kürtler değil ama bütün Kürtlerin de bütün Türklerin de ihtiyaç duyduğu şey tam olarak budur.

Sinan Aygül

56,262 Aufrufe • vor 6 Monaten

sinanaygul's profile picture

Abartmayalım bakan bey... "Milletin birliğini beraberliğini bozmaya yönelik..." falan nedir bu? Seçimden yeni çıkmış bir belediye başkanı, resmi ve siyasi açıdan tarafsız olması gereken bir kurum olan belediyede rakip partinin genel başkanının fotoğrafının olmaması gerektiğini düşünmüş olacak ki resmi indirmiş, o şekilde fotoğraf çekilmesini istemiş. Görüntüden ve orada konuşulanlardan bunu anlıyoruz. "Devletin birliğini temsil eden sayın cumhurbaşkanının resmi" cümlesi bir Adalet Bakanı için çok talihsiz bir tanımlama. Fotoğrafın öyle bir özelliği yok, fotoğrafın indirilmesinin de birlik bütünlüğü bozmak gibi bir amacı yok. Erdoğan'ın fotoğrafının herhangi bir resmi kurumda asılmasının, Süleyman Soylu bakanken yayınladığı 31.07.2018 tarihli, 5369 sayılı ve "Sayın Cumhurbaşkanımızın Fotoğrafı" konulu genelgesi dışında hiçbir yasal dayanağı, zorunluluğu falan yok. Soylu yayınladığı genelgede İçişleri Bakanlığı ve bağlı birimlerin tamamında bina girişlerine cumhurbaşkanını fotoğraflarının asılması talimatını veriyor. Cumhurbaşkanının fotoğrafının asılmasının bunun dışında hiçbir dayanağı yok. Bu da hiçbir belediyeyi bağlamaz zira genelge 31 Temmuz 2018'de yayınlanıyor ve İçişleri Bakanlığı bünyesindeki kurum ve kuruluşları kapsıyor ancak belediyeler 10 Temmuz 2018'de İçişleri Bakanlığından ayrılıp Çevre Şehircilik Bakanlığına bağlanıyor. Yani bu genelge de belediyeleri bağlayan bir şey değil. Yani belediyelerin cumhurbaşkanını fotoğrafını bir yere asma zorunluluğu yok. Hiçbir mevzuatta böyle bir düzenleme yok. Dolayısıyla fiil her hangi bir yasaya aykırı değil, suç değil. Bakan soruşturma başlatıldı diyor. Fotoğrafın indirildiği tarihte "Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu" şüphesiyle bir incele başlatılmıştı. Yani zaten devam eden bir soruşturma süreci 2 aydır var. Soruşturmanın kovuşturmaya dönüşmesi Adalet Bakanının iznine tabi, ki bakan bey o izni zaten vermeye dünden razı gibi görünüyor. Ancak, Burada "Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu" yok. "Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu" olayı zaten başlı başına bir skandal ama o suç bile burada yok zaten. CB'ye hakaret suçu her ne kadar TCK 299'da ayrıca düzenlense bile esasen TCK 125'teki hakaret suçunun işlenmesinden ibaret. TCK 125 başta olmak üzere, hiçbir kanunda, kararda, içtihatte, doktrinde, teamülde, kahvehanede ya da sokakta "Fotoğraf İndirmek" diye bir suç yok. Ancak 2 ay önceki görüntünün kayyum tartışmaları olduğu bir dönemde servis edilmesi, özellikle sosyal medyada trollerle gündemleştirilmeye çalışılması, bakanın bu tarzdaki konuyla alakasız ve abartılı çıkışı niyetin farklı olduğunu gösterse de ve bir soruşturma başlatıldıysa bile takipsizlikle sonuçlanması gerekiyor yerleşik teamüllere göre.

Sinan Aygül

131,805 Aufrufe • vor 2 Jahren